11 Mart 2014 Salı

11.03.2014 Genel Gündem


11.03.2014

GÜNDEM
Polisten Müdahale Gül'den Telefon 
Gezi Parkı gösterileri sırasında ekmek almaya giderken başına biber gazı fişeğinin isabet etmesiyle yaralanan ve 269 gündür Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yaşam mücadelesi veren B.E. (15) için dün hastaneye gidenler polis müdahalesiyle karşılaştı. E.'nin durumunun ağırlaşması ve 45 kilodan 16 kiloya düşmesi üzerine çok sayıdaki vatandaş aileye destek olmak üzere Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne gitti. Gece boyunca ailenin yanında kalan yaklaşık 50 kişi dün sabah saatlerinde hastane bahçesinde çevik kuvvet polisleri, Toplumsal Müdahale Aracı (TOMA) ve akreplerle karşılaştı. Polisin hastane bahçesinde aldığı önlem ortamı gerdi. Polis kendisine yönelik sözlü tepki üzerine önce 'dağılın' uyarısı yaptı. Grup dağılmayınca polis, müdahale ederek 10 kişiyi gözaltına aldı. Arbede sırasında gruptan bazı kişiler hastane içine girip bina kapısı önüne sandalyelerle barikat kurararken, binanın cam ve duvarlarına da sprey boyayla B.E. yazıldı. E.'nin dayısı Kenan Düzen yaşananlardan üzüntü duyduklarını belirterek yeğeninin yaşam destek üntiesine bağlı halde yaşama tutunduğunu söyledi. E.'nin ailesine ait sosyal medya hesabından da, "Polislerini çek hastaneden. Günlerdir yoklar hiçbir olumsuzluk yaşanmadı. Bu andan itibaren olacakların da tek sorumlusu sensin" sözleriyle İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu'ya seslenildi. Hastaneye gelen CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur ise, polis müdahale emrinin sabah 7'de geldiğini belirterek, "Polis amirine 'Hastane önünde hasta beklemek yasak mı?' diye sordum. 'Yok çıktık zaten durabilirler artık' dedi. Grubu niye dağıttıklarını sorduğum da ise cevap veremedi" dedi.
Milliyet


Ak Parti'yi Sarsmak 
Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, Almanya'da Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu'nun Köln'de düzenlediği toplantıda konuşan Metin Feyzioğlu, 17 Aralık Operasyonu'nun yolsuzlukla mücadele için başlatılmadığını söyledi. Feyzioğlu'nun konuşmasından öne çıkan noktalar şöyle: 17 Aralık'ta düğmeye basılmasının nedeni yolsuzlukla mücadele filan değildir. Düğmeye basılmasının sebebi iktidarın AK Parti kanadını silkelemektir. Dolayısıyla amacı yolsuzlukla mücadele olmayan bir soruşturmanın, Türkiye'deki bütün yolsuzlukların üzerine samimiyetle gittiğini kabul etmiyorum. Yolsuzlukla mücadele için bağımsız yargı gerekli. O düğmeye samimiyetle basılmasını ve sonucunun samimiyetle getirilmesini talep ediyorsak tarafsız, bağımsız, adil, etkin yargıya ihtiyacımız var. Bana yolsuzluk soruşturmasını yürütenleri kahraman gibi göstermeye kalkmayın. O kahramanlaştırdığınız kişiler sahte delillerle Engin Alan'ı şu anda zindanlarda tutanlar. İlker Başbuğ'u zindana atanlar. Kuddusi Okkır'ın ölümünden sorumlu olanlar. Yarbay Ali Tatar'ın intiharından sorumlu olanlar." Her iktidar bir muhalefete ihtiyaç duyar. Muhalefet dışarıda yoksa içinden bulur çıkartır. Dışarıda etkin muhalefet bulamadığı için kendi içinde güç paylaşımı kanlı bir hale dönüştü ve iktidar kendi muhalefetini doğurdu. Muhalefetin etkin olmadığını ben söylemiyorum.
Akşam
 
Milli İradeye Ret 
Özel Yetkili Mahkemeleri (ÖYM) kaldıran yasal düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle tarihe karışan 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi, 35 Ergenekon sanığının tahliye taleplerini reddetti. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un salıverilmeden önce yaptığı tahliye başvurusunu da reddeden mahkeme, gerekçeli kararında adeta TBMM'yi tanımadığını ilan etti. İşte 13'üncü Ağır Ceza'nın kararından öne çıkan başlıklar: TBMM'nin mahkemelerin kapatılması şeklinde yapılan yasal düzenleme HSYK'ya verilen yetkinin gaspı niteliğindedir. Kanunun uygulanmasının istenmesi, Anayasa'nın 137. maddesinin 1. fıkrasına göre kanuna aykırı emir niteliğindedir. Mahkememiz Anayasa'ya aykırılık başvurusunda bulunmuştur. Kuvvetler ayrılığı prensibine göre; mahkememizin kaldırılamayacağı değerlendirilmiş, görev yapan hâkimlerin yetkilerinin de aynı şekilde bağımsız HSYK tarafından değerlendirilmesinin gerektiği; bu sebeple, mahkememizin koruma tedbirleri konusunda yetki ve görevinin devam ettiği şeklinde değerlendirme yapılmıştır. Mahkeme açıklamasında, Ergenekon Davası'nın gerekçeli kararının tamamlanmak üzere olduğuna değindi.
Akşam
 
 
Hdp Binasına Saldırıya 28 Gözaltı 
Muğla'nın Fethiye ilçesinde, Halkların Demokratik Partisi (HDP) ilçe örgütünün açılışı sırasında önceki gün yaşanan olaylar, gece boyunca devam etti. Akşam saatlerinde Fethiye ilçe merkezinde toplanan yaklaşık 1000 kişilik grup, bazı işyerlerini taşladı, sokaklarda barikat kurdu, çöp konteynirlerini ateşe vererek polisle çatıştı. Müdahale sırasında 28 gösterici gözaltına alındı. Fethiye'de HDP'nin yapılacak ilçe örgütü açılış töreni öncesinde, açılışı engellemek için yüzlerce kişi dün sosyal medya üzerinden organize oldu. Salı Pazarı Meydanı'nda toplanarak HDP'nin açılışının gerçekleşeceği Dispanser Caddesi 501 Sokak'a yönelen grup, polis engeliyle karşılaştı. İlk bariyerleri aşan gruba polis müdahale etti. Kalkanlarla protestocuları engellemeye çalışan polis, eylemcilerin taşkınlık yapmaması için panzer ve TOMA araçlarını da hazır bekletti. Bu sırada HDP binasındakiler polis tarafından bölgeden uzaklaştırıldı. Polisin yoğun güvenlik önlemine rağmen 3 katlı HDP binasının karşısındaki başka bir binanın çatısına çıkan 3 kişi, kiremitleri sökerek HDP binasına attı. Binanın camları kırıldı, parti tabelası hasar gördü. Olayların büyümesi üzerine Kaymakam Ekrem Çalık, Belediye Başkanı Demokrat Partili Behçet Saatcı ve Muğla İl Emniyet Müdürü Ahmet Akbal olay yerine geldi. Kaymakam Çalık'ın kalabalığı yatıştırmak için çabaları yeterli olmayınca, Fethiye Belediye Başkanı Behçet Saatcı'nın talimatıyla itfaiye ekipleri parti tabelasını indirdi, yerine Türk bayrağı astı.
Radikal
 
Tahliyelerin Önünü Açan İki Formül 
TBMM'de, 'Özel Yetkili Mahkemeleri' kaldıran ve tutukluluk süresini beş yıl ile sınırlandıran 6526 sayılı yasanın geçen hafta kabulüyle birlikte art arda tahliyeler geldi. Bu iki ayrı yolla mümkün oldu: Beş yıllık tutuklu yargılama değişikliğinden ilk yargılananlar Zirve Yayınevi cinayetini gerçekleştiren beş katil zanlısı ve Hrant Dink cinayetinin azmettiricisi olduğu iddia edilen Erhan Tuncel oldu. Bu kararları KCK sanıkları izledi. İkinci tahliye yolu ise eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un Anayasa Mahkemesi'ne başvurmasıyla açıldı. Anayasa Mahkemesi, Ergenekon Davası'na bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin gerekçeli kararını yedi aydır yazmayışını hak ihlali sayarak, tutuklulukla ilgili karar verilmesi için dosyayı mahkemeye yolladı. Fakat bu kararın alındığı saatlerde, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi dahil tüm ÖYM'ler kaldırıldığı için itirazlar normal ağır ceza mahkemelerin önüne geldi. Onlar da art arda tahliyelere imza attı. Ergenekon davasında geçen yıl 5 Ağustos'ta karara bağlandı. Ne var ki İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 15 günlük bir süre tanındığı halde gerekçeli kararını yazamadı. Dosyayı Yargıtay'a gönderemeyen mahkeme, tahliye taleplerini de geri çevirdi. Bunun üzerine eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, kararı bu yıl Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı. Yüksek mahkeme, tahliye talebinin etkili şekilde incelenmediğini, gerekçeli karar açıklanmadığından Yargıtay önüne gidemediğini belirterek, Başbuğ'a olumlu ya da olumsuz bir yanıt verilmesi gerektiğinin altını çizdi ve dosyayı mahkemeye gönderdi. Fakat aynı saatlerde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 'Özel Yetkili Mahkemeleri' yürürlükten kaldıran yasayı onadı ve karar Resmi Gazete'de yayımlandı. Başbuğ'un tutukluluğu ile ilgili itiraz, 20. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görüşüldü. Mahkeme de Başbuğ'u tahliye etti. Bu karar üzerine, tüm Ergenekon sanıkları, tutukluluğun gözden geçirilmesi için başvurdu. Başvuruyu değerlendiren 21. Ağır Ceza Mahkemesi, 'delillerin karartılma kuşkusunun olmaması, sanıkların sabit ikametgâh sahibi olmaları ve benzer konuda tahliye edilmiş sanıkların bulunması ve bunun adalet duygularını incitebileceği" gerekçesiyle tahliye kararları verdi. Ve mahkeme, beş yıllık süreyi değil, mağduruyeti esas aldı.
Radikal
 
EKONOMİ 

ABD Doları               2, 2185           2, 2202
 1 Euro                        3, 0771           3, 0793
İngiliz Sterlini             3, 6926           3, 6959

İzmit Ayaklanıyor 
İstanbul-İzmir arasını 3.5 saate düşürecek otoyol projesi kapsamında yapımı devam eden İzmit Körfez Geçiş Köprüsü'nde çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Gelecek yıl hizmete açılacak köprünün kuzey temeli Mart 15'te atılacak. 25 bin ton ağırlığındaki kesonlar denize batırılacak ve bunun üzerinde bulunan şaftlar 2 metre denizin üzerinde kalacak. Şaftların üzerine bir platform kurulmasından sonra da 252 metre yükseklikteki kuleler yükselecek. 9 saat sürmesi beklenen batırma işleminde 5 gemi bulunacak. Bunlardan dört tanesi temeli taşırken, diğeri gerekli aparatları taşıyacak. Kesonlara pompalama işlemi ile su doldurulacak ve dengeli bir şekilde 40 metre olan denizin dibine inmesi sağlanacak. 15 Mart Cumartesi günü yapılması planlanan törene Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da bekleniyor. Köprüde kuzey temel atıldıktan yaklaşık 2 hafta sonra aynı işlemin güney cephede de uygulanacağı belirtiliyor. Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu Yap-İşlet-Devret Projesi, 384 kilometre otoyol ve 49 kilometre bağlantı yolu olmak üzere 433 kilometre uzunluğunda olacak. Proje, Anadolu Otoyolu üzerindeki Gebze Köprülü Kavşağı'ndan Ankara yönüne yaklaşık 2.5 kilometre sonra teşkil edilecek bir köprülü kavşakla başlayıp, İzmir Çevre Yolu üzerindeki mevcut Otogar Kavşağı'nda son bulacak. Yalova-İstanbul arasını 6 dakikaya indirecek İzmit Körfez Geçişi Asma Köprüsü dünyanın en büyük orta açıklıklı asma köprüleri arasında 4. sırada yer alacak. Proje, İstanbul'da yapılan Yavuz Sultan Selim Köprüsü'ne otoyol ile bağlanacak. Böylece sürücüler körfezi dolanmak yerine direk olarak karşı tarafa geçebilecek. Köprü 2015 içinde tamamlanırken otoyol çalışmaları 7 yıl sürecek.
Hürriyet
 
Kârsız Başlangıç 
Faizlerdeki yükseliş ve geçen yılın son döneminde zorunlu karşılıkların artırılması dahil bankacılık sektörüne getirilen genel düzenlemelerin etkisiyle, bankaların kârı bu yılın ilk ayında sert düşüş gösterdi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) verilerine göre, bankacılık sektörünün ocak ayı net kârı yüzde 43.9 azalarak, 1 milyar 415 milyon TL olarak gerçekleşti. Bankacılık sektörünün geçen yıl ocak ayı net kârı 2 milyar 524 milyon TL olarak gerçekleşmişti. Bu dönemde bankaların yüzde 17.9 olan özkaynak kârlılığı ise, 8.8 puan azalışla yüzde 9.1'e geriledi. Sektörde geçen yıl Ocak ayında yüzde 2.2 olan aktif kârlılık da, yüzde 1'e düştü. Sektörün Ocak sonu itibariyle sermaye yeterlilik rasyosu yüzde 15.1 oldu. Bu rakam Ocak 2013'te yüzde 17.8, Aralık 2013'te yüzde 15.3 olarak gerçekleşmişti. Sektörün yıla kârlılık açısından zayıf bir başlangıç yaptığını belirten bankacılar kârlardaki sert düşüşün nedenini, faizler düşerken, bankaların ellerindeki menkul kıymetlerin alımsatımdan (trading) elde edilen gelirlerin düşmesine bağlıyor. Geçen yıl Ocak ayı ile bu yılki Ocak ayı arasında marjlar arasında çok ciddi fark olduğunu belirten sektör temsilcileri, "Geçen yıl ile bu yıl Ocak ayı arasında 180 derecelik bir fark var. Bankalar yıla zor bir başlangıç yaptı. Trading majrlarına bakıldığında bu yıl ocak ayındaki menkul kıymet alım-satımlarından (trading) elde edilen kârın 500 milyon TL daha düşük olduğu görülüyor. Ayrıca geçen yıl faizler yükselirken, bankaların ellerindeki kağıtları satma imkanı daha fazla idi. Bu yıl ise, satış için çok da uygun bir ortam yok" ifadesini kullandı. Geçen yıl Merkez Bankası'nın zorunlu karşılıkları artırmasının da kâr düşüşünde önemli bir etken olduğunu belirten bankacılık temsilcileri, "Zorunlu karşılıkların getirdiği maliyet artışının kârlar üzerinde ciddi bir baskı yapması söz konusu. Yıla kötü bir başlangıç yapıldı. Ama bu yüzde 44'lük düşüş yıl boyunca yavaş yavaş azalır. Yılın ilk yarısı zayıf geçse de, kârlar ikinci yarıda toparlanır. Sektörün yılı yüzde 10 civarında bir kârlılık düşüşüyle tamamlanması öngörülüyor. Halka açık bankalarda kârlılık düşüşünün yüzde 8 civarında olması bekleniyor" dedi.
Hürriyet
 
Elektriklide Üretici Çok Satışların İse Tadı Yok 
Türkiye'nin yerli marka elektrikli otomobil konusundaki arayışları, son günlerde Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık'ın açıklamalarıyla yeniden gündeme taşındı. Bakan Işık, elektrikli otoda Türkiye'nin önünde ciddi bir alan bulunduğunu, TÜBİTAK'ın çalışmaların tamamlamak üzere olduğunu vurgularken, "Elektrikli otoyla ilgili 100 milyon liraya kadar destek verilecek" dedi. Işık, yerli hibrit oto için de çalışmaların sürdüğünü söyledi. Ancak şarj istasyonlarının yetersizliği, elektrikli araçların menzillerinin kısalığı ve yüksek fiyatları, Türkiye'deki satışların "mikro" düzeyde kalmasına neden oldu. Vergi desteği olmayan hibrit araçların satışları da elektriklilerden daha iyi değil. Elektrikli ve hibrit araçların satış rakamları, Avrupa'da da yeterli düzeyde değil. Çevre bilincinin daha yüksek olduğu Batı Avrupa ülkelerinde geçen yıl elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araçların satışları 38 bin 617 adet oldu. Bu da, Avrupa pazarında sadece yüzde 0.34'lük pay anlamına geliyor. Tamamen elektriklilerde Nissan Leaf, Avrupa'da lider. Renault Zoe, VW E-Up, Smart, Tesla Model S onu izliyor. Şarj edilebilir hibrit ve menzil artırıcı motora sahip olanlardaysa Opel/Vauxhall Ampera ve Toyota Prius popüler. Mitsubishi ve Volvo'nun araçları bu ikiliyi izliyor. Dünyanın en büyük otomotiv pazarlarından biri olan ABD'deki tam elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araçların satışlarına bakıldığında da, durum farklı değil. 2013'te ABD pazarında toplam 96 bin adet elektrikli satılırken, liderlik 23 bin adetle menzil artırıcılı Chevrolet Volt'da. Fiyatını indiren Nissan Leaf ise, 22 bin 610 adetle ikinci. 2010'da piyasaya sunulan Nissan Leaf, tüm dünyada 100 bin adetlik satışı geçebilen ilk elektrikli olma unvanını da elinde bulunduruyor. Ancak bunu, fiyat indirimleri ve Nissan'ın pek çok ülkede desteklediği şarj istasyonlarına borçlu.

Milliyet
 
Turhan: İstanbul İslami Finansta Yükselişe Hazır 
Borsa İstanbul Araştırma Bölümü tarafından organize edilen İslami Finans Konferansı serisinin ilki "Katılım Modelinin Finansa Etkileri" temasıyla gerçekleştirildi. Konferansta konuşan Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü İbrahim Turhan, "İstanbul İslami finansta kalkışa hazır. Bu alanın gelişmesi için katkı yapmaya hazırız ancak potansiyel müşterilerin yüzde 80'ine henüz ulaşamadık. Dolayısıyla yapacak çok iş var" dedi.   İslami finansta son 10 yılda yüzde 12.5'lik bir büyüme olduğunu ve toplam aktif varlıkların büyüklüğünün 2020 yılında 6.5 trilyon dolara ulaşmasını beklediklerini dile getiren Turhan, dünyada İslami finansta yönetim altında bulunan varlık toplamı 2012 sonu itibarıyla 1.6 trilyon dolar olduğunun altını çizdi.  Turhan, İslami finans, özellikle son krizden sonra birçok insanın daha fazla ilgisini çekmeye başladı. Bu anlamda Borsa İstanbul olarak ürün çeşitliliğini artırmak için borsa yatırım fonlarını, emtiaya dayalı sözleşmeleri, kıymetli madene dayalı sözleşmeleri, hatta sukuk piyasasındaki likiditeyi artırmak üzere bunların repo benzeri teminatlandırılmış geri alım işlemlerine konu edilmesi de dahil edilmek üzere faaliyet gösteriyoruz" diye konuştu.

Milliyet
 
2013'te Cep Abonesi 1.5 Milyon İnternet Abonesi 5 Milyon Arttı 
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), 2013 yılı elektronik haberleşme sektörü verilerini açıkladı. Buna göre 2013 yılında cep telefonu abonesi 2012 yılına kıyasla 1 milyon 533 bin kişi artarak 65 milyon 847 bine yükseldi. Makineler arası ileşitim ve mobil bilgisayarlarda kullanılan SIM kartlarla birlikte toplam abone sayısı 69 milyonu geçti. Abone sayılarına göre Turkcell'in pazar payı yüzde 50.53, Vodafone'un yüzde 28.61 ve Avea'nın yüzde 20.86 oldu. 0-9 yaş nüfus hariç tutulduğunda mobil penetrasyon oranı yüzde 100'ün üzerine çıktı. 2012 sonunda 41.8 milyon olan 3G abone sayısı ise geçen yıl sonunda 49.3 milyona yükseldi. GSM operatörlerinin toplam abonelerinin yüzde 59.5'ini ön ödemeli aboneler oluşturdu. Avea abonelerinin yüzde 45'i, Turkcell abonelerinin yüzde 39.8'i ve Vodafone abonelerinin yüzde 38.3'ü faturalı abonelerden oluştu. 9 Kasım 2008 tarihinde başlayan mobil numara taşıma uygulamasıyla 14 Şubat 2014'e kadar 65 milyon 218 numara taşındı. Mobil şebekelerden en fazla trafik gönderilen ve alınan ülke Almanya olurken, en çok aranan kısa numara 112 (Sıhhi İmdat) oldu. 2008'de yaklaşık 6 milyon genişbant internet abonesi varken, beş yılda 4.5 kat artışla genişbant internet abone sayısı 32 milyon 566 bin oldu. Bu abonelerin 22 milyon 472 binini mobil cepten internet aboneleri oluşturdu. Cep telefonundan internet girenlerin sayısı artınca, trafik de yüzde 105.05 yükselerek 141 bin 637 TB'a çıktı. Öte yandan rapora göre, Türk Telekom ve mobil şebeke işletmecilerinin net satış gelirleri 2013 yılında yaklaşık 26 milyar olarak gerçekleşti. Türk ve mobil işletmecilerin toplam yatırım miktarı ise yüzde 1 artarak 3.8 milyar lira oldu.
Star
 
Tl'den Dövize Dönenler Operasyon Denedi 
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası'nda (KÜTSO) işadamlarıyla bir araya geldi. Bakan Zeybekci, burada yaptığı konuşmada, Ekonomi Bakanı olarak karşı durmaları gereken ilk şeyin yüksek faiz olduğunu söyledi. Zeybekci, 17 Aralık operasyonunun arkasından gelen süreçte, Türkiye'de bazı kur oynamaları olduğuna dikkat çekerek "Türk Lirası'ndan tahvil alan kuruluşlar bir anda Türk Lirası tahvillerinden çıkarak dövize dönmek gibi bir tehdit unsuru oluşturarak operasyon denediler. Onun için biraz hareketlenme oldu. Bunun sürdürülemeyeceğini kendileri de gayet iyi biliyorlar. O da durdu şu anda" dedi. Bir ülkede faizlerin yüksek olması halinde üretim, istihdam ve yatırımın da o derecede düştüğünü belirten Zeybekci, şunları söyledi: "İstihdamın düştüğü Türkiye'de, refah ve tüketim de düşer, durağanlık başlar. Bir Ekonomi Bakanı'nın istemeyeceği tek şey faizdir. Türkiye'ye oynanan oyunlar ve gerçekleştirilen o operasyonların altında yatan gerçek neden de odur. Yani Türkiye'nin istikrarsızlaştırılması amaçlanıyor. İstikrarsızlaşan Türkiye'de ise asıl amaç faizin yükseltilmesidir. Buna asla müsaade etmeyeceğiz." Zeybekci, Türkiye'nin kamu borçları anlamında AB üyesi 28 ülkenin 25'inden daha sağlam durduğunu da dile getirdi.
Star
 
Sanayinin Çarkları Ocakta Şantaj Kasetlerini Ezdi Geçti 
Büyümenin öncü göstergesi sayılan sanayi üretimi sürpriz yapmaya devam ediyor. Aralık 2013'teki yüzde 6.9'luk artışın ardından sanayi üretimi yeni yılın ilk ayında da beklentileri aşarak son 27 ayın zirvesine çıktı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ocakta takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi yüzde 7.3 arttı. Yaşanan artış, şantaj kasetleriyle özdeşleşen 17 Aralık operasyonuna rağmen sanayinin çarklarının durmadığını, aksine sanayicinin ihracata yönelerek üretimi ve yatırımı hızlandırdığını ortaya koydu. Yapılan hesaplamaya göre sanayi üretimindeki yüzde 7.3'lük artışın yüzde 3.56'lık bölümü yatırımlar için önemli bir gösterge olan ara malı imalatından yüzde 1.22'si sermaye malı imalatından, yüzde 1.91'i dayanıksız tüketim malı imalatından geldi. Sanayi üretiminde yılın ilk ayında arındırılmamış artış ise yüzde 7.2 oldu. Beklentiler yüzde 4-5 olması yönündeydi. Sanayi üretiminde beklentilerin üzerinde gelen artış sanayici için de moral oldu. Bir açıklama yapan Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Başkanı Mustafa Koca "Sanayi üretiminin bu düzeyde performans göstermesi, gerçek anlamda piyasalar için bir moral ve ülkeye güven açısından son derece önemli bir göstergedir" dedi. Koca "Bu rakam bize şunu söylemektedir: Siyasi kargaşa artık ihracat yapmaya azmetmiş, bunun için önemli yatırımlar yapmış ve bir anlamda küresel mekanizmanın içine girmiş olan işadamını, sanayiciyi etkilemeyecek noktaya düşmüştür. Bu yüzden kimse, ülkemizin gelmiş olduğu seviyeden tekrar eski kötü günlerine geri döndürmek isteyen siyaset dışı kurumlar üzerinden siyaset yapılmasına prim vermeyecektir" açıklaması yaptı. Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Adil Konukoğlu ise bu yılın ilk sanayi üretim endeksi rakamının beklentilerin de üzerinde geldiğini belirterek "Bu Gaziantep ve Türkiye için büyük bir moral kaynağı oldu. Türkiye büyümeye devam edecek" dedi.
Star
 
Türkiye'de Bu Mesleğe Havada Karada İş Çok! 
İŞKUR 2013 yılının ilk dönemi için Türkiye İşgücü Piyasası Talep Araştırması (TİPTA) sonuçlarını açıkladı. Araştırma kapsamında işverenlere hangi mesleklere eleman bulmakta zorlanıyorsunuz sorusu sorulmuş. Cevaplar çok çarpıcı. İşgücü temininde en çok zorluk çekilen meslekler imalat ve toptan ve perakende ticaret sektöründe. Bu iki sektördeki işgücü ihtiyacı toplam işgücü piyasasının ihtiyacının yüzde 57,5'u. Yani bu iki sektörün temininde güçlük çektiği meslekleri çözersek işgücünün yarısına dair ihtiyacı da çözmüşüz demektir. Temininde en çok güçlük çekilen mesleklerin İstanbul'da yoğunlaştığı görülüyor. Temininde güçlük çekilen mesleklerin yüzde 35,1'i İstanbul'da. İstanbul'u, Ankara, İzmir ve Bursa izliyor. Eleman temininde güçlük çekilmeyen iller de var. Hakkari, Ardahan, Tunceli, Bayburt ve Gümüşhane'de işverenler işyerlerindeki pozisyonlar için sıkıntı çekmeden eleman bulabiliyorlar.
Akşam
 
İstihdam Kapısı İstanbul'a 3 Milyon Kişi Hizmet Ediyor 
Türkiye'deki toplam istihdamın yaklaşık 5'te birini karşılayan İstanbul, son 5 yılda istihdama 735 bin kişilik katkıda bulundu. İstanbul'da hizmetler sektöründe çalışanların sayısı geçen yıl 3 milyona çıktı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden derlenen bilgilere göre, İstanbul, 'ekmek parası' kazanmak isteyenler için en cazip seçenek olma özelliğini sürdürüyor. İstanbul, son 5 yılda Türkiye'nin istihdamına 735 kişilik katkıda bulundu. Böylece İstanbul'da 2008'de 3 milyon 923 bin olan istihdam sayısı geçen yıl itibarıyla 4 milyon 658 bine çıktı. İstanbul'daki istihdam söz konusu dönemde yüzde 19 arttı. Türkiye'nin genelinde olduğu gibi İstanbul'un istihdamında da belirleyici sektör hizmetler oldu. İstanbul'da 2008'de 2 milyon 335 bin olan hizmetler sektörü çalışan sayısı, geçen yıl 2 milyon 997 bine çıktı. Bu dönemde, şehirde hizmetler sektöründe çalışanlara 662 bin kişi eklendi. Geçen yıl sonu itibariyle İstanbul'da her 100 çalışandan 64'ü hizmetler sektöründe faaliyet gösteriyor. Sanayi sektörü çalışan sayısı da 1 milyon 635 bine çıktı.
Akşam
 
DÜNYA 
İsrail Askeri Filistinli Hâkimi Öldürdü 
Batı Şeria-Ürdün sınırında İsrailli askerlerin Filistinli bir hâkimi öldürdüğü açıklandı. Adı Raed Alaa el-Deen Za'eiter olduğu açıklanan Filistinli hakimin, çalıştığı Ürdün'e geçmek için sınırı geçtiği belirtildi. İsrail ordusu olayı doğrularken, Şeria Nehri üzerindeki Allenby Köprüsü'nden geçen hakimin bir askerin silahını ele geçirmeye çalıştığını, bunun üzerine ateş açıldığını söyledi. Filistinli yetkililer ise 38 yaşındaki hakime "yakın mesafeden ateş açıldığını" belirterek soruşturma talep etti. Uluslararası Af Örgütü, geçtiğimiz ay İsrail askerlerinin Batı Şeria'da aşırı güç kullandığını, son üç yılda onlarca Filistinli öldürdüğünü ve bu eylemlerin savaş suçu olarak nitelendirilebileceğini belirten bir rapor yayınlamıştı.
Milliyet
 
Avukatlar Hollande'a Dinleme Davası Açıyor 
Fransa'da yolsuzluk soruşturması kapsamında eski cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin avukatı ile yaptığı telefon konuşmalarının dinlenmesi Barolar Birliği'ni harekete geçirdi. Altmış binden fazla avukatı temsil eden Fransa Barolar Birliği, 'avukat-müvekkil arasındaki gizlilik ilişkisinin ihlali' nedeniyle hukuki yollara başvuracağını açıkladı. Barolar Birliği Başkanı Pierre Olivier Sur, Sarkozy'nin avukatı Thierry Herzog'un telefonunun dinlenmesini 'demokrasinin işleyişine endişe verici bir saldırı' olarak nitelendirdi. Herzog'la dayanışmayı dile getiren bildiride görevdeki Cumhurbaşkanı François Hollande'a karşı 'hukuki yollara başvurulacağı' vurgulandı. Sarkozy'nin 2007'deki seçim kampanyasını finanse etmek için Libya'nin eski lideri Muammer Kaddafi'den milyonlarca euro aldığı iddiasının soruşturulması kapsamında Herzog'un telefonunun dinlenmesine tepki gösteren Sur "Libya dosyasından başlayarak kokuyla iz bulmaya çalışan av köpekleri gibi hareket ettiler. Ta ki aylar sonra bambaşka bir şey bulana kadar. Bu bizi tiksindiriyor" dedi. Herzog dinlemelerin 'siyasi amaçlı' olduğunu öne sürmüştü. Öte yandan, Nice kentinde dün gazetecilerin önüne çıkan Nicolas Sarkozy 2017 yılında cumhurbaşkanlığına aday olma hayallerini suya düşürebilecek farklı yolsuzluk soruşturmaları hakkında açıklama yapmadı. Fransız basını geçtiğimiz hafta, iki savcının talebi üzerine 2012'de Sarkozy'nin telefonlarının dinlendiğini ortaya çıkarmıştı. Dinlemeler sonucunda Sarkozy'nin hakkında yürütülen soruşturmaya yönelik bilgi sızdırmak için avukatı aracılığıyla bir Yargıtay hakimiyle temasa geçtiği anlaşılmıştı.
Milliyet
 
Rus Askeri Kırım'da Siper Kazmaya Başladı  
Kırım'ın kırsal bölgelerine giren İHA ekipleri, Rus askerlerinin kurdukları çadırları ve siper oluşturmak için kazdığı çukurları görüntüledi. Dağ eteklerindeki kırsal alana bırakılan askeri kamyonların plakalarını söken Rus askerleri bölgede geniş güvenlik tedbiri aldı. Bu arada Kırım – Ukrayna sınırındaki Kerç şehrinde, 50 araçlık Rus askeri konvoyunu görüntülemek isteyen AA muhabirleri, Rus askerleri tarafından tartaklandı. Silahlı ve kar maskeli Rus askerleri AA muhabirlerinin içinde bulunduğu aracın önünü kesti. Muhabirlerin fotoğraf makinelerini kontrol eden askerler, kayıtları zorla sildirdi. Öte yandan Rus askerleri, Kırım'da işgal alanını genişletmeye devam ediyor. Kırım'ın Bahçesaray bölgesinde Ukrayna Kara Kuvvetleri'ne bağlı bir askeri birliği giren Rus askerleri, herhangi bir direnişle karşılaşmadı. Başkentteki Simferepol (Akmecit) Askeri Hastanesi de sözde "Kırım halk savunma güçleri" tarafından kuşatıldı. Rusya yanlısı 20'ye yakın silahlı kişi, hastaneye giriş ve çıkışları engelliyor.
Türkiye
 
Ashton Ne İran'a Ne De İsrail'e Yaranabildi 
İran, Tahran ziyareti sırasında kadın aktivistlerle görüşen AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Ashton'u "içişlerine karışmakla" suçladı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Merziye Efham, Ashton'un 2009 seçimleri sonrasındaki protesto eylemlerinden mahkum olan aktivistlerle görüşmesini organize eden Avusturya elçiliğine ise nota verildiğini açıkladı. Ashton'ın görüştüğü isimler arasında 2012'de serbest bırakılan, ülkenin ünlü insan hakları savunucularından Nergis Muhammedi de yer aldı. İsrail ise, İran'dan Gazze'ye giden silahların ele geçirilmesinden hemen sonrasında Tahran'a hareket eden AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton'u, ziyaretini iptal etmemekle eleştirdi. Konuyla ilgili konuşan İsrail İstihbarat Bakanı Yuval Steinitz, "Ashton'un en azından Tahran'a yapacağı ziyareti iptal etmesini veya ertelemesini bekliyordum. İran rejimi, ambargoları hiçe sayarak teröristlere silah gönderiyor. Ashton ise, hiçbir şey olmamış gibi İran'a gidiyor" dedi.
Star
 
13 Rahibeye Karşılık 150 Kadın Serbest 
Şam'ın Malula kasabasında Aralık 2013'te kaçırılan 13 rahibe ile 3 kişi, Lübnan ve Katar'ın, El Kaide'nin Suriye'deki kolu Nusra Cephesi ile yürüttüğü müzakereler sonucunda serbest bırakıldı. 13 rahibeye karşılık olarak, Esad rejimine ait cezaevlerinde bulunan 150 kadın tutuklu da serbest bırakıldı. Suriye İnsan Hakları Örgütü Başkanı Rami Abdurrahman, esir takasının, Lübnan-Suriye sınırında, Suriye hapishanesinde 3 çocuğuyla tutuklu bulunan bir kadının Lübnan askerleri tarafından Nusra Cephesi'ne teslim edilmesiyle başladığını söyledi. Suriye hapishanelerinde tutuklu bulunan diğer kadın mahkumların ise sınırdaki başka bir bölgede bulunan otobüslerde bekletildiğini kaydeden Abdurrahman, 13 rahibe ve beraberindeki 3 kişinin serbest bırakılmasıyla otobüslerdeki kişilerin salıverildiğini söyledi. "Suriye hapishanelerde bulunan masum kişilerin kurtarılması için başka masumların kaçırılmasına son verilmeli" diyen Abdurrahman, "Esed rejimi bir an önce hapishanelerinde tutuklu bulunan masum insanları serbest bırakmazsa savaş suçu işlemiş olacak" şeklinde konuştu. Öte yandan Uluslararası Af Örgütü, Suriye'nin başkenti Şam'ın yakınlarında yer alan ve hükümete bağlı güçlerin kuşatması altında bulunan Yermuk kampındaki Suriyeli ve Filistinli sivillere karşı savaş suçları ve insanlık karşıtı suçlar işlendiği uyarısında bulundu. Kuşatmanın sıkılaştırıldığı Temmuz 2013'ten bu yana kampta 200 sivilin yaşamını yitirdiği açıklandı. Örgüt yetkililerinden Philip Luther ise, "Sivillere gelişigüzel saldırı düzenlemek, ölümüne ya da yaralanmasına yol açmak, savaş suçudur" dedi.
Star
 
Kırım Tatarlarına Referandum Rüşvet 
Ukrayna'ya bağlı özerk bölge Kırım'da Moskova yanlısı yönetim, 16 Mart'ta yapılacak ve Rusya'ya bağlanıp bağlanmamanın oylanacağı referandumda Tatarların desteğini almak için rüşvet gibi tekliflere başladı. Rusya'ya bağlı olarak özerk statüsünü sürdürmeyi planlayan Kırım hükümeti, yeni yapının 'Rus-Tatar ortaklığı' olabileceğini açıkladı. Kırım Özerk Bölgesi'nin Başbakanı Sergey Aksenov, RİA haber ajansına yaptığı açıklamada "Referandumdan sonra Kırım'da Tatarcayı Rusçanın yanında ikinci devlet dili yapmaya hazırız" dedi. Aksenov, Kırım Türklerinin özerk yönetimde de söz sahibi olmasına sıcak baktıklarını da belirterek, "Tatar azınlığa Kırım hükümetinde Başbakan Birinci Yardımcısı görevi ve iki bakanlık verebiliriz. Geride kalan bakanlıklarda da yine kilit görevlere Tatar halkın temsilcileri getirilebilir" ifadelerini kullandı. Ancak bugüne kadar göz ardı edilen Kırım Türklerinin haklarının 16 Mart referandumu öncesi yönetim tarafından gündeme getirilmesi Tatarları ikna etmedi. Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Rıfat Çubarov, ABD Başkanı Barack Obama'ya mektup yazarak, Kırım'da yaşayan halkı korumak için kararlı olmasını istedi. Çubarov, Rusya'dan Kırım'a gelen asker sayısının 30 bini bulduğunu ve bu birliklerin Kırım'a tüm giriş ve çıkışları engellediğini belirtti. Özerk hükümetin yöneticilerini sorumsuzluk ve ayrılıkçılıkla suçlayan Çubarov, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'ndan (AGİT) askeri gözlemcilerin, 3 günü aşkın süredir Kırım'a gitmekte başarısız olduğunun, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un danışmanı Robert Serry'nin tehdit edilerek Kırım'ı terk etmeye zorlandığının altını çizdi.
Akşam
 
Demir Çubukla Anestezi! 
İngiltere merkezli çocuk hakları örgütü Save The Children Suriye'deki sağlık hizmetlerinin 'felaket' durumda olduğunu açıkladı. İlaç eksikliği nedeniyle anestezi yapılamayan bazı hastaların kafalarına sert bir cisimle vurularak bayıltıldığı raporda yer aldı. Uluslararası Af Örgütü de Esad rejimini, Şam'daki Yermuk Mülteci Kampı'na insani yardımın girmesini kasten engelleyerek açlığı bir savaş aracı olarak kullanmakla suçladı. Raporda Temmuz 2013'ten bu yana 128 kişinin açlıktan öldüğü kampa girebilen BM yardımlarının çok kısıtlı olduğu belirtildi.
Akşam
 
Sandıkta Kim'e Karşı Kim Yarışabilir? 
Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong-un genel seçimde milletvekili adayı olup oyların yüzde 100'ünü aldı. Resmi haber ajansı KCNA, doğum yeri Mount Paektu'da aday olan 30 yaşındaki Kim'in yüzde 100'lük mutlak zaferle çıktığını belirtip ekledi: "Seçim sonucu, halkımızın yüce liderimize mutlak desteğinin ve derin güvenin bir ifadesidir." Bu sonuçla Kim devlet başkanlığı ve başkomutanlık unvanlarına bir de milletvekilliğini ekledi.
Radikal
POLİTİKA 
Çobanlık Peygamber Mesleğidir 
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroglu, Başbakanı hedef alarak "Bana diyor ki '2 koyunu güdemezsin'. Ben kimseye böyle demem. İnsanları koyun yerine koymam. İnsan değerli bir varlıktır. Çobanlık ise peygamber mesleğidir" dedi. Ardahan, Erzurum ve Erzincan'da konuşan Kılıçdaroğlu özetle şunları söyledi: Yolsuzlukları önleme vaadiyle gelenler yolsuzluk yaptı. Kamyon kamyon götürdüler. Sadece Başbakan'ın oğlunun evinden çıkan para 1 milyar dolar. Ardahan'ın vicdanına sesleniyorum: Dünyada hangi başbakanın oğlunun evinde 1 milyar dolar olur? 17 Aralık sabahında ülkeyi nasıl soydukları anlaşıldı. Paraları sıfırlamak için bütün aileyi topluyor. Ertesi günü hâlâ sıfırlayamadılar, 30 milyon Euro kalmış. Harama kimse ortak olmamalı. Çiftçi kardeşim 'Bana neden en pahalı mazotu satıyorsun' diye sormayacak mı? Malı onlar götürüyor, en pahalı mazotu sana satıyor. Onlar istifa etmez, bunun için ar damarı olması lazım. Allah kimseyi yere bakar duruma getirmesin. Sen malı götürecek, devleti soyacak, çoluk çocuğunu zengin edeceksin, öbür yandan Ayaz Bebek Konya'da soğuktan ölecek. Eskişehir'de 'Evlatlarıma helal yedirmedim' dedi. Ne söyleyeyim, zaten sen helalden anlamazsın ki, haramdan anlarsın. Vatandaşıma 'Helale ortak ol' diyorum. Bunlar aile boyu götürüyorlar. Dünya tarihinde aile boyu yolsuzluk yapan bir başbakan görmedim. Türkiye böyle bir hükümete layık mı, dünyada böyle bir hükümet var mı? Kul hakkı yiyen bir hükümet olur mu? Ülkeye temiz siyaset gelsin diyorsanız, sandığa gidip oyumuzu helalden yana kullanacağız. Kul hakkı yiyenden hesap sormayan namerttir, söz veriyorum hesabını soracağım. Başçalan ülkeyi böldü, 76 milyonu birbirine düşman etti. 76 milyona umut, kardeşlik, huzur vaat ediyorum. Kendisini Menderes ile özdeşleştiriyor. Onlar evlerinde dolar mı, para kasaları mı, para sayma makineleri mi istiflediler? Başçalan'a, kendinin ve 4 bakanın malvarlığını açıklar mısın diyorum. Açıklayamaz. Başçalan için de fezleke hazırlayacak cesur bir savcı arıyorum. Yolsuzlukla hırsızlıkla mücadele için bunu yapacak namuslu bir savcı arıyorum.
Hürriyet
Recep Ağa Abbas Yolcu 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın MHP'ye 'Yavru Muhalefet', CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na da 'Genel Müdür' diye hitap etmesine tepki göstererek, "MHP, Türk siyasi hayatına girdiğinde sen Recep Tayyip Erdoğan Kasımpaşa'da mahalle arasında top koşturuyordun, kısa pantulla geziyordun sen. Geldiğin gibi gideceksin Recep Ağa, hiç merak etme. Abbas yolcudur" dedi. Samsun ve ilçelerini ziyaret eden Bahçeli özetle şunları söyledi: "Dava arkadaşlarıma sesleniyorum: Sayım saatine kadar sandık başından ayrılmayın. Hileyle çalarak iktidar olanlar hileyi ve çalıntıyı alışkanlık haline getiriyor. AKP, bu yılları heba etmiştir ama Erdoğan'a ne olduysa oldu yasama ve yürütmedeki kuvvetler ayrılığının ikisine sahip olmasıyla yetinmedi, daha güçlü olmak, tek adama heveslenmek gibi bir ihtirasa büründü. Bunlardan bir tanesi de medyadır. Yasama var, yürütme var, medya da var öyleyse yargıyı da ele geçirmesi gerekir. En sonunda HSYK'yı bir kez daha değiştirerek, yargıyı kuşattı ve AKP'leştirdi. Erdoğan bunlara sahip olunca güç çılgını oldu. AKP'ye oy vermiş kardeşlerim. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yolsuzluk ve rüşvetler olmuştur ancak 17 Aralık Türk milleti için bir kara gündür. AKP için bir yüz karasıdır. 41 kişiyi bir savcı baskınla tutukluyor. Yargı da tutuklama kararı veriyor. 41 kişi 74 gün cezaevinde kalıyor. Daha sonra hepsi bırakılıyor. Yolsuzlukla mücadele yapılmalıdır. Başbakan bunun üzerine gitmemektedir. İnat etme, 'Bana komplo yaptılar' diye konuyu saptırma, yeni gündemler yaratarak, yolsuzluğu ve rüşveti koruma. Savcılara niye kıyıyorsun, 8 bin polisimizi niye yerinden ediyorsun, demek bir korkun var, bir paniğin var. Yetimin, öksüzün rızkına el uzatarak Türkiye'nin sömürülmesine müsaade etmeyin."
Hürriyet
 
Kozmik Oda'nın Sırları Kalkacak 
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a "suikast yapılacağı" iddiasıyla başlatılan, Genelkurmay Başkanlığına bağlı Seferberlik Tetkik Kurulu'ndaki Kozmik Oda'da 25 gün süren aramalarla devam eden ve 5 yıldır bitirilemeyen "Kozmik Oda" soruşturması, özel yetkili mahkeme ve savcılıkların kapatılması nedeniyle, genel yetkili savcılığa devredilecek. "Kozmik Oda" soruşturması, 24 Aralık 2009'da bir ihbar üzerine Seferberlik Bölge Başkanlığı'nda görevli Albay Erkan Yılmaz B. ile Binbaşı İbrahim G., Arınç'ın da oturduğu Çukurambar semtindeki polislerce alıkonulmasıyla başladı. Albayın cebinden yere düştüğü iddia edilen bir kâğıdın üzerinde Arınç'ın ev adresinin yazılı olduğu tespit edildi. Özel yetkili Cumhuriyet savcısı Mustafa Bilgili, subayların görev yaptığı Seferberlik Bölge Başkanlığında'ki 11 ve 16 numaralı kozmik odalarda 25 gün süren arama yaptı. 26 Aralık 2009'da 8 asker gözaltına alındı. Savcı Bilgili, 3 subayın, "silahlı örgüt kurmak ve yönetmek" suçlarından tutuklanmasını istedi. Mahkeme, tutuklama talebini reddetti. 10 Mart 2010'da Gölbaşı yakınlarında durdurulan kamyonla ilgili takipsizlik verildi. Kamyondan çıkan 958 adet el bombasının kafile ve seri numarasının, Ergenekon, Hizbullah ve Söylemezler çetesiyle ilgili operasyonlarda ele geçirilen mühimmatlarla irtibatlı olduğu iddiasıyla takipsizlik geri çekildi. Bütün bu gelişmelere karşın "Kozmik Oda" soruşturması halen bitirilmedi. Terörle Mücadele Kanunu'nun 10. maddesiyle görevli mahkemeleri kaldıran yeni yasada, bu 'özel' savcılıklarda yürütülen soruşturma dosyalarının da yetkili Cumhuriyet başsavcılıklarına devredilmesi düzenlendi. Yasayla 2009'dan bu yana yürütülen "Kozmik Oda" soruşturması da adres değiştirecek. Soruşturmaya hangi cumhuriyet savcısının bakacağı henüz belli değil. Kozmik Oda'da yapılan aramalarda, "devlet sırrı" niteliğindeki bilgilerin bulunduğu açıklandığı için soruşturmanın içeriği de 5 yıldır sır gibi saklanıyordu. Ancak yeni yasada, avukatların müdafileri hakkındaki dosyaları görmesini kısıtlayan hükümler de kaldırıldı. Bu avukatların, bunca yıldır ulaşamadığı belgelere ulaşabileceği anlamına geliyor. Soruşturmanın ne zaman ve nasıl bitirileceği ise hâlâ belirsiz.
Milliyet
Baharın Kış Olmasına İzin Vermeyeceğiz! 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Ağrı mitinginde çözüm sürecini paralel yapıya rağmen muhafaza edeceklerini belirterek, "Ülkemize, milletimize hizmet mücadelesi verirken, birileri de bize çelme takmanın gayreti içine girdi. Bunun en somut örneğini, çözüm sürecinde gördük. Biz 12 yıldır topraklarımızda akan kanı, anaların babaların akan gözyaşını dindirmek için çırpınıyoruz. Ülkemizdeki geçen Nevruz'dan beri hakim olan bahar iklimini muhafaza edeceğiz. Bu baharın kışa dönmesine, hep birlikte izin vermeyeceğiz" dedi. Meydanı dolduran on binlere seslenen Erdoğan, şu mesajları verdi: 12 yıl boyunca ülkemize, milletimize hizmet mücadelesi verirken, birileri de bize çelme takmanın gayreti içine girdi. Bunun en somut örneğini, çözüm sürecinde gördük. 12 yıldır topraklarımıza akan kanı, gözyaşını dindirmek için çırpınıyoruz. 12 yıldır annelerimizin, babaların yürek acısını dindirmek, gençlerin ölümünü durdurmak için çırpınıyoruz. Türkiye'yi birlikte istikbale taşımanın mücadelesini verirken, birileri de bizi durdurmak için çırpınıyor. Bu Nevruz, bu bahar havası kalıcı olsun diye dualar ettik. Geçen Nevruz'dan bu yana yeni acılar yaşamadık. Şimdi 2014 Nevruz'u 77 milyon hep birlikte, bir bütün olarak, kardeşçe coşkuyla kutlayacağız. Son 1 yıldır artık kan akmıyor, ocaklar sönmüyor, evlere, yüreklere ateşler düşmüyor. Doğu ve Güneydoğu'nun çehresi hızla değişiyor, coğrafi olarak 7 bölgede umut, heyecan daha da çoğalıyor. Artık kepenkler kapanmıyor, silah sesleri duyulmuyor. Şehirlerimiz cıvıl cıvıl. Bunu muhafaza edeceğiz. Bunu hep birlikte koruyacağız. Bu baharın kışa dönmesine, bu huzurun bozulmasına, ağız tadımızın kaçmasına izin vermeyeceğiz. 12 yıl önce Ağrı'ya 'Farklı dil ve lehçelerde siyasi propaganda serbest olacak' denilse, inanır mıydınız? Televizyonda, 24 saat Kürtçe yayın olacak denilse, inanır mıydınız? Kardeşlerim, Ağrı'ya havalimanı yapılacak denilseydi, inanır mıydınız? Biz bunu başardık. Hayalleri gerçeğe dönüştürdük. Yasakları ortadan kaldırdık.
Akşam

SPOR 
Eskişehirspor karşısında attığı son dakika golüyle tüm Beşiktaş camiasını sevince boğan Ersan Adem Gülüm, hem milli takımda hem de önceki gece Beşiktaş'ta oynadığı futbolla eski günlerini hatırlattı. İki defa dizinden sakatlanarak uzun süre sahalardan uzak kaldıktan sonra, hiçbir zaman sakatlık öncesi günlerine dönemeyen tecrübeli oyuncuya, en bunalımlı dönemlerinde yönetici Ahmet Kavalcı destek verdi, onu motive etmek için adeta beyin yıkadı. Attığı golden sonra kendi elini öpüp başına koyarak, Ahmet Kavalcı'yı işaret eden Ersan ile Kavalcı'nın sürekli bir araya gelerek konuştukları ortaya çıktı. Ersan Gülüm'ün kendini bıraktığı bir dönemde bu oyuncunun arkasında duran Kavalcı'nın, "Sakın kendini bırakma. Sen iyi futbolcu olmasaydın gelen her hoca seni neden takımda tutsun ki. Sendeki potansiyeli bildikleri için senin bu takımdan gitmeni istemediler. İyi olmasan neden seni milli takıma davet etsinler? Yeter ki sen kendindeki gücün farkına var. Ben senin sakatlıktan önceki Ersan olacağına inanıyorum" diye konuştuğu ortaya çıktı. Öte yandan Eskişehirspor maçından sonra bazı yöneticilerin Ersan Gülüm için, "Hafta içerisinde İsveç'e karşı oynadı. O maçta İbrahimovic gibi bir adamı tuttu. Bir hafta içinde iki tane zorluk derecesi yüksek maçta oynamak kolay değildi" ifadelerini kullandıkları öğrenildi.
Milliyet
 
Beşiktaş İkinci Başkanı Ahmet Nur Çebi, Radyospor'a çarpıcı açıklamalar yaptı. Eskişehir maçında Motta'nın düşürülmesini Bilic'in sorusu üzerine yorumlayan ve penaltı demeyen Lig TV yorumcusu Marcus Merk'in sözleri Hırvat hoca gibi yönetimi de isyan ettirdi. Çebi, "Hakem hata yapabilir, görmeyebilir. Ama daha sonra yapılan yorumlarda hataların görmezden gelinmesi yanlış. Hakemleri incitmemeliyiz ama yorumcular 3 kez izleyip sonrasında yine yanlış konuşuyorsa ona bakışımız değişir. Marcus Merk de böyle biri" ifadelerini kullandı. Çebi, "Beşiktaş olarak biz onun yorumlarından hoşnut değiliz. Türkiye'de yorumcu mu kalmadı dışarıdan getiriyoruz? Ondan daha iyi yorum yapan, konusunda daha bilgili hakem hocalarımız var. Doğru yorum yapmıyor, kamuoyu etkileniyor. Beşiktaş maçlarının olduğu gün Marcus Merk izin yapsın, son derece hayırlı olur. Bilic'in arkasındayız. Hatalar onun da sabrını taşırdı" derken yabancı kontenjanı için de "Biz 6+2'ye karşıyız. 5+3 denmiş ama ben 5+2'yi daha çok tercih ederim" dedi.
Star
 
Trabzonspor'un Fenerbahçe maçında polis, yol güzergahında ve stat girişinde yoğun güvenlik önlemi almasına rağmen olaylara engel olamadı. Rize'de kamp yapan Sarı-Lacivertli kafile, 17.30'de bulunduğu otelden yoğun güvenlik önlemleri altında iki otobüsle Trabzon'a hareket etti. Rize'den Fenerbahçeli taraftarlar tarafından uğurlanan kafileye, Trabzon'da, Avni Aker Stadı protokol tribünü girişinde Bordo-Mavili taraftarlar saldırıda bulundu. Öfkeli taraftarların attığı yabancı maddeler, yöneticilerin bulunduğu otobüslerin birçok camının kırılmasına neden olurken, futbolcuların yer aldığı otobüse de yumurta isabet etti. Polis kalkanları kaldırarak protestoyu engellemeye çalıştı. Olaylarda yönetim ya da oyunculardan kimse yaralanmadı. Maçın tatil edildiğini öğrenen taraftarlar, protokol tribününü basmak istedi ancak polis buna engel oldu. Soyunma odası koridorlarındaki taşkınlığı ise polis biber gazı sıkarak önledi. Dışarı çıkan taraftarlar, stat girişinde Fener otobüsünü taş yağmuruna tuttu. 150 kadar çevik kuvvet, VİP tribününün önünde önlem almaya çalıştı. Taraftarlar polise ait bariyerleri devirdi. Stada çıkan sokak aralarında polisle çatışmalar yaşandı. Taşlı, meşaleli saldırılara polis biber gazı ve tazyikli suyla müdahale etti. Olaylarda 7 güvenlik görevlisi ve 8 taraftar yaralandı. Bu kişiler ambulansla hastaneye kaldırıldı. Stat içinde de 3 taraftar yaralandı.
Star
 
Taş Devri'ne geri döndük. Avni Aker, dün gece çağ dışı görüntülere sahne oldu. Trabzonspor-F.Bahçe maçı, tribün terörü nedeniyle 45+8. dakikada tatil edildi. Maç başlar başlamaz, kaptan Onur'un bulunduğu kale arkası tribünden sahaya konfetiler atıldı. Hakem Bülent Yıldırım, sahanın temizlenmesi için maçı bir süre durdurdu. 5. dakikada Volkan Demirel'e maytap ve bazı yabancı maddeler atıldı. Yusuf Erdoğan, sahaya yabancı madde atılmaması konusunda taraftarlara uyarılarda bulundu. Golden sonra film koptu. 23. dakikada Sow'un pasında soldan kaçan Alper, topu ceza sahasına gönderdi. Emenike gelişine vurup, şık bir gol attı. Yabancı madde yağdı. Kaleci Onur, F.Bahçe kalesine gidip, taraftarlardan sakin olmasını istedi. Volkan kendisine atılan taş parçasını Bülent Yıldırım'a verdi. Yıldırım, yardımcılarını alıp sahanın ortasına giderek, maçın tatil edileceğinin ilk sinyalini verdi. Bülent Yıldırım, ilk yarıyı 10 dakika uzattı. 45+8. dakikada Emenike, Yusuf'a faul yaptı. Özer Hurmacı serbest vuruşu kullanacakken, Volkan'ın üzerine yeniden maytaplar atıldı. Bülent Yıldırım da bunun üzerine yardımcılarıyla birlikte soyunma odasına gidip maçı tatil etti.
Akşam
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme