8 Ocak 2015 Perşembe

08.01.2015 Genel Gündem



08.01.2015

GÜNDEM

Devlet Kendisi İçin Af Yasası Hazırlıyor
İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'na ilişkin Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) görüşü, TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu'na iletildi. Raporda, işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının, iş sağlığı ile ilgili eksiklikleri işverene yazılı bildirmesi, bildirim yapmayan hekim ve uzmanın belgesinin iptal edilmesine yönelik düzenlemenin yanlış olduğu vurgulandı. Raporda, işverene bildirilen eksiklik ve aksaklıkların giderilmediği ve yakın ve hayati tehlike arzetmesi durumunda iş güvenlik uzmanına işi bizzat durdurma yetkisini tanınması gerektiği belirtilerek, "Çünkü, bakanlığa bildirme zorunluluğu esnasında yaşanacak bir kazanın sonuçları ağır olacaktır. İş güvenliği uzmanının durumu bakanlığa bildirmesi yaşanacak iş kazasını kendiliğinden önleyemeyecek ise, iş güvenliği uzmanına yakın ve hayati tehlike olması durumunda bakanlığa bilgi vermesi yanında işi durdurma yetkisi de tanınmalıdır" denildi. Tasarıya göre işveren; iş güvenliği yükümlülüklerini yerine getirmeyen işçilere yazılı hatırlatma yapacak; tekrarı halinde ise sözleşmesini feshedecek. TMMOB raporunda bu maddenin, işçiyi kıdem tazminatsız işten atmanın önünü açacağı vurgulanarak, "İşveren işten çıkarmak istediği her işçiye yazılı olarak bildirim yapıp iş akdini feshedebilir" denildi. 3 ay içinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirenlere geriye dönük ceza verilmemesini öngören maddenin de af anlamına geldiği savunulan raporda, "Bugüne kadar bu yasanın bizatihi kendisine aykırı hareket eden işyerlerine af getirilmektedir. Bu yasa maddesi hem devlete hem de özel işletmelere af getirmektedir. Devletin kendisine (kamu işyerleri ile rödevans biçiminde kiralanan yani maden ocaklarına) af çıkardığı ilk yasa olsa gerek" denildi. Tasarıda, yapı denetim uzmanlarına iş güvenliği görevi verilmesinin de yanlış olduğu belirtilen raporda, "Yapı denetim uzmanının hem Çalışma Bakanlığı'na hem de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na karşı sorumlu olması üstlendikleri görevle bağdaşmaz. Yapı denetim uzmanı, yapı denetim şirketinin elemanı olup, işveren adına iş güvenliği görevini üstlenip Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na karşı iş güvenliği uzmanı sıfatıyla sorumlu tutulamaz" ifadesi ile uyarıda bulunuldu.
Milliyet


Kundakta Kızıyla Şehit Eşini Uğurladı
Sultanahmet'teki bombalı saldırıda hayatını kaybeden bir çocuk babası polis memuru Kenan Kumaş (31) için dün İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde tören düzenlendi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün Vatan Caddesi'ndeki yerleşkesinde düzenlenen törene, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu, Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, askeri erkân ile emniyet mensupları da katıldı. Şehidin Trabzon'da yaşayan anne ve babası törene katılmadı. Törende gözyaşlarına hâkim olamayan şehit polisin eşi Gülcan Kumaş ve kayınvalidesi polis memurları tarafından teselli edildi. Şehidin iki aylık kızı Elif Yaren ise bir kadın polisin kucağındaydı. Törende konuşan İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok, "Üzüntümüz, acımız büyüktür. Devlet ve millet düşmanları şunu çok iyi bilmeliler ki Türk milleti ve demokrasisinin güvencesi, teminatı olan Türk polisi, devletimize saldıran hainlerin yaptıklarını hiçbir zaman yanlarına bırakmamıştır, bundan sonra da bırakmayacaktır" dedi. Tören, İstanbul Müftüsü Rahmi Yaran'ın okuduğu duanın ardından sona erdi. Şehit polis memurunun cenazesi Trabzonspor'un kiraladığı özel bir uçakla memleketi Trabzon'a götürüldü. Kumaş bugün Tonya'da toprağa verilecek.
Milliyet

'Kumpas' İddiasına Büyük İnceleme
Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) Genel Kurulu, Ergenekon ve Balyoz davalarında görev yapan hâkim ve savcılarla ilgili yapılan şikâyetler hakkında inceleme izni vermeyen HSYK 3. Dairesi'nin önceki kararlarına yapılan tüm itirazları kabul etti. Genel Kurul kararına göre, Ergenekon ve Balyoz davalarında başından bu yana yapıldığı ileri sürülen hukuka aykırı işlem ve kararlarla ilgili inceleme yürütülecek. Genel Kurul'un bu kararı Ergenekon ve Balyoz soruşturma ve davalarında görev alan hâkim ve savcılar hakkında kapsamlı bir müfettiş soruşturması yürütüleceği anlamına geliyor. HSYK Genel Kurulu, önceki gün yaptığı toplantıda, HSYK 3. Dairesi'nin Ergenekon ve Balyoz davalarında yargılanan sanıklar ve avukatları tarafından yapılan şikâyetlerle ilgili inceleme izni vermemesine ilişkin kararlara yapılan itirazları görüştü. Genel Kurul, 3. Daire'nin ret kararlarına karşı yapılan itirazların önceki HSYK döneminde Genel Kurul'a sevk edilmemesi nedeniyle biriken başvuruların kabul edilmesine karar verdi.
Milliyet

'Bu Hırsızlar Bizi Mal Sahibi Yaptı'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Bilkent Yerleşkesi'ndeki Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sağlık Temel Bilimleri ve Laboratuvarları Binası'nın açılış ve Esenboğa Merkez Kampüsü'nün temel atma törenine katıldı. Milletler arası hukuka yaptığı katkılar nedeniyle fahri doktora unvanı verilen Erdoğan, kendi adını taşıyan konferans salonundaki törende yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Yeni Türkiye yolunda diğer alanlarda olduğu gibi yükseköğretim konusunda da büyük bir değişim, dönüşüm yaşanıyor. Ben evlatlarımı bu ülkede okutamadım, ne yazık ki yurt dışına göndermek durumunda kaldım. Niye? Başı örtülü olarak üniversiteye sokulmadıkları için. Neden? Katsayısı engeline takıldıkları için. Ama ne oldu, işte bu tür hırsızlar bizi mal sahibi yaptı. Evlatlarımız da dışarıda gayet iyi yetiştiler, güçlü oldular. Özgüvenleri çok daha farklı bir şekilde öz vatanlarına döndüler." Erdoğan, konuşmasında 'paralel yapı'ya da değindi ve "Bu yapının hedef aldığı yerlerden birinin de üniversitelerimiz olduğunu biliyoruz. Tüm kurumlarımızın mutabakatıyla resmen tehdit olarak tanımlanan bu yapının üniversitelerdeki etkinliğini bitirmek kararlılığındayız. Bu can bu tende oldukça bu yapıya karşı mücadelemi sürdüreceğim" dedi.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 90, 3869-90, 5034                            
ABD Doları 2, 3199-2, 3222/  Euro 2, 7452 -2, 7480/ İngiliz Sterlini 3, 5042-3, 5081                


Turizme Bomba
İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı ve arkasından Sultanahmet'teki turizm polis karakoluna yapılan bombalı saldırılar Türkiye'de birinci gündem maddesi oldu. Türkiye'nin ve İstanbul'un en gözde turizm bölgelerinden olan Sultanahmet'te düzenlenen terör saldırıları turizm sektörünü de tedirgin etti. 2014 Ocak- Aralık döneminde İstanbul'a 11.8 milyon turist geldiğinin altını çizen Türkiye Seyahat Acentaları Biriği (TÜRSAB) Başkanı Başaran Ulusoy, yapılan saldırının sadece İstanbul'a karşı değil dünya turizmine darbe vurduğunu söyledi. Uluslararası seyahat etme özgürlüğüne karşı çıkan her türlü terör eyleminin karşısında olunması gerektiğine vurgu yapan Ulusoy, "Kültür başkenti olan İstanbul'da böyle olayların yaşanmaması gerekiyor. Yaşananlar Türkiye'nin dünyaya açılan penceresi turizm sektörünü hiçbir şeyden vazgeçiremez. Türkiye Cumhuriyeti ve turizm sektörü tek vücut olmalı" dedi. Saldırıyı planlayanların turizmin Türkiye için ne anlam ifade ettiğini çok iyi bildiğini söyleyen Turistik Otelciler, İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliği Başkanı (TUROB) Timur Bayındır, "Yaşanan bu saldırıların turizme elbet etkisi olacaktır. Ancak bunu en hafif şekilde atlatmak istiyoruz" dedi. Turizmin Türkiye'de en önemli girdi sağlayan sektörler arasında olduğunun altını çizen Bayındır, "Yaşanan saldırı turist olarak İstanbul'a gelen neredeyse herkesin uğradığı bir noktaya alındı. Turizme darbe vurmak için yapıldığı belli. Yerebatan Sarnıcı, Sultanhamet Cami ve Ayasofya'nın olduğu turizm üçgenine bu saldırı düzenlendi. Saldırı turistleri rahatsız edecektir" ifadelerini kullandı. Yaşanan saldırılar ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Türkiye Otelciler Federasyonu Başkanı (TÜROFED) Osman Ayık da, "Çok dikkatli olmak gerekiyor. Münferit olaylar şeklinde kalırsa turizme bir etkisi olmaz. Ancak hergün bir yerde bomba patlarsa etkisi büyük olur. Turizmciler olarak en büyük dileğimiz böyle olayların bir daha yaşanmaması. Turizmin en önemli can damarlarından biri de güvenliktir. Turistler güvenlik konusunda büyük önem gösterir. Bunun bozulmaması gerekiyor" dedi.
Hürriyet

Arçelik, Tayland'da Buzdolabı Üretecek
Koç Holding'in beyaz eşya şirketi Arçelik, Güney Doğu Asya'da üretim merkezi olarak Tayland'ı seçti ve bu ülkede buzdolabı fabrikasının temelini attı. Beko marka buzdolabı üretip çevre ülkelere ihraç edecek olan Arçelik'in 263 bin metrekare alan üzerine kurulu fabrikası, yıl sonunda üretime başlayacak. Tayland'da düzenlenen temel atma töreninde konuşan Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, Beko marka ürünlerini ASEAN (Güneydoğu Asya Uluslar Birliği) pazarındaki tüketicilere sunmaktan büyük memnuniyet duyduklarını söyledi. Koç, Tayland'ın Güney Doğu Asya bölgesinin en çok gelecek vaat eden, en parlak ekonomilerinden biri olduğunu da ifade etti. Arçelik Genel Müdürü Levent Çakıroğlu da Koç Holding'in 100'den fazla ülkede tüketicilerle buluşan global markası Beko'nun son 6 yılda Avrupa beyaz eşya pazarının en hızlı büyüyen markası olduğunu belirterek, "Yıllardır İngiltere beyaz eşya pazarında liderliğini koruyor. Polonya beyaz eşya pazarından sonra, 2014'ün ilk yarısında Fransa solo beyaz eşya pazarında da birinciliğe yükseldi. Ayrıca, Avrupa'nın en büyük beyaz eşya pazarı olan Almanya'da, son 5 yılda pazar payını iki katından fazla artırarak, pazarın en hızlı büyüyen markası oldu. Tayland'ı, Avrupa'daki başarı hikayemizi tekrar etmeyi hedeflediğimiz ASEAN için bir merkez olarak görüyoruz" dedi. Arçelik, 3 yıl içinde Beko markası ile Tayland'ın yanı sıra, aralarında Filipinler, Vietnam, Malezya, Singapur, Endonezya, Avustralya ve Yeni Zelanda'nın da bulunduğu 10 ülkeye 310 milyon dolarlık ihracat yapmayı hedefliyor. Çakıroğlu'nun verdiği bilgiye göre, fabrikaya 3 yılda 100 milyon dolar yatırım yapılacak. 500 milyon dolar ciro beklenen bu sürede üretilecek 800 bin buzdolabının yüzde 90'ı çevre ülkelere ihraç edilecek.
Türkiye

Sigara Ve İçkideki Vergi Artışı Bütçeye 1.8 Milyar Getirecek
Yılbaşından itibaren sigara ve alkolden alınan vergiler enflasyon oranında güncellenirken, düzenlemenin bütçeye katkısı netleşti. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sigara ve içkideki vergi artışlarının bütçeye gelir etkisinin 1.8 milyar lirayı bulacağını açıkladı. Star Medya Grubu bünyesindeki 24 Televizyonu'nun canlı yayınına katılan Şimşek'in verdiği bilgilere göre sigaradaki vergi artışından bütçeye gelecek gelir 1.3 milyar olurken, alkollü içkilerdeki vergi artışının gelir etkisi de 500 milyon lira olarak hesaplandı. Maliye Bakanı Şimşek, sigara fiyatlarını enflasyona yakın oranda artırdıklarını belirterek "Piyasadaki sigara fiyatları 10 liraya kadar çıkıyor. Paketi 10 liraya olan da var 5.5 lira olan da var. Maktu ÖTV'yi 5 kuruş artırdık, bunun fiyata yansıması 50 kuruş. Biz yüzde 5 ile 9 arasında bir fiyat artışına gittik" dedi. Firmaların vergiden kaçınmak, vergiyi daha düşük tutmak amacıyla fiyatlarını indirebildiklerini hatırlatan Şimşek, devam edilmesi halinde maktu vergilerde gereken düzenlemelerin yapılacağını ifade etti. Bakan Şimşek "Zaman zaman fiyatları düşürerek vergi gelirini aşındırmaya yönelik sektörün stratejisini bozmaya çalıştık. Sektörün bu çabalarını ileriki dönemlerde de boşa çıkartacağız şimdiden söyleyeyim" dedi. Şimşek, vergi artışı sonrası alkollü içkilerde yüzde 10-16 arasında bir fiyat artışının olacağını tahmin ettiklerini belirtti. Şimşek petrol fiyatlarıyla ilgili olarak da "Petrol fiyatları 50-60 dolar olursa cari açık/GSYH yüzde 3-3.5'e düşebilir. Petrol böyle kalırsa enflasyon yüzde 5'e düşer" dedi.
Star

Kârlı Kara Kış!
Geçen yıl mevsim normallerinin üzerinde olan hava sıcaklıkları yüzünden özellikle bot, kaban ve palto gibi ürünleri ellerinde kalan perakendecilerin yüzü bu kış da mevsim normallerinin üzerinde soğuyan havalar sayesinde güldü. Türkiye'yi etkisi altına alan kara kış, indirimlerle birleşince perakendeciler stoklarını eritti. Bottan çizmeye, paltodan kazağa kışlık ürün satışlarında yüzde 30-50 arasında artış yaşandı. Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı ve Ramsey İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Doğan, dönemsel olarak hava şartlarının satışlara etkisi olduğunu belirterek, kendi markaları olan Ramsey ve Kip'in satışlarının da zorlu hava şartları nedeniyle yükseldiğini vurguladı. Geçmişte kış mevsimine göre ısınma yüzünden dönemsel olumsuzlukların yaşandığını, perakendecilerin artık iklim değişikliklerine göre pozisyon aldığını hatırlatan Doğan, "Soğuk ve karlı havaların kategorik olarak satışlara etkisi görülüyor. Geçen yıl havaların ısınmasından kaynaklanan sorunları konuşuyorduk. Bu yıl soğuk havayı konuşuyoruz. Kaban, mont, palto gibi üst giyim gruplarında ciddi artış oluyor. Şu anda indirim de var. Dolayısıyla otomatik olarak satışlarda yükselme oldu. Bizim de Ramsey ve Kip markalarımızda yüzde 30 civarında artış var" diye konuştu. Kiğılı'nın patronu Abdullah Kiğılı da satışların memnuniyet verici seviyede olduğunu belirterek, "Yılbaşı öncesi de satışlarda artış vardı. Özellikle yılın son 10 günü çok iyi satışlar yaptık. Ocak'la birlikte indirimler de başladı. Üstüne kar gelince kaban, palto, kazak gibi yünlü ürünlerin satışı arttı" dedi. Damat ve Tween gibi markaları olan Orka Holding'in patronu Süleyman Orakçıoğlu, soğuk havalar nedeniyle satışlarının yüzde 20 civarında arttığını anlattı. Orakçıoğlu, "İndirim nedeniyle ciddi alışveriş fırsatı sunuyoruz. Soğuk havayla indirim birleşince stoklarımızı eritme fırsatı da bulduk. Cirosal olarak yüzde 20 artış var ama adetsel olarak baktığımızda yüzde 50 civarında büyüme görünüyor var" diye konuştu. Deichmann Türkiye'nin Genel Müdürü Atilla Özkul da soğuk havaların satışlara olumlu yansıdığını vurguladı. Özkul, şöyle devam etti: "Şu anda ciddi indirim fırsatları sunuyoruz. Yüzde 50 indirimin yanı sıra 3 al 2 öde, ikinciye yüzde 50 öde gibi seçeneklerimiz var. Kar yağışıyla birleşince satışlarımız yüzde 50'ye varan oranda arttı. Özellikle kara kışın vurduğu illerde çok ciddi artışlar gözlüyoruz."
Vatan

En Az 10 Lira Garanti
Hükümet sosyal destek politikalarıyla yoksul vatandaşları buluşturacak yeni model çalışmalarını tamamladı. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, sosyal yardımların toplumun kılcal damarlarına etkin şekilde ulaşabilmesini sağlayacak modelle günlük 4.3 doların (10 TL) altında gelirle yaşayanların sayısının sıfırlanacağını belirtti. Babacan, 7. Büyükelçiler Konferansı'nda yaptığı konuşmada, gelir dağılımının düzelmeye devam ettiğini, yoksulluk göstergelerinin olumlu seyrettiğini söyledi. Babacan, şunları kaydetti: "Türkiye'de 1-2 doların altında gelirle yaşayan nüfusumuz kalmadı, onların hepsini sıfırladık. Dünya Bankası'nın şu andaki en yüksek eşiği 4.3 dolar. 4.3 doların altında geliri olan nüfusumuz 2013'de yüzde 2.06'ya düştü. Normalde sosyal destek programlarına baktığımızda bu yüzde 2.06'lik kesimin hiç olmaması, bunun çoktan sıfırlanması lazım ama bakıyoruz ki sosyo-ekonomik durumu zayıf olan vatandaşlarımız devletin sosyal destek programlarını iyi tanımıyorlar, bilmiyorlar, ulaşmıyorlar, ulaşamıyorlar. Bunun için de yeni bir programı Sayın Başbakanımız muhtemelen bu Perşembe (bugün) açıklayacak. Orada kılcal damarlara kadar sosyal yardımları, desteklerin ulaşabilmesini sağlayacak bir modeli kurmaya başlayacağız. Bunu kurduğumuz anda bunun sıfırlanmasını bekliyoruz." Babacan, petrol fiyatları böyle düşük devam ederse cari açık baskısının bir süre Türkiye'nin üzerinden kalkacak gibi göründüğünü ifade ederek, "Biz petrol fiyatları düştü diye hiçbir politika alanında gevşeme yapmadık, yapmayacağız. Fiyatlar her an yükselebilir gibi hazır olmak zorundayız" diye konuştu. Ali Babacan, FED ile ilgili de, her türlü tedbiri aldıklarını belirterek, "FED hangi hızda, ne zaman, ne yapabileceğiyle ilgili senaryoları masaya yatırdık ve hangi senaryoya göre hangi kurumumuzun ne zaman, ne yapacağı belli. Kurumlarımız rasyonel, teknik olarak doğru ve aklın gereğini günü gününe yaptıktan sonra hiç korkmamak lazım" dedi. Babacan, Avrupa'nın da önemli olduğunu vurgulayarak, "Ekonomimizin kaderi, Avrupa'nın kaderiyle bir miktar bağlı" ifadesini kullandı.
Vatan

Emekli, Memurun İkram Yeni Yıl Basına 3 Binalara Artacak
Memurlara bayram ettiren Anayasa Mahkemesi'nin 25 Aralık'ta aldığı karar dün Resmi Gazete'de yayımlandı. Karar memurların emekli ikramiyesinin hesaplanmasında 30 yıl sınırının Anayasa'nın 2., 10. ve 60. maddesine aykırı olduğunu ve iptalinin gerektiğini ifade ediyor. Yani dün itibarıyla 30 yıldan fazla çalışması bulunan memurlar emekli olduklarında emekli ikramiyelerini 30 yıl üzerinden değil, hizmet yıllarının tamamı üzerinden alabilecek. Bu durum özellikle 40, 45 ve 50 yıl hizmeti bulunan pek çok memuru sevindirecek. Çünkü emekli ikramiyesinde ciddi bir rakam farkı söz konusu olacak ve emeklinin eline daha yüksek ikramiye geçecek. 40 yıllık hizmeti olan bir genel müdür bu düzenleme öncesi en fazla 106 bin TL emekli ikramiyesi alabiliyorken, ikramiyesi 141 bin TL'ye yükselecek. İkramiyeler orta dereceli kademelerdeki memurlar için yıl bazında 2.050 TL ila 3.000 TL, yüksek dereceli memurlarda 3.500 TL ila 4.000 TL arasında fark yaratacak. Kararın bu şekilde çıkmasının bir başka önemli nedeni de yükselen emeklilik yaşları. Sosyal güvenlik reformu ile birlikte emekli olmak için gerekli yaş sınırı yükseldiği için daha önce 30 hizmet yılı pek çok kişinin emekli olabilmesi için doldurması gereken yaş sınırına ulaşmasına yetiyordu. Fakat emeklilik için gerekli yaş şartı yükselince 30 hizmet yılı pek çok kişi için emekli olmak için yeterli olmaz hale geldi.
Akşam

Brent 50 Doların Da Altında
Petrolde aşağı yönlü hareket sürüyor. Brent petrolün varil fiyatı 49.90 dolarla 5.5 yılın yeni en düşük seviyesine geriledi. Petrol fiyatındaki her 1 dolarlık değişim, Türkiye'nin enerji maliyetlerini yaklaşık 400 milyon dolar etkiliyor. Petrolde yaşanan 65 dolarlık düşüş, Türkiye'nin yıllık enerji maliyetini 26 milyar dolar azaltacak. Petroldeki her 10 dolarlık düşüş, cari açığı da 5.6 milyar dolar azaltıyor. Petrol fiyatlarındaki düşüsün Türkiye ekonomisine diğer olumlu bir etkisi enflasyon üzerinde oluyor. Merkez Bankası'nın tahminlerini baz alacak olursak petrol fiyatlarındaki her 10 dolar düşüş tüketici fiyatları enflasyonunu yüzde 0,45 civarında düşürüyor. Petrol fiyatlarında 65 dolar düşüsün enflasyona pozitif etkisi yüzde 2.9 kadar olabilir. Peki petrol fiyatlarındaki düşüş devam edecek mi? Konuyla ilgili yapılan yorumlarda düşüsün henüz tamamlanmadığı ifade ediliyor. Reuters Teknik Analisti Wang Tao, olası dipler üzerine bir hesaplama yaptı. Tao'ya göre ABD ham petrolü yükselişe geçmeden önce büyük olasılıkla 37,74 dolara kadar inebilir. Teknik analistin Brent için olası dip öngörüsü ise 41,99 dolar seviyesinde. Tao'ya göre Brent için tavan fiyat ise 58,24 dolar düzeyinde gerçekleşecek. Petrolle ilgili en uç senaryolardan biri Global Macro Investor'dan gelmişti. Kurum analistlerinden Raoul Pal, doların hareketine devam etmesi halinde petrol fiyatlarının 30-40 dolara inebileceğini ileri sürdü.
Akşam

DÜNYA

Işid Artık Savunma Pozisyonuna Geçti
ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, IŞİD'in ivmesinin durdurulduğunu söyledi. Pentagon'da basın toplantısı düzenleyen Kirby, terör örgütünün son birkaç haftadır Irak'ta daha çok savunma pozisyonuna geçtiğini ve yeni topraklar kazanamadığını kaydetti. Ancak kimsenin buna "olmuş bitmiş" gözüyle bakmadığını ifade eden Kirby, IŞİD'in hâlâ Musul üzerinde kontrolünün sürdüğüne, özellikle Ramadi olmak üzere Anbar'ın bazı bölgelerinde mücadelelerin devam ettiğini kaydetti. IŞİD'in kayıp ve zararlarına yönelik soru üzerine Kirby, "Amacımız kaç kişinin öldürüldüğünü saymak değil. Ancak IŞİD'in yüzlerce militanını, araçlarını ve binalarını yok ettik" dedi.
Türkiye

Almanya'da İslam Karşıtı Yürüyüş
Fransa'nın başkenti Paris'te, mizah ve karikatür dergisi Charlie Hebdo'ya yapılan ve 12 kişinin yaşamını yitirdiği saldırı Almanya'daki aşırı sağcıları hareketlendirdi. Almanya'da Dresden başta olmak üzere bir çok kentte İslam karşıtı yürüyüşler düzenleyen Batı'nın İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar (Pegida) adlı grup Fransa'daki saldırıyı, 'Biz İslamcılar konusunda 12 haftadır uyarıyorduk. Fransa'daki olay gösterdi ki, İslamcılar demokrasiden uzaklar, şiddeti ve öldürmeyi çözüm olarak görüyorlar' sözleriyle yorumladı. Pegida'nın, Facebook üzerinden yaptığı açıklamada, 'Bizim politikacılarımızın İslamcılar konusunda bize inanmaları için Almanya'da da böyle trajediler mi meydana gelmeli?' ifadeleri kullanıldı. Pegida, 12 Ocak Pazartesi günü Dresden kentinde yapılacak İslam karşıtı yürüyüş ve mitinge katılacaklara da, Fransa'da yaşamını yitirenler için o gün siyah kurdele takmaları çağrısı yaptı. Köln'de cami karşıtlığı ile tanınan aşırı sağcı Pro-Köln grubunun İnternet sayfasından yapılan açıklamada ise, 'Paris'teki olay sayesinde herkes Pegida'ya neden bu kadar ilgi olduğunu anlayabilir' ifadeleri yer aldı.
Milliyet

Libya: Hava Sahamıza Giren Her Türk Uçağını Vururuz
Dışişleri Bakanlığı, Libya Hava Kuvvetleri'ne ait olduğu belirtilen facebook sayfasında Türk uçaklarına yönelik yapılan tehditleri düşmanca bulduğunu açıkladı. Facebook sayfasında hem sivil hem resmi Libya havasına girecek tüm Türk uçaklarının vurulacağı iddia edildi. Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklama şöyle, "Libya Hava Kuvvetlerine' ait olduğu iddia edilen Facebook sayfasından yapılan bir açıklamada, Libya hava sahasına girecek, sivil veya askeri Türk uçaklarının vurulacağı kaydedilmektedir. Bu sorumsuz ve uluslararası hukuka aykırı açıklamanın hiçbir şekilde kabulü mümkün değildir. Ülkemizi hedef alan bu hasmane beyanı şiddetle kınıyoruz. Bu açıklamayı yapanların, Libya'da hava saldırıları düzenleyerek sivil can kayıplarının yaşanmasına, ülke altyapısının tahrip olmasına neden olan ve uluslararası hukuk ile insan haklarını ihlal eden belirli kesimler olduğu açıktır. Uluslararası toplumun bugüne kadar hava saldırılarına karşı yeterli ve gerekli tepkiyi vermemesi bu sorumsuz açıklamayı yapanları şüphesiz cesaretlendirmiştir. Ülkemiz ile Libya arasında birçok kente devam etmekte olan sivil uçuşlar, bu zor dönemde, kardeş Libya halkının insani yardım ve ekonomik ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı yapmaktadır. Konuyla ilgili gereken girişimler yapılmaktadır. Nitekim, ilk olarak BM Genel Sekreterinin Libya Özel Temsilcisi nezdinde girişimde bulunulmuştur"
Vatan

Terör Ve Nefret
Fransa'da 2012 yılında yayımladığı Hz. Muhammed (SAV) karikatürü ile büyük tepki toplayan mizah dergisi Charlie Hebdo'ya kanlı bir saldırı düzenlendi. Silahlı üç kişi Kalasnikof ve roketatarla gittikleri Paris'teki dergi binası önünde, aralarında derginin karikatüristleri dahil 12 kişiyi öldürdü, 5 kişiyi yaraladı. Siyah giyinmiş, kar maskeli iki saldırgan önce polis aracına ateş açtı. Yerde yatan yaralı polisi bir kez daha vurdukları an kameralar tarafından kaydedildi. Saldırganlar katliamı isledikten sonra siyah bir arabayla kaçarak Porte de Pantin yakınlarında başka bir otomobili durdurarak bu araçla kaçmaya devam ettiler. Charlie Hebdo'dan bir gazeteci saldırı sırasında yazı isleri toplantısının olduğunu ve saldırganların bunu bildiğini söyledi. Saldırganların, karikatüristleri isimleri ile çağırarak öldürdüğü, "Allahu ekber, Charlie Hebdo'yu öldürdük" diye bağırdıkları iddia edildi. Fransız lider François Hollande "Saldırı cumhuriyetimize yapılmıştır" dedi. ABD "medeniyet savası" benzetmesi yaptı. İspanya'nın en ünlü aktörlerinden Willy Toledo saldırının arkasında milyonlarca kişiyi öldüren Batı'nın olduğunu savundu.
Akşam

POLİTİKA

Partiler Arası Tape Savaşları
TBMM Soruşturma Komisyonu'nun, Ak Partili üyelerin oylarıyla Yüce Divan'a sevklerine gerek görmediği dört eski bakanın eş ve çocuklarıyla yaptıkları görüşmelere ilişkin dinleme kayıtlarını imha kararına ilişkin tartışma, "hukuk" savaşına dönüştü. Ak Parti kanadı, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 135. maddesini gerekçe göstererek, tapelerin imha edilmemesi halinde tüm komisyon üyelerinin 4 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceğini savunurken, CHP ise Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun içtihat niteliğindeki kararlarını anımsatarak, "Telefonun iki ucunda da şüpheli varsa burada CMK uygulanamaz" teziyle TBMM Başkanlığı ve Komisyon Başkanlığı'na başvurdu. İmha işleminin TBMM Başkanlığı'ndan gelecek yanıta göre gerçekleşeceği belirtiliyor. Soruşturma komisyonun tapelerin imha edilmesi kararına MHP'nin ardından CHP'den de itiraz başvurusu geldi. İmha kararından vazgeçilmesi için önce CHP'nin savcı kökenli Denizli Milletvekili İlhan Cihaner, ardından da CHP'li komisyon üyeleri, TBMM Başkanlığı ve Komisyon Başkanlığı'na başvuruda bulundu. Başvurularda, komisyon raporunun Genel Kurul'da görüşülüp karara bağlanmadan tapelerin imha edilmesinin TCK'da üst sınırı 7,5 yıl hapis olarak yaptırıma bağlanan, "Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme (TCK 281. madde)" suçunu oluşturacağı vurgulanarak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun içtihat kararları örnek gösterildi. Başvurularda Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun artık istikrar kazanan görüşüne göre, tanıklıktan çekilme hakkı olanlar arasındaki konuşmaların, her ikisi de suç şüphesi altında ise delil olarak kullanılabileceği vurgulanarak, "Tapelerin hukuk dışı bir dinleme sonucu yapıldığı kabul edilse bile, bu işlemi gerçekleştirenler hakkında yapılacak bir soruşturmada kullanılacak delillerin de ortadan kaldırılması sözkonusudur."
Milliyet

'Kapımıza Gelene Kapımızı Açarız'
Başbakan Davutoğlu, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın (AFAD) 5. Yıl Etkinliği'ne katıldı. "Kim ne derse desin kapımıza gelene kimsin nesin sormayız. Kapımıza gelene kapımızı açarız" diyen Davutoğlu şöyle dedi: "Sınır boylarındaki vilayetlerindeki halkımız bir destan yazıyor. Dünyadaki hiçbir ülke böylesi bir göçü kaldıramazdı. Devletimizin kudreti AFAD eli ile ulaşıyor. "Eski öğrencilerimden Dohok valisi elinde bayrakla karşılayıp iyi ki Türkiye var dedi." Davutoğlu dün ayrıca Ankara'da Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland'la görüştü. 'Arap Baharı' ve Suriyeli mülteciler konusunun ele alındığı görüşmede Davutoğlu, "1980'lerde Türkiye'ye demokrasi dersi verip eleştirenlerin, bugün Arap ülkelerinde darbelere destek veriyor olması, utanç verici" dedi. Mülteciler konusunda da "Kültürümüzde kapımızı gelene kapatmak yok. Biz yolumuza devam edeceğiz" dedi.
Vatan

Büyütülecek Tarafı Yok
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Meclis Soruşturma Komisyonu'nun dört eski bakanla ilgili tapeleri imha kararını savundu. Arınç, dün HASVAK Sosyal Yaşam Evi'nin açılışının ardından soruları yanıtlarken şunları söyledi: "Hem dört bakanla ilgili olarak hem bizzat Sayın Cumhurbaşkanı'na yönelik olarak, Cumhurbaşkanımızın evlatlarıyla ilgili olarak bir kampanya yürütüldü, 'Yolsuzluk vardır, bu kişiler yolsuzluk yapmıştır vs.' şeklinde. Tape dediğimiz yani konuşmaların yayınlanmasının suç olduğu bir tarafa, bunların delil olarak kabul edilip edilmeyeceği konusu var. Yargıtay'ın kararlarında da Anayasa Mahkemesi'nin bazı kararlarında da izinsiz dinlenmiş olan şahıslara yönelik dinleme, ses kayıtlarının delil olmayacağı karara bağlanmıştır. İşin içerisinde başka bir şey var mı doğrusu bilmiyorum ama benim düşünebildiğim bir hukukçu olarak delil mahiyetinde sayılmayan ve delil olarak da kabul edilmeyen bir dinlemenin artık mevcudiyetine gerek yoktur diye düşünmüş olabilirler, bu işin özü ile ilgili değildir. Delil sayılmayan bir şeyin muhafaza edilmesi de mümkün değil. Büyütülecek bir tarafı olduğunu düşünmüyorum. Ama 'Hukuken bunların imha edilmesi mümkün değildir, şu sebeple' diyorlarsa tabii onları dinlemek gerekir ama bildiğimiz konuları tekrar tekrar köpürtüyorlarsa bunun kimseye faydası yok."
Vatan

Tedbirler Hazır Korkmak Yersiz
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (MÜSİAD) Ankara'da düzenlediği Genişletilmiş Başkanlar Toplantısı'nda konuştu. Türkiye'nin çevresine bakıldığında Irak, Suriye ve Rusya gibi ülkelerde sorunlar yaşandığına dikkati çeken Babacan, "Bütün bunlara rağmen Türkiye'nin 2014 yılını yüzde 3 gibi bir büyümeyle kapatması fena bir sonuç değil. Söz konusu büyüme oranı Avrupa'nın en yüksek büyüme oranlarından biri " dedi. 2015'in de geçen yıla göre her açından daha iyi olmasını beklediklerini dile getiren Babacan, "2015 yılının hem iç tüketim hem de dış talep açısından bir miktar daha iyi sonuç vereceğini bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin bu yıl küresel ekonomik gelişmeleri çok daha yakından izlemek zorunda olduğunu vurgulayan Babacan, G20'nin dönem başkanı olarak sadece izlemek değil, artık yönlendirme gibi bir sorumluluğu bulunduğunu da bildirdi. Bu dönemde merkez bankalarının politikalarının da farklılaştığını anlatan Babacan Türkiye'nin bu süreçte her türlü tedbiri aldığını belirterek, "Fed'in hangi hızda, ne zaman, ne yapabileceğiyle ilgili senaryoları masaya yatırdık. Hangi kurumumuzun ne zaman, ne yapacağı belli. Kurumlarımız rasyonel, teknik olarak doğru ve aklın gereğini günü gününe yaptıktan sonra hiç korkmamak lazım" diye konuştu. Avrupa Merkez Bankası'nın genişleme adımlarının arka arkaya geldiğini ancak bunun hiçbir faydası olmadığını belirten Babacan, Avrupa'nın hızla deflasyona doğru gittiğini söyledi. Bunu önlemek için de çırpındıklarını dile getiren Babacan, "Onun için Avrupa'daki toparlanmanın biz hep zayıf ve kırılgan bir toparlanma olduğunu dile getiriyoruz" diye ekledi.
Akşam

SPOR

İki Türk takımının Eurocup'taki buluşmasında Pınar Karşıyaka, Beşiktaş Integral Forex'i deplasmanda 105-77 yenmeyi başardı. Armstrong ile maça başlayan Beşiktaş, Bajramovic ile birlikte rakip uzunlara karşı kalınlık avantajını kullanmak istedi ve topu boyalı alana geçirme düşüncesiydeydi. Ancak Karşıyaka da bu eşleşmeyi avantaja çevirmeyi amaçladı Gabriel'in Bajramovic'e olan çabukluk avantajını kullandı. Beşiktaş'ın bu düzene karşı önlemi normalde Broekhoff'u 4 numara çekmekti ama onun da erken faul problemine girmesi bu kozu ellerinden aldı. Karşıyaka dışarıdan da yağmur gibi şut sokmaya başlayınca öne geçmesi zor olmadı, Beşiktaş'ın 4 top kaybı da kolay basket fırsatı yaratınca ilk çeyrek 29-16 konuk takımın üstünlüğüyle tamamlandı. Devreyi 19'da 10 üç sayı isabetiyle bitiren Pınar Karşıyaka sadece ikinci periyodun başında arka arkaya 4 top kaybı yaptığı anda rakibine fırsat verdi, Engin de rakibin üç sayı bombardımanına 6'da 4 ile yanıt verip, ilk yarıda 16 sayıya ulaşınca farkı 7'ye indirdi. Ancak top kaybı yapmadığı anda Karşıyaka'nın skor üretmesi hiç zor değildi. İki gün önce oynanan Efes maçının yorgunluğu ev sahibini oldukça etkilemişti, konuk takım da Dixon, Gabriel ve Strawberry ile bombardımana devam etti. Üç sayı bombardımanını önlemek için savunmayı biraz dışarıda kurmaya başlayan Beşiktaş karşısında devre sonunda Ufuk Sarıca'nın Erkan'ı oyuna alarak bu oyuncunun hem penetre, hem de Lofton'a karşı boy avantajını kullanarak boyalı alandan skor bulması, devre sonunda da 54-39'luk üstünlüğü getirdi. İkinci yarıda Pınar Karşıyaka üç sayı çizgisinin gerisinden isabetini 24'te 14'e çıkarırken, Bajramovic'in hızlı rakipleri karşısındaki savunma dezavantajını da çok iyi kullanıp, 2 sayılık atışlarda da 24'te 16 ile yüzde 66 isabet yakaladı, farkı 29 sayıya kadar çıkardığı 3. periyodu da 84-61 galip bitirdi. Son çeyreğin başında Doğan ile savunmayı biraz sertleştiren Beşiktaş'ın son hamlesi de Karşıyaka'nın art arda attığı üçlüklerle yanıtsız kalınca, konuk takım salondan 105-77 galip ayrıldı.
Milliyet

Beşiktaş'ta Teknik Direktör Slaven Bilic'in uzun zamandır istediği stoper sorunu Alexander Milosevic'le çözüldü. Siyah-Beyazlılar, 22 yaşındaki Sırp asıllı İsveçli stoperin bonservisi için AIK Stockholm kulübüne 1 milyon euro ödeyecek. 3,5+2 yıllık imza atan oyuncunun alacağı garanti para şöyle: 2014-2015 sezonu ikinci yarısı; 425 bin, 2015-2016, 2016-2017 ve 2017- 2018 için 500'er bin, 2018-2009 ve 2019-2020 sezonları için de 600'er bin euro. Her sezon maç başı da 5 bin euro ödenecek olan Milosevic 5.5 yılda 4 milyon 125 bin euro garanti ücret alacak. Yönetici Erdal Torunoğulları, "Anderlecht ve Lazio da istiyordu ama o bizi tercih etti. Göreceksiniz yakında bir dünya yıldızı olacak" diye övdüğü Milosevic, "Büyük bir hayalimi gerçekleştirdim. Beşiktaş'a geldiğim için çok mutluyum. Stockholm'de bana destek olan tüm takım arkadaşlarıma, teknik direktörüme, kulübüme ve taraftarlara çok teşekkür ediyorum. Yeni takımımda şampiyonluk yaşamak istiyorum" açıklamasında bulundu. Bu arada Beşiktaş'ın Atiba Hutchinson'ın ayrılma ihtimaline karşı River Plate'den Matias Kranevitter'in peşine düştüğü iddia edildi.
Star

Terim'den Türk futbolunu anlatan ilginç benzetme Fatih Terim, Antrenör Gelişim Semineri'nin kapanış konuşmasında, "Messi'nin çocukluğu ülkemizde geçseydi önce, bu çelimsiz derdik. Yaşı küçültülmüş ve gelişmiş fizikli rakipleri tarafından da hayli hırpalanırdı. Belki de cüce derdik, dalga geçerdik. Ya da yeteneği nedeniyle medya tarafından göklere çıkarılır, tv'ler anası babası ve mahallenin bakkalıyla program yapardı. O yaşta bu yükü taşıyamayıp, psikolojisi bozulur, kaybolur giderdi" dedi. Türkiye'yi yurt dışında temsil eden oyuncu azlığından yakınan Terim, "Dünyanın üst düzey milli takımlarını incelediğimizde, Avrupa'daki en iyi 5 ligden geldiğini görüyoruz. İngiltere, Almanya, İtalya, İspanya ve Fransa gibi.. Rakip milli takım oyuncuları burada oynayıp karşımıza çıkıyorlar. Bizim milli takımımzda bu liglerde oynayan sadece bir kişi var. O da Arda. Onu da Türkiye'ye getirmeye çalışıyoruz" derken, bu sezon UEFA lisansı almaya hak kazanan takım sayısının sadece 9 olduğunu vurguladı. Gereksiz tartışmalardan yakınan Fatih Hoca şöyle devam etti: "O penaltı mıydı, bu ofsayt mıydı, kim kimin arkasından dolandı mevzuları ile ilgilenip, kamuoyunu meşgul ediyoruz. İki güzel olay oldu; biri Veli Kavlak birisi Semih Kaya. Bunları destekleyeceğimize, takımı mağlup olsa bunu yapar mıymış? 89. dakikada olsa yine yapar mıymış? Böyle tartışıyoruz. Alt yapı da bir sorun. Diyelim ki biz bu altyapıları kaldıralım desek, bundan birçok kulüp memnuniyet duymazsa adımı değiştiririm."
Star

G.Saray ile Juventus arasındaki Sneijder görüşmeleri resmen başlamasa da taraflar akıl oyunları ile dikkat çekiyor. İtalyanlar, Sneijder'ın aklını çelmek için uğraşırken G.Saray cephesi, 20 milyon euroluk serbest kalma maddesi bulunan Hollandalı için minimum 10 milyon euro barajı belirledi. Ancak İtalya ve Hollanda kaynakları bu transferin biteceğini belirtiyor. Peki iddialar neler? Juventus kapıyı kiralama modeliyle açtı. G.Saray "Kesinlikle olmaz" dedi. Bunun üzerine İtalyanlar satın almak için harekete geçti. 2 milyon euro ile pazarlığı başlattı. G.Saray yanaşmadı. Ardından rakam 5 milyon euroya kadar çıktı. G.Saray, sözleşmesinde "20 milyon euroya gider" maddesi bulunan Wesley Sneijder için 10 milyon euro barajı koydu. 2- İtalyanlar bu tavırlarını iki hafta daha sürdürecek, resmi teklifi 5 milyon olarak yapıp rakamı 7.5'a çıkartacak. Bu ay ortasında da Sneijder transferi bitecek. 3- Gol sitesinin iddiasına göre Juventus, Albers ile de işi bitirdi. Sneijder ilk görüşmelerde 6.5 milyon euro istiyordu ancak bu rakamı Juventus, 4.5 milyon euroya çekti ve Hollandalı da kabul etti. Peki Juventus bu transfer pazarlığı ile ilgili neler diyor? Juventus CEO'su Giuseppe Marotta, önceki gün SkySport'ta canlı yanına çıktı ve "Sneijder çok pahalı bir futbolcu. Yine de onu alacak mısınız?" sorusuna, "Hollandalı (Sneijder) çok değerli ve oyun taktiğimize çok uygun bir oyuncu. Ama halen görüşmelere başlamış değiliz. Aslında Sneijder'ın da bir ortam değişimini arzu ettiğini biliyoruz" yanıtını verdi. Marotta ayrıca "Ortaya atılan rakamlar çok yüksek. Bizim bu rakamları ödemeye niyetimiz yok. Ancak bizim şartlarımızda bu transfer olur. Zaten acil ihtiyacımız yok" diye konuştu.
Akşam

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme