3 Ocak 2015 Cumartesi

03.01.2015 Genel Gündem

03.01.2015

GÜNDEM

Pkk'nın Polisi 
Emniyet Genel Müdürlüğü Terör ve İstihbarat Dairesi, terör örgütü PKK'nın gençlik yapılanması Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi (YDG-H) ile ilgili hazırladığı raporda, çarpıcı tespitlere yer verdi. Raporda, 2013 yılında kuruluşu tamamlanan YDG-H'nin kemik kadrosunun PKK'nın dağ kadrosundan teslim olan örgüt üyelerinden oluştuğuna dikkat çekilerek, "PKK, YDG-H'yi polis gücü olarak kullanıyor" denildi. Kobani eylemleri sırasında Diyarbakır'da uzun namlulu silahlarla şehir merkezinde eylemler yapan, yine uzun namlulu ağır silahlarla Cizre'de HÜDA-PAR üyeleriyle çatışmaya giren, Mardin'de 'intikam' tugayları oluşturmasıyla gündeme gelen, Şırnak'ın Cizre ve Silopi, Hakkâri'nin Yüksekova, Diyarbakır'ın birçok ilçesinde silahlarla yol kontrolü ve denetim yaparken görüntülenen YDG-H ile ilgili Terör ve İstihbarat Dairesi rapor hazırladı. Raporda, YDGH'nin, 2013 yılı başında örgütün strateji değiştirmesiyle oluşumunu tamamladığı vurgulanarak, "Kırsalda mücadele eden ağır silahlı militanlarını yavaş yavaş ikinci plana atan PKK, şehir gerillası yetiştirmeye başlamasıyla ortaya çıktılar" denildi. Çözüm Süreci kapsamında sınır dışına çekilen ve eylemsizlik kararı alan PKK'nın, eylemlerini YDG-H üzerinden yürüttüğü savunulan raporda, şöyle deniliyor: "YDGH/YDG-K örgütün silahlı kanadında gerçekleştirilen bir dizi düzenleme sonrası oluşumunu tamamladı. 2013 yılı ağustos ayı içerisinde Halk Savunma Merkezi (NPG- Navenda Parastine Gel) oluşturuldu. Ardından bu merkeze bağlı 4 alt karargâh kuruldu. (HPG Kuzey Kürdistan Karargâhı, HPG Medya Savunma Karargâhı, HPG Özel Kuvvetler Karargâhı, HPG Apollo Akademiler Karargâhı) Bu şekilde kırsal alan yapılanmaları sözde ordu şeklinde dönüştürüldü. Kırsal alanda ortaya çıkabilecek bir boşluğun doldurulması ve bölgede örgütün etkinliğinin hissettirilmesi adına faaliyetler yürütüldü. Bu kapsamda, olası bir serhildan-şehir gerillası kapsamında silahlı mücadeleyi paralel yürütmesi açısından YDG-H yapılanmasına gidildi. Söz konusu yapılanma gençlik örgütlenmesinin yanında bir asayiş birimi gibi çalışmaya başladı. Militanlar kırsalda yetiştirilerek şehir merkezlerine gönderildi. Teslim olan militanlar pişmanlık yasasından faydalanarak serbest kaldı ve YDG-H çatısı altında toplandı. İlk olarak Mardin YDG-H Asayiş yapılanmasının kuruluşu ilan edildi. Ardından Diyarbakır'da mezuniyet töreni düzenlenerek militanlar şehir merkezine gönderildi. PKK'nın polis gücü şeklinde yapılanma içinde faaliyet alanı oluşturdular. YDG-H'nin eylem alanları korsan gösterilerle başladı. Uzun namlulu silahlarla şehir merkezinde güvenlik güçlerine saldırılar, molotoflu, el yapımı patlayıcılarla eylemler düzenleyerek varlıklarını hissettirdi. Güvenlik güçleri, sivil araçlar, işyerleri, otel, cami, dernek, okullar, eğitim kurumları başlıca hedef olarak seçildi. Ayrıca üzerlerinde baskı kurmak amacıyla koruculara-ailelerine, evlerine yönelik tehdit, keşif, hırsızlık faaliyetlerini devam ettirerek, bazı koruculara da koruculuğu bırakmaları yönünde baskılar uyguladı. Daha çok molotof ve el yapımı patlayıcı kullanan silahlı YDG-H militanları bölgede çok sayıda il ve ilçe merkezinde baskı, tehdit ve şantajla hakimiyet alanı oluşturdu. Kobani benzeri eylemleri organize etme, sokağa çıkmaları için vatandaşa baskı uygulama faaliyetlerini yürüttüler."
Hürriyet

Saldırının Hazırlığını Yunanistan'da Yapmış 
Dolmabahçe Sarayı'nda görevli emniyet personelinin bulunduğu nöbet kulübesine uzun namlulu silah ve el bombasıyla saldırıda bulunan Fırat Özçelik Emniyet Müdürlüğü'ndeki sorgusunun ardından Çağlayan'da bulunan İstanbul Adalet Sarayı'na sevk edildi. Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcısı İrfan Fidan tarafından ifadesi alınan saldırgan, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Nöbetçi İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimi, sorgusunun ardından Özçelik'i, "silahlı saldırıda bulunmak", "örgüt üyeliği" ve "patlayıcı madde bulundurmak" suçlarından tutukladı. Zanlı mahkemedeki ifadesinde, "570 gündür Berkin Elvan'ın katillerinin bulunmaması nedeniyle adalet istiyorum. Katiller bulunmuyor. Yüzleri belli olmasına rağmen bulunmuyor. Nasıl adalet? Nasıl hukuktur bu? Katiller bulunmadığı sürece yeni savaşlar çıkacaktır." dedi. Beyninde büyüme ve mide sorunları nedeniyle cezaevinde kaldığı dönemde örgütün cezaevlerindeki Hasta Tutsaklar Komitesi faaliyetlerini yürüten Fırat Özçelik'in cezaevinden çıktıktan sonra da bu faaliyetler ile ilgili yurtdışına da çıktığı tespit edildi. Fırat Özçelik'in komite faaliyetleri ile ilgili Yunanistan'da bulunduğu süre içerisinde saldırı planı ve hazırlığı yapıldığı üzerinde duruluyor. Saldırganın kullandığı el bombaları ve silahlarla ilgili de kriminal inceleme devam ediyor. Yunanistan'dan gelişinin ardından memleketi Hatay'a gittiği belirlenen Özçelik'in silahları ve bombaları bu bölgeden temin etmiş olabileceği ihtimali de değerlendiriliyor.
Vatan


EKONOMİ 

Gram Altın 89, 4773-88, 6555                            
ABD Doları 2, 3426-2, 3460/  Euro 2, 8099 -2, 8170/ İngiliz Sterlini 3, 5901-3, 5988                

Kaliteli İtiraf 
Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) Başkanı Mehmet Ergün Turan, TOKİ inşaatlarında kalitesiz ürün kullanıldığını kabul etti ve bu malzemelerin artık TOKİ inşaatlarına girişine izin verilmeyeceğini açıkladı. İnşaat sektöründe kalitesiz olduğu için "TOKİ musluğu ve "TOKİ suntası" gibi tanımlarla anılan TOKİ'nin Başkanı Turan eski disipline göre malzeme üretenlerle iş yapmayacaklarını belirterek müteahhitlere ve taşeronlara "Bundan sonra TOKİ'ye kalitesiz malzeme girmeyecek. Taviz vermeyeceğimiz noktalardan birisi kalite olacak. Bütün paydaşlarımız bunu bilmeli ve kendini buna göre konumlandırılmalı. TOKİ, kalitede referans olacak" mesajını verdi. Artık yüksek katlı binaları da onaylamadıklarını kaydeden Turan, "Dikey mimariden yatay mimariye geçiş yapıyoruz. Çünkü bizim Anadolu'da kadim medeniyetimizde yüksek katlı binalar yok" açıklamasını yaptı. Şehirdeki genel imar planına uygun şekilde bina yapacaklarına dikkat çeken Turan, "Bize bina yapmak için gelenlere ilk olarak 'şehrin genel kat sayısı kaç' diye soruyoruz. Genel imar planı neyse ona göre binalar yapılacak. Hiçbir şekilde o bölgenin en yüksek binaları olmayacağız. Anadolu'nun hiçbir bölgesinde TOKİ en yüksek binaları yapan kurum olmayacak" dedi. Turan yeni tarzın maliyetlere de yansıması olacağına dikkat çekerek şöyle konuştu: "Bir referans noktası olmasını istiyoruz. Bir kaç yıl içerisinde TOKİ'nin ürettiği binalar kalitesiyle anılan konutlar olacak."
Hürriyet

 
Dolar Yılı 
Yılın ilk işlem günlerine tıpkı geçen seneki gibi dolar damgasını vurdu. Çin'in sanayi üretiminde canlanmanın gerçekleşmediğini gösteren veriler ve Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi'nin Avrupa Birliği için deflasyon uyarısı, doları yılın ilk günü zirveye taşıdı. 6 gelişmiş ülke para birimine karşı doların değerini ölçen dolar endeksi 90.76'ya çıkarak son 5 yılın zirvesini daha 2015'in ilk işlem gününde gördü. Dolar gelişmiş ülkelerde olduğu gibi gelişmekte olan ülkelerin para birimlerine karşı da yükselişini sürdürdü. Türkiye'de yıla 2.33 lira seviyesinden başlayan dolar dün 2.35 lira sınırını da aştı. Dünyanın gözünü çevirdiği Rus Rublesi'nde de dolara karşı değer kaybı yüzde 2'ye yaklaştı. Cari açığı ile Türkiye'ye benzetilen Güney Afrika'da randı da dolara karşı yüzde 1.5 değer kaybetti. Doların yükselişinde kısa vadeli etkiler kadar bu yıla yayılacak gelişmeler ve beklentiler rol oynuyor. Listenin başında ise ABD ekonomisinin büyüme oranı yer alıyor. 2015'in mart ayında açıklanacak 2014 yılı ABD nihai büyüme oranının yüzde 3'ü geçmesi bekleniyor. Bu oran 2005 yılından bugüne en yüksek oran olarak kaydedilecek. Ayrıca ABD 2014'te 3 milyonun üzerinde iş yaratarak 1999'dan bu yana en iyi performansını gerçekleştirdi. İstihdam temposunun bu şekilde devam etmesi durumunda Amerikan Merkez Bankası'nın (FED) artık bu sene yapmasına kesin gözüyle bakılan faiz artışını ilk 6 ay içinde ve daha hızlı bir artışla yapması da olası. Uzmanlar bu gelişmenin Amerikan varlıklarına ve dolara olan hücumu artıracağının altını çiziyor. Doları yükseltecek ikinci ana damar ise hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde büyüme endişelerinin devam etmesi. Avrupa ve Japonya 2015'te tekrar yüksek büyüme temposu yakalamak için yüzlerce milyar dolarla ölçülen parasal genişleme programlarını hayata geçirecek. Bu durumda Euro ve yenin dolar karşısında değer kaybetmesine kesin gözle bakılıyor. Ancak büyüme sıkıntısı sadece Avrupa ve Japonya'ya özgü değil. 2015'te Rus ekonomisinin en iyimser tahminle yüzde 0.7 küçülmesi beklenirken Türkiye'de büyümenin yüzde 3'te kalacağı tahmin ediliyor. Ayrıca büyümenin lokomotifi olan Çin'de sanayi üretimindeki canlanmayı ölçen PMI verisinin 50.1 ile 18 ayın en düşüğüne gerilemesi Çin büyümesi konusunda da endişeleri artırdı. ALB Menkul Değerler Ekonomik Araştırma Müdürü Yeliz Karabulut'a göre ABD'nin diğer ülkelerden büyüme açısından olumlu ayrışması doların çekiciliğini artıracak. Karabulut "2015'te ABD'nin göstergelerindeki olumlu seyir Fed'in faizleri erken artırması ihtimalini de artıracak. Olumlu veriler daha fazla stres yaratabilir" dedi.
Hürriyet

 
Şampiyon Otomotiv 
Türkiye ihracatının lokomotifi konumunda bulunan otomotiv endüstrisi, sektörel şampiyonluğunu 9'uncu defa ilan etti. Sektör 2014 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 4.5'lik artışla 22.2 milyar dolar ihracat gerçekleştirdi. Böylece 24.7 milyar dolar ile bütün zamanların ihracat rekorunun kırıldığı 2008'den sonraki en yüksek ikinci dış satım rakamına ulaşıldı. Sektör, Türkiye'nin bu dönemdeki 157.6 milyar dolarlık toplam ihracatından yüzde 14 pay aldı. Otomotivi, yüzde 11.9 pay ile "hazır giyim ve konfeksiyon", yüzde 11.3 ile "kimyevi maddeler ve mamulleri" ve yüzde 8.4 ile "çelik" izledi. Otomotiv sektöründe 2014'te 3.6 milyar dolar ihracat yapılan Almanya, açık ara ilk sırada yer aldı. Onu sırasıyla İngiltere (2.4 milyar dolar) ve Fransa (2.3 milyar dolar) izledi. Otomotiv sektörünün ihracatında Rusya'ya gerçekleştirilen dış satım ise yüzde 31.5'lik rekor düşüşle 794 milyon dolara geriledi.
Türkiye

 
İlk İşlem Günü Dolar Yükseldi Borsa Düşüşte 
ABD ekonomisinin güçlü seyri ve Avrupa ekonomisinin yeni desteklere ihtiyaç duyulabileceği beklentisiyle dolar Türk Lirası karşısında dün 2.35'in üzerini test etti. Dolar 31 Aralık'taki 2.3310 seviyesinden dün en yüksek 2.3585 seviyesine kadar yükseldi. Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) yavaşlayan enflasyonla mücadele için yeni yılda yeni destek önlemleri alacağı beklentisi de euro'nun dolar karşısında 1.2026 ile 4.5 yılın en düşük seviyesine gerilemesine neden oldu. ECB Başkanı Mario Draghi, bankanın fiyat istikrarını koruma görevini yerine getirememe riskinin şu anda, 6 ay öncesine göre daha yüksek olduğunu belirterek gerekirse bu yılın başında bu konuda adım atmaya hazır olduklarını yineledi. Draghi, "Düşük enflasyonun fazla uzun sürmesi halinde bir tepki göstermemiz gerekirse, 2015 başında önlemlerimizin büyüklüğü, hızı ve kompozisyonunu ayarlama yönünde teknik hazırlık içerisindeyiz" dedi. Borsa ise yılın ilk işlem gününü negatif tamamladı. Büyümeye ilişkin endişelerin artması ve euro/dolar paritesindeki gerilemenin etkisiyle BIST-100 endeksi günü yüzde 0.31 düşüşle 85.458 puanda kapattı. Amerikan Merkez Bankası'nın (Fed) Cleveland Başkanı Loretta Mester, ABD ekonomisinin güçlü olduğu göz önüne alındığında yılın ilk yarısında bir faiz artışı görmelerinin mümkün olduğunu söyledi.
Milliyet

 
Dış Ticaret Açığı Yüzde 15.5 Düştü 
Gümrük ve Ticaret Bakanlığının resmi olmayan geçici dış ticaret verilerine göre, geçen yıl ihracat, bir önceki yıla göre yüzde 4.09 artarak 157 milyar 762 milyon dolara yükseldi, ithalat yüzde 3.71 azalarak 242 milyar 336 milyon dolara geriledi. Böylece dış ticaret açığı yüzde 15.51 azalarak 84 milyar 574 milyon dolar olarak gerçekleşti. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise geçen yıl yüzde 60.2 iken yüzde 65.1'e çıktı. Bakanlığın açıkladığı aralık verilerine göre ise bu ayda en çok ihraç edilen fasıl 1 milyar 504 milyon dolar ile 'motorlu kara taşıtları, traktörler, bisikletler, motosikletler ve diğer kara taşıtları; bunların aksam, parça, aksesuarı' oldu. Aralık ayında en çok ithal edilen fasıl ise 4 milyar 465 milyon dolar ile 'mineral yakıtlar, mineral yağlar ve müstahzarları' oldu. Bu ayda en fazla ihracat yapılan ülke 1 milyar 152 milyon dolarla Almanya olurken bu ülkeyi sırasıyla 1 milyar 115 milyon dolarla Irak ve 753 milyon dolarla İngiltere izledi. En fazla ithalat ise 2 milyar 317 milyon dolar ile Çin'den yapıldı. Bu ülkeyi sırasıyla 2 milyar 214 milyon dolar ithalat ile Rusya ve 2 milyar 187 milyon dolar ithalatla Almanya takip etti. Bakanlık verilerine göre ayrıca aralıkta 4 bin 25 limited şirket, 6 bin 995 ticari işletme, 2 bin 533 şube, 995 anonim şirket, 52 kooperatif, 1 kollektif şirket kuruldu.
Star

 
Rusya'nın Petrol Ruleti 
Batılı ülkelerin yaptırımları nedeniyle ekonomisi daralan ve parası hızla değer kaybeden Rusya, petrole sarıldı. Rusya Enerji Bakanlığı, 2014'de günlük 10.6 milyon varil ortalama üretimle Sovyetler Birliği sonrası dönemin rekorunun kırıldığını açıkladı. 2014'te petrol fiyatlarındaki düşüşten etkilenen Rusya, bu yarayı üretimi artırmakta aradı. Ancak, bu hamlesi petrol fiyatlarının daha da aşağıya gitmesine neden oldu. Yeni yılın ilk işlem gününe bir miktar yükselişle başlayan petrol fiyatlarında yön yeniden aşağı döndü. Arz fazlasına yönelik endişelerin devam etmesinin, Rusya'nın 2014'te petrol üretiminin Sovyet döneminin tepe noktalarına ulaşmasının ve Libya'nın Es-Sider petrol ihracat terminalindeki yangının tamamen söndürüldüğü haberlerinin etkisi ile brent petrolü 2009 yılından bu yana görülen en düşük seviyeye indi. Türkiye'de de fiyatları etkileyen brent türü hampetrolün varil fiyatı dın yüzde 2.9 oranında düşüşle 55.65 dolar seviyesini gördü. Petrol varil fiyatlarının bu şekilde devam etmesi durumunda Rusya 2015'de yüzde 4-5 küçülme bekliyor. Dolar 50 rublenin üzerine çıkarken, bütçe açığının kapatılması için Rezerv Fonları'nın kullanılması planlanıyor. Rublenin değer kaybını önlemek için harcanan rezervler ise 388 milyar dolara düştü. Düşük petrol fiyatları, Türkiye gibi ithalatçı ülkeler için avantaj olsa da sadece Rusya için sorun oluşturmuyor. Avrupa da petrol fiyatlarından endişeli. Dün açıklanan verilere göre Euro Bölgesi'nde ekonomik aktivite kırılgan seyrini sürdürüyor. İmalat sanayi aktivite endeksi (PMI) 50.6 ile beklentilerin altında kaldı. Çok düşük olan enflasyonun petrol fiyatlarındaki gerileme ile 2015'in önemli bir kısmında negatife dönmesi olası. Bu görünüm, ECB'den 22 Ocak toplantısında devlet tahvil alımını içeren genişlemeci bir adımı gerekli kılıyor.
Star

 
Katsayılar Belli Oldu; Ocakta Kim, Ne Kadar Maaş Alacak? 
Memur maaş katsayıları, 1 Ocak-30 Haziran tarihleri arasında 0,079095, taban aylık katsayısı 1,23858, yan ödeme katsayısı da 0,025081 olarak uygulanacak. Söz konusu düzenlemenin ardından en düşük memur maaşı 2 bin 45 liradan 2 bin 114 liraya yükseldi. Aile ve çocuk yardımı almak kaydıyla müsteşar maaşı 7 bin 838 liradan 8 bin 90 liraya, genel müdür maaşı ise 6 bin 877 liradan 7 bin 101 liraya çıktı. 12'nci derecenin 1'inci kademesinden maaş alan bir hizmetlinin 2 bin 45 lira olan maaşı 2 bin 114 liraya, 13'üncü derecenin 3'üncü kademesinden maaş alan bir devlet memurunun 2 bin 179 lira olan aylık maaşı 2 bin 251 liraya, 8'inci derecenin 1'inci kademesindeki maaş alan bir polis memurunun 2 bin 929 lira olan maaşı da 3 bin 24 liraya yükseldi. 3'üncü derecenin 1. kademesinde yer alan başkomiserin maaşı ise 3 bin 306 liradan, 3 bin 412 liraya çıktı. 7'inci derecenin 1'inci kademesindeki öğretmenin 2 bin 480 lira olan aylığı 2 bin 562 lira oldu. Aynı derece ve kademedeki araştırma görevlisinin maaşı 3 bin 573 liraya çıkarken, 1'inci derecenin 4. kademesindeki profesörün maaşı da 6 bin 105 lira 7'inci derecenin 1'inci kademesindeki doktor maaşı 3 bin 456 liradan 3 bin 567 liraya yükselirken, 1'inci derecenin 4'üncü kademesindeki uzman doktorun maaşı ise 4 bin 187 liradan 4 bin 320 liraya çıktı.
Akşam

 
Türkiye Bu Yıl Enerji Ve Ulaştırmada Gaza Basıyor 
Türkiye 2014 yılında hız verdiği ulaştırma ve enerji projelerine 2015 yılında da devam ediyor. Ulaştırma alanında Türkiye'nin bir ucundan bir ucu yeni yollar, demir yolları ve köprülerle donatılırken, yeni enerji projeleri de devreye alınacak. Bu projelerden en önemlilerini ise Güney Akım'ın iptal edilmesinden sonra Rusya ile Türkiye arasında yapılan ve Türk Akımı adı verilen yeni hat anlaşması ve Mart ayında temeli atılacak olan Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı'nın (TANAP) oluşturuyor. Bu projeler kapsamında 2015'te 9,2 km'lik Keçiören- Atatürk Kültür Merkezi metro hattı ve 63 km'lik Gebze- Halkalı banliyö hattı inşaatı bitirilecek, 4,5 km'lik Levent-Hisarüstü metro hattı ve Seyrantepe depo bağlantısı bitirilecek ve 9 km'lik Bakırköy- Bahçelievler-Kirazlı metro hattının temeli atılacak. Ayrıca Esenboğa havalimanı raylı sistem bağlantısı yapım ihalesine çıkılacak. Sabiha Gökçen Havalimanı demiryolu bağlantısının temeli atılacak. Bunların yanı sıra Ovit Tüneli, Cankurtaran Tüneli, Salmankas, Erkenek, Karahan, Cudi, Ilgaz, Sapça, Üzülmez tünelleri de bu sene bitirilecek. Sinop Havalimanı Terminal Binası yapımına başlanacak, Hakkari (Yüksekova) havalimanı bitirilecek, yat limanlarının kapasitesi de 17.700'den 18.600'e çıkartılacak. 2015 yılında ulaştırma alanında yapılacak bazı yatırımlar ise şu şekilde: 76 km'lik Türkiye -Gürcistan demiryolu inşaatının Türkiye tarafı 2015'te bitirilecek. Konya-Karaman Hızlı Tren hattı tamamlanacak. İstanbul-Edirne hızlı tren hattının ihalesi gerçekleştirilip, yapımına başlanılacak. Karaman–Ulukışla, Sivas-Erzincan, Gaziantep-Şanlıurfa, Mersin-Adana hızlı tren hattının yapımına başlanılacak. Adana-Gaziantep hızlı tren hattının yapımına devam edilecek. Antalya-Konya- Aksaray-Nevşehir-Kayseri, Kırıkkale-Çorum-Samsun, Yerköy- Aksaray-Ulukışla Hızlı Tren hattı proje hazırlanmasına başlanılacak. Sivas-Malatya demiryolu projesinin hazırlanılmasına başlanılacak.
Akşam

 
DÜNYA 

Çin Dışişleri'nde Yolsuzluk Operasyonu 
Bakanlıktan yapılan açıklamada, Zhang'ın disiplin ihlali yaptığı şüphesiyle yolsuzluk suçlaması kapsamında soruşturulduğu belirtildi. "Disiplin ihlali" yolsuzluk için kullanılan bir örtülü kavram olarak niteleniyor. Konuyla ilgili daha fazla detay verilmedi. Soruşturma kapsamında Çin Dışişleri Bakan Yardımcılığı görevinden de alınan Zhang Kunsheng, bakanlık protokolü çerçevesinde en kıdemli bakan yardımcılığı görevini yürütüyordu. Zhang Dışişleri Bakanlığı bünyesinde şu ana kadar bir yolsuzluk soruşturmasında hedef alınan en yüksek mevkideki bürokrat oldu. Çin basınına göre 56 yaşındaki Zhang, protokol, Latin Amerika ve Karayip bölgelerinden sorumluydu. Shanxi eyaletinde doğan Zhang, evli ve bir çocuk babası. ABD'nin başkenti Washington D.C.'de 1998- 2001 arasında görev yapan Zhang Kunsheng, Dışişleri Bakan Yardımcılığı'na 2011'de getirilmişti. Çin Devlet Başkanı Şi Jinping, Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) liderliğini devralmasının ardından yolsuzluğa karşı mücadele programıyla partinin tetikte olmasını istemiş ve yolsuzluğu, partinin hayatta kalmasına karşı bir tehdit olarak gördüğünü söylemişti. Şi ayrıca, 'kaplanlar' olarak bilinen üst düzey bürokratlardan 'sinekler' diye bilinen alt düzey bürokratlara kadar herkesin yolsuzluktan kaçınması gerektiğini belirtmişti.
Hürriyet

 
Rakka'da Kurtarma Fiyaskosu 
Amerikan özel kuvvetlerinin, aralarında Suriye'deki hava saldırılarında görev alan Ürdünlü pilot Muaz Kesasibe'nin de olduğu IŞİD'in elindeki rehineleri kurtarmak için önceki gece operasyon düzenlediği iddia edildi. International Business Times haber sitesine göre uluslararası koalisyon güçleri 5 savaş uçağıyla IŞİD'in merkezi konumundaki Suriye'nin Rakka kentini bombalarken, iki askeri helikopter de Rakka'nın Rumelya bölgesindeki Es-Sakiyye Caddesi'ne inmeye çalıştı. "Rakka Sessizce Katlediliyor" adlı IŞİD karşıtı yerel oluşumun verdiği bilgilere dayanan habere göre kurtarma ekibini bölgeye indirmeye çalışan helikopterler, IŞİD militanlarının yoğun ateşi üzerine görevini gerçekleştiremeden bölgeden ayrılmak zorunda kaldı. Helikopterlerin Rakka'nın doğusundaki kırsal alana inmek için ikinci bir girişimde bulunduğu, ancak yine ateş açılması üzerine bunu da başaramadığı ifade edildi. Yerel kaynaklara göre koalisyon uçakları ise önceki gece Rakka'da 13 saldırı gerçekleştirdi. Hava operasyonunda IŞİD'in askeri merkezleri ve binaları vuruldu. İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi de hava saldırılarını doğruladı. Ancak operasyon sonucu can kaybı ve yaralı sayısına ilişkin bilgi verilmedi. Amerikan ordusu, geçtiğimiz yıl temmuz ayında da IŞİD'in rehin tuttuğu Amerikalı gazeteci James Foley, diğer ABD vatandaşları ve İngilizleri kurtarmak için operasyon düzenlemiş ancak yine sonuç alamamıştı. ABD Savunma Bakanlığı Pentagon'un Sözcüsü John Kirby, operasyonun başarısızlığının sebebini IŞİD'in rehinelerin yerini değiştirmesine bağlamıştı. IŞİD, daha sonra James Foley'yi başını keserek öldürmüştü.
Hürriyet

 
Kaza Bölgesinden Batık Gemiler Çıktı 
Pazar günü 162 yolcu ve mürettebatla Endonezya'dan Singapur'a giderken Cava Denizi üzerinde kaybolan AirAsia Hava Yolları'na ait uçağı arama çalışmaları devam ediyor. Uçağın düştüğü tahmin edilen yerde dün 12 kişinin daha cesedi bulundu, böylece toplam 22 kişinin cesedine ulaşılabildi. Olumsuz hava şartları yüzünden arama çalışmalarına birkaç gündür ara verilirken, uçağın düştüğü bölgenin İkinci Dünya Savaşı'nda önemli deniz çatışmalarına sahne olduğu ortaya çıktı. Sonarla yapılan aramalarda ekiplerin aldığı bazı metal sinyallerinin batık gemilerden geldiği belirlendi. 1942 yılında Hollanda, ABD, İngiliz ve Avustralya güçleri Japon donanmasına karşı Pasifik Cephesi'nde bu bölgede çarpışmış ve müttefiklerin 8 savaş gemisi batmıştı. Uçakla ilgili soruşturmayı yürüten Endonezyalı hava güvenlik uzmanı Toos Saniotoso, "Her türlü ihtimali göz önünde bulunduruyoruz. Operasyonel gelişmeler, pilotaj hatası, teknik aksaklıklar, kontrol merkezi ve diğer bütün ihtimaller detaylı olarak inceleniyor" dedi. Endonezya Arama- Kurtarma Ajansı Başkanı Henry Bambang Soelistyo, "Sualtı keşiflerine ağırlık vereceğiz. Uçağın karakutusunu bulduğumuzda kazanın da sebebini aydınlatmayı ümit ediyoruz" dedi.
Türkiye

 
Afgan Askeri Taliban Yerine Düğünü Vurdu 
Afganistan'ın güneyindeki Helmand vilayetinde, ABD öncülüğündeki NATO birliklerinin yerel güçlere devir teslimine gölge düşürecek bir olay yaşandı. Afgan askerleri, Taliban militanları zannederek bir düğün alanına roket fırlattı, olayda çoğu kadın ve çocuk 30 kişi öldü, 50 kişi yaralandı. 1 Ocak 2015 itibariyle NATO misyonu muharip görevlerini Afgan ordusuna devrederken, olay yıllarca NATO tarafından eğitilen yerel güçlerin yeterliliğinin bir kez daha sorgulanmasına neden oldu. 2015 yılının ilk gününün erken saatlerinde bir düğün yerine "roket saldırısı" düzenlendiği bildirildi. Düğünün gerçekleştiği evde yaşanan patlamanın ardından önce Taliban suçlandı. Taliban ise eve saldırı düzenlendiğini yalanlayarak, saldırıdan Afganistan ordusunun sorumlu olduğunu açıkladı. Sonunda Afganistan Savunma Bakanlığı da olayın militanların saldırısı olmadığını açıklarken Afgan askerlerinin "yanlışlıkla" düğün yerine roket attığı ortaya çıktı. Helmand'ın Sangin ilçesi vilayetin en güvensiz bölgelerinden biri. İlçede, Taliban'ın haşhaş yetiştirdiği biliniyor. Vali Yardımcısı Muhammed Resulyar, AFP haber ajansına, düğünün gerçekleştiği sırada Taliban militanlarının bölgedeki bir askeri kontrol noktasına saldırdığı aktardı. O sırada düğündeki konuklar, gelinin damadın evine getirilmesini kutlamak amacıyla havaya ateş açıyordu. O sırada Afgan askerler, bu silah seslerinin militanlara ait olduğunu zannederek düğün alanını hedef aldı. Kadın konukların toplandığı odaya iki roket isabet ederken çoğu kadın ve çocuk 30 kişi öldü, 50 kişi yaralandı. Afganistan hükümeti, Helmand'a inceleme ekibi gönderirken roketlerin ateşlenmesinden sorumlu olan dört askerin gözaltına alınarak askeri mahkemeye sevk edildiği bildirildi. Gözaltındaki askerlerden birinin komutan olduğu aktarıldı. Helmand vilayeti komutanı General Sultan Mahmud, olay sırasında bölgede olan tüm askerlerin soruşturmaya tabi tutulmak üzere üslerine kapatıldığını söyledi. Birleşmiş Milletler'in Afganistan'daki misyonu ise olayı kınadı.
Milliyet

 
İsveç'te Ortak Eylem 'Camime Dokunma' 
İsveç'in başkenti Stockholm ile Göteborg ve Malmö gibi şehirlerinde dün öğle saatlerinde yapılan gösterilere binlerce kişi katıldı. Stockholm'de yaklaşık iki bin kişinin katıldığı protestoda polis güvenlik önlemleri aldı. Olaysız geçen protestoya katılan İsveç Kültür Bakanı Alice Bah Kuhnke, hükümetin gelecek ay İslamofobi'ye karşı önlemler alacağını söyledi. Protestoları, İsveç Müslüman Konseyi (SMC) ve İsveç Genç Müslümanları (SUM) gibi grupların da aralarında bulunduğu 40'tan fazla grup düzenledi. Stockolhm'ün kuzeyindeki Uppsala şehrinde yapılan protestoda konuşan Yerel Yönetimler Bakanı Ardalan Shekarabi de, "İnsanların camilere gitmekten korkmasının dini özgürlüğe karşı tehdit olduğunu" söyledi. Uppsala kentinde yılbaşı sabahı bir cami daha kundaklanmış, bu cami bir hafta içinde ülkede kundaklananı üçüncü cami olmuştu. Cami kundaklamalarının ardından İsveç polisi güvenlik önlemlerini artırma kararı aldı. İsveç'in güneydoğusundaki Eskilstuna kentinde 25 Aralık'ta bir caminin kundaklanmasında çıkan yangında 5 kişi yaralanmıştı. İsveç'in güneyindeki Eslöv kentinde ise 26 Aralık'ta kundaklanan bir camide maddi hasar meydana gelmişti. İsveç'te ırkçılık ve yabancı düşmanlığı üzerine çalışmalar yapan Expo Vakfı'nın araştırmasına göre, geçen yıl ülkede camilere yönelik en az 12 saldırı yapıldı. Bunun ayda en az bir saldırı anlamına geldiğini ifade eden Expo Vakfı'nın baş editörü Daniel Poohl, camilere yönelik saldırıların her zaman yetkililere bildirilmediğine dikkat çekti. Almanya'da İslam ve göçmen karşıtı PEGIDA'ya tepki olarak Pazartesi günü Köln kentinde düzenlenecek gösteriye destek büyüyor. Sivil toplum kuruluşları ve kiliselerin katılacağı gösteri sırasında ünlü Köln Katedrali ışıklarını söndürecek.
Star

 
Işıd'in Utanç Belgesi 
Irak'ta öldürülen IŞİD'in 'emir' statüsünü verdiği üst düzey bir yöneticisinin üzerinden çıkan ve örgütün mührünün bulunduğu belgede, IŞİD tarafından bir pazar kurulduğu, burada Hıristiyan ve "şeytana tapan" kadınların satıldığının yazıldığı belirtildi. Üzerinde hicri takvime göre 14 Zilhicce 1435 (16 Ekim 2014) tarihi bulunan belgede pazarda her yaştan kadının olduğu, yaşı büyük kadınların ucuz, yaşı küçüklerin ise daha pahalı fiyata satıldığı belirtildi. IŞİD'in sadece yönetici düzeyindeki emirlerine gönderdiği belirtilen 'Ganimet satış fiyatları' belgesinde, "Bismillahirrahmanirrahim. Bize bir haber geldi. Kadınları ve ganimetleri satmak için bir çarşı var. Bu çarşıda fiyatlar şu anda çok düştü. Fiyatların düşmesi İslam ekonomisi düştüğü içindir. Bu alışverişi kabul etmeyenler öldürülecektir" ifadeleri yer aldı. Belgede ganimet satışındaki düşüşün ardından IŞİD gelirlerinin ve mücahitlerin finansmanının karşılanması nedeniyle ganimetlerin satıldığı pazarlara kontrol konulmasının gerektiği kaydedildi.
Akşam

 
Korkunç Yöntem 
İnsan tacirleri özellikle Suriyeli mültecileri Avrupa'ya taşırken yeni bir yönteme başvurmaya başladı. 31 Aralık'ta "Blue Sky" adlı gemi Akdeniz'de 970 yolcusuyla terk edilmiş bir halde bulunmuştu. Gemidekilerin Suriyeli Arap ve Kürt mülteciler olduğu, mürettebatın, geminin yönünü kayalıklara çarpacak şekilde ayarlayarak gemiden kaçtığı açıklanmıştı. Yolcuların gemide alarm vermesiyle İtalyan yetkililer duruma el koymuştu. Benzer bir olay, birkaç gün arayla ikinci kez yaşandı. İtalyan yetkililer, bir süre Akdeniz'de sürüklenen ve en az 400 kaçak göçmen taşıyan bir geminin Crotone Limanı'na götürüldüğünü duyurdu. Sahil Güvenlik Komutanı Filippo Marini, geminin Türkiye'den kalktığını söyledi. Marini, "Geminin bir Türk limanından kalktığını ve mürettebatınca terk edildiğini biliyoruz" dedi. Marini göçmenlerin Suriyeli olduklarının sanıldığını kaydetti. 73 metre uzunluğundaki "Ezadeen" adlı Sierra Leone bandıralı geminin, mürettebatı tarafından terk edildikten sonra İtalya'nın güneydoğusundaki Puglia kentine doğru sürüklendiği açıklandı. Gemideki durum, telsizi çalıştırmayı başaran bir göçmen tarafından haber verildi.
Akşam

SİYASAL 

Kasetten Önce Dınlemışler. 
12 Haziran 2011 seçimleri öncesinde Türkiye'yi sarsan kaset skandallarına hedef olan MHP'nin o dönemde üst yönetiminde yer alan isimlerin bir bölümünün, bu olayın öncesinde Emniyet istihbaratı tarafından sahte isimler ve terör örgütü üyeliği gerekçesiyle dinlemeye alınmış olduğu ortaya çıktı. Ankara Özel Yetkili 11'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nin arşivinde telekulak soruşturması kapsamında bulunan dinleme kararlarının incelemesi sürdükçe bir dönem yasadışı dinlemelerin hedefi haline gelen isimlere yenileri ekleniyor. Ankara'da HSYK Başmüfettişi Ali Rıza Karakan tarafından yürütülen telekulak soruşturmasında, 12 Haziran 2011 seçimleri öncesi patlak veren kaset skandalından sonra partilerinden istifa etmek zorunda kalan MHP Ankara milletvekili adayları Ahmet Deniz Bölükbaşı, Bülent Didinmez ve Mustafa Cihan Paçacı'nın da sahte isimler ve örgütler üzerinden dinlendiği ortaya çıktı. (Seçim öncesindeki kaset dalgasında hedef haline gelen diğer MHP'lilerden İhsan Barutçu ve Mehmet Taytak'ın da polis tarafından dinlendiği başka soruşturmalarda ortaya çıkmıştı.) Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından önleyici dinleme kapsamında alınan dinleme kararlarına göre, Deniz Bölükbaşı ilk olarak 14 Nisan 2008'de İBDA-C örgütü üyesi olduğu gerekçesi ile Ankara 11'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nden alınan kararla 3 ay boyunca dinlendi. Bölükbaşı, 1 yıl sonra 13 Mayıs 2009'da, kendisini dinleyenlerin yeniden hedefi oldu. Yine İBDA-C örgütü mensubu olarak telefonları dinlendi ancak bu kez mahkemeden 'Haydar Baran' sahte ismiyle dinleme kararı alındı. MHP'nin o dönemki Genel Başkan Yardımcılarından Bülent Didinmez de telekulağın hedefindeydi. Didinmez, Mustafa Türkdoğan sahte ismiyle yine Ankara 11'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nden alınan kararla dinlendi. Listedeki bir diğer isim ise MHP Genel Sekreteri Mustafa Cihan Paçacı'ydı Onun telefonları da 8 Mayıs 2009'da Ankara 11'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nden Yavuz Selim Aydoğan sahte ismi üzerinden alınan mahkeme kararı ile İBDA-C örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle dinlemeye alındı. 12 Haziran 2011 seçimlerine sayılı günler kala 16 Nisan 2011'de Türkiye'yi sarsan kaset skandalı patladı. Hedefteki ilk isimler MHP Genel Başkan Yardımcısı Recai Yıldırım ile Kırşehir Milletvekili Metin Çobanoğlu oldu. MHP'nin önde gelen 2 isminin 'Farklı Ülkücülük' adlı internet sitesinde 'özel görüntüleri' yayınlandı. İnternet sitesinden yapılan yayınlarda MHP'nin A takımındaki diğer isimlerin de görüntülerinin yayımlanacağı duyuruldu. Deprem etkisi yaratan videolardan sonra MHP Genel Başkan Yardımcıları Bülent Didinmez, Mehmet Ekici, Deniz Bölükbaşı, Osman Çakır, Ümit Şafak ile Genel Sekreter Mustafa Cihan Paçacı, Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Taytak ve İhsan Barutçu'yla ilgili görüntülerin olduğuna yönelik iddialar ortaya atıldı. Bu isimlerle ilgili herhangi bir görüntü yayımlanmadı. Ancak adları geçirilen bu MHP'liler teker teker partilerinden istifa etmek zorunda kaldı. İhsan Barutçu ise istifa etmeyeceğini açıkladı. Ancak MHP MYK tarafından partiden ihraç edildi. Aradan geçen 4 yıla rağmen MHP kasetlerinin sırrı çözülemedi. Bu istifa furyasında parti yönetiminden ayrılan isimlerden 3'ünün telefonları, Emniyet istihbaratı tarafından dinlenen 477 kişilik listede yer alıyor. Bu arada Ankara'da sürdürülen bir başka telekulak soruşturmasında ise yine aynı çerçevede partiden ayrılmak zorunda bırakılan MHP'lilerden İhsan Barutçu'nun 20 Mart 2011- 14 Haziran 2011 arasında, Mehmet Taytak'ın ise 27 Aralık 2010'da TİT (Türk İntikam Tugayı) soruşturması kapsamında telefonlarının dinlendiği ortaya çıkmıştı. Bu durumda iddialar nedeniyle ayrılmak zorunda kalan 10 MHP'liden en az 5'inin telefonlarının önceden dinlemeye alındığı kesinlik kazanmış oluyor.
Hürriyet
Ayrımcılığa Karşı Sesimiz Ortak Olsun 
Başbakan Ahmet Davutoğlu, dün Dolmabahçe Başbakanlık Ofisi'nde gayrimüslim azınlık cemaatlerinin temsilcileriyle yemekte bir araya geldi. Davutoğlu, "İslamofobiye karşı hep beraber sesimizi yükselttiğimizde, aslında sadece Müslümanlara dönük ayrımcılığa değil dini kimlikleri ihtiva eden bütün ayrımcılıklara karşı da sesimizi yükseltmiş oluruz" dedi. Dolmabahçe Başbakanlık Ofisi'ndeki yemeğe, Fener Rum Patriği Bartholomeos, Rum Ortodoks Patrik Vekili Peter Stefanos, Türkiye Keldani Katolik Cemaati Ruhani Reisi Francois Yakan, Süryani Ortodoks Kilisesi İstanbul ve Ankara Metropoliti Yusuf Çetin, Türkiye'nin Vatikan Büyükelçisi Prof. Mehmet Paçacı, Türkiye Süryani Katolik Patrik Vekili Yusuf Sağ, Ermeni Katolik Başpiskoposu Levan Zekiyan, Türkiye Musevileri Hahambaşı İsak Haleva, Ermeni Patrik Vekili Aram Ateşyan katıldı. Yemekte, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, İstanbul Müftüsü Rahmi Yaran ve Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem de bulundu. Davutoğlu, yemek öncesi yaptığı konuşmada, Müslümanların Mevlid Kandili'ni tebrik ederken, geçen hafta Katolik cemaatinin Noel Bayramı ile Musevi cemaatinin Hanuka Bayramı'nın kutlandığını hatırlattı ve gelecek hafta da Ortodoks cemaatinin Noel Bayramı'nın idrak edileceğini söyledi. Davutoğlu, iktidarları süresince gerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gerekse kendisinin her zaman bütün vatandaşların bu haklardan istifade etmeleri yönünde çok ciddi reformlar ve adımlar attıklarını belirterek, şöyle devam eti: "Bütün dünyaya, hangi türden olursa olsun her tür ötekileştirme, her tür baskı ve zulme karşı ortak sesimizi duyurmak lazım. İstanbul'dan bu mesajın yükselmesi çok önemli. İster İslamofobi çerçevesinde olsun ki son zamanlarda yaygınlaştı, Avrupa'da camilere saldırılar hepimizin gündemindedir, ister antisemitizm şeklinde olsun ki o da çarpıcıdır. İslamofobiye karşı hep beraber sesimizi yükselttiğimizde, aslında sadece Müslümanlara dönük ayrımcılığa değil, dini kimlikleri ihtiva eden bütün ayrımcılıklara karşı da sesimizi yükseltmiş oluruz. O anlamda kim hangi gerekçelerle olursa olsun inancı dolayısıyla dışlanmışsa, baskıya, zulme uğramışsa biz hepsinin karşısında aynı kararlılıkla durma iradesi göstermek zorundayız. Bu insanlığın gelecek nesillere bırakacağı en güzel mirası olacak. Artık daha sık bir araya geleceğiz."
Milliyet
Süryani Cemaati İçin Yeşilköy'de Kilise 
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Başbakanlık Dolmabahçe Ofisi'nde gayrimüslim azınlık cemaatlerinin temsilcileriyle bir araya geldiği yemekte yaptığı konuşmada, Müslümanların Mevlit Kandili'ni tebrik ederken, geçen hafta Katolik cemaatinin Noel Bayramı ile Musevi cemaatinin Hanuka Bayramı'nın kutlandığını hatırlattı ve gelecek hafta da Ortodoks cemaatinin Noel Bayramı'nın idrak edileceğini söyledi. Başbakan Davutoğlu "Aslında bu 2 haftalık dini gündem dahi İbrahimi geleneğin nasıl yan yana, bir arada ve şehirlerde, kasabalarda, köylerde olmanın ötesinde komşu gelenekler olarak da bu toprakların her yerinde kök saldığının güzel bir işareti" dedi. Davutoğlu konuşmalarından şunları söyledi: "Eğer otantik kültürler ve dini gelenekler olarak sokaklarda ortak bir ailenin parçasıysak ki böyle, eşit vatandaşlık ilkesi etrafında bir araya gelmişsek ki yine böyle, aslında bu beraberliği evrensel mesajla taçlandırmak lazım. O da dünyaya, hangi türden olursa olsun her tür ötekileştirme, bir tür baskı ve zulme karşı ortak sesimizi duyurmak lazım. İstanbul'dan bu mesajın yükselmesi çok önemli. İster İslamofobi çerçevesinde olsun ki son zamanlarda yaygınlaştı, Avrupa'da camilere saldırılar hepimizin gündemindedir, ister antisemitizm şeklinde olsun ki o da çarpıcıdır. Hanuka Bayramı'nın gerekçelerinden biri o dönemde, Yahudilere yönelik baskılar yapılırken gündeme gelen bugün camilere yönelik bazı baskılarda, domuz başının konması gibi, bu tür bazı semboller üzerinden yapılan hakaretler asırlar boyu süren ve arzu edilmeyen sonuçlar doğuran gerilim alanlarıydı. İslamofobi'ye karşı hep beraber sesimizi yükselttiğimizde, aslında sadece Müslümanlara dönük ayrımcılığa değil, dini kimlikleri ihtiva eden bütün ayrımcılıklara karşı da sesimizi yükseltmiş oluruz. Bu insanlığın gelecek nesillere bırakacağı en güzel mirası olacak." Daha sonra misafirlerini dinleyen Başbakan Davutoğlu, gayrimüslim cemaatlerden bahsedilirken, 'Başka bir ülke' ile bir bağ varmış gibi değerlendirmeler yapıldığını, bunun yanlış olduğunu, 'Bu masa'da bulunan herkesin Türkiye Cumhuriyeti'nin eşit, öz vatandaşları olduğunu ifade etti. Toplantıda bir de ilk yaşandı. Restorasyon ya da eskilerin iadesi haricinde, Türkiye tarihinde ilk kez yeni bir kilisenin inşa edilmesi kararı alındığı belirtildi. Buna göre, Süryani cemaati tarafından Yeşilköy'de kilise yapılacak. Devlet de kilisenin arazisini tahsis edecek
Akşam
'Casus Böcek'te Resmen 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde, Başbakanlık Resmi Konutu ile Keçiören'deki ikametgahına dinleme cihazı yerleştirilmesiyle ilgili 12 polis ve TÜBİTAK yöneticisi Hasan Palaz hakkında "siyasi casusluk" suçlamasıyla 36.5 yıla kadar hapis istemiyle açılan davanın ilk duruşması, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapıldı. Duruşmaya, eski Başbakanlık Koruma müdürleri Zeki Bulut ve Mehmet Yüksel ile eski TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Hasan Palaz dahil 8 tutuksuz sanık katıldı. Başbakanlık ofislerine dinleme cihazlarının yerleştirilmesinden birinci derecede sorumlu tutulan ve savcılığın itirazına rağmen mahkeme tarafından serbest bırakılan Ali Özdoğan, Serhat Demir, Sedat Zavar, Enes Çiğci ve polis memuru İlker Usta'nın firar ettikleri de tescillendi. Duruşmada söz alan Bulut, "böcek" olayından bihaber olduğunu ileri sürerek, "İnsanüstü bu görevi yapabilmeniz için Beyefendiyi (Erdoğan) sevmeniz gerekiyor. Ben de görevimi bu sevgiyle, gönül bağıyla, aşkla yaptım. Şimdi 'hain' oldum. Bu kadar büyük sevginin, aşkın karşılığı bu olmamalıydı" dedi. Mehmet Yüksel de savunmasında, adeta kör, sağır ve dilsizi oynadı. Yüksel dinleme cihazı konulmasıyla en küçük ilişkisinin bulunmadığını belirtti. Yüksel savunmasında "2008'de Başbakanlık Koruma Müdürlüğü'ne atandığım dönemde, yetersiz araç gereçlerle ilkel şartlarda çalıştım. Bu şartlara rağmen Başbakanımız'ın dünyanın her noktasındaki otel odasını, toplantı yaptığı yeri aradık, hiçbir şekilde ihmal etmedik" diye konuştu. Erdoğan'ın ikametgah ve çalışma ofislerinde ayda iki kere arama yapılması talimatına uyulmadığını dosyadan öğrendiğini savunan Yüksel, bunun neden kontrol edilmediği sorusuna "Öncelikli görevimiz Başbakanımızın güvenliğini sağlamak. Her dakika zamanımız dolu. Mümkün olduğunca ofisleri aratıyorsunuz" yanıtı verdi. Yüksel, sanıklardan Serhat Demir'i Başbakanlığa kimin aldığına yönelik soru üzerine, "Zeki Bulut, ABD'de eğitim gören ve nitelikli bir arkadaşımız olduğunu söyledi. Ben de kendisini mülakata aldım. İki tane yabancı dili vardı. En son ben karar verdim. Ancak kararı vermeden önce İstihbarat Daire Başkanlığı çok detaylı araştırır. Onlardan gelecek en ufak bir uyarıda isimleri çizerdik" bilgisini verdi. Mahkeme, ifadelerin ardından duruşmayı 4 Şubat'a erteledi.
Akşam

SPOR 

Fenerbahçe Ülker, THY Euroleague F Grubu'ndaki ilk maçında CSKA Moskova'ya normal süresi 74-74 biten maçta uzatmalarda 84-81 yenildi. Sezonun belki de en heyecanlı maçlarından bir tanesini izledik Ülker Arena'da. Fenerbahçe, yenilgisiz CSKA karşısında, ilk çeyrek dışında olağanüstü bir mücadele etti. Bunda yeni transfer Zisis de başroldeydi. Sadece ilk çeyrekte 8, ikinci çeyrekte 7 farkla geriye düşen temsilcimizin ayağa kalktığı anlarda farkedilmedi Yunan yıldızın önemi, uzatma dakikalarında 5 faul alıp o kenara geldi ği anda oyun tamamen birebirlere bırakıldı, tıpkı eskisi gibi! Kolay değildi, Teodosic ve De Colo gibi iki süper guardı benchten getirecek kadar lüks içindeki bir takıma karşı maçı son topa taşımak, uzatmada defalarca kazanacak fırsatı bulmak. Fenerbahçe bunu başardı, hem de hücumdaki potansiyeli nedeniyle sahada tutulan Goudelock nedeniyle rakibi 4 kişi savunurken yaptı. Ama burası TOP 16. Küçük detaylar pahalıya patladı. İlk çeyrekte 28 sayı yedikten sonra, maçın atarak kazanılamayacağını anlamak, rakibin boyalı alandaki üretkenliğini (genellikle faul çizgisine gittiler) yardımlarla azaltmak, dışarıdan da düşük yüzde ile atmaları sonucu öne geçmeyi de başarmak önemliydi ama o detaylar! Rakibe sıkıştığı anda Goudelock'ın üzerinden oynama kozu verilmişti. 25. dakikada 52-48 gerideyken Goudelock yerine Hickman'ın oyuna girişi ile ön alandaki sertliğin artması, 9-0 ile skoru bir kez daha lehimize çevirmişti ama Obradovic, dün de 19 sayı atan ABD'liden fazla vazgeçemedi. İlk çeyrekte attığı 11 sayının ardından sadece savunmada aksamadı Goudelock, yapılan 17 top kaybında da başroldeydi. 17 şut atacak kadar serbestlik verilmişti kendisine, o da onu sonuna kadar kullanmayı seçti. Çok iyi savunma yaptığımız anlarda yapılan bir top kaybı bile öylesine önemliydi ki! Normal sürenin sonunda da, uzatmanın sonunda da defalarca kazanma şansı buldu temsilcimiz ama son hamleyi bir türlü gerçekleştiremedi. Ancak CSKA'ya karşı ortaya konan mücadele, bundan sonrası için umut vericiydi. Zisis'in takımdaki rolünün artışıyla Goudelock'ı kontrol edebilirse, temsilcimiz bu salonda kolay kolay kaybetmez, ancak deplasmanda da kazanmak için 4 kişilik savunma yetmez!
Milliyet

 
İtalya Seri A ekiplerinden Juventus'un teknik direktörü Massimo Allegri, uzun süredir Avrupa basınında adı kendi takımıyla anılan Galatasaraylı Wesley Sneijder için konuştu. Siyah-Beyazlılar'ın deneyimli hocası, Cim-Bom forması giyen 30 yaşındaki Hollandalı futbolcunun ihtiyaç duydukları bir isim olduğunu belirterek, "Sneijder, erişebileceğimiz bir lüks. Eksikliğini duyduğumuz şeyleri tamamlayabilir" dedi. Hollandalı yıldızı takıma katma ihtimalleri için ilginç bir yorumda bulunan Allegri, "15 milyon euroya bir villa almak isterim. Ancak bunu başaramazsam, beğendiğim bir apartmanı da alabilirim. Wesley Sneijder bir villa. Ancak özel bir durumu var. Kulübün amacı takımın teknik kapasitesini arttırmak" ifadesini kullandı. Juventus, Bayern Münih'ten Xherdah Shaqiiri veya Sneijder'i devre arası en büyük transfer hedefi olarak görüyor. İtalyan kulübü yöneticileri de, G.Saray'la gelecek sezon sonunda bitecek olan sözleşmesini uzatma konusunda anlaşamadığı için devre arası Sarı-Kırmızılı takımdan ayrılma ihtimali bulunan Sneijder'in menajeri Guido Albers'le geçtiğimiz günlerde bir görüşme yapmıştı. İtalyan basını işin bittiğini yazarken, La Gazetta dello Sport'un yaptığı "10 numara için kim alınsın?" anketinde Hollandalı yıldız, Shaqiri'nin ardından 2. olmuştu.
Star

 
Süper Lig'de ilk devrenin son maçında pazar günü Balıkesir ile deplasmanda karşılaşacak olan Trabzon'da Afrika Uluslar Kupası krizi yaşanıyor. 17 Ocak-8 Şubat tarihlerinde Ekvator Ginesi'nde düzenlenecek olan turnuvada Yatabare, Mali'den, Kevin Constant, Gine'den ve Carl Medjani ise Cezayir'den milli davet alırken ligin son maçında bu oyunculardan faydalanmak için ülke federasyonlarına başvuran bordo-mavililer verilen yanıtla şaşkına döndü. BU üç isme ihtiyacı olduğunu ve kampa geç katılmalarını Mali, Cezayir ve Gine Futbol Federasyonlarına yazıyla ileten Karadeniz ekibi, ilk olarak talebine muhatap bulamazken cevap gelmemesi üzerine ikinci yazıyla "Yollamıyoruz" resti çekti. Bunun üzerine harekete geçen federasyonlar, bordo-mavililere "Biz bu oyuncuların kamp rezervasyonlarını tamamladık. Oyuncuları istenen tarihte gönderin. Bu futbolcuları oynatırsanız ceza alırsınız" tehdidinde bulundu. Bunun üzerine geri adım atan Trabzon'da 3 ismin Balıkesir maçında oynayamayacakları kesinleşti. Afrika Kupası'yla ilgili şimdiden büyük sıkıntıya giren Fırtına'da bir diğer korku ise bu 3'lünün ülkelerinin gruptan çıkması Zira böyle bir durumda, 2. devrenin başındaki Sivas, K.Erciyes ve F.Bahçe maçlarını da kaçıracaklar.
Vatan

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme