8 Şubat 2015 Pazar

08.02.2015 Genel Gündem

08.02.2015
GÜNDEM
Erdoğan'ın İzniyle
MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın görevinden ayrılarak milletvekili aday adayı olması için, buna çok sıcak bakmayan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ikna edilmesi gerekti. Başbakan Davutoğlu, Erdoğan'ı "3 dönem kuralı nedeniyle partiden ayrılacak önemli isimlerin yerini Fidan'ın doldurabileceğini" söyleyerek ikna etti. Ardından Erdoğan'la görüşen Fidan da, "İzin verirseniz siyasette devam etmek istiyorum" diyerek, Erdoğan'a MİT'in güçlü ve işleyen bir kurumsal yapıya sahip olduğu güvencesini verip, iznini aldı. MİT Müsteşarlığı'na vekâlet edecek Dış İstihbarattan Sorumlu Müsteşar Yardımcısı İsmail Hakkı Musa'nın bu görevde kalıcı olması ihtimalinin yüksek olacağı vurgulanıyor. 7 Haziran 2015'te yapılacak genel seçimler öncesinde 2 bine yakın bürokrat 3 ayrı partiden milletvekili olmak için nabız yokladı. Ancak bunlardan birinin, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın durumu, Başbakan ve Cumhurbaşkanı düzeyinde konuşuldu. Fidan'ın MİT'in başında bir süre daha kalmasını isteyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun "3 dönem kuralı nedeniyle partinin önemli isimleri parlamento dışında kalacak. O boşluğu dolduracak en önemli isimlerden biri Fidan'dır" yaklaşımıyla ikna oldu. MİT'e, seçimlere kadar Musul Başkonsolosluğu personelini IŞİD'in elinden kurtaran ekibe liderlik eden Dış İstihbarattan Sorumlu Müsteşar Yardımcısı İsmail Hakkı Musa vekalet edecek. Musa'nın kalıcı olması da ihtimal dahilinde. "Fidan siyasete girecek mi" sorusunun kesin yanıtı 6 Şubat'ı 7 Şubat'a bağlayan gece ortaya çıktı. Fidan, tercihini siyasetten yana kullandı. Erdoğan'ın sıcak bakmadığı, Davutoğlu'nun ise kendi liderliğindeki yeni AK Parti'ye güçlü bir isim transfer etmek istediği biliniyordu. Erdoğan ile Davutoğlu, Fidan'ın durumunu birkaç kez konuştu. Son olarak 5 Şubat Perşembe günü yaşanan 'devlet günü' trafiğinde Fidan ile ilgili son karar verildi. Önce Erdoğan ile Fidan görüştü. Fidan siyasete girmek istediğini söyledi. Ardından Davutoğlu ile Fidan bir araya geldi. Son görüşme ise Erdoğan ile Davutoğlu arasındaydı ve 3 görüşmenin sonucu Fidan'ın siyasete girmesi yönünde oldu. Kararın 7 Şubat Cumartesi günü kamuoyuna duyurulması kararlaştırıldı. Ancak istifa dilekçesi Başbakanlığa gidince medyaya sızdı ve önceki geceyarısı Türkiye Fidan'ın istifasını duydu. Fidan'ın siyaset kararı hakkında Hürriyet'e bilgi veren kaynaklar, kararı belirleyen faktörleri şöyle sıraladılar: Fidan, MİT Müsteşarlığı döneminde başarılı operasyonlara imza attı. Musul Başkonsolosluğu çalışanlarının IŞİD'den kurtarılması çok hayati bir operasyondu. Japon rehinelerin, Ürdünlü pilotun ölümü, bu ülkeleri yöneten liderin bu katliamlar karşısındaki çaresizliği Fidan ve ekibinin başarısını bir kez daha gösterdi. Erdoğan ile Davutoğlu'nun Fidan konusundaki görüşmesinde, "Milletvekili olsun mu olmasın mı" sorusundan çok "Nerede daha yararlı olur" sorusu üzerinde duruldu. Fidan döneminde MİT'te önemli değişimler yaşandı. MİT yasası, MİT'i kurumsal açıdan çok güçlendirdi. MİT çalışanlarının özlük hakları en üst seviyeye çıkarıldı. Teşkilat yönetimi gençleşti. Teknik ve Siber İstihbarat altyapısı sil baştan kuruldu ve dış tehditlere odaklandı. İstihbarata Karşı Koyma potansiyeli artırıldı. Erdoğan'ın, Fidan'ı MİT'te tutmak istemesinin en önemli nedenlerinin başında Çözüm Süreci ve 'Paralel Devlet Yapılanmaları' ile mücadele geliyordu. Çözüm Süreci; MİT Müsteşar Yardımcısı Muhammed Dervişoğlu'nun Kamu Güvenliği Müsteşarı olması, İmralı'ya giden heyetlerin genişlemesi, hükümette Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'ın ve Başbakan Davutoğlu'nun danışman ekibinin devreye girmesi ile büyük ölçüde MİT'ten çıkıp sivil bürokrasiye kaydı. 'Paralel Devlet Yapılanmaları' ile mücadele konusu da polisin ve yargının alanına girdi. MGK kararı sayesinde de konu, bütün kamunun rutin işine dönüştü. Bu gelişmeler, MİT'in üzerindeki 'iç görevleri' büyük ölçüde hafifletti; kurum teknik, siber ve insan istihbaratı, İstihbarata Karşı Koyma ve Türkiye'nin dış güvenliği ile analiz gibi kendi alanlarına yoğunlaşabilme fırsatı buldu. Haliyle MİT'in çalışma düzeni Fidan'ın denklemden çıkmasıyla bozulmayacak duruma geldi.
Hürriyet


365 Günün 224 Günü Gazla Geçti
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi'nde bir basın toplantısı düzenleyen 'Biber Gazı Yasaklansın İnisiyatifi', 2014 raporunu açıkladı. İnisiyatif adına toplantıda konuşan Selin Top, ""Kimyasal bir silah olan biber gazı 2014 yılında en az 453 kişinin yaralanmasına ve 8 kişinin ölümüne neden oldu" dedi. Top, "Biber gazının ölümcül olduğunun kabul edilmesi için daha kaç can yitirmemiz gerekiyor? Daha fazla ölümler, yaralanmalar, uzuv kayıpları istemiyoruz. Bu silahlara ayrılan bütçe yetkililerce açıklanmamaktadır. Biber gazı denilerek masumlaştırılmaya çalışılan kimyasal silahın yasaklanması için kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğimizi ve bu işkenceye karşı birliğimizi güçlendirmek için çalışmalarımızı sürdüreceğimizi bir kere daha dile getiriyoruz" diye konuştu. İnisiyatifte yer alan 30 sivil toplum kuruluşundan biri olan Türk Tabipler Birliği Yüksek Onur Kurulu Üyesi Ali Çerkezoğlu ise 2015 yılı için yaklaşık 2 milyon adet biber kapsülü alımının planlandığını savunarak, "Raporda göreceğiniz gibi biber gazından muaf bir şehrimiz, bir insanımız yok" dedi.
Vatan

50 Senatörle Paralel Lobi
Amerikalı ünlü gazeteci Wayne Madsen'dan şok edici iddia. Akşam'a konuşan Madsen, "Paralel yapı panik haliyle 50 ABD'li senatörü yanına alıp Gülen'in ABD'den çıkarılmaması için lobi faaliyetlerine başladı" dedi. Bu iddiasını Washington kaynaklarından aldığı bilgiye dayandıran Madsen, senatörlerin yoğun bir çalışma içerisinde girdiğini ifade etti. Madsen, Gülen'in Türkiye'ye iade edilmemesi için paralel yapının panik haliyle yeni planlar içerisine girdiğini söyledi. İşte Amerikan istihbarat dünyasını yakından tanıyan Madsen'in Akşam'a çarpıcı iddiaları: "Türkiye henüz Fethullah Gülen'in iadesini talep etmemişken, geçtiğimiz yıl, Kanada'ya yerleşme planları yaptığını çok az kişi dillendiriyordu ancak bu plan doğru ve halen gündemlerinde. Diğer yandan Washington'daki kaynaklarım bana Türkiye'nin, ABD'den Gülen'in iadesini istemesi yönündeki talebinin çok zorlu engellere takılacağını söylüyorlar. Kaynaklarım Gülen'in hem Demokratlardan hem de Cumhuriyetçilerden 50 senatörü arkasına alıp lobi oluşturduğunu ve bu senatörlerin Gülen'in ABD'den çıkarılmaması için büyük bir mücadele verdiklerini söylediler. Şu anda Gülen, Pensilvanya'daki malikanesinde kalacak gibi görünüyor."
Akşam


EKONOMİ

Gram Altın 97, 8544-98, 1986                            
ABD Doları 2, 4689-2, 4765
Euro 2, 7973 -2, 8057
İngiliz Sterlini 3, 7653-3, 7781                

İşveren Bu Düzene Alışacak
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, TBMM'ye sevkedilen pakette öngörülen doğum yapan kadına, "Yarım gün iş, tam gün maaş" uygulamasının işverenlerin iş hayatında kadınlar yerine, erkekleri tercih etme sonucu doğuracağına ilişkin eleştirilere yanıt verdi. İslam, tüm dünyanın doğum izni uygulamasının böyle başladığını dile getirerek, "Birileri kötü niyetli diye, suistimal edecek diye vazgeçmeyiz. İşverenler de kendini buna göre ayarlayacak. Suiistimal olursa yeni mevzuat hazırlarız" dedi. İslam, kadına yönelik şiddetle mücadelenin yetersizliği ile kadın derneklerinin aile paketine yönelik başlattığı tartışmayla ilgili olarak Hürriyet'e, "Her düzenlemeyi kötü niyetle kullanmak isteyenler olabilir. Ama sırf bu nedenle düzenleme yapmaktan vazgeçemezsiniz. İşverenlerin kendilerini buna göre ayarlamaları gerekiyor. Önce bir uygulamayı görelim, suiistimal edenler olursa, bunun alt mevzuatlarını yaparak sorunu çözmeye çalışırız. Bütün dünyada kadın istihdamını arttırmak için bu uygulama yapılmış. Kısmi çalışma uygulamasına bir yerden geçiş yapmamız gerekiyordu. Ortaya çıkan sorunları aşama aşama çözeceğiz" dedi. İslam, "Hamilelikte işten çıkarmanın işveren için ağır sonuçları var. Bu hükmün uygulamasıyla ilgili de bu tür yaptırımlar getirilebilir mi?" sorusuna ise "Buna benzer bu uygulamayı bu düzenleme için de yaparsak, ters etkisi yapabilir. Sert bir uygulama başlatacaksanız, doğuracağı sonuçları da iyi tahlil etmek gerekir. Şimdi bu çok önemli bir adım, daha yeni adımlar da gelecek" yanıtını verdi. AK Parti Milletvekili İsmet Uçma'nın şiddetin önlenmesi için "mahalle fedaisi" önerisini de değerlendiren İslam, "Mahallenin fedaisi olarak değil, ama mahallenin duyarlılığı olarak alırsak katılırım. Çünkü şiddete yönelik olarak herkesin sorumluluğu var. Komşusunun da mahalledeki herkesin de şiddete duyarsız olmaması lazım. Gerekli yerlere haber vermesi gerekir. Butondan vazgeçmemiz diye bir şey söz konusu olamaz. Hem mahalle duyarlılığı, hem buton birlikte sürdüreceğiz" dedi. İslam, kadına yönelik şiddet, çocuk, gaziler ve engelliler için yeni çalışmalar yaptıklarını da anlattı. İslam, "Kadına yönelik şiddet konusunda çıkardığımız yasadan kaynaklanan eksiklikleri gidermek için neler yapmamız gerektiğine bakıyoruz. Yasanın etki analizini yaptırıyoruz. Hacettepe Üniversitesi'yle yaptığımız araştırmanın sonuçlarını analiz ediyoruz, ona göre yasada bazı değişikliklere gideceğiz" dedi.
Hürriyet

Bağ-Kur Borçları İçin 12 Ay Şartı Getiriliyor
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun geçen hafta açıkladığı "Bağ-Kur'a prim borçlarının silinmesi" ile ilgili detaylar belli oldu. Süreç şu şekilde işleyecek: Çıkartılacak yasa ile, 12 aydan fazla prim borcu olanlara, borçlarını ödemeleri için süre verilecek. Verilen süre içinde prim borcunu ödemeyenlerin prim borçları silinecek. İsteyen borçlu, verilen süre dolmadan Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurarak prim borcunun silinmesini talep edebilecek. Ancak 12 aydan fazla prim borcu olan her sigortalının borcu silinmeyecek. "Yasada belirlenecek tarih itibariyle" 12 aydan fazla prim borcu olanlar düzenlemeden yararlanacak. 12 aydan az prim borcu olanlar ise yasadan yararlanamayacak. Silinen prim borcu kurum kayıtlarından çıkartılacak ve borçlu hakkında takibat yapılmayacak. Daha önce başlatılmış olan takibatlar durdurulacak. Prim borcu silinenlerin, borca ilişkin süreleri "sigortalılık süresi" olarak dikkate alınmayacak. Kaybedilen günler geri kazanılabilecek Başbakan Davutoğlu, prim borcu silinenlerin sağlık yardımı alacağını da açıklamıştı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, 1 milyondan fazla BAĞ-KUR'lunun prim yapılanmasını gerçekleştirdiğinisöyledi. Dün Bursa'da yaptığı açıklamada, prim borcunu yapılandıramayan 1 milyon 300 bin civarındaki esnafın prim affı ile sağlıktan yararlanmasını sağlamak için çalışma yapıldığını da belirten Çelik, bu konunun önümüzdeki günlerde Meclis'te ele alınacağını kaydetti.
Türkiye

'Dolar' Çıldırdı Borçlular Panikte
Doların 2.47 TL ile tarihi zirvesine yönelmesi döviz açığı olan şirketlerde panik yarattı. Açığını kapatmaya çalışan firmaların dövize yönelmesi büyük dalgalanmalara neden oluyor. Yaşanan bu hareketlilik belirsizliği artırırken ticari faaliyeti zorlaştırıyor. ABD Tarım Dışı İstihdam verisi sonrası tırmanan dolar kuru yönünü 2.48-2.50 TL dirençlerine çevirmiş durumda. ABD'de Tarım Dışı İstihdam ocakta 257 bin kişi artış gösterirken, aralık ayında yukarı yönlü revize edilerek 329 bine ulaştı. Veri sonrasında hızla yükselen dolar kuru, en yüksek 2.4723'ü görerek daha önceki zirve seviyesi olan 2.4683'ü geride bıraktı. Zirveyi gördükten sonra hafif gevşeyen kur 2.4665 liradan alıcı buluyor. Kurda yaşanan oynaklık en çok dövizle ticaret yapan firmaları zorluyor. Dalgalanma nedeniyle önünü göremeyen firmalar, ticari faaliyetlerinde karar vermede zorlanırken nasıl bir pozisyon alacakları noktasında da sıkıntı yaşayabilmekte. Süreç içindeki doların değer kazanması ya da kaybetmesinin sorun yaratmadığı ifade edilirken asıl meselenin yaşanan dalgalanmalar nedeniyle ilerisinin görülememesi olduğunu ifade ediliyor. Kurun yukarı yönlü hareketlenmesiyle birlikte gözler bir kez daha döviz pozisyonu ekside olan şirketlere döndü. Halihazırda borsada işlem gören şirketlerin net yabancı para pozisyonu 133 milyar TL ekside bulunuyor. Kur ve ardından faizin hareketlenmesi ile birlikte geçtiğimiz yıllarda bilançolarda ciddi hasarlar meydana gelmiş, şirketlerin satışlarındaki artışa rağmen karlılıkları düşmüştü. Döviz açığı veren şirketler ağırlıklı olarak enerji, demir çelik, telekomünikasyon ve otomotiv sektöründe yer alıyor.
Milliyet

Filistin'de Osb Projesi Bu Yıl Başlayacak
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Filistin Başbakan Yardımcısı ve Ulusal Ekonomi Bakanı Muhammed Mustafa'yla yaptığı toplantıda, Filistin ekonomisinin konuşulduğunu belirtti. Türkiye'nin, Filistin Cenin'de hazırlıkları devam eden bin dönümlük organize sanayi bölgesi kurulmasının, bu yıl fiili olarak başlangıcının görüleceği bilgisini veren Zeybekci, en kısa sürede bunun tamamlanmasını istediklerini dile getirdi. Zeybekci, Filistin'de insanların ekonomik olarak ayakta durmaya çalıştıklarına işaret ederek, şunları kaydetti: "2005'te Filistin'le imzalamış olduğumuz serbest ticaret anlaşmasının olabilen en son sınırlara kadar daha serbest hale getirilmesi ve Filistin'e farklı imkanlar sağlanmasıyla ilgili de burada bir mutabakatımız oldu." Bakan Zeybekci "İnşallah nisan başı gibi de ekonomi bakanlığı olarak, bizzat benim başkanlık ettiğim ve iş dünyasının da temsilcisinin olduğu bir iş heyetiyle de Filistin'e gitmeyi düşünüyoruz" dedi.
Star

Elvan: İnternet Ucuzlayacak
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, Cine 5'te canlı yayın konuğu olduğu programda soruları cevapladı. Programda Elvan, internetle ilgili bir müjde verdi. 'Ocak ayının başında internet ucuzlayacak' şeklindeki açıklaması hatırlatılan Elvan "Aslında son üç yıllık sürece baktığınızda internet fiyatlarında ciddi bir ucuzlama olduğunu göreceksiniz ve bu ucuzlamanın devam edeceğini ifade ettim. Sistem nasıl sağlanıyor? Biliyorsunuz aslında interneti bir anlamda kullandıran, ücretlendiren internet servis sağlayıcılar. İnternet servis sağlayıcılarına hizmet veren ise bu konuda altyapıya sahip olan Türk Telekom. Türk Telekom toptan olarak paket halinde internet servis sağlayıcılara bu hizmeti veriyor belirli bir ücret mukabili. İnternet servis sağlayıcıları ise kendi fiyatlarını belirliyorlar. Yani bu konuda herhangi bir yaptırımımız söz konusu değil, serbestler. Ancak Türk Telekom'un özellikle toptan satışta fiyat belirleme konusunda BTK'nın, Bilgi ve İletişim Teknolojileri Kurumumuzun yetkisi var. Dolayısıyla özellikle fiyat belirleme konusunda Bilgi ve İletişim Teknolojileri Kurumumuzun belirlediği fiyat ölçüsünde Türk Telekom hareket etmek zorunda. Buna yönelik bir çalışmamız devam ediyor. Arkadaşlarımız gerekli altyapıyı oluşturdular. Süreç içerisinde internetin ucuzladığını hep birlikte göreceğiz" diye konuştu. 4G'ye yönelik olarak yoğun bir şekilde çalıştıklarını belirten Elvan "Bilgi ve İletişim Teknoloji Kurumu tüm teknik detaylarını çalıştı, ihalenin şartları ne olacak, nasıl ve ne şekilde bir başvuru olacak, hangi bantları nasıl ve ne şekilde tahsis edeceğiz. Bunların hepsi kapsamlı olarak çalışıldı. Ön çalışma Bakanlığımıza gönderildi, şu anda Bakanlığımız BTK'nın çalışmalarını değerlendiriyor. Bakanlığımız BTK'ya aktaracak ve ihaleyle ilgili süreci böylece başlatacağız. Bizim buradaki hedefimiz şu: 2015 sonu belki biraz daha erken 4G uygulamalarına Türkiye'de geçmek istiyoruz" dedi.
Star

Şimşek: Rahatlamak İçin Sebep Yok
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "2015 yılında da işi sıkı tutmak zorundayız. Henüz rahatlamak için bir sebep yok. 'Açık düşük, borç düşük, rahatlayalım' denilebilir ama Türkiye'de hâlâ cari açık sorunu var. O sorunun yönetilmesini kolaylaştırmamız lazım. O nedenle bütçe performansı önemli" dedi. Kemer ilçesindeki Rixos Sungate Otel'de Gelir İdaresi Başkanlığınca düzenlenen Vergi Dairesi Başkanlıkları Yıllık Değerlendirme ve Hedef Toplantısı'nın açılışında konuşan Şimşek, geçen sene bütçe açığını hedefin altında tuttuklarını söyledi. Geçen yıl yüzde 1,9'luk açık öngördüklerini, buna karşın seneyi merkezi bütçe olarak yüzde 1,3'lük açıkla kapattıklarını vurgulayan Şimşek, şöyle konuştu: "Devlete baktığımız zaman Türkiye'nin açığı yüzde 0,7. Bu rakam OECD ülkeleri açığının neredeyse 6'da biri, Avrupa Birliği üyelerinin 4'te biri, gelişmekte olan ülkelerin ise üçte biri düzeyinde. Türkiye ortaya koyduğu bütçe performansıyla dünyanın en iyileri arasında. Bu önemli çünkü Türkiye'nin en önemli çıkması maliye politikası. Önce hep 'IMF, AB' denilirdi ama şimdi maliye performansında yakaladığımız etkinlik, Türkiye'nin risk primini belirleyen en önemli faktör. 2015 yılında da işi sıkı tutmak zorundayız. Henüz rahatlamak için bir sebep yok. 'Açık düşük, borç düşük, rahatlayalım' denilebilir ama Türkiye'de hala cari açık sorunu var. O sorunun yönetilmesini kolaylaştırmamız lazım. O nedenle bütçe performansı önemli."
Vatan

Yüksek Hızlı Tren 1.7 Milyar Liralık Hatla Habur'a Kadar Uzanacak
Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCCD) Genel Müdürlüğü'nün Nusaybin'i demiryoluyla Habur'a bağlayacak ulaştırma projesi için 1 milyar 770 milyon lira yatırım yapılması öngörülüyor. Nusaybin-Cizre-Silopi-Habur Demiryolu Projesi için hazırlanan ÇED raporuna göre, demiryolu, Nusaybin İstasyon çıkışından başlayacak ve Cizre ve Silopi'ye yapılacak istasyonlardan geçerek Habur üzerinden Irak'a ulaşacak. Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) Eylem Planı çerçevesinde, ekonomik büyüme, sosyal gelişme ve istihdam artışı sağlayarak bölgede yaşayan vatandaşların refah, huzur ve mutluluğunun artırılması amaçlanan proje kapsamında, yaklaşık 133.3 kilometre uzunluğunda demiryolu hattı inşa edilecek. Projenin tamamlanmasıyla Mardin ve Şırnak arasında tam bir bağlantı sağlanacak. İstasyonlardaki ortalama duraklama süresi olarak 15'er dakika eklendiğinde, bir tren seferinin yaklaşık 81 dakikada tamamlaması öngörülüyor.
Akşam

Hazirana Kadar Hesabına Bakmayanın Parası Yanacak
Türkiye Bankalar Birliği (TBB), zamanaşımına uğramış mevduat, emanet ve alacakların listesini yayımladı. Zamanaşımına uğrayan hesapları kapatmayan vatandaşların mevduatları TMSF'ye devrediliyor. Vatandaşlar, mayıs ayı sonuna kadar zamanaşımına uğrayan hesapları site üzerinden kontrol edebilecek. Yaptıkları aramada zamanaşımına uğramış hesapları olduğunu öğrenenler, bu hesapları kapatabilmek için 15 Haziran 2015 tarihine kadar ilgili banka şubelerine kimlik kartlarıyla birlikte başvurabilecek. Bankalar nezdinde mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar, son 10 yıl içinde herhangi bir şekilde aranmadıkları takdirde, 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu'nun 62'nci maddesine göre zaman aşımına tabi oluyor. Zaman aşımına uğrayan hesaplar, gelir kaydedilmek üzere TMSF'ye devrediliyor. Vatandaşlar, zaman aşımına uğrayan hesapları olup olmadığını TBB'nin her yıl şubat ayında aktif hale getirdiği "www.zamanasimi. org/tbb" internet sitesini kullanarak öğrenebiliyor ve dilerlerse hesapları kapatabiliyor. Bankalarda işlem yapılmadığından dolayı zamanaşımına uğrayıp TMSF'ye devredilen hesap sayısı geçen yıl 210 bin 866 adet oldu. Bu hesapların 209 bin 704'ünü mevduat, bin 162'sini ise katılım fonu hesabı oluşturdu. Farklı cinsteki dövizlerden oluşan hesapların toplam bedeli 95 milyon liraya karşılık geldi. 2001-2012 yılları arasında toplam 2 milyon 381 bin 113 mudinin hesabı zaman aşımına uğradı. En fazla hesap unutulan banka İş Bankası olurken, onu Halk Bankası, Yapı ve Kredi Bankası, Ziraat Bankası ve Birleşik Fon Bankası takip etti.
Akşam

DÜNYA
Mahalle Sakinleri Çipras'ı Anlatıyor
Atina'da orta direk, hatta fakir nüfusun, hayli de yabancı göçmenin yaşadığı Kipseli semtinin tepesinde daracık bir sokak. Bir tarafında ortalama 10 yıllık yeni sayılabilecek birkaç apartman. Diğer tarafında Arnavut göçmenlerin de yaşadığı gecekondu tarzı eski evler ve kaya üzerinde bitmiş otlar. Burası "Armonia", yani Harmoni, yani Uyum sokağı. Sokağın başında yarı silinmiş levhada yazıyor. Sokağın girişinde iki üniformalı polis. İlerliyoruz. 74 A numaralı apartmanın önünde duruyoruz. Girişin hemen yanında seyyar bir polis kulübesi. Üç sivil polis daha. Apartmanın 7'nci katının sakini için geldik. Yunanistan'da halkın büyük umutlarla iktidara getirdiği, Avrupalıların ise şüphe ve endişeyle ile baktıkları Radikal Sol Koalisyon (SYRİZA) lideri Başbakan Aleksis Çipras'ı komşularından dinlemek için. Armonia sokağına bakınca, apartmana bakınca, önceki Yunan başbakanları geçti aklımızdan. Çipras'dan önceki Başbakan Andonis Samaras'ın sosyete semti Kifisia'da, ondan önceki Yorgo Papandreu lüks Kastri'de, ondan da önceki Kostas Karamanlis Atina dışında Rafina sahil kasabasında (villa) yaşıyordu. Polisler önce izin vermiyor, sonra daha anlayışlı davranıyor. "Bu noktadan ileri gitmeyin" diyerek. Yan apartmandan, köpeğini gezdirmeye çıkan Sthathis Pitukas orta halli besbelli. Soruyoruz. "Mükemmel insanlar. Bütün aile öyle. Özellikle Çipras'ın hayat arkadaşı Beti'yi hemen hemen her gün çocuklarıyla dolaşmak için çıktığında görüyoruz. Çok sade insanlar tıpkı bizim gibi" diyor. 'Beti', Peristera Baziana'nın kısaltması. Çipras ile resmen evli değiller. Birlikte yaşama sözleşmesi imzalamışlar. Çocuklardan büyük olanın adı Fivos-Pavlos, küçük olanın adı ise Latin devrimci gerilla Ernesto Che Guevera'dan esinlenmiş; Orfeas-Ernesto. Adının Rania olduğunu öyleyen orta yaşlı bir kadın, Çipras ile 25 Ocak'taki seçim zaferinden bir gün sonra karşılaştığını belirterek "Başbakan evinden çıktı. Elindeki çöp dolu poşeti bidona bıraktı. Arabasına binip gitti" diye konuştu. Armonia sokağında dükkan yok. Dik yokuştan indiğimizde karşımıza bir kahve çıkıyor. İskambil oynayan, televizyon izleyen emeklilere soruyoruz: "Başbakanın Kipseli'de yaşadığı için sevinçliyiz. Aleksis ötekiler gibi değil" diyorlar. Ya beklentileri? "Prota o theos tha ta kataferi" (Evelallah başaracak).
Hürriyet

Türkiye'den Gitmiş Halep'te Kaybolmuş
Terör örgütü IŞİD'in, önceki gün Ürdün hava kuvvetlerinin bombardımanı sırasında öldüğünü iddia ettiği Amerikalı kadın rehine Kayla Jean Mueller'in (26) yolunun da Türkiye'den geçtiği ortaya çıktı. Kayla'nın ailesi, kızlarının hayatından umudu kesmediklerini yayınladıkları bir yazılı metinle duyurdu. Amerikalı yetkililer de Kayla'nın öldüğüne dair bir delil olmadığını ifade etti. Ürdün ise IŞİD'i koalisyon güçleri içinde anlaşmazlık çıkarmak için propaganda yapmakla suçladı. Öte yandan Kayla'nın akıbetiyle ilgili çelişkili bilgiler söz konusu. New York Times'a göre Kuzey Arizona Üniversitesi'nden mezun olan öncesinde Hindistan, Filistin ve İsrail'de yardım kuruluşları için çalışan Kayla, 2012 yılında Suriyeli mülteciler hayrına çalışmaya karar verdi. Türkiye'de mülteci kamplarında çeşitli yardım kuruluşları için çalıştı. 3 Ağustos 2013'te Suriyeli bir erkekle birlikte Halep kentine gitti. Bu kişinin Kayla'nın erkek arkadaşı veya nişanlısı olabileceği iddia edildi. İkilinin Halep'e gitme sebebi ise kentte çalışan Sınır Tanımayan Doktorlar adlı örgütün İspanyol şubesi olan grubun internet bağlantısının bozulmasıydı. Suriyeli teknisyenin işi uzayınca, ikili o gece Halep'te kaldı. Kayla ve Suriyeli, ertesi gün Türkiye'ye gidecek olan bir otobüse binmek için Halep'teki bir otobüs durağına doğru yola çıktı. Ancak ikili durağa varamadan kaçırıldı. İsmi açıklanmayan Kayla'nın Suriyeli refakatçisi, birkaç ay sonra serbest bırakıldı. Kayla'dan ise ilk haber kaçırılmasından 9 ay sonra, 2014 yılının mayıs ayında geldi. IŞİD'in, aileyle ikinci bağlantısı ise 12 Temmuz 2014'te oldu. IŞİD fidye ve rehine takası istiyordu. Hürriyet'in emniyet birimlerinden elde ettiği bilgiye göre ise Kayla Mueller, 2013 yılında Türkiye'ye giriş yaptı. Mueller, bir süre sonra Suriye'ye geçtikten sonra aynı yıl yine Türkiye'ye döndü. Son kayıt ise Mueller'in 2014 yılında Türkiye'den yine Suriye'ye geçtiği yönünde. Yasal yollardan giriş çıkış yapan Mueller, herhangi bir terör bağlantısı da bulunmadığından takip edilen şahıslar arasında yer almıyordu.
Hürriyet

Anlaşma Olmazsa Savaş Çıkar
Ukrayna'da Rus yanlıları ile hükümet güçleri arasında süren çatışmalara çözüm bulmak için yoğun bir diplomasi trafiği yaşanıyor. Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Ukrayna krizine çözüm için son adımları attıklarını söyledi. Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le yaptıkları görüşmeyi değerlendiren, Hollande, "Bu elimizdeki son şanslardan biriydi. Bu yüzden böyle bir girişimde bulunduk" dedi. Hollande, "Uzlaşmaya varmanın yanı sıra kalıcı bir barış anlaşması da imzalanamazsa, senaryonun gidişatının nasıl olacağını hepimiz gayet iyi biliyoruz. Bu senaryonun bir adı var: Savaş" ifadelerini kullandı. Başbakan Merkel de, Ukrayna krizinin askeri yollarla çözülemeyeceğini, her zaman diplomasi yolunu tercih ettiklerini dile getirdi. Öte yandan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD ve AB'nin, Ukrayna krizinde gerginliğin artması için adımlar attığını savundu. Münih Güvenlik Konferansı'nda konuşan Lavrov,Ukrayna'yı silahlarla doldurarak NATO'ya uyum sağlaması yönünde Batı'dan gelen çağrıların ülkedeki durumu daha da trajik hale gelmesini hızlandıracağını söyledi. Lavrov, Rusya'nın, ağır silahların geri çekilmesini ve ülkenin toprak bütünlüğü kapsamında Ukrayna hükümetiyle ayrılıkçılar arasında doğrudan görüşmeler yapılmasını istediğini kaydetti. Merkel, Hollande ve Putin arasında yapılan görüşmeyi olumlu bulduğunu ve görüşmelerin devam edeceğini ifade eden Dışişleri Bakanı Lavrov, "Bu görüşmelerin, ihtilafı çözme konusunda belirli derecede iyimserlik için iyi bir temel oluşturduğunu düşünüyorum" dedi. Bu arada, Moskova'da bir araya gelen Rusya, Fransa ve Almanya liderlerinin Ukrayna için bir çözüm planı üzerinde anlaştığı bildirildi. Plan Pazar günü Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko'ya sunulacak.
Türkiye

Halktan Yetki Gaspına İsyan
Başkent Sana'yı ele geçiren İran destekli Ensarullah Hareketi'nin (Husiler) meclisi feshedip yönetime el koyması sonrası binlerce Yemenli protesto eylemleri düzenledi. Husilerin denetiminde olan ve darbenin ilan edildiği Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın önünde ise bomba patladı. Patlamada yaralanan iki kişinin hayatını kaybetti belirtildi. Patlamanın ardından Husiler, çok sayıda savaşçıyı bölgeye sevk etti. Olayın sorumluluğunu üstlenen olmadı. Düzenlenen darbe karşıtı protesto gösterilerine Husiler müdahale etti. Husiler bir protestocuyu gözaltına alıp bilinmeyen bir yere götürdü. Yemen'in ortasında bulunan Beyda kentinde gerçekleşen silahlı saldırıda dört Husi öldü. Husiler, Cuma günü parlamentoyu feshedip yerine 551 üyeden oluşan, ülkeyi yönetecek Geçici Ulusal Konsey'i kurduğunu ilan etmişti. Konsey, 5 kişiden oluşan Başkanlık Konseyi'ni seçecek. Başkanlık Konseyi ise yeni cumhurbaşkanını belirleyecek. Nobel Barış Ödülü sahibi Tevekkül Karman öncülüğünde kurulan "Yemen Devrim Gençleri Konseyi", Husilerin "Anayasa Manifestosu" nu "yetki gaspı" olarak nitelendirdi. Zemar ve İbb kentinde yapılan gösterilerde de binlerce kişi Husilerin anayasa manifestosuna tepki gösterdi. Yemen'in güneybatısında yer alan Taiz kentinde de binlerce kişi Husileri protesto etti. Silahlı Husiler, Taiz kentinde kendilerine karşıt görüşlü insan hakları savunucusu Ahmed Vafi'yi gözaltına aldı. Yemen'in güneyinde etkin olan siyasi partiler bildirgenin kuzey bölgelerini ilgilendirdiğini ve kendileri için bağlayıcı olmadığını açıkladı. Yemen'in güneydeki Aden'de, Husilerin olası saldırısına karşı kent güvenlik çemberine alındı.
Star

Yunanistan'da Ab Bayrağı İndirildi
Yunanistan'da Komünist Parti yönetimindeki Patra Belediyesi'ndeki AB bayrağının indirildi. Patra Belediye Başkanı Kostas Petelidis'in izniyle, yetkililerin AB bayrağını indirdikleri ve yerine belediyenin amblemini taşıyan ikinci bir bayrak astıkları belirtildi. Patra Belediyesi Basın Sözcüsü Andreas Antonopulos, konuyla ilgili yerel basına yaptığı açıklamada, "Avrupa Birliği bayrağının halk için nefret sembolü olduğunu" söylediği belirtildi. Bina önünde daha önce AB, Yunan ve belediyenin amblemini taşıyan üç ayrı bayrak bulunuyordu.
Star

11 Eylül Belgeler Açıklanacak
ABD'deki 11 Eylül saldırılarıyla bağlantılı olduğu gerekçesiyle ömür boyu hapse mahkum edilen Fransız asıllı El Kaide militanı Zekeriya Musavi'nin geçtiğimiz hafta yayımlanan ifadeleri uzun sürecek bir tartışmanın fitilini ateşledi. Musavi, Suudi Arabistan Kraliyeti'nin saldırıyı finanse ettiğini öne sürmüştü. Saldırılarda hayatını kaybedenlerin yakınlarının Suudi Arabistan'a açtığı davada ifade veren Musavi, El Kaide'nin eski lideri Usame Bin Ladin'in örgüte yardım yapan isimlerin listesini tuttuğunu belirtirken, çok sayıda 'ünlü' Suudi Arabistanlı'nın da bu listede olduğunu iddia etmişti. Musavi'nin iddialarına göre bu isimlerden biri de Suudi Arabistan'ın eski istihbarat şefi Türk-i el Faysal. Suudi Arabistan'ın Washington büyükelçiliğinde görevli bir isimle Kandahar'la görüştüğünü de öne süren Musavi, bu kişiyle birlikte ABD başkanlarının kullandığı 'Air Force One' uçağına saldırı planladıklarını anlatmıştı. Bu iddiaların Suudi-ABD ilişkilerini altını oymak için ortaya atıldığını belirten Suudi büyükelçiliği ise Musavi'nin sözlerini kesin bir dille reddetmişti. Ancak saldırıda yakınlarını kaybedenler ve Amerikan Kongresi'nde önemli bir kesim Beyaz Saray'dan "açıklama" bekliyor. ABD basınında yer alan haberlere göre ABD Başkanı Barack Obama 11 Eylül saldırılarıyla ilgili soruşturma belgelerinin bir kısmının gizliliğini kaldırmayı planlıyor. Talebin Amerikan Kongresi'nden gittiği belirtiliyor. Beyaz Saray Sözcücü Josh Earnest, gizliliğin kaldırılması talebinin aslında geçtiğimiz yıl iletildiğini fakat belgelerin ne zaman açıklanacağına karar verilmediğini açıkladı.
Akşam

Cami Yalanı Sökmedi
İngiltere'de halkın İslam dinine karşı olan önyargılarını ortadan kaldırmak için düzenlenen "Camimi ziyaret et" isimli etkinlik kapsamında gittiği Streatham Camii'nden kovulduğunu iddia eden Channel 4 televizyon kanalı spikeri Cathy Newman'ın yalan söylediği ortaya çıktı. Newman, Twitter'dan yaptığı açıklamada, camiye girmeden önce başını örtüp ayakkabılarını çıkarmasına rağmen camiden kovulduğunu ve bir görevlinin kapıdan çıkana kadar kendisine eşlik ettiğini iddia etmişti. Daha sonra Newman'ın yanlış adrese gittiği ve Streatham Camii'nin söz konusu etkinliğe katılmadığı ortaya çıkmış ancak cami "kadınlara karşı ayrımcılık yapmakla" suçlanmış ve sert eleştirilere maruz kalmıştı. "Huffington Post İngiltere" nin ele geçirdiği güvenlik kamerası görüntüleri ise olayların Newman'ın anlattığı şekilde gerçekleşmediğini ortaya koydu. Görüntülerde Newman'ın camiye girdiği ve cemaatten bir kişiye bazı sorular sorduğu görüldü. Gazetecinin yanlış camide olduğunu anlayan adamın ona yol tarif etmeye çalıştığı tespit edilirken, gazetecinin tek başına ve hiçbir zorlamaya maruz kalmadan mekanı terk ettiği görüldü. Newman "yanlış anlaşılma nedeniyle üzgün olduğunu" söyledi ancak resmen özür dilemeye ve açıklama yapmaya yanaşmadı.
Akşam

POLİTİKA

Başbakan Olması Mümkün Değil Olursa Da Yanlış
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın milletvekilliği için görevinden ayrılmasını "Böyle bir 'süpermen' görevi verilmiş bir insanın milletvekili olarak parlamentoya girmesini ben israf olarak görürüm" sözleriyle değerlendirdi. Fidan'ın başbakanlığı konusunda ise "Mümkün değil, olması da yanlış" görüşünü savunan Arınç, her bakanlığın da kendisi için doğru bir görev olmayacağına dikkat çekti. Arınç, "Dışişleri Bakanı yapsanız, karşınızdaki bakan, 'Bu benim hakkımda her şeyi biliyor ben de bileyim' diyecek, yani söylenen sözler kuşkuyla karşılanacak" dedi. Önceki akşam CNNTürk'te konuşan Arınç, şunları söyledi: "MİT Müsteşarı, Türkiye için çok önemli bir iş yapıyor şu anda. Belki 50 milletvekilinin yapabileceği bir işi yapıyor. Sıradan bir milletvekili olacaksa orada kalması gerekirdi. 'Yok canım milletvekili olarak kalmaz, bakan olacak, başbakan olacak' derseniz, başbakan olması mümkün değil düşündüğüm kadarıyla. Bu seçimden sonrasının başbakanı bellidir; şu veya budur. Doğru mudur yani bir MİT Müsteşarı'nın ileride başbakan olması? Bana göre o da yanlıştır. Bakan olabilir mi? Belki bazı bakanlıklar olabilir ama her bakanlık da MİT Müsteşarlığı yapmış biri için bence doğru bir görev değil. 'İçişleri bakanlığı yapar mı?' derseniz, fazlasıyla yapar. Ama bazı sıfatlar da yakıştırıldığı için mesela Dışişleri Bakanı olacağı söyleniyor, ben şahsen uygun görmem. Sade milletvekilliği için hiç gerek yok ama bakanlık düşünülüyorsa bu bakanlığın yaptığı görevle biraz bağlantılı bir bakanlık olması gerekir. Çok saygın bir insan, kendisini beğenir, takdir ederim. Kanun değişikliği olmuş, çok olağanüstü yetkiler almıştır. Milletvekilliğinin dokunulmazlığından daha fazla haklara da sahiptir. Böyle bir insanın en dinamik zamanında ne işi var parlamentoda kardeşim."
Hürriyet

Tabii Başbakanlık Koltuğu Boş Olunca
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Hakan Fidan'ın milletvekili aday adayı olmak üzere görevinden istifa etmesini "Tabii Başbakanlık koltuğu boş olunca böyle bir arayışa girildi. Öyle anlaşılıyor" diye değerlendirdi. Kılıçdaroğlu dün geldiği Şanlıurfa'da esnafın sonrunlarını dinleyerek bir dizi temasta bulundu. Kentin simgesi Balıklıgöl'ü dolaşan Kılıçdaroğlu, balıklara yem atarken "Dilek tuttunuz mu?" sorusuna "Tabii ki tuttum. Halkçı bir iktidar" yanıtını verdi. Kılıçdaroğlu, çözüm sürecinin hangi aşamada olduğu ile ilgili bir soruya "Hangi aşamada olduğunu bilen varsa bize de haber versin. Bizim bir sorunumuz yok" diye yanıt verdi. Bu ülkede kesinlikle kan dökülmesini istemediklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, Kürt sorununun çözülmesini istediklerine işaret ederek şöyle konuştu: "Sorunun çözüm yolunun demokrasi ve sandıktan geçtiğini biliyoruz. Kürt sorununun çözülmesinin birinci ve en önemli ayağı, yüzde 10 seçim barajının indirilmesidir. Yüzde 10 seçim barajını getirenler askerlerdir. Yani Kenan Evren ve arkadaşlarıdır. Darbe yasasıdır. Bu yasanın demokrasi çerçevesinde değiştirilmesi ve makul düzeye indirilmesi gerekir. CHP olarak yüzde 3-5 seviyelerine indirilmesi konusunda kanun tekliflerimiz vardır. Gerçekleştirilirse çok memnun oluruz." Sivil toplum kuruuluşu temsilcileri ile de biraraya gelen Kılıçdaroğlu, Amele Pazarı'na da geçerek işçilerle sohbet etti. İşçiler birlikte çay içtikleri Kılıçdaroğlu'na, iç savaştan kaçan Suriyeliler nedeniyle iş bulamamaktan dert yandı. Kılıçdaroğlu, kentteki temasları kapsamında Çocuk Hastalıkları Hastanesi'ni de ziyaret etti. Hasta çocuklara "geçmiş olsun" dileğinde bulunan Kılıçdaroğlu, refakatçı ailelerin sorunlarını dinledi. Kılıçdaroğlu'nun konvoyunda kaza da meydana geldi. Hastane Caddesi'nde aralarında bir ambulansın da bulunduğu 3 aracın karıştığı kazada yaralanan olmadı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na Şanlıurfa'da eşlik eden CHP?Genel Sekreteri Gürsel Tekin, Fidan'ın istifasıyla ilgili, "AKP'nin kendi iç meseleleri, kimi vekil yapıp yapmayacağı onların sorunu. Büyük olasılıkla Fidan'ın milletvekilliğinin ötesinde herhalde Davutoğlu'nu yetersiz buldukları için AKP genel başkanını arıyorlar gibi geliyor. Bana görünen tablo odur. Arınç'ın dediği gibi Hakan Fidan'ın bir vekillik talebi olmaz, büyük olasılıkla AKP genel başkanlığı talebi olabilir. Bunu diyen Arınç'tır, biz de onu bekliyoruz" diye konuştu.
Milliyet

Önce Gül'e Sonra Erdoğan'a
İçişleri Bakanı Efkan Ala, böcek davasında haklarında yakalama kararı bulunan eski emniyet istihbarat görevlileri Sedat Zavar ve İlker Usta'nın Romanya'dan istenmesiyle ilgili prosedürün başlatıldığını söyledi. TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ve Recep Akdağ ile birlikte Erzurum'a giden Bakan Ala, böcek davasıyla ilgili şunları söyledi: "Orada zaten adım adım takip edildi. Ve şu anda tutuklama kararı verildi. İadesi için de Dışişleri Bakanlığımız hemen yasal prosedür işletmeye başladı. Kısa zamanda sonuç alınacağını düşünüyorum. Türkiye'ye iade edilmesi için girişimleri başlattık. Zaten Türkiye'de mahkemelerimiz önce yakalanmaları, sonra da tutuklanmalarıyla ilgili karar vermişlerdi. Kimin nerede hangi suçu işlediğini ve nerelerde suçluların dolaştığını biliyoruz. Sırası geldiğinde uluslararası hukukun, bizim hukukumuzun gerektirdiği ikili ilişkilerimiz gerektirdiği prosedürler başlatıldı. Tamamlanıyor ve iadesi sağlanacaktır". Bakan Ala, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın istifası ve yerine kimlerin geleceğiyle iligili soruya ise, "Hayırlısı olsun. Bu konuda bir şey diyemem" dedi.
Vatan

Yahudi, Rum Ve Ermeniler Aleyhimize Kışkırtıyorlar
Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, Sakarya Spor Salonu'nda düzenlenen partisinin Sakarya 5. Olağan İl Kongresi'ne katıldı. Başbakan Ahmet Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na, "Sen kendi genel başkanına ihanet ederek, kurulan kumpas üzerinden, bu çetenin kurduğu kumpas üzerinden genel başkanlığa geldin. Şimdi bunun diyetini ödüyorsun'' diye seslendi. Davutoğlu kongrede şunları söyledi: "Mor Gabriel Manastırı'na ilişkin sürecin yeni tamamlandığını ve bu konuda her türlü imkanın seferber edildiğini dile getiren Davutoğlu, şunları kaydetti: "Gayrimüslim vatandaşlarımızla, dini liderlerle daha iki hafta önce görüştüm, hepsi hükümetimize teşekkür etti. Peki bu zat ne yapmak istiyor? Amerikan Kongresi'ndeki lobilere oynuyor. Rum lobisini, Yahudi lobisini, Ermeni lobisini aleyhimize kışkırtmaya çalışıyor. Ve oradan diyor ki 'hepiniz baskı altındasınız, direnin'. Yani Kılıçdaroğlu ne söylüyorsa bu paralel yapının başı da onu söylüyor."
Akşam


SPOR
Türkiye Basketbol Ligi'nde 18. hafta mücadelesinde krizde olan iki takım karşı karşıya geldi, Royal Halı Gaziantep, deplasmanda Beşiktaş'ı 81-70 yenerek 3 maç sonra rahat bir nefes aldı. 4 haftadır kazanamayan Beşiktaş, sakatlıkları nedeniyle yine Kerem, Bajramovic ve Armstrong'dan yoksun oynadı. Hem takımın beyni, hem de boyalı alanda iki ismi olmayınca, Beşiktaş'ı tanımak imkansızdı. Doğan iyi niyetle ve büyük hırs ile oynasa da, Antep'in boyalı alandaki geniş rotasyonu siyah-beyazlılar'a sıkıntı yarattı. Aslında konuk takım da 5 numarasız bir sistem seçtiği için, dışarıdan atılacak şutlardaki yüzde maçın kilidi olacaktı. Antep 22-21 önde bitirdiği ilk çeyrekten itibaren h e p bu alanda rakibine ağır bastı. Beşiktaş için kısa süre öncesinin formda isimleri Lofton, Engin, Holland ve son transfer Reynolds ise 12'de 0 üç sayı isabetle oynarken, bu dörtlünün kaybettiği top sayısı da 11'e ulaştı. Zaten toplam 16 top kaybının 15 tanesini 3 çeyrekte yapan bir Beşiktaş'ın hücumda bu kadar kötü oynarken kazanması imkansızdı. O kötü şut yüzdesi nedeniyle Beşiktaş'ın ribauntlardaki üstünlüğü de sadece kağıt üzerinde kaldı, oyuna yansımadı. İddialı başladığı sezonda ligin dibine demir atan Antep ise Lakovic ve Williams ile her kriz anında bir üçlük bulmayı başardı. Zaten 4 periyotta da Beşiktaş'a üstünlük kurmalarının ardında yatan sebep, tecrübeli isimlerinden aldıkları katkıydı. Ancak Higgins'e ayrı bir paragraf açmak gerek. Lofton'ı durdurmak gibi zor bir görevi olan ABD'li o işi eksiksiz yaparken, bir de 16'sı ikinci yarıda olmak üzere 20 sayı attı.
Milliyet

Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, Divan Kurulu toplantısında eleştirilere yanıt verdi. Divan Başkanı Yalçın Karadeniz "Toplam borç 969 milyon lira. Önümü göremiyorum. Dibe vurduk" deyince, buna kızan Orman, "Gözlerinizi açmak için birazcık bizim gibi bakın. Gece-gündüz çalışıyoruz. Mayıs ayında genel kurula gideceğiz. Orada konsolide edilmiş borcu hep birlikte konuşacağız. 2016'da başkanlık için yeniden aday olacağım" şeklinde konuştu. Orman şunları söyledi: "El açmadan bütün borçları ödedik. Rakiplerimizin bize saldırmasının asıl nedeni bu. Bizim her şeyden evvel adamlığımız var, yalan söylemiyoruz. Çorabımıza bile reklam alacak bir kulübüz. Ligde bu sezon Beşiktaş şampiyon olacak. Bunu konuşacağınıza, 2 bin 500 lirayı konuşuyorsunuz. Bunu söyleyen saygın bir işadamı. Cebinden çıkartıp versen ya!.. UEFA'da 18 dosya, 300 haciz çözdük. Futbolculara borç yok. Sadece baskette aralık borcu var." "UEFA, SPK, devlet, özel kuruluşlar ve denetleme kurulu bizi denetliyor. Sanki bunu gizliyormuşuz Abidik gubidik işler içinde bizi göstermek Beşiktaş'a yakışmaz. Stat için şu ana dek 165 milyon lira para harcadık. Gelecek sezon en fazla iki transfer yapacağız. Beşiktaş Üniversitesi kurulacak. Hakem hataları konusundaki süreçleri nezaket kuralları içinde götürmeye çalışıyoruz. İbra konusunda kaygımız yok. İbra olmamanın temelinde hukuksuzluk yatıyor."
Star

Fenerbahçe, Trabzonspor'u 90 dakika boyunca salladı ama yıkamadı: 0-0 . 4'te Selçuk'un uzaktan vuruşunda top üstten dışarıya gitti. 13'tve Mehmet Topal sıfıdan ortaladı, Emenike yatarak vurdu, aut. 15'te Gökhan ortaladı, Emenike Diego'ya bıraktı, onun vuruşu savunmaya çarpıp kornere çıktı. 18'de Mehmet'in frikiğinde 90'a giden topu, Volkan kornere çeldi. 20'de Gökhan, Kuyt'a verdi. Hollandalı'nın vuruşu kalecide kaldı. 23'te Erkan sert vurdu. Volkan ayaklarıyla müdahale edip, gole izin vermedi. 46'da soldan gelen ortaya Mehmet Topal kafayı vurdu, aut. 49'da, Coinstant uzaktan düzgün vurdu, az farkla dışarı çıktı. 55'te Alper ceza alanına girerken vurdu, meşin yuvarlak kaleci Hakan'da kaldı. 59'da Emenike kaleciyle karşı karşıya pozisyonda üzerine vurdu. 75'te Sow ortaladı, Selçuk'un kafası isabetsizdi. 90'da Webo'nun vuruşunda Hakan son anda ayaklarıyla kornere yolladı. 90+5'te Caner'in soldan ortasında, Emenike kafayı vurdu. Kaleye yönelen topa altıpasın içinde Sow diziyle dokundu, aut.
Star

Trabzon Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, hakem Bülent Yıldırım'ın çok iyi maç yönettiğini söyledi ve tebrik etti. Yıldırım'ın ufak tefek hata yapmasına rağmen kasıtlı olmadığını söyleyen Hacıosmanoğlu, "Bülent Yıldırım'a teşekkür ederiz Maçtan önce ona tek söylediğimiz de buydu. 'Çık gördüğünü çal' dedik. Ufak tefek hatalar oldu ama hiçbiri için kasıtlı da diyemeyiz. Bizim Türk futbolundan beklentimiz de bu. Kimseden bir şey istemiyoruz Bizim konuşmamız üzerine çok laf söylediler Ama biz özel bir şey istememiştik, bunu istemiştik Kimse bugün hakem konuşmayacak. Bu da bizim için sevindirici. Çok iyiydi" dedi. Hacıosmanoğlu, maç öncesinde de Bülent Yıldırım'a telefon etmesinin eleştirilmesine tepki gösterdi: "Beni PFDK'ya sevk etmişler Dört değil 14 defa sevk etseler ne olur. Sahada futbolcularımızın alın terini almayın. İlk yarının son 7 haftasında yedi puanı hakem hatalarıyla kaybettik. Yazık günah değil mi? Trabzonspor'a yaptıklarınızı TFF bu üç takıma yaptığı zaman onların yöneticileri size bağırmıyor mu, hakaret etmiyor mu?.. Benim hakemi aramamı eleştiriyorlar. Hakemi aramayan başkan var mı?"
Akşam

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme