19 Kasım 2014 Çarşamba

20.11.2014 Genel Gündem

20.11.2014
 GÜNDEM
'Kayıp Trilyon'da Gül İfade Verdi
Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatılan Refah Partisi'ne (RP) 1997-1998 arasında yapılan 1 milyon liralık Hazine yardımının sahte evraklarla harcanmış gibi gösterildiği iddiasıyla başlatılan ve kamuoyunda "Kayıp Trilyon" olarak bilinen soruşturmada dokunulmazlığı nedeniyle bugüne kadar işlem yapılamayan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 17 yıl sonra ilk kez ifade verdi. Mesai saatinden sonra adliyeye gelen Gül'ün ifadesi, parlamenter suçlardan sorumlu Başsavcı Vekili Zeki Bayrak tarafından alındı. Gül, yarım sayfa tutan ifadesinde, RP'deki konumunu anlattı. Olay tarihinde RP'nin dış ilişkilerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olduğunu söyleyen Gül, esasen parasal hiçbir konuda imza, hak, yetki ve sorumluluğu bulunmadığını, bununla birlikte, "Kayıp Trilyon" davasında adı geçen herkesin ifadesinin alınmış olduğunu ve hukuka duyduğu saygı çerçevesinde savcılığa gelerek ifade verdiğini söyledi. Gül, "Kayıp Trilyon" davasına bakan ağır ceza mahkemesinin kendisiyle aynı konumda olan bütün parti yetkilileri hakkında ve özellikle de RP'nin mali konularla ilgili genel muhasibi hakkında bile beraat kararı verdiğini anımsattı. Gül'ün bu sözleri, soruşturma sonunda dava açılsa bile beraat edebileceği, bu nedenle takipsizlik kararı verilmesini istediği şeklinde algılandı. Gül, resmi internet sitesinden de bir açıklama yaptı. Açıklamada, "Gül, 'Hukukun tüm koşullarıyla eksiksiz ve kusursuz olarak işlemesi, hiçbir konuda en küçük bir kuşkunun hiçbir taraf için kalmaması maksadıyla bizzat ifade verdiğini' belirterek, bu işlemin tamamlanmasından ötürü duyduğu memnuniyeti ifade etmiştir" denildi. Gül'ün ifade vermesiyle "Kayıp Trilyon" soruşturmasındaki tüm şüpheli işlemleri tamamlanmış oldu. Savcılık, soruşturma sonunda Gül hakkında dava açabileceği gibi takipsizlik kararı da verebilecek. Dava açılırsa Gül, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanacak. Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Fethi Şimşek, resmi ifadesi 10 dakika süren, ancak adliyede yaklaşık 1 saat kalan Gül'ü, protokol kapısından uğurladı. Cumhurbaşkanlığı'nı Recep Tayyip Erdoğan'a devrettikten sonra İstanbul'a giden Gül'ün, "Kayıp Trilyon" davasında aklanmak istediği, yakın çevresine Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'nin yargılanmasını örnek göstererek, "Artık görevim bitiyor. Uygun bir zamanda avukatlarımı savcılığa göndereceğim. İfade vermek üzere gitmek için gün belirlenmesini isteyeceğim. Hukuk devleti budur, kimse imtiyazlı değildir, herkes gider ifade verir, suç var mı, yok mu diye karar verme yetkisi yargıya aittir" dediği bilgisi basına yansıdı. Gül'ün yargılanamadığı "Kayıp Trilyon" davası Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Davada RP'nin eski lideri merhum Başbakan Necmettin Erbakan 2 yıl 4 ay, 19 sanık 1'er yıl 2'şer ay, 50 sanık ise 1'er yıl hapis cezalarına mahkum edildi. Erbakan, Ak Parti hükümetinin 70 yaş ve üzerinde 6 ay ile 3 yıl arasında hapis cezası alanların, verdikleri zararı ödemek ve kalıcı rahatsızlığı bulunmak koşuluyla cezalarını evlerinde çekebileceklerine yönelik İnfaz Kanunu'nda değişiklikle cezasını evinde çekti. Davada; Şevket Kazan, Aydın Menderes gibi isimler ise beraat etti.
Milliyet


Genelkurmay'dan Madalya Daveti
Fransa'da yaşayan 38 yaşındaki sıva ustası Ali Dal, Ordulu şehit Astsubay üstçavuş Nejdet Aydoğdu'nun doğacak olan bebeğine daire bağışlayınca, Genelkurmay Başkanlığı tarafından davet edildi. Kendisiyle ilgili haberlerin basında yer alması üzerine yurdun her tarafından kutlama telefonu aldığını belirten Ali Dal, "Genelkurmay ikinci Başkanımız Orgeneral Yaşar Güler telefonla arayıp beni davet etti. Çok duygulandım. Cuma günü Ankara'da Genelkurmay'da olacağım, nasip olursa da Cumartesi günü Fransa'ya ailemle birlikte dönüş yapacağım" dedi. Evli ve 3 çocuk babası Ali Dal, önceki gün Ordu'ya gelerek Diyarbakır'da eşiyle pazar alışverişi yaptığı sırada silahlı saldırıya uğrayarak şehit olan Astsubay Üstçavuş Nejdet Aydoğdu'nun ailesine Eskişehir'de dayalı döşeli sıfır dairesinin tapusunu vermişti. Ali Dal, şehidin baba evinin de sıvasız olduğunu belirterek, "Ben kendim sıva ustasıyım, kimse o evi sıvamazsa onun içinde geleceğim. Elime alırım malamı gelirim" diye konuştu.
Vatan

Bedelli Askerliğin Artıları, Eksileri Var
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Afrika ziyareti öncesi Esenboğa Havalimanı'nda gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Erdoğan su hususlara dikkat çekti: Özellikle bu 6-7 Ekim olaylarından sonra mevcut gelişmeler sözde değil özde olmalı. Temennim odur ki burada silahsızlandırma konusunda atılacak adımlar ülkemizin huzuru için, vatandaşlarımızın Çözüm Süreci'nden beklentilerinden cevap konusunda önemli bir adım olacaktır. Tabii bunu beklemek bizim de idealimizdir. Su anda bu konuda atılacak adımları takip ediyoruz. Hükümetimizin girişimlerini su anda aynı şekilde izliyoruz. Beklentimiz inşallah Çözüm Süreci bu istikamette devam etsin. (Bedelli askerlik) Su anda da bunun artıları var, eksileri var. Böyle bir dönemin içindeyiz. Birileri çıkıp zaman zaman bu isi kasıyor. Bu, doğru yaklaşım tarzı değil. Burada TSK'nın kanaatini bir kenara koymak da mümkün değil. Bu kanaat TSK'nın ihtiyacını gözardı ederek değil, değerlendirmeye alarak böyle bir karar verilir. Sonra da hükümet kararını uygulamaya koyar. Su anda böyle bir kararı ne hükümet vermiştir, ne TSK'nın bu konuda kesin bir kanaati açıklanmıştır. Ne de bana kesin olarak yansıyan bir şey söz konusu. Cumhurbaşkanı olarak ben de bu olayın artı ve eksilerini ilgili mercilerle değerlendirerek karar vermek zorundayım. Sırtımızda ağır bir küfe var. (Böcek iddianamesi) Bu iddianame artık yargı sürecinde, altından neler çıkacak bunu hep birlikte göreceğiz. Paralel devlet yapılanması olarak ulusal güvenliğimizi tehdit eden bu yapının nerelere sızdığını, nerelerde ne tür faaliyetler gösterdiğini ki bunun Pensilvanya ayağının olmaması diye bir şey söz konusu değildir. Kesinlikle Pensilvanya ile bağlantısı vardır. Bizler en son MGK bildirisinde bunu açıkladık. Su anda hükümetimiz de bu tavsiye kararı üzerinde çalışmasını yürütüyor. Onlar da kısa bir süre içerisinde nihai kararını açıklayacaklardır.
Akşam

EKONOMİ
Gram Altın 84, 9469-85, 0325                            
ABD Doları 2, 2337-2, 2355/  Euro 2, 8041-2, 8072/ İngiliz Sterlini 3, 5038-3, 5074

139 Milyonluk İlaç Kıyağı
Türkiye ilaç pazarının yüzde 16'sını elinde bulunduran ve tamamen ithal ilaç satışı yapan bir firmanın iskonto muafiyet talebinin diğer firmalardan aylar önce karşılanarak fiyat avantajı sağlandığı ortaya çıktı. İsminin açıklanmasını istemeyen bir Sağlık Bakanlığı yetkilisinin anlattığı 'kağıt üzerinde yasa' görünen işlem sayesinde firmanın 139 milyon lira fazla ödeme aldığı öne sürülüyor. Hürriyet'in gündeme getirdiği Sağlık Bakanlığı verilerine göre, yılda 2 milyar kutu ilacın tüketildiği, 16.3 milyar lira ödediğimiz ilaç sektörü inanılmaz iddia ile yeniden gündemde. Sağlık Bakanlığı yetkilisi işlemi belgelerle şöyle anlattı: "2009 ve 2011 yıllarında yapılan kamu kurum iskonto oranlarının arttırılmasıyla birçok ürün zarar ettiği gerekçesiyle SGK'ya iskonto muafiyeti yönünde başvurular yapıldı. SGK tarafından 27 Nisan 2011'de yapılan Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu'nda bazı ürünlere iskonto muafiyeti (fiyat avantajı) verildi. Muafiyet verilen ürünler de bir şirketin özel bir yeri olduğu dikkatimizi çekti. Bu firma, Türkiye ilaç sektörünün yüzde 16'sına sahip. Bu ürünlerin hepsi ithal. Bundan sonraki diğer firmaların iskonto muafiyet talepleri 15 Aralık 2011 ve 27 Aralık 2011'de yapıldı. Bu süre içerisinde ürünlerine önceden iskonto muafiyeti uygulandığından söz konusu firma, diğer firmalara karşı 7 aylık zaman dilimi olan (Mayıs 2012-Aralık 2012) içerisinde avantajlı hale geldi. Firmanın ürünlerinin Nisan 2011 tarihinde iskonto muafiyetlerinin yapılmasıyla 7 aylık zaman diliminde ilk etapta firmanın ortalama olarak 51 milyon TL avantaj sağlandı. Hiçbir firma bu kadar hızlı, geniş ölçüde, önceden ve sonrasında zorunlu kamu kurum iskontosu muafiyeti yani fiyat avantajı tanınmadı. Firmanın ürünlerine ait fiyat değişim ekran görüntüleri ve açıklamaları yapılan çalışmayla ilgili tabloda yer almaktadır. 5 Kasım 2011'de yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliği ile mevcut iskonto baz ve ilave iskontonun üzerinde olan ilaçlardan jeneriği (eşdeğeri) olmayan orijinal (referans) ilaçlara mevcut iskonto ek olarak yüzde 8.5, diğer ilaçlara ise yüzde 7.5 iskonto uygulanacağı belirtilmiştir. Bununla birlikte firmanın toplam 13 ilacına 5 Kasım 2011'de yüzde 7.5 veya yüzde 8.5 ek iskontolar uygulanmamıştır, yani söz konusu firmaya 13 ilacı için her ay yüzde 7.5 veya yüzde 8.5 daha fazla para ödenmiştir. SGK'nın bu 13 ilaç için 2012-2014 yılı ilk 9 ayı boyunca ödediği fazla tutarın 139 milyon 89 bin 834 lira olduğu tespit edilmiştir. Yetkili makamlar bilgilendirilmiştir."
Hürriyet

İnovatif Danışman
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun ekonomi başdanışmanı Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Emine Nur Günay oldu. Ekonomi başdanışmanı olarak Günay, Başbakan Davutoğlu'nun geçen haftasonu G20 zirvesi için gittiği Avustralya ve sonrasındaki Filipinler gezilerinde ilk kez resmi heyet üyesi olarak yer aldı. Boğaziçi Üniversitesi ekonomi mezunu olan Günay, doktorasını ise ABD'de Vanderbilt Üniversitesi'nde yaptı. Günay'ın eğitimcilik dışında ikinci bir şapkası var ki o da inovasyon. Boğaziçi Üniversitesi İnovasyon ve Rekabet Odaklı Kalkınma Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü olan Günay ve merkezinin hedefi kalkınmanın ve büyümenin merkezine inovasyon ve Ar- Ge'yi yerleştirmek. Yani tam da Başbakan Davutoğlu'nun önceki hafta ilk eylem planını açıkladığı öncelikli dönüşüm programının hedeflediği teknolojik ve bilgi tabanlı büyüme modeli üzerinde aslında Günay ve ekibi 2011'de kurdukları merkezde dört yıldır çalışıyorlar. Başbakan Davutoğlu öncelikli dönüşüm programını açıklarken özellikle insan odaklı kalkınma konusuna çok önem verileceğini vurguluyor ve "Türkiye'nin iki önemli kaynağı insan ve coğrafya. İnsan kaynağının nitelikli hale gelmesi dönüşümün ana unsurudur. Teknolojik bir dönüşüm sürecindeyiz. Bunları yönetme kabiliyetinin geliştirilmesi gerekir. Bu da ancak Ar-Ge ve inovasyon ile olur" diyordu. Boğaziçi'ndeki merkezlerinde ve bir çok konferansta Emine Nur Günay'ın dikkat çektikleri de Başbakan Davutoğlu ile paralel. 2011 yılında katıldığı bir konferansta da Günay şunları söylüyordu: "Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerle en az gelişmiş ülkeler arasındaki açığın normal seyirde kapanması imkânsız; bu açık, ancak bilgi temelli ekonomi vasıtasıyla, yani inovasyon ve Ar-Ge'ye dayalı ekonomiyle kapatılabilir. Bu noktada ise insan sermayesi öne çıkıyor." Emine Nur Günay aslında ekonomistlerin deyimiyle 'mikro'cu. Şirketler ve bankalarla özellike belli konular üzerinde yoğunlaşıyor. Ayrıca KOBİ'ler Emine Nur Günay'ın özel ilgi alanlarından. Mesele en dikkat çeken çalışmalarından biri Türk Hava Yolları İş Analisti Mehmet Şükrü Nenem ile yaptıkları transit havayolu taşımacılığına ilişkin. Bu çalışmanın sonucunda transit trafiğin önemli bölümünü temsil eden ve yılda 51 milyon kişinin tek yönlü seyahat ettiği 4080 uçuş noktasında İstanbul'un Afrika, Avrupa ve Orta Doğu'daki 8 hub (merkez) şehir arasında en avantajlı aktarma noktası olduğu görüldü.
Hürriyet

'Hayalî' Görülen Yazılım İhracatı 690 Milyon $ Oldu
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, "Bakanlığımız bünyesinde kurduğumuz bilişimci bilgi sisteminde 2013 yılı verilerinde şu anda yazılım sektörü ülkemizde yaklaşık 6.8 milyar dolarlık bir ticaret hacmine ulaştı" dedi. Türkiye Yazılım Sektörü Stratejisi Çalıştayı'nın açılışı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık'ın katılımıyla Bilkent Otel'de gerçekleşti. Çalıştayda bir konuşma yapan Bakan Işık, "Yazılımla ilgili farkındalığın oluşması ve yazılım konusundaki gerekliliği açısından da artık toplumda ciddi bir bilinç var. Artık çok şükür yazılım ihracatı dediğimiz zaman artık toplum ne olduğunu biliyor" dedi. Bakan Işık, "Türkiye'nin ilk yazılım ihracatında, yazılımı yapanın başına ne geldiğini biliyor musunuz? 1990'lı yılların başında veya 80'li yılların sonunda bir yazılım yapılıyor ve satılıyor yurt dışına, 1 milyon dolarlık bir yazılım. Tabii para da hesaba geliyor. Hesapta 1 milyon dolar para var fakat karşılığında hiçbir şey yok. Böyle tonlarca mal satılmamış. Hemen kara para aklamaktan, adamcağız hakkında soruşturma açılıyor. Neyse, zar zor bunun bir yazılım ihracatı, bilgi ihracatı olduğu anlatılıyor ve sonunda ikna ediliyor bizim bürokratlarımız. İyi de diyorlar, 'ihracat dediğiniz, bir şey olacak elimizde.' En son arkadaşlar, bir makaraya yazılımla ilgili bir şeyler yazılıyor ve o makara paketleniyor, gümrükten çıkarılıyor ve o 1 milyon dolar, bu gümrükten çıkarılan makaranın karşılığında ödendi diye işlemler bitiriliyor ve adamcağız kara para aklamaktan, hayali ihracat yaftasından kurtuluyor. Bugün hamdolsun, tek tuşla bilgimizi ihraç edebiliyoruz. En azından kimse, 'bize mal göstereceksiniz, bu yazılım nedir kardeşim' noktasında değil." Girişimci Bilgi Sistemi verilerine göre, 2013 yılında yazılım sektörünün, yaklaşık 6.8 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaştığını söyleyen Bakan Işık, "Şirket bilançolarına yansıyan yazılım ihracat rakamı 690 milyon dolar seviyesinde ama bu rakam bize yetmez. İnşallah 2023'te bu rakamı 10 milyar doların üzerine çıkaracağız" dedi.
Türkiye

Tüketici Hakem Heyetleri'ne Başvuru Süreci Kolaylaştı
76 milyon vatandaşa yeni haklar getiren Tüketici Kanunu'nun uygulanmasına ilişkin tüm yol haritası netleşiyor. 28 Mayıs 2014'te yürürlüğe giren kanunun yönetmelikleri de büyük ölçüde tamamlandı. 4 yönetmelik Başbakanlık'a gönderilirken, kalan 10 yönetmeliğin de 28 Kasım tarihine kadar bir yıllık süre dolacağı için yürürlüğe girmesi bekleniyor. Başbakanlık'a gönderilen 4 yönetmelikte hakem heyetleri ve raportörlerin yapısına yönelik düzenlemeler yer alıyor. Edinilen bilgilere göre yeni yönetmelikle Tüketici Hakem Heyetleri'ne başvurmak için gereken üst limit 1.200 TL'den 3 bin liraya çıktı. Yani tüketici satın aldığı hizmet veya ürün 3 bin liraya kadar bir bedeli kapsıyorsa artık mahkeme yerine direkt Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurabilecek. Böylece çözüm süreci kısalacak. Ayrıca yönetmelikle 500 uzman raportör alımına ilişkin altyapı da hazırlandı. Bu sayede tüketici mahkemelerinin iş yükü de azalmış olacak. Önümüzdeki hafta bütün uygulamaların netleşeceği yeni kanuna göre satıcının konut satışına başlamadan önce, konut adedi otuzun üzerinde olan projeler için bina tamamlama sigortası yaptırması zorunlu. Tüketicinin kredi itibarının değerlendirilmesi sonucunun olumsuz olması halinde kredi verenin tüketiciyi ücretsiz olarak bilgilendirmesi gerekiyor. Abonelik sözleşmelerinde (elektrik, su, doğalgaz, telefon) faturanın zamanında ödenmemesi durumunda tüketiciden gecikme faizi dışında ücret, tazminat ve benzeri adlarla herhangi bir bedel alınamayacak. Yıllık gecikme faiz oranı, belirlenen kanuni faiz oranını geçemeyecek. Tüketicileri Koruma ve Eğitim Vakfı Başkanı Bayram Kısıklı, yeni Tüketici Kanunu ile AB Tüketici Hakları Direktifi'nin, Türkiye'de kurumlaştırıldığını belirterek 28 Kasım'ın Türkiye'de 'Tüketici Devrimi'nin doğum tarihi olduğunu vurguladı. Kısıklı, bu tarihten sonra zayıf tüketici kavramı olmayacağını belirterek güçlü, haklarla ve hak arama yollarıyla donatılmış tüketici dönemi başladığını kaydetti. Kısıklı "Yönetmelikle sözleşmeden cayma hakkı süreleri 7 günden 14 güne, tüketici hakem heyetlerinin yetkileri bin 200 TL'den 3 bin TL'ye çıkarılmıştır" diye konuştu.
Star

İspanyollar İşi 'Garanti'ye Aldı
Yabancı bankaların Türkiye'ye olan sevdası bitmiyor. 2001'den bu yana 37 Türk banka ile ortaklık için 21 milyar dolardan fazla harcayan yabancıların sektördeki payı artıyor. İspanyollar, Garanti Bankası'nda direksiyonu ele aldı. İspanya merkezli Banco Bilbao Vizcaya Argentaria (BBVA) 2010 yılında ortak olduğu Garanti Bankası'ndan yüzde 14.89 oranında daha hisse almak için Doğuş Holding ile anlaştığını açıkladı. Anlaşmayla birlikte İspanyol BBVA'nın Garanti Bankası'ndaki payı yüzde 25.01'den yüzde 39.9'a yükseldi. Garanti'de yüzde 24.89'luk paya sahip olan Doğuş Holding'in ise bu satışa rağmen nitelikli hissedar olarak kalmaya devam edeceği ve hisse oranının yüzde 10 üzerinde olacağı kaydedildi. Doğuş Grubu, Garanti Bankası'nın çıkarılmış sermayesinin yüzde 14.89'una tekabül eden toplam 625 milyon 380 bin nominal TL'lik Garanti Bankası hissesini BBVA'ya satmak üzere 19 Kasım'da hisse devir sözleşmesi imzaladı. Yapılan açıklamada, "Satışa konu hisselerin toplam bedeli 5 milyar 497 milyon lirası, beher hisse bedeli 8.79 TL'si olarak tespit edilmiştir. Ayrıca, 2014 yılı faaliyet karından dağıtılacak temettünün satışa konu beher hisse başına 0.11 TL'sine kadar olan kısmı Doğuş Grubu'na ait olacaktır. Söz konusu hisse devrini takiben Doğuş Grubu'nun Garanti Bankasındaki payı yüzde 10'a inecek. BBVA'nın Doğuş'tan satın almak üzere mutabakata vardığı hisselerin devri, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Rekabet Kurulu da dahil olmak üzere yurt içi ve yurt dışındaki ilgili resmi merci onaylarının alınmasını takiben gerçekleştirilecek" denildi.
Vatan

Irak Petrolün Vanasını Ceyhan'a Tekrar Açıyor
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, merkezi Irak hükümetinin mart ayından bu yana gerçekleştiremediği petrol sevkiyatının bugünlerde başlayacağını bildirdi. Yıldız, Bağdat'tan başlayacak olan ihracatın bölge açısından da sevindirici bir durum olduğunu vurguladı. Irak merkezi yönetimi petrol boru hattına yapılan saldırılar ve siyasi gelişmeleri gerekçe göstererek Mart ayından bu yana Ceyhan'a petrol sevkiyatını durdurmuştu. Enerji konulu bir konferans için Roma'da bulunan Bakan Yıldız, temaslarına ilişkin basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Yıldız, Irak merkezi yönetimi ile Erbil'deki bölgesel yönetiminin vardığı anlaşmanın Türkiye'ye etkisini, şöyle açıkladı: "Satılan Irak'ın petrolü ve kuzey-güney demeden başından beri savunduğumuz ve Irak'ın normalleşmesine katkı koyacak bir gelirden bahsediyoruz. Mutlaka bu sistemin kurulması ve korunması gerekiyordu. Türkiye bu manada üzerine düşeni yaptı. Bundan sonra Merkezi Irak Hükümeti'nin günlük 150 bin varilden başlamak kaydıyla sevkiyatlarına şahit olacağız." Yıldız, akış tarihi için, "İçinde bulunduğumuz günlerde artık başlar" ifadesini kullandı. Kıbrıs açıklarındaki enerji kaynaklarına ilişkin bir başka soru üzerine, bölge çevresindeki doğal kaynakların tüm Adalılara ait olduğunu vurgulayan Bakan Taner Yıldız, sürdürülebilir olanın Akdeniz havzasındaki işbirliğinden geçtiğini dile getirdi.
Vatan

Kredi Kartı Reklamlarının Yerini Kobi Kredileri Aldı
Başbakan Yardımcısı Babacan, aldıkları tedbirlerle kredi kompozisyonunu değiştirmeye çalıştıklarını ve istedikleri sonuçları elde ettiklerini dile getirerek, "Tüketici kredilerindeki artış 12 ayda yüzde 8-9 civarında, KOBİ kredilerine baktığımızda yüzde 25'lik artış var. Eskiden televizyonlarda bankaların kredi kartı reklamını görüyordunuz, şimdi KOBİ kredisi reklamlarını izliyorsunuz" dedi. Vergi reformuna yönelik sorulara karşılık Babacan, "Vergi reformu aslında Plan ve Bütçe Komisyonumuzun gündeminde. Çok ideal olmasa da kısmi iyileşmeyi içeren Gelir Vergisi Yasamız alt komisyonda. İnşallah bir gün görüşülür diye bekliyoruz" yanıtını verdi. Sanayinin milli gelirden aldığı payın düşmeye başladığına ve bunun iyi bir şey olmadığına dikkati çeken Babacan, "Bileğimizin gücüyle, alnımızın teriyle üretmeye ağırlık vermeliyiz. Aksi halde gayrimenkul üzerinden oluşan kazançlar ağırlık olarak ülkemiz içerisinde dönüp dolaşan bir değer. Üretip ihraç ettiğimiz zaman o katma değeri ülkemize katmış oluyoruz. İnşaat sektörü de önemli, bir yanlış olmamalıdır. İnşaat sektörünün milli gelirdeki payı yüzde 5, gelişmiş ülkelerde yüzde 8" diye konuştu. Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun madencilik sektörüne yönelik değerlendirmelerinin bazı yayın organlarınca kamuoyuna eksik aktarıldığını anlatan Babacan, madenciliğin sanki bir faaliyet alanı olmaktan çıkacağı yönündeki ifadelerin doğru olmadığını, bu alandaki mevcut faaliyetlerin yurtdışında da yürütülmesinin desteklenmesinin öngörüldüğünü sözlerine ekledi.
Akşam

1 Milyar Dolarlık Bir Türk Şirketi Geliyor
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, ABD'deki Stanford Üniversitesi hocalarının, Türkiye İnovasyon Haftası'nın Dünya İnovasyon Haftası'na dönüştürülerek destek verme teklifinde bulunduklarını söyledi. Ekonomi Gazetecileri Derneği yönetimi TİM Başkanı Büyükekşiyi ziyaret etti. Büyükekşi, etkinliğin 4-5-6 Aralık tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilecek programla 2014 finalini yapacağını hatırlattı. Büyükekşi, TİM'in Stanford Üniversitesi'nde Türkiye'nin 2023 ihracat hedefine ilişkin yaptığı sunum sırasında da İnovasyon Haftası'nın konuşulduğunu anlattı. Büyükekşi, TİM, TEB ve ODTÜ işbirliğinde ABD'de Silikon Vadisi'nde Girişim Evi açılacağına değinerek, "Yeni bir konu daha var; şirketlerini Silikon Vadisi'nde kuran Türk girişimciler şimdi Türkiye'de ODTÜ Teknokent'te de bir şirket kuracaklar ve en az 25 kişi çalıştıracaklar. Hedefleri 2020 yılına kadar 1 milyar dolarlık bir Türk şirketi yaratmak. Bu konu da inovasyon açısından önemli" dedi.
Akşam

Irak'ta Vanalar Açılıyor
AB İtalya Dönem Başkanlığı ve Avrupa Komisyonu tarafından düzenlenen "Bir Avrupa-Akdeniz Enerji Köprüsü Oluşturulması: Avrupa-Akdeniz Gazının ve Elektrik Şebekelerinin Stratejik Önemi" konulu konferans için Roma'da bulunan Bakan Taner Yıldız, soruları yanıtladı. Irak petrolünün ihracı konusunda merkezi yönetim ile Erbil'deki bölgesel yönetiminin vardığı geçici anlaşmanın Türkiye'yi nasıl etkileyeceğinin sorulması üzerine Yıldız, şu açıklamalarda bulundu: "Satılan Irak'ın petrolü ve kuzey-güney demeden başından beri savunduğumuz ve Irak'ın normalleşmesine katkı koyacak bir gelirden bahsediyoruz. Mutlaka bu sistemin kurulması ve korunması gerekiyordu. Türkiye bu manada üzerine düşen her şeyi yaptı. Bundan sonra artık Merkezi Irak Hükümeti'nin günlük 150 bin varilden başlamak kaydıyla sevkıyatlarına şahit olacağız. Sevkıyatın başlaması bölge için de Irak için de sevindirici bir durumdur. Sevkıyat içinde bulunduğumuz günlerde artık başlar."
Akşam

DÜNYA
Müslüman Başkente Hıristiyan Vali
Dünyanın en kalabalık Müslüman nüfusuna sahip olan ve ABD Başkanı Barack Obama tarafından İslam dünyasına model ülke olarak gösterilen Endonezya'da, tarihi bir gelişme yaşandı. Endonezya'da, başkent Cakarta'nın 50 yıl aradan sonra ilk Hıristiyan valisi olan Basuki Tjahaja Purnama, yemin ederek görevine başladı. Protestan Purnama, aynı zamanda Çin kökenli azınlık içinden valilik görevine getirilen ilk Endonezyalı oldu. 250 milyonluk nüfusunun yüzde 87'si Müslüman olan Endonezya'da Hıristiyanlar ise nüfusun yaklaşık yüzde 10'unu oluşturuyor. Endonezya nüfusunun yüzde 15'ini teşkil eden Çinli azınlık, 1998'de sona eren Suharto diktası döneminde siyasi ayrımcılığa maruz kalıyordu. 48 yaşındaki Purnama, yolsuzlukla mücadele eden ve sözünü esirgemeyen bir vali yardımcısı olarak tanınıyordu. Endonezya Cumhurbaşkanı seçilen eski Cakarta Valisi Joko Widodo'nun yerine geçen Purnama, 2017 yılına kadar bu görevi üstlenecek. Endonezya yasalarına göre, görevden ayrılan valinin yerine yardımcısı geçiyor. Punama'nın yemin törenine Cumhurbaşkanı Widodo başkanlık etti. Ancak Purnama'nın valilik görevini üstlenmesi, ülkedeki bazı İslami grupların sert tepkisine neden oldu. ABD Başkanı Barack Obama geçen haftaki Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Örgütü (APEC) Liderler Zirvesi'nde bir araya geldiği Widodo ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, Endonezya'nın son dönemdeki politikalarını övmüş ve "Endonezya; dini çeşitliliğe, çoğulculuğa ve hoşgörüye tüm dünyada görmek istediğimiz bir model örneği sergiliyor" yorumunda bulunmuştu.
Hürriyet

Libya'da Işid Eyaleti
Libya'nın en önemli liman kentlerinden 100 bin nüfuslu Derne'de IŞİD'in bayrağı dalgalanıyor. Komşu ülke Mısır'ın Sina yarımadasında faal cihatçı Ensar Beyt el Makdis'in 10 Kasım'da IŞİD'e biat ettiğini açıklamasından ardından örgütün Libya'da artan varlığı kaygı yaratıyor. Zira Derne kenti Avrupa Birliği üyesi Yunanistan'a bağlı Girit Adası'na yalnızca 300 kilometre uzaklıkta. Yunan anakarasına mesafesi ise 400 kilometre. Amerikan yayın kuruluşu CNN'e konuşan Libyalı kaynaklar cihatçıların ülkedeki siyasi belirsizlikten faydalandığını belirtiyor. Yerel kaynaklara göre ise Derne'de 800 IŞİD militanı bulunuyor. Şehrin dışında 6 kampta silahlı eğitim yapılıyor. Suriye ve Irak'ta savaşan IŞİD'in Battar Tugayı'nda görevli 300 Libyalı IŞİD militanının ülkelerine dönmesiyle Derne'deki IŞİD varlığı güçlenmiş. Bu savaşçılar kentte IŞİD'e yakın İslam Gençliği Şûra Konseyi'ni destek vermiş. CNN'e konuşan eski cihatçı Noman Benotman'a göre Konsey daha önce bazı üyeleri terör örgütü El Kaide'ye yakın Ebu Salem Tugayı ile Derne'nin kontrolü için güç mücadelesine girmiş. El Kaide'nin Libya şefi Abdülbasit Azuz, ABD'nin Bingazi'deki elçiliğe saldırıdan sorumlu tuttuğu Ahmed Ebu Hatallah'ı 15 Haziran'da ele geçirmesinin ardından Derne'yi terk etmiş. Kent de artık tamamen IŞİD'in Libya kolunun denetimine girmiş. Quilliam Vakfı için anti-terörizm çalışmaları yürüten Benotman'a göre Azuz'un da Suriye'de olduğu sanılıyor. 31 Ekim'de YouTube'da yayınlanan bir video kaydında İslam Gençliği Şura Konseyi'nin militanları IŞİD lideri Ebubekir el Bağdadi'ye bağlılık sloganları atarken görüntülenmişti. Derne'yi ele geçiren IŞİD'in yeni kolu, kendisini adını İslam Devleti olarak değiştiren IŞİD'in "Barka" eyaleti olarak tanımlıyor. Bu ad Roma İmparatorluğu sonrasında İslami yönetimin Libya'nın doğusuna verdiği isim. Noman Benotman'ın verdiği bilgilere göre IŞİD'in Libya kolu şehirde sıkı bir kontrole sahip. Mahkemeler, kamu yönetiminin her şekli, eğitim ve yerel radyo ellerinde. Şehirdeki stadyum halka açık infazlar için kullanılıyor. Çok sayıda yargı mensubu, gazeteci ve memur da örgüt tarafından öldürülmüş. Benotman, "Derne bugün Suriye'de IŞİD'in karargâhı olan Rakka'ya benziyor. IŞİD Libya için ciddi bir tehdit teşkil ediyor. Ülkenin doğusunda İslami bir emirlik kurma yolundalar" diyor.
Hürriyet

Bulgaristan Hükümetinde 'Türk Ajan' Krizi Çıktı
Bulgaristan'da yeni oluşturulan hükümette yer alan Türk bakan yardımcısı nedeniyle ırkçı parti kriz çıkardı. 4 Ekim'de yapılan genel seçimlerin ardından 1 aydan uzun süren görüşmelerden sonra nihayet hükümet kurulmuştu. Başbakan Boyko Borisov'un lideri olduğu Bulgaristan'ın Avrupalı Gelişimi İçin Vatandaşlar (GERB) ve sağcı Reformcu Blok'un (RB) arasında kurulan koalisyona, ırkçı ve aşırı milliyetçi Vatansever Cephesi (PF) ile solcu Bulgaristan'ın Yeniden Doğuşu İçin Alternatif oluşumları dışarıdan destek vermişti. Ancak 7 Kasım'da göreve başlayan hükümet 10 günde 'Türk ajan' kriziyle sallanmaya başladı. Vatansever Cephe lideri Valeri Simeonov, hükümetteki tek Türk kökenli isim olan Savunma Bakan Yardımcısı Orhan İsmailov'un atamasının iptalini istediklerini açıkladı. Bulgaristan ulusal televizyonuna konuşan Simeonov, PF'nin Siyasi Kurul toplantısında İsmailov'un atanmasının geri alınması için hükümete tanıyacakları süreyi belirleyeceklerini söyledi. İsmailov'un 'Türk ajanı' olduğunu iddia eden Simeonov, "Orhan İsmailov alınmazsa hükümete verdiğimiz desteği çekebiliriz" dedi. Vatansever Cephesi, devlet televizyonundaki 10 dakikalık Türkçe haber bültenini de kaldırma çabasına girişti. Aşırı milliyetçiler, yayını kaldırmaması halinde hükümete verdikleri kritik desteği çekmekle tehdit ediyor.
Milliyet

Abd'de Terör Bahanesiyle Nsa'e Dinleme Vizesi
Amerikan Senatosu, Amerikalıların telefon kayıtlarının Amerikan Ulusal Güvenlik Kurumu (NSA) tarafından toplu halde tutulması uygulamasına son verilmesini öngören tasarının Genel Kurul'da görüşülmesini Cumhuriyetçilerin büyük çoğunluğunun tasarıya karşı çıkmasıyla engelledi. "USA Freedom Act" (ABD Özgürlük Yasası) adlı yasa tasarısı, NSA'nın ülke içindeki arama kayıtlarını depolamasının sona erdirilmesini öngörürken, bunun yerine NSA'nın, terörizm vakalarıyla alakalı kayıtları her incelemek istediğinde mahkemeden karar çıkarmasını gerekli kılacaktı.
Star

'Kaptan Euro' Ab Düşmanlarına Karşı
Avrupa Birliği'nin (AB) 90'lı yıllarda ortak para birimi Euro'nun tanıtımında kullandığı süper kahramanı 'Kaptan Euro' bir kez daha iş başında, ancak bu kez AB karşıtlarına karşı. AB markasının geliştirilmesi amacıyla kurulan 'Brand EU' girişimiyle Gold Mercury Intertational adlı düşünce kuruluşunun ortak çalışması sonucunda yaratılan Kaptan Euro bundan böyle, ikna gücü ve hitabet yeteneğiyle AB karşıtlarını yenmeye çalışacak. Çizgi karakterin yaratıcısı Nicolas De Santis, internetin yaygın olmadığı 90'lı yıllarda Kaptan Euro'nun büyük bir medya başarısı yakaladığını belirtirken, "Avrupa bugün çok farklı bir yer. Bir aradayken dünyanın en büyük güçlerinden biriyiz. Ayrıyken küresel dünyada güçsüz sayılırız. Kaptan Euro, bilgi birikimiyle birleşik AB'nin değerlerini savunmaya devam edecek" diye konuştu. Kaptan Euro ve ekip arkadaşlarının maceralarının kendi adını taşıyan internet sitesinden yayınlanacağı açıklandı.
Vatan

İsrail Yıkıma Başladı
Kudüs'te yaşanan ve 5 kişinin ölümüne yol açan sinagog saldırısı, Filistin üzerinde yeni bir terör dalgası başlatması için İsrail'e bahane oldu. Güvenlik önlemlerini en üst seviyeye çıkartan İsrail polisi her sokak başında Filistinlileri durdurarak üst araması yapıyor. Yahudi yerleşimciler ise Filistinli sivillerin yaşadığı evlere taşlı saldırılar düzenlemeye başladı. İsrail askerleri Batı Şeria'da Havare kentinde sokağa çıkma yasağı uygulamaya başladı. İsrail askerleri ayrıca Kudüs'te tramvay durağındaki yolculara çarpmasının ardından vurularak öldürülen Abdurrahman eş-Şeludi'nin evini yıktı. İsrail Ordu Sözcüsü "Bu evin yıkılması vatandaşlarımıza saldırı düzenlemeyi düşünenlere bedelini ağır ödeyeceklerini ifade eden açık bir mesajdır" dedi. İsrail Başbakanı Netanyahu, İsrail'le çatışan Filistinlilerin evlerinin yıkılacağına dair karar aldıklarını açıklamıştı.
Akşam

Erdoğan'la Yeni Ufuklar Arayacağız
Kremlin Sarayı'nda Rusya'da yeni göreve başlayan büyükelçileri kabul eden Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye'nin Moskova Büyükelçisi Ümit Yardım'ın güven mektubunu sunmasının ardından iki ülke ilişkilerine dair önemli açıklamalar yaptı. Putin, Rusya-Türkiye ilişkilerinin yeni bir aşamaya ulaştığını belirterek bu işbirliğinin başta enerji olmak üzere bazı alanlarda stratejik boyut kazandığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yakın işbirliği içinde olduklarını kaydeden Putin, 1 Aralık'ta Türkiye'de düzenlenecek Üst Düzeyli İşbirliği Konseyi (ÜDİK) zirvesinde, iki ülke ilişkilerinde dinamik bir ilerleme sağlamak için temaslarda bulunacaklarını söyledi. Putin, Türkiye'ye yapacağı ziyarette Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte ilişkilerde yeni ufuklar arayacaklarını açıkladı.
Akşam

POLİTİKA
Türkçe Kullanana Vergi İndirimi
AK Parti AR-GE Başkanlığı, Türkçe'nin karşı karşıya kaldığı sorunları tespit etmek için harekete geçti. İstanbul'da düzenlenecek 'Medeniyetimizin Öznesi Türkçe: Fırsatlar ve Tehditler Çalıştay'ına Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik de katılacak. Çalıştay'da milletvekilleri, akademisyenler, uzmanlar, medya temsilcileri ve sendikalarla birlikte Türkçe ile ilgili bir yol haritası çıkarılacak. Çalıştaydan çıkan öneriler de rapor haline getirilip Başbakan Ahmet Davutoğlu'na sunulacak. Çalıştaya başkanlık edecek AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Erdem, Türkçe'yle ilgili bir dil politikasının belirlenmesi gerektiğini vurguladı. Erdem, "Dilimize sahip çıkmamız lazım. Aslında bana göre alfabe Türkçe'yi tam karşılamıyor. Bunun için Türk dünyasıyla bir ortak alfabe için bazı ilave harfler eklenebilir. Ayrıca, en başta tabelalarla ilgili birtakım değişiklikler yapılabilir. Tabelalarda da plaza dili diye bir şey oluştu şimdi. Yani cümle Türkçe ama kelimelerin tamamı yabancı" diye konuştu. AR-GE başkanlığı olarak, tabelalarla ilgili kanun teklifi ya da bir düzenleme yapılabileceğini söyleyen Erdem, "Örneğin, birisi tabelasına 'paşa' yerine 'pasha' yazacaksa yazma demeyelim ama 'paşa' yazarsa 10 lira, 'pasha' yazarsa 100 lira ver diyelim. Vergi indirimi yapalım. Oradan elde edilecek gelirleri de bir kültür formu oluşturularak dili geliştirici birtakım yerlerde kullanalım" dedi. Erdem, 2017'de kamudaki bütün bilgisayarların F klavyeye çevrileceğini de belirterek, "Hızlı yazmak için tek yol F klavyedir. Uluslararası İntersteno yarışmasının tartışmasız şampiyonları Türklerdir. Çünkü klavyesi hep F'dir" dedi.
Türkiye

Nehrin Yarısını Çoktan Geçtik
Başbakan Ahmet Davutoğlu, TRT'de katıldığı programda özetle şunları kaydetti: Siyasi istikrar, ülkelerin iç bünyesindeki istikrarla irtibatlı. 1990'lı yıllarda biz bunları konuşamazdık. 1990'lı yıllarda ekonomik büyüme de, siyasi istikrar da iç barış da yoktu. Terörle malul olduğunuzda ekonomik politika geliştirmeniz kolay olmaz. 12 yıllık dönemde iç barışı tahkim ettikçe geliştiğimiz görülür. Bu anlamda çözüm süreci sadece siyasal ve sosyal bir barışı öngörmüyor, aynı zamanda ekonomik kalkınmasının en önemli araçlarından bir tanesi. Güvenoyu almadan çözüm süreciyle ilgili yeni bir mekanizma ilan ettik. Bir an önce bu konuda nihai hedefe ulaşalım arzusundaydık, 6-7 Ekim olayları bu konudaki kırılganlığı ortaya çıkardı, sürecin nasıl provoke edilebileceğini gösterdi. Mayıs ayında çekilmesi gereken silahlı unsurların çekilmemesinin sebeplerinden biri Gezi ve 17 Aralık'tı. 1 yıl 4 aylık bir gecikmenin giderilmesi için süratle adım atmak gerekiyordu. Haziran ayındaki temel yasa, yasal zeminde oluşturdu. 6-7 Ekim'den sonra iki kanatlı bir politikayı devreye soktuk. Kamu düzeni esastır. Sadece devlet otoritesi demiyorum. Kamu düzeni sarsıldığı yerde çözüm süreci başarılı olamaz. 6-7 Ekim olaylarında bazı çevreler kamu düzenini sarsmak, kamu düzeni üzerinden ekonomiye darbe vurmak istedier. İşyerlerinin yağmalanması, yakılması, tam bir vandalizm biçiminde ekonomiye darbe vurulması çabası oldu. Akil İnsanlar Heyeti ile toplandık, birçok girişimde hükümetin kararlı tutumu ortaya kondu. Ne olursa olsun biz çözüm sürecini başarıya ulaştırma yönünde kararlıyız. Karşımızda tek taraf yok. Çözüm sürecinin tarafı halkımızdır, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki Kürt vatandaşlarımızdır, sivil toplum kuruluşlarıdır, bütün partilerdir. Ciddi mesafeler alınmıştır. 6-7 Ekim olayları ekonomimize zarar vermiştir ciddi tepki de görmüştür. Çözüm sürecinin toplum olarak bütünüyle sahiplenildiğini ortaya koydu. Gelinen noktada şu anda daha olumlu bir yerdeyiz, ümit ederiz ki bir daha bir sınamaya kimse kalkışmaz, dışarıdan gelecek provokasyonlara kimse alet olmaz. Nehrin yarısını çoktan geçtik bir an önce karşı tarafa ulaşmak istiyorsak özgürlükler ve temel insan hakları çerçevesinde meseleyi ele almalıyız. Silah ve şiddetle Türkiye'de hiçbir şeyin elde edilemeyeceği konusunda herkesin mutabık kalması ve silahların en kısa sürede terkedilmesi icabeder. Süreçte talepler barışçıl şekilde ifade ediliyorsa kimsenin tekrar şiddet ve silah dili kullanmaması lazım. 6-7 Ekim'de türbülans yaratılmak istendiğinde yöre halkı 'ben bunu istemiyorum' dedi. Nihayette olması gereken husus silahların terkidir. Süreci bahane ederek Türkiye üzerinde bir ipoteği Demokles'in kılıcı gibi tutturulmasına izin vermeyiz. Bu ülkede ayrılıkçılık, Suriye, Irak gibi etnik temelli politika istiyorsan bu çözüm süreci değil, başka bir şey. Türkiye o kadar kozmopolit bir yer ki, Kürtlerin otonomisi denirse, İstanbul'da da Kürtlerin yoğun olduğu yerlerde otonom alanlar tanıyacağız veya Konya'nın kuzeyinde Kürt yoğunluklu ilçeler var. Böyle bir yapıya mı geçeceğiz? Türkiye Lübnanlaşacak mı? Böyle bir talep varsa, bu olmaz. 1 Ekim'de zihnimizde net bir takvim vardı, şimdi artık bu şekilde sarsılmaları gördüğümüzde net bir takvim değil sıralama konuşabiliriz. Sürecin nihai adımlarının seçime kadar atılması hedefimiz. En kısa zamanda. Yarın bile geçtir. Olsa bu gece daha önce verdiğimiz sözlerin gereği Türkiye'yi terk edeceğiz deseler, yarın sabah onun gereği olan çalışmalar yapılır.
Milliyet

Tabanımız Sürece Olan İnancını Yitirdi
HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, "Tabanımız, kitlemiz sürece olan inancını yitirdi. Hem kendi tabanımızda hem de süreç karşıtlarından eleştiri almaya başladık" dedi. Dersim katliamı tartışmalarına da değinen Demirtaş, "Davutoğlu Seyit Rıza anıtının önünde diz çöküp özür dilesin" diye konuştu. Selahattin Demirtaş sürecin önündeki engeller ve hükümetle sürdürülen diyalog konusunda DİHA'ya şu açıklamaları yaptı: 'Evet süreç devam ediyor ya da devam etmeli' şeklindeki açıklamalar bu günlerde neredeyse, bu açıklamayı yapana büyük bir eleştiri olarak dönüyor. Çünkü tabanımız, kitlemiz sürece olan inancını yitirdi. Bu tarafta da süreç karşıtları bir anlamda süreç bitsin diye uğraşırken, biz sürecin devam etmesi yönünde hamleler yaptıkça hem kendi tabanımızda hem de süreç karşıtlarından eleştiri almaya başladık. (Başbakan'ın hafta sonu Dersim'e gideceği belirtiliyor. Nedir beklentiniz? sorusu üzerine) Yapılması gereken şey; gidip Dersim'de Dersimlilerin bütün taleplerini kabul ettiğini belirtmek. Mümkünse Seyit Rıza'nın anıtı önünde tıpkı Willy Brandt'ın yaptığı gibi diz çöküp, dua edip özür dilemektir. Yoksa bunu siyasi bir geziye dönüştürürlerse yazık olur. Bu tür numaraları yutmaz Dersimliler. Bazı arkadaşlarımız, partiyi geniş kesimlere açma konusunda biraz ketum davranıyorlar. Önümüzdeki dönem parlamento grubu önemli ölçüde değişecek, iki dönem kuralı gereği birçoğumuz aday olmayacağız.
Milliyet

Özkes: Chp'liler De Umreye Gider
Müftü kökenli CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes'in organizasyonuyla bir grup CHP milletvekili ocak ayında umreye gitmeye hazırlanıyor. Şu ana kadar 8 milletvekilinin katılacağını bildirdiğini anlatan Özkes, konuya ilişkin önerisini paylaştığı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "Allah kabul etsin" dediğini kaydetti. Özkes, Milliyet'e yaptığı açıklamada, ocak ayının ilk haftasında bir hafta süreyle bir grup CHP milletvekiliyle Umreye gideceklerini belirtti. Gelen talepler üzerine konuyu organize etmeye karar verdiğini anlatan Özkes, "Ocak ayının ilk haftası gideceğiz, ikinci haftası döneceğiz" dedi. Özkes, umreye gitme kararı veren milletvekillerinin afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş, Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan, Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, Ankara Milletvekili Sinan Aygün ile İstanbul milletvekilleri Mahmut Tanal, Sedef Küçük ve faik tunay olduğunu ifade etti. Özkes, katılımcı sayısının 15'i bulabileceğine dikkati çekti. Özkes, konuya ilişkin Kılıçdaroğlu'na bilgi verdiğini, Kılıçdaroğlu'nun da, "İyi olur, Allah kabul etsin" demekle yetindiğini belirtti. Özkes, "CHP'lilerin namaz kılması, oruç tutması, umreye gitmesinden daha doğal bir şey yok. Dolayısıyla CHP'lilerin Umre'ye gitmesi, CHP nereye gidiyor sorusunu akla getirmemeli. Çünkü CHP'lilerin dindarlığı ile AKP'lilerin dindarlığı arasında bir araştırma yapsanız, CHP'liler AKP'lilerden daha dine yakındırlar. Çünkü CHP'liler umreye giderken, jetlerle gitmez, kul hakkı ile haram para ile gitmez. CHP'lilerin gitmesi kimseyi şaşırtmamalı" dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, konuya ilişkin "Herkes inancında özgürdür, istediği gibi yaşar, gereklerini de yerine getirir" demekle yetindi. Ancak umreye gitme konusunun parti içinde bir grup milletvekilinde rahatsızlık yarattığı, konunun gündeme gelmesini doğru bulmadıklarını kendileri arasında değerlendirdikleri öğrenildi. Bir grup milletvekilinin bu durumu, "CHP'nin Ak Parti'ye benzeme çabalarının bir parçası" olarak yorumladıkları öğrenildi
Milliyet

SPOR
Galatasaray Teknik Direktörü Cesare Prandelli dünkü antrenman sonrası basın toplantısı düzenledi. Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın "Devre arasına 7-8 puan farkla gireriz" sözlerinin hatırlatılması üzerine İtalyan teknik adam şu ifadeleri kullandı: "Son haftalara baktığımızda benim kendi gördüğüm tek şey F.Bahçe'ye çok fazla penaltı veriliyor. Puanlar önemli değil, önemli olan 8 hafta sonunda birinci olmamız." "Rakiplerimize 3 gol attığımızda ikinci sıradaki takıma 10 puan fark atacak duruma geliriz. Bu işi yapanın korkmaması gerek. Ama en önemlisi bu işi yaparken de hem kendi fikirlerinize inanmanız, hem de karşınızdaki kişiyi inandırmanız gerek. 20 gündür farklı bir direnç ortaya koyduk. En zor anımızda birlikte olabildiysek bütün sorunlara rağmen yine birlik olup şampiyon olacağız. Büyük taraftarımız, biz, başkanımız, yönetim kurulu herkes bunu istiyor. Biz bir aileyiz ve şampiyonluğa kenetlendik." "Takımlar 3 ya da 4 ayda doğmazlar. Her maç sonrasında takımımızın geliştiğini görüyorum yavaş yavaş. Fiorentina ve İtalya Milli Takımı döneminde Avrupa'nın en iyi defans oyuncuları ile oynadık. Türkiye'deki en büyük sorun bu. Defans futbolcuları geniş alanda oynamayı seviyorlar. Alanları daralttığımızda bunları geliştireceğimize inanıyorum. Bu konuda yola her gün üstüne kata kata devam ediyoruz."
Hürriyet

Beşiktaş Integral Forex, Eurocup D Grubu'ndaki ilk maçında sahasında yenildiği Slovenya'nın Union Olimpija takımı karşısında rövanşı çok farklı aldı, art arda 5. galibiyetine 80-57'lik skorla ulaştı. 6. hafta mücadelesine hızlı başlayan temsilcimiz, iyi savunmasıyla etkili oldu, ilk periyodu 24-14 galip kapadı. Johnson'ın erken faul problemine girmesine rağmen, Bajramovic ile Doğan'dan önemli katkı alan, 4 kısalı sisteme döndüğü anlarda da Broekhoff ile savunmadaki sertliğini koruyan temsilcimiz, hücumda da Lofton ile etkili oldu, devre sonunda 42-30 ile farkı 12 sayıya çıkardı. Ev sahibi, temsilcimize Omic ile yanıt vermeye çalışsa da, baskıyı artırarak rakibini hataya zorlayan ve erken atış kullanmalarını sağlayan Beşiktaş, son çeyreğe de 56-42 üstün giren taraf oldu. Olimpija periyot başında farkı 9 sayıya düşürüp umutlansa da, Lofton ile arka arkaya üçlükler bulmayı sürdüren, Engin'in de skora katkısıyla iyice rahatlayıp, arayı hızla açmayı bilen Beşiktaş Integral Forex, salondan 23 sayı farkla galip ayrıldı ve haftayı lider olarak tamamladı. Öte yandan Euro challenge Cup'taki temsilcilerimizden Uşak Sportif, sahasında konuk ettiği Litvanya'nın Siauliai takımını 79-69 yendi ve 3. maçında 2. galibiyetini elde etti.
Milliyet

Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Biliç, yoğun maç programı ve A Milli Takım hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Hırvat hoca, "Ara transferde 5-6 değil ama 2-3 kaliteli oyuncu bize çok iyi katkı sağlar. Geniş bir kadromuz yok ve 6 haftada 13 maç oynayacağız. İngiltere'de bile böyle bir fikstür yok. Oyuncularım böyle bir tempoya alışkın değil. Bu sebeple çok dikkatli olup, rotasyonu en iyi şekilde ayarlamamız lazım" dedi. 20 takımlı İngiltere'de 1 kulüp 1 sezonda 38 maç yapıyor. Biliç, Volkan Demirel olayına ilişkin, "Bunlara odaklanmıyorum. Önümüzde 13 tane maç var. Ama şu kadarını söyleyeyim, Türk Milli Takımı'nın böyle şeyler yaşıyor olması çok üzücü. Beni de hayal kırıklığına uğratıyor. Yazık oluyor. Zaten zor bir dönemden geçiyorlar ve birliktelik göstermeleri gereken durumda böyle şeyler yaşamaları can sıkıcı. Zor durumda böyle şeylerin yaşanması hem beni, hem onları üzüyor" dedi. Hırvat teknik adam, stadyum arayışlarıyla ilgili, "Yönetime düşüncelerimi daha önce de ilettim. İstanbul takımıyız ve üç günde bir maç yapacağız. Bu yüzden maçlarımızı İstanbul'da oynamalıyız. Sürekli seyahat edecek durumda olmamalıyız" ifadesini kullandı. Öte yandan Biliç, İlhan Cavcav'ın sakal yasağı ile ilgili DHA ve Habertürk muhabirlerine, "Siz bu sakallar ile Ankara'da çalışamazsınız" şeklinde şaka yaptı.
Star

Fenerbahçe Yönetimi, kombine kartlarını iptal ederek Ç.Rizespor maçına almadığı 433 taraftara ikinci bir hak tanıma kararı aldı. Gençlerbirliği maçında takımı protesto edip, "Ersun Yanal" ve "Alex" diye bağıran taraftarların kombine biletlerini iptal ederek Rize maçına almayan Sarı-Lacivertliler, taraftarları tek tek kulübe çağırarak, şartlı biçimde kartlarını iade etmeyi teklif edecek. Maraton Üst H blokta kartları iptal edilen taraftarlara yönetim, "Takımın moralini bozacak, motivasyonunu etkileyecek kötü tezahürat yapmayacağımı bildiririm. Aksi durumda kartımın iptal edilmesini onaylıyorum" sözleşmesini tek tek imzalatmaya çalışacak. Kartını almak isteyen taraftarlar, bu maddeli kağıda imza atarak kombinesine kavuşabilecek, aksi durumda kombine iptali sürecek. Kombinelerin yanı sıra bundan sonra Passolig kart sahiplerine de kartları sözleşme karşılığı teslim edilecek. Ancak kartları teslim edilen taraftarların en küçük olayın içinde oldukları tespit edilirse iptal gerçekleşecek. Tribünde olaylara karıştığı kamera kayıtlarında tespit edilen kişilere ise kartlar kesinlikle verilmeyecek. Tribünle ilgili detaylı çalışma yaptıran yönetim, kamera sayılarını artırma kararı da aldı.
Star
   
--
Yeni Toplum Dergisi - yenitoplumdergisi@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme