2 Mart 2014 Pazar

02.03.2014 Genel Gündem


02.03.2014
GÜNDEM
Hsyk'da 238 İade 
HSYK'nın yapısını değiştiren 6524 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle HSYK'nın seçilmiş üyeleri dışındaki yönetimi, Kurul müfettişleri, tetkik hâkimleri ve idari personelin görevleri sona erdi. Adalet Bakanlığı'ndan alınan bilgiye göre, hâkim sınıfından 47, Teftiş Kurulu'nda 137, idari personel olarak ise 270 kişinin görevi sona erdi. Bozdağ, HSYK'ya 5 genel sekreter yardımcısı ile Teftiş Kurulu Başkanı ve 3 başkan yardımcısının atamasını jet hızıyla 28 Şubat'ta yaptı. Genel sekreterlik için ise HSYK Genel Kurulu 10 gün içinde adaylarını belirleyecek. Bozdağ da HSYK Başkanı sıfatıyla, sonraki 3 gün içinde bu adaylar arasından HSYK Genel Sekreteri'ni atayacak. HSYK Genel Kurulu, hâkim sınıfından olan tetkik hâkimleri ve müfettişlerle ilgili yeniden görevlendirmeyi de yarın değerlendirecek. Kurul müfettişlerinin bir bölümünün kürsü hâkimi olarak atanabileceği belirtiliyor. CHP'nin Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı iptal başvurusu üzerine alınacak olası bir iptal kararı geriye yürümeyeceği için HSYK'daki kanunla yapılan bu atamaları etkilemeyecek. 2010'daki anayasa değişikliğinin ardından yeni HSYK'daki idari personel, AK Parti Hükümeti döneminde göreve başlamıştı. İdari personelin büyük bölümü de bakanlıktan geçen memurlardan oluşmuştu. HSYK düzenlemesiyle birlikte görevi sona eren kişiler şöyle: Hâkim sınıfından: 1 Genel sekreter, 4 Genel sekreter yardımcısı, 42 Tetkik hâkim; Teftiş Kurulu'ndan: 1 Teftiş kurulu başkanı, 2 Başkan yardımcısı, 134 Baş müfettiş ve müfettişi; İdari personel: 270 kişi.
Hürriyet


Hukukta Cift Başlılık Olmaz 
İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi, 17 Aralık soruşturmasında 21 Aralık 2013'ten bu yana tutuklu bulunan işadamı Reza Zarrab, eski İçişleri Bakanı Muammer Güler'in oğlu Barış Güler, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın oğlu Salih Kaan Çağlayan'ın da aralarında bulunduğu 5 kişinin tahliyesine karar verdi. Hâkim İslam Çiçek tarafından verilen karardaki 5 şüphelinin tahliye gerekçesinden birisini de, soruşturma kapsamında elde edilen telefon dinleme tapeleri ve görüntü kayıtlarının yan delillerle desteklenmediği sürece suçun işlendiğine yönelik tek başına delil mahiyetinde olamayacağı görüşü oluşturdu. Hâkim Çiçek'in bu gerekçesi, gerek soruşturmalarda gerekse temyiz incelemesini yapan Yargıtay'da dinleme ve teknik takip kararlarının tek başına delil olup olamayacağı tartışması başlattı. Tartışma konusu olan telefon dinlemelerinin tek başına delil olup olamayacağı konusunda Yargıtay'ın kararlarında bir içtihat birliğinin olmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (YGCK) 'tek başına delil olabilir' şeklinde verdiği bazı kararların ise hakimler ve mahkemeler nezdinde bağlayıcılığının bulunmadığı anlaşıldı. Yargıtay Kanunu'nun 15. maddesine göre YGCK'nın mahkemelerin kesin olarak verdikleri kararlar veya Yargıtay'daki ceza dairelerinin aynı konuda verdikleri farklı kararlarla ilgili içtihadı birleştirme kararı verebiliyor. Dr. Bülent Hayri Acar, tahliyelerle birlikte başlayan, 'tek başına delil' tartışmasına ilişkin "Yargıtay'ın ilk içtihatlarına göre, bu deliller yan delillerle desteklenmediği sürece hükme esas alınamazdı. Bu kararlar oturmuş kararlardı, yerleşik kararlardı ve hem mahkemeler hem Yargıtay'ın ilgili daireleri buna göre karar veriyordu. Geçtiğimiz yıllarda Yargıtay'ın bazı ceza daireleri telefon dinlemeleri ve teknik takiplerle ilgili 'tek başına delil olur' diye kararlar verdi. İki ayrı görüş çıktı. Yargıtay kanunu diyor ki, ya Yargıtay Ceza Genel Kurulu bunu çözer ya da içtihadı birleştirme konusu olur. Hukukta çift başlılık olmaz. O zaman bu iki yoldan biriyle bu ortadan kalkacak. Hakimler, Yargıtay daire kararlarıyla ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarıyla bağlı değildir. Yargıtay Büyük Genel Kurulu içtihadı birleştirme kararı verirse bu karar hem Yargıtay'ın tüm dairelerini hem de tüm hâkim ve mahkemeleri bağlar" dedi.
Milliyet
 
'Tutuksuz Yargılama Esastır' 
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan adayı Fatma Şahin'in projelerini tanıttığı toplantıya katılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, gazetecilerin Rıza Sarraf ile eski bakanların çocuklarının tahliye kararına ilişkin sorusunu, "Tutuklu yargılama istisnadır, tutuksuz yargılama esas olmalıdır. Biz bunu, Ergenekon, Balyoz, KCK davaları gündeme geldiğinde de hep söyledik. Sayın Başbakanımızın son tahliyelerle ilgili olarak 'Adalet yerini buldu' sözü de tutukluluğun istisna olması bağlamında bir ifadedir" diye yanıtladı. Tahliye edilenlerin yargılamasının sürdüğünü hatırlatan Çelik, "Kesin bir yargı kararı yokken insanlarla ilgili haysiyet cellatlığı yapmak, onlara silinmesi zor damga vurmak vicdanla bağdaşır bir şey değildir" diye konuştu. Binlerce kişinin yasadışı dinlemelerle mağdur edildiğini belirten Çelik, Bilal Erdoğan'la ilgili bir dinleme kararı olmadığını da belirtti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu arasında geçtiği iddia edilen ses kaydı için savcılığın inceleme başlattığını söyleyen Çelik, kes biç yapıştır yöntemiyle Bahçeli ve Kılıçdaroğlu hakkında hazırlanan kayıtları hatırlatarak "Bunlara inanmıyorsun da, diğerine niye inanıyorsun?" dedi. Çelik 2009 yerel seçiminde AK Parti'nin yüzde 38.8 oy aldığını belirterek "Üzerine koyacağımız her yüzde başarıdır. 17 Aralık operasyonunu yapanlar muhalefetin heybesine malzeme dolduruyor" dedi. "Fethullah Gülen'in Amerika'da bir işi yoksa burası onun memleketidir, gelmesi lazım" diyen Çelik, "Bizi 28 Şubat'a benzetmeleri büyük bir densizlik. 28 Şubat'ta bütün mütedeyyin kadrolar hedefti. Bizim hizmet cemaati ile topyekun kavga başlatmamız söz konusu değil. Cadı avına çıkan bir AK Parti yönetimi olmayacak" şeklinde konuştu.
Akşam
 
Chp Yeni 367 Arayışı İçinde 
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Meclis'te gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. CHP'nin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) yapısıyla ilgili yasanın Anayasa Mahkemesi'nce yok hükmünde sayılması talebine ilişkin, "CHP'liler yeni bir 367 arayışı içindeler. Ama 367 kararının (CHP, Cumhurbaşkanlığı seçiminde birinci tur oylamasının iptali için 367 milletvekillini boykota çağırmıştı) yanlışlığını bugün hukuku bilen herkes açık açık ifade ediyor" dedi. HSYK düzenlemesi konusunda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yaptığı tavsiyelere de uyulduğunu söyleyen Bakan, yeni atamalara yapılan eleştirilere de şu sözlerle yanıt verdi: "454 kişi görev yapıyor, kimi haberlere bakıyorsunuz, 'Bin kişinin işine son verildi.' Büyük bir yalan." Bozdağ, AYM'de yok hükmünde kararının çıkmasını bekleyip beklemediği sorusuna ise Yüksek Mahkeme'nin ne karar vereceğinin heyetin takdirinde olduğunu vurguladı.
Akşam

EKONOMİ 
ABD Doları                2, 1800               2, 2400
1 Euro                        3, 0105               3, 0933
İsviçre Frangı            2, 4749               2, 5430        
İngiliz Sterlini           3, 6513               3, 7518


Pazara Odaklanıp Kârını Yüzde 232 Artırdı 
Türkiye'nin petrokimyada tek hammadde üreticisi konumundaki Petkim, 2013 yılını 270 milyon TL brüt, 49 milyon TL net kâr rakamlarıyla tamamladı. Şirketin net satış rakamı 4 milyar 159 milyon TL ile bir önceki yıla yaklaşırken 2012 yılına göre brüt kâr artışı yüzde 232'ye ulaştı. Petkim Genel Müdürü Sadettin Korkut, müşterilerle daha yakın ilişki kurma temeline dayalı pazar odaklı dinamik planlama stratejisinin sonuçlarını almaya başladıklarını söyledi. 2014'te ekonomide bir miktar kırılganlık beklendiğini kaydeden Korkut, "Yerli üretici olarak bu ortamda sanayicilerimiz için önemli bir iş ortağı olmaya devam edeceğiz. Döviz hareketleri bizim güvenli liman olma özelliğimizi artırıyor." dedi. Petkim Petrokimya Holding AŞ, 2013'te brüt kârını bir önceki yıla göre yüzde 232 artırarak 270 milyon TL'ye çıkardı. Şirketin yıllık fi nansal sonuçlarına göre; gerçekleşen 4 milyar 159 milyon TL net satışlar üzerinden 235 milyon TL FAVÖK (faiz, amortisman, vergi öncesi kâr) değeri ortaya çıkarken net kâr rakamı da 2012'ye göre iki kat artışla 49 milyon TL'ye ulaştı. Rakamlardaki değişim kâr marjlarına olumlu olarak yansıdı ve brüt kâr marjı artarak yüzde 6,5 olarak gerçekleşti. İç piyasanın yanı sıra 38 ülkeye 816 milyon ABD Doları değerinde ihracat yapan Petkim'in kapasite kullanım oranı da yüzde 81,4 düzeyinde gerçekleşti. Talepteki daralmaya bağlı olarak önceki yıla göre daha düşük ciro gerçekleştiğini belirten Genel Müdür Sadettin Korkut, Türk Lirası'nın ABD Doları ve Euro karşısındaki değer kaybının olumsuz etkisine rağmen kâr marjlarının yükseldiğini kaydetti. Ciro ve pazar payından ziyade, kâr üretmeye odaklandıklarını söyleyen Korkut, "Üretimden lojistiğe kadar tüm süreçlerde operasyonel verimliliği ön planda tutarak ve kontrol edilebilen değişkenlere ağırlık vererek kârlılığı sürekli hale getirmek istiyoruz." dedi. Kapasite artışı ve verimlilik artışına yönelik geçen yıl 112 milyon ABD Doları yatırım yapıldığını aktaran Korkut, stratejik yatırım teşvik belgesine sahip Etilen ve PTA fabrikalarındaki kapasite artışı yatırımlarının bu yıl içinde tamamlanacağını söyledi. 2013'te yükselen döviz kurlarının piyasalarda belirsizliğe yol açtığını ve şirketler için kur zararlarının gündeme geldiğini belirten Korkut, petrokimyada nafta ve doğalgaz yani temel hammadde fi yatlarının çok yükseldiğini kaydetti.
Zaman
 
Kanat Mücadelesi! 
Doğa açısından en az zararlı enerji kaynakları arasında gösterilen rüzgâr enerjisi için kuş ölümleri bir nevi Aşil topuğu da denebilir. Rüzgâr türbini kanatlarının kuşları öldürdüğüne dikkat çeken çevreciler, kuş göçlerinin yoğun olduğu bölgelerdeki yatırımlarda daha dikkatli olunması gerektiğini savunuyor. Türkiye, yaklaşık 3 bin megavat (MW) kurulu gücü ile rüzgâr enerjisinde 34 bin MW'ları bulan Almanya gibi Avrupa ülkelerinin epey gerisinde. Bununla beraber, Türkiye'de 475 kuş türü bulunuyor. Artık rüzgâr enerjisi santrallerinin (RES) çoğunda bir kuş gözlemcisi görev yapıyor ve santralin kuş popülasyonunu nasıl etkilediği konusunda araştırma yürütüyor. Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Erdoğan, en önemli unsurun türbinlerin yeri olduğunu kaydederek, şunu söylüyor: "Kuşlar açısından dikkat edilmesi gereken konular, kanatlara çarpma sonucu meydana gelen ölümler ve yaşam alanı kaybı. Dört yıldır izleme yapıyoruz. Çok yoğun bir türbin yapılanması olursa, kuşların rota değişiklikleri olabiliyor. Ancak rüzgâr enerjisinin olumlu yönleri daha fazla. Yaban hayata en az zarar veren yatırımların başında geliyor. Trafikte, hava alanlarında kuş ölümleri kat be kat daha fazla." Prof. Erdoğan, santraller için lisans alınırken, belli bir aşamaya gelindikten sonra kuş göç hareketleri açısından uygun mu değil mi diye bakıldığına dikkat çekerek, bunun bazen sıkıntı yaratabildiğini dile getiriyor. Yatırımcıların artık daha bilinçli olduğunu ve bazı firmaların bunu öncesinden araştırdığını da ekleyen Erdoğan, "Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tüm sahaları değerlendiriyor. Bir risk varsa, türbinlerin sökülmesi dahil birçok önlemi devreye sokuyorlar" dedi. Subaşı Kuş Gözlem Topluluğu Başkanı Ali Atahan ise Hatay bölgesinde göçmen kuşları izliyor. Hatay'ın, leylek ve şahin gibi kuşların en önemli göç rotalarından biri olduğunu vurgulayan Atahan, "Hatay üzerinden mart başından mayıs sonunda kadarki üç aylık dönemde 500 ila 700 bin arası kuş göç ediyor. RES'lerin arasından geçmek zorunda kalıyorlar. Çarpma riski nedir, çarpan sayısı ne kadar, bunlar inceleniyor. Bugüne kadar çok büyük bir etki görülmedi ama kayıplar oluşuyor" dedi.
Hürriyet
 
İhracat Şubatta Yüzde 4.3 Arttı 
İhracat 2014 yılı şubat ayında, bir önceki yılın aynı ayına oranla yüzde 4.3'lük artışla 12.9 milyar dolar oldu. 2013 yılı şubat ayında ihracat 11.5 milyar dolar düzeyinde gerçekleşmişti. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, son 12 aylık dönemdeki (2013- 2014) ihracat ise bir önceki 12 aylık döneme göre (2012-2013) yüzde 0.6 azalarak 153.4 milyar dolardan 152.5 milyara geriledi. Şubat ayında en fazla ihracat yapan sektör 1.8 milyar dolar ile otomotiv endüstrisi olurken, bu sektörü 1.4 milyar dolar ile hazırgiyim ve konfeksiyon, 1.1 milyar çelik sektörü izledi. Şubatta ihracatın yüzde 82.4'ünü gerçekleştiren sanayi grubunda, 2013 yılının aynı ayına göre yüzde 4 artışla 9.9 milyar dolarlık ihracat gerçekleşti. İhracatın yüzde 14.9'unu oluşturan tarım grubunda yüzde 11.5 artışla 1.7 milyar dolarlık ihracat yapıldı.
Milliyet
 
Borsada Usulsüzlük Yapana Ceza Yağdı 
SPK, 2006-2012 dönemini kapsayan yedi yılda borsada gerçekleşen usulsüzlüklere 25 milyon TL idari para cezası kesti. Şahıs, aracı kurum, şirket, bağımsız denetim şirketlerinden oluşan toplam cezalı sayısı 569 oldu. Toplam 244 kurum ceza aldı. Para cezaları 2011'de 6 milyon TL ile tavan yaptı. Krizi fırsat bilenler için açığa satışlar, manipülatörlerin oyunları, aracı kurumların haksız işlemleri, mağduriyetleri artırınca SPK'nın kestiği cezalar arttı. Bilgiye ulaşmada zorlanan ve yorumlamada yetersiz kalan bireysel yatırımcıların birikimleri suistimale açık hale gelebiliyor. Bir de fırsat peşinde koşma hevesi eklenince, ciddi kayıplar oluşabiliyor. Batak bir şirketin hissesini 'yükselir' umuduyla alabiliyor, aylarca bekledikleri hisseyi ilk hareket ettiği noktada satabiliyor ya da zirvedeki hissenin daha da çıkacağı umuduyla alım yaparak elinde patlatabiliyorlar. SPK bu noktada eğitimin önemine vurgu yapıyor. Ancak meselenin sadece bilgi eksikliği olduğunu söylemek de zor. Neticede yapay piyasanın oluşturulduğu, asılsız haberlerin yayıldığı ya da şirketlerle ilgili gelişmelerin zamanında açıklanmadığı veya taraflı raporların yayınlandığı bir ortamda, bireysel yatırımcının sağlıklı karar verebilmesini beklemek hayalcilik olur. Böylesi durumda sadece SPK'nın keseceği cezalarla yatırımcıların mağduriyetinin giderilmesini beklemek zor. Cezalar belki bir nebze göz korkutabilir ama haksız kazancın her daim cazip olduğu bir ortamda sırf cezalarla sorunu çözmek mümkün değil. Esasen bu noktada her kuruma belli oranda sorumluluk düşüyor. Her kurumun bulunduğu platformda görevini layıkıyla yerine getirmesi, piyasanın gelişmesine ve korunmasına katkıda bulunacaktır. Özellikle aracı kurumların kendileri üzerinde gerçekleştirilen şüpheli işlemlere mani olması ve bu işlemleri Kurul'a bildirmesi, bağımsız denetim firmalarının daha hassas denetimde bulunması önemli hususlar. Yatırımcı bilgiye, doğru ve zamanında ulaştığında, usulsüz işlemler kaynağında önlendiğinde, daha şeffaf ve güvenli bir piyasanın oluşması da mümkün olacaktır. 2014 yılının ilk ayıyla birlikte piyasada gerçekleşen usulsüzlüklerle alakalı para cezaları gelmeye devam etti. Ocak ayında kesilen idari para cezalarında; Kombassan, Tekstil Yatırım ve Anadolu Yatırım alt sınırdan ceza alırken; Galip Öztürk üst sınırdan para cezası aldı. Kurul, piyasanın daha sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi için caydırıcı tedbirlerin yanı sıra cezalandırıcı tedbirlerin de devreye girmesi için hareket halinde olduğunu gösteriyor.
Milliyet
 
Gümrük Birliği Anlaşmasında Görüşmeler Başladı 
Gümrük Birliği'nde (GB) izlenecek yol haritasıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, "Gelinen noktada AB 3. ülkelerle STA imzaladığında 3. ülkeler AB ile doğrudan bir mal serbestisine uğrarken Türkiye otomatik olarak o 3. ülkeyle böyle bir hakka sahip olmuyor. O 3. ülke Türkiye'yle doğrudan böyle bir hakka sahip oluyor. Bu hakikaten kabul edilebilir değil" dedi. Türkiye'nin hassasiyetlerini AB Komisyonu'nun ticaretten sorumlu üyesi Karel De Gucht ile yeniden paylaştığını belirten Zeybekci, şöyle konuştu: "GB'nin kabul edilebilir ve sürdürülebilir hale getirilmesi yönünde bizim fikirlerimize katıldıklarını söylediler. Tabii bu çok zor bir süreç. 28 üyeli bir AB'de komiserin bizimle yaptığı görüşmeleri dönüp AB Komisyonu'nda 28 ülkeye onaylatması da son derece zor. AB ile yaptığımız GB anlaşması yeniden müzakereye açılmıştır ve görüşmeler başlamıştır. Derhal bir komisyon kurmaya karar verdik. Bu kurulacak olan teknik ekip Haziran'a kadar yoğun bir şekilde çalışacak. Sonra da bu teknik heyetin belirlemiş olduğu listeler çerçevesinde meslektaşım Karel De Gucht ile sanırım Nisan ortası gibi yeniden görüşme yapacağız."
Türkiye
 
Petkim Pazara Odaklandı, Kârı % 232 Arttı 
Petkim Petrokimya Holding, 2013 yılında brüt kârını bir önceki yıla göre yüzde 232 arttırarak 270 milyon TL'ye çıkardı. Petkim'in net kârı da 2012'ye göre 2 kat artarak 49 milyon liraya ulaşırken, net satışları 4 milyar 159 milyon lira olarak gerçekleşti. Şirketin yıllık finansal sonuçlarına göre rakamlardaki değişim kâr marjlarına olumlu olarak yansıdı ve brüt kâr marjı artarak yüzde 6.5 olarak gerçekleşti. İç piyasanın yanı sıra 38 ülkeye 816 milyon dolar değerinde ihracat yapan Petkim'in kapasite kullanım oranı da yüzde 81.4 düzeyinde gerçekleşti. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Petkim Genel Müdürü Sadettin Korkut, pazar odaklı dinamik planlama politikasının başarılı olduğunu söyledi. Petkim'de geçen yıl, kapasite kullanım oranında yüzde 1.6 gibi bir azalma yaşandığını ifade eden Korkut, bunun pazar odaklı yaklaşıma bağlı olarak satışı azalan ürünlerden uzaklaşılırken satışı artan ürünlere ağırlık verilmesinden kaynaklandığını dile getirdi. Talepteki daralmaya bağlı olarak önceki yıla göre daha düşük ciro gerçekleştiğini belirten Korkut, Türk Lirası'nın dolar ve Euro karşısındaki değer kaybına rağmen kâr marjlarının yükseldiğini kaydetti. Korkut, 2013'te enerji tasarrufuna yönelik birçok projeyi hayata geçirdiklerini belirtti. Kapasite ve verimlilik artışına yönelik geçen yıl 112 milyon dolar yatırım yapıldığını aktaran Korkut, stratejik yatırım teşvik belgesine sahip Etilen ve PTA fabrikalarındaki kapasite artışı yatırımlarının bu yıl içinde tamamlanacağını söyledi.
Star
 
Servetine 600 Milyon Dolar Katan Ülker Yeni 'En Zengin' 
Forbes Türkiye, bu yıl dokuzuncusunu hazırladığı geleneksel 'En Zengin 100 Türk' listesini açıkladı. Geçen yıl 44 dolar milyarderinin olduğu listede 19 kişi bu unvanını kaybetti. Bu yıl listede 25 milyarder yer alıyor. Geçen yıl 3,4 milyar dolarla Türkiye'nin 'en zengini' olan Ferit Şahenk'in yerini ise bu yıl Murat Ülker aldı. Ülker'in serveti 3.7 milyar dolara ulaştı. "En Zengin 100 Türk" listesinde dikkat çeken önemli değişikliklerden biri de Sabancı Ailesi'nden altı, Koç Ailesi'nden de üç kişinin dolar milyarderi unvanını kaybetmesi. Listenin bu yılki toplam serveti 92.8 milyar dolar. Bu rakam geçen yıl 117.8 milyar dolardı. Forbes 100'ün ortalama serveti 863 milyon dolara geriledi. Geçen yıl bu rakam 1 milyar dolardı. Sektörler listesinin ilk üçünde gayrimenkul, enerji ve turizm var. Gayrimenkulle 83, enerjiyle 82, turizmle ise 53 zengin faaliyet gösteriyor. Listede 22 kadın var. Geçen yıl 10 olan kadın milyarder sayısı beşe indi. Kadınların toplam servet içindeki payı yüzde 20,6. Ortalama servetleri ise 870 milyon dolar.
Akşam
 
Url Bazlı Yasaklama İçin Altyapı Yok 
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Dr. Tayfun Acarer, internet yasasının yürürlüğe girmesinden sonra "Yasaklar başladı mı" tartışmasına açıklık getirdi. Yeni internet yasasında URL bazlı yasaklamanın söz konusu olduğunu belirten Acarer, "Bunun için de bir altyapı gerekiyor. Ancak bu altyapı için çalışılıyor. Hazırda böyle bir altyapı yok" dedi. Acarer, "Çeşitli tapeler internette dolaşıyor. Onlarla ilgili bir yasaklama var mı" sorusuna da yanıt verdi. Acarer, "Evet çeşitli tapeler dolaşıyor, ancak yapılabilecek şeyler çok sınırlı" dedi. Yasaklamaları yapacak olan Erişim Sağlayıcıları Birliği'nin 19 Mayıs'a kadar kurulacağını söyleyen Acarer, "Seçim öncesi bu yasayı özellikle çıkardılar diyorlar. Oysa seçimden önce bu yasa tam anlamıyla uygulamaya giremeyecek" dedi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de onaylamasıyla birlikte internet yasasındaki son rotüşlar da yapıldı ve yasa revizyonlu haliyle birlikte yürürlüğe girmiş oldu. Yasanın bir bölümü de 10 gün önce onaylanan torba kanunla birlikte uygulamaya geçmişti. Bu tarihten itibaren de "internet yasaklamalarının fiilen başlayıp başlamadığı" tartışması yapılıyor. BTK Başkanı Tayfun Acarer de, konuyla ilgili Hürriyet'in sorularını yanıtladı. Şu an için URL bazlı (sitenin tamamını değil sadece o sayfanın) yasaklanmaya yönelik altyapı çalışmalarının devam ettiğini anlatan Acarer, "O nedenle URL bazlı eneglleme bugün için çok zor. Biz altyapıyı kuruyoruz. Çalışmalarımız onunla ilgili" dedi. Acarer, soru üzerine internette dolaşan ses kayıtlarıyla ilgili olarak yapılabileceklerin de "şu an için" çok sınırlı olduğunu sözlerine ekledi. Acarer, "Erişim Birliği'nin tüzüğünün hazırlanması için çalışıyoruz" dedi.
Radikal
 
DÜNYA 
Yanukoviç, Misafir Odası İçin 2,3 Milyon Dolar Harcamış 
Ukrayna'da hükümet karşıtı gösteriler sonunda geçen hafta görevden ayrılmak zorunda kalan eski Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç'in başkent Kiev yakınlarındaki konutundan çıkan belgeler, devrik liderin nasıl bir lüks içinde yaşadığını gözler önüne serdi. Sarayı andıran konutu terk edenlerin yok etmek için bahçedeki bir gölete attığı belgeler, gönüllü dalgıçlar tarafından çıkartıldı. Belgeleri kurutarak kurtaran bir grup gazeteci, tasnif ettikleri belgeleri YanukovychLeaks.org isimli siteye yükleyerek kamuoyunun bilgisine sundu. Sayıları bin 500'ü geçen belgeler içinde en çok 115 bin dolara mal olan hareketli bir hedef tahtası ile 2,3 milyon dolar maliyetle dizayn edilen bir misafi r odasının faturaları dikkat çekti. Günde 300 bin ziyaretçiye ulaşan siteyi hazırlayan 16 gazeteci, ilk başta özel haber olarak değerlendirmeyi düşündükleri belgelerden kamuoyunun da haberdar olması gerektiğine karar vererek böyle bir yola başvurduklarını anlattı. Eski Başsavcı Viktor Pshonka'nın konutundan ise, protesto olayları yatıştıktan sonra hakkında soruşturma açılacak muhalefet milletvekillerinin isimlerinin yer aldığı belgeler çıktığı iddia edildi. Yanukoviç'in Dnipro Nehri kenarındaki ormanlık alan Mezhyhirya Park'taki malikânesi, pek çok Ukraynalı için yolsuzluğa batmış yönetimin sembolü haline geldi. Devrik liderin Rusya'ya sığınmasının ardından muhalifl erce işgal edilen malikâne alanında özel golf sahası, hayvan heykelleri ve sahte İspanyol kalyonu gibi lüks eşyaların bulunduğu ortaya çıkmıştı. Önceki gün İsviçre'deki banka hesapları dondurulan Yanukoviç'in oğlu Oleksander'in malvarlığının, babasının görev yaptığı son üç yılda yüzde 7 bin 285 artarak 510 milyon dolara ulaştığı iddia edildi. Ülkenin en büyük bankası Kalkınma Bankası'nın ve Mako şirketler grubunun tamamıyla Oleksander'e ait olduğu belirtildi. Yolsuzlukla mücadele yetkilileri; Yanukoviç ve oğlunun ülkede yapılan hemen her işten, Rusya'yla yapılan petrol ve gaz anlaşmalarından, kömür madenlerinden pay aldıklarını aktardı. Devrik lider ve ailesinin yurtdışına milyarlarca dolar kaçırdığı iddia ediliyor.
Zaman
 
Ülkenin Asli Sahibi 'Kırım Tatarları'dır 
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ukrayna'nın Kırım Özerk Bölgesi'ndeki gelişmeler Ukrayna'ya gitti. Kiev'de Kırım Tatar Milli Meclisi eski Başkanı Mustafa Kırımoğlu ve Devlet Başkan Vekili ve Meclis Başkanı Aleksandr Turçinov ve Ukrayna Dışişleri Bakan Vekili Andrey Deşitsa ile görüştü. Kırım'ın, Ukrayna'nın toprak bütünlüğü içindeki konumunun güçlendirilerek sürdürülmesi ve soydaşlara dönük tahrikkar gelişmelerin yaşanmaması için uluslararası toplumun gerekli duyarlılığı göstermesinin önemine işaret eden Davutoğlu, şöyle konuştu: "Kırım'daki soydaşlarımızın hakları, hukukları söz konusu olduğunda her türlü girişimi yapmak üzere, tabiri caizse seferberlik halindedir, her türlü çabanın içindedir" dedi. "Gönlümüz, zihnimiz hep oradaki soydaşlarımızla beraberdir. Kırım'ın statüsünün korunması ve soydaşlarımızın oradaki asli mevcudiyetlerinin güçlendirilmesi bizim için elzemdir" diye konuşan Davutoğlu, "Kırım Tatarları, Kırım'ın asli unsurlarıdır, o toprakların sahipleridir ve orada Ukrayna'nın eşit vatandaşları olarak barış ve huzur içinde yaşama iradesine sahiptirler. Bu zor günler inşallah geçer ve Kırım, Ukrayna ve Türkiye arasında hem bir dostluk köprüsü hem de soydaşlarımızın orada barış içinde yaşadığı bir refah alanı haline dönüşür" dedi.
Türkiye
 
Palalı Vahşet 27 Kişiyi Katlettiler 
Çin dün gece akıl almaz bir vahşetle sarsıldı. Palalı ve maskeli çete bir ülkenin Güneybatısındaki Yunnan eyaletine büyük bir kabus yaşattı. Saldırganlar bir tren istasyonunda 27 kişiyi öldürdü. Resmi haber ajansı Xinhua, Kunming istasyonunda düzenlenen saldırıda 109 kişinin de yaralandığını duyurdu. K6 televizyonu da bazı saldırganların polis tarafından vurularak etkisiz hale getirildiğini bildirdi. Görgü tanıklarına ifadesine göre, ameliyat maskeleri takan saldırganlar, bilet kuyruğundaki insanlara rastgele saldırdı. Saldırganların sayısı hakkında bilgi verilmedi. Olayın duyulmasının ardından eyaletin farklı bölgelerinde de benzer saldırıların düzenlendiği iddiaları ise polis tarafından yalanlandı.
Star
 
Eta Silahları Gömüyor 
İspanya'nın Bask bölgesindeki ayrılıkçı terör grubu ETA, 24 Şubat tarihinde gerçekleştirdiği sembolik silah tesliminin devam edeceğini açıkladı. Bask bölgesinde yayınlanan bir gazeteye verilen demeçte ETA, silahsızlanma süreci için herhangi bir şart öne sürmese de ETA mahkumlarının durumunun iyileştirilmesi talebini yineledi. 2011'in Ekim ayında silahlı faaliyetlerini kesin olarak bıraktığını açıklayan ETA, Bask bölgesindeki yeni süreçte de aktif rol almak istediğini açıkladı. Bu amaçla Eta, "Silahsızlanma dahil tüm çatışmaları aşmak için diyalog ve anlaşma" istediğini açıkladı. İktidardaki Halk Partisi'nin Genel Sekreteri Maria Dolores de Cospedal ise, "ETA tiyatroyu artık bıraksın ve kendisini feshetsin" dedi. Bask Özerk Yönetimi yetkilileri ise, "ETA şartsız, tek taraflı ve geri dönüşü olmayacak şekilde silahsızlanmalı" açıklamasında bulundu.
Star
 
KIRIM TEZKERESİ 
Ukrayna'ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyeti'nde günler önce başlayan "gizli" Rus işgali artık resmiyet kazanmaya başladı. Dün ilk kez, Rusların en büyük donanmasının bulunduğu, Kırım'ın Sivastopol liman kentinde Rus plakalı ve armalı askeri araçlar görüldü. Daha önce armasız, simgesiz askerler ve plakasız araçlarla Kırım'daki havaalanları ve kritik devlet binaları ele geçirilmişti. Rus parlamentosu ise dün beklenen adımı attı. Rusya Devlet Başkanı Putin, Kırım'da silahlı güç kullanılması için parlamentonun üst kanadına teklif götürdü. Kremlin'in açıklamasında, "Ukrayna'daki sıra dışı durum, vatandaşların ve bu ülke topraklarındaki askerlerimizin can güvenliğine yönelik tehditle bağlantılı olarak Rusya Federasyonu'na bağlı silahlı kuvvetlerin, Ukrayna'daki sosyo-politik durum normalleşene kadar bu ülkede kullanılması için teklif sunulmuştur" denildi. Parlamentonun üst kanadı Putin'in talebine kısa süre içinde olumlu yanıt verdi. Rusya anayasasına göre, Devlet Başkanlığının yanı sıra Başkomutan olarak da kabul edilen Putin'in, ülke dışına asker gönderebilmesi için meclisten izin alması gerekiyor. Ayrıca parlamento Putin'den ABD'deki Rusya Büyükelçisi Sergey İvanoviç Kislyak'ı geri çağırmasını istedi. Ukrayna Savunma Bakanı ise, Rusya'nın bölgeye 6 bin ek asker gönderdiğini söyledi. Bunun üzerine Ukrayna ordusu alarm durumuna geçti. Ayrıca 30 Rus savaş gemisinin Sivastopol'daki üste harekete hazır hale getirildiği belirtildi. Öte yandan Kırım'da gerginlik arttı. Olaylar Ukrayna'nın doğusundaki Harkov ve Donetsk şehirlerine de sıçrarken, Kırım Tatarları şu ana kadar olaylara karışmayarak, itidal çağrısında bulunuyor.
Akşam
 
Obama: Müdahalenin Maliyeti Olur 
Krize uluslararası tepkiler de yoğunlaştı. ABD Başkanı Barack Obama, Rus birliklerinin Ukrayna'ya girdiği haberleri sonrasında Moskova'yı uyardı: "ABD, Ukrayna'ya herhangi bir askeri müdahalenin bedellerinin olacağını teyit etme noktasında uluslararası toplumla birlikte durmaktadır." ABD'den krizin çözümü için arabuluculuk misyonu oluşturulması teklifi de geldi. Ancak Rusya'nın BM Temsilcisi Vitali Çurkin "Dayatılan arabuluculuğa karşıyız" vurgusu yaptı. Bu arada Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da dün Kiev'deydi. Davutoğlu, geçici Devlet Başkanı Oleksandr Turçinov'la görüştü. Turçinov, 'kendileri için çok önemli bir ülke' olan Türkiye'ye Ukrayna'daki olayları anlayışla karşıladığı için teşekkür etti. Davutoğlu daha sonra eski Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı ve milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile bir araya geldi. Bakan, "Ukrayna'nın toprak bütünlüğü, refahı ve istikrarı bizim için temel prensiptir" derken, "Kırım Tatarları, Kırım'ın asli unsurlarıdır. Ukrayna'nın eşit vatandaşları olarak barış ve huzur içinde yaşama iradesine sahiptirler" vurgusu da yaptı. Davutoğlu, Başbakan Arseniy Yatsenyuk ile de görüştü.
Radikal
 POLİTİKA
Paralel Yapıyı Yargı Soruşturur 
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Kanal 7 televizyonunda yayınlanan "İskele Sancak" programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Bir paralel devlet ve yapılanma soruşturması olacak mı?" şeklindeki bir soru üzerine, Bozdağ, "Bu konuda soruşturma açmak veya açmamak idarenin elinde olan bir şey değil. Bu tamamen yargının işidir. Bizim yargıya böyle bir talimat verme yetkimiz yok. Yargının işine bizim karışmamız doğru değil. Yargı bir soruşturma açabilir, açmayabilir, o yargının takdir edeceği bir husustur" ifadelerini kullandı. "Cemaate yönelik olarak 'Artık bunlar bizim düşmanımızdır' gözüyle mi bakıyorsunuz?" sorusuna da Bozdağ, "Bizim alnı secdeye giden, Allah diyen hiçbir insanla kavgamız olmaz, olmamıştır da. Düşmanlığımız da olmaz, olmamıştır da" diye yanıt verdi. Türkiye'de, mütedeyyin kesimlerin sorunlarının önemli bir bölümünün, iktidarları döneminde çözüldüğüne dikkati çeken Bozdağ, "Gülen cemaatinin içerisinde de gerçekten samimi olarak Allah rızası için çalışan sayısız insan var. Bizim itirazımız Allah rızası için çalışanlara değil, samimiyetle buraya hizmet edenlere değil. Bizim bu samimi insanlara saygımız sonsuzdur. Allah rızası için çalışanlara saygımız sonsuzdur" değerlendirmesinde bulundu. Bozdağ, "Gülen cemaatine ilişkin bu tartışmalara baktığımızda dini bir cemaatten siyasal bir örgütlenmeye dönüştüğünü görüyoruz. Türkiye'nin istihbaratına dair de her konuda fikri olan, bir şey üreten bir yapı var. O zaman dini cemaatten daha fazlası bir yapıyla karşı karşıyayız. Onun için de ben bir dini cemaatin ötesinde bir yapı olduğunu düşünüyorum" dedi. Bozdağ, 28 Şubat'ta yaşananlarla bugün olanları kıyaslamanın son derece insafsızca bir değerlendirme olduğunu da söyledi.
Milliyet
Bahçeli: Karada Ne Varsa Almışlar Denizin Peşindeler 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Balıkesir'in Susurluk ilçesinde yaptığı konuşmada yolsuzluk ve rüşvetin, kangren gibi büyük bir sosyal hastalık olduğunu belirterek yurttaşlara "oy verin" çağrısında bulundu. Bahçeli, seçim çalışmaları kapsamında geldiği Balıkesir'in Susurluk ilçesinde, partisinin seçim irtibat bürosunun açılış töreninde konuştu. Milli değerlerin tahrip edildiği bir dönem yaşandığını söyleyen Bahçeli "Türkiyemiz bölünmenin eşiğinde. Böyle bir dönem içinde milletimizin çıkış yolunun, demokrasi içinde olması lazım" dedi. Bahçeli, sandığı gitmenin milli bir görev olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: "Sandığa gitmekle kalmayıp oyumuzu vicdanımızın süzgecinden geçirip kullanırken oy vermiş kardeşlerimizin bu oylarını değerlendirebilecek her partiden sandık görevlilerine de büyük iş düşmektedir. Sandıkta bir oy çalınırsa bunun vebali çok yüksek olur. Hele mesele belediye başkanlığı, belediye meclis üyelerinin seçimiyse kaybedilen bir oy ya başkanlığı kaybettirir ya başkanlığı kazandırır. Onun için gözünüzün bebeği gibi oyları koruyacaksınız." 17 Aralık operasyonuna da değinen Bahçeli yolsuzluk ve rüşvetin, kangren gibi çok büyük bir sosyal hastalık olduğunu, toplumu çürütüp devleti çökertebileceğini belirterek "Başta Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy vermiş kardeşlerim, hep beraber haykıralım, yolsuzluk ve rüşveti bu toplumda yaşatalım mı yaşatmayalım mı? Yaşatmamaya kararlıysak bunu demokrasi içinde başarmalıyız. Demokrasi içinde bunun yolu seçimdir. En yakın seçim 30 Mart'tadır" dedi. Hükümetin ülkeyi yönetemez hale geldiğini kaydeden Bahçeli, "AKP'nin içinde bir grup üst yönetim başbakan çok büyük yolsuzluk ve rüşvet suçlamalarıyla muhatap edilmiştir. Şimdi kalkıp yalan dolanla ve devlet imkanlarıyla kendisini aklamaya çalışıyor. Her gün bir şeyler çıkıyor. 'Bilal' diye bir çocuğu var, Allah bağışlasın. Eğer bunların alayı doğruysa gözü doymayan bir Bilal var ortada. Karada ne varsa almışlar, havada da varlar, şimdi denizdeki adaların peşine düşmüşler" dedi. Ak Parti' nin Türkiye'yi felakete götürdüğü görüşünü savunan Bahçeli, "Diktatörler kimlerdir ve sonları ne olmuştur internetten bakın. Endonezya'ya, Tunus'a, Mısır'a, Libya'ya, Ukrayna'ya bakın. Bunun sonu yok" diye konuştu.
Milliyet
Hesabını Ağır Ödeyecekler! 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, seçim mitingleri kapsamında Türkiye'yi gezmeyi sürdürüyor. Önceki gün Balıkesir ve Uşak'a giden Erdoğan, dün de Kırklareli ve Denizli'den halka seslendi. CHP ve MHP'nin paralel yapının casusluk ve şantajlarına destek verdiğini belirten Erdoğan şunları söyledi: Bu darbe, ihanet girişimi, şahsıma, hükümete yönelik değil, Türkiye'ye yöneliktir. Paralel yapının, paralel devletin hesabını göreceğiz. Hesabı çok ağır olacak" dedi. 90 yıllık CHP'nin montaj kasetlerle Pensilvanya'daki zat tarafından kukla gibi oynatıldığını söyleyen Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle: İSKİ yolsuzluğunu duymuşsunuzdur. Şimdi CHP'nin genel başkanı, yolsuzluk kasetleriyle ayakta kalmaya çalışıyor. Sizin geçmişiniz kirli. Ey Genel Müdür, biz senin SSK Genel Müdürlüğünü biliyoruz. Bu CHP'de aklı evveller de var. Kalkmışlar kim verdiyse bu aklı, yine Pensilvanya'dan mı geldi bilemiyorum kalktılar, yasa Resmi Gazete'de yayınlanmadan Anayasa Mahkemesi'ne başvurdular. AYM de reddetti. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nda da (HSYK) buna benzer yola başvurdular. Bu kez de verdikleri dilekçe eksik. AYM onu da iade etti. Bu işlerin yolu milletten geçer. Bunların millete gidecek yüzü yok. Bunların işi AYM'ye gitmek. 29 gün sonra boyunun posunun ölçüsünü alacaksın.
Akşam
O Koltuktan İnmediği Sürece 'Hırsız' Diyeceğim 
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Yalova mitinginde yaptığı konuşmada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a sert eleştirilerde bulundu ve "Bu ülkenin nüfusunun en az yarısı ona hırsız diyor. Hırsız unvanı verilen adam Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanlık koltuğunda oturur mu? O nedenle arkadaşlara söyledim; baş çalana sakın başbakan demeyin, sayın lafını da kaldırın, adı ve unvanı bellidir, bütün dünyaya nam salmıştır, adı baş çalandır" dedi. Kılıçdaroğlu özetle şunları söyledi: "17 Aralık'ta Cumhuriyet tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonu yapıldı. Baktılar ki bu iş büyüyor Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'na tahsis edilen özel uçağı Aksaray'a gönderdi. Valiyi aldı, 'Gel sen İstanbul'a, emniyet müdürü ol, yolsuzluk ve rüşvet olayını kapat' dedi. İlk adımdır bu. Polisleri, savcıları değiştirdiler. Adli Kolluk Yönetmeliği'ni değiştirdiler. Yetmedi HSYK'nın yapısını değiştirdiler. Artık bütün dünya onun hırsız olduğunu kabul ediyor. Rahatlıkla söyleyebilirsiniz. O hırsız o koltuktan inmediği sürece ona her yerde hırsız diyeceğim. Kimse bir şey yapamaz size. Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy veren yurttaşlarıma sesleniyorum; kul hakkı yemek günahsa Yüce Allah 'Her türlü günahla gel affederim ama kul hakkıyla karşıma gelme' diyorsa ve sen de gidip hâlâ buna oy veriyorsan ben sana söyleyecek bir şey bulamıyorum. Siz Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy verdiniz, bir değil, iki değil, üç kez iktidara getirdiniz. Hiçbir zaman 'Niye oy verdiniz' diye sizi suçlamadık. Bugün artık güneş balçıkla örtülmüyor, kapatılmıyor, sıvanmıyor. Vicdanınız sızlıyorsa 30 Mart'ta haramilerin iktidarına son verelim."
Radikal

SPOR 
FIFA, futbolda tarihi bir karara imza atarak başörtüsünü serbest bıraktı. İsviçre'nin Zürih kentinde gerçekleştirilen Uluslararası Futbol Birliği Kurulu (IFAB) kongresinde oyunun geleceğini belirleyecek önemli kararlar verildi. Çok tartışılan türban konusundaki yasak sona erdi. Buna göre dini gerekçelerle başlarını örten futbolculara izin verilecek. FIFA Genel Sekreteri Jerome Valcke, "Kadın futbolcular artık başlarını örtebilecek. Ayrıca erkeklerin de başları bağlı olarak oynayabileceklerine karar verildi. Bu sade bir örtü şeklinde ve takımların formasıyla aynı renkte olacak" dedi. Futbol sahalarında 2012'ye kadar başörtüsü tamamen yasaktı. IFAB zirvesi ardından, Asya Futbol Konfederasyonu'ndan gelen talep üzerine 2 yıllık deneme süresi boyunca, başörtüsüne izin verildi. Test sürecinin başarılı geçmesinin alınan kararda etkili olduğu ifade edildi. Yasağın kaldırılmasında 2016 Kadınlar U-17 Dünya Kupası'nın Ürdün'de yapılacak olmasının da etkili olduğu ifade edildi. Türkiye'de de tartışılan oyuncuların tişörtlerine mesaj yazıp yazamayacakları konusunda da önemli bir karara imza atıldı. Buna göre oyuncular formalarını kaldırarak altlarından, mesaj yazan tişörtlerini gösteremeyecekler. Futbolcuların tişörtleri veya iç çamaşırlarında yazı ya da resim anlamında hiçbir içeriğe izin verilmeyecek. Bu mesaj toplum tarafından kabul gören, iyi niyetli bir niteliğe sahip olsa dahi aynı kapsamda değerlendirilecek. 1 Haziran'dan itibaren yürürlüğe girecek olan uygulama Dünya Kupası'nda geçerli olacak. Galatasaraylı Drogba ve Eboue'nin, Mandela mesajlı tişörtleri sonrasında disipline sevk edilmeleri büyük tartışma yaratmıştı. Türkiye'deki uygulamayı örnek alan İngiltere Futbol Federasyonu konuyu toplantının gündemine taşımıştı.
Milliyet
 
Fenerbahçe Kadın Voleybol Takımı, Avrupa Voleybol Konfederasyonu (CEV) Kupası yarı final rövanş maçında Azerbaycan'ın Azeryol Bakü takımını 3-0 yenerek üst üste 2. kez finale yükseldi. İlk sete çok etkili başlayan Fenerbahçe, ilk teknik molayı 8-1, ikinciyi ise 16-3 önde geçti. İyi oyununu sürdüren Sarı-Lacivertliler, seti 25-8 aldı. Birinci teknik molayı 8-3, ikincisini de 16-14 önde geçen Sarı-Lacivertliler, ikinci seti de 25-17 almayı bildi. Etkili oyununu son sette de sürdüren Fenerbahçe, 8-7 ve 16-13 önde geçtiği teknik molalarla seti 25-17, maçı da 3-0 kazanan taraf oldu. İlk maçı da 3-0 kazanan Fenerbahçe, kupada finale yükseldi. Maçın ardından basın mensuplarına açıklama yapan takım kaptanı Seda Tokatlıoğlu, iki maçta da üstün olduklarını hatırlatarak, CEV Kupası'nı kazanmanın, hedefleri arasında olduğunu söyledi. Tokatlıoğlu, "Hedefimize çok yaklaştık. Sonunda finaldeyiz. Son virajı da geçerek kupayı almak ve evimize götürmek istiyoruz" dedi. Sarı-Lacivertliler, Almanya'nın Dresdner takımını eleyen Rusya'nın Uralochka-NTMK ekibiyle finalde kupa için mücadele edecek.
Star
 
Jean Jacques Gosso, vatandaşı Didier Zokora'nın Emre'nin hayalarına attığı tekmeden daha ağır bir hareketi Dirk Kuyt'a yaptı. Erkekliğe sığmayacak bu hareket sonrası Hollandalı yıldızın esi Gertrude soyunma odası bastı. Fildişili, 77. dakikada Kuyt'ın hayalarına bastı. Maçı çocuklarıyla birlikte locada izleyen Gertrude Yenge, TV'den pozisyonun tekrarını görür görmez feryat etti. Dirk Kuyt ve esi, maç sonu G.Birligi'nin soyunma odasını bastı. Güvenlikçilerin içeri girmesini engellemeye çalıştığı Gertrude Yenge, Gosso'nun üzerine yürüdü ve "Sen ne yapmaya çalışıyorsun be adam" diye bağırdı. Araya girenler Gertrude'u sakinleştirmeye çalışırken, Hollandalı oyuncu da Gosso'ya "Sen futbol hayatımı değil, normal hayatımı bitinleyse çalışıyorsun. Sen nasıl bir insansın" diye bağırdı.
Akşam
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme