27 Kasım 2014 Perşembe

Students of Uighur scholarin secret China trial: lawyer

by Staff Writers
Beijing (AFP) Nov 26, 2014
Seven students of a prominent scholar from China's Uighur minority have been tried in secret for separatism, a lawyer said Wednesday, after their professor lost an appeal against a life sentence for the same offence.

Ilham Tohti's ex-students face up to 15 years in prison if found guilty, in a move seen as part of an effort to silence criticism of government policies in the far-western Xinjiang region, home to the mostly-Muslim Uighur group.

The Islamic State: Existential or exaggerated danger??

by Harlan Ullman
Washington DC (UPI) Nov 25, 2014

How dangerous is the Islamic State?
Given the barbarism, ruthlessness and brutality of IS in establishing a caliphate in part by absorbing or coercing acceptance by Sunnis, Baathists and former Saddam loyalists disenfranchised or persecuted by the Shia government in Baghdad, will that amalgam hold? Or will IS's inhuman behavior ultimately provoke a rebellion by local Sunni tribes?
Alternatively, is the IS phenomenon and the surprising suddenness of its seizure of space in Iraq and Syria a harbinger of an even greater threat to the region and beyond? Reports of IS now extending its poisonous tentacles into Pakistan may or may not prove accurate. However, the possibility is very worrying.

28.11.2014 Genel Gündem



28.11.2014

GÜNDEM
Yayın Yasağı Avrupa Demokrasileri İçin Absürd
Türkiye'deki ifade özgürlüğüyle ilgili yeni bir rapor yayımlayan Dünya Yazarlar Birliği (PEN) Norveç Genel Sekreteri Carl Morten Iversen, 17 Aralık yolsuzluk soruşturması kapsamında TBMM'de kurulan Yolsuzluk Soruşturma Komisyonu haberlerine getirilen yayın yasağının Avrupa'da bir demokraside olamayacak kadar absürd olduğunu söyledi. Iversen, "Bu, basın özgürlüğünün en temel unsurlarından biri olan yolsuzlukla mücadeleye karşı sansür uygulamasıdır. Türkiye'de basın özgürlüğüyle ilgili yaşananlar, bu gibi yasakların ileride daha da artabileceğine işaret ediyor" dedi. PEN Norveç tarafından hazırlanan 'Türkiye'de ifade özgürlüğü gölgeleniyor' başlıklı rapor, dün PEN Norveç Genel Sekreteri Carl Morten Iversen, PEN Norveç Türkiye Proje Yöneticisi Sara Whyatt ve Norveç Yazarlar Derneği Başkanı Jorgen Lorentzen tarafından İstanbul'da bir grup gazeteciye sunuldu. 2012 yılında ifade özgürlüğü sorunlarına ilişkin dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le görüşen ve bir rapor yayımlayan PEN'in, 2 yıl sonra hazırladığı 2'nci raporda, "Gül'e sunulan sorunların bazıları çözüldü, ancak büyük bölümü hâlâ devam ediyor ve üzerine yeni sorunlar eklendi" denildi. Iversen, "O zaman Gül, Türkiye'de ifade özgürlüğünün sorunlu olduğunu kabul etmiş ve bize 'Türkiye'de çok iyi şeyler oluyor, ancak bu tür kaygılar yaptığımız ilerlemeleri gölgeliyor' demişti. 2 yıl sonra, Türkiye'de ifade özgürlüğü hâlâ gölgeleniyor. Türkiye'deki medya organlarındaki sahiplik yapısı, medya patronları üzerindeki baskı ve yetkililerin medya üzerindeki açık baskısı, otosansüre yol açıyor" dedi. PEN Yöneticileri, özetle şu noktalar dikkat çekti: "Cezaevindeki gazeteci ve yazarların sayısı 2012'de 80'den fazlaydı, şimdi 20'ye düştü, ancak devam eden davaların sayısı değişmedi. Serbest bırakılanların çoğu hakkındaki davalar devam ediyor ve üzerine yeni davalar eklendi. Bazı yazarlar hâlâ yargılanıyor olsa da artık temel sorun hapse girmek değil. İşini kaybetme korkusu, iş bulmakta çekilen zorluklar, sosyal medya üzerindeki saldırılar ve basına yüklü para cezası getiren vergi incelemeleri, görüşülen kişilerin düşüncelerini ifade etmeleri üzerinde gördükleri baskıların temelini oluşturuyor."
Hürriyet

26 Kasım 2014 Çarşamba

27.11.2014 Genel Gündem


27.11.2014 Perşembe
GÜNDEM 
Özal'ın Zehirlenmesi Davasında Beraat 
8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın planlayarak zehirlendiği iddiasıyla açılan davanın tek sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında beraat kararı verildi. Mahkeme, Ersöz'ün atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle bu kararı aldı. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki karar duruşmasında Savcı İsmail Şafak, esas hakkındaki mütalaasını okudu. Şafak, sanık hakkındaki iddianın dosyadaki gizli tanık beyanlarına dayandırıldığını hatırlattı. Özal'ın ölümüyle ilgili soruşturmada yapılan feth-i kabir işlemi ardından hazırlanan Adli Tıp Raporu'nda "Kesin ölüm sebebinin tespit edilmediğine" dikkat çekildiğini belirten Şafak mütalaasında şunları söyledi: "Ülkemize büyük hizmetler vermiş Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın hastalığı nedeniyle değil de menfur bir suikast sonucu öldürülüp öldürülmediği konusundaki belirsizlik nedeniyle zamanında yapılmayan klasik otopsi ve ölüm esnasında maktulden verileri (kan, kıl, doku vs gibi) alınmayarak, delillerin kaybolmasına neden olan sorumluların ihmalleri yüzünden kirli eller ortaya çıkarılamamıştır. Çıkarılamadığı için merhum Cumhurbaşkanı Özal'a Allah'tan rahmet, bir yargı mensubu olarak da yargı adına bizi affetmesini dilemekten başka söylenecek söz kalmamıştır. Merhum Özal'ın mekanı cennet ve ruhu şad olsun. Sanığın atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraatına
Hürriyet

Müslüman" "İslam"a tapan biri oldu, Allah’a değil

Yazan: Altay Ünaltay
Sayın Chittick, siz tasavvuf felsefesini batılılara anlatıyorsunuz. Burada, Mevlana ve İbn Arabî'nin yeni postmodern kimi felsefelere dönüşmesi, mistik tarikatlara temel yapılması riski yok mu? Yani gerçekte Tanrı'yla, peygamberlikle, hesap günüyle ilgilenmeyen bir maneviyat… Örneğin "Matrix" ya da "Yüzüklerin Efendisi" gibi filmlerde ileri sürülen felsefeler. Dolayısıyla batı'da; hatta sade batı değil, artık doğu'da da (çünkü bu tür filmleri artık biz de izliyoruz), Mevlana ve İbn Arabî'nin bu "postmodern" şekilde algılanması tehlikesi yok mudur? Bu konuda görüşleriniz nedir?
Evet, tamamen katılıyorum. Modern zihniyet sahibi insanlar bunları postmodern biçimde anlayacaklar. Ama sanırım birçokları da ki özellikle içlerinde genç insanlar, bu şekilde zihnen etkilenmiş değillerdir. Mevlana ve İbn Arabî ile tanışmaları yine de hiç tanışmamalarından iyidir. Yoksa bu gidişle postmodernizm mücadeleyi tamamen kazanacak, çünkü karşısında alternatif olmayacak. Bunların verilmesi hiç olmazsa popüler kültüre, postmodern görüş açısına, akademik dünyaya bir seçenek sunar. Birçok insan, hatta akademik çevrelerden olanlar, postmodern olarak modernizme karşı olduklarından - ve biz de (gülerek) modernizme karşı olduğumuzdan-, tasavvuf geleneği ya da İbn Arabî'nin, aslında onlara hasım olduğunu bilemezler, çünkü İbn Arabî felsefesinin tam açılımlarını bilmezler. Yani ben örneğin postmodern dergilerde bu konuları yazdım, bunları çok ilginç buldular.

25 Kasım 2014 Salı

26.11.2014 Genel Gündem


26.11.2014 Çarşamba
GÜNDEM
Kurumlara Zarar Verir 
TBMM Genel Kurulu'nda bugün ele alınması planlanan, Yargıtay ve Danıştay'ın yapısının değiştirilmesini öngören yargı paketine tepkiler sürüyor. Yargıtay Başkanı Ali Alkan'ın açıklamasının ardından Türkiye Barolar Birliği (TBB), Ankara Barosu ve Yargıçlar Sendikası da yeni düzenlemeleri sert sözlerle eleştirdi. TBB adına yapılan yazılı açıklamada, yasanın kurumlara zarar vereceğine dikkat çekildi. Ankara Barosu da paketin adalet değil, karmaşa ve adaletsizlik çıkaracağını iddia etti. Tepkiler şöyle: Kamuoyuna tartışma imkânı tanımadan, doğrudan ilgili kurumların dahi görüşü alınmadan, çoğunluğa sahip olmanın rahatlığıyla yargı erki ile sürekli oynanmaktadır. Teklifle, Yargıtay'ın iç işleyişinde Yargıtay'ın takdir yetkileri azaltılmaktadır. Teklif yasalaşırsa, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu seçimleri çok kısa sürede 3. kez yenilenecektir. Anlaşılan Yargıtay'da yürütmenin hoşnut olduğu bir görünüm ortaya çıkana kadar görevlendirmeler ve seçimler devam edecektir. Bu durum, yüksek yargıya duyulan güveni kökünden sarsacak niteliktedir. Eleştirdiğimiz durumlar Yargıtay'a özgü olmayıp, bu teklifle Danıştay'ın da iç işleyişinde katılımcılığın azaltılması ve yeniden yapılandırılması amaçlanmaktadır. Adli yıl açılış töreninin kaldırılmasının ise üzerinde yorum yapmak dahi güçtür. On yıllara dayanan gelenekleri gündelik siyaset adına bir çırpıda kaldırmak, kurumlara geri dönüşü olmayan zararlar verecektir. Ankara Barosu Başkanı Hakan Canduran: Yargıtay'ın iş yükü sorununun çözümü Yargıtay'ı büyütme anlayışıyla çözülemez. Kanun yapma tekniği bilimsel bir çalışmadır. Toplumun bütün hassasiyetlerini, dengelerini ve gerçeklerini dikkate alarak, kapsamlı ve özenli bir çalışmayı gerektirir. Ancak, 'Torba Kanun' denilen ve kesinlikle yasa yapma tekniğine aykırı yöntemlerle gerçekleştirilen kanun çalışmaları, Türkiye'deki yasal sistemi tamamen içinden çıkılmaz hale getirmiştir. Yasama tekniği açısından büyük sorunlar doğuran, kamuoyunun bilgilenme ve sürece katılma gibi en temel demokratik haklarını ihlal eden, ihtiyaca cevap vermekten uzak bu düzenlemelerden adalet değil, karmaşa ve adaletsizlik çıkmaktadır. Yargıçlar Sendikası Genel Sekreteri Hâkim Mustafa Karadağ: Dünyanın hiçbir yerinde 500 üyeli Yargıtay görülmemiştir. Sadece bu sayı hali dahi Yargıtay'ı itibarsızlaştırmaya yeter. Yargıtay ve Danıştay daire ve üye sayısının çoğaltılarak yargıya yön verilmesi yöntem ve amacını daha önce de görmüştük. Siyasi iktidar şimdi, daha önce kötü taşerona kaptırdığı yüksek mahkemeler iktidarını yine aynı yöntemle ele geçirmek istemektedir. Ancak bu yöntem yüksek yargıyı dolayısıyla yargıyı daha da itibarsızlaştırmaktan ve yargıya olan güveni azaltmaktan başka bir şeye hizmet etmez.
Hürriyet

24 Kasım 2014 Pazartesi

24.11.2014 Genel Gündem



24.11.2014

GÜNDEM

Tekme Silen Bilirkişiye 3 Yıl Hapis İstemi
Eskişehir'de Gezi eylemleri sırasında, üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz'ın (19) dövülerek öldürülmesine ilişkin görüntüleri, kurtarması gerekirken iki kez silen bilirkişi Serkan Uğurluoğlu hakkında 'gerçeğe aykırı bilirkişilik' suçlamasıyla bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilmesi istemiyle iddianame düzenlendi. Olay sırasında kayıt yapmadığı iddia edilen Harman Ermek Fırını'nın güvenlik kamerası harddiski, bilirkişi atanan Osmangazi Üniversitesi Bilgi İşlem Daire Başkanı Serkan Uğurluoğlu'na verilmiş, Uğurluoğlu da 26 Haziran 2013'te, "Fırına ait diskin içeriğinde bir veri tespit edilememiş, disk boş olarak görülmüştür" raporu vermişti. Ardından aynı harddisk, Jandarma Kriminal Dairesi'ne gönderilmiş, olmadığı söylenen görüntüler, kurtarılmıştı. Jandarma, kayıtların 4 kez silindiğini de bildirmişti. Kayıtların ilk olarak 6 Haziran 2013'te, Korkmaz'ı akrabalarıyla birlikte yere düşürüp tekmeleyen fırıncı İsmail Koyuncu tarafından iki kez "formatlama" yoluyla silindiği ve ertesi gün polise verildiği saptanmıştı. 3'üncü ve 4'üncü silme işlemlerinin ise 21 ve 22 Haziran'da yapıldığı belirlenmişti. Harddiskin bu tarihte, bilirkişi sıfatıyla görevlendirilen Uğurluoğlu'nda olduğu, görüntüleri kurtarması istenen bilirkişinin 'formatlama' yoluyla silme işlemi yaptığı ortaya çıkmıştı. İfadesi alınan Uğurluoğlu, "Görüntüleri açmak için çalıştığını ancak başaramadığını, format atmadığını, veri kurtarma programlarıyla aldığı imaj üzerinde çalışma yaptığını, imaj üzerinde bu görüntüleri elde edemeyince disk üzerinde veri kurtarma programlarıyla çalıştığını" söyledi. Kayıtları silmek istese veriler üzerinde yeni kayıt yapabileceğini savunan Uğurluoğlu, diskleri 'Encase' ve 'SFrorensis' programı ile imaj alarak içeriklerini araştırdığını, silinmiş dosya olması ihtimaline karşılık veri araması yaptığını ve diskin Jandarma'ya gönderilmesi yönünde öneride bulunduğunu anlattı. Savcı Hasan Ali Erkan, "Bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaada bulunduğunu ve görevinin gereğini yerine getirdiği sırada gerekli özeni göstermediğini" belirterek 11 Kasım'da iddianame düzenledi. Eskişehir 6. Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderilen iddianamede, Uğurluoğlu hakkında TCK'nın 276. maddesine göre 'Gerçeğe aykırı bilirkişilik' iddiasıyla bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası isteniyor.
Hürriyet

25.11.2014 Genel Gündem


25.11.2014
GÜNDEM
15 Bin Öğretmen Ocakta Atanacak
Başbakan Davutoğlu, 81 ilden gelen öğretmenle yaptığı toplantıda 2015'in ocak ayında 15 bin öğretmen ataması yapılacağını, 2 Aralık'ta ise Öğretmen Strateji Belgesi ilan edileceğini açıkladı. Başbakan Ahmet Davutoğlu, dün Başbakanlık Yeni Bina'da, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla Milli eğitim Bakanı Nabi Avcı ve 81 ilden gelen 81 öğretmeni kabul etti. Davutoğlu özetle şunları söyledi: İlkokul öğretmenlerimi rahmetle hatırlarım. Hacı Süleyman Bey İlkokulu'nda Fitnat Hanım. İlk 4 seneyi onda okudum, 5. sınıfı Müzeyyen hocamla okumuştum. Nasıl vefat eden anneme ve babama her vesileyle Fatiha okuyorsam, onları da Fatiha ile anıyorum. İnşallah 2 Aralık'ta, 19. Milli Eğitim Şurası'nda Öğretmen Strateji Belgesi'ni ilan edeceğiz. İnşallah Ocak ayında emekli olacak öğretmenlerimizin de durumlarını göz önüne alarak, 15 bin yeni kadro ilan edeceğiz ve 15 bin öğretmen atamasını ocak ayında yapacağız. Bir tür öğretmenler günü hediyesi olarak bunu, sizlere, öğretmenlerimize, ailelerine tevdi etmek istiyorum. Rehberlik dersi hocam İsmail Çağlayan, 'gelecekte ne olmak istiyorsunuz' gibi bir kompozisyon yazmamızı istedi. Daha sonra beni çağırdı, 'bunu çok beğendim, muhafaza edeceğim' dedi. Sene 1971 veya 1972; unutmuştum. 2002'de Başbakan Başdanışmanı olduğumda İsmail Bey, babam rahmetliye gelir ve 'bende sizin oğlunuzun bir emaneti var' der. Ödevin sonunda 'hangi mesleği tercih edersem edeyim önemli olan bu ülkeye, vatanıma ve milletime hakkıyla hizmet edebilme şerefidir' gibi biten bir kompozisyondu. Babam da getirdi bana gösterdi. Öğretmen-öğrenci ilişkisi sınıftaki mekanik ilişkiye kaldığı zaman ruhunu kaybeder. Öğrencilerle mutlaka okul dışında da görüşmek lazım. Aristoteles'in öğrencilerle yürüyüş içinde ders anlatması hâlâ bir yöntemdir. Birçok öğrencinin evliliğine aracılık ettim. Hâlâ onların her birinin çocuklarını, kendi torunlarım gibi görürüm, her birinin isimlerini bilirim ve her birine sorarım. Genellikle de kız öğrencilerim adına erkeklerden hesap sorarım, varsa bir şikayet Sizlerin nezdinde 81 vilayetimizin bütün öğretmenlerine seslenerek şunu ifade etmek istiyorum. İnsanoğlunun en eski, en tarihi, en ahlaki, en onurlu mesleğini icra ediyorsunuz. Her kültür ve medeniyette öğretmen-öğrenci ilişkisi olmuştur. Bu mekanik bir ilişki değildir. Gerçek bir öğretmenin tatili olması gerektiğini düşünmüyorum. Yaz tatili vesaire Tabii hakkınız olan şeyi kullanırsınız ama yaz tatiline girdikten sonra, haziranın başında tatile girip eylülün başına kadar öğrencisiyle ilişkisi kesilmiş bir öğretmen, öğrencisiyle o ilişkiyi kuramamış demektir, kusura bakmayın. Sizleri itham etmek anlamında söylemiyorum. Vatandaşlarımızın çocukları size emanet. Bu ülkedeki kardeşliği onlara öğretecek olan sizsiniz. Aynı sınıftaki bir Sünni, bir Alevi, bir Türkmen, bir Kürt veya başka kökenli, Zaza'yı bir araya getirip onlara muhabbeti anlatacak olan sizsiniz. Siz onlara farklılaştırıcı bakarsanız, onlar da farklılaşırlar. Fatih Projesi kapsamında 3 bin 657 okula 84 bin 921 adet etkileşimli tahta monte ettik, 800 bin adet tablet bilgisayarı dağıttık. Biz tabletleri öğrencilere mekanik bir araç diye vermedik. Teknoloji öyle bir şey ki iki ucu keskin kılıç gibi, nereye doğru kullanırsanız sizi oraya yöneltir. Pek çok yerden benim aldığım bilgi, tabletlerin bir oyun aracı haline dönüşmeye başladığını gösteriyor. Biz oyuncak dağıtacaksak ayrı dağıtırız.
Milliyet 


20 Yıl Sonra Sovyetler Birliği

 

*Özet*

Rusya'nın, Batı ile Ukrayna üzerinde giriştiği mücadele Sovyetler Birliği dönemindeki coğrafyasına yayılma eğilimine girmiştir. Yaşanan kriz, Sovyet Devletlerinin Rusya Yanlısı, Batı Yanlısı ve Tarafsız Kampta yer alanlar olarak üçe ayrılıp, yeni bir kutuplaşma içinegirmelerine de yol açmıştır. Bu ülkelerin pek çoğu bağımsızlıklarını kazandıkları günden beri, ciddi ve sert siyasi, iktisadi ve güvenlik tehditleriyle yüzyüze kalıp, bölgelerinde demografik ve kültürel çeşitli evrimler geçirmiş olmalarına rağmen bu devletlerin genel dış politika eğilimlerinde önemli bir değişiklik olmamıştır..

*Analiz*

1991 sonlarında Sovyetler Birliğinin çökmesiyle 15 yeni ülke ortaya çıkmıştır. Bu ülkelerin bloktan ayrılmaları ve sahip oldukları ortak kurumların ayrışması; ne yumuşak bir geçişle, ne de tüm blokta benzer süreçleri takip edecek şekilde tezahür etmiştir. Sovyetlerin dağılmasını, Moldova- Transdniestria sürtüşmeleri, Ermenistan ile Azerbaycan arasında çatışmalara yol açan Dağlık Karabağ sorunu, GüneyKırgızistan'daki Kırgız-Özbek çatışması ile Gürcistan ve Tacikistan'daki
iç savaşların olduğu, pek çok etnik ve bölgesel çatışma takip etmiştir.

Berlin Duvarının Yıkılması Neyi Değiştiremedi



Stratfor, 11 Kasım 2014

Analiz
25 yıl önce, korku ve endişe ile karışık bir neşe ve aynı zamanda da öfke ve hiddet içindeki kalabalık Berlin Duvarını aşağıya indirmişti. Neşe vardı, çünkü; Almanya'nın bölünmüşlüğü ve komünist tiranlık sona erdiriliyordu. Korku vardı, çünkü korku yaratılmasına karşı bir hiddet duyuluyordu. Korku'nun bir nedeni komünist baskının hortlatılmasından vebir nedeni de 1945'den beri Almanya ve Avrupa üstünde gezinen savaş tehditinin belirgin hale gelmesinden kaynaklanıyordu. Bu şekli ile Berlin Duvarını alaşağı eden kalabalığın korkuları hem ahlakî- ideolojik ve hem de aklî- jeopolitik nedenlerden kaynaklanıyordu. Tüm önemli siyasal olaylarda olduğu üzere, Berlin Durvarının önünde de korku ve hiddet ile ideoloji ve jeopolitik kafaları mest eden bir karışım olarak bir arada duruyordu.

23 Kasım 2014 Pazar

23.11.2014 Genel Gündem

23.11.2014

GÜNDEM

Dışarıdan Camiye Alkollü Geldiler
İstanbul'daki Gezi Parkı protestoları sırasında Dolmabahçe'deki göstericilerin sığındıkları Bezmialem Valide Sultan Camii'nin o dönemki müezzini Fuat Yıldırım, başka bir camiye atanması kararının iptali istemiyle açtığı davada yaşadıklarını anlattı. Müezzin Yıldırım, avukatı Ali Tizik aracılığıyla 21 Mart 2014'te İstanbul 4'üncü İdare Mahkemesi'ne verdiği dilekçede, şöyle dedi: "Gezi Parkı olaylarının başladığı 31 Mayıs 2013 akşamı, polisin gaz sıktığı eylemcilerin bir kısmı duvarları aşarak caminin bahçesine, bir kısmı da içeriye girdi. Dışarı çıkarılan grup kapıları tekmeleyip, kilitlerini kırdı. Eylemciler küçük gruplar halinde sabaha kadar caminin önünde slogan attı, dolayısıyla biz de sabaha kadar gaz yedik. Hiçbir idareci de olaya müdahale etmedi. Ertesi gün, etraftaki ilçelerden gelen insanlar Dolmabahçe Meydanı'nda toplanmaya başladı. Camide yalnızdım ve uğraşmama rağmen idarecilere ulaşamadım. Polis gaz sıkınca eylemciler gruplar halinde camiye girmeye başladı. Akşam eylemci sayısı 50 bini buldu. Caminin hemen 500 metre ilerisinde eylemciler bir polis otobüsünü yaktı. İtfaiye araçları alana sokulmadı. İnsanlar çıldırmıştı, sanki küçük bir kıyametti. Durum vahimdi. Gün boyu polisten yardım talep ettim. Fakat hiçbir netice alamadım. 2 Haziran'da da olaylar devam etti. Pazar günü izinli olmama rağmen gece yarısı camiye döndüm. Cami imamı Halil Necipoğlu o gün görevli olmasına rağmen yoktu. Cami yaralılarla doluydu. İnsanlar ayakkabıyla cami içinde dolaşıyorlardı. Herkes başıboş bir şekilde, kargaşa ve panik haldeydi. Hemen müdahale edemedim. Çünkü provoke edip beni linç edebilirlerdi. Camiye sürekli yaralılar taşınıyordu ve oradaki doktorlar tarafından tedavi ediliyordu. Cami içine giren eylemcilerin çoğunluğu dışarıda alkol almış, sarhoş ve ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Saatler geçtikçe olay büyüyordu. Ortam provoke ve sabote edilmeye çok hazırdı. Biber gazından gözlerimizi açamıyorduk. Caminin yakılmasını, insanların birbirini öldürmesini, çevreye zarar verilmesini önlemek için mikrofonla eylemcilere seslendim. Molotofkokteyli atılırsa caminin yanabileceğini, yaralıların zarar göreceğini ve caminin Sivas'taki Madımak Oteli olayına dönebileceğini söyledim. Camideki yaklaşık 3 bin eylemci panik içindeydi. Dışında kalan eylemciler sinirlenerek caminin cam ve kapılarını tekmelemeye başladı. Önlerine ne geldiyse kırıyorlardı. Ortalık cehennem gibiydi. Allah korusun bir molotof veya bir el bombası atılsaydı hem insanlık olarak hem de ülke olarak biterdik. Belki de bu güzel ülke iç savaşa gidecekti. Dışarıya çıkıp bir polis müdürüyle konuşmamın ardından grubu dışarı çıkartabildim. Cami kan ve ilaçlarla doldu, iç tarafta pencerenin önünde ezik bir bira kutusu ve müezzin mahfilinde yarım paket sigara tespit ettik." İstanbul 4'üncü İdare Mahkemesi'nde görülen davanın duruşmasında dava dilekçesindeki ifadelerini tekrarlayan Yıldırım, yer değiştirme kararının iptalini istedi. Diyanet'in avukatı da kararın hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini talep etti.
Hürriyet

22 Kasım 2014 Genel Gündem


22.11.2014

GÜNDEM

Yaralıyı Kepçeyle Taşıdılar
Son dönemde giderek artan ölümlü iş kazalarına başkentte bir yenisi eklendi. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) merkez hizmet binası inşaatında delgi makinesine bacağı sıkışan Hüsnü Allak, feci şekilde hayatını kaybetti. Allak'ı hastaneye götürmek için gelen ambulans inşaat sahası çamur olduğu için kaza yerine inemeyince, işçinin cansız bedeni ambulansa kepçeyle taşındı. TÜİK Başkanlığı'nın TOKİ tarafından yapımı sürdürülen merkez hizmet binası inşaatında çalışan inşaat işçisi Hüsnü Allak, dün sabah saatlerinde inşaat alanına giderek arkadaşlarıyla birlikte çalışmaya başladı. Allak, bir süre sonra zeminde ankraj deliği açmak için kullanılan büyük boyutlardaki delgi makinesinin yanına gitti. Bu sırada delgi makinesine kapılan Allak'ın, makinenin burgularına bacağı sıkıştı. Allak'ın iş arkadaşları kazanın ardından hemen arkadaşlarının yanına koşarken, sağlık ekiplerine de haber verildi. Arkadaşları tarafından güçlükle çıkarılan işçinin, ilk anda bacağının koptuğu öğrenildi. Olay yerine gelen ambulans, inşaat alanının zeminini yoğun şekilde çamur olması nedeniyle ağır yaralı Allak'ın bulunduğu yere inemedi. Sağlık ekipleri, bunun üzerine inşaat alanındaki kepçenin üzerine binerek Allak'ın yanına ulaştı. Allak daha sonra kepçe yardımıyla ambulansa taşındı. Ambulansla Gazi Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırılan Allak, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Allak'ın taşeron bir inşaat firmasının işçisi olduğu öğrenildi. Kırıkkale'li olan Allak'ın evli ve bir çocuk sahibi olduğu öğrenildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın olayla ilgili soruşturma başlattığı öğrenildi. Polisin, kazanın meydana geldiği inşaat sahası yetkilileri ile taşeron firma yetkililerinin bilgisine başvurduğu öğrenildi. Öte yandan TÜİK özel güvenlik görevlileri ve bazı işçilerin basın mensuplarının görüntü almasını engellemeye çalıştığı görüldü.
Milliyet

Dursun Önkuzu'yu Şehid Edenler Bugün Ne Yapıyor?




Dursun Önkuzu'yu Şehit edenler nerede, ne yapıyor? Dursun Önkuzu'yu katledenlere ne oldu merak eden vardır elbette!

"157 NUMARALI YATAK / DURSUN ÖNKUZU"Tam 40 yıl geçti üzerinden.İnsan ömrü kadar!
Kısa süren ömrü, unutulmayacak bir zalimlikle noktalandı.

İnanmanın, inandığı ...gibi yaşamanın bedelini en ağırından ödeyenler arasındaki yerini aldı.
Birkaç tane siyaset kalpazanına demokrasi kahramanı diye tapınanlar hatırlamasa da, unutulmadığını hatırlatalım istedik.

21 Kasım 2014 Cuma

21.11.2014 Genel Gündem

21.11.2014

GÜNDEM

Uyuşturucuya Karşı Sosyal Medya Timi
Bonzai olarak bilinen sentetik uyuşturucuya bağlı genç ölümlerin artması sekiz bakanlığı harekete geçirdi. Uyuşturucu ile mücadele için 'Acil Eylem Planı' hazırlandı. 2015'te ilk etapta risk altındaki 11 ilde uygulamaya sokulacak olan planın koordinatörlüğünü Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç yürütecek. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, 28 Kasım'da Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun başkanlığında düzenlenecek '1. Uyuşturucu İle Mücadele Şurası'nda tartışmaya açılacak eylem planının ayrıntılarını Milliyet'e anlattı. Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı işbirliğinde geliştirilen Acil Eylem Planı'nın detayları şöyle: Plan kapsamında sınır kapılarında tomografi cihazına benzer x-ray tarama cihazları devreye sokulacak. Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde sokak satıcıları ile etkin mücadele için sivil ve resmi giyimli polislerden oluşan 'Narkotim' kurulacak. Narkotim, riskli 11 ildeki internet kafeleri tarayacak, okul servisi şoförleri, muhtarlarla temasa geçecek. Kentteki metruk binalar yıkılacak. Askere ve öğrenciye uyuşturucu eğitimi verilecek. Uyuşturucunun internet üzerinden satışını kontrol etmek için ise 'Sosyal Medya Timi' oluşturulacak. Aile hekimleri, uyuşturucu ile mücadelede aktif rol oynayacak. Hastasının psikolojik davranışları ve laboratuvar bulgularından şüphelenen aile hekimi, hastayı psikiyatr hekime yönlendirecek ve randevu alacak. Henüz bağımlı düzeyine gelmemiş kullanıcıların tedavisi için devlet hastanelerinin psikiyatri kliniklerinde 15 yataklı tedavi destek servisleri oluşturulacak. Bu sistemle uyuşturucu tedavisi alacak kişinin, izole edilmeden, damgalanmadan genel hastanenin içinde tedavi görmesi amaçlanıyor. Sadece bağımlılık tanısı konulmuş ağır vakalar, AMATEM'e gönderilecek. Hastaya her aşamada destek veren, Uyuşturucu İle Mücadele Danışma ve Destek Hattı oluşturulacak. Müezzinoğlu, "Burası çözüm merkezi gibi çalışacak ve tedavide kurumlar arasındaki koordineyi sağlayacak. Hastanın doktor randevuları bu hat üzerinden alınacak, aileye de psikolojik destek sağlanacak. Maddi ve sosyal sorunlarda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile belediyeler devreye sokulacak" dedi.
Milliyet

19 Kasım 2014 Çarşamba

19.11.2014 Genel Gündem


19.11.2014 Çarşamba
GÜNDEM
Buna da İnanmıyor 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Amerika'nın keşfiyle ilgili eleştiriler için, "Bunlar ecdadının karadan gemileri yürüterek Haliç'e indirdiğine de inanmayanlardır" dedi. Erdoğan, Tevfik İleri Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde, MEB tarafından Ankara'da yapımı tamamlanan 155 eğitim tesisinin toplu açılış töreninde özetle şunları söyledi: "Bir karanlık çağı kapatıp, bir aydınlık çağı açan liderlere de inanmadılar. İşte bu, özgüven eksikliğidir. Gençler tarihinize, ecdadınıza bakacak, medeniyete, bilime, sanata ecdadınızın yaptığı katkıları bilecek, öğrenecek, özgüvenli olacaksınız. Büyük bir ülkenin, güçlü bir ülkenin evlatları olduğunuzu idrak edecek, özgüvenli olacaksınız. Latin Amerika Ülkeleri Dini Liderler Zirvesi'nde Amerika kıtasına Kristof Kolomb'dan önce, hatta Kolomb'dan 300 yıl önce Müslümanların ulaştığını söyledim. Bu yeni bir iddia değil, hatta şu anda Almanya'da yaşayan Prof. Fuat Sezgin'in kendi eserlerinde de bu yerini almıştır. Başka birçok ilim erbabının eserlerinde yer alır. Bana ait olan bir iddia değil. Daha önce dinlerdim ama bu defa kaynağını da öğreneyim dedim. Türkiye'de ve dünyada çok sayıda saygın ilim adamı bunu iddia ediyorlar, delillerini de ortaya koymuş durumdalar. Bu işin uzmanlarından, bu iddianın yurtdışındaki muhataplarından önce, maalesef bizim ülkemizin bir kısım gençleri, araştırmadan, incelemeden, yapılan tartışmalara hiç bakmadan buna itiraz etmeye, istihza etmeye başladılar. Sadece gençler değil, koca koca adamlar, bazı köşe yazarları, karikatüristler, onlar da itiraz etmeye başladılar. Niye? Çünkü bunlar bir Müslüman'ın bunu yapabileceğine hâlâ inanmadılar. Bu milletin evlatlarının bunu yapabileceğine hiçbir zaman inanmadılar. Batılı kaynaklara, haşa ayet gibi inananlar, kendi ülkesinin, kendi medeniyetinin, kendi ilim insanlarının iddialarıyla alay edenler sadece kendilerini küçültürler. Biz ezber bozmaya devam edeceğiz.
Hürriyet

20.11.2014 Genel Gündem

20.11.2014
 GÜNDEM
'Kayıp Trilyon'da Gül İfade Verdi
Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatılan Refah Partisi'ne (RP) 1997-1998 arasında yapılan 1 milyon liralık Hazine yardımının sahte evraklarla harcanmış gibi gösterildiği iddiasıyla başlatılan ve kamuoyunda "Kayıp Trilyon" olarak bilinen soruşturmada dokunulmazlığı nedeniyle bugüne kadar işlem yapılamayan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 17 yıl sonra ilk kez ifade verdi. Mesai saatinden sonra adliyeye gelen Gül'ün ifadesi, parlamenter suçlardan sorumlu Başsavcı Vekili Zeki Bayrak tarafından alındı. Gül, yarım sayfa tutan ifadesinde, RP'deki konumunu anlattı. Olay tarihinde RP'nin dış ilişkilerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olduğunu söyleyen Gül, esasen parasal hiçbir konuda imza, hak, yetki ve sorumluluğu bulunmadığını, bununla birlikte, "Kayıp Trilyon" davasında adı geçen herkesin ifadesinin alınmış olduğunu ve hukuka duyduğu saygı çerçevesinde savcılığa gelerek ifade verdiğini söyledi. Gül, "Kayıp Trilyon" davasına bakan ağır ceza mahkemesinin kendisiyle aynı konumda olan bütün parti yetkilileri hakkında ve özellikle de RP'nin mali konularla ilgili genel muhasibi hakkında bile beraat kararı verdiğini anımsattı. Gül'ün bu sözleri, soruşturma sonunda dava açılsa bile beraat edebileceği, bu nedenle takipsizlik kararı verilmesini istediği şeklinde algılandı. Gül, resmi internet sitesinden de bir açıklama yaptı. Açıklamada, "Gül, 'Hukukun tüm koşullarıyla eksiksiz ve kusursuz olarak işlemesi, hiçbir konuda en küçük bir kuşkunun hiçbir taraf için kalmaması maksadıyla bizzat ifade verdiğini' belirterek, bu işlemin tamamlanmasından ötürü duyduğu memnuniyeti ifade etmiştir" denildi. Gül'ün ifade vermesiyle "Kayıp Trilyon" soruşturmasındaki tüm şüpheli işlemleri tamamlanmış oldu. Savcılık, soruşturma sonunda Gül hakkında dava açabileceği gibi takipsizlik kararı da verebilecek. Dava açılırsa Gül, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanacak. Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Fethi Şimşek, resmi ifadesi 10 dakika süren, ancak adliyede yaklaşık 1 saat kalan Gül'ü, protokol kapısından uğurladı. Cumhurbaşkanlığı'nı Recep Tayyip Erdoğan'a devrettikten sonra İstanbul'a giden Gül'ün, "Kayıp Trilyon" davasında aklanmak istediği, yakın çevresine Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'nin yargılanmasını örnek göstererek, "Artık görevim bitiyor. Uygun bir zamanda avukatlarımı savcılığa göndereceğim. İfade vermek üzere gitmek için gün belirlenmesini isteyeceğim. Hukuk devleti budur, kimse imtiyazlı değildir, herkes gider ifade verir, suç var mı, yok mu diye karar verme yetkisi yargıya aittir" dediği bilgisi basına yansıdı. Gül'ün yargılanamadığı "Kayıp Trilyon" davası Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Davada RP'nin eski lideri merhum Başbakan Necmettin Erbakan 2 yıl 4 ay, 19 sanık 1'er yıl 2'şer ay, 50 sanık ise 1'er yıl hapis cezalarına mahkum edildi. Erbakan, Ak Parti hükümetinin 70 yaş ve üzerinde 6 ay ile 3 yıl arasında hapis cezası alanların, verdikleri zararı ödemek ve kalıcı rahatsızlığı bulunmak koşuluyla cezalarını evlerinde çekebileceklerine yönelik İnfaz Kanunu'nda değişiklikle cezasını evinde çekti. Davada; Şevket Kazan, Aydın Menderes gibi isimler ise beraat etti.
Milliyet

18 Kasım 2014 Salı

18.11.2014 Genel Gündem

18.11.2014 Salı

GÜNDEM

Minibüs Metrobüse Çarptı: 1 Ölü 
İstanbul Zeytinburnu'nda bir minibüsle bir metrobüs kafa kafaya çarpıştı. Kazada 1 kişi öldü, 13 kişi yaralandı. Kaza, Merter'de dün meydana geldi. İddiaya göre; minibüsü kullanan Salih Doğan, Atatürk Havalimanı'ndan yolcu aldı. D-100 Karayolu Cevizlibağ istikametinde seyreden minibüs, Merter mevkiine geldiğinde Doğan direksiyon hakimiyetini kaybetti. Metrobüs yoluna giren minibüs, Yasin Yıldırım'ın kullandığı, içinde 12 yolcu bulunan metrobüse kafadan çarptı. Yıldırım, çarpmanın şiddetiyle direksiyon hakimiyetini kaybetti. Bariyerleri aşan metrobüs, D-100 Karayolu'na çıkarak durabildi. Metrobüsteki 12 yolcu ve minibüsteki 1 kişi yaralandı. Araçlarında sıkışan Doğan ve Yıldırım kurtarılarak hastaneye kaldırıldı. Ancak Doğan hastanede yaşamını yitirdi. Kaza sonrası D-100 Karayolu 2 saat trafiğe kapandı. Polis, kazaya neden olduğu iddia edilen başka bir aracın tespiti için çevredeki MOBESE ve güvenlik kameralarını incelemeye aldı.
Sabah

17 Kasım 2014 Pazartesi

Almanya’nın Kalbindeki Cevher

Stratfor, 9 Kasım 2014
Alman Parlamentosu Reichstag'ın önündeki bir dizi ışıklandırılmış balon, Duvarın yıkılışının 25. Yıldönümünden iki gün önce Berlin Duvarının nereden  geçtiğini gösteriyor.

Özet
19. yüzyılın tümü ile 20. yüzyılın ilk yarısı, Avrupa siyasal tarihi,  Avrupa'nın kalbine yerleşmiş, kendine güvenen ve güçlü bir Almanya ile nasıl  baş edileceğinde düğümlenen "Almanya Sorunu" etrafında dönmüştür. Küçük parçalardan meydana gelen Almanya, çeşitli kereler mağlup ve istila istila edilmiş olmasına rağmen, her seferinde yeniden ayağa kalkmayı başararak, komşularını aynı bilmeceyi bir kez daha çözmeye zorlamıştır. Berlin duvarının yıkılmasının üstünden 25 yıl geçtikten sonra, Bütün Avrupa, bir kez daha güçlü bir Almanya ile başa çıkmaya çalışıyor ve sonraki adımında neler olacağını merak ve endişeyle bekliyor.  

17.11.2014 Genel Gündem

17.11.2014

GÜNDEM

Soruşturmaya İzin Vermemiş
9 Kasım 2011'deki Van merkezli 5.6 şiddetindeki artçı depremde yıkılarak 24 kişiye mezar olan Bayram Otel ile ilgili davada Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) 1 yıl önce verdiği 'etkili ve caydırıcı ceza soruşturması yürütülmediği ve yaşam hakkının ihlal edildiği' kararına rağmen, dönemin valisi ve AFAD yetkilileri hakkında 'soruşturma izni verilmediği' ortaya çıktı. AYM, Bayram Otel'de yaşamını yitiren emekli Emniyet mensubu Selman Kerimoğlu'nun eşi ve çocuklarının 2 yıl sürdürdükleri hukuk mücadelesini 17 Eylül 2013'te haklı bulmuştu. 30 Ekim 2013'te Resmi Gazete'de yayımlanan AYM kararında, yaşam hakkını korunamadığı için dönemin Van Valisi Münir Karaloğlu (halen Bursa Valisi) ve AFAD yönetiminin soruşturulmasını istemişti. AYM'nin bu kararı, suç işleyen kamu görevlilerinin etkili şekilde yargılanmaları gerektiği yolunda verilmiş tarihi bir karardı. Kerimoğlu Ailesi'nin şikâyet dilekçesini işleme bile koymayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın etkili bir ceza soruşturmasını önlediği kaydedildi. AYM, 'ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla kararın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine' de hükmetti. Bunun üzerine Başsavcılık, 19 Kasım 2013'te, "İlgililer hakkında gereğinin takdiri verilecek karar dayanağı belgeler ile gerekçeli raporun gönderilmesi" için Bayram Otel dosyasını İçişleri Bakanlığı'na gönderdi.
Hürriyet

16 Kasım 2014 Pazar

16.11.2014 Genel Gündem


16.11.2014
GÜNDEM
Liderlerin Gündemi: Suriye Ve Irak
Avustralya'nın Brisbane kentinde düzenlenen G20 Liderler Zirvesi dün başladı. Bugün sona erecek zirvede Başbakan Ahmet Davutoğlu, ilk olarak Queensland Parlamento Binası'nda düzenlenen, "Retreat" toplantısına katıldı. G20 üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarının katıldığı basına kapalı düzenlenen ve yaklaşık 2 saat süren toplantının ardından Parlamento Binası'nda öğlen yemeği verildi. Toplantıya sadece liderler alındı. Başbakanlık kaynaklarından alınan bilgiye göre Davutoğlu, 50 dakika süren yemekte, G-20 Liderler Zirvesi'ne katılan liderlerden ABD Başkanı Barack Obama, AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy'ın ortasında oturdu. Yemek masasında Obama ile uzun bir sohbet gerçekleştiren Davutoğlu'nun Suriye ve Irak konusundaki Obama'nın son açıklamalarına destek verdiği ifade edildi. Türkiye'nin Suriye tezlerini doğrular nitelikte açıklamalar yapan Obama ile Davutoğlu'nun yana yana yemek yedikleri masada Suriye ve Irak konusunun detaylı şekilde ele alındığı öğrenildi. Davutoğlu'nun Esad'a yönelik eleştiri ve suçlamalarını Obama'ya yinelediği bildirildi. Başbakan'ın, "Ortadoğu bölgesi konusundaki gelişmelerle ilgili olarak da entegre bir strateji, bir bütünlük içinde stratejimizi hep ortaya koyduk. Noktasal problemi çözmek yerine problemin bütün boyutlarını kapsayacak bir çözüme gidilmesi gerekli. Yoksa bölgede yeni radikal örgütler ortaya çıkar" dediği kaydedildi. Davutoğlu'nun Obama'ya, "Myanmar'da Müslümanlara dönük açıklamalarınızdan dolayı teşekkür ederim" dediği de kaydedildi. Resmi ziyaret için Avustralya'dan önce Myanmar'da bulunan Obama, Nobel Barış Ödülü sahibi muhalefet lideri Aung San Suu Çii ile düzenlediği basın toplantısında, "Rohingya Müslümanlarına ya da diğer dini azınlıklara karşı ayrımcılık uygulamanın, Burma'nın uzun vadede olmak istediği ülkeyi açığa vurduğunu sanmıyorum. Ayrımcılık, eninde sonunda bir demokrasinin istikrarını bozar" demişti. Yemekte, Davutoğlu ve Obama'nın yanı sıra İngiltere Başbakanı David Cameron ve Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Japonya Başbakanı Abe, Güney Afrika Devlet Başkanı Zuma, AB Konseyi Başkanı Rompuy'dan oluşan 7 kişilik masada ağırlıklı olarak Suriye konuşuldu. Yemekte Obama, Cameron ve Abe ile uzun görüşmeler yapan Davutoğlu'nun Almanya Başbakanı Angela Merkel, Güney Kore, Singapur ve Endonezya heyetleri ile de ayrı ayrı görüştüğü bildirildi. Davutoğlu'nun bu yemekteki liderlerin yanı sıra bu masada olmayan isimlerden Rusya Devlet Başkanı Putin ile de kısa bir görüşme yaptığı öğrenildi. Zirvede bugün Davutoğlu'nun da Türkiye'nin G20 dönem başkanlığını alacak olması nedeniyle bir konuşma ve ardından basın toplantısı yapması bekleniyor.
Milliyet

15 Kasım 2014 Cumartesi

15.11.2014 Genel Gündem

15.11.2014

GÜNDEM

Mazlumların Yanındayız
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Irak'taki IŞİD katliamından kaçarak Türkiye'ye sığınan Ezidileri Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda kabul etti. Bölgenin içinden geçtiği kritik, çalkantılı süreçte yapacakları bu görüş alışverişinin önemine değinen Erdoğan, şunları söyledi: "Türkiye Cumhuriyeti Devleti gerek Irak ve Suriye'de yaşanan acı olaylarda gerekse dünyanın çok değişik yerlerinde cereyan etmekte olan mazlum, mağdur ve yardıma ihtiyacı olanların yanında oldu ve yanında olmaya devam edecek. Bilhassa bizleri çok çok müteessir eden olayların yaşandığı bölgemizde etnik kimliğine, dinine, diline, rengine ve mezhebine bakmadan, yaşanan mağduriyetleri gidermenin, yaralara derman olmanın gayreti içerisindeyiz. Ülkelerinden kaçan komşularımıza yönelik açık kapı politikası izliyoruz. Zorla geri göndermeme ve sınırdan geri çevirmeme ilkelerini titizlikle hayata geçirdik. Suriye ve Irak'ta yaşanan krizin ilk anlarından itibaren ilkeli, vicdani ve insani değerlere vurgu yapan bir politika izledik."
Hürriyet  

14 Kasım 2014 Cuma

Finlandiya Eğitimine PISA Sonuçları Üzerinden Eleştirel Bir Bakış

Grigoriy Petrov'un 'Beyaz Zambaklar Ülkesi' Finlandiya son yılların en popüler ülkelerinden biri durumunda. Bu popülerlik ne futbol, ne ekonomi, ne turizm ne de bunlara benzer bir sebepten. Tamamen Finlandiya'nın tüm dünyaca bilinen ve eğitim alanındaki en önemli ölçme ve değerlendirme göstergelerinden biri olan PISA vb. gibi sınavlarda Finli çocukların elde ettikleri başarılar ve listenin en üstünde yer almalarından kaynaklanıyor.


13 Kasım 2014 Perşembe

13.11.2014 Genel Gündem

13.11.2014

GÜNDEM

Yargıda Disiplin Affı Genişletildi
TBMM Adalet Komisyonu'nda yeni yargı paketine ilişkin teklifin görüşmelerine devam edildi. 20'ye yakın önergenin verildiği görüşmelerde idari yargıda 5 yıl süreyle görev yapmış hakim ve savcılar ile Cumhurbaşkanı'nın seçtiği Danıştay üyelerine sınavsız doğrudan hukuk fakültesine girme imkanı veren 7. madde metinden çıkarıldı. Kabul edilen bir başka değişiklikle disiplin affının kapsamı yeniden genişletildi. Buna göre, hâkim ve savcılar hakkında, 14 Aralık 2005-1 Eylül 2013 arasında işlenmiş eylemler sebebiyle verilen uyarma, aylıktan kesme, kınama ve kademe ilerlemesini durdurma cezaları için disiplin affı getirilecek. Af kapsamına giren disiplin cezalarının verilmesini gerektiren fiillerden dolayı, ilgililer hakkında disiplin inceleme, soruşturma ve kovuşturması yapılamayacak. Devam eden inceleme, soruşturma ve kovuşturmalar işlemden kaldırılacak. HSYK ise sadece, "derece ilerlemesinin durdurulması" ve "yer değiştirme" cezalarında karar verecek. Bu kapsamda hakim ve savcılara verilen 302 uyarma, 92 aylıktan kesme, 295 kınama, 100 kademe ilerlemesini durdurma, 27 derece yükselmesini durdurma, 144 yer değiştirme cezaları affa uğrayacak. 59 meslekten çıkarma cezası ise af kapsamı dışında olacak. Muhalefet partilerinin sert eleştirilerine rağmen komisyonda kabul edilen maddelere göre 'somut delillere dayalı kuvvetli şüphe' yerine 'makul şüphe' ile, şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu ve işyerinde arama yapılabilecek. 'Taşınmazlara, hak ve alacaklara el koyma'nın kapsamı da genişletilecek. Bu kapsamda anayasal düzene ve devlete karşı işlenen suçlarda mal varlığına el koyma kararı verilebilecek. Muhalefetin tepkisine rağmen adli yıl açılış törenlerinin kaldırılmasına ilişkin düzenleme komisyondan geçti. Komisyonda kabul edilen diğer maddelere göre, avukatlıktan hakim ve savcılığa geçiş için gerekli süre 5 yıldan 3 yıla indirilecek. Hakim ve savcıların maaşları attırılacak. Bu kapsamda hakim ve savcılara 1155 lira ek tazminat ödenecek. HSYK seçimlerinde istediği sonucu alan hükümet, Yargıtay ve Danıştay üyeliğine seçilebilmek için geçen sene 20 yıla çıkardığı 'meslekte geçen süreyi' yeniden 15 yıla indirdi. Komisyondan geçen "Hakimlik sınavını kazandıkları halde HSYK'ca mesleğe kabul edilmeyenlere yeni sınav hakkı" düzenlemesinin sadece bir kadın hakim adayını kapsadığı ortaya çıkınca, CHP ve MHP, ataması yapılmadığı için intihar eden hakim Didem Yaylalı'yı örnek vererek tepki gösterdi. Düzenlemeyle HSYK 3. Dairesi'nce sınavı kazandıkları halde mesleğe kabulleri yapılmayanlara yeniden sınav hakkı getirildiğini söyleyen Bakan Bozdağ ise "Sadece 1 kadın hakim adayı sınavda başarılı olduğu halde HSYK 3. Daire'ce mesleğe kabul edilmemiştir. Bu düzenleme ile bu kadın hakim adayına yeniden sınav hakkı veriliyor" dedi.
Milliyet

11 Kasım 2014 Salı

11.11.2014 Genel Gündem

11.11.2014 Salı

GÜNDEM  

Milletin Gönlünde... 
10 Kasım Atatürk'ü Anma Günü nedeniyle Anıtkabir'de düzenlenen resmi tören, saat 08.55'de devlet erkânının Aslanlı Yol'da yürüyüşü ile başladı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başkanlığındaki kortejde, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan yardımcıları Bülent Arınç ve Numan Kurtulmuş, Yüksek Yargı Temsilcileri, Bakanlar Kurulu üyeleri, Kuwet Komutanları, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, siyasi partilerin temsilcileri, bürokratlar ve diğer devlet erkânı yer aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ay yıldızlı kırmızı-beyaz karanfillerden oluşan çelengi Atatürk'ün mozolesine bıraktı. Saat 09.05'de 'ti' sesi ve sirenler eşliğinde 2 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Bu sırada gönderdeki Türk bayrağı da yarıya indirildi. Erdoğan daha sonra Anıtkabir Özel Defteri'ni imzaladı. Erdoğan ve beraberindekiler Misak-ı Milli Kulesi'nden çıkıp uçakların saygı geçişini izlerken, bazı vatandaşlar, "Mustafa Kemal'in Askerleriyiz" diye slogan attılar. İstanbul'da Taksim Cumhuriyet Anıtı önünde düzenlenen törene İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, 1'inci Ordu Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak, eski Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal ve bazı sivil toplum örgütleri katıldı. Törenin başlamasının ardından çelenkler Cumhuriyet Anıtı önüne konuldu. Saat 09.05'te ise saygı duruşunda bulunuldu. Sirenlerin çalmasıyla Taksim'de hayat bir dakikalığına durdu. Çevredeki işyerleri ve otellerde çalışan birçok kişi sokaklara çıkarak saygı duruşunda bulundu. Törenden sonra anıtın önünde İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyeleriyle açıklama yapan Kocasakal, şunları söyledi: "Ne yazık ki bugün kurduğun Cumhuriyet, devrimlerin dahili ve harici büyük bir saldırı ve tehdit altındadır. Emperyalizmin sözcülüğüne ve destekçiliğine soyunanlarca Cumhuriyet ve onun kurucu değerleri, sistematik olarak değersizleştirilmeye, toplumsal bellekten silinerek ortadan kaldırılmaya, ülke parçalanmaya çalışılmaktadır. Cumhuriyet'e yönelik hain saldırı ve başkaldırı mutlaka defedilecek, bu girişimin hesabı sorulacak, ilke ve devrimlerin yeniden ülkeye egemen olacaktır. Tek rehberimiz ve ışığımız sensin. Hiçbir güç sana olan sevgi ve saygımızı, ilkelerine bağlılığımızı ortadan kaldıramaz."
Hürriyet

10 Kasım 2014 Pazartesi

10.11.2014 Genel Gündem

10.11.2014 Pazartesi

GÜNDEM 

Zeytinlerin Kesileceği ÇED Raporunda Yok 
Danıştay kararından bir gün önce 6 bin zeytin ağacının kesildiği Yırca'da, Kolin şirketine ait termik santral için hazırlanan ÇED raporu, yeni tartışmaları da beraberinde getirdi. Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu, "Raporun hiçbir yerinde zeytin ağaçlarının kesileceğinden bahsedilmemektedir. ÇED raporunda belirtilmeyen bir husus uygulamada gerçekleştirilemez" derken, çevreciler, 17 Mart'ta verilen "ÇED olumlu" kararının iptali için mahkemeye gitmeye hazırlanıyor. Raporda ise termik santralın zeytinlikler için hiçbir sakınca doğurmadığı savunuluyor, ayrıca 4086 Sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılaştırılması Hakkında Kanuna göre zeytincilik araştırma istasyonundan izin alınarak faaliyete başlanacağı da taahhüt ediliyor. İşte ÇED raporundan öne çıkan ifadeler: "Proje konusu faaliyet sahasının büyük bir bölümü zeytinlik araziler içerisinde kalmaktadır. Bu kapsamda Ekosistem Değerlendirme Raporu hazırlanmıştır. Söz konusu raporda zeytin ağaçlarına termik santralın etkilerinden bahsedilmiştir. Proje bölgesinde yapılan çalışmalarda gerek zeytinler ve gerekse kızılçam ormanları üzerinde şu an çalışmakta olan termik santralın olumsuz etkilerinin olmadığı görülmüştür. Bu da mevcut termik santralda gerekli önlemlerin alındığının en önemli kanıtını oluşturmaktadır. Dolayısıyla yeni yapılacak olan Soma Kolin Termik Santralı'nda da gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir. Zira zeytin ağaçlarının yaprakları etli yapıda (kütiküla ile kaplı) olup, stomalar derindedir. Bu özellikleri zeytinlerin toz zararlarına karşı mukavemetini arttırmaktadır. Sonuç olarak; yukarıda belirtilen önlemlerin alınması durumunda Soma Kolin Termik Santralı'nın yapılmasında herhangi bir sakınca bulunmamaktadır."
Hürriyet

09.11.2014 Genel Gündem

09.11.2014 Pazar

GÜNDEM 

Zeytinler İçin Suç Duyurusu Yapın 
Danıştay'ın yürütmeyi durdurma kararının tebliğinden önce Yırca'da 6 bin zeytin ağacının kesilmesi tartışma ve tepki yarattı. Eski Danıştay Başkanı Hüseyin Karakullukcu, kararın Danıştay'ın resmi internet sitesinden yayınlandığı andan itibaren tebligat sayılacak şekilde düzenleme yapılabileceğini vurguladı. Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk ve Ankara Barosu Başkanı Hakan Canduran da sorunun yasada değil, uygulamada olduğunu söyledi. Köylülerin zeytinleri için suç duyurusunda bulunup, tazminat davası açabilecekleri kaydedildi. Manisa'nın Soma ilçesinde, Kolin Grubu tarafından termik santral yapılacak bölgedeki 6 bin zeytin ağacının, Danıştay'ın yürütmeyi durdurma kararının tebligatından önce dozerlerle söküldüğü iddiası yeni bir tartışma başlattı. Eski Danıştay Başkanı Hüseyin Karakullukcu, sıkıntının Tebligat Kanunu ve İdari Yargılama Usül Kanunu'ndan kaynaklandığını savundu. Hürriyet'e konuşan Karakullukcu, "Danıştay'ın yürütmeyi durdurma kararı vermiş olmasına rağmen tebligat yapılmadığı için 6 bin zeytin kesildi. Zeytinlere çok yazık oldu. Tebligat Kanunu'nda bu tip sıkıntıların önlenmesi için reform şart" dedi. Karakullukcu, şöyle devam etti: "Danıştay'da daireden yürütmeyi durdurma kararı veya esastan bir karar ret veya kabul diye çıktıktan sonra en kıdemsiz üyeden itibaren tüm üyeler bu kararı okuyup imzalıyorlar. Daha sonra da bu kararın tebligatı yapılıyor. Sonradan elektronik sistem de getirildi. Son imza atılınca da bu kararlar artık elektronik ortamda UYAP'a düşüyor. Davanın taraşarı bu kararı internet ortamında görebiliyorlar. Acil durumlarda kararın elden tebligatı da söz konusu olabiliyor. Ancak İdari Yargılama Usül Kanunu'na göre, bir kararın verilmesi kararın tebliğine kadar o işi durdurmuyor ve işlem yapılabiliyor. Burada çok önemli bir eksiklik var. Tebligat Kanunu'na veya İdari Yargılama Usül Kanunu'na, 'kamu yararı bulunan ivedi işlerde' karar UYAP'a konulduğu ve Danıştay'ın resmi internet sitesinden yayınlandığı andan itibaren tebligat yapılmış sayılır. Bu şekilde ilan da tebliğ yerine geçer şeklinde düzenleme yapılabilir. Anayasa Mahkemesi kısa kararlarını ya da yürürlüğü durdurma kararlarını kamuoyunun da bilgisine sunmak açısından internet sitesinden ilan ediyor. Ama idari yargıda böyle bir düzenleme olmadığı için bu yola da başvurulması mümkün olmuyor."
Hürriyet

08.11.2014 Genel Gündem

08.11.2014 Cumartesi

GÜNDEM 

 Kıydılar 
Kolin Grubu tarafından Manisa'nın Soma ilçesi Yırca Mahallesi'nde yapılacak termik santral nedeniyle zeytin ağaçlarının kesilmemesi için nöbet tutan köylülerin karşı çıkmasına rağmen bir gecede 6 bin ağaç yok edildi. Şirketin özel güvenlik görevlilerinin tartakladığı hatta kelepçelediği köylüler perişan oldu. 80 yaşındaki bir nine "O ağaç benim evladımdı" diye feryat etti. Köylüler, kendilerini ikna etmek için gelen Kaymakam Bahattin Atçı'ya, "Bir zeytin ağacı 20 yılda yetişiyor. Biz şimdi ne yapacağız?" diye tepki gösterdiler. Ağaçlar gitti, dün akşam saatlerinde Danıştay'ın yürütmeyi durdurma kararı çıktı. Manisa'nın Soma ilçesinde, Kolin Grubu tarafından termik santral yapılacak bölgedeki zeytin ağaçlarının kesilmemesi için 52 gün nöbet tutan köylülere önceki akşam şirketin güvenlik görevlileri saldırdı, 1 köylü başından yaralandı. Şirketin dozerleri bir gecede 6 bin zeytin ağacını yerle bir etti. Dün akşam saatlerinde ise köylülerin itirazını dikkate alan Danıştay'dan yürütmeyi durdurma kararı çıktı. Arbedede, mahalle sakinlerinden Mehmet Öksüz, Kamile Çiftçi, Kerem Özkılınç ile Yırca'da zeytinliği bulunan Avukat Hasan Namak, özel güvenlik görevlilerince kelepçelendi. 16 gün önce de aynı görevliler 11 köylüyü kelepçeleyip yüzlerine biber gazı sıkmıştı. Dün karga tulumba bir kamyonete bindirilen 4 kişi, iddiaya göre, inşaat sahasına yaklaşık 4 kilometre uzaklıktaki Kül Barajı olarak kullanılan mevkideki bir barakaya kapatıldı. Özel güvenlik görevlilerinin arbede sırasında kullandığı ileri sürülen gaz fişeğinin kapsülünün isabet etmesi sonucu Emin Özkılınç, başından yaralandı. Özkılınç, Beşyol Devlet Hastanesi'nde ayakta tedavi edildi. Arbede sırasında bekçi kulübesi ile alanda bulunan bir aracın camları da kırıldı. Mahalle sakinlerinin alana girmelerine izin verilmezken, olay yerine jandarma ekipleri sevk edildi. Olaylar saat 03.00'e kadar sürdü. 16 Eylül'den bu yana 5 farklı sahada 1000 ağacın daha kesildiği bölgede Kolin Grubu, önceki akşam saat 20.00 sıralarında, Yırca Mahallesi'ndeki zeytinliklerin bulunduğu yere ağaç kesimi yapmak üzere 2 otobüs dolusu özel güvenlik görevlisi ile birlikte iş makinelerini gönderdi. Bölgedeki zeytin ağaçlarının kesilmemesi için nöbet tutan yakınlarına yemek getiren, aralarında kadınların da bulunduğu mahalle sakinleri, tepki gösterip kesime engel olmak istedi. Tel örgülerle çevrili alana girişine izin verilmeyen mahallelilerle termik santrali inşa edecek firmanın özel güvenlik görevlileri arasında çıkan tartışma, kısa sürede arbedeye dönüştü.
Hürriyet

8 Kasım 2014 Cumartesi

Romanya'nın Enerji Adımları

1- Analiz

Kısa bir süre önce Avrupa Komisyonu Enerji Güvenliği Stres Testini yayınladığı raporunda, Birliğin Rusya'dan ithal ettiği gazda bir kesinti olması halinde enerji tedariğinin daha iyi yönetilebilmesi için Romanya'nın komşuları Bulgaristan ve Macaristan ile gaz şebekesi oluşturma çalışmalarını hızlandırması gerektiği üzerinde durulmuştu. Aynı sıralarda, Macaristan yeni bir yasa çıkararak eskiden istenilen "Taşıyıcı Şirket Belgesi"ni talep etmeksizin şirketlere boru hattı inşa etmeleri için izin vermeyi planladığını öğrendik. Macaristan'ın bu adımı gerçekte Ukrayna'nın etrafından dolanarak Rusyanın Avrupa'ya gaz satabilmesine imkân sağlayacak Güney Akım Projesine üstü örtülü bir destek oluşturmaktadır ki; bu adımın, ayın başında Birliğin Ukrayna'ya artık gaz sevkiyatı yapmayacağını açıklamasından sonra atılması da Birlik için yeni bir meydan okuma anlamına geliyor.

Rusya ve Batı arasındaki Ukrayna krizinin derinleşmeye devam ettiği günümüzde, Enerji Güvenliği konusu diğer Avrupa ülkeleri için olduğu gibi, kuşkusuz Romanya için de hayati bir konudur. Avrupa Komisyonu, geliştirilen bir senaryoda Rusyanın altı ay boyunca gaz sevkiyatını durdurması halinde, Avrupanın ne kadar direnebileceği sorgulamış ve Romanya etkilenecek ülkeler listesine dahil edilmiştir. Ancak, etkilenecek ülkeler arasında olmakla beraber, Romanya, enerji bağımlılığı rasyosunda Birlik ortalamasının % 54 olduğu bir durumda % 21 gibi düşük enerji bağımlılığı ile az etkilenecek ülkelerin başında gelmektedir. Buna ilaveten, geniş enerji rezervlerine sahip olan Romanya, bir enerji üreticisi ülkedir ve jeopolitik eğilimlerin ışığında bölgenin arz güvenliğinde anahtar konuma sahiptir.

7 Kasım 2014 Cuma

07.11.2014 Genel Gündem

07.11.2014 Cuma

GÜNDEM 

YÖK'ten Başbakanlık Başmüşaviri Görevine 
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, YÖK'ün 33'üncü kuruluş yıldönümü olan 6 Kasım'da görevden alındı. Eylül ayında yaptığı "YÖK lağvedilmeli" sözleriyle tartışma yaratan Çetinsaya, Başbakanlık Başmüşaviri oldu. Çetinsaya'ya Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın onayıyla 'büyükelçilik' unvanı verildi. Çetinsaya, Başbakan Davutoğlu'nun yükseköğretim ve akademik dünya ile ilgili 'başmüşaviri' olarak görev yapacak ve Başbakan'a en yakın isimlerden biri olacak. Davutoğlu'nun Çetinsaya'yı daha önce yanına istediği ancak Çetinsaya'nın uzun süredir akademik zam üzerinde çalıştığı, bu düzenleme gerçekleşene kadar Davutoğlu'ndan izin istediği öğrenildi. 11 Aralık 2011 tarihinden bu yana YÖK Başkanı olan Çetinsaya'nın görev süresinin bitmesine daha 13 ay vardı. 1964 yılında İstanbul'da doğan Çetinsaya, Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi'nin ardından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden 1985'te mezun oldu. Manchester Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Bölümü'nde doktora yaptı. 1995 ve 2001 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi'nde Kamu Yönetimi Bölümü'nde görev yaptı. Ardından İstanbul Teknik Üniversitesi'nde dersler verdi. 2005 yılında burada profesör oldu. 2008-2011 yılları arasında İstanbul Şehir Üniversitesi Rektörlüğü görevini yürüttü. 11 Aralık 2011'de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından YÖK Başkanlığı'na atandı.
Hürriyet

6 Kasım 2014 Perşembe

06.11.2014 Genel Gündem

GÜNDEM 

İşçiler En Dip Noktada 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, mahsur kalan 18 işçinin madenin dip noktalarında olduklarını düşündüklerini söyledi. Ermenek'teki maden kazasında arama ve kurtarma çalışmalarında 9'uncu gün de geride kalırken işçilere ulaşılamadı. Acılı ailelerin bekleyişi sürerken, madende tahkimat ve su boşaltma işlemleri devam etti. Dün akşam saatlerinde, madendeki çalışmalar hakkında bilgi veren Bakan Yıldız, özetle şunları söyledi: "Kuyuya benzetirsek maden ocağını, kuyunun dibine doğru 18 kardeşimizin olduğunu düşünüyoruz. Biz şu anda 18 kardeşimizi hemen hemen dip noktalarda arıyoruz. Yani bu bizim mesafemizin daha uzun olduğunu gösteriyor. Suyun 4'te 3'ünü, yürüme yolunun da 3'te 2'sini ancak bitirdik. Yani şu anda diğer 3'te 1'i ile alakalı henüz oraya girmiş değiliz. 3 tane baca dediğimiz yerde olma ihtimali vardı. Ama çıkmadılar. O yüzden suyun ne kadar sürüklediğini ancak metre metre gittikten sonra göreceğiz. İşçilerin yemek yediği noktanın önündeki 25 metrelik bariyeri aştık. Bariyerin arkasında çok ciddi bir tahkimat bozulduğunu gördük bir kavşak noktasında. Burada suyun yandaki ocaktan boşaldığına net olarak karar verirsek burada bir işletmecilik hatası olduğunu çok rahat söyleyebiliriz." Faciayla ilgili gelişmeleri takip eden Doğan Haber Ajansı muhabirleri kaza yaptı. Otomobilleri uçuruma yuvarlanan muhabirler Tolga Yanık ve Akif Özdemir, kazayı hafif sıyrıklarla atlattı. Bakanlar Taner Yıldız ve Lütfi Elvan, kaza sonrası olay yerine gelerek Yanık ve Özdemir'e geçmiş olsun dileklerini iletti.
Hürriyet

5 Kasım 2014 Çarşamba

Hanifi Özcan - Mâtüridî Metafiziğin Esasları

1) Bir "din bilgini" olan Mâtüridî, Ebû Hanîfe çizgisini takip ederek Kitap ve Sünnet zemininde, akla ve sağduyuya aykırı olmayan evrensel bir "din anlayışı" tesis etmek ve geliştirmek istemiştir.
2) Mâtüridî, Kitap ve Sünnet ışığında, hayalden uzak, güvenilir ve gerçekçi bir biçimde yaşanılan din ile ulaşılabilecek en üst düzeydeki mistik noktanın, ancak ve ancak, ayakları yere basan, bir "kalb mistisizmi", "halk zahitliği" ve "halk mistikliği" olabileceği kanaatindedir.

05.11.2014 Genel Gündem

05.11.2014 Çarşamba

GÜNDEM 

8 Kişiye 301 Kez Ağırlaştırılmış Müebbet 
Soma'da 301 işçinin hayatını kaybettiği faciayla ilgili 6 aydır süren soruşturma tamamlanarak fezleke Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi. 1'inci şüpheli gösterilen Soma A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan ve 7 kişinin 'kasıtla adam öldürme ve yaralama' suçunu işledikleri belirtilerek, 301 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle yargılanmaları istendi. Diğer 29 şirket çalışanına da 'taksirle adam öldürmek'ten 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Manisa'nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014'te meydana gelen ve 301 işçinin hayatını kaybettiği maden faciasının sorumluları hakkında tarihi cezalar istendi. Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'ye ait Eynez Maden Ocağı'nda yaşanan olayla ilgili 6 aydır soruşturmayı yürüten Soma Cumhuriyet Savcılığı, fezlekeyi Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdi. Hürriyet'in ulaştığı fezlekede, 45 kişinin ismi 'şüpheli' olarak yer aldı. 1"inci şüpheli olarak ise Soma A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan gösterildi. Gürkan'la birlikte halen tutuklu olan 8 kişinin 301 kez ağırlaştırılmış müebbet cezasıyla yargılanmaları talep edildi. Facianın hemen ardından tutuklanan Can Gürkan, vardiya amirleri Yasin Kurnaz, Hilmi Kazık, İsmail Adalı, Genel Müdür Ramazan Doğru, teknik nezaretçi Ertan Ersoy, İşletme Müdürü Akın Çelik, ve maden teknisyeni Mehmet Ali Günay Çelik'in TCK 81'inci maddesinde yer alan 'olası kasıtla adam öldürme ve yaralama' suçunu işledikleri iddia edildi. Ayrıca fezlekede 301 kez ağırlaştırılmış müebbete 21'inci maddenin tatbiki halinde cezanın her bir ölen için 20 ile 25 yıla düşebileceği belirtildi. Şirket görevlileri Yalçın Erdoğan, Ergün Yılmaz, Harun Güneş, Coşkun Derici, Harun Yılmaz, Fuat Ünal Aydın, Necati Karadeniz, Erdem Canbaz hakkında da TCK 85/2'den yani 'bilinçli taksirle adam öldürmek'ten müebbet hapis cezası istendi. Savcı, müebbet istediği bu 8 kişinin de 22'inci maddenin uygulanmasıyla 32 aydan 20 yıla kadar yargılanabileceklerini öngördü.
Hürriyet