24 Şubat 2015 Salı

24.02.2015 Genel Gündem


GÜNDEM 

Yeni Fotoğraf 
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 38 personelinin Süleyman Şah Saygı Karakolu'ndan Türkiye'ye getirilmesi ile sonuçlanan "Şah Fırat Operasyonu" bölgede ortaya yeni bir güç denklemi çıkarıyor. Türkiye için kağıt üzerinde halen "PKK'nın uzantısı terör örgütü" olarak görülen PYD/YPG, yeni fotoğrafa, Türkiye ile "aynı koalisyonun etkin bir üyesi" olarak yansıyor. Şah Fırat Operasyonu, PYD-Ankara diyaloğunu artıracağı gibi, uluslararası koalisyonun IŞİD karşıtı yeni stratejisinin ilk adımı da olabilir. Türkiye, Süleyman Şah Saygı Karakolu'yla ilgili endişeli durumu bir yıldır yaşıyordu. Genelkurmay, karakolun boşaltılması talebini ilk kez Şubat 2014'te hükümetin gündemine getirmişti. Şubat ve mart ayı boyunca hem MGK'da hem güvenlik zirvelerinde konu masaya yatırılmıştı. Dışişleri Bakanlığı'nda yapılan üst düzey toplantılarda da "boşaltma planları" konuşulmuştu. Ancak karakolun bulunduğu bölgedeki tansiyon, "çatışmasız tahliye"yi imkansız hale getiriyordu. "Mart 2014'te karakolu boşaltmayan Türk Silahlı Kuvvetleri şimdi ne oldu da düğmeye bastı?" sorusunu yönelttiğim bir uzman şunu söyledi: "Hava operasyonu ile kurtarma ihtimal dahilinde değildi. Çatışma çıkmadıkça hava unsurlarının kullanılması hiç düşünülmedi. Karada ise yol güvenliği önemliydi. Kobani ve çevresi tamamen güvenli hale gelene dek böyle bir operasyon çatışma riski olmadan yapılamazdı. Kobani koridoru, tahliye operasyonunun anahtarı oldu." Türkiye, iki nedenden dolayı PYD'yi "terör örgütü" olarak görüyor. İlki, PKK'ya tavır almaması, hatta aynı örgüt gibi davranması. İkincisi ise Esad'la ilişkisi. O nedenle PYD ile resmi "işbirliği" içine girmek ya da işbirliği içinde görünmek istemiyor. Ancak, tablo ortada. Şah Fırat Operasyonu, fiili olarak PYD'yle birlikte yapıldı. PYD'nin destek bir yana, seyirci kalması bile operasyon açısından hayatiydi. Türkiye, operasyon beklentilerini ve atacağı adımları geçen hafta Ankara'ya gelen PYD'lilere iletti. PYD, başta zamanlamaya itiraz etse de koalisyonun da devrede olması sayesinde mutabakata varıldı. PYD Lideri Salih Müslim geçen hafta, Kobani Kantonu Başkanı Enver Müslim de pazar günü Türkiye'deydi. Türkiye, PYD ile bu süreçte sorunsuz işbirliği yaptı. PYD de TSK unsurlarının Süleyman Şah Saygı Karakolu'na güvenli geçişi açısından üzerine düşeni bir "koalisyon görevi" olarak yerine getirdi. PYD-Türkiye ilişkileri açısından bir önemli detay da Şüleyman Şah emanetlerinin yine Suriye topraklarında, yani Eşme köyünün Suriye tarafında tutulacak olmasında Türkiye'nin buradaki temel amacı, bayrağını yine Suriye sınırları içinde dalgalandırmaya devam etmekti. Temel uluslararası hukuk normları, Suriye'nin Eşme köyünde bir arazinin Türkiye tarafından seçilip, Süleyman Şah Türbesi inşaatına ayrılmasını ancak "Suriye otoritesinin mutabakatıyla" mümkün kılıyor. Eşme'de ne Esad, ne ÖSO, ne de IŞİD var. Eşme'nin kontrolü PYD'de. Haliyle de Türkiye'nin yarattığı bu "fiili durum"un hiçbir krize yol açmaması, PYD ile bir mutabakata varılmasından kaynaklanıyor. Daha açık ifadeyle, arazi PYD'nin yönettiği Kobani Kantonu tarafından tahsis edildi. Musul Başkonsolosluğu mensupları kurtarıldıktan sonra Türkiye'nin IŞİD ile mücadelesinde tek bağlayıcı unsur, Süleyman Şah Türbesi'nde görev yapan 38 personelin durumuydu. Bu sorunun çözümü, Türkiye'nin IŞİD'e karşı tavrının daha da netleşmesi gibi bir siyasi sonuç doğuracak. Suudi Arabistan ve ABD'de yapılan terörle mücadele zirvelerinde de IŞİD'le mücadele konusunda yeni kararlar alındı. ABD öncülüğündeki uluslararası güçler, Irak'ta Peşmerge ile yaptığı işbirliğinin bir benzerini IŞİD'e karşı PYD ile yapmaya başladı. Haliyle, Türkiye'nin bir koalisyon üyesi olarak Peşmerge ile ilişkisinin bir benzeri, uluslararası koalisyonun en güçlü yerel kara gücü PYD ile de yaşanabilir. Koalisyonun verdiği güvencelerle PYD Esad'a da mesafe koyarak Türkiye'nin beklentilerinden ilkini karşılayacak gibi görünüyor. Türkiye'nin, PYD'nin PKK ile ilişkisi konusundaki kaygıları da ancak Çözüm Süreci'nin başarısı ve PKK'nın silah bırakması ile giderilebilecek boyutta
Hürriyet


Otobüs Dehşeti: 2 Ölü, 8 Yaralı 
Sarıyer'de gaz pedalı takılan belediye otobüsü dehşet saçtı. Yol boyunca 6 aracı biçen otobüs, kaldırıma çıkarak 2 kişiyi ezdi. Ortalığı savaş alanına çeviren kazada 8 kişi de yaralandı. İstanbul'da geçtiğimiz aylarda kazaya karışan toplu ulaşım hizmeti veren otobüslerden biri bu kez de Sarıyer'de terör estirdi. İstanbul Otobüs A.Ş.'ye ait Tarabyaüstü-Kabataş seferini yapan Fikret Gülbahar'ın kullandığı 34 KB 0101 plakalı 29C numaralı İETT otobüsü, Sarıyer Kireçburnu Mahallesi Arabayolu Caddesi üzerinde kalabalığın arasına daldı. Gaz pedalı takılı kalan dev otobüs, caddedeki araçlara çarparak son sürat ilerledi. Otobüs, yol üzerinde park halinde bulunan 2 kamyonete, ardından da bir servis minibüsüne çarptı. Hızla yola devam eden otobüs bir başka kamyonet ve iki otomobile çarptıktan sonra kaldırıma çıkarak durabildi. Kaza sırasında kaldırımda yürüyen Sevim Paralı (59) ve Gül Fürriye Düzgün (48) otobüsün altında kalarak hayatını kaybetti, 2'si ağır 8 kişi yaralandı. Olay yerine gelen polis çevrede güvenlik çemberi oluştururken yaralılar çevre hastanelere kaldırıldı. Otobüs altında kalarak hayatını kaybeden iki vatandaş ise itfaiye ekiplerinin çalışması sonucu çıkartıldı. Tam gaz dehşet saçan otobüsün şoförü Gülbahar'ın, direksiyon başında kalp krizi geçirdiği iddia edildi. Ancak yetkililer, ilk incelemelere göre otobüsün gaz pedalının sıkıştığını söyledi. Otobüs şoförü ise, polise verdiği ilk ifadesinde otobüsü ancak araçlara çarptırarak durdurabildiğini söyledi. Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, kaza yerine gelerek incelemelerde bulundu. Genç, kazanın neden olduğu ile ilgili kesin bilgi olmadığını belirterek, "Kazanın oluş nedeni ile ilgili farklı söylentiler var. Şoförün rahatsızlandığı söyleniyor. Otobüsün sisteminde arıza meydana geldiği de söyleniyor. Bunlar söylenti. Kazanın nedeni incelemelerin ardından ortaya çıkacak" diye konuştu.
Milliyet

EKONOMİ

Gram Altın 95, 6789 -95, 8662                                      
ABD Doları 2, 4719-2, 4760/ 
Euro 2, 8029 -2, 8077/ 
İngiliz Sterlini 3, 8192-3, 8288              

Mısır Ve Libya'dan Türklere Veto 
Türkiye'nin Suriye, Mısır ve Libya politikalarından rahatsız olan bölge ülkeleri, sert kararlara imza atıyor. Mısır Ulaştırma Bakanlığı'nın daha önce açıkladığı "Türkiye'yle 2012'de imzalanan ve süresi 29 Nisan 2015'te bitecek 'Ro-Ro' anlaşmasının yenilenmeyeceğine" dair kararından geri atmayacağı belirtilirken, Libya'daki Tobruk Hükümeti de bu ülkede projesi olan bütün Türk şirketlerinin ülkeyi terk etmesini istedi. Türkiye ve Mısır arasında 2012 yılında, Türkiye'nin Körfez ülkelerine gıda malzemeleri, elektronik cihazlar, tekstil ürünleri ihracatını kolaylaştırmak amacıyla İskenderun- Port Said Ro Ro hattının kurulmasını sağlayan anlaşma imzalanmıştı. Türkiye bu adımı, Suriye'deki iç savaş nedeniyle Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkelerine ihracatının aksaması üzerine atmış, Mısır da olumlu yanıt vermişti. Ancak, Mısır'daki askeri darbeye karşı en sert leştirileri dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın getirmesiyle iki ülkenin arası açılmıştı. İş dünyası bu anlaşmanın yenilenmemesinin aslında iki ülkenin de zararına olduğunu belirtse de Mısır Hükümeti'nin ilgili bakanları anlaşmayı uzatmayacaklarını açıkladı. Libya'daki Tobruk Hükümeti de bu ülkede projeleri olan tüm Türk şirketlerini uzaklaştırma kararı aldı. Abdullah es- Seni'nin başbakanlık ettiği Tobruk Hükümeti'nin resmi internet sayfasında yer alan habere göre, "Beyda kentinde olağanüstü toplanan geçici hükümetin bakanlarının Türk şirketlerini Libya'dan çıkarma kararı aldığı" belirtildi. Başbakan Seni, geçen hafta eş-Şarku'l Evsat gazetesine verdiği mülakatta, Türkiye'yi Libya'nın içişlerine karışmakla suçlamış ve Türk şirketlerini ülkeden çıkarmakla tehdit etmişti. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç ise geçen perşembe günü yaptığı açıklamada Türkiye'nin 17 Şubat devriminin başından bu yana Libya'nın yeniden imar ve inşası ile devlet kurumlarının kapasitelerinin geliştirilmesi için sağladığı desteğe vurgu yapmıştı.
Hürriyet

5 Senaryolu Zor Karar 
Merkez Bankası Para Politikaları Kurulu bugün faiz kararı için toplanıyor. 'Faizi indir' baskıları altında toplanacak kurulun alacağı karara ilişkin piyasada senaryolar uçuşuyor. Politika faizinde indirime kesin gözüyle bakılırken üst bant olan yüzde 11.25'te her indirimin doları baskılayacağı belirtiliyor. OCAK ayından beri sıkıntılı bir dönem yaşayan Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK), bugün yılın ikinci toplantısını yapacak. Toplantıda faiz ile ilgili karar alınacak. Piyasada 25 ya da 50 baz puanlık bir indirim olabileceği tahminleri yapılıyor. Kredileri rahatlatmak için üst bantta da bir indirim olabileceğine yönelik tahminler de var. Merkez Bankası'nın alacağı kararın siyasi kanatta ve piyasalarda nasıl karşılanacağı endişesi hakim. Başta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan olmak üzere birçok kesimden eleştiri alan Merkez Bankası Erdem Başçı başkanlığındaki PPK için bugün politika faizi, faiz koridoru alt ve üst bandında indirim yapıp yapmayacağına yönelik piyasalarda birçok senaryo konuşuluyor. Ağırlıklı olarak politika faizinde 25-50 baz puan indirim ya da politika faizinde 25, üst bantta 25 baz puan indirim olabileceği, bu kararın en temkinli duruş olacağı tahminleri yapılıyor. Eğer politika faizinde 50 puanlık indirim olursa bu sefer 7.50 olan alt bandın da indirmesi gerekecek. İşte piyasada konuşulan senaryolar: MERKEZ Bankası'nın faizleri politika faizi ve koridor üzerinden yönlendiriyor. Ocak ayında politika faizini yüzde 8.25'den 7.75'e indirdi. Bu karar eleştirildi çünkü politika faizinde yapılan indirim tüketici ve ticari kredilerdeki faizlerin düşmesini aynı oranda etkilemiyor. Politika faizindeki indirim tüketici ve ticari kredilerin faiz oranlarını aynı oranda düşürmüyor. Kredi faizlerinin inmesi için marjinal fonlama oranı olan yani üst bant olan yüzde 11.25'in inmesi gerekiyor. Bankalar tüketici ve şirketlere kredi verirken en kötü senaryoyu dikkate alıyor. Piyasalarda yaşanan dalgalanmalarda yani kötü günlerde bankalar yüzde 11.25 faiz oranı ile karşı karşıya kalıyorlar. Bunun için de yüzde 11.25'lik faizin inmesi ile kredi faizlerinde bir düşüş gündeme gelebilecek 1) Sadece politika faizinde 25 ya da 50 baz puanlık indirim yaparsa bazı analistler, piyasada kafa karışıklığının artacağı, faiz indirim sürecine yönelik anlamlı bir adım olmayacağı, kredi kanallarını açmayacağı, bu adımın Merkez Bankası'nın durumu açısından belirsizliği artıracağı yorumlarını yapıyor. Ancak bazı analistler ise bankaların maliyeti düşeceği için uzun vadeli kredilerde bir indirimin yolunu açabileceğini söylüyor. 2) Hem politika faizi hem de üst bantta 25 baz puanlık indirim yaparsa hala faiz indirim sürecinde olduğunun işaretini verecek. Hükümetin eleştirdiği kredi kanallarını bir miktar açmış olacak. Küresel likidite olumluysa faiz indireceğinin işareti verilecek. Ancak aynı zamanda riskleri de dikkate aldığını gösterecek. Analistler, aslında üst bantta indirim için Merkez Bankası'nın yeri olduğunu, içerdeki siyasi söylemler olmasaydı bu indirimin rahatlıkla kullanılabileceğini ancak üst bantta indirimin artık gevşeme olarak algılandığını dile getirdiler. 3) Piyasa uzmanları şubat enflasyonun çok olumlu gözükmediğini tahmin ediyorlar. Aslında 50+50 ya da 50+25'lik indirimin ölçülü indirim tanımına girdiğini ancak bu kararda kurun sıçrayabileceği tahmin ediliyor. Hem politika hem de üst bantta 50 baz puan indirim olursa enflasyondaki gıda ve enerjiye yönelik riskleri gözardı ettiğine yönelik bir işaret olarak da kabul da edilebilecek. 4) Sadece politika faizinde 25 ya da 50 baz puanlık indirim yaparsa bazı analistler, piyasada kafa karışıklığının artacağı, faiz indirim sürecine yönelik anlamlı bir adım olmayacağı, kredi kanallarını açmayacağı, bu adımın Merkez Bankası'nın durumu açısından belirsizliği artıracağı yorumlarını yapıyor. Ancak bazı analistler ise bankaların maliyeti düşeceği için uzun vadeli kredilerde bir indirimin yolunu açabileceğini söylüyor. 5) Hiçbir şey yapmaması sürpriz olacak. Bu durumda enşasyon ve kur riskine daha duyarlı olduğunu gösterecek. Siyasilerden eleştiri gelebilir.
Hürriyet

Tofaş Yeni Model İçin 70 Milyon Dolar Yatıracak 
Tofaş'ın FCA Italy katılımı ile yapılması planlanan hafif ticari araç mini cargo facelift projesi onaylandı. Tofaş'ın, Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) yer alan açıklamasında, Tofaş Yönetim Kurulu'nun, Tofaş ve FCA Italy katılımı ile yapılması planlanan hafif ticari araç mini cargo facelift projesini onayladığı bildirildi. Açıklamada, "2016 yılının ilk çeyreğinde üretimine Tofaş Bursa fabrikasında başlanılması öngörülen projede, homologasyon harcamaları ile birlikte yaklaşık 70 milyon dolar yatırım yapılması öngörülmektedir" ifadelerine yer verildi. Açıklamaya göre, 2016-2021 yılları arasında, büyük bir kısmı ihracat pazarlarına yönelik olmak üzere, toplam 260 bin adet araç üretimi planlanıyor. Tofaş, 19 Ocak'ta KAP'a yaptığı açıklamada Tofaş'ın Ar-Ge ve yeni modellere odaklı stratejisini sürdürdüğünü, ticari araç segmentindeki yatırımlar için kullanılmak üzere 250 milyon avroya kadar uzun vadeli dış finansman sağlayacağını açıklamıştı. Temelleri 1968 yılında Koç Topluluğu'nun kurucusu merhum Vehbi Koç tarafından atılan, Koç Holding ve FCAFiat Chrysler Automobiles'ın eşit hissedar olduğu Türk otomotiv şirketi olan Tofaş, günümüzde Fiat'ın Avrupa'daki iki Ar- Ge merkezinden biri konumunda bulunuyor. Bursa'nın ikinci, Türkiye'nin ise 6. büyük sanayi kuruluşu Tofaş, yılda 400 bin araçlık üretim kapasitesine ve 6.500 çalışana sahip bulunuyor. bugün 350 bin m2'si kapalı toplam 1 milyon m2 alan üzerinde faaliyet gösteren Tofaş, rekabet gücünü sürekli artırıyor. Türkiye'nin hem binek otomobil hem de hafif ticari araç üreten tek otomotiv şirketi olan Tofaş, Bursa Fabrikası'nda, Minicargo projesi kapsamında Fiat, Citroen, Peugeot markalarına, Yeni Doblo projesi kapsamında ise Fiat, Opel ve Vauxhall markalarına üretim yapıyor.
Türkiye

'İş Bankası Hayali Söylemle Yıpratılamaz' 
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, son günlerde piyasada spekülasyonlara yol açan İş Bankası'nın TMSF'ye devredileceğine yönelik söylemlerin gerçeği yansıtmadığını bildirdi. Zeybekci, şöyle konuştu: "Türkiye'de ekonomi hayali varsayımlarla, hayali kişilerin söyledikleriyle yönetilmez. İş Bankası, Türkiye ekonomisinin, Türk bankacılık sisteminin en önemli aktörlerinden biridir, böyle spekülasyonlarla, hayali söylemlerle yıpratılamayacak kadar güçlüdür." Banka yönetimi ise yaptığı açıklamada, "İş Bankası, kuruluşundan bu yana daima ülke menfaatlerini öne koyarak, faaliyetlerini tamamen ve sadece ticari ilkeler ve bankacılık prensipleri çerçevesinde başta Bankacılık Kanunu olmak üzere mevzuata uygun şekilde yürütmektedir. Bankamız bunun haricinde kaynağı ve gerekçesi tarafımızca bilinmeyen açıklamaların tarafı ve muhatabı değildir" dedi. Konuyla ilgili yasal yollara başvurulacağı da ifade edildi. İş Bankası'nın hisseleri, dün ilk seans açılışının ardından yüzde 3 değer kaybetti. Hisseler günü yüzde -2.1 düşüşle kapattı.
Milliyet

Kanalistanbul'un İki Yakasına 500 Bin Kişilik Yeni Şehir 
Türkiye'nin dünyayı kıskandıran vizyon projelerinden Kanalİstanbul'un detayları netleşiyor. İki bölümde ele alınan projede kanal ve etrafında oluşacak şehir ayrı ayrı konumlandırılacak. 15 milyar dolarlık yatırımın yapılacağı Kanalİstanbul için daha önce hazırlanan kentsel tasarım projeleri tekrar ele alınırken, sonrasında imar planı yapılacak. Daha önce 1.2 milyon nüfusun yer alacağı planlanan proje, yoğunluk gerekçesiyle 500 bine çekildi. 250 bin+250 bin kişi veya 300 bin+200 binlik bir şehir kanalın iki yakasına konumlandırılacak. Siluet konusu başlıca ele alınırken, Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin izlerini taşıyacak projede yüksek katlı konut olmayacak. 5+1 kat sınırı planlanırken, Karadeniz'den başlayacak kanal toplamda 43 kilometrelik güzergah bulunuyor. Kanal projesi Küçükçekmece Gölü'nden başlayıp Karadeniz'e bağlanacak. 400 metre genişliğinde olacak kanalın derinliği ise 25 metre olacak. Güzergaha ilişkin bilimsel çalışma yapılıyor. Kanal büyük gemilerin geçebileceği bir şekilde inşa edilirken, kamulaştırma yetkisi Toplu Konut İdaresi'nde (TOKİ). Siluet konusunun üzerinde önemli durulurken, mimarisi mevcut kentler gibi olmayacak. Kenti TOKİ inşa edecek. Karayolları Genel Müdürlüğü 4 köprü yaparken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin planı ile köprü sayısı altıya kadar çıkacak. Donatı alanlarına ilişkin de standart geliyor. Konferans, üniversite alanı, turizm ve ticaret merkezleri de olacak. Villa tipi yapılaşmaların yanı sıra iş merkezlerinde 5+1'lik kat sınırı ise bulunmuyor. Kanal kısmında Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile Karayolları Genel Müdürlüğü süreci yönetecek. Edinilen bilgilere göre kanal ihalesi şartname aşamasına geldi. Daha önceki kentsel tasarım toplantılarda ele alınırken imar planlarının kısa sürede yapılması bekleniyor. Uygulamaya geçmesi için kentsel tasarımdan sonra imar planı çalışmalarına geçildi. Konuyla ilgili İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yetki verildi.
Star

Sabancı'dan Kadın-Erkek Eşitliğine 8.5 Milyon Lira Katkı 
Sabancı Vakfı'nın desteklediği Birleşmiş Milletler Ortak Programı'nın (BMOP) üç bileşeni olan "Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme", "Mor Sertifika Programı" ve "Sabancı Vakfı Hibe Programı" altında yapılan çalışmaların toplumsal hayata yansımaları Gaziantep'te yapılan 3. değerlendirme toplantısında ortaya kondu. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin'in de katıldığı toplantıda konuşan Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Sabancı Vakfı olarak cinsiyet eşitliğini desteklemek için yaklaşık 8,5 milyon lira fon sağladıklarını söyledi. Konuşmasına Özgecan Aslan'ın ailesine başsağlığı dileyerek başlayan Güler Sabancı "Özgecan'ın başına gelenlere halkımızın gösterdiği duyarlılığın ve tepkinin; kadına bakış konusunda olumlu anlamda değişimi tetiklemesini, bir milat olmasını diliyorum" diye konuştu. Yaşanan bu elim olayın, toplumun kadına bakışını kökten değiştirmesi gerektiğini vurgulayan Sabancı, "Hangi inançtan, hangi siyasi görüşten, hangi etnik kökenden olursa olsun, birbirleriyle eşit haklara sahip, karşılıklı sevgi ve saygı ile bir arada yaşayan ruh sağlığı sağlam gençler yetiştirmeliyiz" dedi. Toplumdaki fikir önderleri öğretmenlerin, yerel yöneticilerin, muhtarların, imamların, bir an önce aynı yönde harekete geçmesi gerektiğini belirten Sabancı aynı zamanda "Eşitlik Birimleri ve Eşitlik Komisyonları'nın geliştirilmesinin yeniden gündeme alınması gerektiğini vurguladı. Güler Sabancı, lise öğretmenlerinin toplumsal cinsiyet farkındalığını artırmak amacıyla geliştirilen 'Mor Sertifika Programı'na 2 yılda 11 ilden 500 öğretmenin katıldığını, 85'inin sertifika aldığını söyledi.
Akşam

SİYASET/POLİTİKA

Bu Asla Geri Çekilme Değil 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Şah Fırat Operasyonu sonrasında gelen tepkilere, "Bu asla geri çekilme, tarihi emanetten vazgeçme değildir" yanıtını verdi. Erdoğan, geçici köy korucularından oluşan heyetle görüşmesi öncesinde şunları söyledi: "Yapılan operasyon sadece türbeyi ve oradaki topraklarımızı korumakla görevli askerlerimizin can güvenliğini tehlikeye atmamak için başvurduğumuz geçici bir yol ve geçici taşıma işlemidir. Bu geçici taşıma işlemiyle anlaşmalardan kaynaklanan hiçbir hakkından feragat etmiş değildir. Aynı şekilde toprağımız Suriye sınırları içinde mevcuttur. Nakli yapılan bölge askerlerimiz tarafından koruma altına alınmıştır. Türbeyi korumakla görevli askerlerimizin can güvenliği bizim için her şeyden önce gelir. Süleyman Şah Türbesi ve içindeki eşyaların manevi değerine uygun korunması bizim için çok çok önemlidir. Taşınma işlemiyle türbenin ve askerlerin bize karşı adeta şantaj aracı gibi kullanmak isteyenlerin oyunu bozulmuştur. Bu oyunları bozarken içerideki bir takım çevrelerin çok ağır ifadelerle devletine, hükümetine ağır ithamlar yöneltmesi çok düşündürücü ve üzücüdür. Muhalefet partilerinin, Esed rejimiyle aynı çizgiye gelmiş olması esef vericidir. Geçmişte baraj yapımı sebebiyle türbenin nakledilmesinde sorun görmeyenlerin 2015'te çok daha önemli, hayati nakil operasyonunu yerden yere vurmaları üzüntü vericidir. Türbe yine Suriye topraklarında, sınırın 200 metre ötesinde Eşme köyü bölgesine taşınmıştır. Bayrağımız artık Eşme bölgesinde dalgalanmaktadır. Plan gayet irade altında yürütüldü, bir an geldi yapılmak suretiyle bu netice alındı. Türkiye böyle kriz durumlarında kendi kararını veren, inisiyatif kullanan ve operasyon yürüten bir ülkedir. Bundan hep birlikte gurur duymamız gerekir. Olumsuz hava oluşturmak isteyenlerin Türkiye'nin, milletin menfaatini koruma düşüncesi yoktur. Milli meseleden siyasi sonuç devşirmek isteyenlere millet prim vermedi, bu meselede de vermeyecektir. Nakli başarıyla gerçekleştiren hükümeti ve silahlı kuvvetleri bir kez daha kutluyor, şükranlarımı sunuyorum. 9 Mart'ta Cumhurbaşkanlığı Sarayımızda Bakanlar Kurulumuzu bir kez daha toplayacağımızı da ifade etmek istiyorum. Burada Bakanlar Kurulu üyelerimizle kapsamlı değerlendirme yapacak, hem mevcut durumu ortaya koyacak hem de hazırlıkları gözden geçireceğiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, Süleyman Şah Saygı Karakolu'nun komutanı Binbaşı Oğuzhan Şimşek'i telefonla arayarak, Şah Fırat Operasyonu ve sonrasında yapılan çalışmalar hakkında bilgi aldı.
Hürriyet

Muhalefet Bakan'a 'Şah'landı  
Süleyman Şah Türbesi'nin taşındığı, "Şah Fırat Operasyonu" İç Güvenlik Yasası'nı görüşmek üzere toplanan TBMM'de Genel Kurul'ndaki tartışmalara damga vurdu. "Kaybedilen vatan toprağı yoktur, Türkiye egemenlik hakkından vazgeçmemiştir" diyen Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'a muhalefet partileri sert tepki gösterdi. Genel Kurul'da dün Bakan Yılmaz, "Şah Fırat Operasyonu" hakkında bilgi verdi. Yılmaz'ın konuşması öncesinde muhalefet partileri, milletvekillerine gündem dışı söz verilmediği için tepki gösterdi. CHP ve MHP grup başkanvekilleri bu kadar önemli bir konu hakkında grupların yok sayılarak önceden haberdar edilmediğini ve hazırlık yapmalarına olanak sağlanmadığı eleştirisi getirdi. Tartışmaların ardından kürsüye gelen Bakan Yılmaz, Şah Fırat Operasyonu'nun detaylarını anlattı. Konunun her partinin ortak sorumluluğunda olan milli bir dava olduğuna değinen Yılmaz, "Bu operasyona karşı çıkan dış güçlerin kim olduğuna bakıldığında, operasyonun ne kadar yerinde ve doğru olduğu görülecektir" diye konuştu. Bugün bu topraklarda özgürce başı dik yaşanıyorsa bunu ecdada borçlu olduklarını belirten Yılmaz, Orhan Şahin Gökyay'ın, "bu vatan toprağın kara bağrında sıra dağlar gibi duranlarındır" sözlerinin yer aldığı mısralarını okudu. Yılmaz, yaşanan olayların 2 Ekim 2014'te TBMM'den çıkarılan Suriye tezkeresinin haklılığını bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi. Suriye'de her geçen gün artan güvenlik sorunları ve askeri zaruretler dikkate alınarak, uluslararası hukuktan doğan haklar saklı kalmak kaydıyla, uluslararası anlaşmalarla Türk toprağı olan Süleyman Şah Saygı Karakolu'nun taşınmasına karar verildiğini anlatan Yılmaz, bu karar uyarınca 21 Şubat'ta eşzamanlı iki operasyon başlatıldığını kaydetti. Mürşitpınar'dan Suriye'ye giren birliklerin Karakozak'a hareket ettiğini dile getiren Yılmaz, bu birliklerin 22 Şubat gecesi 00.30 sıralarında Süleyman Şah Saygı Karakolu'na ulaştığını, başka bir tank birliğinin Eşme civarında gerekli toprak parçasını kontrol altına aldığını söyledi. Yılmaz, Eşme'deki birliklerin saat 21.02'de Türk bayrağını bu toprak parçası üzerinde dalgalandırdığını ifade etti. Karakozak'taki saygı karakoluna varan birliklerin, Süleyman Şah'ın naaşıyla diğer emanetleri, nöbet tutan 38 mehmetçiği alarak 06.03 sıralarında Türkiye'ye güven içinde geldiğini vurgulayan Yılmaz, operasyonun saat 10.12'de tamamlandığını anlattı. Operasyona 39 tank, 57 zırhlı araç, 100 araç ve 572 personelin katıldığını, Türk Hava Kuvvetleri unsurlarının ülke içinde hazır bekletildiğini kaydeden Yılmaz, şöyle devam etti: "Her türlü risk içeren bölgede çatışma dahi olmaksızın bu operasyonun gerçekleşmesi, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin caydırıcılık gücünü ve harbe hazırlık derecesini göstermektedir. Bu operasyon, Mehmetçiğimizin can güvenliği ve askeri gereklilik dikkate alınarak gerçekleştirilmiştir. 'Mehmetçik rehin' diye daha önce açıklama yapanlara Mehmetçiğimizin rehin olmadığı gösterilmiştir. Bugün Ortadoğu'da yaşanan gelişmelerin geçmişte bir örneği görülmemiştir. Bu istisnai duruma karşı istisnai tedbirlerin alınması da doğaldır. Kaybedilen vatan toprağı yoktur, Türkiye egemenlik hakkından vazgeçmemiştir. Süleyman Şah Saygı Karakolu'na her an bir baskın olma ihtimali de göz önüne alınarak, savaş uçaklarımız havada devriye görevi yapmaktaydı. Bu bölge 24 saat boyunca İHA'larla da gözlemlenmekteydi. Ancak gözlem hava şartları müsait olduğunda yapılmakta, kötü hava şartlarında bu dahi yapılamamaktaydı. Bu da mevcut riski artırmaktaydı. Bu tehdidin ne kadar süreceği de bilinmemektedir. '5 yıl sürer' diyen de var, '30 yıl sürer' diyen de var. Hangisi olursa olsun, bulunduğu yerde verilecek güvenlik hizmeti, ilave risk taşımaktadır. Bu riski ortadan kaldırmak, bu ülke çıkarlarına daha uygundur, burada yapılan da budur. Bir saldırı halinde mukabelede bulununcaya kadar geçecek sürede Mehmetçiğimizin kalacağı riskin ise karşılığı yoktur."
Milliyet

Kara Leke Olarak Tarihe Geçecek! 
Başbakan Ahmet Davutoğlu, AK Parti İl, İl Teşkilat, İl Seçim İşleri ve İl Seçim Koordinasyon Merkezi Başkanları Eğitim Toplantısı'nda, Süleyman Şah Saygı Karakolu'nun tahliye operasyonu konusunda muhalefetten gelen eleştirilere sert tepki gösterdi. Davutoğlu, "Bizim için cumartesiyi pazara bağlayan gece bir onur gecesiydi ama muhalefetin bu konuda yaptığı yorumlar, onlar açısından tarihe bir kara leke olarak geçecek" dedi. Davutoğlu şunları söyledi: "Bizim için cumartesiyi pazara bağlayan gece, bir onur gecesiydi. Ama pazar günü muhalefetin bu konuda yaptığı yorumlar onlar açısından tarihe kara leke olarak geçecek niteliktedir. Silahlı Kuvvetlerimizin gerçekleştirdiği operasyon tarihimizde yeni bir şanlı sayfa açarken maalesef muhalefet bunun takdir etmek yerine yine Türkiye'nin yükselişinden rahatsız olan bazı dış aktörler ve Suriye rejimiyle birlikte aynı dili kullanma cihetine gitti." "Günlerdir 'Acaba Süleyman Şah'ta ne oluyor' diye sorular soran; muhalefet bu operasyon sonrasında da aynı küstah tavrını devam ettirdi. Muhalefet, Musul'da başkonsolosluk mensuplarımız kaçırıldığında aylarca onların hayatlarını tehlikeye atacak şekilde tahriklere kalkıştı. Biz ise o vatandaşlarımızı ateş çemberinin içinden çıkardık.
Akşam

PYD Bizim İçin Terör Örgütüdür 
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türkiye'nin "Şah-Fırat" operasyonu sürecinde PYD ile işbirliği yapıldığı iddialarını yalanladı. Kalın, "PYD bizim için bir terör örgütüdür. Bahsedilen örgütle işbirliği söz konusu değildir" açıklamasını yaptı. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda basın toplantısı düzenledi. "Şah Fırat" operasyonuna ilişkin değerlendirme yapan Kalın, şöyle konuştu: "Sayın Başbakanımızın açıkladığı gibi operasyonun selameti açısından müttefiklerimize bilgi verilmiş, Suriye rejimine de konuya ilişkin bir nota verilmiştir. Fakat bahsettiğiniz diğer örgütlerle herhangi bir temas, koordinasyon, yardımlaşma söz konusu değildir. Bu operasyonun tamamı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kendi kararıdır ve kendi imkân ve kabiliyetleriyle hayata geçirilmiş bir operasyondur. PYD bizim için bir terör örgütüdür. Bizim Suriye Eşmesi olarak belirlediğimiz yer, Türkiye Cumhuriyeti'nin koruması altındadır.
Akşam

DÜNYA 

Kiralık Vekil Skandalı 
İngiltere'de fırtına koparan para karşılığı siyasi nüfuz skandalı iki İngiliz yayın kuruluşunun ortak çalışmasıyla patlak verdi. Daily Telegraph gazetesi ve Channel 4 televizyonunda yayımlanan Dispatches programının ortak araştırmasından oluşan belgesel program için muhabirler, Çin'e bağlı özel idari bölge Hong Kong'da faal PMR adlı gerçek olmayan bir iletişim ajansının temsilcisi gibi davranarak 12 İngiliz milletvekili ile temas kurdu. 'Çok fazla parası olan' PMR şirketi, 'önemli dış ilişkileri olan İngiliz siyasetçileri danışma kuruluna almak' için görüşmeye davet etti. Bu teklife 12 vekilden sadece her ikisi de dışişleri bakanlığı yapmış İşçi Partili Jack Straw (59) ile Muhafazakâr Partili Sir unvanlı Malcolm Rifkind (59) olumlu yaklaştı. Bunun üzerine şirket temsilcisi kılığındaki muhabirler ikiliyle pazarlığa oturdu. Gizli kamerayla da görüşmeler kayda alındı. İş görüşmesi kaydında Jack Straw'ın, 'nasıl kimseye yakalanmadan hareket ettiğini' ve 'kendisine yılda 60 bin sterlin (229 bin TL) ödeyen bir emtia şirketi adına AB kurallarının değiştirilmesi için nüfuzunu kullandığını' anlattığı yer aldı. Kayıtta, ödeme konusunda, Blackburn vekili olan Straw'ın, "Normal olarak bir konuşma filan yaparsam bunun günlüğü 5 bin sterlin (19 bin TL). İstediğim para bu" dediği de duyuldu. Sir Malcolm Rifkind ise kayıtta, dünyadaki tüm İngiliz büyükelçilerine 'yarar sağlayacak' erişim imkânı sağlayabileceğini öne sürdü. Halen Kensington bölgesi milletvekili ve Parlamento İstihbarat ve Güvenlik Komisyonu Başkanı olan Sir Malcolm Rifkind, "Ben kendi hesabıma çalışıyorum. Kimse bana maaş ödemiyor. Paramı kazanmam lâzım. Ne kadar boş zamanım olduğunu bilseniz şaşırırdınız" dedi ve yarım günlük çalışması için bir bankanın kendisine 5 bin (19 bin TL) ile 8 bin (30 bin 500 TL) sterlin arasında ödeme yaptığını söyledi. Channel 4 televizyonu belgeselin tamamını, dün akşamki yayın programına koydu.
Hürriyet

Esad, Halep'te Sıkıştı BM Yine Devreye Girdi 
Suriye'nin Halep şehrinde devam eden çatışmalarda rejim güçleri ağır kayıplar veriyor. Muhalifler son bir haftada 300'den fazla rejim askerini öldürdü. Halep'teki çatışmaların şiddetlenmesi üzerine BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura, dördüncü defa Şam'a gitti. Mistura'nın temaslarında rejimin Halep'e yönelik hava saldırılarını 6 hafta durdurulması için söz almaya çalışacak. BM Özel Temsilcisi'nin ardından Suriye muhalefeti temsilcileriyle İstanbul'da görüşmesi bekleniyor. De Mistura'nın planının içinde Halep'in Selahaddin kentinde çatışmaların tamamen durdurulmasını kapsıyor. Bununla birlikte, Halep'e insani yardımın ulaşması için bir koridorun açılması öngörülüyor. Bu arada, Dera kentinin merkez çarşısı çatışmalar sebebiyle adeta "insanların yaklaşmaya korktuğu" bir harabeye dönüştü. Ülkedeki iç savaş öncesi kentin en hareketli ve uğrak yeri olan çarşı, yanan ve yarısı ya da tamamı yıkılan dükkanlarıyla savaşın yıkıcı etkisinin en fazla görüldüğü yerlerden biri haline geldi.
Türkiye

Politik Bir Oscar Töreni 
Dün Türkiye saatiyle sabaha karşı 87'inci Akademi Ödülleri dağıtıldı, sinema sektörünün en şaşaalı heykellerini alanların yüzü güldü. Gecenin en çok sevinenleri En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Orijinal Senaryo ve En İyi Görüntü Yönetmeni dallarında toplam dört Oscar alan 'Birdman' ekibiydi. Süper kahraman filmlerinde ün kazanan ve gözden düşen bir aktörün bir Broadway oyunuyla saygınlık kazanmasını konu alan 'Birdman', Akademi üyelerinin korkularına da tercüman oldu sanırız. Çünkü en yakın rakibi, 12 yıllık proje 'Boyhood'un Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü'nü alan Patricia Arquette dışında esamesi okunmadı. Julianne Moore, 'Still Alice'de canlandırdığı Alzheimer hastası performansıyla, daha önce beş kez aday olduğu Oscar'larda sonunda En İyi Kadın Oyuncu dalında vuslata ererken, yılın dikkat çeken bağımsızlarından 'Whiplash' de karakter aktörü J.K. Simmons'a En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Oscar kazandırdı. Sonuçlar tahmin ediliyordu ama konuşmalar sürprizdi. Ödül alan isimler genelgeçer teşekkürlerden ziyade politik metinleri tercih ederken ortaya herkesin dünya meselelerine vurgu yaptığı politik bir tören çıktı. Alejandro Gonzalez Inarritu, Alfonso Cuaron ve Guillermo del Toro, Hollywood'da önemli 3 Meksikalı yönetmen ve 'Üç Amigo' olarak tanınıyorlar. Inarritu, 'Birdman'le En İyi Yönetmen dalında Oscar alırken, geçen yıl aynı dalda 'Gravity / Yerçekimi' ile ödül alan diğer amigo Cuaron'a selam gönderdi: "Belki gelecek yıl hükümet Meksika'nın göçmen kanunlarına kısıtlamalar getirir. Üst üste 2 Meksikalı, bu şüphe uyandırıcı." Bu konuşmanın esprili kısmıydı. Inarritu konuşmasının devamında politik konulara girdi ve "Meksika'da umarım hak ettiğimiz bir hükümet tarafından yönetiliriz" dedi. ABD'nin göçmenler tarafından kurulduğunu vurgulayan Inarritu, şu anki Meksikalı göçmenler için de saygı talep etti. 2008'den beri En İyi Yönetmen Ödülü'nü alan tek bir Amerikalı yönetmen var. O da, 'The Hurt Locker'la Kathryn Bigelow.
Milliyet

NSU'da Şüpheli Telefon İzi 
Almanya'nın Kassel kentinde 6 Nisan 2006'da Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütü üyelerince öldürülen Halit Yozgat'ın cinayeti esnasında olay yerinde bulunan Hessen Eyaleti Anayasayı Koruma Teşkilatı eski çalışanı Andreas Temme hakkında yeni bilgiler ortaya çıktı. Welt am Sonntag'ın haberine göre, Yozgat'ın avukatları mahkemeye sundukları yeni delillerde Andreas Temme'nin Halil Yozgat cinayetinde yardımcı olup olmadığının sorgulanmasını istedi. Andreas Temme'nin telefon görüşmelerinin deşifrelerine göre cinayetin ardından istihbarat teşkilatından soyismi Hess olan bir görevli Temme ile görüşmesinde, ''Böyle bir şeyin olacağını bilen herkese oradan geçmemelerini söyledim. Evet bu biraz b..tan bir durum. Siz kendinizi nasıl hissediyorsunuz?'' diyerek Hess'in bu gibi durumlarda herkesin olay yerinden uzak durmaları gerektiği uyarısında bulunduğu belirtildi.
Star

ABD İstihbarat Paylaştı Mı? 
Şah Fırat operasyonu ile ilgili ABD'den ilk açıklama dün geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın üst düzey bir yetkilisi, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun Türkiye'nin başarılı Şah Fırat Operasyonu'nu görüştüğünü söyledi. ABD'li yetkili operasyon için ABD'nin istihbarat paylaşımında bulunup bulunmadığına dair net bir ifade kullanmazken ABD ile Türkiye'nin, istihbarat ve bilgi paylaşımı da dahil Suriye'deki gelişmelerle ilgili yakın ve devam eden işbirliğine sahip olduğunu belirtti. Yetkili "Ayrıca, Türkiye'ye başsağlığı diliyoruz, özellikle de operasyon sırasındaki kazada ölen Türk askerinin ailesi ve arkadaşlarına" ifadesini kullandı.
Akşam

SPOR 

Eskişehirspor maçında tek golle liderlikten olan Beşiktaş, Liverpool maçı öncesi sağlık heyetinden gelen şok haberle sarsıldı. Siyah-beyazlı takımın iki yıldızı Demba Ba ve Gökhan Töre'nin sakatlıklarının nüksetmesi Teknik Direktör Slaven Bilic'in canını sıktı. Bursaspor maçının ardından kalçasında yaşadığı probleme rağmen İngiltere'deki maçta sahaya çıkan Demba Ba, Eskişehirspor maçı öncesi yapılan ısınmada ağrılarının artması üzerine riske edilmemişti. Senegalli yıldızını Liverpool karşılaşmasında oynama ihtimalinin bulunduğu ancak yarın yapılacak idmanın ardından durumunun netlik kazanacağı belirtildi. Beşiktaş'ın diğer yıldız ismi Gökhan Töre'den gelen haberler ise iç açıcı değil. Liverpool mücadelesinde bileği burkulan ve çekilen MR'ın ardından yan bağlarında zedelenme tespit edilen genç oyuncunun rövanşta forma giymesi zor gözüküyor. Eskişehirspor maçının 54. dakikasında Motta'nın yerine oyuna giren Gökhan'a yoğun bir tedavi programı uygulandığı ve Kulüp Doktoru Ertuğrul Karanlık'ın kendine has tedavi yöntemleriyle genç futbolcuyu iyileştirmeye çalıştığı ifade edildi. Bu arada diğer sakatlarla ilgili açıklama yapan Doktor Karanlık, Eskişehirspor mücadelesinde bir kez daha kafası yarılan Mustafa Pektemek'e maçtan sonra 4 dikiş attıklarını söyledi. Bursaspor maçında sakatlanan Tolga Zengin'in tedavisinin devam ettiğini belirten siyah-beyazlı kulübün doktoru, tarak kemiğinde kırık bulunan Milosevic'in 2 hafta boyunca özel bir cihazda çalışma yapacağını belirtti. Ertuğrul Karanlık, Cenk Tosun'un ise kısa sürede hazır hale geleceğini ifade etti
Türkiye

Galatasaray'da Felipe Melo şoku yaşanıyor. Sakatlığı nedeniyle zorlu Sivasspor deplasmanında forma giyemeyen Brezilyalı oyuncu dün ani bir kararla bel fıtığı nedeniyle ameliyata alındı. Felipe Melo'nun en az 2 ay sahalardan uzak kalacak olması Galatasaray'da moralleri alt üst etti. Sarı-kırmızılı kulübün Başkan Yardımcısı Abdurrahim Albayrak, "Kendisinin ağrıları son günlerde çok artmıştı. Kötü bir fıtığı var. İnşallah Melo en kısa zamanda iyileşir ve aramıza döner" ifadelerini kullandı. Teknik Direktör Hamza Hamzaoğlu da Melo'dan gelen bu kötü haberle sarsıldı. Şampiyonluk yolunda en önemli silahlarından birini kaybeden Hamza Hamzaoğlu'nun Brezilyalı oyuncunun yerine Yekta Kurtuluş'u oynatmayı planlıyor. Dzemaili de başarılı teknik adamın diğer bir alternatifi olacak. Bu arada Galatasaray, Felipe Melo'nun oynamadığı karşılaşmaların yüzde 50'sini kazanamadı. Brezilyalı oyuncunun forma giydiği maçlarda ise Galatasaray'ın galibiyet oranı yüzde 80'e çıkıyor. Sambacının eşi Roberta Melo, Instagram'a koyduğu Felipe Melo'nun fotoğrafının altına "Savaşçımız daha güçlü geri dönecek" mesajını yazdı. Felipe Melo başarılı geçen ameliyat sonrası Instagram hesabından "Her şey yoluna girecek" mesajını takipçileriyle paylaştı.
Türkiye

F.Bahçe, Akhisar önünde Kadıköy'deki 33 maçlık yenilmezliğini kaybetti: 1-2. 5'te Bilal'ın pasında Güray 25 metreden topu köşeye gönderdi: 0-1. 11'de defanstan dönen topa Meireles uzaktan vurdu, dışarı gitti. 13'te Caner'in altı pasa gönderdiği topu Emenike 2 metreden dışarı attı. 26'da Emre vurdu, defanstan döndü, Kuyt vurdu dışarı gitti. 29'da Kuyt'ın şutunda Douglaou son anda ayak koyup golü önledi. 40'da Emenike ortaladı, Caner gelişine vurdu dışarı çıktı. 41'de Kuyt'ın indirdiği topu Meireles nefis şutla ağlara yolladı: 1-1. 48'de Emenike son çizgiye inip ortaladı, Gökhan müsait durumda topu dışarı gönderdi. 51'de Caner'in kullandığı serbest atışta Oğuz çizgi üzerinde topu kontrol etti. 52'de Emenike getirdi, Gökhan'a al da at dedi, Gökhan yine dışarı attı. 53'te Bilal uzaktan vurdu, top Mert'te kaldı. 59'da Meireles çaprazdan vurdu, Oğuz'da kaldı. 62'de Caner ortaladı, Sow vurdu üst direkten geri geldi. 70'te Webo doldurdu, Sow topu dışarı attı. 84'te Lua Lua'nın pasında Gekas karşı karşıya pozisyonda vurdu, Mert kurtardı. 89'de kontratakta Vaz Te topu ağlara yolladı: 1-2.
Star

Süper Lig'de 21 hafta geride kalırken, teknik direktör kıyımı devam etti. En son Gençlerbirliği'nden istifa eden İrfan Buz'un ardından dün de Karabük'ün deneyimli hocası Tolunay Kafkas'ın da istifa etmesiyle sayı 13'e çıktı. Karabük, ligde 70 gündür kazanamıyordu. Süper Lig'de daha önce Gençlerbirliği, Trabzon, Torku Konya, Erciyes, Eskişehir, Balıkesir, Galatasaray, Ç.Rize, M.Sivasspor ve Akhisar hocaları değiştirmişti. Öte yandan Karabük'ün hoca arayışları kısa sürdü. Yönetim, Yılmaz Vural ile anlaştı ve bugün imzalayacak.
Star

Napoli karşısındaki 4-0'lık yenilginin ardından gelen Kasımpaşa beraberliği Trabzon taraftarını isyan noktasına getirdi. Ersun Yanal ve yönetime karşı yerel basında sert eleştiriler var: Karadeniz: Her yer karanlık. İster 100 milyon harca, istersen yıldızları topla. Bu forma size büyük geliyor arkadaş. Kuzey Ekspres: Arkası gelmez dertlerimin. Trabzonspor kötü günler geçiriyor. Fırtına şampiyonluk, kupa, Avrupa derken ilk dört yarışında da ağır bir yara aldı. Taka: Çöküş devri. Kupadan elenen, Avrupa'da ezilen Trabzonspor, ligde 90. dakikada yıkıldı. Havlu attık. Trabzon kupada yok, Avrupa'da yok, ligde de yok. Günebakış: Büyük umutlar ve vaatler ile kurulan takım sadece acı veriyor. 90'da hüsran. Ligde bir ileri bir geri gidiyoruz. Son Nokta: Bahtı Kara fırtına. Gitti 2 puan paşa paşa. Karadeniz'in Sesi: O eski halinden eser yok şimdi…
Akşam



--
Yeni Toplum Dergisi - yenitoplumdergisi@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme