11 Ekim 2014 Cumartesi

11.10.2014 Genel Gündem


Genel Gündem 11.10.2014

GÜNDEM

'Taraflar' Soruştursun 

Bingöl İl Emniyet Müdürü Yardımcısı Atıf Şahin ile Komiser Hüseyin Hatipoğlu'nun ölümü, İl Emniyet Müdürü Atalay Ülker'in de ağır yaralanmasıyla sonuçlanan saldırı sonrasında HDPDTK- DBP Eş Genel Başkanları'ndan "Vahim olayın bütün taraflarca her yönüyle soruşturulmalı" çağrısı geldi. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Hatip Dicle, Selma Irmak, Kamuran Yüksek, Emine Ayna'nın imzasını taşıyan açıklamada yer alan 'taraflarca' vurgusu, saldırının PKK'lı bir grup tarafından yapılmış olabileceğinin kabulü olarak değerlendirildi. 24 Mayıs 1993'te Bingöl il sınırları içinde 33 askerin kurşuna dizilerek öldürülmesiyle sonuçlanan ve '93 Ateşkesi'nin sona ermesine neden olan PKK saldırısına atıf yapan PKK'ya yakın kaynaklar, "Derin devletin kontrolü altına girmiş bir yapının saldırıyı gerçekleştirmiş olabileceği" iddiasında da bulunuyor. Aynı kaynaklar, HDP-DTK-DBP Eş Genel Başkanları'nın yaptığı açıklamada yer alan, "Özellikle Bingöl'de Emniyet Müdürü'ne yapılan saldırı, sonrasındaki çatışma ve yaşanan ölümler, bütün kaygıları artıran ciddi bir gelişmedir. Bingöl'deki bu vahim olayın bütün taraflarca her yönüyle soruşturulmasının önemine dikkat çekmek istiyoruz. Bu ve benzeri olaylar, bütün gidişatı tümden olumsuz bir yöne çevirebilecek potansiyele sahiptir" değerlendirmesine dikkat çekti. Devlete ve KCK yönetimine yönelik 'soruşturma' çağrısı içeren açıklamada özetle şöyle denildi: "Bizler hem ülke içinde hem de dışında halklarımıza yönelen tehdidi, hükümet ile birlikte çalışarak bertaraf etmek istiyoruz. Kobani'nin şu anda tek nefes borusu olan Türkiye sınırının sürekli açık tutulmasının hayati derecede önemine bir kez daha dikkat çekmek istiyoruz. Anlaşılıyor ki halkın sokağa çıkmasını bekleyen ve daha önceden hazırlığını yaparak pusuya yatan mekanizmalar, bu ortamı fırsat bilerek ciddi bir iç çatışma yaratmak istemektedirler. Bu kaotik ortamda hem Kobani'yi yalnız ve sahipsiz bırakmayacak, hem provokasyona zemin sunmayacak, hem çözüm sürecini ayakta tutacak, hem de halklarımızı saldırılardan koruyacak sağduyulu politikalar oluşturmak zorundayız. Bu çerçevede dün (önceki gün) yaptığımız açıklamayı ve çağrıyı bir kez daha yineliyoruz: Hiç kimse hiçbir yerde birbirine karşı asla şiddete başvurmamalı, şiddet araçlarını kullanmamalıdır. Bütün gerilim ve yaşanan acı olaylara rağmen Sayın Öcalan'ın da katkısı ve çağrısı dikkate alınarak hükümetin Kobani konusunda attığı olumlu adımlara devam etmesini, güvenlik güçlerinin göstericilere dönük şiddet kullanmasının önüne geçilmesi, provokatörlerin örgütlediği sivil grupların halka dönük saldırılarının mutlaka önlenmesi ve tansiyonu düşürecek mesajların verilmesi hususlarında daha özverili davranmasını bekliyoruz. KCK yönetiminin de sürecin önünü açacak tedbirleri alarak, gösteri yapan grupların şiddet kullanmamaları çağrısını tekrar yapmalarını, silahlı eylemleri ciddiyetle soruşturmalarını ve önüne geçecek tedbirleri almalarını, tansiyonu düşürecek şekilde bir gayret içinde olmalarını diliyoruz." 

Hürriyet

Cezaevinden Cenazesi Çıktı 

Münevver Karabulut'u başını keserek öldüren ve 24 yıl hapis cezası alan Cem Garipoğlu, Silivri'de5 No'lu L Tipi Kapalı Cezaevi'nde dün sabah ölü bulundu Garipoğlu'nun koğuşunda başına poşet geçirdikten sonra çamaşır ipiyle kendini astığı belirlendi. İntihar haberine sosyal medya kullanıcıları inanmadı Lise öğrencisi sevgilisi Münevver Karabulut'u 3 Mart 2009 günü hunharca öldüren Cem Garipoğlu(24), cinayetten 2 bin 47 gün sonra tutuklu olduğu cezaevinde yaşamına son verdi. Mahkemece 24 yıl hapis cezasına çarptırılan Garipoğlu'nun, Silivri 5 No'lu Cezaevi'ndeki koğuşunda başına poşet geçirdikten sonra çamaşır ipiyle kendini astığı belirlendi. Türkiye'yi sarsan Münevver Karabulut cinayetinin faili Cem Garipoğlu, tutuklu bulunduğu cezaevinde kendini astı. Cezasını 10 yıl sonra tamamlayacak olan Garipoğlu'nun cesedi, infaz koruma memurları tarafından Sabah saat 08.00 sıralarında tek başına kaldığı 3'lü koğuşunda bulundu. Garipoğlu'nun Silivri 5 No'lu Cezaevi'nde 3'lü koğuşta tek başına kaldığı, kamera sisteminin ise koğuşun ortak avlusunda bulunduğu belirtildi. Kamera görüntülerinde yapılan incelemede, koğuşa kimsenin girmediği görüldü. Koğuşun en son saat 02.00'da kontrol edildiği, ilk incelemelerde intiharın 02.00 ile 08.00 saatleri arasında gerçekleştiği tespit edildi. Garipoğlu'nun koğuşundan aynı yerdeki diğer boş koğuşa geçtiği, başına poşet geçirerek, çamaşır ipiyle kendisini boğduğu öğrenildi. Garipoğlu'nun teşhisini Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Lütfi Dursun yapatı. Savcının incelemesinin ardından cezaevinden cenaze aracının içinde çıkan Cem Garipoğlu'nun cenazesi öğle saatlerinde otopsi işlemi için Adli Tıp Kurumu'na(ATK) getirildi. Cenaze aracına bir Jandarma aracı da eşlik ederken, cenaze aracı ve çevresinde Garipoğlu'nun yakınlarından kimsenin olmaması dikkat çekti. İlerleyen saatlerde cenaze işlemleri için ATK'ya gelen Garipoğlu'nun dayısı Sedat Erol yeğeninin defin ruhsatını aldı. Garipoğlu'nun cenazesinin bugün Adli Tıp Kurumu'ndan alınarak toprağa verileceği kaydedildi. Yaklaşık 2.5 saat süren Garipoğlu'nun otopsisinin, Türkiye'nin de imza koyduğu "BM Hukuk Dışı Keyfi ve Yargısız İnfazların Önlenmesi ve Soruşturulmasına İlişkin Kılavuz" olarak da bilinen Minnesota Protokolü'ne göre yapıldığı öğrenildi. Kurum uzmanlarınca gerçekleştirilen otopsinin, protokol uyarınca görüntülü kaydedildiği bildirildi. İlk tespitlere göre Garipoğlu'nun boğazında ip veya çarşaf dolanmaktan kaynaklı çürük izlerine rastlandı. Nihai rapor 1 ay içinde tamamlanacak. Münevver Karabulut cinayeti davasında Cem Garipoğlu'nun avukatlığını yapan Aytekin Kaya, müvekkilinin ruh sağlığının bozuk olduğunu en başından beri söylediklerini belirtti. Savunmalarında Garipoğlu'nun akli dengesinin bozuk olduğunu belirttiğini anlatan Kaya, "Adli Tıp Kurumu da Cem Garipoğlu'nun ruh sağlığının bozuk olduğunu ancak ceza ehliyetinin olduğu şeklinde rapor vermişti. Cem Garipoğlu'nun ruh sağlığının bozuk olduğunu en başından beri biz söyledik ve bu olay yaşandı. Demek ki ruh sağlığı bozuk bir insan başkasını öldürebiliyorsa kendisini de öldürebiliyormuş" dedi. 

Milliyet 

Teröristlerin Aracı Mobese'ye Takıldı 

Bingöl'de İl Emniyet Müdürü Atalay Ürker'in yaralanması, yardımcısı Atıf Şahin ile Güvenlik Şube Müdür Vekili Hüseyin Hatipoğlu'nun şehit olmasıyla sonuçlanan saldırının emrinin, iki gün önce PKK'nın Bingöl kırsal sorumlusunca verildiğine yönelik bulgulara ulaşıldı. HPG de dün yaptığı açıklamada, Bingöl'de yaşanan olayın "lokal" bir durum olduğunu savunurken Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada da eylemi PKK örgütünün geçekleştirdiği bildirildi. Saldırıdan hemen sonra bölgede başlatılan araştırmalarda yeni bilgilere ulaşıldı. İlçede konuşlu bulunan polis özel harekât timleri ilçe çıkışında şüpheli bir aracı kontrol etmek için durdurmak istedi ancak araçtakiler silahla karşılık verdi. Yaşanan çatışmada, araç içindeki beş şüpheliden dördü ölürken, birisi yaralı olarak yakalandı. Çatışmadan sonra araç içinde yapılan aramada, kent merkezindeki silahlı saldırıda kullanıldığı değerlendirilen iki Kaleşnikof marka uzun namlulu otomatik tüfek ile mermiler bulundu. Elde edilen silahlar ve mühimmatlar kriminal inceleme için Diyarbakır'a gönderildi. Araştırmalarda iki gün önce PKK'nın Bingöl kırsalındaki grupların sorumlusunun telsizle eylem talimatı verdiği bilgisine ulaşıldı. Kırsalda faaliyet yürüten ve TAK olarak tanımlanan silahlı grupların sorumlusunun, telsizden eylem talimatı verdiği, talimattan bir süre sonra "Neden hâlâ ölü yok?" şeklinde ekipleri eleştirdiği, bunun üzerine önceki akşamki eylemin gruplarca planlandığı ifade edildi. Eylem için Bingöl kırsalından kente gelen eylemci grubun, milis olarak değerlendirilen ve kent merkezinde yaşayan iki örgüt üyesinden yardım aldığı sanılıyor. Genç'teki çatışma sırasında araçta bulunan iki milisin, kent merkezindeki örgüt faaliyeti sırasında yönlendirme yaptığı ve eylemcileri Ürker ile beraberindekilerin bulunduğu mahalleye götürdüğü ifade edildi. Olayın ardından söz konusu iki örgüt üyesinin, eylemci grupla birleşerek kenti terk etmeye çalıştığı anlaşıldı. Olayda kullanılan aracın ise çalıntı olduğu belirlendi. Bu arada, olayın ardından ağır yaralanan il emniyet müdürü Atalay Ürker, ambulans uçakla Ankara'ya getirilirken, Samsun 19 Mayıs Polis Okulu Müdürü Süleyman Pamuk, vekâlaten Bingöl Emniyet Müdürü olarak atandı. Gölbaşı'ndaki tesislerde görevli özel harekâtçı polislerin bir bölümünün, olası eylemleri önlemek amacıyla takviye olarak Doğu ve Güneydoğu'daki kentlerle gönderilmesi planlandı. Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada da eylemi örgütünün gerçekleştirdiği, faillerin bulunması için yapılan yol kontrolleri sırasında da bir araçtan ateş açılması üzerine yaşanan çatışmada örgüt mensuplarının etkisiz hale getirildiği bildirildi. Genelkurmay Başkanlığı'nın açıklamasında "Olay yerinden kaçan teröristlerin yakalanması maksadıyla, Genç İlçe Jandarma Komutanlığı ve emniyet müdürlüğü ekiplerinin, Genç Köprüsü mevkiinde, birlikte yaptığı yol emniyet ve kontrol faaliyeti esnasında, yaklaşan bir araçtan, uzun namlulu silahlarla ateş açılmıştır. Dört bölücü terör örgütü mensubu terörist iki Piyade Tüfeği ile birlikte ölü olarak ele geçirilmiştir. PKK'nın silahlı yapılanması HPG tarafından dün yapılan açıklama da eylemin örgütün yerel unsurlarınca planlandığı yönündeki bulguları güçlendirdi. HPG'nin açıklamasında herhangi bir eylem yapma kararı ve talimatı alınmadığı belirtilerek, Bingöl'deki olayın "lokal bir durum" olduğu ve komutanlıkla ilgisinin olmadığı belirtildi. Açıklamada, çözüm sürecine ilişkin Öcalan'ın 15 Ekim'e kadar süre belirlediği anımsatılarak, "Başta Bingöl'de olmak üzere yaşanan şiddet olayları tamamen lokal durumlar olup, HPG Merkez Komutanlığı olarak bizimle herhangi bir ilişkisi yoktur" denildi. 

Milliyet


Kalleşlerden Biri Milli Eğitim'de Memur Çıktı! 

Bingöl'de önceki akşam, PKK terör örgütünün düzenlediği saldırıda Emniyet Müdürü Atalay Ürker ağır yaralanırken, Emniyet Müdür Yardımcısı Atıf Şahin ile koruma ekibinden Başkomiser Hüseyin Hatipoğlu şehit oldu. Saldırıda, koruma polisi Uğur Atlı da yaralandı. Saldırı ile ilgili detaylar da ortaya çıktı. Buna göre, saldırı saat 21.15'te Bingöl Valiliğine 150 metre mesafedeki Zübeyde Hanım Anaokulu'nun hemen yanında gerçekleşti. Kobani'ye düzenlenen saldırılara tepki gösteren protestocuların zarar verdiği işyerlerinde inceleme yapan Ürker, Hükümet Caddesi'nde şoförüne aracı park etmesini söyledi. Ardından da ekibiyle aracından çıktı. Tam bu esnada da teröristlerin bulunduğu araçtan uzun namlulu bir silahla ateş açıldı. Saldırıda, teröristin bir şarjörü boşalttığı ifade edildi. Saldırganların aracı hemen sonra o noktadan ayrılarak Hastane Caddesi'ne ve hemen ardından da Beş Yol denilen noktaya ulaştı. Emniyet güçleri ise, aracın yakalanabilmesi için hemen operasyon başlattı. Kaçan araç beş yol noktasına geldikten sonra ara yoları kullanarak Genç ilçesine giden Genç Caddesi'ne çıktı. Ardından da teröristler kırsal alana gitmek için ilçeye doğru yol aldı. Genç ilçesinin hemen girişinde, kum ocaklarının bulunduğu noktada Jandarma Özel Harekat Timleri konuşlanarak kaçan aracı beklemeye başladı. PKK'lıların kullandığı beyaz renkli sivil araç, ilçe girişine geldiğinde ise Özel Harekat tarafından dur ihtarında bulunuldu. Dur ihtarına uymayan teröristlerin ateş açmasıyla da çatışma çıktı. Çatışmada 5 PKK'lıdan 4'ü olay yerinde öldü. PKK'lılardan birinin Bingöl'de bir turizm şirketinde çalışan 1978 Bingöl Kiği ilçesi doğumlu Erhan Şenyuva, diğerinin de Bingöl İl Milli Eğitim Müdürlüğü Maarif Bürosu'nda memur olarak çalışan 1968 doğumlu Ali Bozan olduğu ortaya çıktı. PKK'nın şehir yapılanmasında yer alan Şenyuva ile Bozan'ın dağ kadrosundan gelen 3 PKK'lıya keşif çalışmaları ve kaçış sırasında destek verdiği anlaşıldı. Üzerinde PKK kimliği bulunan teröristlerden birinin de Kendal Serhat kod adlı PKK'lı olduğu tespit edildi. Operasyonda iki ateş arasında kalan Ş.G. adlı kişi de yaralanarak Bingöl Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. 

Vatan 


Ekonomi 

Gram Altın 89, 8264 89, 9710 

ABD Doları 2, 2844 2, 2872

Euro 2, 8834 2, 8871

İngiliz Sterlini 3, 6701 3, 6801 


Yaşlı Japonlara Talibiz! 

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Türkiye-Japonya İş Forumu için gittiği Tokyo'da, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Japonya'nın gıda alanında dünyanın 4'üncü büyük ithalatçısı olduğunu hatırlatan Zeybekci, Türkiye'nin ise dünyanın 7, Avrupa'nın ise birinci büyük tarım ülkesi olduğunu söyledi. "Türkiye bu pazarda önemli avantajlar yakalayabilir" diyen Zeybekçi, "İki ülkenin karşılıklı olarak ürünlerine koyduğu kısıtlamalar var. Önerimiz; her iki ülke karşılıklı olarak birbirlerinin sertifikasyonlarını, ruhsatlandırmalarını tanısınlar, ekstra denetime, laboratuvar çalışmasına gerek kalmasın. 16 Ekim'de İstanbul'da düzenlenecek Türk-Japon İş Konseyi'nde de genel görüşmeler yerine sektörler bazında çalışmalar yapacağız" açıklamasını yaptı. Bugün Japon turistlerin kültür, doğa ve sahil turizmini tercih etttiğini de kaydeden Zeybekci şunları söyledi: "Japonya ile emekli ve yaşlılarla ilgili ortak proje için çalışıyoruz. Türkiye bütün dünyaya bu hizmeti verebilecek durumda. Gelişmiş ekonomilerin yeraldığı Avrupa, Kuzey Amerika ve Japonya'nın en büyük problemi, yaşlılarının ülkelerinde ağırlanması, bakımı. Bu ekonomilerine çok büyük bir yük haline geliyor. Bunu Türkiye'de çok daha uygun imkanlarla çok rahat yapabiliriz. 40 milyon turisti ortalama 600-800 dolarla harcamayla ağırlamaktansa, 1 milyon turist yerine böyle bir 50 binlik ağırlamayı yapmak bizim için daha avantajlı. Japonlarla bu alanda bir görüşmemiz var." Zeybekci, Japonya'nın Türkiye'de altyapı yatırımlarına ilgisinin artarak devam ettiğini kaydederek, bu ilginin Körfez Geçiş Projesi, tüp geçit projeleri ve İstanbul'a 3.Köprünün ardından Çanakkale Boğaz Köprüsü'yle sürdüğünü söyledi. Zeybekci, "2015'te Çanakkale Köprüsü'nün yapımına başlanması hedefleniyor. Dünyanın en uzun asma köprüsü Japonya'da. Çanakkale Köprüsü bu köprüyü de geçen bir proje olacak. İnşallah bunu da Türk- Japon işbirliği ile yapacağız. Görüşmeleri devam ediyor" dedi. 

Hürriyet 

Şiddetin Karşısındayız 

AB-Türkiye Karma İstişare Komitesi (KİK) üyesi sivil toplum kuruluşları (STK) son günlerde sokaklarda yaşanan çatışmalar ve saldırıları kınamak için ortak bir toplantı düzenledi. TOBB, TESK, Türkİş, Türkiye Kamu-Sen, Memur-Sen, Hak-İş, TİSK ve TZOB adına açıklama yapan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, vatandaşlara kenetlenme çağrısı yaptı. Bingöl'de şehit düşen 2 emniyet mensubuna hain saldırıyı şiddetle lanetlediklerini dile getiren Hisarcıklıoğlu, "Bizler Türkiye'nin işçileri, memurları, esnafları, çiftçileri ve girişimcileriyiz. Hepimiz huzur içinde yaşamak, üretmek ve ülkemizin büyümesine katkıda bulunmak için çalışıyoruz. Her görüşten, her inançtan, her etnik gruptan üyelerimiz var. Hepimizin ortak hayali, çocuklarımıza daha güçlü, daha müreffeh bir Türkiye bırakmaktır. Bizler; devletimize, milletimize ve demokratik, laik, sosyal hukuk devlet yapımıza karşı girişilen her türlü hukuksuz ve şiddet içeren eylemin karşısındayız. Sınırlar dışında yaşanan olaylar bahane edilerek bazı şehirlerimizde sergilenen şiddet eylemlerini açık bir şekilde lanetliyoruz" diye konuştu. Vandalizm ve eşkıyalığın, hiçbir şekilde mazur gösterilemeyeceğinin altını çizen Hisarcıklıoğlu, "Bu tip hareketler meşru kabul edilemez. Hak arama metodu olamaz. Sıkıntılar ve talepler, sokak barbarlığıyla değil, demokratik usullere göre ifade edilmelidir. Sokak terörü, sadece ülkemizdeki istikrara ve huzura zarar vermekle kalmaz, ekonomiyi de olumsuz etkiler. Özellikle de Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde son yıllarda canlanan yatırımlar zarar görür. Bundan da en büyük zararı bölge insanımız ve ülkemiz görür" diye konuştu. Geçmişteki kirli oyunları herkesin iyi hatırladığına dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, "Şurası çok açık ki, bugün de birileri ülkemizde kardeş kavgası başlatmak istiyor, kirli bir oyun tezgahlıyor. Millet olarak bu oyunu bozmak zorundayız. Türkiye'nin birliği ve kardeşliğini her türlü çatışmadan uzak tutmak hepimizin görevidir. Ülkemiz için önem taşıyan huzur ve kardeşlik sürecinin akamete uğramaması için dikkatli ve aklıselimle hareket etmeliyiz" dedi. 

Hürriyet 

Aman Petrol! 

2011 yılından bu yana, petrol fiyatları sürekli yüksek seyrederek, 100 dolar/ varil seviyelerinde gezindi. Ancak bu yıl, haziran ayından bu yana yüzde 20'ye varan oranda düştü. Petrol fiyatlarındaki düşüşün arkasında iki temel neden var: "İlki ABD giderek daha fazla petrol üretiyor, ikincisi ise Jeopolitik riskler nedeniyle petrol üretimi azalan bazı ülkelerde üretim yeniden yükselişe geçiyor. Öte yandan, talepte bir gevşeme olacağı öngörüsü de fiyatlardaki düşüşü iyice tetikliyor. Analistler, petrolün 10 yıl öncesine göre hala çok daha pahalı olduğuna dikkat çekerken, fiyattaki son düşüş eğiliminin geçici olabileceğini kaydediyor. 2012 ve 2013 yıllarında da petrol fiyatlarında gerileme olduğuna ancak Ortadoğu'da yeni gerilimlerin ortaya çıkmasıyla tekrar yükseldiğine işaret eden analistler, şu anki düşüşün devam etmesi durumunda ise dünya genelinde çok büyük etkileri olacağını vurguluyor. Dün 89 dolar sınırından güne başlayan Brent petrolün varil fiyatı, 1 Aralık 2010 tarihinden bu yana en düşük seviyesi olan 88.06 doları gördü. Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için petrol fiyatlarındaki düşüş olumlu haber; fiyatlar bu şekilde seyrederse, 2015 yılında gaz fiyatları belirlenirken de düşüşün yansımaları olur. Ancak Rusya gibi ekonomisi büyük ölçüde petrol ve petrol ürünlerinin satış ve ihracına dayanan ülkeler, petrol fiyatlarındaki düşüşü kaygıyla takip ediyor. Halen Rusya'nın 2015-2017 bütçesindeki petrol fiyatı tahmini 100 dolar. Ukrayna krizi ve petrol fiyatlarının 90 doların altına gerilemesiyle Rusya'nın rezervleri yüzde 10 civarında azaldı ve 456 milyar dolara geriledi. Hazar Strateji Ensitüsü Enerji ve Ekonomi Uzmanı Prof. Dr. Mübariz Hasanov ise petrol fiyatlarındaki düşme eğiliminin sürmesi halinde Rus ekonomisinin ciddi zarar göreceğini söyleyerek, şöyle konuşuyor: "Fiyatlar uzun süre 80 doların altında kalırsa, Rusya ekonomisi için ciddi sorunlar baş gösterebilir, ekonomik resesyon derinleşebilir. 2013 ve 2014 başında ekonomik büyüme yüzde 1 dolaylarında olmuştu. Kriz yılı olan 2009 haricinde, 2000'li yıllarda ekonomik büyüme yüzde 5-8 aralığında iken, 2010 sonrası yüzde 4 civarındaydı. Petrol fiyatları uzun süre düşük kalırsa, büyüme negatif olur. Tabii, Rusya'ya uygulanan ambargo, düşük fiyatlarla birlikte, tabloyu Rusya açısından daha da kötümser kılıyor. Bir taraftan ambargo, diğer taraftan da düşük petrol fiyatları devam ederse, Rusya ekonomisi bundan ciddi zarar görecek." 

Hürriyet 

Sınırlı Büyüme 

Türkiye'de sanayi üretimi yılın üçüncü çeyreğinde her ne kadar yeterli olmasa da çarklarda hareket olduğunu ortaya koydu. Ağustosta geçen yılın aynı ayına göre takvim etkilerinden arındırılmış olarak yüzde 5.2 artan sanayi üretimi temmuza göre ise frene bastı. Sanayi üretimi ağustosta mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak ise yüzde 1.4 geriledi. Bu düşüş ekim 2013'ten beri görülen en yüksek düşüş oldu. Yılın ilk sekiz ayında sanayide büyüme yüzde 4.2 olurken, sadece üçüncü çeyreğin iki ayında yüzde 4.4'lük büyüme yaşandı. Yıllık bazda arındırılmamış sanayi üretim endeksinde ağustosta çalışma günü sayısının geçen yılın aynı ayına göre iki gün daha fazla olmasının etkisiyle beklentilerin oldukça üzerinde, son 21 ayın en yükseği olan yüzde 12.55 artış kaydedildi. Eylüle ilişkin öncü verilerde her ne kadar artış olsa da canlanmanın sınırlı kalacağını gösteriyor. Üretimde en belirgin artış temmuzda olduğu gibi yatırım mallarında yaşandı. Ocak-haziranda yıllık artış yüzde 3.7 iken, temmuzdaki yüzde 9.4'lük artışın ardından ağustosta da yatırım malları yuzde 12.8 ile en güçlü artış gösteren mal grubu oldu. Dayanıklı ve dayanıksız tüketim malları da sırasıyla yüzde 5.1 ve yüzde 4.9'luk güçlü artışlar göstermesine rağmen bir önceki aya göre ivme kaybetti. Ara malı imalatı ise yuzde 1.9'da kaldı. Gıda sektörü ise geçen yıla göre artışını yüzde 3.4'den yüzde 10.1'e yükseltti ve endekse tek başına 1.2 puanlık katkı sağladı. Otomotiv sektörü temmuzdaki yuzde 4 gerilemenin ardından gaza bastı ve yüzde 4.3 artış gösterdi. Kimya sektörü ise hız kaybetti. Kimyada yıllık artış yüzde 6.7'den yüzde 1.1'e geriledi. Eylülde ihracat yüzde 6.5 artarken, sanayinin diğer öncü göstergesi PMI endeksi 50.4 gerçekleşti. Ağustosa göre artış yok. Bu veriler eylülde artış olsa da sınırlı kalacağının ve 2015'in yavaş bir yıl olacağının habercisi. 

Hürriyet 

Çanakkale'ye Dünyanın En Uzun Köprüsü Geliyor 

Japonlar, Boğaziçi Köprüsü, Körfez Geçiş Projesi, tüp geçit ve 3. köprünün ardından Çanakkale Boğazı Köprüsü'ne de talip. Japonya'daki temaslarını tamamlayarak yurda dönen Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, temasları hakkında bilgi verirken, "Çanakkale Boğazı Köprüsü, dünyanın en uzun asma köprüsü olan Japon köprüsünü de geçen bir proje olacak." dedi. Japonya'nın altyapı yatırımlarına ilgisine dikkat çeken Zeybekci, Körfez Geçiş Projesi, tüp geçit projeleri ve İstanbul'a 3. köprünün ardından Çanakkale Boğazı Köprüsü'yle bu ilginin sürdüğünü söyledi. Çanakkale Boğazı köprüsünün 2015'te yatırım seviyesine geçmesini beklediklerini söyleyen Zeybekci, "Çanakkale Boğazı Köprüsü çok önemli bir proje. İstanbul'un üzerindeki baskının hafifletilmesi, Anadolu'nun Avrupa ile bağlantısını İstanbul olmadan gerçekleştirmek için çok önemli bir proje. Bunu çok önemsiyoruz. Dünyanın en uzun asma köprüsü Japonya'da. Çanakkale Boğazı Köprüsü, dünyanın en uzun köprüsü olan Japon köprüsünü de geçen bir proje olacak. İnşallah bunu da Türk-Japon iş birliğiyle yapacağız. Bunun görüşmeleri devam ediyor, şu anda talepleri var. Çözüm önerilerini de koydular ortaya. Biz, bize ait olan bölümünü görüştük, bitirdik. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına devredildi. Onlar da devam ediyorlar. Tek alternatif değil ama Japonların bu projeyi kaptırmamak için büyük bir istek içinde olacaklarını biliyorum" dedi. Türkiye'nin, Japon emeklileri ağırlamaya talip olduğunu, bu kişilerin Türkiye'de uzun dönem kalmasını sağlamaya dayalı alternatif turizm faaliyeti olarak değerlendirdiklerini söyleyen Zeybekci, çalışmaları sonucunda Orta Vadeli Program'da (OVP) açıklanan 160.5 milyar dolarlık ihracat rakamının 162 milyar dolara ulaşabileceğini ifade etti. 

Türkiye 

Piyasalar 'Gel-Git'le Baş Döndürüyor 

Piyasalar, ABD Merkez Bankası (FED) ve Avrupa Merkez Bankası'ndan (ECB) gelen açıklamalarla bir gün toparlanıyor, bir gün düşüyor. Analistlere göre, bu dalgalı seyir bir süre daha devam edecek. Küresel piyasalardaki dengesiz seyir içeriye de yansıyor. Öte yandan, iç piyasada Suriye riski de fiyatlandığı için dalga boyu diğer gelişmekte olan ülkelerden daha fazla. Piyasalarda önceki gün başlayan FED iyimserliği dün yerini kaygılara bıraktı. 2.26 TL'ye gerileyen dolar tekrar 2.28 TL'yi aştı. 75 binleri aşan BIST endeksi ise 73.494 puana indi. Peki, piyasalardaki bu 'gel-git'in sebepleri neler? FED'in faizleri beklentilerden önce ve hızlı artıracağına yönelik endişeler doları 2.30 TL'nin üzerine taşımıştı. Önceki gün ise FED tutanaklarında faiz artırımlarının geç olabileceğine yönelik algı iyimserlik yaratmıştı. Ancak, dün bazı FED üyelerinin açıklamaları, FED'in bakışında bir değişiklik olmadığını ve faizlerin beklenenden erken artırılacağı yönünde yorumlanınca dolar tekrar yükselişe geçti. Öte yandan IMF'in de dünya ekonomilerinde büyüme beklentilerini aşağı çekmesi de borsalarda satışa neden olurken, borsada satan yatırımcı dolara yöneldi. Ayrıca, Suriye'ye yönelik sorunların devam etmesi de jeopolitik risklerin Gündemde kalmasına neden oluyor. Piyasaların şu anda en önemli gündem maddelerinden biri 28-29 Ekim tarihlerinde yapılacak olan FED toplantısı olacak. Kobani'ye ilişkin gelişmelerin yanı sıra ABD ve Euro Bölgesi ekonomik verileri de takip edilecek. Analistler, doların gelen açıklama ve verilere göre, 2.25-2.30 TL aralığındaki hareketlerini sürdürmesini bekliyor. 

Milliyet 

Kuzey Irak Petrolü, Nükleer Ve Doğal Gaz İçin Dinlemişler 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, 'En çok dinlenen bakan olduğu'yla ilgili açıklamalara yönelik "Biz aslında çokça çalıştığımızı düşünüyorduk ama çokça dinlenmişiz" espirisini yaptı. Nükleer Mühendislik Eğitimi almak için Rusya'ya gidecek öğrencileri ve ailelerini bakanlıkta kabul eden Bakan Yıldız, ardından gazetecilerin gündeme sorularını cevapladı. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık'ın "En çok dinlenen bakan Taner Yıldız" yönündeki açıklamaları sorulması üzerine Yıldız, çok stratejik, petrol ve doğalgaza erişim gibi, ülkelerin savaş gerekçesi olarak kullandığı bir sektörde faaliyet gösterdiklerini belirtti. Yıldız, şunları söyledi: "Türkiye, uluslararası sermayeyle beraber büyüyen ve enerji sektöründeki yaptığı yatırımları tüm yurt sathına yayan bir yapı kurdu. Türkiye'de enerji sektörüne geçen yıl 14 milyar lira yatırım yapıldı. Şiddet olaylarının yabancı sermayeyi uzaklaştırmayla alakalı hedefleri de var. Bakanlık olarak dinlemelerin petrol ve doğalgaz anlaşmaları, nükleer güç santral kurulması ve Kuzey Irak'la yapılan sözleşmelerle alakalı olduğunu düşünüyoruz. Sermaye ve para hareketlerinin hükümetlerimiz döneminde dikkatle takip edildiğini biliyoruz." Bir gazetecinin "Acaba 3. bir kişinin bilmemesi gereken bir bilgi sızmış olabilir mi?" sorusuna ise Bakan Yıldız, şu yanıtı verdi: "Kesinlikle amaçlarının ve hedeflerinin yalnızca bu olduğuna inanıyorum. Yalnızca bu hedef değil ama bunun önemli bir hedef olduğuna inanıyorum. Bizim yaptığımız görüşmelerde uluslararası siyaseti, uluslararası yapıyı ilgilendiren gerek primer enerji kaynaklarını gerekse bugün uluslararası siyasetten arındırılamayacak kadar büyük projeler yatıyor enerji sektöründe, stratejik işler yatıyor. Bizim yaptığımız görüşmelerde bunlar işleniyor. Biz hangi bilginin kamuoyuyla paylaşılacağını, hangi bilginin o anda paylaşılmaması lazım geldiğini hep beraber biliriz. Ben bu dinlemelerde bunların da ele geçirilmek için yapıldığına kesinlikle inanıyorum. Bu gayelerin basit ve sınırlı kalmadığını söylemem lazım. Yani uluslararası bir bacağının olduğunu söylemem lazım. Yani şu espriyle kapatayım, biz aslında çokça çalıştığımızı düşünüyorduk ama çokça dinlenmişiz."

Star 

Sanayi Üretim Son 21 Ayın Zirvesinde 

Arındırılmamış sanayi üretim endeksinde ağustos ayında çalışma günü sayısının geçen yılın aynı ayına göre iki gün daha fazla olmasının etkisiyle beklentilerin oldukça üzerinde, son 21 ayın en yükseği olan yüzde 12.55 artış kaydedildi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi ağustosta bir önceki aya göre yüzde 1.4 azalırken, takvim etkisinden arındırılmış endeks bir önceki yıla göre yüzde 5.2 artış gösterdi. Reuters anketinde toplam sanayi üretiminde ağustos ayında geçen yılın aynı ayına göre medyan bazında mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmamış artışın yüzde 8.45 olması bekleniyordu. Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksinde yıllık bazda artışın yüzde 6 olması, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış endekste ise aylık bazda yüzde 3 düşüş bekleniyordu. 

Akşam 

DÜNYA 
Eğit-Donat Mutabakatı 

ABD ve Türkiye arasındaki IŞİD'e karşı küresel koalisyon müzakerelerinde, askeri katkı konusunda ilk somut mutabakat dün sağlandı. Suriyeli muhaliflerin eğitilip donatılmasında Türkiye ilk aşamada 2 bin kişiye eğitim sağlamayı kabul etti. ABD'nin özel temsilcileri emekli Orgeneral John Allen ve Yardımcısı Brett McGurk'ün iki günlük Ankara temaslarından sonra sağlanan mutabakatı, ilk olarak ABD Dışişleri Sözcüsü Marie Harf açıkladı ve "Özellikle (IŞİD'e karşı) çabaların askeri kısmında Türkiye'nin katkı sağlayabileceği alanları ele aldık. Ve Allen ile MucGurk'ün son iki günlük toplantıları sonunda, anladığımız kadarıyla Türkiye ılımlı Suriye muhalefetini eğitip donatma çabalarını desteklemeyi kabul etti" ifadelerini kullandı. Bu konuda ABD'nin Türkiye'den somut destek istediğini perşembe günü ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel açıklamış ve "ABD'nin Türkiye'den almak isteyeceği kilit askeri yardım, İncirlik'teki Türk hava üssüne erişim ve ılımlı Suriye güçlerinin eğitim ve donanımı için yardım anlaşması" demişti. Wasington'dan yapılan açıklamalara göre Erdoğan da bunu, IŞİD'le mücadele için Suriye'de güvenli bölge ve uçuşa yasak bölgenin yanında üçüncü şart olarak dile getiriyordu. Türk kaynaklardan edinilen bilgiye göre ilk aşamada yaklaşık 2 bin Suriyeli muhalif, Türkiye topraklarında İç Anadolu'daki bir askeri üste eğitime tabi tutulacak. Eğitimi Türk ve ABD'li askeri uzmanlar kimi zaman ortaklaşa, kimi zaman ise dönüşümlü verecek. Eğitime alınacak Suriyeli muhalifleri Türkiye belirleyecek. MİT'in "olumlu rapor" verdiği isimler eğitilecek. Böylece PKK ve PYD'ye yakın isimlerin eğitim alması önlenecek. Muhalifler için gereken askeri teçhizatı büyük oranda ABD karşılayacak. Ancak Türkiye de katkı sağlayacak. 2 bin kişinin eğitimi tamamlandıktan sonra periyodik olarak 400'er kişilik gruplar halinde eğitime devam edilecek. Ayrıntılar önümüzdeki hafta Türkiye'ye gelecek ABD askeri heyetiyle ele alınacak. Esad Rejimi'ni öncelik sayan Türkiye ve IŞİD'i öncelik sayan ABD arasında muhaliflerin ne amaçla eğitilecekleri konusunda bir farklılık olup olmadığı sorusuna Harf, "Bu, IŞİD, El Nusra ve Esad'la olan savaşlarında Suriye ılımlı muhalefetini desteklemekle ilgili. Stratejik amaçları konusunda onların (Türklerin) konuşmasına izin verin. Esad'ın meşruiyetini kaybettiği konusunda mutabıkız ama ılımlı muhalefeti eğitmek, donatmak, desteklemek meselesine gelince, bunlar bizim Suriye'deki kara ortaklarımız" cevabını verdi. Harf, hedefler arasında bir sıralama olup olmayacağına ise yorum getirmedi. 

Hürriyet 

İran Ve Rusya'dan Esad'a Destek 

Türkiye'nin, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın devrilmesi şartıyla operasyona katılabileceğini açıklamasına İran ve Rusya'dan tepki geldi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Esad'ın düşmesine izin vermeyeceklerini söyledi. Abdullahiyan, "Suriye'nin milli egemenliğine karşı oluşturulacak uçuşa yasak bölge ya da askeri birliklerin Suriye topraklarına girmesi gibi her türlü hatalı girişimin kötü sonuçlar doğuracağı konusunda Türkiye'yi uyardık" dedi. Kobani konusunda Türkiye ile görüşmelerde bulunduklarını söyleyen Abdullahiyan, Ankara'yla yaptıkları ön görüşmelerde, Türkiye'nin bölgede krizin büyümesini istemediğini gördüklerini ve bu konuda olumlu rol oynayacağını umduklarını ifade etti. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise "Terörle mücadeleyi paravan olarak kullanarak Suriye'de rejimi değiştirme niyetleri Rusya açısından kabul edilemez. Bu yöndeki açıklamaları esefle karşılıyoruz" dedi. Rusya'nın terör örgütü IŞİD'le mücadele konusunda politikasını defalarca dile getirdiğini hatırlatan Lavrov, "IŞİD ya da diğer terör örgütlerine yönelik atılacak adımların uluslararası hukuka dayanması gerekiyor" diye konuştu.

Türkiye 

'Sınırı Acın, Bm Yeni Bir Srebrenitsa İstemiyor' 

Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura, Türkiye'ye çağrıda bulunarak, Kobani'yi korumak için Suriye'ye gitmek isteyen Kürt gönüllülere izin verilmesini istedi. Kobani'den gelen haberlerde kentin yüzde 40'ının IŞİD'in eline geçtiği, YPG'nin bir karargahının da militanların kontrolünde olduğu aktarıldı. Gelişmelerle ilgili olarak Cenevre'de basın toplantısı düzenleyen De Mistura, Kobani'de halen çoğu yaşlı 500 ila 700 arasında kişi olduğunu söyledi. Özel Temsilci, 10 bin ila 13 bin sivilin ise Suriye-Türkiye sınırı arasındaki bölgede bulunduğunu belirtti. De Mistura Ankara'ya, "En azından gönüllülerin Kobani'yi korumasına, ekipmanları ile geçmelerine izin verin. BM'nin 2170 sayılı kararı katliamı engellemek için ne gerekiyorsa yapılmasını öngörür. Türkiye Kobani'nin kendini savunma hakkına saygı duymalı" diye seslendi. Kobani'nin düşmesi halinde sivillerin katledileceğini belirten De Mistura, "BM, yeni bir Srebrenitsa görmek istemiyor. Umarım insanların kafasının kesildiğini görmeyiz" dedi. AFP ajansı, "çatışmalarda tarafsız kalmaya gayret eden BM alışılmışın dışında bir açıklama yaptı" dedi. Yugoslavya'nın dağılması sırasında Sırp güçleri, Bosna'nın Srebrenitsa kentinde 8 bin Müslüman erkeği katletmişti. 

Milliyet 

Aktivistlere Nobel Barış Ödülü 

Norveç Nobel Komitesi, bu yıl ki Nobel Barış Ödülü'nü Kailash Satyarthi ve Malala Yusufzay arasında paylaştırdı. Hindistanlı çocuk hakları savunucusu Satyarthi, 1990'dan bu yana ülkede çalıştırılan çocuklar için mücadele ediyor. Satyarthi'nin kurduğu Bachpan Bachao Andolan Örgütü, köle olarak kullanılan 80 bin çocuğun serbest bırakılmasını, tedavi ve eğitim almasını sağladı. Pakistanlı Yusufzay, ülkede kız çocuklarının eğitimi için verdiği mücadele nedeniyle Taliban'ın hedefi oldu ve 2012'de başından vurularak ağır yaralandı. Olayın ardından genç kız hayatını ve mücadelesini "Ben Malala" isimli kitabında yayınladı. Kız çocuklarının eğitimi için verilen mücadelenin simgesi Malala, 16. yaş gününde BM Genel Kurulu'nda bir konuşma yaptı. Birmingham'da okuldayken ödülü aldığını öğrenen Malala, "Nobel'i hak etmediğimi söylüyordum. Hala buna inanıyorum. Ama ödülün beni kampanyalarımı sürdürmek için verildiğini biliyorum" dedi. 

Star 

Krallar Gibi Karşılandılar 

Uruguay'ın kabul edeceğini açıkladığı Suriyeli mültecilerden oluşan ilk grup, başkent Montevideo'ya vardı. Ülkelerindeki iç savaştan kaçan 42 Suriyeli mülteci, Montevideo Havaalanı'nda Uruguay Devlet Başkanı Jose Mujica tarafından karşılandı. 5 aileden oluşan ilk grup daha sonra Montevideo'nun dışında kalacakları eve götürüldü. Suriyeli mültecilerin gelecek bir yıl boyunca İspanyolca öğreneceği, ülkenin gelenek ve görenekleriyle ilgili ders alacağı belirtildi. Yetkililer, mülteci grubunda yer alan yetişkinlerin hali hazırda iş güvencelerinin de sağlandığını açıkladı. Uruguay, ülkeye kabul edeceği 120 Suriyeli mültecinin tüm masraflarını da karşılamayı kabul etmişti. Kalan mültecilerin 2015'e kadar Uruguay'a gelmesi bekleniyor. 

Vatan 

Bm Şaşırttı 

ABD Türkiye'yi karadan Suriye'ye çekmek için baskı uygulamaya devam ederken Kobani'ye silahlı güçlerin ve silahların geçişinin sağlanması için PKK-PYD'den yapılan "koridor açılması" çağrısına BM de dahil oldu. Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura, Kobani'de halen çoğu yaşlı 500-700 arasında insan bulunduğunu belirterek, Türkiye'ye "bölgedeki savaşa gitmek isteyen gönüllülerin ve beraberindeki ekipmanların geçişine izin vermesi için" çağrı yaptı. Mistura, BM Cenevre Ofisi'nde yapılan basın toplantısında, Suriye'deki sorunun askeri yollardan çözülemeyeceğini ve sorunun çözümünün politik olması gerektiğini kaydetti. Şiddetin azaltılması konusunda yapılabilecek her şeyin yapılması gerektiğini vurgulayan Mistura, bunu sağlamak için bütün aktörlerle görüşmeler yaptığını ve yapmaya devam edeceğini söyledi. Bölgede yeni bir trajedinin önlenmesi gerektiğini belirten Mistura, Srebrenitsa Katliamı'nı anımsattı. Bir gazetecinin, bölgede savaşanların iki terörist grup olduğunu, yapılan çağrının Türkiye'nin terörizmi desteklemesi anlamına geleceğini ifade etmesi üzerine Mistura, kendisinin "insan hakları kavramı üzerinden konuya baktığını" söyledi. Türkiye'nin bağımsız bir ülke olduğunu ve kendi kararını kendisinin vereceğini ifade eden Mistura, "Bu nedenle bu bir çağrı" ifadesini kullandı. 

Akşam 

POLİTİKA
Başbakan Mı 

Başbakan Davutoğlu'nun eleştirilerini yanıtlayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu "Davutoğlu gerçekten Başbakan mı? Davutoğlu'nun önce kişiliğini kanıtlaması lazım. Bizim aklımıza ihtiyaç duymuyorlar. Şunu sormak istiyorum: Hangi gerekçe ile siz Öcalan'ın aklına ihtiyaç duyuyorsunuz?" diye konuştu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Bingöl'de silahlı saldırıda ağır yaralanan ve Ankara Numune Hastanesi'nde tedavisi süren Emniyet Müdürü Atalay Ürker'i ziyaret etti, Başbakan Davutoğlu'nun kendisine yönelik sert eleştirilerine yanıt verdi: "Davutoğlu'nun önce kişiliğini kanıtlaması lazım. 'Benim Kılıçdaroğlu'nun aklına ve şeyine ihtiyacım yok' demiştir. Akıl akıldan üstündür diye bir laf var. Belli konular tartışılır beğenirler ya da beğenmezler. CHP'nin fikrine CHP'li olmayan da bakar. Davutoğlu önceki gün 'Kılıçdaroğlu bu konuda ne düşünüyor' demişti. O zaman neden soruyorsun? Hadi aklına ihtiyacı yok diyorsun da bu şey ne oluyor burada. Bizim aklımıza ihtiyaç duymuyorlar. Şunu sormak istiyorum: Hangi gerekçeyle siz Öcalan'ın aklına ihtiyaç duyuyorsunuz? Bu ülkenin çıkarlarını savunuyorum. Türkiye dünyada rezil olmasın istiyorum. Bakan çıkıyor, 'iki grup arasındaki çatışmalardan dolayı vatandaşlarımız öldü' diyor. Ya sen ne iş yapıyorsun? Çözüm yerinde olan adam şikâyet eder mi? 'Ben İçişleri Bakanıyım koltuğumda oturuyorum' Benim aklıma ihtiyaç duymuyorsun bari birilerinin aklına ihtiyaç duyun. Öfkenin ne kadar zararlı olduğunu okuyun. Terörün bir insanlık suçu olduğunu teröre prim verilmemesi gerektiğini hepimizin bilmesi gerekiyor. Bir kamu görevlisi esnafı ziyaret ediyor ve siz bunu öldürmeye kalkıyorsunuz. Bunun akılla bağdaşır yanı yok. Terörün amacı vardır ama iyi çalışan devlet aygıtı buna izin vermez." Kılıçdaroğlu, eleştirilerini Twitter'dan sürdürdü: "Kendine ait tek bir fikri olmayan adam çıkmış, 'Kılıçdaroğlu'nun aklına ihtiyacımız yok' diyor. Öcalan'ın fısıldadıkları yetiyor demek ki. 12 yıldır yönetilen Türkiye'de adalet, demokrasi ve saygı gibi pek çok şey eksik ama en çok da akıl eksik akıl!" 

Hürriyet 


Koridor Hukuken Mümkün Değil! 

Çözüm süreci için temel şartlarının asayiş olaylarının sona ermesi olduğunu söyleyen Yalçın Akdoğan, Kobani'ye insani yardım gönderilmeye devam ettiğini söyledi. Akdoğan, "Koridordan kasıt 'PKK'lılar geçsin ya da silah sevkiyatı yapılsın' ise bu mümkün değil" diye konuştu. Başbakan Yardımıcı Yalçın Akdoğan, IŞİD saldırısı altındaki Kobani için Türkiye'den koridor açılması konusunda "Koridordan kasıt 'Sen Türkiye içinden bir yol aç, PKK'lılar buradan geçsin ya da silah sevkiyatı yapılsın" ise bu mümkün değildir. Bunun makul bir tarafı yok" dedi. Akdoğan ayrıca çözüm süreci için temel şartlarının asayiş olaylarının sona ermesi olduğunu belirtti. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, dün gece katıldığı bir televizyon programında gündemi değerlendirdi. Akdoğan son günlerde yaşanan olayların ardından HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın açıklamalarına ilişkin "Keşke, 'Şunlar şunlar yapıldı ama şunlar da yapılsa iyi olur' diye baştan söylenseydi, bu kadar insan ölmeseydi, bu kadar yer yağmalanmasaydı, yakılmasaydı" dedi. HDP'nin hükümetin Kobani konusunda olumlu bir çaba içinde olduğu yönündeki açıklamasını önemsediğini, bu mesajlarda Abdullah Öcalan'ın gönderdiği mektubun da payı olduğunu belirten Akdoğan "Kobani'ye 634 araçlık yardım yapmışız bugüne kadar. O yüzden hükümeti eleştirirken, 'şunlar yapıldı ama şunlar da var' denmesi lazım" diye konuştu. Akdoğan, Kobani'ye saldıran IŞİD güçlerinin koalisyon güçleri tarafından vurulmasına ilişkin olarak "En son bombardımanda hükümetin ciddi bir çabası var" dedi. Akdoğan, Kobani'ye Türkiye üzerinden bir koridor açılması isteğini değerlendirirken, Kobani'ye insanı yardımların gönderilmeye devam ettiğini kaydederek "Bunlar zaman zaman hayatlarını tehlikeye atarak bu yardımları götürdüler. Ama koridordan kasıt 'Sen Türkiye içinden bir yol aç, PKK'lılar buradan geçsin ya da silah sevkiyatı yapılsın' ise bu mümkün değildir. Hukuken de siyaseten de mümkün değildir. İnsani yardım konvoyu gidecekmiş gibi hükümetin üstüne bir yüklenme var. Türkiye kendisine hasmane bir şekilde bakan PYD'ye böyle bir şey yapabilir mi? Bunun makul bir tarafı yok" dedi. Peşmergeyi ayrı değerlendirdiklerini ancak onlardan böyle bir talep gelmediğini ifaden eden Akdoğan "Peşmerge ayrı bir şey. Kuzey Irak Yönetimi ile ilişkimiz var. Onun pozisyonları ile diğer yapıları aynı kefeye koymak doğru değil. O ayrıca değerlendirebilir ama diğeri hiçbir açıdan makul görülemez" diye konuştu. 

Milliyet 


İhanet Ediyor Artık Sussun 

Başbakan Ahmet Davutoğlu, önceki gece Bingöl'de suikasta uğrayan İl Emniyet Müdürü Atalay Ürker'i tedavi gördüğü Ankara Numune Hastanesi'nde ziyaret etti. İkinci durağı Malatya'daki toplu açılış törenleri olan Davutoğlu; "Türkiye IŞİD'e yardım ediyor" diyen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu sert bir dille eleştirdi: Kemal Kılıçdaroğlu'nu anlamak mümkün değil. Bir yandan sükûnet telkininde bulunuyor bir yandan hükümetimizi suçlayarak "Türkiye, IŞİD'e yardım ediyor" diyor. Kitleler bu yalanla provoke edilirken, Kılıçdaroğlu'nun bu yalanı tekrar etmesi en hafif tabirle sorumsuzluktur. Bu kritik dönemde tarihe geçecek bir ihanettir. Türkiye'nin IŞİD'e yardım ettiğini ispat edemez. Elinde bir belge varsa çıksın ortaya koysun. Bir devleti böylesine itham etmek, sokağa dökülen insanları tahrik edercesine onlara zerk edilen algı operasyonunu tekrar etmek bir anamuhalefet partisi liderine yakışmaz. Son derece komik bir teklifte bulunuyor. Yeni bir tezkere çıksın sadece Kobani'yi kapsasın diyor. IŞİD yarın Haseki'ye ya da Halep'e saldırdığında, her bir şehir için ayrı ayrı tezkere mi çıkaracağız. Bir hafta önce yaptığı hatayı şimdi fark ediyor ve her zaman olduğu gibi çark ediyor. Kılıçdaroğlu'nun tek bir çabası var, Esad'ı korumak. Öyle bir tezkere çıksın ki Esad'a dokunmasın. Nedir bu Esad'ın kutsallığı Kılıçdaroğlu'nun zihninde anlamak mümkün değil. Bu faciaların sorumlusu Esad rejimidir, IŞİD'tir. Kılıçdaroğlu duymuyor ama onun duymayan kulağına bir kez daha söylüyorum; Türkiye, IŞİD'e de Esad rejimine olduğu kadar karşıdır. Kobani bahanesiyle ülkemizin huzurunu bozmak isteyenlere izin vermeyeceğiz. Millet oynanan oyunları görüyor, sokağa çıkanların amacını biliyor. Şiddete, şiddetle karşılık vererek değil ama muhabbetle karşılık vereceğiz. Fakat eğer birisi dün Bingöl'deki kahraman emniyet görevlilerimize olduğu gibi saldırmaya cüret ederse o elleri de kırmaya muktediriz, bundan da kimsenin şüphesi olmasın. Ve nihayet de kırıldı. Davutoğlu akşam da STK'lar tarafından verilen yemeğe katıldı. Başbakan "Bütün Türkiye'de bir Selam Haftası ilan edilsin. Herkes birbirini kucaklasın, bu tuzağı bozacak olan selamlamadır" dedi. 

Akşam 


Anladıkları Dilden Cevap Vereceğiz 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Trabzon Atatürk Alanı'nda düzenlenen toplu açılış töreninde vatandaşlara hitap etti. Daha sonra Karadeniz Teknik Üniversitesi akademik yılı açılış töreninde konuşan Erdoğan şunları söyledi: O vandallar, Türk bayrağına saldıran o hainler er ya da geç bulunacak, hepsinden de bunların hesabı sorulacaktır. Türkiye iç ve dış politikasını teröristlerin, sokak serserilerinin şiddet eylemleriyle belirleyecek bir ülke değildir. Hem sokaktaki o maşalar, hem de onların iplerini tutan efendileri bilsinler Türkiye, sokak eylemlerinden korkup istikamet değiştirecek bir ülke değildir. Her şey ortada. Bölücü terör örgütü bu işin baş sorumlusudur. Yani o çocukların ellerine, molotofları, taşları hatta silah verenler, işte polisleri şehit edenler ortada. Bütün bunlara karşı polisimiz ne yapacak? Hala kalkan mı tutacak? Kusura bakmasınlar, kimse de bu konuda bize akıl vermesin. Artık ne polisimizin, ne askerimizin kalkanla bu işin önüne geçmesi mümkün değil. Gereği neyse, askerimiz de polisimiz de bundan sonra onu yapacaktır. Yapılması gereken neyse, devlet bunları, bütün kurumlarımızla bunları yapmanın kararlılığı içindeyiz. Bedeli ne olursa olsun, bunlar yapılacaktır. Çünkü anladıkları dil neyse, o dille onlara yaklaşacağız. O dille onlara konuşacağız. Ben de bir Cumhurbaşkanı sıfatıyla, böyle konuşmak istemezdim ama 31 kişinin şurada 3-4 gün içerisinde bu şekilde ölmesi bizi bu noktaya sevk etmiştir. Şu anda da içerideki piyonlarını, maşalarını kullanarak sokakları terörize etmek gibi alçakça bir yöntemi uygulamaya başladılar, inanın bunu da başaramayacaklar. Gezi olaylarında başaramadılar, 17 Aralık, 25 Aralık darbe girişimlerinde başaramadılar. 30 Mart seçimlerinde, 10 Ağustos seçimlerinde başaramadılar. Şimdi de bu kirli oyunlarında başarılı olmayacaklar. Çözüm Süreci, şımarıklığa göz yummak değildir. Sürece bedenimi, canımı koydum. Ne pahasına olursa olsun 77 milyonun kardeşliğini tesis etmek için, barış ve huzur için son nefesime kadar da mücadele etmeye devam edeceğim. 

Akşam 


SPOR 

Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim, Çek Cumhuriyeti mağlubiyetinin ardından, "Seyirci, oyuncu ve takım olarak koptuk" dedi. Taraftar olmadan futbol oynamanın zorluğundan yakınan Terim, "Seyirci ilk yarıdaki oyunun arkasında olmalıydı. Aldığımız sonuçlar coşkuyu vermiyor olabilir ama genelde böyle bir kriz var" diye konuştu. İyi oynadıklarına dikkat çeken tecrübeli teknik adam şöyle devam etti: İlk yarıda 5-6 tane gol pozisyonu var ve 1 yan top, gol yiyoruz. Rakip gelmediği halde bize cezayı kesiyor, ama biz birçok pozisyon bulmamıza rağmen yararlanamıyoruz. Yine kendi ayağımızla verdik. BU seviyede fiziği ile, tekniği ile, profesyonelliği ile olmamız gerekiyor. Böyle maçlarda oyunculara söyleyebileceğiniz tek şey, sonraki maça hazırlamak adına güzel şeylerdir. Böyle durumlarda ayakta kalacaksınız. Varsa bir puan, bunları kovalayacağız. O küçük, bu büyük yok. Bunu Letonya'da da göreceğiz. Gönül ister ki kimseye protesto olmasın. Biz bir turnuya katılmak için değil, her turnuvaya katılmak için buradayız.

Hürriyet 



Euro 2016 elemeleri A Grubu'nda Türkiye, Çek Cumhuriyeti'ni konuk etti. 5'te Olcay'ın ceza alanından şutunda top üstten dışarı gitti. 8'de Caner Erkin'in ortasında Umut Bulut kafayla topu ağlara yolladı: 1-0. 15'te soldan yapılan ortada Semih Kaya, Rosicky'ye vurma şansı vermedi. 16'da kullanılan kornerde Sivok kafayla eşitliği sağladı: 1-1. 24'te soldan yapılan ortada Mehmet Topal, Lafata'ya vurma şansı tanımadı. 29'da Gökhan Töre şutun çekti, top uzak direği sıyırıp dışarı gitti. 37'de Arda ceza alanında Vacha'nın müdahalesiyle yerde kaldı, hakem devam ettirdi. 41'de Ozan'ın penaltı noktası üzerine çıkardığı topa Umut vurdu, top Cech'de kaldı. 43'te Caner'in kullandığı serbest atışta top direkten dışarı çıktı. 44'te Arda ortaladı, Cech'te kaldı. 45'te Arda'nın pasında Olcay ve Selçuk değerlendiremedi. 48'de Limbersky ceza alanına girdi, Caner geçit vermedi. 50'da Darida dönen topa vurdu, az farkla dışarı gitti. 54'te Limbersky uzaktan kaleyi yokladı, Tolga'da kaldı. 58'de soldan yapılan ortada Dockal topu filelere gönderdi: 1-2. 61'de Arda arka direkte vurdu, Cech kurtardı. 66'da Gökhan Gönül yerden kesti, defans hata yapmadı. 82'de Caner uzaktan vurdu, Cech kornere çeldi. 

Star 



Trabzonspor'da Oscar Cardozo, takımın şampiyon olmasını, kendisinin de gol kralı olmak istediğini belirtti. Kulüp dergisine verdiği röportajında Paraguaylı yıldız "Portekiz'de 7 yıl oynamış bir futbolcu olarak Türk futboluna alışabildin mi?" sorusunu, "Hemen alıştım diyemem. Her maç ve geçen her an buraya uyumumu artırıyor. Ama mental olarak hazırım. Sadece Türkiye'de değil, dünyanın her yerinde oynamaya hazırım" diye cevapladı. Trabzonspor'un karakter yapısını bildiğini ifade eden Paraguaylı yıldız, "Hem fanatik hem de kulübe bağlı bir taraftara sahip olduğunu biliyorum. Trabzonspor'da oynamanın her futbolcuya gurur verdiğini duymuştum. Benim için de böyle. Şampiyonluklar yaşamış ancak bugünlerde yeni şampiyonluklara aç bir kulüp olduğunu biliyorum Trabzonspor'un. Amacımız Trabzonspor'u istediği sonuçlara ulaştırmak. Bunun için buradayız" ifadesini kullandı. Hedefinin çok gol atmak olduğunu belirten Cardozo, "Şampiyonluklar istiyorum. Trabzon şampiyon olurken ben de gol kralı olmak istiyorum. Takım içindeki rekabet iyi. Herkes başarı istiyor. Benim oynadığım mevkide bile üç, dört oyuncu var. Rekabet başarı getirir. Lakabım 'Baston' değil. Paraguay'da 'Tacuera' bambu ağacından uzun, ince ve dayanıklı çubuk anlamındadır. Burada yanlış anlaşılmış. Trabzon, Paraguay'da büyüdüğüm şehir gibi, çok sevdim" dedi.

Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme