10 Mart 2014 Pazartesi

10.03.2014 Genel Gündem


10.03.2014
GÜNDEM
5 Yılı Aşan 3 Kck Sanığına Tahliye 
TBMM'de yapılan yasal değişiklik ile tutukluluk süresinin 5 yıla indirilmesi kapsamında KCK soruşturmaları kapsamında ilk olarak tutuklanan kapatılan DTP'nin Parti Meclisi üyesi Serdar Ziriğ, avukatlarının başvurusu üzerine tahliye edildi. Yapılan yasal değişiklik ile tutukluluk süresinin 5 yıla indirilmesini ön gören kanunun yürürlüğe girmesi ile KCK soruşturmaları kapsamında ilk olarak 15 Kasım 2008'de tutuklanan kapatılan DTP'nin Parti Miclisi üyesi Serdar Ziriğ'in avukatları nöbetçi mahkemeye başvurdu. Nöbetçi olan Diyarbakır 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi, yapılan yasal değişikliği gerekçe göstererek, 5 yıl 4 aydır tutuklu bulunan ve dava dosyası daha sonhra KCK ana davası ile birleştirilen Ziriğ'in tahliyesine karar verdi. Ziriğ, Türkiye'de KCK ile ilgili hakkında ilk dava açılan ve hakkında hazırlanan iddianamenin diğer iddianamelere dayanak gösterildiği kişi olarak biliniyor. Ziriğ'in davası daha sonra Diyarbakır 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen KCK Ana davası ile birleştirilmişti. Tutukluluk süresinin 5 yıla indirilmesiyle Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı başvuru ile tahliye edilen Şırnak BDP Milletvekili Faysal Sarıyıldız ile Şırnak KCK davasında 5 yıl 20 gündür tutuklu yargılanan BDP'li Necmettin Belier ve Bedirhan Osal, avukatlarının nöbetçi mahkemeye yaptığı başvuru üzerine bulundukları Siirt E Tipi kapılı cezaevinden tahliye edildiler.
Milliyet


'Sayıştay Raporu Gelirse Ak Parti Duman Olur' 
Türkiye'nin gündemini sarsan dinlemelere dün yenileri eklendi. Sosyal medyaya düşen yeni ses kayıtlarında, MİT'in geçmişte yapılmış bir telefon konuşmasının kayıtlarına ulaşabildiği şüphesine yer verildi. Bu da ancak MİT'in Türkiye genelinde kesintisiz dinleme yapması anlamına geliyor. AK Partili bir yöneticinin Başbakanlık bürokratı ile yaptığı bir başka görüşmenin ses kaydında ise Sayıştay raporlarının Meclis'e gönderilmesi halinde hükümetin yaşayabileceği sıkıntılara yer veriliyor. Dinleme kayıtlarının birinde Dijitürk'ün satışına ilişkin iki işadamı arasındaki pazarlığa yer veriliyor. İşadamı A.T. ile F.S. arasındaki görüşmede, ihaleye girilmesi halinde bunun bazı gazetelerde haberinin yapılacağına ilişkin tehdite yer veriliyor. Hemen ardından yayınlanan ses kaydında ise İşadamı A.T. bu kez İşadamı E.T. ile görüşüyor. Bu görüşme, MİT'in geçmişe dönük Türkiye genelinde bütün görüşmeleri kayıt altına aldığı şüphesini doğurdu. 5.54 saniyelik kayıtta, F.S.'nin A.T.'nin Telekom ihalesine girmemeleri yönündeki geçmiş tarihli telefon görüşme kayıtlarının MİT'ten istenildiği iddia ediliyor. Söz konusu ses kaydında E.T., "MİT'ten şey geldi mi" sorusunu A.T.'ye yöneltiyor. Bir başka ses kaydında ise AK Partili bir yönetici ile Başbakanlık bürokratı arasındaki diyoloğa yer veriliyor. İki isim konuşmalarında Sayıştay raporlarından şikayet ediyorlar. Kamunun harcamalarını kontrol eden kurum olan Sayıştay'ın hazırladığı raporların Meclis'e gelmesi durumunda "AK Parti'nin duman olacağını" söylüyorlar. Sayıştay'daki AK Parti'ye yakın isimlerin AK Parti'yi zor durumda bırakan uygulamalara bürokratik taassup nedeniyle direnmemesinden yakınan AK Partili yöneticinin, "Hepsi bizim adamımız hepsi" sözleri dikkat çekiyor. AK Partili yönetici, konuşmanın sonra ki bölümlerinde de Başbakanlık bürokratından Sayıytaş Başkanı'na Başbakan'ın randevu vermeemesini istiyor. Youtube'ye düşen bir başka ses kaydında ise rüşvet soruşturması nedeniyle tutuklandıktan sonra itiraz üzerine serbest bırakılan İranlı İşadamı Reza Zarrab ile çalışanı Abdullah Happani arasındaki telefon konuşmasına yer veriliyor. Bu kayıtta bir bakanın kendisine gönderilen 10 milyon euro rüşveti az bulduğu öne sürülüyor. Konuşmanın devamında Zarrab'ın adamının bir banka genel müdürüne de 2 milyon Euro verdiği belirtiliyor. Bir başka ses kaydında Başbakan Tayyip Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği öne sürülen konuşmaya yer veriliyor. Bu konuşmada da gelişmelerin gazetelerde nasıl yansıtılması gerektiği üzerinde duruluyor.
Radikal
 
Nefret Söylemi İnsanlık Suçudur 
Hakkındaki yolsuzluk ve rüşvet iddiaları üzerine istifa eden eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın "Bunları bize bir Yahudi, bir ateist, bir Zerdüşt yapsa anlarım" sözlerine büyük tepki geldi. Türkiye Musevi Cemaati yayınladığı bir bildiri ile bu sözleri kınadığını açıkladı. Bildiride, nefret söyleminin insanlık suçu olduğu hatırlatılarak, "Geçmişteki müessif olayların acısını halen içinde yaşayan Türk Musevi Cemaati mensupları olarak, bu nefretin doğurabileceği istenmeyen sonuçlara da dikkat çekmek isteriz" denildi. Zafer Çağlayan, önceki gün partisinin Tarsus ilçe binası önünde düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada sarfettiği şu sözleri ile tepki çekti: "Bunları bize yapanlar bir Yahudi, bir ateist, bir Zerdüşt yapsa anlarım. Ama bunları yapan Müslümanım diye geçiniyorsa yazıklar olsun. Bir Müslüman bunları nasıl yapar? İşte bu nedenle 30 Mart yerel seçimleri seçim olmaktan çıktı. 30 Mart seçimleri istiklal mücadelesidir. Zafer AK Partinin olacak."
Radikal
 
EKONOMİ 
ABD Doları               2, 2032           2, 2060
 1 Euro                        3, 0572           3, 0618
İngiliz Sterlini             3, 6841           3, 6908

Türk Ekonomisindeki Belirsizlik Seçimlerden Sonra Kalkar 
Otomotiv sektörü, kur artışı, kredi sınırlaması ve ÖTV zammının etkisiyle 2014 satışlarının yüzde 30 daralmasını öngörüyor. Ancak 30 Mart'taki yerel seçimler ve yaz aylarında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi, plan yapılmasını zorlaştırıyor. Cenevre Otomobil Fuarı'nda gazetecilerle buluşan Mercedes-Benz Türk Direktörler Kurulu Başkanı Rainer Genes, seçimlerin ekonomide belirsizlik oluşturduğunu ifade etti. Yılın ilk 2 ayında beklentilerin üzerinde çıkan pazarın şaşırtıcı olduğunun altını çizen Genes, "Önümüzü göremiyoruz. Bu da bizi hedef ve rakam açıklamaktan alıkoyuyor." değerlendirmesinde bulundu. Seçimlerin bitmesiyle birlikte daha tahmin edilebilir bir pazar oluşmasını beklediklerini de sözlerine ekledi. Üst yönetici, Türk ekonomisinin son 10 yıldır çok iyi ve istikrarlı bir şekilde büyüdüğüne dikkat çekerek, "Bu dönemde yaşananlar siyasi çalkantı olmasa da normal olarak karşılanabilir. Zira, bir soğuma süresi gerekiyordu. Ülkemden bir deyimle at her zaman koşamaz. Önümüzde yaşanacak seçimler ve mevcut ortam bir belirsizlik yaratıyor. Almanya'dan bize; 'ne oluyor, ne olacak?' diye soruyorlar. Ben de 'bilmiyorum' diye yanıt veriyorum. Olumsuz bir tablo çizmiyorum. Ama çok olumlu bir tablo da yok." diye konuştu. Fakat Türkiye'ye güvendiklerini kaydeden Rainer Genes, Türkiye'de durum ne olursa olsun strateji değiştirmeyeceklerini ve Aksaray'daki kamyon, Hoşdere'deki otobüs fabrikalarına ek yatırım yapacaklarını aktardı.
Zaman
 
'Geçen Yıl Şirket İflasları Yüzde 12 Arttı, Bu Sene Daha Da Artacak' 
Geçen yıl Türkiye'de 17 bin 400 ticaret şirketi ve 65 bin 316 şahıs işletmesi kapandı. "Aynı sürede ülkede şirket ifl asları da yüzde 12 arttı." tespitinde bulunan İstanbul Genç İşadamları Derneği (İGED) Başkanı Hüseyin Ataol, bu sene uluslararası ekonomik yavaşlıktan dolayı ifl asların yüzde 4 daha artacağı kanaatinde. İfl asların daha çok inşaat, ağır metal, tekstil, gıda ve perakende sektörlerinde yaşanabileceğine dikkat çeken İGED Başkanı, "Batan şirketlerin yüzde 96'sı aile şirketi! Oysa Avrupa'ya baktığımızda aile şirketlerinin ortalama ömrü 80 yılı aşabiliyor. Dünya genelinde ise rakam 24 yıl civarında. Bu rakam Türkiye'de ise ne acı ki bu rakamın altında. Yaptığımız çalışmalarda her 10 aile şirketinden ancak 3'ünün ikinci nesle devredilebildiği ortaya çıkıyor." değerlendirmesinde bulundu. Ataol, bu duruma aile şirketlerinin kaynaklarının sınırlı olmasını, aile üyelerinin çatışma ve hatta savaşma halini sebep gösteriyor. Sanayi ağırlıklı çalışan aile şirketlerinin ifl asında kârlılığın azalmasının da etkisi büyük. İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan, birçok konuşmasında işadamlarının sanayiden çıkmasına dikkat çekmiş ve bunda ağır şartları bulunan bankalardan hükümet politikalarına kadar birçok etkenin itici etki oluşturduğunu vurgulamıştı. Katma değerli üretimi sayesinde sanayi sektöründen çıkmaktan ziyade, markalaşma yolunda ilerleyen Muratbey'in üst yöneticisi Necmi Erol, sektörlerin organize olmasına adapte olamayan şirketlerin kaçınılmaz sonunun 'ifl as' olacağına dikkat çekiyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi de sanayicinin kârını sürekli kılması için katma değerli üretimin şart olduğunu ifade ediyor. Önceki yıl sonunda gerçekleşen Dovas zirvesinde de bu konuya atıfta bulunan ekonomistler, 'Sanayi ülkeleri artık hâlâ fabrika sahibi mi?' sorusunu sormuştu. Üst düzey işadamlarının ortak cevabı ise, "Hayır. Çünkü Çin'in çok önemli sanayi markaları olmamasına rağmen en büyük fabrikalar Çin'de. Sanayi, marka sahipleri gelişmiş ülkelerde olsa dahi üretim ucuz işçinin, hammaddenin olduğu yere kayıyor." şeklinde olmuştu. Önemli markalara sahip Japonya'nın Çin'de 23 bin şirketinin bulunması ve bir milyon kişiyi istihdam etmesi buna örnek gösterilmişti. Nitekim Belçika da artık 'maliyet' olarak gördüğü için halı üretiminden çıkınca dünyanın halı üretim merkezi Gaziantep oldu. Almanya'nın sunta üretiminden çıkması sonrası yine Türkiye'de geçtiğimiz yıllarda sık şekilde sunta fabrikaları kurulmaya başlanması, gelişmiş ülkelerde 'sanayi' kavramının anlamının değiştiğini ortaya koyuyor.
Zaman
 
Giden Yatırımdan Çok Gelen Var 
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, son zamanlarda hükümet ve cemaat arasındaki gerginliğin ekonomi üzerinde yarattığı endişeyle ilgili güven mesajları verdi. Babacan, "Ortada bir endişenin konuşulduğu doğru ancak abartıldığı ve manipüle yapıldığı da bir o kadar doğru. Ekonominin temel göstergelerinde kötü bir durum yok. Seçimlerden sonra herşey daha da yoluna girecek" dedi. AK Parti Antalya büyükşehir belediye başkan adayı Menderes Türel'in proje tanıtım toplantısına katılan Babacan, sonrasındaki öğle yemeğinde şehrin ileri gelenleriyle bir araya geldi. Kabinede temkinli ve sağduyulu tavrıyla bilinen Babacan, şu an yaşanan tedirginliğin önemli bir bölümünün çok fazla asılsız gürültü ve manipülasyondan kaynaklandığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ekonomi temelleri güçlü olmasa belki bu iddia edilenler ve endişe yaratan konular daha çok gündemde olabilirdi. Ama biz her gün bu konuyu uzmanlarımızla yakından takip ediyoruz. Şu anda tüm temel parametreler çok sağlam. Bu ekonomide dalgalanmalar seçime kadar bir şekilde devam eder. Ondan sonra hükümetimizin alacağı yüksek oy oranları piyasaya tekrar stabilizasyon için gerekli mesajları verecektir. Herkes sıkıntı olmadığını görecektir. Ancak ondan sonra bizim de yüksek oy oranı aldığımızda ekonomiden demokrasiye, yolsuzlukla mücadeleden yargısal reformlara dek her alanda ne kadar kararlı adımlar attığımızı göstermemiz gerekiyor. Ki bu konuda çok ciddi çalışmalar yaptığımızdan kimsenin şüphesi olmasın." Son zamanlarda yabancı sermayenin gerginliklerden dolayı Türkiye'yi terk ettiği iddialarına yönelik olarak ise Babacan, "Tam tersine gidenden daha fazla gelen var. Zaten neden gelmesin ki? Şu anda kurlar, borsa ve faiz tam da yabancı yatırımcının ilgisini çekecek cazibeye sahip" dedi.
Hürriyet
 
Sandıktan Çıkan Güçlü İktidar Algısı Bıst' 75 Bine Yükseltir 
Yerel seçim sonuçlarının, AK Parti iktidarının devamı açısından öncü gösterge olarak algılanacağını söyleyen uzmanlar, "Güç kaybı veya genel seçimde koalisyon riski doğurabilecek bir tablonun algılanması, piyasa için sıkıntı yaratır. Piyasa en büyük darbeleri koalisyon hükümetleri döneminde yedi" diyorlar. İntegral Menkul Değerler Araştırma Müdürü Egemen Candır'a göre geçen yıl mayıs ayında Gezi olaylarıyla başlayan ve 17 Aralık operasyonuyla devam eden süreç piyasaları huzursuz etti. Ancak 1.80'li seviyelerden 2.40'lara kadar fırlayan dolardaki dalgalanmaların 'yurtdışından müdahaleyle ekonomiyi çökertmeye çalışıyorlar' şeklinde yorumlandığına işaret eden Candır, "Özellikle 17 Aralık sonrasında doların patlaması insanların gözünden kaçmadı. Hükümet de bu konuyu dillendirdiği için negatif oylar nötr'e kaymış durumda. Dolayısıyla AK Parti'nin oy kaybetmesi yerine yine yerel seçimlerden güçlü çıkması bekleniyor" dedi. En son 2009 yılında yapılan yerel seçimlerde AK Parti'nin yüzde 39'a yakın oy aldığını hatırlatan Egemen Candır, seçim sonrası piyasa beklentilerini şöyle aktardı: "Önceki yerel seçimlerde daha yerel adaylara odaklıydık. Bu seçimlerde herkes Başbakan ve muhalefet liderlerine bakıyor. Yerel adaylardan ziyade partiye ve onun liderine oy vermeye kayıyor gibi. Liderlere oy verecekse de AK Parti'nin çok oy kaybetmesini beklemiyoruz açıkçası. O bağlamda yine yüzde 39-42 aralığında bir oy oranı bekleniyor. Piyasanın istediği istikrar. İstikrar da koalisyon değil, tek parti anlamına geliyor."
Akşam
 
Bu Hafta Gözler Fed Ve Ukrayna'da 
Piyasaların tüm ilgisi, Fed'in 18-19 Mart'ta düzenleyeceği ve büyük ihtimalle varlık alım programını küçültmeye devam edeceği Açık Piyasa Komitesi toplantısı ve Ukrayna ile ilgili gelişmelere çevrildi. Uzmanlar toplantıdan sürpriz bir karar çıkıp çıkmayacağını merak ediyor. Uzmanlar her ne kadar varlık alım programının azaltılmasında, 10 milyar dolarlık hedefte bir değişim beklemese de politika faiziyle ilgili olası bir değişik kararın çıkabileceğine işaret ediyor. Uzmanlara göre altın ve petrol fiyatlarının seyrinde en büyük etken Ukrayna'daki siyasi gelişmeler. Finansal danışmanlık şirketi AvaTrade'in Başekonomisti Naeem Aslam, "Kırım referandumu sırasında geçen hafta biraz da olsa azalan tansiyon artabilir. Rusya'nın Avrupa için en büyük enerji üreticilerinden biri olduğu unutulmamalı. Bu yüzden olası bir savaş Rusya'ya yaptırım anlamına geliyor. Bunun yansıması da daha pahalı petrol fiyatları olacaktır" diye konuştu.
Akşam
 
DÜNYA 
Irak'ta Teröre Bir Günde 50'den Fazla Kurban 
Seçimlere haftalar kala şiddetin boyunduruğundan kurtulamayan Irak'ın Bağdat, Tuzhurmatu ve Hilla bölgelerinde dün düzenlenen bombalı saldırılarda ilk belirlemelere göre 52 kişi öldü. Başkent Bağdat'ın 95 km güneyindeki Hilla kentinde bomba yüklü bir araçla düzenlenen intihar saldırısı sonucunda can pazarı yaşandı. Bölgenin kuzey girişindeki bir kontrol noktasına yaklaşan minibüsün patlatılması sonucu 50'den fazla araç alev aldı. Güvenlik yetkilileri, patlama sonucu gerçekleşecek tahribatı artırmayı planlayan teröristlerin araca yüksek miktarda benzin de depoladıklarını bildirdi. Saldırıya araçları içinde yakalanan yolcuların bir kısmı yaralı kurtulurken, birçok kişi de yanarak feci şekilde can verdi. Olay sonucu 45 kişi hayatını kaybetti, 157 kişi de yaralandı. Şii yoğunluklu bir nüfus yapısına sahip olan kentteki saldırıyı herhangi bir grup üstlenmezken, yerel yöneticiler El Kaide'yi işaret ediyor. Saldırının düzenlenme şekli de örgütle ilgili şüpheleri güçlendiriyor. Son zamanlarda eylemlerini arttıran örgütün seçimler yaklaşırken, hükümete olan güveni daha da sarsmayı planladığı düşünülüyor. Bağdat'ın batısındaki askerî kontrol noktasına düzenlenen silahlı saldırıda 4 asker öldü. Selahaddin iline bağlı Tuzhurmatu'da bir petrol şirketinin çalışanlarını taşıyan araca yapılan saldırıda ise 3 kişi öldü, 7 kişi de yaralandı. Irak'ta son zamanlarda artan şiddetin temelinde mezhep motivasyonu bulunuyor. ABD işgalinden sonra patlak veren mezhep savaşları 2006- 2008 yıllarında ülkeyi yangın yerine çevirmişti. Maliki hükümetinin Sünnileri dışlayıcı politikaları nedeniyle muhalefet yeniden yükselirken terör örgütleri de bu durumu kendi lehlerinde kullanmak için eylemlerine hız vermiş durumda. Birleşmiş Milletler'in (BM) açıkladığı rakamlara göre geçen yıl şiddet olaylarında 8 bin 868 kişi hayatını kaybetti. Bu rakamlar ülkenin, tabana yayılacak şekilde bir mezhep savaşına sürüklendiği korkusuna neden oluyor. Ülkeyi sarsan terör dalgasında herhangi bir durulma yaşanmazken bu yıl için açıklanan rakamlar ise ölü sayısının şimdiden bin 400'ü aştığını gösteriyor.
Zaman
 
Diplomasi Tükenmek Üzere 
Ukrayna'da Batı yanlılarının yönetimi ele geçirmesine Kırım'a asker gönderme kararıyla yanıt veren Rusya'ya ABD'den ültimatom gibi mesaj geldi. Günlerdir süren diplomatik çabaların çözümsüz kalması üzerine, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry önceki gün telefonla aradığı Rus mevkidaşı Sergey Lavrov'a "Rusya'nın Kırım'da attığı adımlar nedeniyle krizin diplomatik yoldan çözüm şansı tükenmeye başladı" dedi. Almanya Başbakanı Angela Merkel'in de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesinde "Kırım'da referandum düzenlemek Ukrayna anayasasına aykırı ve yasadışı" dediği bildirildi. Putin ise görüşmede kendilerinin Ukrayna'daki Rusları korudukları tezini yineledi. Öte yandan Ukrayna Başbakanı Arseniy Yatsenyuk, bu hafta ABD'ye gideceğini belirterek "Ukrayna bir karış toprağını Rusya'ya vermeyecek" dedi. Yatsenyuk'un gezisi Beyaz Saray tarafından da doğrulandı. Referandum öncesi tansiyonun giderek yükseldiği Kırım'da, 80 kadar bayraksız üniformalı Rus askeri Saki yakınlarındaki havaalanını ele geçirdi. Kırım'ın birçok kentinde ise dün Rusya yanlıları ve karşıtları gösteriler düzenledi. Rus donanmasının bulunduğu Sivastopol kentinde, Ukraynalı şair Taras Şevçenko'nun 200'üncü doğum günü nedeniyle eylem yapan göstericiler ile Rusya yanlıları arasında çatışma çıktı. Kırım'ın başkenti Simferopol'de ise Rusya yanlıları ile karşıtları iki ayrı gösteri düzenledi.
Hürriyet
 
Sırlar Dort Pasaportta 
Malezya'dan Çin'in başkenti Pekin'e gitmek üzere havalandıktan sonra 10 bin metrenin üzerinde seyrederken ortadan kaybolan, 227 yolcu ve 12 mürettebatlı Malezya Hava Yolları'na ait Boeing 777 tipi uçağının bulunması için geniş kapsamlı arama çalışmalarına rağmen gizem hala çözülemedi. ABD donanmasına ait güdümlü füze destroyeri USS Pinckney dahil dokuz farklı ülkeden 40 gemi, 22 uçak arama çalışmalarına devam ediyor. Vietnamlı yetkililer, ülkenin güniyindeki Tho Chu adasına 80 kilometre uzaklıkta kayıp uçağın enkazına ait olduğu sanılan kuyruk parçaları ve kabin kapısını bulduklarını bildirdi. Ancak bunun kaybolan uçağa ait olup olmadığı bilinmiyor. Ancak Malezya Hava Kuvvetleri Komutanı Rodzali Davud ise, askeri radar görüntülerinin uçağın ortadan kaybolmadan önce rotasından saparak geri dönüş için manevra yapmış olabileceğine işaret ettiğini açıkladı. Bu durumda bulunan parçaların Malezya uçağına ait olması ihtimali güçleniyor.
Hürriyet
 
Kuzey Kore'de 'Formalite' Seçimler 
Dünyanın en dışa kapalı ülkelerinden olan Kuzey Kore'de halk, dün meclis seçimleri için sandık başına gitti. Kağıt üstünde her şeyin mükemmel geçtiği seçimler aslında bir formaliteden ibaret. Bir seçimin amacının aksine, Kuzey Kore'de halk adaylar arasındaki tercihini belirtmiyor. 687 seçim bölgesinin her birinde sadece bir aday bulunuyor. Devlet ajansı KCNA'nın açıklamasına göre ise seçimlere katılım oranı nerdeyse yüzde 100'e ulaştı. Ajans "Yurtdışında olan Kuzey Koreliler dışında seçme yeterliliğine sahip tüm Kuzey Korelilerin sandık başına gittiğini" duyurdu. Devlet gazeteleri ise "oy vermenin her vatandaşın görevi olduğunu" söylerken seçimlerin Kuzey Kore'yi "onurlu ve kalkınmış" göstereceğini yazıyorlar. Seçim sırasında ise yerel kıyafetlerini giyen insanlar sokaklara dökülerek dans etti. KCNA, Devlet Başkanı Kim jong-un'un oy kullandığını gösteren bir fotoğraf yayınladı.
Milliyet
 
Suudi Kral'ın Kızları 13 Yıldır Tutsak 
Kadın hakları konusunda uluslararası örgütlerin listelerinin son sıralarında yer alan Suudi Arabistan'ın kraliyet ailesi, şoke edici bir suçlama ile karşı karşıya Kral Abdullah Bin Abdülaziz el Saud'un (89) kızları, 13 yıldır babalarının Cidde'deki sarayında zorla alıkonulduklarını iddia ederek yardım istedi. Prenses Sahar (42) ve Prenses Jawahir (38), e-posta ile ulaştıkları İngiliz Sunday Times gazetesine hikayelerini anlattı. Prenseslerin anlattıklarına göre, diğer kız kardeşleri Maha (41) ve Hala (39) da saray arazisinde bulunan başka bir villada esir tutuluyor. Prenseslerin kaldıkları villalarının kapısında 24 saat boyunca güvenlik görevlileri bekliyor, ev gözetleme kuleleri ile izleniyor. Dışarı çıkmaları yasak olduğu gibi kimse de içeri giremiyor. Öz erkek kardeşleri bulunmayan prensesler, Kral'ın başka bir eşinden olan üç oğlunun kontrolünde bulunuyor. Esaret altında yaşayan kadınlar, bir zamanlar ise jet-sosyete gibi yaşıyorlardı. Batı tarzı bir hayat süren, anneleri Alanoud Alfayez ile yılda iki kez gittikleri Avrupa'da partilere katılan kadınların banka hesaplarına para yağıyordu. Prensesler, 1990'da anneleri olmadan çıktıkları İtalya ve Yunanistan tatili sonrasında ise her şeyin değişmeye başladığını anlatıyorlar. Eskiden ülkedeki yoksulluğu bile eleştirebildiklerini söyleyen prensesler, hayat tarzları nedeniyle hedef olduklarını savunuyor.
Milliyet
 
Saraydaki Tutsaklar 
Britanya gazetesi Sunday Times, Suudi Kralı Abdullah'ın kızları Prenses Seher ile Cevahir'in kız kardeşleriyle birlikte 13 yıldır sarayda zorla tutulduğunu öne sürdü. İddiaya göre Cidde'deki saraydan gazeteye telefon açıp e-posta gönderen prensesler "Bizi kurtarın" diye seslendi. Bir villada tutulduklarını belirten 42 yaşındaki Seher ile 38 yaşındaki Cevahir, dışarıya sadece kralın görevlendirdiği üvey kardeşlerinin izniyle yiyecek almak için çıktıklarını anlattı. Prensesler, kız kardeşlerinden 39 yaşındaki Hala ile 41 yaşındaki Maha'nın da ayrı villalarda tutulduğunu ve Hala'nın yavaş yavaş aklını yitirdiğini belirtti. Seher arkadaşı aracılığıyla bir bankada iş bulduğunu ama kendisini yanlızlıktan kurtaracak bu şansı babasının izin vermemesi nedeniyle yitirdiğini anlattı. "Boşluk içinde birbirimizin yok olup gitmesini izliyoruz" diyen prensesler, erkek kardeşlerinin gençliklerinde partilere gittikleri ve babalarına ülkedeki fakirlik ile ilgili sorular sordukları için kendilerinden nefret ettiğini savundu. Kral Abdullah'tan ayrılan anneleri Alanud el Faiz'in BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği'ne (BMİHYK) başvurarak duruma müdahale etmesini istediği belirtildi. Faiz'in mektubunda "Kızım Hala'nın durumu giderek kötüleşiyor. O anoreksi hastası ve birçok psikolojik problemi var. Saray'da tıbbi bir merkez olmasına rağmen ona yardım etmiyorlar. İki yıl aradan sonra bana telefon etmeyi başardığında kendini öldürmek istediğini söyledi" dediği aktarıldı. BM'nin mektubu kadına şiddet konularından sorumlu raportör Raşida Mancu'ya ilettiği kaydedildi. Psikoloji mezunu Hala, 1990'larda çalıştığı akıl hastanesine siyasi nedenlerle kapatılan kişilerin olduğunu belirterek yönetimi kızdırmıştı.
Radikal
POLİTİKA 
3 Saskın Ördekler 
Başbakan Tayyip Erdoğan, CHP ve MHP'nin Pensilvanya tarafından aldatıldığını belirterek, "CHP ve MHP genel başkanları inandı. Ortalıkta kalakaldılar. Ne yapacaklarını şaşırdılar. 3 kafadar, 3 şaşkın ördeğe döndü" dedi. "Siyaset Kürtçülüğüne değil, hizmet Kürtçülüğüne oy verin" diye seslenen Erdoğan, Şanlıurfa mitinginde özetle şunları söyledi: Terörde çok acılar çektik. Yatırımlardan buralar mahrum kaldı. Terör sorununu hukuk içinde çözüyoruz. Önümüze çok engeller çıkardılar. Biz yolumuza dimdik devam ettik. Bu yola canımızı koyduk. Bu acı olayı mutlaka çözeceğiz. Çözüm sürecini baltalamak istediler. Kim yaptı bunu? Pensilvanya'daki bir zat. Bu zat, Kürt olduğu için Said-i Nursi'den uzak kaldığını bizzat kendisi ifade etmiş bir zattır. Pensilvanya, CHP ve MHP'ye 17 Aralık'ta 'Hükümeti düşüreceğiz' dedi. 'Yargı, emniyet bizim elimizde' dedi. 'Ses kayıtları, montajlar, dublajlar var' dedi. CHP ve MHP genel başkanları inandı. Payanda oldular. Ama tutmadı, tuzak bozuldu. Çıkmış Kılıçdaroğlu diyor ki, 'Bu Başbakan cezaevine gider ya da yurtdışına gider'. Sen kimsin ya? Senin bedelin ne ya? Senden olsa olsa Tahtakale'de kasetçi olur, kasetçi. Sen ne zamandan beri kalkıp bu ülkenin Başbakanı'nı yargılamaya başladın ya? Kimsin sen? Pensilvanya'daki zat buna akıl vermiş: 'Çık rahat rahat söyle. Onun da defterini düreceğiz içeri atacağız'. Zalimler için 'Yaşasın cehennem' diyorum. Çünkü onları ancak orası paklar. Biz, kefenimizi giyerek bu yola çıktık. Bu mücadelede çok şehit olanlar oldu. Ne olur, sanki biz de şehit olsak. Bundan daha yüce makam var mı? Şanlıurfa Said-i Nursi'yi teslim etmedi. Sahip çıktı. 54 yıl önce mart ayında hakka yürüdü. Şanlıurfa'da büyük cenaze merasimi düzenlendi. Ardından 27 Mayıs müdahalesi oldu. Hayatı boyunca onu sürgünlere mahkûm eden CHP zihniyeti, maalesef öldüğünde de rahat bırakmadı. Dirisine zulmedenler ölüsüne bile tahammül edemediler. Onun izinde olduğunu iddia eden Pensilvanya şimdi Said-i Nursi'ye zulmeden CHP ile el ele, kol kola dolaşıyor. Darbe tuzaklarını birlikte yapıyorlar. Ölüsünü bile çıkaran CHP ile Pensilvanya'daki zat birlikte. Said-i Nursi'nin ruhu muazzep oluyor. Onlar kumsallarında siyaset yapmaya devam etsin. Biz kumsalda da yaparız, burada da yaparız. BDP nerede yapıyorsun, geldiler Urfa'da yapmaya. Bunların derdi hizmet değil, ideolojik siyaset. Kapı kapı dolaşalım ki 30 Mart akşamı hep birlikte gülelim. BDP Diyarbakır'da ne yaptı ki Urfa'da yapacak. Siyasi Kürtçülüğe oy vermeyin, hizmet Kürtçülüğüne oy verin.
Hürriyet
 
En Büyük Rakip Suriyeliler 
Eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığı için 2 güçlü rakiple kıran kırana bir yarış içinde. Adalet Bakanlığı döneminde Hatay'a yaptıkları, en büyük avantajı olmuş. En büyük hedefini "Arap'ı, Alevi'si, Sünni'si, Hıristiyan'ı, Musevi'si, inananı, inanmayanı 1.5 milyon insanı geleceğe taşımak zorundayız" diye ifade eden Ergin, sadece CHP'den aday olan mevcut Başkan Doç. Lütfü Savaş ve MHP'nin adayı Mete Aslan ile yarışmıyor. Ergin'in en büyük rakibi, Suriye'de yaşananların Hatay'da yarattığı güvenlik sorunu, göçmenlerin neden olduğu sosyo-ekonomik problemler ve mezhep tartışmaları olacak. Ergin, Hatay için planladığı projeleri Sanat Merkezi olarak kullanılan tarihi Meclis Binası'nda tek tek anlattı. 1 milyar dolara mal olacak Amanos Tüneli ile komşu illeri İskenderun Limanı'na daha hızlı şekilde bağlayacaklarını duyuran Ergin, Hatay şehir merkezinde yaşayanlara da hafif raylı sistem vaadetti. Kent merkezinin yanı sıra bütün ilçelere gençlik, spor ve kültür merkezleri yapma hedefini duyuran Ergin, atacakları her adımın AB standartlarında olacağının altını çizdi. Hafta sonu AK Parti'nin, CHP'nin ve MHP'nin seçim otobüsleri Hatay sokaklarını arşınlıyordu. Havanın güzel olması nedeniyle de sokaklar insanlarla doluydu. Hatay'ın Meydan Çarşısı'nda sohbet ettiğimiz herkese, kime oy vereceklerini sorduk. Cevap verenler parti isminden çok, aday isimlerini dillendirdiler. "Kime oy vereceksin" sorumuza verdiği yanıt "Tabii ki Sadullah Bakan'a" olan Hataylılar'ın çoğu, "Neden Sadullah Ergin" diye sorduğumuzda da "Bakan oldu, Hatay'ın çehresi değişti. Parayla pulla da işi olmaz" yanıtını veriyordu. Ergin'in sağduyulu, hoşgörülü tarzı, AK Parti'ye oy vermeyeceklerini söyleyenlerin de ortak görüşü.
Hürriyet
 
Şehirde Yeşile Yatırım Yapacak 
CHP İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı Mustafa Sarıgül, 'Ötekisi olmayan İstanbul' sloganıyla hazırlanan çevre ağırlıklı projelerini açıkladı. Sarıgül, 'Bilim Kurulu' adını verdiği ve akademisyenlerden oluşan bir kurulla hazırladığı 28 projeyi dün Gayrettepe Point Otel'de basına tanıttı. Sarıgül, kuzey ormanlarını, su havzalarını, tarım alanlarını koruyacaklarını belirterek "Önümüzde ciddi bir su problemi var. Planlanan barajları mutlaka yapacağız. Ayrıca deniz suyundan kullanım suyu elde edilmesi için gerekli etütleri hemen başlatacağız" dedi. Tapu ve 2-B'den kaynaklanan sorunları mutlaka çözeceklerini belirten Sarıgül, "Yaklaşık 200 proje oluşturduk. Ulaşım ana planını güncelleyeceğiz. İstanbul'un ulaşımında metro ve raylı sisteme öncelik vereceğiz. Raylı sistemin toplu ulaşımdaki payı yüzde 20; yüzde 50'ye çıkaracağız. Deniz ulaşımının toplu ulaşımdaki payını yüzde 4'ten yüzde 10'a çıkaracağız." dedi.
Milliyet
Seçim Heyeti Adada 
BDP ve HDP milletvekillerinden oluşan heyet, Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere dün sabah saatlerinde İmralı Adası'na gitti. 30 Mart yerel seçimlerinden önceki son görüşmeyi gerçekleştiren heyette, BDP Grup Başkanvekilleri İdris Baluken, Pervin Buldan ve HDP Genel Başkan Yardımcısı Sırrı Süreyya Önder yer aldı. Geçtiğimiz günlerde, kardeşi Mehmet Öcalan'ın da ziyaret ettiği Öcalan'ın, heyetle seçimler öncesi yerine getirilmesini istediği konuları görüşeceği ve yerel seçimlerle ilgili gelişmelerin ele alınacağı belirtildi. Görüşme sonrası açıklama yapan heyet, Öcalan'ın, sürece dair genel değerlendirmeyi 21 Mart'ta Diyarbakır'daki Nevruz kutlamalarında okunacak mektupta yapacağını söyledi.
Akşam
 
Hayatı Yalan, Ardamarı Olmuş Kâr Damarı 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Beyaz Saray yönetiminin Başbakan Erdoğan'ı yalanlamasına atıfla "Televizyona çıktı, dört tane tuzluk gibi dizilmiş gazeteci karşısında, sözde Obama'ya telefon etmiş; Obama da 'Mesaj alındı' demiş. Beyaz Saray da 'Yalan' dedi. Artık yalancılığını bütün dünya biliyor" diye konuştu. CHP lideri Kılıçdaroğlu dün 17 Aralık operasyonu kapsamında oğlu gözaltına alınan, kendisi hakkında da fezleke düzenlenen, operasyon sonrasında Ekonomi Bakanlığı'ndan istifa eden Zafer Çağlayan'ın seçim bölgesi Mersin'deydi. Kılıçdaroğlu, Çağlayan için "Rüşvet konusunda tam çağlamış. Fezlekelerde yazıyor; 28 seferde 52 milyon dolar götürmüş. Rüşvet olarak verilmiş 700 bin liralık saat takıyor, Rıza Zerrap'ın uçağıyla umreye gidiyor. AKP'ye oy vermiş vatandaşlarımıza soruyorum, haram parayla umreye gidilir mi?" diye konuştu. Eşi Selvi Kılıçdaroğlu'nun da katıldığı mitingin yağmur altında yapılması CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun, AKP ile özdeş "Beraber yürüdük biz bu yağmurda" şarkısını hatırlatan çıkışına sahne oldu. Miting ekibinde yer alan Barış Bozkurt'tan seyyar mikrofonu isteyen Kılıçdaroğlu, "Madem yağmur yağıyor, beraber ıslanacağız" diyerek kürsüden ayrılıp platformun önüne geldi, konuşmasını yağmurun altına tamamladı.
Radikal
SPOR 
Evinde ağırladığı Akhisar Belediyesi'nin 6-1'lik flaş bir sonuçla deviren Galatasaray, maç içerisinde Melo'ya küfür ettiği iddia edilen hakem Fırat Aydınus'u tartışmaya devam ediyor. Tribünlerin 2. yarı boyunca protesto ettiği, kamuoyunun da büyük tepki gösterdiği olayla ilgili maç sonrası gece 23.00 sularında MHK Başkanı Zekeriya Alp ve G.Saray Kulübü arasında bir telefon görüşmesi yapıldı. Galatasaray İcra Kurulu Başkanı Lutfi Arıboğan ise konuyu "Fırat Aydınus böyle bir olay olmadı diyorsa olmamıştır" diyerek noktaladı. MAÇ sonrasında Arıboğan'ın, başkan Ünal Aysal'la görüştükten sonra küfür olayı hakkında MHK Başkanı Zekeriya Alp'e düşüncelerini ilettiği ortaya çıktı. Alp, olayı görmediğini belirtirken Arıboğan da kelle avcılığı yapmadıklarını ifade edip, "Olmuşsa da maç içinde insani bir şeydir" diye konuşmuştu. Dün Hürriyet'in ulaştığı Arıboğan konuyla ilgili "Fırat Aydınus böyle bir olay olmadı diyorsa olmamıştır. Hakemler üzerinde baskı yaratıp sportif sonuç almak için çalışmak bizim tarzımız değil. Spor yöneticiliği politikamıza da uygun değil. Ayrıca ortada bir yanlışlık varsa bu TFF ile MHK'nın görev sorumluluğudur. G.Saray olarak konuya müdahil olmayı gerekli görmüyoruz. Kaldı ki Melo'nun da bu konuda bir talebi olmamıştır" dedi.
Hürriyet
B eko Basketbol Ligi'nde 21. hafta mücadelesinde Türk Telekom ile deplasmanda karşılaşan Fenerbahçe Ülker, rakibini 69-63 yenmeyi başardı, 17. galibiyetine ulaştı. İyi savunma ile başladığı maçta Telekom'un skor bulamadığı ilk 5 dakikada 8-0'lık seri yakalayan Fenerbahçe, 6. dakikada skoru 12-2 yaptı, ilk periyodu da 20-10 galip tamamladı. Oğuz ile 26-15'te 11 farkı yakalayan konuk takım, Kleiza ve Bogdanovic gibi şut tehdidi yüksek isimlerinin kötü günlerinde olması nedeniyle rakibinin alan savunmasına karşı sıkıntı yaşadı. Telekom, özellikle rakibinin iki 4 numara ile oynadığı bölümlerde savunmasından verim aldı ve Cemal- Shipp ile 33-31 ile farkı 2'ye indirdi. Ancak devreyi de Fenerbahçe 36-31 üstün bitirdi. İkinci yarıya 8-2'lik seriyle başlayarak öne geçen Telekom, 25. dakikayı 45-42 önde geçse de, rakibine Melih'in sayılarıyla 7-0'lık seriyle yanıt verip yeniden kontrolü ele alan Fenerbahçe, Bjelica ile dışarıdan da katkı alınca, 3. periyodu 54-51 galip kapadı. Melih-Bjelica ikilisiyle son 3 dakikaya 62-56 galip giren Fenerbahçe, kolay atışları sayıya çeviremeyince, ev sahibi yeniden farkı 3 sayıya çekti ancak taktik faullerde hata yapmayan sarı-lacivertli ekip, salondan 69-63 galip ayrılmayı bildi. Ankara ekibi, güçlü rakibi karşısında ligdeki 14. yenilgisini alarak, alt sıralara biraz daha yaklaştı.
Milliyet
 
Süper Lig'de 24. hafta bugün oynanacak kritik Trabzonspor-Fenerbahçe maçı ile kapanacak. 2010-2011 şampiyonluk yarışı ve şike davasından beri araları limoni olan iki ekip, Hüseyin Avni Aker Stadı'nda karşı karşıya gelecek. Lider Sarı-lacivertliler, en yakın takipçisi Galatasaray'la olan 6 puanlık farkı korumak isterken, Bordo-mavililer ise hem derbilerdeki kötü karnesini düzeltmeyi hem de ligdeki konumunu geliştirmeyi hedefliyor. Saat 20.00'de başlayacak maçı Bülent Yıldırım yönetecek. 2014'te deplasmanda galibiyeti bulunmayan ve son 4 dış saha maçında galip gelemeyen Fenerbahçe'de sakatlığı nedeniyle 4 maçtır oynayamayan Webo'nun geri dönüşü Ersun Yanal'ın yüzünü güldürüyor. Sarı-lacivertlilerde sakat Alves ile cezalı Cristian kadroda yer alamayacak. Öte yandan dün Trabzon'a geçen Fenerbahçe kafilesini Başkan Aziz Yıldırım ve taraftarlar uğurlarken, Başkan Yıldırım kritik maç öncesi futbolcularına "Yolunuz açık olsun. Size güveniyorum. Kazanın gelin, tüm camiayı sevindirin" dedi. Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray'a karşı oynadığı son 15 maçta galip gelemeyen Trabzonspor ise 686 günlük hasretine son vermek istiyor. Teknik sorumlu Hami Mandıralı yönetiminde oynadığı 3 maçta 2 beraberlik, 1 galibiyet alarak yenilmeyen Bordo-mavililer, ayrıca 3 Temmuz sürecinin ardından Fenerbahçe'yi ilk kez mağlup etmek için sahaya çıkacak. Bu sezon evinde oynadığı 12 lig maçında sadece 1 yenilgi alan Karadeniz Fırtınası'nda sakatlıkları süren Bamba ve Kadir Keleş'in yanı sıra kalp rahatsızlığı geçiren Emre Güral, bugünkü karşılaşmada takımdaki yerlerini alamayacak.
Radikal
 
Şampiyonluk yolunda puan kaybına tahammülü olmayan Beşiktaş, Olimpiyat Stadı'nda ağırladığı Eskişehirspor'u son dakikada Ersan'ın golüyle 1-0 devirdi. Bu sonuçla siyah beyazlılar iki maç aradan sonra yeniden galibiyetle buluştu. Karşılaşma boyunca oyuna hakim olan taraf Beşiktaş'tı. Kartal, bu baskıya rağmen sadece iki kez Eskişehir kalesini tehdit etti. İlkinde 32. dakikada Gökhan, iyi paslaşmalar sonunda ceza sahası içinde kaleci Boffin'şe karşı karşıya da pozisyonu değerlendiremezken 41'de ise Motta, sol çaprazdan denedi ama ağları bulamadı. 2. yarıya da baskılı başlayan Beşiktaş, aradığı golü bulamayınca temposu düştü. Ama son ana kadar maçı bırakmayan Kartal, Ersan'ın son dakikada attığı golle zirve yarışında nefes aldı. Karşılaşma oldukça soğuk, rüzgarlı ve yağışlı bir havada oynandı. Öyle ki mücadelenin hemen başında kuvvetli rüzgar bazı reklam panolarını uçurdu. Olumsuz hava şartlarına karşın müsabakayı yaklaşık 10 bin taraftar izledi. Az sayıdaki Eskişehirspor taraftarı da takımlarına destek verdi. Öte yandan iki takım yönetimleri karşılaşma öncesi bir dostluk yemeği yedi. Yemeğin sonunda, Fikret Orman, Mesut Hoşcan'a üzerinde isminin yazılı olduğu Beşiktaş forması ve bir kartal heykeli hediye etti.
Radikal
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme