21 Şubat 2014 Cuma

21.02.2014 Genel Gündem

21.02.2014
GÜNDEM
Abd: İnternet Yasası Kaygı Verici 
TBMM'den geçtikten sonra, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından da onaylanan internet düzenlemesine ABD'den tepki geldi. ABD, düzenlemeyi 'Düşüncelerini açıklama ve basın özgürlüğü konusunda kaygı verici' olarak niteledi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Marie Harf, "Bu yasa, ifade, basın özgürlüğünü ve internet üzerinden bilgiye erişimi sınırlandırıcı potansiyele sahip. AGİT'in (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) daha önce yaptığı açıklamalara katılıyor ve yasanın kabul edilmiş olmasından kaygı duyuyoruz" dedi. Sözcü Yardımcısı Harf, düzenlemenin Türkiye'de iş ve yatırım ortamını da olumsuz etkileyeceğine inandığını belirtti. Harf, Cumhurbaşkanı Gül tarafından onaylanan yasanın, TBMM'de ya da yasanın uygulanması konusunda bazı değişikliklere uğrayacağını düşündüklerini ifade ederken, "Türkiye'den, daha önce de birkaç kez belirttiğim gibi, temel ifade özgürlükleri ile özgür ve bağımsız medyayı savunmasını bekliyoruz" diye konuştu.
Radikal


Yetmez Ama Evet 
Anayasa Mahkemesi (AYM), tedbiren tahliye yetkisini 'yaşam hakkı' gerekçesiyle dün ilk kez Ergenekon sanığı, eski İnönü Üniversitesi Rektörü Fatih Hilmioğlu için kullandı. İstanbul Tıp Fakültesi'nden alınan "Cezaevi koşullarında kalması uygun değil" raporu üzerine AYM, 5 yıldır Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan Hilmioğlu'nun jet hızıyla tedbiren tahliyesine karar verdi. Karar oybirliğiyle ve "Yaşam hakkına yönelik ciddi bir tehlike var" gerekçesiyle alındı. Hilmioğlu, Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne defalarca başvurmuş ancak mahkemeden tahliye kararı çıkmamıştı. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi 19 Ağustos 2009'da 7 uzman doktorla verdiği raporda, tutukluluğun devamının hasta için ciddi tehlike oluşturacağını belirtmiş, mahkeme Adli Tıp'tan görüş istemişti. 28 Ocak 2010'da Adli Tıp tarafından verilen raporda "Hastalık tablosunun bu haliyle cezaevi şarltarlarında tehlike oluşturacağına dair tıbbi bulgular tespit edilmediği, 2 ay aralıklarla bir üniversite hastanesinde takiplerinin yaptırılması uygun bulunduğu oy birliği ile mütalaa olunur" denilmişti. Tahliye rapor gerekçe gösterilerek reddedilmişti. Bunun üzerine Hilmioğlu, 16 Ocak'ta AYM'ye bireysel başvuruda bulunmuştu. Hilmioğlu'nun başvurusu öncelikle görüşülmüş ve ön inceleme aşamasında AYM, tam teşekküllü bir hastaneden rapor istemişti. AYM'nin bu kararı üzerine Hilmioğlu İstanbul Tıp Fakültesi'ne sevk edilmişti. Fakültenin Hilmioğlu için 9 profesörün imzasıyla verdiği "Cezaevi koşullarında kalması uygun değildir. Tedavisinin tam teşekküllü hastanede sürmesi gerekir" raporu önceki gün AYM'ye ulaştı. Raporu hemen inceleyen AYM dün sabah oybirliğiyle, "tedbiren tahliye" kararı verdi.
Hürriyet
 
Meclis'te Bu Kez Kadınlar Tartıştı 
TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaşan "torba teklif" üzerindeki görüşmelerde kadın milletvekilleri arasında tartışma çıktı. CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın, AK Partililere yönelik, "Aksırıncaya kadar, tıksırıncaya kadar yiyorsunuz", "Oturduğunuz yerde ter ter tepinseniz de" sözleri büyük tepki aldı. AK Parti Grup Başkanvekili Belma Satır, Nazlıaka'nın "anarşi yaratmaya çalıştığını" söyledi. Nazlıaka'nın Kabataş olayı ile ilgili sözlerine ise AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık, "Siz Kabataş'taki kadını savunmuyorsanız kadın savunucusu olamazsınız " diye yanıt verdi.
Akşam
 
'Kanunsuz Dinlemeler Ciddi Ahlak Sorunu' 
İran'ın başkenti Tahran'da gerçekleştirilen ISIPAB 9. Konferansı'na giden TBMM Başkanı Cemil Çiçek, gündemdeki konuları da değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanan internet yasasıyla ilgili konuşan Çiçek, "Cumhurbaşkanı, yasayı onaylamadan önce bakanla ya da hükümetle görüştü. Kanunu geri gönderip tümünü yürürlüğe koymaktan bir ölçüde imtina etti, itiraz edilecek hususları da yeni bir düzenlemeyle çözmeye çalıştı" diye konuştu. İnternete ve sosyal medyaya düsen konuşmaları ve tapileri de değerlendiren Meclis Başkanı şunları söyledi: Türkiye'de kanunsuz dinlemelerle ilgili bir ahlaksızlık var. Maalesef bu çok ciddi bir ahlak sorunudur. Bundan da belli kesimler nasibini alıyor. Bunlara karsı olmalıyız."
Akşam
 
EKONOMİ 
ABD Doları                2, 1720               2, 2320
1 Euro                        2, 9781               3, 0604
İsviçre Frangı            2, 4404               2, 5079        
İngiliz Sterlini           3, 6188               3, 7187

İmmib'den 56 Kategoride 168 İhracatçıya Ödül 
Türkiye çapında 40 milyar doları aşkın ihracatı ile en yüksek ihracatı gerçekleştiren İstanbul Maden ve Metaller İhracatçı Birlikleri (İMMİB), 2013 yılının ihracat yıldızlarını 56 kategoride 168 ödül ile onurlandırdı. İMMİB çatısı altında; Elektrik Elektronik ve Hizmet İhracatçıları Birliği, Çelik İhracatçıları Birliği, İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği, İstanbul Maden İhracatçıları Birliği ve Mücevher İhracatçıları Birliği yer alıyor. Bu altı birliğin alt sektörlerinde faaliyet gösteren ve en yüksek ihracatı yapan ilk üç şirket ise ihracatın yıldızı olarak ödül almaya hak kazandı. İlk üç sırayı Vestel, Arçelik ve Habaş aldı. Önceki akşam düzenlenen ve İMMİB Koordinatör Başkanı Tahsin Öztiryaki'nin açılış konuşmasıyla başlayan İMMİB "2013 İhracatın Yıldızları" Ödül Töreni'nde TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci de birer konuşma yaptı.
Dünya
 
Aile Hasreti Milyarder Yaptı 
Facebook'un 19 milyar dolara değer biçerek satın aldığı WhatsApp'ın hikayesi 1992 yılında başlıyor. Jan Koum adında bir genç, Ukrayna'dan annesiyle beraber Kaliforniya'ya göç ediyor. Koum ve annesi o dönemlerde geçimini yemek fişi toplayarak sağlayadığı için Ukrayna'da kalan ailenin diğer fertlerini bile arayacak para bulamıyor. İşte tam da bu dönemde WhatsApp'ın ilk temelleri atılmış oluyor. Maddi zorluklarla geçen yaklaşık 10 yılın sonunda Koum, ABD'deki San Jose Devlet Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünü bitiyor. Koum, Yahoo'da çalışmaya başlıyor. Brian Acton ile tanışan Koum, WhatsApp'taki yol arkadaşını seçiyor. 2009'da Koum ve Acton, Yahoo'dan ayrılarak kendi girişimlerini kurma kararı alıyor. Karanlık bir odada sadece bilgisayar ekranın ışığı altında çalışan ikili, aylarca ücretsiz mesajlaşma uygulaması üzerine kafa yoruyor. Ancak başlangıç sermayesi isteyen WhatsApp, ilk aşamada hayata geçirilemiyor. Hatta Koum, Facebook'a giderek iş başvurusunda bulunuyor ve reddediliyor. 2009 Eylül'de WhatsApp uygulama mağazalarında yer alıyor. Milyar dolarlık girişimci Koum, uygulamayı kullanıcılara sunduktan sonra Twitter'a giriyor ve 'Fight Club' filmindeki Tyler Durden karakterinin sözlerini paylaşıyor: "Reklamlar yüzünden ihtiyacımız olmayan, sevmediğimiz otomobillerin ve giysilerin peşinde koşuyoruz". Filmdeki bu replik aslında Koum'un WhatsApp'taki modelini yansıtıyor. Bu modele göre WhatsApp'taki iletişim ücretsiz olacak ve kullanıcılara reklam gösterilmeyecek. Koum, Facebook'u da eleştiriyordu.
Radikal
 
Ukrayna'da Mağazalar Kapalı, Toplantılar İptal 
Ukrayna'daki olaylar Türkiye ile ticareti ve turizmi de olumsuz etkiliyor. "Ülkedeki 3 milyar dolarlık Türk yatırımı tedirgin bir bekleyiş içinde" diyen Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türk-Ukrayna İş Konseyi Başkanı Ruşen Çetin, olayların bulunduğu bölgedeki Türk mağazalarının kapandığını, bir çok bayi toplantısının da iptal edildiğini açıkladı. Ukrayna'da bir çok Türk markasının mağazası bulunduğunu belirten Ruşen Çetin, şu bilgileri verdi: "Kolins, Avva ve Ramsey gibi markalar bu bölgede çok etkin. Türk mağazalarında bir zarar söz konusu değil. Bölgedeki haraketliliğe göre bu mağazalar da tedbir amaçlı kapatılıyor. Satışlarda düşüş söz konusu. Ancak net bir şey söylemek çok doğru olmaz. Bölgedeki fabrikalar üretime ara vermeden devam ediyor. Ukrayna'ya yeni yatırım yapmayı planlayan bazı markalar şimdilik beklemeye geçti. Ukrayna ve Türkiye arasında turizmde de önemli bir potansiyel bulunuyordu. Ukrayna'da bir çok Türk şirketi bayi toplantıları düzenliyordu. Bu toplantıların da iptal edildiğini öğrendik."
Radikal
 
Onlıne Teslimiz 
Önceki gün, istihbarat hizmetleri ve MİT yasası ile ilgili değişiklik içeren yasa teklifi Meclis'e sunuldu. Bu yasa teklifi, giderek otokratik bir kamu düzenine kapıları sonuna kadar açarken; toplu bir finansal fişleme ile ekonomide de serbest piyasayı 'büyük birader' gözetimine alıyor. Eğer yasalaşırsa bankacılık sektörünü 'dışarıya' taşıyacak, sermaye kaçışına neden olabilecek son derece tehlikeli bir girişim bu teklif. Hukukun üstünlüğünün bireyler açısından da çöpe atılması, kişisel bilgilerin devletçe fişlenmesi gibi vahim unsurları bir tarafa, bu tür girişimlerin küresel konjonktürde ülke ekonomisini daha da kötü bir yöne çekeceği çok açık. Bırakın tahvil alımını azaltmayı, FED'in faiz artırmayı konuşmaya başladığı bir konjonktürde, hızla 'Orwell ülkesi' olmaya koşan bir ülkeye kısa vadeli sermaye de gelmez, gelen de kaçar. Kanun teklifine göre; kamu kurum ve kuruluşları ve bankalar, bilgi ve belge, veri, kayıt ne varsa MİT'e vermek zorunda olacak. Daha da ötesi, bu kuruluşlar kendi veri tabanlarını MİT'e bağlayarak doğrudan ve 'online' teslim etmiş olacak. Müşteri sırrı, ticari sır, kişisel veriler ve özel yaşamın gizliliği diye bir şey kalmayacak. Kamu sermayeli şirketler (örneğin THY ve Telekom) ve bankalar her bilgimizi MİT'e online olarak teslim edecek. Ne kadar paranız olduğu, ne kadar borcunuz veya kredi yükünüz olduğu, nakit akışlarınız, size borç verenler, alış-veriş yapanlar, kredi kartı harcamalarınız, yurtdışından hangi kitapları ısmarladığınız, nerede ne harcaması yaptığınız, gündelik alışkanlıklarınız ve zaaflarınız, abonelikleriniz, tıbbi sorunlarınız, tedavileriniz, hangi ilaçları kullandığınız, kimle nereye seyahat ettiğiniz, hangi otelde kaldığınız, size ait ne varsa devletin istihbarat örgütüne online teslim edilecek. Ülke yurttaşları için toplu ve de ayrıntılı bir fişleme programı demek bu. Bugünkü uygulamada bile ilgili cumhuriyet savcısı ya da mahkeme kararı olmadan bu bilgilere polisin bile erişimi mümkün değil. Herhangi bir şüpheli ile ilgili finansal bilgiler, BDDK ve SPK gibi kurumlarda bile ilgili adli mercilere bilgi vermekle görevlendirilmiş kişilerce araştırılarak yine savcılara yazılı olarak aktarılabiliyor. Ya da doğrudan bankalarca savcılıklara ya da mahkemelere yazılı olarak gönderiliyor. Anayasa bir kez delindikten sonra gerisi geliyor demek ki; Bu teklif, Anayasa'nın 20. Maddesine de açıkça aykırı bir teklif; "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz" diye başlayan maddeye, Başbakan Erdoğan'ın il il gezerek kabul edilmesini istediği 2010 referandumunda "Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir" fıkrası ilave edilmişti.
Hürriyet
 
Herkese Zorunlu 'Bes'lenme Yolda 
Geçtiğimiz yıl yüzde 25'lik devlet katkısı uygulamasıyla hızlı büyüyen bireysel emeklilik sisteminin (BES) yaygınlaşması için 'zorunlu katılım' planlanıyor. Bunun için emeklilik şirketleri ve Hazine, bir pilot uygulama konusunda çalışmalalar yapıyor. Hazırlanan taslağa göre, işe yeni başlayan herkesin bireysel emeklilik sistemine katılması zorunlu olacak. Ancak, poliçeyi devam ettirip ettirmemek gönüllü olacak. Bu pilot uygulama için gönüllü olacak şirketlerle, emeklilik şirketleri arasında bir anlaşma yapılacak. Yani bir şirket, işe yeni başlayan çalışanını sosyal güvenlik sistemine aldıktan sonra, anlaştığı emeklilik şirketinden zorunlu olarak BES sözleşmesi yapmasını isteyecek. Bu kişi daha sonra sistemde kalmak isterse ödemelerine devam edebilir. Sistemde kalmak istemezse poliçesini iptal edebilir. Buradaki amaç, herkesi BES'le tanıştırmak. Türkiye'deki tasarruf oranlarının artırılmasına katkı sağlamak. Ayrıca, 'zorunlu' uygulamaya çalışanların bakış açısının öğrenilmesinin yanı sıra 'sistemden çıkış' nedenlerinin de yanıtı aranacak. 'Otomatik katılım' adı verilen uygulama henüz taslak aşamasında. Ancak öğrenilen bilgilere göre, pilot uygulamaya bu yıl içinde geçilmesi planlanıyor. Bilindiği gibi Türkiye'de tasarruf oranı GSMH'nın yüzde 12'sine gerilemiş durumda. Tasarruf oranlarındaki düşüş cari açığın da en büyük nedenleri arasında. Sürdürülebilir ekonomik büyüme için Türkiye'deki tasarruf oranının yüzde 20'lere yükselmesi gerekiyor. Cari açığın ilacı olan tasarruf oranlarının artırılmasında da BES'e büyük pay düşüyor. Bunun için hükümet, geçtiğimiz yıl 1 Ocak itibariyle devlet katkısı uygulamasını başlattı. Sisteme 100 TL ödeyen herkese 25 TL'de devlet veriyor. Şu anda sistemdeki üye sayısı 4 milyon 264 bini aşmış durumda. Toplam fon tutarı da 25.5 milyar TL'yi buldu. Sektördeki fon tutarının bu yılsonunda 34 milyar TL'ye, üye sayısının ise 5.2 milyon olması bekleniyor.
Milliyet
 
K. Irak Petrolüne Yeni Hat Kurulacak 
Türkiye'ye akıtılan Kuzey Irak petrolü konusunda Bağdat zirvesinden de anlaşma çıkmadı. Bağdat yönetiminin, "SOMO'nun petrol ihracatından sorumlu tek kuruluş olduğu konusunda anlaştık" açıklamaları Kuzey Irak yönetimi tarafından yalanlandı. Türkiye sorunun çözümü için bir kez daha beklemeye geçerken, Kuzey Irak petrolünün Türkiye sınırına taşınması için yeni bir hattın hazırlıklarına başlandığı ortaya çıktı. Irak Başbakan Yardımcısı Hüseyin Şehristani, iki tarafın ortak bir metin üzerinde anlaşmaya varana kadar petrol satışının yapılmaması konusunda anlaştıklarını belirterek, "SOMO'nun petrol ihracatından sorumlu tek kuruluş olduğu konusunda anlaştık" dedi. Şehristani'nin bu açıklamaları ile Irak Başbakanı Nuri El Maliki'nin "Kuzey Irak heyetinden söz aldık, bundan sonra Bağdat'ın bilgisi dışında petrol ihraç etmeyecekler" açıklamaları ise Kuzey Irak yönetimi tarafından yalanlandı. Kuzey Irak yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani, "Biz kimseye hiçbir söz vermedik" dedi. Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Hükümet Sözcüsü Sefin Dizayi de Kuzey Irak petrolünün SOMO üzerinden dış pazarlara gönderileceğine ilişkin iddiaların gerçek dışı olduğunu açıklayarak, "Toplantı olumlu geçti. Kürdistan Hükümeti'nin ürettiği petrolü, dış pazarlara nasıl göndereceğiyle ilgili Bağdat'ın önerilerde bulunması kararı alındı. Fakat Federal Irak hükümetiyle hiçbir şekilde Kürdistan petrolünün, SOMO şirketi yoluyla dış pazarlara gönderileceğine dair bir anlaşma yapılmadı" dedi. Uluslararası tahkimle sorun yaşamak istemeyen Türk hükümeti ise Ceyhan'daki petrolü satmadan önce mümkün olduğunca Irak'ta mutabakat sağlanmasını beklemekten yana. Öte yandan, Norveçli enerji şirketi DNO, Kuzey Irak'ta işlettiği Tawke petrol sahasından ikinci bir petrol boru hattı inşa edeceğini açıkladı. Yeni hat da Kuzey Irak yönetiminin Türkiye sınırına yakın terminaline çekilecek. Bu hatta da Irak merkezi hükümetinin kontrolü bulunmayacak. Kapasitesi daha yüksek olacak.
Milliyet
 
Büyümede Avrupa Lideri Turkcell'den Yatırıma 2.1 Milyar TL
Turkcell, 2013 yılında yüzde 9 büyümeyle ikinci kez Avrupa'nın en fazla büyüyen operatörü oldu. 2013'te 11 milyar 408 milyon TL gelir elde eden Turkcell Grubu'nun net kârı ise yüzde 12 artışla 2 milyar 326 milyon lira olarak gerçekleşti. Turkcell'in 2013 yıl sonu gerçekleşmelerini bir toplantıyla açıklayan Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv, büyümede yüzde 38 artarak 1.4 milyar liraya yükselen mobil internet gelirleri ve yüzde 28 büyüyen grup şirketlerinin katkısının etkili olduğunu belirterek "Bu büyüme, bir takım çalışmasının sonucu oluştu. Ayrıca 5-6 yıldır yaptığımız yatırımlar fark yarattı. Geçen yıl da 1.8 milyar liralık yatırım yaptık. Bu yılki yatırım hedefimiz 2.1 milyar lira" diye konuştu. Geçen yıl 849 bin yeni faturalı abone kazanarak, toplam abone sayısını 35.2 milyona çıkardıklarını belirten Ciliv, Turkcell şebekesine geçen yıl 3.3 milyon yeni akıllı telefon kullanıcısı eklendiğini ve şebekedeki akıllı telefon sayısının 9.6 milyona, penetrasyon oranının yüzde 30'a yükseldiğini söyledi. Abone Başı Aylık Ortalama Gelir'in yüzde 4 artarak 21.7 TL, Abone Başı Aylık Ortalama Kullanım'ın ise yüzde 7 büyüyerek aylık 259 dakikaya ulaştığını kaydeden Ciliv, şunları söyledi: "Turkcell'in mobil internet gelirleri yıllık bazda yüzde 38 artarak 1.43 milyon TL oldu. Geçen yıl satışa sunduğumuz Türkiye'nin ilk yerli tasarım akıllı telefonu 'Turkcell T40' ise 3 ayda 140 bin adet sattı. Tüm T serisi telefonlarımız ise 1.2 milyon adet satıldı." Geçen yıl yönetim kurulunun değiştiğini hatırlatan Ciliv "Yeni yönetimimiz bize birçok konuda katkıları oluyor. Hızla birbirimize alıştık" dedi. Bu yıl temettü dağıtılıp dağıtılmayacağına ilişkin olarak ise Ciliv, Turkcell bu yıl genel kurul yapmayı başarırsa, temettü dağıtacağını açıkladı.
Star
 
Bu Binaları Yapanlar Delirmiş Olmalı 
Bu yıl üçüncüsü gerçekleşen Yeşil Binalar Zirvesi, ilginç tartışmalara konu oldu. Tartışmalardan en ilginci gazeteci Cüneyt Özdemir'in yönettiği ve Malatya'daki 5 bin kişilik Mehmet Kavuk Camii'nin ünlü mimarı Nevzat Sayın ile Zorlu Center, İstanbul Sapphire gibi projelerde mimarlık yapan Murat Tabanlıoğlu'nun katıldığı panelde gerçekleşti. Panelde ünlü mimar Nevzat Sayın, başta İstanbul olmak üzere şehirlere günümüzde yapılanları, sonraki nesillerin 'Atalarımız topluca aklını kaçırmış olmalı' diye değerlendireceğini söyledi. Çünkü yapılan birçok projenin tarihteki Selçuklu ve Osmanlı yapılarındaki incelikleri, nezaketi taşımadığına işaret eden Nevzat Sayın, şimdiki neslin Harran evlerine, Anadolu'daki ferah yapılara bakarak şaşırdığını, hayran kaldığını, aynı etkinin tersinin sonraki nesillerde bugün için geçerli olacağına ifade etti. Nevzat Sayın, 3. Yeşil Binalar Zirvesi'ndeki konuşmasında, yeşil binalar ile ilgili sektörde yeterli samimiyetin oluşmadığına değindi. Zirvenin düzenlendiği Swissotel'in yerinin, Şark Kahvesi'nin ve İnönü Köşkü'nün arazisinin 1875'te temeli atılan Aziziye Camii'nin arsasına ait olduğunu hatırlatan Sayın, "Bu cami için tonlarca taş getirilmişti ancak Sultan Abdülaziz tahttan indirilince proje rafa kalkmıştı. O projenin yerinde şimdi böyle binalar yer almışken, burada oturup yeşil binalardan bahsetmek ne kadar samimi olur?" diye sordu. Sayın, Boğaz'a nazır inşa edilen Zorlu Center için de, "O yapı orada olmamalıydı." ifadelerini kullandı. Zorlu Center'ın mimarlarından Murat Tabanlıoğlu ise bu eleştiriye, yine mimarlığını yaptığı İstanbul'un en yüksek binası Sapphire'i örnek göstererek, "Ben o dönemde 'yeşil olmalı' deseydim insanlar durup bakacaktı. Yüksek binalarda pencereler açılmıyordu. Biz açalım ve bahçeler olsun dedik." diye konuştu.
Zaman
 
Türk Müteahhitler Karayipler'e Açılıyor 
Dünyanın hemen hemen her yerine damgasını vuran Türk inşaat sektörü, bu defa Karayipler'e açılacak. Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Latin Amerika ve Karayip ada ülkelerinde inşaat sektörü açısından büyük bir potansiyel olduğunu, bunu değerlendireceklerini söyledi. Yılmaz, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyeliği konusunda bu ülkelerden destek istediğini belirterek, bu kapsamda 5 ada ülkesi temsilcisi ile görüşmeler yaptığını anlattı. Yılmaz, şöyle konuştu: "Biz Latin Amerika ve Karayip ada ülkeleri ile ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz. Bu kapsamda 6 büyükelçimizi 12'ye çıkardık. THY'nin sefer sayıları artıyor. Latin Amerika ülkeleri ile yatırım anlaşmaları yapıyoruz. Türkiye'nin küresel krizden başarı ile çıkması onların da çok ilgisini çekmiş. Tecrübelerimizden yararlanmak istiyorlar." Karayip ada ülkelerinin özellikle inşaat sektörü alanında Türkiye ile işbirliği yapmak istediklerini belirten Yılmaz, "Çünkü, oralarda Çin firmaları var ama Çinlilerin binalarını kalite açısından yetersiz buluyorlar. Türk müteahhitleri görmek istiyorlar. Biz Türk müteahhitlerini Latin Amerika ve Karayip ülkelerine yönlendireceğiz. Oralar her açıdan bakir bir alan. Bunu değerlendirmemiz lazım" dedi. Yılmaz, Türkiye'nin küresel krizden etkilenmemesinin en büyük nedeninin pazar çeşitliliğine verilen önem olduğuna da dikkat çekti. Yılmaz, "Sadece Avrupa pazarına bağlı kalsaydık, küresel krizi başarı ile atlatamazdık" diye konuştu.
Türkiye
 
DÜNYA 
Koreli Aileler 60 Yıl Sonra Buluştu 
1950-1953 yılları arasındaki Kore Savaşı yüzünden 60 yıldır birbirlerinden ayrı düşen onlarca Kuzey ve Güney Koreli aile, dün ilk defa buluştu. Kuzey Kore, pazartesi günü başlaması planlanan ABD-Güney Kore askeri tatbikatının gerçekleşmesi halinde buluşmanın iptal edileceği uyarısında bulunmuştu. Ancak dün 82 yaşlı Güney Koreli, otobüsle Kuzey Kore'ye gitti. Kumgang Dağı'ndaki bir merkezde gerçekleşen ilk buluşmada duygusal anlar yaşandı. Güney Koreli Li Du-young, "Bu kadar uzun süre ayrı kalmış olmanın ne demek olduğunu insanların anlaması güç. Hayatımda tek bir eksiğim vardı o da, erkek kardeşim. Artık ölsem de gam yemem" dedi. Li, erkek kardeşine Kuzey Kore'de pek bulunmayan çikolatalı bisküvilerden de götürdü. Buluşmalar, 25 Şubat'a dek sürecek. Her buluşmaya 100 kadar kişi katılıyor. Güney Kore buluşmaya kimlerin katılacağını belirlemek için kura çekiyor.
Radikal
 
Kim Vurduya Gittiler 
Kasım ayında Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç yönetiminin AB ile yapılması planlanan ortaklık anlaşmasını iptal etmesiyle patlayan gösteriler nedeniyle diken üzerindeki Ukrayna'nın başkenti Kiev tarihinin en kanlı toplumsal olayıyla karşı karşıya. Son iki günde yoğunlaşan çatışmalarda ölenlerin sayısı 90'a yaklaştı. 28 kişinin öldüğü 275'ten fazla kişinin ise yaralandığı ilk günkü çatışmaların ardından taraflar arasında sağlanan ateşkes kısa ömürlü oldu. Polis ile göstericiler arasında göz yaşartıcı gazlı, molotof kokteylli, taşlı-sopalı çatışmalara dün de gerçek kurşunlar karıştı. İçişleri Bakanlığı, 67 polisin rehin alındığını açıkladı. Dün sabaha karşı Maidan'da önce silah sesleri duyuldu ardından, polisle göstericiler arasında çatışmalar şiddetlendi. Muhalifler, dünkü çatışmalarda 60'dan fazla direnişçinin öldüğünü öne sürdü. Sağlık Bakanlığı ise 3 günde 75 kişinin öldüğünü duyurdu. Göstericilerin geçici sağlık merkezi olarak kullandığı Ukrayna Oteli'nin lobisine dün 10 kadar ceset getirildi. Buna karşılık ateşi kimin açtığı netlik kazanmadı. Ukrayna İçişleri Bakanlığı ölümlere Maidan'ın çevresindeki binalara konuşlanmış muhalif keskin nişancıların ateşinin yol açtığını iddia etti. Ukrayna televizyonunda yayınlanan bazı görüntülerde Berkut çevik kuvvet polislerinin 7,62 kalibrelik Kalaşnikov otomatik tüfeklerle ateş açtığı görüldü. Eylemciler polisi meydandan püskürtürken geride onlarca ceset kaldığı görüldü. Bazı göstericilerin yakaladığı polisleri rehin aldığı ve bilinmeyen bir yere götürdüğü bildiriliyor. "Berkut" güvenlik güçleri, komutanları ortalardan kaybolunca, direnişçilere teslim olmaya başladı. İçişleri Bakanlığı, 67 polisin rehin alındığını doğruladı. Bakanlık, "Polisler rehineleri kurtarmak için silah kullanma hakkına sahip" açıklaması yaptı. Polis, Kiev'deki eylemlere destek vermek için çevre kentlerden gelenleri engellemek için tren seferlerini iptal etti, otobüslerle gelenleri engellemek için başkente giden bütün yollara barikat kurdu.
Hürriyet
 
Suriye Sınırında Dev Patlama 
Kilis'in Öncüpınar Gümrük Kapısı'nın karşısındaki Suriye'nin Esselame Sınır Kapısı'nda Irak Şam İslam Devleti'nin düzenlediği belirtilen saldırıda 26 kişi öldü. Bomba yüklü araçla dün saat 15.45 sıralarında yapılan saldırı sonrası çok sayıda araç yanarken, ölen ve yaralananlara ilk müdahaleyi çevredeki halk yaptı. 40'ın üzerinde yaralı, sınıra gönderilen ambulanslarla Kilis Devlet Hastanesi'ne taşındı. Patlama sonrası 20 kişinin olay yerinde, 6 kişinin ise tedavi için getirildikleri Kilis Devlet Hastanesi'nde öldüğü öğrenildi. Patlama Türkiye tarafında da korkuya yol açarken bölgede güvenlik önlemleri artırıldı. Kilis Valisi Süleyman Tapsız, bölgeye giderek yetkililerden bilgi aldı. Güvenlik gerekçesiyle Öncüpınar Gümrük Kapısı, geçişlere kapatıldı, yalnızca yaralıların geçişlerine izin verileceği açıklandı. Özgür Suriye Ordusu kontrolünde bulunun bölgeyi IŞİD güçleri ele geçirmeye çalıştığı belirtildi. Kilis Valisi Süleyman Tapsız, patlamayla ilgili yaptığı açıklamada yaralılardan 18'inin 10 yaşından küçük olduğunu söyledi. Sınır kapısındaki kampa yakın caminin yanında aracın patlatıldığını söyleyen Vali Tapsız, "İlk belirlemelere göre 46 yaralı var. Yaralılardan 18'i 10 yaşından küçük" dedi.
Hürriyet
 
Kroki Çizerken 'Hayal' Olmuş 
Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink cinayetinde bir türlü soruşturmaya dâhil edilmeyen ve haklarındaki dosyalar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararına rağmen işleme konulmayan kamu görevlileri hakkında 4 yeni kanıt ortaya çıktı. Avukatların saptamalarına göre, emniyet yetkilileri, cinayetten önce dinlemeye alınan cinayetin azmettiricileri Erhan Tuncel ve Yasin Hayal'in dinleme kayıtlarını çözümünü bile yaptırmadan imha etti ve Hayal'in cinayetle ilgili krokiyi çizmek için İstanbul'a geleceği aşamada dinleme faaliyetini sonlandırdı. Dink ailesinin avukatları, Trabzon Başsavcılığı'na konuya ilgili suç duyurusunda bulundu. Avukatların, Trabzon Başsavcılığı'na gönderdiği dilekçede, açığa çıkartılan yeni kanıtlar şöyle sıralandı: Devlet Denetleme Kurulu (DDK) raporuna göre, Hayal'in telefonları 8 Kasım 2005-3 Ağustos 2006 arasında yaklaşık 9 ay dinlendi. Erhan Tuncel için de 13 Temmuz 2006-22 Şubat 2007 arasında 7 ay dinleme yapıldı. Ancak, cinayet öncesinde bu telefon dinlemelerinin çözümleri yapılmadı. DDK raporuna göre, Hayal hakkında, Dink cinayeti için kroki çizmek amacıyla İstanbul'a geldiği dönemde hakkında dinleme kararı bulunmuyordu. Garip biçimde, Hayal'in İstanbul'da olduğu 3 Ağustos 2007 -27 Eylül 2006 arasında dinlemeler kesildi. Daha sonra yeniden dinleme kararı çıkarıldı. Hrant Dink'in avukatları suç duyurusu dilekçesinde, dönemin Trabzon Emniyet Müdürleri Ramazan Akyürek ve Reşat Altay ile Emniyet İstihbarat Şube Müdürleri Engin Dinç ve Faruk Sarı ile istihbarat polisleri Ercan Demir, Özkan Mumcu, Muhittin Zenit ve Mehmet Ayhan hakkında soruşturma ve dava açılması istendi. Dilekçede, cinayeti engelleme görevini yerine getirmeyen Trabzon Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü görevlileri başta olmak üzere diğer görevliler hakkında da soruşturma açılması talep edildi.
Milliyet
 
6.5 Ay Sonra İlk Telefon! 
ABD Başkanı Barack Obama ve Başbakan Tayyip Erdoğan, 7 Ağustos 2013'te yaptıkları son telefon görüşmesinden 6.5 ay sonra çarşamba günü ilk kez telefonlaştı. Beyaz Saray yetkilileri Milliyet'e Başkan Obama'nın telefon konuşmasını Air Force One uçağından yaptığını açıkladı. Uzun bir aradan sonra ilk kez konuşan iki liderin gündemi ise yoğundu. Beyaz Saray konuşmanın içeriği ile ilgili yazılı açıklamasında "Başkan Obama, Türkiye ile güçlü ve karşılıklı saygıya dayanan ikili ilişkilere verdiği önemi teyit etti ve Türkiye'nin pozitif angajman yoluyla dünyada liderlik gösterebileceğine yönelik düşüncelerini dile getirdi" ifadelerini kullandı. İki liderin Suriye'de büyüyen terörist varlığını ele almak için yakın işbirliğinin önemi konusunda mutabık kaldığı ifade edildi. Ankara ve Bağdat arasında ilişkilerin gerilmesine neden olan Kuzey Irak petrolü de gündemdeydi. Başkan Obama ve Başbakan Erdoğan, enerji konularında ortak zemini bulmaları için Bağdat ve Erbil'in teşvik edilmesini tartıştı. "(Liderler) iki tarafın varacağı anlaşmanın desteklenmesinin önemini ele aldı" ifadesi Türkiye'nin bu konuda iki tarafa eşit mesafede durması gerektiği şeklinde yorumlandı. ABD, Kıbrıs'ta yeniden başlayan çözüm müzakerelerine tam destek vermişti. Konu görüşmede de gündeme geldi. Beyaz Saray "Başkan, Kıbrıs meselesinde, çözüm müzakerelerinin yeniden başlaması çabalarındaki yapıcı rolü nedeniyle Başbakan Erdoğan'a teşekkür etti" dedi. Erdoğan'ın, bugün Boeing 737 Barış Kartalı uçağının açılışının yapılacağını not etmesi de konuşmanın ilginç detaylarından biri oldu. "Başkan ve Başbakan, İsrail ile normalleşme anlaşmasının hızlı biçimde sonuçlandırılmasının önemi" hakkında da konuştu. Başkan Obama geçen yıl mart ayında İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun Mavi Marmara olayı ile ilgili Ankara'dan özür dilemesine bizzat aracı olmuş ancak tazminat konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle ilişkiler bir türlü normalleşmemişti.
Milliyet
 
Kim'den Lükse Yılda 716 Milyon Dolar 
Halkın açlıktan ölmemek için yurtdışından gelen gıda yardımlarına muhtaç olduğu Kuzey Kore'yi yöneten Kim Jong-un'un lüks harcamalarının yılda 716 milyon doları bulduğu ortaya çıktı. Birleşmiş Milletler'in (BM) Pyongyang yönetiminin insan hakları ihlallerine dair hazırladığı 374 sayfalık raporda, 2012'de babası Kim Jong-il'in ölümüyle iktidarı devralan Kim'in dudak uçuklatan harcamaları da yer aldı. Rapora göre kendisine özel bin kişilik bir tiyatro salonu inşa ettrien Kim, onlarca Mercedes marka araba ve piyano satın aldı. Rejimin eski bir üst düzey yetkilisi verdiği tanıklıkta Kim nakit gelirinin önemli kısmını fildişi boynuzu kaçakçılığından ve alkolün yasak olduğu Müslüman nüfuslu ülkelerde kaçak içki satışından elde ettiğini öne sürdü.
Milliyet
 
İsrail'den İran'a Atina Üzeri Silah Satışı 
İngiltere'nin Telegraph gazetesi, ABD İç Güvenlik Bakanlığı'nın İsrail'in İran'a silah sattığı iddiaları hakkında soruşturma başlattığını yazdı. İsrail'le İran arasında ortaya çıkarılan silah ticaretinin, iki ülke arasındaki düşmanlığın arka planında farklı ve karmaşık bir ilişki kurulduğunu ortaya koydu. Yunanistan basını, İsrail'in Aralık 2012 ve Nisan 2013 tarihlerinde 2 kez daha İran'a silah sattığını öne sürdü. İsrail'den İran'a gönderilen askeri teçhizatın İsrail'in Binyamina-Givat Ada bölgesindeki bir limandan gerçekleştirildiği bildirildi. Yunanistan'da Tassos Karras SA adlı hayali bir şirkete gönderilen silahlara, İran'a doğru yola çıkmadan önce Yunanistan yetkilileri tarafından el konulduğu bildirildi. Bu arada İsrail'in Yediot Ahranot gazetesinde yer alan bir haberde ise, Binyamina- Givat Ada'dan 10 yıl önce de İran'a silah satışı yapılmak istendiği ancak şüphelilerin yasal işlem yapılmadan serbest bırakıldığı vurgulandı. Uzmanlar, Amerikan yönetiminin, Batı ile İran arasında kalıcı nükleer anlaşmaya karşı çıkan İsrail'i yavaşlatmak için bu bilgiyi basına sızdırdığını öne sürdü.
Star
 
Alman Lider Türkiye'de Güçler Ayrılığını Yorumladı: Tedirginiz 
Doğu Almanya'da komünizm baskısına karşı verdiği mücadele ile tanınan Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck, Türkiye'de son dönemde yaşananların endişeye sebep olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda yabancı gazetecileri ağırlayan Gauck, "Hükümetin davranışları bizi tedirgin ediyor. Modern Türkiye'de güçler ayrılığı bizim anladığımız manada mı, yoksa değil mi? Öyleyse polise ve yargıya müdahaleleri nasıl yorumlayacağız?" diyerek şaşkınlığını ifade etti. Türkiye'de siyasi ve demokratik önemli değişimler yaşandığını, ülke içerisinde istikrarın bölgesel kaosa rağmen korunduğunu hatırlatan Alman lider, "sivil toplum, seçimler ve bağımsız medyanın" önemine dikkat çekti. Gauck, ümit artıran kazanımların yok olmasını arzu etmediklerinin altını çizdi. Alman siyasetçi, "Ben güzel bir hedefe doğru yolun 5'te 4'ünü geride bırakan Türkiye'nin geriye kalan 5'te 1'i de aşacağına inanıyorum." ifadelerini kullandı.
Zaman 

POLİTİKA 
'Erdoğan Esad Devleti Kurmak İstiyor' 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM'ye sevk edilen MİT düzenlemesini, "Başbakan Erdoğan, Esad devleti kurmak istiyor" diye eleştirdi. Türkiye'nin istihbarat devleti yapılmak istendiğini ve önümüzdeki süreçte bazı senaryoların gündeme konabileceğini ileri süren Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı'nın internet yasasını onaylamasını ise "Aşağıda ya da yukarıda bir koltuğu garantilemek için" diye açıkladı. Kılıçdaroğlu, internet, HSYK ve MİT düzenlemeleri ile ilgili Hürriyet'e şu değerlendirmeleri yaptı: Sayın Cumhurbaşkanı, anayasaya aykırı olduğunu açık açık bildiği halde internet düzenlemesini imzaladı. Bunu, iktidarla pazarlık sonucu yaptı. Anayasada, Cumhurbaşkanı'nın iktidarla pazarlık gibi bir görevi yok. Bu onay ve arkasından istenen iki maddelik düzenleme TBMM'ye saygısızlıktır. Çünkü Cumhurbaşkanı, kuvvetler ayrılığı ilkesine rağmen TBMM'yi devre dışı bırakan bir pazarlığa giriyorsa, bu demokrasi için büyük bir ayıptır.
Radikal 

O Polisler Kaçtı 
Başbakan Tayyip Erdoğan, milletvekilleriyle yaptığı kahvaltılı toplantıların ikincisinde, ofisine yerleştirilen dinleme cihazı ile ilgili ilginç açıklamalarda bulundu. "Ofisime böcek yerleştirenler yurtdışına kaçmış" diyen Erdoğan, kaç kişi oldukları konusunda ayrıntı vermedi. AK Parti genel merkezinde basına kapalı yapılan kahvaltılı toplantıda, Erdoğan, milletvekillerinin seçimler ve paralel yapı ile ilgili sorularını yanıtladı. Erdoğan, şunları söyledi: "Ofisimdeki böcekle ilgili soruşturma tamamlandı. Paralel yapı ile birlikte hareket eden o güvenlik görevlilerinin yurt dışına kaçtığı tespit edildi. Madem suçsuzlar niye kaçıyorlar? Kayıt altında olmayan dinleme cihazları tespit ettik. Emniyetin çatısındaki cihazlar onlar değil. Onların çürüğe çıkan cihazlar olduğu ortaya çıktı. Kayıp olanlar hâlâ ortada yok. İzlerini sürüyoruz. Bu cihazlarla halen dinleme yapıldığını düşünüyoruz. Şimdi fişleme yapıyorlar diye bağıranlar var. Asıl fişleme onlar tarafından yapılmış." Erdoğan, bir milletvekilinin "Cemaat'in yurtdışındaki okullarının ABD ile bağını bilmeyen yok. MİT bunları ortaya çıkaramıyor mu?" sorusuna, "Bunlar burada konuşulacak konular değil. Her yeri dinliyor olabilirler" yanıtı verdi. Erdoğan, "Paralel yapının MEB, Adalet Bakanlığı ve emniyette kadrolaştığı doğru mu?" sorusuna, "Evet ama arkadaşlarımız her türlü önlemi aldı, gereğini yapıyorlar" yanıtı verdi. Erdoğan şöyle devam etti: "Bunlara itimat etmiştik, suistimal ettiler. Farkettik ki alttan alta örgütlenmişler. MİT olayı bunları su yüzüne çıkardı. Daha önceden şüphelerimiz vardı, ama bu olay herşeyi su yüzüne çıkardı. Bu yapının amacı, önce yerel seçimlerde, ardından da cumhurbaşkanlığı seçimlerinde partiyi sıkıntıya sokmak. Bunların tabanıyla hiçbir sorumuz yok, örgütlü yapıyla ise her türlü mücadeleyi yapacağız. Seçimlerden de başarıyla çıkacağız, yeni Türkiye'nin miladı 30 Mart olacak."
Hürriyet 

İktidara Gelince Hesap Soracağız 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli iktidara gelmeleri halinde bugünkü iktidardan hesap soracaklarını söyledi. Başbakan Erdoğan'a seslenen Bahçeli, "'Bugün için kendini kurtarabilirsin. Ama Cenabı Allah lütfedip MHP iktidar olduğunda bütün bunların hepsini masanın üstüne kor, yedi sülalenden bunun hesabını sorar. Yüce Divan'a gitmekten başka çıkış yolunuz olmaz" dedi. Seçim çalışmaları için geldiği Kırşehir'in Kaman İlçesi'nde Bahçeli ilk olarak belediyeyi ziyaret etti. Belediye Başkan ve MHP başkan adayı Erhan Talu ile bir süre görüşen Bahçeli, daha sonra belediye önünde kurulan platformdan halka seslendi. Türkiye'yi il il dolaşarak 30 Mart'ta yapılacak yerel seçimlerin önemini anlattığını kaydeden Bahçeli, vatandaşlardan 30 Mart pazar günü yapılacak yerel seçimlerde mutlaka sandığa gitmesini istedi. Bahçeli, "Sandığa giderek yüksek katılımla milli iradeyi orada oluşturmalısınız. Mazeret öne sürerek sandığa gitmemek, bu başlangıcı engelleyebilir. Hepimiz sandığa gitmeyi başarmalı, vicdanen muhasebemizi yaparak, gelişmeleri bilerek ve anlayarak tercihlerimizi ortaya koymalıyız" dedi. Başbakan'ın yolsuzluk ve rüşvet üzerine her şeyi kapatmak istediğini, dillendiren herkesi kendisine komplo yapan vatan haini ilan ettiğini söyleyen Devlet Bahçeli şöyle konuştu: "65 gündür söylediği bu. Demiyor ki, 'bu bu kadar yayılmış halkım bunu konuşuyor gazeteler bunu yazıyor, bunları kapatacağımız yerde bu millet beni yüzde 51 ile iktidara getirdi, sorumluluğum var. Milletin sorunlarını çözemedim, ama hükümetimle ilgili yolsuzluk konuşuluyor, bunu önlemem lazım.' Savcı ve yargı mensuplarını azarlayıp kıyım yapacağın yerde 'Gelin bakalım mahkemelerin değerli savcı hakim ve üyeleri kolluk kuvvetleri olarak emniyetin tamamını görevlendiriyorum. Yolsuzluk ve rüşvetin köküne kadar gidin nereye kadar dayanırsa dayansın. Diyerek babalık yapamıyor. Çünkü oğlu var. Oğlunun babası ama, Türkiye'deki hiçbir Bilal'in babası olamıyor. Oturdukları zaman da devlet baba diyorlar. Hayır öyle de değil. İşte gördünüz durumu Şimdi kalkmış herkesi suçluyor." Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a seslenen Devlet Bahçeli konuşmasını şöyle tamamladı: "Bugün için kendini kurtarabilirsin. Ama Cenabı Allah lütfedip MHP iktidar olduğunda bütün bunların hepsini masanın üstüne kor, yedi sülalenden bunun hesabını sorar. Yüce Divan'a gitmekten başka çıkış yolunuz olmaz. Zaten sürekli havada ve havaalanında dolaşıyorsun. Gitmediğin ülke kalmadı. Oralardan bir yer beğenmişsen oraya da kaçıp gitmeye çalışabilirsin. Ama nereye gidersen git bu millet iradesi kulağından tutar Ankara'ya getirir. bunun hesabını senden sorar. Hepiniz diyorsunuz bu olabilir mi acaba. MHP bunu yapabilir mi? İsterseniz bir deneyin bakalım nasıl olacağını göreceksiniz. Denemenin ilk işareti 30 mart, sonra Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri var."
Milliyet

SPOR 
UEFA Avrupa Ligi 2. Turu'nda deplasmanda İtalyan devi Juventus'la karşılaşan Trabzonspor, müsabakadan 2-0'lık yenilgi ile ayrıldı. Bu sonuçla Bordo-Mavililer 14 maçlık Avrupa'daki yenilmezlik serisine nokta koyerken 27 Şubat'ta Avni Aker Stadı'nda oynanacak rövanş maçı için de umudnun azalttı. Bu arada Hami Mandıralı da takımının başında çıktığı ilk Avrupa maçını kaybetti. Maça oldukça tutuk başlayan Karadeniz temsilcisi karşısında Juve, önce Tevez'le 5. dakikada tehlike yaratırken aradığı golü 15. dakikada biraz da şansını yardımıyla buldu. Bu anda Olcan'a çarpan top Osvaldo'nun önünde kaldı. 28 yaşındaki oyuncu Onur'u avlayarak hem takımını 1-0 öne geçirdi hem de siyah beyazlı formayla çıktığı ilk Avrupa maçında golle tanışmış oldu. İkinci yarıda biraz daha rakip kaleye gitmeyi düşünen bir Trabzonspor vardı. Ancak 61. dakikada Trabzonsporlu taraftarlar, meşale yakıp, sahaya maytap atınca, hakem 1 dakikalığına oyunu durdurdu. 72'de ise Olcan beraberlik golünü buldu ama hakem tartışmalı bir kararla Yusuf'un asistinin çizgi dışından yapıldığını söyledi. Kalan bölümde Trabzon, Juve üstünde baskı kursa da skoru belirleyen Pogba oldu: 2-0.
Radikal
 
Tahkim Kurulu, dün PFDK'nın verdiği cezalara itirazları karara bağlamak üzere toplandı. Toplantıda, Fenerbahçe Genel Sekreteri Mahmut Uslu ve futbolcu Egemen Korkmaz'a verilen cezalar onanırken, başkan Aziz Yıldırım'ın dosyası görüşülmedi. Sarı lacivertli yöneticiler, itirazlarını zamanında yapıp, gerekli harcı süre dolmadan yatırdıklarını söylerken, Tahkim Kurulu yetkilileri, toplantının bittiği saat 16.00'ya kadar Yıldırım ile ilgili bir başvuru gelmediğini söylediler. Bu gelişmeler sonrası, F.Bahçe akşam saatlerinde bir açıklama yaparak, Aziz Yıldırım'ın Tahkim Kurulu'na verdiği savunmayı yayınladı. Açıklamada Yıldırım, ceza almasına yol açan olayla ilgili bir değerlendirme yapmazken, sert ifadelerle eleştirilerde bulundu.
Hürriyet
 
Galatasaray Liv Hospital TOP 16 F Grubu'nda, Partizan'ı deplasmanda 78-70 yenerek, 7. maçında 3. galibiyetini aldı. Gencecik bir takım Partizan, önemli isimleri eksik. Ancak müthiş bir taraftar desteğine sahip. Gruptaki tek galibiyetlerini CSKA karşısında almaları ne denli tehlikeli bir ekip olduklarının ispatı. Dedik ya gençler, eksikler Nasıl oynayacakları tahmin ediliyordu. Oyunu dışarıda Bogdanovic, boyalı alanda Lauvergne'in üzerine yıkacakları belliydi. Maçın başında Hairston tutamadı Bogdanovic'i, ardından Göksenin aldı. O yavaşlattı, bu kez de hücum aksadı. İkisini yapan isim Sinan oldu. Ender'in oyuna girişi tempoyu kontrolümüze geçirmişken, Sinan'ın katkısıyla işler lehimize döndü. Boyalı alanı da Furkan'ın karartması ilk periyodu 26-22 geride bitiren temsilcimizin 2. çeyrekte sadece 11 sayı yiyerek devreyi 43-36 önde kapatmasını sağladı. Ender sahada olduğu anda işlerin daha kolay olduğu 2. yarıda anlaşıldı. Haftalardır süren müthiş oyununu yine sahaya yansıttı milli basketbolcu, Arroyo'yu da rahatlattı. Zaten savunmada sert olunduğunda, rakibe tempo şansı tanınmadığında aradaki güç farkı iyice ortaya çıktı. Çünkü yemediği zaman bir şekilde atıyor Galatasaray. Domercant'ın eski günlerini anımsatır performansı, temsilcimizin 3. periyodu 62-53 önde tamamlamasına, maç boyunca 12 üç sayılık basket bularak oyunu boyalı alana yıkmaya odaklanan rakibini cezalandırmasını sağladı. Hücumda katkı veren isimlerin artması, Arroyo ile Ender'in, ekstra bir iş yaparak sahneye çıkışının ve maçı bitiren sayıları atışının nedeniydi. Zaten maç da, adeta maçın özetiyle, Ender'in asistleri, Arroyo'nun en kritik anda attıkları ve Furkan'ın bloklarıyla bitti.
Milliyet
 
Yarınki Beşiktaş derbisi öncesi Galatasaray'da büyük kavga Dün sabahki çalışmada Mancini'nin toplantısı sonrası tüm oyuncuların çift kalede bir hayli hırslı olması dikkat çekerken bir korner atışı sonrası aynı takımda bulunan Felipe Melo le Gökhan Zan birbirine girdi. Melo'nun durduğu yer nedeniyle eleştirdiği milli oyuncu, Brezilyalı takım arkadaşına hiç beklemediği bir tepki gösterdi. Tartışan iki futbolcu daha sonra birbirlerinin üzerine yürüdü. Bu sırada Mancini, antrenörler ve diğer futbolcular araya girerek iki oyuncu birbirinden uzaklaştırdı. İkili birbirlerine bağırmaya devam ederken,Gökhan'ın Melo'ya "Dikkatli ol, herşeyden önce birbirimize saygılı olalım. Siz, bize saygı duymuyorsunuz, biz sizi başımızın üzerinde tutuyoruz, siz de bize saygı duyacaksınız" dedi. Melo da Gökhan'a Portekizce bir şeyler söyleyerek karşılık verdi. Çalışma olay nedeniyle 1 saat sonra bitirilirken, içeriye önce Gökhan girdi. Melo arkasından girerken bunu gören antrenör Tugay Kerimoğlu ikinci bir Riera vakasına engel olmak için peşlerinden içeriye koşarak gitti. İki oyuncu çalışma sonrası birbirlerinden özür dilerken, Gökhan "Büyütmeye gerek yok. Biz arkadaşız" dedi.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme