24 Aralık 2014 Çarşamba

24.12.2014 Genel Gündem


 24.12.2014

GÜNDEM
Para Ve Altınlarını Bavulla Geri Aldı!
İş adamı Rıza Sarraf’ın elemanı olan Abdullah Habbani’ye, “17 aralık yolsuzluk ve rüşvet” operasyonlarında el konulan paraları 55 bin TL faiziyle birlikte iade edildi. 2 avukat ve 2 korumasıyla adliyeye gelen Habbani, önce emanet savcısına giderek gerekli evraklara imzalarını attı. Daha sonra adli emanete inen Habbani, 12.00’de 2 kilo külçe altınını aldı. Habbani altınlarını aldığı sırada emanet savcısı İbrahim Çiçek de eşlik etti. Habbani daha sonra 12.05’de adliyenin “D” blok eksi 2’nci katında bulunan Vakıfbank Şubesi’ne de avukatı ve korumalarıyla sıraya girdi. Korumalar valizi ve sırt çantasını taşırken, Habbani ise bir süre sonra avukatıyla birlikte banka içindeki banklarda oturdu. 12.28’de banka görevlisi, Habbani ve avukatını gerekli işlemler yapmak için çağırdı. Öğle tatili nedeniyle 12.29’da banka kepenkleri yarıya indirilirken, 12.45’de de Habbani, 2 avukatı ve 2 koruması banka çıktı. Habbani ve avukatıyla konuşarak önden ilerlerken, 2 korumada içi para dolu valiz ve sırt çantasıyla peşlerinden bir süre yürüdü. “Gazetecinin paranızı aldınız ne söylemek istersiniz?” sorusuna ise Habbani, “Sağol, konuşmak istemiyorum” diye cevap verdi ve adliyenin zemin katında bulunan otoparkı kullanarak adliyeden ayrıldı.
Vatan


Ab Bakanı: İlişki Bu Şekilde Yürümez
AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, ‘Yerel Düzeyde AB Çalışmalarına Yönelik Kapasitenin Güçlendirilmesi Eylem Planı’na ilişkin basın toplantısı düzenledi. Bozkır, 14 Aralık operasyonua AB’nin tepkisine değinerek, şöyle konuştu: “Türkiye’nin AB süreci Türkiye’nin ileriye gitmesine yönelik bir hedeftir. Türkiye’nin bundan vazgeçmesi hiçbir zaman söz konusu olmamıştır. Bundan sonra da olmayacaktır. Türkiye ile AB ilişkisi bu şekilde yürüyemez. Türkiye’nin gerçekten bu ilişkinini yürümesinde yeni modalitelerin saptanmasına ihtiyacı olduğunu belirtiyoruz. Öncelikle birbirimize saygı duyacağız. ‘Ben bir kağıt hazırlıyorum. Bunu size gönderiyorum Bunu uygulayın.’ Bu şekilde bir ilişki söz konusu değildir. Burada bir amir memur ilişkisi yoktur. İlişkini karşılıklı saygıya dayalı olması lazım. Her iki tarafın da bu sürecin devam etmesine yönelik adımları ataması gerekir. AB’de çeşitli kişi ve kurumlarından pazar sabahı konuya vakıf olmayan bildirilerin olmasını ben şahsen kabul edemiyorum. Fasıl açamayan AB. Dolayısıyla biz işimize bakıyoruz. Türkiye’nin standartlarını yükseltmeye çalışıyoruz. Eğer bütün bunlara rağmen Türkiye üye olmaya noktasına geldiğinde şayet AB böyle bir Türkiye’yi üye yapmama lüksüne sahip değilken, üye yapmama gibi yanlış bir karar alırsa, Türkiye’nin umrunda olmaz.”
Vatan

Fbı Ajanlığının İzlerini Siliyor
Türkiye'nin kırmızı bültenle Amerika’dan iadesini istemeye hazırlandığı Fethullah Gülen geçmişindeki 'karanlık noktaları' silmek için harekete geçti. Gülen, ABD’de FBI (Federal Soruşturma Bürosu) ile ortak çalışarak oradaki Müslümanların takip edilmesini sağlamıştı. FBI da, 2012'de birlikte çalıştığı gurupları arasında Gülen Enstitüsü’nün adını vermişti. Koordineli çalışılan kurumlar listesinde Gülen Enstitüsü 2'nci sırada yer alıyordu. FBI enstitüyü 'Houston sosyal yardım programı' kamuflajı altında işbirliği yapılan kurumlar arasında gösterdi. Ancak kurumun resmi sitesindeki Gülen'le ortaklık açıklaması, 17-25 Aralık operasyonuyla derin örgütün deşifre olmasının ardından apar topar kaldırıldı. Gülen'in ajanlık faaliyetlerini gösteren tüm izleri tek tek silmeye başladığı ve bu konuda bazı ABD'li bürokratlardan yardım aldığı öğrenildi. Gülen'in ekip kurarak internette kendisini zora sokacak her bilgiyi yok ettirdiği belirlendi. Gülen'in kaldırttığı FBI sitesindeki açıklamada beraber çalışılan kurumlar şu ifadelerin ardından sıralanıyor: FBI Houston'da etnik ve kültürel gruplarla ortaklıkla gurur duyuyor. Görevli özel ajan yerel ve devlet düzeyinde çözülemeyen sorunları sizinle tartışmak istiyor. Herhangi bir etnik ya da kültürel grubun 'açık kapı' politikası vardır. Bunlar ile ortaklıklar kurmuş kuruluşlar şunlardır
Akşam

EKONOMİ

Gram Altın 87, 8743-88, 0291                             
ABD Doları 2, 3216-2, 3248
Euro 2, 8296 -2, 8359
İngiliz Sterlini 3, 6117-3, 6117                

Yatırımda Leasingin Payı Artıyor
Reel sektör yatırımlarında finansal kiralamanın payı hızla artarken, leasingciler de yüzde 21 ile ekonominin çok üzerinde büyüdü. 2014’ün 9 aylık döneminde finansal kiralamada işlem hacmi 12 milyar TL’ye yaklaşırken, pazar, 2013’ün aynı dönemine oranla yüzde 21,3 büyüme kaydetti. Toplam işlem hacminin 8.6 milyar TL’si makine-ekipman kiralamasından, yüzde 3.2 milyar TL’si de gayrimenkul işlemlerinden oluştu. Finansal kiralamayı kullanan işletmelerin sayısı da 52 bini geçti. Finansal kiralamadaki büyümede itici güç ise sat-geri kirala oldu. Bu yılın 9 aylık döneminde gayrimenkul işlem hacmi geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 92 büyüdü. Satıp-kiralamanın payı ise 3.3 milyar TL oldu. Sat-geri kirala işlemlerinin yüzde 91’ini ise gayrimenkul işlemleri oluşturdu. Ak Leasing Genel Müdürü S. Tuncer Mutlucan, GSYH’nın 2014 yılı ilk 9 ayda sabit fiyatlarla yüzde 2,8 büyüdüğü göz önüne alındığında finansal kiralamanın işlem hacmi, kira alacağı, müşteri sayısında Türkiye’nin üzerinde büyüdüğünü söyledi. 2015 yılında ise TL bazında yüzde 20 büyüme beklediklerini belirten Mutlucan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Leasing işlem hacmi düşük ki, 2014 yılı için yatırımların yüzde 7,3’nün leasing aracıyla finansal edileceğini tahmin ediyoruz. 2015 yılında bu oranı yüzde 8.5’e çıkartmayı hedefliyoruz. Leasingden faydalanan müşteri sayısı da potansiyelin altında. Sektörün müşteri sayısı 52 binin biraz üzerinde. Türkiye’de faaliyet gösteren 2 milyonun üzerinde mikro işletme, 500 binin üzerinde küçük işletme, 150 binin üzerinde orta büyüklükte işletme bulunuyor. Bu bakımdan sektörümüzün sat-geri kiralama dahil daha gidecek çok yolu var.”
Hürriyet

Dağıtıcıya Kâbus Aboneye Müjde
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bir elektrik abonesinin faturadaki kayıp-kaçak bedelini dağıtım şirketinden istemesiyle başlayan hukuki süreçte önemli bir karara imza attı. Dün basına yansıyan karara göre Kurul, “karar düzeltme” talebi üzerine 17 Aralık’ta yaptığı toplantıda “Hırsızın kullandığı kaçak enerji dürüst vatandaştan tahsil edilemez” diyerek, aboneden kayıp-kaçak bedeli alınamayacağına hükmetti. Elektrik dağıtım şirketleri, abone grubuna göre değişmekle birlikte faturanın yaklaşık yüzde 11’ini ‘kayıp-kaçak bedeli’ olarak tahsil ediyor. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, abonelerden alınan kayıp-kaçak parasının iadesiyle ilgili verdiği karar (2014-7-11884 esas ve 2014-1045 sayılı karar) dağıtım sektörünü derinden etkileyecek. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun emsal teşkil edecek kararı sonucu aboneler dağıtım şirketlerinden sadece 2014 yılı için 5-6 milyar lira kayıp kaçak bedelinin iadesini talep edebilecek. Enerji Hukuku Araştırma Enstitüsü Başkanı Süleyman Boşça, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun tüketici lehine verdiği söz konusu kararın, bundan sonra davaların daha çok tüketici lehine sonuçlanacağı yönünde bir gösterge olduğuna işaret ederek, “Yargıtay, ilk olarak Mayıs’ta ‘Tüketicilerden kayıp kaçak bedeli adı altında bir bedelin alınmayacağına’ karar verdi. Ancak tarafların karar düzeltme için bir hakları daha olur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, karar düzeltme talebi üzerine bu kararı verdiği için, bu karar bu anlamda nihai bir karar sayılıyor. Artık bu tür konularda emsal teşkil ediyor ve mahkemeler de bu tür talepleri Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun kararı doğrultusunda değerlendirecektir. Zaten 2014 mayıs ayından itibaren mahkemelerden çıkan kararlar hep bu yönde, yani tüketici lehine” diyor. Diğer yandan, kararın elektrik sektöründe ciddi bir karışıklığa yol açması da bekleniyor. Nedeniyse, dağıtım şirketlerinin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (EPDK) yayınlamış olduğu bir karara göre kayıp-kaçak bedellerini faturaya yansıtmak zorunda olmaları. Bir yanda Yargıtay’ın verdiği karar, diğer yanda ise EPDK’nın kurul kararı bulunuyor. Elektrik dağıtım şirketleri de bu konuda enerji yönetimine yeni düzenlemeler yapılması konusunda baskı yapıyor. Kayıp-kaçak bedellerinin iadesinin yaygınlaşması halinde, enerji piyasasının genel olarak olumsuz etkileneceğine işaret eden sektör temsilcileri, geri ödemeyi yapacak muhatabın dağıtım şirketleri olacağını ve bu durumun dağıtım şirketlerinin faaliyetlerini durdurmasına kadar gidebilecek bir etki yaratacağını savunuyor.
Hürriyet

İhracat Yapabilecek 20 Bin Kobi’nin Kapısını Çalacak
Potansiyeli olan fakat bugüne kadar ihracat yapmamış 20 bin KOBİ müşterisini tespit eden Akbank, bu firmaların ihracat yapabilmesi için “Yürüyelim Arkadaşlar“ kampanyasını başlattı. Bu atılım için 1.300 kişilik ekip kuran Akbank, 3 ayda belirlediği 20 bin KOBİ’nin hem çayını içecek hem de ihracat yapabilmelerinin önünü açacak. 2023 yılı ekonomi hedeflerinde için kişi başı milli gelirimizin 2.5 katı artışla 25 bin dolar seviyesine, toplam ihracatımızın da 3 katı büyüyerek 500 milyar dolara yükselmesinin hedeflendiğini belirten Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, “Bu hedeflerin tutturulmasında ihracatın desteği çok önemli. 2013 sonu itibarıyla ihracatın milli gelir içindeki payı %18 seviyesinde. İhracat performansımızı daha da artırarak bu payı 2023’de %25’lere çıkarmamız ülkemizin uzun vadeli hedeflerine yakınlaşmasında elimizi güçlendirecek. Dünyada ekonomik dengelerin de çok çabuk değişebildiğini görüyoruz. İhracat yaptığımız pazarların çeşitlenebilmesi için ufak büyük demeden ihracat yapacak yeni firmalar çıkarabilmemiz gerekiyor” dedi. 2,500’ü aşkın çok geniş bir uluslararası bankacılık muhabir ağı ile KOBİ’lerin kolaylıkla yeni pazarlara ulaşmalarını ve işlemlerini avantajlı bir şekilde yapmalarını sağladıklarını da ifade eden Akbank KOBİ Bankacılığı’ndan sorumlu Bülent Oğuz, “İhracatçı KOBİ’lerimizin en çok yaptıkları dış ticaret işlemlerini gözönünde bulundurarak onlara özel bir tarife oluşturduk. Bu tarife ile KOBİ’ler bankacılık işlemleri için tek bir sabit ücret ödeyecekler ve bankacılık işlemlerinde %40 maliyet avantajı yakalayacaklar” dedi. TİM verilerine göre 2014 ilk 11 ayda Otomotiv Endüstrisi hacminin 20.4 milyar dolar, Akbank Kurumsal Bankacılık olarak bu sektördeki önde gelen firmaların aynı dönemde 4 milyar dolarlık ihracat işlemine aracılık ettiklerini belirten Akbank Kurumsal Bankacılıktan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Alper Hakan Yüksel ise “Bu ihraç edilen her 5 araçtan 1 tanesi Akbank’ın finansman desteği ile yapıldığını gösteriyor” dedi.
Türkiye

Iphone’a, İthal Laptop’a Lcd Tv’ye Vergi Geliyor
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Türkiye’ye gelen cep telefonu, bilgisayar (PC) ve elektronik aletlere anti-damping vergisi getireceklerini açıkladı. Böylesine bir ek vergi uygulaması yerli üreticilerin pazar payını ciddi oranda artırabilir. Cep telefonu, PC, TV ve ev elektroniği işi yapan ithal markalar ise yerli ürüne karşı artacak fiyat hareketi sonrası pazar kaybı yaşayabilir. “Türkiye çok başarılı bir şekilde mobil telefon üretebiliyor, tablet üretebiliyor, laptop üretebiliyor” diyen Bakan Nihat Zeybekci, şöyle devam etti: “Yaptığımız çalışmalarda Türkiye’ye gönderilen bir telefon üzerinde, ‘5 dolar veya 2.5 dolarlık iki kişilik montaj ve diğer maliyetler’ diyor. İnandırıcı bulmuyorum. Bunun üzerinde başka damping destek var. Gizli teşvik ve destekler var. Bunları araştırıyoruz. İçeride sanayicimizi korumak üzere yakında cep telefonuna tablet ve bilgisayarlara anti damping vergisi gelecek gibi görünüyor. Şu anda soruşturmalarda öyle bir gelişme var. Biz koyacağız. Soruşturmalarda somut verilere ulaşıldı. Dünya ticaret örgütüne tabi olan bir ülke olarak el aletlerinde ev aletlerine, elektronik ev aletleri cihazlarında inanılmaz haksız rekabet yaratıcı başka ülkelerin teşvikler var, destekleri var. Bunlarla ilgili bize düşen görev sektörlerimizi korumak.”
Milliyet

Konutta Sert Fren
Konut satışları ağustos ayında başladığı rekor trendini kaybediyor. Özellikle ekim ayında yüzde 25 artışla kırılan rekor aniden hız kesti. Konut satışları kasımda, geçen yılın aynı ayına göre sadece yüzde 1.1 arttı. Türkiye genelinde yılın ilk yarısında tahminlerin çok altında seyreden konut satışları özellikle ağustos ayından itibaren düşen krediler ve konut üreticilerinin kampanyalarıyla rekor kırmaya başlamıştı. Ağustosta yüzde 25 artış gösteren satışlar, eylülde yüzde 13.2, ekimde ise yüzde 25.3 artışla tavan yaparak rekor kırmıştı. TÜİK verilerine göre kasımda ise satılan konut sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1.1 artış gösterdi. Açıklanan verilere göre, Türkiye genelinde kasım ayında 103 bin 783 konut satıldı. İstanbul 19 bin 566 konut satışı ile en yüksek satışın gerçekleştiği şehir oldu. İstanbul’u 11 bin 695 konut satışı ile Ankara, 6 bin 622 konut satışıyla İzmir izledi. Konut satış sayısının düşük olduğu iller sırasıyla 23 konut ile Ardahan, 24 konut ile Hakkari ve 50 konut ile Şırnak oldu. TÜİK verilerine göre, ipotekli satış olarak nitelendirilen konut kredili işlemler ekimde yüzde 31 artışla 34 bin 451 adet olmuştu. Kasımda ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0.9 artış göstererek 36 bin 925 oldu. Türkiye genelinde 48 bin 128 konut ilk defa satıldı. Yabancılara kasımda 1687 konut satılırkan ilk sırayı 549 konut satışıyla Antalya aldı. Antalya’yı sırasıyla 500 konut satışı ile İstanbul, 103 konut satışı ile Yalova, 86 konut satışı ile Aydın ve Bursa, 80 konut satışı ile Sakarya ve 69 konut satışı ile Muğla izledi.
Milliyet

Esad Rejimi Okulları Da Bombalıyor
Rejime bağlı uçakların İdlib’in kırsalındaki Cebel Zaviye’ye bağlı Safahun bölgesinde bulunan bir okula varil bombalarıyla saldırı düzenlediği bildirildi. Aljazeera’nin haberine göre saldırıda okulda bulunan 7 çocuk hayatını kaybetti, yaralı sayısı ise henüz bilinmiyor. Şam’ın Doğu Guta’ya bağlı Duma bölgesinde muhaliflerin bulunduğu bölgelere iki hava saldırısı düzenledi. Saldırılardan biri bir ilkokula isabet etti. Bombardımanda üçü çocuk beş kişi öldü, 20 kişi yaralandı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, rejime bağlı savaş uçaklarının Pazartesi günü İdlib’in kırsalındaki Serakib’de ilkokul öğrencilerini taşıyan bir servis aracına saldırması sonucu dört öğrencinin öldüğünü açıklamıştı. Saldırıda 15 öğrencinin de yaralandığını açıklayan İngiltere merkezi Gözlemevi, bazı yaralıların durumunun ağır olduğunu ve ölü sayısının artabileceğini duyurdu. Gözlemevi, servis aracının öğrencileri ders bitiminin ardından Cobas köyündeki okuldan Serakib’e götürdüğü sırada rejim uçaklarının saldırısına uğradığını belirtti. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, İdlib’in kırsalındaki Ebu Duhur Askeri Havalimanı’nın etrafında büyük bir patlama meydana geldiğini ve bölgede rejim güçleri ile muhalifler arasında şiddetli çatışmaların yaşandığını da aktardı.
Star

Akbabalar Hortladı
Kredi kartı borcunu ödemekte zorlanan tüketicilerin kredi çekerek borcunu döndürme imkanı, yıl içinde kredi kullanımındaki kısıtlamayla ortadan kalkarken, bankacılık sektörünün takipteki kredi miktarı da 29 milyar liradan 38 milyar lira seviyelerine sıçrama yaptı. Bu rakama, batık durumdaki 6 milyar liralık kredi dahil değil. Bu yılın başında yüzde 2.7 seviyelerinde olan bankaların sorunlu kredi rasyosu (NPL) yüzde 3’ü aşarak alarm verdi. Takipteki kredi artışı kredilerdeki büyümeyi neredeyse ikiye katladı. Bankaların sorunlu kredi portföyü satışları bu yıl 6 milyar lirayı aşarak rekor kırdı. Bu durum, “akbaba fonları” olarak tanımlanan, bankaların elindeki batıklara, iflasın eşiğine gelen şirketlere talip olan spekülatif yatırım fonlarına gün doğmasına neden oldu. 2014 yılında bankaların sattığı toplam ana para tutarı sene sonuna kadar beklenenler dahil 6.2 milyar TL olurken, aynı dönemde ödenen satın alma bedeli 700 milyon lirada kaldı. 2014 yılında 16 banka sorunlu kredi sattı, söz konusu dönemde satılan portföylerin yüzde 60’ını perakende, yüzde 40’ını ise ticari nitelikli krediler oluşturdu. Türk finans sektöründe tahsili gecikmiş alacakların satın alınması, bu alanda danışmanlık hizmeti verilmesi, yapılandırılması gibi alanlarda faaliyet gösteren 10 şirket bulunuyor. 2014 yılı sonunda varlık yönetim şirketlerinin portföylerindeki toplam NPL tutarının toplam bankacılık sistemi sorunlu kredilerinin yüzde 35’ine denk geleceği tahmin ediliyor.
Vatan

Yabancı Madeni Türkiye'de Buldu, Yatırımlar %114 Arttı
Yabancı yatırımcıların Türkiye'de maden işlerine ilgisi katlanarak artıyor. Türkiye'de ocak-ekim döneminde madencilik ve taşocakçılığı sektörüne yapılan uluslararası doğrudan yatırım, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 114 artışla 446 milyon dolara ulaştı. Söz konusu sektöre yapılan uluslararası yatırım, geçen yılın aynı döneminde 208 milyon dolar olarak açıklanmıştı. Ekonomi Bakanlığı'nın, ekim ayına ilişkin uluslararası doğrudan yatırım verilerinden derlenen bilgilere göre, yılın 10 aylık döneminde elektrik, gaz ve su alanına yapılan uluslararası doğrudan yatırımlar 1 milyar 55 milyon dolar oldu. Verilere göre, bu dönemde madencilik ve taşocakçılığı sektörüyle elektrik, gaz ve su alanına yapılan uluslararası doğrudan yatırımlar ise 1 milyar 501 milyon dolar olarak gerçekleşti. Aynı dönemde tüm sektörlere yapılan uluslararası doğrudan sermaye girişi 6 milyar 866 milyon doları buldu. Enerji alanlarına yapılan sermaye girişi, toplam sermaye girişinin yüzde 20'den fazlasını oluşturdu. Öte yandan elektrik, gaz ve su alanında faaliyet gösteren uluslararası sermayeli şirketlerin sayısı bin 78 olurken, bu rakam madencilik ve taşocakçılığı sektöründe 684 olarak belirlendi.
Akşam

Katar'dan Afşin-Elbistan'a 14 Milyar $ Yatırım Yolda
Katar sermayeli Nebras Enerji'nin, Afşin Elbistan Termik Santralı Projesi'ne 14 milyar dolarlık yatırım yapmayı planladığı bildirildi. Katar'da yayımlanan Şark Gazetesi'nde yer alan habere göre Nebras Enerji CEO'su Halid Muhammed Culu, Türk hükümeti ile Katar ve uluslararası yatırımcılar arasında adı geçen proje için müzakerelerin sürdüğünü bildirdi. Culu, bu alandaki projelerin yatırım ve büyüklük cinsinden en büyüğü olduğu için önem arz ettiğini, projenin, üzerinde onlarca yıl çalışılması gereken uzun soluklu bir proje olduğunu kaydetti. Haberde Culu'nun, "Nebras, Katar Holding ve bu alanda tecrübesi bulunan bazı ortaklar, uluslararası bankalarla bu projeyi finanse etmek üzere çalışma ve müzakerelere başladı" ifadelerine yer verildi. Nebras Enerji, Katar'ın yurt dışında enerji yatırımları yapması için geçen yıl aralık ayında, Katar Borsası'nda işlem gören KAHRAMAA'nın (Katar Elektrik ve Su İdaresi) yüzde 60'lık, yine devlete ait Katar Uluslararası Petrol ve Katar Holding'in yüzde 20'şerlik hissesiyle kurulmuştu.
Akşam

Dünya
Ukrayna’dan Rusya’yı Kızdıran Hamle
Ukrayna parlamentosu Rada, NATO üyesi olma yolunda kritik bir hamlede bulundu. Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko’nun Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve egemenliğini korumak için askeri bir ittifaka üye olması gerektiği yolundaki sözlerinin ardından Ukrayna, anayasadaki ‘askeri blok dışında kalma’ statüsünü iptal etti. Ukrayna bu adımla, NATO’dan davet edilmesi halinde ittifaka katılmak üzere gerekli yasal zeminini hazırlamış oldu. Poroşenko, katılım kararı alınırsa bunun referanduma götürüleceğini de söyledi. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov “Atılan adım Ukrayna iç ihtilafına çözüm bulunması amacına hizmet etmiyor” diye tepki gösterdi.
Hürriyet

Kuzey Kore’de İnternet Gitti
ABD ile Kuzey Kore arasında Sony şirketini hedef alan siber saldırıyla ilgili tartışmalar devam ederken ülkede internet hizmetleri önceki gün ve dün saatlerce kesintiye uğradı. Güney Kore haber ajansı Yonhap, yaklaşık 10 saat süren kesintinin ardından Pyongyang yönetimine ait bazı internet sitelerinin dün sabah itibariyle yeniden açıldığını duyurdu. Ancak dün akşam saatlerinde ABD’li internet şirketi DYN Research ‘dışardan yapılan bir saldırı nedeniyle Kuzey Kore’de internetin yeniden kesildiğini’ açıkladı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Marie Harf, internet kesintiyle ilgili sorulara “Sony’ye yapılan siber saldırıya vereceğimiz karşılığın operasyonel detaylarını alenen tartışmayacağız ve bunlara dair yorum yapmayacağız” şeklinde cevapladı. Sony firması, K. Kore liderine bir suikast girişimini konu alan “Söyleşi” adlı komedi filmi nedeniyle siber saldırıya uğramış, ABD’nin federal gizli servisi FBI da Kuzey Kore’yi suçlamıştı. Öte yandan Sony firması gelen tehditlere rağmen ‘Söyleşi’nin yayımından vazgeçilmeyeceğini açıkladı. ABD’de şimdiden iki sinema salonu filmi göstereceklerini duyurdu. Geçen hafta ABD’de ve Kanada’daki sinemaların yüzde 80’i tehditler yüzünden filmi göstermeyeceğini bildirmesinin ardından Sony önce 17 Aralık’ta filmin prömiyerini iptal etmiş, ardından da 25 Aralık Noel gününde filmin vizyona girme planının da iptal edileceğini açıklamıştı.
Hürriyet

Yunanistan’da Erken Seçim Kapıda
Yunanistan Parlamentosu, ülkenin yeni cumhurbaşkanını dün yapılan ikinci tur oylamada da seçemedi. 29 Aralık’ta yapılacak üçüncü oylamadan da sonuç çıkmazsa, parlamento feshedilecek ve erken seçime gidilecek. Oylamada, hükümetin adayı olan eski Avrupa Komisyonu üyesi Stavros Dimas 300 milletvekilinden 168’inin oyunu alabildi. İlk iki turda bir adayın cumhurbaşkanı seçilmesi için en az 200 oy alması gerekiyordu. Koalisyon hükümetinin Parlamento’da 155 sandalyesi var. Üçüncü turda bir adayın cumhurbaşkanı seçilmesi için ise en az 180 oy alması gerekiyor. Haftaya yapılacak üçüncü turdan da sonuç çıkması beklenmiyor. Yunanistan Başbakanı Antonis Samaras ise ülkesinin yeni cumhurbaşkanının önümüzdeki hafta seçilebileceği yolunda umutlu olduğunu söyledi. Samaras aksi bir durumun “ulusal bir tehlike” olacağı uyarısında bulundu. Yunanistan’da olası bir erken seçimin favorisi olarak ise Radikal Sol Koalisyon (SYRIZA) gösteriliyor.
Hürriyet

İslam Karşıtı Gösteri Almanya’yı Böldü
Almanya’da kısa adı PEGIDA olan “Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Yurtsever Avrupalılar” adlı grup, önceki gece Dresden’de yaptıkları gösteride rekor seviyede bir kalabalığa ulaşarak 17 bin 500 kişi topladı. Ekim ayından bu yana her hafta gösteri yapan göçmen ve İslam karşıtı grubun opera binası önündeki gösterisinde katılımcılar, Noel şarkıları söyledi, göçmenler ve sığınmacılar hakkında konuşmalar yapıldı. Yürüyüşlere aşırı sağcı gruplar da destek veriyor, ancak PEGIDA bugüne kadarki hareketlerden farklı olarak, marjinal grup yerine sıradan vatandaşlar görüntüsü çiziyor. Protestonun şu ana kadarkilerin en kalabalığı olması ülkede gündeme oturdu, Nazi Almanyası’nın yükünü omzunda taşıyan ülkede göçmenlerin yeri tekrar tartışmaya açıldı. Der Spiegel dergisi, “Tolerans sona mı erdi? Dünyanın göçmenler için en popüler ikinci ülkesi olan Almanya’da neler oluyor? 1990’larda mültecilerin kaldığı otelin yakıldığı yıllara mı döneceğiz?” sorularını yöneltti. Protestan kilisesi Saksonya piskoposu Jochen Bohl, göstericileri ‘Hıristiyan sembollerini siyasi çıkarları için sömürmekle’ suçlarken kabinenin Türk kökenli Uyum Bakanı Aydan Özoğuz ise hükümetin PEGIDA eylemlerini sadece izlemekle yetinemeyeceğini, değişimin ancak uzun vadede ve eğitimle olabileceğini söyledi. Almanya Şansölyesi Angela Merkel geçen hafta karşı çıkmıştı. Kimi sağcı siyasiler ise gösterilerin ‘toplanma özgürlüğü’ kapsamında olduğunu savunuyor.
Milliyet

Ermenistan’ı Amal Clooney Savunacak
İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek’in “Ermeni soykırımı uluslararası yalandır” sözleri nedeniyle İsviçre’de mahkum edilmesinin ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) başlayan sürece uluslararası üne sahip avukat Amal Clooney de dahil oldu. Ünlü aktör George Clooney’le evlendikten sonra Alamuddin soyadını bırakan Lübnan asıllı avukat, davaya üçüncü taraf olarak müdahil olan Ermenistan’ı temsil edecek. Perinçek İsviçre’de tazminat cezasına mahkum edildikten sonra 2008’de konuyu AİHM’e taşımıştı. 17 Aralık 2013 tarihinde sonuçlanan davayı Perinçek kazanmıştı. Strasbourg’daki mahkeme, ‘Ermeni soykırımı’ tartışmasına girmemekle birlikte, bu terimi ‘kanıtlanması zor, dar kapsamlı hukuksal bir kavram’ olarak nitelemişti. Kararın ardından İsviçre hükümeti temyize başvurmuş; geçtiğimiz ekim ayında da AİHM, temyiz davasında Ermenistan’ın müdahilliğini kabul etmişti. Davaya tekrar bakacak “Büyük Oda” olarak bilinen temyiz mahkemesinde Clooney’nin görev yapacağı Ermeni diasporasına ait yayın organları tarafından duyuruldu. Wikileaks’in kurucusu Julian Assange, Ukrayna’nın eski başkanı Yulya Timoşenko gibi isimlerin avukatlığını üstlenen uluslararası ceza hukuku, insan hakları alanlarında uzman Clooney; yakın dönemde İngiltere’de ‘Elgin Mermerleri’nin iadesini talep eden Yunanistan’ın davasını üstlenmesi ve evliliğiyle gündeme gelmişti. Soykırım iddialarının 100’üncü yıldönümü olan 2015’in ilk günlerinde görülecek dava için AİHM içerisinden iki yargıç da ‘soykırım’ yapıldığına dair kanıtların bulunduğu 19 sayfalık bir belgeyi mahkemeye sundu.
Milliyet

Fransa’da Yine Aynı Saldırı!
Fransa’da, kamyonunu Noel pazarındaki yayaların üzerine süren biri, 11 kişinin yaralanmasına neden oldu. Bölge Savcılığı, olayın terör bağlantısı olmadığını belirtti. Fransa’da cumartesi günü Tours kentinde bir kişi karakola girip 3 polisi yaralamış, önceki gün de Dijon’da akli dengesi bozuk kişi arabasını yayaların üzerine sürmüş ikisi ağır 13 kişiyi yaralamıştı. Dijon Savcılığı sürücünün sarhoş olduğunu da açıklamıştı. Ancak saldırganın Afrika kökenli olması aşırı İslamcı terör saldırısı endişesi yaratmıştı.
Vatan

Kaçamayanlar İntihar Etti
Uluslararası Af Örgütü'nün hazırladığı raporda, IŞİD tarafından kaçırılan yüzlerce Ezidi kadının örgütün elinde seks kölesi olarak kullanıldığı belirtildi. "Cehennemden kaçış" adlı raporda esir düşen çok sayıda Ezidi kadının yaşadıklarından dolayı intihar ettiği ifade edildi. Raporda kadınlarla yapılan röportajlara yer verildi. IŞİD'den kaçan 27 yaşındaki Wafa takma adlı genç kadın, zorla evlendirilmemek için kız kardeşi ve kendisinin hayatlarına son vermek istediklerini söylüyor. Wafa şunları söylüyor: "Boğazımıza eşarplarımızı dolayıp bütün gücümüzle çekip kendimizi öldürmek istedik. Bayılmışım. O olaydan sonra birkaç gün konuşamadım IŞİD'in elinden kaçan ve Jilan ile aynı odada tutulan iki kız şunları söylüyor: "Bir gün bize banyo yaptıktan sonra dansçıların kıyafetlerinden giymemizi söylediler. Jilan kendini banyoda öldürdü. Bileklerini kesti ve kendini astı. Çok güzel bir kızdı. Sanırım, bir adamın onu alacağını biliyordu. O yüzden kendini öldürdü." 3 bin 500'den fazla Ezidi erkek, kadın ve çocuğun kayıp olduğu belirtiliyor.
Akşam

POLİTİKA

‘Orantısız’ Yanıtları
AK Partili eski bakanlar Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar hakkındaki Soruşturma Komisyonu’nun Yüce Divan kararıyla ilgili toplantısını erteleten itiraz dilekçelerinden ilginç değerlendirmeler çıktı. Zafer Çağlayan’ın avukatı, mal bildiriminde saatin finansmanına yer verilmemesini, “Mal bildirimi formunda böyle bir sütun bulunmaması” gerekçesiyle açıkladı. Ayrıca Çağlayan’ın saatin finansmanını kardeşinden olan alacağıyla karşıladığı tespitine, “Tamamen yanlış, mevzuata uymayan bir değerlendirme” diye tepki gösterdi. Çağlayan ise komisyondaki ifadesinde, “Kardeşimin bana yapmış olduğu ödemeyle saatin ödemesini yaptım” demişti. Bayraktar dışındaki 3 eski bakan dilekçelerinde, MASAK uzmanınca hazırlanan bilirkişi raporundaki tespitleri hem yanıtladılar, hem de eleştiriler getirdiler.
Hürriyet

Müdahale Etmem
Başbakan Ahmet Davutoğlu, haklarındaki rüşvet ve yolsuzluk iddiaları nedeniyle Meclis Soruşturma Komisyonu’nda yapılacak Yüce Divan oylamasının ertelenmesine ilişkin, “Hiçbir zaman müdahale etmedik komisyona, etmem de dedim. Bırakalım komisyon çalışmasını sürdürsün. Elimizde veriler olduğu zaman kim olursa olsun yolsuzluğa tahammül etmeyiz” dedi. Davutoğlu, Makedonya’ya giderken uçakta özetle şunları söyledi: (Yüce Divan oylamasında vekilleri serbest bırakacak mısınız?) Önce komisyon kendi kanaatini ortaya koysun, ondan sonra değerlendiririz. Ankara kongresindeki konuşmamda, Büyük Kongre’de zikrettiğim 9 maddeyi tekrarladım ve neler yaptığımızı anlattım. Bu maddelerden biri de ahlak ve erdemin restorasyonudur. Ahi Evran ‘Eline beline, diline sahip çık’ der. Benim bilgim dahilinde ve elimde veriler olduğu zaman kim olursa olsun yolsuzluğa tahammül etmeyiz. Bu benim için geçerli olduğu kadar Cumhurbaşkanımız için de geçerlidir. Bu komisyonun şu ya da bu yönde oluşturacağı kanaat, ki bilmiyorum, daha önce yayın yasağı konusunda da söyledim, hiçbir zaman müdahale etmedik komisyona, etmem de dedim. Komisyon çalışmasını sürdürsün. Ne kimseyi peşinen suçlu ilan ederiz, ne masum. Ama önümüze bu veya başka konuda delillendirilmiş bir şey sunulduğu zaman tavrımız açıktır. (Paralel Yapı propagandası) 30 civarında vatandaşımız 17 ay haksız şekilde hapsediliyor. Gözü görmeyen yaşlı biri terör örgütü lideri olarak yansıtılıyor. Görüşlerini beğenirsiniz beğenmezsiniz; hayatlarında eline silah almamış bir topluluk, fikir hürriyetleri bağlamında hakları gasp ediliyor. Ne yapmışlar? Gülen’in dini anlayışlarına eleştiri getirmişler. Kendisinden farklı düşünen bir topluluğa tahammül edemeyen bir grup var ve o grup öbür toplulukla olan problemini devletin aygıtını kullanarak çözmeye çalışıyor. Bu kadar ağır bir suç. Bu ortaya çıkınca basın özgürlüğünün arkasına saklanıyorlar. Yargı ne yapsaydı yani? 17 ay usulsüz hapis yattım diyen mağdurlara, ‘Kusura bakma bu topluluğa dokunanın canı yanıyor. Bir şey yapamam’ mı diyecekti. Dünyanın her yerinde Türkiye aleyhtarı kampanya başlatıyorlar. Yine bir kampanya daha yürütüyorlar. Sanki hükümet bütün dini cemaatlere karşı tavır alıyor gibi. Böyle bir yapıya karşı yapılan operasyonun basın hürriyetiyle ne alakası var? Adliyeye götürülen gazetecilere ‘Şu makaleniz nedeniyle bir şey yapıyoruz’ denmiyor; ‘Siz bu toplulukla ilgili yürüttüğünüz kampanya nedeniyle, bu topluluğu suçlu göstermek suretiyle hak gaspına yol açmışsınız’ deniyor. Son derece somut delil var. Seri numaraları belli silahlar oraya konmuş ve yakalanmış. Mahkeme neticesini bekleyeceğiz. Medya baskını gibi ifade ediliyor. Allah aşkına kimse bir sabah erken vakitte evinden alınıp götürülmedi. Herkes ifade versin diye davet edildi. (Ergenekon ve Balyoz benzeri komplolara sirayet eder mi?) Buna ben karar veremem. Bu, yürüyen bir yargı süreci. Bizi rahatsız eden husus hükümetle ilgisi olmayan bir grup vatandaşın haklarını korumaya dönük bir operasyonun hükümetin eliyle yapılmış gibi gösterilmesi. Kılıçdaroğlu da olayı saptırarak böyle diyor. Rövanşmış. Neyin rövanşı? 17 ay haksız yere hapis yatmışlar. Bunun hesabı sorulmayacak mı? O vatandaşlar hesap sorulmasını istiyor. (AB için Brüksel ziyareti) Ziyaretin tarihi daha net tespit edilmemişti. Zamanımız ne zaman uygun olursa karşılıklı teyitleşmeden sonra gideceğiz. Türkiye’de ifadesi nedeniyle soruşturma altında olan bir kimse yok. Şu da bilinmeli ki çok geniş bir kara propaganda kuşatması altındayız. Bu kara propaganda faaliyetinin arkasındaki unsurları biliyoruz, bu olay bunu ortaya çıkardı. Kamu diplomasisi anlamında alınacak tedbirleri Bakanlar Kurulu’nda görüştük. Belli görevlendirmeleri yaptık. (Çözüm Süreci’nde format değişiyor mu?) Tabii daha doğrudan ve daha somut. Kamu düzeninin olmadığı yerde çözüm vesaire bir şey olmaz. (Yerel Yönetimlere Özerklik Şartı’ndaki çekincenin kaldırılması) Türkiye’de yerel ve yerinden yönetim konusunda AK Parti’nin benimsediği ilkeler var. AB Özerklik Şartı’nın zaten önemli bir kısmı yerine getirildi. Bu konularda bir rezervimiz yok, her şeyi konuşuruz. Ama bunun ülke birliği ve üniter devlet ilkesi kapsamında ilerlemesi önemli.
Hürriyet

Aklanmanın Yeri Yüce Divan’dır
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ak Parti’nin, “Yeni Türkiye” mesajına karşı, “4 yıllık süre için halkımdan yetki istiyorum. 4. yılın sonunda yeni bir Türkiye, huzurlu, saygın bir Türkiye’yi bütün dünya görecek” dedi. Kılıçdaroğlu, dün Parti Meclisi toplantısının açılış konuşmasında şunları kaydetti: “Bugün belki farklı bir şey konuşacaktık. Siyasetin temizliği üzerine konuşacaktık. Yolsuzlukla suçlanan dört bakanın arzularıyla Yüce Divan’a gitmek istediklerini konuşacaktık ama bunlar olmadı. Parlamentonun itibarı söz konusu. Eğer parlamento, eğer milletvekilleri, başbakan, siyaseti kirlilikten arındırmak istiyorsa, Soruşturma Komisyonu’na kimse müdahale etmemeli. Dün yapılan müdahaleler Soruşturma Komisyonu’na gölge düşürmüştür. Bakanlar yeni dilekçe veriyorlar, kendilerini savunmak için. O bakanlara söylüyorum. Arınmanın temizlenmenin yolu, komisyona dilekçe vermek değildir. O dilekçeleri vereceğiniz yer Yüce Divan’dır. Farzedelim ki AKP vekillerinin kararlarıyla Yüce Divan’a gönderilmediniz, aklandığınızı mı sanacaksınız? Çocuklarınıza ‘aklandık’ mı diyeceksiniz? Komisyonlar aklanma merkezi değildir. Aklanmanın yeri evrensel hukukta bellidir ve Yüce Divan’dır. Gidersiniz mahkemeye, aklanır gelirsiniz, hepimiz şapka çıkarırız.” Ak Parti’nin 2001 yılında yayımladığı parti programından maddeler okuyan Kılıçdaroğlu, “Bir siyasal partinin tutarlığı, yazdıklarıyla yaptıkları örtüşürse vardır. Yolsuzluklara yönelik 15 madde var. Okuyayım: ‘Siyasetin kirlenmesini önleyen yasal düzenlemeler yapılacaktır’. Hangi düzenleme yapıldı? 12 yıldır iktidardalar, siyasetin kirlenmesini önleyen hangi düzenlemeleri yaptılar? CHP’nin verdiği siyasi ahlak teklifi, TBMM’nin tozlu raflarında bekliyor” dedi. Kılıçdaroğlu şöyle devam etti: Sözleri bu, özleri yaptıkları yolsuzluklar. Size din iman edebiyatı yapıyorlar, sizi kandırmaya çalışıyorlar. Köşeyi döndükten sonra akıllarında ne din ne iman var. Mevlana çok güzel bir şey söylemiş: ‘Ben sana ne diyeyim, çoban ol dedik kurt oldun, bekçi ol dedik hırsız oldun’. Bugüne ışık tutuyor. Çıksın Davutoğlu desin ki, ‘Sen yanlış metinleri okuyorsun, biz asla böyle bir metin yazmadık’. Dün ‘kolunu koparırız’ diyordu. Davutoğlu’nun bir kolu gitti, ikinci kolunu bekliyoruz. Bir daha komisyon toplanacak, bakalım ne olacak? 4 yıllık süre için halkımdan yetki istiyorum. ‘Vay efendim gelecek Hazine’yi boşaltacak’ diyorlar. Hazine’yi boşaltma işini bilmeyiz, o sizin işiniz. Kimse bu konuda elinize su dökemez. Bu konuda hakkınızı teslim ediyorum. 4 yıllık süre istiyorum, 4. yılın sonunda yeni bir Türkiye, huzurlu, saygın bir
Milliyet

Altından Kalkamayacakları Vebale Ortak Olmuşlardır
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Meclis Soruşturma Komisyonu’nun dört eski bakanla ilgili Yüce Divan oylamasını 5 Ocak’a ertelemesine sert tepki gösterdi. Bahçeli, dün yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti: 17-25 Aralık 2013 tarihlerinde gün yüzüne çıkartılan tarihin en büyük yolsuzluk skandalı bir yıllık süre içinde karartılmak ve kapatılmak istenmiştir. Fakat tüm baskı ve zorlamalara rağmen, 17-25 Aralık haram ve hıyanetle söz kesen iktidarın maskesini indirmiş, ipliğini pazara çıkarmıştır. Türk milleti bir yıldır oynanan oyunları, sahnelenen algı operasyonlarını ibretle, esefle, endişeyle izlemiştir. AKP’nin, eski bakanları Yüce Divan’a göndermemek için her yolu denediği, her fırsatı değerlendirdiği anlaşılmakta. Rüşvet ve yolsuzluk suçlamalarının bağımsız ve tarafsız yargı önünde görülmesine ayak diretenler bir defa millet ve tarih önünde altından kalmayacakları bir vebale ortak olmuşlardır. Dört eski bakanın Yüce Divan’da yargılanması, alınlarına yapışan iddiaların hukuken araştırılıp sonuca bağlanması hem demokrasinin, hem ahlakın, hem de adaletin kayıtsız şartsız bir önşartı olarak görülmelidir. El konulan yasa dışı paraları faiziyle birlikte muhataplarına iade edilme alçaklığını asla hatırından da çıkarmayacaktır. Görünen odur ki, hırsızlık zanlıları çaldıkları paraları tekrar almakla kalmamış, bir de aziz milletimize faiz faturası çıkarmış, alenen soygunlarına devam etmişlerdir. “Kardeş kolu koparmaktan” bahseden Başbakan, eğer samimiyse, sarayda oturan 17-25 Aralık elebaşısının tesirinden kurtularak hukukun önünü açmalıdır.
Milliyet

SPOR
Yaptığı flaş transferlere karşın taraftarın yüzünü güldüremeyen Trabzonspor, lig, Avrupa ve kupada gördüğü kartlarla ilginç bir istatistik yakaladı. Bordo-mavili futbolcular 14 lig maçında 45, 8 UEFA müsabakasında 18 sarı-2 kırmızı, 2 kupa karşılaşmasında ise 4 sarı kart gördü. Son yılların en agresif takımlarından biri olan Trabzonspor’da Belkalem Süper Lig’de 6 sarı, UEFA maçlarında 2 sarı kart alarak takımın en hırçın oyuncusu unvanını aldı. Bir diğer Cezayirli stoper Medjani onu izledi. Medjani ligde 3, kupada 1 sarı, Avrupa’da 1 kırmızı kart gördü. Bordo-mavili ekibin yıldız oyuncusu Mehmet Ekici de bu kulvarda dikkat çekici bir performans sergiledi. Ekici ligde 4, kupada 1 sarı kart, UEFA’da ise 1 kırmızı kartla cezalandırıldı. Trabzonspor’un üç kulvarda oynadığı 24 maçın hiçbirini kartsız geçmemesi de not edildi. Sezon başından bu yana kalecisinden forvetine tam 22 futbolcusu kart görmekten kurtulamayan Trabzonspor, toplamda 45 sarı ve maç başı 3.2 ortalama ile ligin zirvesine yerleşti. Avrupa’da kart ortalaması 2.5, kupada 2 olarak kayıtlara geçti. Söz konusu süreçte Belkalem, Mehmet Ekici, Musa ve Salih 1’er kez cezalı duruma düştü ve takımlarını eksik bıraktı. Papadopoulos, Mustafa Akbaş, Özer ve Yusuf Erdoğan 3’er sarı kartla ceza sınırına dayandı. Trabzonspor’un en centilmen oyuncuları ise (ligde oynadıkları maç sayısına göre) hiç kart görmeyen Constant ve Soner, 1’er sarı kartla Bosingwa, Cardozo, Yatabare, Sefa ve Serdar şeklinde sıralandı. Bordo-mavili futbolcuların Süper Lig’de 45 sarı kart almasına rağmen hiç kırmızı kart görmemesi de dikkat çekti.
Milliyet

Kartal, ligde zirveye oynayan ve Avrupa’da yola devam eden kadroyu korumak için düğmeye bastı. Başkan Fikret Orman’ın “Veli Kavlak, Atiba, Mustafa Pektemek ve Adem Ersan Gülüm’e yeni mukavele teklifi yaptık” demesinin ardından görüşmelerin detayları da ortaya çıktı. Yönetimin 4 oyuncu için ortak bir rakam belirlediği öğrenildi. Dört oyuncu arasında daha önce en az ücrete oynayan gurbetçilerden Veli Kavlak’tı. Veli maç başı ücret almazken yıllık garanti maaşı ise 600 bin euroydu. Mustafa Pektemek 2 milyon 750 bin lira garanti ve 45 bin lira maç başına, Ersan 1 milyon 200 bin euro garanti ve 20 bin euro maç başına, Atiba ise 1 milyon euro garanti ve 10 bin euro da maç başına forma giyiyordu. Yönetim her oyuncu için yıllık 1.5 milyon euro garanti para teklif ederken, sözleşmelerin ise 3 yıllık olmasını önerdi. Futbolcular ayrıca maç başı ücreti olarak da 20 bin euro alacaklar. Beşiktaş Yönetimi’nin menajerler aracılığıyla yaptığı teklifin ardından oyunculara düşünme süresi verildi. Yönetim 2. yarı başına kadar iç transferi noktalamayı hedefliyor.
Star

Türkiye Kupası’nda 3. maçına çıkan G.Saray, Diyarbakır deplasmanı da boş geçmedi ve galip gelmesini bildi: 4-1. Hamaza Hamzaoğlu daha önce söylediği ve yaptığı gibi kupa maçına yine yedek ve forma şansı bulamayan oyunculardan bir kadro kurmuştu. G.Saray’ın 11’inde en şüphesiz en dikkat çekici nokta ise stoperlerdi. Bu bölgede forma şansı bulan Koray ve Emre Can ikilisinin hem yerli hem de yaşça genç olmaları sarı-kırmızılı taraftarların dikkatini çekiyordu. Ama zaman zaman yaptıkları hatalarla daha tam hazır olmadıkları ortaya çıkıyordu. Veysel’in sakatlanıp oyundan çıkmasının ardından sol bekte maçı tamamlayan Olcan ise bu pozisyon için iyi bir alternatif olabileceğini gösterdi. G.SARAY ilk defa ciddi bir pozisyona girdiği 31’de golü de buldu. Bruma defansın arkasına akıl dolu pas çıkardı, ofsaytı bozan Pandev kaleciyi çalımlayıp ağları buldu: 1-0. PES etmeyip ataklarını sıklaştıran Diyarbakır 43’te beraberliği yokladı. İçeri doldurulan topu önce Emre Can Coşkun , sonra Umut kafayla uzaklaştıramadı. Topu önünde bulur bulmaz şutu çıkaran Ertan takımını soyunma odasına beraberlikle götürdü: 1-1. İKİNCİ yarıya hızlı başlayan kırmızı-yeşillilerde 50’de Sadat’ın altıpas içinden dönerek vuruşu direği sıyırark dışarı çıktı. 54’te ise Bruma’nın çaprazdan vuruşu az farkla dışarı gitti. 70’te Yasin sağdan top sürerek çizgiye indi. Yerden pası kaleciyi de geçti, arka direkte bulunan Bruma’ya topu sadece ağlara yollamak kaldı: 2-1. Olcan 82’de kaleci Levent’in açığını iyi görüp ceza sahasına bir hayli mesafeden sol kanattan ağları bulurken Yekta da 85’te karşı karşıya pozisyonu affetmedi: 4-1.
Vatan

Başkan Fikret Orman'ın 19 Aralık Cumartesi günü İtalya'ya neden gittiği ortaya çıktı Savunmaya "Lider stoper" isteyen Teknik Direktör Slaven Bilic'in "Inter'den Nemanja Vidic'i transfer edelim. Alırsak savunmada çok daha iyi oluruz" demesinin ardından Başkan Fikret Orman, Dış Transferden sorumlu Yönetici Erdal Torunoğulları ile birlikte hemen İtalya'nın Milano şehrine uçtu. Orman ve Torunoğulları, Inter Teknik Direktörü Roberto Mancini'nin kadroda düşünmediği 33 yaşındaki savunmacı için İtalyan yöneticiler ile masaya oturdu. Yapılan görüşme sonrası İtalyan yöneticiler, "Vidic'i devre arasında göndermek istiyoruz. Onu size satabiliriz. Ama Nemanja ile görüşmeniz gerekiyor" diyerek transfere "Onay" verdi. Hemen Sırp oyuncu ile bir araya gelen Orman ve Torunoğulları, inanılmaz bir cevapla karşılaştı Vidic, kesinlikle İstanbul'da bir takıma gelemeyeceğini ifade etti. Başkan Fikret Orman'ın "Neden! Niye gelemezsin?" sorusu üzerine ise 33 yaşındaki savunmacı, şoke edici şu sözleri söyledi: "Ben bir Kızılyıldız taraftarıyım. Futbol kariyerimde sekiz sezon Kızılyıldız forması giydim. Futbola orada başladım, kaptanlık yaptım. Geçen ay İstanbul'da Kızılyıldız taraftarı Marko Ivkovic öldürüldü. Ben Beşiktaş'a imza atarsam Kızılyıldız taraftarı bana nefretle bakar. İstanbul'da da büyük sorunlar yaşarım. G.Saray taraftarı tepki gösterir Bu yüzden İstanbul'a gelmek istemiyorum Beni Juventus da istiyor." Bu sözler üzerine ne diyeceğini bilemeyen Başkan Fikret Orman, transferi rafa kaldırma kararı aldı. Geçtiğimiz ay G.Saray Liv Hospital ile Sırp temsilcisi Kızılyıldız arasında İstanbul'da oynanan Euroleague karşılaşması öncesi çıkan olaylar sonrası Kızılyıldız taraftarı Marko Ivkovic, bıçaklanarak hayatını kaybetti. Bu cinayet sonrası Sırbistan ve Türkiye arasında büyük bir diplomatik sorun çıktı İstanbul emniyetinin araştırması sonucu Ivkovic'in katili kısa süre içinde yakalandı. Kızılyıldız taraftarları ve G.Saray taraftarları arasındaki gerginlik devam ediyor.
Akşam

 

Yeni Toplum Dergisi - yenitoplumdergisi@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme