28 Ekim 2014 Salı

28.10.2014 Genel Gündem

28.10.2014

GÜNDEM

Hsyk'da 7+8 Testi
Dört yıl görev yapacak yeni Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) üyeleri, dün göreve başladı. Üyeler, bugün HSYK Genel Kurulu'nda Adalet Bakanı Bekir Bozdağ başkanlığında toplanarak yeni çalışma düzenini belirleyip başkanvekili, 3 daire başkanlığı ve üyelerin dairelere dağılımını yapacaklar. 22 üyeli HSYK Genel Kurulu, en az 12 üye ile toplanıp yine 12 üyesiyle karar alabiliyor. Daireler ise 7 üye ile toplanıp 4 üye ile karar verebiliyor. HSYK Genel Kurulu'nda yürütme kontenjanından gelen 7 oyu garanti olan hükümet kanadı, Yargıda Birlik Platformu (YBP) ile ittifak kurduğu takdirde salt çoğunluk olan 12 oyun üzerine çıkarak 15 oyluk bir çoğunluğa ulaşabilecek. Adalet Bakanı Bozdağ, Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kenan İpek, Köşk'ten seçilen 4, Türkiye Adalet Akademisi'nden seçilen 1 üye olmak üzere 7 kişilik kanat yanında, YBP listesinden seçilen 8 üyenin '7+8 koalisyonu' şeklinde oy kullanıp kullanmayacağı ise bugünkü seçimlerde ortaya çıkacak. YBP, HSYK seçimleri öncesinde adaylarının hükümeti değil yargının tamamını temsil edeceği iddiasıyla ortaya çıkmıştı. YBP listesinden seçilenlerin 2'si sosyal demokrat, 3'ü milliyetçi kökenli ve 3'ü hükümete yakın muhafazakâr kimlikleriyle dikkat çekiyor. Yargı kulislerinde, yeni dengeler ışığında HSYK'daki Cemaat'e yakın üye sayısının 5'e indiği ve hükümetin karar yeter sayısı olan 12'yi bulmakta YBP'lilerin desteğini alması halinde zorlanmayacağı belirtiriliyor. Hükümet kanadı ile milliyetçi ve sosyal demokrat kökenli üyelerin, Cemaat'e karşı birlikte hareket etmelerine kesin gözüyle bakılıyor. Diğer kararlarda ise hükümet kanadının, YBP koalisyonundaki sosyal demokrat ve milliyetçi üyelerle ittifak yapmak zorunda olacağı görülüyor. 7+8 koalisyonundaki 15 üyenin birlikte hareket etmesi halinde, geçen dönemin aksine Bakan Bozdağ ile bu kez uyumlu çalışacak 3 daire başkanı ve başkanvekilinin seçilmesi mümkün olabilecek. 3 dairedeki yeni dengelerin ise şöyle oluşması bekleniyor: 1. DAİRE: Hâkim-savcı atamalarına bakan en kritik daire. YBP listesinden gelen 8 üyeden 4'ünün 1'inci Daire'de görev yapacağı belirtiliyor. Cumhurbaşkanının seçtiği bir üyenin daha bu daireye verilmesi bekleniyor. Kanun gereği HSYK 1'inci Daire'de Adalet Bakanlığı Müsteşarı'nın da yer alması nedeniyle bu kritik dairenin toplanması ve karar almasında herhangi bir sorun yaşanması ihtimali ortadan kaldırılmış olacak. 2. DAİRE: Hâkim ve savcıların terfisine karar verilip soruşturma sonuçlarıyla ilgili karar veren 2'nci Daire'de de hükümete yakın isimlerin çoğunluğu oluşturması muhtemel. YBP listesinden 2, Köşk kontenjanından 2 üyenin de bu daireye verilmesi bekleniyor. Ancak yüksek yargıdan 2, idari yargıdan 1 üye de 2'nci Daire'de görevlendirilecek. Oy dengesine bakılınca, yeni yapısıyla HSYK 2'nci Daire'den de hükümetin istemediği bir sonuç çıkması fazla beklenmiyor. 3. DAİRE: Soruşturma izinlerini veren ve HSYK 3'üncü Dairesi'nde de yeni bir yapı oluşturulacak. Bakan Bozdağ'ın, "HSYK 3'üncü Dairesi hâkim ve savcılarla ilgili incelemeler konusunda büyük bir blokaj uyguluyor" şikâyeti ortadan kalkacak. Bu kritik daireye de YBP listesindeki adli yargı hâkim-savcıları arasından 2 üye, Köşk'ün atadığı 1, Adalet Akademisi'nden 1 üyenin görev yapması muhtemel.
Hürriyet


Pkk 400 Kilogram Patlayıcı Çaldı
Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, bir grup PKK militanının, Şırnak'ın Silopi ilçesi Aksu köyü bölgesinde özel bir kömür ocağına ait içinde 400 kilogram Amonyum Nitrat yüklü bir kamyonu kaçırdığı bildirildi. Açıklamada, Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı ve Görümlü Jandarma Komando Tabur Komutanlığı unsurlarının yanı sıra iki adet taarruz helikopteri ve bir adet insanlı keşif uçağının görevlendirildiği belirtildi. Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yapılan açıklamada, dün saat 10.15'te Silopi'de yaşanan olaya ilişkin şu bilgiler verildi: "Bölücü Terör Örgütü mensubu silahlı bir grup terörist tarafından, Şırnak / Silopi ilçesi Aksu köyü bölgesinde özel bir kömür ocağına ait patlayıcı (yaklaşık 400 kg. Amonyum Nitrat) yüklü bir kamyon kaçırılmıştır. Söz konusu Bölücü Terör Örgütü mensubu teröristlerin, kaçırdıkları kamyondan patlayıcı maddeleri indirip başka bir kamyona yüklemeyi müteakip, kamyonu ve sürücüsünü serbest bıraktıkları öğrenilmiştir. 23'üncü Jandarma Sınır Tümen Komutanlığınca, söz konusu olayla ilgili keşif yapmak ve tespit edildiğinde teröristleri etkisiz hale getirmek maksadıyla; Görümlü Jandarma Komando Tabur Komutanlığı'ndan dört Jandarma Komando Timi bölgeye sevk edilmiş, ilaveten iki adet AH-1W Taarruz Helikopteri ve İnsanlı Keşif Uçağı görevlendirilmiş olup, gelişmeler takip edilmektedir." 2003 yılında meydana gelen patlamalarda İngiliz Konsolosluğu ve Sinagog bombalamalarında kullanılan Amonyum Nitrat miktarı her kamyonda 2350 kiloydu (2.3 ton). Patlamalar bu binaların ön cephelerini tamamen çökertmeye yetmişti. ABD'de Oklahoma bombacısı olarak bilinen ve 1995 yılında federal bir binaya düzenlediği kamyonet saldırısıyla 168 kişinin ölümüne yol açan Timothy McVeigh de 2300 kilo Amonyum Nitrat kullanmıştı
Milliyet

Tanıklık Yapmayacağım
Merhum Başbakan Necmettin Erbakan ile eski DYP lideri Tansu Çiller'in kurduğu Refahyol hükümetini devirmeye teşebbüs ettikleri iddia edilen 103 sanığın yargılandığı 28 Şubat davasına devam edildi. Mahkeme tarafından tanıklığa davet edilen 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, avukatı aracılığıyla tanıklık yapmayacağını mahkemeye bildirdi. Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesindeki davanın dünkü duruşmasına, emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın da aralarında bulunduğu bazı sanıklar ve avukatları katıldı. Duruşmaya, davaya müşteki ve mağdur olarak katılmak için mahkemeye daha önce dilekçe veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kızları Esra Albayrak ve Sümeyye Erdoğan'ın avukatı da gelirken, eski bakan Hasan Ekinci, eski Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Bülent Orakoğlu ile 1998'de AİHM'ne başörtüsü yasağı nedeniyle başvuran Leyla Şahin de duruşmada hazır bulundu. Zirve Yayınevi davasında tutuklu yargılanırken tahliye edilen emekli Orgeneral Hurşit Tolon'un da izlediği duruşmada İstanbul'daki mahkemeden sesli ve görüntülü ifade veren sanıklardan Doğan Temel, "Benim için en ağır suçlama, darbe ile suçlanmaktır. Beraatımı ve ciddi sağlık sorunlarım nedeniyle duruşmalardan vareste tutulmayı isterim" diye konuştu. Bazı müştekilerin avukatı Reşat Petek, "Davanın iki numaralı sanığı Çevik Bir, tank yürütmenin 'demokrasiye balans ayarı' olduğunu söylüyor. Tank yürütmenin darbe olduğunu düşünüyor musunuz?" diye sordu. Temel, "Sorunuzu Çevik Bir'e sorun. Fikir yürütmem mümkün değil" dedi. Bunun üzerine söz alan Çevik Bir ise, "BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ı ziyaretten döndükten sonra gazeteciler etrafımızı sardı. Kendilerine Annan'la görüşmemi anlattım. Annan, 'Türk Silahlı Kuvvetleri demokrasiyi koruyacak şekilde işlemlerde bulunuyor' dedi. Hürriyet gazetesinden Ferai hanım bunu ben söylemişim gibi yazdı. Yasemin Çongar ise, 'Çevik Paşa öyle bir ifade kullanmadı' yazdı. Ama hâlâ 'balans ayarı ifadesi kullanıldı' deniyor. Bunu düzeltmek istiyorum" dedi. Duruşmaya öğleden sonra devam edildi. Mahkeme Başkanı Fevzi Şıngar, davetiye çıkarılan Demirel'in geçen günlerde avukatı aracılığıyla tanıklık yapmayacağını mahkemeye bildirdiğini söyledi. Demirel'e gönderilen davetiyede, dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı ve arkadaşları hakkında darbeye teşebbüs suçundan dava açıldığı anımsatılarak, "Mahkememiz ara kararı ve bu yasal düzenleme karşısında tanık olarak; tanıklık yapıp yapmayacağınız, tanıklık yapmayı istemeniz halinde beyanınızı yazılı mı yoksa mahkeme heyeti tarafından konutunuzda mı alınması isteğiniz hususunu makul bir süre içinde mahkememize bildirmeniz rica olunur" ifadesi kullanılmıştı.
Milliyet

Sağlık Bakanlığı: Sarı Tozda Biyolojik Harp Maddesi Yok
Sağlık Bakanlığı bazı konsolosluklara gönderilen zarflardan çıkan sarı tozda biyolojik savaş maddelerine rastlanmadığını açıkladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada "İstanbul'da Kanada, ABD, Fransa, Almanya ve Belçika büyükelçilik ve konsolosluklarına postayla gönderilen şüpheli toz materyal, biyolojik açıdan incelemeye alınmıştır. Şüpheli tozda yapılan ilk incelemelerde; Bacillusanthracis (Şarbon), Yersiniapestis (Veba), Francisella tularensis (Tularemi), Ricinuscommunis toksin (Risin) ve Botilinum toksini (Besin zehirlenmesi) araştırması yapılmış ve herhangi bir Biyolojik Harp Maddesine (BHM) rastlanmamıştır" denildi. Bakanlık başka olası biyolojik savaş maddeleri ve şarbon sporlarına yönelik ileri tetkiklerin sürdüğünü sonuçların tamamlandıktan sonra kamuoyu ile paylaşılacağını bildirdi. Bu arada Levent'teki bir iş merkezinin 6. katındaki Macaristan Başkonsolosluğu'na zarfla şüpheli toz gönderildiği ihbarının ardından AFAD ekipleri inceleme yaptı. İncelemelerin ardından alınan numuneler Sağlık Bakanlığı birimlerine teslim edildi. Toza maruz kaldığı tahmin edilen 6 kişi ambulansla götürüldüğü Bakırköy'deki Dr. Sadi Konuk Hastanesi'nde gözetim altına alındı. Ankara Adliye Sarayı'nda da dün şüpheli zarf paniği yaşandı. İhbar AFAD Ankara İl Müdürlüğü'nden AFAD KBRN Ekibi, 8 personel ve 2 araç ile olay bölgesine intikal etti. AFAD KBRN Ekibi, açılmamış durumda bulunan numuneleri Sağlık Bakanlığı'na ulaştırdı. Bu arada Ankara Valiliği, Ankara Adliyesi'ne gönderilen sarı toz bulunan şüpheli iki zarfta, biyolojik ve radyolojik bir bulgu tespit edilmediğini bildirdi.
Vatan

Alçaklar Yakalandı!
Hakkari Yüksekova'da Uzman Çavuş Ramazan Gülle ve Jandarma erler Ramazan Köse ile Yunus Yılmaz'ın şehit edilmesiyle ilgili emniyet büyük aşama kaydetti. Soruşturma kapsamında önceki gün gözaltına alınan 6 şüpheliden 2'si Hakkari Emniyet Müdürlüğü'ndeki sorgularının ardından serbest kalırken, dün sabah 3 kişi daha gözaltına alındı. Bu 3 şüpheli arasında bulunan ve geçen 19 Temmuz'da Uzman Çavuş K.U.'nun yaralanmasıyla ilgili de arandığı öğrenilen E.A., Muğla'nın Bodrum ilçesinde düzenlenen operasyonla yakalandı. Özel Harekat ve Terörle Mücadele Şube müdürlüklerinde görevli polislerin katıldığı operasyonda gözaltına alınan E.A., işlemlerinin ardından Hakkari İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerine teslim edildi. Yine 3 ay önce uzman çavuşun yaralanması olayına karıştığı, ayrıca 3 askerin şehit edilmesinin de faili olduğu değerlendirilen K.T. isimli şahıs Yüksekova ilçesinde, ayrıca olaylarla ilgili olduğu değerlendirilen O.C. isimli şahıs da yine Yüksekova'da gözaltına alındı. Operasyonla ilgili bilgi veren Muğla İl Emniyet Müdürü Veysel Tipioğlu, "Bodrum İlçe merkezinde yaptığımız operasyonda dün bir kişiyi saklandığı evde yakalayıp gözaltına aldık. Bu kişinin, üç askerimizin şehit olduğu olaya karışıp karışmadığı hakkında bir bilgim yok. Biz görevimizi yerine getirdik" dedi.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 88, 2327-88, 2496                            
ABD Doları 2, 2306-2, 2313/  Euro 2, 8346-2, 8364/ İngiliz Sterlini 3, 5962-3, 5998   

6.5 Milyon İşçiye Tazminat Müjdesi
Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) Sendikalar Yasası'nın bazı maddelerini iptal etmesiyle KOBİ'lerde çalışan 6.5 milyon işçiye 'sendika tazminatı' geri geldi. Belediyeler başta olmak üzere şehir içi ulaşımı ile 200 bin banka çalışanına ise 'grev hakkı' tanındı. Bundan sonra şehir içi ulaşımında 'grev nedeniyle' belediye otobüsleri, şehir hatları vapurları çalışmayabilecek, bankalarda 'bu iş yerinde grev vardır' pankartı asılabilecek. CHP'nin yaptığı başvuru sonrası 2012 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün imzasıyla yasalaşan 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun bazıhükümleri iptal edildi. Mahkemenin en kritik kararlarından birini 30'un altında işçi çalıştıran iş yerlerine dair oldu. Mahkeme, bu iş yerlerinde sendikaya üye olma, sendikal toplantılara katılma gerekçesiyle işten atılan çalışanlara, 'sendikal tazminat verilemez' hükmünü iptal etti. Böylece bu iş yerlerinde çalışanlar da 'sendikal' gerekçeyle işten atılsalar bile, mahkeme kararıyla bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere 'sendikal tazminat' alabilecekler. Bu tür iş yerlerinde çalışan yaklaşık 6.5 milyon işçinin, 'asgari ücretli' gösterildiği göz önüne alındığında, bir işçi sendikal faaliyeti nedeniyle işten atılırsa, mevcut kıdem ve ihbar tazminat hakkına ek olarak, mahkemeye başvurması halinde bir de 'sendikal tazminat' alabilecek. Asgari ücretli bir çalışan tüm haklarına ek olarak, 1071 liralık brüt ücretin 12 ile çarpılması sonucu, 12 bin 852 liralık da 'sendikal tazminatı' alabilecek. Sendikal tazminat tutarı daha da yükselebilecek. AYM'nin aldığı bir diğer karar da bankacılık sektörü çalışanlarına grev yasağını kaldırmak oldu. Böylece Sektörde çalışan yaklaşık 200 bin kişiye grev yapma hakkı getirildi. Mahkeme, bankacılık ve şehir içi toplu taşıma hizmetlerinde grev ve lokavt yapılamayacağına ilişkin kanun hükmünü Anayasa'ya aykırı buldu. Buna göre şehir içi ulaşımında çalışan binlerce işçiye de 'grev hakkı' geldi.
Hürriyet

Birinciyiz Ama Sondan!
Türkiye'de işçilerin sendikalaşma oranı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre yüzde 9.68. Yani 12 milyon 287 bin 238 işçinin sadece 1 milyon 189 bin 481'i sendikalı. Bu oran bizi Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) üyeleri arasında sendikalaşma oranında sondan birinci yapıyor. Çalışma Bakanlığı Temmuz 2003 istatistikleri 4 milyon 781 bin 958 işçinin 2 milyon 751 bin 670'inin sigortalı olduğunu gösteriyor. Bu demek oluyor ki 2003 yılında sendikalaşma oranı yüzde 57.5 idi. OECD de üye ülkelerdeki sendikalaşma oranını istatistikleri tutuyor. OECD'deki istatistikler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın verilerine göre farklı. Nedeni ise OECD'nin ülkelerde sendikalı olup toplu sözleşmeden de yararlanan işçilerin oranını alması. Çalışma Bakanlığı ise sadece o sektörde sendikalı olan işçilerin oranını veriyor. Bu yüzden OECD'de Türkiye'nin sendikalaşma oranı sadece yüzde 4.5 çıkıyor. Bu da OECD ülkeleri arasında Türkiye'yi yine sonuncu yapıyor. Ayrıca bu veri bize Türkiye'de sendikalı olan işçilerin bile yarısının toplu sözleşmeden yararlanamadığını gösteriyor. OECD'ye göre sendikalaşma oranı en yüksek ülke yüzde 69 ile Finlandiya. Türkiye'ye en yakın ülke ise Güney Kore. Bu ülkede sendikalaşma oranı yüzde 9.9.
Hürriyet

Benzinde %50 Tasarruflu Otomobile Bakan Desteği
Otomobilde kullanılan akaryakıtı yüzde 50'ye kadar azaltan sistemi üreten Nevşehirli mühendis, Sanayi Bakanı Fikri Işık'tan büyük ilgi gördü. Güneş enerjisi sistemini kullanarak akaryakıt kullanımını azaltan sistemi test ettirmek için birçok yere başvuran Bilgisayar Mühendisi Hakan Kır, buluşunu Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık'a anlatmak için ilginç bir yol buldu. Hafta sonu kentte bulunan ve kara yoluyla seyahat eden Işık'ın aracını durduran Hakan Kır, Bakan Işık'tan otomobili incelemesini rica etti. Bakan Işık da kendisini kırmadı ve güneş enerjisi kullanılarak yüzde 50 yakıt tasarrufu sağlayan otomobil projesini inceledi. Bununla da kalmayıp otomobilin sürücü koltuğuna geçti. Işık, "Arkadaşlarımız çok iyi bir çalışma yapmışlar. Testlerin yapılması gerekiyor, onları TÜBİTAK ile buluşturacağız. İddia edilen değerler çıkarsa, Türkiye için çok önemli bir kazanım olacak" dedi. Projeye ilişkin Kır'a çeşitli sorular yönelten Işık, "Sen arabayı al, Gebze'ye gel" dedi. Mühendis Hakan Kır ise, yüzde 50 yakıt tasarrufu sağlayan otomobil projesini anlatırken, güneş enerjisiyle hem yakıt kalitesinin zenginleştirildiğini hem de petrol türevi yakıtlardan tasarruf sağlandığını söyledi. Kır, sistemin hidrojen gazının üretiminde şimdiye kadar kullanılmış tekniklerden farklı olarak daha ucuz ve daha verimli olduğunu ifade etti. Projede tasarruf oranının yüzde 80'lere kadar yükseltilebildiğine işaret eden Kır, şunları söyledi: "Yüzde 80 tasarruf, içten yanmalı motorlarda motor ömrünü kısalttığı için bu oranı motor cinsine göre yüzde 40-50'lere kadar azalttık. Sistem emisyon oranlarında da yüzde 20 civarında azalma sağlıyor. Bu proje, günde ortalama 1 saatlik çalışmayla 3 yılda ortaya çıktı. Ar-Ge çalışmalarına 135 bin lira harcadık. Sistem 1000 silindir motor için yaklaşık bin 500 dolar gerektiriyor. Aracın motor silindir hacmine göre, bu bedel 10-12 bin doları bulabiliyor. Şirketimiz, tasarruf oranlarını günlük kullanım testleriyle kaydetti. Sayın Bakanımıza, aracımızın tasarruf tespitlerini yaptıracak yetkili bir merci bulamadığımızı ilettiğimizde, muazzam bir ilgi gösterdi."
Türkiye

Bes'e 100 Bin Lira Yatırana 500 Lira Emeklilik Maaşı
Tasarrufları artırmak amacıyla kapsamlı çalışma başlatan ekonomi yönetimi yeni bir paket üzerinde çalışıyor. Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ile tasarruf oranları artırılırken, masada çifte emeklilik maaşı duruyor. İngiltere, ABD ve Almanya'daki modelleri inceleyen ekonomi bürokratları ikinci emekliliğin çerçevesini çizdi. Zorunlu sosyal güvenliğe ilave olarak 'Yıllık Gelir Sigortası' ve işyeri bazlı 'Otomatik Katılım Sistemi' devreye alınacak. Birinde toplu para yatırana ölene kadar ikinci emeklilik maaşı bağlanırken, diğerinde ise yeni işe başlayanlar zorunlu olarak ikinci emeklilik sistemine girecek. Ekonomi bürokratlarından edinilen bilgilere göre Türkiye'de sadece bir sigorta şirketi tarafından uygulanan yıllık gelir sigortası bazı teşvik ve kolaylıklarla tüm sistemi kapsar hale gelecek. Buna ilişkin komite çalışırken önümüzdeki günlerde rapor hazır hale gelecek. Bu sisteme göre örneğin 100 bin lirasını sisteme yatıran bir kişi ölene kadar 500 lira emekli maaşı alacak. Alacağı rakam yaşına göre ve yatırdığı miktara göre değişecek. Ekonomi yönetimi İngiltere'de uygulanan 'Zorunlu Giriş, Gönüllü Çıkış' modelini de uygulamak için çalışıyor. Burada herhangi bir şirket iş yerine yeni başlayan personelini zorunlu olarak 'Otomatik Katılım' adı altında ikinci emeklilik için sigortalayacak. Paranın, işveren, devlet ile işçi katkısı olarak konulması formülü üzerinde duruluyor. Çalışan isterse sistemden hemen çıkabilecek.
Star

Doğrudan Sermaye Girişi 8 Ayda 8.6 Milyar $'A Ulaştı
Ukrayna'da ve güney sınırımızda yaşananlar nedeniyle artan jeopolitik risklere rağmen Türkiye, uluslararası yatırımcıların ilgisini çekmeye devam ediyor. Ekonomi Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre bu yılın sekiz aylık döneminde uluslararası doğrudan yabancı sermaye girişi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9.8 arttı. Ekonomi Bakanlığı'nın açıkladığı ağustos ayına ilişkin 'Uluslararası Doğrudan Yatırım Verileri Bülteni'ne göre yılın 8 aylık döneminde 8 milyar 639 milyon dolar net doğrudan uluslararası yatırım girişi oldu. 6 milyar 152 milyon dolar olan uluslararası doğrudan yatırım girişinin 2 milyar 129 milyon doları imalat sektöründen, 1 milyar 180 milyon doları mali aracı kuruluşların faaliyetleri sektöründen kaynaklandı. Ocak-ağustos döneminde nakit sermaye girişinin yüzde 63'ü Avrupa Birliği (AB) ülkeleri kaynaklı oldu. Ağustosta da 675 milyon dolar düzeyinde net uluslararası doğrudan yatırım girişi gerçekleşti. Ağustosta 258 uluslararası sermayeli şirket ve şube kuruldu, 9 yerli sermayeli şirkete de uluslararası sermaye iştiraki gerçekleşti. Böylece yılın 8 ayında 2 bin 850 uluslararası sermayeli şirket ve şube kuruldu. Bu şirketlerin, başta toptan ve perakende ticaret sektörü olmak üzere, gayrimenkul kiralama ve iş faaliyetleri ile ulaştırma, haberleşme ve depolama hizmetleri sektörlerinde faaliyette bulundukları görüldü. Ocak-ağustos döneminde kayıtlı sermayesi 500 bin doların üzerinde olan 111 uluslararası sermayeli şirket, şube kuruluşu ile yabancı ortak iştiraki gerçekleşti. Bu şirketlerin 41'i toptan ve perakende ticaret sektöründe, 18'i imalat sanayisi sektöründe faaliyette bulunuyor. Bu dönemde kurulan uluslararası sermayeli şirketlerin önemli bölümünü Avrupa ülkeleri ile Yakın ve Ortadoğu ülkeleri ortaklı şirketler oluşturdu. Ağustos sonu itibariyle Türkiye'de faaliyet gösteren uluslararası sermayeli şirket sayısı toplam 40 bin 506'ya ulaştı. En fazla uluslararası sermayeli şirket 24 bin 136 ile İstanbul'da bulunuyor. İstanbul'u 4 bin 313 şirketle Antalya, 2 bin 438 şirketle Ankara ve 2 bin 61 şirketle İzmir izliyor.
Star

Rekabetin Mayasına Aykırı
Rekabet Kurulu, haklarında soruşturma açılan 3 yaş maya firmasına rekor sayılabilecek bir oranda 14 milyon lira idari para cezası verdi. Ceza üreticiler arasında şok etkisi yarattı. Rekabet Kurumu'nun internet sitesinde yer alan duyuruya göre, maya üreticilerinin aralarında anlaşarak ekmek üretiminde kullanılan yaş maya fiyatlarını yükseltmek suretiyle Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un, "rekabeti sınırlayıcı anlaşma, uyumlu eylem ve kararlar" başlıklı maddesini ihlal edip etmediklerinin tespitine yönelik yürütülen soruşturma sonuçlandı. Buna göre, Dosu Maya Mayacılık AŞ'ye 2 milyon 663 bin 766,34 lira, Öz Maya Sanayi AŞ'ye 5 milyon 754 bin 137,30 lira, Pak Gıda Üretim ve Pazarlama AŞ'ye 5 milyon 631 bin 716,90 lira olmak üzere 14 milyon 49 bin 620,54 lira idari para cezası verildi. Kurul, Mauri Maya Sanayi AŞ'ye ise ilgili mevzuat uyarınca idari para cezası verilmesi gerekmekle birlikte, Kartellerin Ortaya Çıkarılması Amacıyla Aktif İşbirliği Yapılmasına Dair Yönetmelik'ten yararlanmak üzere yapılan ve ilgili Kurul kararı ile yönetmeliğin ilgili hükmü kapsamında kabul edilen başvuru ve yürütülen işbirliğinin niteliği, etkinliği ile zamanlaması dikkate alınarak, idari para cezası verilmemesine hükmetti.
Vatan

Özel Sigortada Yabancı Bereketi: % 17 Büyüdü
Türkiye'de ikamet izni alan yabancılara özel sağlık sigortası yaptırma zorunluluğu getirilmesi sigorta şirketlerinin iştahını kabarttı. Bu uygulama, oturma izni başvurusunda bulunacakların yanı sıra Türkiye'de şu anda oturma izni bulunan 2 milyon 442 bin yabancıyı da kapsıyor. Geçen yıl sonunda sağlık branşında 2.4 milyar liralık prim üretimi gerçekleştiren sektör 'yabancıya sigorta' ile toplam hacmini yüzde 60 artırmış olacak. Yabancı uyruklu vatandaşlar artık Türkiye'de "ikamet izni almak için" özel sağlık sigortası yaptırmak zorunda. Halihazırda Türkiye'de oturma izni bulunan 2 milyon 442 bin yabancının olduğunu düşünürsek bu da doğal olarak sigorta sektörünü canlandıracak. Hatta bu hareketlilik şimdiden prim üretimine yansımış durumda. Sağlık sigortasında 2013'te yüzde 10.5'luk artışla 2 milyar 477 milyon liralık prim toplayan şirketler bu yılın ilk 9 ayında ise yüzde 17'lik büyüme ile şimdiden 2.1 milyar liralık prim üretimine ulaştı. Bu da yüzde 6'lık ortalama sektör büyümesinin neredeyse 3 katı demek. Ray Sigorta Genel Müdürü Levent Şişmanoğlu, "Ağırlıklı olarak ev işlerine yardım için gelen yabancıları kaçak çalıştıranlara ciddi cezalar var. Bu nedenle, oturma izni başvuruları arttı. SGK'nın karşılamadığı durumlar için sağlık sigortası yaptırmaları zorunlu" dedi. Şişmanoğlu, "8 Ekim itibarıyla yabancı uyruklu kişilere ait EGM'nin zorunlu kıldığı aktif sigortalı sayımız 5.199" diye konuştu.
Akşam

20 Tır'lık Yalan¬
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Paralel Yapı'nın yalan, iftira ve tezgahta sınır tanımadığını söyledi. 17 ve 25 Aralık kalkışmalarının kirli ve ahlak dışı algı operasyonlarıyla desteklendiğini anlatan Zeybekci, kendisinin de akıldışı bir iftirayla karşı karşıya kaldığını anlattı. İşte Zeybekci'den AKŞAM'a özel açıklamalar: Paralel Yapı, ülkeyi, hükümeti ve istikrarı hedef alan 17 ve 25 Aralık tarihli kalkışmalarını, kirli ve ahlak dışı algı operasyonlarıyla da destekledi. Bunu yaparken de yalan ve iftirada sınır tanımadı. Paralel Yapı'nın deşifre olmasıyla bizden ayrılan bir milletvekilinin, bizzat bana söylediği iftira karşısında "Bu kadarına da pes artık" dedim. Karşılaştığım milletvekili, "Japonya, Malezya ve Singapur gezisine 90 milyar dolarla gittiniz. İran'a da 60 milyon avro kaçırdınız" dedi. Üstelik bu iftirayı, "Haktır, hukuktur, haramdır, helaldir, kul hakkıdır, günahtır" demeden her yerde dillendiriyormuş. Akıl tutulması yaşayan bu milletvekilinin sözünü ettiği 90 milyar doların hacim olarak uçağa sığması bile mümkün değil. 90 milyar dolar hacim olarak yaklaşık bin 500 metreküp eder. Yani en az 15-20 TIR'a veya 3 Jumbo uçağa sığabilecek bir fiziki büyüklükten söz ediyor. Bir milletvekili, akla, mantığa, fiziğe aykırı bir yalanı böylesine pervasızca dile getirebiliyor.
Akşam

DÜNYA

Ukrayna'da Komünist Parti 96 Sene Sonra Meclis Dışında
Ukrayna'da düzenlenen erken genel seçimleri Avrupa yanlıları kazandı. Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko; Solidarity ve Udar partilerinden oluşan blokla seçimin galibi olmayı başarırken Başbakan Arseniy Yatsenyuk'un partisi yüzde 21 oy aldı. "Selfhelp Partisi" yüzde 13 ile üçüncü sırada yer alırken Komünist Parti, 96 yıl sonra ilk defa Meclis'e giremedi. Rusya'ya kaçan eski Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç'i destekleyen blok ise yüzde 7'de kaldı. Rus yanlısı ayrılıkçı isyancıların kontrolü altında olan Doğu bölgelerinde gerçekleştirilemeyen seçimler 2 Kasım'da yapılacak.
Türkiye

Tunus Seçiminde 'Nida' Sürprizi
Tunus'ta önceki gün gerçekleşen seçimlerden zaferle çıkması beklenen İslami kökenli Ennahda Hareketi, sürpriz bir sonuçla karşı karşıya kaldı. Seçimde seküler Nida Tunus Partisi birinci oldu. Bir dönem Ortadoğu için demokrasi umutlarının bağlandığı Arap Baharı'nın doğum yeri Tunus'ta, devrim sonrası tarihi bir adım olarak değerlendirilen genel seçimlerden sürpriz bir sonuç çıktı. Resmi olmayan sonuçlara göre, seçimi kazanması beklenen İslamcı Ennahda Hareketi, seküler Nida Tunus Partisi'nin gerisinde kalarak ikinci oldu. Katılımın yüzde 61.8 olduğu seçimlerde, Nida Tunus yüzde 39, Ennahda Hareketi yüzde 33, Cumhuriyet İçin Kongre Partisi yüzde 5.8, Afak Hareketi yüzde 5.3, Halk Cephesi yüzde 4.3, Tunus İçin Birlik Partisi yüzde 3.3 oy aldı. Böylece 217 sandalyeli mecliste Nida Tunus 83, Ennahda 68 sandalyeye sahip olacak. Tunus Cumhurbaşkanı Munsif el Merzuki'nin Nida Tunus Partisi'ni hükümeti kurmakla görevlendirmesi bekleniyor ancak partinin parlamentoda çoğunluğu sağlamak için koalisyon oluşturması gerekiyor. Gelecek ay ise ülkede başkanlık seçimleri gerçekleşecek. 87 yaşındaki Beji Caid Essebsi'nin lideri olduğu Nida Tunus, iş adamları, sendikacılar ve sürgündeki devrik lider Zeynelabidin Bin Ali hükümeti yetkililerini barındırıyor. Ennahda, 2011'de yapılan kurucu meclis seçimlerinde, yüzde 50 oy alarak iktidara yükselmişti. Mısır'da Müslüman Kardeşler'in ilk demokratik seçimlerde aldığı galibiyet ve Ennahda'nın zaferi, Arap Baharı ülkelerinde yıllarca seküler diktatörler tarafından baskı altında tutulan İslamcı hareketlerin halk tarafından tercih edildiği yönünde analizlere yol açmıştı. 'Arap Baharı' ifadesi bile unutulmaya yüz tutarken, Ortadoğu'da yaşanan devrimlerin tek başarı öyküsü olarak nitelendirilen Tunus için önceki gün gerçekleşen seçimler büyük önem taşıyordu. Ülkede demokrasinin sağlam temellerle inşa edilmesi adına büyük bir adım olarak görülen seçimler, Avrupa Birliği ve uluslararası gözlemcilerden tam not aldı. Ennahda'nın muhalefetten sert tepkiler almasına rağmen az farkla da zafer elde etmesi bekleniyordu. Tunus'ta geçtiğimiz yıllarda sol kanadın iki önemli liderinin suikasta kurban gitmesi, önemli Anayasa çalışmalarına rağmen güvenlik ve ekonomi alanında gelişme sağlanamaması memnuniyetsizlikleri su yüzüne çıkarıyordu. Tepkiler üzerine Ennahda iktidardan çekilerek, seçime kadar teknokrat hükümetin kurulmasına olanak sağlamıştı. AK Parti'yi model aldığı belirtilen Ennahda, Mısır'da Müslüman Kardeşler'in yaptığı hataya düşmeyerek iktidarı tekeline almaya çalışmadı. 2011'de laik partilerle koalisyon kuran Ennnahda şimdi de 'bütünleyici bir ulusal hükümetin kurulması' çağrısı yaptı. Ennahda'nın seçim kampanyasında, Ak Parti'nin de kampanyalarını düzenleyen Erol Olçak rol oynamıştı.
Milliyet

Kktc'den Davutoğlu'na 'İki Devlet' Tepkisi
Kıbrıs'ta iki devletli senaryonun konuşulabileceği söyleyen Başbakan Ahmet Davutoğlu'na KKTC hükümetinden tepki geldi. İktidar Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin (CTP) Genel Sekreteri Kutlay Erk, Davutoğlu'nun sözlerini sert şekilde eleştirerek, "Neyi görüşebileceğimize Kıbrıslı Türk makamlar karar verir" dedi. Davutoğlu, Barbaros gemisinin Akdeniz'de yaptığı sismik araştırmasını Rumların verdiği tepkiye karşılık, "Kıbrıs adasının bütün kıta sahanlığında, münhasır ekonomik bölgesinde Rumların olduğu kadar Türklerin de hakkı vardır. Bu uluslararası hukuk realitesini ve gerçeği herkesin kabul etmesi gerekir. Bu kabul edilmiyor da şu deniyorsa, 'Güney'deki araştırmalar bize aittir, çünkü biz güneye sahibiz, kuzeye de Türkler sahiptir' deniyorsa, o zaman iki devletli senaryoyu konuşmak gerekir" demişti. CTP'nin iki devletli çözüm sürecine hiçbir şekilde girmek istemediğini kaydeden Erk, "İki devletli çözüm modelinin doğru olmadığını" söyledi. Halkın Sesi gazetesine konuşan Erk şöyle devam etti: "Sayın Davutoğlu'na bütün saygımla söylüyorum; neyi görüşebileceğimize Kıbrıslı Türk makamlar karar verir ve bütün dünyaya da onların söylemesi lazım. Eğer Kıbrıs sorununda bir ray değişimi olacaksa Kıbrıslı Türkler karar verir, Kıbrıslı Türklerin makamları bunu dünya ile paylaşır. İki devletli model için Kıbrıs Türk siyaseti geçmişte her imkanı denedi ve tutturamadı. Çözüm istiyoruz. Türk Başbakanı'nın bu yönde bir açıklama yapması bizim Cumhurbaşkanımızın önüne geçmiş olmasıdır. Kıbrıs sorununda, bize göre önde olması gereken, sorumlu görüşmeci olarak, politikaları belirleyen olarak, politikaları taşıyan olarak KKTC cumhurbaşkanıdır."
Milliyet

Beyaz Kefenliler Musul'da
Pazar akşamı Musul'un Baasi Mahallesi'nde beyaz kıyafetler giymiş silahlı bir grup, IŞİD'in şehirde bulunan en önemli emirlerinden Ebu Huzife'nin evini bastı. Düzenlenen baskında IŞİD emiri Ebu Huzife ve 17 korumasının öldürüldüğü belirtildi. Çatışmanın yaklaşık 5 dakika sürdüğünü belirten güvenlik kaynakları, daha sonra sokağa çıkan beyaz kıyafetli kişilerin, "Irak ve Suriye'de vahşet saçan IŞİD'in sonu ölümdür" diye bağırarak, olay yerinden uzaklaştığını kaydetti. Geçtiğimiz günlerde Suriye'nin Deyr Ez Zor bölgesinde 100 IŞİD mensubunun boğazını keserek gündeme gelen ve kendilerine 'Beyaz Kefenliler' diyen örgütün, IŞİD militanlarını bulundukları yerde bularak öldürdüğü belirtiliyor. Güvenlik kaynakları daha önce Suriye'de isimlerini duyuran örgütün ilk kez Irak topraklarında bir suikast eylemi yaptıklarını belirtti. Bu arada Musul'un Kerame Mahallesi'nde daha önce örgüte biat etmeyen Bağımsız Subaylar Hareketi ve IŞİD arasında çıkan çatışmada 4'ü Suudi Arabistan ve Yemenden olmak üzere 18 IŞİD militanının öldürüldüğü belirtildi.
Star

Pyd Aslında Ne Öso'yu Ne De Peşmergeyi İstiyor
Kobani'de yaşananlar PYD ve IŞİD taraflarınca anlatılırken, çatışmaya dahil edilmek istenen ÖSO'nun ne düşündüğü ise basına yansımıyor. Üç yılı aşkın süredir Esad rejimine karşı mücadele eden muhaliflerden Suriye Ulusal Konseyi Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Dr. Halit Hoca, STAR'a son durumu anlattı. Hoca, "ÖSO'nun Kürt grupları Kobani'de. Fakat onlar başarılı bir koordinasyon sağlayamadılar çünkü PYD ile doku tutmuyor. Şu anda bir teklif var. ÖSO komutanı da açıkladı 'Bin 200 kişi ile ben girerim' dedi onu da Salih Müslim kabul etmedi. Bu şu demek; 'PYD bize silah verin, gücümüz pekişsin. Gerektiği zaman Türkiye'ye karşı da kullanabileyim.' diyor" açıklamasında bulundu.Salih Müslim'in Kobani'ye gelecek ÖSO askerleri için koştuğu sekülerlik şartının da bir oyalama olduğundan bahseden Dr. Hoca, şunları söyledi: "Müslim'in devrimin başından beri çok çelişkili açıklamaları oldu. ilkin yol konusunda 'Öcalan'ı önder aldık. Felsefesini benimsedik, yolunda gidiyoruz' dedi. Daha sonra bu politika ışığında Esad'dan aldıkları sözle bağımsızlık ilan etti. Devamında Kahire toplantısında, yanımızda bize, 'Suriye topraklarının bütünlüğünden yanayım' dedi. IŞİD'in tehlike arz ettiği dönemlerde Türkiye'nin müdahale etme isteği olduğunda 'Türk askeri girerse halkımız kendisi Türkiye askerine karşı savunur' dedi. Sonra da 'Türkiye askeri gelip neden yardım etmiyor' diye konuştu. Çok çelişkili açıklamaları oldu fakat ÖSO konusunda Müslim'in kesinlikle hala Esad'dan yana olduğu ve El Muhaberat'tan destek aldığı biliniyor. Bu yüzden şimdi oraya gidecek olan ÖSO birimi yani General Abdulcabbar'ın birimi zaten seküler bir yapıdan geliyor, İslami yapıdan gelmiyor. PYD aslında ne ÖSO'yu ne de peşmergeyi istiyor. Kendisi farklı algı yöntemleriyle Kürt halkının yönetimi sadece PYD'dedir diyor. 13 Kürt grubuna suikast düzenlediler, işkence yaptılar. Başka temsilci yokmuş gibi davranarak ılımlı muhalefetin kendileri olduğunu göstermeye çalışıyorlar. Bu noktada Müslim'in sekülerlik açıklaması da aslında bir istemiyoruz kalkanı..." IŞİD'in asıl merkezinin Rakka olduğunu ama PYD'nin Kobani'yi gündeme taşıyarak Esad'a çalıştığını da belirten Hoca, "Halbuki petrolden gelen finansman ve Irak irtibatıyla Rakka, IŞİD için daha büyük önem arz ediyor. Daha stratejik bölgelerde savaşılabilecekken, dikkatler Kobani üzerine çekildi. Kobani üzerinde düşünülürken Halep'in düşmesi söz konusu. IŞİD'in ya da Esad'ın eline geçmek üzere. Halep'i düşürmek için bir cambaza bak oyunu oynanıyor Kobani'de" diye konuştu. ÖSO'nun PYD'ye yardım için Kobani'de de bulunduğundan söz eden Dr. Hoca, "ÖSO şu anda PYD'ye yardım teklifinde bulunmuşken, maalesef PYD şu anda Esad rejiminin Halep'e ulaşması için koridor açıyor. Şu anda Afrin üzerinden koridor açarak Halep kazalarına ulaşmaya çalışıyorlar. Orada eğitilmiş 10 bin Şebbiha bulunuyor. Fakat onlar 2 yıldır ÖSO kuşatması altındalar. Esad yönetimi onlara sadece helikopterlerle mühimmat desteği veriyor. Şimdi PYD, Esad rejiminin Afrin üzerinden o bölgeye ulaşmasını sağlamaya çalışıyor. 15 gündür olan bir durum bu. ÖSO, zaman zaman bu durum için PYD ile çatışıyor. Fakat bu senaryo tutunca kuzeyden IŞİD güneyden de Esad rejimi Halep'i çevirecek. Ve Halep, Humus'un durumuna düşecek." şeklinde konuştu. Üç hafta önce bin 800 kişilik PKK ekibi de Kobani'ye girdi. Onların dönüp dönmediğini de bilmiyoruz diyen Halit Hoca, "Fakat şu anda PYD'nin kendine rol modeli Yemen'deki Husi'lerdir. PYD eli ile yeni bir Husi örgütü yaratılmaya çalışıyor. Rejim taraftarı bir örgüt olması isteniyor" ifadelerini kullandı
Star

587 Işid Militanı 313 Ypg'li Öldü
İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'nin açıklamasına göre, Kobani'de 16 Eylül- 26 Ekim arasında en az 815 kişi öldü. Ölenlerin 587 IŞİD militanı, 313'ü YPG'li. Açıklamada ikisi çocuk 21 Kürt sivilin öldürüldüğü belirtildi. Sivillerin 17'si IŞİD militanlarınca infaz edildi, dördü ise bombardımanda hayatını kaybetti. Ölen 587 IŞİD militanından 18'i canlı bombaydı, ölen 313 YPG'linin içinde de YPG'li bir kadın canlı bomba olduğu ifade edildi. Açıklamada, gizlilik ve çatışma bölgesine girilememesi sebebiyle gerçek sayıya ulaşılamadığı ancak gerçek sayının her iki taraf için de iki katı olduğunun tahmin edildiği belirtildi.
Vatan

Selefi Protestosu
Almanya'nın Köln kentinde aşırı sağcı partilerle holiganların Selefi gruplara karşı düzenlediği ortak gösteride olaylar çıktı. İnternet ve sosyal medya üzerinden 'Selefilere Karşı Holiganlar' (HoGeSa) adıyla bir hareket başlatan gruplar, pazar günü Köln Tren Garı'nın çıkışındaki Breslauer Platz Meydanı'nda toplandı. Pro NRW adlı İslam karşıtı partinin de destek verdiği gösteriye katılanların sayısı, Almanya'nın farklı kentlerinden gelen holigan gruplarıyla 2 bin 500'e ulaştı. Polisin dağılma uyarısında uymayarak taşkınlık yapan göstericiler daha sonra meydan çevresindeki güvenlik güçlerine taş ve şişelerle saldırdı. Başta biber gazı kullanan polis, bunun yeterli olmadığını görünce göstericilere tazyikli suyla müdahale etti. Bazı polis araçlarını ters çeviren ve tahrip eden göstericilerle çıkan çatışmalarda en az 44 polis memurunun yaralandığı açıklandı. 3 saati aşkın süre devam eden gösterilerde sadece 20 kişinin gözaltına alındığı belirtildi. Olayların yaşandığı saatlerde tren garının diğer tarafından toplanan sol grupların gösterisi ise sakin geçti. Sayıları 500'ü bulan göstericiler 'ırkçıları da Selefileri de istemiyoruz' yazılı pankart açtı.
Vatan

Süleyman Şah İçin Hızır Tatbikatı
Suriye sınırları içinde yer alan ve Türkiye'nin kendi sınırları dışındaki tek kara parçası olan Süleyman Şah Saygı Karakolu'nun korunmasına yönelik planlanan harekatın tatbikatı yapıldı. Kullandığı uçakla tatbikata katılan Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın Öztürk, telsizle karakol komutanına, "İhtiyaç anında Hızır gibi yanınızdayız" diye seslendi. Öztürk, 21 Ekim'de gündüz ve gece uçarak Suriye ve Irak sınırındaki birliklerle icra edilen müşterek görevlere ilişkin incelemede bulundu. 2 saati bulan ve 800 km'lik bir mesafeyi kapsayan uçuşunun ardından Öztürk, Diyarbakır askeri havaalanına indi. Orgeneral Öztürk "Verilen emeklerin karşılığını görmekten çok mutlu oldum" dedi.
Akşam

POLİTİKA
Cumhuriyetin Temeli Kültürdür
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Kültür ve Sanat Platformu'nca 2014-2015 sanat mevsiminin başlaması münasebetiyle Ortaköy'deki Esma Sultan Yalısı'nda düzenlenen etkinlikte sanatçılarla bir araya geldi. Etkinlikte konuşan Kılıçdaroğlu, cumhuriyetin temelinin kültür olduğunu, dünyanın da bunu böyle bildiğini söyledi. Sanatın yaşam kalitesini belirlediğini dile getiren Kılıçdaroğlu, "Bir toplumda sanat yücelmişse o toplumun yaşam kalitesinde de önemli gelişmeler var demektir. CHP olarak sanata ve sanatçıya her dönem saygı duyduk. Onları, ülkenin onuru olarak kabul ettik. Hangi koşullarda olursa olsun, hangi görüşte olurlarsa olsunlar onları yüceltmek hepimizin ortak görevidir. Sanatı biz böyle biliyoruz" diye konuştu. Kılıçdaroğlu, sanatçının topluma politikacının gözüyle değil farklı bir gözle baktığını kaydederek, "Sanatçı aydın bir insandır, rüzgara karşı yürür, güzel bir insandır, toplumun sorunlarına değinir. Biz CHP olarak sanatı ve sanatçıyı yücelteceğiz. Onun bu ülkenin onuru olduğunu, kabul edeceğiz. Hep böyle biliyoruz. Sanatın gücünü de çok iyi biliyoruz" ifadelerini kullandı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Ercan Karakaş son yıllarda kültür ve sanat alanında "baskı ve sansür" olduğunu söyleyerek, bu sansürün dayanılmaz boyutlara ulaştığını savundu. Etkinlik alanına gelen Kılıçdaroğlu, buradaki sanatçıların birçoğu ile selamlaştıktan sonra konuşma yaptı. Basın mensupları konuşmalardan sonra salondan çıkarıldı ve etkinliğin ikinci kısmı basına kapalı gerçekleştirildi. Etkinliğe, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı, milletvekilleri , CHP'nin İstanbul'daki ilçe belediye başkanları ve aralarında Tarık Akan, Müjde Ar, Metin Uca, Tarık Ünlüoğlu, Ahmet Ümit'in bulunduğu sanatçı, programcı ve yazarlar katıldı.
Milliyet
'Çözümü Bitiren Biz Olmayacağız'
Başbakanlık Merkez Bina'da, Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında yapılan Bakanlar Kurulu toplantısı yaklaşık 4,5 saat sürdü. Toplantıda Başbakanlık Acil Durum Koordinasyon Merkezi oluşturulmasına karar verildiğini söyleyen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Çözüm süreci ile kamu güvenliği birbirinin alternatifi değil. Çözüm sürecine mahkum, mecbur değiliz, ama bitiren taraf biz olmayacağız" dedi. Bakanlar Kurulu sonrası basın toplantısı düzenleyen Arınç, Başbakanlık Müsteşarı veya görevlendireceği bir yetkilinin bu koordinasyon merkezinden sorumlu olacağını söyledi. Arınç, "Kamu kurum ve kuruluşları tarafından gerekli bilgi ve belge akışı merkeze sağlanacak. Bu merkez yarından itibaren görevlendirilecek" dedi. Silopi'de kömür madenine ait patlayıcı yüklü kamyonun teröristlerce kaçırılmasının profesyonelce planlandığını belirten Arınç, "Patlayıcıların Cudi Dağı'na doğru götürüldüğü tespit edildi, aramalar sürüyor. Bu kadar kapsamlı bir arama tarama ile Cudi Dağı'na varmadan yakalanacaklarını tahmin ediyoruz" diye konuştu. Son haftalarda şiddet olaylarının artış gösterdiğine dikkat çeken Arınç, "Bütün bu olaylarla ilgili anlık müdahaleler yapılmıştır. Fail ve failler yakalanmıştır ya da yakalanmak üzeredir" dedi. Arınç çözüm süreciyle ilgili de şunları söyledi: "Sayın Başbakanımız iki aydan bu yana çözüm süreci ile kamu güvenliğinin birbirinin alternatifi olmadığını izah ediyor. Kamu düzeninin mutlak anlamda sağlanması ayrı bir konu. 6-7 Ekim olaylarında rastladığımız gibi cana ve mala kast eden olaylar terör olaylarıdır ve bunun azına da çoğuna da tahammülümüz yoktur. Çözüm süreci var diye bunları makul göstermeye çalışan hiç kimseyi dinlemeyiz. Türkiye'de can ve mal emniyeti olmayacaksa, hiçbir şeyi tartışmayız. Çözüm süreci çok önemlidir ama bu hiçbir zaman insanımızın sokağa çıkarken korku duyması için sebep değildir. Çözüm sürecine mecbur ve mahkum değiliz. Bitiren taraf biz olmayacağız. Ama kararlılığımız tam".
Vatan

SPOR

Son haftalarda yükselen performansıyla dikkat çeken Beşiktaş, Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyes deplasmanındaki nefes kesen maçta ligdeki ilk mağlubiyetini aldı: 3-2. İlk yarı pek tat vermeyen mücadelede kızılca kıyamet ikinci 45'te koptu. John Boye'nin golüyle yenik duruma düşen ve son 20'ye Töre'nin kırmızı kart görmesiyle 10 kişi giren siyah beyazlılar, Kerim'in ayağından iki şık gol bulup 5 dakika kala öne geçse de Erciyes'in üst üste gelen golleriyle yıkıldı.
Hürriyet

Şampiyonlar Ligi'nde Türk Telekom Arena'da Borussia Dortmund'a 4-0 yenildikten sonra, ligde Başakşehir'e de aynı skorla boyun eğen Galatasaray'da herkes teknik direktör Prandelli'yi yargılarken, yeni yönetim ise hastalığın kaynağını bulmak için harekete geçti ve bu konuda en az suçlunun Prandelli olduğu ortaya çıktı. Duygun Yarsuvat ile birlikte yeniden yönetime dönen Abdurrahim Albayrak, Florya'ya giderek kolları sıvadı ve ilk olarak takımın röntgenini çekti. Albayrak'ın yaptığı görüşmelerde gerek Cesare Prandelli'nin, gerekse futbolcuların çok çarpıcı değerlendirmelerde bulundukları öğrenildi. Florya'nın bu noktaya gelmesinde ise eski Başkan Ünal Aysal'ın hareket tarzının etkili olduğu sonucu çıktı. Aysal'ın, Roberto Mancini döneminde olduğu gibi Prandelli'de de teknik direktörü pasifize edip futbolcularla bire bir görüşmeler yapmasının, negatif sonuçları doğurduğu dile getirildi. Bugünkü yönetim kurulu toplantısında hazırladığı raporu sunacak olan Albayrak'ın tespitlerine göre Aysal'ın, Prandelli'yi devre dışı bırakarak direkt olarak futbolcularla temas kurmasının, teknik direktör otoritesinin sarsılması anlamına geldiği ve Florya'da futbolcuya dayalı düzene zemin hazırladığı belirtildi. Aysal, Fatih Terim döneminde de Beşiktaş maçı öncesi Drogba ile görüşerek prim pazarlığı yapmıştı. Prandelli'nin Albayrak'a, "Ne yazık ki başkanın iyi niyetle yaptığı bu görüşmeler futbolcular tarafından farklı yorumlandı. Bu benim de otoritemin zayıflamasına yol açtı" dediği ifade edildi. Takım içindeki gruplaşmalara da yine Aysal'ın verdiği bu tavizlerin yol açtığı belirtiliyor. Galatasaray bugünkü yönetim toplantısında Cesare Prandelli konusunu ele alacak. Ancak Milliyet'in ulaştığı bilgilere göre İtalyan teknik adamla şu aşamada yollar ayrılmayacak ama teknik kadroya yerli bir isim getirilecek. Fatih Terim döneminde yardımcı hoca olarak görev yapan Hasan Şaş'ın adaylar arasında olduğu bildirildi.
Milliyet

G.Saray'ı Fatih Terim Stadı'nda sahadan silip 4-0 mağlup eden Başakşehir, gözkamaştırıyor. Abdullah Avcı, 2011'de milli takım için terkettiği Lacivert-Turunculular'ın başına yine gelirken, PTT 1. Lig'den yeni çıkmış ekibe bir çok takviye yaptı. Genelde deneyimli isimleri tercih den Avcı, daha önce 3 büyüklerde oynamış ama tutunamamış isimleri öncelikle olarak kadroya kattı. Kadrosundaki 31 isim arasında Volkan Babacan, Ufuk Ceylan, Yalçın Ayhan, Can Arat, Orhan Ak, Ferhat Öztorun, Alparslan Erdem, Uğur Uçar, Sezer Öztürk, Eneramo, Mehmet Batdal ve Semih Şentürk gibi daha önce 3 büyüklerde oynamış 12 futbolcu bulunan Başakşehir, Fener'den sonra (29.1) 27.9 yaş ortalamasıyla ligin en tecrübeli ekibi. G.Saray karşısında Volkan, Yalçın, Uğur, Ferhat ve Semih 11'de başlarken M.Batdal ve Alparslan sonradan girdi. Takım değeri 32 milyon euro olan Avcı'nın ekibi 168.7 milyon euroyla ligin en değerli kadrosu olan G.Saray'ı devirdi. İlk 11 değeri 14.8 milyon euro olan Başakşehir, sadece 18 milyon euroluk Sneijder kadar olmazsa da kazanmayı bildi.
Star

Trabzonspor'da G.Antep maçının faturası sakatlığı düzelip bir ay sonra sahalara dönen Mustafa Yumlu ve sol bek Zeki Yavru'ya kesildi. Bordo-mavili teknik heyet kararın kendileri tarafından değil yönetim tarafından alındığını söylerken, yönetim ise, "Hoca rapor verdi, biz de patron sensin istediğin tasarrufu yapabilirsin dedik" cevabını verdi. İKİ oyuncunun kadro dışı kalması haberi oyuncuların ailelerini de derinden üzdü. 27 yaşındaki stoperin babası Hasan Yumlu, oğlunun kadro dışı kaldığını duyunca tansiyonu yükseldi ve "Benim oğlumun Trabzonspor'a zarar verdiğini bilsem cezasını kendi elimle veririm. Oğlum şimdiye kadar hep boş mukaveleye imza atmış bir insandır. Duyunca yıkıldım" dedi HATIRLANACAĞI üzere Halilhodzic, sezon başındaki Avusturya kampı öncesinde de Mustafa Yumlu'yu kadrosunda görmek istemediğini söylemiş, yönetimin baskısı ile kadroya almıştı.
Vatan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme