19 Şubat 2015 Perşembe

19.02.2015 Genel Gündem


GÜNDEM

Vekillerin Haline Bak
Gece yarısı TBMM Genel Kurulu'nda kapalı kapılar ardında yaşanan kavganın yankıları sürüyor. Olayda yaralanan ve darbeye maruz kalan milletvekilleri 'o saatleri' anlatırken, AK Parti İstanbul Milletvekili Oktay Saral'ın başı çektiğini, herkese saldırdığını belirttiler. İşte vekillerin ağzından Meclis'e yakışmayan o olay: MECLİS'teki kavganın ön saflarında yer aldığı belirtilen AK Parti İstanbul Milletvekili Oktay Saral, geçmişte de birçok kavganın içinde yer aldı. Saral, 2014 yılı Ocak ayında, tartıştığı CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan'ın üzerine yürüdü. Saral'ın attığı yumrukla gözlüğü kırılıp gözü moraran Tezcan, önce Meclis revirine kaldırıldı, ardından da ambulansla hastaneye götürüldü. Tezcan 3 günlük iş görmezlik raporu alırken, Saral'a Meclis Genel Kurulu'nda yapılan oylama sonucu kınama cezası verildi. Saral, kasım ayında da yine Meclis Genel Kurulu'ndaki bir tartışma sırasında MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural'ın üzerine yürüdü. Vural'ın da Saral'ın üzerine yürümesiyle Genel Kurul bir anda karışırken, kavga, araya giren milletvekilleri tarafından güçlükle yatıştırıldı. AKP, faşizmi Meclis'te denemeye çalışıyor, kurmak istediği polis devletini önce Meclis'te kendi kadrolarıyla deniyor. Demokrasiyi, insan haklarını, hukukun üstünlüğünü korumak için göğsümüzü siper ettik. Demokrasinin bir bedeli var, CHP olarak bu bedeli ödemeye hazırız. Daha görüşülürken bu yasaya şiddet ve kan bulaşmıştır. Bu yasa daha görüşülmeden kanlı bir yasadır. Meclis'te parlamento tarihinin en kanlı günlerinden biri yaşanmıştır. Milletvekillerine daha yasa çıkmadan bunu yapanlar, yasa çıktıktan sonra masum halka ne yapmazlar? Böyle bir tabloyu Türkiye sürdüremez. AKP her şartta bu yasayı çıkarmaya çalışırsa, biliniz ki seçimler dahi tehlikeye girer. Bir polis çıkar benim toplantımı engellemeye kalkar. Bir vali emir verir, toplantıya katılanlar gözaltına alınır. Bu yasa Türkiye'ye huzur getirmeyecektir. AKP grubu pervasızca, vahşice saldırdı. Paketin devlet terörünü yasal hale getiren bir darbe yasası olduğu bütün örnekleriyle ortadadır. Genel Kurul'da yaşananlar toplumda yaşanacakların provasıydı. Karanlık odaklar tıpkı 1990'lardaki gibi devreye girecektir. Sokaklar artık infaz alanlarına dönüşecektir. Acaba bu hükümetin zihninin arka planında sürecin sona erdirilmesi planı mı var? AKP grubunun gözü kararmışcasına grubumuza yönelik adeta linç girişiminde bulunması hükümetin artık raydan çıktığının göstergesidir. AKP artık freni patlamış kamyon gibi. Kadına şiddetin kınandığı Genel Kurul'da birkaç saat sonra AKP grubunun biz kadın milletvekillerine yönelmesi çok vahim bir tabloyu ortaya çıkarmıştır. Bu zihniyetin, sokaklarda kadını katleden zihniyetten farklı olmadığı açıkça görülmektedir. Kadın başkanvekilinin biz kadın vekillere dönük darp girişimlerine sessiz kalması da tarihe gerecektir. Bu paketi bu Genel Kurul'dan çıkartmayacağız.
Hürriyet


Özgecan'ın Cebinde Sadece 20 TL Varmış
Tarsus'ta üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ı öldüren Suphi Altındöken'in, kurbanından aldığı para karşılığında güzergah değiştirdiği yönündeki ifadesini yargılama aşamasında indirim hükümlerinden yararlanabilmek için uydurduğu ortaya çıktı. Katilin Aslan'a saldırısını gizlemeyi amaçladığı anlaşıldı. Tutuklanan Altındöken'in babası Necmettin Altındöken ifadesinde şunları anlattı: "21.20 sıralarında oğlum beni aradı, kavga ettiğini söyleyerek, dışarı çıkmamı istedi. 'Fatih gelecek, Fatih'in köydeki evine gideceğiz' dedi. Fatih'ten mazot alacağını söyleyerek, bidon istedi. Aracın ön kısmındaki kılıfları çıkarttı. 'Geline ver yıkasın' dedi. Tir tir titriyordum. Hastaydım. Benden çuval istedi. Ne yapacağını sorunca, 'Fatih'ten tavuk alacağım' dedi. Çuvalı getirdim. Fatih arabanın önünde, 'boğazını kestin mi, bileğini kestin mi' diyordu. Arabada birisinin olduğunu öyle öğrendim. Suphi, 'bana çok hakaret etti' dedi. Ben de 'yaktınız beni oğlum' dedim. Önce bileklerini mi yoksa boğazını mı kesti bilmiyorum. Ama muhtemelen önce boğazını kesmesi lazım. Hırıltılı seslerden anladım. Poşeti getirdim. Arabada Kitap, bluz ve çantanın askılığı şeklinde siyah kemeri aldım. Yola çıktık. Fatih arabasıyla önde gidiyordu. Geldiğimizde Suphi araçtan inerek çakmağı ve benzini aldı. 'Aman yakma oğlum' dedim. Bana 'otur geliyorum ben' dedi. Araçtan hiç inmedim. Alevleri gördüm. Orada 15 dakika oyalandık. Geri geldiğinde 'ne yaptın oğlum' dedim yanıt vermedi. Jandarmadan döndükten sonra bluz, fular, çanta kemeri ve kitapları yaktım. Bunlar olmadan önce cesedi benim evime koymak istediklerini söylediler. Ben de 'evime mi koyacaksınız, s gidin dedim. Benzini getiren Osman Taş ise şunları anlattı: "Fatih Gökçe beni arayarak, kendisini gişelerden almamı istedi. Birkaç bira içerek sohbet ettik. Ayrıldıktan sonra yeniden beni arayarak kendisini Suphi'nin yanına götürmemi istedi. Gittiğimde Suphi'nin başına bir şey geldiğini, ne olduğunu bilmediğini söyledi. Fatih'i Suphi'nin yanına götürdüm. Oradan ayrıldım. Yeniden beni arayıp 5 TL'lik benzin almamı istedi. Su şişesinde benzin aldım. Gidip kendilerine verdim. Fatih benim aracıma bindi, kendisini evine bıraktım. Olayla ilgili bilgim bundan ibaret." Taş'ın ifadesinin 12 Şubat'ta alındığı, ifadenin diğer zanlılarca da doğrulanması üzerine Taş'ın serbest bırakıldığı öğrenildi. Soruşturmada Suphi Altındöken'in indirim hükümlerinden yararlanmak için yalan beyanda bulunduğunu gösteren çarpıcı bir ayrıntı daha ortaya çıktı. Altındöken, ifadesinde Özgecan'ı acelesi olduğu için 100 TL'ye Mersin'e götürmek üzere kendisiyle anlaştığını, bu yüzden yol güzergahını değiştirdiğini, yolu değiştirince Özgecan'ın kendisine vurarak, biber gazı sıktığını anlatmıştı. Altındöken, tecavüz amacının olmadığını, Özgecan'ın kendisine vurmasıyla kavga çıktığını belirterek, tahrik hükümlerinden yararlanmanın altyapısını oluşturmaya çalışmıştı. Ancak Özgecan'ın ailesi, Sabah kızlarına sadece 20 TL verdiklerini, kızlarının başka parası olmadığını, 100 TL vermesinin mümkün olmadığını anlattı. Özgecan'ın tüm eşyalarını babasıyla yakan Altındöken'in aleyhine bütün kanıtları da ortadan kaldırmayı planladığı anlaşıldı. Olaydan yaklaşık 4 ay önce Fatih Gökçe'nin bir dönem sevgili olduğu N.A. adlı kadını kaçırarak tecavüz ettiği iddia edildi. Genç kadının tır şoförlüğü de yapan Gökçe'nin yolculuğa çıkmasının ardından bir komşu evden telefonla ailesine ulaştığı ve bu şekilde kurtulduğu öne sürüldü. N.A.'nın korkudan şikayetçi olmaması nedeniyle Gökçe için o dönemde işlem yapılmadığı iddia edildi.
Milliyet

'28 Şubat Sanıklarından Şikayetçi Değilim'
Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki 28 Şubat davasında dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan ifade verdi. Arzu etmediği tablo içinde olmaktan üzüntü duyduğunu belirten Kazan, sanıklar arasında arkadaşları bulunduğunu söyledi. 28 Şubat'ın siyasi bir dönemin adı olduğunu, 26 Aralık 1995'te yapılan seçimlerden RP'nin 155 milletvekiliyle birinci parti çıktığını belirten Kazan, 28 Şubat'taki kritik Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısına kadar yaşananları anlattı. Mahkeme Başkanı Fevzi Şıngar, Kazan'a, "Size tehdit oldu mu?" diye sordu. Kazan, "Hayır, maruzatım bundan ibaret" dedi. Kazan, "Şikayetçi misiniz" sorusu üzerine, "Hayatımın en zor kararıdır, bu dosya için şikayetçi olmak. Ben şikayetçi değilim" diye konuştu. Bu arada sanıklardan emekli Orgeneral Çevik Bir, Kazan'a teşekkür etti. Avukatı İsmail Aydos, Kazan'ın duygusal bir ortamda konuştuğunu belirterek konunun tekrar sorulmasını talep etti. Kazan yine, "Savcılıkta şikayetçiydim. Gelinen noktada her insanda vicdan var. Ben de insanım, şikayetçi değilim" diyerek şikayetçi olmadı. Diğer bazı sanıklarda Kazan'a teşekkür etti. Şevket Kazan çıkışta "Neden şikayetçi olmadınız" sorusuna da şöyle yanıt verdi: "Kimi kime şikayet edeyim? Benim vicdanım, kendi muhasebem. Kitaplarımda yazmışım, ortaya koymuşum, mahkemenin önüne gelmiş ve mahkeme de muhatap olmuşlar. Bu bir insan için adeta cezaevine girmek kadar önemli bir şeydir."
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 95, 4345  -95, 6348                           
ABD Doları 2, 4427-2, 4469/  
Euro 2, 7863 -2, 7941/ 
İngiliz Sterlini 3, 7741-3, 7830                

Ada Değiliz ki Etkilenmeyelim
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Şimşek, Merkez Bankası'na ilişkin tartışmaların yatırımcı nezdinde bir miktar tedirginliğe sebep olduğunu belirterek, "Ada devleti değiliz ki içerdeki tartışmalar piyasayı etkilemesin. Merkez Bankası'nın fiyat istikrarını gözeterek rasyonel bir zeminde karar vermesi gerekiyor. Enflasyonun kalıcı şekilde yüzde 5 ve altına inmesi gerekir dolayısıyla enflasyonla mücadelenin sürmesi lazım" dedi. CNNTÜRK yayınına katılan Şimşek, Merkez Bankası'nın 24 Şubat'ta yapacağı toplantıyla ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine Merkez Bankası'nın tartışmaları ve değerlendirmeleri dinleyeceğini ve rasyonel bir zeminde karar vermesi gerektiğini söyledi. Bankanın, genel anlamda Türkiye'nin gidişatını gözönünde bulundurması gerektiğini dile getiren Şimşek, "Temel öncelik ne? Zaten siz fiyat istikrarını başarırsanız, ekonomik performans da iyileşiyor, faizler de düşüyor ve şirketlerimizin uzun vadeli finansmana erişimi, daha ucuz finansmana erişimi sağlıklı bir şekilde ekonominin sürdürülebilir bir şekilde büyümesinin önünü açıyorsunuz. Bunlar birbirini dışlayan şeyler değil" diye konuştu. Merkez Bankasının toplantısıyla ilgili siyaseten yorum yapmasının doğru olmayacağını ifade eden Şimşek, "Merkez Bankası bütün verilere, küresel konjonktüre bakacak, dünyada ne olup bitiyor Türkiye ekonomisinde enflasyon eğer düşüş trendindeyse Merkez Bankası faizi indirsin, bunun şaşırtıcı olmaması lazım" diye konuştu. Şimşek, doların seyri ve bunun etkisi hakkındaki soru üzerine, doların uzun bir süredir bütün para birimlerine karşı değer kazandığını söyledi. Yılbaşından bu yana birçok ülkenin para biriminde liraya eşdeğer kayıpların söz konusu olduğuna dikkati çeken Şimşek, şöyle devam etti: "Doların değer kazanmasının bilanço etkilerine bakıldığında, devletin net dış borcu olmadığı için devlete bir olumsuz etkisi yok. Vatandaşın net döviz ve altın fazlası olduğu için vatandaşa da doğrudan bir etkisi yok. Şirketlerin döviz açığı ve bunların bilançoya olumsuz etkisi var. Bankaların döviz pozisyonu aşağı yukarı nötrdür. Ancak ekonomi yavaşlar, donuk krediler artarsa, bunun bankalara etkisi olur. İşin diğer etkilerine bakıldığında ithalat azalır, ihracat ise bir miktar artar. Burada iç ve dış talebin önemli olduğunu vurgulamak lazım. Liradaki değer kaybını kısa vadede rekabet gücünü artıran bir faktör olmakla birlikte kalıcı bir rekabet gücü artışı olarak öngörmüyoruz. Kalıcı rekabet gücü artışı yapısal reformla olur. Doların değer kazanmasının şirketlerin dış borçlanmasını ve dış borç seviyesini olumsuz etkilemesi de mümkün."
Hürriyet

Yeni Kriptolu Telefon Hazır
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık yeni kriptolu telefonu tanıtarak, "Bu kriptolu telefonun dinlenebileceğine inanmıyorum" dedi. Bakan Işık, AA Editör Masası'nda kriptolu telefonu da tanıttı. İlk yaptıkları işin, paralel yapıyla bağlantısı bulunduğunu düşündükleri insanların Kriptoloji Merkezi ile bağlantılarını kesmek olduğunu belirten Işık, "Şu anda yargıda yürüyen bir süreç var. O günden sonra kriptolu telefonlar kullanılmamıştır" diye konuştu. Işık, bu telefonları TÜBİTAK'ın yanı sıra emniyet ve yargı ayağının da bulunduğu bir örgütün dinleyebileceğine dikkati çekti. Işık, sözlerini şöyle sürdürdü: "Paralel yapının çok tipik, tehlikeli ve sinsi bir örgüt olduğunun göstergelerinden biri kriptolu telefonların dinlenmesidir. Dolayısıyla 'bu örgüt nerede, ben bunu göremiyorum, gidip üye olacağım' diyenler ya kafalarını kuma gömmüşler ya da duymak istediklerinin dışında hiçbir şey duymuyorlar, kulaklarını kapatmışlar. Devlet yöneticilerinin kullandığı kriptolu telefonlar bu kişilerin tamamen kendi aralarında yaptıkları konuşmalar için kullanılıyor. Kendi aralarındaki yapılan görüşmeler dinlenmiş, problem orada. Bu tamamen casusluk faaliyetidir. Vatandaşın kullanacağı telefonlarla ilgili proje sürüyor. 2016 yılının haziran ayında bitmesini amaçlıyoruz. Proje başarıyla sonuçlandırıldığında vatandaşlarımız kendi aralarında kriptolu konuşabilecek. Bu telefonların dinlenememesine yönelik dünyada en gelişmiş kripto çözücü cihazların çözme kabiliyetinin 3 katı kadar güvenlik sistemi geliştirdik. Dolayısıyla kripto çözücü cihazlarla bu kriptolu telefonun dinlenebileceğine inanmıyorum."
Hürriyet

Fransa'da Hükümet Krizi
Fransa Başbakanı Manuel Valls'in ekonomiyi ve rekabeti canlandırmak amacıyla hazırlanan ve "Macron Yasası" adıyla anılan torba yasanın parlamenterlere takılma riskinin artması üzerine, metnin oylama yapmaksızın kabulüne olanak tanıyan bir mekanizmayı harekete geçirmesi, siyasi krize neden oldu. Valls'in, hazırlama aşamasından bu yana tartışılan, süreç içinde odağı ve kapsamı değişen yasa için Fransa Anayasası'nın 49. maddesinin 3 fıkrasını devreye sokarak meclisi bypass etme yolunu seçmesinde kendi grubundaki bazı parlamenterlerin yasaya yönelik çekinceleri etkili oldu. Yasanın geçmesinin riske girdiğini gören Valls bu maddeye sığınırken muhalefet gensoru önergesi verdi. Bugün akşam saatlerinde yapılacak oylamada önerge mutlak çoğunlukla kabul edilirse Valls hükümeti istifa etmek zorunda kalacak. Hükümetin düşmesi için 289 oy gerekiyor. Yapılan öngörüler ise normal şartlarda gensoruya destek oylarının 237 civarında olacağı yönünde. "Macron Yasası", polemik yaratan pazar günü çalışma, otobüs taşımacılığı, bazı meslek kollarının liberalizasyonu, ordunun ekipman kiralayabilmesi, işletmeler arası borçlanma gibi birbirleriyle çok bağlantılı olmayan unsurlar içeriyor.
Hürriyet

Petrol 10 Dolara Kadar Düşebilir
Petrol fiyatlarında yönelik en düşük tahmin geldi. Finansal analist ve ekonomist Gary Shilling, "Petrol piyasası bu durumdayken, emtianın varil fiyatının 10-20 dolar bandına gerilediğini görebiliriz" dedi. Shilling, petrol piyasasındaki arz fazlalığına karşın talepte artışın olmamasının en temel nedenlerden biri olduğunu söyledi. Shilling, "ABD ham petrol üretiminin önümüzdeki yıla kadar günlük 300 bin varil artması bekleniyor. Buna ek olarak Irak'ın Kuzey Irak ile anlaşması da dikkate alınmalı çünkü bu da günlük üretimin 550 bin varil artması anlamına gelecek" dedi. Ekonomist, "Arz artarken, talep azalıyor. OPEC, petrol talebinin 2017'de günlük 28,2 milyon varile düşerek, son 14 yılın en düşük seviyesine gerileyeceğini tahmin ediyor" diye devam etti.
Türkiye

E-Ticarette 'Kar' Patlaması
Ülke genelinde hayatı felç eden kötü hava koşulları ve kar, internete ise bereket yağdırıyor. Evden çıkamayan çoğu insan internet kullanımını en üst düzeye çıkarırken, elektronik ticareti de patlatıyor. Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Başkanı Hakan Orhun, yoğun karın elektronik ve mobil ticarete talebi artırdığını belirterek, "Kötü hava koşulları ülke genelinde internet üzerinden alışverişi yüzde 15 oranında artırdı. E-ticarete en yoğun ilgiyi üç büyükşehir gösteriyor. Başta İstanbul olmak üzere ülkeyi etkileyen yoğun kar yağışı, e-ticareti patlattı" dedi. Karlı havalarda internet üzerinden daha çok zincir, kar lastiği gibi ürünlere ilginin arttığını da dile getiren Orhun, "Kar yağınca insanlar dışarı çıkıp alışveriş yapmak yerine internet başından alışverişi tercih ediyor. Otomobillere yönelik talepler ön plana çıkarken. Kışlık kıyafet ve ısınma ürünlerine de talep artıyor. Böyle dönemlerde internetten her türlü ürünün siparişi verilebiliyor" diye konuştu. Orhun, bu dönemlerde sevkiyat sorunu yaşanabildiğini ama e-ticaret sitelerinin kargo firmalarıyla anlaşarak bu sorunu ortadan kaldırdığını da vurguladı. Hakan Orhun, Türkiye'de e-ticaret hacminin yüzde 50'den fazlasının büyük şehirlerde yapıldığını da anımsatarak, şunları söyledi: "İstanbul, Ankara ve İzmir, e-ticaretin en yaygın olduğu şehirler. Bu şehirlerde yağan kar doğrudan talebi etkiliyor. E-ticaret sitelerinin cirolarının yüzde 30-50 arasındaki cirosu İstanbul'dan geliyor. Sitelerin ciroları doğrudan etkileniyor." Sektörle ilgili istatistiklerden de bahseden Orhun, binlerce firma sayısına ulaşan sektörün, 2014'de bir önceki yıla göre yüzde 30 oranında büyüyerek 18 milyar TL'lik ciroya ulaştığını kaydetti. Orhun, 2015 yılı beklentisiyle ilgili, "2014'te olduğu gibi en az yüzde 30'luk büyüme bekleniyor. E-ticaretin ülkemizde beş yılda en az beş kat büyümesi gerekiyor" dedi.
Milliyet

Putin'den Türk Akımı İçin Kararlılık Mesajı
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, diğer projelerin ortaya çıkması halinde 'Türk Akımı Projesi'nin gerçekleştirilmesi konusunda Rusya'nın Türkiye ile işbirliği yapmaktan vazgeçmeyeceğini söyledi. Putin, Macaristan Başbakanı Viktor Orban ile düzenlenen basın toplantısında, Türkiye ile işbirliğinden vazgeçmeyeceklerini anlattı. Devlet Başkanı Putin, şöyle dedi: "Türk partnerlerimizle anlaştık, şimdi 'Hayır, Avrupa bize başka bir şey teklif etti' demek güzel olmaz, ayrıca kendimizi saçma bir duruma sokabiliriz. Bugün Avrupa Komisyonu reddetti, yarın tekrar kabul edip, daha sonra tekrar reddedebilir. Bu yüzden biz daha önce olduğu gibi ciddi uzun vadeli işbirliğini tercih ediyoruz." Putin, Rusya'nın her zaman çok güvenilir bir partner olduğunu her zamanda böyle olmaya devam edeceğini belirtti. Putin iptal olan Güney Akım projesi ile ilgili de "Güney Akım'ın yapım projesinden vazgeçmedik, yapımına izin verilmedi. Bu yüzden Rusya bu projeyi iptal etmek zorunda kaldı" diye konuştu.
Star

125 Kuruşluk Ekmeği 45 Kuruşa İndirdiler
Una gelen zamlar bahane edilerek ekmek sürekli zamlanırken, Balıkesir'de rekabet yüzünden ekmeğin fiyatı 45 kuruşa indi. Bu durum '250 gramlık ekmek 45 kuruştan da satılsa para kazanılabiliyor mu?' sorusunu sordururken, Balıkesir Fırıncılar Odası Başkanı "2 yıl önce stoklanan un kullanılıyordur. Ancak o zaman maliyet kurtarır" iddiasında bulundu. Balıkesir'de ekmeğin fiyatını 45 kuruşa indiren olaylar zincirini Balıkesir Fırıncılar Odası Başkanı Niyazi Tunç'un başlattığı iddia ediliyor. Tunç'un bir süredir marketlere 250 gramlık ekmeği 25 kuruştan sattığını iddia eden bir grup fırıncı esnaf, pazar payı kaybetmemek için mecburen indirime gittiklerini öne sürdüler. Ekmeğin fiyatı 75 kuruştan önce 60 kuruşa ardından da 50 kuruşa indi. Rekabet hız kesmeyince aynı gramajdaki ekmek 45 kuruştan satılmaya başlandı. Fırıncılar arasındaki bu rekabet en çok vatandaşları sevindirdi. Kalabalık olup evine her gün fazla sayıda ekmek alanlar, rekabetin devam etmesini istiyor. Fiyat düşürmek zorunda kalan fırıncılardan Taner Cengiz, Niyazi Tunç'un oda üyelerine sahip çıkmadığını ve alınan tarife kararına uymadığını ileri sürdü. Tunç'un kendi fırınından market ve bakkallara ekmeği 25 kuruştan sattığını iddia eden Cengiz, "Başkan böyle yaparsa biz nasıl ayakta duralım? Oda Başkanı bu uygulamasından vazgeçmediği sürece ekonomik gücümüzü sonuna kadar kullanıp rekabete devam edeceğiz. 250 gram ekmeğin maliyeti bize 57 kuruş, satışımız ise 45 kuruş. Dayanabileceğimiz yere kadar dayanacağız" dedi. Bir başka fırın sahibi Mehmet Akbaş da aylardır 50 kuruşa ekmek sattığını ifade etti. Tunç'tan geri adım atmasını isteyen Akbaş, "Sonuna kadar bu rekabeti sürdüreceğim. Boks maçı değil ki hakem araya girip mola versin. Böyle bir imkan yok" ifadesini kullandı. Rekabetin kendisiyle ilgisinin bulunmadığını iddia eden Tunç ise 45-50 kuruşa ekmek satarak maliyetlerin karşılanamayacağını, ancak 1-2 yıl önceden un stoku yapılmışsa maliyeti kurtarabileceğini dile getirdi.
Vatan

Tır'lar Yollarda Mahsur Kaldı Sebze Meyveye 'Kar Zammı' Kapıda
Yoğun kar yağışı üreticiyi de vurdu. Afyon, Bilecik, Kocaeli başta olmak üzere Anadolu'dan İstanbul Hal'ine meyve sebze taşıyan 210 TIR yollarda kaldı. Durumu fırsat bilen bazı perakende noktalarında sebzeler fahiş fiyata satılmaya başlandı. Bazı uyanık market sahipleri fiyatlardaki yükselişleri göstermemek için ürünlerin üstüne fiyatları yazılmadı. Yoğun kar yağışı, buzlanma ve yolda kalan araçlar nedeniyle 210 TIR'ın İstanbul'a giriş yapamadığını anlatan Tüm Bostan Sebze Meyve Komisyoncu ve Tüccarlar Federasyonu (TÜMESKOM) Başkanı Burhan Er, "Özellikle sebze ve yeşillikte sorun yaşanıyor. Buna rağmen hal fiyatlarında ciddi bir yükseliş yok. Ama bu gidişle yarın öbür gün olabilir. Bu işin cefasını çeken hal esnafı, nakliyeci, üreticiler olumsuz hava koşulları nedeniyle sorun yaşıyor. Sabahın 4'ünden bu yana telefonum hiç susmadı. Mağdur olan herkes arıyor" dedi. Er, zamların önüne geçmek için ekmekteki gibi sebze meyve fiyatlarının da belediyeler tarafından belirlenmesini önerdi.
Akşam

DÜNYA

'Eğit-Donat'Ta Suriyeli Muhaliflere 'Rambo' Eğitimi
Türkiye ile ABD'nin üzerinde mutabık kaldığı ve mart başında imzalanması beklenen Suriyeli "ılımlı" muhaliflerin eğitilip-donatılmasını içeren projenin ayrıntıları belli oldu. Mutabakatın en önemli ayrıntılarından birisi, eğitimin ağırlığında "Bordo bereliler" olarak bilinen doğrudan Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı Özel Kuvvetler'in etkin rol üslenecek olması. Mutabakat metnine göre bordo bereliler, Kırşehir Hirfanlı'daki Jandarma Eğitim Merkezi'nde ilk etapta 200-300 kişilik çoğunlukla ılımlı Türkmenlerden oluşan Suriyelileri eğitecek. Türk Özel Kuvvetler'e destek amacıyla ABD Özel Kuvvetleri'nden de 30 kişilik bir grup Türkiye'ye gelecek. ABD'nin bu katkısına karşılık, Türkiye'den 20 bordo bereli, Kuzey Irak'a giderek Peşmerge güçlerine verilen eğitimin kapsamını genişletecek. Mutabakat metnini Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın 1 Mart'tan önce ABD'ye yapacağı ziyaret sırasında görevine yeni başlayan Amerikalı mevkidaşı Ashton Carter ile birlikte imzalaması ihtimalinin ağır bastığı belirtildi. Pentagon Sözcüsü John Kirby de Türkiye ve ABD'nin program için bir imza töreni düzenleyeceği haberleri için ise "İmza töreniyle ilgili yapacağım bir duyuru yok. Sanırım Türk Hükümeti bu konudan bahsetti" diye konuştu.
Hürriyet

Halep İçin Ateşkes Umudu
Suriye'de Hizbullah ve İran destekli rejim güçleri, Halep'te muhaliflerin elindeki bölgeyi tamamen kuşatmak, kuzeyde iki Şii köyü etrafındaki kuşatmayı yarmak ve Türkiye'den tedarik yollarını kapatmak için saldırıları sürdürürken BM ateşkes için umut verdi. BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura, önceki gün BM Güvenlik Konseyi'ne Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'ın çatışmaları dondurma planı çerçevesinde Halep'e yönelik tüm saldırıları altı haftalığına durdurmayı kabul ettiğini söyledi. Mistura "Suriye hükümeti, Şam'dan açıklanacak bir tarihten itibaren tüm Halep'e yönelik her türlü hava ve ağır silahlarla yapılan saldırıları 6 hafta süreyle durdurmayı kabul ettiğini bildirdi" dedi. Detayları konuşmak üzere yakında Suriye'ye döneceğini belirten Mistura muhaliflerin de altı haftalık sürede roket ve havan saldırılarını durduracağını umduğunu kaydetti. BM temsilcisi, planın başarısı konusunda temkinli konuştu: "Bir yanılsama içinde değilim. Geçmişteki örnekleri dikkate alırsak bu başarılması zor bir konu. Sahadaki gerçekler çatışmaların yerel olarak durdurulması planının başka bölgelerde de hayata geçirilip geçirilemeyeceğini gösterecek." Bölgede giderek gücünü attıran Kaide bağlantılı Nusra Cephesi, BM'nin ateşkes teklifini reddederken İstanbul merkezli Suriye Ulusal Koalisyonu planın detaylarını ve rejimin fiiliyatta ne yapacağını görmek istediklerini vurguladı. Halep Askeri Konsey Başkanı Zahir Sakit ise El Cezire'ye "Bu bir tuzak, plan Esad'ı güçlendirir, karar bizi bağlamaz" dedi.
Hürriyet

Özel Mahkemeler İle Şiddet Azaldı
Avrupa Parlamentosu İçişleri Genel Müdürlüğü'nün Vatandaşlık Hakları ve Anayasal İlişkiler birimi, başta tecavüz olmak üzere kadına şiddeti engellemek adına dünyada ortaya konan en iyi politikaları inceledi. Milliyet'in incelediği, 2013 tarihli "Toplumsal cinsiyet eşitliği: Dünya çapında tecavüzü önlemenin ve tecavüz kurbanı kadınları desteklemenin en iyi örnekleri" adlı raporda, tecavüzün kadın ve erkek arasındaki eşitsizliğin bir göstergesi olduğu vurgulanıyor. Gerekli politikaların hiçbir toplumda tam olarak uygulanmadığı belirtilirken başarılı projeler sıralanıyor. AB üyeleri için yapılan öneri ise, tecavüzün 'işkence' ve 'insan hakkı ihlali' olarak değerlendirilmesi. Türkiye'de olduğu gibi güçlü bir ataerkil toplum yapısına sahip olan Meksika, yaptığı yasal düzenlemeyle raporda örnek ülke olarak gösteriliyor. Erkek egemenliğine dayalı bir toplum yapısı görülen Meksika'da 2007'de yapılan ve 2012'de geliştirilen 'Kadınlara şiddetin olmadığı bir hayatı garantilemek için genel kanun', kadına uygulanan herhangi bir şiddetin cinsiyet temelli ve sistematik olduğunu yasalaştırması açısından önemli. Meksika'da kadınların yüzde 80'inden fazlası ailesinde, iş yerinde, toplumda veya kamu alanında şiddete maruz kalıyor. 2012 ve 2013 arasında şiddetten ötürü 3 bin 892 kadın öldü; ülkede her gün beş kadın ölüyor. Kanunun uygulanmasında ülkenin federal yapısı, merkez ve eyalet yönetimleri arasındaki kopukluklar nedeniyle yetersizlikler görülse de, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yasalarda yer alması ve devletin sorumluluğunu vurgulaması açısından başarılı. Kanunda devletin sorumluluğunun, 'tecavüzcülerin cezasız kalmaması' olduğunun belirtilmesi mihenk taşı niteliğinde. Kongre üyesi ve ülkenin önde gelen feministlerinden Marcela Lagarde öncülüğünde, 2008'de kadına şiddet uzmanları ve araştırmacılardan oluşan 60 kişilik bir ekip, feminist organizasyonların yardımıyla bu kanunu hazırladı. Lagarde, kadınların öldürülmesini, "kadınlara karşı sistematik bir şiddetin, toplumun kökenlerine nüfuz etmiş kadın-erkek eşitsizliğinin, kadınların kamu ve özel hayatında insan haklarının ihlal edilmesinin" neticesi olduğunu kaleme aldı. Kanunda kadınlara verilen her türlü zarar, "cinsiyetçi şiddet" olarak tanımlanırken herhangi bir cinsel tacizin "erkeklerin kadınlar üzerinde üstünlük sağlamak istemesinden" kaynaklandığı belirtildi. Kadına şiddet uygulayan faillere federal kanunlar tarafından ceza verileceği ve eğitim programlarına katılacakları ifade edildi. Faillerin yargılanması, taciz kurbanlarına yardım edilmesi ve tecavüze uğrayan kadınlar için sığınak ayrılması adına federal bütçeden pay ayrılacağı kaleme alındı. Polis ve yargı sisteminde çalışanlara eğitim verileceği aktarıldı. Üniversiteler ve okullarda toplumsal cinsiyet eğitimi verilirken 2006'da kadına karşı şiddet davalarına bakması için Özel Savcılık kuruldu.
Milliyet

Halep'te 6 Hafta Öldürmeme Sözü!
Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura, Esad rejiminin Halep'e düzenlediği her türlü hava saldırısına 6 hafta ara vermeyi kabul ettiğini bildirdi. Halep yakınlarında ağır çatışmalar yaşanması üzerine bir proje gündeme getirerek, bunu Suriye hükümetine sunduğunu anlatan Mistura, "Suriye hükümeti, Şam'dan açıklanacak bir tarihten itibaren tüm Halep kentine yönelik her türlü hava saldırısı ve ağır silahlarla yapılan saldırıları 6 hafta süreyle durdurmayı kabul ettiğini bildirdi" dedi. Kendisinin bölgede taraflarla konuyu görüşmeye devam edeceğini ve ön hazırlık için Halep'e en kısa sürede bir ekip göndereceğini dile getiren Mistura, "Açık konuşmak ve geçmişteki örnekleri göz önüne almak gerekirse bir yanılsama içinde olmak istemem. Bu başarılması zor bir konu olacak" diye konuştu. Al Jazeera Türk'ün haberine göre, Halep Askeri Meclis Başkanı General Zahir Sakit karara ilişkin, 'Esad zaman kazanmaya çalışıyor, bu karar bizi bağlamaz' dedi. Kararın uygulanmasının Esad'ı daha da güçlendireceğini belirten Sakit, "İlan edilen karara dışarıdan bakılınca bizim için makul gibi gözükmekte. Oysa şayet biz Esad'a saldırmaya Halep'te ara verecek olursak rejim güçleri buradan çekilerek Hama, Dera, Şam gibi çatışma bölgelerinde birliklerimize karşı daha güçlü saldıracaktır" dedi.
Star

Bakan Eşine 'Yakın Temas'
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Chuck Hagel'in istifasının ardından Savunma Bakanlığı'na atanan Ashton Carter'ın yemin töreninde yeni bir skandala imza attı. Biden, yemin töreninde Carter'ın eşi Stephanie'yi yanına çağırdı. Carter önde konuşurken de ellerini eşinin omzuna atıp eğilerek kulağına bir şeyler söyledi. Biden'ın Stephanie Carter'la 'yakın teması', Amerikan basınında eleştiri konusu oldu. Fox sunucusu Brad Thor, "Benim eşim olsa onu yere sererdi" sözleriyle Biden'e tepki gösterirken, Daily Beast internet sitesi haberi "Biden'ın sakinleştirici iğneye ihtiyacı var" başlığıyla verdi.
Vatan

Abd Muhaliflere Hedef Bulduracak
Washington yönetimi, eğitim vermeye hazırlandığı Suriye'deki ılımlı muhalif grupları, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) militanlarına karşı sürdürülen hava operasyonlarında kullanmayı düşünüyor. Amerikan basınında çıkan haberlere göre bahar aylarında Türkiye ve Ürdün'deki üslerde eğitim verilecek muhalifler, Suriye'deki IŞİD hedeflerinin belirlenmesi konusunda ABD ordusuna yardımcı olacak. ABD'li askeri yetkililer, Kobani'de IŞİD güçlerinin yerlerinin belirlenmesinde permergelerin başarılı şekilde kullanılmasından yola çıkarak, aynı yöntemin Suriye'nin diğer bölgelerinde de uygulanabileceğini düşündüklerini belirtiyor. Plana göre eğitimi tamamlanan muhalifler 4 ila 6 kişilik gruplara bölünecek. Bu gruplara üzerine makineli tüfek ve havan topu yerleştirilmiş Toyota Hi-Lux model kamyonetler temin edilecek. Muhalifler, araçlara konulan iletişim ekipmanları ve GPS izleme cihazlarıyla belirledikleri IŞİD hedefinin koordinatlarını ABD'ye iletecek. Bombardıman uçakları da hedefleri vuracak. Yetkililer planla ilgili tek kaygının, muhaliflerin Devlet Başkanı Beşar Esad'a bağlı güçleri IŞİD'çi gibi hedef göstermesi ihtimali olduğunu vurguluyor. ABD, ılımlı muhaliflerin Suriye'de sadece IŞİD'le savaşmasını istiyor.
Vatan

Şimdi De Elektrikçi Skandalı
İsrail'de Devlet Denetleme Kurulu'nun, başbakanlık rezidansında yapılan harcamalarla ilgili yayınladığı rapor yeni bir skandal patlattı. Raporda, eşi Sara Netanyahu'nun konutta kullanılan şişelerin depozitolarını 'harçlık' yaptığının ortaya çıkmasıyla zor durumda kalan Başbakan Benjamin Netanyahu'nun, başbakanlık konutundaki tadilat işlerini, yakın bir arkadaşına verdiği belirtiliyor. Netanyahu ailesinin yakın dostu olan elektrikçi Avi Faşima'nın, 2009'dan bu yana rezidansın tadilat işlerini üstlendiği belirlendi. İktidardaki Likud Partisi'nin eski merkez komite üyelerinden olan Faşima'nın yönetmeliğe göre, Netanyahu'ya olan yakınlığı nedeniyle işleri alamaması gerekiyor. Ancak belgeler, Netanyahu'nun tuttuğu tamiratçının işler için Faşima'yı kiraladığını gösteriyor. Raporda 2009'dan bu yana Faşima'nın özellikle resmi tatillerde konutta ortaya çıkan 'acil sorunlar' için çağrıldığı ve normalden çok yüksek ödemeler aldığı belirtiliyor. Netanyahu'nun son gelişmeler ışığında devlet harcamalarını usulsüz kullanmaktan hakkında soruşturma açılabileceği söyleniyor.
Vatan

Türkiye'den Vazgeçmeyiz
ABD ile Avrupa Birliği'nin kıskacındaki Moskova yönetimi, 'Türk Akımı' projesi konusunda Türkiye ile olan işbirliğinden vazgeçmeyeceğini duyurdu. Açıklamayı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bizzat yaptı. Putin, diğer projelerin ortaya çıkması halinde bile 'Türk Akımı Projesi'nin gerçekleştirilmesi konusunda Rusya'nın Türkiye ile işbirliği yapmaktan vazgeçmeyeceğini bildirdi. Putin, Macaristan Başbakanı Viktor Orban ile düzenlenen basın toplantısında, Türkiye ile ilgili soruyu şu sözlerle yanıtladı: "Türk partnerlerimizle anlaştık, şimdi 'Hayır, Avrupa bize başka bir şey teklif etti' demek güzel olmaz, ayrıca kendimizi saçma bir duruma sokabiliriz. Bugün Avrupa Komisyonu reddetti, yarın tekrar kabul edip, daha sonra tekrar reddedebilir. Bu yüzden biz daha önce olduğu gibi ciddi uzun vadeli işbirliğini tercih ediyoruz." Putin, Rusya'nın her zaman çok güvenilir bir partner olduğunu, her zaman da böyle olmaya devam edeceğini belirtti.
Akşam

POLİTİKA

Kadınlığı Provokasyon Unsuru Yaptılar
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Pakistan gezisi dönüşü uçakta kendisine eşlik eden gazetecilerin sorularını yanıtladı. Meclis'te yaşanan kavgaya ilişkin Davutoğlu, "Dün Meclis'te olan da sadece engellemek için. İki kadın milletvekili, Özgecan olayından sonra öyle bir intiba vermek istiyorlar ki kadın milletvekilleri gidip kürsüyü işgal ediyor. Kadınlığı neredeyse bir provokasyon unsuru olarak kullanıyorlar" yorumunu yaptı. Davutoğlu'nun değerlendirmeleri şöyle: DÜN Meclis'te olan da, sadece engellemek için. Sürekli grup önergeleri veriyorlar. 10 saat grup önergesi tartışılıyor. Sonra bizim grup önergemiz de bu tartışmalar bitip, hani yasaya geçilecekken, iki HDP'li milletvekili hanım kadın milletvekili, Mustafa Elitaş'ın konuşmasında kürsüye geliyorlar. Yani Mustafa Elitaş, normal konuşmasını yapıyor. Onu itiyorlar. Ayşenur Hanım, Meclis Başkanvekili, onun kürsüsünü, daha yukarıdaki kürsüyü işgal etmek için oraya saldırıyorlar. Arbede orada çıkıyor. Ve CHP milletvekili Mahmut Tanal çıkıyor. Oraya saldırıyor. CHP–HDP arasında bir alanda işbirliği, MHP de destek veriyor. İç Güvenlik Paketi'ni daha önce bir hafta erteledik ve ben Meclis'te grup toplantısında dedim ki bir hafta düşünme şansı, getirin söyleyin değiştireceğiz, yani biz dogmatik bir tavır içinde değiliz. Yalnız şunu söyleyeyim şu husus Avrupa Birliği'nin esaslarına aykırı, şu evrensel demokratik ilkelere aykırı, şu dünyada hiçbir yerde uygulanmıyor bize getirin biz bunu değiştirelim. Ama bulamadılar, bulamayınca işte gerginlik çıkarıyorlar ve öyle bir planlı bir şey ki İki kadın milletvekili, Özgecan olayından sonra öyle bir intiba vermek istiyorlar ki kadın milletvekilleri gidip kürsüyü işgal ediyor. Kadınlığı neredeyse bir provokasyon unsuru olarak kullanıyorlar. Özgecan olayı dolayısıyla psikoloji yükselmişken AK Parti kadına saldırdı olsun istiyorlar. Peki kürsüde konuşan AK Parti Grup Başkanvekili'ne sen niye müdahalede bulunuyorsun? Peki yerinden dinlemesi gereken kadın veya erkek milletvekilinin kürsüde ne işi var? Peki kürsüde Meclis Başkanlığı'nda oturan Ayşenur Bahçekapılı kadın değil mi? Çıkıyorsunuz ona saldırarak onun elindeki çekici almaya çalışıyorsun. Mahmut Tanal'ın bütün bu paralel yapıyla ilişkisi bilinmiyor mu? Her gün televizyonlara çıkıp, Bank Asya olayı oluyor o gidiyor konuşuyor, bilmem başka olay oluyor o gidip konuşuyor ve dün Ayşenur Hanım'a, o da kadın, peki ona niye erkekler gidip elindekini almaya çalışıyor? Ondan sonra arbede çıkıyor. Yani Meclis'in de bir adabı var, bir şeyi var, Meclis'in çoğunluğunu bir parti oluşturacak ama küçük bir azınlık Meclis kürsüsünü işgal edecek. Böyle şey olur mu? Dikkat edin nasıl bir algı operasyonu. Yani kadın milletvekilleri üzerinden tekrar şiddet uygulanıyor kadına Meclis'te gibi bir algı oluşturma çabası, tesadüf değil bu.
Hürriyet

'Zorbalıkla Kabul Ettirmek İstiyorlar'
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM'de yaşanan arbede için, "Sokakta halkına, mecliste muhalefete saldıran bir zihniyet Şiddet devletini zorbalıkla kabul ettirmek için mecliste terör estirmek, vekillerine saldırmak, halka yaşatacaklarının başlangıcıdır" dedi. Kılıçdaroğlu, sosyal medya platformu twitter üzerinden yaptığı açıklamada, "Sokakta halkına, mecliste muhalefete saldıran bir zihniyet Bu iktidarın uyguladığı tek yasa şiddet, haksızlık ve hukuksuzluk yasasıdır! Şiddet devletini zorbalıkla kabul ettirmek için mecliste terör estirmek, vekillerine saldırmak, halka yaşatacaklarının başlangıcıdır. Milletin vekillerinin meclis çatısı altında can güvenliği yokken AKP'nin, milleti korumak için yasa çıkarma yalanına kimse inanmaz" dedi.
Milliyet

Kendi Kendilerini Darp Etmişlerdir
AK Parti Grup Başkanvekili Elitaş, önceki akşam TBMM kapalı oturumunda yaşanan kavgayla ilgili basın toplantısı düzenledi. CHP, MHP ve HDP'nin ittifak halinde paketi engellemeye çalıştığını söyleyen Elitaş, şunları anlattı: Ben konuşmaya başlarken HDP'li Sebahat Tuncel ve Pervin Buldan gelerek kürsüde bana taciz uygulamış, beni kürsüden uzaklaştırmaya çalışmışlardır. Yaptıkları basın toplantısında beni sözlü hedef göstererek sanki kadın milletvekillerini kürsüden uzaklaştırmaya çalışan benim gibi göstermeye çalışmışlardır. HDP'nin taşeronu olarak CHP ve MHP yarış içindedir Sokaklarda eylemler yapıp, çocukları polisin önüne atan, onları kullanarak eylemlerini gerçekleştirmeye çalışanlar, maalesef iki kadın milletvekilini kürsüde konuşan bana karşı taşeron olarak kullanarak kürsüyü işgale kalkmışlardır. Bunlar hep bu şekilde hem çocukları hem kadınları kullanarak farklı zafiyeti gündeme getirmeye, bu insanları kullanarak hedeflerine ulaşmayı hedeflemektedirler. Sebahat Tuncel beni iteklemiştir, HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken bana yumruk sallamıştır. HDP'liler bu işi bir senaryo haline getirmişler ve iki milletvekilini figüran olarak kullanmışlardır. Tuncel ve Buldan'ı ben konuşurken kürsüye gönderip, beni uzaklaştırmaya çalışmışlar ve arkadan da HDP'li milletvekilleri bana saldırmaya yeltenmiştir. Bir milletvekili Başkanlık Divanı'nı işgal etmiştir. Başkanlık çanını alıp milletvekillerine atmaya gayret etmiştir. Hüsamettin Zenderlioğlu, sandalyeyi milletvekillerinin üzerine fırlatmaya çalışmışlardır. Zeytinyağı gibi üste çalışmaya gayret ediyorlar. Öyle inanıyorum ki iki kadın milletvekili kendilerini darp etmişlerdir. Hiçbir AK Parti'li milletvekili, onlara fiili saldırı yapmamıştır. Onlar bize fiili saldırı yapmışlardır. Herhalde bu işte başarılılar ki kendilerine verilen rolü çok iyi oynamışlar, 'darp edildik, vücudumuz morardı' diyorlar. Anladığım kadarıyla bunlar kendilerini darp etmişlerdir. Hiçbir AK Parti'li milletvekili, hiçbir milletvekiline ve özellikle kadınlara dokunmayı kendisine yediremez ve yakıştıramaz."
Vatan

İsrail'den Gelen Parayı Hesaba Atın
CHP'nin paralel yapıyla kuruduğu seçim ittifakı deşifre oldu. CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran'ın Kemal Kılıçdaroğlu adına yürüttüğü para trafiğinde İş Bankası'ndan hortumlanan milyonlarca doların önce işletilmesi için paralel yapıya aktarıldığı ardından da seçim harçlığı olarak İsviçre Bankaları üzerinden geri alındığı ortaya çıktı. Fuatavni'nin deşifre olmasıyla ortaya çıkan görüşme kayıtlarında paralel yapının İsrail ve ABD'den aldığı paraları seçim harçlığı olarak CHP'ye aktardığı da takıldı. CHP-paralel yapı ortaklığının milyonlarca doları hükümete darbe girişiminin aktörlerine aktardığı tespit edildi. Soruşturma yedim diyen Zekeriya Öz'e 250 bin, TİB'in tutuklanan eski başkanına 1.2 milyon dolar verilmiş. Uslu paraları soran Kılıçdaroğlu'nu da 'hocadan korkun. Bilgileriniz hocanın bilgisayarcısın da' diye tehdit ediyor.
Akşam

Hiç Olmazsa Bunlar Layığını Buldu Derler
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ATO Kültür ve Kongre Merkezi'nde AFAD'ın 22 yeni deposunun açılış törenine katıldı. Mersin'de Özgecan Aslan'ı katleden canilere yargı tarafından en üst düzeyde ceza verilmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Milletin vicdanının böyle bir olaydan sonra rahatlaması söz konusu değil. Ama hiç olmazsa 'bunlar da layığını buldu' derler" diye konuştu. Türkiye'deki kamplara yerleştirilen çok sayıda Suriyeli'nin de katıldığı açılışta konuşan Erdoğan şunları söyledi: "Biz diyoruz ki, yargı üzerine düşen görevi yapması gerekir ve bunun fail ve faillerine gereken cezayı en üst düzeyde vermek durumundadır. Çünkü bu milletin vicdanının böyle bir olaydan sonra tabii rahatlaması söz konusu değil, ama hiç olmazsa "bunlar da layığını buldu" derler." "Sokaklara çıkıp da, Özgecan'ımızı istismar edenler, önce kendilerine bir baksınlar. Mehmet Bey'in ve eşinin verdiği mesajlardan onlar da nasibini alsınlar. Terör estirerek savunmasız insanları öldürmenin ne denli bu ülkede bir felaket olduğunu, bir denaet olduğunu, bir cinayet olduğun anlasınlar. Onun için çözüm süreci değdiğimiz olay çok çok önemli. Çözüm sürecinde de işte biz bu huzuru arıyoruz. Çocuğun masumiyetine el uzatan hele onun canına kasteden herkes alçaktır, canidir. Suriye'de, Filistin'de, Mısır'da, Irak'ta, içlerin de çocukların da olduğu masumları katleden herkesi lanetliyorum. Misafirlerimiz için harcadığımız kaynak 5.5 milyar doları buldu. Bunun 256 milyon dolar gibi çok cüzi bir kısmı dışarıdan geldi. Şu anda Türkiye'de 2 milyon, Avrupa'nın tamamında 130 bin Suriyeli bulunuyor. Hani insan hakları, hani insan hakları evrensel beyannamesi, hani siz mazlumlara sahip çıkıyordunuz. Bir araya geldiğimiz zaman bizi pohpohluyorlar. "Yaptıklarınız her türlü takdirin üstündedir" diyorlar. Ama iş paraya gelince ortada yoklar. Paradan bahset paradan, hiç paradan bahsetmiyorsun.
Akşam


SPOR

Royal Halı Türkiye Kupası çeyrek finalinde Fenerbahçe Ülker, ev sahibi Royal Halı Gaziantep'i 73-72 yenmeyi başardı, adını yarı finale yazdırdı. Sarı-lacivertli ekip, iki hafta önce aynı salonda lig maçında farklı yendiği rakibi karşısında bu kez oldukça zorlandı. İlk çeyrek adeta maçın ısınma turuydu, iki takım da savunmada fazla takılmadı. İki takım da potaya giderek rahat skor üretti, ilk periyot 23-23 bitti. Ancak bu maçın böyle gitmeyeceği belliydi. İki takımın da iki 4 numaralı düzenlere dönüşü avantajı Fenerbahçe'ye geçirdi. Bu düzende oynamaya daha alışkın olan sarı-lacivertli ekip, farkı 4 sayıya çıkardığı devreyi 41-39 üstün tamamladı. Fenerbahçe, adam değişmeli savunması ile Royal Halı Gaziantep'i düzenden çıkardı, 44-44'ten sonra bulduğu 9-0 ile arayı açtı. Ev sahibinin guardı düşmek üzereyken, Goudelock'ın yaptığı top kaybı sonrası kolay bir basket ile krizden çıkan Gaziantep, ardından Altan'ın sayılarıyla rüzgarı lehine çevirmeyi başardı, sarı-lacivertli ekip bu çeyrekte 6 top kaybı yapınca 53-53'te bir kez daha skoru dengelemeyi başardı. Son çeyreğine 56-56 girilen maçta günün başarılı isimlerinden Colloway, Antep'i öne geçirmeyi başardı ama stresin iyice arttığı anlarda, Fenerbahçe'nin çok sakin kalan iki ismi vardı. Önce Preldzic, art arda potaya giderek takımını öne geçirirken, Avrupa'nın en formda 4 numarası olarak gözüken Bjelica iki üçlüğüyle farkı 5 sayıya çıkardı. Ancak Antep 4 kısayla baskıyı artırıp, rakibinin hücumlarını yine bozmayı başardı, Fenerbahçe'de Zisis, ceza şutlarını sokamayınca, son saniyede kazanma fırsatı da yakaladı. Ancak Stevic, Lakovic'ten aldığı pasta şut yerine turnikeyi tercih edince, normal sürede topu elinden çıkaramadı, Fenerbahçe Ülker 73-72 ile yarı finale çıktı.
Milliyet

Bu sezon Avrupa arenasında yer alamayan Fenerbahçe, istatistikleriyle bu alanda adından söz ettiriyor. Süper Lig'de geride kalan 20 haftada kalesinde 14 gol gören Sarı-Lacivertli takım, ligde oynadığı son 7 maçta ise kalesinde sadece 1 gol gördü. Maç başına 0.7 ortalamasıyla oynayan Fenerbahçe, bu özelliğiyle İspanya La Liga'nın lideri Real Madrid, İngiltere'nin zirvesindeki Chelsea, Fransa devi Lyon ve Hollanda'nın büyüklerinden PSV gibi önemli takımları geride bıraktı. Bu tabloda sakatlığının ardından 9.5 ay sonra sahalara dönen Egemen Korkmaz ile Alves'in uyumunun büyük payı var. Egemen'in sezon başında sakatlığı nedeniyle oynamadığı dönemde 13 maçta kalesinde 13 gol gören Sarı-Lacivertliler, milli futbolcunun dönüşünün ardından oynadığı 7 maçta kalesinde sadece 1 gol gördü. 7 maçın 6'sında Egemen'in partnerliğini yapan Bruno Alves de İsmail Kartal'ın vazgeçilmezleri arasına girdi. Fenerbahçe'de son haftalarda kanat oyuncularının da yükselen form grafiği dikkat çekiyor. Ligde 15 maçlık periyotta Caner'in sadece 3 asisti bulunurken; Gökhan'ın asisti yoktu. Son 5 maçlık periyotta ise Caner Erkin 1 gol, 3 asistlik performans sergiledi ve 15 maçtaki asist sayısına 5 maçta ulaşmış oldu. Gökhan Gönül de 5 maçta 2 asist yaparken, 2 gole katkıda bulunmayı başardı. Kartal, iki futbolcuyla da özel ilgilenerek, motive ediyor.
Star

Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi 2. tur ilk maçında Liverpool'a konuk oluyor. Anfield Road'da TSİ 22.05'te başlayacak karşılaşmayı Polonyalı hakem Szymon Marciniak yönetecek. Siyah-Beyazlılar, Liverpool deplasmanından iyi bir sonuçla ayrılarak, 26 Şubat Perşembe günü İstanbul'da oynanacak rövanş mücadelesi için avantaj sağlamaya çalışacak. Kartal'da, Ersan, Motta ve Veli sarı kart sınırında. Liverpool'da cezalı Markovic oynamıyor. Morenoda sarı kart cezası sınırında yer alıyor. Beşiktaş'ı 2007-2008 sezonunda 8-0 yenen Liverpool, Türk takımlarıyla bugüne kadar kendi sahasında oynadığı 5 karşılaşmada yenilgi yüzü görmedi. Trabzonspor ise Avrupa Ligi 2. tur ilk maçında Napoli'yi ağırlayacak. Avni Aker Stadı'nda saat 20.00'de başlayacak karşılaşmada Portekizli hakem Manuel Jorge Neves Moreira De Sousa düdük çalacak. Bordo- Mavili ekip, İtalyan rakibi karşısında 26 Şubat'ta deplasmanda yapacağı rövanş maçı için avantajlı bir skorla sahadan ayrılmayı hedefliyor. Avrupa kupalarında 120. maçına çıkacak olan ve daha önce sahasında Liverpool, İnter, Barça gibi devleri deviren Trabzonspor, bugüne kadar 46 galibiyet, 31 beraberlik ve 42 de yenilgi aldı. Avrupa arenasında rakip fileleri 158 kez havalandıran Bordo-Mavililer, kalesinde de 158 gol gördü.
Star

PSG-Chelsea Şampiyonlar Ligi maçı öncesi Paris metrosunda Chelseali taraftarlar, büyük bir insanlık ayıbına imza attı. Ancak "Şikeye-ırkçılığa sıfır tolerans" diyen UEFA, Parc des Princes Stadı'na metro ile giden Chelseali taraftarların ırkçı hareketlerine ceza veremiyor. Afrika kökenli bir yolcuyu vagona almayan İngiliz taraftarlar, "Biz ırkçıyız, evet biz ırkçıyız. Bizim sevdiğimiz yol bu" tezahüratları bile yaptı. Holiganlar, aynı şekilde metroya binmek isteyen Afrika kökenli bir bayan yolcuyu da trene almadı. Peki bu olayın cezası ne? Hiçbir şey. Sadece Chelsea Kulübü olay hakkında sadece "İğrenç" açıklaması yaparken bu davranışı yapan taraftarların en ağır şekilde cezalandırılacağını duyurdu. UEFA'dan cılız bir tepki geldi. UEFA yetkilileri, "Olay bizim yetki sınırımızın dışında meydana geldi" dediler. Yani ırkçı holiganlar ve Chelsea kulübüne herhangi bir müeyyide uygulanmayacak. UEFA'dan yapılan açıklamada, "Bu yerel otoritelerin yetki alanına giriyor. UEFA, yerel polisin alacağı her kararı destekleyecek" ifadesi kullanıldı. Bu arada Metropolitan Polisi, tespit edebilirlerse holiganları futboldan men edip, Fransız polisine yardım edeceklerini açıkladı. Paris savcılığı ise dün holiganlarla ilgili soruşturma açtı.
Akşam

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme