26 Şubat 2014 Çarşamba

26.02.2014 Genel Gündem


26.02.2014
GÜNDEM
 
Mit'te 3 Rötuş 
Hükümet, komisyon aşamasında bazı maddelerinde rötuş yaptığı MİT teklifinin Genel Kurul görüşmeleri sırasında da itiraz edilen bazı noktalarda yeni düzenleme yapmayı planlıyor. Konu önceki günkü Bakanlar Kurulu toplantısında da gündeme geldi. Teklifle ilgili olarak 3 noktada değişiklik planlanıyor. İktidar partisi üyeleri kendi aralarında yapacakları son toplantıda uygun görülürse, sadece MİT için değil Jandarma ve Emniyet istihbaratı için de denetim mekanizması kurulması sağlanacak. Planlanan başka değişiklik ise MİT belgelerini yazan ve yayınlayanlarla ilgili maddenin kapsamı olacak. Cezalar değişmeyecek ancak ceza verilecekler değiştirilecek. Bu çerçevede, medya patronları ve matbaa görevlilerinin kapsam dışında tutulması planlanıyor. Meslek kuruluşları ve tüzel kişiliklerle ilgili bilgi ve belge toplanmasıyla ilgili verilen yetki de sınırlandırılacak. Hafta sonu mesaisiyle TBMM İçişleri Komisyonu'nda bazı değişikliklerle kabul edilen MİT teklifinde, bazı değişiklikler yapılmıştı. İlk rötuşlarla MİT'in yurtdışı operasyonu yapma yetkisine sınır getirildi. Milli İstihbarat Koordinasyon Kurulu'nu düzenleyen maddede değişiklik yapılarak Başbakan'ın kurula başkanlık etmesi düzenlemesi geri alındı. MİT'e bankalar başta olmak üzere ticari kuruluşlardan her türlü bilgi ve belgeyi alma yetkisine 'görevleriyle ilgili' sınırlaması getirildi. MİT, acil hallerde yaptığı dinlemeler için Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'nden sadece bir hâkimin onayı ile onay alabilecek.
Hürriyet
 

Uludere'de 'Kalkan Eylemine' Müdahale 
Şırnak'ın Uludere ilçesine bağlı Ortasu Köyü'nün Irak sınırında yer alan bölgede yapılmak istenen, ancak PKK'lıların karşı çıktığı güvenlik yolu ile ilgili gerginlik dün de devam etti. Asker ile PKK'lılar arasında çıkan çatışmaları durdurmak istediklerini söyleyerek bölgede toplanıp 'kalkan eylemi' yapan BDP'liler uyarılara rağmen dağılmayınca askerler gaz bombalarıyla müdahale edip dağıttı. Çatışmaları durduracaklarını söyleyerek önceki gün bölgeye giden ve aralarında BDP'li Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız'ın da bulunduğu grup, askerin dün akşam çekilmesi üzerine 'kalkan eylemi' yaptıklarını söyleyerek geceyi bölgede geçirdi. Dün sabah bölgede yeniden askeri hareketlik başlayınca PKK'lılara karşı operasyon hazırlığı yapıldığını sanan BDP'liler de inşaatı devam eden güvenlik yolunda toplandı. Askerler, gruba dağılmaları uyarısında bulunup, aksi halde müdahale edileceğini söyledi. Grup dağılmayınca askerlerin müdahalesi başladı. Müdahale sırasında aralarında BDP Milletvekili Faysal Sarıyıldız'ın da bulunduğu bazı eylemciler baygınlık geçirdi. Şırnak Valisi Hasan İpek, olaylara ilişkin yaptığı açıklamada "Orada Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde iki üs bölgesi arasında bir karayolu yapılıyor. Bu karayolunda Türkiye dışından, Irak'tan bazı müdahaleler var. Bu müdahaleleri yapanlara Şırnak halkının ve Şırnak vekillerinin karşı çıkması yola müdahale edenleri kınaması gerekir" dedi.
Radikal
 
Mit Raporu Delil Olmaz 
Anayasa Mahkemesi(AYM) Avukat Ercan Kanar'ın bireysel başvurusu üzerine İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Devrimci Karargâh davasında dosyaya konulan istihbari nitelikteki MİT raporunun davada delil olarak kullanılması nedeniyle 'özel hayata saygı' hakkının ihlal edildiğine hükmetti. 'İhlal' tespitinin manevi tazmin için yeterli olduğu değerlendirmesinin yapıldığı kararla AYM, MİT raporları dava dosyalarına girip aleniyet kazanan ve kişilik hakları zedelenenlerin bireysel başvuru yoluyla maddi ve manevi tazminat istemesinin yolunu açtı. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan Devrimci Karargâh örgütü davasında, MİT'in, 'çok gizli', istihbari nitelikteki bu bilgiler delil olarak kullanılamaz" ibarelerini içeren raporunun dosyada yer alması üzerine Avukat Ercan Kanar mahkemeye başvurup, MİT raporunun dava dosyasından çıkarılmasını istedi. Mahkeme, talebi reddetti. Kanar'ın da aralarında bulunduğu 5 avukat, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürü ve raporu düzenleyen MİT mensupları hakkında suç duyurusunda bulundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da Başbakanlık'tan izin talebinde bulundu ancak ilgililer hakkında soruşturma izni verilmedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bunun üzerine Başbakanlık tarafından soruşturma izni verilmediği gerekçesiyle inceleme yapılmasına yer olmadığına karar verdi.
Radikal
 
EKONOMİ 
ABD Doları               2, 1850               2, 2450
1 Euro                        2, 0012               3, 0836
İsviçre Frangı            2, 4609               2, 5284        
İngiliz Sterlini            3, 6460               3, 7461

Enflasyon Düşene Kadar Faiz İndirimi Yok 
Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK), 18 Şubat'ta gerçekleştirdiği ve kısa vadeli faiz oranlarının sabit tutulduğu toplantıda enflasyonda belirgin iyileşme sağlanana kadar sıkı duruş süreceğini ve gerekirse likiditede ek sıkılaştırmaya gidilebileceğini belirtti. Karar piyasalarda ocak ayında alınan faiz artırımı kararının devam edeceğini, enflasyonda düzelme olana kadar herhangi bir faiz indiriminin gerçekleşmeyeceği şeklinde yorumlandı. Kurul, son dönemde enflasyon görünümünde ve beklentilerinde gözlenen bozulmayı dikkatle takip ettiğini kaydederek enflasyonu olumsuz etkileyen faktörlerin etkisiyle enflasyon göstergelerinin bir süre daha yüzde 5 hedefinin belirgin olarak üzerinde seyredeceğinin tahmin edildiğini duyurdu. Kurul, ocak ayında tüketici fi yatlarının yüzde 1,98 oranında artmasında, yıllık enflasyonun yüzde 7,75'e yükselmesinde gıda fi yatları, vergi ayarlamaları ve döviz kuru hareketlerinin etkili olduğunu vurguladı. Çekirdek enflasyon göstergelerinin temel mal kaynaklı olarak yükseldiğine dikkat çekilirken hizmet enflasyonunun ise göreli olarak ılımlı seyrini koruduğu belirtildi. Son dönemde açıklanan veriler, yılın dördüncü çeyreğinde yurtiçi nihai talebin ılımlı artış eğilimini sürdürdüğüne işaret etti. Yakın dönemde sert dalgalanmalar gösteren sanayi üretim endeksi aralık ayında kasım ayı seviyesinde gerçekleşti. PPK, sıkı para politikası duruşunun, alınan makro ihtiyati önlemlerin ve zayıf seyreden sermaye akımlarının etkisiyle kredi büyüme hızlarının kademeli bir yavaşlama eğilimine girdiğine dikkat çekti. Yakın zamanda yaşanan belirsizliklerle 2014'ün ilk çeyreğinde özel kesim talebinde bir yavaşlama gözlenebileceği ve özel kesim yurtiçi nihai talebinin de ivme kaybedebileceğine dikkat çekildi.
Zaman
 
Maliye Bakanlığı 'Açıklama Müsveddesine' Yer Bulamadı 
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, vergi müfettişliği sınavına giren adaylara yönelik mavi kırmızı renkli yasa dışı fi şlemeyi haberleştiren gazetelere hakaret içerikli basın açıklamasıyla ilgili yorum yapmaktan kaçındı. Şimşek, basını tehdit eden bakanlık açıklamasının ardından Ankara'da ilk defa dün Türkiye-Katar KEK 5. Dönem Toplantısı'na katıldı. Toplantı çıkışında basın mensupları Bakan Şimşek'e, gazeteci derneklerinin tepki gösterdiği gazetelere 'müsvedde' diyen açıklamayı sordu. Bakan Şimşek'in bu soruya cevabı, "Şu anda zamanım yok." diyerek gazetecilerin yanından uzaklaşmak oldu. Bu arada geçtiğimiz perşembe günü Maliye Bakanlığı'nın internet sitesine konulan skandal açıklama dün sabah bakanlığın sitesinden kaldırıldı. Ancak yine dün öğleden sonra açıklama, Bakanlık sitesine yeniden konuldu. Maliye Bakanlığı basın birimi, "söz konusu açıklamanın sistemde bulunduğunu fakat teknik bir arıza nedeniyle web sitesinde görünmediğini" öne sürdü. Bakanlığın renkli fi şlemeyle ilgili haberlerle ilgili açıklamasında 'şer cephesi, müsvedde' ifadesi de yer almış, tehdit ve hakaret dolu açıklamaya Türkiye Gazeteciler Cemiyeti de sert tepki göstermişti. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto, Maliye Bakanlığı'nın açıklamasını, iktidar partisinin medyada nicedir süren tehditlerinden biri olarak gördüklerini belirterek, "Medyayı korkutmak, sindirmek demokrasilerle bağdaşan bir yaklaşım olmaktan çok uzaktır." açıklaması yapmıştı. Taraf Gazetesi, geçtiğimiz hafta vergi müfettişliği mülakatına girecek fişlendiğine dair bir belge yayınladı. Lehte olanların mavi olarak işaretlendiği fi şleme kırmızı listeye alınan adaylarla ilgili 'Alevi', 'Diyarbakırlı', 'Ulusalcı' gibi Fişleme belgesi yayınlanınca sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden tepki yağdı. Zaman da skandal fi şlemeyi farklı kesimlerin görüşlerini de alıp haberleştirerek 'Memur alımında renkli fi şleme ayrımcılık suçudur' başlığıyla 18 Şubat'ta sayfalarına taşıdı. Ertesi gün de fi şlendiği için kırmızı listede yer alan ve mülakatta elenenlerden bir isim Zaman'a konuştu ve "Haberde yazıldığı gibi fi şlendiği için mağdur olduğunu" anlattı.
Zaman
 
'Doğalgaz, Kıbrıs Sorununun Çözümünü Acil Hale Getirdi' 
Avrupa'nın en uzun süren siyasi sorunlarından biri olan Kıbrıs sorununun çözümü için adadaki Türk ve Rum liderler bu ay başında yeniden müzakere masasına otururken, bu kez görüşmelerin başarıyla sonuçlanacağı konusunda iyimserlik var. Bunun sebebi de hem ABD'nin aktif olarak müzakere sürecine katılması hem de Kıbrıs'ın etrafında son birkaç yıl içinde bulunan zengin enerji kaynaklarının dünyaya pazarlanabilmesi için çözümün şart olması. Kıbrıs Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiades de uluslararası basına verdiği mülakatlarda bu konuya değinerek Türkiye'ye mesaj veriyor. Anastasiades, dün İngiliz Guardian gazetesinde yayınlanan açıklamasında ada açıklarında bulunan doğalgaz ve petrol yataklarının, Kıbrıs sorununun çözümünü bugüne kadar hiç olmadığı kadar gerekli hale getirdiğini belirtti. Petrol şirketlerinin de Doğu Akdeniz'e büyük yatırımlar yapmak için Kıbrıs sorununun çözümünü istediklerinin işaretlerini verdiklerini vurguladı. Rum lider, adadaki tarafl ar arasındaki işbirliğinin de ekonomik krizin aşılmasına katkı sağlayacağını ifade etti. Anastasiades, "Birleşmiş bir ülkenin gücü farklıdır. Kıbrıslı Türklerle daha büyük işbirliği daha hızlı (ekonomik) büyümeye katkı yapacaktır. Çözüm, ekonomik krizle daha iyi başa çıkmamıza yardımcı olacak." ifadelerini kullandı. Anastasiades geçen hafta Amerikan Associated Press haber ajansına verdiği mülakatta da Kıbrıs'ta 40 yılı aşkın süredir devam eden bölünmüşlüğü sona erdirecek anlaşmanın, hem Türkiye'nin zengin gaz kaynaklarına erişimini sağlayacağını hem de İsrail ile ilişkilerini geliştirmesine katkı yapacağını dile getirmişti. Kıbrıs açıklarındaki Afrodit sahasının 12. parselinde bulunan yatakta 200 milyar metreküp doğalgaz olduğu tahmin ediliyor. Bu bölgede 3,7 milyar varil petrol olduğu da kaydediliyor. İsrail açıklarında da Tamar ve Leviathan sahalarında doğalgaz yatakları bulmuştu. Rumların ada çevresindeki petrol ve gaz rezervlerini uluslararası şirketlerle birlikte aramaya başlaması üzerine, KKTC de Türkiye ile birlikte münhasır ekonomik bölgelerinde arama çalışmaları başlatmıştı. Rumlar gaz ve petrolün çıkarılması için Amerikan enerji şirketi Noble Energy ile anlaşırken, gazın 2015 civarında ihracata hazır hale gelmesi öngörülüyor. Bir-iki yıl içinde Kıbrıs ve İsrail sularındaki doğalgazın dünya piyasalarına girmesiyle birlikte Doğu Akdeniz'in jeopolitik ehemmiyeti daha da artacak. ABD, hem Kıbrıs hem de İsrail gazının Doğu Akdeniz'de yeni bir istikrar ortamı doğurmasının mümkün olduğuna inanıyor ve gazın Türkiye- Kıbrıs-İsrail'in anlaşmasıyla kurulacak boru hatları vasıtasıyla dünya piyasalarına sunulmasının en uygun yol olduğunu düşünüyor. Uzmanlar, Washington'ın son müzakere sürecinde aktif rol almasının arkasında da bu enerji hesaplarının yattığını savunuyor.
Zaman
 
Fiyat İnerse Talep Artar 
İran ve Türkiye arasında doğalgaz fiyatlarına ilişkin 17 Şubat'ta Cenevre'de başlayan tahkim süreci devam ederken, Tahran'dan gelen açıklama dikkat çekti. Yarı resmi İSNA ajansının haberine göre İran Petrol Bakanı Bijen Namdar Zengene, Türkiye'ye satılan doğalgaz fiyatında indirim yapabileceklerini, ancak Türkiye'nin aldığı doğalgaz hacmini artırması gerektiğini kaydetti. Enerji Bakanlığı ise bu açıklamaya temkinli yaklaşıyor. İran'dan gaz ithalatını artırma konusunda iki ülke arasındaki müzakerelerin başladığını vurgulayan Bakanlık yetkilileri, "Türkiye İran'dan yılda 10 milyar metreküp (bcm) gaz ithal ediyor. Bunu 20 bcm'e çıkarmaya yönelik müzakereler başladı. Ancak Türkiye'nin önünde Irak gazı, TANAP'tan gelecek Azeri gazı gibi alternatifler var. Bu nedenle İran mevcut fiyatını oldukça düşürmeden, alım miktarını artırmamız zor" açıklaması yaptı. Sektörde konuşulan rakamlara bakılırsa, Türkiye bin metreküp doğalgazı İran'dan ortalama 490 dolar, Rusya'dan 420, Azerbaycan'dan ise 380 dolara alıyor. Ticari sır olan söz konusu rakamlar kesin olmamakla birlikte, Türkiye boru hatlarıyla aldığı en pahalı gazı komşusu İran'dan temin ediyor. Bu konuda geçtiğimiz hafta başlayan tahkim süreci Cenevre'de devam ederken, bir taraftan da ekstra gaz almaya yönelik müzakereler yürütülüyor. Tahkim süreci ile ilave gaz almaya yönelik müzakerelerin birbirinden bağımsız iki süreç olduğunun altını çizen Bakanlık kaynakları, "İki ülke, İran'dan alınan gazın artırılmasına yönelik müzakerelere başladı. 10 milyar metreküplük kontratın, 20 bcm'e çıkarılması gündemde. Ancak İran'dan daha fazla gaz alırsak, Avrupa fiyatlarına yakın olmalı" dedi. Gazprom yetkilileri, Rusya'nın AB ülkelerine sattığı gazın ortalama fiyatını 380 dolar olarak açıklamıştı. Türkiye'nin müzakerelerde tam olarak ne kadar bir indirim istediği ise ticari sır olduğu için açıklanmıyor. Bir sektör temsilcisi ise İran'dan ekstra 10 bcm gaz almanın çok riskli olduğunu şu sözlerle savunuyor: "İran şimdiye kadar güvenilir bir tedarikçi olmadı. Kışın doğalgaza çok ihtiyacımız olduğu zaman, İran'ın da çok ihtiyacı oluyor. Üretimleri kısıtlı ve depoları da olmadığı için bize yeterince veremiyorlar. İhtiyacımız varken veremiyorlar, yokken pat diye veriyorlar. Bu şartlar altında 10 bcm daha almak çok riskli bir karar. Ortada bir sürü alternatif proje var. 1-2 bcm gibi daha makul bir miktar olabilir. Öncelikle İran'ın güvenilir bir tedarikçi olduğunu ortaya koyması lazım."
Hürriyet
 
Ülkemiz İçin Üretime Devam 
İstanbul vergi Dairesi Başkanlığı'nın 25'inci Vergi Haftası kapsamında düzenlediği törende en çok vergi veren mükellefler ödüllendirildi. 2012 yılının Gelir Vergisi rekortmenleri arasında yer alan Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Semahat Arsel, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç ve Suna Kıraç, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından ödüle layık görüldü. Verginin toplumun tüm kesimlerine benimsetilmesi ve vergiyi gönüllü olarak ödeme alışkanlığının arttırılması amacıyla düzenlenen törene, Koç Topluluğu ve Koç Ailesi'nin temsilcileri ödüllerini İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu'nun elinden aldı. Törende Mustafa Koç, uzun yıllardır Koç Ailesi üyelerinin vergi rekortmenleri listesinin en üst sıralarında bulunmasından dolayı büyük mutluluk ve gurur duyduklarını ifade etti. "Koç Topluluğu'nun kurucusu merhum Vehbi Koç, vergi gelirlerinin artabilmesi amacıyla vergi ödeyenlerin isimlerinin açıklanmasının yararlı olacağını belirtmişti. Vehbi Koç'un ısrarları 1964 yılında karşılık buldu ve Vergi Usul Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle vergi ödeyenlerin listeleri açıklanmaya başlandı" diyen Koç, Koç Topluluğu'nun Türkiye'nin vergi gelirlerinin yüzde 9.4'ünü karşıladığını, 2012 yılında Türkiye genelinde en çok vergi beyan eden ilk 5 mükellefin Koç Ailesi üyelerinden oluştuğunu vurguladı. Koç, şöyle devam etti: "Hem Türkiye'nin hem de Koç Topluluğu'nun geleceği için hedefimizde daima üretim ve yatırım var. Ne mutlu ki, senelerden beri üretim, yatırım ve istihdama önem veriyoruz. Ülkemize güvenmeye ve ülkemizin geleceğine yatırım yapmaya devam edeceğiz."
Hürriyet
 
Vergide İlk 5 Koç Ailesi'nden 
2012 yılının Gelir Vergisi rekortmenleri arasında yer alan Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Semahat Arsel, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa V. Koç ve Suna Kıraç, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından ödüle layık görüldü. Bu yıl 25'incisi gerçekleştirilen Vergi Haftası çerçevesinde düzenlenen törene, Koç Topluluğu ve Koç Ailesi'ni temsilen Semahat Arsel, Mustafa V. Koç ve Suna Kıraç adına İpek Kıraç katılarak, ödüllerini İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu'nun elinden aldı. Törende ödül alan Mustafa V. Koç, uzun yıllardır Koç Ailesi üyelerinin vergi rekortmenleri listesinin en üst sıralarında bulunmasından dolayı büyük mutluluk ve gurur duyduklarını ifade etti. "Koç Topluluğu'nun kurucusu merhum Vehbi Koç, vergi gelirlerinin artabilmesi amacıyla vergi ödeyenlerin isimlerinin açıklanmasının yararlı olacağını belirtmişti. Vehbi Koç'un ısrarları 1964 yılında karşılık buldu ve yapılan düzenlemeyle vergi ödeyenlerin listeleri açıklanmaya başlandı" diyen Mustafa V. Koç, 2012 yılında Türkiye genelinde en çok vergi beyan eden ilk 5 mükellefin Koç Ailesi üyelerinden oluştuğunu vurguladı. Mustafa V. Koç, "Ülkemize güvenmeye ve ülkemizin geleceğine yatırım yapmaya devam edeceğiz" dedi.
Türkiye
 
1 Nisan'da Geçilecek E-Faturada Gizli Risk 
Elektronik faturaya geçiş için verilen süre 1 Nisan'da dolarken, işletmeleri büyük bir riskin daha beklediği ortaya çıktı. Şirketler adına e-fatura düzenlenirken, özel ve mahrem bilgilerinin üçüncü kişilerin eline geçme endişesi yaşanıyor. Firmaların üretim, satış ve pazarlama gibi ticari sır niteliği taşıyan bilgilerinin deşifre edilebileceği iddia ediliyor. Bu da özellikle aynı sektörlerde faaliyet gösteren çok sayıda büyük şirket için önem taşıyor. Güncel&Laviale Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Sezer, e-faturaya geçişin 2014 yılı sonuna kadar ertelenmesi gerektiğine dikkat çekerek faturanın ibraz edilmemesine ilişkin bazı belirsizliklerin bulunduğunu söyledi. Sezer, konuyla ilgili şu soruları yöneltti: "Bu durumda kesilecek kaçakçılık cezası nedeniyle uygulanacak para ve hapis cezası kimler için nasıl uygulanacak? Firmaların özel ve mahrem bilgilerinin kötü niyetli 3. Kişilerin eline geçmesinden ve deşifre edilmesinden kim sorumlu olacak?" E-fatura uygulamasında sorunlar yaşandığını dile getiren Sezer, bunun sebebi olarak teknik yetersizliği gösterdi. Firmaların altyapılarının yetersiz olması sebebiyle kurulum aşamasındaki testlerin dahi geçilemediğine dikkat çeken Sezer "Bunun farkına varan firmalar server sistemini yenilemek zorunda kalıyor ancak bu da yeterli olmuyor. Birçok firma alt yapı ve teknik hazırlıklarını tamamlamadı."
Star
 
Piyasalar 'Tape' Taklak Oldu 
Piyasalar yurtdışından negatif yonde ayrıştı. Haftaya olumlu başlayan ve sakin bir hafta gecirmesi beklenen piyasalarda hava onceki akşam Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a ait olduğu iddia edilen ses kayıtları ile yon değiştirdi. Ses kayıtlarına ilişkin Başbakanlık'tan yalanlama acıklaması gelmiş olsa da muhalefet partilerinin olağanustu toplanıp hukumeti istifaya cağırması, siyasi risk algılamalarında bozulmaya neden oldu. TL gelişmekte olan ulke para birimleri icinde en cok kayıp yaşayan para birimi olurken, haftanın ilk işlem gunune başladığı 2.18 TL seviyelerinden dun soz konusu haberlerle birlikte hızla 2.22 seviyelerine, euro da 3 TL'nin ustune geldi. Gosterge tahvilin bileşik faizi de son 2 yılın en yukseği olan yuzde 11.28'i gordu. 10 yıllık tahvilin bileşik faizi de yuzde 11 seviyelerine yaklaştı. Haftanın ilk işlem gununu % 0,47 yukselişle 64.186 puandan tamamlayan BIST 100 Endeksi ise ciddi duşuşle başladığı gunde en duşuk 61 bin 894 puan seviyelerine kadar gevşerken, gunu yuzde 3.21 kayıp ve 2.062 puan duşuşle 62123 puan seviyesinden tamamladı. Piyasa uzmanları, doviz kurlarındaki yukselişin Borsa İstanbul'u negatif etkilediğini ifade ederek, endeksin 63.000 puanın altında kalması durumunda 61.900 ve 61.000 desteklerinin gundeme gelebileceğini tahmin ediyorlar. Uzmanlar, siyasi belirsizliğin masada olduğu surece dolar/TL'de aşağı yonlu hareketlerin sınırlı olacağını, teknik olarak onemli direnc seviyesi olan 2,22'nin takip edileceğini belirtiyor. Bu seviyenin uzerinde kapanışların yaşanması durumunda 2,2250 - 2,2350 bandının izleneceğini ifade eden uzmanlar, 2,19 - 2,20 seviyelerinin ise destek konumunda olduğunu kaydediyor.
Dünya
 
Doğalgazda Gizli Zammın Faili 'Kur' 
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, bir süredir gündemde olan "doğalgazda gizli zam mı var?" sorusunun yanıtını verdi. Yıldız, CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran'ın yazılı soru önergesine verdiği yanıtta, kanun ile dolar bazında oluşturulan bedellerin, her ay kurdaki değişimler çerçevesinde yeniden belirlendiğini söyledi. Bakan Yıldız, "Birden fazla ayı ilgilendiren faturaların birim fiyatlarında görülen farklılık, sadece dağıtım bedellerinin dolar kuru ve enflasyon endeksindeki değişim ile aylık bazda güncellenmesinden kaynaklanmaktadır" dedi. Oran, Yıldız'a, doğalgaza 1 Ocak 2014 tarihinden geçerli olmak üzere gizli zam yapılıp yapılmadığını sormuştu. Oran, soru önergesinde "Ankara'da Başkent gaz'ın 6 Ocak 2014 tarihinde sayaçları okuyarak kestiği faturalarda 19 gün için 0,08580771 TL/kWh birim fiyatı belirlemesine rağmen son 5 günlük dönem için 0,08590376 TL/kWh'lık birim fiyatı belirlemesinin gerekçesi nedir?" sorusunu yöneltti. Yıldız verdiği yanıtta, Başkentgaz'ın özelleştirilmesine ilişkin ilk adımın 2007'de yürürlüğe giren 5669 sayılı yasa ile 4646 sayılı yasada yapılan değişiklik olduğunu belirterek, bu düzenlemelerle ileriye yönelik belirsizlikleri ortadan kaldırmak amacıyla şirketin tarifelerine ilişkin düzenlemenin yapıldığını belirttti. Kanunun geçici 3. maddesinde gerçekleştirilen değişiklik ile şirketin uygulayacağı sistem kullanım bedellerinin lisans alma tarihi olan 31 Ağustos 2007'den itibaren 10 yıl boyunca sabit olarak belirlendiğini anlatan Yıldız, "Buna göre aboneler için sistem kullanım bedeli (Birim Hizmet Amortisman Bedeli) 0,05555 ABD dolar/metreküp karşılığı TL ve serbest tüketiciler için sistem kullanım bedeli (Taşıma Bedeli) 0,0077 ABD Dolar/metreküp karşılığı TL olarak uygulanmaktadır" dedi. Yapılan yasal değişikliklerle Başkentgaz'ın sistem kullanım bedellerinin sabit kalma süresinin değiştirildiğini kaydeden Yıldız, daha önce lisans alma tarihinden itibaren 10 yıl olarak belirlenen sürenin özelleştirme tarihinden itibaren 8 yıl boyunca uygulanmaya devam edecek şekilde düzenlendiğini ifade etti.
Radikal
 
DÜNYA 
Ab'den Türkiye'ye Vize Kolaylaştırıcı Temsilci 
Avrupa Birliği (AB), Türkiye Daimi Temsilciliği'ne İtalyan Stefano Manservisi'yi atadı. İtalyan Manservisi'nin atanmasıyla, Marc Pierini ve Jean Maurice Ripert ile iki dönemdir Ankara'da hakim olan AB Temsilciliği'ndeki "Fransız dönemi" sona erdi. Son AB temsilcisi Ripert ise Fransa tarafından Moskova'ya büyükelçi atandı. Türkiye'ye atanmadan önce AB Komisyonu'nda İçişleri'nden sorumlu genel müdür olarak görev yapan Manservisi, Türkiye'yi yakından tanıyan bir isim. Manservisi, Türkiye ile AB arasındaki vize muafiyeti pazarlığında önemli rol oynamıştı. Ankara'nın geri kabul anlaşmasına onay vermesine karşılık, AB'nin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına kademeli olarak vize muafiyeti getirmesini kabul etmesinde etkili olan Manservisi'nin, Ankara'ya atandıktan sonra vize sorununu planlanandan daha erken olumlu sonuca kavuşturmak için çalışacağı belirtildi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, AB ile yapılan anlaşmaya göre Türk vatandaşlarının 2018'den itibaren Schengen vizesinden muaf olacaklarını savunmuştu. Atamaya ilişkin yazılı bir açıklama yapan AB'nin Dış İlişkilerden Sorumlu Yüksek Komiseri Catherine Ashton, Manservisi'nin kilit öneme sahip bu görev için mükemmel bir isim olduğunu belirterek, İtalyan diplomatın yetenek ve tecrübesini övdü.
Hürriyet
 
Âşık Olmadan Yattığımız Metresimiz. 
Paris'te Fas İstihbarat Başkanı Abdellatif Hammuşi aleyhinde 'işkence yapmak ve işkenceye iştirakten' 3 ayrı suç duyurusunda bulunulması ve Fransa'nın Washington Büyükelçisi'nin, Fas'ı tanımlarken "Kendisine âşık olmasak da bütün gece yattığımız metresimiz" diye tanımlaması iki ülke arasında diplomatik krize yol açtı. Fas, Cumhurbaşkanı Hollande'ın 'çevre elçisinin' Rabat programını iptal edince, Hollande, krizi aşmak için Kral Muhammed'i telefonla aradı. Fransa'da geçen perşembe günü ACAT adlı "İşkenceyi Önleme Hıristiyan Hareketi" Fas'ın kontrolü altındaki eski İspanyol sömürgesi Sahra'nın bağımsızlığını isteyen militanlara işkence uygulandığını öne sürerek Fas Casuslukla Mücadele Şefi Abdellatif Hammuşi aleyhinde 3 ayrı suç duyurusunda bulundu. Bütün bunlar yaşanırken, Fransa'nın Washington Büyükelçisi François Delattre'ın, İspanyol aktör Javier Bardem'in İspanyol Sahrası sorunu üzerine yaptığı bir belgeselde, "Fas, bizim aslında âşık olmadığımız ama savunmak zorunda olduğumuz, bütün gece yattığımız metresimiz" sözleri yayınlanınca kriz iyice tırmandı.
Hürriyet
 
İran'dan Irak'a Ambargoyu Delecek Silah Satışı İddiası 
İngiliz haber ajansı Reuters, İran'ın Irak ile 195 milyon dolar değerinde silah anlaşması imzaladığını iddia etti. Anlaşmanın doğru çıkması, Birleşmiş Milletler'in (BM) İran'ın silah satışına koyduğu ambargonun delinmesi anlamına gelecek. Anlaşmanın Irak Başbakanı Nuri el- Maliki'nin kasım ayındaki ABD ziyaretinin ardından imzalandığı öne sürülüyor. Habere göre İran Irak'a; 75 milyon dolarlık cephane, 57 milyon dolarlık tank ve havan topu, 25 milyon dolarlık orta ve hafif atışlı silihlar için mühimmat ve 16 milyon dolarlık top mermisi satacak. Maliki, ABD Başkanı Barack Obama'yı daha çok silah tedarik etmesi için ikna etmek istemiş ancak eli boş dönmüştü. Maliki'ye yakın kaynaklar, Iraklı liderin ABD'nin silah tedariğini sürekli ertelemesinden rahatsız olduğu için İran'la anlaşma imzaladığını öne sürdü. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Jen Psaki, haberle ilgili "Doğruysa bu durum endişe yaratacaktır. İran'dan üçüncü ülkeye silah transferi BM Güvenlik Konseyi'nin 1747 no'lu yaptırım kararına aykırıdır" dedi. Maliki'nin sözcüsü Ali Musavi ise iddiaları ne kabul ederek ne de reddederek, "Terörizme karşı bir savaş açıyoruz ve bu savaşı kazanmak istiyoruz. Bizim herhangi bir taraftan silah ya da mühimmat almamızı hiçbir şey engelleyemez" dedi. İran ise iddiaları reddetti. Doğru olması halinde anlaşma, 1980-1988 arasında savaşan İran ve Irak arasında bir ilk olacak.
Milliyet
 
Rusya Kiev'de Temkinli 
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ukrayna'yı "ya bizimlesin ya bize karşı" prensibiyle seçim yapmaya zorlamanın tehlikeli olduğunu söyledi. Lavrov, Ukrayna'nın AB'nin bir parçası olmasından yana olduklarını ancak Ukrayna'nın içişlerine karışılmaması gerektiğini vurguladı. Ayrıca AB'nin Ukrayna konusundaki tutumunu daha iyi anlamak istediklerini altını çizen Rusya Dışişleri Bakanı, 21 Şubat'ta AB arabuluculuğunda Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç ile muhalefet arasında varılan anlaşmaya ters düşen bazı gelişmeler yaşanmakta olduğuna dikkat çekerek Ukrayna'ki gelişmeleri gözlemeye devam edeceklerini belirtti. Öte yandan Ukraynalı göstericilerin kazandığı zafer sonrasında dün Kiev'e giden AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, uluslararası mali yardımın şekillenebilmesi için yeni kurulacak hükümetten ekonomik reform planı beklediklerini açıkladı. Ashton, Avrupa'nın Ukrayna'ya taahhüt ettiği 20 milyar avroluk mali yardımın yapılması için IMF ile işbirliği yapılacağını söyledi. Ülkede haftalarca devam eden protestolar ve yaşanan siyasi kriz nedeniyle Ukrayna'da geçici hükumetin önümüzdeki 2 yıl için 35 milyar dolara ihtiyacı olduğu açıklanmıştı. Bu arada Ukrayna Yüksek Seçim Kurulu da 25 Mayıs'ta gerçekleşecek erken cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin resmen başladığını ilan etti. Protestoların önde gelen liderlerinden Vitaliy Kliçko da, seçimlerde aday olacağını fakat o tarihe kadar hükümette yer almayı düşünmediği açıkladı. Harkiv Belediye Başkanı Mihail Dobkin de önceki gün seçimlerde aday olacağını duyurmuştu. Öte yandan Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç'in görevinden azledilmesinin ardından Ukrayna parlamentosunun kararıyla 22 Şubat Cumartesi günü serbest bırakılan eski Başbakan Yulia Timoşenko ise tedavi olmak için Almanya'ya gidiyor. Almanya Başbakanı Merkel, özgürlüğe kavuştuktan sonra Timoşeko ile telefon görüşmesi yapmış ve tedavi olması için Almanya'ya davet etmişti.
Star
 
Maaşlar Şam'dan Yatarken Kanton İlan Etmek Anlamsız 
Iraklı Kürtler, Suriye'deki Kürt bölgesinde kanton ilan edilmesine tepki gösterdi. Star'ın sorularını yanıtlayan Irak Bölgesel Yönetimi hükümeti sözcüsü Safeen Dizayee, "Maaşları Şam yönetimi öderken, kanton ilan etmenin anlamı yok," ifadesini kullandı. PYD Eşbaşkanı Saleh Müslim ve Iraklı Kürt politikacı Safeen Dizayee, Iraklı Kürt lider Mesut Barzani'nin Suriye muhalefeti temsilcileri George Sabra ve Abdulbasit Seyda'yı kabul etmesine ilişkin Star'a telefonla açıklamalarda bulundular. Mesut Barzani'nin Suriyeli muhalifleri kabul ederek, Suriyeli Kürtlerin haklarının garanti altına alınması yönünde çağrı yapmasına PYD Eş Başkanı Salih Müslim'den tepki geldi. Saleh Müslim, "George Sabra ya da Seyda'nın cebinde bir şey yok ki, Barzani onlardan talepte bulunuyor Bir kişiden bir şey isterseniz, onda olması lazım. Sabra'nın ya da diğerinin bize vereceği bir şey yok. Onlar Suriyelidir. Niye Barzani onlardan istesin ki? Suriye Kürtlerinin kendi temsilcileri yok mu? Barzani bizim ne istediğimizi nereden biliyor ki? Rojava'da Kürt halkının temsilcileri var," dedi. İmralı'da bulunan Abdullah Öcalan'ın Barzani'ye gönderdiği "Rojava" temalı mektuba ilişkin herhangi bir geri dönüş almadıklarını da sözlerine ekledi. Yine telefonla Star'ın sorularını yanıtlayan Safeen Dizayee ise, zaman zaman Suriyeli muhaliflerle temas kurduklarını anlatarak, kendi bölgelerinde PYD'nin temsilciliğinin bulunduğuna dikkat çekti. "Muhaliflerle Suriye'nin geleceğini konuşuyoruz. PYD tek başına hareket edip, anlaşmaları ihlal etti. Geçiş süreci için elbette PYD ile işbirliğine hazırız. Anlaşma ihlali olduğu için Barzani tepki gösterdi. Kimsenin kendi görüşlerini empoze etme hakkı yok," diyen Safeen Dizayee, PYD'nin Suriye Kürt bölgesindeki kanton ilanına da tepki gösterdiklerini kaydetti. "Maaşları Esad yönetimi ederken, kanton ilan etmenin bir anlamı var mı?" diye soran Dizayee, bu karar için ortam ve şartların uygun olmadığını dile getirdi. Suriye Kürt partisi PYD, Suriye Kürt bölgesinde üç ayrı kantonda geçici yönetim ilan etmiş, bu konuda daha önce Star'ın sorularını yanıtlayan Saleh Müslim, ısrarla bu kararın bağımsızlık ilanı olarak yorumlanmaması gerektiğinin altını çizmişti. Mesut Barzani, önceki gün Suriyeli muhalifler George Sabra ve Abdulbasit Seyda'yı kabul ederek, Suriyeli Kürtlerin haklarının garanti alınmasını istemişti. Suriye'deki Kürt gruplardan PYD ile Iraklı Kürtler arasında zaman zaman gerilimli süreçler yaşanırken, uzun süredir toplanması beklenen Erbil Kürt konferansı bu pürüzler nedeniyle gerçekleşemiyor.
Star
 
Firari Lider Lahey'e Havale 
AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton ile ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Nicolas Burns, Kiev'de yönetimi ele geçiren ama dün planladıkları gibi hükümeti kuramayan muhaliflere peşinen destek verirken parlamento da firari Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç'i Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) havale etti. Parlamento, hem göstericiler hem polislerin silah kullandığı ve 100'ü aşkın insanın öldüğü olaylarla ilgili olarak Yanukoviç'in cinayet dahil ciddi suçlar işlediği gerekçesiyle UCM'de yargılanmasını talep eden bir tasarıyı kabul etti. UCM'de yargılanması talep edilenler arasında eski İçişleri Bakanı Vitali Zakharçenko ve eski Başsavcı Viktor Pşonka da var. UCM sözcüsü ise açılabilmesi için hükümetin mahkemenin yargılama yetkisini tanıdığına dair bir deklarasyon yayımlaması ve soruşturma talebinde bulunması gerektiğini kaydetti. Yanukoviç'in yardımcısı Andriy Klyuev ise uğradığı silahlı saldırıda yaralandı. 23 Şubat'ta istifa eden Kluyev, Kiev yakınlarındaki evinde saldırıya uğradıktan sonra hastaneye kaldırıldı. Beri tarafta ABD, Yanukoviç döneminin bittiğini ilan ederken Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ukrayna'ya müdehala etmeyeceklerini belirtirken Batı'yı da "Ukrayna'yı 'Ya bizimlesin ya bize karşı' prensibiyle seçim yapmaya zorlamak çok tehlikeli" diyerek uyardı. Nerede olduğu bilinmeyen Yanukoviç'le ilgili spekülasyonların da ardı arkası kesilmiyor. Yanukoviç'in 2 bin 500 askerle protestoların sürdüğü Meydan'ı temizleme planı yaptığı ama kurumların çökmesi üzerine kaçmayı tercih ettiği öne sürüldi. Ukrayna medyasının bir başka iddiası da Yanukoviç'in Kiev'e 40 dakika mesafedeki Mejigorye Sarayı'ndan eşi Lyudmiya ile değil, 39 yaşındaki sevgilisi Lyubov Polejay ile kaçtığı yönünde. Kiev'de görev alan 100 polisin de memleketleri Lviv'de katıldıkları bir mitingde diz çökerek halktan özür dilediği belirtildi.
Radikal
 
İsrail, Hizbullah'ı Vurdu 
Cenevre-2 Konferansı'nın ardından ABD ve Suudi Arabistan'ın muhaliflere silah akışına hız verdiği Suriye'de savaş kızışırken İsrail ordusu, Lübnan'da Hizbullah'ın mevzilerini vurdu. İsrail medyasına göre önceki gece savaş uçakları Lübnan'ın sınır köyleri Nebi Şit ve Berital'e hava saldırısı düzenledi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ise Suriye'deki iç savaşa karışan Hizbullah'ın füze üssünün hedef alındığını belirtti. Hizbullah'ın kanalı Menar 'düşman uçaklarının Beka üzerinde uçtuğunu ama saldırı olmadığını' savundu. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu saldırıyı teyit ya da inkardan kaçınıp "İsrail güvenliğini temin için gerekeni yapar" dedi. İsrail ekimde Suriye'de bir hava üssünü bombalamıştı.
Radikal
POLİTİKA 
Ya Kaç Ya İstifa Et 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ses kaydıyla ilgili, "Yarın, öbür gün yeni şeyler de çıkacak. Benim tavsiyem, helikopteri al, ya yurtdışına kaç ya başbakanlıktan istifa et. Devleti soyan başbakanlık koltuğunda oturamaz" dedi. CHP grup toplantısında '17 Aralık Operasyonları' kapsamında kamuoyuna yansıyan ses kayıtlarını dinletmeye dün de devam eden Kılıçdaroğlu, TBMM TV ve bazı TV'lerin yayını kesmesini salondakilere duyurarak, "Niye kestiriyorsun? Yalan mı bunlar? Senin Başbakan'ın hırsızlık yapıyor, bunları açıklamayacak mıyız?" diyerek duyurdu. Kılıçdaroğlu özetle şunları söyledi: İnternette yayınlanan telefon görüşmesi kaydını ses mühendislerine sorduk. Dikkatli olalım dedik. 'Hiç meraklanmayın' dediler. Tamamı gerçek. Bu konuşmaların tamamı doğrudur. Biz en az 3-4 kanaldan doğrulattık. Ağrı Dağı, Erciyes Dağı ne kadar doğru ve gerçekse bu tutanaklar da o kadar doğru, o kadar gerçek. Hayatı yalan söylemekle geçen bir Başbakan'dan bir şey beklenmez. Benim üzüldüğüm, ona hâlâ inanan yurttaşlarım. Daha arkası gelecek bunların. Nasıl milletin önüne çıkıyorsun, nasıl milletin yüzüne bakıyorsun. Ar damarı yok mu? Bir ülkenin başbakanı kendi ülkesini soymakla görevlendirilmiş adeta. Emin olun Erdoğan'a üzülmüyorum, üzüldüğüm çocukları. Yazık değil mi o çocuklara, kendi hırsızlığına ortak ediyorsun. 'Yolsuzluğu ört' diye sana kriptolu telefon verilmedi. 'Devletin sorunlarını, işlerini konuş' diye sana kriptolu telefon verildi. Erdoğan'a artık 'Başbakan' denilemez. Hükümetin meşruiyeti bitmiştir. Yalancıdan başbakan olmaz, hırsızdan başbakan olmaz. Cumhuriyet tarihinde ilk kez halkını soyan, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyen bir Başbakan'la karşı karşıyayız. Hayatımın en üzüntülü gününü yaşıyorum. Allah kimsenin başına böyle bir şey vermesin. Allah kimseyi yolundan şaşırtmasın. Bu yolsuzluğun üzeri kapatılamaz. Başbakan Erdoğan, 17 Aralık Operasyonu sonrasında 'Oğlum Bilal üzerinden bana ulaşmak istiyorlar' yönünde bir açıklama yaptı. O zaman toplum bunu pek kavrayamadı. Bugün o tablo çok daha net önümüzde duruyor. Ben Recep Tayyip Erdoğan için özel bir deyim kullanmıştım, 'Başçalan' diye. Bazı arkadaşlar beni eleştirdiler, 'Bir Başbakan'a Başçalan denir mi? Çok ağır bir ifade' diye. Ama artık bugün anladık ki kendisi Başçalan. İnternete düşen ses kayıtları bütün gerçekleri ortaya koyuyor. Erdoğan'a bir çağrı yapıyorum: TİB kayıtlarını yayınlayın. Sen sahte mahte ayaklarını bırak. Devletin kayıtlarını yayınla. Yayınlayamaz.
Hürriyet
Montaj Nedir Öğreneceksiniz 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, oğlu ile arasında geçtiği iddia edilen ses kayıtlarına ilişkin olarak, "Kendi kurguladıkları, dublajını da kendilerinin yaptığı bir piyesi servis ettiler. Alçakça, hayasızca, edepsizce montaj yapıp bunu servis ediyorlar" dedi. Yüksek teknoloji ile 1 hafta 10 gün içinde montaj kaset hazırlayıp dinleteceklerini açıklayan Erdoğan, TÜBİTAK'ı da kriptolu telefonlarını dinlemekle suçladı. Erdoğan, dün Ak Parti grup toplantısında şu mesajları verdi: Türkiye'yi yönetme iradesini biz hiç kimseyle, sermayeyle, çete ve mafyayla asla paylaşmayız. Bunların utanmaz, hayasız, yüzsüz olduklarını söylemiştim. Devletin içinde ur gibi çoğalmaya gayret eden, komploları, çirkin senaryoları ortaya dökülen vaiz lobisi rahatsız. Dün akşam (önceki) saatlerinde kendi kurguladıkları, dublajını da kendilerinin yaptığı bir piyesi servis ettiler. Ben haftalardır bir çağrıda bulunuyorum: 'Eteğinizde ne varsa dökün' diyorum ama bunlar gidiyor, alçakça, hayasızca, edepsizce montaj yapıp bunu servis ediyorlar. Yahu uydurun da uydurmanın da bir ahlakı, edebi var. Bu kadarı da olmaz. Şimdi şurada bir hafta, on gün içerisinde onların karşıtlarını, aynı şekilde biz de bu teknolojiden hareketle sizlere izleteceğiz. Kılıçdaroğlu Meclis'te izletiyor ya aynısı. Teknolojinin nereye geldiğini görmeniz bakımından çok önemli. Senaryo yazmak zor bir şey değil. Bunlar yapılır. Yapılan Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'na alçakça bir saldırıdır. Kimsenin yanına bırakmayız ve bırakmayacağız. Türkiye Cumhuriyeti, bu alçakça saldırıya asla teslim olmaz, olmayacak. CHP ve MHP yönetimleri olağanüstü toplantı yapmışlar. Montaj var ya, oradan bir rant elde edebilir miyiz? Sandıktan çıkamıyoruz, darbe de olmuyor, bari bu okyanus ötesinden atılan yemle durumu idare edebilir miyiz? Aç tavuk kendisini darı ambarında görürmüş ya. Avuçlarını yalarlar avuçlarını. Bizi buraya millet getirdi, millet götürür. Montaj kasetlerle milletin emanetini yere düşüreceğimiz zannedenler de ancak ham hayalle yetinir. Yaşadığımız süreç, oynanan oyunu, kurulan tuzağı, yapılmak istenen itibarsızlaştırma operasyonunu zaten deşifre ediyor. Cevabını veremeyeceğimiz hiçbir iddia yok ama ne ben ne de Ak Parti teşkilatı, bu gündem değiştirme tuzağına düşmeyecek, bunların gündemine teslim olmayacağız. 30 Mart'a kadar bunları hiç umursamayacağız. Hesabı olan varsa 30 Mart'ta gelsin sandıkta görüşelim. Bu bir istiklal mücadelesidir. İstiklalimiz adına canımızı ortaya koymaktan da bir an bile tereddüt etmeyeceğiz. Son sözü millet söyleyecek.
Milliyet
Sokakların Öfkesi Giderek Kabarıyor 
BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ses kaydı ve bunun çözüm sürecine yansımasını değerlendirdi. Ses kaydı ile ortaya yeni bir durum çıktığı gerekçesiyle BDP yönetimi Diyarbakır'da, HDP yönetimi ise İstanbul'da toplanacak ve izlenecek yol belirlenecek. Demirtaş, "Çıkacak kararlar doğrultusunda seçim kampanyasıyla eş zamanlı bütün bunları nasıl ele alacağımızı kararlaştıracağız. Türkiye siyaseti yeniden şekilleniyor. Kendimizi konumlandıracağız. Yeni muhalif odaklar oluşacak" dedi. Demirtaş, Grup toplantısının ardından Meclis'teki makamında gazetecilere konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: Bu iktidarla yürümek imkansız. Bir geçici geçiş hükümeti tartışmaları olabilir. Bir erken seçim tartışması olabilir. Fakat bunu parlamentonun netleştirmesi lazım. Hiçbir şey olmamış gibi yürünemez. Ya Başbakan istifa eder, erken seçim kararı alınır ve Meclis kapanır ya da bu şekilde hiçbir şey olmamış gibi gidiyoruz derse gerilimin artmasına neden olur. Başbakanın yeni bir pozisyon alması lazım. 'Ben bu komploya karşı direnirim, bu montajdır' diyerek kitleleri ajite etmeye çalışırsa, kendi etrafında topladığı kitle kadar büyük bir öfkeli bir kalabalık ve kitle görebilir. Başbakan'ın ülkeye bu zararı vermemesi lazım. Ayaklanma çıkan ülkelerin hiç birinde bir gün öncesine kadar bunların olabileceğini kimse kestiremiyordu. Dolayısıyla Türkiye için de böyle bir potansiyel var. Boğazlaşma olabileceğini düşünmek bile istemiyorum ama sokakların öfkesinin kabardığını çok iyi biliyoruz. İnsanlar açlıktan işsizlikten kırılırken, devlet üç kuruş alacağı için insanların evlerine haciz için giderken olup itenler insanların öfkesini artırıyor ve bu öfkeyi başbakan kullandığı üslupla, herkesi küçük gören anlayışıyla besliyor. Biz de halkın yanında oluruz. Halk neredeyse biz orada oluruz. Biz BDP olarak, seçimden sonra aynı Başbakan'sa, halka dönüp soracağız, biz bu adamla neyi konuşalım diye. Biz Başbakan'ın artık seçilemeyeceğini düşünüyoruz. Türkiye toplumu aptal değil. Etrafında bir güç yığabilir ama bu kadar ciddi iddialarla seçime giren bir Başbakan güçlü çıkabiliyorsa muhalefetin kendisini sorgulaması lazım. Toplum bu konuda çok politize olmuş, çok hassas. Orta Anadolu'nun en ücra köyünden tutun da Hakkâri'ye kadar herkes konuşuyor. Topluma güvenen böyle mi yapar? Diyebildi mi bugün 'öyle bir para yoktur' diye. 'Konuşmaların içeriği tamamen yanlıştır' diyebildi mi? 'Öyle bir para var bu paraların hepsini açıklayacağız' diyebildi mi? Hatalar büyüdükçe, tepkiler artıyor.
Milliyet
 
Karargâhta Bilirkişi İncelemesi 
Eski BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun 25 Mart 2009'da yaşamını yitirdiği helikopter kazasına ilişkin dün sürpriz bir gelişme yaşandı. Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında 3 bilirkişi ve 3 müdahil avukattan oluşan bir ekip, dün Genelkurmay Harekât Merkezi'nde incelemelerde bulundu. Alınan bilgilere göre heyet, Genelkurmay Harekât Merkezi'nde olayın yaşandığı zaman dilimine ilişkin haritalar, düşen helikopterin güzergâhı ve hava fotoğrafları dâhil bir dizi incelemede bulundu. Askeri kaynaklardan alınan bilgiye göre, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve Yazıcıoğlu ile 5 kişinin yaşamını yitirdiği kazaya ilişkin soruşturma kapsamında Ankara Cumhuriyet Savcısı'nın refakatinde 3 bilirkişi ve 3 müdahil avukattan oluşan bir ekip Genelkurmay'da istişarelerde bulundu. Kaynaklar, soruşturma kapsamında karargâhta bir arama yapıldığı iddialarını ise kesin bir dille reddetti. Alınan bilgilere göre Genelkurmay Harekât Merkezi'nde yapılan incelemelerde olayın yaşandığı zaman dilimine ilişkin haritalar, düşen helikopterin güzergâhı ve hava fotoğrafları ile kazanın meydana geldiği zaman diliminde başka bir hava aracı olup olmadığı dâhil bir dizi incelemede bulunuldu. Yazıcıoğlu'nun helikopterinin düşmesinin, bölgede uçuş yapan jetlerden kaynaklandığı, ancak bu uçuşların soruşturma makamlarından gizlendiği iddia edilmişti. Savcılık, bu iddiayı da diğer iddialarla birlikte soruşturuyordu.
Milliyet
 
Başbakanın Meşruiyeti Kalmadı 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen telefon konuşması ile ilgili olarak, "Görünen odur ki, rüşvet ve yolsuzluk makası daralmakta, hırsızlığın elebaşı kararmış yüz hatlarıyla belirginleşmeye başlamaktadır" değerlendirmesini yaptı. Bahçeli, dün yaptığı yazılı açıklamada, Erdoğan'ın, siyasetin yüz karası olmayı fazlasıyla hak ettiğini söyleyerek, Cumhuriyet tarihinin hiçbir devresinde böylesine 'ahlakla ters düşmüş' bir siyasetçinin görülmediğini savundu. MHP Lideri Devlet Bahçeli şunları söyledi: "Başbakan ve hükümetinin meşruiyeti kalmamış, siyasi ahlakı imha olmuştur. Türk Milleti; villasına rüşvet ve hırsızlık kanalıyla istiflediği paraları, operasyon olur beklentisiyle kaçırma hesabı yapan birisinin Başbakanlığına daha fazla tahammül edemeyecektir. Recep Tayyip Erdoğan'ın yalan, riya, vurgun, götürme, yürütme, soygun üzerine kurduğu iktidarı şiddetli deprem geçirmektedir. Başta Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı olmak üzere, hukuk organları devreye girmeli, iddiaları teker teker incelemeli ve soruşturmalıdır. Şüpheliler objektif ve bağımsız mahkeme önünde çete başıyla birlikte hesaba çekilmelidir."
Radikal

SPOR 
G.Saray'la Şampiyonlar Ligi 2. tur ilk maçında karşı karşıya gelecek olan Chelsea'nin Teknik direktörü Jose Mourinho, "En iyilere karşı oynamayı seviyorum. G.Saray da Türkiye Şampiyonu. Geçen sene bana çok zorluk çıkarmışlardı. Bu sene de farklı olmayacak" dedi. Portekizli, sahaya kazanmak için çıkacaklarını belirtip "Rakibin çok tehlikeli hücum oyuncuları var. Yedek kulübesinde bile Umut Bulut gibi bir oyuncu bulunuyor. Atak oynayacaklarını biliyoruz. Biz ise bildiğimiz gibi oynayacağız" ifadelerini kullandı. DROGBA'ya karşı oynamanın ilginç olacağını belirten 'Özel biri', "Fakat biz bu durumu unutmaya çalışacağız" dedi. Şampiyonlar Ligi'nde kendilerini değil diğer başka 4-5 takımın favori olduğunu belirten Mourinho, basına yansıyan "Chelsea'de gol atacak oyuncu yok. Eto'o'nun gerçek yaşını kim biliyor ki" sözleri hakkında ise şu ifadeleri kullandı: "Bence medya mensuplarının utanması gerek. Yapmış olduğum yorumu savunmuyorum ama bu resmi bir röportajda söyleyebileceğim bir şey değil. Ben oyuncularımı koruyan bir antrenörüm. Eto'o 4 defa Şampiyonlar Ligi şampiyonu olmuş bir futbolcu. Yaptığımız sohbet, futbol dışı insanlarla yapmış olduğum komik bir sohbetti."
Hürriyet
 
Avrupa CEV Kupası Bayanlar yarı final ilk maçında Fenerbahçe etkili bir oyun sonunda Azerbaycan temsilcisi Azeryol Bakü takımını 3-0 mağlup ederek rövanş için büyük bir avantaj sağladı. Birinci sete Fenerbahçe çok etkili servis atarak başladı ve bir anda skoru 6-0 yaptı. Koreli Kim'in ürettiği sayılarla sarı-lacivertli takım teknik molaları da 8- 2 ve 16-10 açık ara önde kapattı. Rakibi file üstünde tutan Fenerbahçe seti de 25-14 kazandı. İkinci set karşılıklı sayılarla sürdü. Hücum etkinliğini elinden bırakmayan Fenerbahçe ilk teknik molaya 8-7 önde girdi. Sarı-lacivertli takım köşelerden yaptığı hücumlar sonunda ikinci teknik molayı da 16-8 önde geçti. Baskılı oyununu sürdüren Fenerbahçe seti 25-12 önde bitirerek durumu 2-0 yaptı. Üçüncü sette Sarı Melekler rakibinin zayıf çabasını boşa çıkardı ve seti 25-16 alarak maçı 3-0'lık galibiyetle noktaladı. Bu arada maçtan önce Azeryol Bakü takımı sahaya Hocalı Katliamını lanetleyen tişortlarla çıktı. Azeri seyirciler de katliamın 22.yılında "Hocalı'ya adalet, bir millet iki devlet sloganı attılar.
Milliyet
 
Trabzonspor'da tüm gözler yarın akşam oynanacak Juventus maçına çevrildi. İlk maçta 2-0'lık bir yenilgi alan bordo-mavili ekip tur için umutlarını kaybetmezken, teknik sorumlu Hami Mandıralı'nın kadroda mini bir revizyona gitmesi bekleniyor. Mandıralı'nın son haftalarda performansında düşüş gözlenen Emre Güral'ın yerine Henrique'ye 11'de görev verebileceği, Kayserispor maçında yeniden göze giren Adrian'ı da Özer'in yerine tercih edebileceği belirtildi. Bu arada yaşadığı uzun sakatlığın ardından takımla birlikte antrenmanlara başlayan Florent Malouda da Juventus maçında forma giymek istiyor. Teknik sorumlu Hami Mandıralı'yla görüşerek zorlu karşılaşmada görev beklediğini söyleyen yıldız oyuncu, kondisyon eksiğini ise yaptığı özel çalışmalarla gidermeye çalışıyor. Fransız oyuncunun Juventus ile oynanan ilk maçta forma giyemediği için üzgün olduğu ve bunu arkadaşlarıyla paylaştığı öğrenildi.
Milliyet
 
Dış dünyaya kapılarını kapatan Trabzonspor, ilk maçta 2-0 yenildiği Juventus'a karşı sahasında kazanmak için yoğun bir çaba harcıyor. Hami Mandıralı, takımın sergilediği futbolun yanı sıra yaptığı değişikliklerle büyük bir beğeni kazanırken, yakaladığı güven ortamını sürdürme adına İtalya devi karşısında sürpriz yapmayı hedefliyor. Özellikle, Kayserispor karşısındaki geri dönüş ve gelen galibiyet, Mandıralı'ya olan güveni zirveye çıkarırken, 2-0'ın rövanşında Bordo-Mavililer, Juventus karşısında zoru başarmak için mücadele edecek. Tesislere kapanan Bordo-Mavililer, oynadıkları maçın kasetlerini izliyor ve Juventus'un özelliklerini tek tek ezberliyor. Hami Mandıralı, Juventus karşısında orta sahayı kalabalık tutacak. Öncelikle rakibin hücum hattını kesmek isteyen genç teknik adam, daha sonra hızlı oyuncularıyla skor arayacak. Avni Aker'de yarın 22.05'te başlayacak karşılaşmayı Çek hakem Pavel Kralovec yönetecek. Slovak Roman Slysko ve Çek Martin Wilczek de yardımcılar.
Star
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme