26 Şubat 2015 Perşembe

26.02.2015 Genel Gündem


26.02.2015

GÜNDEM

Kefenli Seminer Çocuğu Şoke Eder
Ankara Barosu, Milli Eğitim Bakanlığı ile Hizmet Vakfı arasında imzalanan protokol kapsamında, seminer adı altında öğrencilere verilecek "değerler eğitimi"ni yargıya taşıdı. Baro, söz konusu protokolün yürütmesinin durdurulması ve iptalini talep etti. Dava dilekçesinde, Kuran ve hadislerden alıntılar yapılarak hazırlanan seminer kitapçığının da hukuka aykırı olduğu savunuldu. Dilekçede çocuklara verilmesi düşünülen seminerlerin konuları ve içeriğinde "şeytan", "ahiret", "günah", "nefs", "tevekkül" gibi soyut kavramlar aktarıldığı belirtilerek, "Küçük yaştaki çocukların bilinçaltı uhrevi bilgilerle donatılmakta ve yoğun şekilde ölüm olgusu işlenerek ahirete yönelik mesajlar verilmektedir. Kış mevsimi bile 'kefen', 'ölüm' gibi çocuk için soğuk ve anlaşılmaz olan sözcüklerle anlatılmaktadır" değerlendirilmesi yapıldı. Kitapçıkta 'Hastalık' konusunun, "Ölümü, kabri ve ahreti bilip ona göre hazırlanması gerektiğini hatırlatır" cümleleriyle anlatıldığına da dikkat çekilerek "Çocuk zihninde 'şok etkisi' yaratacak vurgulamalarla doludur" denildi. Dilekçede 'Ölüm' konusu da eleştirildi: "Kitapçıkta yer alan 'Eğer ölüm gerçekten güzel olmasaydı, Allah en sevdiği kullarını çok uzun yaşatırdı. Her canlı ölümü tadacaktır. Gelen gider giden gelmez, ölüm de bir nimettir. Ağırlaşmış hayat yükünden kurtulmaktır' gibi sözler özellikle psikolojik olarak hassas dönemdeki çocuklar için ölümü seçmeyi teşvik edici anlamlar içermektedir."
Hürriyet

Uğurladık
Malatya'nın Akçadağ ilçesinde önceki akşam 2 F-4 Fantom uçağının dağlık alana düşmesi sonucu şehit olan pilotlar Hava Pilot Kurmay Binbaşı Salih Sezer ile Hava Pilot Üsteğmenler Osman Onur Özkaya, Zeynel Özgür Özbahçeci ve Yasin Atalay için dün Malatya Havalimanı'nda tören düzenlendi. Pilotların Türk bayrağına sarılı cenazelerinin katafalka konulmasının ardından aile bireyleri zor anlar yaşadı. Şehitlerin aileleri tabutlara sarılarak gözyaşı döktü. Törene, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ve Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ile Kuvvet komutanları da katıldı. Törende konuşan 7'nci Jet Ana Üs Komutanı Tuğgeneral Aydemir Taşcı, Komutanlığı 'Kahramanlık Üssü' olarak nitelendirerek, üssün kahramanlık paresini Kıbrıs Barış Harekâtı'nda, iç ve dış harekâtlardaki başarılı görevlerle aldığını söyledi. Kahramanlığın ruhun bedene galip gelmesi olduğunu dile getiren Taşcı, 4 pilotun bu uğurda gerçek savaşta yapmaları gerekenlerin provasını yaparken şehit düştüğünü belirtti. Şehit pilotların isimlerini tek tek sayan Taşcı, "Sizler gibi birer kahraman olabilmek için emanetiniz olan bayrağı daima göklerde dalgalandıracağız. Emanetiniz emanetimizdir" dedi. Malatya Müftüsü Ümit Çimen'in dua okumasının ardından şehit pilotların cenazesi, askeri uçakla memleketlerine uğurlandı. Şehitlerden Sezer'in naaşı Eskişehir'de, Özbahçeci'ninki Konya'da ve Özkaya'nınki İzmir'de toprağa verildi. Şehit Üsteğmen Yasin Atalay'ın naaşı ise bugün İstanbul'da toprağa verilecek.
Hürriyet

Vuranı Söyleyen Polis Serbest
Şırnak'ın Cizre ilçesinde 12 yaşındaki Nihat Kazanhan'ın öldürülmesiyle ilgili tutuklanan Özel Harekât Polisi H.V., olayı Mehmet Nurbaki Göçmez adlı polisin gerçekleştirdiğini anlatınca tahliye oldu. 14 Ocak günü Nihat Kazanhan'ın arkadaşlarıyla oynarken başından vurularak öldürülmesiyle ilgili ilginç bir gelişme yaşandı. İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin incelemesinde Kazanhan'ın öldürülmesinden polisler sorumlu tutulunca, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Mardin Emniyet Müdürlüğü Özel Harekât Şubesi'nde görevli polis memuru H.V. şüpheli olarak gözaltına alındı. Olay günü geçici görevli Cizre'ye gelen ekipte bulunan H.V. daha sonra 'kasten çocuk öldürmek' suçundan tutuklandı. Olaydan bir hafta sonra tutuklanıp güvenlik gerekçesiyle Malatya Cezaevi'ne gönderilen H.V. daha sonra olayla ilgili iddiaları anlatınca tahliye edildi. H.V.'nin ifadesinde Nihat Kazanhan'a ateş ederek öldürdüğünü öne sürdüğü Özel Harekât Polisi Mehmet Nurbaki Göçmez ise Ankara'da tutuklandı.
Hürriyet

Abd Ve Kanada'da Molotof Silah Sayılır
AB Bakanı Volkan Bozkır, iç güvenlik yasası ile ilgili kaygılara AB ülkesi Finlandiya'dan yanıt verdi. Bakanlar Kurulu'nda, yasadaki kelimenin şeklinden virgülüne kadar birçok şeyi konuştuklarını belirterek, benzer uygulamaların AB ve batıda da olduğunu kaydetti. Bozkır, Finlandiya'da beraberindeki gazetecilerle sohbetinde şu mesajları verdi: Türkiye, öncelikle devletin güvenliği, insanlarının güvenliği, fikir ve özgürlüklerin kullanımında herhangi bir şiddete maruz kalmaması açısından kendi öngöreceği tedbirleri alır. Konu, kasım ve aralık aylarındaki Bakanlar Kurulu'na geldi. Uzun zaman üzerinde çalışıldı. Virgülüne, kelimelerin şekline kadar konuştuk, tartıştık. Bütün ülkelerde molotof kokteyli artık silah olarak kabul ediliyor, ABD ve Kanada'ya baktık. Silah olarak görülüyor. Türk mevzuatında yer alması mecburiyeti vardı. Hâkimden karar alana kadar arama yapılacak araç kaybolabilir. Aynı araç AVM'ye geliyor, polis olmayan kişilere yetkileri veriyoruz ama polise vermiyoruz. Evde ve işyerinde ifade alma gelecek. Muhalefetin görüşlerine de saygı duyuyoruz. Ama devlet yönetimi, gereğini yapmak zorundadır. 6-7 Ekim olaylarında yüzlerce bina ve aracın yakıldığını, insanların öldüğünü de hatırlatmakta fayda görüyorum. AB'den yasaya ilişkin henüz bir mesaj gelmedi, Brüksel'e gittiğimde genişleme komiseri olsun çeşitli komiserler olsun bu bilgileri verdim. Onlar da inceleyeceklerini ifade ediyor. Henüz resmi bir açıklama gelmedi. Biz, AB ülkelerinin uygulamalarına bakıyoruz. İngiltere'de bizim kanuna uygun uygulamalar var. Oraya bakarak kanunun mülki amirin yetkili kılacağı birisine vermeyi uygun bulduk. ABD'deki otoyolda gidiyorsunuz sürat yaptınız, polis durdurur. İki elinizi direksiyonda tutarsınız, bir elinizi oynatın, vurur. Arabadan in der, üstünüzü arar. Bu yasa, batı ülkelerinde olmayan unsurlar içermiyor. Tamamen amaç insanların huzuru ve güvenliği. Eğer polis bu yasada öngörülmeyen bir davranış içinde olur, birisine zarar verirse o polis hakkında da soruşturma açılır ve suç neyse cezasını görür.
Milliyet

Telekulak Operasyonu: 54 Kişi Gözaltında
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, siyasetçi, gazeteci, bürokrat ve iş adamlarının da aralarında bulunduğu çok sayıda kişinin yasadışı dinlendiğinin belirlenmesinin ardından başlattığı soruşturma, dün operasyona dönüştü. Soruşturmanın, Cumhuriyet Savcısı Ali Kuşçuoğlu'nun Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili olmasının ardından, Memur Suçları Soruşturma Bürosu savcılarından Halil Maçkaya tarafından yürütüldüğü öğrenildi. Savcı Maçkaya, soruşturma kapsamında dün operasyon için düğmeye bastı. Maçkaya'nın koordinesindeki Ankara Emniyeti Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne, Ankara, Diyarbakır, Konya, Van, Siirt, Düzce, Aksaray, Hakkâri, Bolu, Iğdır, Şanlıurfa ve Ordu'nun da aralarında olduğu 20 ildeki 54 kişi hakkında gözaltı karar verildi. Eski Muş Emniyet Müdürü Muharrem Durmaz, eski Ankara Emniyeti İstihbarat Şubesi'nden sorumlu İl Emniyet Müdür Yardımcısı Hami Güney ve eski İstihbarat Şube Müdürü Zeki Güven'in de aralarında olduğu istihbaratçı polisler hakkında gözaltı karar verildiği öğrenildi. Ayrıca TİB personeli Yaşar Y., Adem A. ve Fikret Ö. hakkında da gözaltı kararı olduğu kaydedildi. Şüpheli polislerden 11'inin emniyet müdürü rütbesinde olduğu kaydedildi. Operasyonlar kapsamında hakkında gözaltı kararı bulunan 54 şüpheliden 42'sinin gözaltına alındığı öğrenilirken, 12'sinin ise halen arandığı belirtildi. Savcı Maçkaya'nın soruşturma bilgilerin sızmaması için özel önlem aldığı öğrenildi. Maçkaya, bu kapsamda hakkında gözaltı kararı bulunan şüphelilerin bilgilerinin, daha önceki operasyonlara ait bilgileri operasyon öncesinde twitter hesabından duyuran Fuat Avni'nin eline geçmemesi için yoğun çaba sarfetti. Maçkaya, başkent dışındaki şüpheliler için gözaltı ve yakalama kararlarını 05.00'te UYAP'a yüklerken, başkent içindeki şüpheliler için alınan gözaltı ve yakalama kararlarını ise özel kurye ile Ankara Emniyeti'ne gönderdi. Savcının tüm çabalarına rağmen ise Fuat Avni, gece saat 02.00 sıralarında Ankara'da operasyon yapılacağı haberini twitter hesabından duyurdu. Ancak Fuat Avni daha önceki operasyonların aksine kimlerin gözaltına alınacağı veya şüphelilerin kim olduğuna ilişkin paylaşımda bulunmadı.
Milliyet

EKONOMİ

Gram Altın 96, 3860  -96, 4736                           
ABD Doları 2, 4851-2, 4875/  
Euro 2, 8280 -2, 8296/ 
İngiliz Sterlini 3, 8635-3,8663                 

Ceo Uşakları
Türkiye'de yeni bir operasyona başlayan yabancı şirketler daha önce bu tür operasyonları yürütmüş başarılı yöneticilerini Türkiye'ye gönderiyorlar. Bu yöneticiler en az 3 en fazla 5 yıl Türkiye'de kalıp şirketin temelini ve çalışma modelini oluşturup başka bir ülkeye göç ediyor. İşte bu sürekli göç halindeki profesyonel yöneticilere 'expat' (kendi vatanından başka ülkede yaşayan kişi) adı veriliyor. Türkiye'ye ilk kez geldiğinde onları karşılayan ve Türkiye'ye uyumlarını sağlayan hatta kişisel uşakları gibi çalışan bir şirket var. Danışmanlık firması CottGroup/ Boss Yönetişim bu yöneticilerin Türkiye'ye ayak basmasıyla harekete geçiyor. Evleri, arabaları kiralanıyor, çocukları hangi okula gidecek tespit ediliyor. Evcil hayvanlarının veterineri ve onları dolaştıracakları sokaklara kadar yöneticiye eğitim veriliyor. Herşey bununla da sınırlı değil. Öyle ki Türkiye'deki her türlü ihtiyaçları için CottGroup'u arayan profesyonel yöneticiler ve eşleri 'su'yu bile onlardan istiyor. Şirketin sahibi Selim Akdağ aslında temel işlerinin danışmanlık ve bordro yapmak olduğunu söylüyor. Ancak yaptıkları ortaklıklar, çalıştıkları dev uluslararası şirketler onları bir şekilde bu işe yönlendirmiş. 10 yıl içinde bu işe mecbur kaldıklarını anlatan Akdağ "Dünya IT sektörünün yüzde 80'i, uluslararası devlerin de yüzde 60'ı bizimle çalışıyor. Talepler gelmeye başlayınca neden bu işi de yapmayalım dedik, zaten avukatlık, mali müşavirlik, bilgi işlem ve insan kaynakları hizmetlerini veriyoruz" diye konuşuyor. Akdağ'ın anlattığına göre expatlar üç yıl burada ardından diğer ülkede. Sürekli geziyorlar ve geldikleri ülke hakkında da çok bilgi edinmiyorlar. Bu expatlar ilk geldiğinde Akdağ'ın şirketine emanet ediliyor. Önce expat ve eşi eğitimden geçiriliyor. Türkiye'de ne yenir, nasıl davranılır, geceleri nerelere gidilir, nerelere gidilmez. Bir toplantıya girdiklerinde ne yapmalılar, komşularıyla nasıl iletişim kurmalılar. Bu eğitimin ardından Akdağ ve şirketi nerede oturabileceklerine yönelik seçenekler sunuyorlar. Akdağ bekarların Cihangir, Çukurcuma, Nişantaşı ve Maçka'yı tercih ederken evli ve çocuklu olanların Kemerburgaz ve Göktürk'ü tercih ettiğini belirtiyor. Ev kiralanıyor ve ailenin otomobili için seçenekler hazırlanıyor. Otomobil kiralama da Akdağ'ların işi. Ardından çocukların okullarına geliyor sıra. Genellikle yabancı dille eğitim veren okullar tercih ediliyor, çocukların ve expat'ın özel sağlık sigortasını da Akdağ'ın ekibi yapıyor. Expat'lara spor salonu bulmak da Akdağ'ların spor salonlarında da uzman haline gelmelerini sağlamış. Hangi ülkenin vatandaşı hangi sporları sever biliyorlar ve ona göre yönlendirme yapılıyor. Evcil hayvanlar çok önemli. Akdağ bir müşterilerinin "Köpeğimi nerede gezdiririm, hangi veterinere götüreyim" sorularının ardından bu konuya da hakim olduklarını belirtiyor. Expat'ların su, elektrik ve doğalgaz faturaları da Akdağ'ların sorumluluğu.
Hürriyet

Türk Tavuğuna Vergi Engeli
Dünya piliç eti ticaretinde dördüncü sırada yer alan Türkiye, en büyük pazarı Irak'ı getirilen ek vergiler sonrası kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya. Kuzey Irak Kürt Serbest Bölgesi'nde bu hafta başından itibaren uygulamaya konulan yeni vergilendirme ile Habur sınır kapısından Irak'a giriş yapan Türk piliç etine ton başına 290 dolar vergi ödenmesini kararlaştırdı. Daha önce 35 dolar olan bu ücretin bu kadar yükselmesinin sektörde moralleri bozduğunu ifade eden Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Başkanı Sait Koca, "Irak'a geçen yıl 226 bin 734 ton tavuk eti ihracatı gerçekleştirdik. Parasal değeri ise 443 milyon dolar seviyesinde. Eğer bu karar düzeltilmezse en büyük ihracat pazarımızı sektördeki rakibimiz Brezilya'ya kaptırabiliriz" dedi. Habur Sınır Kapısı dışında tek yolun İran üzerinden gitmek olduğuna değinen Koca, "Onlar da TIR başına 100 dolar geçiş ücreti alıyor. Ekonomi Bakanlığı birşeyler yapmak zorunda. Bakanlık ile görüşmelerimiz sürüyor. Onlarda ilgilendiklerini, uğraştıklarını söylüyor. Ancak uğraşıyoruz değil çözüyoruz demeliler" dedi. Kararın düzeltilmemesi halinde üretimlerini azaltmak zorunda kalacaklarını belirten Koca, Irak'tan sonra gelen ikinci pazara ihracat ise 20 bin ton seviyelerinde olduğunu kaydetti. Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'nin uygulamaya aldığı yeni vergilendirme ile Türk pilicinin Irak'a daha düşük vergi ile ihracat yapan Brezilya, İran gibi diğer ithalatçılara kırdırıldığını söyleyen Banvit Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Görener, "Diğer gümrük kapılarından Irak'a giren ve Brezilya ile İran'dan ithal edilen piliç etine uygulanan vergi ise ton başına 35 dolar. Bu farklı uygulama ile Türk piliç eti, tonda 255 dolar daha pahalı kalıyor ve rekabetten olumsuz etkileniyor" dedi.
Hürriyet

Çiftçiye 2 Milyar Liralık Destek
Başbakan Ahmet Davutoğlu, çiftçiye destek müjdesi vererek, "28 Şubat Cumartesi günü, mazot, gübre, yem bitkileri desteği bağlamında 2 milyar Türk lirasını çiftçilerimize veriyoruz. Ay sonunda çiftçilerimizin yüzü bir kez daha gülecek. Bu ödemeler yapılacak" dedi. Davutoğlu, dün Mariott Otel'de düzenlenen, "Tarım Bilgi Sistemleri" Tanıtım Toplantısı'nda sertifikalı fidan hibe desteğini bu yıl yüzde 50 artıracaklarını, süs bitkisi, ıtri ve tıbbi bitki üreten çiftçilere dönüm başına 100 lira destek vereceklerini söyledi. Davutoğlu, şöyle devam etti: "Kırmızı mercimek, nohut kuru fasulyede yüzde 20, buğdayda yüzde 13, arpada yüzde 42, yoncada yüzde 25, korunga ve fidede yüzde 40 prim desteğini artırıyoruz. 42 ilimize IPARD hibe fonu kapsamında 3 milyar lira kaynak aktardık. Gelecek 5 yıl için ek 3 milyar lira daha kaynak artırma kararı verdik." Davutoğlu, süt ve et üreten işletmelere yatırımda hibe oranını yüzde 70'e; arıcılık, seracılık, yerel tarım gıda ürünleri, el sanatları, kırsal turizm ve kültür balıkçılığı yatırımlarındaki hibe oranını ise yüzde 50'den yüzde 65'e çıkaracaklarını kaydetti.
Milliyet

Başka Yere Bağımlılığın Mı Var?
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Merkez Bankası'nın faiz konusunda yanlış yaptığını belirterek, Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'ya hitaben, "Bize karşı bir bağımsızlık mücadelesi veriyorsun da başka bir yerlere karşı bağımlılığın mı var" diye konuştu. Erdoğan, şunları söyledi: "Merkez Bankası lütfetti, politika faizinde ve faiz koridorunda çeyrek puanlık bir indirim yaptı. Yani bize karşı bir bağımsızlık mücadelesi veriyorsun da başka bir yerlere karşı bağımlılığın mı var, bir de bunu söyle. Bağımsızlık zırhına sığınmak suretiyle kalkıp da bize karşı tavır takınma, o zaman biz soru işaretlerini koyarız acaba bir yerler mi bunları nüfuz altına alıyor? Bakın bu kadar açık konuşuyorum. Merkez Bankası'nın bağımsızlığına sözüm yok ama nereye kadar yok? Ülkenin ve milletin menfaatlerini koruduğu yere kadar yok. Merkez Bankası faiz konusunda yanlış yapıyor. Başındaki kişi iyidir hoştur vs, ben iyiliğe hoşluğa yaptıklarıyla bakarım."
Milliyet

Kentsel Dönüşüm Hayat Kurtarma Projesidir
Türkiye'nin en önemli konularının biri olan 'Kentsel Dönüşüm' sektörün önde gelenlerinin katılımıyla İstanbul'da masaya yatırıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın desteğiyle gerçekleştirilen ve Kentsel Dönüşüm'de yeni dönem ve yeni hedeflerin tartışıldığı '2. Her Yönüyle Kentsel Dönüşüm Kongresi'nde yeni yapılaşmanın Türkiye'nin gündeminde uzun süre kalacağı belirtildi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürü Vedad Gürgen kongrede yaptığı konuşmada kentsel dönüşüm çalışmalarının uzun süredir devam ettiğini ifade ederek "Bugüne kadar TOKİ'nin, belediyelerin, özel teşebbüsün gerçekleştirdiği kentsel dönüşüm projleri var. Bu dönüşüm projeleri depreme karşı aynı zamanda hayat kurtarma projeleridir. Bu hayat kurtarma projesinin içerisinde vatandaştan devletin en üst noktasına kadar herkesin aktif olarak bulunması gerekir" diye konuştu. Kentsel dönüşümde metrekare ve TL çıkmazından çıkamadıklarını da belirten Gürgen "Bundan çıktığımız zaman bu işin ne kadar süreceği belli olur" diye konuştu. Kentsel Dönüşüm'ün sembol bölgesi İstanbul Fikirtepe'deki en büyük projeyi yürüten VARTAŞ'ın Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Barata da 4 yıldır devam eden sürecin hızlandırılması gerektiğini kaydederek, "Daha cesur adımlar atılmalı" dedi. Nuhoğlu İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Ali Nuhoğlu ise Kentsel Dönüşüm'ün toplumun her kesiminden insanı biraraya getiren bir proje olması dolayısıyla iyi bir sosyal model olduğu bu nedenle bunu önemsediklerini söyledi.
Star

Kârı Yüksekten Uçtu Bilet İnişe Geçemedi
Geçen yılın son çeyreğinde 50 dolar seviyesiyle son 5.5 yılın dibine inen petrol fiyatları, Türk Hava Yolları'nın (THY) kârını uçurdu. THY'nin net kârı 2014'te bir önceki yıla göre yüzde 166 artışla 1 milyar 819 milyon lira olarak gerçekleşti. Şirketin gelirleri yüzde 34 büyüyerek, 24 milyar 157 milyon liraya çıktı. THY'nin yılın son çeyreğinde faaliyet kârında yüzde 43'lük artış gözlenirken, gerileyen akaryakıt fiyatlarının etkisi bilançoya 137 milyon dolar artı olarak yazıldı. THY'nin ton başına akaryakıt maliyeti Ekim-Aralık döneminde yüzde 13.3 azaldı. THY'nin akaryakıt fiyatlarının da etkisiyle hissedarların yüzlerini güldüren performansıyla birlikte 'Akaryakıt fiyatlarındaki düşüş, bilet fiyatlarına ne zaman yansıyacak' sorusu yeniden gündeme geldi. Petroldeki düşüşün bilet fiyatlarına etkisini değerlendiren THY Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu, biraz daha zaman istedi. Topçu, indirimin bu yaz aylarında biletlere daha iyi yansıyabileceğini söyledi. Topçu, "Bütün rakiplerimiz buradaki avantajı kullanacak. Petrol fiyatlarının biraz yukarıya çıktığını görüyoruz. Düştüğü zaman fiyatlara yansıtacağız" diye konuştu. Ancak vatandaş, "Yazın zaten fiyatlar pahalanıyor, THY indirimde rötar yapmasın" diye yakınarak, bir an evvel indirim talebini yineledi. Petrolün varil fiyatı 88 dolara gerilediğinde Hamdi Topçu, petroldeki düşüşün bilet fiyatlarına indirim olarak yansıyabileceğini söylemişti. Topçu'nun bu sözlerinden sonra petrol fiyatı 52 dolara kadar inmişti.
Vatan

Avrupa'dan Yunanistan'a: Söze Değil İcraata Bakarız
Yunan hükümeti Brüksel'e geç de olsa gönderdiği 6 sayfalık reform planında seçim vaatlerinden geri adım attı. Syriza, önceki dönemde protestolara yol açan bazı adımlar için devam sözü verdi. Yani özelleştirme sürdürülecek, kısa vadede asgari ücrete zam yapılmayacak. Ancak yine de planın AB tarafından olumlu karşılanması yla Atina borsası yüzde 10 yükseldi. Yunan halkının Syriza'ya oy vermesinin en önemli nedenlerinden birisi olarak görülen vaat, 300 bin yeni istihdam yaratılacağı sözüydü. Aleksis Tsipras, mitinglerde asgari ücreti de 580 eurodan 751 euroya yükselteceklerini de söylüyordu. Ancak Euro Bölgesi'ne sunulan reform planında istihdam yaratılması vaadi 'zaman içerisinde' ifadesiyle daha muğlak hale getirildi. Syriza'nın bir diğer göze çarpan vaadi de yoksulluk sınır altında yaşayan 300 bin haneye ayda 300 kWh bedava elektrik sağlanmasıydı. Aynı ailelere gıda yardımı sözü de veriliyordu. Açıklanan son reform listesinde ise yoksulluk sınırı altındaki hanehalkına 'finansal olmayan yollarla destek verileceği' ifadesi dikkat çekti.
Akşam

DÜNYA

Cameron'dan Arınç'a Yanıt: Vaktinde Haber Verdik
İngıltere Başbakanı David Cameron, Türkiye üzerinden Suriye'ye geçerek Irak ve Şam İslam Devleti'ne (IŞİD) katıldıkları tahmin edilen üç İngiliz genç kızla ilgili Türkiye yetkililere geç bildirimde bulundukları iddiasının doğru olmadığını söyledi. İngiliz Parlamentosu'nun alt kanadı Avam Kamarası'nda yapılan haftalık 'Başkan'a Sorular' oturumunda konuşan Cameron, "Polisin, Türk yetkilileri bilgilendirme konusunda oldukça hızlı davrandığı kanaatindeyim. Türk Başbakan Yardımcısı'nın üç gün geç bildirimde bulunulduğuyla ilgili söyledikleri doğru değildir" dedi. Üçü de İngiliz vatandaşı olan Shamima Begum (15), Amira Abese (15) ve Kadiza Sultana'nın (16) THY uçağıyla 17 Şubat'ta Atatürk Havaalanı'ndan Türkiye'ye giriş yaptıkları belirlenmişti. İngiliz Polisi, kızların kaybolmasından bir gün sonra Londra'daki Türk Büyükelçiliği'yle irtibata geçtiklerini açıklamıştı. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, hafta başında Türkiye'ye üç genç kızla ilgili 20 Şubat'ta bilgi verildiğini söylerken, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın "Terörist eyleme katılma ihtimali olan bu durumda, eylemi sizin kendi kapınızda yapmanız gerekir" demişti. Öte yandan İngiltere Parlamentosu'nun İçişleri Komisyonu'ndan dün yapılan açıklamada "THY Genel Müdürü Temel Kotil'i ve Türkiye'nin Londra Büyükelçisi Abdurrahman Bilgiç'i, Suriye'de IŞİD'e katılmalarından endişe edilen üç İngiliz kız ve terör örgütlerine katılmak için Türkiye üzerinden seyahat eden genç insanların sayısının artmasıyla ilgili dinlemek üzere davet edecektir" denildi. 10 Mart'ta yapılması planlanan oturumda Komisyon'un ayrıca, Londra polisi komiseri Sir Bernard Hogan-Howe'u da dinleyeceği ifade edildi.
Hürriyet

Akrabalarına 'Kıyak Geçen' Bakan Yüce Divan'da
Yunanistan'da 24 yıl sonra bir siyasetçi Yüce Divan'da yargılanıyor. 2009-2011 yılları arasında Maliye Bakanı iken üç akrabası lehine ünlü 'Lagarde Listesi'nde kasten değişiklikler yaptığı iddia edilen Yorgo Papakonstantinu'nun Yüce Divan'da yargılanmasına dün başlandı. 'Resmi evrak değiştirmek' ve 'görevini kötüye kulanmak' suçlamalarıyla yargılanan Papakonstantinu, iddianameyi dinledikten sonra tüm suçlamamaları reddetti. İki kuzeni ve birinin eşinin HSBC Bankası'ndaki 1.2 milyon Euro'luk hesaplarının ortaya çıkmaması için listeden isimlerini çıkardığı iddia edilen Papakonstantinu, 15 gün sürmesi beklenen davada suçlu bulunursa, 10 yıl ile müebbet arasında hapis ceza alabilir. IMF Başkanı Christine Lagarde, Fransa'da Maliye Bakanı iken 2008 yılında yakalanan HSBC çalışanı Evre Falcani'nin bilgisayarındaki 24 bin müşterinin isimlerini ve yatırdıkları paraları içeren listenin Yunanistan'ı ilgilendiren bölümünü bir bellek aygıtına yükleyip Papakonstantinu'ya göndermişti. İlk listede yeralmayan ve ikinci listede isimleri geçen üç kişi Papakonstantinu'nun akrabaları oldukları tespit edilmişti.
Hürriyet

Işıd, Musul'da Osmanlı Arşivini Havaya Uçurdu
Haziran ayından bu yana Irak'ın ikinci büyük kentine hükmeden cihatçı örgüt IŞİD, insanlığın ortak hazinelerine saldırılarını sürdürüyor. Suriye'de tarihi kutsal mekânları yok eden, antik dönemden kalan eserleri satan IŞİD; bu sefer Musul'daki devlet kütüphanesini hedef seçti. On binden fazla kitaba, 700'den fazla nadir elyazmasına ev sahipliği yapan kütüphane patlayıcılarla havaya uçuruldu. Kütüphanenin direktörü Hanim el Taan, el yapımı bombaların kullanıldığını belirtti. Daily Mail gazetesi, Musul'un önde gelenlerinin saldırıdan önce IŞİD militanlarını vazgeçirmeye çalıştığının fakat başarısız olduklarını belirtti. Independent gazetesine konuşan haberci Elijah J. Magnier ise bir kütüphane görevlisine dayanarak 112 binden fazla kitabın ve yazmanın yok edildiğini; bazılarının da UNESCO'nun koruma listelerinde olduğunu öne sürdü. Görgü tanıklarına göre militanlar, kütüphanedeki öğrencilerin korku dolu bakışları altında bütün yazılı eserleri üst üste yığıp bir tepe oluşturup bombaları attılar. AP haber ajansına konuşan bir görgü tanığı, bir IŞİD'cinin kitapları yakmadan önce "Bunlar kâfirliği ve Allah'a itaatsizliği yağıyor. Yakılmaları lazım" dediğini aktardı. Yakılan eserlerin arasında Osmanlı döneminden haritalar, gazeteler ve belgeler olduğu tahmin ediliyor. Öte yandan, Times gazetesi tarihi eser kaçakçılığı yapan IŞİD'in yağmaladığı 100'den fazla eserin İngiltere'ye kaçak yollardan sokulduğunu belirtti. Gazeteye konuşan arkeolog ve sanat tarihçileri, İngiltere'ye eser kaçakçılığını Afrika'dan 'kanlı elmas' ticaretine benzetti.
Milliyet

Rusya Sınırına 300 Metrede Askeri Geçit
Baltık ülkeleri, Ukrayna kriziyle beraber Rusya'ya yönelik artan tehdit algısıyla askeri önlemlere başvuruyor. Bağımsızlığının 97'nci yıldönümünü kutlayan Estonya, Rusya sınırına sadece 300 metre uzaklıkta askeri geçit töreni düzenledi. Narva kentinde Genelkurmay Başkanı Riho Terras ve Cumhurbaşkanı Toomas Hendrik Ilves'in hazır bulunduğu geçitte NATO'ya ait 140'ın üzerinde araç ve 4 Amerikan zırhlı personel taşıyıcı da boy gösterdi. Hollanda da İsveç yapımı dört savaş aracıyla destek verdi. Öte yandan, Litvanya 2008'de kaldırdığı zorunlu askerliği 'jeopolitik durum' nedeniyle geri getirdi. Her yıl 19 ila 26 yaş arasındaki 3 bin 500 Litvanyalı, 9 aylığına askere çağrılacak.
Milliyet

Fransa'nın '28 Şubat'ı
Fransaa'nın başkenti Paris'te 7 Ocak'ta meydana Charlie Hebdo saldırısı sonrası İslamofobinin ve Müslümanlara yönelik tehditlerin arttığı ülkede, hükümet İslamı kontrol altına almayı hedefleyen yeni bir paket üzerine çalışıyor. Pakette, sözleşmeli Müslüman eğitim kurumlarının artırılması, imamların üniversitlerde yeni bir formasyona tabi tutulması ve Müslümanların yaşadığı bölgelerde güvenliğin artırılması gibi konular yer alıyor. Paketin Müslümanlara yönelik güvenliği arttıracağı algısı oluşsa da devletin İslamı kendi kontrolüyle şekillendirmeye çalıştığına ilişkin yorumlar yapılıyor.
Star

Venezuela'yı Ayağa Kaldıran Ölüm
Venezuela, geçen yılki hükümet karşıtı gösterilerin yıldönümünde bir kez daha diken üstünde. Son günlerde muhalif liderlere yönelik tutuklamaların ardından sokaklara dökülen hükümet karşıtları, San Cristobal kentinde polisin 14 yaşındaki bir göstericiyi başından vurarak öldürmesinin ardından güvenlik güçleriyle çatışmaya başladı. Çocuğu vuran polis memurunun tutuklandığını açıklayan Devlet Başkanı Nicolas Maduro, halkı itidalli davranmaya çağırdı. Devlet televizyonundan halka seslenen Maduro, olay hakkında tam ve kapsamlı bir soruşturma yürütüleceği sözünü de verdi. Maduro konuşmasında, "Şiddete gerek yok. Gençlerimize sesleniyorum: Şiddetten vazgeçin. Nefret bizi hiçbir yere götürmez. Yasaları çiğneyen devlet görevlilerinin en başta ben takipçisi olacağım" dedi. Ancak iktidar karşıtları yaşanan son olayın giderek artan hükümet baskısının son örneği olduğunu savunarak protestolara devam edeceklerini duyurdu.
Vatan

Japonya'da Otosansur Dönemi
Japonya'da medyanın Başbakan Şinzo Abe'ye yönelik eleştirel haberler yapmaktan kaçınması, kamuoyunda basının otosansür uyguladığı tartışmasını başlattı. İktidar partisinin medya kuruluşlarına, yaptıkları haberlerle ilgili direkt bir müdahalesi olmadığı, buna karşın habercilerin Abe'yi eleştiren haberler yapmamaya çalıştıkları düşünülüyor. Abe'nin geçen yıl devlet televizyonunun başına getirdiği Katsuto Momii'nin ilk basın toplantısında "Hükümetin sağ dediğine biz sol diyemeyiz" şeklindeki sözleri de, medyada gidişatın bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Vatan

Kral'ın İlk Ziyareti Türkiye'ye Mi?
Eski Suudi Kralı Abdullah vefat ettiğinde Afrika ziyaretini yarıda kesip ayağının tozuyla Riyad'a giden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni süreçte Suud-Türkiye ilişkilerinin nasıl seyredeceğinin sinyalini vermişti. Yeni Kral Selman ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında geçmişe dayalı yakın bir ilişki zaten mevcut ancak iki ülke ilişkileri daha sıkı bağlarla örülecek gibi görünüyor. Arap basınında birçok analist Kral Selman'ın ilk ziyaretini Türkiye'ye yapacağını uzun zamandır dile getiriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Riyad ziyareti duyulduktan sonra bu iddia daha sık dile getirilmeye başlandı. Katar'ın da dahil olduğu yeni dönem Arap-Türkiye ittifakında en belirgin etkenlerden biri İran faktörü. Suriye'nin yanı sıra Irak ve Akdeniz hattı boyunca Lübnan ve Yemen'de Şii unsurlar üzerinden etki alanını genişleten ve IŞİD terörünü de dolaylı olarak körükleyen İran'ı dizginlemek Suudi-Katar-Türkiye üçlü işbirliğini zorunlu kılıyor. Ancak burada Mısır ile ABD-İran ittifakı "sorun" teşkil ediyor. Üç ülke ancak Mısır konusundaki görüş ayrılıklarını giderdikten sonra söz konusu işbirliği ABD'yi zorlayabilir. Nitekim ABD Başkanı Barack Obama'nın politikaları, şu an Washington- Tahran ilişkilerini geliştirmek etrafında yoğunlaşıyor. Beyaz Saray bu uğurda klasik müttefiklerini görmezden geliyor. Bu nedenle Türkiye'nin Katar ve Suud'la, Mısır ajandasını birleştirmeden yola çıkması boşa kürek çekmesi anlamına gelir.
Akşam

POLİTİKA

'Hakaret Edenle Helalleştik'
TBMM'de İç Güvenlik Paketi görüşmeleri dün de sürerken, Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, önceki gün yaşanan gerilim sırasında kendisine hakaret edildiğini söyledi. TBMM Genel Kurulu dün yine Başkanvekili Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Muhalefet partileri çalışmaların devam edemeyeceğini savundu. AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ise, "AK Parti Grubu hiç kimseye saldırmamıştır, şiddet uygulamamıştır. Edep ve adap içerisinde gazi Meclis'e yakışır şekilde bir duruş sergilemiştir" dedi. CHP'li Engin Altay, "AK Parti kimseye saldırmadıysa hastaneye giden milletvekillerini cinler mi çarptı, bilmiyoruz" karşılığını verdi. MHP'li Oktay Vural, Bahçekapılı'ya "Elini gösterip milletvekillerini tahrik edip, olmamış bir şeyi olmuş gibi gösterdiniz. Külliyen yalan" dedi. Bahçekapılı ise şöyle yanıt verdi: "Başkanvekili ve katip üye işlem yaparken kimsenin sınır aşmaması gerekir. Bugün gazetelere yansıyan konu gerçektir, doğrudur ve bu harekette bulunan kişinin ismini şimdiye kadar söylemedim çünkü o kişiyle ilgili olarak helalleştik. Onun ismi bende saklı. Üçüncü kişiye bu konuda konuşmak düşmez."
Vatan

Kılıçdaroğlu'na Bu Utanç Yeter
Başbakan Ahmet Davutoğlu, seçim öncesi Paralel Çete'nin düğmeye bastığını ve muhalefetin de harekete geçtiğini söyledi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye yüklenen Davutoğlu, muhalefetle ilgili olarak, "AK Parti düşmanlığı vatan, millet ve devlet düşmanlığına dönüştü" değerlendirmesini yaptı. Başbakan, muhalefetin son günlerde sergilediği tavırları, "Ayıp, utanç ve zillet" sözleriyle eleştirdi. Macaristan'dan dönerken TC TUR uçağında basın mensuplarının sorularını cevaplandıran Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi: "Türkiye'de CHP ve MHP var. Bahçeli, Genelkurmay Başkanımıza hakaretamiz ifadeler kullanıyor, ama Meclis'te iç güvenlik görüşmelerinde HDP ile işbirliği içinde davranıyorlar. Bu operasyonu eleştirirken, 'vatan toprakları terk edildi' diyorlar. Hiçbir karşılığı olmayan bir argüman. Türbe, daha önce de iki kere yer değiştirmiş. Bu iki dönemde de AK Parti iktidarda değil. Eğer o dönemdeki vatan hainliği değilse, bugünkü eylemi de böyle görmek mümkün değil. 1939'da CHP iktidardaydı. 1973'te karar alınıp 1975'e taşındı. Arada yine CHP iktidarı var. 12 Mart dönemi, Ecevit dönemi. Arkasından da MHP'nin de içinde olduğu MC koalisyon dönemi. Bahçeli'nin Genelkurmay Başkanı'na yönelik olarak yaptığı çirkin ve edepsiz saldırı hiçbir şekilde devlet ahlakına uymuyor." "Kılıçdaroğlu Suriye'nin resmi ajansı Sana'da manşet oldu. Bu ayıp, bu utanç, bu zillet Kılıçdaroğlu'na yeter. Vatanperver vatandaşlarımızın Kılıçdaroğlu'na bunu sorması lazım. HDP ile işbirliği yapıp sonra PYD'nin bulunduğu bölgeden geçti diye bizi ve Genelkurmay Başkanı'nı eleştirmeye kalkan Bahçeli'ye de Meclis'te HDP ile yaptığı ilişkinin getireceği utanç yeter. Bunu meydanlarda anlatacağız."
Akşam

Fitre Toplayıp Lobiler Kurdular
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, paralel yapının 17-25 Aralık darbe girişiminde hedef aldığı TÜRGEV'in, 6 ilde yaptırdığı 8 kız öğrenci yurdunun toplu açılışını gerçekleştirdi. Ankara'da düzenlenen törende konuşan Erdoğan, paralel yapıya ve isim vermeden muhalefet partilerine yüklendi. 'TÜRGEV 17 -25 Aralık darbe teşebbüsünün en önemli hedeflerinden biriydi' diyen Erdoğan konuşmalarında şunları söyledi: "Böylesine güzel böylesine önemli, böylesine hayırlı hizmet yapan bir kurum niçin hedef alınır? Bu soruyu sormak ve bunun cevabını aramak durumundayız. Yetimin, öksüzün fakir fukaranın evlatlarının sığındığı bu yuvaya niçin kilit vurulmaya çalışılıyor. Dikkat ederseniz Türkiye'nin ne kadar milli kurumu, milli projesi varsa hepsiyle birlikte TÜRGEV de hedef alınmıştır. Halkbank'tan ne istedilerse, Türkiye'nin küresel projelerinden niçin rahatsız oldularsa, TÜRGEV'in üzerine de aynı sebeple gittiler. Bu yapı milletimizin hayır konusundaki, eğitim konusundaki duygularını hassasiyetini yıllarca istismar etti. Fitre diyerek zekat diyerek, kurban diyerek topladıkları paraları götürdüler. Türkiye aleyhindeki lobilere milletin değerleriyle hiçbir zaman barışamamış olan partilere harcadılar. Allah rızası için diye, adeta karın tokluğuna çalıştırdıkları insanları, karanlık güçler adına oynadıkları oyunların malzemesi yaptılar." "Ülkemizde sadece yurt binaları açılmıyor aynı zamanda ecdadımızın bize bıraktığı emanete de sahip çıkıyoruz. 28 Şubat 1997'de, 28 Şubat da geliyor. Yad edeceğiz. Ama bu defa farklı yad edeceğiz. Nerelerden, nerelere. Kudret kuvvet sahibi olan Allah'tır. Bugünleri gördük. Ve şimdi 17-25 Aralık 2013'te köklerinden sarsılma, köklerinden kopartılmak isteyen bu mirasa sahip çıkmak boynumuzun borcudur. Zahirde farklı gözükse de aslında her iki teşebbüs de aynı amaca yönelikti. Amaç bu milletle kadim tarihi, kadim medeniyeti arasındaki bağları koparmaktı. Meseleyi Tayyip Erdoğan'ın kişisel meselesi olarak göstermeye çalışanlar aslında bu yapının kendilerine de düşman olduğunu gayet iyi biliyorlar. Düşmanımın düşmanı dostumdur gibi basit bir mantıkla yanında yer aldıkları bu yapı, eğer darbe teşebbüsünde başarılı olabilseydi hepsini esir alacaktı. Şantajla esir alacaktı, kasetle, montajla, dinlemeyle esir alacaktı. Biz aslında Türkiye ile birlikte milletimiz ile birlikte onları da bu büyük tehditten kurtardık, bu çok önemli." Pensilvanya'nın ikinci yakalama emri çıktı. Beraber kontak kurdukları kişilerin yakalama emirleri çıkıyor. Ne oluyoruz? Nereye gidiyor bu iş? Şimdi 17-25 Aralık'ın sırları ortaya çıkmaya başladı, görüyoruz. Türkiye'de kendilerine payandalık yapan, yol arkadaşlığı yapanlardan da boşuna medet ummasınlar. Millet onlara bu ülkenin yönetimini teslim etmez. Bu ülkenin yönetimini teslim etmez. Bunu böyle bilsinler.
Akşam

SPOR

Aziz Yıldırım esti gürledi. Takımın dün akşamki idmanı sırasında medyanın karşısına çıkan Fenerbahçe Başkanı, Akhisar maçının hakemi, MHK ve TFF'yi topa tuttu. Yıldırım, "Özgür Yankaya maçı katletti. Namoğlu 90 dakikayı izlesin. Bizim oyuncular hakeme 'Niye kestiniz oyunu?' diyor, 'Daha çok zaman var' diyorlar. 4. hakem '27 numarayı at, at' diye bağırıyor. Yusuf Namoğlu evinden duymamış, 'Öyle bir şey demedi' diyor" ifadelerini kullandı. Yıldırım şöyle devam etti: "Hakem korunmaz. Hata yapmıştır. 8.2 puan alamaz. Bu arkadaş zaten mimli. Antep maçında G.Saray gol atıyor ayağını sallıyor. Geçen sezon Drogba'ya penaltı yok, penaltı veriyor. G.Birliği maçında Kadlec'in ayağı kırılıyordu bir şey vermedi. 'Düzgün yönetin' dedim, ikinci yarı düzgün yönetti yendik. Özgür Yankaya bir daha bizim maça gelemez. Gelirse o stattan çıkamaz. Taraftar 90 dakika tepki verir." "Bu haftaki maçımıza Hüseyin Göcek'i verirler, haftaya Cüneyt Çakır'ı verirler. Bir başlarsak ceza meza kesmez. Sahanın ortasına otururum, ayıp olur! Bizi zorlamasınlar. TFF ve MHK'den ricam; hakemine sahip çıkmasın. Ne ceza verecekse açıklasın, diğer hakemler bunlardan cesaret almasın. Normalde konuşmayacaktık ama MHK'nin açıklamalarını görünce bizim de birkaç söz söylememiz gerektiğinin farkına vardık."
Star

Trabzonspor Teknik Direktörü Ersun Yanal, Napoli maçı öncesi düzenlediği basın toplantısında, istifa söylentilerine açıklık getirdi. Tecrübeli çalıştırıcı "Medya hayatımızda önem taşıyan önemli pozisyona sahip. Medyanın bugün yüklendiği yükümlülük bilgilendirme ve bunu doğru biçimde yapmaktır. Maalesef benim bile haberim olmadı. Başkanın hiç haberi olmadı. Saçma bir haber gündeme gelmiştir. Medyanın görevi manüplasyon yapmak, kamuoyunu yönlendirmek değil, bilgilendirmektir" diyerek şöyle devam etti: "Maalesef özellikle spor medyasının bir kısmı bu türlü asparagas haberlerle, kamuoyunu yönlendirme ve biçimlendirme yoluna gitmektedir. Bizler de maalesef elimiz kolumuz bağlı, hiçbir şey yapmadan sadece gülerek izlemekteyiz." Bazı medya organlarında, Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu'nun, Yanal'ı çağırarak "Bırak" dediği ileri sürülmüştü. Ersun Yanal, Napoli ile oynayacakları rövanş maçı için "Bizim için prestij mücadelesi" degerlendirmesini yaptı. Trabzon'un hocası "Sonuç ne olursa olsun turu geçmekten çok müsabakanın kazanılmasını oyuncular hissetmeli. Hiçbir oyuncu maçı kaybetmek için sahaya çıkmaz. Bizim takımımızda da yenilmeyi hazmetmeyecek çok sayıda iyi oyuncu var. Ülke puanı için çok önemli tabi maç. Bunun için de oynayacağız. Ama ilk maçta ortaya koyduğumuz oyunu tekrarlamak niyetinde değiliz. Hiçbir maç kaybedilmek için oynanmayacaktır. Bizim mücadele gücümüz asla ilk maçtaki güç değildi" şeklinde konuştu.
Star

Şampiyonlar Ligi'nde dün gece iki Real Madridzede karşı karşıya geldi. Geçen sezon kupayı finalde Real Madrid'e kaptıran Atletico Madrid ve 2001-02'de yine Los Galaticos'a, Zidane'ın unutulmaz golüyle finalde boyun eğen Bayer Leverkusen, Almanya'da kozlarını paylaştı. MAÇIN böyle bir detayı vardı ama Türkiye için önemi ise çok daha farklıydı. Atletico Madridli Arda Turan ve Bayer Leverkusenli Hakan Çalhanoğlu birbirine rakip olarak sahadaydı dün. Gökhan Töre'yle yaşadığı sorun nedeniyle uzun süredir Ay-yıldızlı formadan uzak kalan Hakan'ın gecesi oldu dün akşam. EV sahibi olmanın etkisiyle maça iyi başladı Almanlar Birkaç cılız ataktan sonra Atletico Madrid'e korku salan pozisyon 26'da yaşandı. Leverkusen'in stoperi Spahic yaklaşık 30 metreden füze gibi vurdu, top iki direğin birleştiği yerden geri döndü. Golden sonra kıpırdanan Atletico ilk yarının sonunda beraberliğe yaklaştı. Kornerden gelen topta oluşan karambolda Tiago vurdu, Leno iyi çıkardı. Devre 0-0 tamamlanırken 2. yarıda Leverkusen golü attı. 57'de Bellarabi ceza sahası ön çizgisinde çok ince bir pasla Hakan'ı buldu, yeniden milli oyuncumuz olmasını dilediğimiz Hakan da çok sert bir şutla ağları buldu: 1-0. 64. dakikada Arda yerini Fernando Torres'e bırakırken 76'da Tiago'nun atılmasıyla Atletico Madrid kişi kalınca Bayer Leverkusen işi iyice rölantiye aldı. Maçın kahramanı Hakan Çalhanoğlu 87'de alkışlar arasında oyundan çıkarken karşılaşma da 1-0 sona erdi.
Vatan

Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Biliç, Liverpool karşısında alınacak bir galibiyetin ancak total futbol ile gelebileceğini söyledi. Takım savunmasının derli toplu olmasının gerektiğini belirten Hırvat çalıştırıcı, "Anfield'da topsuz oyunda ortaya koyduğumuz performansı, önde yaptığımız baskı, ikinci bölgede takım halinde topun arkasına geçme şeklimiz; yani birinci bölgede de ortaya koyduğumuz performanslar arasından bu zamana kadar bana göre en iyisini sergiledik. ORADA tehlikeli alanlara girdiğimizde daha fazla cesaret göstermemiz gerekiyordu yani daha zekice davranmalıydık. Yarın da aynı senaryo geçerli. Bütün halinde durmamız gerekiyor. Onların bize bırakacağı alanları iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Liverpool düzeyinde bir takımı elemek için, oyunun bütün hatlarında total ve sağlam bir şekilde oynamamız lazım. Onlar 1-0'la iyi bir avantaj elde etti ama bizimde hala iyi bir şansımız var. DEFALARCA takımımın ve benim önceliğimin Süper Lig olduğunu söyledim. Avrupa Ligi'nin de önemi var; hem benim için hem de Beşiktaş için. Her maça ciddi şekilde yaklaşıyoruz. Türkiye Ligi ekmeğimiz, Avrupa Ligi ise tatlımız diye düşünüyoruz. DEMBA Ba ve Gökhan Töre oynamak istiyor. Eskişehir maçında da oynamak istiyorlardı. Umarım ikisi de maçta oynar. Demba Ba Eskişehir'de ısınmaya çıktığında kendini iyi hissetmedi ve oynayamadı. İyi bir tedavi süreci geçirdi. Gökhan fitness çalışması yaptı. Müthiş bir gücü var ama hala da bir belirsizlik var. Durumu daha öncesinden kötü değil. Onların durumunu değerlendireceğiz. Liverpool maçı ilk maç değil son maç da değil. Doktorlarımızla konuşacağız bir risk olmazsa oynatacağız. Onlar olmazsa yine oynayacağız ama gerçekten olmazlarsa şansımız daha da azalacaktır" ifadelerini kullandı.
Vatan


--
Yeni Toplum Dergisi - yenitoplumdergisi@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme