24 Kasım 2014 Pazartesi

20 Yıl Sonra Sovyetler Birliği

 

*Özet*

Rusya'nın, Batı ile Ukrayna üzerinde giriştiği mücadele Sovyetler Birliği dönemindeki coğrafyasına yayılma eğilimine girmiştir. Yaşanan kriz, Sovyet Devletlerinin Rusya Yanlısı, Batı Yanlısı ve Tarafsız Kampta yer alanlar olarak üçe ayrılıp, yeni bir kutuplaşma içinegirmelerine de yol açmıştır. Bu ülkelerin pek çoğu bağımsızlıklarını kazandıkları günden beri, ciddi ve sert siyasi, iktisadi ve güvenlik tehditleriyle yüzyüze kalıp, bölgelerinde demografik ve kültürel çeşitli evrimler geçirmiş olmalarına rağmen bu devletlerin genel dış politika eğilimlerinde önemli bir değişiklik olmamıştır..

*Analiz*

1991 sonlarında Sovyetler Birliğinin çökmesiyle 15 yeni ülke ortaya çıkmıştır. Bu ülkelerin bloktan ayrılmaları ve sahip oldukları ortak kurumların ayrışması; ne yumuşak bir geçişle, ne de tüm blokta benzer süreçleri takip edecek şekilde tezahür etmiştir. Sovyetlerin dağılmasını, Moldova- Transdniestria sürtüşmeleri, Ermenistan ile Azerbaycan arasında çatışmalara yol açan Dağlık Karabağ sorunu, GüneyKırgızistan'daki Kırgız-Özbek çatışması ile Gürcistan ve Tacikistan'daki
iç savaşların olduğu, pek çok etnik ve bölgesel çatışma takip etmiştir.

*Merkez Rusya*

Yeni kurulan devletler arasında uzak ara en büyük olanı kuşkusuz Rusya Federasyonu'dur. Rusya Federasyonu'nun Sovyetler Birliğinden çok büyük bir güç ve zenginliği tevarüs etmesi itibarıyla, güvenlik alanında da en fazla sorumluluğun Federasyon'unda olduğu varsayılmaktadır. Rusya Federasyonu; 1991'den sonra Ermenistan, Kırgızistan, Tacikistan, Moldava/Transdnistria, ve Gürcistan'ın (Abhazya ve Güney Osetya üzerinden) da dahil olduğu pek çok Sovyet  Cumhuriyetindeki askeri varlığını –zorla veya anlaşma ile- bugünlere kadar korumuştur.

Diğer yandan, Sovyetler Birliği'nin çökmesinden sonra, özelleştirme süreçlerinin hızlandırılmasına yol açan bir dizi ekonomik kriz ve Kuzey Kafkas Cumhuriyetleri ile toprak çatışmaları gibi ciddi sorunlarla  yüzyüze yaşayan Federasyon, 1990'lar ve 2000'lerin başında zayıf bir halde kalmıştı. 90'lar ve 2000'lerde Avrupa Birliği ve NATO bu fırsatı kaçırmayarak, Rusya'nın etrafında yer alan eski Sovyet ülkelerini içine alıp genişlemesini sürdürmüş, tüm Varşova Paktı ülkeleri ile Baltık ülkeleri 2004'lerin sonuna kadar NATO ve Avrupa Birliğine katılım süreçlerini tamamlamıştır.

2000'lerin ortasından sonuna kadar, Rusya'nın talihi dönmüş, siyaset ve güvenlik cihazları, Başkan Vladimir Putin'in liderliğinde yeniden düzenlenmiştir. Enerji fiyatlarının yükselmesi ile birlikte ekonomi rayına oturtulmuş, Afganistan ve Irak'taki savaşlar nedeniyle Batı ve Amerika'nın dikkatinin dağılmasının yarattığı fırsat kullanılarak, eski Sovyet ülkeleri üzerinde uygulanan politikalar başta olmak üzere, dış politikada manevra yapacak daha büyük alanlar kazanılmıştır. Ağustos 2008'deki Gürcistan savaşı ile Batıyı Gürcistan'dan çıkarırken, Kırgızistan ile Ukrayna'daki renkli devrimleri tersine çevirerek 2010 yılından itibaren Beyaz Rusya ve Kazakistan ile beraber kendi Gümrük Birliği uygulamasını başlatmıştır.

Rusya bu kazanımlarla birlikte "meşru bölgesel güç"statüsünü yeniden elde ederken, eski Sovyet ülkelerine, hatta Avrupa'ya Rusya'nın menfaatlerini dikkate almaları için baskı yapmaya başlamıştır. Rusya'nın attığı bu adımlar; Afganistan ve Irak savaşlarının sona ermesi sürecinde Avrupa ve Amerika'nın, Rusya'nın yeniden yükselişi üzerine kapsamlı bir şekilde eğilmeleri gerektiği sonucuna varmalarına yol açmıştır. Günümüzdeki Rusya-Batı çekişmesi Ukrayna'daki Rusya yanlısı rejime karşı bir ayaklanma ile sonuçlanınca benzer hareketler eski Sovyet coğrafyasına yayılmıştır.**



*Rus Yanlısı Blok * 

Eski Sovyetler Birliğine dahil devletler üzerinde etkili olmak için Rusya ile Batı arasında yoğun bir rekabet yaşanmaktadır. Bu rekabet,Soğuk Savaş'ın bitmesinden beri, her bir alt bölgede ve her bir ülkede ayrı ayrı süren en kızgın olduğu döneme girmiştir. Ancak, ülkeleri genel olarak üç ana kategoride sınıflandırmak mümkün olmaktadır: Birinci grupta Rusya yanlısı ülkeler, ikinci grupta batı
yanlısı ülkeler (bu ülkeler Avrupa Birliği ve NATO üyesi ile batı bloğuna girmeye çalışan ülkelerden oluşmaktadır) ve üçüncü grup ülkelerde ise; herhangi bir ittifakın içine girmekten uzak duran ülkeler
yer almaktadır.

Resmen Rusya kampında yer alan ülkeler: Beyaz Rusya, Ermenistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan'dır. Bu ülkeler, Rusya'nın NATO'ya cevabı ve kendi yönetimindeki askeri blok olan Ortak Güvenlik Anlaşması Örgütünün üyesidirler. Kazakistan ve Beyaz Ru ya aynı zamanda Rusya'nın ekonomik bloğunda da yer almaktadırlar. Gümrük Birliği olarak işleyen ekonomik blok 2015 yılında Ermenistan ve Kırgızistan'ı da içine alıp Avrasya Birliğine dönüşecek ve bu Birliğe büyük ihtimalle Tacikistan da katılacaktır. Bu ülkeler iktisaden, siyaseten ve güvenlik noktasından Rusya ile bütünleşmiş ve Batı ile anlamlı bir işbirliğine girmekten kaçınmaktadırlar.

Bu ülkelerdeki Rusya odaklılık toplumlarının derinlerine kadar nüfuz etmiştir. Halkın büyük bir kısmı Rus medyasının yaygın ve baskın olmasının da etkisiyle Rus yanlısı bir yaklaşımla Batıya kuşkuyla
bakmaktadır. Pek çoğu için Ukrayna krizi sonucunda bu bakış daha da pekişmiştir. Rusya'nın ülkedeki pozisyonu haklı bulunurken, Batı Ukrayna'daki hükümete karşı gayrı meşru darbenin kışkırtıcısı olarak suçlanmaktadır.

Gerçek nostalji olan eski Sovyetler Birliği Rusya yanlısı blok için esas unsurdur. Bu durum şehirlerdeki eski Sovyet isimlerinin varlığından, pek çok meydandaki Lenin Heykellerinin yerli yerinde durmasına ve günlük hayatta genel olarak Rusça konuşulmasına kadar var olan tutum ve davranışlardan anlaşılabilmektedir. Bu Sovyet yanlısı semboller yalnızca ideolojik veya kültürel nedenlere dayanmamaktadır, ekonomik temelleri de vardır. Toplumun ekseriyeti ve bazı durumlarda tüm şehirler, Sovyetler zamanında büyük bir istikrar ve refah içinde olduklarından bu durum neden Rusya ile bütünleşmek istediklerine bir izah getirmektedir.
*Batı Yanlısı Blok*

Eski Sovyetler Birliği içinde yer almış olan ikinci grup ülkeler- Batıya yönelenler- kendi içinde iki ana gruba ayrılabilir: Hali hazırda Avrupa Birliği ve NATO'ya dahil olan ülkeler (Baltık Devletleri, Estonya, Litvanya ve Letonya) ve Avrupa Birliği ve NATO'ya dahil olarak Batı Blokunda yer almak üzere çaba gösteren ülkeler. (Ukrayna, Moldova, Gürcistan) Tüm bu ülkelerin Rusya ile veya Rusya yanlısı güçlerle toprak uzlaşmazlıkları vardır ki; bu durum siyasal destek ve güvenlik sağlamak üzere Batı'yı daha fazla arkalarına alma ihtiyacını artırmaktadır. Ukrayna Krizi Rusya yanlısı ülkeleri Rusya'ya daha da yaklaştırırken, Batı yanlısı ülkelerdeki korkuyu artırmış ve Batı'dan daha büyük bir
destek beklentisi içinde girmelerine sebep olmuştur.

Bu ülkelerde Rus dili kullanımı, Rusya yanlısı ülkelerdeki kullanıma oranla oldukça düşüktür. Bu ülkelerdeki yetişkin ve yaşlı insanlar ile az sayıdaki etnik Ruslar Sovyet dönemi eğitiminin bir sonucu olarak Rusça konuşmaya devam etmektedirler. Yerel diller çok daha önem kazanmakta ve yeni nesil arasında Rusça konuşma alışkanlığı hızla azalmaktadır. Halk arasında da Sovyet dönemine daha az önem verilmekte Lenin heykellerine, Rus tarzı sokak donanımına, Rus tarzı müze ve binalara mesela Riga ve Tiflis gibi şehirlerde artık rastlanmamaktadır.
Kuşkusuz bu durumların istisnaları da vardır. Bu gruptaki her bir ülkede etnik olarak Rus olanların dışında da Rusya yanlısı insanlar yaşamaktadır. Baltık devletlerinin tümü etnik olarak Ruslara hitap eden ve Moskova ile daha yakın ilişkiler kurmak isteyen siyasal partilere sahiptir. Moldova'da Komünist Parti ve Rusya'ya daha yakın duran Gagavuzya, Ukrayna'da Rusya yanlısı bölgeler Donetsk ve Lugansk ile Rusya yanlılarının desteği ile ilhak edilen Kırım bulunmaktadır. Yine de bu ülkelerde yaşan insanların çoğu kendi kaderlerini Rusya'dan ziyade Batı ile birleştirme istemektedir.

*Tarafsız Blok *

Son olarak, Sovyetler Birliğinden ayrılan ülkeler arasında bağlantısız ülkeler de bulunmaktadır: Azerbaycan, Özbekistan ve Türkmenistan. Bu ülkelerin bağlantısız olması belki de tesadüf değildir. Her üç ülke de kendi kararlarını bağımsız bir şekilde almalarına ekonomik olarak destek olan ve politikada daha geniş manevra alanları sağlayan büyük enerji rezervlerine sahiptirler. (Rusya yanlısı Kazakistan da önemli bir enerji üreticisi olmakla birlikte, Rusya ile oldukça uzun ve açık sınırlara ve
önemli bir etnik-Rus azınlık gruba sahiptir.) Tarafsız Blokta yer alan her bir ülkenin enerji yoluyla hem Rusya ile hem de diğer ülkelerle iktisadi ilişkileri vardır. (Azerbaycan'ın Türkiye ve Avrupa ile,
Özbekistan ve Türkmenistan'ın Çin ile) Her biri askeri ittifaklardan uzak durmakta ve kendi topraklarında yabancı askerlerin bulunmasına izin vermemektedir. Özbekistan, 2005 yılında Andican kalkışmasını bastırmasındaki tavrını Batı'nın eleştirmesi üzerine Afganistan'a destek ve birlik nakliyesinde kullanılan NATO üssünü de kapatmıştı.

Her üç ülke de toplumsal düzeyde çok sağlam bir milli kimlik oluşturarak, Rusya ve Sovyet çevresinden kültür ve dil olarak uzaklaşmıştır. Toplumlardaki daha yaşlı olanlar ve entellektüeller halen Rusçayı anlamakta, fakat yerel diller çok daha sıklıkta kullanılmaktadır. Sovyetleri sembolize eden eserlerin tamamen kaldırılmış olması yanında, Batının kültürel etkisi de; merkezileştirilmiş otoriter rejimlerin doğası gereğince sınırlı kalmaktadır. Bu ülkeler Rusya ve Batı ile dikkatli bir şekilde sürdürdükleri ilişkilerin varlığına rağmen, hem siyaseten hem de kültürel olarak kendi yollarına gitmeyi tercih etmektedirler.

*Değişim ihtimali *

Kuşkusuz ki bu üç grupta yer alan ülkelerin tamamı aynı şekilde davranmamakta ve dış güçlerle kurulan ittifaklar ve var olan ittifaklarının genişletilmesi için aynı yoldan yürümemektedirler. (veya
ittifak oluşturmamakta) Yine de her üç grupta yer alan ülkelerin bugün takındıkları tavırları değiştirilemez değildir. Sovyetler Birliği'nin çökmesinden sonra geçen onlarca yıl içinde pek çok eski Sovyet devleti ittifaklarında ve dış politikalarında değişikliğe gitmişlerdir. Ukrayna, geçtiğimiz on yıl içinde Batı ile Rusya arasında defalarca gidip gelen politikaları ile buna, belki de en iyi örnektir.

Eski Sovyetler Birliğinin geleceği muhtemelen farklı olacak. Ukrayna krizi Batı-Odaklı blok ile Rusya-Odaklı ülkeler arasındaki kutuplaşmayı artırırken, hiçbir ülkenin içinde bulunduğu blok sonsuza kadar aynı kalmayacak kuşkusuz. Mesela Batı yanlısı Moldova, ülke içindeki politik bölünme ve zayıf ekonomik yapısı nedeniyle tam aksi yönde bir adım atabilir veya tarafsız ülkeler bloğuna dahil olabilir. Gürcistan'da da halk arasında Batı ile bütünleşme hususunda geniş bir fikir birliği vardır, fakat Rusya'nın sunduğu ekonomik fırsatlar ve batıdan sağlam bir ekonomik destek gelmemesi halktaki batı yanlısı heyecanı azaltmaktadır. Aynı şekilde Ukrayna özelinde de Batı destekli gösteriler ve ülkenin doğusundaki ayrılıkçılara Rusya'nın verdiği desteğin etkisi ile doğan
durum sonucunda Batı ile bütünleşme konusundaki çabalarından tümüyle vazgeçebilir.

Rusya'ya çok yakından bağlı olan ülkeler de kendi politikalarında sabit değildirler. Beyaz Rusya daha önce batı ile flört etmişti. Bunun yanında, Başkan Aleksandr Lukasenko kendi ülkesinde de Ukrayna'da uygulanan senaryonun bir benzerinin uygulanmaya konulmasından endişe etmektedir ki; bu da Minsk'i daha tedbirli olmaya iterek, Avrupa ile olan ilişkilerden uzak durmasına yol açmaktadır. Bağımsızlığından beri Nursultan Nazarbayev tarafından yönetilen Kazakistan ise, Rusya ile bütünleşme konusunda dikkatli bir politik yaklaşım içindedir. Ancak, Nazarbayev'in görevden ayrılmasıyla (muhtemelen ölmesiyle gerçekleşecektir) Kazakistan dış politikasında genel bir değişiklik görülebilecektir. Kırgızistan ve Tacikistan da ülkelerindeki politik ve ekonomik zaafların engellemesiyle Rusya için sallantıdaki ortaklardır.

Tarafsız blokta yer alan ülkeler güvenlik ve siyasi konularda muhtemelen bağlantısız kalmaya devam edecekler. Yine de Rusya ile var olan enerji bağlarını kuvvetlendirebilir veya bölgedeki büyük jeopolitik şartlara bağlı olarak Moskova'dan kendilerini uzak tutup diğer ülkelerle daha çok enerji anlaşması yapabilirler.

Gelecekte Rusya'nın kendisinde de önemli dönüşümlerin olduğu görülecektir. Ülke Slav kökenlilerin nüfuslarındaki azalma ile ciddi bir demografik tehdit ile yüz yüze kalacak, yalnızca Kuzey Kafkasya ve Ural Bölgelerinde yaşayan Müslüman nüfusun artışı devam edecektir. Rusya'nın siyasal geleceği de uzun süredir iktidarda kalan Başkan Vladimir Putin'in yerine kimin geçeceği noktasında belirsizdir. Ayrıca Kremlin'in kimin kontrolüne geçeceğine bağlı olmaksızın Avrupa'nın uzun vadede
Rusya'dan enerji almayı sona erdirme denemeleriyle birlikte Rusya ekonomisinin muhtemelen ciddi güçlüklerle yüz yüze kalacağı gerçeğidir.
Rusya'nın kültürel etkileri de Sovyetler zamanı hafızalarına sahip olmayan yeni nesiller yaygınlaştıkça zayıflayacak ve Rusya yanlısı olan ülkeler dahil tüm Sovyet ülkelerinde Rusça konuşulması azaldıkça azalacaktır.

İktisaden ve siyaseten zayıflamasına rağmen, Rusya yine de yakın çevresini yönlendirecek güç olarak varlığını devam ettirecektir. Rusya Sovyet dönemindeki kadar güçlü olarak kalmasa da, bölgenin en güçlü oyuncusu ve çevre ülkelerde politik oyun kurucu olarak varlığını korumaktadır. Eski Sovyet devletlerinde önemli değişimlerin yaşanacağına kuşku yoksa da, orta vadede Rusya'nın bölgedeki belirleyici etkisinin devam edeceğine de kuşku yoktur.

--
Yeni Toplum Dergisi - yenitoplumdergisi@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme