14 Mart 2014 Cuma

14.03.2014 Genel Gündem


14.03.2014
GÜNDEM
TC 10'uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer İçin Aynen Böyle Dedi: Saksı 
Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Cumhurbaşkanlığı seçimleri tartışmalarına değinirken, 10'uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e "saksı" dedi. İstanbul Esenler'de partililerle istişare toplantısında konuşan Müezzinoğlu, özetle şunları söyledi: "Yeni yeni tuzaklar yeni tezgâhlar. Ayışığı, Sarıkız, Balyoz, Cumhuriyet yürüyüşleri, Danıştay hadiseleri Ondan sonra geldi cumhurbaşkanlığı seçimlerine. Cumhurbaşkanını siz seçemezsiniz. Niye? Bugüne kadar kararı hep biz verdik. Siyasi parti liderlerini tespih gibi dizdik masaya. 5 tane siyasi parti genel başkanına dedik ki siz tanımasanız da olur. Milletin tanımaması zaten hiç önemli değil. Ahmet Necdet Sezer diye bir saksı, sizin önünüze koyarız siz de seçersiniz. Çünkü biz emrediyoruz dediler emrettiler ve seçtirttiler. Ama zannettiler ki yine öyle bir AK Parti var. Yine öyle bir söz geçirecekleri diş geçirecekleri bir Recep Tayyip Erdoğan var. Ama yağma yok. Artık millet var. Milletle beraber yürüyen bir AK Parti var. Milletin lideri Recep Tayyip Erdoğan var. Asla boyun eğmedik. Bu ülkede başaramadığımız tek bir şey var. O da hocam ne yazık ki sakal bırakmadı. Sakal bırakmış olsaydı sözünü dinleyecek ve anayasa değişikliğini de başarmış olacaktık. Ama anayasa değişikliğini yapamadığımız için bir anayasaya gitme ve komşu kapı gibi cumhurbaşkanlığı seçimleri için 367 hukuk ucubesini çıkarttılar. Şimdi bakın meclisi toplantıya çağırıyorlar. 184 oldu mu toplanırız diyorlar. Peki o zaman 367 şartını niye aradınız."
Hürriyet

13 Mart 2014 Perşembe

13.03.2014 Genel Gündem


13.03.2014 Perşembe
GÜNDEM

Ölümsüzlüğe Yolculuk 
Gezi Parkı protestoları sırasında ekmek almaya giderken polisin attığı gaz bombası kapsülünün başına isabet etmesi sonucu ağır yaralanan ve sürdürdüğü yaşam mücadelesinin 269. gününde ebedi uykuya dalan 15 yaşındaki 'Küçük Prens' Berkin Elvan'ı dün mahşeri bir kalabalık son yolculuğuna uğurladı. Elvan'ın cenazesinin bulunduğu Okmeydanı Cemevi'nde dün sabah saatlerinden itibaren büyük bir yas ve izdiham vardı. Cemevinin bulunduğu caddeyi hıncahınç dolduran kalabalık, 'Berkin Elvan 15 yaşında bir fidan', 'Berkin Elvan Ölümsüzdür' sloganları eşliğinde saatlerce genç çocuğun tabutunu omuzlamak için bekledi. 7'den 70'e her görüşten onbinlerce insanın omuzladığı Berkin Elvan'ın 16 kiloluk naaşı, kilometrelerce uzayan bir kortejin saatler süren yürüyüşünün ardından Feriköy Mezarlığı'nda toprağa verildi. Sakinleştiricilerle ayakta duran Berkin'in annesi Gülsüm Elvan'ın, omuzlar üzerindeki oğlunun tabutuna bakıp "15 yaşında çocuk tabuta sığar mı?" diye sorduktan sonra "Sığmıyor" diye feryat etmesi yürekleri dağladı. Törenin en duygusal anı ise baba Sami Elvan'ın oğlunun tabutu başında yaptığı kısa konuşma sırasında yaşandı. Sami Elvan "Berkin'i artık sonsuzluğa uğurladık. Berkin'im gitti ama milyonlarca Berkin'im var artık" dedi. Dini törende konuşan Alevi dedesi ise Berkin'i cemevinden, "Berkin çocuk ama kocaman yüreği vardı" sözleriyle uğurladı. Ardından Berkin'in karanfillerle süslü tabutu binlerce kişiden oluşan bir kortej eşliğinde gaz bombasıyla vurulduğu sokağa getirildi. Burada gerçekleşen anmanın ardından korteje eklenen onbinlerle birlikte Berkin'in yaklaşık 4 saat süren 'son yolculuğu' başladı. Kalabalığın omuzlarında Okmeydanı Anadolu Kahvesine kadar taşınan Elvan'ın cenazesi burada güçlükle cenaze aracına konuldu. Cenaze aracının ardından da onbinlerce kişi Şişli Meydanı'na doğru yürüyüşe geçti. Vatandaşlar alkışlarla korteje destek verirken bazı yolcular gözyaşlarına hakim olamadı. Güzergah üzerinde bulunan ev ve işyerlerinin cam ve balkonları da Berkin'i uğurlayan vatandaşlarla doluydu. Korteji 'Berkin Elvan onurumuzdur' sloganları ve alkışlarla karşılayanlara, araçlarında korna çalan sürücüler de eklendi. Cenaze aracının meydana ulaşmasının ardından kitle, Feriköy Mezarlığı'na doğru yöneldi. Mezarlıkta Berkin için açılan mezara misketler ve karanfiller bırakıldı. Berkin'in mezarına toprağı Gezi olayları esnasında yaşamını yitiren Mehmet Ayvalıtaş'ın ağabeyi Muharrem Ayvalıtaş attı. Yaşadıkları acıya dayanamayan Elvan ailesinin bazı üyeleri bu sırada fenalık geçirdi. Anne Elvan, uzun süre oğlunun toprağını okşayarak ağıtlar yaktı.
Milliyet

11 Mart 2014 Salı

11.03.2014 Genel Gündem


11.03.2014

GÜNDEM
Polisten Müdahale Gül'den Telefon 
Gezi Parkı gösterileri sırasında ekmek almaya giderken başına biber gazı fişeğinin isabet etmesiyle yaralanan ve 269 gündür Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yaşam mücadelesi veren B.E. (15) için dün hastaneye gidenler polis müdahalesiyle karşılaştı. E.'nin durumunun ağırlaşması ve 45 kilodan 16 kiloya düşmesi üzerine çok sayıdaki vatandaş aileye destek olmak üzere Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne gitti. Gece boyunca ailenin yanında kalan yaklaşık 50 kişi dün sabah saatlerinde hastane bahçesinde çevik kuvvet polisleri, Toplumsal Müdahale Aracı (TOMA) ve akreplerle karşılaştı. Polisin hastane bahçesinde aldığı önlem ortamı gerdi. Polis kendisine yönelik sözlü tepki üzerine önce 'dağılın' uyarısı yaptı. Grup dağılmayınca polis, müdahale ederek 10 kişiyi gözaltına aldı. Arbede sırasında gruptan bazı kişiler hastane içine girip bina kapısı önüne sandalyelerle barikat kurararken, binanın cam ve duvarlarına da sprey boyayla B.E. yazıldı. E.'nin dayısı Kenan Düzen yaşananlardan üzüntü duyduklarını belirterek yeğeninin yaşam destek üntiesine bağlı halde yaşama tutunduğunu söyledi. E.'nin ailesine ait sosyal medya hesabından da, "Polislerini çek hastaneden. Günlerdir yoklar hiçbir olumsuzluk yaşanmadı. Bu andan itibaren olacakların da tek sorumlusu sensin" sözleriyle İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu'ya seslenildi. Hastaneye gelen CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur ise, polis müdahale emrinin sabah 7'de geldiğini belirterek, "Polis amirine 'Hastane önünde hasta beklemek yasak mı?' diye sordum. 'Yok çıktık zaten durabilirler artık' dedi. Grubu niye dağıttıklarını sorduğum da ise cevap veremedi" dedi.
Milliyet

10 Mart 2014 Pazartesi

10.03.2014 Genel Gündem


10.03.2014
GÜNDEM
5 Yılı Aşan 3 Kck Sanığına Tahliye 
TBMM'de yapılan yasal değişiklik ile tutukluluk süresinin 5 yıla indirilmesi kapsamında KCK soruşturmaları kapsamında ilk olarak tutuklanan kapatılan DTP'nin Parti Meclisi üyesi Serdar Ziriğ, avukatlarının başvurusu üzerine tahliye edildi. Yapılan yasal değişiklik ile tutukluluk süresinin 5 yıla indirilmesini ön gören kanunun yürürlüğe girmesi ile KCK soruşturmaları kapsamında ilk olarak 15 Kasım 2008'de tutuklanan kapatılan DTP'nin Parti Miclisi üyesi Serdar Ziriğ'in avukatları nöbetçi mahkemeye başvurdu. Nöbetçi olan Diyarbakır 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi, yapılan yasal değişikliği gerekçe göstererek, 5 yıl 4 aydır tutuklu bulunan ve dava dosyası daha sonhra KCK ana davası ile birleştirilen Ziriğ'in tahliyesine karar verdi. Ziriğ, Türkiye'de KCK ile ilgili hakkında ilk dava açılan ve hakkında hazırlanan iddianamenin diğer iddianamelere dayanak gösterildiği kişi olarak biliniyor. Ziriğ'in davası daha sonra Diyarbakır 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen KCK Ana davası ile birleştirilmişti. Tutukluluk süresinin 5 yıla indirilmesiyle Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı başvuru ile tahliye edilen Şırnak BDP Milletvekili Faysal Sarıyıldız ile Şırnak KCK davasında 5 yıl 20 gündür tutuklu yargılanan BDP'li Necmettin Belier ve Bedirhan Osal, avukatlarının nöbetçi mahkemeye yaptığı başvuru üzerine bulundukları Siirt E Tipi kapılı cezaevinden tahliye edildiler.
Milliyet

9 Mart 2014 Pazar

09.03.2014 Genel Gündem


09.03.2014

GÜNDEM

Vardiya Onda 
Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, özgürlüğünün ilk gününde 76'ncısı düzenlenen 'Sessiz Çığlık' eylemine katılarak, Vardiya Bizde Platformu'na destek verdi. Beşiktaş Meydanı'nda vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılanan Başbuğ'un yanı sıra CHP milletvekilleri Melda Onur, Umut Oran, sanatçılar Altan Erkekli ve Levent Kırca ile eski bakan Yaşar Okuyan da protestoya katıldı. Konuşmasına 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü kutlayarak başlayan Başbuğ, şunları söyledi: "Öncelikle bütün dünya kadınlarını, Türk milletinin kadınlarını ve özellikle kahraman, cesur, kar-kış demeden her zaman eşlerinin yanında olan Vardiya Bizde Platformu'nun bütün kadınlarını candan kutluyorum. Dün de ifade ettiğim gibi benim dün bu esaret döneminden kurtulmam hürriyetime kavuşmam bir başlangıçtır. Bunun devamı mutlaka gelecektir, bundan emin olun. Tabii Türk Silahlı Kuvvetleri'ne en büyük darbe Balyoz davası vasıtasıyla vurulmuştur. 323 silah arkadaşım bu dava kapsamında şu anda cezaevlerinde tutuklu olarak bulunmaktadır ama inanıyorum ki onlarında özgürlüğü yakındır. Bütün silah arkadaşlarımın en yakın zamanda bizlerle beraber olmalarını yürekten diliyorum. Bunu elbette bekleyeceğiz ve takip edeceğiz. Bu arada özellikle bütün milletvekilleri tutuklu durumda olan, ceza durumunda olan bütün milletvekilleri hürriyetlerine kavuşup, serbest olurken bugün cezaevlerinde sadece bir milletvekili vardır. O da Engin Alan. Onun bugün aramızda olmaması her şeyden evvel bana göre Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ayıbıdır. Ben Kuleli Askeri Lisesi'nde 15 yaşında lise 1'deyken, Engin ortaokuldaydı. Askeri ortaokuldaydı. Belki 12-13 yaşında, onu o yıllardan beri tanırım. Beraber çok yerde görev yaptık ama dediğim gibi bugün gerçekten bir tek milletvekilinin Balyoz davası kapsamında cezaevinde bulunması hepimizin ayıbıdır. Her şeyden evvel de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ayıbıdır. Ben tekrar burada bu yağmur altında buraya gelerek Vardiya Bizde Platformuna destek veren herkese, siyasetçilerimize, Beşiktaşlılara candan teşekkür ediyorum. Şunu tekrar söylüyorum: Balyoz davasındaki arkadaşlarımızın bütün arkadaşlarımızın özgürlüğü de yakındır bunu hep beraber göreceğiz. Burada hep beraber onları kucaklayacağız. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum, teşekkür ediyorum."
Hürriyet

8 Mart 2014 Cumartesi

08.03.2014 Genel Gündem

08.03.2014
GÜNDEM
Devlet Eliyle Kültür Varlığı Yok Edildi 
İstanbul Mimarlar Odası, Devlet Konukevi'ne dönüştürme çalışmaları süren Çengelköy'deki Vahdettin Köşkü'nü takibe aldı. Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Sami Yılmaztürk, "Orada devlet eliyle hukuka aykırı olarak yürüyen işlemler var. Çok sayıda ağaç kesilmiş ve 1'inci grup tescilli bir kültür varlığı temelli yok edilmiş durumda" dedi. Koruma Kurulu'ndan orada ne işlemler yapıldığını soracaklarını belirten ve 17 Aralık Operasyonu'na gönderme yaparak rant vurgusu yapan Yılmaztürk şunları söyledi: "Vahdettin Köşkü olarak bilinen yapı, bugün itibariyle Boğaziçi'nden sorumlu İstanbul 3 Numaralı Koruma Kurulu kararına aykırı olarak yıkılmış, dört duvar arasında betonarme yapılmış, cephesi ahşapla kaplanmış, 1'inci grup tescilli bir eski eserdi. 3 Numaralı Kurul bu hükümet döneminde yapının yıkılıp yeniden inşası doğrultusunda karar almıştı ve boş duruyordu. Yakın zamanda inşaatla birlikte ağaçlar kesilmeye başlandı. Restorasyon demiyorum; kötü bir uygulama ile betonarme duvarlar yapılmış, keyfe ve ihtiyaca göre eski eser varmış gibi yapan bir uygulama söz konusu orada. Çok sayıda ağaç kesildi ve bir kültür varlığı temelli yok edilmiş durumda. Daha sonra ilave inşaatlar yapıldı. Vahdettin Köşkü hariç orada 4 tane daha köşk olması lazım. Bugün nasıl büyük siteler görürsünüz, üstte villalar vardır ama hepsi yeraltından otoparklarla birbirine bağlanmıştır; orada da aynı şekilde bağlantılar, otoparklarla bu köşkleri birbirine bağlayan inşaatlar söz konusu. Boğaziçi,1983 tarihli yasayla koruma alınmıştır. Herhangi bir kat yapmanız suçtur. Bir vatandaş zemini kazıp da istinat duvarı yapamaz. 2002'den sonra bu sayı arttı. Perde çekilip onarım adı altında bina sökülüp yerine betonarme yapılıyor. 17 Aralık'ta gördük, tamamen ranttan pay alma çerçevesinde, hukuk dışı işlemler söz konusu orada. Devlet eliyle ağaçlar kesilmiş, zemin değişmiş, mevcut yapıya uygun olmayan bir yapı. Mimarlar Odası olarak takip ediyoruz."
Hürriyet

7 Mart 2014 Cuma

07.03.2014 Genel Gündem


07.03.2014 Cuma

GÜNDEM

AYM'den Tahliye Yolu 
Anayasa Mahkemesi (AYM) Ergenekon sanığı CHP'li Mustafa Balbay, KCK davalarında tutuklu yargılanan 4 BDP'li ve 1 bağımsız vekilden sonra Ergenekon davasından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un bireysel başvurusunu da dün kabul etti ve çok önemli bir 'ihlal' kararı daha verdi. AYM ihlal kararını, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin defalarca yapılan tahliye taleplerini "Etkili bir şekilde incelemeden reddetmesi" ve CMK 232. maddesine göre 15 gün içinde yazılması gereken gerekçeli kararın 6 ayı aşkın süredir açıklanmayarak "Davanın Yargıtay'a temyize götürülememesine" dayandırdı. AYM, Anayasa'nın 19/8. maddesine göre, gerekçeli kararın yazılmaması sonucu 'yetkili bir yargı merciine başvurma hakkının çiğnendiğini' ve Başbuğ'un, 'hürriyeti ve güvenliğine ilişkin haklarının ihlal edildiğine' hükmetti. Başbuğ'un avukatı İlkay Sezer Hürriyet'e, AYM kararının diğer Ergenekon sanıkları için de örnek olduğunu ve tahliye yolunu açtığını savundu. Sezer, "AYM'nin bu kararı aynı davada mağdur edilen onlarca masum insan için de uygulanması gereken bir karardır. Bu sanıklara da İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvurarak tahliye istemeleri yolu açılmıştır" dedi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, diğer Ergenekon sanıklarına da AYM'yi adres gösterirse, tek tek bireysel başvuru yoluyla tahliye isteme imkanı olacak. Başbuğ'un avukatı İlkay Sezer, müvekkilinin 'görevsiz' mahkemede yargılanması ve 2 yıldır devam eden tutukluluğuna ilişkin itirazlarının incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle AYM'ye bireysel başvuru yapmıştı. Başvuruda, Başbuğ'un, "Kişi hürriyet ve özgürlüğünün ihlal edildiği" savunulmuş, tazminat talep edilmemişti. Başbuğ'un görevsiz mahkemede yargılandığının tespiti ve Yüce Divan'da yargılanmasına karar verilmesi de istenmişti.
Hürriyet

6 Mart 2014 Perşembe

06.03.2014 Genel Gündem


06.03.2014 Perşembe
GÜNDEM
Fezlekelere Kozmik Oda 
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, 4 eski bakanla ilgili TBMM'ye gönderilen fezlekeler için geçmiş örneklerden yola çıkarak uygulama başlattıklarını anlattı. Çiçek, uyarılar üzerine savcılığın ilgili olmayan dosyaları ayıkladığını, toplam 28 klasörden bakanlarla ilgili olan 11 klasörün gönderildiğini bildirdi. Çiçek, milletvekillerinin inceleme yapması için 'özel oda' hazırlanacağını, fotokopi çekilmeden sadece not alınabileceğini açıkladı. Çiçek, şunları söyledi: Gelen dosyalarla ilgili farklı bir uygulamamız olmayacak. Fezlekeler 28 Şubat'ta geldi, Meclis'in ilk birleşiminde bilgiye sunulacak. Hukuk İşleri Başkanlığı'na 'bu evrakı acele olarak inceleyin' diye yazdım. Fezlekeler, 2 ayrı dosya halinde, saat 17.00 civarında geldi. Biri eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, diğeri eski 3 bakanla ilgili. Fezlekeler, Genel Kurul'da okunduktan sonra, hazırlanacak özel bir odada, milletvekillerinin incelemesine sunulacak. Soruşturmanın gizliliği prensibine göre, örnek almaları veya fotokopi çekmeleri sözkonusu olmayacak. Genel Kurul'un ne zaman açılacağı bizim konumuz değil. Ama ben 'Genel Kurul'un ilk oturumda okunacak' dedim. Geçmiş örneklere baktık, fezlekelerin, TBMM'ye gönderilmesiyle, Genel Kurul'da okunması arasında 6 gün ile 76 gün arasında fark olabilmiş. Burada bilgiye sunma ihtiyacı, milletvekilleri veya bakanlar hakkında gizli sürdürülen soruşturmalardan Meclis'i haberdar etmektir. O yüzden bilgiye sunulmadan bir işlem başlatmak mümkün değil. Bunun örnekleri var. Eski bakanlardan Hikmet Uluğbay hakkında 31 Ocak 2003'de fezleke gelmiş, Genel Kurul'a 33 gün sonra sunulmuş. Mustafa Yılmaz ile ilgili olan 1 Temmuz 2003'te gönderilmiş, 15 gün sonra sunulmuş. Yine Burhan Kara ile ilgili olan 48 gün sonra, Osman Durmuş ile ilgili olan 76 gün sonra okunmuş."
Hürriyet

5 Mart 2014 Çarşamba

05.03.2014 Genel Gündem


05.03.2014

GÜNDEM

4 Eski Bakanla İlgili Fezlekeler Meclis'te 
17 Aralık soruşturması kapsamında 4 eski bakan hakkında hazırlanan fezlekeler, savcılık tarafından Meclis'e gönderildi. '17 Aralık' soruşturmasını yürüten savcılar, eski bakanlar Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar hakkında fezleke hazırlamıştı. Fezlekeler savcılık tarafından Adalet Bakanlığı'na gönderildi. Ancak Bakanlık, dört eski bakan hakkındaki fezlekeleri, usul eksiklikleri nedeniyle iade etti. Usul eksikliğinin de "fezlekelerin Adalet Bakanlığı aracılığıyla değil, doğrudan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) gönderilmesi gerektiği yönünde" 2011 yılında çıkarılan genelgeye uyulmaması olduğu belirtildi. Bakanlığın geri gönderdiği fezlekeler, soruşturmayı yürüten savcının bağlı olduğu büronun başındaki İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Cengiz Ali Cengiz Hacıosmanoğlu tarafından tekrar ele alındı. Savcı Hacıosmanoğlu usul eksikliklerini tamamlamasının ardından fezlekeleri bu sefer doğrudan yeniden TBMM'ye gönderdi. TBMM Başkanlığı yetkileri, dün akşam saatlerine kadar ulaşan bir fezleke olmadığını bildirdiler. Savcılığın yazısı Meclis'e ulaştığında TBMM Başkanlığı bu konuyu Genel Kurul'un bilgisine sunacak. Anayasa'nın 100. maddesi gereği bakanların yargılanabilmeleri için Meclis soruşturması açılması gerekiyor. Savcılık yazısı Genel Kurul'a sunulduktan sonra TBMM üye tam sayısının en az 10'da birinin imzasıyla vereceği önerge ile bakanlar hakkında soruşturma açılması istenebilecek. Önerge, bir ay içinde Genel Kurul'da görüşülmek zorunda. Bu konudaki oylama ise gizli yapılıyor. Soruşturma komisyonu kurulması durumunda Meclis'teki siyasi partiler güçleri oranında temsil edilecekler.
Radikal

4 Mart 2014 Salı

04.03.2014 Genel Gündem


04.03.2014
GÜNDEM

Kandil'den Öcalan'a Kritik Mektup 
Kandil'e giden BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, KCK'nın Abdullah Öcalan'a ulaştırılmak üzere yazdığı 3 sayfalık mektupla döndü. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'a verilen ve KCK'nın görüşlerini içeren mektupta, tıkanan çözüm sürecinde gelinen noktalara vurgu yapıldığı ve Öcalan'ın vereceği her türlü karara tereddütsüz uyulacağı mesajının yer aldığı öğrenildi. Kandil'de KCK yönetimi ile Baluken arasında yapılan görüşmede ağırlıklı olarak, hükümetin, "Sürecin seçim sonrasına ertelenmesi" önerisi ele alındı. KCK yönetiminin görüşmede, "Hükümet, Öcalan'ın talebine yanıt vermedi. Bu güne kadar yaptıkları, bundan sonra verilen sözlerin tutulup tutulmayacağı konusunda bize güven vermiyor" dediği öğrenildi. Görüşmede ayrıca yolsuzluk iddiaları, ortaya çıkan kasetler ve paralel devlet yapılanmasına yönelik iddiaların da kapsamlı ele alındığı öğrenildi. KCK yönetiminin bu konuda, "Hükümet daha şeffaf ve hesap verebilir pozisyona gelmesi gerekir" görüşünü dillendirdiği ifade edildi.
Milliyet

3 Mart 2014 Pazartesi

03.03.2014 Genel Gündem


03.03.2014

GÜNDEM 

Donanma 148 Yıl Sonra Ümit Burnu'nu Geçecek 
Türk Deniz Kuvvetleri, Türk dış politikasını desteklemek ve Türkiye'yi tanımak için uzun bir Afrika turuna çıkıyor. Heybeliada korveti, Gediz ve Oruçreis fırkateynleri ile Kudret Güngör lojistik ve akaryakıt gemisinden oluşan Barbaros Türk Deniz Görev Grubu, 18 Mart'ta başlayacakları yolculukla donanmayı 148 yıl sonra bir kez daha Ümit Burnu'ndan geçirmiş olacak. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, son yılların en büyük ve kapsamlı seyahatini gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Tüm Afrika kıtasını kapsayacak seyahate donanmanın en gözde gemileri katılırken, en özel birlikler ve ekiplerde bu görevde yer alacak. Barbaros Türk Deniz Görev Grubu adıyla oluşturulan askeri güç, dünya barışını sağlamak için görevde olduğu mesajını verecek. Donanma Libya'dan başlayacağı ziyaretleri Fas'tan Cebelitarık Boğazı'nı kullanarak Atlas Okyanusu'na açılarak sürdürecek. Güneye yönelecek Türk gemileri, Batı Sahra, Senegal, Gana, Kamerun, Angola, Namibya ve Güney Afrika Cumhuriyeti'ne kadar gidecek. Kıtanın en güney ucu olan Ümit Burnu'nu geçerek Hint Okyanusu'na çıkan donanma; Mozambik, Tanzanya, Somali, Sudan ve Mısır üzerinden Kızıldeniz'e girecek. Sina Yarımadası'nı takiben Kızıldeniz'de bulunacak gemilerimiz, Süveyş Kanalı'nı geçerek Türkiye'ye dönecek. İlk milli gemimiz olan Heybeliada korveti, Gediz ve Oruçreis fırkateynleri ile Kudret Güngör lojistik ve akaryakıt gemisi yer alacak. Binlerce denizcinin görev alacağı Barbaros Türk Deniz Görev Grubu, 18 Mart'ta Donanma Komutanlığı'ndan uğurlanacak. Tuğamiral Ali Murat Dede'nin komuta edeceği görevin 4 ay sürmesi planlanıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Marmara, Ege, Akdeniz, Kızıldeniz ile Atlas ve Hint okyanuslarını kapsayan seyahatin "Dünya denizlerinde sancak göstererek Türk dış politikasını desteklemek, Afrika ülkeleri ile tesis edilen ilişkilerin geliştirilmesine ve yeni ilişkilerin tesis edilmesine katkı sağlamak maksadıyla yapılacağı açıkladı. TSK, görevle ilgili, "Ümit Burnu görevi, aynı zamanda insani yardım ve deniz haydutluğu ile mücadele faaliyetlerini kapsayacak. Tuğamiral Ali Murat Dede komutasında Gediz ve Oruçreis firkateynleri ile Heybeliada korveti ve Kudret Güngör lojistik gemisinden oluşan Barbaros Türk Deniz Görev Grubu, deniz güvenliğine destek faaliyetleri de yürütecek" bilgisini paylaştı. Öte yandan Türk donanmasının liman ziyaretlerinin yanı sıra ABD Afrika Komutanlığı'nca planlanan 'Obangame Express Tatbikatı'na da katılacağı öğrenildi.
Milliyet
   

2 Mart 2014 Pazar

02.03.2014 Genel Gündem


02.03.2014
GÜNDEM
Hsyk'da 238 İade 
HSYK'nın yapısını değiştiren 6524 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle HSYK'nın seçilmiş üyeleri dışındaki yönetimi, Kurul müfettişleri, tetkik hâkimleri ve idari personelin görevleri sona erdi. Adalet Bakanlığı'ndan alınan bilgiye göre, hâkim sınıfından 47, Teftiş Kurulu'nda 137, idari personel olarak ise 270 kişinin görevi sona erdi. Bozdağ, HSYK'ya 5 genel sekreter yardımcısı ile Teftiş Kurulu Başkanı ve 3 başkan yardımcısının atamasını jet hızıyla 28 Şubat'ta yaptı. Genel sekreterlik için ise HSYK Genel Kurulu 10 gün içinde adaylarını belirleyecek. Bozdağ da HSYK Başkanı sıfatıyla, sonraki 3 gün içinde bu adaylar arasından HSYK Genel Sekreteri'ni atayacak. HSYK Genel Kurulu, hâkim sınıfından olan tetkik hâkimleri ve müfettişlerle ilgili yeniden görevlendirmeyi de yarın değerlendirecek. Kurul müfettişlerinin bir bölümünün kürsü hâkimi olarak atanabileceği belirtiliyor. CHP'nin Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı iptal başvurusu üzerine alınacak olası bir iptal kararı geriye yürümeyeceği için HSYK'daki kanunla yapılan bu atamaları etkilemeyecek. 2010'daki anayasa değişikliğinin ardından yeni HSYK'daki idari personel, AK Parti Hükümeti döneminde göreve başlamıştı. İdari personelin büyük bölümü de bakanlıktan geçen memurlardan oluşmuştu. HSYK düzenlemesiyle birlikte görevi sona eren kişiler şöyle: Hâkim sınıfından: 1 Genel sekreter, 4 Genel sekreter yardımcısı, 42 Tetkik hâkim; Teftiş Kurulu'ndan: 1 Teftiş kurulu başkanı, 2 Başkan yardımcısı, 134 Baş müfettiş ve müfettişi; İdari personel: 270 kişi.
Hürriyet

1 Mart 2014 Cumartesi

01.03.2014 Genel Gündem



01.03.2014
GÜNDEM
Aym'den İade 
HSYK Kanunu'nun "yok sayılması" istemiyle yaptığı başvuru üç günde kanun "Resmi Gazete'de yayınlanmadığı" ve başvuru süresi başlamadığı için reddedilen CHP, dün sabah HSYK Kanunu'nun iptali istemiyle ikinci kez AYM'ye başvurdu. AYM, CHP'nin ikinci kez yaptığı başvuruyu hiç bekletmeden aynı gün saat 17.00'de incelemeye aldı. AYM ilk incelemesini jet hızıyla tamamladı ve dava dilekçesinde tespit edilen eksikliklerin tamamlanması üzere CHP'ye iadesine karar verdi. AYM heyeti, iptali istenen hükümlerin bazı fıkraları için gerekçe yazılırken, bazıları için yazılmadığını tespit etti. Heyet "eksik gerekçe" nedeniyle dava dilekçesini CHP'ye iade etti. CHP, dilekçeyi yenileyip pazartesi günü üçüncü kez AYM'ye başvuracak. AYM, iptal kararı verse de Adalet BAkanı Bozdağ tarafından HSYK'nın yönetimine atanan isimler etkilenmeyecek. CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, basın mensuplarına yaptığı açıklamada kanunun anayasaya aykırılığını şöyle anlattı: "Bu yasayla HSYK Adalet Bakanı'nın emrine verilmektedir. Bu, kuvvetler ayrılığı ilkesine çok açık bir şekilde aykırıdır. Mahkemelerin bağımsızlığı, hakimlerin teminatı ilkesine çok açık bir şekilde aykırıdır. Böylesi bir düzenleme Anayasa'nın 2. maddesinde yazılı olan hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Çünkü hukuk devletinde idarenin her türlü eylem ve işlemi yargı denetimine tabidir. Kanun zoruyla kamu görevlileri görevlerinden alınırsa bunların bu işleme karşı idari yargıda dava açma hakları ellerinden alınmış olur. Açıkça yargı denetimini yok etmeyi hedefleyen bu düzenleme hukuk devleti ilkesine, idarenin her türlü eylem ve işleminin yargı denetimine tabii olacağı ilkesine ve herkesin hakkını arayabileceği yargı önünde hak arama özgürlüğüne aykırı bir düzenlemedir."
Hürriyet