13 Ekim 2014 Pazartesi

13.10.2014 Genel Gündem


13 Ekim 2014 Gündemi 

GÜNDEM

Sikorsky Düştü
İzmit Cengiz Topel Havaalanı'ndan Konya'ya gitmek üzere havalandıktan kısa süre sonra radardan koybolan Sikorsky helikopter, Kocaeli'nin Kartepe ilçesi Balaban köyü mevkisinde düştü. Havalandıktan yaklaşık 11 saat sonra bulunan helikopterdeki 4 mürettebat şehit oldu. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı Hava Üs Komutanlığı'nda görevli pilotlar Dz. Plt. Bnb. Deniz Akdeniz ve Dz. Plt. Ütğm. Çağrı Ceyhan ile Rad. Astsb. Kd. Üçvş. Mehmet Karakuşoğlu ve DSA Astsb. Üçvş. Ömer Burak Öğut, Sikorsky tipi helikopterle Konya'ya gitme görevi aldı. Saat 12.18'de havalanan S-70B Sikorsky tipi helikopterle 7 dakika sonra telsiz irtibatı kesildi. Helikopter radardan da kaybolunca, arama- kurtarma ekipleri alarma geçirildi. Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na ait bir CASA uçağı ve 4 arama kurtarma helikopteri ile birlikte jandarma da karadan aramalara başladı. Helikopterin rotasındaki dağlık bölgeler gözden geçirilirken, ekipler önce Samanlı Dağaları'nın en yüksek kesimi olan Kartepe bölgesine sevk edildi. Balaban köyü yakınlarında aramalarını yoğun sis altında sürdüren, ekiplere saat 15.00 sıralarında Afyonkarahisar'ın İhsaniye ilçesinden bir helikopterin düştüğü ihbarı geldi. Sarıcaova köyünde yaşayanların bir helikopterin dağlık bölgede kaybolduğunu söylemesi üzerine bu bölgeye de askerler, AFAD, Orman Bölge Müdürlüğü ve 112 Acil Servis ekipleri sevk edildi. Bir süre sonra Kartepe ilçesine bağlı Örnekköy yakınlarında hem helikopterden hem de pilota ait cep telefonundan sinyal alındı. Bunun üzerine aramalar bu bölgede yoğunlaştı. Acı haber ise saat 23.00 sıralarında Kartepe'nin Balaban Köyü mevkisinden geldi. Arama kurtarma ekipleri bölgede yaptığı aramada Pilotlar Akdeniz ve Ceyhan ile Karakuşoğlu ve Öğüt'ün cesedine ulaştı. Helikopterin düşme nedeni Kaza Kırım Heyeti'nin incelemesi sonucunda belirlenecek.
Hürriyet

Suriye Krizinde Kim Ne İstiyor?
TÜRKİYE: Her iki formül, masaya Türkiye tarafından getirildi. Tampon bölge, Suriye'nin sınırdan içine doğru 30 kilometreye kadar uzanabilecek bir alanı ifade ederken, güvenli bölge daha dar bir hattı ifade ediyor. Türkiye, bölgenin hem güvenliği sağlayacağını, bölgedeki insanlar ve 'ılımlı' güçler için korunaklı bir alan oluşturacağını savunuyor. Uçuşa yasak bölge ilan edilmesinin de bölgedeki Radikal unsurlara karşı desteklenmesi gereken grupların Esad rejimi tarafından bombalanmasının engellenmesi için şart olduğunu öne sürüyor. ABD: Dışişleri Bakanı John Kerry'nin güvenli bölge için "dikkatle incelenmesi gerekir" yönündeki sözleri bazı çevrelerde yeşil ışık olarak algılandı. Ancak Beyaz Saray ve Pentagon kesin tavırlarını koyarak güvenli bölge ve uçuşa yasak bölgenin planları dahilinde olmadığını söyledi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Marie Harf da "Hiçbir zaman (tampon bölge fikrini) gözardı etmedik. Şu anda sadece bunu hayata geçirmeyi düşünmüyoruz" ifadesi ile Kerry'nin sözlerine açıklık getirdi. BM: Birleşmiş Milletler'den resmi bir açıklama gelmedi. BM'nin Türkiye'den talebi ise, Kobani'yi savunacak gönüllüler ve teçhizatlarının geçmesi için sınırın açılması oldu. NATO: NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Türkiye'nin Suriye içinde talep ettiği tampon bölgenin 'İttifak'ın gündeminde olmadığını, bugüne kadar da hiç gündeme gelmediğini' Ankara ziyaretinde açıkladı. Fransa: Cumhurbaşkanı François Hollande, Kobani'de sivillerin korunması için tampon bölge fikrine destek veriyor. İngiltere: Dışişleri Bakanı John Hammond, John Kerry ile basın toplantısında gazetecilerin sorusu üzerine "tampon bölgenin üzerini çizmediğini" söyledi. İngiliz basınına göre, bu ifade İngiltere'nin "temkinli" olduğunu gösteriyor. Almanya: Almanya hükümeti, Suriye topraklarında herhangi bir askeri angajman planlarının olmadığını açıklayarak güvenli bölge ve uçuşa yasak bölge uygulamalarında yer almayacaklarını açıkladı. Rusya: Dışişleri Bakanlığı temsilcisi Aleksandr Lukaşeviç, Suriye-Türkiye sınırında tampon bölge kurulması kararını sadece Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin verebileceğini bildirdi. Kara harekâtı TÜRKİYE: Ankara, Türkiye'nin bölgeye tek başına kara harekâtı yapamayacağını; tek başına hava harekâtının da başarı şansının olmadığını düşünüyor. Bunun için güvenli bölge ve uçuşa yasak bölge şartlarına ek olarak, bölgedeki Özgür Suriye Ordusu gibi gruplara eğit-donat olarak özetlediği eğitim ve donatım uygulanması gerektiğini düşünüyor. ABD: Pentagon, sadece hava saldırıları ile IŞİD'in yenilemeyeceğini belirtiyor. Ancak ABD Başkanı Barack Obama'nın operasyonun başından beri 'karaya Amerikan askeri ayak basmayacağını' söylüyor. Obama yönetiminin planı ılımlı muhaliflerin eğitilmesi ve uzun vadede karadan mücadeleye başlamaları. BM: Suriye'de BM Güvenlik Konseyi kararı olmadan yapılacak bir müdahalenin meşruiyeti olup olmayacağı tartışılıyor. Ancak müdahale yapılsa da bu bir ilk olmayacak. Zira 2003 yılında ABD ve İngiltere öncülüğündeki Irak müdahalesi de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı olmadan gerçekleştirilmişti. NATO: NATO şemsiyesi altında bir müdahele gündemde değil. Fransa: Fransa tampon bölgeye destek verse de kara harekâtına karşı. İngiltere ve Almanya: İki ülkenin açık bir beyanı olmasa da kara harekâtına yanaşmadıkları biliniyor. Rusya: Esad rejiminin müttefiki Moskova, doğal olarak kara harekâtına karşı.
Milliyet

Hsyk'da Dengeler Değişti
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyeliği seçimlerinin en önemli raundu dün Türkiye çapında geniş güvenlik önlemleri altında yapıldı. Her ilde, il seçim kurulunun denetiminde yapılan oylamada, 13 bin 994 hakim-savcı, Türkiye çapında 61 aday arasından 10 asıl ve 6 yedek olmak üzere 16 üyeyi seçti. Seçim sonunda HSYK'ya adli yargıdan 7 asıl, 4 yedek, idari yargıdan ise 3 asıl ve 2 yedek üye belirlendi. Seçimlere YARSAV, Yargıda Birlik Platformu'nun desteklediği adaylarla, bağımsızlar adaylar katıldı. Adli yargıda 45, idari yargıda ise 16 aday yarıştı. Ankara adliyesinde 17'si adli ve 4'ü idari yargı için 21 sandık kuruldu. Hükümetin desteklediği savunulan Yargıda Birlik Platformu (YBP) temsilcileri, cemaate yakın oldukları iddia edilen bazı isimler ve adaylarda oy vermeden 1 saat önce adliye çok erken saatte geldiler. YBP temsilcileri oy verme yerinin kapısına sandalye koyup oturdular ve adaylarına destek istediler. YARSAV-Yargıçlar Sendikası üyeleri kendi listelerine oy istediler ve seçmen meslektaşlarını kapıda karşıladılar. Oy verme işlemleri sürerken bile kulisler devam etti. Oy verme işlemi saat 17.00'de sona erdi. Seçimin sonucunda idari yargıdaki üç asıl üyelikten ikisini bağımsız adaylar, birini ise Yargıda Birlik Platformu'nun desteklediği, Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Halil Koç kazandı. Koç 736 oy alırken, Ahmet Berberoğlu 735, Mahmut Şen 713 oy aldı. Adli yargıdaki seçimden ise Yargıda Birlik Platformu'nun listesi 7-0'lık galibiyetle çıktı. Adli yargıda seçilen isimler şunlar oldu: Metin Yandırmaz, Ramazan Kaya, Mehmet Yılmaz, Mehmet Durgun, Ömür Topaç, İsa Çelik, Turgay Ateş. Hükümetin desteklediği belirtilen YBP'nin aldığı galibiyet üzerine "Cemaat kaybetti" yorumları yapıldı.
Vatan



EKONOMİ

Gram Altın 89, 8264-89, 9710                            
ABD Doları 2, 2844-2, 2872/  Euro 2, 8834-2, 8871/ İngiliz Sterlini 3, 6701-3, 6801   

Sigorta Durdu
Kobani eylemlerinin maddi faturası çok ağır oldu, özellikle Doğu illerinde. Yüzlerce işyeri, bina ve araç yakıldı, yıkıldı, yağmalandı. Hal böyle olunca da konu döndü dolaştı her zaman olduğu gibi yine sigortaya geldi ve her kafadan ayrı ses çıkmaya başladı. Kimileri sigorta olsa bile terör zararını sigortanın karşılamamasından yakınıyor, kimileri sigortacıların Doğu ve Güneydoğu'da sigorta satmaktan çoktan vazgeçtiklerini hatta acenteliklerini bile kapattıklarını söylüyor. Ben size işin doğrusunu anlatayım. Ama önce bir bilanço tespiti yapayım. Adeta toplumsal olaya dönüşen Kobani eylemlerinde geçen hafta sonuna kadar 3 binden fazla işyeri, 400'e yakın özel araç, 250'nin üzerinde kamu binası, 200'ün üzerinde resmi araç, bankalar, parti binaları, mobese kameraları ve okullar, dershaneler zarar gördü. Anlayacağınız hasarın büyük kısmı kamu binalarında ve kamuya ait araçlarda. Bunlar zaten sigortalı değil. Yani kamu, ne binalarını ne de araçlarını sigortalamıyor. Gelelim, sigorta şirketlerinin Doğu ve Güneydoğu'da, daha doğrusu terör açısından riskli bölgelerde sigorta yapıp, yapmadıklarına. Küçük bir araştırma yaptım. Evet, son bir haftada yaşanan olaylar nedeniyle sigorta şirketleri, olayların yaşandığı bölgelerde sigorta satışı yapmıyorlar. Yani frene basmış durumdalar. 'Nasıl olur?' demeyin, çünkü böyle bir ortamda sigorta yapmak, deprem olduktan hemen sonra deprem sigortası ya da kaza olduktan sonra araca kasko sigortası yapmakla eşdeğer. Altını bir kere daha çizeyim, yeni sigorta satışı yapılmıyor. Yoksa işyeri ya da aracı sigortalı olup, sigorta da terör teminatını kapsıyorsa; yaşanan bu olaylardan dolayı oluşan hasar ödeniyor. Burada bir sıkıntı yok. Peki, sigorta şirketleri terör olaylarından dolayı Doğu ve Güneydoğu'dan çoktan çekildiler mi? Doğrudur, bazı şirketler bazı illerde riskli görüp, sigorta satışı yapmıyor hatta buradaki acenteliklerini bile kapatıyor ama bu şirketlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Büyük çoğunluğu riskli bölgelerde otodan işyerine kadar her türlü sigorta poliçesini satıyor, terör teminatını da veriyor. Temel sıkıntı ise şu: Bu bölgelerde sigorta bilinci yaygın olmadığından, kişiler de genelde devletten yardım beklediklerinden ve devlet de yıllardır terör zararlarını bir şekilde karşıladığından; kimse prim ödeyip, sigorta yaptırmak istemiyor. Kaldı ki, terör zararları da Kanun çerçevesinde devlet tarafından karşılanıyor, zaten. Hal böyle olunca da vatandaş sigorta yaptırmak istemiyor, sigorta şirketi de terör teminatı içeren poliçeleri satmada hevesli davranmıyor. Son olarak şunu da söyleyeyim: Özellikle riskli bölgelerde sigorta talebinde bulunanlar, terör örgütü PKK ile sorun yaşayanlar. Daha açık bir anlatımla, terör örgütünün hedefinde olan, bir şekilde anlaşmazlığa düşen inşaat şirketleri ya da işyerleri; yağmalama, yakılma, yıkılma riskine karşı sigorta yaptırmak istiyor. Özetle, sigortacılar, Doğu ve Güneydoğu'dan çekilmiş falan değiller. Bugünden bahsediyorsak; doğrudur, çoğunluk şirket olayların yaşandığı bölgelerde, olaylar bitene kadar sigorta satışını durdurmuş durumda.
Hürriyet

2015 Bütçesinde Aslan Payı Maliye, Hazine Ve Eğitimde
Orta Vadeli Plan'da (OVP) yer alan ödenekler belirlendi. Buna göre, 1 milyar 945 milyon lira olarak belirlenen bütçe büyüklüğünde, bütçe ödenek tavanı en yüksek kamu idaresi, 110.2 milyar lira ile Maliye Bakanlığı olurken, Hazine Müsteşarlığı 68.4 milyar lira ile ikinci, Milli Eğitim Bakanlığı 62 milyar lira ile üçüncü sırada yer aldı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına 30 milyar 666 milyon 260 bin lira, Milli Savunma Bakanlığına 22 milyar 764 milyon 255 bin lira, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına 18 milyar 249 milyon 634 bin lira, Emniyet Genel Müdürlüğüne 17 milyar 623 milyon 719 bin lira ödenek ayrıldı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının ödeneği 14 milyar 679 milyon 18 bin lira, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunun 9 milyar 873 milyon 269 bin lira olarak belirlendi. Orta Vadeli Mali Plan'da, özel bütçeli idarelerin 2015 yılı bütçesi ödenek teklif tavanları da yer aldı. Buna göre, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne 9 milyar 796 milyon 72 bin lira, Karayolları Genel Müdürlüğüne 7 milyar 246 milyon 304 bin lira, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna 7 milyar 52 milyon 675 bin lira, Orman Genel Müdürlüğüne 2 milyar 567 milyon 630 bin lira, TÜBİTAK'a 2 milyar 87 milyon 344 bin lira, Spor Genel Müdürlüğüne 1 milyar 20 milyon lira, Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumuna 905 milyon 250 bin lira bütçe ödeneği ayrıldı.
Türkiye

Zamlara Enflasyon Ayarı Yapılacak
ABD'nin de ılımlı baktığı yeni Irak hükümeti, Kürt petrolünün sevkiyatını yerinde denetleyecek, satış rakamlarıyla ilgili Erbil yönetiminden bilgi alacak. Bağdat yönetiminin, Kürt petrolüyle ilgili en önemli çekincesinin ortadan kalkmasıyla, uzun zamandır mali kriz içinde bulunan Kürt yönetimi de Türkiye üzerinden dünyaya satmaya çalıştığı 14 tanker dolusu petrolün parasıyla rahatlayacak. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) Türkiye üzerinden sevkettiği petrolün takibi için Irak Parlamentosu'nda komisyon kurulacak. Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Milletvekili Rebwar Taha, AA'ya yaptığı açıklamada, şunları söyledi: "Bu komisyon, Kürdistan bölgesinin sattığı ve satabileceği petrolle ilgili bilgileri IKBY Doğal Kaynaklar Bakanlığı'ndan alacak. Bununla ilgili belgeleri rapor halinde Irak Parlamentosu'na sunacak. Bütçe komisyonu satılan petrol miktarını bölge bütçesinden düşecek." Irak hükümetinin Erbil yönetiminin sattığı petrol miktarı hakkında bilgi sahibi olmasının en doğal hakkı olduğunu belirten Taha, "Irak, IKBY bölgesinin petrolden elde ettiği geliri hesaplamadan genel bütçeyi hazırlayamaz. Bölgesel hükümetin de bunu kabul etmesi gerek. Bölge ağır bir ekonomik kriz yaşıyor ve ulusal güvenliğimiz tehlike altında" dedi. Taha, komisyonun görevine hemen başlayacağını ve Erbil'i de ziyaret edeceğini söyledi. IKBY Parlamentosu Doğal Kaynaklar Komisyonu Başkan Yardımcısı Dilşad Şaban ise, "IKBY hükümeti, çalıştığı firmalar dahil petrol gönderimi ve satışına dair bütün raporları, merkezi hükümete verdi. Bayramdan önceki süreye kadar 14 petrol yüklü geminin gönderildiği bilgisini aldık. Şu an için bölge günlük olarak 200 bin varil petrol gönderiyor. Elde edilen gelir ise 1 milyar 331 milyon dolar" dedi. Bundan sonraki süreçte, Bağdat yönetiminin Kuzey Irak'tan petrol sevkiyatında doğrudan kontrol sahibi olması bekleniyor. Uzmanlara göre, daha önce de Kürt petrolünün Irak'ın resmi petrol şirketi SOMO üzerinden satılmasını isteyen merkezi hükümet, son gelişmeyle birlikte Kuzey Irak petrolüyle ilgili en önemli çekincesini kaldırmış olacak. Böylece, petrol gelirinden ayrılması gereken anayasal pay, uzun süredir bu parayı bekleyen Kürt yönetimine gönderilebilecek. Doğrudan kontrolle birlikte petrol konusunda Kürt KOMO'nun değil, Bağdat'ın SOMO'sunun yetkili olmasının beklendiği ifade ediliyor.
Milliyet

Vergisini Zamanında Ödeyen Mükellefe Maliye'den Ödül
Kayıt dışı ile etkin mücadeleye hazırlanan Maliye Bakanlığı, dürüst mükellefi ödüllendirecek. Mükelleflere yükümlülüklerini yerine getirmelerine göre karne notu verilecek. Vergisel Uyum Analiz Modeli ve Mükellef Değerlendirme Sistemi (Mükellef Karne Projesi) kapsamında puanlama çalışmaları yapılayacak. Yıl sonuna kadar puanlamanın bitirilerek pilot çalışmalara başlanılması planlanıyor. Dürüst mükelleflere vergi taksitlendirilmesi gibi farklı yöntemlerle ödül sağlanabileceği belirtiliyor. Elektronik ticaretin vergilendirilmesine yönelik Maliye yazılım çalışmalarını da tamamlandı. İnternet üzerinden elektronik ticarete (e-ticaret) yönelik vergi incelemelerinde kullanılacak robot program Xenon, test çalışmalarına başlarken, ilk sonuçlarda alınıyor. Hollanda Modeli olarak bilinen robot yazılımın ilk sonuçlarına göre yerli ve yabancı firmalar arasında sanal ticarette vergi kaçırıldığının tespit edilmesi halinde cezai yaptırım uygulanacak. Sokaktaki bakkal veya büyük bir holding gibi değerlendirilecek şirketlerin ticari faaliyetlerine göre kurumlar vergisi, KDV ve gelir vergisi ödemesi gerekiyor. e-ticaretin işlem hacminin bu yıl 40 milyar liranın üzerine çıkması bekleniyor. e-ticaretin vergilendirilmesini yakından takip edecek program ile Maliye'nin vergi gelirlerinde önemli artış bekleniyor.
Star

Komşu'nun Suyuyla Evimizi Aydınlatacak
Anadolu Grubu'nun, Gürcistan'da 185 milyon dolarlık yatırımla gerçekleştirdiği Paravani Hidroelektrik Santrali, resmen faaliyete başladı. 90 megavat kurulu güce sahip Paravani HES'te üretilen elektrik 9 ay boyunca Türkiye'ye, 3 ay da Gürcistan'a satılacak. Bir Türk yatırımcının yurtdışında geliştirdiği ve ürettiği elektriği Türkiye'ye sattığı ilk proje olma özelliği taşıyan Paravani HES ile Gürcistan'ın suları da bir anlamda millileştirilmiş oldu. Komşu 2 ülke arasında 400 kilometrelik enerji iletim hattının da inşa edildiği büyük bir projenin önemli ayaklarından olan Paravani HES, Enerji Bakanı Taner Yıldız, Gürcistan Başbakanı Irakli Garibaşvili ve Gürcistan Enerji Bakanı Kakha Kaladze'nin katılımıyla hizmete açıldı. Açılış töreni öncesinde Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, Gürcistan'da gerçekleştirdikleri bu yatırımın ilk adım olduğunu belirterek, "Burada yabancı yatırımcıya çok büyük imkanlar sağlanıyor. Dış yatırıma açık bir ülke. Gürcistan'da ilk olmanın avantajlarını yaşadık. Bu projede genelde geçerli olan yap-işlet-devret modelinden farklı bir durum söz konusu. Yaptığımız santralı devretmiyoruz. Baraj sonsuza kadar bizim. İlk 6 yılda projenin geri dönmesini bekliyoruz" dedi. Birçok açıdan ilklerin projesi olan Paravani HES'in Türkiye'ye yapacağı elektrik satışının yıllık 20 milyon dolar civarında olacağını kaydeden Özilhan, şöyle konuştu: "Paravani HES'te ürettiğimiz elektriği buradaki şirketimiz Türkiye'ye satacak. Ancak bu para daha sonra temettü olarak bizim grubumuza geleceği için, cari açıkla mücadeleye katkı sağlayacağız. Bir nevi ihracat yapmış olacağız. Bu açıdan bakıldığında da oldukça önemli bir proje ve biz bu şekilde Gürcistan'da yeni fırsatları değerlendiriyoruz. Şu anda somutlaşmış 2-3 proje üzerinde çalışıyoruz. Hedefimiz 2020'ye kadar 400-500 milyon dolar yatırımla 500 megavat kurulu kapasiteye ulaşmak."
Vatan

Kura'dan Türkiye'ye Enerji Akacak
Anadolu Grubu'nun, Gürcistan'da 185 milyon dolar yatırımla gerçekleştirdiği Paravani Hidroelektrik Santralı faaliyete başladı. 90 megavat kurulu güce sahip Paravani HES'te üretilen elektrik, 9 ay Türkiye'ye, 3 ay da Gürcistan'a satılacak. Bir Türk yatırımcının yurtdışında geliştirdiği ve ürettiği elektriği Türkiye'ye sattığı ilk proje olan Paravani HES ile Gürcistan'ın suları da bir anlamda millileştirilmiş oldu. İki komşu ülke arasında inşa edilen 400 kilometrelik enerji iletim hattı projesinin önemli ayaklarından biri olan Paravani HES, Enerji Bakanı Taner Yıldız, Gürcistan Başbakanı Irakli Garibaşvili ve Enerji Bakanı Kakha Kaladze'nin katılımıyla hizmete açıldı. Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, "Gürcistan'da yatırımcıya büyük imkanlar var. Bu projede yap-işlet-devret'ten farklı bir model söz konusu. Santralı devretmiyoruz. Baraj artık bizim" dedi. Gürcistan'da fırsatları da değerlendirdiklerini vurgulayan Özilhan, "2-3 proje üzerinde çalışıyoruz. Hedefimiz 2020'ye kadar 400-500 milyon dolar yatırımla 500 megavat kurulu kapasiteye ulaşmak" dedi.
Akşam

Gıda-Enerjide Enflasyon Ayarlı Fiyatlama Politikası
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası'nın Yıllık Toplantıları ve G20 oturumları kapsamında Washington'da bulunan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye ekonomisini yorumladı. Babacan, yüzde 7,9 olan cari açığın, bu yıl yüzde 6'nın da altına inebileceğini söyledi ve "Yüzde 2 puanın üzerine çıkması beklenen düşüş büyümeden fedakarlık yapılmadan gerçekleşti" dedi. Enflasyon rakamlarını da yorumlayan Babacan, şunları anlattı: "Yüzde 9'larda dolaşan bir enflasyon Türkiye için hayırlı olmaz. Birinci önceliğimiz enflasyonu daha makul oranlara çekmek. Bu hedefimiz OVP'de zaten var. 3 yıl boyunca da bu perspektifi koruyacağız." Babacan, sıkı maliye politikaları ve düşük bütçeye ilaveten gelirler ve bazı ürünlerin fiyatlandırmaları alanlarındaki politikaların da enflasyona dikkat edilerek uygulanacağına işaret ederek, şöyle konuştu: "İster enerji fiyatları, ister gıda fiyatları olsun, devletin direkt ya da endirekt bir etkisinin olduğu ürünlerde ya da hizmetlerde enflasyona çok dikkat eden bir fiyatlandırma politikamız olacak bu dönemde. Ama tabii ki Merkez Bankası'nın para politikaları aracılığıyla enflasyonla mücadelede çok temel görevleri var. Fiyat istikrarı Merkez Bankamızın birinci önceliği, asıl önceliği. Merkez Bankamız fiyat istikrarı önceliğiyle çelişmeme şartıyla hükümetimizin büyüme ve istihdam politikalarına da destek veriyor şu anda."
Akşam

Katılım Bankaları İmaj Tazeleyecek
Küresel ölçekte 1.7 trilyon dolar büyüklüğe sahip olan İslami finansın 2020 yılına gelindiğinde 6.5 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Türkiye gibi Müslüman nüfusa sahip olan Katar, Endonezya, S.Arabistan, Malezya ve BAE'de ise daha hızlı bir büyüme bekleniyor. Türkiye'de şu anda 100 milyar TL aktif büyüklüğe sahip olan faizsiz bankacılığın 2018'de 120 milyar dolarlık büyüklüğü yakalayacağı öngörülüyor. Hükümet bu gelişimi desteklemek için bir yandan kamu bankalarının katılım bankası kurmasının yolunu açarken, bir yandan da sektör şu günlerde kendi kendini sorguluyor. Geçtiğimiz aylarda Kızılcahamam'da düzenlenen çalıştayda bu konu da tartışmaya açıldı. Bu çalıştaya katılan EY Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı ve Finansal Hizmetler Sektör Lideri Selim Elhadef, sektörün özellikle kamuoyundaki algısının iyileştirilmesi konusunda geniş kapsamlı bir tanıtıma ihtiyacı olduğunun altını çizdi. Elhadef, bu kapsamda Katılım Bankaları Birliği ile çalışmalara başlandığını belirtirken, çıkacak yol haritasına göre tanıtım kampanyasına başlanacağını söyledi. Elhadef ile faizsiz bankacılığın Türkiye'deki gelişimini ve beklentilerini konuştuk.
Akşam

DÜNYA

Gazze İçin 1.2 Milyar Dolar Toplandı
Gazze Şeridi'nin yeniden imarı için yapılan konferans Mısır'ın başkenti Kahire'de başladı. İsrail'in Hamas'a yönelik düzenlediği 'Koruyucu Hat' operasyonu sonrası büyük bir yıkım yaşanan Gazze'nin yenilenmesi konferansı, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el Sisi tarafından açıldı. Filistin'in Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve diğer yönetim erkanı tarafından temsil edildiği toplantıda, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, Arap Birliği Genel Sekreteri Nebil el Arabi, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, Ortadoğu Dörtlüsü Temsilcisi Tony Blair, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry de dahil 50 ülke temsilcisi ve 20 bölgesel ve uluslararası örgüt temsilcisi hazır bulundu. Türkiye Mısır'la ilişkilerin bozuk olması nedeniyle konferansa en alt düzeyde, genel müdür düzeyinde katıldı.Abbas, Gazze'nin yenilenmesi için 4 milyar dolara ihtiyaç duyulduğunu söyleyerek, katılımcıların yardımlarının şeffaflık ve sorumlulukla değerlendirileceğini belirtti. Kerry, ABD'nin Gazze'nin imarı için 212 milyon dolar acil yardım yapacağını açıkladı. Kerry, "Gazzelilerin yarın değil, gelecek hafta değil, şimdi yardımımıza ihtiyaçları var" diye konuştu. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-moon da yeniden imar için başlattıkları girişimin değerinin 2.1 milyar dolar olduğunu söyledi, "Gazze'nin imarının başarılı olması sağlam bir siyasi zeminin oluşmasına bağlı" dedi. Katar ise, Gazze'ye 1 milyar dolar bağışladığını duyurdu. Almanya da Gazze'nin yeniden imarına katkı için 50 milyon euro yardım taahhüdünde bulundu. İsrail'in 7 Temmuz'da başlattığı ve 51 gün devam eden saldırılarda, çoğu sivil 2 bin 158 kişi hayatını kaybetmiş, 11 binden fazla kişi de yaralanmıştı. Saldırılarda 17 bin 200 ev, 73 cami ve 24 okul tamamen yıkılmış, binlerce bina hasar görmüştü. İsrail'in saldırıları 100 bin kişiyi evsiz bırakmıştı.
Hürriyet

Işid Durdu!
Merkezi Londra'da bulunan Suriye İnsan Hakları İzleme Örgütü yetkilileri, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin hava saldırıları ve YPG güçlerinin direnişi sonucunda kentteki IŞİD militanlarının Cuma gününden bu yana ilerleyemediklerini öne sürdü. Yerel kaynaklar, dün koalisyon bombardımanı dışında kentte keskin nişancı ateşinden başka olay yaşanmadığını belirtti. Bu arada IŞİD'in başta Rakka olmak üzere kontrolündeki kentlerden Kobani çevresine takviye militan sevkiyatının sürdüğü kaydedildi. Kobani'yi savunan YPG güçleri ise militanların kentin dış mahallelerine girmesinin ardından çatışmaların sokaklara taşındığını, bu nedenle hava saldırılarının pek fazla işe yaramadığını savunuyor. ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel, Kobani çevresindeki IŞİD hedeflerine yönelik hava saldırılarının işe yaradığını söyledi. Latin Amerika turunun Şili ayağında basın mensuplarının karşısına geçen Hagel, "IŞİD'in Kobani'den çekilmesi için hava saldırıları aracılığıyla elimizden geleni yapıyoruz. Aslına bakarsanız bu saldırılar işe de yarıyor" dedi. Hagel, Washington yönetiminin Suriyeli ılımlı muhaliflerin eğitimi ve silahlandırılması konularında Ankara ile yürüttüğü görüşmelerde de ilerleme sağlandığını kaydetti. Muhaliflere Türk topraklarında askeri eğitim verilmesine yönelik görüşmeler bu hafta Ankara'da devam edecek.
Vatan

Rusya'dan Kırım'a Nükleer Yığınak
Ukrayna'da Batı yanlılarının iktidara gelmesinin ardından yaşanan ayaklanmaların ardından referandumla Rusya'ya bağlanan Kırım'da nükleer kriz kapıda. Amerikan Temsilciler Meclisi'nin önde gelen Cumhuriyetçi Partili liderleri, Moskova yönetiminin Kırım topraklarına nükleer başlık taşıyan füzeler yerleştirmeye başladığını öne sürdü. Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi Başkanı Howard McKeon'un başını çektiği 3 komite yetkilisi, 2 hafta önce Başkan Barack Obama'ya gönderdikleri mektupta, Rus yönetiminin "işgal ettikleri" Ukrayna topraklarına nükleer silah ve bombardıman uçakları konuşlandırmayı planladığını belirtti. Mektupta gelişmeyle birlikte Rus nükleer silahlarının NATO topraklarına daha da yaklaştığı, bu durumun Kremlin'in elini güçlendirdiği yorumu yapıldı. Silahlı Hizmetler Komitesi üyelerinden James Inhofe, ağustos ayında Rusya lideri Vladimir Putin'in nükleer bomba taşıma kapasitesine sahip Tu-22 tipi bombardıman uçaklarını Kırım topraklarına yerleştirme talimatı verdiğini duyurmuştu. Rusya'nın son yıllarda ABD ile imzaladığı anlaşmaların aksine nükleer silahlanma yarışına yeniden döndüğü yorumları yapılıyor.
Vatan

Kayıp Irak Paraları Lübnan'da Sığınakta
ABD'nin 2003 yılında Irak'ı işgalinin ardından ülkenin yeniden yapılandırılması için yaptığı nakit para yardımının akıbeti konusunda yeni bir iddia ortaya atıldı. Dönemin ABD Başkanı George W. Bush tarafından Irak'a yapılan harcamaların denetlenmesi ve yolsuzluk iddialarını incelenmesi için atadığı Stuart W. Bowen'a göre Bağdat'a gönderilen nakit paranın 1.2 ila 1.6 milyar dolarlık bölümü Lübnan'a kaçırıldı. Washington, Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinin ardından geçici Irak yönetiminin ülkeyi düzene sokmasına yardımcı olabilmek için 2003 yılından itibaren düzenli aralıklarla başkent Bağdat'a nakit para sevk etmişti. 100'er dolarlık banknotlardan oluşan tonlarca yardım paketi, başkent Washington yakınlarındaki Andrews Hava Üssü'nden C-17 tipi nakliye uçaklarıyla Bağdat'a aktarılmıştı. Sadece 2003-2005 yılları arasında Irak'a 12 ila 14 milyar dolar nakit para gönderildiği tahmin ediliyor. 2000'lerin ortalarından itibaren yapılan yardımlarda büyük çaplı yolsuzluk yapıldığı iddialarının gündeme gelmesiyle paranın izini sürmeye başlayan Bowen, milyarlarca dolar nakit paranın yanı sıra Irak hükümetine ait 200 milyon dolar değerindeki altın külçelerinin de Lübnan'a kaçırıldığını belirledi. Ekibindeki Lübnan asıllı bir kişiye gelen ihbar üzerine harekete geçen Bowen, konuyla ilgili ABD yönetiminden hiç kimseyi harekete geçiremediğini vurguladı. Merkezi Haberalma Teşkilatı'nın (CIA) iddiayla ilgilenmediğini, Federal Soruşturma Bürosu'nun (FBI) ise yetkisi dışında kaldığı için kendisine yardımcı olamadığını ifade eden Bowen, Lübnan'a girişlerine yerel yetkililerce izin verilmediğini de kaydetti. 2013'te ofisinin resmen kapatılmasının ardından özel sektörde çalışmaya başlayan Bowen, paranın kimler tarafından kaçırıldığını hala bilmediklerini ifade etti.
Vatan

SAVUNMADAN SALDIRIYA
ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Kobani çevresindeki IŞİD mevzilerine yönelik hava saldırılarında Türkiye sınırının sıfır noktasında dev dumanlar yükselirken YPG-IŞİD çatışmaları da devam ediyor. Kobani dış ilişkiler sorumlusu İbrahim Kurdo, YPG güçlerinin (dün itibarıyla) son 24 saat içinde IŞİD'in saldırısını durduklarını ve savunmadan saldırı pozisyonuna geçtiklerini iddia etti. Al Jazeera Türk'e konuşan Kurdo, "IŞİD'in üç taraftan Kobani'ye girme girişimleri boşa çıktı. Birçok cepheleri patlatıldı" dedi. "Silah yardımı geliyor mu?" sorusuna Kurdo, "Buna cevap veremem fakat elimizdeki cephane bize uzun bir süre yeter" cevabını verdi. PYD ve onun destekçileri silah ve militan girişinin sağlanması için Türkiye'nin koridor açmasını isterken bu yönde bir kampanya da Beyaz Saray'ın internet sitesinde başlatıldı.
Akşam

Şer İ Tti Fakı
İran, Suriye'de ABD öncülüğünde başlatılan ve Beşşar Esad'ı güçlendireceği öngörülen IŞİD ve "radikal İslam" karşıtı koalisyona dolaylı destek veriyor. Tahran yönetimi Esad'ın düşürülmesini öngörmeyen ve Sünni-selefi örgütlerin zayıflatılmasını amaçlayan koalisyon fikrine destek verirken, Esad'ı korumak uğruna İsrail ve ABD ile ittifak halinde olacağını açık bir şekilde ilan etti. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Abdullahiyan, Esad'ın düşmesi durumunda İsrail'in güvenliğinin tehlikeye gireceği konusunda ABD'yi uyardıklarını söyledi. Abdullahiyan, "Eğer IŞİD karşıtı koalisyon güçleri, Suriye'deki yönetimi ve rejimi, IŞİD eliyle değiştirmek isterlerse, bunun sonucunda İsrail'in dahi güvenliği kalmayacaktır" derken Türkiye'yi de tehdit etti: "Onları (Türkiye) ve ABD'yi uyarmıştık. Türkiye bölgede 'Yeni Osmanlıcılık' peşinde. Biz müttefikimizi (Esad) savunmak için gerekli gördüğümüz her şeyi yapmaya hazırız. Bölgede öyle gruplar var ki, bizim işin içerisine girmemize dahi gerek kalmaz."
Akşam

POLİTİKA

Çatışmalarda Mhp'yi Kullandırtmam
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın muhalefete dönük eleştirilerine sert tepki göstererek, "Siyasi parti genel başkanı gibi. Cumhurbaşkanı Erdoğan hâlâ başbakan gibi nutuk irade ediyor. Bu anayasal suç. Fotokopi başbakan anlayışı ortaya çıktı" diye konuştu. Bahçeli, Suriye konusunda ABD ile varılan Eğit-Donat anlaşmasına iliştin olarak da ABD'nin Türkiye'yi terbiye etmeye kalkmaması gerektiğini söyledi. Bahçeli son yaşanan iç çatışmalara değinirken, "MHP'yi kullandırtmam" mesajı verdi. Bahçeli, MYK ve milletvekilleri ile Kızılcahamam'da gerçekleştirdiği kampın ikinci gününe kendi kullandığı 1970 model klasik Ford 20M aracı ile geldi. Kampta MHP kongrelerinin bir an evvel tamamlanmasını isteyen Bahçeli, kongrelerde çok adaylı yarışlar olacağını, kimsenin birbirini kırarak MHP'ye zarar vermemesi gerektiğini kaydetti. Son günlerdeki çatışmalara da değinen Bahçeli, şunları söylerdi: "Bu benim size kesin talimatım olacaktır. Bu ülkeyi çatışmaya götürüyorlar. MHP olarak iç çatışmada kesinlikle olmayacağız. Kimsenin istediği ile olaylara karışıp sürüklenmeyeceğiz. Nereden gelirse gelsin, kim olarsa olsun hiç kimse MHP'yi bu iç çatışmalarda kullanamayacak." Yeni yasama yılında MHP'nin aktif bir tavır sergilemesi gerektiğine dikkati çeken Bahçeli, 2015 seçimlerinin MHP için büyük bir fırsat olacağını dile getirdi. Bahçeli, 7 Haziran 2015 olarak gözüken seçim tarihinin AK Parti iktidarı tarafından savaş ve çatışmalar bahane edilerek ertelenebileceğini, buna göre MHP'nin çalışma takvimini belirlemesi gerektiğini vurguladı. Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın muhalefet liderlerine yönelik eleştirileri için "bir parti genel başkanı gibi" nitelemesini yaptı. Bahçeli, "2015 seçimlerinde millet iradesini milliyetçi iradeye dönüştürmeyi hedef kılmalıyız. Bu da MHP'nin zaferi ile mümkün. Cumhurbaşkanı Erdoğan hâlâ bir başbakan gibi nutuk irade ediyor. Bu bir Anayasal suçtur. Anayasa sınırları içinde kalması gerekir. Fotokopi başbakan anlayışı ortaya çıktı" diye konuştu. Bahçeli, sona eren kampın çıkışında ise Erdoğan hakkındaki sorulara, "Cumhurbaşkanı mı? Başbakan mı? yerini bilsin. Anayasadan aldığı görevlerine göre hareket etsin. Toplu konut açılışlarını başbakana bıraksın" diye konuştu. Bahçeli, ABD ile Türkiye'nin ılımlı Suriye muhalif güçlerini eğitip donatmak konusundaki anlaşmaya ilişkin sert konuştu. ABD'den yapılan konuya ilişkin gelen açıklamaların kabul edilemeyeceğini belirten Bahçeli, "Amerika bizim iç içlerimize karışmasın, bizi terbiye etmeye kalkmasın" dedi.
Milliyet

3-5 Serseriye Boyun Eğmeyiz
Bayburt ve Gümüşhane'de toplu açılış törenlerine katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gündeminde Kobani provokasyonları vardı. "Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 3-5 sokak serserisine boyun eğecek bir devlet değildir" diyen Erdoğan, şunları söyledi: Onlar yakarlar ama bedelini ağır öderler, biz daha güzelini yaparız. Şunu unutmayın, biz hangi ecdadın torunuyuz? 'Kesilen sakal daha gür biter' diyen ecdadın torunuyuz, ama 'Kesilen kol yerine gelmez' diyen ecdadın torunuyuz. Bunu iyi bilsinler. Daha iyisini yaparken, daha sağlamını inşa ederken bu vandallara, bu yağmacılara da yaptıkları şımarıklığın hesabını da sorarız. Bu alçakların, bu teröristlerin, bu hainlerin nerelere saldırdıklarına özellikle dikkatlerinizi çekiyorum. Kürt kardeşlerimize saldırıyorlar, inançlı kesime yani başörtülü, sakallı Kürt kardeşlerimize saldırıyorlar. Doğu ve Güneydoğu'da alın teriyle ekmeğini kazanmaya çalışan esnafa saldırıyorlar. Dikkat edin okullara saldırıyorlar, müzelere, kütüphanelere, kitaplara saldırıyorlar. Diyarbakır'da bir müzeye bu yağmacılar giriyor, 20 eseri çalıyor, çok sayıda kitabı da yakıyorlar. Kürtler okumasın, cahil kalsın diye yapıyorlar. Kürt çocukları okula gitmesin, kitapla tanışmasın, kitap okumasın, cahil kalsın diye bunu yapıyorlar. Çünkü Kürt çocukları okursa bunların tuzağına düşmeyecek, bunların istismarına gelemeyecek. Yazıklar olsun diyorum, bu barbar terör örgütüne yazıklar olsun diyorum, bu barbar terör örgütünün gölgesinde siyaset yapanlara da yazıklar olsun diyorum.
Akşam

Önce Helallik Sonra Yumruk
CHP Antalya Olağanüstü İl Kongresi'nde yumruklar havada uçtu. Kongre, mevcut İl Başkanı Devrim Kök'ün konuşmasıyla başladı. Kök, 2,5 yıllık görevi süresince elinden gelen çabayı gösterdiğini dile getirerek, kendisinin herkese hakkını helal ettiğini söyledi. Kök, partililerden de haklarını helal etmelerini istedi. Divan başkanının belirlenmesi için önce partililerden delege kartlarını havaya kaldırmaları istendi ancak bu işlemin sağlıksız olduğu iddiaları üzerine partililer arasında çıkan tartışma, kürsü önünde arbedeye dönüştü. Arbede üzerine salona giren polis ekipleri, sahne önünde önlem almaya çalıştı ancak tartışma sona ermedi. Bunun üzerine Kök, her iki adayın divanda başkan ve başkan yardımcısı olarak görev yapmasını önerdi. Bu öneri, başkan adayları Cavit Arı, Mesut Şimşek ve Bahadır Manyaslıoğlu tarafından kabul edilmedi. Tartışmaların ardından verilen arada, il başkan ve divan başkan adayları arasında yapılan görüşme sonucunda, Kepez Belediye Meclis Üyesi Zeki Durmaz'ın ortak divan başkan adayı olması kararlaştırıldı. Durmaz, oy birliğiyle divan başkanlığa seçildi.
Akşam


SPOR

Beşiktaş'taki görevine başladığı günden beri sadece siyah beyazlı taraftarların değil tüm sporseverlerin sempatisini kazanan Slaven Bilic, önemli spor müsabakalarını kaçırmamaya gayret ediyor. Hırvat teknik adam son olarak Fenerbahçe'nin sahasında NBA devi San Antonio Spurs'ü ağırladığı özel basket maçında Fenerbahçe Ülker Arena'da tribündeki yerini aldı. Sürekli Beşiktaş dışındaki takımların futbol maçlarını takip eden Bilic böylece basketbola da son derece ilgili olduğunu gösterdi. Fenerbahçe taraftarı da Bilic'e misafirperver davrandı ve sporda görmek istediğimiz manzaralar oluştu. İstanbul'da oynanan derbi maçları kaçırmayan Slaven Bilic geçtiğimiz sezon oynanan G.Saray-F.Bahçe derbisinde Türk Telekom Arena'ya gitmiş, Hırvat teknik direktör minik sarı kırmızılı taraftarlarla hatıra fotoğrafı çektirmişti. Euro 2008 çeyrek final maçında Türkiye ile karşılaşan Hırvatistan'ın başında olan Bilic, o maçta Ftih Terim ile bir gerginlik yaşamıştı. İstanbul'daki görevine başlar başlamaz Milli Takım Teknik Direktörü Fatih Terim ile bir yemek yiyerek buzları eriten Bilic, ay yıldızlıların 10 Ekim akşamı Kadıköy'de oynadığı ve 2-1 kaybettiği Çek Cumhuriyeti maçını da tribünden takip etti. Bilic burada da tüm futbol severlerin sevgi gösterileriyle karşılandı.
Hürriyet

Türkiye Basketbol Ligi'nde haftanın kritik mücadelesinde Pınar Karşıyaka, Banvit'i 64-60 yenmeyi başardı. İki takımın da normal hücum potansiyellerinin çok altında oynadığı maça Pınar Karşıyaka 4-0 ile başladı. Banvit, rakibine boyalı alandan yanıt vererek, 5. dakikayı 7- 6 önde geçse de, Dixon'ın art arda üçlükleriyle yeniden kontrolü ele alan Pınar Karşıyaka, farkı 9 sayıya çıkardı ve ilk periyodu 19-13 üstün tamamladı. Banvit, 12. dakikada Veremeenko ile farkı 1 sayıya indirse de, Karşıyaka adına genç oyuncu Egemen, kenardan gelip, art arda hücum ribauntları alarak skor üretti, takımının ilk yarıyı da 33-28 üstün bitirmesini sağladı. İkinci yarıda boyalı alandan Palacios ile etkili olan Pınar Karşıyaka, dışarıdan da Dixon-Diebler ikilisiyle art arta 3 üçlük bulunca farkı çift hanelere çıkardı. 3. çeyrek 52-42 ev sahibinin üstünlüğüyle tamamlandı. Pınar Karşıyaka'nın da hücumdaki temposunun düşmesi konuk takıma avantaj sağladı, Banvit, Rowland-Veremeenko ikilisiyle arayı kapattı. 39. dakikada skoru 63-60'a getiren Banvit, hücum şansını ele geçirse de, art arda sayı bulamayınca Pınar Karşıyaka, salondan 64-60 galip ayrılmayı başardı.
Milliyet

Türkiye Futbol Direktörü ve Milli Takım'ın hocası Fatih Terim, bugünki kritik Letonya maçı öncesi Riga'da basın toplantısı düzenledi. Terim, yollarına emin adımlarla devam edeceklerini ifade ederek, "Biz teknik adamlar oyuncularımızın her zaman yanındayız. Her durumda onlarla birlikteyiz. Özellikle de yakın olduğumuz zaman kötü olduğumuz zamanlardır. Arkadaşlarımız üzgünler. Hatta canımız bile acıyor diyebiliriz. Bu kadar iyi oynayıp kaybettiğimiz bir maç yüzünden" dedi. Fatih Terim şöyle devam etti: "Yarınki (bugün) maça oyuncularım konsantre olmuş durumda. Daha 8 maçımız var. Geriye düşebilirsiniz ama düştükten sonra kalkıp devam etmek önemli. Biz daha sırtımızı yere vermedik. Oyuncularımız da bizler de yürüyeceğiz. Çek maçı berabere bitseydi bugün biz hayıflanıyor olacaktık. Ne benim ne de oyuncularımın kafası önde değil, başımız dik. Üzgünüz ama ümitle bakmaktan başka bir düşüncemiz yok. Yaptığımız hataları en aza indirip önümüze bakacağız." "Gayet iyiyim. Moralim de iyi. Ama oyuncu üzülüyor ise ben üzülürüm. Ben olayı çok yoğun yaşayan birisi olduğum için o olayın içinde çok daha fazla canım acıyabiliyor. Maçtan sonra ne eşim ne de çocuklarımla görüştüm. Hatta torunumla bile konuşmadım. Önümüzdeki işi halletmemiz gerekiyor. Dünya üçüncüsü bir takımdan bahsediyoruz. Benim gardım düşmedi. Çok daha iyi durumdayım. Çok daha dolu durumdayım. Alnımız açık başımız dik. Mağlubiyetleri galibiyetlerle halledersiniz. Allah başka sıkıntı vermesin"
Star

G.Saray Başkan Adayı Alp Yalman, camianın en çok merak ettiği konulara açıklık getirdi. Özellikle F.Bahçe ile yaşanan gerilimi bitireceği vadinde bulundu: "Şimdi şike zaten üstünde konuşulacak bir şey bile değil. Böyle bir şeyi sporda düşünmek ve üzerinde konuşmak bile bana zül geliyor. Böyle bir şey özellikle G.Saray'ın defterinde, kitabında düşüncesinde olamaz. F.Bahçe Kulübüyle ilgili gerginliği sadece F.Bahçe'nin başkanına bağlamak doğru değil. Konjonktürü o hale getirmişler ki her iki başkanın da belki de çok istemeden konuştukları, ağızlarından çıkan şeylerle bu hale gelmiş. G. Saray'la, F.Bahçe'nin arasında her hangi bir düşmanlık, her hangi bir kulüple düşmanlık, itişme kakışma içinde olması diğer kulüpler için de söz konusu olamaz. Aziz, F.bahçe'nin başkanı kendi kulübü için tabi ki doğru bildiğini yapacak. Bundan doğru bir şey olamaz. G.Saray da yapacak. Aziz benim çok sevdiğim bir insan. Öyle tahmin ediyorum ki, düzgün bir diyalog kurma imkanı olacak. Federasyonla da itişme halinde olmak doğru değil. Bu G. Saray'a yakışır bir şey değil. Burada her şeyden önce dostluk ve mantık çerçevesi içinde, düzgün münasebet bulmak lazım. Onu da her halde yapabiliriz gibi geliyor. Passolig beni endişelendirmiyor ama şüpheler yaratıyor. E-bilet kötü bir şey değil. Statlarda belli huzursuzlukların olduğu yerde bunları kontrol altına almak için tedbirler konuyor. E-bilet ve passolig bunlardan biri. Ama bunu doğru çalıştırmamışlar. Boş sahalara oynamak hiçbir zaman ne keyif verir ne de kaliteyi yükseltir. Onun için Passoligi işler hale getirmek ne kadar mümkündür, değilse ortadan kaldırmak mı gerekir ona bakmak lazım. Bu sadece G.Saray'ın değil, bütün kulüplerin problemi. Oturup onun için konuşmalı. Kulüpler Birliği bunun için var."
Akşam

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme