2 Mart 2015 Pazartesi

02.03.2015 Genel Gündem

GÜNDEM

10 Madde Diyor Ki
İmralı'da Abdullah Öcalan, HDP heyeti, devlet heyeti ve izleme kurulu temsilcileri en geç iki hafta içinde 10 maddeyi konuşmak için masaya oturacak. HDP - İmralı - Kandil kanadı bu görüşmeleri 'müzakere', devlet tarafı ise 'görüşme' olarak adlandırıyor. Eğer masada bu 10 maddenin hayata geçirilmesi konusunda bir mutabakat sağlanırsa Öcalan, "Olağanüstü kongreyi toplama ve Türkiye'ye karşı silahlı mücadeleye son verme kararı alması" çağrısı yapacak. Peki bu 10 maddeyle Öcalan ve HDP kanadı neyi kastediyor? Hangi adımlar atılırsa 10 madde hayata geçmiş olacak. İşte yanıtları: Demokratik siyasetinin içeriği tartışılmalı: PKK'nın silahlı-silahsız bütün unsurlarının, yeni dönemde siyaset yapabilmesinin önünün açılması kastediliyor. 'Dağdan iniş ve ovada siyaset' olarak özetlenen, aralarında genel affın da olduğu düzenlemelerin yapılması bekleniyor. Örgüte üye olmayanların da örgüt üyesi gibi cezalandırılmasını öngören TCK'nın 220'nci ve TCK'nın 314'üncü maddelerinin değiştirilip, hatta yürürlükten kaldırılması hedefleniyor. Demokratik çözümün ulusal ve yerel boyutlarının tanımlanması: 'Ulus Devlet' tanımının, demokratikleşme yoluyla değiştirilmesi, genelde tüm toplumun özelde Kürtlerin temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması. AB Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na atıfla yerelde 'Demokratik Özerklik' adı altında özyönetim modellerinin geliştirilmesi. Özgür vatandaşlığın yasal ve demokratik güvenceleri: Anayasa'da yer alan vatandaşlık kavramının değiştirilmesiyle, bireylerin eşit yurttaşlar olarak temel demokratik haklarının güvence altına alınması talep ediyor. Demokratik siyasetin devlet ve toplumla ilişkisi ve bunun kurumsallaşmasına ilişkin başlıklar: PKK çizgisindeki 'Kürt Siyasi Hareketi'nin öncülük ettiği ve devlet tarafından 'hukuk dışı' kabul edilen mevcut tüm siyasi, kültürel ve ekonomik örgütlenmelerin sivil toplum örgütü olarak kabul edilmesinin ve faaliyetlerinin kısıtlanmamasının sağlanması. Çözüm sürecinin sosyo- ekonomik boyutları: Başta koruculuk sistemi ve boşaltılan köyler sorunu olmak üzere yaklaşık 30 yıldır süre gelen çatışma ortamının yarattığı tüm sosyo-ekonomik sorunların giderilmesi. Yerel yönetimlerin ekonomik açıdan da güçlendirilmesi, bölgesel kalkınmanın artırılması Çözüm sürecinde demokrasi güvenlik ilişkisinin kamu düzeni ve özgürlükleri koruyacak şekilde ele alınması: İç Güvenlik Yasa Tasarısı'nın kabul edilen maddelerinin yeniden el alınması. Ceza, Siyasi Partiler ve benzer kanunlardaki kimi maddelerin yeniden düzenlenmesi. Tutuklulukta en uzun sürenin üç yıl olması, müdafinin dosyayı inceleme yetkisine getirilen sınırlamaların kaldırılması, terör suçlarına özgü infaz uygulaması insan haklarına uygun şekilde düzenlemesi gibi maddeler. Kadın, kültür ve ekolojik sorunların yasal çözümleri ve güvenceleri: Kadına yönelik her türlü ayrımcılığın kaldırılması için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi'nin gerekliliklerinin yerine getirilmesi. Tarihi ve kültürel mirasın korunmasına, kentlerde ve toplum yaşamında ekolojinin bir yaşam biçimi haline getirilmesi. Kimlik kavramı ve tanınmasına dönük çoğulcu demokratik anlayışın geliştirilmesi: Kimliklerin kendilerini özgürce ifade etmelerinin sağlanması, anadilde hizmet alımını genişletilmesi ve bu hakların Anayasal güvenceye alınması. Anadilde eğitim hakkı taleplerinin karşılanması. Demokratik cumhuriyet, ortak vatan, milletin demokratik ölçülerle tanımlanması, çoğulcu demokratik sistem içerisinde yasal ve anayasal güvencelere kavuşturulması: Kürt kimliğinin anayasal güvence altına alınması öngörülüyor. Bu noktada 'Kürt' kavramsallaştırmasının Anayasa'da doğrudan yer bulmasına gerek görülmüyor. Öcalan'ın "Özgür iradesiyle Türkiye'ye bağlılığını ifade eden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır" önerisinin ya da benzer bir tanımın yapılması yeterli bulunuyor. Bu noktada 'Türklük' üzerine şekillenmiş Anayasa'daki vatandaşlık tanımının değiştirilmesi hedefleniyor. Bütün bu demokratik hamleleri içselleştirmeyi hedefleyen yeni bir anayasa: Bütün bunların yeni bir anayasa ile garanti altına alınması amaçlanıyor. Demokratik vatandaşı ve toplulukları ulus-devlete karşı korumayı esas alan toplumsal konsensüsle oluşmuş bir anayasa talebini dile getiriyor.
Hürriyet


Köyünün Toprağıyla Veda
Usta yazar Yasar Kemal'in ölümü tüm Türkiye'yi yasa boğdu. Dün yazarın İstanbul Vaniköy'deki evi acılı esi Ayşe Semiha Baban'a taziye ziyaretinde bulunmak isteyenlerle doldu tastı. Sanatçılar Zülfü Livaneli, Suavi, Idil Biret, Ahmet Günestekin, eski Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Akın Birdal'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi Kemal'in ölümünün ardından büyük üzüntü yasadıklarını dile getirdi. Kemal'in yakın dostu Zülfü Livaneli, "Hep bu eve gelirdim. Yukarıda Yasar ağabey beni karsılardı. Onun olmadığı bir eve geliyorum. Sabah uyandım ve ilk düşüncem simdi 'Yasar ağabey yok mu?' oldu. Bu inanılacak bir şey değil. 44 yıl her sabah, en azından telefonla konuştuktan ve buluştuktan sonra yok mu? Fakat sunu da gördüm ki hayatı boyunca örnek olan bir insan ölümüyle de büyük bir ders veriyor hepimize" diyerek duygularını ifade etti. Baban'ı, eski adı Hemite olan Gökçedam Köyü Muhtarı Hüsnü Cömert ve beraberindeki köylüler de ziyaret ederek yazarın ölümünden duydukları üzüntüyü dile getirdi. Cömert, "Çok değerli büyüğümüz büyük ustamızı kaybettik. Acımız büyük. Osmaniye'nin Türkiye'nin, Hemite'nin bası sağ olsun, mekanı cennet olsun. Bir miktar babasının mezarının yanından aldığımız toprağı getirdik. Bugün de son görevimizi yapmak istiyoruz" diye konuştu. Bu arada Seyhan Belediyesi, hizmet binası yanında bulunan 'Seyhan Belediyesi Kültür Merkezi'nin adını 'Seyhan Yasar Kemal Kültür Merkezi' olarak değiştirme kararı aldı.
Akşam

EKONOMİ

Gram Altın 97, 4388 -97, 5886       
ABD Doları 2, 5047-2, 5077/ 
Euro 2, 8048 -2, 8106/ 
İngiliz Sterlini 3, 8624-3, 8703              

Kur Ve Kar Vurdu
İhracat şubatta yüzde 13 azaldı ve 10 milyar 495 milyon dolara indi. Bu krizden sonraki son 4 yılın en kötü şubat ayı demek. İhracattaki düşüşe hem Euro'daki değer kaybı hem de kar yağışıyla yaşanan lojistik sorunlar etkili oldu. Türkiye İhracatçılar Birliği Başkanı Mehmet Büyükekşi'nin verdiği bilgiye göre şubatta Euro 1.14 dolar ile geçen yıl şubattaki 1.36 doların yüzde 17 altında kaldı. Bunun sadece Avrupa Birliği'nin 28 üyesindeki etkisi ise yaklaşık 900 milyon doları buldu. Türkiye ihracatının neredeyse yüzde 50'sini Avrupa Birliği ülkelerine yapıyor. Diğer bölgelerde de doların değerlenmesi nedeniyle zayıflayan talep yüzünden yüzde 20'lere varan fiyat düşüşleri yaşandı. 17- 19 Şubat'taki kar yağışının yarattığı kayıp 300 milyon dolar da buna eklendi ve Türkiye'nin ihracatı yüzde 13 azaldı. Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin dün Erzurum'da açıkladığı ihracat rakamları ocakta başlayan olumsuz durumun sürdüğünü ortaya koydu. TİM verilerine göre şubat ayında her gün yeni bir tarihi zirvesini gören dolar ihracatı olumsuz etkiledi. Kurun etkisi ise iki türlü oldu. İhraç edecekleri malların üretimi için ara malını ihracatçılar dolar üzerinden ithal ediyor. Üretim için dolar üzerinden para öderken, ihraç ederken Euro daha ağırlıklı olarak kullanılıyor. Bu da ithalatın Türk Lirası maliyetinin arttığı, ihracatın ise değerinin azaldığını ortaya koyuyor. Bir de Euro'nun değer kaybının ülkelerin ihraç talebine etkisi olunca iki taraftan sıkışan ihracatçı kayıpların önüne geçemiyor. TİM Başkanı Büyükekşi'nin verdiği bilgilere göre şubatta Avrupa Birliği'ne ihracatın kilogramı yüzde 2 gerilerken, ihracat fiyatları yüzde 9 düştü. Avrupa Birliği ülkelerine yapılan ihracattaki azalma ise yüzde 11.2 oldu. Yılın ilk 2 ayında ihracatımız yüzde 6.7 düşüşle 22 milyar 826 milyon dolara indi. Doların tüm dünyada değer kazanması sonucunda ihracat fiyatlarında önemli bir baskı oluştu. Dolayısıyla pariteden kaynaklı fiyat etkisi sadece AB bölgelerine olan ihracatta değil AB dışı bölgelere gerçekleştirilen farklı sektörlerdeki ihracatı da vurdu. Böylece Afrika'ya ihracat yüzde 18.3, Ortadoğu'ya ihracat yüzde 7.5 azaldı.
Hürriyet

Aynı Durumdalar
Geçtiğimiz cuma günü, 'Yüksek faiz vatan hainliğidir' diyerek Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'ya yönelik eleştirilerinin dozunu artıran Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Suudi Suudi Arabistan'a giderken uçakta da gazetecilerin konuyla ilgili sorularını yanıtladı. Erdoğan, faiz tartışmalarında sert biçimde yüklendiği Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'nın geçirdiği rahatsızlık sorusuna ise "Gecikmeli olarak Başçı'ya 'Geçmiş olsun' dilerim" cevabını verdi. Erdoğan, ekonomiye ilişkin yöneltilen soruları şöyle yanıtladı: Faiz tartışması sürüyor, Merkez Bankası'nda sizce paralel yapı bağlantısı mı var? Merkez Bankası'ndaki arkadaşlarımızın paralel yapıyla ilişkili olduklarına doğrusu ihtimal vermiyorum. Alt takımlarda bu tip insanlar var mıdır, yok mudur? Bunların incelemesini yaptık, yapıyoruz. Fakat üst makamda, karar alma mekanizmasındaki arkadaşlar için böyle bir şey söylemem. Böyle bir şey buraların bağımsızlık noktasındaki ilkeleriyle de çelişir. Ben Cumhurbaşkanı olarak eleştirimi yaparım, yapabilirim. Buna kimsenin de müdahale etme yetkisi yok. Ortada bir gerçek var, faizler düşmezse yatırıma şiddetle ihtiyacı olan Türkiye, yatırım yapamaz. Nitekim bakın şu anda özel sektörün yatırım noktasında ciddi bir yatırım zaafı var. Yatırım yarışı yok, bir duraklama içindeyiz. Bizim burada hızlanmamız gerekiyor. Ekonomik krizin dünyada olduğu bir dönemde biz bir şeye çok dikkat ettik. Neydi o? Yatırımları hiç kesmedik, eleştiri de aldı ama biz hiç hız kesmedik. Faizler düşerse bu yatırımlar devam eder. Merkez Bankası Başkanı ile çağırıp konuşmak yerine kamuoyu önünde tartışmasanız diye bir görüş var. Ne dersiniz bu eleştirilere? Bu arkadaşı çağırıp konuşmadığımı kim söylüyor? Bugünlerde yine bir talebi var, çağırıp konuşacağız tabii. Ama onun bağlı olduğu Sayın Bakan'la (Ali Babacan) bunu konuştuk. Ama bakıyorum ki aynı durumdalar. Şimdi burada bu uyarılar yapıldığı halde artık biraz kendine çeki düzen ver. Bakın çok ilginçtir Başçı ne dedi, 'Ayın 4'ünde Para Kurulu'nu toplayıp faizin düşüşünü gözden geçireceğiz.' Ne oldu, bir gün kala vazgeçti. Neymiş, enflasyonda beklenen düşüş olmamış. Birileri çıkıp farklı şeyler söylüyor. Ben de farklı şeyler söylüyorum. Ben mecbur muyum birilerinin söylediğini söylemeye? Ben diyorum ki faiz sebeptir enflasyon da neticedir. Bu da benim tezim. O ise enflasyon sebeptir, faiz neticedir diyor. Nereye bağlıyor, enflasyona bağlıyor. Eğer enflasyon düşerse faizi düşürecekmiş. Bu demek senin yanlış yolda olduğunun alametidir Bu milletle, girişimciyle, yatırımcıyla dalga geçmenin anlamı yok. Merkez Bankası ile ilgili mevzuat değişebilir mi? Şimdi o artık hükümetle ilgili bir konu. Hükümet bir adım atarsa ki biz de bazı şeyler söyleriz. Ben de birikimimle müşterek bir çalışma içinde olmak isterim.
Hürriyet

Türkiye'nin İlk Akıllı Kentt Projesi Karaman'da Başladı
Türk Telekom Grubu Türkiye'nin ilk entegre akıllı şehir projesi olan Akıllı KenTT Projesi'ni Karaman'da başlattı. Türk Telekom Grubu ve iş ortakları tarafından geliştirilen uygulamalarla, Karaman'da trafikten sağlığa, kamu hizmetlerinden enerji tasarrufuna kadar şehrin tüm ihtiyaçları Akıllı KenTT Operasyon Merkezi'nden yönetilecek. Proje, Türk Telekom Grubu CEO'su Rami Aslan, Grup Bireysel İş Birimi CEO'su Erkan Akdemir ve Grup Kurumsal İş Birimi CEO'su Mehmet Ali Akarca'nın ev sahipliğinde ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan'ın katılımıyla gerçekleştirilen toplantıyla tanıtıldı. Toplantıda konuşan Bakan Elvan, şunları söyledi: "Türkiye'de ilk kez entegre bir akıllı kent uygulamasını Karaman'da başlatıyoruz. Bir akıllı kentten sadece belediyelerimiz, kamu kurum ve kuruluşları istifade etmeyecek, vatandaşlarımız istifade edecek. Örneğin herhangi bir sağlık problemi yaşandığında, ambulansın sistemine trafiğin sistemini uyarlayan bir sistem geliştirildi. Trafikle ilgili geliştirilen uygulamayla, dünyadaki uygulamalar dikkate alındığında özellikle akıllı kavşaklarda kaza oranlarının yüzde 65 azaldığı söyleniyor. Şimdi Karaman'da akıllı kavşak uygulamasını başlattık. Trafiğin akışına göre sistem kendini entegre ediyor." Telekom Grubu CEO'su Rami Aslanda "Türkiye, Sayın Bakanımızın vizyonu doğrultusunda, teknolojiyle kalkınma yolunda önemli adımlar atıyor. Türk Telekom Grubu olarak, Türkiye'nin ilk akıllı şehri Karaman'da, sadece sokak aydınlatmalarında elektrik kaybını önleyerek hem doğaya karşı sorumluluğumuzu yerine getireceğiz, hem de her yıl yüzde 30'a yakın tasarruf imkanı sağlayacağız. dedi.
Star

İhracata Dışarıda Parite İçeride 'Merkez' Çelmesi
Büyümenin öncü göstergelerinin verdiği alarma rağmen sadece çeyrek puanlık faiz indirimi yapan Merkez Bankası'na bir uyarı sinyali de şubat ayı ihracatından geldi. Şubat ayında ihracat dışarıda paritedeki gerileme, içeride Merkez Bankası'nın yatırım ve üretimi desteklemeyen faiz politikası nedeniyle sert düştü. Şubat ayında ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13 düşerek 10 milyar 495 milyon dolar oldu. Yılın ilk iki ayında toplam ihracat yüzde 6.7 gerileme ile 22 milyar 826 milyon dolar, son 12 aylık ihracat ise yüzde 1.7 artışla 155 milyar 14 milyon dolar olarak gerçekleşti. 2015 yılı Şubat ayı ihracat verilerini Erzurum düzenlediği basın toplantısında açıklayan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi "Doların tüm dünyada değer kazanması sonucunda ihraç birim fiyatlarında önemli bir baskı var. Sadece AB-28 bölgesine ihracatta paritenin etkisi eksi 900 milyon dolar oldu. Diğer bölgelerde ve sektörlerde de doların değerlenmesi ve zayıflayan talebe bağlı olarak yüzde 20'lere varan birim fiyat düşüşleri yaşadık. Kar yağışı üretim ve lojistik kaybı anlamında ihracatı olumsuz etkiledi" dedi. Merkez Bankası'nın faiz politikasına da değinen Büyükekşi, şunları söyledi: "Merkez Bankası'nın faizde indirim düzeyi ihracatçılarımızın beklentisini karşılamaktan oldukça uzak. Kısa vadede Merkez Bankası'ndan faiz konusunda daha kararlı hamleler bekliyoruz. Minimum 1 puan daha faiz indirimine devam etmesini ve politika faizini yüzde 6-7 arası bir seviyeye getirmesini bekliyoruz." Konuşmasında dünya ekonomisinde yaşanan gelişmeleri değerlendiren Büyükekşi, AB pazarındaki gelişmelerin umut verici olduğunu söyledi.
Star

Başçı Randevu İstedi Çağırıp Konuşacağız
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, sert eleştiriler yönelttiği Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'nın görüşme talebi olduğunu belirterek, "Bu arkadaşı çağırıp konuşmadığımızı kim söylüyor? Bugünlerde yine bir talebi var, çağırıp konuşacağız tabii" dedi. Erdoğan, Umre ziyareti için Suudi Arabistan'a giderken uçakta gazetecilerin Merkez Bankası'nın faiz politikasıyla ilgili sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Merkez Bankası'nda paralel yapı var mı?" sorusuna şöyle yanıt verdi: "Merkez Bankası'ndaki arkadaşlarımızın paralel yapıyla ilişkili olduklarına doğrusu ihtimal vermiyorum. Alt takımlarda bu tip insanlar var mıdır, yok mudur? Bunların incelemesini yaptık, yapıyoruz. Fakat üst makamda, karar alma mekanizmasındaki arkadaşlar için böyle bir şey söylemem. Ben cumhurbaşkanı olarak eleştirimi yaparım, yapabilirim. Buna kimsenin de müdahale etme yetkisi yok." Erdoğan, 'Merkez Bankası Başkanı ile görüşecek misiniz?' sorusuyla ilgili olarak şunları kaydetti: "Arkadaşı çağırıp konuşmadığımı kim söylüyor? Bugünlerde yine bir talebi var, çağırıp konuşacağız tabii. Ama onun bağlı olduğu sayın bakanla bunu konuştuk. Ama bakıyorum ki aynı durumdalar. Şimdi burada bu uyarılar yapıldığı halde artık biraz kendine çeki düzen ver."
Vatan

'Paranın Başkenti İstanbul'u Kobi'leri Dünyaya Açacak
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Çağlar, "İTO 2015 Küresel Vizyonu/Paranın Başkenti İstanbul" projesinin tanıtımında, 7 ana proje belirlediklerini ve "2015 Küresel Vizyon Çalışması" adı altında topladıklarını kaydetti. Dünyadan İstanbul'a ve İstanbul'dan Türkiye'ye akan katma değerin ve zenginliğin artırılmasını hedeflediklerini aktaran Çağlar, çalışmanın 7 tepeli İstanbul'dan hareketle, 7 ana ayaktan oluştuğunu, projelerin her birinin ayrı bir kimliği, logosu olduğunu anlattı. Projelerden ilkinin İstanbul Ticaret Şehirleri Platformu olduğu bilgisini veren Çağlar, İstanbul tüccarının mal satabileceği ve İstanbul'a yatırım yapabilecek iş adamlarının olduğu 20 hedef şehrin ticaret odalarını bir araya getirdikleri ortak bir platform oluşturmaya çalıştıklarını dile getirdi. İTO ve çevresinin düzenleme projesiyle Eminönü ve Sirkeci bölgesindeki sosyal yaşamın yeni bir ivme kazanacağını vurgulayan Çağlar, İTO bünyesinde KOBİ'leri dünyaya açacak "KOBİ Geliştirme Ve Destek Merkezi" kuracaklarını dile getirdi.
Akşam

DÜNYA

Türkiye Musul Operasyonuna Katılacak Mı
Geçtiğimiz yılın haziran ayından beri terör örgütü Irak-Şam İslam Devleti'nin (IŞİD) elinde olan Irak'ın Musul kentini kurtarmak için bu yıl içinde ABD'nin desteğiyle yapılması planlanan Irak ordusunun geniş kapsamlı askeri operasyonuna Türkiye'nin de destek vereceği iddia edildi. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) Başkanı Mesut Barzani'ye yakınlığıyla bilinen Kürt haber sitesi Rudaw'a konuşan Musul Valisi Esil Nuceyfi, "Türkiye, Musul operasyonuna katılmaya karar verdi" dedi. Vali Nuceyfi, Türkiye'nin operasyona askeri ve lojistik destek sunacağını, ayrıca silah ve cephane göndereceğini de ileri sürdü. Esil Nuceyfi'nin kardeşi olan Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Usame Nuceyfi, geçtiğimiz günlerde Türkiye'ye giderek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu ile görüşmüştü. Nuceyfi'nin bu iddiasına Ankara'da konuya yakın çevreler sessiz kalmayı tercih etti. Bir yetkili, "Askeri açıdan son derece teknik ve hassas bir konu" dedi. Diplomatik ve askeri çevrelerde, Türk Özel Kuvvetleri'nin uzun süreden beri Kuzey Irak'ta Peşmerge'ye çok kapsamlı eğitim verdiğine dikkat çekildi. Özel Kuvvetler'in şimdiye kadar binden fazla Peşmerge'yi eğittiği vurgulandı. Bir başka yetkili, "Türkiye Irak'ta bir şekilde IŞİD'le mücadeleye destek veriyor. Musul operasyonuna kara birliği gönderme gibi bir durum söz konusu olmaz ama lojistik ve mühimmat desteği neden olmasın" dedi.
Hürriyet

Ruslar, Nemtsov İçin Yürüdü
Rusya'nın başkenti Moskova'da halk geçen cuma gecesi suikaste kurban giden muhalif lider Boris Nemtsov için matem yürüyüşü düzenledi. Yürüyüşte, "Hepimiz Nemtsov'uz", "Biz de onun gibi korkmuyoruz", "Rusya'nın geleceği için hayatını feda etti" pankartları yer aldı. Kremlin ise dün devletin kontrolündeki televizyon kanallarında yayınlanması planlanan muhalefeti karalayan tüm programları kaldırırken, Nemtsov adının bir sokağa verilebileceği imasında da bulundu. Muhalefetin düzenlediği matem yürüyüşü Kızıl Meydan yakınındaki "Kitaygorod" metro istasyonunda başlayarak Nemtsov'un öldürüldüğü Kremlin Sarayına nazır "Moskovoretski" köprüsünde sona erdi. Moskova polisi matem yürüyüşüne 16 bin kişinin katıldığını söylerken, muhalefet liderleri 55 bin kişinin toplandığını ilan etti. Yürüyüşe Fransa, İngiltere ve Almanya büyükelçileri de katıldı. Öte yandan Rusya Soruşturma Komitesi ise cinayetin aydınlatılmasına yardımcı olacak bilgi verenlere 3 milyon ruble (120 bin TL) para ödülü verileceğini bildirdi.
Hürriyet

Taliban Barışdedi
Afganistan'da hükümet güçleriyle Taliban arasında uzun süredir devam eden çatışmanın bitmesi için ilk sinyal geldi. Afgan Talibanı lideri Molla Ömer'in, Afganistan Devlet Başkanı Eşref Gani ile barış görüşmelerine hazır olduğu, görüşmelerin gelecek hafta Kabil'de başlamasının beklendiği açıklandı. Afgan Talibanı temsilcisi Muhammed ve Pakistan istihbarat yetkilileri arasında Peşaver ve İslamabad'da üç tur gizli görüşme yapıldı. Yapılan müzakerelerin ardından tarafların barış görüşmelerine başlamayı kabul ettikleri açıklandı. Daha sonra da Pakistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rahil Şerif, 17 Şubat'ta Kabil'e giderek Afgan hükümetini bilgilendirdi ve barış sürecini sabote edebilecek unsurlar hakkında uyarıda bulundu. İslamabad'da yaptığı gizli görüşmelerden sonra Katar'a dönen Afgan Talibanı lideri Molla Ömer'in temsilcisi Qari Din Muhammed, "Şura ile danışmalar sürüyor, kimler heyetin içinde olacak, buna Molla Ömer karar verecek" diye konuştu. Pakistan Başbakanının Milli Savunma ve Dışişleri Danışmanı Sertaç Aziz, Afganistan'da siyasal uzlaşma için İslamabad'da gizli görüşmeler yapıldığını doğruladı. Aziz, "Pakistan, Afganistan'da siyasal uzlaşma için yardımcı rol oynuyor. Bunun dışında bizim rolümüz yok, şu anda süreç gizli, daha fazla bilgi veremeyiz" dedi. Gani yönetiminin, Afgan Talibanı'nı siyasal güç olarak tanıması gerekeceğini ifade eden Aziz, "Afgan Talibanı yıllardır savaş halinde, sanırım artık onlar da yoruldu. Hükümet de onlara pay verilebilir, yani birkaç valilik gibi bir şeyler olabilir" ifadesini kullandı.
Türkiye

Karşılıklı Özür Dileyelim
Güney Kıbrıs Eski Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas, halkların barışa ve çözüme ihtiyacı olduğunu belirterek, "Kıbrıs'ta 50 yıldır devam eden çözümsüzlük nedeniyle halklar kaybediyor" dedi. Kıbrıs sorunun çözümü için Rumlar ve Türklerin yaptıkları nedeniyle karşılıklı özür dilemesini isteyen Hristofyas, "Böylece cennet adada birlikte yaşamaya devam ederiz" dedi. Çözümsüzlüğün devam etmesi durumunda Taksim (Ada'nın bölünmesi) olacağı uyarısı yapan Hristofyas, "Bu olduğu zaman halklar karşı karşıya gelecektir. Çatışmalar çıkacaktır" dedi. İngiltere'nin Ada'da üs tutmasını da sert sözlerle eleştiren Rum lider, "İngiltere burada sömürgecilik yapıyor. Kıbrıs'a zarar veriyor. Rumlar ve Türklere hiç bir yararı yok" dedi. Rusya ile Güney Kıbrıs'ın yaptığı antlaşmaları da teorik olarak niteleyen Hristofyas, "Rusya'ya üs falan verilmiyor. Sadece bazı kolaylıklar sağlanıyor. (Rum lider) Nikos Anastasiadis Batı'ya bakıyor" dedi. Güney Lefkoşa'da küçük bir ofiste çalışmalarını yürüten Hristofyas Milliyet'e konuştu. Hristofyas şunları kaydetti; "Kıbrıs sorununda bir durağanlık var. Bu durum ne Kıbrıslı Rumların ne de Türklerin yararına bir durum değildir. Türkiye'nin de Türk halkının da çıkarına değildir görüşmelerin olmaması. Gerek Kıbrıs'ta gerek Türkiye'de gerekse Yunanistan'da insanların barışa ihtiyacı var. İstikrara ihtiyacı var. Ne yazık ki önümüzde bulunan ikilem, iki bölgeli iki bölgeli federasyon ya da Taksim'dir. Biz federasyondan yanayız. Taksim korkusu var. Çözümsüzlük böyle kalmaya devam ederse, Taksim'e doğru gidilir. İki ayrı devlete doğru gidilir. Bu çok kötü olur. En kötü şeylerden biridir bu. Böylesi bir durumda iki toplum bir biri ile sürekli karşı karşıya gelecektir. Hatta Türkiye ile karşı karşıya gelmeler olacak. Taksim felekat olur. Kıbrıs Kıbrıslılara aittir. Ne yunanistana ne türkiyeye aitir. Bizim arzumuz bıraksınlar, biz Kıbrıslılar ülkemizin efendisi olalım."
Milliyet

Kremlin Suikastı Organize
Rusya'da, Devlet Başkanı Vladimir Putin'in en dişli muhaliflerinden Boris Nemtsov'un Kremlin Sarayı'nın önünde suikaste kurban gitmesi hem ülkede hem dünyada büyük yankı uyandırdı. Nemtsov'un kimler tarafından ne amaçla vurulduğuna dair Putin soruşturma emri verse de gözler hala Kremlin Sarayı'na çevrilmiş durumda. Çünkü Nemtsov kısa bir süre önce, Putin yönetimi tarafından öldürülmekten korktuğunu söylemişti. Nemtsov'un köprü üzerinde vurulduğu anı gösteren kamera görüntüleri ise cinayetin organize olduğunu gösterdi. Görüntülerde Nemtsov kız arkadaşıyla birlikte Bolşoy Moskvorotski Köprüsü'nde yürüyor. Moskova saatiyle 23:31'de köprüde bekleyen bir kişi tarafından 8 el ateş ediliyor. Saldırgan daha sonra kaçarak kendisini bekleyen gri bir arabaya binerek kaçıyor. Cinayet, Nemtsov ve kız arkadaşı bir kar küreme aracının arkasındayken gerçekleşiyor. Cinayet sonrası bölgeden bazı vatandaşların geçtiği de görülüyor.
Akşam

Cihatçı John'un 'Kız Meselesi'
Kimliği ortaya çıkan ve ilk fotoğrafları İngiliz basınında yer alan Cihatçı John lakaplı Muhammed Emwazi'nin okul yıllarına ait ilginç bilgiler gelmeye devam ediyor. Daily Mail'e göre, ailesi Kuveyt'ten Londra'ya göç eden Emwazi, popüler bir öğrenciyken Ahlam Ajjot adlı bir okul arkadaşına saplantı derecesinde aşık olmuş. Ancak aşkı platonik olmaktan öteye geçmemiş. Ajjot'un anlattıklarına göre Emwazi Müslüman olduğu halde rapçi çeteler gibi davranır, esrar ve votka içerdi. Okulda saldırgan bir karakteri olduğu herkes tarafından bilinir ve insanlar onunla pek iletişime geçmezdi. Daily Mail gazetesinin diğer bir haberine göre ise Emwazi, 2010-2011 yıllarında, gazetenin güvenlik editörü Robert Verkaik'e gönderdiği maillerde, İngiliz iç istihbarat servisi MI5 tarafından kuşatıldığını ve "yaşayan bir ölü" gibi hissettiğini yazmış.
Akşam

POLİTİKA

İmralı Kandil Kopuk
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, "Görünen o ki şu anda İmralı ile Kandil arasında ciddi bir kopukluk var. Siyasi hareket olarak da, parti içinde bir bölünmenin olduğu ortaya çıkıyor. İmralı'ya gidip gelenlerin yaptığı açıklamalara baktığımız zaman İmralı silahların bırakılmasını istiyor. Fakat partinin başındaki zatın yaklaşımı çok daha farklı" dedi. Suudi Arabistan'a giderken uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan özetle şunları söyledi: Yalçın Bey'le (Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan) yapılan toplantı ile Demirtaş'ın (HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş) söyledikleri birbiriyle çelişiyor, ben örtüşen bir yan göremedim. Demirtaş adeta orada hükümeti hesaba çeker bir tavır içinde. Yani hükümet ona göre silahları bırakacakmış. Silahları bırakması gereken bölücü terör örgütü. Burada güvenlik güçlerimizin silah bırakması gibi bir şey olamaz. Onlar, güvenliğin ve huzurun teminatıdır. Fakat görünen o ki şu anda İmralı ile Kandil arasında ciddi bir kopukluk var. Ayrıca siyasi hareket olarak da parti içinde bugünkü (önceki gün) açıklamalardan sonra bir bölünmenin olduğu ortaya çıkıyor. İmralı'ya gidip gelenlerin yaptığı açıklamalara baktığımız zaman İmralı silahların bırakılmasını istiyor. Fakat partinin başındaki zatın yaklaşımı çok daha farklı, o adeta 'Hükümetin uygulamasına bakacağız' diyor. Hükümetin uygulamasına ne bakacaksınız? Hükümet zaten Çözüm Süreci'nin garantörü. Bu biliyorsunuz: 'Demokratik Açılım' ile başladı. 'Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi' ile devam etti. 'Çözüm Süreci' ile de yürüyor. Netice almaya dönük adımlar var. Burada tutumlar temenni ediyoruz ki bu şekilde devam etmez, bir yerde bütünleşir. Bu seçimlerde kimin nerede durduğunu görme imkanımız açık şekilde olacak. Bütün temennimiz de silahların olmadığı, birlik beraberlik içinde seçimlerin yaşanmasıdır. Kandil ayak mı diriyor? Şu anda Kandil ile İmralı'nın farklı olduğu çok açık, net ortada. O (Selahattin Demirtaş) faturayı hükümete kesiyor. Hükümetin elinde silah yok ki. Devletin güvenlik güçleri var. Onun silahları da her zaman enstrümanıdır. Onunla beraber huzurumuzu temine çalışıyor. Her zamanki gibi olumsuz bir yaklaşımla sürece bir farklılık getirmiş oldu ki üzücü bir şey. Süreci olumsuz etkiliyor. Hükümet hangi istikamette devam edecek sürece? Hükümet hangi istikamette devam ediyorsa öyle devam edecek. Bunu Cumhurbaşkanlığı makamında olan bir kişi olarak konuşmuyoruz, bu makama geldik diye çözüm sürecinin dışında değiliz. Cumhurbaşkanlığı makamı bu işlerin dışında değil. Hükümetle, Genelkurmayımızla bunları zaten haftalık rutin toplantılarımızda görüşmek suretiyle sevk ve idare ediyoruz. Milli Güvenlik Kurulu'nda ve önümüzdeki hafta yapacağımız Bakanlar Kurulu toplantısında da zaten ağırlıklı konu bu. Yapılan açıklama kimi bağlıyor? Bu açıklama onları bağlar. Kandil'i de HDP'yi de bağlıyor. İmralı kendi üstüne düşen görevi yapmış oluyor. Açıklanan 10 madde var, Demirtaş'ın açıklamaları var. İkisi de birbirini tutmuyor. Gelinen durum huzur ve güvenliğe tehdittir. Bunların her biri aktördür. Bunları görmezden gelemeyiz. Kim bu ülkede çözüm sürecinden yana, kim ülkenin huzuruna, refahına destek vermek istiyor. Bunları gözden geçirmek gerekir. Suriye'nin toprak bütünlüğü bundan sonra söz konusu olabilir mi? Türkmenlerin durumu ne olacak? Biz buralar bölündü, bölünüyor bunları arzu etmeyiz. Ciddi bir yönetim boşluğu olduğu ortada. Rusya ve İran'ın destekleriyle ayakta durmaya çalışıyor. Ciddi manada lojistik destek kaybediyor. Biz birilerinin planladığı şekilde uluslararası hukuka ters bir adım içinde olmak istemeyiz, böyle bir şey sözkonusu değil. Fakat batıda Bayırbucak Türkmenlerinin hukukunu korumak gibi bir görevimiz söz konusu. 400 milletvekili hedefinden söz etmiştiniz. Mümkün görünüyor mu? Ben 400'ü bir hedef olarak veriyorum millete ki 367 bu işin bam telidir ama her zaman sıkıntılıdır. Dolayısıyla yeni Türkiye'ye ve bağımsızlığa inanıyorsak, A partisi B partisi olur bu işi çözsün bitirsin. Aksi halde bu olmadı yaşadık. Biz üzerimize düşeni yaptık, biz rahatız. 4 siyasi parti bir araya geldik Öyleyse artık iş başa düştü. Şimdi 367'nin üzerinde 400 güzel bir rakam. Evet buna denirse, buna hazırlıklı olan bu işi çözer, bitirir. Millet bu sıkıntılardan kurtulmuş olur. Haziran seçimlerine yönelik bir kalkışma olabileceği iddia edildi? Güvenlik Yasası bununla mı ilgili? Biz bazı şeyleri duyuyoruz ama altından neler çıkacak görmemiz lazım. Gezi ile ilgili benzer şiddetli şeylerde artık bu ülkede devlet iktidar bu işlere öyle çok sıcak bakmaz. Devlet kargaşaya müsaade etmez. Demokratik hak kullanacaksan bunu nasıl kullanılacağı bellidir. İç Güvenlik Yasası, önümüzdeki birkaç hafta içinde çıkması halinde önleyici tedbirler olarak geliyor. Bunların gelmesiyle birlikte çok daha farklı bir Türkiye'ye gideceğiz. Mısır ile ilişkilerin normalleşmesi için bizim beklentimiz nedir? Yeni bir açıklaması olmuş (Mısır lideri Sisi'nin), 'Türkiye bizim içişlerimize karışmasın' diyor. Mısır'ın içişlerine karışmayız. Demokratik taleplerimiz var. Burada zulüm içinde olan Mursi başta olmak üzere, siyasi tutukluların serbest bırakılması gerekir. Aynı zamanda bu insanlara siyaset yapma hakkı vermeleri gerekir. Bu Mısır'ın huzuru için gereklidir. Beklenti de budur. Şu anda ekonomik olarak büyük destekler alıyor olmasına rağmen, düzlüğe çıkmış değiller. Biz de arkadaşlarımıza alt düzeyde çalışmaya devam edebilirsiniz diyoruz, bizim bu ülkeye pres yapma gibi bir düşüncemiz olmamıştır.
Hürriyet

'İç Güvenlik Paketi Değişecek'
HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, hükümet ile yaptıkları görüşmede gündeme getirdikleri iç güvenlik paketinde bazı değişikliklerin yapılacağını söyledi. Buldan, önceki günkü ortak açıklamanın yeni yol haritası olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu: "Bakalım verilen sözler tutulacak mı, adımlar atılacak mı, o 10 madde bir mutabakat sağlanabilecek mi? Bu 10 madde üzerinde mutabakat sağlanırsa PKK kongresini toplayacak, ondan sonra belki yeni bir Türkiye'den bahsedebiliriz. Bu 10 madde üzerinde müzakere yürütülmesi konusunda bir mutabakat durumu var, olmasaydı o açıklama olmazdı. Şu andan itibaren yapılması gereken şeyler, hızla izleme kurulu ve heyetimizin adaya giderek bu 10 madde üzerinde tartışmaları başlatması gerekir. Çünkü, sayın Öcalan, bu bir niyet beyanıdır diyor, eğer bu 10 madde üzerinde bir mutabakat sağlanırsa ben PKK'yı kongre toplamaya davet edeceğim, ya da davet ediyorum diyor." "Sonuçta bir seçim sürecine giriyoruz ve seçim sürecinde belki genel kurul kapanmadan paketler çıkarmak mümkün olmayabilir. Bir çok şey seçim sonrasına kalacak ama seçimden önce yapılması gereken çok şey var. Bütün bu 10 madde üzerinde belgeler ve imzalar olmalı. Sayın Öcalan'da bunun altını önemli çiziyor. İç güvenlik paketi ile ilgili bazı değişiklikler yapılacaktır. Özellikle bizim itiraz ettiğimiz ve karşı çıktığımız bazı maddeler var biliyorsunuz. Biz komisyon oluşturduk. Önerilerimizi AKP'ye vereceğiz. Yasa görüşülmeye devam edecek fakat, geçen maddeler tekrar ele alınıp tekrar değiştirilebilinecek. Böyle bir şeyi biz dün (önceki gün) konuştuk hükümet ile. Bir yumuşama olacak. Yasa bu haliyle çıkmayacak."
Vatan

'Bölücülük Nikahı Kıyıldı'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Kızılcahamam'da düzenlenen il başkanları toplantısının ardından hükümet ile HDP'nin ortak açıklamasıyla ilgili konuştu. Bahçeli, özetle şunları söyledi: "Türkiye'yi vatanını satmış, devletini zayıflatmış, topraklarını terk etmiş, bayrağını indirmiş, milletini bölmeye azmetmiş, ecdadın ruhuna kast etmiş bir sefiller grubu idare etmektedir. Dolmabahçe Başbakanlık Ofisi'nde AKP-PKK bölücü şebekesi müşterek bir açıklama yapmıştır. AKP ile PKK'nın gayri meşru birlikteliği bölücülük nikahı kıyılmasıyla resmilik kazanmıştır. Dolmabahçe Sarayı yüz yıl önce bile böyle bir kepazeliğe şahit olmamıştır." "Dolmabahçe'de Türkiye'nin başı öne eğildi, Türk milleti inkar edildi. Dolmabahçe'de bölücü terör fermanını yayımlamıştır. Şu kabusa bakınız ki, PKK iktidara ortak olmuş, hükümeti ele geçirmiştir. PKK'dan kongre toplayıp karar almasını ummak, buna da payanda olmak saflık değilse ihanet ve suç ortaklığıdır. Öcalan'ın 10 maddelik ihanet metni Türkiye'nin mezarını kazmak, üniter milli devletin ve bin yıllık millet varlığının mahvı demektir. AKP artık hem HDP, hem de PKK'dır." "Cumhurbaşkanı Erdoğan, başkan olmak için her tavizi vermeye, her diklenme ve meydan okumayı sineye çekmeye hazır. Zira, dün (önceki gün) Suudi Arabistan'a giderken PKK ve HDP'yi ima edip; '12 yılda ne istendi de hükümet vermedi' diyerek suçüstü basılmış, bir de Öcalan canisine zımnen teşekkür etmiştir. Bu sözler bir Cumhurbaşkanı için vatana ihanet suçunun sübut bulmasının yanında kabul ve tasdikinden başka bir şey değildir."
Vatan

İki Kıtaya 'Yatırım' Çıkarması
Başbakan Ahmet Davutoğlu, yoğun siyasi hareketliliğin gölgesinde iki kıtaya "diplomasi" ve "yatırım" çıkarması yapacak. Davutoğlu, 3-7 Mart tarihlerinde Portekiz ve ABD'de ziyaretlerde bulunacak. Bu aksam Lizbon'a hareket edecek olan Davutoğlu, Portekiz'deki resmi temaslarını yarın gerçekleştirecek. Davutoğlu, Lizbon'da Başbakan Pedro Passos Coelho tarafından ağırlanacak. İki Başbakan, ilk "Hükümetlerarası Zirve Toplantısı'na başkanlık ederek anlaşmalara imza atacak. Cumhurbaşkanı Cavaco Silva tarafından da kabul edilecek olan Davutoğlu, Lizbon Merkez Camisi'ni de ziyaret edecek. Başbakan, ziyareti sırasında İslam Toplumu temsilcileriyle görüşecek ve şehit diplomatlar anısına dikilen anıta da çelenk bırakacak. Davutoğlu'nun New York programı ise ekonomi ağırlıklı olacak. Yatırımcı CEO'larla ikili görüşmeler gerçekleştirecek Davutoğlu, City Bank kurumsal yatırımcılarıyla aksam yemeğinde bir araya gelecek. Davutoğlu, daha sonra Amerikan Türk Dernekleri yöneticileriyle buluşacak. Başbakan, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun ile görüşmesinin ardından Türk basın mensuplarıyla görüşecek. Bank of America ve Merrill Lynch Portfoy yatırımcılarıyla yenilecek öğle yemeğinde Davutoğlu, yatırımcı CEO'larla görüşecek, ardından CFR'nin yıllık kurumsal konferansına iştirak edecek. Davutoğlu, BM Genel Kurulu'nda konuşma yapacak.
Akşam

SPOR

Ligin dibindeki Balıkesirspor ile oynasan bile, 120 dakikalık Liverpool yorgunluğu mutlaka kendini gösterir. Fiziksel yorgunluğu bir kenara bırakalım, asıl sorun yaratan mental yorgunluktur. Maçın 6. dakikasında Gökhan Töre'nin soldan inerek içeriye çıkardığı top Demba Ba'ya denk gelse, o mental yorgunluk daha ilk dakikalarda dağılıp gidebilirdi. Kolay değildir bu tür maçları kazanmak. 13. dakikada Gökhan Ünal'ın vuruşunu Cenk kurtarmasa ya da 14'te, Zec kale ağzından auta atmasa, Beşiktaş zirve yarışında çok daha ağır bir darbe alabilirdi. İlk yarının 31. dakikasında önce Demba Ba sonrasında ise Veli çok önemli bir gol pozisyonunu değerlendiremedi. Bütün bu olumsuzluklar üst üste gelirken, Aykut'un koluna çarpan topla kazanılan penaltıyı gole çeviren Demba Ba, takımına ve hocasına rahat bir nefes aldırdı. İkinci yarıya Ermin Zec'in ayağından yediği golle başlayan Beşiktaş, bu gole üç dakika sonra cevap verdi. Bu noktayı biraz daha açmak lazım. 53. dakikada durumu 2-1 yapan Daniel Opare, bizlere İbrahim Üzülmez'i hatırlattı. Aynı golü Deli İbo, yıllar önce Galatasaray'a atmıştı. Beşiktaş açısından yüreklerin ağıza geldiği 78. dakikada Cenk'in zamanlaması beraberlik golüne engel oldu. 83. dakikada kazanılan penaltıyı takımı adına gole çeviren Vargas, skora eşitlik getirirken, Bilic elindeki kadrodan ancak bir puan çıkarabildi. 90+2'de Sercan'ı düşüren Franco kırmızı kart gördü ama o kartı görmese belki Beşiktaş bir puan bile kazanamazdı. 90+3'te Vargas yine sahneye çıktı ama bu kez direğe takıldı. Beşiktaş iki puan kaybetti gibi gözüküyor ama bence altın değerinde bir puan da kazanmış olabilir. Değerini sezon sonu göreceğiz.
Hürriyet

Beşiktaş, Balıkesirspor'i iki kez salladı ama yıkamadı: 2-2. 2'de Olcay'ın sağ çaprazdan çektiği sert şut, yandan auta çıktı. 13'te ceza alanına yapılan ortada Gökhan'ın yakın mesafeden vuruşu, Cenk'ten döndü. 15'te Uğur'un sağdan gelen ortasında Zec vurdu, üstten dışarı 17'de Gökhan Töre ceza alanı önünde rakibini geçti, önünü boşaltıp vurdu, top Vukoviç'te kaldı. 34'te Gökhan'ın ortasında Aykut topa elle müdahale etti. Penaltıda topun başına geçen Demba Ba affetmedi: 1-0. 43'te Berkan'ın serbest vuruşunda yerden seken topu Cenk son anda kornere çeldi. 50'de Eray'ın vuruşu savunmaya çarpıp, Zec'in önüne düştü. Onun vuruşu skora eşitlik getirdi: 1-1. 53'te Opare, Demba Ba'dan gelen pas sonrası rakibini ekarte edip, soldan şutunu çekti: 2-1. 83'te kazanılan penaltıyı Vargas kullandı ve skora eşitliği getirdi: 2-2. 90+3'te Vargas'ın serbest atışında kaleciyi geçen top direkten döndü.
Star

Aziz Yıldırım'dan, Teknik Direktör İsmail Kartal'a tepki. Karşılaşmayı otelde izleyen Fenerbahçe'nin başkanı, 1-1 berabere biten Torku Konyaspor maçından sonra basın mensuplarının sorusu üzerine, "Hamza Hoca benim arkadaşım. Galatasaray şampiyon olursa alkışlarım" diyen Kartal'ı uçakta yanına çağırarak uyarılarda bulundu. Yıldırım, "Ne alkışı İsmail. Bunu da nereden çıkartıyorsun. Her soruya cevap vermek zorunda değilsin. Bu tarz açıklamalar yapman yanlış" dedi. Başkan şöyle devam etti: "Bu hafta Galatasaray ile oynayacağız. Sen böyle bir maç öncesi, 'Galatasaray'ı alkışlarım' diyorsun. Sen bu takımın şampiyon olacağına inanmıyor musun? Şampiyonluğa inanıyorsan böyle konuşmamalısın. Sen böyle konuşursan rakip de havaya girer. Fenerbahçe, Galatasaray'ı yenecek ve şampiyon olacak. Alkışlanacak bir takım varsa o da Fenerbahçe Orada söylemen gereken söz buydu." Öte yandan, Konya dönüşü havalimanında takımı bekleyen bir grup taraftar tepki gösterdi. Sarı-Lacivertli taraftarlar, "Yeter artık adam gibi oynayın. Sabrımızı taşırmayın. Bu hafta derbide Galatasaray'ı yenmezseniz ondan sonra size karşı tavrımız daha farklı olur" dediler. Kartal'a da kızan taraftarlar, Diego'yu 11'de oynatmasını istedi.
Star

Beşiktaşlı yönetici Metin Albayrak, F.Bahçe-G.Saray derbisinin değer kazanması için önce Siyah-Beyazlı takımın maçlarının kazanması gerektiğine vurgu yaptı. İki haftada kaybedilen 5 puanın ardından Albayrak, takıma önemli uyarılarda bulundu: "Liverpool maçının o pozitif futbolu ve güzel galibiyetinden sonra bu maçtaki performansımız hayal kırıklığına uğrattı. Üzgünüz. Tüm taraftarımızdan özür diliyoruz. Uzun bir maraton. Köprünün altından daha çok sular geçecek. Ligimiz kırılmamış durumda. Kazanacak daha çok maçlar var. Telafisi olacak maçlar bunlar. Bu maçta kötü oynadık. Arkadaşların toparlanacağını düşünüyorum. Biz derbiden önce kendimize bakmalıyız. Sonra dışarıya bakacağız. Ev ödevimizi iyi yapmalıyız. Her maçımızı çıkıp yenmemiz lazım. Rakiplerimizin birbirleriyle oynaması tabii ki bizim için avantaj sağlayabilirdi ama biz kendimize bakmalıyız. İyi oynamadık. Her takıma saygı duymak lazım. Herkes herkesten puan alabilir. Bu da onlardan bir tanesi. O yüzden her maçımızı maç maç düşünüp, havaya girmeden, ayaklarımız yere sağlam basarak, her maçımıza karşımızdaki rakibimize saygı duyarak çıkmalıyız. Çok üzgünüz."
Akşam


--
Yeni Toplum Dergisi - yenitoplumdergisi@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme