24 Kasım 2014 Pazartesi

24.11.2014 Genel Gündem



24.11.2014

GÜNDEM

Tekme Silen Bilirkişiye 3 Yıl Hapis İstemi
Eskişehir'de Gezi eylemleri sırasında, üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz'ın (19) dövülerek öldürülmesine ilişkin görüntüleri, kurtarması gerekirken iki kez silen bilirkişi Serkan Uğurluoğlu hakkında 'gerçeğe aykırı bilirkişilik' suçlamasıyla bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilmesi istemiyle iddianame düzenlendi. Olay sırasında kayıt yapmadığı iddia edilen Harman Ermek Fırını'nın güvenlik kamerası harddiski, bilirkişi atanan Osmangazi Üniversitesi Bilgi İşlem Daire Başkanı Serkan Uğurluoğlu'na verilmiş, Uğurluoğlu da 26 Haziran 2013'te, "Fırına ait diskin içeriğinde bir veri tespit edilememiş, disk boş olarak görülmüştür" raporu vermişti. Ardından aynı harddisk, Jandarma Kriminal Dairesi'ne gönderilmiş, olmadığı söylenen görüntüler, kurtarılmıştı. Jandarma, kayıtların 4 kez silindiğini de bildirmişti. Kayıtların ilk olarak 6 Haziran 2013'te, Korkmaz'ı akrabalarıyla birlikte yere düşürüp tekmeleyen fırıncı İsmail Koyuncu tarafından iki kez "formatlama" yoluyla silindiği ve ertesi gün polise verildiği saptanmıştı. 3'üncü ve 4'üncü silme işlemlerinin ise 21 ve 22 Haziran'da yapıldığı belirlenmişti. Harddiskin bu tarihte, bilirkişi sıfatıyla görevlendirilen Uğurluoğlu'nda olduğu, görüntüleri kurtarması istenen bilirkişinin 'formatlama' yoluyla silme işlemi yaptığı ortaya çıkmıştı. İfadesi alınan Uğurluoğlu, "Görüntüleri açmak için çalıştığını ancak başaramadığını, format atmadığını, veri kurtarma programlarıyla aldığı imaj üzerinde çalışma yaptığını, imaj üzerinde bu görüntüleri elde edemeyince disk üzerinde veri kurtarma programlarıyla çalıştığını" söyledi. Kayıtları silmek istese veriler üzerinde yeni kayıt yapabileceğini savunan Uğurluoğlu, diskleri 'Encase' ve 'SFrorensis' programı ile imaj alarak içeriklerini araştırdığını, silinmiş dosya olması ihtimaline karşılık veri araması yaptığını ve diskin Jandarma'ya gönderilmesi yönünde öneride bulunduğunu anlattı. Savcı Hasan Ali Erkan, "Bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaada bulunduğunu ve görevinin gereğini yerine getirdiği sırada gerekli özeni göstermediğini" belirterek 11 Kasım'da iddianame düzenledi. Eskişehir 6. Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderilen iddianamede, Uğurluoğlu hakkında TCK'nın 276. maddesine göre 'Gerçeğe aykırı bilirkişilik' iddiasıyla bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası isteniyor.
Hürriyet


Biden'dan Semavi Tur!
İstanbul'daki son gününde Fener Rum Patrikhanesi'ni ziyaret eden ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, ardından eşi Jill Biden'la Süleymaniye Camii'ni gezdi ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, dün İstanbul ziyaretinin son gününde Fener Rum Patrikhanesi ile Süleymaniye Camii'ni ziyaret etti. Patrikhanede yaklaşık 1.5 saat geçiren Biden, Patrik Bartholomeos ile baş başa bir görüşme de gerçekleştirdi. ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, İstanbul'daki ziyaretinin son gününde ilk olarak Fener Rum Patrikhanesi'ni ziyaret etti. Biden'in gelişi öncesi patrikhane çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alındı. Amerikan gizli servisinden iki polis bina çatılarını kontrol etti. Bomba uzmanı köpeklerle patrikhane çevresinde arama yapıldı. Patrikhaneye saat 11.45 civarında giriş yapen Biden'ı kapıda Fener Rum Patriği Bartholomeos karşıladı. Patrik ile bir süre baş başa görüştüğü öğrenilen Biden'a eşi Jill Biden da eşlik etti. Biden, yaklaşık 1.5 saat süren görüşmenin ardından eşi ile Aya Yorgi Kilisesi'ni gezip mum yaktı. Biden çifti patrikhane ziyaretinin ardından Süleymaniye Camii'ne geçti. Çift, el ele tutuşarak cami avlusuna girdi. Ziyaret sırasında alınan sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle bazı özel harekat görevlileri minarelerde konuşlandı. Biden'ın eşi Jill Biden'ın başını siyah bir şal ile örttüğü görüldü. Ziyaret nedeniyle öğle namazının ardından camiye girişler yasaklandı. Yasak nedeniyle camiye giremeyen yeni evli bir çift bu duruma tepki gösterdi. Camiden el ele çıkan Biden çifti cami çıkışında basın mensuplarına el salladı. Ziyaretin ardından ABD'ye gitmek üzere Atatürk Havalimanı'na geçen Biden ve eşini, Devlet Konukevi'nden ABD Konsolosluk çalışanları ve diğer yetkililer uğurladı. Biden, yolculuk öncesi kendisini uğurlamaya gelenlerle uçağın altında toplu fotoğraf çektirdi. Bazı görevlilerin ise telefonlarına sarılarak Biden ile selfie çekmeye çalıştığı görüldü. Uçağa binmeden önce kendisini karşılayanlara el sallayarak asker selamı veren Biden, daha sonra uçağa binerek Türkiye'den ayrıldı. Biden, resmi twitter hesabından dün sabah Fener Ortodoks Rum Patriği 1. Bartholomeos'u ziyaretine ilişkin bir fotoğrafı paylaştı. Biden mesjında, Bartholomeos için Evrensel Patrik anlamına gelen Ekümenik ifadesini kullandı
Milliyet

Paralel Ağlarla Ördü Afrika'yı Dört Baştan!
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ekvator Ginesi'nde düzenlenen 2'nci Türkiye- Afrika Ortaklık Zirvesi'ne katılarak Paralel Yapı'nın 'kara kıtada'ki faaliyetlerine karşı liderleri uyarmıştı. Wikileaks'te yayınlanan istihbarat belgeleri de 'derin örgüt'ün ne denli tehlike arz ettiğini ortaya koyuyor. Belgeler arasında; CIA'in gölge düşünce kuruluşu STRATFOR'un hazırladığı rapor son derece çarpıcı. İşte Paralel Yapı'nın Afrika ağı 23 Ağustos 2010 tarihli Stratfor yazışmalarında, Gülen'in 35 ayrı Afrika ülkesinde özel okulu olduğu bilgisi yer alıyor. Okullardaki öğretmenlerin de Gülen'in hedefleri doğrultusunda çizilen amaç için bu ülkelere geldikleri anlatılıyor. Bu okullardan mezun olan çocukların eğitim sıkıntısı çeken ülkelerde yüksek mevkilere geldikleri vurgulanan belgelerde; Gülen'in diplomasi, mühendislik, ekonomi ve güvenlik gibi alanlarda yeni nesiller yarattığı ifade ediliyor. Yazışmalarda bazı Gülencilerin, okullarda okuyan yerel siyasetçilerin çocukları aracılığıyla yabancı hükümetlerle yakın ilişki kurdukları belirtiliyor. Afrika ülkelerindeki gazetelere ve Gülen yapılanmasının Afrika'daki etkinliğini konu alan araştırmalara bakıldığında ağa ilişkin detaylar da ortaya çıkıyor. Etiyopya'da yayımlanan 'Addis Fortune' adlı ekonomi gazetesinde 13 Eylül 2009'da dönemin Ticaret ve Endüstri Bakanı Girma Birru'nun açıklamaları yer alıyor. Birru, TUSKON'un kurduğu 'ticaret köprüsü' projesinde ülkesinde bulunan 4 Türk okulunun müdürlerinin kendisine eşlik ettiğini söylüyor. İslam İşbirliği Teşkilatı'nın New York Ofisi'nde çalışan ve Paralel Yapı'nın Amerika'daki faaliyetlerinde bulunan Mehmet Kalyoncu bir makalesinde, Kenya'daki ilk Cemaat okulunun 1998'de açıldığını ve ülkede 6 Gülen okulu olduğunu yazıyor. Işık Akademisi adı altındaki bu okulların Nairobi'deki şubesinde 350, Mombasa'da ise 250 öğrencinin bulunduğu bilgisine yer veriliyor. Ömeriye Vakfı adı altında da Kenya, Uganda ve Tanzanya'da hastaneler kurulmasının planlandığı aktarılıyor. 23 Şubat 2012 tarihinde Paralel Yapı'nın yayın organı Today's Zaman'a demeç veren Libya Yüksek Eğitim Bakanı Naim Ghariani, Türk girişimlerin 10 milyon doları aşkın yatırımla ülkesinde 27 eğitim girişiminde bulunduklarını anlatıyor. 15 Ağustos 2011'de 'hizmetmovement' (hizmet hareketi) adlı blog haber sitesinde 800 öğrencinin Madagaskar Adası'ndaki 3 Türk okulunda eğitim alacağı haberini veriyor.
Akşam

EKONOMİ

Gram Altın 85, 7550-85, 8575                            
ABD Doları 2, 2209-2, 2230/  Euro 2, 7534-2, 7558/ İngiliz Sterlini 3, 4760-3, 4820               

İzlanda'yı Geçtiler!
Sayıları her geçen yıl artan atanamayan öğretmen sayısının 320 bin nüfuslu İzlanda'yı geçerek, 330 bine ulaştı. Her fırsatta eylem yaparak seslerini duyurmaya çalışan sayısının 330 bini bulduğu ifade edilen atanamayan öğretmenler Türkiye'de 'ücretli polis','ücretli hâkim, savcı','ücretli doktor' uygulaması olmadığı halde eğitimde devam eden bu uygulamanın kangrene dönüştüğünü hatırlattı. Eğitim ve fen edebiyat fakültelerinin her yıl mezun vermeye devam ettiği bu yığılmanın önüne geçilebilmesi için üniversitelere öğrenci alımının azaltılması, ücretli öğretmenliğe son verilmesi, emekliliği gelmiş eğitimcilerin ayrılması istendi. Yıllardan bu yana hayalini kurdukları göreve başlayacakları günü beklediklerini ifade eden atanamayan öğretmenler, 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde içlerinin buruk olduğunu söyledi. Atanamayan öğretmenler mesleklerini yapamamaktan, yakınırken, KPSS'de 80 puan alan arkadaşlarının bile görevlendirilmediğini, diğer branşlarda 60 puan alanların bile işe alındığını anlattı. Türk Eğitim Sen verilerine göre, Türkiye'de özellikle branş öğretmenleri konusunda ciddi sıkıntı bulunuyor.
Hürriyet

Sahte Hapı Yutuyoruz!
Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'nun hazırladığı ikinci ilaç raporuna göre, 2013 yılında bakanlık uzmanlarının emniyet birimleri ile yaptıkları denetimlerde 51 bin 596 adet ile 7 bin 348 kutu sahte ilaç ele geçirildi. 2013'te vatandaş ilaca elden 109 milyon milyon öderken, SGK 787 milyon lira ödedi. SGK en çok kalp ilaçlarını, özel sigortalar ise vitaminleri karşıladı. Ekonomik Değerlendirmeler Daire Başkanlığı'nın raporda şu ayrıntılara yer verildi: "Hasta bazında yurtdışından Türk Eczacıları Birliği'nce (TEB) temin edilen ve bedeli kamu tarafından ödenen ilaçların bütçesinin 2014 yılı sonu itibarıyla 1.2 milyar lirayı aşacağı öngörülüyor. Bu açıdan TEB, Türkiye ilaç sektöründe en yüksek ciro hacmine sahip kuruluşu. Ülkemizde en çok antibiyotik, tansiyon, ağrı kesici ve mide ilacı satılıyor. SGK en çok kalp ilaçlarını, özel sigortalar ise vitaminleri karşılıyor. 2012 yılında ülke genelinde toplamda satılan ilk 20 ilacın yüzde 89.29'u SGK, yüzde 0.98'i özel sigortalarca karşılandı ve yüzde 9.74'ü elden satış olarak gerçekleşti. 2013 yılında ise ilaçların yüzde 84.64'ü SGK, yüzde 1.18'i özel sigorta tarafından karşılanırken, yüzde 14.17'si elden satıldı. Kutu bazında 2012 yılında tüketicinin elden ödediği tutar 75 milyon 900 bin 186 lira, SGK tarafından karşılanan tutar 758 milyon 524 bin 942 lira ve özel sigorta tarafından karşılanan tutar 12 milyon 560 bin 458 lira. 2013 yılında ise tüketicinin elden ödediği tutar 109 milyon 878 bin 979 lira, SGK tarafından karşılanan tutar 787 milyon 183 bin 807 lira ve özel sigorta tarafından karşılanan tutar 14 milyon 128 bin 832 lira. Dünyada toplam ilaç harcamalarının 2012 yılından itibaren 205-235 milyar dolarlık artışla 2017 yılında 1 trilyon doların üzerine çıkacağı tahmin ediliyor. 2013 yılında Emniyet Genel Müdürlüğü Güvenlik Dairesi'nce yapılan 135 operasyonda, sahte olduğu tespit edilen 51 bin 596 adet ve 7 bin 348 kutu ilaç ele geçirildi. Bunlar arasında antikanser ilaçlar, antibiyotikler, cinsel gücü arttırıcı ve zayıflatıcı ürünler sahte ve yasa dışı yollarla dağıtımı yapılmaya çalışılan ilaçlar arasında bulunuyor. 2005'ten bu yana ele geçirilen sahte ilaçların oranında yüzde 400'lük bir artış olması bu suç aktivitesindeki inanılmaz büyümeyi gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre sanayileşmiş ülkelerde yasal zincirle pazarda olan sahte ilaç hacmi yüzde bir olurken, oran Asya ve Afrika'da yüzde 30'a varıyor."
Hürriyet

Trafik Sigortasında 1.7 Milyar TL Zarar
Sigortacılar, trafik sigortasında primleri artırsalar da zarardan kurtulamadılar. Sigorta şirketleri, 2014'ün 9 ayında, trafik sigortasından toplam 1.7 milyar TL zarar etti. Sigortacılar, ocak-eylül döneminde, 11 milyon 211 bin 570 adet trafik poliçesi satarak, karşılığında 3.6 milyar TL prim topladı. Aynı dönemde toplam hasar tutarı ise 5.3 milyar TL oldu. Toplam hasarın 2.4 milyarını ödeyen sigorta şirketleri, trafik sigortasından 2.8 milyar TL daha hasar ödemesi yapacak. Şirketler, bu yılın ocak-haziran döneminde ise trafik sigortasından 1.8 milyar TL zarar etmişlerdi. Bu yılın 9 ayında zararın yükselmesinin nedeni ise ölüm ve sakatlık tazminatlarındaki artış oldu. Sigortacılar toplam 5.3 milyar liralık hasarın 3.3 milyar lirasını vefat ve sakatlık tazminatı olarak ödedi. Maddi hasar toplamı ise 1.8 milyar TL olarak gerçekleşti. Sigortacılar aynı dönemde en çok hasarı ise otomobillere ödedi. 6.8 milyon adet poliçe karşılığında 1.6 milyar lira prim toplayan şirketler, otomobiller için toplam 2.6 milyar lira hasar ödeyince, 1 milyar liraya yakın zarar açıkladılar. Otomobillerde toplam hasarın 1.5 milyarı ise vefat ve sakatlık tazminatından oluştu. 2014'ün 9 aylık dönemine yönelik açıklanan verilere göre trafikte sigortasız araç sayısı da ortaya çıktı. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK), verilerine göre eylül ayında trafiğe kayıtlı araç sayısı 18 milyon 616 bin 82 adet oldu. Aynı dönemde sigortalı araç sayısı ise 11 milyon 211 bin 570 adet oldu. Bu da, 7.4 milyondan fazla aracın trafikte sigortasız dolaştığını ortaya koydu.
Hürriyet

50 Bankanın Varlığı 187 Ülkeye Bedel
İstihdam, bilanço ve ölçek değerleriyle, küresel piyasalardaki ağırlıklarıyla sistemi domine bankacılık devlerinin toplam varlıkları, ülke ekonomileriyle yarışıyor. 2014 yılı rakamlarıyla dünyanın en büyük 50 bankasının toplam varlığı 70.5 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor. Çin'in 10, ABD'nin 6, İngiltere, Fransa ve Japonya'nın 5'er, Avustralya'nın 4, Almanya ve Kanada'nın 3'er, İspanya, İtalya, İsviçre ve Hollanda'nın 2'şer, İsveç'in ise 1 bankasının yer aldığı listede Türk bankası yok. Öte yandan 187 ülkenin GSYH toplamı da, 76.8 trilyon dolar civarında bulunuyor. Yani dünyanın en büyük 50 bankasının toplam varlığı, 187 ülkenin GSYH'sini karşılayacak büyüklüğe ulaşmış görünüyor. Bu arada en büyük bankalar sıralamasında birinci olan Bank of China (ICBC), 3.2 trilyon dolar varlığa sahip. Tuvalu, Kiribati, Marshall Adaları, Palau, Mikronezya, Sao Tome, gibi ülkelerin başı çektiği dünyanın en fakir 129 ülkesinin toplam milli geliri de, yaklaşık 3.2 trilyon dolar civarında seyrediyor. Dolayısıyla ICBC, tek başına 129 ülkenin bir yıllık yurt içi hasılasını karşılayabiliyor.
Türkiye

Teröre Giden 350 Milyar $'I Artık Kalkınmaya Harcayalım
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, çözüm süreciyle terörün bitirilmesinin hedeflendiğini belirterek, "Terör için harcanan kaynakları kalkınmaya harcarsak önemli bir güç haline geleceğiz" dedi. Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde partisinin kongresinde konuşan Şimşek Türkiye'nin kritik coğrafyada bulunduğunu hatırlatarak, "Böyle bir ortamda siyasi istikrar hayati bir önem taşıyor. Etrafımızdaki sorunların bize de sirayet etmemesi için çok çalışmamız lazım" dedi. Türkiye'nin şimdiye kadar terörle mücadeleye 350 milyar dolar harcadığının altını çizen Şimşek, çözüm sürecinin başarıya ulaşması halinde bu kaynakların eğitime, sağlığa, kalkınmaya harcanacağını belirterek şöyle konuştu: "Çözüm sürecinin hedefi, terörü bitirmektir. Biz, tek vatan içinde ülkemizi birlik ve beraberlikle geleceğe taşımak istiyoruz. Türkiye, sorunları çözmek zorundadır. Biz bu sorunları demokratik yollardan çözersek güçlenir ve dünyaya ilham kaynağı oluruz."
Milliyet

Turizmciler 300 Milyon Gencin Peşine Düştü
2023 yılında 50 milyon turist ve 50 milyar dolarlık turizm gelirine ulaşmayı hedefleyen Türkiye, dünyada sayıları 300 milyonu bulan ve 320 milyar dolarlık gelir yaratan 7 ile 27 yaş grubu arasındaki 'genç turisti' çekmek için kolları sıvadı.Türkiye Seyahat Acentaları Birliği'nin (TÜRSAB) 'Gençlik Turizmi 2015 Raporu'na göre, 2013 yılında 33.8 milyon kişi olan, Türkiye'ye gelen yabancı ziyaretçi sayısı içerisinde yaşları 7 ile 27 arasında bulunan genç turistin sayısı 8.5 milyona ulaştı. Bununla birlikte yurt içi seyahatlerin de yüzde 25'ini gençler gerçekleştirdi. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) verilerine göre dünyada 1 milyar kişiyi aşan turistlerin yüzde 20'sini gençler oluşturuyor. Yani yaklaşık 200 milyon genç, eğlenmek, dinlenmek, öğrenmek ve keşfetmek için seyahate çıkıyor. Bu sayının çok değil, 6 yıl sonra 100 milyon kişi daha artarak 300 milyonu, yaptıkları harcamanın ise 320 milyar doları aşması bekleniyor. Böyle olunca da Türkiye başta olmak üzere birçok ülke gençleri kendine çekmek için özel projeler üretmeye başladı. Günümüzde sosyal medyayı ve çevrelerini daha etkin kullanan gençlerin Türk turizmi hakkındaki olumlu görüşlerinin toplam turist pazarına da yansıyacağını belirten Ulusoy "Bu nedenle gençlik turizmine daha çok ağırlık vermemiz gerekiyor. Türkiye'ye gelen toplam 34 milyon yabancı turistin 8.5 milyonunu oluşturan genç turist rakamını daha yukarıya taşımalıyız" diye konuştu.
Star

Piyasanın Altını Oyacak Mı?
Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında faizleri değiştirmedi, aynı bıraktı. Benzer şekilde derecelendirme kuruluşu S&P de Cuma günkü açıklamasında görünüm ve notumuzu aynen korundu. Yapılan açıklamada; süregelen dış dengesizliklerin Türkiye'nin büyüme potansiyeli üzerinde sınırlayıcı etki yapmaya devam ettiği ve özel sektörün yüksek açık döviz pozisyonuna dikkat çekildi. Kredi notunun görünümünün negatif kalmasının nedeni olarak 2015'te de Türkiye'nin dış finansmana bağımlı olmasının yaratacağı aşağı yönlü riskler gösterilmiş. Açıklamadan; bir yandan petrol fiyatlarındaki gerilemenin ekonomideki yeniden dengelenme sürecine katkı sağlayacağı, diğer yandan da bunun tek başına görünüm/ not değişimine yeterli olmayacağı anlaşılıyor. Her ne kadar finansal parametrelerin bir kısmı aynı kalsa da geçtiğimiz hafta gerek ekonomi, gerekse siyasi açıdan hareketli geçti. Başbakan Davutoğlu'nun Irak Başbakanı Haydar elİbadi ile bir araya gelmesi, Kuzey Irak petrollerinin ihracı konusunda gerek Irak içinde gerekse de Türkiye üzerinden ihracı ile ilgili olarak yaşanan sorunların önemli ölçüde aşıldığı anlaşılıyor. Kuzey Irak Kürt Bölgesi'nden yapılan ihracatın Türkiye tarafından satın alınma aşamasına gelinmesi her iki hatta üç taraf için de iyi bir haber. Ancak el-İbadi'nin Irak için terörist sayılan isimlerin iadesi meselesi bu konunun "yumuşak karnını" oluşturuyor. Önümüzdeki günlerde nasıl adımlar atılacağı, bölgedeki siyasi geleceği yakından ilgilendiriyor.
Vatan

Jeopolitik Riskler İhracat Faktoringine Talebi Patlattı
Ekonomik durgunluk, küresel piyasalardaki belirsizlik ve yurt dışı pazarlardaki jeopolitik riskler faktoringe olan talebi patlattı. İç ve dış ticarette vadeli satış yapan şirketlerin her türlü mal ve hizmet satışından doğan alacaklarının bir nevi teminatı olan faktoringde işlem hacmi 2014 yılının ilk yarısında yüzde 22 artarak 51.5 milyar liraya ulaştı. Garanti Faktoring Genel Müdürü Hulki Kara özellikle ihracat tarafında bu ürünü kullanan müşteri sayısının her geçen gün arttığını vurgularken, sektörün 2015 yılında hem aktif hem ciroda yüzde 15 oranında büyüyeceği tahmininde bulundu. Talepteki artışa rağmen hâlâ faktoringin ticarette sağladığı faydaların yeterince bilinmediğini belirten Kara, "Bugüne kadar ihracat faktoringini çok iyi bilen ve kullanan bir müşteri grubu var. Biz bu müşterilerin yanına yeni müşterileri de eklemeyi hedefliyoruz. Maalesef bu ürünün tüm avantajları, garanti ve tahsilat hizmeti konusunda firmalara getirdiği kolaylıklar henüz tam olarak bilinmiyor. Özellikle Anadolu'daki ihracat potansiyeli yüksek olan şehirleri ziyaret ederek işleyişi anlatıyoruz. Her geçen gün de ilginin arttığını görüyoruz" dedi. Türkiye'nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 60'ının mal mukabili olarak gerçekleştiğini belirten Hulki Kara, şunları söyledi: "İhracat faktoringiyle müşterilerimize tahsilat ve garanti hizmeti dışında firmalara yeni girecekleri pazarlarla ilgili olarak bilgi desteği de sağlıyoruz. Talep gelen pazarlar ülkemiz ihracatının dağılımına benzerlik gösteriyor. Avrupa ve Ortadoğu ülkeleri ağırlık kazanıyor."
Akşam

DÜNYA

Son Anda Kurtarıldılar
Türkiye'ye sığınan Suriye ve Iraklı sığınmacıları İtalya'ya götürme vaadiyle Mersin'den önceki gün yola çıkan Tanzanya bandıralı Haj Zaher adlı kuru yük gemisi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) açıklarında batma tehlikesi geçirdi. İnsan tacirlerinin kişi başı 6 bin dolar (13 bin 330 TL) karşılığında gemiye aldığı 235 mülteci Türkiye ve KKTC sahil güvenlik güçlerinin müdahalesiyle Girne'ye çıkarıldı. Mülteciler sağlık kontrollerinin ardından özel bir feribotla Mersin'e geri gönderildi. Mülteci krizi, Türkiye ile KKTC arasındaki sularla önceki akşam başladı. İnsan tacirlerinin küçük botlarla Mersin açıklarında bekleyen Haj Zaher adlı gemiye taşıdığı, 216'sı Suriyeli, 19'u ise, Iraklı Ezidi toplam 235 mülteci İtalya'ya gitme umuduyla yola çıktı. Ancak gemi, Girne'nin 10 deniz mili açığında arızalandı ve SOS yardım sinyali yayınladı. Mürettebat daha sonra, mültecilerle yaşanan tartışmanın ardından gemiyi terketti. Gemi, yüksekliği 3 metreyi bulan dalgaların arasında kıyıya doğru sürüklenmeye başladı. SOS sinyalini alan Mersin'de konuşlu TCSG Umut adlı sahil güvenlik arama kurtarma gemisi ile KKTC sahil güvenlik komutanlığına bağlı 3 bot, geminin imdadına koştu. Girne'nin Esentepe sahil kasabasının 500 metre açığında kayalara çarpma tehlikesi geçiren mülteci gemisine 5 askeri personel çıkarak kontrolü aldı. Sahil güvenlik komutanlığının kurtarma gemisine halatlarla bağlanan gemi, Girne Limanı'na çekildi. Geminin ön bölümünde İtalya açıklarına ulaşması halinde yardım gelmesi için kırmızı boyayla "We want Red Cross" (Kızılhaç'tan yardım istiyoruz) yazıyordu. Gemiden 2'si hamile 31 kadın ve 47 çocuğun da aralarında bulunduğu 235 mülteci çıktı. 157 erkek mülteci arasında ordudan kaçarak Türkiye'ye sığınan Suriyeli eski askerlerin de bulunduğu ileri sürüldü. Mülteciler Girne'de bir spor salonuna götürülerek sağlık kontrolünden geçirildi. Ardından dün akşam saatlerinde sahil güvenlik gemileri eşliğinde özel bir feribotla Mersin'e geri gönderildi.
Hürriyet

Irak'ta Işid'e Karşı Topyekûn Silahlanma
Irak Başbakanı Haydar El-Abadi'nin, Enbar vilayetine hava desteğinin sağlanması ve IŞİD örgütüne karşı mücadele veren halkın silahlandırılması talimatı verdiği belirtildi. Enbar'ın merkezi Ramadi kentinde, hükümet dairelerinin yer aldığı bölgede emniyet güçleriyle IŞİD arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı belirtildi. IŞİD militanlarının bölgedeki Ed-Delim kabilesine ait evleri ele geçirdiği ve Ramadi kentinin merkezine doğru ilerlediğini kaydetti. Irak ordusu, Ramadi'nin iki gün önce IŞİD tarafından kuşatılmasının ardından Cumartesi günü bölgeye askeri operasyon başlatmıştı. Diyala'nın Celavle kasabasının IŞİD'in kontrolünden kurtarıldığı ve Peşmerge güçlerinin kontrolüne geçtiğini bildirildi. Peşmergelerin, Irak ordu birlikleri ve Bedir Tugaylarıyla es-Sadiye'ye doğru ilerledikleri belirtildi. Irak Parlamentosu Savunma ve Güvenlik Komisyonu Başkanı Hakim ez-Zamili, koalisyon güçlerinin IŞİD'e karşı yürütülen savaşta ciddi olmadığını savundu. Zamili ayrıca Musul ve Telafer ilçesinde IŞİD'e uçakla silah desteği sağlandığını iddia etti.
Star

İsrail Kurşunu Yine Yetim Bıraktı
İsrail'in Gazze Şeridi'de 7 Temmuz'da başlattığı 51 gün süren ve ateşkesle sonuçlanan kanlı saldırıların ardından, İsrail askerleri dün yeniden Gazze Şeridi'nde kan döktü. Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, Filistinli Fadl Muhammed Halava'nın (32), İsrail askerinin açtığı ateş sonucu hayatını kaybettiğini belirtti. Bu arada,Yahudi yerleşimcilerin Ramallah yakınlarında Filistinlilere ait bir evi ateşe verdiği bildirildi. Evde çıkan yangında ölen ya da yaralanan olmadı. Batı Şeria'nın, Nablus kentinde İsraillilere ait bir araca ateş açılmasının ardından ise kentin girişinin kapatıldığı bildirildi. Öte yandan, Yahudi işgalcilerin, İsrail polisinin korumasında Mescid-i Aksa Külliyesi'ne girmesi gerginliğe neden oldu. Yaklaşık 70 kişiden oluşan bir grup Yahudi işgalci, İsrail güçlerinin koruması altında Mescid-i Aksa avlusuna girdi. İçerdeki Müslümanlar, söz konusu ihlale tekbir getirerek, tepki gösterdi.
Star

Işid'e Karşı Vur-Kaç Taktiği
ABD'nin Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) militanlarına karşı yürüttüğü operasyonlara bugüne kadar sadece Irak'taki hava saldırılarında destek verdiği düşünülen İngiltere'nin, bölgede haftalardır kara operasyonları düzenlediği ortaya çıktı. Mail on Sunday gazetesine konuşan İngiliz Savunma Bakanlığı kaynakları, ordunun özel harekat birimi olan SAS komandolarının 1 aydır Irak topraklarında IŞİD militanlarına 'vur-kaç' saldırıları düzenlediğini belirtti. Daha önce IŞİD'in elindeki ABD'li ve İngiliz rehinelerin infazlarından sorumlu tutulan 'Cihatçı John' lakaplı İngiliz militanın yerinin belirlenmesi için bölgeye gönderildikleri açıklanan SAS komandolarının, Irak'ın kuzey ve orta vilayetlerinde belirlenen IŞİD hedeflerine baskınlar gerçekleştirdikleri söyleniyor. İngiliz Hava Kuvvetleri'ne ait insansız hava araçları (İHA) bölgedeki IŞİD hedeflerinin koordinatlarını komandolara iletiyor. Bölgedeki gizli üslerde konuşlanan komandolar daha sonra Chinook tipi nakliye helikopterleriyle hedef bölgesine götürülüyor. Hedefe yakın bir noktada bırakılan komandolar, daha sonra ATV tipi araçlarla militanların bulunduğu noktaya geliyor. Araçlara takılan ağır makineli silahlar ve keskin nişancı tüfekleriyle militanlara sürpriz saldırı düzenleyen komandolar daha sonra bölgeden ayrılıyor. Askeri kaynaklar, komandoların bu tarz saldırılarda her gece ortalama 8 militan öldürdüklerini, IŞİD'in son bir ayda bu şekilde 200'ü aşkın üyesini kaybettiğini vurguluyor. Militanların 'vur-kaç' saldırıları nedeniyle büyük moral çöküntüsü yaşadığı belirtiliyor.
Vatan

'Irkçı' Yasaya Kabine Onayı
İsrail kabinesi, 'Yahudi halkının ulus devleti olarak öngören' yasa tasarısını onayladı. Yasanın yürürlüğe girmesi için parlamentodan onay alması gerekiyor, ancak bu haliyle bile Arap kökenli vatandaşların ve Filistinlilerin tepkisini çekeceğine kesin gözüyle bakılıyor. Başbakan Netanyahu'nun, sağcı partilerin desteğiyle hazırladığı yasa tasarısına koalisyon ortaklarından da tepki var. Son olarak Adalet Bakanı Tzipi Livni, tasarının "İsrail'in Yahudi karakterinin, demokratik değerlerinin önüne geçmesi" anlamına geleceği vurgulamıştı. Yasa tasarısı, 1948'de ilan edilen 'Bağımsızlık Bildirgesi'nde "Yahudi ve demokratik" olarak nitelendirilen İsrail devletinin, "Yahudi kimliğini" ön plana çıkarmayı hedefliyor. Tasarı Arapça'yı resmi dil olmaktan da çıkarıyor. İsrail nüfusunun yüzde 20'sini oluşturan Araplar tasarıya şiddetle karşı çıkıyor.
Vatan

ALMANYA'DAN İBRETLİK YÜZLEŞME
Almanya'da 1998-2011 arasında 8'i Türk 10 kişinin katledildiği seri cinayetlere ilişkin ihmal ve ayrıntılar, Almanya Federal Meclisi'nin hazırladığı raporun bir örneğinin Başbakanlık Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'na gönderilmesiyle ortaya çıktı. AKŞAM'ın ulaştığı raporun, Almanya güvenlik ve yargı sistemini yerden yere vuran sonuç bölümü özetle şöyle: Nasyonal Sosyalist terör grubu (NSU) tarafından işlenen cinayet ve saldırı serisi, sadece suçların boyutundan ötürü yas ve sarsıntıya neden olmadı. Eyalet ve devlet güvenlik makamları, planlanarak uygulanan suçları engelleyememiş, zamanında aydınlatamamıştır. Kurbanların ve yakınlarının soruşturmalar boyunca zan altında tutulmaları da utanç ve hayret nedeni olmuştur. Faillerin bulunamamış olması, Alman güvenlik ve soruşturma makamlarının utanç verici bir yenilgisidir. Alman güvenlik makamlarına karşı duyulan güven büyük kayba uğramıştır. NSU'nun insanı hor gören ideolojisinin kurbanı olan herkese karşı sorumluyuz.
Akşam

POLİTİKA

Dersim'e Kışla Yerine Müze
Başbakan Ahmet Davutoğlu, merakla beklenen Tunceli ziyaretinde müze sözü verdi ve ayrımcılığa izin vermeyeceğini söyledi. Tunceli Üniversitesi'ndeki konuşmasında, Dersim'in isminin değiştirilmesi gibi, kendi köyünün de adının değiştirildiğini belirten Davutoğlu, özetle şöyle konuştu: "Ben buraya Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak geldim ama aynı zamanda vicdan sahibi sıradan bir Anadolu insanı olarak geldim. Gerektiğinde özür dileme erdemini de göstermeliyiz. Vicdanımızın kabul etmediği bir şeyi devletimizin de kabul edemeyeceğini düşünüyorum." "Geçmişte ben de bazı hareketlere katıldım. Anam rahmetli 'aman oğlum öne çıkma' derdi. Bir korkunun işareti. Aynen Aleviliği saklamak gibi. Artık saklanma zamanı değil. Herkesin onurla gururla farklılıklarını dile getirme zamanıdır. Benim Hacı Bektaş konuşmamdan sonra 'eski yaraları deşmesek' deniyor. Herkesin acısı kendisine olmasın. Bunu Dersimlilere sormak lazım. Acıları açıp ortada bırakamayız. O yaraları saracağız." "Oğlumu benden sonra asın diye yalvaran bir babanın (Seyit Rıza'nın) göz önünde oğlunu asan bir zihniyet zalim bir zihniyettir. Biz yüzleşiyoruz ve söylüyoruz. Size zulmedildi ve ayıp edildi. Bizim için etnik ve mezhepsel temelli hiçbir tehdit unsur yoktur. Devlet milleti adam etmek için yoktur. Devlet millete hizmet etmek için vardır." "Bakanlar kurulumuzda bir Zaza arkadaşımız var ve gurur duyuyoruz. Cevdet Bey'le bir gün bile ne onun zihninden ne de benim zihnimden etnik kökenimiz geçmiştir. Geçmişin yanlışlarını sahiplenmek fayda getirmez ama geçmişin yanlışlarından kin üretmek de fayda getirmez. Şu anda Başbakan olmayıp da hep planladığım gibi akademisyen olsaydım Alevi İslam'ın temsilcileriyle, Kürt halkının temsilcileriyle buluşup 'acaba bu ülkenin geleceği nasıl olacak' diye konuşmayı isterdim."
Vatan
"Ben Devleti Davutoğlu'ndan Daha İyi Tanırım"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Antalya'da partisinin bölge toplantısı öncesi Konyaaltı'nda uğradığı emekliler kahvesinde Başbakan Ahmet Davutoğlu'nu eleştirdi. Kılıçdaroğlu, gazetecilerin sorusu üzerine MİT'in CHP'yi karıştırmakla görevlendirildiği iddiasına değindi. CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen'in "CHP yeterince karışık, MİT'e ihtiyaç var mı?" diye espri yaptığını ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: "Anlaşılıyor ki sayın Davutoğlu'nun espri zekası fazla gelişmemiş. Espriyi zeki insanlar üretir. CHP milletvekillerinin MİT tarafından fişlendiğini gösteren belgeler gazetelerde yayımlandı. Kendisi o dönem Dışişleri Bakanı'ydı. Eğer bunu görmediyse, bunu sorgulamadıysa büyük bir hata yapmış. MİT hangi gerekçeyle CHP'li milletvekillerini fişliyor? 'Efendim bunun belgesini göstersin.' Belgesi gazetelerde yayımlandı. Daha ne yapalım?" Bu durumu rüşvetin belgesinin aranmasına benzeten CHP lideri Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: "Davutoğlu kendisi beni ziyarete geldi. Dışişleri Bakanı'yken, Musul Başkonsolosluğu'nda 49 yurttaş rehine olarak tutulurken. Ben kendisine şu bilgiyi verdim. Sayın Başkonsolos, kendisi (Ahmet Davutoğlu) Washington'daydı, Dışişleri Bakanlığı'nı arıyor, 'Teslim mi olalım mücadele mi edelim?' Dışişleri Bakanı Başbakanı arıyor, AK Parti Genel Merkezi'ndeki toplantıda. O da 'Evet' diyor, 'Teslim olun.' Bunun belgesi yok. Ben bunu Davutoğlu'na anlattım. Bir bürokrat, o sırada Davutoğlu'yla gelen bürokrat 'O telefonu ben ettim' dedi. Belge mi istiyor benden. Ben devleti ondan iyi bilirim. Devletin nasıl çalıştığını bilirim." Başbakan Davutoğlu'nun kendilerini MİT'i yıpratmaya çalışmakla itham ettiğini belirten Kemal Kılıçdaroğlu, "Bir kurumu yıpratmanın temel nedeni o kurumun yasa dışı çalışmasına imkan sağlamaktır. MİT'in içerisindeki bir grup AKP'ye hizmet ediyor" dedi. CHP'ye oy veren köylere hizmet götürülmediği iddiasında da bulunan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: "Bırakın MİT'i. Biz bunları biliyoruz. Ben devleti ondan iyi tanırım. O devleti bilmez, tanımaz, ayakları yere basmaz, ne söylediğini bilmez. Gerçekten de üzülerek söylüyorum ama karikatür gibi adam. Kendisiyle yaptığım özel toplantıda hangi bilgileri, hangi duyarlılıklarla aldığımı ona kendim söyledim. Önündeki kamu görevlisi 'O telefonu ben ettim' diye söyledi. Onun haberi yoktu ama benim haberim vardı. Ben bu devlete 27.5 yılımı verdim. Devlet nasıl çalışır, mekanizmalar nasıl çalışır çok iyi bilirim."
Vatan
"İmralı Tutanaklarını Açıklayalım O Zaman"
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Bursa'da Atatürk Spor Salonu'nda düzenlenen HDP Bursa İl Kongresi'nde konuştu. Çözüm sürecinden bahseden Demirtaş, hükümet kanadından bazı isimledrin diyalogun yeniden başlamasından rahatsız olduğunu öne sürdü. Demirtaş şöyle dedi: "Saldırılar, hakaretler, tehditler, haksızlıklar oldu ama yılmadık, bıkmadık. Yüzlerce, binlerce yıl da geçse barıştan vazgeçemeyiz. Hükümet cephesinden bazıları herhalde bu görüşme trafiğinin yeniden başlamasından rahatsız olacak ki; tahrik etmeye çalışıyorlar. Sayın Arınç'a buradan hatırlatmak istiyorum; yaşınızı başınızı almış bir siyasetçisiniz, ergen çocuklar gençler gibi öfkeli konuşmanın anlamı var mı? Üstelik hükümet sözcüsüsünüz. Başbakan yapmadılar sizi ne yapalım; bu da bizim sorunumuz değil. Çözüm sürecinden sorumluluğu elinden aldılar, iyice öfkelenmiş durumdasın. Neredeyse çıkacak 'çözüm sürecine gerek yok' diyecek noktaya gelmiş. Hükümet kendi içinde bu çelişkileri çözmelidir. "Sekreterya ve bir gözlemci güç oluşturulması ve heyetlerin genişleyerek İmralı'ya Sayın Öcalan'la görüşmeye gitmesi bir mutabakattır" diyen Demirtaş şöyle devam etti: "Ama hükümet sözcüsü kalkmış diyor ki; 'ortada bir uzlaşma anlaşma yok.' HDP kafasından uyduruyormuş. Görüşme tutanaklarını açıklayalım o zaman, İmralı'da ne konuşulmuş açıklayalım. Hükümet olarak 'orada konuşulanlar bizi ilgilendirmiyor' diyorsanız, ortada bir aldatmaca var demek ki. Kendi aranızdaki bu çelişmeleri bırakın artık." Sürecin şeffaf olması gerektiğini yineleyen Demirtaş şunları söyledi: "Kusura bakmayın süreç aleni olacak, açık olacak. Ne konuştuysak halk bilecek. Kürt de bilecek, Türk de bilecek. Herkes bilecek ki kimse kimseyi kandıramasın, aldatma olmasın ama gizli kapaklı, kapalı kapılar ardında süreç yürütmenin imkanı yoktur. Bu saatten sonra barış için ama hakiki bir barış için, samimi bir barış için kimse kimseye şart koşmasın. Özellikle de HDP'ye diz çöktürmeye çalışanlar, böyle barış olmaz."
Vatan

SPOR

Galatasaray'da futbolun patronu olan Başkan Yardımcısı Abdurrahim Albayrak, Cesare Prandelli ile yollarını ayırmak istediklerini artık açık açık söylemeye başladı, desteğini çekti. Sky 360'daki Telegol programına bağlanan Albayrak'ın konuşmasından satır başları şöyle: Galatasaraylı taraftar yerden göğe kadar haklıdır. Şu şartlarda Prandelli'nin arkasında kalmam zor. İçim kan ağlıyor. Eski yönetim Prandelli'ye gerçekleştirilemeyecek sözler vermiş. Vaat edilenler inanılmaz. Mukavelesine baksanız kafayı yersiniz. Sözleşmesinde çok ağır maddeler var. Mancini hayatımda tanıdığım en dürüst insanlardan biri. 1 kuruş para almadan gitmiş. ("Prandelli ile yollar ayrılacak mı?" sorusuna) Bize Ocak ayına kadar zaman verin. Takıma giremeyen oyuıncuları satacağız. Bu gidenlerin ardından tasarruf yapacağız ve 1-2 oyuncu alacağız. Ocakta birkaç yıldız alınacak. Yıldız futbolcu satmayacağız. Oynamayanlar gidecek. Dün (Önceki) akşam çok ciddi bir acı çektik. Bundan sonra böyle olmayacak. Bunu net bir şekilde garanti ediyorum. Sneijder'i Ali Dürüst oynatmadı gibi bir şey söz konusu değil. Kadroyu gördükten sonra moralim çok bozuldu. Ali Dürüst bana 'Ne oldu? dedi. 'Bu kadroyla bu maçı alamayız' dedim. Biz kadroya karışamayız. Taraftarlarımızın hepsinden özür diliyorum. Taraftarımız Sneijder oynayacak diye kombine alıyor, kaliteli futbol için kombine alıyor. Sneijder ile sözleşme uzatacağız. Kendisi ile konuştuk. Ne demek küstürmek. Böyle bir şey söz konusu değil.
Milliyet

NBA maçını anımsatan derbide Galatasaray Liv Hospital, Beşiktaş İntegral Forex'i 100-94 mağlup etti. 2 gün önce 2 uzatmalı Kızılyıldız maçından galibiyetle çıkan Cim-Bom, karşılaşmaya fırtına gibi başladı ve ilk çeyreği 33-17 önde kapattı. İkinci çeyrekte de hız kesmeyen G.Saray, Sinan Güler'in üçlükleriyle soyunma odasına 61-40 üstün gitti. 3. çeyrekte Hollanda ve Bierkhoff farkı indirmeye çalıştı ve final periyoduna 79-62 Galatasaray önde girdi. Beşiktaş, son çeyreğe iyi başladı ve 7- 0'lık seriyle farkı 10'a indirdi. Ardından Ender'in sportmenlik dışı faul ve teknik faul almasıyla birlikte Kartal, son 2 dakika kala farkı 4'e indirdi: 89-85. Ancak Galatasaray sürpize izin vermedi ve karşılaşmayı 100-94 kazanmasını bildi. Sarı-Kırmızılılar'da 29 sayı kaydeden Sinan Güler maçın yıldızı oldu. Beşiktaş'ta Lofton 20, Holland, Bierkhoff ve Armstron 16'şar sayı atması mağlubiyete engel olamadı.
Star

Beşiktaş, Kasımpaşa'yı yıktı: 2-0. 1'de Babel ortaya çıkardı, Adem penaltı noktası üzerinden net fırsatı kaçırdı. 5'te sağdan Sosa ortaladı, Dembe Ba altı pastan kafayı vurdu, Isaksson müthiş çıkardı. 15'te Adem uzaktan şansını denedi ama sonuç alamadı. 18'de Sosa son çizgiye inip ortaladı, top Isaksson'da kaldı. 22'de Tunay'ın şutunda Cenk'i geçen topu çizgiden Necip çıkardı. 28'de 19 yaşındaki Mert, ceza alanı içinde Ersan'a faul yaptı. Kazanılan penaltıyı Demba Ba gole çevirdi: 1-0 38'de Castro çaprazdan sert vurdu, Cenk kurtardı. 45'te kullanılan serbest atışta Necip'in kafayla aşırdığı topu Demba Ba ağlara yolladı: 2-0. 49'da Adem'in kafa şutunda top Cenk'te kaldı. 54'te Scarione altı pastan topu dışarı attı. 57'de Adem'in serbest atışında top az farkla auta çıktı. 64'te Motta ceza alanında yerde kaldı, hakem oyunu devam ettirdi. 77'de Babel vurdu, direkten döndü. 86'da Ba altıpastan topu dışarı attı.
Star


--
Yeni Toplum Dergisi - yenitoplumdergisi@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme