27 Şubat 2014 Perşembe

27.02.2014 Genel Gündem


27.02.2014
GÜNDEM
Hocalı Katliamı İnsanlık Tarihinin En Kara Sayfası 
TBMM Dışişleri Komisyonu, Hocalı Katliamı'na ilişkin ortak bir bildiri yayınlayarak, uluslararası toplumun gerekli tepkiyi göstermesini istedi. Bildiride, Ermenistan Cumhuriyeti Birlikleri tarafından, 1992 yılının 25 Şubat'ını 26 Şubat'a bağlayan gecede Yukarı Karabağ'ın Hocalı kasabasına düzenlenen saldırıda, 106'sı kadın, 63'ü çocuk ve 70'i yaşlı olmak üzere toplam 613 Azerbaycan vatandaşının katledildiği belirtilerek şöyle denildi: "Türkiye olarak Azeri kardeşlerimizin bundan tam 22 yıl önce Hocalı'da karşı karşıya kaldıkları hunharca saldırı ve katliamı her zaman kalbimizin en derinlerinde hissediyor, bu acıyı en içten duygularımızla paylaşıyoruz, Ermenistan Cumhuriyeti Birlikleri'nce gerçekleştirilen bu katliamı ve Azerbaycan topraklarının yıllardan beri devam eden işgalini kınıyoruz. İnsanlık tarihinin en kara sayfalarından biri olan Hocalı katliamı, sonuçları itibariyle, bölge barışı, huzuru, güvenliği ve istikrarı açısından bugün için de bir sorun olma niteliğini korumaktadır. Bu tür saldırgan eylemlerin tekrarlanmaması için uluslararası toplumun ve Minsk Grubu'nun bu katliama hak ettiği önemi vermesi ve gerekli tepkiyi göstermesi gerektiğini bir kere daha vurguluyoruz. "
Hürriyet
  

Gül'den 'İzahlı' Hsyk Yasası Onayı 
İnternet düzenlemesine yönelik endişelerini hükümete bildiren ve hükümetin bu konuda adım attığı saatlerde yasayı onaylaması nedeniyle eleştirilen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) yapısında tartışmalı değişiklikler içeren ve komisyon ile genel kurul aşamalarında Meclis'te sert kavgalara neden olan yasayı, muhalefetten gelen, "benimsemiyorsanız veto edin, başka yol kullanmayın" çağrılarına rağmen kamuoyuna yaptığı açıklama ile iki not düşerek onayladı. İktidar ile cemaat arasında yaşanan gerilimin odak noktalarından birini HSYK teklifi oluşturdu. Teklifi, hukuk uzmanlarına inceleten Gül, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ı Çankaya Köşkü'ne çağırarak, anayasa açık aykırılık içerdiğini belirttiği 12 maddedeki 15 hususun yasa teklifi metninden çıkarılmasını istedi. Hükümet, Gül'ün uyarısı üzerine yeniden inceleme ve yargı yolu ile ilgili iki maddeyi metinden çıkardı. Genel Kurul aşamasındaki görüşmeler sırasında da önergeler ile 14 maddede değişiklik yapıldı. Böylece teklifin toplam 16 maddesi değişitirilmiş oldu. Yasa onayı açıklamasının altına "Sayın Cumhurbaşkanımız ayrıca aşağıdaki hususların kamuoyuna duyurulmasını istemişlerdir" denilerek, Gül'ün açıklaması not düşüldü. Gül'ün açıklaması şöyle: "Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu'nda değişiklik yapan Teklifin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulmasından sonra her safhasını özellikle anayasaya aykırılığının bulunup bulunmadığı bakımından incelettim ve Teklifte 12 maddede yer alan 15 hususun Anayasayla açıkça çeliştiğini gördüm ve Adalet Bakanı'nı çağırıp uyardım. Bunun üzerine TBMM Adalet Komisyonu ve Genel Kurul safhalarında uyarılarım dikkate alınarak, Teklifin ilk hâlinde bulunan; HSYK Daire başkanlarının belirlenmesi, HSYK'ya tetkik hâkimi ve müfettiş atanması, gönderilmesi ve görevlendirilmesi, HSYK üyelerine disiplin cezası verilmesi, yönetmelik ve genelge çıkarma gibi konularda özellikle Adalet Bakanı'na yetkiler veren hükümlerden vazgeçildiğini ve bu yetkilerin yeniden HSYK Genel Kurulu'nda veya ilgili dairelerinde kalacak şekilde değiştirildiğini gördüm. Düzeltilen bu açık aykırılıklar dışında Kanunun diğer lehinde ve aleyhinde tartışılan maddelerinin ise Anayasa Mahkemesi'nce değerlendirilmesinin daha doğru olacağını düşünerek yayımlanmasını uygun buldum."
Milliyet
 
Ulusal Güvenliği Tehdit Ediyor 
Milli Güvenlik Kurulu (MGK), bir ilke imza atarak, 'paralel devlet' tartışmalarına ilk kez bildirisinde yer verdi. MGK bildirisinde, Fethullah Gülen cemaati örtülü ifadelerle "ulusal güvenliği tehdit eden yapı" olarak nitelendirildi. İki ayda bir toplanan MGK'nın Şubat ayı olağan toplantısı, dün saat 14.00'te Çankaya Köşkü'nde yapıldı. Toplantı, 4 saate yakın sürdü. Cumhurbaşkanı Gül'ün başkanlığında yapılan toplantının '7 bin kişinin dinlendiği' iddiaları ile Başbakan Erdoğan'ın dinlenme kayıtlarının ortaya çıktığı bir sürece denk gelmesi toplantıya ayrı bir boyut kazandırdı. Erdoğan, önceki gün Gülen cemaatine sert tepki göstererek, "Devletin kriptolu telefonlarını bile dinliyorlar bunlar bu kadar alçak" demişti. Toplantının en önemli görüşme konusunu ise 'paralel devlet' iddiaları çerçevesinde 17 Aralık operasyonunun ardından yaşanan gelişmeler oluşturdu. Bildiride, şu ifade dikkati çekti: "Ülke genelinde güvenliği ilgilendiren hususlar ve yürütülen çalışmalar değerlendirilmiş; bu kapsamda halkımızın huzurunu ve ulusal güvenliğimizi tehdit eden yapılanmalar ve faaliyetler görüşülmüştür. Ayrıca önümüzdeki dönemde icra edilecek olan mahalli idareler seçimlerinin huzur ve güven içinde gerçekleşmesine yönelik tedbirler gözden geçirilmiştir." Bildiride, ulusal güvenliği tehdit eden yapılanmalar ifadesine yer verilmesi, hükümetin Gülen cemaatine karşı başlattığı çok yönlü operasyonun bir devlet tavrı haline geldiğinin açıkça ilanı niteliği de kazandı. Bildirinin ilk maddesinde, "yapılanma" ifadesine yer verilmesi dikkat çekti. Çözüm sürecine dek yıllardır MGK bildirilerinin ilk maddelerinde, terör ve terör örgütüyle mücadele ifadelerine yer verilmişti. Bildiride, Suriye ve Ortadoğu'daki gelişmelerle ilgili "Ülkemizde bulunan ve sayıları 700 bini aşan Suriyelilerin durumu ve bunların ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alınmıştır. Irak'taki sıkıntıların çözüme kavuşturulmasının sadece bu ülkenin değil, bölgemizin barış ve istikrarına katkı sağlayacağına dikkat çekilmiştir" denildi.
Milliyet
 
Derin Üniversite Planı Da Deşifre 
Paralel yapının ihanet planından yeni detaylar ortaya çıkıyor. İstanbul merkezli derin operasyonla darbe girişiminde bulunan Pensilvanya kumandalı örgütün, üniversiteleri ele geçirme planı da deşifre oldu. İstihbarat birimlerine ulaşan bilgiler üzerine, paralel örgütün üniversite yapılanması mercek altına alındı. Aralarında Ankara, İstanbul, Kayseri, Konya, Trabzon, İzmir, Antalya, Samsun'un da bulunduğu bir çok ilde vakıf üniversitesi olan derin yapılanmanın kontrolü altındaki üniversite sayısını artırmak ve devlet üniversitelerine hakim olmak için harekete geçti. Derin örgütün, okulların tüzel kişiliğini temsil eden ve en az 7 üyeden oluşan mütevelli heyetlerine sızma planı yaptığı belirlendi. Bu planlamaya göre, kendilerini kamufle eden isimler, süreç içinde yönetimde söz sahibi olmayı kurguladı. Aynı planlama devlet üniversitelerinde boşalacak yönetim kadroları için de yapıldı. Derin örgüt kendisine bağlı akademisyenleri, paralel medyayı ve bazı STK'ları kullanarak parlatma girişimlerinde bulundu. Devlet üniversitelerine sızan kimi isimler ise üniversitede kulis çalışmaları yürüterek, yönetime girmeyi denedi. Paralel yapının devlet üniversitelerindeki kadrolarının önemli bölümünün 28 Şubat sürecinde muhbirlik yaparak cadı avını desteklediği belirlendi.
Akşam
 
Tahliye Talebine Mahkemeden Ret 
Ergenekon Davası'ndan müebbet hapis cezasına çarptırılan ve uzun süredir Ankara GATA'ta tedavi gören emekli Orgeneral Nusret Tasdiler hakkında Adli Tıp Kurumu sağlık raporu hazırladı. 8 Ocak 2014 tarihinde hazırlanan ve üç adli tıp uzmanının imzasının bulunduğu raporda, "Nusret Taşdelen'in cezaevinde kalması halinde hastalıklarının hayati tehlike yaratabileceği, hastane şartlarında yatırılarak tedavisine devam edilmesinin uygundur" dendi. Tasdeler'in avukatlarının bu rapor üzerine yaptığı tahliye başvurusu, İstanbul 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nce reddedildi. Ergenekon Davası'ndan 23 yıl hapis cezasına çarptırılan ve 5 yıl boyuncu Silivri Cezaevi'nde tutuklu kalan İnönü Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu daha önce hayati tehlikesi olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından tahliye edilmişti.
Akşam
 
Mit'ten Film Gibi Baskın 
Adana'da durdurulan ancak, MİT'te ait oldukları ve 'devlet sırrı' olduğu gerekçesiyle aranmasına izin verilmeyen TIR'larla ilgili ihbarı yaptıkları iddia edilen biri yüzbaşı 2 asker Ankara'da gözaltına alındı. MİT'in, ihbarcılara ulaşabilmek için casusluk filmlerine aratmayacak yöntemlerle çalıştığı ortaya çıktı. Türkiye genelindeki 16 bin ankesörlü telefon tarandı, aranma saati belirlendi. Ankesörlü telefonun hafıza kartından ihbarcıya ulaşıldı. Adana Cumhuriyet Başsavcıvekilliği'nce MİT'e ait TIR'ların durdurulmasından sonra başlatılan 'casusluk' soruşturması kapsamında ilk somut adım atıldı. İhbarın ankesörlü telefondan yapıldığını belirleyen MİT, Jandarma İstihbarat'ından ihbar yapılan numarayla ilgili bilgi istedi. İddiaya göre Jandarma İstihbarat'tan MİT'le farklı bir telefon numarası paylaşıldı. Burdan bir sonuca ulaşamayan MİT, Türkiye genelindeki 16 bin ankesörlü telefonun kayıtlarını çıkartarak ihbar saattinde hangi numaradan arama yapıldığını belirledi. İhbarın Ankara Etlik'te ankesörlü telefondan yapıldığı ortaya çıktı. Ancak, bölgede MOBESE ve güvenlik kameraları bulunmaması nedeniyle ihbarcının kimliğine ulaşılmadı. Bunun üzerine ankesörlü telefondaki hafıza mekanizması incelenerek kullanılan kartın kodu belirlendi. Kartın ise Jandarma İstihbarat'ta görevli bir kişinin kredi kartıyla alındığının ortaya çıkmasıyla ihbarcının kimliğine ulaşıldı ve Demetevler'de 1'i yüzbaşı 1'i astsubay iki kişi gözaltına alındı.
Radikal
 
EKONOMİ 
ABD Doları               2, 2050               2, 2650
1 Euro                        2, 0143               3, 0964
İsviçre Frangı            2, 4721               2, 5394        
İngiliz Sterlini            3, 6681               3, 7679

Türkiye Tasarrufta Son Sırada 
Gelişmekte olan ekonomiler arasında tasarruf oranı en düşük ülke Türkiye oldu. Merkez Bankası'nın hazırladığı rapora göre Türkiye'nin toplam tasarrufl arı toplam hasılasının yüzde 12,6'sına denk geliyor. Bu oran hem Merkez Bankası'na hem de Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) raporlarına göre gelişmekte olan ülkelerin en düşük tasarruf oranı. IMF, tasarruf oranında gelişmekte olan ülkelerin ortalamasını yüzde 33,5 olarak ölçtü. Bu oran Türkiye ortalamasının yaklaşık üç katı. ALB Menkul Kıymetler piyasa analistlerine göre Türkiye'nin, tasarruf oranında ortalamaların epey altında kalmasında asıl etken 2013 sonunda 70 milyar dolara yaklaşan cari açık. Ekonomistler, yatırımda yapılan her bir malzemede dışa bağımlılığı azaltmadan bu oranı iyileştirmenin mümkün olamayacağını düşünüyor. 2014 ile 2016 arasını kapsayan Türkiye'nin Orta Vadeli Programı'nda da Türkiye'nin tasarruf oranının yüzde 12,6 seviyesinde kalacağı belirtiliyor. 2002 yılında eksi yüzde 4,8 olan kamu tasarrufl arının GSYH içindeki payı 2013 yılında yüzde 2,9'a ulaştı. Ancak 2013 yılı için yüzde 9,7 olarak tahmin edilen özel sektör tasarrufl arının GSYH'ye oranı yeterli düzeyde değil. Uzmanlara göre bunun sebebi, istihdam oranının ve verimliliğin düşük olması, özel sektörün küresel katma değer zincirinde aşağıda kalması. Yüzde 12,6 olan toplam tasarrufl arın GSYH'ye oranı ise hem gelişmekte olan ülkelerdeki ortalama yüzde 33,5'e hem de yüzde 19,6 olan yatırımların GSYH'ye oranına göre oldukça düşük. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e göre bu sebeple tasarruf-yatırım dengesinde oluşan açık yapısal bir cari açık sorununa neden oluyor. Şimşek, 2014 bütçesi üzerine gerçekleştirdiği Meclis'teki konuşmasında, "Tasarrufl arın artması için aktif işgücü politikaları ile istihdamı destekliyoruz. Beşeri sermaye ve altyapıya yaptığımız yatırımlar ile yapısal reformlar sayesinde verimliliği artırıyoruz. Bunların yanı sıra bireysel emeklilik sistemini gözden geçirerek tasarrufl arın artırılması için yeni bir düzenleme yaptık." demişti. Ancak IMF'nin raporuna göre bu sene yatırımlar azalacak, istihdam istenilen seviyede gerçekleşemeyecek ve de BES hiçbir zaman yeterli olmayacak. Merkez Bankası'nın hazırladığı raporda Çin yüzde 51,4'lük tasarruf oranı ile gelişmekte olan ekonomilerin en iyisi konumunda. Kayseri Sanayi Odası'nca geçen yıl yapılan 'Sanayi gecesi 2013' etkinliğinde Başbakan Yardımcısı Ali Babacan şunları söylemişti: "Kendi tasarrufunuz yeterli değilse büyümek için, yatırım için elin adamının tasarrufl arına muhtaç oluyoruz. Cari açığın fi nansmanı dediğimiz dışarıdan gelen fi nansman elin adamının tasarrufu. Sizler de iyi biliyorsunuz ki 'elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde olmaz'. Bizim bu şekilde, bu trendle 'böyle gelmiş böyle devam eder' deme lüksümüz yok. Tasarrufu artırmamız gerekiyor."
Zaman
 
Bddk Dolgun Maaşla Bilişim Uzmanı Arıyor 
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) sistem ve yazılım güvenliği için 20 sözleşmeli bilişim uzmanı alacak. BDDK, yazılım geliştirme uzmanı pozisyonu için 10 kişi, sistem uzmanı pozisyonu için 6 kişi, güvenlik uzmanı pozisyonu için 4 kişi alacak. Adaylar, 12 Mart 2014 tarihine kadar başvurularını yapabilecekler. BDDK alacağı bilişim uzmanlarında hangi konularda tecrübe aradığını tek tek belirledi. Yazılım geliştirme uzmanı olarak alınacak 10 kişi yazılım yaşam döngüsü ve güvenli yazılım geliştirme ile mobil uygulamalar geliştirme konusunda bilgi sahibi olacak. Sistem uzmanı olarak alınacaklar güvenlik duvarları, saldırı tespit ve saldırı önleme sistemleri, antivirüs yapılandırma ve yönetimi konularında deneyimli olması gerekecek. BDDK sözleşmeli olarak alacağı bilişim uzmanlarına ne kadar maaş verileceğini de duyurdu. Proje yöneticisi ve sistem uzmanlarına sözleşme ücret tavanının 2, 3 ve 4 katına kadar maaş verilebilecek. Sözleşme ücret tavanı 3 bin 757 lira. Yani BDDK alacağı uzmana eğer 4 katına kadar maaş verirse 15 bin lira maaş söz konusu olacak. BDDK alacağı 20 bilişim uzmanı için sadece sözlü sınav yapacak. Başvuracak adaylardan 7-8 Temmuz 2012 veya 6-7 Temmuz 2013 tarihlerinde yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı'na girenler sonuç belgelerini verecekler. KPSS belgesini ibraz etmeyen adayın KPSS puanı 70 olarak dikkate alınacak. Pozisyonlara göre alınacak kişi sayısının 5 katına kadar aday sözlü sınava çağrılabilecek.
Hürriyet
 
Kamulaştırma Başlıyor Tanap 2018'de 'Akacak' 
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Bakanlar Kurulu'nda Trans Anadolu Boru Hattı'yla (TANAP) ilgili kamulaştırma kararlarının imzaya açıldığını bildirdi. "Türkiye bu manada üzerine düşen görevleri hızlıca yapacaktır" diyen Yıldız, şunları söyledi: "Gerek istihdam gerekse yerli tedarikle alakalı bu konular yerine getirilecektir" İran'ın dünya ile olan barışma veya uzlaşma isteğinin de enerjiyle, doğalgazla ilgili projeksiyonları mutlaka etkileyeceğini vurgulayan Bakan Yıldız, TANAP'ın Türkiye üzerinden geçmesine izin veren yapının aynı zamanda İran doğalgazının geçişine de izin verdiğine dikkati çekti. Yıldız, Güney Akımı ve İran gazıyla beraber belki Irak ve Akdeniz gazının, 2035 yılına kadar 700 milyar metreküp tüketim hedefleyen Avrupa'nın önemli tedarik noktaları olacağını söyledi. Bu projelerin birbirinin rakibi gibi görünse de yakın ve orta vadede birbirini tamamlayacağını ifade eden Bakan Yıldız, Türkiye'nin de bulunduğu coğrafyadan kaynaklanan avantajları kullanmaya devam edeceğini kaydetti. 26 Aralık 2011'de mutabakat zaptı imzalanan, 26 Haziran 2012'de de Hükümetler arası imzaların atıldığı TANAP, Türkiye ve Avrupa'nın doğalgazına Azerbaycan Şah Deniz-2 sahasından ilave akım sağlayacak. TANAP kapsamında Gürcistan- Türkiye sınırından başlayarak sırasıyla Ardahan, Kars, Erzurum, Erzincan, Bayburt, Gümüşhane, Giresun, Sivas, Yozgat, Kırşehir, Kırıkkale, Ankara, Eskişehir, Bilecik, Kütahya, Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli'nden geçecek olan hat, taşıdığı gazı Avrupa'ya ulaştıracak.
Milliyet
 
Kaymaz Davası Yenilenebilir 
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 'nin (AİHM), Mardin'de 2004'te 12 yaşındaki Uğur Kaymaz'ın babasıyla birlikte güvenlik güçlerince öldürülmesine yönelik davada Türkiye'yi ağır bir biçimde mahkum etmesinin ardından dikkatler devletin ne yapacağına çevrildi. Bugüne kadar rücu mekanizmasını işletmeyen devletin beraatlerine karar verilen 4 polisten ödediği tazminatı tahsil edip etmeyeceği merak konusu olurken, polislerin yeniden yargılanması zorunluluğuna işaret edildi. AİHM, Kaymaz davasında önceki gün kararını açıkladı ve Türkiye'yi 70 bin euro maddi, 70 bin euro da manevi olmak üzere toplam 140 bin euro tazminat ödemeye mahkum etti. Kararda, Ahmet Kaymaz'ın PKK'lı olduğu ve evinde silahlı PKK'lıları sakladığı şüphesiyle yapıldığı belirtilen operasyonun ölüm riskini en aza indirecek şekilde planlanmadığı ve yürütülmediği, ölümle sonuçlanan müdahalenin de "gerekli" olmadığı ifade edildi. Kararda, sanık polislerin olaydan 10 gün sonra sorgulandığı, savcının da ifadelerini 1 yıl sonra aldığına dikkat çekilerek, bunun toplumda cezasızlık algısı yarattığına da işaret edildi. Öldürüldüğünde henüz 12 yaşında olan ve otopsisinde yakın mesafeden sıralı 12 kurşunla öldüğü belirlenen Uğur Kaymaz ve babasının ölümüne ilişkin soruşturmada, önce polislerin "Uğur, 12 yaşında değildi, daha büyüktü, silah kullandı" savunmaları gündeme geldi. Sanıklara göre, bunun en büyük kanıtı da Uğur'un bıyıklarının terlemiş, koltuk altında tüyler çıkmış olmasıydı. Ancak bu iddia Adli Tıp raporlarıyla yalanlandı. Adli Tıp, babasının ardından sokağa terlikle çıkan ve bu sırada sırtından sıralı biçimde 9, göğsünden 3 kurşun yiyerek öldürülen Uğur Kaymaz'ın kalaşnikof silah taşıyamayacak ve çatışmaya giremeyecek kadar küçük olduğu yönünde bir rapor hazırladı. Ancak bu rapor da polislerin cezalandırılmasını sağlamadı.
Milliyet
 
Ceyhan'dan Satış Henüz Başlamadı 
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız 3. TEPAV - BP Enerji Forumu'nun ardından İngiltere'nin Avrupa Birliği Bakanı David Lidington ile yaptığı görüşmede Şahdeniz-2 Projesi'ni değerlendirdiklerini ve gelişmelerin hızlandırılmasını istediklerini söyledi. Bakan Yıldız, Erbil ve Bağdat yönetimleri arasındaki petrol ihracatı konusundaki görüşme trafiğinin adevam ettiğini belirterek, "Çok dalgalı bir görüşme trafiği var. Bir komite oluşturuldu Bağdat ile Erbil arasında. Komitenin haftalık demeçlerinin değiştiğini görüyoruz. Biz de izliyoruz ama top onlarda. Bağdat ve Erbil'in bir uzlaşı noktası yakalanması gerektiğine inanıyoruz" dedi. Yıldız, Ceyhan'da şu anda biriken petrolün 650-700 bin varile ulaştığını, henüz bir satış gerçekleşmediğini bildirdi. Bakan Yıldız, İran'dan gelen, "Türkiye'nin aldığı gazın hacmi artarsa o zaman indirim yaparız" açıklamalarının hatırlatılması üzerine, yeni doğal gaz kaynaklarını birçok ülkeyle birlikte değerlendirdiklerini, ancak gelen teklifin, bundan sonra artırılacak miktarlar da dahil olmak üzere beklentileri karşılamadığını söyledi. Yeni teklifler getirilirse bunları müzakereye açabileceklerini dile getiren Yıldız, İran'ın sevk edilen gazı 2 katına çıkarmayı teklif ettiğini ama bunun gerçekleşmesinde fiyat mekanizmasının önemli olduğunu vurguladı. Yıldız, "Biz fiyatı duymadan, Türkiye'nin piyasasıyla alakalı cazip bir nokta oluşturmadan böyle bir girişimin henüz olgunlaşmamış bir yapı olduğunu söylemek isterim. Bizim için tedarikin kendisi kadar fiyat da son derece önemlidir" diye konuştu.
Türkiye
 
Piyasalara Rus Bombası 
Piyasalara dün adeta Rus bombası düştü. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, Ukrayna sınır hattını kapsayan ordu birliklerinin hazırlık seviyesinin test edilmesi için acil bir tatbikat emri verdiğini açıklaması, borsaları sallarken, dolar ve altın fiyatlarının sert yükselmesine neden oldu. Haftaya siyasi endişelerle başlayan yurt içi piyasalar da dün yurt dışındaki gelişmelerin etkisinde kaldı. Güne 2.20 seviyesinde başlayan dolar, Rusya'nın batısında bulunan birlikleri için acil tatbikat talimatı vermesinin küresel piyasalarda riskten kaçışı tetiklemesiyle iki haftanın zirvesi olan 2.2303'e kadar yükseldi. Yurt dışındaki borsalardaki değer kaybına paralel Borsa İstanbul da günü yüzde 1 kayıpla 61.503 puandan kapattı. Olumsuz gelen ABD verileri, reel faizlerdeki düşüş sonrası yükselişe geçen altının ons fiyatı da dün Rusya ve Ukrayna'da yaşanan gerginliğin etkisiyle uluslararası piyasalarda 1.345 dolarla dört ayın en yüksek seviyesini gördü. Interfax'ta yer alan haberde Savunma Bakanı Sergei Shoigu'nun, "Rusya Federasyonu Devlet Başkanı'nın emrine uygun olarak Batı Askeri Bölgesi'nde bulunan kuvvetler bugün (TSİ) 1200 itibariyle alarm durumuna geçirilmiştir" dediği belirtildi. Haber sonrası Rus Rublesi de sert düştü. Ruble, merkez bankasının izlediği dolareuro sepeti karşısında tarihinde ilk defa 42 seviyesinin altına geriledi. Rusya ordusunun sınırında tatbikat yaptığı Ukrayna'da da sabit kur rejimi terk edilerek esnek kur rejimine geçildi. Ukrayna parası hryvnia dün dolar karşısında tarihi düşük seviyeyi gördü. Para biriminin dolar karşısında bu yılki kaybı yüzde 19'a yükseldi. Geçtiğimiz günlerde Ukrayna ve Tayland'da yaşanan siyasi gelişmeler, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki risk iştahını azaltmış, ancak Ukrayna'da eylemlerin durması sonrası piyasalar da rahat bir nefes almıştı.
Star
 
2014'ün İlk Sıfırdan Yatırımı 50 Milyon $'La İtalyanlar'dan 
Türkiye'yi 'kırılgan 5'li arasında sayanlara inat, geçen yıl 12.7 milyar dolar yatırım yapan yabancılar, 2014'te de yatırımlarına devam ediyor. Türkiye'nin cazibe merkezi olmayı sürdürdüğünü söyleyen Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanı İlker Aycı, 2014 yılının ilk sıfırdan yatırımının Tekirdağ'a geleceğini açıkladı. Aycı'nın verdiği bilgiye göre, özel ve lisanslı ürünleri ile geniş bir tedavi alanında faaliyet gösteren İtalyan sermayeli Recordati, 50 milyon dolar yatırımla, Tekirdağ Çerkezköy OSB'de geniş bir tedavi alanına yönelik ürünler için yeni üretim tesisi açacak. Tesiste yılda 80 milyon kutu ilaç üretecek olan firma, 130 kişiye de istihdam sağlayacak. Türkiye'nin 2013'teki yatırımları hakkında bilgi vermek ve 2014 planlarını açıklamak amacıyla sohbet toplantısı düzenleyen Aycı "Recordati, Türkiye ilaç pazarına ilk olarak 2008'de yerli Türk ilaç firması Yeni İlaç'ı satın alarak girdi. 2011 yılında bir diğer Türk ilaç firması Dr. F. Frik'i satın alarak 657 çalışana ulaştı. Firma yeni yatırımının temelini bu yılın ilk çeyreğinde atacak, 2017'de faaliyete geçmesi planlanan tesisin kapasitesinin bir bölümü Orta Asya, Kafkas ülkeleri ve diğer komşu ülkelere ihraç edilecek" dedi. Geçen yıl Türkiye'ye 12.7 milyar dolarlık yatırım geldiğini anlatan İlker Aycı, bunun 9 milyar dolarlık kısmının sıfırdan yatırım olarak gerçekleştiğini ve geçen yıl Türkiye'ye yapılan sıfırdan yatırım oranının bir önceki yıla oranla yüzde 8 artış gösterdiğini söyledi. Türkiye'nin bu performansıyla dünya genelinde sıfırdan yatırım çeken ülkeler sıralamasında 19'uncu sıraya yükseldiğine işaret eden Aycı "Yapılan yatırımların ölçeği de büyüdü. Eskiden 50-100 milyon dolar arasında olan ortalama yatırım büyüklükleri, şu anda 300-500 milyon dolara yükseldi" diye konuştu.
Star
 
Yermük İçin Taraflara 'Kolaylık' Çağrısı 
Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu (UNRWA), Suriye'de Filistinli mültecilerin yoğun olarak kaldığı Yermük kampına yardımların ulaştırılması için rejim ve muhalif güçlerin ''güvenli ve engelsiz'' erişimi kolaylaştırmaları çağrısında bulundu. Yermük kampını iki gün önce ziyaret eden UNRWA Sözcüsü Chris Gunness yaptığı açıklamada, başkent Şam'da Filistinlilerin yoğun olarak yaşadığı kuşatma altındaki kampa gıda ve sağlık malzemesi dağıtımının devam etmesi için savaşan taraflara kampa güvenli erişimi kolaylaştırmaları çağrısı yaptı. BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun da, Suriye rejimine, ülke içerisindeki insani yardım çalışanı sayısının artırılması ve yardımlara izin verilmesi çağrısında bulunmuştu.
Star
 
Şov Bitti! 
2014 yılına kur, ÖTV artışı ve kredi sınırlamasıyla büyük darbe alarak giren otomotiv sektöründen 'fuar' şoku geldi. 2014'te pazarın en az yüzde 30 daralacağını öngören, siyasi belirsizliğin her geçen gün dozunu artırmasıyla köşeye sıkışan sektör 31 Ekim'de düzenlenecek Autoshow fuarını 2015 ilkbahara erteledi. Bu erteleme sektörün son dönemdeki gelişmelere tepkisi olarak da algılandı. Otomotiv Distribitörleri Derneği'ne (ODD) bağlı markaların oy birliğiyle ile alınan karar doğrultusunda iki yılda bir ticari araç fuarıyla dönüşümlü olarak düzenlenen Autoshow fuarı 2015 ilkbahar döneminde düzenlenecek. Ancak genel seçim yılı da olan 2015'te 2 fuarın birden düzenlenecek olması da kafaları karıştırdı. Bazı sektör temsilcileri sektörün iki fuarı düzenleyecek gücü olmadığından yakınıyor. Diğer taraftan Autoshow'u ODD, ticari araç fuarını ise Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) düzenliyor. Şimdi iki derneğin oturup, aynı yıl iki fuarın olup olmayacağını müzakere etmesi gerekiyor. Autoshow fuarının ertelenmesiyle ilgili olarak ODD'dan yapılan yazılı açıklamada ise şunlar yer aldı: "Geçtiğimiz yıllarda ağustos ayında uygulanan model yılı değişimi nedeniyle ekim-kasım aylarında gerçekleştirilen İstanbul Autoshow'un tarihleri, 25 Şubat 2014 tarihinde yapılan Yönetim Kurulu toplantısında tekrar değerlendirilerek, Autoshow'un 2015 yılı ilkbaharında gerçekleştirilmesine karar verildi. Otomotiv sektöründe Model Yılı uygulamasının artık Ocak ayında gerçekleşmesi nedeniyle, senenin ilk yarısında düzenlenecek olan fuarın gerek otomotiv sektörü gerekse otomobil tutkunları açısından çok daha faydalı olacağı düşüncesiyle, 15. Uluslararası İstanbul Autoshow'un, 2015 yılı itibariyle İlkbahar'da düzenlenmesine karar verildi. Kesin tarih önümüzdeki günlerde belirlenerek kamuoyu ile paylaşılacaktır."
Radikal
 
Türkiye İle Durum Vahim 
Airbus Başkanı Tom Enders, Türkiye'ye sert çıkarak, Airbus A400M'lerin teslimatı ile ilgili ileri sürdüğü şartların kabul edilemez olduğunu söyledi. Türkiye'yi anlaşmada yer alan takvime uymamakla suçlayan Enders, "Umarım görüşmeler çabuk ve olumlu sonuçlanır, durum çok vahim, şayet bir sonuca varılmaz ise bu anlaşmazlık tüm sanayiyi etkiler" dedi. Airbus Başkanı Tom Enders, Fransa'nın Toulouse kentinde düzenlediği basın toplantısında, Sevilla'da yapımına devam edilen askeri operasyon bölgesine indirme kabiliyetine sahip Airbus A400M'lerden birinin geçtiğimiz yılın son ayından beri Türkiye'ye teslimat için bekletildiğini vurguladı. Türkiye'nin bu teslimatı neden geciktirdiğini anlamadığını ve bu belirsizliğin diğer anlaşmalı ülkeleri de yakından etkilediğini iddia eden Tom Enders, bazı ülkelerin bu sorunun aşılabilmesi için devreye girdiğini belirtti. Airbus açıklamasında, 2014 yılı içinde ikisi Türkiye, beş tanesi Fransa, iki tanesi İngiltere ve bir tanesi de Almanya olmak üzere 10 Airbus A400M nakliyat uçağının teslimatı programlandı. Türkiye'nin bu uçaklardan toplam 10 tane sipariş verdiği duyuruldu. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, geçtiğimiz günlerde verilen bir soru önergesi üzerine yaptığı açıklamada, Koca Yusuf adıyla bilinen ve havalandığında tam teçhizatıyla bir bölük (116 asker) askeri operasyon bölgesine indirme kabiliyetine sahip Airbus A400M'lerin tesliminin ertelendiğini açıklamış ve teslimin gecikmesinden dolayı ana yüklenici firma olan Airbus'a geçmişte olduğu gibi yaptırımların uygulanacağını vurgulamıştı. Airbus Programlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı, Tom Williams, "Airbus'ın en çok satan A320 ailesi uçaklarının aylık üretim sayısını 2016 yılının ikinci çeyreğinde 46'ya yükseltmeye hazır olduğumuza karar verdik. 4,200'ün üzerinde rekor sipariş ile A320 ailesi uçaklarının aylık çıkış rakamlarını arttıracağız" diye konuştu.
Radikal
 
DÜNYA 
Azerbaycan, Hocalı Şehitlerine Ağladı 
613 kişinin öldürüldüğü Hocalı katliamından sağ kurtulmayı başaran Hazangül Emirova, babasının gözleri önünde yakılarak öldürüldüğünü anlattı. Esir tutuldukları sırada işkence yapılan babasının, "Azerbaycan toprakları Ermenilerindir." demeyi kabul etmeyip "Ben vatanımı satmam" diye haykırınca üzerine benzin dökülerek yakıldığını söyledi. Katliamın acısını hâlâ yaşayan Mihriban Hüseynova da, "Kocamı öldürdüler. Kız kardeşimin kızlarını, oğullarını öldürdüler." dedi. Azeriler, dünyanın Hocalı'yı 'soykırım' olarak tanıması, Ermenistan'ın da işgali altında tuttuğu Azerbaycan topraklarından çekilmesini istiyor. Dağlık Karabağ bölgesinde tek havaalanına sahip olan ve askeri açıdan stratejik önem taşıyan Hocalı, 25 Şubat 1992 tarihinde savaşın en acımasız saldırısını yaşadı. Ermeniler, bölgede bulunan Sovyet ordusuna bağlı 366. Zırhlı Alayı'nın desteğini alarak, savunmasız durumdaki 106'sı kadın, 83'ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azeri'yi öldürdü. Katliamdan 487 kişi ağır yaralı olarak kurtulurken, Ermeni güçleri bin 275 kişiyi rehin aldı. Bunlardan 150 kişinin akıbeti halen bilinmiyor.
Zaman
 
Ny Times: Yolsuzluk Operasyonu, Erdoğan İçin En Zor Meydan Okuma 
Başbakan Tayyip Erdoğan'la oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen telefon görüşmesinin yayınlanan kaydı, dünya medyasının da dikkatini çekti. Birçok yabancı gazete internete düşen ses kayıtlarındaki diyaloğun çarpıcı kısımlarını okuyucularıyla paylaştı. Yolsuzluk soruşturmasını, Erdoğan için "en büyük meydan okuma" olarak niteleyen New York Times gazetesinin İstanbul imzalı haberinde, 17 Aralık'tan bu yana yaşanan skandallar dizisi 'TV dizisine' benzetildi. Türklerin eskiden beri iyi TV dizilerini sevdiğini hatırlatan gazete, "Ama bu dizi siyasi." ifadelerini kullandı. CNN ise Başbakan Erdoğan'ın kayıtların montaj olduğuna dair sözlerinin yanı sıra, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Meclis'teki parti grup toplantısında mezkur kaydı dinletmeye başlamasıyla kimi televizyon kanallarının yayını kestiğini aktardı. İddialar Alman medyasında da yankı bulurken, haberi 'Ankara'yı sarsan yeni yolsuzluk iddiaları' başlığıyla veren Deutsche Welle'nin internet sitesinde de ses kaydından özetlere yer verildi. İnternete düşen ses kayıtları ile ilgili haberler İngiltere medyasında geniş yer buldu. Guardian gazetesi "Ses kayıtları Türk Başbakan'ını istifaya çağırıyor" başlığı ile duyurduğu haberinde, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun Erdoğan'a ya istifa etmesi ya da helikopterle ülkeyi derhal terk etmesi çağrısı yaptığını aktardı. Daily Telegraph ise ses kayıtlarını "alçakça, hayâsızca yapılmış bir montaj" olarak niteleyen Erdoğan'ın 12 yıllık iktidarının en zor dönemini yaşadığını belirtti. Fransız Le Figaro gazetesi ise, Türk Başbakan'ının dinlemeler yüzünden zor durumda kaldığını yazdı.
Zaman
 
Yurtdışındayım, Haber Beklemez Mi 
Bild Gazetesi 2011 yılının sonlarında, Wulff'un Aşağı Saksonya Eyalet Başbakanı olduğu dönemde satın aldığı evin parasını bir işadamı arkadaşından düşük faizle borç aldığını yazmıştı. Bir süre devam eden ve büyük yankı uyandıran haberler Wulff'u çok rahatsız etmişti. Wulff, Körfez ülkelerine resmi ziyarette bulunduğu sırada Bild'in kendisiyle ilgili bir haber daha yapacağı bilgisini alınca gazetenin genel yayın yönetmeni Diekmann'ı aramıştı. Wulff'un Diekmann'ı aradığı 12 Aralık 2011 tarihinde ne konuştuğu büyük merak uyandırmıştı. Wulff da 18 Şubat 2012'de cumhurbaşkanlığı görevinden istifa etmişti. Şimdi Sat.1 televizyonu, Wulff'un istifasına giden son 68 gün ile ilgili "İstifa" isimli bir belgesel hazırladı. Belgeselin en dikkat çekici bölümü ise Wulff'un Bild yöneticisinin telefonuna bıraktığı tehditkâr mesajlardı. Dün Bild internet sitesinde de yayınlanan tapelere göre, Wulff, özetle şunları söyledi: İyi akşamlar, Bay Diekmann. Sizi Kuveyt'ten arıyorum. Emir ile görüşmeye gidiyorum, sabah sekizden, akşam 11'e kadar çok yoğunum. Burada dört ülkeye ziyaret gerçekleştiriyorum ve bu arada bir muhabiriniz, aylardır, yarın yayımlanacak ve Springer-Yayın grubuyla nihai bir kırılmaya yol açacak inanılmaz bir hikâye planlıyor. Kullanılmamak şartıyla her şeyi açtım, bilgi verdim. Şimdi dolaylı olarak kullanılıyor. Bu da benim gazetecilere karşı suç duyurusunda bulunacağım anlamına geliyor. Avukatları görevlendirdim. Bild Gazetesi yurtdışında bulunan ve yarın dönecek Cumhurbaşkanını beklemeyi kabul edemez mi? İsterseniz, sizinle ve muhabirle oturup konuyu tartışmak isterim. Ve ondan sonra da savaşı nasıl sürdürürüz ona karar veririz."
Hürriyet
 
Atina'da İlk Kıbrıslı Türk 
Kıbrıs tarihinde dün 55 yıl sonra bir ilke imza atılıyor. Yunanistan'ın varlığını tanımadığı ve Rum Yönetimi ile birlikte "sahte devlet" diye adlandırdığı KKTC'nin Başmüzakerecesi Kudret Özersay bugün Atina'daki Yunan Dışişleri Bakanlığı'nda kabul edilen ilk Kıbrıslı Türk "yetkili" olacak. Atina'daki Doç.Dr. Kudret Özersay, Kıbrıs sorununa çözüm bulunması amacıyla gerçekleştirilmeleri kararlaştırılan "çapraz müzakereler" çerçevesinde Yunan Dışişleri Bakanlığı Sekreteri Anastasios Mitsialis ile görüşecek. Babası Hüseyin Özersay, 1974 yılında Rumlar tarafından öldürülen Kudret Özersay, çözümün hareretli savunucularından. "Şehit oğlusunuz ve çözümü destekliyorsunuz" sorumuza "Bir daha aynı şeylerin olmaması, aynı acıların yaşanmaması için çözüm gerekli" cevabını verdi. "KKTC'den ilk ziyaretçi" sorumuzu ise "Heyecanlıyım. Taraflar arasında yıllardır temas yok. Bu açıdan bu ziyaret bir buzdağını kırıyor" diye cevapladı. Çantasında "sürprizleri olduğunu" söylüyor, ama içeriğini açıklamıyor Özersay. Atina'yı son olarak "Kıbrıs Türk toplumu lideri" sıfatıyla 1959 yılında KKTC'nin merhum Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ziyaret etmişti. Kıbrıslı Rum müzakereci Andreas Mavroyiannis ise bugün Ankara'da Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ile görüşecek. Rum müzakereci Maraş, limanlar, garantiler ve Kıbrıs'taki Türk askeri konularını gündeme getirecek. Bu arada merkez partisi DİKO, müzakerelerin yürütülüş biçimini protesto için Rum hükümetinden çekilme kararı aldı.
Hürriyet
 
Tatarlar: Ukrayna Rusya Değildir 
Kırım özerk yönetiminin başkenti Simferopol'da, Ukrayna'da başa geçen yeni yönetime destek veren Müslüman Tatarlar ile Rusya yanlısı göstericiler karşı karşıya geldi. Kırım'ın durumunun tartışılması beklenen parlamentonun önünde toplanan gruplar arasında çıkan çatışmalarda bir kişi kalp krizinden hayatını kaybetti, 26 kişi yaralandı. Gösteriler sırasında iki tarafı sadece bir polis kordonunun ayırdığı aktarıldı. Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç'in geçtiğimiz hafta görevden alınmasından sonra başa geçen geçici yönetime destek için gösteri düzenleyen Kırım Tatarları, "Ukrayna Rusya değildir" sloganı attı. Olayların ardından Parlamento sözcüsü Volodimir Konstantinov, milletvekillerinin özerk bir şekilde bağlı oldukları Ukrayna'dan ayrılmayı tartışmalarının söz konusu olmadığını söyledi. Konstantinov daha önce Ukrayna'nın bölünmesi durumunda Kırım'ın ayrılmasının mümkün olduğunu söylemişti. Kırımlı yetkili, bu yöndeki haberleri 'provokasyon' olarak nitelendirdi. Rusların çoğunlukta olduğu Kırım, 1954'te Rusya'dan Ukrayna'ya verilmişti. 2'nci Dünya Savaşı sırasında Sovyetler Birliği lideri Joseph Stalin tarafından sürgün edilen Müslüman Tatarlar ve Ukraynalılar ise Kırım'da olası bir Moskova yanlısı harekete karşı birlik oluşturdu. Liman şehri Sivastapol'da ise Ukrayna'dan gelecek herhangi bir "faşist tehdide karşı" sokak birlikleri oluşturuldu. Yanukoviç'in 2042'ye kadar Sivastopol'da kalmasına izin verdiği Rus birliklerinin ne olacağı Rusya tarafında endişe yaratmıştı. Bütün bu gelişmeler sırasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ordusuna askeri tatbikat emri verdi. Putin'in ülkenin batı ve orta kesimindeki askeri birliklerin teyakkuz hazırlığını ölçmek amacıyla tatbikat yapılması çağrısında bulunduğu açıklandı.
Milliyet
 
KIBRIS İÇİN TARİHİ TEMAS 
Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla liderler arasında başlayan görüşmelerden sonra; Ankara ve Atina'ya bugün önemli ziyaretler gerçekleşecek. Rum Müzakereci Andreas Mavroyannis, Ankara'da Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu, Türk Müzakereci Kudret Özersay ise Atina'da Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Anastassis Mitsialis ile görüşecek. Eş zamanlı olarak gerçekleşecek görüşmelerde, Kıbrıs konusuna yönelik "öneriler" masada olacak. Özersay'ın, Mitsailis ile yapacağı görüşmede, Kıbrıslı Türklere uygulanan ambargoları gündeme getireceği, Atina'dan destek isteyeceği ifade edildi. Mavroyiannis de garantiler, toprak, Maraş ve KKTC vatandaşı Türkiyeliler konusunu gündeme getireceği kaydediliyor. Rum sözcünün, Anastasiadis'in iyi dilek mesajlarını da Ankara'ya iletecek. Kıbrıs'taki dini liderler de dün İsveç (Rum) Büyükelçiliği rezidansında buluştu. Toplantıya KKTC Din İşleri Başkanı Talip Atalay, Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Hrisostomos, Maronit Başpiskoposu Youssef Souif, Ermeni Başpiskoposu Varoujan Herkelian ve Latinlerin temsilcisi Papaz Kraj katıldı.
Milliyet
 
YERMUK TRAJEDİSİ! 
Suriye'de Esad ordusunun ablukası altında bulunan, Filistinli mültecilerin kaldığı ve açlıktan onlarca insanın öldüğü Yermuk Kampı'nda çekilen bu fotoğraf yiyecek yardımı için bekleyen insanları gösteriyor. Haftalarca süren açlık trajedisinin ardından 31 Ocak'ta yapılan Birleşmiş Milletler'in gıda yardımı sırasında çekilen fotoğraf dün ortaya çıktı ve AP ajansı tarafından servis edildi. Birleşmiş Milletler dün de Yermuk kampına yardımların ulaştırılması için Suriye rejimine ve muhalif gruplara bir kez daha çağrıda bulundu.
Akşam
 
MISIR'DA 26 KİŞİYE İDAM 
Mısır'da cihatçı terörün güçlendiği Süveyş'te terör saldırısı planlamakla suçlanan 26 kişi idama mahkûm oldu. Mısır Ceza Mahkemesi, "Suveş Kanalı'ndan geçen gemileri hedef almak için terör örgütü kurmak" suçlamasıyla gıyaben yargılanan 26 kişiye idam cezası verdi. Mahkeme, Müslüman Kardeşler üyesi olduğu iddia edilen sanıkların "milli birliğe" zarar verdiklerine hükmetti. Geçici Başbakan Hazım Biblavi'nin istifa etmesinin ardından önceki gün yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen İbrahim Mihlib, "ülkenin her köşesinde terörizmi ezeceğini" söylemişti.
Radikal 

POLİTİKA 
Dolarları Kefenin Neresine Koyacaksın 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, oğluyla arasında geçtiği iddia edilen ses kaydına değindiği konuşmasında Başbakan Erdoğan'a "Kefenin neresine dolarları koyacaksın? Sosyal hareketler ve diktatörlerin devrilmesi hep yolsuzlukla başlamıştır" diye seslendi. Bahçeli, Yozgat'ın Yerköy ilçesinde yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Sayın Başbakan yüzde 51'e sahibim, milet benim yanımdadır, diğerleri biri ana muhalefet, biri yavru muhalefet diyerek küçük görmeye başladı. AKP'ye oy vermiş kardeşlerim buraları iyi görün. Bunu görmezseniz, Ortadoğu'daki gelişmeleri bir gözden geçirin. Tunus, Mısır, Libya, arkasından Suriye, ondan evvel de Irak. Sosyal kargaşa Türkiye'de bir başlarsa, bin yıllık kardeşliğimiz tehlikeye girer. Yolsuzluk ve rüşvet bir hastalık ve kangrendir. Devleti çökertir. 17 Aralık günü sabah 06.30 ile 07.30 arasında soruşturmaların başladığını duyar duymaz, oğlu ile konuştuğu anlaşılıyor. Oğluna diyor ki evde ne var ne yok sıfırla, amcana gönder, abine gönder, şuraya buraya. Birkaç tane işadamı yakın olanları, Yasin el Kadı'yı söylüyor, daha farklı şeyler söylüyor. İşte o telaş, korku zannediyorum. Yolsuzluk, rüşvet 4 bakanda kalmamış, kendisine doğru tırmanmıştır. İnşallah bu montaj olsun. İnşallah Başbakan'ın evlatları bu işlere karışmamış olsun. Bunun yanlışsa yargı yolu ile ortadan kalkması lazım. Doğru ise sayın Başbakan yazıklar olsun sana. Her toplantıda kefenlerle gösteri yapıyorsun. Kefenin cebi mi var diyor. Kefenin neresine dolarları koyacaksın? Sayın Erdoğan ya kendini aklayacak ya Türkiye'yi aklayacak. Aksi takdirde Türkiye'de sosyal hareketler başlarsa, tehlikeli olur. Diktatörlerin devrilmesi hep yolsuzlukla başlar. Araştırın, dünyada diktatörler nasıl gitmiştir. Ukrayna'yı görüyorsunuz. Böyle bir Türkiye'yi yaşamamak lazım. Gerekli tedbirleri almazsan 51'le geldin, 51'le gidersin diyelim." Bu arada Bahçeli'nin Yozgat'a gelişini bekleyen partililerin taşıdığı, 'Hırsızlar' ve 'Sn. genel başkanım; Bilal gibi hırsız evladın olacağına, bizim gibi bozkurtlar size yeter' yazılı döviz ve pankartları polis topladı.
Hürriyet 

Chp 30 Milyon Euro Dağıttı! 
CHP İstanbul il örgütü gündemdeki yolsuzluk iddialarına tepki gösterdi. Eylem için partinin İstiklal Caddesi'ndeki ilçe binasında bir araya gelen grup, Taksim Meydanı girişine getirilen temsili 30 milyon euro'nun önünde toplandı. Kalabalığın içinden yürüyerek temsili paraların önüne gelen CHP İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı, temsili paranın içinden bir deste çıkarıp göstererek, "Bu euro'lar Bayın Başbakan'la oğlu arasında geçtiği iddia edilen konuşmalarda ortaya çıkanlar. Tüm dünya yolsuzluk tarihine geçecek n iteliktedir. 30 milyon euro'nun ne kadar yer kapladığının tartışıldığı bir ortamda, bunu tüm yurttaşlarımıza göstermek istedik" dedi. Mustafa Sarıgül ise, İstanbul Büyükşehir Başkanı olursa, Taksim Meydanı'nı halka açacaklarını ve tüp bebek konusuna bütçe ayıracağını söyledi. Sarıgül "Çocuğu olmayan aileler için İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde tüp bebeği geliştireceğim. Milyar dolar bütçeler var. Oradan da tüp bebeğe özellikle bütçe ayıracağım" dedi.
Milliyet

SPOR 
Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'nde ikinci tur ilk maçında konuk ettiği Chelsea'yle yenişemedi: 1-1. Bizi Avrupa'da zaferlere alıştıran Sarı-Kırmızılılardan Türkiye bir destan daha bekliyordu. İstanbul'da dünyanın devlerini titreten Aslan'ın yeni avı Jose Mourinho'nun Chelsea'siydi. Cim Bom, 180 dakikalık randevunun ilk buluşmasında İngilizlerden averaj koparmak peşindeydi. Mourinho tarafında her şey yolundaydı. Portekizlinin eksiği statü gereği ara transferde alanın Matic ve Salah'tı. Mancini cephesindeyse 11'ler açıklandığında defansın belkemiği Semih Kaya yoktu. Hafi f sakatlığı sebebiyle yedek başlayan genç futbolcu, tek sıkıntımızdı. Kötü başladık. Mavililer bizden daha sakindi. Willian, defansımızın hatasında dikkatli olsa 4. dakikada golü kalemizde görüyorduk. 9. dakikada ise boynumuz büküldü. Rakip kaleye atak yaptığımız sırada Eboue'yle topu kaptırdık. Azpilicueta, kale alanımıza girerek meşin yuvarlağı Torres'e asistledi: 1-0. Golden sonra zaman zaman tehlikeli girişimlerimiz oldu. Ancak ne Drogba, ne Hajrovic ne de Burak'la olmadı. Sıkıntı yaşadığımız ilk yarının sonlarında enteresan pozisyonla golü bulduk; ancak geçerli sayılmadı. Eboue'nin taç atışından Burak'a gönderdiği topta Burak fi leleri havalandırdı ama o esnada Cahill, elindeki diğer topu oyun alanına doğru atınca hakem oyunu durdurdu ve sarı kart gördü. İkinci bölümde daha diriydik. 52'de Muslera, Torres'i durdurduktan sonra oyuna hakim olduk. 63'te topumuz direkten döndü. Kornerden gelen topa önce Drogba, ardından Selçuk dokunsa da direk izin vermedi. 65'te Arena yerinden oynadı. Kazandığımız köşe vuruşunu Sneijder kullandı. Ceza yayında iyi yer tutan Chedjou, 'pes etmedik' dedi: 1-1. 75'te ikinciyi kaçırdık. Kaleyi karşıdan gören Telles, enfes vurdu; ancak avantajımız Petr Cech'in ellerinde kaldı.
Zaman
 
Erkekler Voleybol Challenge Cup yarı final ilk maçında Fenerbahçe Grundig, Fransız rakibi Nantes'ı 3-1 yendi. Sarılacivertlilerde Miljkovic 35 sayıyla yıldızlaştı ve galibiyetin mimarı oldu. İlk sete Miljkovic ile elde ettiği sayılar sonunda molalara Fenerbahçe 8-6 ve 16-14 önde girmeyi başardı. Etkili oyununu son oyunlarda da sürdüren sarı-lacivertliler seti 25-21 kazandı. İkinci set karşılıklı sayılarla başladı. Fenerbahçe molalara 8-7 ve 16- 11 önde girerken seti de 25- 17 galip kapatarak durumu 2-0'a getirdi. Üçüncü setti 25-20 alan Nantes umutlandı. Dördüncü sete fırtına gibi başlayan taraf Fenerbahçe seti 25-15 maçı da 3-1 kazandı. Mücadelenin rövanşı cumartesi günü Fransa'da oynanacak. Öte yandan İstanbul Büyükşehir Belediye, deplasmanda İtalyan Andreoli'ye 25- 18, 25-13 ve 25-22'lik setlerle 3-0 yenildi. Rövanşı pazar günü Haldun Alagaş Spor Salonu'nda yapılacak.
Milliyet
 
Trabzonspor Avrupa Ligi 2. tur ilk maçında deplasmanda 2-0 yenildiği Juventus karşısına mucize yaratmak için çıkıyor. Hüseyin Avni Aker Stadı'nda saat 22.05'te başlayacak ve Start TV'den naklen yayınlanacak olan karşılaşmayı Çek hakem Pavel Kravolec yönetecek. İtalyan devi karşısında geçen hafta nizami bir golü hakemler tarafından sayılmayan Bordo-Mavililer, taraftarı önündeki karşılaşmayı farklı kazanıp tarih yazmak istiyor. Avrupa Ligi'nde 18 Temmuz'da başladığı macerasında 12 karşılaşmada, 9 galibiyet ve 3 beraberlik aldıktan sonra eşleştiği Juventus'a ilk maçta kaybeden Karedeniz ekibine tur için 3-0 veya 3 farklı galibiyetler gerekiyor. Trabzon'un 2-0 kazanması durumunda maç uzatmaya gidecek. Daha önce Liverpool, İnter, Barcelona ve Aston Villa gibi takımları A.Aker'de deviren Bordo-Mavililer, bugün Avrupa'daki 111. maçına çıkacak.
Star
 
G.Saray, 5 yıllık forma sponsorluk anlaşması gereği NIKE'tan 23.1 milyon euro alacağını KAP'a bildirdi. F.Bahçe de Adidas ile 5 yıl için 42.5 milyon dolarlık sözleşme imzaladığını duyurdu. 1 euroyu 1.37245 dolar kabul edersek G.Saray'ın forma sponsorluk anlaşmasının değeri 31 milyon 703 bin dolar. F.Bahçe'nin 42.5 milyon dolarlık forma anlaşması, G.Saray'ın 31.7 milyon dolarlık anlaşmasından yaklaşık 10.8 milyon dolar daha fazla. Bir başka ifade ile F.Bahçe'nin çubuklu forması, G.Saray'ın parçalı formasından endüstriyel futbol kriterlerine göre, 10.8 milyon dolar daha değerli. Beşiktaş da Adidas ile sözleşmesini revize edip 5 yıllık yeni anlaşma yaptı. Beşiktaş'tan KAP'a yapılan açıklamaya göre, 2014-2015'ten başlamak üzere Adidas ile 5 yıllık anlaşmanın değeri, 24 milyon 250 bin dolar.
Akşam
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme