1 Mayıs 2014 Perşembe

01.05.2014 Genel Gündem

01.05.2014

GÜNDEM

Terör Eylemi İstihbaratı Var 
DİSK, KESK, TMMOB ve TTB 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü Taksim'de kutlamakta ısrar ederken, dün sabah İstanbul Valiliği'nden yazılı bir açıklama yapılarak buna kesinlikle izin verilmeyeceği bildirildi. Karara gerekçe olarak güvenlik birimlerinin kamu düzeni ve güvenliğini tehlikeye düşürecek nitelikte istihbarata sahip olması gösterildi. İstanbul Valiliği'nden dün sabah 08.00'de yapılan yazılı açıklamada DİSK, KESK, TMMOB ve TTB'nin 28 Nisan günü Valiliğe başvurarak AİHM'nin 27.11.2012 tarih ve 39676/08 başvuru numaralı kararı ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 4. maddesini dayanak gösterdiği ve 1 Mayıs'ı Taksim Meydanı'nda kutlamak istediği belirtilerek şöyle denildi: "Toplantı ve Gösteri haklarının kullanılabilmesi amacıyla ilimizde 2911 sayılı kanun hükümlerine istinaden Avrupa yakasında bir, Anadolu yakasında beş olmak üzere toplam altı tane alan tespit edilmiştir. Avrupa yakasında tespit edilen toplantı alanı Yenikapı Toplantı ve Gösteri Alanı'dır ve DİSK, KESK, TMMOB ve TTB'ye verilen alan burasıdır. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nün anlam ve önemine yakışır etkinlikler için her türlü imkâna sahip olan bu alana sahil yolu ve Aksaray içinden karayolu ile gelen toplu taşıma araçlarının yanı sıra, Marmaray, İDO deniz ulaşımı ve Aksaray metrosu ile ulaşılabildiğinden katılımcıların geliş ve gidişleri İstanbul trafiğini olumsuz yönde etkilemeyecektir. Ayrıca katılımcıların bu alana ulaşmaları için 300 adet otobüs Valiliğimiz tarafından İETT'den temin edilmiştir. Bu otobüsler ile katılımcı yoğunluğuna göre Anadolu ve Avrupa yakalarından talep edilen her noktadan, alana geliş ve gidişleri gün boyunca ücretsiz olarak sağlayacaklardır.
Hürriyet


Tib'deki Veriler İçin 'Casus' Soruşturması 
Ankara Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nda (TİB) bulunan önemli ve hassas bilgilerin TİB'in çatısına kurulan uydu çanak antenlerle yabancı ülkelere aktarıldığı, sonrasında bu bilgi ve verilerin silindiği ve yabancı ülkeler lehine casusluk yapıldığı iddialarına ilişkin soruşturma başlattı. Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan yazılı açıklamada, bazı basın yayın organlarında, TİB'in arşivinin tamamen silindiği, bununla irtibatlı söz konusu arşiv silinmeden önce tamamen kopyalanarak kurum dışına çıkarılıp, başka kişilere verildiği ve depolandığı, 2012'den öncesine ait tüm dijital hafızanın ve log kayıtlarının da bu kapsamda silindiği haberlerinin yer aldığı hatırlatıldı. Haberin devamında, bu işlem öncesinde, TİB binasında yüksek kapasitede veri aktarıldığı tespit edilen birçok uydu internet çanak anteninin tespit edildiği ve bunların yabancı uydulara dönük olduğunun anlaşıldığı ve bu internet çanak antenden, TİB'in verilerinin yabancı uydular aracılığıyla bilinmeyen bir yere, yabancı uydulara aktarıldığı, sonrasında da bu antenlerin çalışmaz hale getirilerek bırakıldığı, daha sonrasında da TİB'in belirtilen kayıtlarının tümüyle kopyalanıp başka bir yere aktarıldıktan sonra silindiği iddialarının bulunduğuna yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Böylece hem devletin TİB'de bulunan önemli ve hassas bilgilerinin yabancı uydulara aktarılarak, yabancı ülkelere aktarıldığı, hem de sonrasında bu bilgi ve verilerin tümüyle silindiği, bu hususların da tümüyle yabancı ülkeler lehine casusluk amacıyla yapıldığı iddialarıyla ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştır."
Milliyet
 
 
'Onun Yavaş Yavaş Ölmesini İstiyorum' 
Adana'da bıçaklanarak öldürüldükten sonra yakılmış cesedi bulunan Gizem Akdeniz'in baba ocağına ateş düştü. Katil zanlısı Süleyman A.'nın, "Gamze'yle gönül ilişkimiz vardı, ancak ailesi karşı çıktı. Cinayeti intikam duygularıyla işledim" dediği abla Gamze Akdeniz (21), AKŞAM'a konuştu. Üniversite öğrencisi Akdeniz, "O caniyle hiç sevgili olmadık. Beni istediler, ancak ben de ailem de karşı çıktık. O caninin bize verilmesini istiyoruz. Onun yavaş yavaş ölüp, kardeşime yaptıklarını yaşamasını istiyorum" dedi. Anne Hatice Akdeniz ise, "O katilin asılmasını istiyorum. Başka Gizem'lerin canı yanmasın" diye konuştu. Bu arada Süleyman A., akli dengesinin yerinde olup olmadığının belirlenmesi için 2 hafta boyunca akıl hastanesinde tutulacak. Doğuştan kalbinin delik olduğu ortaya çıkan, rahatsızlandığı için ifadesi güçlükle alınan zanlının, sorgusunda "Bugün olmazsa yarın kendimi öldürürüm. Çok acı çekiyorum, vicdanım sızlıyor" dediği öğrenildi.
Akşam
 
Gülen'e 'Gizli' Soruşturma 
Sakarya'da yaşayan bir vatandaşın yaptığı suç duyurusu üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, Fethullah Gülen hakkında soruşturma başlattığı ortaya çıktı. UYAP'ta kaydı görünmeyen soruşturmayı sürdüren Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu savcılarından Serdar Coşkun'un, Sakaryalı vatandaşın iddialarının araştırılması için Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne talimat yazısı yazdığı belirlendi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD'de yaşayan Gülen'in iadesi için sürecin başlatılacağı açıklamasının ardından, "Gülen hakkında bir soruşturma mı var" sorusu gündeme geldi. Ankara Başsavcılığı'nın Gülen hakkında soruşturma başlattığı iddiasının basına yansıması üzerine avukatı Adnan Şeker, dün sabah saatlerinde Ankara Adliyesi'ne gelerek müvekkili hakkında "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs ile örgüt kurmak ve yönetmek" suçlarından bir soruşturma olup olmadığını sordu. Şeker'e Gülen hakkında sürdürülen bir soruşturmaya ilişkin UYAP kaydı olmadığı yönünde bir belge verildi. Avukat Şeker, kendisine verilen belge ile Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu'ndan sorumlu Başsavcıvekili Veli Dalgalı ile görüştü. Şeker, Başsavcıvekili Dalgalı'nın, Savcı Serdar Coşkun tarafından sürdürülen bir soruşturma bulunduğu bilgisini kendisine ilettiğini söyledi. Bunun üzerine Şeker, Savcı Coşkun ile görüştü. Şeker'in verdiği bilgiye göre Coşkun da Sakarya'da yaşayan Cengiz O. isimli bir vatandaşın geçen Mart ayında 'AK Parti ve Fethullah Gülen Terör Örgütü' başlıklı bir şikâyet dilekçesini gönderdiğini belirtti. Hürriyet'e konuşan Şeker, "Sakaryalı vatandaşın yaptığı suç duyurusu önce Genel Soruşturma Bürosu savcılarından Ahmet Akgül'ün önüne geliyor. Savcı Akgül, yapılan suç duyurusuna yetkisizlik kararı vererek dosyayı, Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu'na gönderiyor. Evrakı teslim alan buradaki savcı Serdar Coşkun da Sakaryalı vatandaşın dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların araştırılması için 9 Nisan'da Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne talimat yazısı yazıyor. Sakarya'da yaşayan vatandaşın ifadesinin alınması talimatını da veriyor" dedi. Avukat Şeker, Savcı Coşkun'a soruşturma kaydının neden UYAP'ta görünmediğini de sordu. Şeker, Coşkun'un yapılan her soruşturma dosyasının doğrudan UYAP'a aktarılmadığı bilgisini kendisiyle paylaştığını söyledi. Gülen'in diğer avukatı Nurullah Albayrak ise yaptıkları başvuruda müvekkiliyle ilgili yürütülen herhangi bir soruşturmanın olmadığının cevabını aldıklarını belirterek şunları söyledi: "İddia edildiği gibi bir soruşturma yok. UYAP'a da kayıt düşülmemiş. Dilekçeyle de müvekkilimle ilgili herhangi bir soruşturma olup olmadığı konusunda başvuruda bulunduk. Ancak burada bize verilen cevaptan sadece 'görevini kötüye kullanmaktan' yapılan bir suç duyurusu olduğu ve bundan da takipsizlik çıktığı bildirildi. UYAP'a kaydedilmeden ve gizli yürütülen bir soruşturma var mı onu bilmiyoruz. Eğer gizli bir soruşturma yürütülüyorsa bu ne hukukla ne de etik değerlerle bağdaşır."
Radikal

EKONOMİ
Gram Altın 87, 4992 - 87, 6646
ABD Doları 2, 1113-2, 1148
 Euro 2, 9306-2, 9362
İngiliz Sterlini 3, 5670-3, 5734

Piyasaya Temkin Ankara'ya Havuç 
Merkez Bankası dün yılsonu için enflasyon tahminini yüzde 7.6'ya yükseltirken, ilerisi için de kademeli faiz indirimi sinyali verdi. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı şöyle yaklaşıyor; beklentiler iyileştikçe, gecelik faizlerin yüzde 10-12 arasında seyretmesine yol açan ilave sıkılaşmaya ihtiyaç azaldı, enflasyonda da iyileşme olursa bundan sonraki adım Merkez Bankası'nın yüzde 10 olan ana fonlama faizinin kademeli olarak inmesi olacaktır. Başçı'nın kafasında şu var, 'Piyasadaki uzun vadeli (24 ay) enflasyon beklentisi yüzde 6.5 seviyesinde, Merkez Bankası'nın da piyasaya para verdiği anda fonlama faizi yüzde 10'da, bu faizi biraz aşağı çekebiliriz'. Yani mayıs ya da haziranda bu oranı, tahminimce yarımşar puan aşağı çekmek Başçı'ya göre normal olacak. Başçı şimdiki yüzde 10'luk faizi yeterince 'sıkı' olarak görüyor. 24 aylık enflasyon beklentisi ile bugünkü faizler arasındaki fark 1.5-2 puanın üzerinde ise bunu 'sıkı duruş' olarak niteliyor. Geçmişte faizi görece daha düşük tutarak bunun primini siyasetçiye, enflasyonun düşme umudunu ise piyasalara sunan Merkez Bankası; şimdi, enflasyon mücadelesinde faizi yüksek tutarak piyasaya güven, siyasetçilere ise faizde düşüş umudu veriyor. Merkez Bankası'nın 2014 sonu için enflasyon tahmini, Ocak sonundaki yüzde 6.6'lık tahmine göre 1 puan yukarı çekilirken, etkili olan unsurlar şunlar oldu; kur artışından 0.3 puanlık, gıda fiyat artışlarından 0.3 puanlık, ithalat fiyatlarından ilave 0.1 puanlık, fiyat davranışlarındaki bozulmadan da 0.3 puanlık ilave katkı eklenmiş. Bu Enflasyon Raporu'nda en dikkat çekici olanı; Merkez Bankası'nın uzun bir zaman sonra 'fiyatlama davranışındaki bozulma' faktörünü saptamış olması ve dile getirmiş olmasıdır. Dolayısıyla fiyatlama davranışında yarım puana yakın bir bozulma ortaya çıkması, ileriye dönük olarak Merkez Bankası'nın sıkı durması gereğini güçlendiriyor. Dünkü 'Enflasyon Raporu' sunumundan anlaşılıyor ki; Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, Ocak sonundaki yüklü faiz artışının Merkez Bankası'na getirdiği kredibilitenin ne kadar çabuk kaybedebileceğinin farkında; öğrenme bedeli ağır olsa da. Bu yüzden temkinli bir politika çerçevesi izleyeceği izlenimi bırakıyor. Ama bir taraftan da üzerindeki baskıyı bertaraf etmek için 'bundan sonraki adımın kademeli ve ölçülü indirim' olacağı sinyalini de veriyor. Senaryo seçenekleri içinde Başçı şunu vurguluyor; eğer enflasyon seyri ya da sermaye akımlarının azalmasından dolayı faiz indirimleri gecikirse Merkez Bankası, zorunlu karşılıklara faiz ödemek gibi makro ihtiyati önlemlerle kredi maliyetlerini gevşetecek.
Hürriyet
 
Bir Kâğıt Yerine 'Banka' Verdim 
Dünyanın en büyük bankası Çinli Industrial and Commercial Bank of China'nın (ICBC), Tekstilbank'ın yüzde 75.5 hissesini 669 milyon liraya (314 milyon dolar) satın alarak Türkiye pazarına girmesinin yankıları sürüyor. GSD Holding Yönetim Kurulu Başkanı Turgut Yılmaz bankanın satışının perde arkasını anlattı. Bankanın ederinden pahalıya gittiği görüşlerine katılmadığını söyleyen Yılmaz bu görüşlerde Türkiye'de sıfırdan bankacılık lisansı almanın 300 milyon dolarlık bir maliyeti olduğunun atlandığına dikkat çekti. "Çinli'den mal almak kolay ama mal satmak çok zor" diyen Turgut Yılmaz, Tekstilbank'ın satışının 20 aylık bir serüven olduğunu belirtti. Eski başbakanlardan Mesut Yılmaz'ın kardeşi olan Turgut Yılmaz, "Bu süreçte çok talibimiz oldu. Ancak ben özellikle ICBC'ye odaklandım. Çünkü arkamda bir başarı öyküsü bırakmak istiyordum. Dünyanın en büyük bankasını Türk bankacılık sektörüne kazandırma başarısı elde ettim" dedi. Tekstilbank'ın satış fiyatıyla ilgili çok sayıda yorum yapıldığını söyleyen Turgut Yılmaz, bankanın piyasa değerinin üzerinden yüzde 44'e yakın bir primle satılmasıyla ilgili, "Ben bizimle müzakere edenlerin hepsine şunu söyledim; 'Bugün Türkiye'de sıfırdan bankacılık lisansı almak için 300 milyon dolar sermaye şartı uygulanıyor. 300 milyon dolara bir kasa bir masa ile başlıyorsunuz.' Ama ben bu paraya bir kâğıt yerine 44 şubeli bir banka verdim" şeklinde konuştu. Bankanın çok iyi fiyata satıldığı ile ilgili yorumlara ilişkin ise, Turgut Yılmaz şu değerlendirmeyi yaptı: "Yapılan birçok yorumun doğru olmadığını düşünüyorum. Bankaları sektördeki paylarına göre değerlendirmek doğru değil. Üstelik bu adil de değil. Çünkü rakamlar, Basel II kriterlerine dayanıklılığı, önümüzdeki 7 yıl için sermaye yeterlilik rasyosuna sahip olması, Türkiye'nin en yüksek sermaye yeterlilik rasyosuna sahip ikinci banka olması açısından, Tekstilbank'ın küçük ama güçlü bir banka olduğunu gösteriyor. Ödenen fiyat bu sağlamlık için de ödendi. ICBC'nin, önümüzdeki günlerde dolar kuruna bağlı olarak 470 milyon dolar civarında bir fiyat üzerinden halka açık hisselere yönelik çağrı yapması planlanıyor. Bunun alan için de satan için de hayırlı bir iş olduğunu düşünüyorum. Aldığım fiyattan memnunum ki bankayı verdim."
Hürriyet
 
Abd Merkez Bankası Fed Sürpriz Yapmadı 
ABD Merkez Bankası (Fed) piyasa beklentileri dahilinde, tahvil alım programını 10 milyar dolar daha azaltarak 45 milyar dolara indirdi. Fed, Açık Piyasa Komitesi'nin iki günlük toplantısı sonuçlandı. Fed, tahvil alımlarını son 4 toplantıda arka arkaya 4 kere 10'ar milyar dolar azaltmış oldu. Fed'in yaptığı açıklamada faiz artırımına yönelik ise, "Faizlerin varlık alım programının bitmesinin ardından makul bir süre daha sıfıra yakın seviyelerde kalması uygun olacak" denildi. Fed'in tahvil alım programını sonbaharda noktalayabileceği belirtiliyor. Bunun noktalanmasıyla birlikte piyasalar, bu defa Fed'in ne zaman faiz artırımına başlayacağına odaklanacak. Piyasalarda faiz artırımının 2015 yılında yapılacağı belirtilse de Fed toplantılarında yapılacak açıklamalardaki faiz vurgusu önem taşıyor. Dünkü açıklamada ABD ekonomisinin yeni toparlanmaya başladığını belirten Fed, istihdam piyasasında da toparlanmanın başladığına, tüketici harcamalarının daha hızlı artış gösterdiğine dikkat çekti. Bu arada ABD'de ilk çeyrek büyümesi sert geçen kışın etkisiyle beklentilerin altında yüzde 0.1 oranında arttı. Beklenti yüzde 1.2 civarıydı.
Milliyet
 
Buzlama İlkelliği Bu Yaz Sona Erecek 
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, film ve dizilerdeki reklamları önlemek amacıyla yapılan mozaikleme konusunda, "Böyle bir ilkellik olmaz. Yaz bitmeden bu işi sonuçlandıracağız" dedi. Yasal bir düzenleme gerekmeyebileceğini ifade eden Zeybekci, "Yapımcı şirketlerle görüşmeden önce kurumlarla biraraya geleceğim. Buzlamayı RTÜK ve Rekabet Kurulu'yla konuşacağız" dedi. Daha sonra da markalarla biraraya geleceklerini belirten Zeybekci, "Bu sorunu kısa sürede halledeceğiz çünkü hükümetimizde de başta Başbakanımız olmak üzere 'Bunu kim yaptı?' der gibi birbirimize bakıyoruz, 'Nasıl bu hale geldi?' der gibi bir haldeyiz, düzeltmemiz lazım" diye konuştu. Körfez coğrafyasını dolaştıkça, dizi alanında Türkiye'nin ne kadar avantajlı olduğunu gördüklerini dile getiren Zeybekci, "Bizim burada star olmuş bir sanatçımız dizide uçağa biniyor, uçağın üzerinde örneğin 'Ispanak Havayolları' yazıyor. Çünkü normal bir havayolu şirketi ismi yazamıyorlar" dedi. Zeybekci, o sanatçının bindiği uçağın üzerinde yerel bir havayolu şirketi isminin yazılması durumunda, inanılmaz bir reklam olabileceği görüşünü savunarak, şöyle konuştu: "Dubai, Katar ya da Türki Cumhuriyetlerde markalarımız var. Ben filmi, dizileri kullanmayacağım da neyi kullanacağım? Oralarda reklam yapmayacağım da nerede yapacağım? Nasıl ki yabancı filmlerde giyim, müzik konularında tüketim alışkanlığı belirleniyorsa, Türkiye de etki alanında tüketim alışkanlıklarını belirlemeli. Bence birisi kuyuya bir taş atmış ve şimdi nasıl çıkaracağız durumu var. Ama ben bunun peşindeyim, bir an önce çıkaracağız."
Milliyet
 
Tedirginlik Süreci Bitti Yatırımlar Hızlanacak 
Avrupa Birliği (AB) ile araştırma yapıp, ilişki geliştirerek ve Türk özel sektörüne buna aktarmakla görevli, 1965 yılında kurulan İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Ömer Cihat Vardan, yaşanan son gelişmeler ve seçim sonrası süreci gazetemize değerlendirdi. 17 Aralık sonrası olağanüstü bir süreç yaşandığını ve bunun yerli ve yabancı yatırımcıları tedirgin ettiğini belirten Vardan, "Yerli ve yabancı yatırımcıların yatırımcıların yatırım kararlarını durdurduklarını bankalardan öğreniyorduk. Şimdi seçim sonrası bu politik gerilimin bitmesiyle birlikte ekonominin de rahatlayacağını ve yatırımların tekrar başlayacağını düşünüyoruz" sözlerini kullandı. Türkiye'nin hem içerde hem de dışarda önemli atılımlar yaptığı bir dönemde bir anda ardı ardına çıkan olaylarla hem ekonomik hem de siyasi imajının bozulmak istendiğini belirten Vardan, "Ülkemizde faizler hiç olmadığı kadar düşük seviyelere gelmişti. Türk Lirası dolar karşısında değerlenmişti. Milyarlarca liralık dev projeler devletin kasasından para çıkmadan yapişlet- devret modeliyle yapılmaya hazırlanıyordu. Ancak geçen Mayıs ayında bir anda patlayan Gezi Parkı olayları ve sonrasında 17 Aralık süreciyle birlikte hem ekonomide hem de siyasette olağanüstü gergin bir sürece girildi. İktidar partisini ve Başbakanı direkt hedef alan çalışmaların yanında Ulusal güvenlikte yapılan dinlemelerle tehdit edilir hale geldi. Artık yerel seçimleri tamamladık ve bu gerilimin geride kalacağını ve ertelenen yatırımların yeniden devreye girmesini bekliyoruz" diye konuştu.
Türkiye
 
Avrupa'ya Doğalgaz Tehdidi 
ABD, Ukrayna'daki kendi ifadesiyle, "kışkırtıcı eylemlerini" gerekçe göstererek, Rusya'ya uyguladığı yaptırımları artırdı. Washington'un yaptırımlarının hedefinde Rusya lideri Vladimir Putin'e yakın isimler var. Yeni yaptırım listesinde 17 şirket ve yedi hükümet görevlisi de bulunuyor. Bu şirketlerin arasında Gazprom yer almıyor. Fakat şirket, AB, ABD ve uluslararası kurumların yaptırımlarını genişletmesi durumunda faaliyetlerinin ve finansal durumunun olumsuz etkilenebileceğini belirtiyor. Gazprom, Avrupa'nın doğalgaz ihtiyacının yüzde 30'unu karşılıyor. Gaz kesintisi uyarısı, şirketin 2013 yılındaki kârının yüzde 7 düştüğünü açıklamasıyla beraber geldi. Uzmanlar kâr kaybının nedenini Rus para birimi rublenin değerindeki düşüşe bağlıyor. Ukrayna'nın eski cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç'in Şubat ayında devrilmesinden sonra Rusya, ülkeye ihraç ettiği gazın fiyatını iki katına çıkarmıştı. Gazprom ayrıca Kiev yönetiminin 1,2 milyar dolarlık borcunu ödememesi durumunda Ukrayna'ya gaz akışını kesebileceğini belirtiyor. Şirket bu durumda Avrupa'ya ulaşacak gaz miktarında da düşüş olabileceğini vurguluyor.
Türkiye
 
Türkiye'de 10 Kişiden Sadece Biri Sendikalı 
Emeğin korunması anlamında en güçlü kurum olması beklenen sendikalar, Türkiye'de son 20 yıldır çok ciddi şekilde kan kaybediyor. TUİK verilerine göre Türkiye'de istihdam edilen her 2 kişiden 1'i hizmetler sektöründe. 1993 yılında çalışanların yalnızca yüzde 35'i hizmetler sektöründeydi. 21 yılda yüzde 15'lik bir artış yaşandı ve bu gidişle artış devam edecek gibi gözüküyor. Dolayısıyla sendikalar eğer ileride varlıklarını devam ettirebilmek ve etkinliklerini arttırabilmek istiyorlarsa, hizmetler sektöründe örgütlenmenin yollarını aramak ve genç, istekleri farklı olan bu kitleye ulaşmak durumundalar. Eski sendikacılık biçimleri ile genç kuşağa ulaşmak mümkün değil. 2014 Ocak ayı verilerine göre Türkiye'de sendikalaşma oranı yüzde 9,45. Yani her 10 işçiden yalnızca biri sendikalara üye. Sendikalı işçilerin önemli bir bölümü de, kamu işçisi. Toplu iş sözleşmesi imzalayabilmek için yetkili olmanın ilk şartını sağlayan sendika sayısı 47. Toplam sendika sayısı ise 115. Yani sendikaların ancak yüzde 40'ı bu koşulları sağlıyor. Toplu iş sözleşmesi imzalayabilmek için bir de, o işyerindeki işçilerin yarıdan fazlasını üye kaydetmek gerekiyor. Yani işkolu barajını geçmek toplu iş sözleşmesi için yeterli değil. Bu nedenle sendikaların örgütlenme sorununu aşmak için çok çaba sarf etmeleri gerekiyor. 2016'da toplu iş sözleşmesi imzalayabilmek için gerekli oran yüzde 3'e çıkacak. Bugün ancak 21 sendika örgütlü olduğu işkolunda yüzde 3'ün üzerinde örgütlülük düzeyine sahip. Yani bugün bu kural uygulanmaya başlasa sendikaların yetki oranı da yarı yarıya azalacak.
Akşam
 
Türk Bankalarının 900 Milyar Liralık Kredi İmkânı Var 
İstanbul Sanayi Odası Meclis toplantısına katılarak sanayicilere seslenen Ziraat Bankası Genel Müdürü ve Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Hüseyin Aydın, istikrar oldukça faiz marjlarının daralacağına işaret ederken, bankaların kredi verebilmesi için öz kaynaklarının da güçlü olması gerektiğini vurguladı. Türk bankacılık sektörünün kazandığının hiçbirini sektör haricine çıkarmadığını belirten Aydın, söyle devam etti: "Tamamını öz kaynaklarda tutmuştur. Bu kadar yüksek sermaye ile çalışan başka bir sektör var mı? Sermaye getirisi olarak baktığımızda ISO 500'den hiç farklı bir kazanç içerisinde olmadığımızı da belirtmek istiyorum. Özkaynağın 4 veya 5 katı kadar kredi vermişiz. 900 milyar liralık yeni kredi verebilme gücüne sahip Türk bankacılık sektörü. Bütün talepleri karşılayacak güce sahiptir. "
Akşam
 
Neşeli İhale! 
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Çukurova Holding'den yönetimwini devraldığı ağır ve zırhlı araç üreticisi BMC'nin satış ihalesini, yüksek katılım sağlanması amacıyla 10 Nisan'dan 30 Nisan tarihine ertelemişti. Buna rağmen dün gerçekleşen ihaleye tek katılım Ethem Sancak'ın sahip olduğu Es Mali Yatırım oldu. Sancak'ın 985 milyon TL muhammen bedelle satışa çıkan BMC'ye kapalı zarfla yaptığı ilk teklifi 540 milyon TL oldu. Oldukça eğlenceli geçen ihalede teklifi önce 550 milyon TL'ye ardından da 700 milyon TL'ye yükselten Sancak, komisyon başkanının 'Daha fazla artırın' ısrarı üzerine gülüşmeler eşliğinde 725 milyon TL'ye kadar çıktı. Komisyon başkanı BMC'yi Cuma günü Fon Kurulunda pazarlığa sunacak. Es Mali Yatırım'ın teklifi üzerine komisyon başkanının telkinleriyle teklif artıran Etsem Sancak, "BMC ülkemiz için çok önemli bir marka. Kaç zamandır sizin uzmanlar da işin içinde ve bu firma 3-4 yıldır çalışmıyor. Ayağa kaldırılması için de çok büyük bir sermaye gerektiriyor. 5-6 aydır bu işle ilgilendiğimi beyan ediyorum. Bir çok kere gelip inceledik. Bizim kendi açımızdan belirlediğimiz ekonomik değer" dedi. Ethem Sancak'ın konuşması sırasında ağzından yanlışlıkla 700 milyon TL ifadesini çıkmasının ardından komisyon başkanı gülerek 700 milyon TL'ye çıkartılmasını istedi.
Radikal
 
DÜNYA 
Müzakerelerin Yeri Derin Dondurucu 
Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck'un hararetli geçen Türkiye ziyaretinin ardından Avrupa'dan Türkiye ile AB üyelik müzakerelerinin durması yolunda yeni çağrılar gelmeye başladı. Die Welt gazetesine konuşan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Alman Hür Demokrat Partisi'nin favori adayı Alexander Graf Lambsdorff, "Avrupa Birliği, Türkiye ile müzakereleri durdursun ve bu sürece konsantre olmaktan vazgeçsin. Müzakerelerin yeri derin dondurucu" dedi. Lambsdorff'a göre özgürlükleri kısıtlayan, hukuk devleti prensiplerini zedeleyen 'yarı-otoriter' bir ülkeyle pazarlıkların yapılmaması gerekiyor. Alman siyasetçi, "Almanya, Fransa, Hollanda, Avusturya ve Belçika gibi önemli AB ülkelerinde Türkiye'nin topluluğa üye olması için demokratik bir destek yok. Bunu dikkate almak gerekir" diye konuştu. Türkiye'yi yine de 'önemli bir komşu' diye niteleyen Lambsdorff, "Enerji, innovasyon ve araştırma gibi alanlarda ortak çalışabiliriz" diye devam etti. 22-25 Mayıs tarihlerinde yapılacak seçimlerde Alman Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi'nin favori adayı Markus Ferber ise 2005 yılının ekim ayından bu yana süren katılım müzakerelerinin hemen durdurulması gerektiğini savundu. Ferber, "Türkiye, Avrupa Birliği'ne girebilecek bir ülke değil. Bu ülke giderek Avrupa ve Avrupa değerlerinden uzaklaşıyor" dedi.
Hürriyet
 
Kontrol Altına Alamıyoruz 
Ukrayna'da geçici Devlet Başkanı Aleksander Turçinov, ülkenin doğusunda patlak veren Rusya yanlısı ayaklanmaları kontrol altına alamadıklarını itiraf ederek "alarm durumuna" geçtiklerini açıkladı. Başkent Kiev'de yerel yönetimlerle yaptığı toplantıda konuşan Turçinov, "Size dürüst olarak itiraf etmeliyim ki, ülkemizin doğu ve güney bölgelerinde ne Ulusal Güvenlik Bakanlığı'na, ne İçişleri Bakanlığı'na ne de Savunma Bakanlığı'na bağlı askeri birlikler kontrolü sağladı. Özellikle Donetsk bölgesindeki Slavyansk kasabası ayrılıkçıların kurtarılmış bölgesi durumunda. Ayaklanmaya Lugansk bölgesi de dahil olmaya başladı. Bölücüleri kışkırtan Rusya da boş durmuyor. Çaresiz durumdayız. Amacımız şimdi isyanların yayılmasını engellemek" dedi. Rus ordusunun her an sınırı geçme ihtimalinin arttığını söyleyen Turçinov, "Bu yüzden Ukrayna Silahlı Kuvvetleri bugünden itibaren savaş öncesi hazır ol konumuna getirilmiştir" diye konuştu. Ayrıca başkent Kiev'de belediye, bugünden cumartesiye kadar askeri tatbikatın yapılacağını açıklayarak halka "Sokaklarda tank ve asker görürseniz korkmayın" uyarısı yaptı. Önceki akşam New York'ta yapılan BM Güvenlik Konseyi toplantısında konuşan Ukrayna temsilcisi Yuriy Sergeyev ise Rusya'nın Ukrayna'nın doğusunda üç hamleli yeni ilhak planını uygulamaya başladığını savundu. Birinci aşamanın ülkenin doğusuna silah yardımı yapmak, ikinci aşamanın ayrılıkçıların referandum kararı almalarını sağlamak olduğunu söyleyen Sergeyev, "Son aşama ise Rusya lideri Putin'in tanımladığı "Novorusya" (Yeni Rusya) kurulması olacak" dedi.
Hürriyet
 
En Belirsiz Seçim 
Irak, Amerikan işgali bittiğinden beri ilk sandık sınavını dün şiddetin gölgesinde verdi. 2010 seçiminin ardından ulusal uzlaşı hükümeti kuran ancak bu kez çoğunluğa dayalı bir iktidar hedefleyen Başbakan Nuri Maliki koltuğa en yakın lider olarak görülüyor. 328 sandalyeli meclis için 20 milyon kayıtlı seçmenin karşısına 37 koalisyon ve 71 siyasi grubun oluşturduğu 107 listeden 9 bin aday çıktı. 1200 yabancı gözlemcinin izlediği seçim sürecine parti programlarından ziyade etnik, mezhep ve aşiret bağlarına dayalı bölünmüşlük damgasını vurdu. Necef'te oy kullanan Umm-ul Cebbar'ın "Biz oy kullanmazsak kim iktidara gelecek? Düşman mı gelecek? Oyumu Maliki'ye vereceğim çünkü o düşmanın gözündeki dikendir" sözü mezhepsel bölünmüşlüğü yansıtıyor. Önceki gün 90 kişinin öldüğü saldırılar dün de hız kesmezken Irak-Şam İslam Devleti'ne (IŞİD) karşı operasyonların yoğunlaştığı Sünni yoğunluklu Anbar vilayetinde seçim düzenlenemedi. Ülke genelinde seçim merkezlerini hedef alan en az 40 saldırı kayda geçerken 7 kişi öldü 24 kişi yaralandı. Bağdat'ın kuzeyinde militanlar, bir seçim merkezini görevlileri dışarı çıkardıktan sonra havaya uçurdu. Bomba yüklü araçlarla düzenlenen saldırıları önlemek için belli yerlerde araç trafiği yasaklandı. Bağdat'ta havalimanı uçuşlara kapatılırken şehre giriş çıkışlar yasaklandı. Seçim merkezlerinin bulunduğu cadde ve sokakların başına beton bloklar konuldu. Sandık başlarında kuyruklar oluşurken ilk kez kullanılan elektronik oylama cihazlarındaki arızalardan dolayı sıkışıklık yaşandı. Yolsuzluklara karşı oylar, seçim merkezinden sonra Yüksek Seçim Kurulu'da da sayılacak.
Milliyet
 
Cihatçı Kızlar Türkiye'de 
Ailelerine 10 Nisan'da "Biz Suriye'deki savaşa katılmaya gidiyoruz" yazan bir not bırakan Bosna asıllı Avusturyalı iki genç kızın Türkiye'de olduğu ortaya çıktı. Samra Kesinoviç (16) ve Sabina Selimoviç'in (15) Türkiye üzerinden Suriye'ye geçtiği belirtilmiş, genç kızların Suriye'de ellerinde silahla çekilen fotoğrafları ortaya çıkmıştı. Avusturya polisinin yaptığı açıklamaya göre, Kesinoviç geçtiğimiz hafta Türkiye'den ablasını arayarak her ikisinin de sağlık durumunun iyi olduğunu söyledi. Polis sözcüsü Thomas Keiblinger, kızları bulmak için Türk polisi ve Avusturya polisinin yakın çalışma yürüttüğünü aktardı. Interpol'un de arama için devreye girdiği Kesinoviç ve Selimoviç'in 10 Nisan'da Viyana'dan Ankara aktarmalı Adana'ya uçtukları iddia edilmişti. Geçtiğimiz hafta ise Kesinoviç'in babası, kızının İstanbul'da olduğunu düşündüğünü söylemişti. Ancak yetkililer bu yönde bir delil olmadığını belirtmişti.
Milliyet
 
Türkiye Tavrını Koyacak İdamları Durduracak 
Mısır'da verilen idam kararlarına Türkiye'den tepkiler gelmeye devam ediyor. 3 Temmuz 2013'teki darbenin ardından hukukun rafa kaldırıldığını söyleyen Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV) Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı Hamza Akbulut, "Türk halkı olarak Mısır'daki zulme, baskıya ve haksızlığa dur diyerek sesimizi duyurduk" dedi. İhlas Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Mehmet Okyay ise İhlas Vakfı olarak TGTV'nin hem kurucuları hem de yöneticileri arasında bulunduklarını ifade ettikten sonra, "Türkiyemiz millet ve devlet olarak tavrını ortaya koyacak. Bu da, Mısır'daki cunta yönetimine ve onların hamilerine ders olacak. İnşallah bu kararlardan dönecekler" diye konuştu. Bu arada aralarında Marmara, İstanbul ve Yıldız Teknik, Ankara olmak üzere devlet ve vakıf üniversitelerinin 43 rektörü ortak bir mektup hazırladı. Rektörler, hazırladıkları mektubu Mısır Müftüsü Abdulkerim Allam'a göndererek, "hoşgörü ve adaletle karar vererek" idamları durdurmasını istedi.
Türkiye
 
Ölüm İğnesiyle 40 Dakika Can Çekişti 
ABD'de 19 yaşındaki bir kızı diri diri gömdüğü için idama çarptırılan 38 yaşındaki Clayton Lockett, üç ilaçtan oluşan karışımın enjekte edilmesinden 10 dakika sonra bilincini kaybetti. Ancak üç dakika sonra Lockett, acı içinde kıvranmaya, dişlerini kenetlemeye ve kafasını şiddetle sallamaya başladı. İnfazı izlemek için salonda bulunanların yaşananları görmemesi için perdeler kapatıldı. Kalp krizinden öldüğü açıklanan Lockett'in avukatı David Autry, "Tanık olduğumuz şey, dehşet vericiydi. Yetkililer, kesinlikle beceriksizce davrandılar" dedi. Cezaevi yetkilileri, Lockett'e önce 100 miligram sakinleştirici midazolam, sonra felç eden bir ilaç, son olarak da kalbin durmasına neden olan potasyum klorür enjekte edildiğini söyledi. Lockett'in infazının, ABD'de idam cezalarında kullanılan ilaçlar ile ilgili tartışmaları yeniden alevlendirmesi bekleniyor.
Türkiye
 
Esad'ın Yine Kimyasal Kullandığı Tespit Edildi 
İngiliz The Daily Telegraph gazetesi, dün yayınlanan Ruth Sherlock imzalı özel haberinde, Suriye rejiminin muhaliflerin kontrolündeki bölgelere yine kimyasal silah kullandığını ortaya koydu. The Daily Telegraph için son zamanlarda gerçekleşen saldırıların olduğu yerden toprak örnekleri toplandığını ve bir kimyasal silah uzmanı tarafından incelendiğini yazan gazete, bu ayın başlarında İdlib'teki iki köye düzenlenen saldırılarda klor ve amonyak izine rastlandığını iddia ediyor. Saldırıların gazla dolu varil bombası atan askeri helikopterlerle gerçekleştirildiğini yazan gazete, bazı durumlarda silahların içindeki kimyasal içeriği yazan kapsüller taşıdığını söylüyor ve ekliyor, Suriye'de devam eden iç savaşta helikoptere sahip tek güç Esad rejimi. Merkezi Hollanda'nın Lahey kentinde bulunan KSYÖ'den yapılan açıklamada da, Suriye'ye yakın zamanda bir araştırma ekibinin gönderileceği açıklandı. Söz konusu talebin Suriye tarafından kabul edildiğine de değinilen açıklamada, ekibin araştırma yapacağı bölgelerdeki güvenliğinin Şam yönetimince garanti edildiği kaydedildi.
Star
 
Wıkıpedıa Skandalı 
İnternet ansiklopedisi Wikipedia'da Müslümanlarla ilgili hakaret içerikli ifadelerin İngiliz hükümetinin bilgisayarlarından yazıldığı ortaya çıktı. İngiliz basını, tespit edilen iki IP adresinin hükümetin sağladığı güvenli ağ üzerinden internete erişim sağladığını yazdı. Söz konusu mesajların Wikipedia'nın 'tesettür' ile ilgili bölümünde yer aldığı belirtildi. Eklenen metinde "Tesettür çoğunlukla Müslümanlar tarafından kullanılır ve bütün Müslümanlar da teröristtir. Bu nedenle tesettürle ilgili bu da dikkate alınmalıdır" denildi. Aynı zamanda İngilizce 'veil' kelimesiyle ifade edilen tesettürün kötülük anlamına gelen 'evil' kelimesiyle aynı harflerden oluştuğu da yine Wikipedia'ya eklendi. Bu ifadeler yaklaşık 6 dakika sonra fark edilince siteden çıkarıldı. Wikipedia'nın İngiltere'deki temsilciliği hükümet bilgisayarları kullanılarak yapılan bu hakaretleri kınadı. Hükümetten de söz konusu ifadelerin 'tiksindirici ve kabul edilemez' olduğu yönünde açıklama geldi. Wikipedia'daki skandalın sadece Müslümanlarla sınırlı olmadığı da haberlerde yer aldı. Eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in eşi Cherie Blair'in 2002 yılında bir dolandırıcının yardımıyla ucuz fiyattan iki daire satın aldığı skandalla ilgili bilgilerin de silindiği belirlendi. Yine aynı IP adreslerinden 96 Liverpool taraftarının öldüğü Hillsborough faciasıyla ilgili aşağılayıcı yorumların Wikipedia'ya konulduğu da tespit edildi.
Akşam
POLİTİKA 
1 Mayıs Vandalizmden Uzak Kutlansın 
Başbakan Tayyip Erdoğan, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü hükümet olarak kendilerinin tatil ettiğini belirterek "1 Mayıs'ın, şiddetten, vandalizmden, çatışmadan uzak şekilde, bir emek, demokrasi ve dayanışma şöleni olarak kutlanması en büyük arzumuz. Millet olarak, geçmişte yaşanan acı ve kötü manzaraların yaşanmasını hiç arzu etmiyoruz. İşçilerimizin, emekçilerimizin, tüm çalışanlarımızın, tahriklere boyun eğmeden, kendi günlerini bayram havasında kutlayacaklarına inanıyor; tüm çalışanların Emek ve Dayanışma Günü'nü tebrik ediyorum" dedi. Erdoğan, Millete Hizmet Yolunda konuşmasında özetle şunları söyledi: 30 Mart seçimleriyle seçmenin verdiği mesajı çok iyi okuduk. Uluslararası merkezlerin maşası gibi çalışıp, kendi ülkesine ihanet eden örgütlerden, hukuk ve demokrasi içinde mutlaka hesap sorulacaktır. Sizler, 30 Mart'ta sandıkta bize bu yetkiyi verdiniz, bu talimatı verdiniz. Endişeniz olmasın, bizler de vazifemizi bihakkın yerine getireceğiz. Biz, 10 Ağustos'ta ilk turu yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine, tam bir dostluk, kardeşlik, sükunet ve suhulet havasında girmek istiyoruz. Cumhur, tarihimizde ilk kez Cumhurbaşkanını seçecek. Bizim aday tespit çalışmalarımız son derece hassas bir şekilde ilerliyor. İnşallah, kısa süre zarfında adayımızı açıklayacak, Türkiye'yi 77 milyonuyla kucaklayan bir atmosferde seçimleri gerçekleştireceğiz. Ne seçim öncesinde, ne seçim sonrasında bir belirsizliğin oluşmasına izin vermeyeceğiz. Türkiye'nin ve ekonominin belirsizlik içine girmesine asla göz yummayacağız."
Hürriyet
'Oğlunun Vakfı Ne İş Yapıyor'u Şikâyet Etmiş 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na 'sehven' gönderilen 'şüpheli sıfatıyla ifade' çağrısına neden olan şikâyetin sahibinin Başbakan Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan olduğu ortaya çıktı. Bilal Erdoğan'ın, Kılıçdaroğlu'nun 18 Ocak'ta Amasya Taşova'da yaptığı konuşma nedeniyle 24 Ocak'ta şikâyetçi olduğu öğrenildi. Kılıçdaroğlu, şikâyete konu olan konuşmasında, Başbakan Erdoğan'ın 17 Ocak'ta yaptığı ve 17 Aralık Operasyonu kapsamında ismi geçen oğlu Bilal Erdoğan'a ilişkin "Evlatlarımdan bir tanesi böyle bir yolsuzluğa karışsın, bir saniye yanımda tutmam, evlatlıktan reddederim" sözlerine atıf yapmıştı. Kılıçdaroğlu, "Hiçbir babanın çocuğunu evlatlıktan reddetmesini istemem. Ama Tayyip Erdoğan'a 'Oğlunun vakfı ne iş yapıyor?' diye soruyorum. Yolsuzluk yaptıysan adam gibi gidersin, mahkemenin kapısına alnın aksa orada hesabını verirsin. Elebaşı sensin. Ne söylediysen oğlun da onu yapmış. Taşova'daki Mehmet Efendi'den senin oğlunun ne ayrıcalığı var? Senin oğlunun ayrıcalığı; rüşvetleri toplama merkezinin başkanı olmasıdır" demişti. CHP ise Kılıçdaroğlu'nu 'sehven' ifade vermeye çağıran İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Demir'i HSYK'ya şikâyet etti. Şikâyet dilekçesinde özetle şöyle denildi: "Milletvekili sıfatı ile yasama dokunulmazlığı bulunan CHP Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Kılıçdaroğlu hakkında soruşturma yürütülmesi ve buna ilişkin ifadeye çağırılması Anayasa'ya ve Adalet Bakanlığı İç Genelgeleri'ne aykırıdır. Bu nedenle açıkça hukuka aykırı işlem yapan Cumhuriyet Savcısı hakkında şikâyet yoluna başvurma ihtiyacımız doğmuştur. Açıkça hukuka aykırı bir şekilde soruşturma yürüterek Anayasa'nın 83. maddesine aykırı şekilde çağrı kağıdı düzenleyen Cumhuriyet Savcısı Mehmet Demir hakkında soruşturma açılarak gereğinin yapılması diliyoruz."
Hürriyet
Mhp'li Yeniçeri Gauck'u Kınadı 
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, Türkiye'nin içişleriyle ilgili bazı konularda kaygı duyduğuna ilişkin açıklamalar yapan Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck'u kınadı. Yeniçeri, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, çözüm sürecinde Güneydoğu Anadolu'da devletin otoritesini azaltan, örgüt otoritesini artıran gelişmelerin ciddi aşamaya geldiğini belirtti. Terör örgütünün bölgede karakol, yol ve baraj yapılmasını istemediğini ifade eden Yeniçeri, güvenlik birimlerinin silahlı terörist gruplara müdahalesinin engellenmesinin, durumu kontrolden çıkacak noktaya getirdiğini savundu. . Yeniçeri, terör örgütünün bölge insanından topladığı para makbuzları ve maddi destek isteyen mektuplarından örnekler göstererek, "Başbakan Erdoğan'ın bölgeden devleti ve orduyu çekerek, ülkeyi getirdiği yer burasıdır. Bölgede, 'ya kuzgun leşe ya devlet başa' demenin zamanı gelmiştir" diye konuştu. Gauck'un Türkiye'de kuvvetler ayrılığı, MİT Yasası ve özgürlük alanının kısıtlanmasından kaygı duyduğuna ilişkin davranışını kınadığını da belirten Yeniçeri, "Hiçbir ülke, Türkiye Cumhuriyeti'nin iç işlerine karışamaz. Bu ülkenin insanı kısıtlamaları, kendi iradesiyle kaldıracak durumdadır. Zaten Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Alman Cumhurbaşkanı'nın söylediklerini söylemiş. Münasebetsiz şekilde devlet yetkililerine bunları söylemeye hakkı yoktur" dedi. Yeniçeri, Mısır'daki idam kararlarına karşı hükümetin, muhalefetin ve sivil toplumun harekete geçmesini gerektiğini de söyledi. Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Yeniçeri, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na sehven gönderildiği açıklanan ifade çağrısıyla ilgili, "Her ne hikmetse bu sehven kararlar hep muhalefete geliyor" dedi. Yargının Ak Partilileştirildiğini ve muhalefeti baskı altında tutmak amacıyla bunun yapıldığını öne süren Yeniçeri, "Bunun sehvenlikle alakası yoktur. Bu, muhalefete gözdağı verme mizansenidir" dedi.
Milliyet
Gömlek Benzetmesi Çok Çirkin 
Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik NTV'de gündemi değerlendirdi. Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Hâşim Kılıç'ın mahkemenin kuruluş yıldönümünde yaptığı konuşmanın çelişkilerle dolu olduğunu ifade eden Çelik, gömlek benzetmesine de "Çok çirkin göndermelerdi" diye tepki gösterdi. Çelik, "TBMM ile AYM'yi zıt kutuplar olarak konumlandıran ve demokrasinin teminatı olarak çok sakıncalı biçimde AYM'ye ayrıcalıklı konum biçen ifadeler bunlar" diye konuştu. Çelik, Fethullah Gülen'in ABD'den iadesi hakkında "Burada yapılan başvurular var. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da bir soruşturma süreci başlattı. Ortada çok ciddi iddialar, casusluk faaliyetine kadar uzanan bir süreç var. Devletin en mahrem toplantılarının dinlenmesi gibi eylemleri yasadık. Bunun milli güvenlik problemi olarak soruşturulması ve gereğinin yapılması lazım" dedi. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AK Parti adayının ilk turda seçileceğini söyleyen Çelik seçim sistemi tartışmaları hakkında ise "Biz nasıl çok milletvekili çıkarırız hesabı ile bu sistemleri tartışmıyoruz. Türkiye'de halkın nasıl daha çok özne olabileceği arayışlarıyla ilgili olarak tartışıyoruz" değerlendirmesini yaptı.
Akşam

SPOR 
Kadınlar Basketbol Ligi final serisinin 3. maçında Fenerbahçe, Galatasaray Odeabank'ı 81- 61 yenmeyi başardı, rakibinin şampiyonluğunu ilan etmesine izin vermedi, seriyi 2-1'e getirdi. Fenerbahçe, bir önceki maçın 3. çeyreğindeki boyalı olan üstünlüğünü bu kez maçın başında yaşamak için oyuna Yacoubou- Hollingsworth ikilisiyle başlamıştı ancak Yacoubou'nun daha 2 dakika dolmadan faulleri ikilemesi, bu düzeni bozdu. Ancak bir önceki maçta oyuna girmek istemeyen Matovic, ekstra bir motivasyonla oynayınca, bu eksiği hissetmedi Fenerbahçe, orta mesafe şutlar bularak, rakibin savunmasını da bozdu. 10 dakikalık bölüm 18-17 tamamlandı. Fenerbahçe'nin özellikle hücumu, iç sahada, taraftarın da etkisiyle serinin geride kalan bölümünden çok farklıydı. Galatasaray'da ise Zellous 7 sayı, 3 asistle takımını ayakta tutarken, 13. dakikada 3 faule ulaşınca, konuk takım için oyun kabus oldu. 23-23'ten sonra müthiş bir tempo bulan Fenerbahçe, son dönemin suskun ismi Pondexter da sahneye çıkınca farkı açıp, devre sonunda 15 farkı buldu: 45-30. İlk yarıdaki oyun, Fenerbahçe'nin motivasyonunu daha da artırmıştı. Hücumda iç-dış dengesini ilk kez bu denli net şekilde kuran, rakibinin alan savunmasını da orta ve uzun mesafeli şutlarla bozan Fenerbahçe, farkın 10 sayıya indiği kırılma anını da McCoughtry'nin çok zor üçlüğüyle atlatan ve son periyoda 59-46 galip giren Fenerbahçe iyice rahatladı. 4. periyotta farkı 27 sayıya (76-49) kadar çıkaran Fenerbahçe, iki takımın da son bölümü genç oyuncularıyla tamamladığı maçı 81-61 kazanarak durumu2-1 yaptı.
Milliyet
 
Beşiktaş'ın başarılı isimlerinden Tolga Zengin, Gökhan Töre'nin vurulması olayı ile ilgili de düşüncelerini paylaşırken, Gökhan Töre'nin yaşadığı olayda görgü tanığı olduğunu belirten ve son dönemde birçok açıklama yapan menajer Mahir Aslan'ı da hedef aldı. Tecrübeli eldiven, "Biz gerekeni takım içinde yaptık. Onlar da bazı şeylerin farkında ve böyle bir şey olacağını bilseler dışarıya çıkmazlar" dedi. Tolga şöyle devam etti: "Bunu ama çok büyütmeye gerek yok, dışarıya çıkan başka futbolcular da var. Bu olaydan sonra fazla gündeme geldi. Onlar da yaptıkları hatanın farkındalar. Konuşan insanlar var, ne olduğu belirsiz adamların sözü ile haber yapılıyor. Her şeyi de yazacaksanız Ben arkadaşımın dediğine bakarım. Yaptıkları hata için gerekeni Yönetim Kurulu söylemiştir. Bir hatadan dolayı genç çocukları silmeye gerek yok." Başarılı file bekçisi, "Amacımız 3 maçlık süreci iyi şekilde geçmektir. Sizden de ricam, Beşiktaş'ın yararı için söylüyorum, sadece kulaktan duyduğunuz şeyleri haber yapmayın. Bir menajer var, konuşup duruyor, piyasa yapıyor. Taraftarın tepkisi normaldir. Futbolcuların bundan alınmaması lazım, bu mesleğin kanunu bu. Bazen oyuncuların uyarılması lazım" dedi.
Star
 
Şampiyonlar Ligi'nde R.Madrid'in finaldeki rakibini belirleyecek dev maçta A. Madrid ve Arda Turan şov vardı. Atletico 0-0'ın rövanşında Chelsea'yi S.Bridge'da 3-1'le devirerek finale çıktı. Mourinho'nun otobüsünü Calderon'da geçemeyen İspanyol devi, Ada'da otobüsü parçaladı. Eski Atletico efsanesi Torres, 38'de sahne aldı ama 'aşkım' dediği takımına attığı bu gole sevinmedi. Maça Adrian renk getirdi. Thiago'nun akıl dolu pasını sağda sıfırdan Juanfran içeri çevirdi. Üç Chelseali topa dokunamadı, arka direkte Adrian boş kaleye tamamladı. İkinci yarıda savunma yapma sevdası pahalıya patlayan Eto'o, Chelsea'nin Devler Ligi'nde yaptığı 5 penaltının forvet olarak 4.'süne imza attı. Penaltıyı yaptıran Costa, 60'ta ağları da buldu. 72'de Arda'nın resitali vardı. Vurduğu kafa üst direğe çarpıp tekrar önüne düştü, milli yıldız Maviler'in umudunu bitiren golü boş filelere gönderdi. 40 yıl sonra finale çıkan A.Madrid, Madrid derbisinde 24 Mayıs'ta Lizbon'da Işık Stadı'nda İspanyol finalinde Real'le kapışacak.
Akşam
 
Spor dünyası son bir haftadır ırkçılık ve ayrımcılık olaylarını konuşuyor. Barcelonalı Dani Alves'e Villareal tribünlerinden atılan muz, NBA ekiplerinden Los Angeles Clippers'ın başkanın siyahilere duyduğu nefret Tüm bunlara karşı tepkiler yükselirken bir çığlık da Türkiye'den yükseldi. Gençlerbirliği'nde forma giyen Deniz Naki, koluna 'Dersim 62' dövmesi yaptığı ve şehre Tunceli değil de Dersim dediği için facebook'tan faşizan tepkiler alınca bir açıklama yaptı. "İnsan" olduğunu ve hiç bir şekilde din, dil ve ırk ayrımı yapmadığını vurgulayan Naki, "Ben Dersim doğumluyum, Tunceli değil. Bunu politikacılar gibi çıkar elde etmek için söylemiyorum, bunu söylemekten başka bir seçenek göremiyorum önümde. Bu aynı zamanda yaptırdığım dövmenin nedenidir dedi. Naki'nin iki hafta önce yaptığı açıklama Türkçeye çevrilip yayınlanınca kamuoyu da futbolcunun sosyal medyadan uğradığı ayrımcılığı öğrenmiş oldu.
Radikal
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme