14 Ekim 2014 Salı

14.10.2014 Genel Gündem

14.11.2014

GÜNDEM

Hazirana Kadar Sürece Yeni Rota

MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın, Abdullah Öcalan'la İmralı'da başlattığı görüşme trafiğinin sonunda ulaşılan mutabakat, Çözüm Süreci takvimini de 'türbülanstan' çıkardı. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'ın "Süreç türbülansa girdi" sözleriyle nitelendirdiği kriz öncesi belirlenen takvimin 'PKK'nın bölgede asayişi ve güvenliği bozan tüm faaliyetlerine son vermesi' şartıyla uygulanması kararlaştırıldı. Edinilen bilgilere göre yeni süreç, Öcalan'ın, HDP'nin İmralı Heyeti aracılığıyla Kandil'e ve Avrupa'ya göndereceği 'resmi' mektuplarla başlayacak. Öcalan, heyetin 21 Ekim ziyaretinde yazımını tamamladığını açıkladığı ancak kriz nedeniyle heyete teslim edilmeyen mektuplarını yenileyecek. HDP kanadının, AK Parti Hükümeti temsilcileri ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile temaslardan edindikleri izlenimlere göre Öcalan, mektuplarında PKK'ya mutlak eylemsizlik çağrısı yapacak; PKK'nın asayişi ve güvenliği bozan tüm faaliyetlerine son vermesini, Cizre, Silopi, İdil gibi ilçe merkezlerinde bir süredir yaşama geçirilmeye çalışılan 'Kurtarılmış mahalle' girişimleriyle yol kesme, adam kaçırma, iş makinelerinin yakılması vb eylemleri bitirmesini isteyecek. İddialara göre Öcalan'ın gündeminde, PKK'nın gençlik yapılanması olarak adlandırılan YDG-H'nin tasfiyesi de var. Kulislere yansıyan bilgilere göre Öcalan, Kandil'den, sınır dışına çıkışları ivedilikle başlatmasını da isteyebilir. Çözüm Süreci takviminin yakın zamanda yaşama geçmesi beklenen adımlarından biri de Öcalan'ın İmralı'daki koşullarının iyileştirmesi, adadaki başka bir yerleşkeye geçmesi ve İmralı'daki mahkûmların yeni mahkûmlarla değiştirilmesi olacak İddialara göre İmralı heyeti, gelecek hafta adaya gitmeden önce Öcalan, 'ev hapsi' niteliğinde başka bir binaya geçmiş olacak ve 'sekretarya' görevi yapacak yeni mahkûmların adaya sevki tamamlanacak. Bunların ardından Kamu Güvenliği ve Müsteşarlığı koordinasyonunda Çözüm Süreci'ni izleyecek bir heyet oluşturulacak. Heyette, Akil İnsanlar'dan isimler bulunacak. Bu heyetle birlikte, gazetecilerden oluşan ikinci bir heyet, Öcalan ile görüşecek. Terörle Mücadele ve Geri Dönüş Yasası gibi yasalarda yapılacak bazı değişikliklerle, dağdan inişlerin ve cezaevlerinin boşaltılmasının önü açılacak. Öcalan, gerekli adımların atılması halinde 2015 Nevruzu'nda kalıcı olarak, 'Silahlı mücadeleye son ve silahlara veda' çağrısı yapacak. Suriye ve Irak'taki silahlı varlığını koruyacak, Kandil'i de terk etmeyecek olan PKK, Türkiye ile meselesinde silahı bir araç olmaktan çıkartmış olacak. Bu aşamaların ardından ise sıra genel affa gelecek. Ancak Ankara kulislerine göre af için haziran seçimleri sonrası beklenecek.
Hürriyet
'Ak Saray' Kaçak Değil
Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın 'kaçak' olduğu iddialarına karşılık Cumhurbaşkanlığı'ndan açıklama geldi. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı Metin Kıratlı, şu bilgileri aktardı: "Binamıza ilişkin inşaat ruhsatımız, ayrıca 8 Ekim 2014 tarihli yapı kullanma izin belgemiz mevcuttur. Dolayısıyla idari açıdan herhangi bir şekilde bir sıkıntı söz konusu değildir. İnşaatın hukuka aykırı olduğuna dair gerek idari gerek yargı mercileri tarafından verilmiş bir karar bulunmamaktadır. Gerek yapılmış ve bitmiş olan inşaat gerekse devam etmekte olan inşaatımızla ilgili tüm yasal süreç tamamlanmıştır. Usulüne uygun olarak yapılmıştır."
Vatan

'Paralel' Rahatsızlık

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, 3'üncü Havalimanı Projesi'nden Paralel Yapı'nın da rahatsızlık duyduğunu söyledi. Türkiye'deki sahte Twitter hesaplarına da değinen Bakan Elvan, Akşam'a özel açıklamalarda bulundu: 3'üncü Havaalanı'ndan uluslararası bazı güçlerle birlikte Paralel Yapı da son derece rahatsız. Yayınlarına bakacak olursanız duydukları rahatsızlığı görebilirsiniz. 'Nerede olumsuz haber kırıntısı bulabilirim' arayışı içerisindeler. Herkesin bu projeyi sahiplenmesi lazım. Yurtdışına çıktığımda bana ilk sorulan soru, "3'üncü Havaalanı'ndaki durumunuz nedir" oluyor. Demek ki bu kadar ilgilendiriyor dışarıdaki insanları. Facebook, Twitter gibi firmalar dünyanın birçok ülkesinde eleştiri konusu oluyor. Tabii ki biz bu şirketlere, oluşumlara karşı değiliz. Mümkün olduğunca yaygınlaştırılmasından yanayız ama o ülkenin kanunlarına, yasalarına mutlaka uygun hareket etmeleri gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle Twitter'la yaşamış olduğumuz sıkıntıdan sonra Twitter ve Facebook'un hassasiyetleri arttı. Bu konuda da açıkçası kendilerine ulaşan mahkeme kararlarını uyguladıklarını görüyoruz. 6-7 Ekim'de Güneydoğu'daki olaylar esnasında gençleri silahlandırıp 'Sokağa çıkın' şeklinde bazı tweet'ler atıldığını gördük. Bunlar hakkında biz Twitter'a gerekli mesajları gönderdik, bunları engellediler. Geçmişe oranla sosyal medya kuruluşlarıyla ilişkilerimizde çok önemli bir gelişme olduğunu söyleyebilirim. BTK'daki arkadaşların verdiği bilgiye göre; Türkiye'de 35 milyon Facebook, 10 milyon Twitter kullanıcısı var. Twitter'daki hesapların yüzde 30-40'ı sahte. Facebook'ta da sahte hesap elbette oluyor ama bunların IP adreslerini tespit edebilmemiz teknik olarak mümkün değil. Bu hesaplardan özellikle provoke edici, kamuoyunu karıştırmaya yönelik, kamu düzenine bozmaya yönelik tweet'ler atıldığını çok sık görüyoruz. Bu içeriden olabileceği gibi dışarıdan da olabilir. Türkiye'deki bazı gelişmelerden rahatsız olanlar, Türkiye'de iç karışıklık isteyen ülkeler, kesimler de sosyal medya araçlarını kullanabilirler. İstanbul trafiğini rahatlatacak 3'üncü Köprü 29 Ekim 2015 tarihinde açılacak.
Akşam

EKONOMİ

Gram Altın 83, 7178-83, 7782
ABD Doları 2, 2417-2, 2427
Euro 2, 7945-2, 7967
İngiliz Sterlini 3, 5165-3, 5211

Havada 'Fesat'

Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü'nün çeşitli tarihlerde yaptığı 9 ihalede usulsüzlük olduğu iddiasıyla aralarında halen genel müdürlük görevini sürdüren Orhan Birdal'ın da bulunduğu 24 şüpheli hakkında "ihaleye fesat karıştırmak" suçlamasıyla dava açıldı. İddianamede yer verilen bilirkişi raporlarında şüphelilerin "piyasa araştırması yapmadan, dayanaksız ve usulsüz" ihaleler yaptıkları öne sürüldü. DHMİ Genel Müdürlüğü Teftiş Kurul Başkanlığı, 29 Mart 2010'da hazırladığı raporda, ihale komisyonlarında görev yapan bazı personelin maaş hesaplarında kaynağı belli olmayan para girişi belirledi. Raporda, bazı personelin denetiminde sorumlu olduğu firmayla parasal ilişkisi olduğu belirtildi. Teftiş Kurulu, yapılan 9 ihaleyi de mercek altına alarak, ihalelerin usulsüz bir şekilde yapıldığını belirlemesi üzerine şüpheliler hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Savcılık, 9 adet ihalede "haksız menfaat temin edilmek suretiyle ihalelerde usulsüzlük yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi" için bilirkişi görevlendirdi. Bilirkişilerin raporunda, yaklaşık maliyetin, DHMİ Genel Müdürlüğü İhale Yönetmeliği ve mer'i mevzuat olan Kamu İhale Kanunu'na göre düzenlenmediği tespitinde bulunuldu. Soruşturmayı sürdüren Memur Suçları Soruşturma Bürosu Savcılarından Mustafa Başer, "Olay hakkında her türlü şüpheden tam kanat sahibi olabilmek amacıyla" sunulan bilirkişi raporu ile yetinmeyerek, üç kişilik yeni bilirkişi heyeti görevlendirdi. Bu bilirkişiler de raporunda, "Önceki raporlara genel itibariyle katıldıkların" kaydetti. Başer de 24 şüpheli hakkında Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesinde dava açtı.
Hürriyet

Bağdat Ve Erbil Petrol İçin El Sıkıştı Anlaştılar

Uzun süredir tartışılan Kürt petrolü ihracatında, taraflar el sıkıştı. Merkezi Irak hükümetiyle Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) petrol ihracında anlaşmaya vardıkları bildirildi. Merkezi Irak hükümeti Kürt yönetimine, günlük 150 bin varil petrol transferi karşılığında 500 milyon dolar ödeme yapmayı kabul etti. Başbakanı Neçirvan Barzani, birkaç gün içinde hükümet yetkililerinden oluşan heyetle başkent Bağdat'a gidecek. Barzani, sorunlara anayasal çerçevede temelli çözüm bulmak üzere Irak hükümeti yetkilileriyle görüşecek. Kürt yönetiminin, 1 Ocak'ta boru hattıyla Türkiye üzerinden dünya piyasalarına petrol gönderimine başlaması ve ardından 22 Mayıs'tan itibaren satışın gerçekleşmesi, Erbil yönetimi ile Bağdat arasındaki ilişkileri germişti. Dönemin Başbakanı Nuri el-Maliki, Kürtlerin bütçeden alacağı payı keserek tepkisini ortaya koymuştu. Kürtlerin merkezi hükümetin iznini almadan Irak petrolünü "yasa dışı" sattığını iddia eden ve bunun egemenlik haklarına aykırı olduğunu savunan Bağdat, bu satışın Irak Milli Petrol Şirketi (SOMO) üzerinden yapılmasını istiyordu. Buna göre petrol satışından elde edilen para, Irak genel bütçesine aktarılacak, bu bütçeden Kürtlere düşen pay verilecekti. Ancak Kürt yönetimi, Bağdat'ın hali hazırda mevcut bütçeden alacağı payı eksik verdiğini öne sürerek, teklifi kabul etmemişti. Kürtler, satılacak petrolden sadece yüzde 17'lik paylarını alacaklarını, kalan yüzde 83'lük kısmı Irak'ın genel bütçesine aktaracaklarını açıklasa da Bağdat'ı ikna edememişti.
Hürriyet

1.5 Milyar $ Cepte Kaldı Ucuz Uçak Bileti Yolda

Brent petrolün fiyatı 4 yılın ardından ilk defa 80 doların altına gerileyerek 79.38 doları gördü. Bu yıl 19 Haziran'da 115.67 dolara kadar yükselen petroldeki düşüşün devam etmesi bekleniyor. ABD'li yatırım bankası JPMorgan Chase&Co, ham petrolün varil fiyatının aralık ayı başında 70 doları görebileceği beklentisini vurguladı. Bankanın "Aylık Petrol Piyasası" adlı raporunda ocak ayında varil fiyatının 65 dolara düşmesinin de ihtimal dahilinde olduğu belirtiliyor. Henüz "uçuk" olarak ifade edilen bazı görüşlerde de ham petrolün varil fiyatının 30 dolarları görebileceği ifade ediliyor. Uluslararası piyasalarda petrol fiyatının düşmesi, enerjisinin yaklaşık yüzde 93'ünü ithal eden Türkiye'de sadece 9 ayda 1.5 milyar doların ülkede kalmasına sebep oldu. Hazine Müsteşarlığı verilerine göre, geçen yıl ocak-eylül döneminde 11 milyar 445 milyon doları petrol ithalatı için ödeyen Türkiye, bu yılın aynı döneminde 9 milyar 814 milyon dolarlık petrol ithal etti. Hesaplamalar ise petrol fiyatı bu seviyede kalsa dahi, Türkiye'nin önümüzdeki bir yıllık dönemde 1.2 milyar dolar kazanmış olacağını gösteriyor. En büyük gideri akaryakıt olan hava yolu şirketleri de petroldeki düşüşten memnun. Bütün dünyadaki hava yolu şirketlerinin hisse senetleri yüzde 15'in üzerinde prim yaptı. Son bir ayda Türk Hava Yolları (THY) hisselerinde yüzde 24, Pegasus hisselerinde yüzde 19 yükseliş yaşandı. İngiliz International Consolidated Airline hisseleri yüzde 29.5 yükseldi. Avusturyalı Qantas Airways hisseleri yüzde 29, Chine Eastern Airlines hisseleri yüzde 28 prim yaptı. Şirketlerin masraflarının azalıp kârlılığının artması, ucuz uçak bileti ihtimalini güçlendirdi. Yakıt fiyatlarındaki yüzde 10'luk düşüşün, 1 saatlik uçuşta koltuk başına maliyeti 3 dolar azalttığından hareketle bilet fiyatlarında 9 dolar indirim yapılabileceği belirtiliyor. Daha önceki açıklamalarında THY Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu, "Petrol fiyatı 80 dolara kadar düştü. Aynı süre içerisinde döviz kurlarında hatırı sayılır çıkış olmadı" diyerek bilet fiyatının indirilebileceğini söylemiş, Pegasus Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı da "Petrol fiyatları hızla geriliyor. Bu, bilet fiyatlarına yansır ama birkaç ayı bulabilir" açıklaması yapmıştı.
Türkiye

Türk İş Adamının Olduğu Her Yerde Bulunacağız

Yurt dışında faaliyetlerini büyüten Türk iş adamlarına Türk bankalarından destek var. Gürcistan'ın Başkenti Tiflis'teki İş Bankası şubesini ziyaret eden Genel Müdür Adnan Bali, Türk iş adamının, sermayedarının faaliyet gösterdikleri yerde olacaklarını ifade etti. Bali, "Nüfuz etme anlamında, özellikle Gürcistan için ifade etmek isterim. Biz son derece esnek politika yürütüyoruz. Şubeyse şube, banka satın almaksa banka satın almak. Esasen söylemek istediğim şu: Bölge ülkelerinin hemen tamamında bir süreden beridir aktif olarak bulunuyoruz. Türk iş adamının, sermayedarının, müteşebbisinin faaliyet gösterdiği her yerde hem onlara öncülük etmek hem de müşterimize daha yakın olmak istiyoruz" dedi. KOBİ segmentinde aktif olduklarını, son dönemde 1000'e yakın bankanın bulunduğu Rusya'da, 2011 yılında banka satın aldıklarını hatırlatan Adnan Bali, bu bölgelerde gereken bütün yöntem ve politikaları izleyerek İş Bankası'nın varlığını kuvvetlendireceklerini, Azerbaycan'da çalışmalarının sürdüğünü dile getirdi. Genel Müdür Adnan Bali şunları söyledi: "14 ülkede faaliyet gösteriyoruz. 2 iştirakimiz var. Bunlar Moskova'da kurulu olan İşbank Rusya ve Almanya Frankfurt'ta kurulu olan İşbank AG. Bunların Moskova'da 13, Avrupa'da 17 şubesi var. İşbank AG'nin, 13'ü Almanya sınırları içerisinde, 4 tanesi de farklı 4 Avrupa ülkesinde. Hollanda, Fransa, İsviçre ve Bulgaristan. Bunların dışında Kıbrıs şubelerimiz, Bahreyn, Erbil, Bağdat, Kosova, Pristina ve Prizren. Gürcistan'da Tiflis, Batum, Londra'da da 2 tane olmak üzere toplamda 55 şube, 2 temsilcilikle faaliyetteyiz. Kuzey Irak'ta kısa süre içerisinde çok iyi sonuçlara gelmiştik. Olaylardan kısa süre önce Duhok, Zaho, Süleymaniye ve Basra'da şube açma planımız vardı. Erbil'de ticaret hayatının içine o kadar girecek bir varlığımız olmasaydı, telaşlı hale gelirdik. Söylemek istediğim şu: Bir piyasanın değerini kavradığınızda riskleri yönetmede daha sağlıklı hareket ediyorsunuz."
Türkiye
3. Köprü'den Geçiş 29 Ekim'de
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, 3. köprünün Cumhuriyet'in ilanının 92'nci yıldönümü olan 29 Ekim 2015'te açılacağını söyledi. Elvan Atatürk Havalimanı'nın yoğun hava trafiği nedeniyle oluşan uçak park yeri sıkıntısını azaltmak amacıyla, Milli Savunma Bakanlığı'nın devrettiği 600 dönümlük araziye yapılan ilk etapta 26 uçaklık park alanı ve bu alana ulaşacak yan yolların açılışını yaptı. Açılışın ardından soruları yanıtlayan Elvan 3. köprü ve Kuzey Marmara Otoyolu'nun 2015 yılı sonu itibariyle tamamlanacağını söyledi. Elvan TRT'de yaptığı açıklamada ise tam tarih vererek "Yavuz Sultan Selim Köprümüzü 29 Ekim 2015 tarihinde açacağız" dedi. Köprünün temel atma töreninde şirket yöneticileri inşaatın İstanbul'un fethinin yıldönümü olan 29 Mayıs 2015'te sonlandırılması sözünü vermişti.
Star
Kuzey Irak'ın Gazı İçin Stratejik İmza

Mehmet Sepil ve Mehmet Emin Karamehmet'in büyük ortak olarak yer aldıkları Genel Energy, Kuzey Irak'ta çok önemli bir anlaşmaya imza attı. Londra Borsası'na kote olan ilk Türk şirketi olan Genel Energy İcra Kurulu Başkanı Mehmet Sepil, Genel Energy olarak Türkiye-IKB (Irak Kürdistan Bölgesi) ilişkilerinin daha da güçlenerek bir enerji altyapısına kavuşmasına katkıda bulunmaktan memnuniyet duyduklarını belirtti ve şirketin yeni yatırımlarına ilişkin şu bilgileri verdi: "Genel Energy olarak, Irak Kürdistan Bölgesi'ndeki (IKB) Bina Bavi gaz sahasında, Petrol Ofisi'nin de büyük ortağı olan Avusturya kökenli OMV firmasının yüzde 36 oranındaki hissesini 150 milyon dolara satın aldık. Böylece Genel Energy, Miran gaz sahasından sonra Bina Bavi sahasının da tamamına sahip oldu. Toplamda 8.4 trilyon metreküp doğal kanıtlanmış gaz rezervi bulunan Miran ve Bina Bavi sahalarından Türkiye'ye 15-20 yıl boyunca 20 milyar metreküp hacminde doğal gaz ihraç etmek mümkün olacak. IKB hükümetinin söz konusu doğalgaz rezervlerinin üretimi ve işlenmesi için kuracağı tesisler, Türkiye'den gelecek yatırımcılar için ciddi bir fırsat yaratmaktadır. Ayrıca, Türkiye'ye ulaştırılacak 20 BCM doğal gazın bir bölümünün ülkemiz üzerinden Avrupa'ya sevk edilmesi de düşünülebilecektir."
Vatan

Bisküvinin Parası Bankalardan
İngiltere merkezli dünyanın 6'ncı büyük bisküvi üreticisi United Biscuits'i 3 Kasım tarihinde 3.3 milyar dolara satın alan Yıldız Holding, bu dev işlemi gerçekleştirirken parası cebinde kaldı. Satın alma işlemini 10 gün içinde tamamlayan ve parayı peşin ödeyen Yıldız Holding, finansmanın yüzde 90'ını bankalardan sağladı. Böylece United Biscuits için cebinden 330 milyon dolar çıkaran grubun satın alma için ayırdığı 1.6 milyar dolar kasasında kalmış oldu. Yıldız Holding CFO'su Cem Karakaş, finansmanın yüzde 45'ini HSBC liderliğindeki yurt dışı bankalardan, yüzde 45'ini yurt içi bankalardan, kalan yüzde 10'luk kısmın özkaynakla temin edildiği söyledi. Yatırımın finansmanına ilişkin açıklamada bulunan Karakaş, şunları kaydetti: "Finansmanın yüzde 60'ını özkaynak, yüzde 40'ını borçlanarak sağlama hedefimiz vardı. Yüzde 45'lik kısmı HSBC liderliğindeki yurt dışı bankalar konsorsiyumu ile gerçekleştirdik. Ancak yurtiçi bankalardan da büyük ilgi geldi. Onların arzusu doğrultusunda yurtiçi bankalardan da borçlanma yaptık. Yüzde 45 diyebileceğimiz bir kısmı da yurtiçi bankalardan finanse ettik. Yüzde 10 gibi çok küçük bir kısım için özkaynak kullanıldı Dolayısıyla, elimizdeki nakitte pek azalma olmadı. Bu işe ayırdığımız 1.6 milyar dolar kasamızda duruyor." Karakaş'ın verdiği bilgiye göre, holdingin yurt dışından piyasa şartlarında temin ettiği finansmanın vadesi 8 yıla kadar uzarken; yurt içinden daha kısa vadeli bir finansman sağlandı. Karakaş, içeriden sağlanan miktarın ileride re-finanse edilebileceğini söyledi. United Biscuits'i borçlarıyla birlikte devraldıklarını hatırlatan Karakaş, "Şirketin 670 milyon sterlin borcu vardı. Bunu ödedik ve şirketin içine bir miktar da ilave borç koyduk. Bir bakıma borcu re-finanse ettik" diye konuştu. Yatırımın yurt dışı finansmanında HSBC liderliğinde Rabobank, ING, Bank of America ve JP Morgan düzenleyici olarak rol alırken; yurt içinde de Yapı Kredi, Akbank, İş Bankası ve VakıfBank yer aldı.
Vatan

Bilgisayarlar Kullan-At Olacak Doktorun Yerini Robot Alacak

Turkcell Teknoloji Zirvesi sona erdi. Bu yıl 2 güne yayılan etkinlik, 12 bin katılımcı ağırladı. Toplam 112 oturumda sahne alan 200'ü aşkın fikir önderi, yaşanan teknolojik dönüşümün iş dünyasına etkilerini tartıştı. Teknoloji Zirvesi'nin ikinci gününde açılış konuşmasını Turkcell Kurumsal Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Yiğit Kulabaş gerçekleştirdi. Kulabaş'ın ardından sahneyi, dünyanın en zeki insanlarından biri kabul edilen ünlü fizikçi Dr. Michio Kaku aldı. Gelecek 20 yıla dair öngörülerini katılımcılarla paylaşan Kaku, bilimsel ve teknolojik gelişmeler neticesinde ticari kapitalizmin sonunun geldiğini ifade etti. Dr. Kaku, entelektüel sermayeye dayalı 'mükemmel kapitalizm' sayesinde esas olarak tüketicilerin kazançlı çıkacağını söyledi. Kaku, konuşmasında ilginç öngörülerde bulundu: "Önce müzik endüstrisi dijitalleşti. Bugün medya dijitalleşiyor. Ulaşım, tıp, eğitim dijitalleşecek. Ofislerde PC olmayacak, kullan-at bilgisayarlar buluta bağlı olduğundan bilgi zahmetsizce evden ofise ofisten arabaya transfer olacak. Bir yeriniz ağrıdığında duvar kâğıdınızın önüne geçip 'robot doktor'a muayene olabileceksiniz. İnternetten alışveriş yaparken 3 boyutlu olarak vücut ölçülerinizi bulutta sakladığınızdan aldığınız her şey üzerinize olacak. 3D yazıcılar ile üretim dijitalleşecek. Tüm bunların sonucunda 'mükemmel kapitalizm'e doğru gidiyoruz."
Akşam

DÜNYA

Danimarka Ile Takas Krızı Sürüyor Mit'in Elindeyken Kayıplara Karışmış

Danimarkalı yazar-tarihçi Lars Hedegaard'ı (61) öldürme teşebbüsünde bulunan kişi olduğu gerekçesiyle, 6 ay önce Türkiye'de tutuklandıktan sonra iadesi istenen Lübnan asıllı, Danimarka uyruklu Basil Hassan'ın (24) serbest bırakılmasıyla ilgili Danimarka'daki tartışmalar devam ediyor. Danimarka Adalet Bakanı Mette Frederiksen, 2013 yılında Hedegaard'a saldırıda bulunan ve İstanbul'da gözaltına alınan şüphelinin Türkiye'de serbest bırakılmasına dair Türk makamları tarafından kendilerine 12 sayfalık rapor verildiğini söyledi. Bakan Frederiksen, kendilerine sunulan, Danimarka basınında da yer alan raporda, Hassan'ın Türk Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) elinde iken kayıplara karıştığının yazıldığını söyledi. Bakanın iddiası: Rapor üzerine harekete geçen bakan Frederiksen, Adalet Komisyonu'na verdiği bilgide, 3 Kasım'da Türk makamlarına başvurarak yeniden bilgi istediğini söyledi. Frederiksen, "Maltepe cezaevi müdürü resmi olmayan açıklamasında kendisi ile MİT görevlisi arasında bir telefon konuşması geçtiğini ve 'MİT'in isteği üzerine saldırganın MİT'e teslim edildiğini" söylemiş. Bu olayda tüm sorumluluk benimdir ve Türk makamlarından inandırıcı ve gerçeği yansıtan bir açıklama alıncaya kadar peşini bırakmayacağım." Raporda, saldırganın Türkiye'de Maltepe cezaevinde tutuklu iken MİT'e teslim edildiği ve daha sonra kayıplara karıştığı bilgisi tepkileri artırdı. Danimarka medyası şimdi MİT'in elinde olan bir şahsın, Danimarka'nın iade talebine rağmen nasıl olup da kayıplara karıştığını sormaya başladı. Muhalefet partileri de hükümet üzerindeki baskılarını arttırarak, Türkiye ile ilişkilerin tekrar gözden geçirilmesini istediler.
Hürriyet

Ap'den Rum Yanlısı Karar

Avrupa Parlamentosu, "Kıbrıs'ın münhasır ekonomik bölgesinde (MEB) Türkiye'nin gerginlik yaratan eylemleri" başlığını taşıyan ve tüm siyasi grupların desteğine sahip ortak bir kararı, büyük oy çoğunluğuyla kabul etti. Tamamen Rumların tezleri doğrultusunda şekillendirilen AP kararında öne çıkan vurgular şunlar: Türkiye'ye itidal ve uluslararası hukuka uygun davranma çağrısı yapılırken, Ankara'nın "tehditleri ve tek taraflı eylemleri tırmandırmasının esefle karşılandığı" ifade ediliyor. MEB'in meşruluğunun altı çizilerek Rumların bu bölgede doğal kaynak arama konusunda tam ve egemen hakka sahip olduğu vurgulanıyor. Kararda, birlik ülkelerinin BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne uygun ikili anlaşmalar yapabileceği vurgulanıyor. Türkiye'nin bölgedeki faaliyetlerinin hem provokatif hem de yasadışı olduğu belirtilirken, Türk gemilerinin derhal geri çekilmesi talep ediliyor. Rumların, ihlal konusunda BM ve Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) nezdinde resmi şikayette bulunma hakkının desteklendiği kaydediliyor.
Hürriyet

Cumhurbaşkanı Dış Gezide İstediği Gibi Konuşabilir Mi

Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck'un yurtdışı gezilerinde yaptığı dış politikayla ilgili açıklamaları Federal Meclis'in hukuk uzmanlarınca inceleme altına alındı. Adı açıklanmayan bir milletvekili, Parlamento Bilimsel Hizmetler Dairesi'ndeki hukukçulardan anayasaya göre Cumhurbaşkanı Gauck'un dış politikada konuşma yetkisine sahip olup olmadığını araştırmasını istedi. İnceleme sonunda hazırlanan rapora göre, Cumhurbaşkanı Gauck'un paralel bir dış politika biçiminden kaçınması gerekiyor. Raporda Cumhurbaşkanı "Görüş belirtmede tamamen özgür değil. Devamlı karşı bir dış politika rotası izleyemez" deniyor. 'Cumhurbaşkanı'nın konuşma metni parlamento tarafından kontrol edilebilir mi?' Bild gazetesinin haberine göre Federal Meclis Bilimsel Hizmetler Dairesi bu soruyu da inceledi. Böyle bir kontrolün anayasaya aykırı olduğu, ancak belirli durumlarda hükümetle yakın mütalaa gerekliliği bulunduğu belirtiliyor. Koalisyonun büyük ortağı Hıristiyan Birlik (CDU/CSU) parlamento grup sekreteri Michael Grosse Brömer de "Hukukçuların Cumhurbaşkanı hangi konuda görüş belirtebilir, hangisinde belirtemez gibi yetki alanını araştırması çok saçma" dedi.
Hürriyet
Işid Kobani'deki İkmal Hattını Kaybetti Can Damarı Kesildi

SURİYE'NİN Kobani kentinde IŞİD ile Kürt güçleri arasındaki çatışmalar şiddetini artırarak devam ederken, YPG ve peşmergenin IŞİD'in ikmal hatlarından Halanj Ayn El Arab yolunu kestiği bildirildi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, "YPG Miştenur tepesi arkasındaki Halanj Ayn El Arab yolunu kesti" dedi. Kürt güçleri, IŞİD'in, Kobani'yi işgal etmek amacıyla düzenlediği saldırılarda en önemli takviye hattı olarak kullandığı yolu denetimi altına aldı. YPG Kobani Komutanlığı'ndan yapılan açıklamada, örgütün merkez konumundaki Rakka ve yığınak yaptığı Tel Abyad kentlerinden gelen ve Helinc köyünden geçen yolun, kontrol edildiği bilgisi verildi. Söz konusu tepe, kentin geçiş yollarının merkezinde bulunuyor. Böylece, örgüte, hem takviye ve sevkiyatta, hem de roket ve top saldırılarında büyük avantaj sağlıyor. IŞİD'e karşı Kobani'deki güçlere destek olmak için mücadele eden ÖSO Komutanı Abdullah Dede STAR'a yaptığı açıklamasında, Kobani'nin yüzde 70'lik bölümünden IŞİD'i temizlediklerini, yüzde 30'luk bölümünün de çok kısa sürede temizleneceğini söyledi. Dede, IŞİD'in Irak'ta ele geçirdiği bölgelerden Kobani'ye militan ve silah getirdiğine, cihat bahanesiyle çok sayıda kişiyi kandırdıklarına dikkat çekti. Dede, "Karşımızda yaklaşık bin 500 kadar IŞİD üyesi bulunuyor. IŞİD'de birçok ülkeden insan var. Doğu ve Batı tarafından halen IŞİD'in elinde olan bölgeler var. Evlere yerleşmişler" dedi. Kobani'deki silahlı güçlerde muhimmatın giderek azaldığını söyleyen Dede, "Ne kadar destek olursa Kobani'nin özgürlüğü o kadar kısa sürede olur. Günde çok sayıda IŞİD üyesi öldürülüyor ama yerine hemen yenileri geliyor. Karşımızdaki gücü küçümsememeliyiz. Bu nedenle karadan yapılacak mücadelenin daha ağır olması için desteğinde artması gerekiyor" dedi.
Star

Işid Ve El Nusra Güçlerini Birleştiriyor
Associated Press'in özel haberine göre IŞİD ile Suriye'deki El Kaide bağlantılı El Nusra örgütü yöneticileri 2 Kasım'da Suriye Halep'te gizlice görüşüp birlikte hareket etme ve güçlerini birleştirme kararı aldı. AP'ye konuşan ÖSO komutanlarının, can güvenlikleri nedeniyle isimlerinin gizlendiği belirtildi. Komutanların ifadesine göre 7 üst düzey örgüt lideri Halep yakınlarındaki Atareb kasabasında bir araya geldi. Gece yarısı 4 saat süren görüşmeden ittifak çıktı. ÖSO komutanlarına göre bir diğer görüşme ise ÖSO'nun güçlü olduğu bir bölgede yapıldı. Bu görüşmeden de IŞİD-El Nusra ittifakı çıktı. Gizli görüşmenin IŞİD'in 3 aydır ele geçirmeye çalıştığı Kobani'de güç kaybetmeye başladığı bir zamanda yapılması, ABD ve koalisyonun düzenlediği saldırıların örgütü zayıflattığı yönündeki iddiaları güçlendirdi. ÖSO komutanlarının verdikleri bilgilere göre gizli görüşmelerde IŞİD ve El Nusra, başta YPG olmak üzere Kürt milis gruplar ve Kobani'nin ele geçirilmesi için güç birliğine gitti.
Vatan
Eğit-Donat İçin Heyet Geliyor

Suriyeli muhaliflerin IŞİD'e karşı eğitimi ve silahlandırılması planıyla ilgili görüşmelerde bulunmak üzere ABD'den resmi bir heyet Türkiye'ye geldi. AK Parti Sözcüsü Beşir Atalay, "Bu gelişte artık son safhalara gelinmiş son kararlar verilmiş olur. Sonra da sizinle paylaşırız" diye konuştu. ABD yönetimi, IŞİD'in Irak ve Suriye topraklarındaki hızlı ilerleyişinin ardından, 2 ay önce bazı Arap ülkelerini de kurduğu koalisyona dahil ederek IŞİD ile mücadelede dört basamaklı planı yürürlüğe sokacağını duyurmuştu. ABD Başkanı Obama, dört basamaklı planın, hava saldırıları, ılımlı muhalefetin desteklenmesi, IŞİD'in mali ve istihbarat kaynaklarının kesilmesi ve insani yardım unsurlarını içerdiğini açıklamıştı.
Vatan

Obama Türkiye'nin Dediğine Geldi

Suriye ve Irak'ta Irak Şam İslam Devleti'ne (IŞİD) karşı silahlı mücadeleyi temel alan çok uluslu bir koalisyon kuran ABD kısa süre içinde örgütün bu yolla yenilgiye uğratılamayacağını kavramış görünüyor. Amerikan basını ABD Başkanı Barack Obama'nın siyasi çözümün gerekliliğini kabul ettiğini, Suriye lideri Beşşar Esad gitmeden örgütle baş edilemeyeceğini fark ettiğini yazdı. Amerikan televizyon kanalı CNN, adını belirtmediği üst düzey yetkililere dayandırarak verdiği haberde Obama yönetiminin IŞİD'i önce Irak'ta yenilgiye uğratmasının ardından Suriye'ye yönelme stratejisini gözden geçirmeye hazırlandığını belirtti. Haberde Obama'nın Suriye'de siyasi bir geçiş olmadığı ve Esad görevden alınmadığı sürece IŞİD'in üstesinden gelinemeyeceğini fark etmesinin ardından Ulusal Güvenlik Ekibine yeni bir Suriye stratejisi geliştirme talimatı verdi. Haberde Türkiye'nin sınırlarını korumak ve muhaliflere rahatlama sağlamak amacıyla uçuşa yasak bölge çağrısı yaptığı ancak yetkililerin bugüne kadar Türkiye'nin söz konusu mücadeleye askeri birliklerinin veya diğer varlıklarının katılıp katılmayacağı konusunda belirsiz olduğunu söyledi.
Akşam

POLİTİKA
'Dersim' Özrü Chp'yi Karıştırdı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu'nun önceki gün Dersim katliamı konusunda yaptığı "CHP adına özür diliyorum" açıklaması parti içinde yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Ulusalcı kanat, Tanrıkulu'nun özrüne sert tepki gösterirken, Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz, "Ait olduğu yere gidecek, bu yer CHP değil" dedi. İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler, konuya ilişkin "Kürt aşiretlerin gerici ayaklanması" yorumunu yapan Komünist Enternasyonal'in 1937 tarihli bültenine işaret etti. Alınan bilgilere göre CHP yönetimi, kısa bir süre içinde Dersim katliamına ilişkin tüm devlet arşivlerinin açılmasını içeren bir kanun teklifini yeniden TBMM Başkanlığı'na sunmaya hazırlanıyor. CHP'li Tanrıkulu'nun önceki gün bir televizyon programında, "Siyaset kurumuna düşen görev şu, 'olmamıştır'ı nasıl açığa çıkaracağız. Arşivleri açacağız. Tarihin bu dönemiyle hesaplaşmak, yüzleşmek lazım. Tarihle hesaplaşma konusunda biz deneyim sahibi bir ülke değiliz. Sorun şurada. Bu bir siyaset malzemesi olarak kullanılıyor, 'CHP yaptı, şu yaptı, özür dilesin.' Ben bin kere özür diliyorum, CHP adına özür diliyorum. Benim genel başkanım bu işin mağdurudur. Mağdurdan nasıl özür bekliyorsunuz. CHP adına ölen her insandan, sürgün edilen her insandan, acı duyan her insandan özür diliyorum. Mesele bitti mi şimdi ben özür diledim. Kapatalım konuşmayalım, bitti mi şimdi? Mesele bu mu? Bu, tarihin en ağır travmasıdır. Bu cumhuriyetin negatif bakiyesi, pozitif bakiyesi herkese ait, Erdoğan'a ait, AKP'ye ait. Ama negatif bakiyesi CHP'ye ait, böyle bir şey var mı? Bu, doğru bir yöntem değil" sözleri partide 2 yıl sonra yine Dersim tartışması başlattı. Tanrıkulu'nun bu çıkışını Milliyet'e değerlendiren CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz, "Dersim olayları nedeniyle özür dilemesi gereken CHP değil, ayaklanmayı kışkırtan, ölümlere neden olan emperyalizm ve işbirlikçileridir. Kendisinin bu konuda yetkili olduğunu düşünmüyorum, CHP'nin tarihini bilmeden rencide edici sözleri söylemesini doğru bulmuyorum. Sezgin Bey'in yerinin parti olmadığını söylüyorum. O, samimiyetle kendini gözden geçirecek, olması gereken yerde olacak. Bunu görüyorum. Ait olduğu yere gidecekler, bu yer CHP değil. Bu düşüncem Mehmet Bekaroğlu için de Murat Özçelik için de geçerli. CHP'nin ilkelerine bu kadar olumsuz yaklaşan insanların kendilerini sorgulaması lazım" ifadesini kullandı. İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler ise, sosyal medyada, "Özür dileme yarışı ne için?" ifadesini kullanarak Komünist Enternasyonal'in yayın organı, "Rundschau"nun, 29 Temmuz 1937 tarihli bültenini paylaştı. Güler, ilgili bültende, "İki ayı aşkın bir zamandan beri Ankara hükümeti, Dersim bölgesindeki Kürt aşiretlerin yeni bir gerici ayaklanmasını bastırmakla uğraşıyor. Ağalar, kendi yönetim ve yargı yetkileri altında bulunan ahaliden işlerine geldiği gibi vergi alıyor. Bölge gençlerinin büyük bir kısmı, askere gidecek yerde, aşiret reislerinin muhafız birliklerine fedai olarak giriyor" ifadesinin kullanıldığına işaret etti. Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ise, "Ben özür dilemiyorum. Her ülkenin tarihinde devletlerin kurulduğu sırada yaşanan acı, tatlı olaylar var. O olayların ne olduğunun somut olarak ortaya çıkarılması lazım. Olayları değerlendirirken 2015'in gözüyle değil, 1930'ların koşullarıyla değerlendirmek gerekiyor. Böyle acı olayların siyasi istismar konusu yapılmasına karşıyım. Sürekli tarihle didişerek siyaset yapmak çok doğru değil. Özür dilemek hiçbir şey ifade etmez, önemli olan benzerlerinin yaşanmaması. Ondan daha fazlası bugün Türkiye'de yaşanıyor" dedi. CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ise, Tanrıkulu'nun Dersim'de yaşanan acılar nedeniyle duygularını ifade ettiğini kaydederek, "Cumhuriyet ile hesaplaşmak, kurucusu büyük Önder Atatürk ile ilgili konu olarak ortaya koymayı kesinlikle yanlış bulurum. O dönem tek parti dönemidir. 'O dönem başbakan Celal Bayar'dı, Bayar da daha sonra DP kurucusu oldu, Cumhurbaşkanı oldu, o nedenle 'Sorumlu CHP değil, DP' demek ne kadar yanlışsa başka değerlendirmeler de o kadar yanlış olur. O bir devletin uygulaması. Orada büyük bir acı yaşanmıştır. Bu acı yaşanmışsa, bununla ilgili insanlar duygularını ifade ediyorsa olumsuz değerlendirmek doğru olmaz" görüşünü dile getirdi. 'Siyasi amaçlı' CHP Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz, "Dersim olaylarının sorumlusu olarak CHP'yi göstermeye çalışan bir grubun olduğunu görüyoruz. Bu konu devleti ilgilendiren bir meseledir. Bunun ikide bir ısıtılıp ısıtılıp kamuoyunun önüne getirilmesinin siyasi amaçlı olduğunu düşünüyorum" dedi. Alınan bilgilere göre CHP yönetimi, bir süre önce TBMM Başkanlığı'na sundukları Dersim katliamı nedeniyle her türlü bilgi ve belgeleri bulunduran başta Genelkurmay Başkanlığı olmak üzere tüm kamu kurumu, üniversite ve kişilerin bu belgeleri TBMM'ye teslim etmesini içeren kanun tekliflerini güncellemeye hazırlanıyor. Teklifin gerekçesinde, "Dersim olaylarının bütün yönleriyle araştırılabilmesi ve objektif verileriyle değerlendirilmesi için konuya ilişkin arşiv malzemesi niteliğindeki her türlü bilgi ve belge niteliğindeki arşivin milletvekillerine, araştırmacılara ve halka açılması, geçmişle yüzleşmenin önemli bir adımı olacaktır" ifadesi yer alıyordu. Bu doğrultuda CHP yönetiminin Tunceli ilinin adının Dersim olarak değiştirilmesini içeren kanun tekliflerini de güncelleyeceği belirtiliyor. Eski milletvekili Şahin Mengü, Tanrıkulu'nun açıklamalarından hemen sonra Twitter hesabından, "Tanrıkulu, sen hangi hakla CHP adına özür diliyorsun? Sen kimsin şerefsiz" diye yazdı. Mengü'nün bu tweet'ine Tanrıkulu, "Bir lafa bakarım laf mı, bir adama bakarım adam mı diye" yanıtını verdi.
Milliyet

ABD'de Türkiye'nin Tezlerine Yaklaşıyor

G-20'ye Erdoğan'lı tanıtım Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, ABD yönetiminin, IŞİD'in Suriye'den sökülüp atılması için Suriye'de siyasi geçişin olması ve Devlet Başkanı Esad'ın iktidarı bırakması gerektiği yönündeki değerlendirmelerini olumlu bulduğu bildirildi. Erdoğan'ın, "Amerikan yönetimi Türkiye'nin tutumunu doğru bulmakta ve bu tezlere yanaşmaktadır. Biz aylardan bu yana sürekli bu görüşlerimizi anlatmaya çalışıyoruz" değerlendirmesini yaptığı belirtildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün Ankara gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu üyelerini kabul etti. Alınan bilgiye göre, meslek sorunlarının masaya yatırıldığı görüşmede, Erdoğan, çözüm sürecinin önemine dikkati çekti ve bu konuda medyanın tutumunun da büyük önem taşıdığını vurguladı. Çözüm süreci konusunda Türkiye'nin doğru bir noktada olduğunu kaydeden Erdoğan'ın, "Ama bu konuda basınımıza da büyük görev düşüyor. Çözüm sürecinin desteklenmesi ve sürece zarar verecek tutumlardan kaçınılması noktasında. Medyamızdan bu desteği bekliyoruz" dediği bildirildi. Erdoğan'ın, ABD yönetiminin, Suriye'ye yönelik değerlendirmeleri konusunda da görüşlerini aktardığı ifade edildi. Erdoğan, üst düzey Amerikalı yetkililerin, Obama'nın Suriye'de siyasi geçiş olmadan ve Esad iktidardan ayrılmadan IŞİD'in yenilemeyeceğini fark ettiği yönündeki değerlendirmeleri için, "Obama ve ABD yönetiminin Suriye konusunda Türkiye'nin tezlerine yaklaştığı görülüyor. Türkiye, bu tezleri uzun süredir, en baştan bu yana dillendiriyordu zaten. Aylardır bu görüşlerimizin haklılığını anlatmaya çalışıyoruz. Bu tezlerimiz kabul görseydi, bütün bunlar yaşanmayabilirdi. Ama bugün yapılan açıklamalardan hissediliyor ki Amerikan yönetimi Türkiye'nin tumunu doğru bulmakta ve bu tezlere yanaşmaktadır. Bunu da olumlu buluyorum" dedi. 'Basın yasası önemli' Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Bilgin ise basın ve ifade özgürlüğünün Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri olduğunu ifade ederek, bu özgürlükleri tehdit eden etkenlerin başında tekelleşme ve sendikasızlaştırmanın geldiğini söyledi. Bilgin, "Bugüne kadar kazanılmış hakların geri alınmaması gerekir. Üzerinde çalışılan basın yasası önemlidir" diye konuştu. Bilgin, Terörle Mücadele Yasası'nın gazetecilerin terörist suçlamasıyla karşı karşıya kalmalarına yol açtığını ifade ettiği 8. maddesinin de gözden geçirilmesi gerektiğini kaydetti. Erdoğan'ın Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim'i başarılı bulduğunu vurgulayarak, "Fatih Terim iyi bir hocadır. Fatih Hoca'nın hayallerinin yüksek olduğunu görüyorum. Futbolcu oynamazsa Fatih Hoca mı oynayacak? Ne yapsın? Çıkıp kendisi mi oynasın? Gayet güzel işler yapıyor ve başarılı biri" dediği bildirildi. Erdoğan'ın, Türkiye-Brezilya maçını değerlendirerek, "Brezilya'da deniz kenarında kumda top oynuyorlar. Kum kasları güçlendirir. Kumda koştukları için atak ve güçlü oluyorlar. Bizim gençler halı sahada, sentetik yerde maç yapıyor. Altyapı çok önemli. Bizim de güzel tesislerimiz var. sporu sadece futbol olarak da görmemek lazım. Diğer spor dallarına da gençlerimizi yönlendirmemiz gerekir" dediği ifade edildi.
Milliyet

Diyalog Yeniden Başlıyor

HDP Grup Başkanvekilleri Pervin Buldan ve İdris Baluken ile İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'den oluşan HDP heyeti, 17 Kasım Pazartesi günü Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ile görüşecek. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Atalay'ın "Çözüm süreci şeffaf bir şekilde yürüyecek" sözlerini hatırlatan Buldan, şöyle dedi: "Biz bunu şöyle okuyoruz; 'bundan sonra somut ve pratik adımlar atılabilir.' Somut taleplerimiz çok açık ve net. Pazartesi günü Sayın Yalçın Akdoğan'la yapacağımız görüşmede bunları ele alacağız. 6-7 Ekim meselesinden sonra Hükümet süreci askıya almıştı, görüşmeler olmuyordu." HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de İmralı'da bulunan Öcalan'ın sürece katılmasıyla ilgili talepleri de görüşeceklerini belirterek, "Hem çalışma, müzakere koşullarının oluşturulması hem de bahsettiğimiz müzakere mekanizmalarının hayata geçmesi ile ilgili taleplerdir. Sekretarya da onun içindedir. İzleme heyetinin ve tarafsız hakem kurulunun oluşması meselesi de var" dedi.
Vatan

Chp'de 'Dersim Özrü' Polemiği
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu önceki akşam katıldığı televizyon porgramında "Dersim'de acı duyan herkesten bin kere özür diliyorum" dedi. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun bilgisi dahilinde programa katıldığının altını çizen Tanrıkulu, sadece özür dileyerek bu sorunun çözülemeyeceğini, araştırma komisyonu kurulması gerektiğini belirtti. Tankırulu'nun bu özrü partiyi karıştırdı. CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında "Ben hiç özür mözür dilemiyorum" dedi ve şöyle devam etti: "Her ülkenin tarihinde devletlerin kurulduğu sırada yaşanmış olaylar vardır. Bu, tarihçilerin incelemesi gereken bir görevdir. Ben o nedenle böyle acı olayların siyasi istismar konusu yapılmasına karşıyım. Özür dileyip dilememek hiçbir şey ifade etmez. Geçmişte Başbakan da buna benzer şeyler söyledi. Önemli olan o tip yaşanan acıların yaşanmaması. Siyasetçi olarak da başkasının görev alanına girmedim, başkasının görev alanıyla ilgili yorum hiç yapmadım." CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ise Tanrıkulu'nun açıklamasıyla ilgili şunları söyledi: "Dersim'de yaşanan acılarla ilgili olarak duygularını ifade etmiştir. Bunu başka yere taşımayı ben doğru bulmuyorum. Cumhuriyetle hesaplaşmak, Cumhuriyetin kurucusu Atatürk ile ilgili bir konu olarak bunun ortaya koyulmasını yanlış bulurum. Büyük bir acı ile ilgili insanlar duygularını dile getiriyorsa bunu olumsuz değerlendirmek doğru olmaz." CHP Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz ise Twitter hesabından şu tepki gösterdi: "Dersim olayları nedeniyle özürdilemesi gereken CHP değil ayaklanmayı kışkırtan,ölümlere neden olan emperyalizm ve işbirlikçileridir." Eski CHP milletvekili Şahin Mengü ise Twitter'dan "Dersim'de katliam olup olmadığını siyasiler deği tarihçiler araştırıp tespit edebilir. Bu tespit yapılmadan kimse kimse adına özür dileyemez" riye yazdı. CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün ise yine sosyal medya hesabından, Recep Tayyip Erdoğan'ın 2011'deki Dersim özrünü hatırlatarak, asıl ihtiyacın Parlamento'dan gelecek özür olduğunu belirtti. Tanrıkulu'nun özür dilemesi üzerine eski CHP Diyarbakır İl Başkanı Muzaffer Değer, 2011'de "Dersimli, Tuncelili yurttaşlarımızdan CHP İl Başkanı olarak özür diliyorum" dediği için görevden alındığını belirterek, "Tanrıkulu da özür diledi. İade-i itibarımızı talep ediyoruz" dedi.
Vatan

SPOR

PGA European Tour'un final serisi ayaklarından, Türk Hava Yolları ana sponsorluğundaki "Turkish Airlines Open 2014" müsabakaları dün başladı. Belek beldesindeki The Montgomerie Maxx Royal Otel'in sahalarında yapılan turnuvanın ilk gününde golfçüler, atışları yaptı. A l m a n oyuncu Martin Kaymer ve geçen senenin şampiyonu Victor Dubuisson, Maxx Royal'in terasında buluşan golf tutkunları ve otel misafirleri için özel vuruşlar yaptı. Kazanan isim iki hedefi tutturan Martin Kaymer oldu. Turnuvada, geçen yılın şampiyonu Victor Dubbuisson ile Lee Westwood ve Sergio Garcia gibi dünyanın en iyi oyuncularının aralarında bulunduğu 75 yabancı ile 3 Türk golfçü mücadele ediyor. Organizasyon 16 Kasım Pazar günü sona erecek.
Milliyet

THY Avrupa Ligi'nde C Grubu'nda mücadele eden Fenerbahçe Ülker, beşinci maçında üçüncü galibiyetini Bayern Münih deplasmanında aldı. Audi Dome'da çok sayıda sarı-lacivertli taraftarın desteğini de arkasına alan Kanarya, ilk periyodu geride kapattıktan sonra hücumda Bogdanoviç ve Goudelock ile bulduğu dış atış sayılarıyla üstünlüğü ele aldı. Fark uzun süre çift haneli sayılarda kaldı ancak son çeyrek nefes kesti. Bayern farkı 4 sayıya kadar indirdi ancak Kanarya, tecrübesiyle toparlanıp salondan zaferle çıktı. Sarı-Lacivertliler, 30'da 17 (Yüzde 56) üçlük sokup kazanırken, 24'te 11 (Yüzde 45) üçlük yedi. Andrew Goudelock 13'te 10 üçlükle 34 sayı üretti; 40 verimlilik puanıyla maçın yıldızı oldu. Amerikalı oyuncu, kariyerinde ilk kez boy gösterdiği Avrupa Ligi'nde de bir maçta en çok üçlük atan oyuncu oldu. Bogdanoviç de 6'da 4 üçlükle 18 sayı üretti.
Star

Kulüpler Birliği Vakfı, Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören ve Merkez Hakem Komitesi Başkanı Zekeriya Alp ile birlikte dün Haliç Kongre Merkezi'nde iki saatlik zirvede buluştu. Toplantı sonrasında 17 kulübün ortak kararıyla Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın "Soyunma odasına giderken yolda söyledim. Hakem odası basmadım, koridorda söyledim. Devre arasında yüzlerine söylüyorum. Gerekirse basarım onu da bilsinler" sözleri sert ifadelerle kınandı. Vakıf Başkanı Göksel Gümüşdağ, toplantıdan sonra Aziz Yıldırım'ın adını vermeden "Hakem odası basma tehdidini 17 kulübün başkanı ve TFF Başkanı tarafından kınanmasına karar verdik. Bunu da özellikle burada belirtmek istedim. Kulüpler Birliği Vakfı 17 kulüple bu kararları aldı. Kınama kararını da açıklamış olmak istiyorum" diyerek F.Bahçe Başkanına cephe aldıklarını belirtti. Gümüşdağ "Türk futbolunu kimse kaosa sürükleyemez. Buna asla izin vermeyiz" dedi. TFF Başkanı Yıldırım Demirören de "En büyük sorunumuz olan hakem hatalarını düzeltmek için gerekeni yapacağız. Futbolunun bugününü değil, ilerisini tartışmak zorundayız. Türk bayrağının, TFF'nin olduğu yerde kimse bir yeri basamaz. Koridora inmemek gerekir ama inilmesine 'Basıldı' denilmesini kınıyorum. Kişiler değil, kulüpler kalıcı. Bizlerin hatalarında camialar yara alıyor" dedi. Demirören, 4-0'lık Brezilya maçı ile ilgili soruları da cevapsız bıraktı.
Star

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin ve cemiyetin yöneticilerini Çankaya Köşkü'nde kabul etti. Görüşmede; Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Cumhurbaşkanlığı Özel Başdanışmanı Binali Yıldırım ve diğer yetkililer yer aldı. Kabulde, Erdoğan Türkiye'nin gündemindeki konularda önemli değerlendirmelerde bulundu. Bu sırada Brezilya hezimeti de konuşuldu. Herkesin eleştirdiği Türkiye Futbol Direktörü'ne karşı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın desteği sürdü. Erdoğan bu konuda Terim'in yapabileceği fazla bir şey olmadığına vurgu yaptı. Cumhurbaşkanı, önce Brezilya'daki çocuk ve gençlerin yetişme tarzlarını örnek gösterdi. Erdoğan, "Brezilya'da deniz kenarında kumda top oynuyorlar. kum kasları güçlendirir. Kumda koştukları için atak ve güçlü oluyorlar. Bizim gençler halı sahada, sentetik yerde maç yapıyor. Altyapı çok önemli. Bizim de güzel tesislerimiz var. İnsana yatırım yapmamız lazım, gençleri mutlaka ihtisaslaştırmamız lazım. G.Saray stadını yaptık, Beşiktaş yapıyor, Saracoğlu var, Başakşehir yapıldı, K.Paşa'nın var, tesisleri çok güzel, altyapısı çok iyi durumda" dedi. Cumhurbaşkanı, Terim'e de sahip çıkıp, destek verdi: "Fatih Hoca'nın hayallerinin yüksek olduğunu görüyorum. İyi bir hocadır. Ne yapsın? Futbolcu oynamazsa Fatih Hoca mı oynayacak? Gayet güzel işler yapıyor ve başarılı biri. Sporu sadece futbol görmemeliyiz. Spor yazarları da ille futbol demeden diğer branşlara da ilgi göstermeliler."
Akşam

Yeni Toplum Dergisi - yenitoplumdergisi@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme