2 Eylül 2014 Salı

02.09.2014 Genel Gündem



02.09.2014

GÜNDEM

25 ARALIK POLİSLERİNE 'DARBE' SUÇLAMASI!
Emniyette ''paralel yapı'' iddialarına ilişkin dün İstanbul merkezli 17 ilde 3'üncü dalga operasyonu gerçekleştirildi. Operasyonlar kapsamında aralarında eski İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şubesi Müdürü Yakup Saygılı ile eski Emniyet Müdür Yardımcısı Mahir Çakallı ve Mali Şubeden Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Hamza Tosun'un da yer aldığı 33 polis hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. Şüpheliler hakkında ''görevi kötüye kullanmak'', ''resmi belgede sahtecilik'', ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek'', ''casusluk'', ''gizliliğin ihlali" suçlarından işlem yapılacağı belirtildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan sabah saatlerinde başlayan 22 Temmuz'un 3. dalga operasyonuna ilişkin yazılı açıklama yapıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu imzası taşıyan açıklamada, "Kamuoyunda 25 Aralık soruşturmaları olarak bilinen kapatılan TMK 10. madde ile yetkili bölümün yürüttüğü 2012/656 sayılı soruşturma dosyasında yapılan incelemede, soruşturmanın TMK 10 ile yetkili bölümün görev alanına girmemesine rağmen çıkar amaçlı suç örgütü kurulduğu yönünde soruşturma başlatıldığı" belirtildi. Açıklamada, özetle şöyle dendi: "Başbakanın Haliç Kongre Merkezi'nde MİT müsteşarı ile yaptığı görüşmenin görüntülerini usulsüz bir şekilde temin ettikleri, bu kapsamda hükümeti yıkmaya çalıştıkları, casusluk yaptıkları, sahte evrak düzenledikleri, soruşturma belgelerini medyaya sızdırarak yayın yaptırmak suretiyle gizliliği ihlal ettiklerinin tespit edilmesi üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Şube eski görevlileri hakkında 1 Eylül 2014 tarihinde soruşturmaya başlanmıştır."
Vatan


İŞTE TAKİPSİZLİK GEREKÇELERİ İZİNSİZ DİNLEME VE DELİL YETERSİZLİĞİ
"25 Aralık Soruşturması" kapsamında 96 şüpheli hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca takipsizlik kararı verildi. İstanbul Cumhuriyet Savcıları İsmail Uçar, İrfan Fidan ve Fuzuli Aydoğan imzalı 141 sayfalık kararda "Türkiye Cumhuriyet Başbakanı'nın örgüt lideri olarak gösterilmesi ve 'Dönemin Başbakanı' ibaresi kullanmak suretiyle, fezleke düzenlenmesi, soruşturmayı hazırlayanların hukuki bir soruşturma görünümü altında Türkiye Cumhuriyeti hükümetini cebren ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs ettiklerini ortaya koymaktadır" ifadelerine yer verildi. Takipsizlik kararını veren 3 savcı, 25 Aralık soruşturmasını hazırlayanlar hakkında "soruşturma başlatılabilmesi için keyfiyetin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na bildirilmesine" karar verdi. Kararda 96 şüpheli hakkında, "örgüt kurdukları, yönettikleri ve bu örgütün faaliyetleri kapsamında ihaleye fesat karıştırıldığı iddiaları üzerine soruşturma başlatılmış ise de, şüphelilerin birbirleriyle irtibatlarının hiyerarşik bir yapılanma içerisinde olmadığı, şüphelilerin suç işlemek amacıyla bir araya geldiklerine dair delil elde edilemediği, örgütün unsurlarından suç işlemede devamlılık unsurunun meydana gelmediği anlaşılmakla dosyada adı geçen şüpheliler hakkında örgüt kurmak ve örgüt üyesi olmak suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına" ifade edildi.
Vatan

4. DALGA OLABİLİR
Çankaya Köşkü'ne çıktıktan sonra ilk resmi ziyaretini dün yavru vatan KKTC'ye gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da paralel yapıya yönelik yapılan 3.dalga operasyonu ile ilgili, "Bu bir sondur denilemez. Belki burada da ortaya çıkacak olan birçok bilgi, belgeyle bunun dördüncü dalgası da olabilir" diyerek paralel yapıyla mücadelenin süreceği mesajını verdi. KKTC'ye hareketinden önce İstanbul Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi'nde gazetecilerin sorularını cevaplayan Erdoğan, Almanya, ABD ve İngiltere'nin Türkiye'yi dinledikleri iddialarıyla ilgili olarak, "Bundan önce Amerika Almanya'yı dinlemişti. Almanya'da ciddi bir hesaplaşma olmuştu. Aynı şey Amerika için de olmuştu. Türkiye ile ilgili bu süreci liderlerle bir araya geldiğimizle açık ve net konuşacağız. Dünyada istihbaratı güçlü ülkelerin farklı ülkeleri dinlememe diye bir şeyi yoktur. Bunu hepsi yapıyor. Neyi nasıl yaptığı, neyi deşifre ettiği çok çok önemli. Önümüzde NATO var, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu var. Buralarda yapacağımız görüşmelerde bunları tabi liderler olarak da aramızda konuşacağız" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, paralel yapıya yönelik yapılan 3'ncü dalga operasyonuyla ilgili soru üzerine de, "Bu bir sürecin devamı. Bundan önce yapılan iki dalgadan sonra, verilen ifadeler vesaire bütün bunlarla beraber, yeni yeni süreç ortaya çıkıyor. Bu da bu sürecin devamı. Yani bu bir sondur denilemez. Belki burada da ortaya çıkacak olan birçok bilgi, belgeyle bunun dördüncü dalgası da olabilir. Biz tabi şu anda bugün gözaltına alınanlarla neyin meydana çıkacağını, Sulh Ceza Hakimliği kimleri tutuklar, kimleri bırakır, bunları bilemiyoruz. Süreci sadece takip ediyoruz" dedi.
Akşam

'SORUŞTURMA GÖRÜNÜMLÜ DARBE'
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, '25 Aralık soruşturması' kapsamında aralarında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan'ın da bulunduğu 96 kişi hakkında takipsizlik kararı verdi. Savcılığın 141 sayfalık takipsizlik kararında, "Yargı yetkisini kullanan makamların anayasa ve yasalara bağlı oldukları, siyaseti dizayn etmek gibi bir görev ve yetkilerinin bulunmadığı" denildi. Savcılar İrfan Fidan, İsmail Uçar ve Fuzuli Aydoğdu tarafından yürütülen soruşturmayla ilgili kararda şu ifadelere yer verildi: Başbakanın örgüt lideri olarak gösterilmesi ve 'dönemin başbakanı' ibaresi kullanmak suretiyle fezleke düzenlenmesi, soruşturmayı hazırlayanların hukuki bir soruşturma görünümü altında hükümeti cebren ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs ettiklerini ortaya koyuyor.
Akşam

EKONOMİ

Gram Altın 89, 2928-89, 3743                            
ABD Doları 2, 1587-2, 1604/  Euro 2, 8355-2, 8379/ İngiliz Sterlini 3, 5863-3, 5903    

BÜYÜDÜK AMA GELİŞEMEDİK!
İnsani gelişme. Ekonomi sayfalarındaki faiz, enflasyon, büyüme, dış ticaret, cari açık verilerinden farklı. Her ne kadar ekonominizi dünyanın ilk 10'u arasına sokmak için bunlara ihtiyacınız varsa da büyümeyi toplumsal bir kalkınmaya dönüştürmek için başka verilerde de iyi olmanız gerekiyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın (UNDP) İnsani Gelişme Endeksi ülkelerin ekonomik büyümelerini toplumsal ve sosyal gelişmeye ne kadar aktardıklarını ortaya koyuyor. 2014 raporuna göre 2013 yılında 187 ülke arasında Türkiye 69'uncu sırada. Ne tesadüftür ki Türkiye 2012 yılında da 69'uncu sıradaydı. Ekonomi 1 yılda yüzde 4 büyüdü ama insani gelişmeye yaramadı. UNDP İnsani Gelişme Endeksi'ni hazırlarken seçilmiş ülkelerin üç temel boyutta gelişmelerini değerlendiriyor. Bunlar; uzun ve sağlıklı bir yaşam, bilgiye erişim ve insana yakışır bir yaşam standardı olarak sıralanıyor. Türkiye 75.3 yıl olan ortalama yaşam beklentisi, 14.4 yıl olarak belirlenen öğrenim görme süresi beklentisi, 7.6 yıllık ortalama öğrenim görme süresi ile 18 bin 391 dolarlık kişi başına düşen gayri safi milli gelir düzeyiyle 0.759'luk İnsani Gelişme Endeksi değerine ulaştı. Karşılaştırmayı tam yapabilmek için İnsani Gelişme Endeksi birincisi olan Norveç'in verilerine bakmakta yarar var. Norveç, 81.5 yıllık ortalama yaşam beklentisi, 12.6 yıl öğrenim görme süresi beklentisi, 17.6 yıl ortalama öğrenim görme süresi ve 63 bin 909 dolarlık kişi başına düşen gayri safi milli gelir düzeyi ile 0.943'lük endeks oranına sahip. UNDP son raporunu eski yıllarla karşılaştırılmaması uyarısıyla yayımlıyor. Gerekçesi verilerin değiştirilmiş olması. Ancak 1980'den itibaren güncellenmiş verilerle ülkelerin gelişimini görme imkanı var. 2012'de 187 ülke arasında 69'uncu sırada yer alan Türkiye yine 2013'te 187 ülke arasında 69'uncu. Bir yıldaki değişim 18 bin 11 dolar olan kişi başına düşen milli gelir düzeyi 18 bin 391 dolara yükselmesi ve yaşam beklentisinin 6 ay uzaması. 2012'de 0.756 olan İnsani Gelişme Endeksi verisi son raporda 0.759'a taşıyabildi.
Hürriyet

MADENCİ HAFTADA 1.5 SAAT ÇOK ÇALIŞIP, 2 GÜN İZİN KULLANACAK
TBMM Genel Kurulu'nda görüşmeleri yarım kalan torba tasarı, 7, 8 ve 9 Eylül'de yapılacak görüşmelerle yasalaştırılacak. Çalışma hayatına ilişkin düzenlemeler nedeniyle tasarının sahibi gibi gözüken Çelik, G-20 ülkeleri çalışma bakanları toplantısı nedeniyle Avusturya'ya gideceğinde görüşmelerde bulunamayacak. Çelik, madencilere ilişkin düzenlemelerde değişikliğe gidileceğini belirterek, daha önce 36 saat olarak belirlenen haftalık çalışma saatinin 37.5'e çıkarılacağını dile getirdi. Maden işçilerinin haftada 5 gün çalışıp 2 gün izin yapacağını belirten Çelik, bunun bir ilk olacağını kaydetti. Çelik, "Değişiklikler arasında 36 saati 37.5 saate çıkarma var. 2 gün izin kullanacaklar. Cumartesi-pazar çalışıyorsa, pazartesi-salı izin yapacak" diye konuştu. Çelik, "Bu kuralın esnetilmesi söz konusu olabilir mi?" sorusuna, "Kuralı var, çalıştıramazsın. Ancak o gün zorunlu mesai varsa, yüzde 100 ücret alacak. 1 lira ise 2 lira alacak. Çalışma saatleri kesin zorunlu, zorunlu mesai ise arızadan, hastalıktan kaynaklanıyorsa yapılabilecek. Ancak o zaman da iki katı ücret alacak. Onun dışında mesai olmayacak" dedi. Torba tasarının eylüle kalması nedeniyle, 30 Nisan olan vergi affı ve yapılandırma başlangıç tarihinin değişip değişmeyeceği merak konusu oldu. Bu konuda da konuşan Çelik, "Ben değişmesinden yana değilim. Bu arada ödemeyenler de oldu ama ben taraftar değilim" diye konuştu. Tasarının 2 ay daha gecikmesi nedeniyle son aylarda güncel borcunu ödemeyen vatandaşların sayısında da artış yaşanmıştı. Ödenmeyen vergi miktarı haziran itibarıyla nisan ayına göre 1 milyar lira artış gösterdi.
Milliyet

YUMURTA RUSYA'NIN KAPISINA DAYANDI
Avrupa Birliği'ne (AB) gıda ithalatı ambargosu kararı alan ve kanatlı ürünlerindeki açığını Türkiye'den gidermek isteyen Rusya'ya yumurta ihracatı bu ay başlayacak. Yumurta Üreticileri Birliği (YUM-BİR) Başkanı Hasan Konya, Rusya'nın AB'ye ambargo uygulamasıyla en yakınındaki Türkiye için bir fırsatın ortaya çıktığını belirtti. Böyle bir fırsatın ihracatçılar için her zaman pozitif olduğunu ifade eden Konya, pazarında bulunmadıkları bir ülkeye girme şansı yakaladıklarını dile getirdi. Rusya'nın ambargo kararının ardından bu ülkeye ihracat için görüşmeler yapıp, protokoller imzaladıklarını, diğer ihracat pazarlarında olduğu gibi Rusya için de kalite, belgeleme ve izin alma konularının ön plana çıktığını vurgulayan Konya, şöyle konuştu: "Yapılan protokollerin ardından Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız yumurta üretim tesislerini denetlemeye başladı. Denetlemesi yapılan 15 firmamız ihracat yapılabileceği yönünde Rus Hükümeti'ne bildirildi. Eylül ayı itibarıyla Rusya'ya yumurta ihracatı başlayacak. Hükümetimiz kalıcı bir pazar oluşturabilmek için daha sağlıklı, kalıntısız, hastalıklardan ari ürünlerin ihraç edilmesi noktasında önlemler alıyor ve denetim yapıyor. İhracat yapabilen 83 firmamız var. Şartları yerine getiren firmalar ihracata başlayacak." Konya, yıllık 230 milyon dolarlık yumurta ithal eden Rusya'dan 150 milyon dolarlık kota talebinde bulunduklarını dile getirdi. Bu kota uygun bulunduğu takdirde geçen yıl 407 milyon dolarlık yumurta ihraç eden Türkiye için önemli bir rakam elde edilecek.
Vatan

CEP'TEN GEVEZELİK REKORUNU KAPTIRMADIK
Türk cep telefonu aboneleri yılın ikinci çeyreğinde aylık ortalama 364 dakika konuşarak, en yakın rakibi olan Fransızlar'a ayda 75 dakika fark attı. Bilgi Teknolojileri Kurumu'nun 2014 yılının ikinci 3 aylık verilerini içeren bültenine göre, bu yılın Nisan-Haziran döneminde mobil aboneler toplam 52.1 milyar dakikalık konuşma yaptılar. Bu rakam yılın ilk çeyreğinde 47.2 milyar dakikaydı. 52.1 milyar dakikalık toplam trafiğin yüzde 39.4'ü Turkcell hatlarından, yüzde 33.9'u Vodafone'dan, yüzde 26.7'si ise Avea'dan gerçekleşti. GSM şebekeleri üzerinden en çok aranan 5 ülke Almanya, Türkmenistan, Rusya, İngiltere, Suriye. 2014 yılının ikinci çeyreğinde yerli GSM abonelerinin attığı kısa mesaj sayısı ise 31 milyar 979 milyon oldu. Bu rakam ilk çeyrekte 34 milyar 452 milyon adetti. MMS sayısı ise ilk çeyrekteki 30.9 milyon adet seviyesinden ikinci çeyrekte 33.5 milyon adete yükseldi. GSM abonelerinin, operatör şirketlere ödediği aylık ortalama ücret ((ön ödemeli+faturalı) ise Turkcell'de 22.07 TL, Vodafone'da 21.66 TL, Avea'da ise 21.70 TL oldu. Abone başına aylık ortalama konuşma süresinde Avea 437 dakika ile ilk sırayı alırken, Vodafone aboneleri 412 dakika, Turkcell aboneleri ise 299 dakika konuşma yaptı.
Vatan

VATANDASIN HAYATINA DOKUNAN 'EN SOSYAL' EKONOMİK PROGRAM
'Yeni Türkiye'nin güçlü ekonomisi' için yol haritası dün Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından Meclis'e sunuldu. Yeni dönemde sosyal güvenlik sisteminin nüfusun tamamını kapsayacak bir yapıya kavuşturulması temel hedef olarak belirlendi. Çalışanların emekli olduklarında oluşabilecek gelir kayıplarını en aza indirmek amacıyla tamamlayıcı emeklilik sistemi de yaygınlaştırılacak. 2014-2018 dönemini kapsayan Onuncu Kalkınma Planı döneminde 250 milyar dolar kamu yatırım harcaması yapılması planlanıyor. Kamu Özel İşbirliği projeler için de yaklaşık 100 milyar dolar harcanması öngörülüyor. Programda ayrıca, "Merkez Bankası uygulayacağı para politikasını bağımsız bir şekilde belirlemeye devam edecektir" dendi.
Akşam

İHRACAT AĞUSTOSTA YÜZDE 5.2 ARTIŞLA 11.07 MİLYAR DOLAR
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, Irak ile ticarette normalleşme sinyalleri almaya başladıklarını; Temmuz'da beşinci sıraya gerileyen Irak'ın Ağustos'ta üçüncü sıraya yükseldiğini söyledi. Temmuz ayında Irak'a yapılan ihracat yüzde 46.4 gerilemişti. Verilere göre ihracat Ocak-Ağustos'ta yüzde 5.3 artışla 104.62 milyar dolar oldu. Ağustosta Irak'a ihracat yüzde 27 düşüşle 632 milyon dolar, Rusya'ya yüzde 14 düşüşle 499 milyon dolar oldu. Ağustos ayında ihracat Almanya'ya yüzde 12, İngiltere'ye yüzde 19, ABD'ye yüzde 30 Suriye yüzde 99 arttı. Otomotiv sektörü aylık bazda uzun bir aradan sonra ilk kez en çok ihracat yapılan sektörler arasında birinci sırada yer almadı. Ancak ilk sekiz aylık ihracatta liderliğini sürdürdü.
Akşam

Dünya
KRİTİK TOPLANTIDA RUSYA YANLILARI ÖZERKLİK İSTEDİ
Beyaz Rusya'nın başkenti Minsk'te yapılan Ukrayna, Rusya, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) toplantısında, Ukrayna'nın doğusunda faaliyet gösteren ayrılıkçılar özerklik talep etti. 'Donetsk Halk Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı' sıfatıyla açıklama yapan Andrey Pugin "Savaşın başladığı günden bu yana verebileceğimiz en büyük tavizi verdik" dedi. Pugin, özerk yönetimin kendi milis gücü olmasında ısrarcı olduklarını belirtti. Öte yandan Ukrayna yönetimi, Rusya'nın pazartesi günü kendilerine ilettiği ateşkesi kabul etmedi. Ukrayna'dakine benzer krizlerde, caydırıcı rol oynamak isteyen NATO'nun 'öncü güç' oluşturma hazırlığında. Resmi adı 'Çok Yüksek Hazırlıklı Ortak Görev Gücü" olan öncü gücün, 4-5 Eylül'de Galler'de yapılacak NATO zirvesinde gündeme gelmesi bekleniyor. Kara unsurlarından oluşan, gerektiğinde deniz ve hava gücüyle desteklenecek olan öncü gücün görev alanı NATO topraklarıyla sınırlı olacak. NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen 4 bin kişilik güç için 'Hafif olacak ancak sert vuracak' dedi. Minsk'te bir ilerleme kaydedilmemesi durumunda hafta sonu Batı'nın yeni yaptırımları devreye giriyor. Bu arada AB, hafta sonunu beklemeden daha şimdiden "Avrupa Birliği açısından Rusya stratejik ortak statüsünü artık yitirmiştir. Uluslararası ilişkilerde kaba kuvvete başvuran bir ülke bizim ortağımız olamaz" sert açıklamasını yaptı.
Hürriyet

IŞİD'DEN 'YÜKSEK MAAŞLI' CİHAT
Suriye ve Irak'ın kuzey bölgelerinde hâkimiyet kuran Irak-Şam İslam Devleti'nin (IŞİD) üye kazanmasında en etkili unsurlardan birinin de savaşçılarına sağladığı yüksek maaşlar olduğu belirtildi. İsrailli Haaretz gazetesinin haberine göre terör örgütü IŞİD, üyelerine ayda 400 dolar (yaklaşık 800 lira) maaş ödüyor. Ayrıca, evli olan IŞİD savaşçıları sahip oldukları eş başına 100 dolar (215 lira) ve her çocuk başına da 50 dolar (108 lira) aylık ek para alıyor. Zvi Bar'el imzalı analizde Suriye'de Esad rejiminin yönetiminde ayda ortalama 150 doların (yaklaşık 320 lira) altında kazanan Suriyeli gençler için bu durum IŞİD'i cazip hale getiren önemli bir faktör. IŞİD'in 'sosyal politikaları' bununla sınırlı değil. Terör örgütü, evlenen üyelerine tek seferlik bin 200 dolar (yaklaşık 2 bin 600 lira) ödüyor ve dayalı döşeli bir daire veriyor. Bu evlerin IŞİD'in girdiği bölgelerden kaçanların geride bıraktığı konutlardan sağlandığı ifade ediliyor. Habere göre yaklaşık 20 bin savaşçısı olan örgütün sadece yıllık maaş ödemeleri 100 milyon doları (yaklaşık 215 milyon lira) buluyor. Bunun yanı sıra on milyonlarca dolar da silah alımı ve örgütün kontrolündeki yerlerde günlük yaşamı sürdürmek için harcanıyor. Öte yandan, IŞİD'in aylık 100 milyon doları bulan geliri sayesinde bu masraflar rahatlıkla karşılanıyor. Gelirinin büyük kısmı Irak ve Suriye'den yaptığı ham petrol satışına dayanan IŞİD, ele geçirdiği yerlerde de devlet yerine kendisi vergi topluyor. Bu toprakları ticari olarak kullanan kişilerden de geçiş için para alan örgüt mali açıdan güçlü görünüyor.
Hürriyet

MİLİSLER ABD ELÇİLİĞİNDE 'HAVUZ PARTİSİ' YAPTI
Libya hükûmeti milis güçlerinin başkent Trablus'taki çok sayıda bakanlık binasını ele geçirdiğini duyurdu. Milislerin çalışanların bakanlık binalarına girmelerini engellediği kaydedildi. Milisler önceki gün de bir ay önce boşaltılan ABD Büyükelçiliği'ni ele geçirerek havuza girdikleri görüntüleri yayınladı. Libya'da Muammer Kaddafi'nin 2011'de NATO destekli milisler tarafından devrilmesinden bu yana kaos yaşanıyor.
Milliyet

İKİ TÜRK, SAHTE KARTLA TAYLAND ATM'LERİNİ SOYARKEN YAKALANDI
Çağdaş Kuvayda ve Süzer Eşref, Udon Thani'nin Muang semtindeki bir otelde 9 sahte kredi kartı, 350 dolar nakit para, kredi kartı kopyalayıcı ve iki diz üstü bilgisayar ile yakalandı. İl emniyet müdürü Detnarong Sutthchanbancha verilen bilgileri doğruladı. Kredi kartlarının İsçivre, Hollanda, İngiltere, Finlandiya ve Norveç menşeili bankalara ait oldukları tespit edildi. İki kişi Tayland'ın en ünlü gazetelerinden Bangkok Post'a da haber oldu. Bir süreden bu yana bankalardan gelen şikayetler üzerine polisin iki Türk'ü aradığı belirtildi. Dolandırıcı ikili, ATM'lere yerleştirdikleri aletle kopyaladıkları kredi kartı bilgilerini benzin almak için kullanılan akaryakıt şirketi kartlarının içine yerleştirdikleri belirtilmişti. ATM'lerdeki kameralardan tespit edilen iki kişinin her defasında izinsiz para çekimi yapılan dakikalarda olay yerinde olduğu için polisin onları bulmakta zorlanmadığı kaydedildi. Yakalanmalarından 4 gün önce Kuvayda adlı dolandırıcı kredi kartı kopyalama makinesini Türkiye'den almış ve Tayland'ın başkenti Bangkok'un Suvarnabhumi Havalimanı'na inmişti. İner inmez ilk uçakla da Bangkok'tan arkadaşı Eşref'in bulunduğu Udon Thani şehrine giderek dolandırıcılığı daha bir organize hale getirdi. Kuvayda'nın açıklamasına göre getirdiği kredi kartı kopyalama makinesi ve kredi kartı bilgileri Avrupa'da hacklenen kredi kartlarıydı ve yakalanmamak için paraları Tayland'dan çekmeye karar vermişlerdi.
Vatan

CARLA SİYASETE DÖNMESİNE KARŞI
Fransız Le Parisien gazetesi, eski first lady Carla Bruni'nin, Nicolas Sarkozy'nin siyasete geri dönmesine karşı çıktığını yazdı. Sarkozy çiftine yakın kaynaklara dayandırılarak yazılan habere göre, Bali'de yaptıkları tatil sırasında Bruni'nin, eşinin siyasete dönme fikrine şiddetle karşı çıktığı için eşi ile tartışma yaşadığını bildirdi. Bruni'nin yaşadıkları sakin hayattan memnun olduğunu kaydeden gazete, eşinin siyasete dönme arzusunun Bruni'yi öfkelendirdiğini öne sürdü. Yakın dostlarına sürekli siyasetten nefret ettiğini tekrarlayan Bruni'nin, eşinin siyasete dönmesi halinde ise, ona gerekli desteği vermeye hazır olduğu da belirtiliyor. Sarkozy, son cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından siyaseti bırakma kararı almıştı. Daha önceki seçim kampanyalarında yapıldığı iddia edilen usulsüzlüklerle ilgili hakkında davalar açılan Sarkozy'nin başı yargı ile uzun süredir dertte.
Vatan

DOĞRUYSA DERHAL SONLANDIRILSIN!
Alman Der Spiegel dergisi, 31 Ağustos tarihli sayısında, NSA eski çalışanı Edward Snowden'ın belgelerine göre ABD Ulusal Güvenlik Ajansı(NSA) ve İngiliz istihbaratının Türkiye'de hükümeti, orduyu, istihbaratçıları, enerji şirketlerini dinlediğini yazdı. Almanya'nın da Türkiye'yi dinlediği ise yine aynı dergide yayınlanmış ve Alman makamları tarafından doğrulanmıştı. Dışişleri Bakanlığı dün yeni iddialarla ilgili sert bir açıklama yaptı. Yazılı açıklamada özetle şöyle denildi: "İddiaların doğru olması halinde, bu tür faaliyetlerin hiçbir şekilde kabul edilemeyeceği ve iki ülke arasındaki dostluk ve müttefiklik ilişkileriyle bağdaşmadığı açıktır. ABD'nin, söz konusu iddiaları araştırarak, doğru olmaları halinde devlet kurumlarımız ve dış temsilciliklerimize yönelik yürüttüğü faaliyetlerini derhal sonlandırması beklenmektedir. ABD makamlarının söz konusu haberdeki vahim iddiaları ciddiyetle ele alarak tarafımıza tatminkar bir açıklama sunması talebi bugün (1 Eylül) Bakanlığımıza davet edilen ABD'nin Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarı'na iletilmiştir."
Vatan

PAKİSTAN'DA POSTAL SESLERİ
Son seçimlerin ardından Navaz Şerif iktidarıyla nispeten istikrara kavuşan Pakistan'da, kaosa yol açabilecek adımlar atılıyor. 14 Ağustos'ta Pakistan Başbakanı Navaz Şerif'in istifası talebiyle başlayan hükümet karşıtı gösteriler devam ederken, barışçıl şekilde başlayan protestolar son dört gündür çatışmaya dönüşmüş durumda. Göstericiler dün bakanlık binaları ve parlamentonun bulunduğu kırmızı bölgede devlet televizyonu binasını işgal etti. Tansiyon polisin alandan çekilmesiyle zar zor düşürülebildi. Şiddetin artmasıyla birlikte Şerif'in istifa edeceği söylentileri yayılsa da Pakistan Ordu Sözcülüğü bunu yalanladı. Geçtiğimiz ay Pakistan hükümetinin gösterilere bir önlem olarak, federal başkentte kanun ve düzeni, anayasa maddesi uyarınca orduya devretmesi ise darbeye yol açabilecek bir "hata" olarak tartışılıyor. Nitekim ordunun her geçen gün merkeze yaklaştığı gözleniyor. Navaz Şerif'in istifasını isteyen iki partiden biri, meclisteki 3. parti konumunda olan, "Batılı" duruşuyla bilinen İmran Han liderliğindeki Pakistan Adalet Hareketi. Diğeri ise marjinal konumdaki Pakistan Avam Hareketi. Bu partinin lideri Tahirul Kadiri, Kanada'da yedi yıl kaldıktan sonra Pakistan'a "devrim" söylemi ile dönünce tartışmaya yol açtı. Her iki isim de 2013 seçimlerine hile karıştırıldığını ve hükümetin yolsuzluk yaptığını öne sürüyor. Uzmanlar sandıktan başarı elde edemeyen kesimlerin "kargaşa" çıkartarak hükümeti devirmek istemesinin ülkeyi yeniden istikrarsızlığa sürükleyebileceğini belirtiyor.
Akşam

IŞİD'E BİR DARBE DAHA
Irak'ta 2.5 aydan bu yana terör örgütü Irak Sam İslam Devleti'nin (ISID) kuşatmasında bulunan Türkmen kasabası Amirli, gönüllü Sii milisler ile Irak askerleri tarafından önceki gün kurtarılırken, bölgeden gelen ilk fotoğraflar halkın sevinç gösterileri düzenlediğini ortaya koydu. Yetkililer 60 ISID üyesinin öldürüldüğünü açıkladı. Peşmerge güçleri ve Sii milislerin destek verdiği Irak ordu birlikleri dün de aynı bölge de yer alan, Salahaddin vilayetinin Süleymanbeg nahiyesine de girmeyi basardı.
Akşam

POLİTİKA
TOPLANTIDA GÖRÜŞÜRÜZ
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, baş başa görüştükten sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Toplantıda Erdoğan şunları söyledi: "Geçmişi çok çok uzun ama o günden bugüne gerçekten sabırla bekleyen ve bunun karşılığını göremeyen bir Kuzey Kıbrıs Türk halkı var. Temenni ederim ki sabrın sonu selamettir sözü gerçekleşir. Kararlılığımız devam ediyor. Adil bir çözüm istiyoruz. Adil olmayan projelerle gelenler bilsinler ki kabul etmemiz mümkün değil. Uzlaşmadan yana yaklaşımımız ortada. Hedefimiz halen devam eden müzakere sürecinin bir an önce referandumla sonuçlanmasıdır. BM sürecini zamana yayıp Türk tarafını oyalamaya kimsenin hakkı yoktur. Kıbrıslı Türklerin uzlaşı ve ortaklık yönündeki iradesinin yok kabul edilip, yeni planlar sunulmasını asla kabul etmeyiz. Türkiye, Kıbrıslı Türklerin Rum devletinde azınlık hale getirilmesine asla izin vermeyecek.
Hürriyet
ÇÖZÜMÜN TEK SORUMLUSU DAVUTOĞLU'DUR
Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, çözüm sürecinin yürütülmesi ile ilgili yeni bir düzenleme yapıldığını açıklayarak, "Çözüm sürecinin tek sorumlusu Başbakan Ahmet Davutoğlu'dur" dedi. Dün ilk toplantısını yapan yeni kabinenin ardından açıklamalarda bulunan Arınç, özetle şunları söyledi: "Çözüm süreci koordinasyonunu bir Başbakan Yardımcısı'nın uhdesine vermek sayın Başbakan tarafından uygun görülmedi. Çözüm sürecinin tamamen sorumlusu, ben de, Yalçın Akdoğan da değiliz. Bunun tek sorumlusu Başbakan Ahmet Davutoğlu'dur, yetkiler onun elinde toplanmıştır. Başbakanımızın özel bir düşüncesi var. Bir defa çözüm süreci veya Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi dediğimiz konu, 2'ncisi devlet içindeki hukuki olmayan oluşumlarla ilgili mücadele konusu, her bakanımızın öncelikli konusudur. Bir sekretarya vardır, bu daha da güçlendirilecektir. Sekretarya içerisinde bazı bakanlar yer alacak. Bunlar Başbakan yardımcıları Bülent Arınç, Yalçın Akdoğan, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ. Bazı bakanların bu süreç içerisinde özel rolleri de bulunmaktadır. Adalet Bakanı, Ada (İmralı) ile yapılan görüşmeler için izin verme konusunda söz sahibi olduğu için ayrıca bilgi sahibidir." Terörle Mücadele Üst Kurulu veya buna ilişkin kurumlar sadece PKK terörüne göre iş yapmak üzere kurulmuşsa artık bunların işlevselliğini kaybettiğini de söyleyebiliriz. Çünkü sadece PKK değil, artık bugün yeni tehdit unsurları var. Yeni terör örgütleri var. Üst Kurul'un çalışmaları teröre yönelik tüm örgütleri kapsayacak, bunun içinde IŞİD ve diğerleri dahil yeni bir yapıya kavuşturmak istiyoruz.
Hürriyet
SİVİL ANAYASAYA ENGEL TANIMAYIZ
Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Sunuş, İleri demokrasi, insani kalkınma, yaşanabilir mekânlar ve çevre, güçlü ekonomi, öncü ülke, sonuç" olmak üzere 7 ana başlıktan oluşan 62. Hükümet programını dün TBMM'ye sundu. Programda 'kapsayıcı, kucaklayıcı, özgürleştirici sivil bir Anayasa' vurgusu yapıldı; bu konuda 'kırmızı çizgi' kabul edilmeyeceği belirtildi. Programdaki bu ifadeler, 30 Ağustos resepsiyonunda kırmızı çizgilerin aşılması halinde gerekeni yapacaklarını söyleyen Genelkurmay Başkanı Necdet Özel'in sözlerini akla getirdi. Programda çözüm sürecinde yasal eşitliğe de vurgu yapıldı. Davutoğlu, 1.5 saat süren konuşmayla hükümet programını şu başlıklar altında anlattı: Bütün etnik, mezhebi ve dini kesimlere, başörtülü veya başı açık, köylü veya şehirli, kadın veya erkek, yoksul veya zengin, şu veya bu siyasi görüşten tüm vatandaşlarımıza eşit mesafede duruyor, her bir bireyin temel hak ve özgürlüğünden en ileri derecede yararlanacağı bir Türkiye'yi hedefliyoruz. Yeni Türkiye yolunda hedefimiz; etnik kimliği, mezhebi ve inancı ne olursa olsun herkesi kucaklayan, onları eşit vatandaşlık ile evrensel ilkeler ve değerler temelinde demokratik bir ortak yaşam bilincine ulaştıran bir anlayışın hayata geçirilmesidir. Bugüne kadar nasıl toplumdaki her bir ferdin yaşam tarzına saygı gösterdiysek, bundan sonra da farklı yaşam tarzlarına saygı gösteren, onları güvence altına alan bir Türkiye hedefliyoruz. Kişisel özgürlüklerin önünü kapatan değil, açan bir iktidar olmaya devam edeceğiz. Hükümetimiz, Yeni Türkiye'yi inşa misyonu doğrultusunda diğer toplumsal kesimler gibi, Alevi vatandaşlarımızın da inanç ve kültür temelli taleplerini karşılamayı hedeflemektedir. 1982 Anayasası darbe ikliminin bir anayasasıdır. Topluma dayatılan, dışlayıcı, toplum mühendisliğine dayanan bu Anayasa'nın yerine yeni bir Anayasa yapılması gerektiğine inanıyoruz. Yeni Türkiye'de artık sivil, katılımcı, çoğulcu, özgürlükçü bir demokratik ve sivil anayasa vaat olmaktan çıkarılmalıdır. Yeni Türkiye, sivil ve demokratik yeni anayasası ile yönetilmelidir. Milli iradeye rağmen üretilen "kırmızı çizgiler" anlayışının, Yeni Anayasa için engelleyici bir faktör olarak gösterilmesini kabul etmediğimizi belirtmek istiyoruz. Yeni Anayasa, ortak aidiyetimizi en geniş kapsamıyla benimseyen, eşit vatandaşlık anlayışını kendisine temel kabul eden bir anayasa olmalıdır.
Milliyet
İLİŞKİMİZİ SINIRLADIK.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Star TV'de gündeme dair açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu özetle şunları söyledi: Yargı siyasetçilerin at koşturdukları bir alan değil. Bağımsız ve tarafsız olması gerekir. Hükümetin adli yıl açılışında hazır olması gerekiyor. Savunma hakkı kutsaldır. Savunma hakkının olmadığı yerde zaten adalet olmaz. Savunmanın olmadığı yerde siz hangi adli yılı açacaksınız. 'O olursa gelmem' o zaman siz 'ben adalet istemiyorum' diyorsunuz. Başbakanlık koltuğuna yeni oturan birisinin ilk grup toplantısında anamuhalefeti hedef alması şık değil. Ben, şu ana kadar olumsuz bir şey söylememeye özen gösterdim ama o koltuğa çıkar çıkmaz ilk hedef CHP. Dur bir nefes al. TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Meclis'i açtıktan sonra Engin Altay, adap içinde elini kaldırarak söz istiyor. Çiçek'in 'isterseniz çıkın' deme hakkı ve yetkisi yok. Orası Çiçek'in babasının malı değildir. Söz vermek zorundadır. Söz verseydi, şunu soracaktı Çiçek'e: 'YSK kararı Resmi Gazete'de yayımlanmadığı halde hangi gerekçeyle olağanüstü toplantıya çağırdınız?'. Bu soruyu sormaya dahi izin verilmedi. Aslanlı Yolun başında Cumhurbaşkanı geldi doğal olarak tokalaştık. Ben gidip de birisinin elini illa sıkacağım diye bir özel çaba içinde olmam. Cumhurbaşkanı elimizi sıkarsa elbette sıkarız. İlişkilerimizi sınırladık. Özel görüşmemiz zaten yok. Gül, cumhurbaşkanı olduğu zaman iki veya üç kez görüştük, daha fazla görüşmedik. Cumhurbaşkanı'nın cumhurbaşkanlığı koltuğunu haketmesi için Anayasa'yı çiğnememesi lazım, temiz olması lazım, aile boyu etik kurallara uyması lazım. Resmi Gazete'ye ambargo konuldu, YSK kararı yayınlanmadı. Anayasayı açıkça çiğneyen birisine git onu kutla diyorlar. Neye gideceğim ben. O kişi anayasayı çiğnedi. Meclis'teki törene katılmamam gayet doğaldır. Anayasa'ya sadık kalmadı. Zorunlu olmadıkça görüşmeyiz. Örneğin cumhurbaşkanı Kıbrıs'a gitti, bizden de milletvekili istedi, göndermedik. Davutoğlu da görecek, o kadar heyecanlanmasın. İlişkilerimizin ne olup olmayacağını herkes görecek. Tavrımız nettir. Biz hukukun üstünlüğünden yana, temiz siyasetten yana kul hakkı yememiş bir insana saygı gösteririz, gırtlağına kadar yolsuzluğa batmış birisine saygı göstermeyiz. Yeni kurulan Bakanlar Kurulu'na önyargıyla bakma alışkanlığım yoktur. İcraatına bakacağız. Belki bizim düşündüğümüzden güzel icraatı olacak. Muhatabımız hükümet, başbakan. Ama bu başbakanın önce bir kişiliğini ortaya koyması lazım. Erdoğan'dan bağımsız kişiliği olduğunu, devleti yönetebilecek güce ve akla sahip olduğunu göstermesi lazım. İlk adımda bunu göstermedi. Adli yılın açılışına katılmayarak Talimatla ülke yönetilmez, iradeyle yönetilir. Adli Yıl açılışına gelmiş olsaydı kişilikli bir politika izlemiş olduğuna kanaat getirecekti. Gelmeyerek kendisi dışında başka bir iradenin tutsağı olduğunu gösterdi.
Milliyet

SPOR
Trabzonspor'da son yılların en yoğun transfer dönemi yaşandı. Boşnak teknik direktör Vahid Halilhodzic'ten önce ve sonra bordo mavililer, çok sayıda futbolcu transfer etti. Karadeniz Fırtınası 21 futbolcu alırken, 18 ismi takımdan gönderdi. Gelenlerden Turgut Doğan Şahin, Gaziantepspor'a yollandı. Yeni alınan bir diğer isim olan Kurtuluş Yurt da Bandırma'ya kiralandı. Trabzonspor'da Kurtuluş Yurt hariç, 17 futbolcu daha kiraya verildi. DÜN de Trabzonspor, Olympiakos'tan Papadopoulos, Guingamp'tan Yatabare ve Spartak Moskova'dan Waris'i aldı. Halilhodzic, göreve geldiğinde 10 takviye istese de, son 3 transferle beraber Trabzon'un toplam transfer sayısı tam 21'e ulaştı. Bordo mavili ekip, kadrosuna kattığı futbolculara 20 milyon 610 bin Euro'luk bonservis (Papadopoulos, Yatabare ve Waris'in ücretleri açıklanmadı) ödedi. Böylece Fırtına, bir tek Diego'yu alan Fenerbahçe, 7 transfere 11 milyon Euro harcayan G. Saray ve 5 isimle 13 milyon Euro karşılığı anlaşan Beşiktaş'ı geçti.
Hürriyet

Lig TV'ye açıklamalarda bulunan Türkiye Futbol Direktörü ve A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Fatih Terim, Danimarka ile yapacakları özel maçın yanı sıra 2015 Avrupa Şampiyonası grup elemelerinde konuk olacakları İzlanda'ya karşı büyük bir ciddiyetle hazırlandıklarını söyledi, "Danimarka karşısında İzlanda maçı öncesi hem eksiklerimizi hem fazlalıklarımızı göreceğiz " dedi. Terim, sadece Avrupa şampiyonasını hedef olarak önlerine koymadıklarını dünya kupasına da takımı hazırladıklarını belirterek "Önümüze 4 senelik plan koyduk. Çok ciddi şekilde hazırlanıyoruz" diye konuştu. Tecrübeli teknik adam, taraftarların artık kulüp takımlar'ın formalarıyla değil milli takım formalarıyla stadı doldurmalarını isteyerek "Kendi takımlarının formasına saygı duyuyoruz. Ama bizim maçlarımıza kırmızıyı, ay-yıldızı giyip gelsinler. Bizim bu birleşmeye çok ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı. Terim, kulüplerin yaptığı gibi milli takımın da lisanslı ürünlerinin satıldığı mağazaların olup olmayacağı sorusunu, "O da başlıyor. Gerekeni yapacağız. Bir yere gittiğimde turuncu görmekten, mavi görmekten bıktım. Biz kırmızıyı veya beyazı görmek istiyoruz. Bu ay yıldız bizi birleştirmeli" diye yanıtladı. Süper Lig'in Süleyman Seba ismine uygun olarak başlamadığını dile getirerek "Açıkçası futbolu öldürüyoruz. Bu unsurların içinde en masumu futbolcular. Çok ağır küfürler altında, mutlak kazanmaya endekslenmiş bir futbolcu olmak kolay değil. Koca koca insanlar, protokol tribününde kavgalar, küfürler ediyor. Şu anda futbolumuzun bahar iklimi yok, kara iklimi var" yorumunu yaptı. Futbolu meslek edinmiş olarak kendilerinin bununla mücadele etmesi gerektiğini vurgulayan Terim, "Şu anda hangi taktik, hangi oyuncu ve proje diye konuşmamız gerekirken, konuştuklarımız küfürler ve cezalar. Aklımızı başımıza almanın zamanıdır. Yoksa el birliğiyle futbolu öldürüyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Terim, grup elemelerinde Çek Cumhuriyeti ile de Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda karşılaşacaklarını da ifade etti.
Milliyet

F.Bahçe'nin başında çıktığı 2 resmi maçında da zaferle ayrılıp taraftarın güvenini kazanan teknik direktör İsmail Kartal, Karabük karşılaşmasının beklenenden daha zor geçtiğini söyledi. Yaptığı oyuncu ve sistem değişikliklerinin karşılığını 3 puanla almanın gururunu yaşayan genç çalıştırıcı, şansın da yanlarında olduğunu itiraf etmeden geçemedi: "LİGİN ilk haftasında oynayabileceğimiz en zor rakibin karşısına çıktık.Karabük şu an ligin en hazır takımı. Bu yüzden kazanmak güzel. Rakibin oyun içindeki hamlelerine aynen karşılık verdik. Bir ara satranç maçı gibi oldu. Her şeyi denedik, şans da yardım etti. Aslında Kuyt 2-1'ken boş kaleye atsa maç 4-5 olacak, farka gidecektik. Ardından oyun beraberliğe gelse de hiçbir zaman 'Berabere biter' diye düşünmedim. Takımıma güveniyorum ve kazanacağımızdan emindim. Sonuçta biz şampiyonluğa oynayan bir takımız. Kalite farkı da bu tip anlarda ortaya çıkıyor. Dıego'yu takıma yavaş yavaş monte edeceğiz. Sonuçta kalitesi ve kariyeri tartışılmayacak bir oyuncu. Takıma büyük katkı sağlayacağına eminiz. Ancak sakatlıktan çıktığı için biraz eksikleri var. Milli ara ona iyi gelecektir. İlerleyen haftalarda süresi artacak. Kadlec'i oyundan kalemize gol attığı için değil, taktik icabı aldım. Alves yokken oynaması gerekiyordu. Ufak problemi olmasına rağmen fedakarlığa imza attı ve sahaya çıktı. Yüzde yüz hazır değildi yani."
Vatan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme