15 Aralık 2014 Pazartesi

Batı İle Rusya Arasındaki Oyunda Almanya Özel Bir Konumla Yer Alıyor


 Analiz
Rusya ile Batı arasındaki uzlaşmazlık; Alman ve Rus yetkililerin birbirlerini Ukrayna ve Sovyet periferisi ile ilgili politikalarını eleştirmeleri üzerinden bu hafta daha da derinleşerek devam ederken, Welt am Sontag'da bu hafta yayınlanan Pazar Sohbeti mülakatında Almanya Şansölyesi Angela Merkel, Rusya'yı, tamamı Avrupa Birliği ile yakın yakın ilişkide bulunma politikası izleyen Moldova, Gürcistan ve Ukrayna'da "sorun yaratmak"la suçlamış, bu açıklamalara cevap veren Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov, Salı günü yaptığı açıklamada "Alman Liderin davranışlarından endişe ettiklerini" ifade ederek Berlin'i Rusya ile Avrupa Birliği arasında daha yapıcı bir rol oynamaya davet etmiştir. 

Söylemler üzerine oturtulan bu saldırılar; bu yıl boyunca Ukrayna'daki krizin bir sonucu olarak  istikrarla kötüye gittiği görülen Rusya-Batı ilişkilerindeki son vakalardır. Birlik üyesi ülkeler ise, Almanya'ya hem eski sovyet periferisinde atılacak adımlar için Birliğin arkasındaki güç olarak ve hem de Rusya ile yapılacak müzakerelerde olası bir mutabakata varılması için esas müzakereci ülke olarak Almanya'nın önemli bir rolü olduğunun altını çiziyorlar.
Almanya'nın Eşsiz Konumu
Almanya, en çok nufüsuna ve en geniş ekonomiye sahip ülke olarak, Birliğin; siyasi konularda dış politika yaklaşımlarının belirlenmesinde ve ekonomik yönlendirmelerde en baskın role sahip ülkesidir. Geçtiğimiz yıldan itibaren, Birlik adına eski Sovyet periferisi ile ilgili bir adım atılması gerektiği zaman, etkin bir oyuncu olarak Almanya'nın devreye girdiği görülmektedir. Başkan Viktor Yanukoviç'in Avrupa Birliği ile Serbest Ticaret Anlaşmasından çekilmesi üzerine başlayan Ukrayna'daki batı yanlısı muhaliflerin gösterilerinde anahtar destekçi Almanya olmuş ve Şubat ayında Yanukoviç'in iktidardan uzaklaştırılmasından sonra Ukrayna'da Berlin destekli Batı yanlısı bir hükümet kurdurmuştur.  
Bu gelişme, kendi yörüngesi dahilinde olduğunu düşündüğü en stratejik ülke olan Ukrayna'da kendi müttefiki Yanukoviç'in Rusya karşıtı ve batı yanlısı birisi ile yer değiştirdiğini gören Rusya'yı endişelendirmiştir. Rusya bu gelişmeye, her ikisi de batıya ciddi bir mesaj olan ve ülkedeki gösterileri hoş görmeyeceği anlamına gelen  Kırım'ı ilhak edip Ukrayna'nın doğusundaki Rus yanlısı ayrılıkçıları destekleyerek cevap vermiştir. Rusya'nın bu adımları Almanya'yı Ukrayna'daki hükümete destek olmaktan alıkoymamış ve bu adımını Avrupa Birliği üzerinden Batı Yanlısı hükümetlere sahip Ukrayna, Moldova ve Gürcistan ile işbirliği anlaşması imzalama planı izlemiştir. Bunlardan başka, Almanya, Rusya'nın Kırım ve Doğu Ukrayna'daki faaliyetlerine karşı başlangıçta sınırlı olarak uygulmaya konulan fakat zamanla yoğunluğu ve kapsamı genişletilen müeyyideleri desteklemektedir.
Bu hareketlerle  Avrupa Birliği ve Rusya'nın sınırlarında yer alan ülkeleri kendi yörüngelerine çekme çabası içine girmeleri nedeniyle Berlin ve Moskova arasında ilave bir çatışma doğurmuş olup her her iki taraf da giriştikleri bu çabadan geri çekilme niyetinde görünmemektedir. Görülmektedir ki; Alman Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier'in 8 Aralık tarihinde Gürcistan'a gerçekleştirdiği ziyaret Avrupa'nın halen bu mücadelenin içinde olduğu idealinin desteklenmesi amacını gütmektedir.  Seyahati sırasında Steinmeier Berlin'in Tiflis'e olan taahhütlerini tekrar ifade ederek, Avrupa Birliği ile yakınlaşma yolunu seçmelerini tavsiye edip, Rusya'nın son günlerde imzaladığı Abhazya topraklarının Gürcistan'dan kopuşunu öngören entegrasyon anlaşmasını eleştirmiştir. Almanya ayrıca Rusya'ya da bir çağrıda daha bulunarak taahhütlerine sadık kalıp Ukrayna ile ilgili olarak imzaladıkları Minsk protokolünün gereği olan ateşkese uymasını istemiştir. Ateşkes anlaşması halen duzenli olarak ihlal edilmektedir
Uzlaşı Odaları
Tüm bu gelişmeler olmakla birlikte Berlin ile Moskova arasındaki ilişkiler tümü ile kopmuş da değil. Rusya Almanya'nın ana enerji tedarikçisi olmaya devam ediyor ve Rusya ekonomisi de hala Almanya ile ticaret yapmaya çok bağımlı ve Almanya'dan gelecek yatırımcılara çok ihtiyaç duyuyor. Almanya, Polonya ve Baltık ülkelerinden gelen müeyyide şiddetinin artırılması çağrılara rağmen, Rusya'ya karşı uygulanan müeyyidelerin genişletilmesi konusunda oldukça dikkatli davranıyor. Bu dikkatli davranış Almanya'nın Rusya'ya göreli olarak makul (Orta ve Doğu Avrupa'nın daha sert pozisyon alan ülekeri ile karşılaştırıldığında) bir duruşu olduğunu göstermekte ve Berlin kendi ekonomik ve ticari menfaatleri noktasında Moskova ile ilişkilerini sürdürmektedir. 

Hatta, Ukrayna konusunda, Almanya ile Rusya arasında hala ciddi bir potansiyel uzlaşma zemini bulunmaktadır. Ukrayna'nın Avrupa Birliği ile ortaklık anlaşması imzalamasını Berlin'in desteklemiş olmasına rağmen, Almanya Avrupa Birliği veya NATO'nun Ukrayana'yı da içine alacak şekilde genişlemesine karşı çıkmaktadır. Avrupa Birliği'nin kendi iç sorunlarının veri olduğu bir durumda, Berlin bir başka sorunlu ülkenin (özellikle iktisadi olarak işlev dışı kalmış bir ülkenin) Birlik içine kabul edilmesi ile ilgilenmemektedir ki; bu durum Rusya ile yapılacak görüşmelerde bir manevra alanı oluşturmaktadır. Moskova Ukrayna ile Batı arasındaki ekonomik ilişkileri belli ölçüde makul görebilecek olmakla beraber Ukrayna'nın NATO üyesi olması fikri Kremlin için kesin olarak bir kırmızı çizgidir. Ukrayna'nın NATO'ya üye olması gibi ciddi bir konu gündemde olmadığı sürece Rusya ile Batı arasındaki görüşmeler yeni gündem maddeleriyle devam edecektir.

Ayrıca şurası da dikkate alınmalı ki; Rusya ile yapılacak müzakarelerde Batı'nın tek temsilcisi Almanya olmayacak, Birleşik Devletler de müzakerelerde hayati bir rol alacakır. Avrupa içinde bile, Birliğin 28 üyesinin tümünün birden Rusya veya Ukrayna'ya yönelik olarak alınacak her hangi ciddi bir ekonomik veya siyasal karara olumlu oy vermesi gerektiğini veri olarak aldığımızda, Almanya'nın her şeye kadir bir  güç olmadığını görürüz. Hatta, geçen hafta Fransa Cumhurbaşkanı Hollande'ın acil bir toplantı talep ederek Başkan Putin ile Ukrayna konusunu müzakere etmesinde görüldüğü gibi diğer ülkeler tek başlarına müzakarelerin şekillendirilmesinde daha önemli roller bile alabilirler. İlaveten, Paris ve Berlin kendi aralarında Euro Bölgesinin nasıl idare edileceğinde anlaşamamakta- dırlar.

Avrupa Birliği'nin ekonomik ve siyasal liderliğini üstlenmiş ve Rusya ile sağlam ilişkileri olmasına rağmen, Almanya; Moskova ile Batı arasındaki uzlaşmazlıkta eşsiz bir konuma sahiptir. Gerçektende, her iki Başkent birbirlerini eleştiriyor olsa da, Rusya'nın Ukrayna'ya gaz sevkiyatına devam etmesinde ve 9 Aralık'ta Dışişleri Bakanı Lavrov'un Doğu Ukrayna'daki sorununa çözüm aranmasında esas muhatap olarak Başkan Petro Proşenko'yu gördüklerini açıklamasında olduğu gibi olumlu işaretler de yok değil. Almanya'nın Rusya üzerindeki baskıları artırma politikasını koordine etmesi veya baskıları aşağı çekmesi uygulamalarını dikkate almaksızın, Almanya'nın krizin evriminde çok önemli bir rol oynamaya devam edeceği kuşkusuzdur.

--
Yeni Toplum Dergisi - yenitoplumdergisi@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme