7 Nisan 2014 Pazartesi

07.04.2014 Genel Gündem

07.04.2014
GÜNDEM
İptal Torbası 
Ağrı'da 30 Mart'ta yapılan belediye başkanlığı seçimleri, Merkez İlçe Seçim Kurulu kararıyla iptal edildi. Yeniden sayım işlemini 20 gözlemci avukatla izlediklerini belirten Ağrı Baro Başkanı Ali Artuk, seçimlerin 'yırtık torba' nedeniyle iptal edildiğini söyledi. 30 Mart seçimlerinin ardından yapılan itiraz üzerine Ağrı'da oyların yeniden sayılmasına karar verilmişti. Yeniden sayım kararının ardından 24 sandıktaki oylar sayıldı ve geriye 172 sandık kaldı. Sayılanlardan 1066, 1068, 1125, 1145, 1195 numaralı sandıklarda tespit edilen hatalara ilişkin tutanaklar tutuldu ve 1125 numaralı sandığın oy torbasının yırtık olduğu ortaya çıktı. Baro Başkanı Artuk, "1125 numaralı sandığa ait torbada 11x 7 santim ebatlarında bir yırtık olduğu belirlendi. Yırtık, rahatlıkla elinizi sokup çıkarabileceğimiz büyüklükteydi. Islak imzalı tutanaklarda bağımsız adayın 4 oyu vardı. Oylar yeniden sayıldığında bu oylar ortadan kayboldu. Adeta buhar olup uçtu. Bu sandıkta AK Parti'nin 4 oyu fazla çıktı. BDP'nin 4 oyu da geçersiz sayıldı. Tutanak tutuldu. İptal nedenlerinden biri de yırtık torba oldu" dedi.
Hürriyet
 

Karışmam 
2009 yılındaki yerel seçimlerde Ankara'nın Kalecik ilçesine AK Parti'den belediye başkan adayı olan Filiz Ulusoy, 5 yıllık bekleyişin ardından seçildi. Partisinin yüzde 25 olan oy oranını yüzde 57'ye çıkaran Ulusoy, ilçenin ilk kadın belediye başkanı unvanını aldı. Bir önceki seçimde "Dünyaca bilinen Kalecik Karası üzümünü sadece şaraba indirgemek doğru değil. Pekmez ve marmelat olarak da kullanılabilir" diyerek gündeme gelen Ulusoy, bu sözleriyle tartışma yaratmıştı. O dönem seçimleri kaybetmesinde bu sözlerin etkisi olmadığını belirten Ulusoy, tam tersi halktan destek gördüğünü iddia etti. Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunu olan 35 yaşındaki bekar başkan Ulusoy, o günden bugüne yaşadıklarını ve Kalecik projelerini Hürriyet'e anlattı: "Bu 5 yıllık arada, partimin Ankara il yönetiminde görev aldım. Ayrıca Başbakanlık'ta Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği'nde görev yaptım. Halen bekârım, bunun siyasetle ilgisi yok. Kader diyelim, kısmet olmadı. Ankara'da yaşasam da aslen Kalecikliyim. Hem Kalecik'in merkezinde, hem de köyünde bağ evimiz var. Ben geçen seçimlerde Kalecik Karası üzümünün yeterince tanınmadığını anlatmaya çalıştım. Sözlerimin arkasındayım. Kalecik'te vatandaşlarımız bu üzümün şarap olarak kullanılmasından memnun değiller. Hatta şikâyetçiler, mevcut şarap fabrikalarının ilçeye ekonomik olarak bir katkısı yok. Kendi bağlarını ekiyorlar. Mütedeyyin insanlar da rahatsız oluyor. Kalecik Karası'nı ekonomik faydaya dönüştüremedik. Ben o yüzden 'Pekmez ve marmelat yapılabilir' demiştim. Şarapla ilgili tartışmaya girmek istemiyorum. Çünkü AK Partili olunca zaten herkes önyargıyla karşılıyor. Şunu söyleyeyim: Kalecik Karası eşittir şarap demek değildir. Başkalarının aklına şarap gelir ama bizim aklımıza sadece şarap gelmiyor. Şarap ve şarap üreticileriyle uğraşmak benim ne haddim ne de hakkım. Biz özgürlüklerden yanayız."
Hürriyet
 
6240 Hata Var 
Başkent'te 30 Mart seçimlerinin ardından başlayan seçimlerde usulsüzlük ve oy sayımında yanlışlık yapıldığı iddiaları, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in mazbatasını almasına rağmen devam ediyor. CHP'nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mansur Yavaş, 6 bin 240 tutanakta hatalı işlem tespit ettiklerini belirterek, seçimlerin iptali için Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK) başvurdu. Yavaş, başvuru öncesinde düzenlediği basın toplantısında özetle şunları söyledi: "Ankara Büyükşehir Belediyesi seçimlerinde mühürsüz, geçersiz oylar ve hukuka aykırı durum nedeniyle Ankara'nın oyları seçime yansımamıştır. Biz bu kadar yoğun hatayı tespit ettikten sonra YSK'nın emsal kararlarını da göz önüne alarak seçimin yenilenmesini talep ediyoruz. Ankara'nın oyuna ve iradesine sahip çıkmak bizim kutsal görevimizdir. Demokrasimiz üzerine düşen kara gölgenin kalkması için toplanmış bulunuyoruz. Ankara'nın iradesine vurulan darbenin ortadan kalkması için hukuki hakkımızı koruyacağız. Bu ülke demokrasi tarihinde böylesine tartışmalı bir seçim yaşamamıştır. Bu mücadele baştan beri makam mücadelesi değil ayrıştırıcı anlayışın Türk siyasetinden tasfiyesi mücadelesidir. Sandıkta kazandığımızı kirli masalarda, zulalarda almak isteyenlere karşı koyacağız. Alın teri şaibeyi yenecek. Siyasi kapkaça karşı direnenler kazanacaktır. Bazı seçim bölgelerinde 16 defa oy sayımlarına, iptallere karar verilirken Türkiye'nin başkenti en şaibeli seçime ev sahipliği yapmıştır. Kazanma uğruna her şeyi mübah gören anlayış yüzünden sadece Ankara değil Türkiye kaybedecektir. Başkalarına hukuksuz oturacakları koltuklar nasıl haram olacaksa bize de mücadeleden kaçmak haram olacaktır. Ankaralı hemşerilerimize sürekli sükûnet çağrısı yaptık. Onlara teşekkür ediyorum. Onları sürekli kışkırtan zihniyeti ise kınıyorum. YSK'ya Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali istemli olağanüstü dilekçemizi veriyoruz.
Hürriyet

Kumpasa 'Narin' Soruşturma!.. 
Kamuoyunda "Askeri Casusluk" olarak bilinen, İzmir merkezli "gizli bilgi ve belge bulundurma" davasıyla ilgili "Milli Ordu'ya kumpas kuruldu" ve paralel yapı iddialarının ardından yeni bir soruşturma yürütüldüğü öğrenildi. İlişkiye girdiği iddia edilen subay arkadaşları tarafından askeri birliklere girmesi sağlanan, bu birlikler içerisinde rahatça dolaşıp hareket edebilen ve yine askeri üniformalarla fotoğrafları ortaya çıkan Narin Korkmaz'ın avukatı Yılmaz Çiftçi bu soruşturmanın detaylarını VATAN'a anlattı: "Son yaşanan kumpas tartışmalarının ardından müfettişler, polisin tutumunu sorgulamaya başladı. Polis, askeri casusluk iddianamesinin delil tutanağını, Narin Korkmaz'ın görme engelli babası Atilla Korkmaz'a imzalatmıştı. Narin Korkmaz'ın yaşamadığı bir evde iki gözü görmeyen bir insana arama tutanağının imzalatılması söz konusu. Müfettişler, bu nedenle Atilla Korkmaz'la görüştü. Gerçekten tam görme engelli olup olmadığına baktılar." "Böylece polisin tutumunu sorguluyorlar. Ancak bu soruşturmanın İçişleri Bakanlığı mı Başbakanlık Teftiş Kurulu müfettişleri tarafında mı yürütüldüğünü tam olarak bilmiyoruz. Bu davanın soruşturma aşamasında hatalar var. Narin Korkmaz'ın ahlaki anlamda hataları vardır. Ancak Narin Korkmaz'ın hukuk anlamında cezayı gerektirecek bir durumu yoktur."
Vatan
 
Tsk'dan Süleyman Şah Provası 
El Kaide'nin Suriye'deki kolu IŞİD'in, Türkiye'nin kendi sınırları dışındaki tek toprak parçası olan Suriye'deki Süleyman Şah Türbesi'ni hedef almasının ardındandan tetikte bekleyen TSK, olası bir saldırı durumundaki harekat planının provasını yapacak. TSK'nın en prestijli tatbikatlarından olan Anadolu Kartalı- 2014/1 Eğitimi, Hava Kuvvetleri Komutanlığı sevk ve idaresinde, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı ile Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığı unsurlarının katılımıyla bugün başlıyor. 18 Nisan'a kadar Konya'daki 3. Ana Jet Üs Komutanlığı'nda gerçekleşecek tatbikatta, envantere yeni giren havadan ihbar ve kontrol uçağı Awacs ilk kez TSK'nın tüm unsurlarını bu kapsamda bir tatbikatla koordine edecek. Anadolu Kartalı'nın başlayacağı bugün Türk Donanması da tarihinde bir ilke imza atacak. Askeri Casusluk Davası'nda yargılanan Donanma Komutanı Kora. Veysel Kösele sevk ve idaresindeki Deniz Yıldızı Tatbikatı'nın gerçekleşeceği 7- 11 Nisan'da, onlarca fırkateyn, denizaltı, hücumbot ve gemiler, Marmara, Karadeniz, Akdeniz, Basra Körfezi, Arap Denizi, Kuzey Denizi, Hint Okyanusu'nun da aralarında bulunduğu dünyanın dört bir yanında aynı zaman diliminde ilk defa çok sayıda unsurla varlık gösterecek.
Vatan
 
EKONOMİ 
Gram Altın 88,6334-88,7286
ABD Doları 2,1135-2,1147 / Euro 2, 8963-2,8980 / İngiliz Sterlini 3,5027-3,5074
Merkez Devam Dedi 
Merkez Bankası yönetiminin Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 'Faiz indirimi yapın' sözlerine rağmen, faiz indirimi yapılmayacağını söylediğini öğrendik. Merkez Bankası yöneticilerinin Başbakan'ın bu sözlerinden sonra Londra'da bir araya geldikleri yabancı yatırımcılara indirim yapılmayacağını açıkça söylemişler. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, Londra'da yabancı yatırımcılara sunum yaptı ve enflasyon hedeflerine uyum sağlayana kadar sıkı para politikasının devam edeceğini anlattı. Bu konuşmanın ertesinde, geçtiğimiz cuma günü sabah saatlerinde Başbakan Erdoğan, "Seçim de bitti, kurlar da indi. Artık Merkez Bankası nasıl olağanüstü toplantı yapıp faizleri artırdıysa, şimdi de olağanüstü toplanıp faizleri indirmesi lazım" şeklinde konuştu. Bu konuşma piyasalarda büyük yankı uyandırırken, bu sözlerin yarım saat sonrasında Merkez Bankası'nın yine Londra'da yeni bir toplantısı başladı. Bu toplantıda ister istemez Başbakan bu sözleri hatırlatılıp sorular yöneltildiğinde, yetkililer yüzde 10 olarak uygulanan faiz oranlarında bir indirimi düşünmediklerini söylediler. Böyle yabancı yatırımcılar nezdinde oluşacak bir paniği de anında önlemiş oldular. Toplantıya katılan bankacılar, Merkez Bankası'nın mevcut yüzde 10 faize devam edileceğini, alt ve üst limitler olan yüzde 8 ve 12 oranlarının marjinal oranlar olduğunu, bunların kullanılmasına gerek olmadığının altını çizdiğini söylediler. Böylece yabancıların beklediği doğrultuda, tek bir politika faizi uygulanarak istikrarın korunacağı mesajını da vermiş oldular.
Hürriyet
 
Türkiye Uydudan Bakıp Azerilere 'Demir' Bulacak 
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, geçtiğimiz eylül ayında Azerbaycan Ekoloji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğü'ne resmi bir yazı göndererek Uzaktan Algılama Merkezi tarafından gerçekleştirilen bilimsel ve teknik metotlardan faydalanılmak istendiği belirtti. Yıldız şunları söyledi: "Bu amaçla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın uygun görüşü doğrultusunda şubat ayında her iki kurum tarafından Türkiye Azerbaycan Jeolojik Uzaktan Algılama ve Teknik İşbirliği Projesi Protokolü imzalanarak çalışmalara başlandı. Protokol uyarınca, Azerbaycan'da Uzaktan Algılama laboratuarı kurularak, MGKX personeline gerekli eğitimler verilecek. Uzaktan algılama analizleri ile uydu verilerinin işlenmesi teknolojisi, Azerbaycan'da bir demir yatağı üzerinde uygulanacak. Belirlenecek bir sahaya ait uydu görüntüsü, analiz edilerek, alınan sonuçlara göre çalışmalar MTA personeli ile birlikte yapılacak. Uzaktan Algılama Merkezi aracılığıyla bugüne kadar 18 ülkeden 208 katılımcıya uzaktan algılama eğitimi verildi. Bu durum ülkemizin gelişmişlik düzeyinin en belirgin göstergesi. Bugüne kadar teknoloji ithal eden bir ülke iken, artık teknoloji ihraç eden bir ülke haline geldik. Geldiğimiz bu nokta ülkemizin tanıtımı ve bölgedeki konumu açısından da büyük önem arzediyor. Halen pek çok ülkeden eğitim ve ortak proje yürüt ülmesi için talepler geliyor. Son yıllarda bu amaçla birçok işbirliği ve proje anlaşması imzalandı." 1975 yılında MTA'nın önderliğinde kurulan Uzaktan Algılama Laboratuarı teknolojik açıdan bugüne kadar 5 kez yenilendi.
Milliyet
 
Zeybekci'den Zeybekli Kutlama 
Zeybekci, Ak Parti'ye en çok oy veren ilçede zeybek oynama sözü vermişti. Ak Parti yöneticilerini sahneye çağırıp, davul ve zurnanın eşliğinde zeybek oynayan Nihat Zeybekci, ülkenin yaşanan her şeye rağmen iyi yolda olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Birileri bu ülkede kardeş kavgası çıksın istedi. Birileri ekonomi yerle bir olsun istedi. Bu memlekette siyasi istikrarsızlık çıksın istediler. Birileri yüzde 7 bin faiz olsun istedi. Enflasyon artsın istediler. Bizim bunlara cevabımız net oldu Köpekler istedi diye atlar ölmeyecek. Millet bunlara cevabını verdi. Omuz omuza ülkeyi 2023 hedeflerine götüreceğiz."
Milliyet
 
Konut Hayali Kuranlar Faizde İndirim Bekliyor 
Son dönemde yükselen faizler, özellikle "kredi ile (ipotekli) konut satışlarında" belirgin düşüşün yaşanmasına sebep oluyor. Sadece 2014'ün şubat ayında kredili konut satışı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35 düştü ve 37 binden 24 bine geldi. Toplam konut satışı ise yüzde 6.7 geriledi. Şubat verilerinde dikkat çeken bir diğer nokta ise kredi kullanarak satın alınan ikinci el konutlarda yaşanan yüzde 9.1'lik daralma oldu. Sıfır konut satışlarında ise inşaat firmaları, yükselen faizler karşısında kendi imkânları ile satışlarını devam ettirmeye çalıştı. Bu çabaların etkisiyle birinci el konut satışlarındaki daralma yüzde 3.7 ile sınırlı kaldı. Bu tabloyu gören Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da; "seçimlerin ardından piyasanın düzeldiğine" işaret ederek, "faizlerin inmesi gerektiğini" söylemiş, iş çevreleri ve tüketicilerden bu görüşe büyük destek gelmişti. REIDIN Kıdemli Analisti Orhan Vatandaş, birçok kişinin alacağı konutun bedelini tamamen nakit ödeyecek kaynağa sahip olmadığını, bu durumda konutların borçlanma yoluyla alınabildiğini söyledi. Orhan Vatandaş, şunları söyledi: "Burada önemli nokta, kredilerin uzun vadeli sağlanmasıdır. Konut fiyatları, kişilerin gelirleriyle karşılaştırıldığında çok yüksek. Ancak kredilerin uzun vadeli olarak verilebilmesi durumunda kişilerin bunları geriye ödeyebilmeleri mümkün oluyor. Türkiye'de de aileler, konut satın alımında belli oranda banka kredisi kullanıyor. Türkiye Bankalar Birliği'nin yayınladığı istatistikler incelendiğinde toplamda 1.7 milyon kişiye 100 milyar lirayı aşan konut kredisi kullandırıldı." Faiz oranları ile konut kredilerinin gelişimini arasında yüksek korelasyon olduğunu vurgulayan Orhan Vatandaş, şöyle devam etti: "Konut kredisi faiz oranları mart ayında yüzde 1.10'a dayandı. Önümüzdeki dönemde faiz oranlarında artış söz konusu olursa, bu durum yeni konut kredisi kullanacakların daha fazla maliyete katlanmaları anlamına geliyor. Diğer taraftan kredi maliyetlerindeki azalış ise kredi kullananların daha az fona ihtiyaç duymasını sağlıyor. Dolayısıyla kredi kullanımı sırasında hane halkının ödeme gücünün dikkate alınması son derece önemli oluyor."
Türkiye
 
En Az Hasar Lüks Otoda 
Kur ve ÖTV artışı, kredi sınırlamaları sonrasında otomotiv pazarında başlayan kan kaybı devam ederken, daralma sürecinde en az hasarı lüks otomobil satışları aldı. Yılın ilk üç aylık döneminde otomobil satışları yüzde 22 gerileme ile 89 bin 347 otomobil satıldı. Satışlarda en fazla düşüş orta sınıfta meydana geldi. Otomobil pazarında üç ayda en fazla düşüş yüzde 40 ile 1600- 2000 cc aralığında motor hacmine sahip otomobil satışlarında yaşandı. Nispeten vergi avantajına sahip 1600 cc'nin altındaki otomobillerdeki düşüş oranı yüzde 21 olarak gerçekleşti. Ağırlıklı olarak Euro fiyatla satılan lüks sınıftaki 2000 cc üstü otomobillerde ise kurdan kaynaklanan fiyat artışlarına ve yüksek vergiye rağmen daralma yüzde 5.7'de kaldı. Söz konusu dönemde satılan 89 bin 347 otomobilin 84 bin 410'u 1600 cc'nin altındaki otomobillerden oluştu. 1600-2000 cc arasında 3 bin 916 otomobil satılırken, 2000 cc üzerinde 1.020 otomobil alıcı buldu. 2000 cc'nin üzerindeki otomobiller toplam otomobil pazarından yüzde 1.1 pay aldı. Motor hacmi 1600 cc'nin altında olan otomobillerde yüzde 45 oranında ÖTV ödeniyor. Motor hacmi 1600- 2000 cc arasında otomobillere yüzde 90, 2000 cc üzerinde ise yüzde 145 gibi çok yüksek bir oranda ÖTV vergisi uygulanıyor.
Star
 
Altın Frene Bastı 
Geçen yıl 1.189 dolara kadar gerileyen altın fiyatlarının 2014'te yeniden yükselişe geçmesi, tüketimi olumsuz etkiledi. Altın fiyatlarının yılbaşından bu yana değer kazanması, talebin düşmesine ve buna bağlı olarak ithalatın gerilemesine neden oldu. Türkiye'nin külçe altın ithalatı ilk 2 ayda 2013'ün aynı dönemine göre yüzde 66 azalarak 595.9 milyon dolara geriledi. TÜİK verilerine göre, toplam külçe altın ticareti yüzde 42 düşüş göstererek 1 milyar 605 milyon dolar seviyelerine indi. Türkiye geçen yılın OcakŞubat döneminde 1 milyar 745 milyon dolarlık külçe altın ithal etmişti. İlk 2 ayda en fazla ithalat yapılan ülke 306.5 milyon dolar ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olurken, anılan ülkeden yapılan ithalat da yıllık bazda yüzde 64 düştü. İhracat açısından değerlendirildiğinde Türkiye'nin dış satımı yılın 2 ayında 2013 yılının aynı dönemine kıyasla yüzde 1 azalarak 1 milyar 9 milyon dolar tutarında gerçekleşti. Bu dönemde en fazla ihracat yapılan ülke yaklaşık 724 milyon dolar ile İsviçre olurken, bu ülkeyi 202.5 milyon dolar ile BAE izledi.
Vatan
 
2.0890 Tl Seviyesi Kritik 
"Değerli TL" teknik olarak enflasyonla mücadelede MB'nin elini rahatlatıyor. Ancak "yumuşak karnımız" cari açık için ise bir "tetikleyici" unsur. Bu dengeyi kurmak gerçekten zor. MB'nin bir yandan bu konu ile diğer yandan da "siyasi" ve "ekonomik" baskılara dayanması ayrıca zor. Tüm bu zorluklar içinde TL geçtiğimiz haftanın gelişen ülke paraları içinde Brezilya Reali ile birlikte (Brezilya Merkez Bankası geçen hafta 25 baz puan faizleri arttırdı!) en fazla değer kazananlarının başında geliyordu. Şimdi soru bu değerlenme daha devam eder mi? Bir miktar daha inebileceği yer var. 2.0890 teknik olarak inilebilecek seviye gibi görünüyor. Ben bu seviyenin altına inilmesi için "farklı, yepyeni bir hikâye" yazılması gerektiğini düşünüyorum. Bu konuya ayrıca değineceğim. Ancak bu hafta için yukarıdaki seviyenin dip olabileceğini, bu seviyelere inildiğinde 2.20'li seviyelerden satmış olanların; hele ki bir faiz indirim ihtimali söz konusuysa; "kâr realizasyonuna" gidebileceğini düşünüyorum. Diğer gelişen ülke para birimlerindeki değerlenmenin yavaşlamaya başladığını da akılda bulundurmakta fayda var! Düzeltmenin 2.1450'nin üzerine çıkması durumunda 2.1650'leri geçmesi de düşük bir ihtimal.
Vatan
 
Geri Adım Yok! 
Merkez Bankası yönetiminin Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 'faiz indirimi yapın' sözlerine rağmen, faiz indirimi yapılmayacağını söylediğini öğrendik. Merkez Bankası yöneticilerinin Başbakanın bu sözlerinden sonra Londra'da biraraya geldikleri yabancı yatırımcılara indirim yapılmayacağını açıkça söylemişler. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, Londra'da yabancı yatırımcılara sunum yaptı ve enflasyon hedeflerine uyum sağlayana kadar sıkı para politikasının devam edeceğini anlattı. Bu konuşmanın ertesinde, geçtiğimiz Cuma günü sabah saatlerinde Başbakan Erdoğan, "Seçim de bitti, kurlar da indi artık Merkez Bankası nasıl olağanüstü toplantı yapıp faizleri artırdıysa, şimdi de olağanüstü toplanıp faizleri indirmesi lazım" şeklinde konuştu.
Radikal
 
DÜNYA 
Bana Saldıranlar Rum Paralelleri 
Eski KKTC cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, geçen ay Kıbrıs Rum Kesimi'nde katıldığı bir konferans sırasında saldırıya uğramıştı. Talat, Hürriyet'e yaptığı açıklamada, saldırının Güney Kıbrıs'taki "paralel devletin" organizasyonu olduğunu belirterek özetle şunları söyledi: Saldırı yapıldığında orada sadece 5-10 polis vardı. 5-10 polis ne yapabilirdi ki ? Bence polis ve eylemciler işbirliği içindeydiler. Poliste hala EOKA -B örgütü çok güçlü. Kıbrıs Rum Devleti, EOKA'dan sonra kurulan paramiliter bir devlettir. Devletin kuruluşuyla birlikte bütün eski EOKA'cılar polis teşkilatına alındı. EOKA'cıların oluşturduğu gelenek hala devam ediyor.Bu örgütün de saldırıyı yapan ELAM'cılarla işbirliği vardı. Bana saldıranları ve buna göz yumanları Rum Kesimi'nin paralel devleti olarak adlandırabiliriz Rum yönetimi olaya çok ciddi tepki koydu. Rum Cumhurbaşkanı Anastasiadis beni telefonla aradı, üzüntülerini bildirdi. Polis genel müdürünü de görevden aldı. Sürecin yönetimi bakımından tatmin oldum. Ama polisin tavrı bakımından tatmin olmadım. Saldırının amacı konferansı bozmak ve "Talat korktu kaçtı" dedirtmekti. Ama isteselerdi orayı yakabilirlerdi. Çünkü bizi koruyacak kimse yoktu. Konferansa gelen Rumları da, yine katılımcı olan ABD Büyükelçisi'ni de Allah korudu. Bana göre bu saldırı da çok iyi oldu. Çünkü ne yapmamız gerektiği konusunda da bilinçlenmemizi sağladı. Kıbrıs'ta barış sürecini sabote etmeye çalışan ve buna yönelik ırkçı, ötekileştirici tavır ve söylemler hemen yasaklanmalı. Ayrıca müzakerelerden sonra da bu tür yaklaşımlar federal suç kapsamına alınmalı. Aksi takdirde barış yaşamaz Maraş'ın açılmasının güven artırıcı önlemle alakası yok. Maraş, kapsamlı çözümün parçasıdır.
Hürriyet
 
Sandığı Böyle Korudular 
Ülkede 2001'den bu yana düzenlenen demokratik ikinci seçim öncesi, güvenlik gerekçeleriyle halkın sandığa gitmemesi ve hile yapılması endişeleri yüksekti. Fakat, Afganistan Bağımsız Seçim Komisyonu, önceki gün cumhurbaşkanlığı seçiminde 12 milyon seçmenden 7 milyonunun oy kullandığını açıkladı. Bu rakam, yüzde 53.8'lik bir katılım oranıyla ülkede Taliban'ın devrilmesinden bu yana seçimlere yapılan en yoğun katılım anlamına geliyor. Öyle ki, bazı seçim merkezlerinde oy pusulaları yetersiz kaldı, seçim süresi bir saat daha eklenerek yerel saatle akşam 17:00'ye kadar uzatıldı. Katılım oranının yüzde 34'ünün kadınlara ait olması da olumlu karşılandı. ABD Başkanı Barack Obama da "Afgan halkını, güvenlik güçlerini ve seçim görevlilerini seçimlere katılım oranından dolayı takdir ediyorum" mesajı gönderdi. "Etkileyici bir katılım oranı" diyen NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, Afganistan için tarihi bir anın yaşandığını söyledi. Türkiye Dışişleri Bakanlığı da "Siyasi olgunluk içinde hareket eden Afgan devleti ve halkını sağduyulu tutumları nedeniyle tebrik ediyoruz" mesajı iletti. Öte yandan, yarışı önde götüren adaylar Abdullah Abdullah ve Zalmay Resul seçimlerde hile yapıldığını iddia etti. Dün sabah Seçim Şikayetleri Komisyonu'na (ECC) en az 1200 başvuru yapıldı. En şanslı adaylar arasında başı çekenlerden Eşref Gani, Twitter hesabından bazı bölgelerde ciddi oranda hile yapıldığını öne sürerek ECC'ye başvurulacağını açıkladı. Ayrıca dün kuzeydeki Kunduz bölgesinde oy pusulalarını taşıyan kamyonun geçtiği yola yerleştirilen bomba patladı, iki seçim görevlisi ve bir polis hayatını kaybetti. Sekiz sandık zarar gördü. İçişleri Bakanı Muhammed Daudzai, seçim günü boyunca ülke çapında 16'sı güvenlik görevlisi en az 20 kişinin öldüğünü açıklamıştı.
Hürriyet
 
Kuraklık Tehdidi Güvenlik Sorunu 
Birkaç yıl önce Arap coğrafyasında baskıcı rejimlere karşı patlak veren isyan dalgasının siyasi ve toplumsal nedenleri uzun uzadıya incelendi. Fakat kitlesel patlamanın en önemli etmenlerinden biri ancak yakın zamanda gündeme geldi: Yükselen gıda fiyatları Küresel ısınmanın tetiklediği kuraklığın yükselttiği yiyecek fiyatlarının 'rejimlerin tabutuna çakılan son çivi' olduğu görüşü yayılırken geçtiğimiz hafta Romanya'nın başkenti Bükreş'te toplanan Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) bölgesel konferansı yaklaşan tehlikelere dikkat çekti. Kafkasya, Güneydoğu Avrupa ve eski Sovyetler coğrafyasından 18 ülkenin katıldığı konferansın gündem maddelerini küresel ısınma ve gıda güvenliği oluşturdu. Milliyet'in sorularını yanıtlayan FAO Direktörü Jose Graziano Da Silva, çağımızın uluslararası düzeninde iklim değişikliğiyle mücadele ve gıda güvenliğinin sağlanmasının temel bir güvenlik sorununa dönüştüğünün altını çizdi. "Komşusu kıtlık ve kuraklık çeken hiçbir ülke kendini güvende sayamaz. Türkiye'nin bulunduğu bölgede ancak gıda güvenliğini sağlayan ülkeler var olabilir" diyen Da Silva'ya göre gıda ve su sıkıntısı kitlesel göçleri tetikleyebileceği gibi gelecekteki savaşların da temel nedeni olabilir. "Doğal felaketlerin boyutları büyüyor. Depremler, tayfunlar, kuraklık daha sık ve daha sert yaşanıyor. Giderek daha çok hükümet meteolojik öngörü sistemimize başvuruyor" ifadelerini kullanan Da Silva, çizdiği karamsar tablonun engellenmesi için iki temel stratejiye; iklim değişikliğiyle hükümet düzeyinde etkili mücadeleye ve sürdürülebilir tarımın desteklenmesini ihtiyaç duyulduğunu açıkladı. Açlıkla mücadele konusunda şu aşamada üretimi arttırmak için GDO'lu ürünlere gerek duyulmadığına inanan Da Silva, gelecekteki verilere göre bu fikrini gözden geçirebileceğini söyledi.
Milliyet
 
Brezilya'da Kutlama Ve Baskın! 
Haziran ayında başlayacak 2014 Dünya Kupası'nın hazırlıkları gelir uçurumunun şekillendirdiği Brezilya'nın tezatlarını ortaya koymaya devam ediyor. Bir yandan Dünya Kupası ve 2016 Yaz Olimpiyatları'na ev sahipliği yapacak tesislerin görkemli açılış törenleri yapılırken, diğer yanda Rio de Janeiro'nun en tehlikeli favelası Mare uyuşturucu çetelerinden temizlenmeye çalışılıyor. Organize suçların yoğun olarak işlendiği, ülkenin en tehlikeli yerleşim yeri Mare'ye cumartesi günü askeri birlikler giriş yaptı. Sabahın erken saatlerinde 2 bin 700 asker, 450 denizci ve 200 jandarma bölgede büyük bir operasyon başlattı. Bölgede ayrıca daimi olarak helikopterler ve tanklar dolaşıyor. Rio de Janeiro havaalanına yakınlığı sebebiyle, Dünya Kupası'nı izlemeye gelen on binlerce kişinin geçiş noktası olacak Mare'de yetkililer amacın futbol sezonunda bölgede güvenliği en üst seviyede tutabilmek olduğunu öne sürüyor. Savunma Bakanı Celso Amorim bölgeyi ziyaretinin ardından "Görevi yerine getirmek için hazırız" açıklamasında bulundu.
Milliyet
 
Reyhanlı Saldırısını El Kaide Düzenledi 
Türkiye'nin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) nezdindeki daimi temsilcisi Büyükelçi Tacan İldem'in; Reyhanlı saldırısının 'Suriye dışında faaliyet gösteren El Kaide unsurları' tarafından gerçekleştirildiğini açıkladığı öne sürüldü. Al Monitor haber sitesinden Tülin Daloğlu'nun haberine göre söz konusu açıklama 27 Mart tarihinde AGİT'in Daimi Konseyi'nin Viyana'daki 992. zirvesinde gerçekleşti. Toplantı sırasında Ermenistan Büyükelçisi Arman Kirakossian, Suriye-Türkiye sınırına yakın Ermeni köyü Keseb'e saldıran El Kaide bağlantılı cihatçılara destek verildiğini iddia edip Türkiye'ye 'acilen topraklarının kullanılmasına son vermesi' çağrısında bulundu.
Milliyet
 
Soykırım Gölgesi Fransa'nın Üzerinde 
Fransız Hükümeti, Ruanda soykırımının Pazartesi yapılacak 20'nci yıldönümünü anma etkinliklerinden çekildiğini açıkladı.Karar, Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame'nin Fransa'nın soykırıma katıldığı açıklamasından sonra alındı.Kagame daha önce de benzer açıklamalar yapmış, Fransız hükümeti iddiayı reddetmişti. Fransız Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, bu açıklamaların iki ülke arasındaki uzlaşma çabalarına aykırı olduğu savunuldu. Fransa Adalet Bakanı Christiane Taubira Kigali'de yapılacak etkinliğe katılmaktan vazgeçti. Kagame, Fransızca yayımlanan haftalık Jeune Afrique dergisine mülakatında, "Belçika ve Fransa'nın, soykırımın siyasi hazırlığında doğrudan rol almasını" kınadı.Ruanda, 1962'ye kadar Belçika'nın sömürgesiydi. 100 günden uzun süren saldırılarda çoğu Tutsi ve ılımlı Hutu olan en az 800 bin kişi yaşamını yitirdi. Olaylar, Hutulara mensup olan Cumhurbaşkanı Juvenal Habyarimana'nın 6 Nisan 1994'te uçağının düşürülmesi sonucu ölmesinin ardından başlamıştı. Katliam, Kagame'nin lideri olduğu, Tutsilerin öncülüğündeki Ruanda Yurtsever Cephesi'nin aynı yıl Temmuz'da orduyu yenilgiye uğratmasından sonra durdu. Son yıllarda iki ülke arasında yakınlaşma başlamıştı. Kagame 2011'de Paris'e gitti ve Fransa'da soykırımı araştıracak bir birim oluşturuldu. Fransa, soykırım sırasında Ruanda'da ciddi hatalar yaptığını kabul etmişti. Ruanda'da oluşturulan bir komisyon 2008'de Fransa'nın soykırım hazırlıklarından haberi olduğunu ve saldırılara girişen Hutu milislerine yardım ettiğini öne sürmüştü. Fransa, Ruanda'daki askerlerinin sivilleri koruduğunu söylüyor. Ancak Kagame, Fransa'nın soykırımı gerçekleştiren milisleri koruduğunu savunuyor.
Star
 
İddia: Sarin Gazını Şam'a Türkiye Attırdı 
Suriye'de 21 Ağustos 2013'te düzenlenen sarin gazı saldırısının, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın bilgisi dahilinde Türkiye tarafından yaptırıldığı ileri sürüldü. Amerikalı gazeteci Seymour Hersh, London Review of Books'ta yer alan haber-analizinde şu iddiayı dile getirdi: "Erdoğan, Suriye'deki savaşın Esad tarafından kazanılmasının kendisi için felaket olacağının farkındaydı. 2012 baharından itibaren savaşta ibrenin Esad'a dönmesiyle birlikte ne yapıp edip Amerikalıları işin için sokma arayışına girdi. Bu amaçla, MİT ve Jandarma işbirliğiyle Esad rejime karşı mücadele veren El Kaide bağlantılı El Nusra Cephesi'ne gizli yollardan kimyasal silah yapımında kullanılan malzeme sağlandı."
Radikal
POLİTİKA 
Erdoğan İlk Turda Cumhurbaşkanı Seçilir.. 
Ak Parti'nin cumhurbaşkanı adayının kim olacağı konusunda tartışmalar sürerken Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler, partisinin cumhurbaşkanı adayının bu Mayıs'ta netleşeceğine işaret etti. İşler, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın aday olması durumunda ilk turda rahatlıkla seçimi alabileceğini söyledi. Başkent Kulisi programına katılan İşler, cumhurbaşkanın siyasetin içinden gelen birisi olması gerektiğini düşündüğünü söyledi. Erdoğan'ın gelecek günlerde kararını vereceğini söyleyen İşler, Erdoğan'ın ilk turda yüzde 50'nin üzerinde oyla seçileceğini düşündüğünü belirtti. Erdoğan'ın aday olup seçilmesi halinde kimin başbakan olacağıyla ilgili ise İşler, şunları söyledi: "Herhalde bu ay sonu ya da önümüzdeki ay sonu bu konu artık kendi içerisinde de konuşulacak. Belli ki Sayın Başbakan'ımız ile Sayın Cumhurbaşkanı'mızın da görüşmesi söz konusu olacak, sonra yol haritası çizilecek. Başbakan'ımız, Cumhurbaşkanı olduğu takdirde bir başbakan görevi üstlenecek. Cumhurbaşkanı'mızın milletvekili olmaması hasebiyle hemen bu görevi üstlenmesinin söz konusu olmayacağını düşünüyorum. Teknik olarak mümkün değil. Önümüzde iki yol var: Ya Bayburt modeli veya ara seçim modeliyle gerçekleştirilebilir. Ya da erken genel kongreyle Abdullah Gül Bey tekrar siyasete dönmek ister aday olursa parti genel başkanlığına bu da mümkün. Ama bunların hepsi Başbakanımızla Cumhurbaşkanımız arasındaki görüşmelerde öğrenilecek." Gül ile Erdoğan arasında yaşanan görüş ayrılıklarının sorulması üzerine İşler, ikisi aralarında kardeşlik hukuku olduğunu söyledi. "Cumhurbaşkanının halk seçtiği için bir tür rejim değişikliğine ihtiyaç yok mu" sorusunu İşler, şöyle yanıtladı: "Halkın seçtiği Cumhurbaşkanı, parlamentoda seçilen Cumhurbaşkanı yetkileriyle o koltukta oturacak. Bu da fiilen sistem içinde sıkıntılara yol açacak. Partili cumhurbaşkanı mı olsun, yarı başkanlık mı olsun, başkanlık mı olsun? Enine boyuna tartışılması lazım."
Milliyet
Gül'e Bayburt Modeli Olur 
Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Ağustos'ta Cumhurbaşkanı seçilme olasılığını değerlendirerek, "Başbakanımız Cumhurbaşkanı olduğu takdirde bir başbakan görevi üstlenecek. Cumhurbaşkanımızın (Abdullah Gül) milletvekili olmaması hasebiyle hemen bu görevi üstlenmesinin söz konusu olmayacağını düşünüyorum. Teknik olarak mümkün değil" dedi. İşler, Kanal 7 televizyonunda katıldığı programda şunları söyledi: Son dönemde yaşanan gerginlikler de önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgiliydi. Bu seçim sonucuyla halk şu mesajı verdi; AK Parti'nin adayı ilk turda kazanacak. Bu gerginlik politikasının sürmemesi lazım. Biz iktidar partisi olarak gerginlikten yana değiliz. Kemal Kılıçdaroğlu kafasında bir şablon oluşturmuş, o şablona göre aday belirleniyor. Siz kendi adayınızı bu şablon içinde yapabilirsiniz ama başkalarının adaylarına da aynı şablonu dayatmaya hakkınız yok. Başbakanımız, Cumhurbaşkanı olduğu takdirde bir Başbakan görevi üstlenecek. Önümüzde iki yol var. Ya Bayburt modeli (Boşaltılan küçük bölgede seçime gidilmesi) veya ara seçim modeliyle gerçekleştirilebilir. Orada bile iki ayın üzerinde bir zamana ihtiyaç var. Ya da erken genel kongreyle Abdullah Gül Bey tekrar siyasete dönmek ister aday olursa parti genel başkanlığına bu da mümkün. Ama bunların hepsi Başbakanımızla Cumhurbaşkanımız arasındaki görüşmelerde öğrenilecek. Halkın seçtiği Cumhurbaşkanı, parlamentoda seçilen Cumhurbaşkanı yetkileriyle o koltukta oturacak. Bu da fiilen sistem içinde sıkıntılara yol açacak. Ondan sonra da bu konu tartışmalara açılacak. Artık partili cumhurbaşkanı mı olsun, yarı başkanlık mı olsun, başkanlık mı olsun? Ne olacaksa, bu konu parlamenter sisteme devam mı olacak, nedir? Bu konu enine boyuna oturup tartışılması lazım. Bizim sıkıntımız şu: Konuları tartışırken şahıslara indirgiyoruz. Başkanlık ya da yarı başkanlık sistemi değimiz zaman olayı Sayın Başbakanımızın şahsından tartışıyoruz. Bugün Tayyip Erdoğan vardır, yarın yoktur. Hepimiz faniyiz, hepimiz gelip geçiciyiz. Bu nefes bir gün biter o zaman başkaları olacak o koltukta. Önümüzdeki dönem çıkış yolu bulunacağı kanaatindeyim. Bu konuların cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra da çok daha hararetli bir şekilde tartışılacağı kanaatindeyim. Şartlar zorlarsa oturulur, karar verilebilir ve kamuoyunun kabul edebileceği şartlar olursa elbette ki bu kural (üç dönem sınırı) kaldırılabilir. Ama şu an ortama baktığımız zaman böyle bir değişikliğe gidilmesini gerektiren bir şart olduğunu düşünmüyorum. Eğer bu kural kaldırılacaksa zaten öncelikle Sayın Başbakanımız için bu kuralın kaldırılmasının söz konusu olması lazım. Sayın Başbakanımız da yaptığı bütün açıklamalarda, ısrarla 'Ben bu kurala uyacağım' ifadesinde bulunuyor. Çok zaruret olmadığı sürece bu kurala uyulmasında ben şahsen yarar görüyorum."
Radikal
Meclis'te Gündem 4 Bakanla İlgili Fezleke 
Yerel seçim nedeniyle verilen ara tatilin ardından Meclis yarın toplanıyor. Cumhurbaşkanı seçimi için kampanyanın başlayacağı haziran sonuna kadar Meclis'in 57 mesai günü bulunuyor. TBMM bu süre içinde AK Partili dört eski bakan hakkındaki soruşturmalar, yeni MİT Kanunu ve ekonomiyle ilgili hazırlığı süren düzenlemeler başta olmak üzere sancılı gündem maddelerini karara bağlayacak. Yerel seçim kampanyası için bir ay ara veren Meclis'in tatili, 19 Mart'ta dört eski bakan hakkındaki fezlekelerle ilgili olağanüstü toplantı nedeniyle kesintiye uğramıştı. 19 günlük aradan sonra yarın toplanacak olan Meclis'te ilk iş olarak AK Parti ve CHP'nin 4 eski bakanla ilgili verdiği soruşturma önergeleri okunacak. Eski AB Bakanı Egemen Bağış, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski İçişleri Bakanı Muammer Güler ile eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar hakkındaki iddialarla ilgili CHP dört ayrı önerge verirken AK Parti tek önergeyle soruşturma talep etti. Bu önergelerin Genel Kurul'da bilgiye sunulmasının ardından 5 Mayıs'a kadar görüşülüp komisyon kurulup kurulmayacağına gizli oyla karar verilecek. AK Parti soruşturma açılmasını kabul ederse dört komisyon mu tek komisyon mu olacağı da netleşecek. Soruşturma komisyonları kurulursa TBMM İçtüzüğü'ne göre 2 aylık ana süre ve 2 ay ek süre olmak üzere en fazla 4 aylık çalışma dönemi bulunuyor. Her şartta soruşturma süreci Cumhurbaşkanı seçim kampanyasının arifesine uzayacak. AK Parti'nin eski bakanlarla ilgili olası aklama veya Yüce Divan'a gönderme kararı Cumhurbaşkanı seçim sürecine yansıyacak tartışmalardan biri olacak. Ancak AK Parti komisyonların kurulmasını mayıs ayına sarkıtıp ek süre de alırsa karar aşaması Cumhurbaşkanı seçiminden sonraya kalabilecek. Genel Kurul bu hafta sözlü soruların bakanlarca yanıtlanması ve uluslararası sözleşmeler gibi tartışmasız konuları ele alacak. Rafta bekleyen MİT Kanunu'nda köklü değişiklik içeren yasa teklifi ise Genel Kurul'un gündeminde beklemesine karşın henüz raftan indirilmedi. Bu düzenleme ile Danıştay Kanunu'nda tartışmalı değişiklikler getiren tasarının ne zaman ele alınacağına Başbakan Tayyip Erdoğan karar verecek.
Radikal

SPOR 
Dakikalar 40'ı gösterene kadar, derbi gergin geçiyordu. Ama o dakikadan sonra, çok şey değişti. Emre Belözoğlu, Melo'ya yaptığı hareket sonrası ikinci sarı kartı görüp oyundan atıldı. Ne olduysa, bundan sonra oldu Melo, yerde yatarken, Emre'ye doğru dil çıkardı sonra dönüp tribünleri selamladı. Daha sonra rakibine, 'Çık dışarı' diye işaret yaptı. Bunun üzerine Emre Belözoğlu, çileden çıktı. Rakibinin üzerine yürümeye çalışan tecrübeli futbolcuyu, teknik heyet ve arkadaşları yatıştırdı. Ancak Melo, bu kadarıyla yetinmiyordu. Rakiplerine karşı hareketlere devam ediyordu. Melo, Fenerbahçe'nin defansına doğru döndü ve iki defa daha el işareti yaptı. Bunun üzerine sarı lacivertli file bekçisi Volkan, 5. hakeminin yanına giderek uyardı. Volkan Demirel, beşinci hakem Tolga Özkalfa ile uzun süre konuştu. Özkalfa, "Gördüm, hakeme söyledim" dedi. Melo, 87. dakikada ikinci sarıdan atıldı.
Hürriyet
 
Fenerbahçe Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Deniz Tolga Aytöre, maç öncesinde ve karşılaşma sırasında yaşananlara tepki göstererek, "Bugün yenildik. Zaten sadece böyle yenilebilirdik" dedi. Aytöre, Türk Telekom Arena'dan ayrılırken gazetecilere yaptığı açıklamada, stada gelirken taşlandıklarını, statta küfürlere maruz kaldıklarını anlatarak, "Aslında söylenecek çok fazla bir şey yok. Biz futbolun ayak oyunu olduğunu biliyoruz ama bu şekilde bir ayak oyunu olduğunu bilmiyoruz. Stada gelirken taşlandık, futbolcularımız türlü yabancı cisimlere maruz kaldı. Stada geldikten sonra, ağza alınmayacak, galiz küfürlere maruz kaldık. Sonuçta futbolcularımız başta olmak üzere, futbol hak etmediği bir şekilde gerildi" diye konuştu. Futbol için kötü bir gün olduğunu ifade eden Aytöre, şunları söyledi: "Siz sormadan ben söyleyeyim. Hakem üçlüsü layıkıyla görevini yapmıştır. Kendilerini kutluyorum. Galatasaraylı bazı futbolcular da layıkıyla görevini yapmıştır. Ama kimse sevinmesin, kimse de heveslenmesin, Fenerbahçe şampiyon olacaktır. Fenerbahçe özellikle Türkiye'nin en büyük camiası ve en büyük kulübü olduğunu, bugün yaptıklarıyla değil yapmadıklarıyla da göstermiştir. Futbol için kötü bir gün olduğunu düşünüyorum. Çok iyi oynadık mı? Hayır. Bize yakışan mücadeleyi gösterdik mi? Hayır. Ama zaten biz bu şekilde yarışmayacaktık. Şampiyon olacağız, Fenerbahçe taraftarı bundan emin olsun."
Milliyet
 
Süper Lig'de son iki haftada dört puan kaybederek Avrupa kupaları yolunda yara alan Trabzonspor, ilk 4 için büyük önem taşıyan maçta Gençlerbirliği'ni ağırlıyor. Bordo-Mavililer'in cezası nedeniyle sadece kadın ve 12 yaş altı çocukların izleyeceği Hüseyin Avni Aker Stadı'nda saat 20.00'de başlayacak olan karşılaşmayı İlker Meral yönetecek. Karadeniz ekibi kazanırsa Avrupa Ligi iddiasını sürdürecek, yenilirse hedefe gitme yolunda ağır bir yara alacak. Bugüne kadar oynanan 59 karşılaşmada Trabzonspor'un G.Birliği'ne karşı galibiyetlerde 34-11 üstünlüğü bulunuyor. 14 maçta ise eşitlik bozulmadı. Bordo-Mavililer, bugüne kadar 116 gol atarken, kalesinde 57 gol gördü.
Star
 
FIBA Kadınlar Avrupa Ligi 2013-2014 sezonunun şampiyonu, Rusya'nın Ekaterinburg kentinde bugün başlayacak Sekizli Final organizasyonunda belirlenecek. DIVS Spor Salonu'nda start alıp, 13 Nisan Pazar günü sona erecek olan organizasyonda, Türkiye'den Fenerbahçe, Galatasaray Odeabank ve Kayseri KASKİ ekipleri de şampiyonluk mücadelesi verecek. Temsilcilerimiz, Rusya'dan Sparta&K Moskova Region Vidnoje ile birlikte A Grubu'nda yer alırken, B Grubu ise son şampiyon ve ev sahibi Ekaterinburg, yine Rusya'dan Nadezhda, Çek Cumhuriyeti'nden USK Prag ve Fransa'dan Tango Bourges Basket takımlarından oluştu. Organizasyonunun son finalisti Fenerbahçe, geçen sezon şampiyonluğu 82-56 kaybettiği Ekaterinburg'a bırakmıştı. Bu sene de finallere oldukça iddialı gelen Sarı-Lacivertliler, 1. turdaki grupta 12 maçı ve play-off turundaki 2 maçı da kazandı. 1998-99 sezonunda Avrupa Ligi'ni üçüncü bitirip kadın basketbolunun Avrupa'daki en önemli organizasyonunda kulüp tarihinin en iyi derecesini elde eden Galatasaray ise 2000-2001'de çeyrek final oynadı. Sarı-Kırmızılı ekibin 2008-2009 sezonunda FIBA Avrupa Kupası bulunuyor. Tarihinde ilk kez FIBA Kadınlar Avrupa Ligi'nde yer alan Kayseri KASKİ de Sekizli Final'e kalarak önemli bir başarıya imza attı. Kayseri KASKİ, Sekizli Final'de yer alan takımlardan Ekaterinburg'a ilk maçta 82-45 yenilmiş, ikinci maçı 78-77 kazanmıştı.
Radikal
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme