2 Şubat 2015 Pazartesi

02.02.2015 Genel Gündem

02.02.2015
GÜNDEM 
2 Yılda 423 Bin TL

Yasadışı dinlemeler soruşturmasında 'Resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık' suçlamasıyla tutuklanan, eski Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün'ün kardeşinin damadı Kamu Sertifikasyon Yöneticisi Hasan Başaran'ın TÜBİTAK'taki 2 yıllık görev süresi boyunca kurumdan 423 bin lira aldığı bildirildi. Askerlik şubesi de Başaran'dan sahte diploma ile kısa dönem askerlik yapması konusunda savunma istedi. TÜBİTAK'taki Cemaat yapılanması iddialarıyla ilgili sürdürülen soruşturmada Başaran, ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği ve yüksek lisans diplomalarının sahte olduğunun anlaşılması üzerine 16 Ocak 2014'de tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Soruşturmayı yürüten Savcı Serdar Coşkun, Başaran'ın sahte diplomasını kullanarak kendisine ne kadar ödeme yapıldığını TÜBİTAK'a sormuştu. TÜBİTAK, savcılığa gönderdiği yanıtta Başaran'a görev yaptığı 2 yıllık süre boyunca yaklaşık 423 bin TL ödeme yapıldığını bildirdi. Savcılık kaynakları, Başaran'ın yaklaşık 7 yıl Kocaeli Belediyesi'nin şirketi KENT KONT'ta müdürlük yaptığı döneme ilişkin ücret bilgilerinin de gelmesi ile kendisine devlet tarafından yapılan ödeme miktarının artacağına dikkat çekti. Savcılığın, MASAK aracılığıyla, Başaran'ın aldığı paraları nerelere harcadığını da incelettiği öğrenildi. Sahte diploma ile kısa dönem askerlik yapan Başaran için Kocaeli Askerlik Şubesi de harekete geçti. Şube, savcılık aracılığıyla, cezaevinde bulunan Başaran'ın sahte diploma ile kısa dönem askerlik yapması konusunda savunmasını istedi. Başaran'ın soruşturma kapsamında dava açılması ve cezasını çekmesi halinde, kalan askerlik hizmetini er olarak tamamlamak üzere askere alınacağı belirtiliyor. Başaran savcılık sorgusunda, "Bedelliden yararlanır mıyım" diye sormuştu.

Hürriyet

Ahlak Şikâyetleri Katlandı
Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) istatistikleri, genel ahlak konulu şikâyetlerin yüzde 101 arttığını, bununla birlikte ırkçılık, cinsiyet, mezhep ayrımcılığına karşı daha yüksek sesle karşı çıkıldığını ortaya koydu. RTÜK'ün 2014 Yılı Vatandaş Bildirimleri Yıllık Değerlendirme Raporu'nda şu tespitler yer aldı: 2014 yılında RTÜK'e toplam 121 bin 138 şikâyet yapıldı. 2013 yılına göre şikâyet oranı yüzde 2.30 arttı. Genel Ahlaka ve Ailenin Korunması İlkesine Aykırılık kriterine ilişkin 2014 yılında 31 bin 768 yani yüzde 15 oranında şikâyet gelirken, bir önceki yıl ile kıyaslandığında yüzde 101 oranında ciddi bir artış gösterdiği tespit edildi. "Kişilik Haklarını İhlal ve İftira-Hakaret" konulu kritere 2014 yılında gelen bildirimlerin bir önceki yıla oranla yüzde 64 oranında azaldığı görüldü. "Kişiye Yönelik Şikâyet(Sunucu ya da katılımcı)" konulu kriterin 2014 yılı şikâyet sayısı 2013 yılı ile kıyaslandığında yüzde 37 oranında artış gösterdi. Ayrıca "Irak, renk, dil, din, tabiyet, cinsiyet, özgürlük, siyasi ve felsefi düşünce, mezhep vb. Konularda Ayrımcılık Yapmak" kriterine yönelik şikâyetler 2013 yılında 1.230 olarak gerçekleşirken, 2014 yılında bu sayı yüzde 844 oranında artarak 11 bin 613'e ulaştı. 2014 yılında gelen vatandaş şikâyetlerinden cinsiyetlere göre dağılımda erkekler şaşırttı. Kadınların daha çok televizyon izlediği gerçeği ortadayken, yayınlardan şikâyet etme konusunda erkekler kadınları ikiye katladı. 2014 yılında RTÜK'e toplam 121 bin 138 şikâyetten yüzde 63'ü erkeklerden, yüzde 34'ü ise kadınlardan geldi. Yüzde 3 ise cinsiyet sorusunu yanıtsız bıraktı. En çok şikayet edilen ilk 5 kanal ise ATV, Kanal D, Show TV, star TV ve STV olarak sıralandı. ATV "Kertenkele" dizisiyle "Ahlaka ve Ailenin Korunması İlkesi"ne aykırılıktan ilk sırada yer alırken, Kanal D "Reklamlar"dan reklamın netiliğine aykırılıktan ikinci sıraya yerleşti. Show TV ise "Bu Tarz Benim" adlı Yarışma programı nedeniyle "Ahlaka ve Ailenin Korunması İlkesine" aykırılıktan üçüncü oldu. Star TV, "Eyvah Düşüyorum" programı, STV ise "Şefkat Tepe" adlı dizi.
Milliyet

'Elif Kalsen' Operasyonu
Taksim Meydanı'ndaki polis noktasına önceki gün mermi yağdıran kadın saldırganın DHKP-C'li Elif Sultan Kalsen olduğunu açıklayan polis ekipleri operasyon üstüne operasyon yapmaya başladı. Maltepe, Gazi Mahallesi ve Avcılar gibi ilçelerdeki adreslere baskınlar düzenleyen emniyet güçleri her yerde Kalsen'i arıyor. Saldırı öncesi, Ankara Emniyeti'ne bir yazı gönderen istihbarat birimleri, Kalsen'in Ankara'da ABD'yi hedef alan saldırı düzenleyebileceği uyarısında bulunmuş cuma günü de Taksim'de polis noktasına saldırı olmuştu. DHKP-C eylemi üstlenirken, polis, saldırganın örgüt üyesi Elif Sultan Kalsen olduğunu belirtmişti. Halkın Hukuk Bürosu ise saldırganın Kalsen olmadığını iddia etti. Kamuoyu Kalsen'in adını ilk olarak 2012'de duydu. Sultangazi'deki 75. Yıl Polis Merkezi'ne yapılan saldırı sonrası 'canlı bomba' oldukları gerekçesiyle basında fotoğrafları yayınlanan 8 kişiden biriydi. Kalsen ve arkadaşları can güvenliklerini tehlikeye soktukları iddiasıyla dönemin İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Geçen ay Sultanahmet'te polise yönelik canlı bomba saldırısını da Kalsen'in gerçekleştirdiği öne sürülmüş, hatta DHKP-C bu eylemi üstlenmişti. Ancak daha bu kişinin Kalsen olmadığı anlaşılmış, örgüt açıklamasını geri çekmişti.
Vatan

Bir Glaıo Projesi: The Gulen
Yönetmen Serkan Koç'un 2 yılı aşkın bir sürede hazırladığı "Bir Gladio Projesi: The Gulen" isimli kitap ve belgeselin, Gülen'in yaşadığı ABD – Pensilvanya'daki Saylorsburg Kasabası'ndaki gösterimi öncesi paralel yapı Emmy ödüllü Amerikalı yönetmen Terry Spencer Hesser'e 'Love Is a Verb' (Aşk Bir Eylemdir) adlı film çektirerek Koç'un gösteriminin yapılacağı sinema salonunu baskı altına aldı. AKŞAM'a konuşan Koç, Türkiye'de filmin yayınlanmaması için paralel yapının yargıdaki boşluklarla oyalama taktiği yaptığını belirtti. "Amerikalılara, Gülen'in gerçek yüzünü göstermeye çalışıyoruz" diyerek filminin amacını açıklayan yönetmen Serkan Koç, 7 Şubat'ta Saylorsburg'da, 8 Şubat'ta New York – Manhattan'da ve 15 Şubat'ta Washington D.C.'de yapılacak gösterimleri için de "Buralarda da harekete geçeceklerini düşünüyorum hatta gelip filmi izleyip bizleri soru yağmuruna tutacaklardır ancak ben medeni bir şekilde tüm sorularına cevap vereceğim" şeklinde konuşarak paralel baskıları tanımadığını söyledi. Yönetmen Serkan Koç iki yıl önce Fethullah Gülen ve paralel yapının örgütlenmesi ve faaliyetlerini anlatan "Bir Gladio Projesi: The Gulen" adlı belgeselinin çekimine başladı. Belgesel film çalışması 2 yılı aşkın zaman aldı ve sonunda filmin gösterime girebilmesi için 22 Ekim 2014 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Telif Hakları ve Sinema Müdürlüğü'ne bandrol başvurusunda bulunuldu. Ancak harekete geçen paralel yapının avukatları dava açarak belgeselde hakaret olduğunu, Gülen'in ismi geçtiği için telif hakları olduğunu ve dolayısıyla izin alınması gerektiği gibi gerekçelerle bandrol süresini uzattı. Yönetmen Koç da bunun üstüne belgeselin ilk gösterimlerini Gülen'in yaşadığı ABD – Pensilvanya'daki Saylorsburg Kasabası'nda yapmaya karar verdi ve geçtiğimiz yıl aralık ayında ABD'deki çekimleri tamamlayarak kasabadaki bir sinema salonuyla anlaştı. Paralel yapı burada da boş durmadı ve birkaç gün önce salonu basıp sahibine filmin gösterilmemesi karşılığında para teklif ederek zararlarının da ödeneceğini vaat ettiler. Ayrıca Amerikalı yönetmen Terry Spencer Hesser'e çektirdikleri 'Love Is a Verb' (Aşk Bir Eylemdir) adlı kendi filmlerinin gösterilmesi için baskı yaptılar ancak salon sahibi sadece kendi filmlerini gösterebileceklerini söyleyip diğer taleplerini reddetti.
Akşam

EKONOMİ
Gram Altın 100, 8086-100, 9281
ABD Doları 2, 4427-2, 4447
Euro 2, 7564 -2, 7583
İngiliz Sterlini 3, 6801-3, 6853
                 
1 Yıl Şartını Kaldır Fona Gerek Yok
İşçiler, kıdem tazminatında fon kurulmasına karşılık alternatif bir model geliştirdi. Türk-İş Genel Sekreteri ve Türk Metal Sendikası Başkanı Pevrul Kavlak, "1 yıldan az çalışma süresi bulunana da kıdem hakkı getirilsin. Sorun büyük ölçüde ortadan kalkar" dedi. Kavlak, önerinin gerekçesini şöyle açıkladı: "Hükümet yetkilileri, kamuoyuna ve bize sürekli olarak 'İşçilerin yüzde 90'ı kıdem tazminatını alamıyor' açıklamasında bulunuyor. Ama verilere detaylı bakıldığında çalışanların kıdem almamasının işverenlerin tavrından çok mevzuata takıldığı görülüyor. Örneğin 20 bin kişiden 2 bini kıdem tazminatını alabilmiş. Ben iddia ediyorum, bu 20 bin kişiden 15 bini 1 yıldan az çalıştığı için tazminat alamamış durumdadır. Kıdemle ilgili sorunların aşılması için sürekli olarak tazminatların bireysel hesaba dönüştürülmesi fikri işleniyor. Oysa hiç gerek yok. Kıdem tazminatlarının bireysel hesaba yatırılması ve fonlarla yönetilmesini içeren yeni sisteme yönelik tüm kesimlerin çekincesi var. Bu kadar kapsamlı bir değişiklik yapılmadan çalışanların sorunu aşılmak isteniyorsa düzenleme yapılabilir. Bunun için bizim önerimiz tek maddelik yasa değişikliğiyle, 1 yıldan az çalışana da kıdem tazminatı alma hakkı verilmesi. Böyle bir durumda çalışanların mağduriyeti büyük ölçüde ortadan kalkar. Biz de çalışanlar da hakkının takipçisi oluyor zaten." Uzun süredir gündemde olan kıdem tazminatı konusu geçen hafta yapılan açıklamalarla tekrar gündeme geldi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, seçim öncesinde bu konuda bir düzenleme yapılabileceği sinyalini verdi ve "Taraflarla görüşüyoruz. Şu andaki uygulama sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır. Amaç bütün işçilerin bu haktan yararlanmasını sağlamaktır. Hak kaybı programımızda söz konusu değildir. Diyalogla seçimlere kadar çözüleceğini düşünüyoruz" dedi.
Hürriyet

5 Evi Olan Bile 1 Kira Yardımı Alacak
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Türkiye genelinde 6.5 milyon binanın yıkılacağı kentsel dönüşümde yeni bir stratejiyi hayata geçiriyor. Buna göre artık sadece kendi evinde ikamet edenlere 18 ay boyunca kira yardımı verilecek. Daha önce bir kişi, kaç evi olursa olsun hepsi için ayrı ayrı kira yardımı alabiliyordu. Bakanlığın 2015 stratejisine göre artık bireysel dönüşüm yerine, belediyelerle işbirliği halinde 4-5 bin konuta kadar çıkacak "alansal dönüşüme" geçme kararı da aldı. Yeni modele göre belediyeler bakanlığın vereceği destekle yeni projelerin finansmanını sağlayabilecek. Hürriyet'e yeni stratejinin detaylarını anlatan bakanlık yetkilileri, bu yöntemi kendi projelerinden finansman sağlayarak 500 bin konut üreten TOKİ'nin modeline benzetiyor. Bakanlık kentsel dönüşüm kapsamında vatandaşlara verilecek kira yardımlarıyla ilgili kuralları baştan aşağı yeniden düzenledi. 1 Ocak 2015 itibariyle uygulamaya giren yeni sisteme göre 6306 Sayılı Kanun kapsamında riskli yapı maliklerine sadece ikamet ettikleri bir bağımsız bölüm için 18 ay kira yardımı yapılacak. Kira yardımı ödemelerinde riskli yapıda ikamet şartı aranacak. Malik, kiracı ve sınırlı ayni hak sahiplerinden sadece bu şartı sağlayanlara ödeme yapılacak.
Hürriyet

Doların Karşısında Durabilen Yok
Petrol fiyatlarında geçen yılın ikinci yarısında başlayan düşüş Rusya, Brezilya, Arjantin, Venezuela, Endonezya ve Malezya gibi emtia ihracatı yapan ülkelerin ekonomi ve para birimlerini olumsuz etkiledi. Gelişen ülke para birimleri, bu dönemde bir yandan da jeopolitik risklerin etkisiyle baskı altında kalırken, tahvil alımlarının sona ermesi sonrasında Fed'in faiz artırım sürecini dillendirmeye başlaması ise söz konusu para birimleri için bir başka olumsuz etken oldu. Buna karşın, Japonya Merkez Bankası'nın Fed'den parasal genişleme bayrağını devralması ve Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) da bu ülkeyi izlemesiyle gelişen ülkeler rahat bir nefes alırken, petrol fiyatlarındaki sert düşüş de enerji bağımlı ülkelerin odak noktasına yerleşti. Tüm bu gelişmeler, ülkelerin para politikalarında ayrışmasına yol açarken, ABD ekonomisine ilişkin gelen veriler ise Fed'in faiz artırım sürecine ilişkin sinyal vermesi açısından dikkatle izlenen ortak nokta oldu. Dolar, söz konusu gelişmelerle güvenli liman olarak görüldü ve kendisinden sonra gelen altı büyük para birimi karşısında yaklaşık 12 yılın en yüksek seviyesini gördü. Son olarak da geçen hafta çarşamba günü sonlanan Fed toplantısından çıkan kararlar küresel piyasalara yön vermeye devam etti. Fed açıklamalarında, istihdam piyasasındaki iyileşmenin daha güçlü bir ifade kullanılarak sürdüğünün belirtilmesi ve faizlerin artırım sürecine ilişkin ötelenme sinyali alınamaması, doların gelişen ülke para birimleri karşısındaki yükselişine ivme kazandırdı. Yaşanan süreçte, Ukrayna politikası nedeniyle Batılı ülkelerin yaptırımlarına maruz kalan ve petrol fiyatlarındaki gerilemeden en fazla etkilenen Rusya'nın para birimi oldu. Geçen yılın kasım ayında 79,52 ile dolar karşısında tarihi zirvesini gören ruble, yıl başından bu yana da yüzde 14,4'le en çok kaybettirenler listesinde ilk sırayı aldı. Rubleyi, dolar karşısında yıl başından bu yana yüzde 4,56 gerileyen Türk Lirası (TL) izledi. TCMB'nin 4 Şubat'ta olağanüstü Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı yaparak faiz indirimine gideceği beklentisiyle yükselişe geçen dolar/TL, cuma günü 2,4479 ile rekor tazeledi.
Türkiye

'Kaçak Bedeli Dağıtımın İçine Gizlendi' İddiası
Tüketicilerin faturalarında değişiklik yapılmamasına rağmen, dağıtım şirketlerine kaynak aktarımı için muhasebe oyunu yapıldığını öne süren Elektrik Mühendisleri Odası ise "Kaçak bedellerinin dağıtım bedeli içine giydirme yöntemine başvurulmuştur" açıklaması yaptı. EPDK'nın ulusal tarifelerine göre, 2014'ten 2015'e, meskenler için geçerli olan çıplak elektrik fiyatı kilovatsaat başına 20.79 kuruştan, 21.67'ye çıktı. Elektrik fiyatına yüzde 4.2'lik zam yapılan bu dönemde şirketyerin tüketicilerden tahsil ettiği dağıtım bedellerinde ise dikkat çekici artış yaşandı. Dağıtım bedelleri 2.8 kuruştan 3.6 kuruşa çıktı ve bu kalemde yüzde 28.5'lik artış meydana geldi. Elektrik Mühendisleri Odası'ndan dün yapılan açıklamada ise 2015 yılında azaltılması gereken kayıp ve Kaçak bedel tutarı faturanın başka kalemine aktarıldığı öne sürülerek, şunları kaydedildi: "Faturalardan çıkarılması gereken kayıp ve kaçak bedellerinin dağıtım bedeli içine giydirme yöntemine başvurulmuştur. Dağıtım bedeli zammı nedeniyle elektrik faturaları aracılığıyla 2014 yılı itibarıyla 29 milyon 337 bin 454'e ulaşan mesken abonesinden aylık asgari tüketim gerçekleştirdikleri varsayılsa bile 57.2 milyon lira şirketlere haksız yere yurttaşların parası aktarılacaktır Kayıp ve kaçak hedef oranları doğrultusunda faturalarda azaltılan kayıp ve kaçak bedeli, yine faturadaki dağıtım bedeline kaydırılarak, kayıp ve kaçak oranlarını indirseler de indirmeseler de şirketlerin aynı paraları faturalardan tahsil etmesine olanak sağlanmaktadır."
Milliyet

İnternette Dakikada 4 Milyon Arama 240 Milyon E-Posta Gönderiliyor
Dünyada internet kullanıcı sayısının 2.4 milyar kişiye ulaşırken, her bir dakikada gerçekleştirilen paylaşımların sayısı da önceki yıllara göre katlanarak devam ediyor. Dijital dünyaya gidişin net bir göstergesi olarak belirtilen internet paylaşımlarında dakikada milyonlarca e-posta gönderilirken, Google'dan dakikada 4 milyon arama yapıldığı ortaya çıktı. En son verilere göre her bir dakikada internet ortamında 240 milyon mail gönderidiği ve geçen yıllarda 2 milyon arama yapılan Google'den 4 milyon civarında arama yapıldığı kaydedildi. Yıldan yıla gelişen bir çizgi izleyen dijital dünyanın önemli uygulamalarında en dikkat çeken şirket ise Facebook olarak dikkat çekiyor. Çin'in nüfusuna yetiştiği yönünde karşılaştırmalara konu olan 1.3 milyar kullanıcaya sahip Facebook'un kullanıcıları dakikada 2.5 milyon paylaşıma imza atıyor. Kişisel mesajlaşmanın önemli aracı haline gelen Whatsaap'ta dakikada 347 bin resim paylaşılırken Twitter'da ise geçen yıl 100 bin olan atılan tweet sayısı bu yıl 277 bine ulaşmış bulunuyor. Instagram'da internet kullanıcıları dakikada 216 bin yeni resim yüklerken, Youtube'da ise geçen yıl bir dakikada toplam 30 saatlik video yüklenirken bu sayı bu yıl 72 saate çıktı. ABD'nin online alışveriş mağazası Amazon'un da dakikada 83 bin dolarlık satış yaptığı belirtiliyor. Apple'in kullanıcıları ise dakikada 48 bin uygulama indiriyor. Müzikseverler dakikada 61 saatlik müzik dinlerken kısa video paylaşım sitesi Vine'da ise her 60 saniyede 8 bin kısa video paylaşılıyor.
Star

Başçı Kendi Kazdığı Kuyuya Düşecek Mi?
Bu hafta yurt dışında ne olduğu bir yana, içeride açıklanacak Ocak ayı enflasyon verisi belirleyici olacak. Hiçbir aylık enflasyon verisi bu kadar merakla beklenmemişti. Geçen hafta Merkez Başkanı Erdem Başçı'nın Enflasyon Raporu'nu açıkladığı toplantı sonrasında söylediği bir söz 3 Şubat'ta açıklanacak Enflasyon verisini "çok önemli" hale getirdi. Başçı; Ocak ayı enflasyon rakamı (TÜFE kastediliyor) yüzde 1'den daha fazla düşerse; 4 Şubat'ta Para Politikası Kurulu'nu "olağanüstü" toplayıp, faiz indirimine gidebileceklerini söyledi. Bu söylemden bir hafta önce politika faizini 50 baz puan indirip, diğer tüm parametreleri sabit tutan PPK, politikacılardan gelen baskılara dayanamamış olsa gerek ki böylesi bir açıklama yapma gereği duyuldu. Borç verme faizini değiştirmeksizin; politika faizinde 50 baz puanlık indirim yapan PPK politik cepheden gelen baskılara rağmen elinden gelen en "basiretli duruşu" sergilemiş, önce enflasyon kalıcı olarak düşsün, sonra sıra faiz indirimlerine de gelir diyerek "makul" bir tutum sergilemişti. Ancak bu tutum bazılarına o kadar da "makul" görünmedi ki salvolar şiddetlendi. Salvolara direnmekte zorlanan Başkan da tıpkı 2012 yılı sonu için 1.92 kur hedefi verdiği gibi bu sefer de 'Enflasyon yüzde 1'den fazla düşerse faizle ri olağanüstü bir toplantı ile indiririz' diyerek yine kendini bir taahhüt altına soktu. Merkez Bankaları; bir Fed değilseniz (ki onlar bile yapmamaya özen gösteriyor); "nokta tahmin" vermemeli. Zira şartların nasıl gerçekleşeceği hızlı hareket eden günümüz dünyasında bilinmiyor. Cuma günü yüzde 6.7 yükselen Brent petrol fiyatı en basit örnek. Düşen petrol "dağlarına" ya kar yağarsa? 3 Şubat'ta açıklanacak enflasyon rakamında "baz etkisinden" dolayı düşüş bekleniyor. Bu düşüş yüzde 0.50-0.75 olursa anlaşılıyor ki olağanüstü toplantı yapılmayacak. Yine de merak ettiğim iki konu var: 3 Şubat'ta açıklanacak enflasyondaki düşüş, yüzde 0.99 olursa ne olacak? Olağanüstü toplantı yapılacak mı, yapılmayacak mı? Sabah saat 10:00'da açıklanacak enflasyon rakamındaki düşüş yüzde1' in üzerinde gelirse, PPK neden 4 Şubat'ı bekliyor? Madem faiz indirmekte bu denli acele ediliyor, olağanüstü toplantı neden 3 Şubat öğleden sonra yapılmıyor?
Vatan

'Türkiye'yi Islah Ettik'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Afyonkarahisar'da, Atatürk Spor Salonu'nda düzenlenen AK Parti 5. Olağan İl Kongresi'ne katıldı. "Afyon hapishanesinde kalan, yazdıklarıyla zulme karşı duran, ülkemizi aydınlatan Bediüzzaman Hazretlerine selam olsun" diyen Davutoğlu, şunları söyledi: Afyon'da bir çay vardı, biliyorsunuz, adı Kokarçay. Afyon'a kötü kokular veriyordu. Islah ettik, onu akar çay kıldık. 2001'de biz AK Parti'yi kurduğumuzda,' Kokarçay' gibiydi. Verdiği kokular, milleti rahatsız ediyordu. Hortumlanan bankalar etrafa necaset saçıyordu. Demokrasi kokmuştu. Kılıçdaroğlu'nun SGK Genel Müdürlüğü yaptığı dönemde her yer kokuyordu. Akan bir tek şey vardı, oda yolsuzluk kanalları akıyordu. Ülkenin Başbakan'ı, Genelkurmay Başkanı'ndan bahsederken, eliyle apoletleri işaret ederek, sembol dili kullanıyordu. Milli irade yerle bir olmuştu. Aynen Kokarçay'ın akar çaya dönmesi gibi biz o günlerin Türkiyesi'ni ıslah ettik, milli iradeyi egemen kıldık. Şerefli Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, şeref vazifesini en iyi şekilde yapıyor. Her hafta ben, Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Genelkurmay Başkanımız ile bir araya gelir, 'savunma sanayimiz ne olacak, milli savunmamız nasıl gerçekleşecek, güvenlik risklerini nasıl yeneriz' diye baş başa konuşuyoruz, planlamalar yapıyoruz. Bu demokraside, sembol dili yok artık. Güç birliği, irade birliği var, milli irade birliği var. Rüzgar ne yandan eserse essin, biz surda bir kez gedik açtık. Allah'ın izniyle bu gedikten fethe doğru yürüyoruz. Allah, bu devlete ve millete zeval vermesin, al bayrağı ve Ezan-ı Muhammedi'yi bu semalardan hiç eksik etmesin. Eğer buna karşı tuzak kuranlar olursa ki var, onlara karşı İstiklal orduları ne kadar kararlı durmuşsa, ne kadar büyük bir gayret göstermişse, AK Parti ve onun neferleri aynı kararlılığı gösterecektir. 'Cihan devleti' diyince, birileri rahatsız olmuşlar. Kastettiğimiz şey açıktır: Başı dik bir milletin, küresel güç olması idealidir. Biz, küresel bir güç olmaya, cihan devleti olmaya yürüyoruz.
Vatan

Petrolde Büyük Sıçrama Olmamasını Diliyoruz
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, eski Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler ile birlikte Kayseri'ye gelerek AK Parti İl Kadın Kolları Kongresi'ne katıldı. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Yıldız "Daha bir hafta öncesine kadar dolar 2.32'ydi. Bugün 2.44'lerde. Yine ham petrol 48 dolarlardaydı, şu anda 53 dolar seviyesinde. Dünyadaki ham petrol fiyatlarıyla alakalı bünye zayıf olunca, her an iki tarafa doğru da kırılganlıklar olabilir. Türkiye'nin bu manada hazırlıklarının olduğunu söylemem lazım. Şu ana kadar vatandaşımıza sirayet eden, yansıyan önemli indirimler oldu. Ümit ediyoruz ki, bu manada çok büyük bir fiyat sıçraması olmasın. Çünkü son bir hafta içinde yaklaşık yüzde 10.5 civarında petrolün fiyatı TL karşısında yukarı doğru çıkmış oldu. Bu şekliyle de hem enerji sektörünü hem de piyasayı kontrol etmeye devam edeceğiz" dedi.
Akşam

Beş Yılda 1.1 Milyar Lira Girişimcilik Desteği Verdik
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, 'KOSGEB 3. KOBİ ve Girişimcilik Ödül Töreni'nde yaptığı konuşmada, KOBİ'lerin sadece Türkiye'de değil dünyada da ekonomilerin dinamoları olduğunu söyledi. Işık, Girişimci Bilgi Sistemi'ne göre 2006'da 1 milyon 803 bin olan KOBİ sayısının, 2013 yılı sonunda 1 milyon 162 bin artışla 2 milyon 965 bine ulaştığını bildirdi. KOBİ'lere çok önemli destekler sunduklarını anlatan Işık, bakanlığın Girişimci Bilgi Sistemi'ne göre 2006 yılında 1 milyon 803 bin olan KOBİ sayısının, 2013 yılı sonunda 1 milyon 162 bin artarak 2 milyon 965 bine ulaştığını belirtti. Bakan Işık, şu anda Türkiye'deki işletmelerin yüzde 99,85'inin KOBİ olduğunu, istihdamın yüzde 75,8'inin ve ihracatın yüzde 59,2'sinin de KOBİ'ler tarafından sağlandığını kaydetti. Işık, konuşmasında şunları söyledi: "KOBİ'ler için önemsediğimiz bir başka kavram da kurumsallaşma, rekabet gücü ve markalaşma. KOBİ'ler ne kadar kurumsallaşırsa Türkiye'nin ekonomi geleceği o kadar teminat altına alınacak. Sadece Türkiye'de değil dünyada 3. nesilden 4. nesile geçişte, KOBİ'lerde yüzde 90'ının üzerinde sahiplik değişmesi oldu. Bazı KOBİ'ler üretimin dışında kalıyor, birçoğu da el değiştiriyor. Kurumsallaşma burada son derece önemli. KOBİ'lerin küresel pazarlara erişimi için çok yoğun çalışmalar yapıyoruz." "Girişimcisi olmayan bir ülkenin sürdürülebilir kalkınmayı başarma şansı yok" diyen Işık, bunu erken fark eden ülkelerin çok önemli gelişmeler sağladığını ifade etti. 2002'ye kadar bin kişinin girişimcilik eğitimi aldığına işaret eden Işık, bugün sayının 282 bine ulaştığını bildirdi. Işık, 2010'dan bugüne kadar 1 milyar 131 bin lira girişimcilik desteği verdiklerini belirtti. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık Ar- Ge ve inovasyona da son 5 yılda 236 milyon lira kaynak ayırdıklarına dikkati çekti.
Akşam

DÜNYA

Mısır El Cezire Muhabiri Greste'yi Serbest Bıraktı
Mısır'da tutuklu bulunan Katar merkezli El Cezire televizyonunun muhabirlerinden Avustralyalı Peter Greste dün serbest bırakılarak sınır dışı edildi. Greste, Mısır'dan ayrılarak Kıbrıs'a gitti. Mısırlı Bahir Muhammed ve Mısır ve Kanada vatandaşlıkları bulunan Muhammed Fehmi ise halen tutuklu bulunuyor. Üç gazeteci geçtiğimiz yıl 7 ila 10 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılmıştı. Gazeteciler, Katar ile Mısır arasında Muhammed Mursi'nin Cumhurbaşkanlığı koltuğundan indirilmesinin ardından başlayan gerilim döneminde gözaltına alınmıştı. Gazetecilerle ilgili Mısır Yüksek Mahkemesi'nin yeniden yargılama kararı vermesi ise Mısır ve Katar'ın Suudi Arabistan'ın araya girmesiyle aralarındaki buzların erimeye başladığı dönemde olmuştu.
Hürriyet

Bakanlıktan Kelepir Araç!
İdari Reformlar Bakanı Yorgos Katrugalos, kabinede yeni bakanların makam araçlarının satılacağını duyurdu. Devletin tahsis ettiği araçları 'gereksiz ve masraflı' olarak tanımlayan Katrugalos'un listesinde eski dışişleri bakanı ve seçimlerde hezimete uğrayan PASOK'un lideri Evangelos Venizelos için alınan 750 bin euroluk (2 milyon TL) lüks aracın da olduğu tahmin ediliyor. Hükümet böyle uygulamalarla yeni kaynaklar yaratmaya çalışırken Başbakan Aleksis Çipras, Troyka'ya (AB, Avrupa Merkez Bankası ve IMF) karşı tonunu yumuşattı. Çipras, dün yaptığı açıklamada Yunanistan'ın borcunu ödeyeceğine vurgu yaparken Atina'nın 'tek başına hareket etmeyeceğinin' altını çizdi. Finans Bakanı Yanis Varufakis, bu hafta Paris, Londra ve Roma'da Avrupalı yetkililerle borçları görüşecek. Anarşi geleneğinin ve sokak gösterilerinin güçlü olduğu Yunanistan'da bir önemli değişiklik de polis güçlerinde yaşandı. Önceki gece, aşırı sağ Altın Şafak partisi Atina'da Kardak Anıtı önünde yaklaşık 2 bin kişinin katıldığı bir gösteri düzenledi. Gösteriyi takip eden Yunan polisi ilk kez silah taşımadı. Görevli polislerin İçişleri Bakanı Nikos Vutsis'in talimatı üzerine silah taşımadan görevi gittiği öğrenildi.
Milliyet

'Alkol Paranla Ev Geçiniyor'
İsrail'de yaklaşan 17 Mart genel seçimleri öncesinde Başbakan Binyamin Netanyahu'nun harcamaları gündemi oluşturuyor. Haaretz gazetesinin Sayıştay'ın Başbakanlık harcamalarını seçim öncesinde Netanyahu'nun avukatının isteğiyle açıklamadığını haber yapmasının ardından dün Sayıştay harcamaların tamamını kamuoyuna duyurucağını açıkladı. İşçi Partisi'yle birlikte merkez solda seçim ittifakı oluşturan Hatnuah partisi lideri, eski Başbakan Tzipi Livni; Netanyahu'nun kamu kaynaklarını kendi zevkleri için harcamasını yerden yere vurdu. Livni, başbakanlığın son iki yılda Alkollü içecekler için 100 bin şekel (62 bin TL) harcadığını belirtti. Livni "Bu ayda yaklaşık 2.500 şekel (1.555 TL) yapar. İsrail'de 1 milyon insan bu parayla bir ayda kiralarını, vergileri, su ve elektrik faturalarını ödeyip eğitim ve gıda masraflarını karşılıyor" dedi. 2011'de hayat pahalılığı nedeniyle ülkede patlak veren geniş katılımlı protesto gösterilerini hatırlatan İşçi Partisi lideri Isaac Herzog ise "İsrail'de Netanyahu altı yıldır başbakan. Barınma krizi, aç çocuklar ve İsrail'in uluslararası ciddi sorunları onun kapısında" dedi. Netanyahu'nun lideri olduğu Likud partisinin lideri Nir Hefetz, önceki gün çıktığı canlı yayında "Rakam tamamen uydurma. Başbakanlık alkollü içki satın almaz bile. Her gün alınan bir şişe şarap da misafirler içindir" savunmasını yaptı. Haaretz'in haberine göre Sayıştay'ın raporu içerisinde yüzbinlerce şekelin lokantalara, çiçek aranjmanlarına, kokulu mumlara, ayakkabılara ve kuaförlere harcandığı bilgisi de yer alıyor. First Lady Sara Netanyahu'nun yaklaşık 15 bin TL değerindeki şişe depozitolarını zimmete geçirdiği iddiası İsrail'de büyük tepki yaratmıştı.
Milliyet

Putin'den Londra'ya Nükleer Gözdağı
Ukrayna'daki ayrılıkçılara verdiği destek nedeniyle Batılı ülkelerle gerilim yaşayan Moskova yönetimi, geçen hafta İngiltere ile yeni bir krize imza attı. İngiliz basınında çıkan haberlere göre Rusya, geçen Çarşamba günü Manş Denizi üzerinde uçan Tupolev- 95 tipi uzun menzilli bombardıman uçaklarından birisine nükleer başlık taşıma kapasitesine sahip bomba yükledi. Norveç askeri istihbaratı, Manş üzerinden geçen 2 uçağın mürettebatı arasındaki telsiz konuşmalarını dinledi. Telsiz konuşmalarında 'saldırı tatbikatı' olarak tanımlanan uçuşa katılan uçaklardan birisinin pilotu, Trident sınıfı denizaltıları vurmak için tasarlanan nükleer başlık kapasiteli bir bomba taşıdığını söylüyordu. Norveçli yetkililer durumu, İngiliz ordusuna bildirirken, Başbakan David Cameron ve Savunma Bakanı Michael Fallon olayla ilgili bilgilendirildi. İngiliz Dışişleri, cuma günü Rusya'nın Londra Büyükelçisi Aleksander Yakovenko'yu çağırarak nota verdi. İngiliz yetkililer olayın, 2006'da Londra'da radyoaktif madde ile zehirlenerek öldürülen eski Rus ajanı Aleksander Litvinenko'yla ilgili soruşturmanın yeniden açılmasıyla aynı zamana denk gelmesinin dikkat çekici olduğunu vurguladı. İngiltere, Kremlin muhalifi olmasıyla tanınan Litvinenko'nun ölümünden Rusya lideri Vladimir Putin'i sorumlu tutuyor.
Vatan

Abd Askeri Yine Irak'a Girebilir
ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel, Irak'ta IŞİD ile mücadelenin muharip misyon üstlenmese de hava saldırılarının hedeflerinin daha iyi belirlenmesi açısından sahada Amerikan askerini gerekli kılabileceğini söyledi. Tarihe dayanan adaletsizliklerin, çatışmaların ve problemlerin askeri yöntemlerle giderilemeyeceğine işaret eden Hagel, "Bunun askeri bileşeni var tabi ki ama daima siyasi çözümü gerektiriyor. Tüm seçeneklere bakmalıyız ve bu, bir kısım askerimizin daha konuşlandırılmasını gerektirebilir. Savaşmak için değil, 6 yıl boyunca Irak'ta ve uzun yıllardır Afganistan'da yaptığımız gibi muharip misyon için değil ama hava saldırılarında (hedeflerin) daha iyi belirlenmesine yardım etmek için." ifadesini kullandı. Son olarak Hagel, "Ama şunu söyleyebilirim, daha o noktada değiliz, o noktaya gelir miyiz, gelmez miyiz, onu da bilmiyorum" sözlerini de ekledi.
Vatan

Ürdün Teklifi Tekrarladı
İnfazın üzerine Ürdün hükümeti, pilot Muaz el-Kesasibe'ye karşılık Sacide Rişavi'yi bırakma tekliflerini yineledi. Ürdün resmi haber ajansı Petra'da yer alan habere göre, Enformasyon Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Muhammed el-Momani, "Ürdün, Japon rehinenin serbest bırakılması için hiçbir çabayı esirgememiştir" dedi. Japon rehinenin salıverilmesi için yetkili organların gösterdiği bütün çabaların IŞİD tarafından reddedildiğini ifade eden Momani, "Oğlumuz ve kahramanımız karşılığında tutuklu bulunan Sacide Rişavi'nin verilmesine hâlâ hazırız" diye konuştu.
Vatan

Komşu'da Polisi 'Silah Bıraktı'
Yunanistan'da, aşırı sağcı "Altın Şafak (Hrisi Avgi)" partisi üyeleri, 1996 yılında Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan "Kardak krizi"ni bahane ederek gösteri düzenledi. SYRIZA hükümetinin gelmesinin ardından yapılan ilk protesto gösterisinde polislerin silah taşımadığı gözlendi. Başkent Atina'da, Vasilisis Sofias Caddesi'ndeki "Kardak Anıtı" önünde toplanan yaklaşık 2 bin kişi, Türkiye aleyhinde slogan atarken Altın Şafak Milletvekili İlias Panayotaros'un da aralarında bulunduğu aşırı sağcı göstericiler, daha sonra Parlamento binasının önüne kadar yürüdü. Atina kent merkezindeki Vasililis Sofias ve Amalias caddelerinin trafiğe kapatıldığı eylemde, sol gruplar da Altın Şafak karşıtı eylem düzenledi. Omonia Meydanı'ndan Parlamento binasına kadar yürüyen karşıt protestocu grup daha sonra dağıldı. Siyahsız polisin, iki grubun karşılaşmaması için yoğun önlem alması da dikkat çekti. Ekonomik krizin yıllardır etkisi altında olan ülkede, sık sık dev boyutta sokak isyanları patlak vermiş, polisin göstericilere karşı takındığı sert tutum dünya basınına bir çok kez konu olmuştu. Sol SYRIZA iktidarının polis şiddetinin yeniden yaşanmaması için sokağa karşı "yumuşak" bir politika yürüteceği tahmin ediliyor
Akşam

Sınırsız Vahşet
Terör örgütü IŞİD her geçen gün insanlık dışı korkunç infazlarına bir yenisini ekliyor. Örgüt militanları tarafından Suriye'nin Rakka kentinde eşcinsellik ile suçlanan bir kişiyi yüksek bir binadan attıklarına dair fotoğrafları sosyal medyada yayınladı. IŞİD'ın kontrolünü Özgür Suriye Ordusu'ndan aldığı Rakka kentinde meydana gelen olayda, infaz gerçekleştirilmeden önce halka bu tür suçların şeriat hükümleri gereği uygulandığının anlatıldığı kaydedildi. Örgüt, son dönemlerde kontrol ettiği bölgelerde kafa kesme, kurşuna dizme ve insanları yüksek binalardan atma şeklinde bir çok yöntem kullanıyor. IŞİD militanları geçtiğimiz haftalarda da Musul'da iki kişiyi eşcinsel oldukları gerekçesiyle yüksek bir binanın tepesinden atarak öldürmüşü.
Akşam

POLİTİKA

2 Yıl İç Güvenlik Paketi Şerh
CHP, hükümetin seçimlerden önce yasalaştırmayı planladığı İç Güvenlik Paketi'ne ilişkin muhalefet şerhinde, 'tabanca'ya paraya çevrilip ertelenebilecek şekilde 1 yıl ceza verilirken, 'sapan'a 2 yıl hapis cezası getirildiğine dikkat çekti. Soğuktan korunmak için yüzünü kaşkol ile örten barışçıl göstericiye bile 4 yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü belirtilen muhalefet şerhinde, 3200 polis müdürünün de zorunlu emekli edileceği ifade edildi, şu noktalara dikkat çekildi: "Bakanlığın ve valilerin yetkilerini olağanüstü genişleten, onlara adli makamların görevlerini devreden, özgürlüklere darbe vuran bir tasarı" diye nitelenen paketin Anayasa'nın şu 15 maddesine aykırılık içerdiği belirtildi. Bu maddeler şöyle sıralandı: "2. maddesindeki hukuk devleti, 6, 7 ve 8. maddelerindeki kuvvetler ayrılığı, 9. maddesindeki yargı yetkisi, 17/3. maddesindeki yaşama hakkı, 19. maddesindeki kişi hürriyeti ve güvenliği, 20. maddesindeki özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı, 34. maddesindeki toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, 37. maddesindeki kanuni hâkim güvencesi, 49. maddesindeki çalışma hakkı ve ödevi, 119, 120 ve 121. maddesindeki olağanüstü hal ilanı yetkisi ile 138. maddesindeki mahkemelerin bağımsızlığı ilkeleri." Tasarıyla, "Başkasının can güvenliğini tehlikeye düşürüyor" bahanesiyle kolluk kuvvetlerine, özellikle toplumsal olaylarda masum vatandaşları da 'tehlikeli' diyerek 'Koruma altına alma bahanesiyle' yakalama yetkisi verildiği belirtilen muhalefet şerhinde şöyle denildi: "'Koruma' hukukumuzda karşılığı olmayan bir kavram olduğu için bu korumanın ne kadar süreceği belirsizdir. Ayrıca, bu madde, kolluğa, yine istediği kişiye 'tehlike oluşturuyorsun' diye uzaklaştırma adı altında bir il, ilçe ya da bölgeye girmesini engelleme yetkisi vermektedir. Bu madde ile kolluk, bir milletvekilinin bir bölgeye girmesini, eylemi tehlike oluşturuyor bahanesiyle engelleyebilecektir. Bu düzenleme ile mevzuatta tanımlanmamış, sebep ve sınırları tarif edilmemiş 'koruma altına alma' ve 'uzaklaştırma' yetkileriyle Türkiye tümüyle olağanüstü halin yürürlükte olduğu bir toplama kampına dönüştürülmek istenmektedir" denildi. Kolluğun silah kullanma yetkisini genişleten düzenlemenin 'yargısız infaz' ve 'orantısız güç' tartışmalarını alevlendireceği belirtilen muhalefet şerhinde, sapanın da suç sayıldığı anımsatılarak şu ifadelere yer verildi: "Üzerinde ateşli silahla (tabanca) yakalanan şahsa verilecek cezanın 12 ay olduğu, bu suçun paraya çevrilebildiği, ertelenebildiği ve hatta hükmün açıklanmasının geri bırakılabileceği de düşünülürse, bir sapanla gösteriye katılmış barışçıl göstericiye, 2 yıldan fazla ceza verilerek nasıl tehdit altına alınmak istendiğini kabullenmek olanaksızdır. Yine yüzünün yarısını kaşkoluyla belki soğuktan korunma amacıyla kapatmış barışçıl göstericiye 2 yıl 6 aydan, 4 yıla kadar ceza verilmesini anlamak mümkün değildir." Savcılara ait 'Suçun aydınlatılması ve suç faillerinin bulunması için gereken acele tedbirlerin alınması'na ilişkin yetki ve görevlerin, vali ve kaymakamlara devredildiği, bu durumda iktidar yandaşlarının işlediği suçların soruşturulmasının mümkün olmayacağı savunulan muhalefet şerhinde, tasarıyla valilere 'mini olağanüstü hal yetkisi' tanındığı da belirtilerek, "Bu yöntemler olsa olsa diktatörlük rejimlerinde uygulanan yöntemler olabilir" denildi. Tasarıyla getirilen düzenlemeyle, poliste hükümete yakın olmayan kişilerin terfi edememesinin yolunun açılacağı belirtilen muhalefet şerhinde, "Halen görev yapmakta olan yetişmiş ve nitelikli ve parti polisi yaklaşımlarına biat etmeyeceği öngörülen yaklaşık olarak 3200 Emniyet üst düzey görevlisinin 6 ay içinde zorunlu emekli edilmeleri öngörülmektedir" denilirken, polis okullarının kapatılmasına ilişkin de "Darbe dönemindeki kadar hukuka saygı gösterilmemekte ve sınavlara girerek kazanan ve polis kolejinde okuyan öğrenciler mağdur edilmektedir" görüşüne yer verildi.
Hürriyet

Türkiye'yi Biz Islah Ettik
Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Cihan devleti" deyince, birilerinin rahatsız olduğunu belirterek, "Kastettiğimiz şey açıktır: Başı dik bir milletin, küresel güç olması idealidir. Biz, küresel bir güç olmaya, cihan devleti olmaya yürüyoruz" dedi. Başbakan, dün partisinin afyonkarahisar ve Denizli il kongrelerine katıldı. Afyonkarahisar 5. Olağan il kongresinin yapıldığı Atatürk spor Salonu'nda 'Yeni Türkiye Yolculuğu Devam Ediyor' yazılı dev pankartın yanı sıra Mustafa Kemal Atatürk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu'nun posterleri yan yana asıldı. Kongrenin açış konuşmasını yapan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Başbakan Davutoğlu'na "Kıymetli eniştemiz" diyerek seslendi. Davutoğlu, salondakileri selamlarken, Afyon hapishanesinde yatan Said-i Nursi'ye selam gönderdi. Davutoğlu, eşi Sare Davutoğlu Afyonkarahisarlı olduğu için de "Kayınbiraderlerime, baldızlarıma selam olsun" diye seslendi. Davutoğlu, "Kardeşçe rekabet edin bakalım, Konya'yı geçebilecek mi? 'Eniştemizden selam var' demediğiniz, selam vermediğiniz tek bir Afyonlu kalmayacak" dedi. Salondaki partili kadınlar 'Enişte sen bizim her şeyimizsin' sloganı attı. 13.5 yıllık Ak Parti iktidarını 'tarihte kısa yürüyüş' olarak değerlendiren Davutoğlu, "Bizim için bu bir başlangıçtır. Bu yürüyüş 2023'e, 2053'e, 2071'e doğru küresel bir yürüyüş olarak devam edecek" dedi. Davutoğlu'nun konuşmasından satırbaşları şöyle: Afyonkarahisar'da kötü kokular veren Kokarçay'ı ıslah ederek 'Akarçay' yaptık. Türkiye 2001'de biz Ak Parti'yi kurduğumuzda Kokarçay gibiydi. Verdiği kokular milleti rahatsız ediyordu. Kokarçay'ın o pis kokusu gibi hortumlanan bankalar etrafa necaset saçıyordu. Ülkenin Başbakanı, ülkenin Genelkurmay Başkanı'ndan bahsederken, eliyle apoletleri işaret ederek, sembol dili kullanıyordu. Milli irade yerle bir olmuştu. Demokrasi kokmuştu. Kim karar alıyordu? Siyasi olursa MGK ve işaret diliyle anlatılan çevreler, ekonomi olursa IMF. Türkiye'de bir siyaset oyunu oynanıyordu, ıslaha ihtiyaç vardı. Aynen Kokarçay'ın akar çaya dönmesi gibi biz o günlerin Türkiye'sini ıslah ettik, milli iradeyi egemen kıldık. Artık Akarçay gibi etrafına güzel kokular veren bir demokrasi var. "Cihan devleti' deyince birileri rahatsız olmuş. Evet, biz küresel bir güç olmaya, cihan devleti olmaya geliyoruz. Bu milletin tüm fertlerini birleştirmeye gelmişiz. Bir olacağız, diri olacağız. Birliğimizi bozmaya kimsenin gücü yetmeyecek. Bu ülkede herkes Selçuklu torunu, Osmanlı evladı, Cumhuriyet çocuğu. Afyon'dan doğan cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandırıp, yücelteceğiz. Bizim olduğumuz yerde kimse bize cumhuriyetçilik dersi veremez. Bizim olduğumuz yerde kimse Osmanlıya, Osmanlıcaya hakaret edemez. Bizim olduğumuz yerde herkes çift kartal başlı Selçuklu'ya selam durur. Şerefli Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, şeref vazifesini en iyi şekilde yapıyor. Her hafta hem ben hem Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Genelkurmay Başkanımız ile bir araya gelir, 'savunma sanayimiz ne olacak, milli savunmamız nasıl gerçekleşecek, güvenlik risklerini nasıl yeneriz' diye baş başa konuşuyoruz, planlamalar yapıyoruz. Bu demokraside, sembol dili yok artık. Bu demokraside herkesin kendi görevini en iyi şekilde yaptığı gerçek işbirliği, güç birliği, irade birliği var, milli irade birliği var.
Milliyet

Kırşehir'de 'Nefesim Ensende' Mitingi
Erdoğan'ın başkanlık sistemini anlatmak için Kırşehir'de gerçekleştirdiği halka hitap üzerine kurmaylarıyla değerlendirme yapan Bahçeli, daha önce belirttiği sözleri anımsatarak, "Nefesimiz ensesinde olacak demiştik. Şimdi bu sözümüzü tutacağız. Kırşehir'de miting gerçekleştireceğiz" dedi. Bahçeli, gerçekleştirecekleri mitinglerin parolasının ise "Nefesimiz ensende olacak" şeklinde olduğunu kaydetti. Bahçeli'nin Kırşehir'deki mitingi 8 Şubat'ta gerçekleştireceği öğrenilirken, halka Erdoğan'ın Başkanlık Sistemi'ni sadece kendisi ve yakın çevresi için istediğini ve diktatörlüğü arzuladığı mesajını verecek. Bahçeli, bugün toplayacağı Başkanlık Divanı'nda konunun detaylarını parti yöneticileriyle masaya yatıracak. Konuya ilişkin olarak Milliyet'in sorularını yanıtlayan MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, "Sayın Genel Başkanımız Bahçeli daha önce Erdoğan nerede miting yaparsa orada miting yapacağımızı açıklamıştı. Bu mitinglerde Cumhurbaşkanlığı makamında oturan şahsa sorumluluklarını hatırlatacağız" dedi.
Milliyet

Afyon 'A İstiklal Tren
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu partisinin Afyonkarahisar ve Denizli İl Başkanlığı kongresine katıldı. Konuşmasına "Afyon hapishanesinde kalan, yazdıklarıyla zulme karşı duran, ülkemizi aydınlatan Bediüzzaman Hazretlerine selam olsun" diyerek başlayan Davutoğlu, Ankara – İzmir hızlı tren hattı bittiğinde Afyon'un kavşak şehir olacağını söyledi. Başbakan Davutoğlu konuşmalarında şöyle konuştu: "Ankara-İzmir, İnşallah hızlı tren hattı Afyon'u böyle bir merkez şehir, böyle bir kavşak şehri yapacak. İnşallah, 2017 yılında, not edin bunu, 2017 yılında Ankara'ya hızlı trenle gideceksiniz. En geç 2019 yılında da İzmir'e hızlı trenle gideceksiniz. Buna biz gelin buradan bir ad verelim. Hiç düşünmemiştim, şimdi sizinle paylaşıyorum. Bunun adı İstiklal Treni olsun. Ankara'dan Afyon'a, Afyon'dan İzmir'e İstiklal Treni. Ama bakın, nasıl İstiklal treni ise aynı zamanda istikbal treni." AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Cihan devleti deyince, birileri rahatsız olmuşlar. Kastettiğimiz şey açıktır: Başı dik bir milletin, küresel güç olması idealidir. Biz, küresel bir güç olmaya, cihan devleti olmaya yürüyoruz" dedi. AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Şerefli Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, şeref vazifesini en iyi şekilde yapıyor. Her hafta hem ben hem Cumhurbaşkanımız, Genelkurmay Başkanımız ile bir araya gelir, 'savunma sanayimiz ne olacak, milli savunmamız nasıl gerçekleşecek, güvenlik risklerini nasıl yeneriz' diye baş başa konuşuyoruz, planlamalar yapıyoruz. Bu demokraside, sembol dili yok artık" dedi.
Akşam

SPOR
Galatasaray Liv Hospital, Abdi İpekçi'de konuk ettiği Banvit'i son 5 dakikadaki oyunuyla 87-79 yendi. Yaşanan onca sıkıntı, art arda oynanan maçlar, kilit isimlerde yaşanan formsuzluklar, alınan kritik yenilgiler arasında Banvit karşısına çıkan Galatasaray, hem çok kritik bir maç kazandı, hem de sarfettiği müthiş efora rağmen adeta enerji depoladı. Çünkü Galatasaray, bu ortamda nasıl kazanabileceğini bir kez daha anladı. Standart düzeniyle bu maçı kazanması kolay olmayacaktı sarı-kırmızılıların. Zaten ilk çeyreği 18-15 önde bitirdi Bandırma ekibi ama Mejia ile Vereemenko gibi isimlerin erken faul problemi düzenlerini bozdu. Ancak oyunun dönüş anı kenardan gelen Carter ile Ender'in yaptıklarıyla yaşandı. En kilit isimleri Erceg ile Arroyo'dan sınırlı katkı aldığı bir günde Carter'ın 'saha içinde direnişi' başlatması, Ender'in de hücumdaki krizi sonlandırması, devrenin ev sahibi lehine 38-34 tamamlanmasını sağladı. İlk yarıda başlayan Galatasaray direnişi, Banvit'in 3. çeyrekteki 8'de 5 üç sayı isabetine rağmen devam etti. Daha da önemlisi, Carter- Ender ikilisine, Young, Kerem ve Sinan da eşlik etti. Banvit, son çeyreğe 59-57 önde giren taraftı ama Galatasaray öyle mücadele etti ki, 'bu maçı kazanırım'a inandı. Carter-Sinan ikilisi, 35. dakikada skoru 70-65'e taşırken, ilk basketini 36. dakika içinde atan Arroyo da sahadaki müthiş sinerjiye kayıtsız kalamadı, son maçlardaki durgunluğunu, art arda bulduğu 3 üçlük ve 11 sayısıyla maç sonuna imzasını attı. Son 5 dakikaya sığdırılan 22 sayı da, zaten o oynamadan olmazdı.
Milliyet

Beşiktaş'ın, hücum ve orta saha varyasyonlarına bir şey diyeceğimiz yok. Gökhan Töre, Olcay Şahan, Sosa, Demba Ba ve Veli uyumunu savunmadaki isimlerde pek göremedik. Kupada oynanan Sarıyer maçında da geri dörtlüdeki ritim bozukluğu dikkatlerden kaçmadı. İlk yarıda hücum yönünden çok organize bir Beşiktaş seyrettik. Net gol pozisyonları az olsa da Kartal, Mersin karşısında sürekli golü kovaladı. 28. dakikada hücum aksiyonlarının en önemli aktörlerinden olan Gökhan Töre, sevdiği yer olan çaprazdan, meşin yuvarlağı üstten auta gönderdi. İki dakika sonrasında, Olcay'ın attığı golde ise tam bir ekip çalışması yaşandı. Sosa'nın pasında Gökhan'ın, Mersin savunmasını yanıltan artistik hareketini iyi takip eden Olcay, finale adını yazdırdı ama, arka planı unutmamak lazım. İkinci yarıda Sinan Kaloğlu'nun beklenmedik golüyle bir süre bocalayan Beşiktaş'ta, savunmadaki ritim bozukluğu işte bu anda göze daha çok battı. 61. dakikada yenilen bu gol Bilic ve kurmaylarının üzerinde çalışması gereken bir pozisyon. Neyseki 65'te Demba Ba yenilen bu golü attığıyla telafi etti. Senegalli oyuncu 83'te de kendi adına ikincisini atarak daha çok telafi edebilirdi ama Mersin İdmanyurdu savunması onu dün gece çok yordu. Madem savunmayla başladık savunmayla bitirelim. Konuk ekipte Mitrovic, her ne kadar yenilen golde Demba Ba'yı tutamasa da oynadığı futbolla ve soğukkanlılığıyla dikkatleri üzerine çekti. Beşiktaş'ta ise Ersan Gülüm alan savunması anlamında iyi ama bireysel olarak çok önemli hatalar yapıyor. Kendi de farkında, bu nedenle bu konuda kendini aşabilme şansı var. Aksi durumda ise yabancı sınırının kalkacağı yeni sezonda sıkıntılar yaşayabilir.
Milliyet

Fenerbahçe son 3 sezondur deplasmanda boyun eğdiği Kardemir Karabükspor karşısında bu kez şeytanın bacağını kırıp 2-1 kazanırken maç sonrası Teknik Direktör İsmail Kartal ile basın mensupları arasında yapılan sohbetin konusu Kadıköy'de oynanacak Trabzonspor maçıydı. Fener'in hocası, "Hafta sonu Yanal'ın takımı ile karşılaşacaksınız" hatırlatması üzerine şu ifadeleri kullandı: "Ben Ersun Yanal'ı çok iyi tanırım. Aramızda şöyle fark var. Ben onun nasıl biri olduğunun yanı sıra nasıl bir teknik adam olduğunu da biliyorum. Ama o benim nasıl insan olduğumu bilir ama nasıl bir teknik direktör olduğumu bilmiyor. Cumartesi günkü maçta bu yönümü de tanıyacak. Polemikler yaratılmasını istemiyorum. Biz iyi dostuz. Cumartesi günü Saracoğlu'nda karşılaşmada güzel bir mücadele olsun." "Rakiplerin oyun sistemimizi tam olarak çözdüğünü düşünmüyorum. Hafta sonu Trabzon'la oynayacağımız zorlu maçta saha ve seyirci avantajı bizde olacak. Hedefimiz galibiyet. Gemi aldığım haberleri yalan. Benim ne bu kadar param, ne de zamanım var. Ben bütün gücümle F.Bahçe'nin şampiyon olması için çalışıyorum."
Star

G.Saray 2. Başkanı Hamdi Yasaman maçtan sonra şok eleştirilerde bulundu. Yasaman, Hamza Hamzaoğlu'na üstü kapalı göndermede bulunurken, şanslarıyla bir puanı aldıklarını söyledi. Bu sezon TT Arena'daki maçları hiç kaçırmayan ve takımla ilgili genellikle önemli açıklamalarda bulunan Yasaman, şu açıklamalarda bulundu: "F.Bahçe ve Beşiktaş'ın kazandığı haftada biz de kazanmak isterdik. Ancak bu mümkün olmadı. Daha çok maç var, çok şey kaçtı diyemeyiz. Ama bugün (dün) iyi değildik. Seyircimiz çok çoşkulu ve iyiydi. Takımı desteklediler. Ancak ben oynanan oyundan memnun değilim. Çok pozisyon veriyoruz. Açıkçası bugün açık farklı mağlup olabilirdik. Biraz da şansımızın yardımıyla penaltı kazanıp, berabere kaldık. Ama inşallah bundan sonra toparlarız." Öte yandan Ali Dürüst maç sonu şu değerlendirmeyi yaptı: "Klasik olacak, bir puan aldık ve bundan sonraki maçlara bakıyoruz. Seri yakalamaktan ziyade sezon sonunda şampiyon olmak lazım. Oyuna baktığımızda bir puan iyi. Arıtk her maç daha zor olacak. Bütün takımlar tek tek maçlara bakıp konsantre olacaklar. Tabii amacımız sezon sonu şampiyon olmak."
Akşam

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme