21 Ekim 2014 Salı

21.10.2014 Genel Gündem


21.10.2014

GÜNDEM

Hsyk'da Mazbata Günü Cemaat'e Alkış Yok

HSYK üyeliğini kazanan yargı mensupları, YSK'da düzenlenen törenlemazbatalarını aldı. HSYK seçimlerini kazanan 10 asıl ve 6 yedek üye için dün YSK'da düzenlenen mazbata törenine YSK üyelerinin yanı sıra Ankara Adliyesi'nde görev yapan çok sayıda hâkim ve savcı katıldı. Törende, İdari Yargı'dan Cemaat'e yakın hâkim ve savcıların oylarıyla seçildiği iddia edilen HSYK üyeleri Ahmet Berberoğlu ve Mahmut Şen'in sadece YSK üyeleri tarafından alkışlandıkları görüldü. Hükümetin desteklediği iddia edilen Yargıda Birlik Platformu (YBP) listesinden HSYK üyeliğine seçilen üyeler ise salondakilerden yoğun alkış aldı. YBP listesinden seçilen ancak mazeret bildirerek törene katılmayan yedek üyeler de alkış aldı. Adli Yargı'dan HSYK asıl üyeliğine seçilen Ramazan Kaya, "Yargı milletin yargısı olacaktır. Şunun ya da bunun yargısı olmayacak ve milletimiz yeniden yargıya güven duyacaktır" dedi.

Hürriyet

Ajanlıkla Suçlanan Gazeteci Kazada Öldü!

Edinilen bilgiye göre, İran'dan yayın yapan Press TV muhabiri 30 yaşındaki Lübnan asıllı ABD vatandaşı Serena Shim ile kız kardeşi kameraman Juddy Irish'i taşıyan otomobil, Suruç'ta karşı yönden gelen beton mikseriyle çarpıştı. Shim olay yerinde hayatını kaybederken kameraman Irish ise, sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk müdahalesinin ardından Suruç Devlet Hastanesi'ne götürülerek, tedavi altına aldı. Kazanın meydana geldiği bölgede MOBESE ve güvenlik kamerası bulunmadığı ortaya çıktı. Gazeteci Shim'in de içinde bulunduğu ve kiralık olduğu belirtilen otomobili ise kardeşi Judy'nin kullandığı belirtildi. Kazanın Judy idaresindeki otomobilin kendi şeridinden çıkarak, karşı yönden gelen beton mikserinin altına girmesi ile meydana geldiği ileri sürüldü. Mikser şoförü Şükrü Salan ifadesinde "Kendi güzergahımda gidiyordum. Bu sırada çok hızlı gelen otomobil kontrolden çıktı. Kendi şeridinden çıkarak benim aracımın altında kaldı" dedi. Salan, işlemlerinin ardından serbest bırakıldı. Bu arada Serena Shim'in cenazesi ailesine teslim edildi.

Vatan


'Şunun Ya Da Bunun Yargısı Olmayacak'

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) 12 Ekim'de seçilen yeni üyeleri, Yüksek Seçim Kurulu'nda (YSK) düzenlenen törenle mazbatalarını aldı. Törende konuşan YSK Başkanı Sadi Güven, adli ve idari yargı hakim ve savcıları arasında yapılan seçim sonuçları hakkında bilgi verdi. Seçimde oy verme iş ve işlemlerinin düzenli, güvenli ve süresinde yürütülüp sonuçlandırıldığını belirten Güven, bu işlemlere yönelik YSK'ya itirazda bulunulmadığını bildirdi. Hakim ve savcıların görevlerini ifa ederken, Anayasa'nın 138. maddesindeki ilkelere uygun hareket etmelerinin asıl olduğunu vurgulayan Güven, "HSYK'ya seçilen üyelerimizin de mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre görev yapacağına inancım tamdır" dedi. Törenin ardından soruları yanıtlayan HSYK Üyesi Ömür Topaç, "Kurul üyesi olarak önceliğiniz ne olacak?" sorusu üzerine, "Önceliğimiz meslek içi sorunları tespit edip, süreç içinde gördüğümüz noktalardaki sorunları tespit etmek. Sonra çözüme dönük, çözüm odaklı bir kurul yapısı olacaktır" dedi. HSYK Üyesi Ramazan Kaya da aynı yöndeki soruya, "Yargı milletin yargısı olacaktır. Şunun ya da bunun yargısı olmayacak ve milletimiz yeniden yargıya güven duyacaktır" yanıtını verdi. Seçimde en çok oyu alarak HSYK üyesi seçilen Metin Yandırmaz ise, "Mazbatamızı aldık, ülkemize, yargı camiasına hayırlı olsun. İnşallah bizlere teveccüh gösteren meslektaşlarımızı mahcup etmeyiz. İnşallah layıkıyla görevimizi yerine getiririz" diye konuştu. HSYK'ya yeni seçilen üyeler İlker Çetin ve Mehmet Gökpınar, mazaret bildirerek, törene katılmadı. Adli ve idari yargıdaki seçimlerde iki bağımsız aday ile hükümetin desteğini alan Yargıda Birlik Platformu'nun 8 adayı kazanmıştı. Hükümet, bazı hakim ve savcılarla ilgili soruşturma izni verme konusunda HSYK'dan karar aldıramamıştı. Seçimde çıkan yeni tabloyla blokajın kalkacağı öne sürülmüştü.

Vatan


EKONOMİ

Gram Altın 89, 9008-90, 0076
ABD Doları 2, 2440-2, 2460
Euro 2, 8709-2, 8747
İngiliz Sterlini 3,6252-3, 6322

Barbaros Kriz Sularında

Türkiye'nin 3 boyutlu araştırma yapabilen sismik araştırma gemisi Barbaros Hayrettin Paşa, Kıbrıs Rum yönetiminin tek yanlı parselleyerek doğalgaz sondajına başladığı Doğu Akdeniz'de 'misilleme' çalışmalarına başladı. Türkiye ve KKTC'nin tepkisi üzerine Ada'daki  Birleşmiş Milletler (BM) müzakerelerinden çekilen Kıbrıs Rum yönetimi, Barbaros ve beraberindeki Türk donanmasını yakından takip ediyor. Barbaros Hayrettin Paşa gemisi, daha önce ilan edilen program çerçevesinde dün sabah erken saatlerde Mersin limanından hareket etti. Öğlen saatlerinde Türkiye'nin navi-tex (seyrüsefer ilanı) ilan ettiği Kıbrıs adasının güneyine gelen Barbaros Hayrettin Paşa, hemen çalışmalara başladı. Barbaros'un 20 Ekim 20 Aralık tarihleri arasını  kapsayan sismik araştırma çalışmasını, bölgede bulunan Türk savaş gemileri Gelibolu ve Giresun fırkateynleri ile Bafra korveti yakından takip ediyor. Türkiye'nin, Barbaros Hayreddin Paşa Sismik Araştırma Gemisi'nin sismik araştırma yapacağı Doğu Akdeniz'de bazı bölgeler konusunda yayınladığı Navtex'in (gemi adamlarına uyarı) yürürlüğe girmesinin ardından Rum Yönetimi'nin alarmda olduğu, bazı üçüncü ülkelerle birlikte Türk gemilerinin hareketlerini yakından izlediği haber verildi. Rum Yönetimi'nin, Türkiye'nin bölgedeki faaliyetlerden rahatsız görünen İsrail ve Mısır ile sürekli irtibat halinde olduğuna işaret eden Rum gazeteleri, Ankara'nın Doğu Akdeniz'de yapacağını ilan ettiği sismik araştırmalara başlamak için seçeceği anın Rum Yönetimi için sinir harbine dönüştüğünü yazdı. Gazeteler diplomatik kaynaklara dayanarak sismik araştırmaların toplamda 20 gün sürdüğünü ancak ilan ettiği Navtex 20 Ekim'de başlayıp 30 Aralık'a kadar devam edeceğinden, Türkiye'nin araştırmalarına başlamak için bu tarih aralığının hangi noktasını seçeceğinin bilinemediğine işaret ederek "Mesele tam bir sinir harbine dönecek" vurgusunu yapıyor.

Hürriyet


Bir Tasarı 8 Kritik Adım

Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) sevk edilen Bankacılık Yasası ile ilgili tasarıdan Borsa Başkanı'nın yetkisine tırpan ve manipülasyon cezasının artırılması çıktı. Tasarı ayrıca Vakıfbank'ın
Vakıflar Genel Müdürlüğü'ndeki yüzde 58.51'lik hissesini Hazine'ye devredilmesini düzenlerken kamu bankalarının katılım bankası kurmak için izin almasını da kaldırıyor. Sermaye piyasasının kurallarının bir nevi baştan yazıldığı kapsamlı düzenlemeleri içeren yasa tasarısı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilen bankalarla ilgili ihbarcılara da ödül verilmesini düzenliyor. Tasarının 46'ncı maddesiyle, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Yasası'nın 138'nci maddesinde yer alan; "Borsa İstanbul Anonim Şirketi yönetim kurulu başkanı en yüksek icra amiri sıfatıyla şirketi sevke, idareye ve tek başına temsile ve ilzama yetkilidir" cümlesi yürürlükten kaldırılacak. Yerine hiç bir düzenleme konmayan madde henüz iki yıl önce çıkarılan 6362 sayılı SPK yasasının 138'nci maddesinde Borsa İstanbul Anonim Şirketi'nin kuruluşu düzenliyordu. Tasarıyla borsada piyasa dolandırıcılığı (manipülasyon) ve bilgi suistimaline (insider trading) verilecek hapis cezaları artıyor. Hapis cezaları 2 yıldan 3 yıla çıkarılacak. Maddenin gerekçesinde cezanın 3 yıla çıkarılmasının caydırılık sağlayacağı belirtildi. Ayrıca sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, yorum yapanlar bir başkasına doğrudan ya da dolaylı menfaat sağlayanlar 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalacaklar. Bu düzenleme mevcut yasada da vardı ancak "Kendisine veya başkasına menfaat sağlayan" kısmı yoktu. Yani bir kişi borsada bir hisseyle ilgili yanlış bilgi verdiyse mevcut SPK yasasında da hapis cezası vardı ancak yasada menfaat temin ettiği kısmı yoktu. Tasarı ile bu kısım ekleniyor. 

Hürriyet


Bankacılıkta Yeni Dönem Başlıyor

Yeni bankacılık taslağına göre TMSF tarafından devralınan bankaların kamu bankasına devri mümkün olabilecek. Fondaki bankaların varlıkları kamu bankalarına satılabilecek. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), faaliyet izni kaldırılan bankaların kanundan doğan her türlü hak ve alacaklarını, kuracağı bankaya ya da mevcut bankalara devretmeye yetkili olacak. Fon bünyesindeki bankaların varlıklarının, katılım bankası kurulması amacıyla kamu sermayeli bankalara satılmasına yönelik imkan yaratılabilecek. Meclis'e sevkedilen tasarıya göre, Rekabet Kurulu'nun, bankalar hakkında soruşturma açılmasına karar vermesi halinde, bu durum önce Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'na (BDDK) bildirilecek. Soruşturma sonucunda oluşturulan rapor, BDDK görüş vermeden karara bağlanamayacak. TMSF, el koyduğu fonu kuracağı bankaya ya da mevcut bankalara devretmesi halinde, mevduat sahipleri yerine bankanın doğrudan doğruya iflasını isteyecek. Bu iflas isteminde, İcra ve İflas Kanunu'nun iflasın ertelenmesine ilişkin hükümleri uygulanamayacak. TMSF, devredilen bankalarla ilgili olarak kanunda belirtilen tedbirlerin alınması amacıyla, BDDK tarafından verilecek izne gerek olmaksızın banka kurmaya yetkili olacak. Kanun teklifiyle KİT'lerde (kamu iktisadi teşebbüsleri) yönetim kurulunun teşkili yeniden düzenleniyor. Bura göre, yönetim kurulu başkanının, genel müdür dahil olmak üzere yönetim kurulu üyeleri arasından seçilmesine imkan tanınıyor. Genel müdür, yönetim kurulu üyesi olacak ve ilgili bakanın teklifi üzerine ortak kararla atanacak. Bağımsız denetçinin iki yıl üst üste olumsuz görüş vermesi durumunda mevcut yönetim kurulu üyelerinin görevleri kendiliğinden sona erecek. Vakıfbank'ta Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün hisselerinin Hazine'ye devrinin koşullarını belirleyen tasarı Meclis'e geldi. Yüzde 58.51 hissenin Hazine Müsteşarlığı'na devredilmesinin ardından, bankanın halka açıklık oranının artırılması planlanıyor. Tasarıya göre, TMSF'ye borçlu olan gerçek ve tüzel kişilere ait, TMSF'nin bilgisi dahilinde olmayan haczi kabil malvarlığının bulundukları yerleri doğru olarak haber verenlere, ilgili tutarın tahsil edilmesinden sonra ikramiye verilebilecek. Verilecek ikramiyenin miktarı, tahsil edilen tutarın yüzde 40'ını geçemeyecek.

Milliyet


Uzan'ın Servetini İhbar Edene Devletten Büyük İkramiye

Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı TBMM Başkanlığı'na sunuldu. Vakıflar'ın hisselerinin Hazine'ye devrinin koşullarının belirlenmesinden bireysel emeklilik, sigortacılık ve sermaye piyasalarındki dolandırıcılığa kadar geniş kapsamlı tasarı toplam 60 maddeden oluşuyor. Tasarı, banka hortumcularının yurt dışında lüks hayatlarına devam etmesinin de önüne geçmeyi hedefliyor. Bu kapsamda tasarıda yer alan en çarpıcı düzenleme Cem Uzan gibi batık patronların servetini ihbar edenlere ödül verilecek olması. Fon alacaklarının tahsilini teminen, Fon'a borçlu olan gerçek ve tüzel kişilere ait, Fon'un bilgisi dahilinde olmayan haczi kabil malvarlığının bulundukları yerleri doğru olarak haber verenlere, ilgili tutarın tahsil edilmesinden sonra Fon tarafından ikramiye verilebilecek.
Verilecek ikramiyenin miktarı, tahsil edilen tutarın yüzde kırkını geçemeyecek. Bu kapsamda devlete milyarlık borcu olan firari Cem Uzan'ın örneğin 1 milyon liralık varlığını ihbar eden kişi, 400 bin lira ikramiye alabilecek.

Star


Türk Gıda Şirketleri Kuraklığa Rağmen Paris'e Çıkarma Yaptı

Türk şirketleri gıda sektöründe çıtayı yükseltti. Yaşanan kuraklığa rağmen toplam 275 Türk firması Fransa'da düzenlenen dünyanın en önemli fuarlarından SIAL 2014'e çıkarma yaptı. Kapılarını önceki gün açan fuara katılan İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı İbrahim Çağlar, toplam katılımın 265'i bulduğunu belirterek Türkiye'den bugüne kadarki en yüksek sayıda firma katılımının olduğunu söyledi. Çağlar, "Türkiye milli katılımını ilk kez 1986 yılında 82.5 metrekarelik alanda 10 firma ile gerçekleştirmiştik" dedi. Fuarda Brezilya'dan Avustralya'ya kadar alım heyetlerinin bulunduğunu kaydeden Çağlar, ihracat yapılmayan yerlerin potansiyelinin de burada oluştuğunu kaydetti. Çağlar, iklimsel etki nedeniyle rekoltede iniş ve çıkışlar yaşandığını belirterek Güneydoğu Anadolu Projesi'nin yeni fazlarının devreye girmesiyle birlikte tarımsal hasılanın katlanacağını kaydetti. Avrupa Birliği ülkeleri ile tarife dışı sorunlar olduğunu belirten Çağlar, Tarım Bakanlığı ile Ekonomi Bakanlığı'nın girişimleri bulunduğunu kaydetti. Çağlar, "AB normlarına gıda ürünlerini uydurmamız gerekiyor. Tarife dışı engeller olabiliyor. Bakanlık, Odalar Birliği topyekun hareketle bunları aşıyoruz. Rusya pazarı AB ambargosu sebebiyle kuvvetli bir şekilde önümüze geldi. Ruslar'la sıkı görüşmelere başladık. O pazarlarda daha fazla yer alabilirsek o pazarı kaybetmeyiz" değerlendirmesinde bulundu. Çağlar ihracatta kilogram satış fiyatlarının artırılması gerektiğine dikkat çekti. Çağlar, fuara makine sektöründen de Türk firmaların katıldığına dikkat çekti.İTO Başkanı Çağlar, Türkiye 2012 yılı itibariyle dünya üretiminde lider olduğu ürünler listesinin birinci sırasında fındık, kiraz, incir, kayısı ve ayvanın yer aldığı belirterek "İkinci sırada vişne, kestane, kavun, karpuz, salatalık yer alıyor. Üçüncü sırada ise nohut, antepfıstığı, biber, elma var. Dördüncü sırada da ceviz, zeytin,domates, taze fasulye, ıspanak, mercimek, haşhaş tohumu görüyoruz"
dedi.

Star


Bankacılığa Yeni Kanun Geliyor Tmsf-Bddk'nın Eli Güçleniyor!

Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı TBMM'de Tasarıya göre, Rekabet Kurulu'nun, bankalar hakkında soruşturma kararı alması halinde, durum BDDK'ya bildirilecek. Soruşturma raporu, görüşünün alınması için BDDK'ya tebliğ edilecek. Bunun yanında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), faaliyet izni kaldırılan bankaların, hak ve alacaklarını, kuracağı bankaya ya da mevcut bankalara devredebilecek. Fon, mevduatı ve katılım fonunu hak sahiplerine ödemesi veya kuracağı bankaya ya da mevcut bankalara devretmesi halinde, mevduat ve katılım fonu sahipleri yerine bankanın doğrudan iflasını isteyecek. İflas isteminde, İcra ve İflas Kanunu'nun 'ertelenme' hükümleri uygulanamayacak.

Akşam


Abd Pazarı İçin Türkiye Çin'e Alternatif Oluyor

İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Amerika'da kaybedilen pazarı yeniden kazanmak için kolları sıvadı. ABD'nin en büyük moda ve hazır giyim fuarı Magic Show- Las Vegas'ın Başkanı Christopher Griffin ve Uluslararası Satış Müdürü Bob Berg, İHKİB'in davetiyle geldikleri İstanbul'da ABD pazarındaki fırsatları anlatırken, Türkiye'yi Çin'in alternatifi olarak gördüklerini söylediler. 100'ün üzerinde firmanın üst düzey temsilcisinin katıldığı toplantıda Magic Show'un Başkanı Christopher Griffin, ABD pazarı hakkında tüyolar verirken, ABD pazarında Çinli firmalara karşı rekabet avantajı sırlarını da açıkladı. Türk hazır giyim, deri konfeksiyon ve ayakkabı sektörünün ABD'de büyük şansa sahip olduğunu belirten Christopher Griffin, katılımın yoğunluğundan etkilendiklerini ve memnun olduklarını belirtti. 2013'te Türkiye'nin ABD'ye 384 milyon dolarlık ihracat yaptığını belirten Griffin, "Türkiye, Amerikan pazarından yeterince istifade edemedi. Artık Çin'e alternatif arayan Amerikalı satın almacılar Türk firmalarını görmek istiyorlar" şeklinde konuştu.

Akşam


Işid Tehditler Biterse Sevkiyat 7 Katına Çıkabilir

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, ham petrol fiyatlarındaki düşüsün Türkiye'ye olumlu yansıyacağını açıkladı. Su anda Kuzey Irak'tan gelen petrol sevkiyatının durması için bir neden olmadığını, hatta artması gerektiğini söyleyen Yıldız, "Bölgede üretim artarsa sevkiyatı artırırız" diye konuştu. IŞID'in Kuzey Irak'taki dengeleri değiştiren bir aktör olduğuna vurgu yapan Yıldız, "IŞID özellikle yalnızca Kuzey Irak'ta değil Irak'ın tamamında istikrarın tehdit edilmesinde önemli bir unsur haline gelmiştir. Bölgedeki son durum projeleri etkiledi. ISID tehdidi enerji açısından sıkıntılar doğurdu. Sevkiyatın sürmesi için çalışıyoruz. Biz su anda sevk eden petrolün en az 7 katını daha sevk etmeye hazırız. ISID enerji projelerini tehdit etmiştir" açıklamasında bulundu.

Akşam


DÜNYA

Danımarka Ile Takas Krızı Sürüyor Bu Konu, Burada Kapanmadı

Danimarkalı yazar Lars Hedegaard'ı (61) öldürme teşebbüsünde bulunan kişi olduğu gerekçesiyle, 6 ay önce Türkiye'de tutuklandıktan sonra iadesi istenen H.B.'nin serbest bırakılmasıyla ilgili Danimarka'daki tepkiler büyüyor. Danimarka Başbakanı Helle Thorning-Schmidt dün ilk  kez olayla ilgili demeç vererek, "Bu konu kapanmadı" dedi. Danimarka'nın Politiken gazetesine konuşan Thorning, "Bu son derece anlaşılmaz ve kabul edilemez bir hareket. Zanlının neden Türkiye'de gözaltında olmadığına dair yanıtları halen bekliyoruz. Bu konunun kapanmadığına dair hiçbir şüphe olmamalı" dedi. Danimarka Adalet Bakanı Mette Frederiksen de önceki gün Türkiye'nin, iadesini istedikleri Danimarka vatandaşı zanlının serbest bırakıldığını kabul ettiğini, fakat nedeni konusunda açıklama alamadıklarını söyledi. "Söz konusu kişinin serbest bırakılmasını anlaşılmaz buluyorum" ifadesini kullanan Frederiksen, geçen cuma gelen Danimarka heyetinin Türkiye'deki görüşme sonuçlarının 23 Ekim Perşembe günü Parlamento Dış İlişkiler Komisyonu'nda ele alınacağını da ekledi. Bu oturumda Danimarka hükümetinin bu konuda atacağı adımların da kararlaştırılması bekleniyor. Olay Danimarka'da iç siyaseti de hareketlendirdi. Anamuhalefetteki Danimarka Halk Partisi Dışişleri Sözcüsü Soeren Espersen, Türkiye'nin Danimarka büyükelçisinin istişareler için geri
çağrılması gerektiğini söyledi. Ülkenin önemli partilerinden Yeşil Birlik'in Savunma Sözcüsü Nicholas Villumsen; "Bu büyük bir problemdir, Türkiye ile Danimarka arasındaki güven ilişkisine büyük bir ihlaldir. Türkiye, IŞİD ile tutuklu takas ettiyse, bu bireysel bir sınırdışıdan daha önemlidir. Türkiye, uluslararası toplumun IŞİD ile mücadelesine ihanet etmiştir" dedi. Villumsen, Türkiye'de bir NATO operasyonu için bulunan 7 Danimarka askerinin de ülkeye geri dönmesi gerektiğini ifade etti.

Hürriyet


İsrail Toplumu Hasta Ve Tedavi Ettirilmeli

İsrail Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin, "İsrail toplumunun hasta olduğunu ve bunu tedavi etmemiz gerektiğini itiraf etmenin zamanı geldi" dedi. Rivlin, İsrail Bilim Akademisi'nde düzenlenen "Yabancı Düşmanlığı ve Başkasını Kabullenme" konferansında yaptığı konuşmada, "İsrail'deki Araplar ve Yahudiler arasındaki gerginlik rekor seviyelere ulaştı. Farklı taraflar arasındaki ilişkiler ise en düşük seviyede seyrediyor. Şiddet hastalığı sadece belli bir kesimle sınırlı değil, bütün alanlara nüfuz etmiş durumda" ifadelerini kullandı. Facebook'ta "belli bir grubun görüşüne tam olarak uymayan bir paylaşımda bulunduğunda kendisinin de sözlü tacize uğradığını" dile getiren Rivlin, "İsrail toplumunun hasta olduğunu ve bunu tedavi etmemiz gerektiğini itiraf etmenin zamanı geldi" diye konuştu. İsrailli akademisyenlerin, şiddetin azaltılmasında çok önemli bir yerinin olduğunu düşündüğünü anlatan Rivlin, şunları kaydetti: "Her iki taraftan da şok edici şiddet olaylarına şahit olduk. Futbol statlarında olduğu kadar akademide de şiddet var. Sosyal medyada, hastanelerde ve okullarda da şiddet var. Martin Buber'ın sözlerini özetleyerek, 'Bizler Yahudi olmayı unuttuk mu?' diye sormayacağım. Bunun yerine, 'İnsan olmayı mı unuttuk?' diye soracağım. Nasıl konuşulabileceğini mi unuttuk? İsrailli akademisyenlerin, toplumdaki şiddeti azaltmada çok önemli bir rolü olduğunu düşünüyorum."

Türkiye


Ceylanpınar'dan Giriyorlar

IŞİD kuşatması altında bulunan Kobani'ye askeri yardım ulaştırılmasına yönelik girişimler sürerken, dün sabaha karşı koalisyon güçlerine ait kargo uçakları YPG'ye havadan silah, mühimmat ve ilaç yardımında bulundu. Bu arada KDP'ye yakınlığı ile bilinen Rudaw internet sitesi, Türkiye'nin peşmerge güçlerine kendi toprakları üzerinde Kobani'ye geçmesi için izin verdiğini ileri sürdü. Peşmergenin geçişine ilişkin iddia, Dışişleri Bakanlığı'nca da doğrulandı. Bu durum, TBMM'de kabul edilen Türkiye'nin yabancı ülkelere asker gönderilmesi ve yabancı askerlerin Türkiye'den geçişine yönelik tezkerenin peşmerge için kullanıldığı sonucunu doğurdu. ABD'nin yardımından önce koalisyon güçlerine ait jetler, IŞİD mevzilerini bombaladı. Ardından YPG'nin denetiminde bulunan Kobani'nin batı kesimine yardımlar atıldı. İki uçağın yardım bırakma operasyonu bir saat sürdü; faaliyet, sınırın Türkiye tarafından da gözlendi. Milliyet'in edindiği bilgiye göre, Kobani'de YPG güçlerine destek amacıyla gönderileceği belirtilen peşmerge kuvvetlerinin Kuzey Irak'ın Smelka bölgesinden Rojava bölgesine, buradan araç konvoylarıyla Serekani'ye gönderileceği kaydedildi. Kuzey Irak kaynaklarına göre henüz geçiş yapmayan peşmergenin Serekani bölgesinden yine araçlarla Ceylanpınar'a buradan sınır hattını izleyerek Kobani'ye doğru geçiş yapacağı ifade edildi. İddialara göre, bu süreçte, Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ile Kuzey Irak Kürt Yönetimi arasında peşmerge kuvvetlerinin Kobani'ye gönderilmesi konusunda seçenekler masaya yatırıldı. Peşmergenin Habur Sınır Kapısı'ndan Türkiye'ye girip buradan Şanlıurfa bölgesine intikal etmesi isteğini Türkiye kabul etmedi. Serekani bölgesinden Kobani'ye Türkiye üzerinden koridor açılması konusunda anlaşmaya varıldı. Peşmergenin ne zaman Kobani'ye varacağı ise henüz netleşmedi. Peşmergenin Kobani'ye geçişi için Türkiye'nin yardımda bulunması, beklenen koridorun açıldığı ve peşmergenin silahları ile geçişinin sağlandığını ya da kısa sürede sağlanacağını da ortaya koydu. Bu durum, tezkerenin ilk kez peşmerge için kullanıldığı ve peşmergenin tezkere kapsamında "yabancı kuvvet" sayıldığı sonucunu da doğurdu. ABD'nin bölgede YPG'nin ihtiyaç duyduğu silahların bir bölümünü peşmergeye teslim ettiği, peşmergenin bölgeye geçerken bu silahları da götürdüğü de belirtiliyor. Böylece, Türkiye'nin terör örgütü saydığı PYD'ye yardım amaçlı değil, peşmergeye yardım ederek düğümü çözdüğü ifade ediliyor.

Milliyet


Yolsuzluk İtirafı İçin 'Darbe' Benzetmesi

Dünyanın en büyük yedinci ekonomisi, Güney Amerika'nın itici  gücü Brezilya'yı dört yıllığına yönetecek liderin belirlenmesine günler kala İşçi Partisi iktidarı zorlanıyor. 1985'te askeri cuntadan demokrasiye geçilmesinden bu yanaki en çekişmeli seçimde son ankete göre Dilma Rousseff'in oyu yüzde 45,5 gözükürken ikinci turdaki rakibi Aecio Neves yüzde 44,5 oyla görevdeki devlet başkanının ensesinde. Fakat Rousseff'in Brezilya'nın milli petrol şirketi Petrobras'ın başında olduğu dönemdeki yolsuzluk iddiaları dengeyi değiştirebilir. Rousseff'le yakın çalışmış, eski yöneticilerden Paulo Roberto Costa mart ayında tutuklanmıştı. Costa'nın geçtiğimiz haftalarda görülmeye başlanan davasındaki tanıklıklarının basına sızmasıyla Petrobras içerisindeki rüşvet ağı ortaya çıktı. İsviçre ve Cayman adalarındaki hesaplarından 25 milyon dolar çıkan Costa'nın tanıklığının basına  yansımasını 'darbeye' benzeten Rousseff'e tepkili Brezilyalı gazeteciRuth de Aquino, "Bu yolsuzluk normal bir ülkede yaşansa hükümetin devrilmesi gerekir" dedi.

Milliyet



Türkiye'nin Tavrı Kabul Edilemez

Türkiye'nin Danimarka Özgür Basın Derneği başkanı Lars Hedegaard'a 5 Şubat 2013 tarihinde silahlı suikast teşebbüsünde bulunan zanlıyı serbest bıraktığını kabul etmesi büyük tepkiye yol açtı. Danimarka başbakanı Helle Thorning- Schmidt, Türkiye'nin suikast zanlısını serbest bırakmasının 'anlaşılmaz, kabul edilemez ve anlamakta zorluk çektikleri bir olay' olduğunu söyledi. Thorning- Schmidt, Türkiye'ye karşı atılacak adımların Danimarka Parlamentosu Dış Politika Komisyonu'nun perşembe günü konuyla ilgili olarak yapacağı ve diğer partilerin katılacağı toplantı sonrasında atılacağını belirtti. Başbakan ayrıca, Danimarka hükümetinin, suikast zanlısının serbest bırakılmasıyla ilgili neler olduğu konusunda Türk hükümetinden 'eksik bilgi aldığını' sözlerine ekledi. Danimarka heyetiyle Ankara'da yapılan görüşmede, Türk yetkililerin Lübnan asıllı Danimarka vatandaşı B.H'nin serbest bırakıldığını itiraf etmelerinin ardından; siyasi partiler büyükelçinin Ankara'dan geri çağrılmasından Türkiye'de NATO misyonu için konuşlandırılan yedi Danimarkalı askerin derhal geri çekilmesi gibi bir dizi yaptırım kararının alınmasını istiyor. Danimarka koalisyon hükümetini dışardan destekleyen Birlik Listesi sözcüsü Nikolaj Villumsen, zanlının Türk konsolosluk rehinelerin serbest bırakılması takasında IŞİD'e verildiği duyumlarının olduğunu ancak bunun resmi kanaldan doğrulanmadığını belirtti. Villumsen, NATO misyonu çerçevesinde Türkiye'de konuşlandırılan 7 Danimarkalı askerin geri çekilmesini istedi. Aşırı sağ eğilimli Danimarka Halk Partisi(DF) sözcüsü Sören Espersen, tepkinin sert ve tartışmasız olması gerektiğini belirterek, perşembe gününden sonra istişare için büyükelçilerinin Ankara'dan geri çağrılmasını istedi. Türkiye'nin uzun yıllardan beri NATO'da iyi bir ülke olduğuna değinen Espersen, "Eğer İslami yöne doğru çekilmeye başlarsa ki öyle gözüküyor o zaman onlara ihtiyacımız yok. Aynı zamanda Türkiye'nin AB'nin bir parçası olması konuşmalarına da son verilmelidir dedi. Danimarka eski Dışişleri Bakanı ve Sosyalist Halk Parti sözcüsü Holger K. Nielsen, iki ülke arasındaki işbirliği mantığına göre bunun kabul edilemez olduğuna vurgu yaparken, bunun bir bedelinin olması gerektiğini belirtti.

Milliyet


Lübnan Hükümeti, Suriyeli Mültecilere Kapıyı Kapattı

Lübnan, bundan sonra resmi olarak Suriyeli mülteci kabul etmeme kararı aldı. Lübnan Sosyal İşler Bakanı Raşid Derbas Lübnan'ın "artık herhangi bir Suriyeliyi resmi yollardan kabul etmeyeceğini'' söyledi. Derbas insani nedenlerle bazı istisnalar olabileceğini ancak bunun Lübnan sosyal işler ve içişleri bakanlıkları tarafından belirleneceğini kaydetti. Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) temsilcisi Ninette Kelley de, sınırda kısıtlamaların arttığını doğrulayarak, "Bizim anladığımız mülteci statüsü talep edenlerin, daha önce olduğu şekilde girmesine izin verilmeyecek'' dedi. Lübnan'ın artık Suriyeli sığınmacıları karşılamaya gücünün yetmediğine dikkati çeken Derbas, "Komite, sığınmacılar konusundaki hassas önerileri yakın zamanda netleştirecektir. Bunlar, Suriyeli sığınmacı akınının durdurulması kapsamında alınmış hükümet kararı mesabesinde olacak hassas öneriler" diye konuştu. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Lübnan'da 1 milyon 200 binden fazla Suriyeli sığınmacı bulunuyor. Ülkede, Suriyelilerin yanı sıra 460 bin civarında Filistinli mülteci olduğu da belirtiliyor. Mülteciler, sadece dört milyon nüfuslu bir ülke için büyük bir gerginlik kaynağı olarak ifade ediliyor.

Star


Kritik Koridor

ABD hava kuvvetleri, Suriye'nin kuzeyindeki Kobani'de IŞİD ile savaşan YPG güçlerine havadan silah, mühimmat gıda ve tıbbi malzeme yardımı yaptı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'ndan (CENTCOM) yapılan açıklamada, ABD Hava Kuvvetleri'nin C-130 tipi nakliye uçağının Irak'taki Kürt yönetimi tarafından sağlanan silah, cephane ve tıbbi malzeme yardımını, Kobani'ye ulaştırdığı vurgulandı. Açıklamada, yardımın ardından uçağın bölgeden güvenli şekilde ayrıldığı ifade edildi. Açıklamada, saldırıların "Doğal Kararlılık" operasyonlarının bir parçası olarak gerçekleştirildiği belirtildi. PYD sözcüsü Redur Celil de konuyla ilgili Reuters'a yaptığı açıklamada, "Yardımlar askeri operasyonların devamı açısından olumlu bir etki yapacaktır ve biz kesinlikle daha fazla yardım gelmesini umuyoruz" ifadelerini kullandı. Kobani'deki Kürt grupların, IŞİD'le mücadele için Kuzey Irak'taki Kürt yönetiminden gidecek peşmergelerin ve gönderilecek silahların kendilerine ulaşması için "koridor" açılması talebi karşılık buldu. ABD hava kuvvetlerinin, Irak Kürt yönetiminden sağlanan silahları önceki gün havadan Kobani'deki YPG birliklerine ulaştırmasının ardından dün de Ankara peşmerge geçişlerine yardımcı olunduğunu açıkladı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "Peşmerge'nin Kobani'ye geçmesi için yardımcı oluyoruz" açıklamasında bulundu. Mesud Barzani'nin Türkiye'den peşmerge güçlerinin ve yardımların Kobani'ye ulaştırılmasına izin vermesi için talepte bulunduğu daha önce açıklanmıştı. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu "Kobani'nin düşmesini hiç arzu etmedik" ifadesini de kullandı.

Akşam


POLİTİKA

'Makul Şüphe' Erdoğan'a Tuzak

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'makul şüphe' düzenlemesine değinerek, "Millette makul bir şekilde Recep Tayyip Erdoğan ve 4 bakanının yolsuzluklara karıştıklarına dair bir kanaat ve şüphe olduğu ortadadır. Zannediyorum bu Erdoğan'a kurulmuş en büyük tuzaktır. En büyük makul şüpheli kendisidir" dedi. Antalya dönüşünde Afyonkarahisar'da verdiği mola sırasında bir grup gazeteciyle sohbet eden Bahçeli, özetle şunları söyledi: (Akil İnsanlar) 'Akil İnsanlar'ın Başbakan'a vermiş oldukları kararların hepsi boş çıkmıştır. Aksine açılım sürecinden sonra şiddet yoğunlaşmıştır. Böyle 
bir süreçte faydaları ne olacak? Çözümleri ne olacak? Eğer İmralı Canisi ile görüşmek, bu tür eylemleri Kandil'i etkilemek süreciyle vazgeçirmek gibi bir misyonu hükümet adına yapmaya kalkıyorlarsa, o zaman hükümet 'Akil İnsanları' istedikleri amaçlar doğrultusunda kullanacak duruma getirmiş olacaktır. Bu da kendilerini yıllarca aydın olarak tanımlayan insanlar için çok ağır bir kullanım şeklidir. (Akillerin İmralı'ya gidişi) Boğaz gezileri kendilerini tatmin etmez olmuş, biraz Marmara'ya doğru açılıyorlar şimdi. 200 imza veren aydınlardan hesap sorulmalıdır. Dolapdere'de taş atan çocukla, atılan imzalar arasındaki farkı anlatabilir misin? Molotof atan suçlu, imzayı atan masum. Başbakan, 'TOMA alınacak' diyor. Ne yapacaksın bu TOMA'larla. Kalemşorlarla silahşorlar aynı hedefi vuruyor. Silahşor cezalandırılıyor, kalemşor serbest. (29 Ekim Resepsiyonu ve Beştepe daveti) Anıtkabir ziyaretinde bulunmayı ama tebrikat ve resepsiyonda olmamayı düşünüyorum. Beştepe daveti, Cumhuriyet'e büyük bir hakarettir. Hele Çankaya'nın Başbakanlık makamı kullanımına terk edilmiş hali ayrı bir acıdır. Burayı Başbakanlığın kullanımına terk etmek doğru bir yaklaşım değildir. Türk-İslam mimarisi açısından köşk ve saray arasındaki farkı incelemekte yarar var. Binalar üzerinden bir yarışa girmenin anlamı yok. Ben olsam inatlaşıp, tekrar onu oraya, onu oraya taşı yerine, Türk devletini ev taşıma nakliyat şirketine de benzetmeye gerek yok. Böyle bir durum karşısında Atatürk ve Cumhuriyet Müzesi yaparım. (17 Aralık takipsizlik kararı) 17-25 Aralık'ın mutlaka yargı önünde sorgulanması, açıklığa kavuşması lazım. 53 kişi hakkında takipsizlik kararı, doğru olmamıştır. Demek ki savcıdan ziyade Meclis iradesiyle yolsuzluklar üzerinde bir karar verme sürecine girmiştir Türkiye. (Makul şüphe düzenlemesi) Makul şüphe, millet vicdanında Recep Tayyip Erdoğan'ı yüzde 100 sorgulatır. Kesin deliller arama konusundaki ısrarı vardı. Şimdi makul şüphe konumuna düşmüşse, gerçekten millet makul bir şekilde Recep Tayyip Erdoğan ve 4 bakanı, 17-25 Aralık'ta kimler varsa, onların yolsuzluklara karıştıklarına  dair bir kanaat ve şüphe olduğu ortadadır. Zannediyorum bu Recep Tayyip Erdoğan'a kurulmuş en büyük tuzaktır. En büyük makul şüpheli kendisidir. Elimizi kolaylaştırıyor aslında.

Hürriyet


Peşmerge Geçişi Tsk Kontrolünde

Başbakanlık kaynakları, peşmergelerin Türkiye üzerinden Kobani'ye geçişi ve Kobani'ye yapılabilecek yardımlarla ilgili sürecin devam ettiğini bildirdi. Kaynaklar, Irak'tan çıkacak ve Kobani'ye gidecek peşmergenin, Irak'ın kuzeyinde görev yapan TSK'ya bağlı özel kuvvetler tarafından belirleneceğini, geçişlerin TSK kontrolünde yapılacağını ve askeri bölgelerden geçişin söz konusu olmayacağını bildirdi. Geçişlerin, Türkiye'deki bir gümrük kapısı üzerinden yapılacağı ifade
ediliyor. Kobani'ye yönelik yapılan operasyonu, "eşgüdümlü ve eşzamanlı bir operasyon" olarak niteleyen kaynaklar, silah, mühimmat ve ilaç taleplerinin havayoluyla ABD tarafından karşılandığını,
eşzamanlı olarak da peşmergenin geçişine yönelik sürecin başlatıldığını bildirdi. Genelkurmay Başkanlığı'ndan ise konuyla ilgili sorulara, "Konunun muhatabı Genelkurmay Başkanlığı değildir. Açıklamayı yapan bakanlıktan bilgi alınması daha doğru olur" yanıtı geldi. Başbakanlık kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun açıkladığı peşmergelerin Kobani'ye geçişinde Türkiye'nin yardımcı olacağına ilişkin açıklamalar dünkü Bakanlar Kurulu'nda da ele alındı. Başbakanlık kaynaklarından edinilen bilgiye göre, peşmergelerin geçişi ve Kobani'ye yapılabilecek yardımlarla ilgili süreç devam ediyor. Sürecin bir süredir yürüdüğünü kaydeden kaynaklar, ilgili taraflarla peşmergelerin geçişine yardım ve Kobani'ye yapılacak yardımlarla görüşmelerin devam ettiği bilgisini de verdi. Başbakanlık kaynakları, operasyonu "ABD ile eşgüdümlü ve eşzamanlı yapılan bir operasyon" olarak değerlendirirken, Kobani'deki PYD unsurlarının silah ve mühimmat talebi ile sivil halka yönelik ilaç ve silah yardımının havayoluyla ABD tarafından üstlenildiğine, peşmergelerin bölgeye geçişine yönelik sürecin de eşzamanlı olarak başladığına dikkati çekti. Kaynaklar, böylece ilaç ve silah isteği ile insan taleplerinin ABD ve Türkiye tarafından bu operasyonla eşzamanlı olarak karşılandığını bildirdi. Kaynaklar, Kuzey Irak'ta TSK varlığının sürdüğünü, buradaki özel kuvvetler personelinin, Irak üzerinden Türkiye'yi kullanarak Kobani'ye geçiş yapacak peşmergeyi belirleyeceğini de bildirdi, Alınan bilgilere göre Erbil yönetimi, Kobani'ye geçiş yapacak peşmergelerin kimliğini ve rakamlarını özel  kuvvetlere bildirecek. TSK da bu isimleri Ankara'ya iletecek. Ankara'nın onay vermesinin ardından peşmergenin geçişine izin verilecek. Kaynaklar, bu yöntemle PKK unsurlarının geçişine müsaade edilmeyeceğini vurguladı. Genelkurmay Başkanlığı kaynakları ise konuyla ilgili soruları yanıtsız bıraktı ve hükümeti işaret etti. Kaynaklar, sorulara, "Konunun muhatabı Genelkurmay Başkanlığı değildir. Açıklamayı yapan bakanlıktan bilgi alınması daha doğru olur" yanıtını verdi.

Milliyet


Cumhurbaşkanım Diyerek Jest Yaptı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün ABD'nin de içinde bulunduğu Türkiye'ye yeni atanan dört büyükelçiden güven mektubu aldı. ABD'nin Ankara Büyükelçisi John Bass, Erdoğan'a güven mektubunu, Türkçe "Sayın Cumhurbaşkanım çok memnun oldum" diyerek sundu. Erdoğan, dün ABD, Güney Sudan, Karadağ ve Macaristan Büyükelçileri ile Çankaya Köşk'ünde görüştü. Türkiye'ye yeni atanan büyükelçiler, Erdoğan'a güven mektubu sundu. ABD'nin Ankara Büyükelçisi Bass, Erdoğan'a güven mektubunu, Türkçe, "Sayın Cumhurbaşkanım çok memnun oldum" diyerek sundu. Bass'in, bazı büyükelçilik mensuplarını takdiminin ardından fotoğraf çektirildi. ABD Senatosu, 17 Eylül'de, ABD Başkanı Barack Obama'nın Ankara Büyükelçiliği'ne aday gösterdiği Bass'in atamasına onay vermişti. Bass, Ankara'ya 18 Ekim Cumartesi günü gelmişti. Erdoğan'a, güven mektubunu ilk sunan büyükelçi Güney Sudan'ın Ankara BüyükelçisiMajok Guandong Thiep oldu. Thiep'in bazı büyükelçilik mensuplarını ve eşini takdiminin ardından fotoğraf çektirildi. Erdoğan'a dün Karadağ'ın Ankara Büyükelçisi Branko Miliç ve Macaristan'ın Ankara Büyükelçisi Gabor Kiss de güven mektubu sundu. Erdoğan, güven mektubunu sunmaktan duyduğu memnuniyeti Türkçe dile getiren Büyükelçi Kiss'e Türkçe bilip bilmediğini sordu. Kiss de, "çok az" yanıtı verdi. Kiss'in Erdoğan'a, büyükelçilik mensuplarını ve eşini takdiminin ardından fotoğraf çektirildi. Erdoğan, Kiss ve eşiyle bir süre sohbet
etti.

Milliyet


Hakaret Edilmesin Diye Kapıda Bekledim

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Yükseköğretim Akademik Arşiv Projesi tanıtım toplantısında konuştu. 28 Şubat döneminde başörtülü öğrencilere üniversite kapılarında psikolojik işkence yapıldığını anlatan Davutoğlu, başından geçen bir olayı şöyle anlattı: "Ben bir profesör olarak, eşimin ihtisas bitirme imtihanında içeride hakaret edilmesin diye kapısında bekledim." Başbakan, üniversitelerin hiç kimsenin dışlanmadığı, herkesin kendi fikrini, ideolojileştirmeden, dogmatik bir hale dönüştürmeden savunabildiği, üniversite amfilerini propaganda mekânı değil ama her türlü fikrin serbestçe tartışılabildiği mekânlar haline getirilmesi gerektiğini söyleyedi, öğretim üyelerinin bu sorumluluğa sahip olduğunu vurguladı. Üniversite açılışlarına giderken kaygı yaşadıklarını anlatan Davutoğlu, durumdan duyduğu üzüntüyü belirterek şunları söyledi: "Orada bir grup provokatif gencin eyleminden çekinerek üniversiteler siyasilere kapanmamalı. Aksine, biz gitmeliyiz ve her görüşten öğrenci soru sorabilmeli. Bazı üniversitelerin neredeyse siyasi alana kapandığı yerler haline gelmemeli. Gönül ister ki üniversite amfileri özgür düşüncenin, karşılıklı saygının mekânları haline gelsin." Üniversitelerin tek tipe, tek ekole ait olmaması gerektiğini savunan Başbakan Davutoğlu, "Bazen ıstırap duyuyorum, 'O üniversitemiz, şu gruba yakın', 'Şu üniversite mi, bu düşünceye yakın'Üniversite dediğiniz şey farklının olduğu yerdir. Eğer doktorayı bitirenler, 'Şu üniversitede bana yakın, benim ideolojime yakın birileri var. Oraya gideyim' demişse, ilmi tecessüsten yoksun demektir" dedi.

Akşam


SPOR

Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi'nde perşembe akşamı Partizan ile deplasmanda zorlu bir sınav verirken, dünyanın en ateşli taraftarlarından birinin de önüne çıkacak. Siyah beyazlı renklere  gönül verenler de takımlarını o gece yalnız bırakmayacak. Ancak Sırbistan'ın başkenti Belgrad'daki mücadele öncesi ve sonrasında maça gidecek futbolseverleri zorlu bir süreç bekliyor. Almanya başta olmak üzere Avrupa'nın belirli noktalarından çok sayıda Beşiktaş taraftarı Belgrad'a akın edecek. Türkiye'den de maça akın var. Aşırı milliyetçi yönüyle bilinen Partizan'ın Grobari (Mezar Kazıcılar), Alcatraz ve Zabranjeni (Yasaklılar) tribün grupları da, bu karşılaşma öncesi 'alarma' geçti. Partizan tribünlerinde Grobari-Alcatraz-Zabranjeni arasında uzun yıllardır süre gelen kavgalar, geçtiğimiz haftalarda sona erdi. Tribünlerde 'barış' imzalandı. Yani Belgrad deplasmanında tribünler, hiç olmadığı kadar ateşli hale gelmeye başladı. Kızılyıldız derbisinde yaratılan atmosferin benzeri, Beşiktaş maçında da ortaya çıkabilir. İnternet ortamında Partizanlı taraftarların Belgrad'da özellikle Kale Meydanı yakınlarında 'cadı avına' çıkabileceği konuşuluyor. Beşiktaşlı taraftarların maçtan önce ve sonra, stat çevresi ile Partizanlı taraftarların buluşma noktalarından olan Skadarlija'da (Belgrad'ın kalbi) çok dikkatli olması gerekiyor.

Hürriyet

Türkiye Basketbol Ligi'nde 2. haftanın kapanış mücadelesinde Fenerbahçe Ülker sahasında Royal Halı Gaziantep'e 70- 66 yenildi. Karşılaşmaya Fenerbahçe Ülker, 3 forvetle (Preldzic-Can- Melih) ile 
başladı ve artık klasikleşen organize olamama sorununu yine yaşadı. İlk çeyrekte yine mücadele kısmında iyiydi Fenerbahçe, 13 ribaunt alarak bunu gösterdi ama tam 6 top kaybı yapıp, bunu avantaja çeviremedi. Ancak o istek en azından savunmada ayakta kalmalarını sağladı, bal yapmayan arı kıvamındaki çabayla ilk periyot 10-10 bitti. Tabii ki bunda sahaya 5 yabancı ile çıkan ve en az 4 tanesini sahada tutan Antep'in düzenden çok, kontrolü tamamen Higgins ile Harris'e bırakan oyunu da etkiliydi. İkinci çeyrekte Harris, Antep adına 4 numarada önemli işler yaptı. Fenerbahçe'nin bu pozisyondaki savunma zaafını dış şutlarıyla kullanan ABD'li takımını 15. dakikada 21-17 öne taşısa da, Bjelica'nın oyuna girişiyle toparlanan Fenerbahçe, devre sonunda 31-28 öne geçmeyi başardı. Fenerbahçe Ülker, ikinci yarıya da adam değişmeli savunma ile başladı, 36-28'de farkı 8 sayıya çıkardı. Antep, rakibine karşı hep daha kısa kalarak bu savunmanın açıklarını bulurken, Fenerbahçe adına rakibin bu sistemini tek kullanabilen isim Oğuz oldu. Dev oyuncu takımını önde tutarken, onun kenara geldiği anlarda Obradovic iki 4 numarayla sahada kalmayı seçince, savunmadaki dezavantaj devam ettiği gibi boyalı alandaki üstünlük de bitti. Özellikle Vesely ile eşleştiği anlarda kolay sayılar bulan Harris, 3. çeyrek sonunda 21. sayısına ulaşırken takımını da 53-50 öne taşıdı. Antep, son çeyrekte de istediği düzeni kuran taraftı. Hücumda günündeki tek isim Oğuz 36. dakikaya kadar kenarda oturtulurken, Antep iki ABD'lisi ile skor bulmaya devam etti, son dakikaya 6 farklı galip girdiği maçı taktik faulleri de iyi kullanarak kazanmayı bildi.

Milliyet

İspanya La Liga'da oynanan Barcelona-Eibar karşılaşmasında Lionel Messi'yi oyundan almak isteyen teknik direktör Luis Enrique'nin çaresizliği ülkede en fazla tartışılan spor olaylarının başında geldi. Barcelona'nın rakibi karşısında 3-0 önde iken maçın 77. dakikasında Messi'yi değiştirmek isteyen hoca, Arjantinli yıldızın umursamaz tavrı karşısında büyük şaşkınlığa uğradı. Lieonel Messi teknik direktörüne, "Ben oyuna devam etmek istiyorum, benim yerime başkasını oyundan al" deyince, Luis Enrique onun yerine Neymar'ı oyundan almak zorunda kaldı. Bu olay televizyonlara yansıyınca Barça'nın hocası Enrique açıklama yapmak zorunda kaldı. Genç hoca, olayın büyütülmemesi gerektiğine işaret ederek "Ben hafta içi Ajax maçını düşünerek Leo'yu oyundan almak istedim ancak o oyunun akışına kapılarak devam etti. Benim için konu kapanmıştır" diye konuştu. Luis Enrique'nin bu açıklamaları basını tatmin etmedi. Gazeteler "Bu isim Messi bile olsa takımın patronu hocadır" yorumlarında bulundu.

Star

Trabzonspor ve Teknik Direktör Vahid Halilhodzic, Mersin İY galibiyeti ile rahat bir nefes alırken, maçın yıldızı Cezayirli oyuncular Belkalem ve Medjani oldu. Daha önce Cezayir Milli Takımı'nı çalıştıran Boşnak hoca yakından tanıyıp, Bordo-Mavili formayı giydirdiği iki oyuncuya sezon başından beri duyduğu güvenin karşılığını aldı. Halilhodzic Belkalem ile Medjani'yi bu sezon lig ve Avrupa'da 10 maçın tamamında ilk 11'e alıp, 90'ar dakika sahada tuttu. Cezayirli iki futbolcu savunmada oynalalarına rağmen Mehmet Ekici'nin kullandığı iki kornerde kafa golleriyle Mersin'in direncini kırdılar. Karadeniz ekibi ligde ilk galibiyetini bu iki oyuncu ile alırken, bundan en büyük memnuniyeti ise Halilhodzic duydu. 450 bin euro karşılığı kiralanan Belkalem ile bedelsiz gelen Medjani golleri hocalarına armağan etti. Belkalem, "Bizim için çok önemli bir maçtı. Hocamızı sevindirdiğimiz için biz de çok mutlu olduk" şeklinde konuştu.

Star

G.Saray'da gözler B.Dortmund maçına çevrilirken yarınki zorlu maçta Prandelli, öğrencisi Sneijder'a ikinci emri verdi. İtalyan Hoca, boş alan bulması halinde Sneijder'a "Sık sık şut atmalısın. Bu silahı kullanmalısın. Sen dünyada topa iyi vuran oyuncuları arasında ilk sıralardasın. Bunu F.Bahçe maçında gördük. Dortmund karşısında da bunu bize göster. Sen Alman takımlarını seversin" taktiği verdi. Şampiyonlar Ligi'nde Real Madrid ve Juventus gibi devlere gol atan Sneijder, Borussia Dortmund önünde de gol sevinci yaşamak istiyor. Kariyerinde Şampiyonlar Ligi'nde çıktığı 72 maçta 14 gol kaydeden Hollandalı, Ajax, Inter ve G.Saray formaları ile Alman kulüpleri Bayern, Bremen ve Schalke'ye karşı ise 13 maça çıktı, 2 gol attı. Sneijder, 29 Eylül 2010'da oynanan Inter- Bremen maçında takımının 3. golünü kaydetti ve İtalyanlar 90 dakikayı 4-0 önde bitirdi. 25 Mart 2011'de ise Sniper, Allianz Arena'daki B.Münih-Inter mücadelesinde Çizme ekibi 3-2 galip gelirken Hollandalı 2-2'yi getiren golün sahibiydi. 3. golü Pandev atmıştı. 13 maçta ise Sneijder, Alman takımlarına karşı 5 galibiyet, 5 de yenilgi yaşadı. Bu maçların 3'ü ise berabere bitti.

Akşam

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme