8 Eylül 2014 Pazartesi

08.09.2014 Genel Gündem


08.09.2014

GÜNDEM

İki Gün Önce De Boşluğa Düşmüş!
Torunlar GYO'nun inşaatında çalışan işçilerin anlattıkları, facianın göz göre göre geldiğini ortaya koydu. 4 farklı taşeron firmanın bulunduğu inşaat 3 plazadan oluşuyordu. Sadece bir plazasında ise 700 işçi çalışıyordu. Bu kadar yoğun bir işçi trafiği olmasına rağmen inşaattaki iki asansörden birinin hizmete açılmadığı öğrenildi. 700 işçinin her gün en az 6 kez binerek çeşitli katlarda indiği asansörün bozuk olduğu iddialarını sürekli dile getiren işçiler, 4 Eylül'de asansörün içinde insan olmadan boşluğa düştüğünü ve tamir edilerek tekrar hizmete sokulduğunu söyledi. Elektrik işçisi Nazım Altındemir, "Tek asansör çalışıyordu ve bindiğimizde dua ediyorduk. Çünkü çalışırken çok kötü sesler çıkartıyordu. Gacır gucur sesler bizi çok ürkütüyordu. Böyle bir facianın yaşanacağı belliydi" dedi. Asansörü kullanması için görevlendirilen kişinin hiçbir teknik bilgi ve becerisi olmadan çalıştığı, sadece işçileri gidecekleri kata götürdüğü öğrenildi. İnşaattaki işçilerin güvenlik önlemlerini denetleyen ve iş güvenliği kurallarını uygulayan mühendislerin de taşeron bir firmadan karşılandığı için işlerini iyi yapmadıkları da iddialar arasında. Ölenlerin 7'sinin alçıpan ustası, 3'ünün elektrikçi olduğu ve 24'e kadar mesai yapmak için asansörle yukarı çıktıkları öğrenildi. İşçilerin mesai ücreti ise 50-70 TL arasında. Hayatını kaybeden 10 işçiden 3 tanesinin Yurtsever Elektrik'e bağlı olduğu belirlenirken Ahmet Demir arkadaşlarını kaybetmenin derin üzüntüsüyle açıklamalar yaptı. 1 ay önce işe başladığını söyleyen Ahmet Demir, "Cumartesi olduğu için 17.00'de paydos ettik ve koğuşlara çekildik. Vahdet, Cengiz ve Menderes işleri olduğunu ve 24.00'e kadar mesai yapacaklarını söyledi. Yanımızdan 19.00'da ayrıldılar. Yarım saat sonra öyle büyük bir gürültü duyduk ki inşaatın yıkıldığını düşündük. Çok büyük bir hızla yere çakılmışlar. Olay yerine gittik ve onlara ulaşmaya çalıştık. Etrafa öyle bir toz bulutu yayılıyordu ki göz gözü görmüyordu. İş güvenliği mühendisleri bizi yaklaştırmayınca biz de hemen katlara çıkarak arkadaşlarımızı aradık. Belki asansörde değillerdir umuduyla isimlerini seslenerek katları dolaştık ama umutlarımız yıkıldı" dedi. Ahmet Demir, "Aynı gün mesaiye başlamak için tüm teknik malzemelerimizi alarak inşaata gittik. Ama asansörün bozulduğunu öğrendik. 08.00'den 09.30'a kadar yüzlerce işçi asansörün yapılmasını bekledik. Zaten 2 gün önce içinde insan yokken boşluğa düştüğünü ve tamir edilerek tekrar kullanıldığını duymuştuk. Biz kullanırken de çok titriyordu. Hatta asansör görevlisi işçi arkadaşımız, asansörün üçüncü katta takıldığını ve arızalı olduğunu yetkililere bildirdiğini söylüyordu. Asansör görevlisinin hiçbir teknik bilgi ve eğitimi yoktu. Taşeron işçilerden seçilmiş sıradan bir işçi arkadaşımızdı. Hepimiz içinde olabilirdik çünkü her gün kullanıyorduk asansörü" dedi. Başka bir elektrik işçisi Nazım Altındemir de, 10 mesai arkadaşını kaybetmenin büyük üzüntüsünü yaşadığını söyledi. Altındemir, "Tek asansör çalışıyordu ve biz hep dua ediyorduk. Çalışırken çok kötü sesler çıkartıyordu. Gacır gucur sesler bizi çok ürkütüyordu. Bu facianın yaşanacağı belliydi. Her gün korkarak bindiğimiz asansör 10 kişinin ölümüne neden oldu. Bir işçi en az 4 kere asansöre biniyor. Bu kadar önemli bir aracın bakımının yapılmadığını biliyorduk" dedi. 7 alçıpancı arkadaşını yitiren Refah Çetin ise, ağırlıkları 700-800 kiloyu bulan alçıpan bloklarının da insanlarla birlikte yukarı çıkartıldığını söyledi. Çetin, "Asansöre hepimiz kontrolsüz şekilde biniyorduk. Korku içindeydik" dedi. Kazanın yaşandığı şantiyede 9 aydır iç Dekorasyon uygulamacısı olarak çalıştığını söyleyen Hüseyin Yıldız ise asansörlerin sürekli arızalandığını, en son 20 gün önce düştüğünü söyledi. Yıldız, "Daha önce o animak (yük asansörü) B4 dediğimiz yere çakıldı. İçinde birkaç kişi vardı. Animakla çıkmamız doğru değil. Çünkü her gün aynı şey. Her gün arıza. Bir bakıyoruz bir gün biri arızalı, öbür gün diğeri arızalı. İlla birkaç kişinin ölmesi mi lazım önlem alınması için" şeklinde konuştu.
Milliyet



'Türkiye Müdahil Olmalı'
ABD Başkanı Barack Obama, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) terör örgütüyle mücadele stratejilerini çarşamba günü kamuoyuna açıklayacağını bildirdi. Amerikan NBC televizyonuna röportaj veren Obama, IŞİD terör örgütüyle mücadelede son dönemde ABD'nin attığı adımlardan bahsederek "bir sonraki aşamanın ise bazı atak stratejilerine başlamak" olduğunu kaydetti. Obama, bu noktada salı günü Kongre liderleriyle bir araya geleceğini, çarşamba günü de IŞİD ile mücadele stratejisini açıklayacağını söyledi. Obama, şunları kaydetti: "Bu, Irak savaşına eşdeğer bir durum değil. Bu, son 6-7 yıldır düzenli olarak yürüttüğümüz terörle mücadele kampanyasına benzer bir yaklaşım olacak. Bölgeye 100 bin ABD askeri göndermek gibi bir arayışımız yok. Irak ve Kürt askerlerini desteklemek için hava saldırıları düzenleyen uluslararası bir girişimin parçası olacağız." IŞİD ile mücadele stratejinin ekonomik ve siyasi unsurları da içereceğini anlatan Obama, gelecek aylarda sadece IŞİD'ın ilerlemesinin durdurulmayacağını, sistematik biçimde kapasitesinin düşürüleceğini ve sonunda tamamen yenileceğini belirtti. Irak'ta, sorunlarını görmezden gelen Bağdat yönetimine uzaklaşmış Sünni kabilelerin tekrar kazanılması için bölgesel partnerlerle çalışmak gerektiğini söyleyen Obama, bu noktada Türkiye, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün gibi Sünni ülkelerin "adım atmalarına" ihtiyaç olduğunu belirterek "Onların da müdahil olması lazım. Bu onların bölgesi. (IŞİD) onlara bizden daha çok doğrudan tehdit oluşturuyor" ifadesini kullandı.
Vatan


EKONOMİ

Gram Altın 87, 9911-88, 1192                            
ABD Doları 2, 1568-2, 1596/  Euro 2, 7937-2, 7986/ İngiliz Sterlini 3, 5230-3, 5285   

Göz Göre Göre Facia
Türkiye, İstanbul'da 10 işçinin canına mal olan iş cinayetiyle birlikte, 'iş güvenliğini' bir kez daha tartışmaya açtı. Facianın yaşandığı şantiyede 5 ay önce de benzer kaza olması ancak kaza sonrası şantiyeye iş durdurma değil sadece para cezası verilmesi; "Kapatma cezası verilmiş olsaydı bu kaza olmaz mıydı" sorusunu gündeme getirdi. Tüm bu tartışmaların nedeni ise Çalışma Bakanlığı'nın bu yıl başında müfettişlere verdiği talimat. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın Ocak 2014 tarihli talimatı, "2014 yılında iş sağlığı ve güvenliği yönünden yürütülecek programlı teftişlere ilişkin uygulama esaslarını" içeriyor. Tüm teftiş kurulu üyelerine gönderilen talimata göre, 2014 yılından itibaren bir işyerinde eksiklik görüldüğünde kapatma uygulanmayacak. Bunun yerine bir ay sonra müfettişce uygun görülen bir tarihe kadar teftişe ara verilecek. Teftiş tutanağında da işverenin süre talebi belirtilecek. Teftişe ara verme süresi de, müfettiş tarafından takdir edilecek. Bakanlık söz konusu düzenlemeyi, "Hayati bir ihmal varsa, işyeri yine de kapatılabilir" sözleriyle savunuyor. Ancak denetim elemanları, "İnşaat gibi bir alanda hayati tehlike nedir. Baret kullanılmaması hayati bir tehlike olarak denetimde gösterilemez. Ama bir kaza anında ölümcül olur. Bu işyerinde de taşıma sistemleri nedeniyle ölümlü bir kaza yaşanmış. Burada şantiye kapatma cezası verilse, işveren de taşıma sistemlerini gözden geçirmek zorunda kalacaktı, belki de kaza yaşanmayacaktı" görüşünü dile getiriyor. 2014 yılıyla birlikte denetim sonrası kapatmanın fiilen yürürlükten kalkması nedeniyle, işyeri sahiplerinin dahi şaşırdığını belirten denetim elemanları, "Eksikliklerin farkında, kapanmayı bekliyor. Ama mevzuat gereği o işyerindeki denetim erteleniyor. İşveren de şaşırıyor" diyor. İnşaat sektöründe 10 ölümlü kazanın dünyada çok zor rastlanılan bir örnek olduğunun da altını çizen denetim elemanları, "İnşaatta çökme gibi bir durum yoksa, böyle toplu ölümler olmaz. Bu şantiyede zor olan başarılmış, 10 kişilik bir ölümün dünyada örneği sayılı" bilgisini veriyor. İstanbul'da Torun Center'da yaşanan son iş kazasının ise, şantiyedeki asansörün yerinin değiştirmesi sonrasında gerekli denetim ve testlerden geçmeden devreye alınması nedeniyle yaşandığı sanılıyor. Müfettişlerin ilk tespitlerine göre, asansörlerin bakımı ve kontrolü taşeron firmalara verilmiş. Ancak gerekli denetim ve özen gösterilmeyince, söz konusu kaza yaşanmış.
Hürriyet

İşyerini Sigortacılar Denetleyecek
Zorunlu sigortaların denetimini sigortacılar yapacak, sigortası olmayana ağır cezai yaptırımlar uygulanacak. Hazine Müsteşarlığı, geçen hafta bir yönetmelik yayınlayarak, trafik sigortasından yolcu taşımacılığına, tehlikeli maddeler sigortasından paket tur sigortası ve deprem sigortasına kadar tüm zorunlu sigortaların denetimini sigorta sistemine devretti. Uygulama ilk olarak, son dönemde sanayi ve ticari tesislerde meydana gelen patlamaların sıkça yaşanması nedeniyle, işyerlerinin yaptırmak zorunda olduğu 'tehlikeli maddeler zorunlu sorumluluk sigortası' ile başlayacak. Zorunlu sigortaların denetimini Sigorta Bilgi Merkezi (SBM) ile Güvence Hesabı ortaklaşa yapacak. Tehlikeli maddeler sorumluluk sigortası ise birçok sektörü kapsıyor. Petrol ürünleri, kimyevi maddeler, doğalgaz, tüpgaz, oksijen tüpleri gibi; katı, sıvı ya da gaz her türlü yanıcı, patlayıcı maddeleri üreten, depolayan, taşıyan ve satan tüm işletmelerin bu sigortayı yaptırması zorunlu. Daha açık bir anlatımla; kimyadan petrol sanayine, benzin ve LPG istasyonlarından boya üreticilerine, havai fişek imalatçılarına kadar tüm işletmeler, kanunen tehlikeli maddeler sorumluluk sigortasını yaptırmak zorunda. Hatta oksijen tüpü gibi yanıcı ve patlayıcı maddeleri kullananların yanı sıra bu maddeleri satan işletmeler de sigorta kapsamına giriyor. Sigortanın zorunlu tutulmasının nedeni ise meydana gelebilecek patlamalar sonucunda. üçüncü kişilerin uğrayacakları hem maddi hem de ölüm ve sakatlık gibi bedeni zararların sigorta sistemi aracılığı ile karşılanması. Bu nedenle de daha ruhsat aşamasında tehlikeli maddeler sorumluluk sigortasının yaptırılması ve her yıl da yenilenmesi zorunlu tutuluyor. Ancak büyük sanayi tesislerinin dışında binlerce işletme bu sigortayı yaptırmıyor; ruhsat aşamasında zorunluluktan dolayı yaptırsa bile ya hemen poliçeyi iptal ettiriyor ya da yenilemiyor. Bu konuda denetimlerin de yeterli olmaması nedeniyle –ki, 2008 yılındaki İstanbul Davutpaşa, bu yıl içinde de Denizli ve Zeytinburnu'nda meydana gelen patlamalarda denetim eksikliği ortaya çıktı- birçok işletme sigortasız faaliyet gösteriyor. Gerek denetim eksikliği gerekse de son dönemde meydana gelen patlamalar nedeniyle Hazine, tüm zorunlu sigortaların denetimini sigorta sistemine devrederken, önceliği de tehlikeli maddeler sigortasına verdi. Yeni uygulama ise 1 Ocak 2015'te başlayacak. Denetim, başta valilikler, belediyeler olmak üzere işletmelere ruhsat veren tüm kamu kuruluşları ile koordineli yürütülecek ve sigorta yaptırmayana kanunda yer alan para cezasından, geçici faaliyet durdurmaya ve ruhsat iptaline kadar ağır yaptırımlar uygulanacak.
Hürriyet

Savunma Sanayii 1.5 Milyar Dolar İhracata Koşuyor
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Dinçer, savunma sanayisi sektöründeki teknolojilerin ihraç edilmesinin son derece önemli olduğunu belirterek, "Bu sene 1.5 milyar dolara ulaşacağını zannediyorum" dedi. Dinçer, savunma sanayisinin Türkiye açısından çok önemli bir sektör olduğunu, bu konuda değerli çalışmalar yapıldığını belirtti. Türkiye'de savunma alanında özellikle Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nın politikalarının "kilit rol" oynadığına işaret eden Dinçer, "offset" olarak adlandırılan sanayide yerli katılım oranının yükseldiğini kaydetti. Savunma sanayisi sektörünce gerçekleştirilen ihracatın arttığını bildiren Dinçer, "Yerli teknolojilerin yurt dışına taşınarak, ihracatla pekişmesi son derece önemli. TÜSİAD'ın da hedefleriyle gayet uyumlu. Bu sene 1.5 milyar dolara ulaşacağını zannediyorum" diye konuştu. Türkiye'nin, dünyanın en büyük silahlı kuvvetlerden birisine sahip olduğunu ifade eden Dinçer, bu kapsamda yapılan askeri harcamalarda yerlilik katkısının yüksek olmasının son derece önem taşıdığına vurgu yaptı.
Türkiye

7 Ayda 11 Milyar Tl'lik Çek Karşılıksız Çıktı
Temmuz 2014 itibariyle ödenmeyen çeklerin toplamı 11 milyar TL'ye ulaştı. Yılsonunda bu rakamın 16 milyar TL'ye çıkması bekleniyor. Türkiye'deki ticaret hayatında ödenmeyen faturaların en fazla artış gösterdiği sektörler ise; kimya, metal, elektronik ve tekstil olarak dikkat çekti. Euler Hermes Türkiye Genel Müdürü Özlem Özüner; ödenmeyen çeklerdeki artışın yalnızca hapis cezasının kaldırılmasıyla ilgili olmadığını, ekonomideki büyümenin azalmasının da bunda etkili olduğunu söyledi. Özüner, "Çek sistemi Türkiye için önemli bir ticari kredi enstrümanı. Yaklaşık 400 milyar TL'lik bir büyüklükten bahsediyoruz ve bu, GSYH içinde önemli bir rakam. Ödenmeyen çeklerde Mayıs ve Haziran aylarında belirli bir yükseliş var. 2013'ün tamamında çeklerin yüzde 4'lük bir kısmı ödenmemişti. Bu yıl ise temmuz ayı itibariyle yüzde 3.68'i ödenmemiş durumda. Ödenmeyen çekler aylık bazda 1.5 milyar TL civarında. Bu, ekonomi üzerinde ciddi bir yük. Ödenmeyen çeklerin kurtarılması çok zor. Çek sistemi hem şirketlerin, hem de bankacılık sisteminin üzerinde operasyonel yük oluyor" dedi.
Türkiye

Oracle Türkiye'de Kuluçkaya Yatacak
Türkiye'yi inovasyon alanında bir üst lige taşıyacak 3 milyon metrekarelik alana kurulan Bilişim Vadisi'nin, ülkedeki ve dünyadaki tüm önemli firmaları bünyesine katmayı hedeflediğini söyleyen Işık, yakın zamanda da Hewlett-Packard, Vakıfbank, Garanti Bankası, Kuveyt Türk, Halkbank ve doğa koleji ile Bilişim Vadisi'nde yer almaları hususunda toplantı planlandığını ifade etti. Bilişim Vadisi'nde 10 bin metrekare alanla Türkiye'nin en büyük ve uçtan uca entegre ilk kuluçka merkezinin kurulacağını kaydeden Işık bu merkezde 2 bin metrekarelik alanda Teknoloji Geliştirme Merkezi ve bin metrekarelik alanda da ön kuluçka alanı bulunacağını söyledi. Türkiye'de ilk defa Türkiye İhracatçılar Meclisi ve İngiltere'de bulunan Warwick Üniversitesi Teknoparkı'nın ortaklaşa tematik inovasyon merkezi kuracağını açıklayan Işık, "Bilişim Vadisi, adeta Türkiye'de ilklerin vadisi olacak" dedi.
Milliyet

Fed Fırtınası Öncesi Sessizlik
Geçen hafta Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi'nin ekim ayından itibaren varlığa dayalı menkul kıymet alımı yapacaklarını açıklamasıyla piyasalarda yaşanan coşkunun, veri akışının sakin olduğu bu hafta da devam etmesi bekleniyor. Ancak uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'in 11 Eylül'de Türkiye ekonomisini ele alacağı toplantıya yönelik kaygılar ve 17 Eylül'deki ABD Merkez Bankası (FED) toplantısına ilişkin faiz artırımı endişeleri, hafta sonuna doğru piyasalarda rüzgarı tersine çevirebilir. Rusya ile Ukrayna arasında imzalanan anlaşmanın ve ABD'den beklentinin altında gelen tarım dışı istihdam verisinin de desteğiyle jeopolitik risklerin azalması sonucunda geçen haftayı yüzde 2.34 yükselişle kapatan borsa da bu hafta da olumlu bir seyir bekleyen uzmanlar, BİST 100 endeksinin 80 bin-84 bin arasında dalgalanabileceğini belirtiyor.
Star

Ruslar Bizi Çağırıyor; Çiftçiler Moskova'ya!
Avrupa Birliği ve ABD gıda ürünlerine ambargo uygulayan Rusya, bu ihtiyacı karşılamak için rotasını Türkiye'ye çevirdi. Son olarak Ruslar, Türk üreticisine bir çağrı yaptı; "Yaş-meyve sebze üretimini gelin Rusya sınırları içinde yapın. Biz de size araziden enerji maliyetlerine kadar yüzde 60'a varan teşvik verelim" dedi. Türklere Penza eyaletinin bir daveti olduğunu doğrulayan Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) Başkanı Mahmut Aslan, meyve, sebze, bakliyat ve seracılık için kendilerine büyük teşvikler önerildiğini söyledi. Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Bülent Tunç ise canlı hayvan ihracatı için Rusya'nın daha önce ABD ile anlaştığını ancak şimdi bu anlaşmaları fesh edip Türk üreticilerle bir dizi görüşme trafiğinde olduğunu söyledi. Rusya'da kırmızı ette büyük bir açık bulunduğunu belirten Bülent Tunç, "Bu açığı ABD ile kapatmak üzere anlaşma yapmışlardı. Ancak ambargo ile anlaşmaların çoğu iptal edildi. Şimdi ise bizimle iletişime geçtiler" diye konuştu. ABD'li şirketlere hayvancılık yapmaları için bedava arazi, makine ekipmanı ve 100 milyon euroya yakın teşvik verildiğini belirten Tunç, "Bu teşviklerin daha iyisini bize vereceklerini umuyoruz" diye konuştu. Ruslarla e-posta yoluyla görüştüklerini söyleyen Tunç, "Öncelikle bakanlık ve üniversitelerle görüşüp çok iyi bir proje hazırlayacağız" dedi. Tunç, önümüzdeki ay Rusya'ya gideceklerini kaydetti. AKİB Başkanı Mahmut Aslan ise, "Penza Valisi Mersin'e geldi. Buradaki üreticileri ve yatırımcıları çağırdı. Rusya'ya yatırım yapmaları halinde kendilerine gerekli kolaylıkları göstereceklerini söyledi" diye konuştu.
Akşam

Savunma Sanayi İracatında Yıl Sonu 1.5 Milyar $'I Yakalarız
Türk Sanayicileri ve Isıdamları Derneği (TÜSIAD) Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Dinçer, savunma sanayisi sektöründe yaratılan teknolojilerin ihraç edilmesinin son derece önemli olduğunu belirterek, "Bu sene 1,5 milyar dolara ulaşacağını zannediyorum" dedi. Haluk Dinçer, Türkiye'de savunma alanında özellikle Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nın politikalarının kilit rol oynadığına işaret etti. Dinçer, 'offset' olarak adlandırılan sanayide yerli katılım oranının yükseldiğini kaydetti. Geçen yılın ocak-ağustos dönemi itibarıyla 872 milyon dolarlık ihracat yapan savunma sanayii sektörü, bu yılın aynı döneminde 1 milyar 51 milyon 525 bin dolarlık ihracat gerçekleştirmişti. Söz konusu dönemde en çok savunma ve havacılık ihracatı daha önce olduğu gibi yine ABD'ye yapıldı.
Akşam

DÜNYA

Ukrayna'da Ateşkes Kâğıt Üzerınde Kaldı
Ukrayna krizi temas grubunun geçtiğimiz cuma Beyaz Rusya'nın başkenti Minsk'te imzaladığı ateşkes anlaşması aradan 48 saat bile geçmeden bozulmaya başladı. Dün doğuda ayrılıkçıların kontrolündeki Donetsk ve Lugansk şehri sakinleri Ukrayna ordusu tarafından ateşe tutulduklarını bildirirken, güneyde Ukrayna birliklerinin kuşatma altında bulunduğu liman kenti Mariupol şehrine de ayrılıkçıların topçu ateşi açtığı iddia edildi. Mariupol şehrinde yeniden başlayan çatışmalarda şu ana kadar bir kadın hayatını kaybetti. Bu arada, Minsk'te Ukrayna-Rusya-AGİT ve ayrılıkçılar temas gurubu toplantısında imzalanan 12 maddelik ateşkes anlaşmasına dair yeni bir tartışma başgösterdi. Protokoldeki "Ukrayna'daki yasadışı yabancı askeri birlik ve paralı askerleri çekilmeli" onuncu maddesini taraflar farklı okuyor. Kiev, maddeden "Rus askeri birlikleri Ukrayna'yı terk etmeli" anlamını çıkarıyor. Ayrılıkçılar ise onuncu maddenin bağımsızlık ilan eden Donetsk ve Lugansk bölgelerindeki Ukrayna askeri varlığının kastedildiği görüşünde. Öte yandan dün ayrılıkçılar, 15 Ukrayna askerini daha serbest bıraktı. Ayrılıkçıların elinde 700 askerin esir olduğu iddia ediliyor. Bugün AB'nin de Rusya'ya karşı ilave yaptırımları gündeme alması bekleniyor.
Hürriyet

Sarkozy Boşanma Tazminatını Katar'a Ödetmiş
Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande'ın eski sevgilisinin yazdığı skandal kitabın ardından şimdi de eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile Katar arasındaki finansal ilişkileri anlatan bir kitap Sarkozy hakkında yeni yolsuzluk iddialarını ortaya çıkardı. Katar'ın eski Emir Hamad bin Halife es-Sani'nin "Sarkozy'nin Cecila ile boşanma tazminatı olan 3 milyon euro'yu ben ödedim" dediği iddia edildi. Marianne dergisinde yer alan haberde, araştırmacı gazeteciler Pierre Pean ve Vanessa Ratignier'in yazdığı "Etki Altındaki Fransa" adlı kitapta, Sarkozy'nin Katar ile 'şaibeli' ilişkisine geniş yer veriliyor. Habere göre, dönemin Katar Emiri, 2007 yılında eşinden ayrılan Nicolas Sarkozy'nin eski eşi Cecilia Sarkozy'ye boşanma tazminatını nasıl ödediğini, "Sarkozy neredeyse omuzlarıma yatıp ağlayacaktı. Bana eşi Cecilia'nın, kendisinden boşanmak için 3 milyon euro istediğini anlattı. Ben de ödedim" diye anlatıyor. Devrik Libya lideri Muammer Kaddafi'nin de Sarkozy'ye seçim kampanyası için para yardımı yaptığı iddia edilmişti.
Hürriyet

Boko Haram'a Baskın: 50 Ölü
Nijerya'nın kuzeydoğusundaki Borno eyaletinde askerler, Boko Haram militanlarının saklandığı bölgeye operasyon düzenledi. 50 militanın öldürüldüğü baskında 3 asker yaralandı. Ordu, operasyonda 1 top, 2 uçak savar, 1 zırhlı araç ve çeşitli mühimmatın ele geçirildiğini açıkladı. Öte yandan ülkenin doğusundaki Adamawa eyaletine bağlı Colak şehri ise militanların kontrolüne geçti. Hükümet Sekreteri Liman Tukar, "Militanların onlarca insanı öldürdüklerini ve çok sayıda kişiyi evsiz bıraktıklarını öğrendik" dedi.
Türkiye

Ayrılıkçı İskoçlar İlk Kez Öne Geçti
Son anketlerde bağımsızlığı destekleyen İskoçların yüzde 51 oranında olduğu görülüyor. Referandumdan bağımsızlık çıkması durumunda Kraliçe Elizabeth'in kendisini anayasal bir krizin tam ortasında bulacağı tahmin ediliyor. Yaşanacak yetki karmaşası sorununa bir çözüm olarak ise Kraliçe'nin görevlendirdiği bir kişinin bağımsız İskoçya'da Kraliçe adına hareket etmesi öneriliyor. İskoçya Başbakanı Alex Salmond yaptığı açıklamada, Kraliçe'nin bağımsız İskoçya'da 'devletin başı' olarak kalmaya devam edeceğini belirtmişti. Tartışmaların dışında duran Kraliyet ailesi; Kraliçe Elizabeth, Prens Charles ve Prens Philip ise önceki gün İskoçya'da bir etkinliğe yerel kıyafetlerle katıldı.
Milliyet

İnternette Özgürlük Yeni Kriter
İstanbul geçtiğimiz hafta 9. İnternet Yönetişimi Forumu'na (IGF 2014) ev sahipliği yaparak birkaç günlüğüne 'internetin başkenti' oldu. Forumu düzenleyen Birleşmiş Milletler'e göre beş binden fazla sosyal medya kullanıcısının kullandığı "#IGF2014" etiketi 19 milyon Twitter kullanıcısına erişti. Hükümet temsilcileri, özel sektör, sivil toplum aktivistleri, akademisyenler ve bilişim uzmanlarının teşkil ettiği 3 bin 500 kişi internetin geleceğini; ABD merkezli özgürlük ve demokrasi odaklı düşünce kuruluşu Freedom House'a göre 'internet regülasyonu için kilit ülke' konumundaki Türkiye'de tartıştı. Forum'un resmi düzeydeki en önemli katılımcılarından biri Avrupa Birliği Komisyonu'nun Başkan Yardımcılarından, dijital ajandadan sorumlu Neelie Kroes oldu. İstanbul'daki yoğun programı içerisinde Bilgi Üniversitesi'nde "İfade Özgürlüğü Şakaya Gelmez" başlıklı bir konuşma yapan ve dijital dünyada özgürlüklerle yakından ilgili Kroes'in sözcüsü Ryan Heath'le konuşma imkanı yakaladık. Türkiye'de ifade özgürlüğü, internette bilgi edinme ve paylaşma hakkı konularındaki uygulamaların AB'ye üyelik sürecine etkisini sorduğumuzda Heath, "Online haklar artık offline haklar gibi evrensel insan haklarının bir parçası" cevabını veriyor. Heath, "Türkiye'de daha az gazetecinin hapiste olmasından mutluyuz. Fakat geleneksel alanlarda ilerleme olmasına rağmen internet yasası gibi yeniliklere bakarsanız, sorunun alan değiştirdiğini görürsünüz" saptamasıyla, Youtube ve Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerine erişimin Türkiye'de demokrasinin değerlendirilmesinde önemli bir araca dönüştüğünü doğruluyor. 'Yasal uzman' olmadığının altını özellikle çizen Heath yine de; 1993'te hukukun üstünlüğü, kurumsal demokrasinin varlığı, azınlık haklarının güvence altına alınmasını AB üyeliği için şart koşan Kopenhag kriterlerine internetteki özgürlüklerin de 'ruhen' eklendiğini belirtiyor.
Milliyet

'Bnd İle Nsa Yakın İşbirliği İçinde'
Alman istihbarat teşkilatı BND ile ABD Ulusal Güvenlik Kurumu NSA'in yakın işbirliği içinde olduğunu öne sürüldü. BND'nin dinlemelerinde NSA tarafından geliştirilmiş yaklaşık 20 farklı sistemi kullandığı belirtildi. Alman Der Spiegel dergisi, hükümete ait "gizli" bir belgeye dayanarak yayımladığı haberde, BND'nin Ortadoğu ülkeleri ile Somali ve Afganistan'da yürüttüğü teknik dinleme faaliyetlerine ilişkin yeni iddialara yer verdi. Haberde BND'nin Münih kenti yakınlarında bulunan Bad Aibling'deki üste dinleme faaliyetleri yürütülen hatlardaki "her türlü iletişimi" depoladığı iddia edildi. Bu üsteki sunucularda kayıt altına alınan verilerin, "telefon görüşmeleri, internet ve e-posta iletişimi ile GPS bilgilerini" içerdiği belirtildi. Habere göre, dinleme faaliyetlerine ilişkin kurallar gereği elde edilen veriler yedi gün süreyle muhafaza ediliyor. Bu süre zarfında uzmanlar, ham verileri özel programlar aracılığıyla analiz ediyor. Almanya'da muhalefette bulunan Sol Parti, BND'nin yurt dışına yönelik dinleme faaliyetlerine tepki gösterdi. Sol Parti Milletvekili Martina Renner, Der Spiegel dergisine yaptığı açıklamada, BND'nin faaliyetlerinde ölçüsüz bir şekilde hareket ettiğini belirterek, "Yurt dışındaki kitlesel dinlemeler anayasaya aykırıdır" dedi.
Star

İran: Abd İkili Oynuyor
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, ABD yönetiminin terör örgütü IŞİD ile mücadelesinde ciddi olmadığını iddia ederek, terörle mücadele için uluslararası işbirliği çağrısı yaptı. Zarif, ABD'nin IŞİD'i desteklediğini öne sürerek, "Amerikalılar bu güne kadar bu konuda çifte standart politikası uyguladılar ve ciddi değillerdi. Suriye'de IŞİD'i uzun süre çeşitli şekillerde desteklediler" dedi. Öte yandan Ürdün Başbakanı Abdullah en-Nusur, diğer ülkelerin içişlerine karışmayacaklarını ifade ederek, ülkesinin IŞİD örgütüne karşı oluşturulan koalisyona katılmadığını söyledi. Başbakan Nusur, ABD'nin teklifiyle IŞİD'e karşı oluşturulan çekirdek koalisyonda Ürdün'ün yer alamadığını kaydetti.
Star

'Brüksel'in Faili Işid İşkencecisi
Suriye'de başı kesilen ABD'li gazeteciler James Foley ve Steven Sotloff'la birlikte aylarca IŞİD tarafından esir tutulan ve nisanda cihatçıların elinden kurtulan Fransız gazeteci Nicolas Henin'den çarpıcı iddia Henin, mayıs ayında Brüksel'deki Yahudi Müzesi'ni basıp 4 kişiyi öldüren cihatçı Mehdi Nemmouche'nin Suriye'de kendilerini esir tutan ekipten olduğunu açıkladı. Çalıştığı Le Point dergisinin Paris bürosunda düzenlediği basın toplantısında, soruşturma kapsamında izletilen bir videodan onu tanıdığını söyleyen Fransız gazeteci, Nemmouche'nin kendisini dövdüğünü anlattı: Beni dövdükten sonra eldivenlerini gösterirdi. Motosiklet eldivenlerinden gurur duyuyordu. Bilhassa benim için aldığını söylüyordu. Diğer Batılı rehinelere kötü muamele yapıp yapmadığını bilmiyorum ama Suriyeli tutuklulara işkence yaptığını duyuyordum" dedi. Le Point dergisi Nicomas Henin'in bir makalesine yer verdi. Nemmouche'den Suriye'de IŞİD saflarına katılan Fransızların grubundan biri olarak bahseden Henin, "Nemmouche şarkı söylemediği zamanlarda işkence yapıyordu. Hücremizin hemen yanındaki 50 kadar Suriyeli tutukluyu dehşete düşürmek için gelen küçük grubun üyesiydi. İşkence gece boyunca, sabah ezanına kadar sürüyordu. Tutukluların bağırması karşısında zaman zaman Fransızca yanıt veriyordu" diye yazdı.
Akşam
POLİTİKA
SPOR

Sezona erken başlayan Beşiktaş'ta peş peşe yaşanan sakatlıklar Teknik Direktör Slaven Bilic'in canını sıktı. Kampta herhangi bir sakatlık sorunuyla karşılaşmayan ve yeni sezona umutlu başlayan siyah-beyazlılarda 5 resmi karşılaşmanın ardından gelen kötü haberler Hırvat teknik adamı tedirgin etti. Geçen yıl kas sakatlıklarıyla boğuşan ve bazı maçlarda kadro kurmakta güçlük çeken Bilic; kamp dönemindeki performanslarıyla dikkat çeken Atiba, Demba Ba, Gökhan Töre, Veli Kavlak, Oğuzhan, Tolga ve Necip gibi isimlerin sakatlanmasının sebebinin araştırılmasını istedi. Sakatlıklar sebebiyle Mersin İdman Yurdu karşılaşmasına Tolga ve Demba Ba'dan eksik çıkan Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Bilic, oyuncularını antrenmanlarda dikkatli olmaları ve sakatlık riski olan pozisyonlara girmemeleri konusunda uyardı. Tecrübeli teknik adamın sakatlığı nedeniyle milli takım kadrosundan çıkarılan Oğuzhan'ın ardından diğer futbolcularının durumundan endişe ettiği öğrenildi. Bu arada sakatlıkları devam eden Demba Ba, Necip ve Veli'nin sağlık durumlarıyla ilgili sağlık ekibinden sürekli bilgi alan Bilic, Kulüp Doktoru Ertuğrul Karanlık'tan gelen haberler üzerine rahatladı. Karanlık'ın bireysel antrenmanlara başlayan üç futbolcunun Çaykur Rizespor maçına kadar hazır hale gelmesini beklediği ifade edildi.
Türkiye

İsviçreli partneri Jil Belen Teichmann ile birlikte mücadele ettiği ABD Açık Tenis Turnuvası genç çift bayanlarda şampiyon olan İpek Soylu, çok mutlu olduğunu söyledi. Soylu, "Hep bugünün hayalini kurdum, bunun için çalıştım. İnanılmaz mutluyum" dedi. Türkiye'ye ilk grand slam şampiyonluğunu kazandırma başarısını gösteren 18 yaşındaki raket, "Partnerimle birlikte çok iyi iş çıkarttığımızı düşünüyorum. Sonuçta büyük bir turnuva kazandık. Duygularımı dile getiremiyorum. Hep bugünün hayalini kurdum, bunun için çalıştım. Bu nedenle inanılmaz mutluyum. Burada olmak, bu kupayı almak inanılmaz bir şey" ifadelerini kullandı. Kariyerinin en önemli karşılaşmasına çıktığını vurgulayan İpek Soylu, final mücadelesinde yaşanan yağmur şanssızlığına da değindi. Bu aksaklığın maçın gidişatını etkilediğini söyleyen Soylu, "Maça çok iyi başladık. İlk sette 3-1 öndeyken başlayan şiddetli yağmur nedeniyle yaklaşık bir saat ara verildi. Ara sonrasında rakibimiz daha iyi başladı. İlk sette üç kez set sayısı attık, kazanabilirdik ama bu şansı kaçırdık. İkinci sette yaptığımız taktik değişiklik sayesinde daha iyi bir oyun sergiledik, daha fazla risk alarak kazandık. Süper tie-break de çok heyecanlıydı" diye konuştu. Kendisi için yapılan Türkiye'nin Sharapova'sı benzetmesini de yorumlayan İpek Soylu, "Kendisini örnek aldığım için Türkiye'nin Sharapova'sı deniyor. Bu gerçekten güzel bir tabir" değerlendirmesinde bulundu.
Milliyet

TFF Süper Kupa'daki olaylar nedeniyle Fenerbahçe ile Galatasaray'a verilen cezaların sebeplerini açıkladı. İlk kez temsilci raporunu kamuoyuyla paylaşan Federasyon, "Sahada oynanan futbolun kirletilmesine yönelik hiçbir suça, gayrihukuki veya keyfi bir ceza verilmiş olması söz konusu değildir. Hedefimiz sahalarda bu tür benzeri olayları bir daha yaşatmamak ve mücadeleyi sürdürmektir" açıklamasını yaptı. Fenerbahçe'ye verilen 250 bin TL para cezasının temsilci raporu şöyle: "Sahaya 39 yabancı cisim atılması ve bu maddelerin bir kısmının yanıcı ve parlayıcı madde ile metal para olması; 1-2 adet meşale yakılması, ancak meşalelerin sahaya atılmaması; 15 adet koltuğun kırılması; atılan yabancı cisimler nedeniyle maçın 1 kez durmasından dolayı oluşan gerginlik." G.Saray'ın 1 maç seyircisiz cezasıyla ilgili ise şu açıklama yapıldı: "189 yabancı madde atılması ve bu maddelerin bir kısmının yanıcı ve parlayıcı madde ile metal para olması; 11 adet meşale yakılması, bunlardan 2 adedinin yanar vaziyette sahaya atılması; 96 adet koltuğun kırılması; atılan muştanın isabet ettiği görevlinin yüzünde yaralama meydana geldi.
Star

İspanya'da süren FIBA Dünya Kupası'nda 12 Dev Adam fırtınası esmeye devam ediyor. Ay-yıldızlılar, uzun süre geride götürdüğü mücadelede Emir Preldzic'in bitime 5 saniye kala bulduğu basketle 65-64 mağlup ederek çeyrek finale yükseldi. MAÇA kısa bir süre kala pota arızası nedeniyle 15 dakika gecikmeli başlayan mücadelenin ilk periyodunda Ender Arslan ve Sinan Güler'le etkinlik göstersek de Kangurular tempoyu artırdı ve Baynes ve Anderson'un sayılarıyla bu bölümü 18-15 önde kapattı. İKİNCİ çeyrekte de temposunu sürdüren Avustralya art arda sayılarla farkı 7 sayıya çıkardı. Sinan, Kerem ve Cenk'in sayılarıyla ayakta kalan milliler, bitime 1:50 saniye kala 32-31 öne geçse de hücum ribauntlarındaki Avustralya üstünlüğü devrenin skorunu 34-35 olarak belirledi. 3. periyotta agresif bir oyun ortaya koyan Avustralya Ingles'in öne çıkmasıyla farkı 4 dakika içerisinde 12'ye çıkardı: 36- 48 Bu bölümde hücum ritmini bulmakta zorlanan 12 Dev Adam, periyot sonuna doğru Kerem Gönlüm ve Emir'le farkı 8'e indirirken yeniden sahne alan Emir 40 saniye kala attığı 3'lükle skoru 46-50 yaptı. AY-yıldızlılar final bölümüne Ender Arslan 3'lüğünün moraliyle başlasa da oyunun kontrolü yine rakipteydi fark bitime 7 dakika kala 8 oldu: 49-57. Bu dakikadan sonra sert savunma yapmaya başlayan milliler, Avustralya'nın hücumunu durdururken maçın kahramanı Emir'in ilk 3'lüğüyle son 22 saniyeye 2 farkla geride girdi, sonrasında ise yine Emir'in bitime 5 saniye kala attığı 3'lükle 65-64 kazanan taraf oldu.
Vatan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme