4 Kasım 2014 Salı

Putin'den Vazgeçilebilir Mi?

Vladimir Putin'in ayrılmasından sonra; Rusya karanlık bir kaosa mı yuvarlanacak? Putin sonrasında ülkenin kaosa sürükleneceği yıllar boyunca Putin propagandası ile beyinleri yıkanmış Ruslar tarafından gerçekten düşünülüyor olabilir, ancak aynı düşünceyi Amerikalı uzmanlar dile getirirse bu herkes için ciddi bir sürpriz ve hayal kırıklığı oluyor.
Amerikalı uzmanlardan Julia IOFTE  The New Republic'teki yazısında "Liberal muhalefetin zayıflığını ve Putin'e doğrudan bağlı güvenlik cihazlarının gücünü dikkate aldığımızda, düşünülmesi bile zor olan Putin'in ayrılmasından endişe etmemek, zorlu günlerin geleceğini öngörememekle eş anlamlı olacaktır" diyor. Benzer şekilde Forbes'ten Mark ADOMANİS de "Eğer Birleşik Devletler Putin'den kurtulmaya karar verirse, Putin sonrasında neler olacağını kontrol etme imkanı olmadığını da bilmelidir" diye mevcut tehdidi kendince ortaya koyuyor.  Yukarıda sorduğumuz sorunun karşılanması hakikaten oldukça derinden cevap çıkarılması gibi zor bir iş mi?

Uluslararası politika çok dinamik bir aktivitedir. Sürekli olarak yeniden konumlanma, senaryo hazırlamak gerekir, her konuda ve her ihtimalde, iyimser ve kötümser senaryolar birlikte. Kimi zaman bir senaryo çekmeceden çıkarılarak önce dillendirilir sonra uygulamaya konulur, kimi zamanda diğeri. Bunu da uluslarası toplumun içinde bulunduğu algı sorunsalı belirler. Mesela, Almanya Şansölyesi Angela Merkel bu kez iyimser senaryoyu dillendirerek Rusya'nın 140 milyondan fazla yurttaşının "başka bir dünya'da yaşamayan" herhangi birisi ile başkanlarını değiştirebilme kabiliyetinde olmaları gerektirdiğini söylüyerek Almanya ve müttefikleri noktaısnda bay Putin için bir alarm zili çalıyor.
Putin sonrası Rusya'dan korkan analistler argümanlarını şu üç noktada toplayarak;
1) Putin, tüm bağımsız kurumları tahrip ederek, ülkede sayıları sürekli artan güvenlik cihazları başta olmak üzere, tüm güç merkezlerini dengede tutan tek arabulucu olarak bırakmıştır. Bu durum, Putin'in ayrılması ile herşeyden önce Kremlin'de bir kriz yaratacaktır.
 2) Ülkeyi faşist bir rejime dönüştürmek üzere hazır bekleyen oldukça hevesli ve iyi organize olmuş aşırı milliyetçileri engeleyen tek kişi yine de Putin'dir,
3) Tamamıyla kişi rejimi haline dönüştürülmüş bir sistemin, demokratik bir yapıya dönüşmesi oldukça ender rastlanan bir durum olduğundan elma ile elmayı (Putin'in yerine benzer birini getirmek) değiştirmek için bir neden yoktur, diyorlar.  
Şimdi bu argümanları tek tek ele alarak gerçekliklerine bir parça daha yakından bakacak olursak, aşağıdaki değerlendirmeleri yapmak zorunda hissediyoruz kendimizi.
Öncelikle; Putin'in 15 yıldan fazla süren iktidarı boyunca siyasal sistemi başarılı bir şekilde otokratik bir yapıya dönüştürdüğünü, siyasal partileri tahrip edip liderlerini hapsederek toplumsal taban bulmalarının önüne geçtiğini ve Rus halkının siyasete ilgi duymasını sınırlandırdığını dikkate almalıyız. Otokratikleşme süreci boyunca şekli bir oy verme işlemi dışında siyasal katılma kanalları tümü ile tıkanmış Rus halkı ile devlet otoritesini kullanan yetkililer arasında ciddi bir boşluk oluşmuştur. Böylesi sürelerin işlediği tüm yapılarda olduğu gibi, bu boşluğu; kitleler ile seçkinler arasında ciddi bir kurum haline dönüşen "yabancılaşma" doldurmuştur. (Bu kavramı tam da Marx'ın tanımladığı anlamda kullanıyorum)
Yabancılaşma'nın veri olduğu bu durumda bile, Putin gitmesi Rusya'yı bir kaosa sürüklemeyebilir. Günümüzdeki Rus toplumunda var olduğunu hepimizin bildiği bir veya daha fazla sayıdaki siyaseten başarılı grup gücünü artırabilir ki bunların başında Liberal beyaz-yakalı muhalefet hareketi gelmektedir. Şimdilik en başarılı muhalefer harekeri gibi görünen Liberal muhalif hareketin dışında başka bir toplumsal grup geçtiğimiz 20 yıl içinde (bunların 2011-2102 protesto gösterilerinde başardıkları gibi) 100.000, 200.000 kişinin katıldığı protesto gösterileri düzenlemeyi başaramamıştır. Bu grup; Moskova Belediye Başkanlığı için geçen yıl yapılan seçimlerde 630.000 Moskova'lının muhalif aday Alexei Navalny'ye oy vermelerini sağlamıştır.   
Rus toplumunun çok hareketsiz olan çoğunluğunun, aşırı milliyetçi grupların ortaya çıkmasını engelleyen en önemli emniyet sübabı olduğunu da dikkate almalıyız. Pek çok Rus, televizyonda duyduğu fikirleri benimseyerek, bunları kendi fikriymiş gibi tekrar edebilir. Belki de tarih boyunca yaptığı devrimlerin kendi aleyhine sonuçlanması tecrübesi ile bu fikre sarılarak bunun için ayağa kalkmaz. Ayrıca, Rus kamuoyundaki fikirlerin yön değiştirmesi  bu hususu teyit etmiştir. Mesela; Ukrayna'ya askeri bir hareket yapılmasına verdikleri  destek medya'daki propaganda yoğunluğunun düşürülmesine paralel olarak Şubat'tan Temmuz'a % 20 azalmıştır.
İkinci olarak; radikal milliyetçilerin iktidarı ele geçirmesi ihtimali aşırı derecede abartılı bir varsayımdır. Bir önceki paragrafta belirttiğimiz gibi, Ukrayna'daki ayrılıkçılara Rus toplumunun verdiği desteğin artış ve azalışı radikal milliyetçi duygular açısından da bir ölçü oluşturmaktadır. Özel sohbetlerde; hatta milliyetçilerle yapılan sohbetlerde direnişçilerin mağlup olması durumunda bunun Rusya'da bir karşılığı olacağından endişe ettiklerini dile getiriyorlar. Sovyet sonrası toplumun pasifliği ve şekilsizliği milliyetçi bir hareketlenmeyi gerçekten önlüyor ve nerede ise imkansız kılıyor.  
Ruslar "Rusya Ruslarındır" fikrine güçlü bir şekilde sarılsa da bu fikrin demokratik sivil kurumlar tarafından yumuşatılmış haline de karşı çıkmıyorlar. Milliyetçi duyguların ve etnik tansiyonu yükselmesine daha önceki yazılarımızda ele aldığımız üzere esas olarak Orta Asya'dan Rusya'ya yönelen illegal kitlesel göç oluşturuyor. Ilaveten bu göçün önlenmesine yönelik oldukça zayıf tedbirler alınması işi daha da kızıştıryor. Bu kitlesel göçün Rusya'nın Orta Asya stratejisinin bir parçası olduğunu hatırlayalım. Kitlesel göçle ilgili Navalny tarafından demokratik bir çözüm önerilmiş (Navalny'nin önerisi Orta Asya'ya konulacak göç vizesinin uygulanmasından ibarettir) ve başkan adayına geçen yıl yapılan mahalli idare seçiminde ilave bir destek verilmesini sağlamıştır. Hiçbir radikal milliyetçi bugünün Rusya'sına kendince verdiği destekten çok daha fazlasını gerektirecek bir hareketin içine girmekten hoşlanmamaktadır.   
Üçüncü olarak; iyice kişiselleştirilmiş Putin'vari bir diktatörlükte gücün demokratik ellere aktarılmasını sağlayacak mekanizmalar kuşkusuz ki yoktur. Ancak bu demek değildir ki yeni siyasal yapı Putin'in aynısı veya daha kötüsü olacak. Mesela Çavuşesku'nun Romanya'sını ele alalım. Romanya Stalin tarzı bir otokrasi altında inlerken, Çavuşesku'nun siyasal yapısı 1989'da aniden çökmüş,.(bu hareket sonuç olarak siyasal elitlerin gelmiş olduğu yol ayrımının toplum tarafından desteklenmesidir) ve hemen bir demokrasi sonucu vermemekle birlikte Romanya'da demokrasinin altyapısını inşa etmiştir. Bugünün Romanya'sı çok mükemmel olmasa da siyaseten istikrarlı ve göreli olarak da demokratik bir ülkedir.  Putin'in gitmesi sonrasının tufan olacağını varsaymak için çok geçerli bir neden yoktur doğrusu.  
Şahsa bağlı sistemler zor değişir olmalarına rağmen dış şoklara dayanıksız olduğunu not edelim. Kötü ekonomik şartlar bu sistemleri özellikle tehdit eder, çünkü işbaşındakiler seçkinlerin ve seçmenlerin sadakatini iyi ekonomik şartlar sağlayarak satın aldıkları için, bu harcayacakları paradan mahrum kalmış olurlar.  
Diğer yandan ilginç bir şekilde, son zamanlarda Rus elitlerinin kendi aralarında da bir bölünme sürecinin başladığını gördük. Geçen hafta Ekonomik Kalkınma Bakan Yardımcısı Sergei Belyakov Facebook'tan bir mesaj yayınlayarak mevcut hükümetin almış olduğu "emeklilik fonlarının devlet bütçesi içinde kullanılması" kararına verdiği destek dolayısıyla halktan özür diledi ve hemen ertesi gün de görevden alındı ki; bu olay Rusya'daki sosyal medyada çok yoğun bir şekilde tartışma konusu edildi. Özellikle bu seviyedeki bir devlet görevlisinin halktan özür dilemesi görülmüş bir şey değildi çünkü.
Son olarak; Novaya Gazeta'nın 11 Ağustos tarihli sayısında (Sayısı çok azalmış olan bağımsız gazetelerden biridir) yüksek seviyeli Rus yetkililer ile bakanların oligarklarla yaptıkları özel bir toplantıdaki tartışmalarından sızan bir haberi yayınladı. Toplantıdakiler, Kırım futbol takımının Rus ligine dahil edilip edilmemesinı ve dahil edilmesi durumunda şahıslarına karşı uygulanması muhtemel müeyyideler kapsamına girmeden bunu nasıl başarabilecekleri tartışıyorlardı.
"Putin'in kararlarına" sadakatlerini göstermekle birlikte, oligarkların bazıları, Rus yetkililer tarafından alınan kararlar dolayısıyla gelirlerindeki kayıpları ve varıklarının değerinin düşmesinden duydukları hoşnutsuzluğu güçlü bir şekilde dile getiriyorlar. Şurası muhakkak ki yalnızca birkaç aydır uygulanmakta olan müeyyideler Kremlin yanlısı daire içinde ilave bir gerilimin oluşmasına yol açtı bile.
Eğer mevcut trend devam ederse, iktidarın el değiştirmesi süreci  aşağıda anlatıldığı gibi gerçekleşebilir.  
Kremlin yanlısı elitlerin gerilim ve mutsuzlukları artacak ve bunu Rusya'daki beyaz yakalı sınıfının yeni bir hareketlenmesi takip edecektir. (müeyyidelerin en güçlü şekilde vurduğu ve Putin'in kendi koyduğu yasaklardan en çok etkilenen sosyal katman)
Daha önceden de hoşnutsuz olmuş elitler hoşnutsuzluğun toplumda yaygınlaşmasını güç ve imkanlarını birleştirerek; belediye, valilik, yerel parlamentolar gibi yerler için kendi siyasal adaylarını ortaya çıkarmak üzere, ciddi bir şekilde fırsat bekliyorlar. Putin, Rus toplumunun değişik kesimlerinde sahip olduğu populariteyi kaybetmeye devam ederken, seçkinler; Rus iş dünyası, ılımlılar ve Batı için üzerinde uzlaşılabilecek (mesela eski maliye bakanı Alexei Kudrin gibi) kendi adaylarını arıyorlar. Şüphesiz ki; Kremlin yanlısı elitler arasında muhalif olmak için oldukça korkak ve oldukça kişiliksiz olduklarını veri olarak Kabul ettiğimiz bir durumda tüm süreçlerin çok yavaş ve aşamalı olarak işleyeceği de muhakkaktır. Fakat yukarıda anlattıklarımız Rusya'da gücün el değiştirmesi için bize daha umutlu senaryolar hazırlamamız için de imkan sağlıyor.
Rusya'da liderliğin el değiştirmesi için bir başka neden de çok benmerkezli bir diktatörlüğün tabiatında var olan kişisel konuların daima büyük sorunlar haline gelmesidir. Hatta daha da kötüsü, Rusya bir başka otokrat tarafından yönetilmeye devam ederse, bu otokrat için Putin'in umursamadığı bir dünya düzeni de olmayacak üstelik.
15.09.2014
 Yeni Toplum Dergisi - yenitoplumdergisi@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme