8 Mart 2015 Pazar

08.03.2015 Genel Gündem

GÜNDEM

Özgecan'dan Sonra 17 Can
Kanun değişiklikleri, mahkeme kararları, erkeklerin evden uzaklaştırmaları, kadına koruma verilmesi, panik butonu gibi uygulamalara rağmen kadın cinayetleri ve kadına şiddettin önüne geçilemiyor. Türkiye genelinde ortalama günde bir kadın öldürülürken yüzlercesi intihara sürükleniyor, binlercesi de sığınma evlerine gidiyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre ülke genelinde 2014 yılında 294 öldürüldü ve bu kadınların yüzde 28'i 25 yaş altındaydı. Kadınların çoğu boşandığı veya boşanma aşamasında olduğu eşleri tarafından öldürüldü. 2015 yılında da tablo değişmedi. Ocak, Şubat ayı ve bu ayın ilk 5 gününde 57 kadın cinayete kurban gitti. 11 Şubat'ta Mersin'de üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ın hunharca öldürülmesi Türkiye'yi ayağa kaldırmıştı. Toplumsal refleks sonrası Özgecan'ın ölümünün kadın cinayeti ve kadına yönelik şiddette milat olması umut edilirken onun ardından 17 kadın cinayete kurban gitti. Türkiye'de 2014'te 120 bin kadın şiddet gördüğü gerekçesiyle polise başvurdu. 78 bin kadın hakkında "geçici koruma tedbir kararı" alındı. 2014'te 30 binin üstünde kadın sığınma evlerine yerleştirildi.
Hürriyet


Bahçeli: Dağ Taş Üç Hilal Olacak
Silah bırakma çağrısının ardından İmralı Cezaevi'ndeki Abdullah Öcalan'ın görüntülü bir mesaj yayınlaması beklenen 21 Mart Nevruz gününde MHP de Ankara'da gövde gösterisi yapacak. 21 Mart'ta Ankara'da 1 milyondan fazla kişiyi toplamayı hedefleyen MHP, Ankara'yı tamamen kilitlemeyi hedefliyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bu konuda, "yer gök, dağ taş üç hilal olacak" ifadelerini kullandı. Bahçeli, 21 Mart'ta gerçekleştirilecek 11. Olağan Büyük Kongre için hazırlıklarını hızla sürdürüyor. 21 Mart'ın aynı zamanda Nevruz Bayramı olarak kutlanması nedeniyle Bahçeli, kongre konuşmasını parti içi mesajların yanı sıra, "7 Haziran Seçimleri" ve "çözüm süreci" eksenine oturtacak. 21 Mart gününde Ankara'da bayram havası estirmeyi arzulayan MHP, teşkilatlara kongreye yoğun katılım sağlanması talimatını verdi. MHP, silah bırakma çağrısının ardından İmralı Cezaevi'ndeki Abdullah Öcalan'ın görüntülü bir mesaj yayınlaması beklenen Diyarbakır'daki Nevruz etkinliklerine karşılık olarak milliyetçi kesimin sesini Başkent'ten yükseltmeyi planlıyor. MHP, bu amaçla Ankara'da 1 milyondan fazla kişiyi Ankara'da toplamayı hedefliyor. Bahçeli'nde kongre konuşmasında Türkiye'nin parçalanmasına yol açacağını belirttiği çözüm süreci eleştirisine önemli bir yer ayıracak. Ak Parti, PKK ve HDP'nin Türkiye'nin bölünmesi için anlaştığını dile getirecek olan Bahçeli, milliyetçilerin bu ihanete boyun eğmeyeceği mesajı verecek. Bahçeli, 21 Mart'taki kongre için, "21 Mart önemli bir gün olacak Ankara için. Nereye baksanız üç Hilali, bir Türkiye sevdalısını göreceksiniz. Yer gök, dağ taş üç hilal olacak. Türkiye'nin kalbi burada atacak" dedi. Bu arada MHP'nin 11. Olağan Genel Kurulu'nda Bahçeli'nin karşısına ilk aday çıktı. 1999-2002 arasında MHP'den Yozgat Milletvekili olarak Meclis'e giren Plastik Cerrah Mesut Türker, Bahçeli'nin karşısına aday olmaya karar verdiğini açıkladı. Türk 10. Büyük Kurultay'da da Bahçeli'ye karşı aday olacağını açıklamış ancak yeterli imzayı bulamadığı için aday olamamıştı. MHP tüzüğüne göre 40 Üst Kurul delegesinin imzasıyla genel başkan adayı gösterilebiliyor. Bahçeli'nin 21 Mart'taki kongrede MYK üyelerinin yarısını değiştirmesi bekleniyor.
Milliyet

EKONOMİ

Gram Altın 98, 3621-98, 5403
ABD Doları 2, 6218-2, 6254/ 
Euro 2, 8440-2, 8481/ 
İngiliz Sterlini 3, 9440-3, 9520

'Merkez Bankası Çözsün Ben Mi Çözeceğim?'
Merkez Bankası'nın finans ve bankacılık sektörü tarafından baskı altında kaldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Merkez Bankasını da köşeye sıkıştırmak istiyorlar. Bana diyorlar ki; 'Merkez Bankası'na çok vuruyorsun' filan. Merkez Bankası çıksın çözsün bu sorunu. O çözecek, ben mi çözeceğim?" dedi. Gaziantep'te STK'lara seslenen Erdoğan, şöyle konuştu: "Spekülatörlerin, kan tüccarlarının, kavgadan medet umanların milletin kaynaklarına göz dikenlerin her zaman bir takım aracıları, yardımcıları, maşaları olmuştur. Ben şimdi ülkemin bütün bankacılık ve finans sektöründe olanlara sesleniyorum. Bakınız yatırımcılarımıza, işadamlarımıza yaptığınız bu uygulamalar bilesiniz ki size ters dönebilir. Bu geri çağırmalar, verdiğiniz kredilerde vesaire geri çağırmalar kuralların dışına çıktığı anda bunun bedelini siz ödersiniz. Şu anda adeta parite krizini dünya yaşatıyor. Nedir o parite krizi? Dövizle euro arasındaki ilişki. Şu anda bu ilişkinin hesaplamasını yaptığımız anda 10 yıl öncesi ile TL noktasında çok fark yok." Türkiye'nin daha önce yaşadığı krizlere dikkat çeken Erdoğan, "Her darbe, her vesayet öncelikle elini vatandaşın cebine atar. Darbeler ekonomik krizlerle gelir. Memleketin kaynaklarını birilerine sorgusuz, sualsiz peşkeş çekerler. Bir kitapçık kriziyle millet bir gecede fakirleştirilmiş, milyar dolarlar parmaklarını dahi oynatmadan birilerinin cebine girivermiştir. 40 milyar dolar fazlası var azı yok. Bugün de aynısını istiyorlar. Bugün de spekülasyonla kriz çığırtkanlığı yaparak, faizi yüksek tutarak bu milletin kazancını birikimini, umudunu emeğini birilerine aktarmak, peşkeş çekmek istiyorlar" dedi.
Hürriyet

Dörtnala Özelleştirmeye
Özelleştirme sürecindeki at yarışları yıllık 3.8 milyar liralık hasılatıyla yerli ve yabancı şirketlerin iştahını kabartırken. Özelleştirmenin çok iyi bir şekilde kurgulanması gerektiğini belirten Türkiye Jokey Kulübü (TJK) Başkanı Yasin Ekinci, "İtalya'da özelleştirmeden sonra sektör kötüye gitti. Şuan yarış ikramiyelerini ödeyecek durumda değeiller. Biz de 100 bin kişi istihdam ediliyor. Sektörün hakları mutlaka korunmalı. Biz özelleştirme olsun veya olmasın sektörün geleceğini kurgulayacak strateji belgesi hazırlıyoruz" dedi. Göreve geldikten hemen sonra Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) ile görüştüklerini dile getiren Yasin Ekinci, şu değerlendirmeyi yaptı: "Bizim özelleştirme ile ilgili bir tarafta durmamız yanlış olur. Bu hükümet politikaları kapsamında değerlendiriliyor. Ancak bu iş kurgulanırken doğru adımlar atılmalı. Sektörün günlük ve gelecek planlarından çok strateji planı ile hareket edilmeli. Bizim tek hedefimiz sektörün geleceğini belirlemek. Şu an 2 bin 781 tane ganyan bayimiz var. Özelleştirme bir devlet politikası, karar verilirse bu olabilir. At yarışları özelleştirilse de özelleştirilmese de biz değerimizin ne olduğunu nerelere gidebileceğimizi hesaplamak istiyoruz. Ernst&Young firması ile bu değer hesaplaması için anlaştık." At yarışlarının dünyada farklı sistemlerle kurgulandığını dile getiren Yasin Ekinci, şu bilgileri verdi: "Dünyada bu işi Japonya bize yakın modelle kurgulamış. Amerika'da farklı bir sistem var. İtalya'da sektör özelleştirmeden sonra zora girdi. Şuan yarış ikramiyelerini ödeyemeyecek durumdalar. Eski sisteme geri dönebilirler. Biz de özelleştirme yapıldığı zaman Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bu işin içerisinde mutlaka olmalı." Yasin Ekinci, "Sektörde 100 bin kişi istihdam ediliyor. Bu işte birçok at sahibi kendi cebinden para harcıyor. Atçılığın Türkiye'de gelişmesi gerekiyor" dedi.
Hürriyet

Yabancı Kaldık!
Bu yılın dolar yılı olacağı genel bir beklentiydi. Dolar hızlı çıkışla 2.64 TL'ye tırmandı. Herkes çıkışın nereye kadar devam edeceğini merak ediyor. İş Yatırım Genel Müdürü Erdal Aral, öncelikle yükselişin nedenlerini sıralıyor: "Birincisi gecelik repo oranlarının yüksek olması. Hâlâ repoda 9.30-9.40'lı seviyelerden işlem gerçekleşiyor." Kurdaki artışta, euro/dolar paritesinin 1.10'lara gelmesinin ve ülke risk priminin tırmanmasının etkili olduğunu belirten Aral, yeni para girişinin olmamasının da fiyatları yukarı çektiğini düşünüyor. Aral, "Mayıs 2013'ten önce Türkiye'ye para girişi doğal olarak risk primini azaltıyordu. Şu anda, o tarihlere göre daha yüksek bir risk primi var" diyor. Devam edip etmeyeceğine ilişkin olarak da, FED'in faiz artırım politikası gerçekleşip belli bir takvime oturana kadar devam edeceğini söylüyor. Aral, bundan sonrası için iki olasılıktan bahsediyor. Birincisi müdahale. Ancak o aşamada olduğumuzu düşünmüyor çünkü paranın erozyonu, kontrol edilmeyen bir boyutta değil. İkinci olasılık ise doların günlük satış miktarının artırılması. Bu noktada da kalıcı dış risklerin varlığı halinde döviz rezervini satmak suretiyle kuru suni olarak düşürmenin yeni denge ve kalıcı seviye olmayacağını gözardı etmemek gerekiyor. Aral, panik anında likiditenin daraldığı noktada bir uç noktanın gerçekleşmesi halinde elbette Merkez Bankası'nın varlığını göstermesi gerektiğine vurgu yapıyor.
Milliyet

Kamunun Katılım Hamlesiyle Türkiye De Treni Yakalayacak
Halen pazarda faaliyet gösteren 4 katılım bankasına, kamudan 3 yeni katılım bankasının gelmesiyle Türkiye, bu alanda kaçan treni yakalayacak. Özellikle son dönemde gündemde olan sukuk ihraçları ve İslami referanslara uygun yeni ürünlerin devreye girecek olması kamunun bu alana yatırım yapmasını zorunlu kıldı. Artık İslami finansın Avrupa ve ABD gibi ağırlıklı Müslüman olmayan ülkelerde de kullanılır hale gelmesinin sektörü önümüzdeki dönemde daha da büyüteceğini belirten bankacılık çevrelerine göre katılım bankacılığı daha da gelişecek. Uluslararası danışmanlık firması Ernst&Young'ın hazırladığı bir rapora göre 2003 yılında sadece 200 milyon dolar olan katılım bankacığının aktif büyüklüğü 2013'te 1.7 trilyon dolara ulaştı. Tahminlere göre bu rakam 2018 yılında 3.4 trilyon dolara ulaşacak. Bu büyüklük bile 3 kamu bankasının katılım bankası kurması için geçerli bir sebep olarak yetiyor. Yine Ernst&Young'ın analizlerine göre, Türkiye'de Eylül 2014'te 102 milyar lira olan katılım bankacılığının aktif büyüklüğü 2018 yılında 260 milyar liraya ulaşacak. Bankacılık sektörü yetkililerine göre katılım bankalarının büyüme etkenleri arasında birçok faktör bulunuyor. Bu faktörler arasında Körfez Bölgesi ülkelerinin petrol ile gelişen ekonomilerinin zaman içerisinde alternatif yatırım alanları ile de hızlı büyümesi, yatırımcıların İslami finansal enstrümanlar hakkında bilgilenmesi ve iştâhının gelişmesi, Körfez ülkelerinde özelleştirmelerin artması ve altyapı projelerinin gelişmesi, yasal düzenlemeler konusunda gerek sosyal yapı gerekse finansal çerçevede önemli adımların atılması da bulunuyor. Bugün dünyada HSBC, Citibank, Deutsche Bank, UBS gibi uluslararası bankalar klasik bankacılığın yanı sıra İslami bankacılık alanında da faaliyet gösteriyor. HSBC'nin İslami bankacılık birimi Amanah dünyanın en büyük katılım bankası kabul ediliyor.
Star

Dolardan Kaybettik, Petrolden Kazanalım
Avrupa ve Asya'daki petrol rafinerilerinin bakım çalışmalarından dolayı, yılın ikinci çeyreğinde ham petrol taleplerinin azalacağı ve petrol fiyatlarının düşeceği öngörülüyor. Merkezi Londra'da bulunan enerji piyasaları danışmanlık kurumu Energy Aspects'in jeopolitika analisti Richard Mallinson, Avrupa ve Asya'da birçok rafinerinin, yaklaşan mevsimsel periyodik bakım çalışmalarından dolayı, nisan ve mayıs aylarında ham petrol alımlarını düşüreceğini söyledi. Rafinerilerin bakım çalışmalarının düşük olan küresel talebi olumsuz etkileyeceğini kaydeden Mallinson, bunun petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturacağını ve yılın ikinci çeyreğinde fiyatların varil başına 50 dolara kadar inebileceğini iddia etti. Kısa dönemli arz sıkıntıları ve Asya ülkelerinden gelen talebin artması ile fiyatlar üzerinde son birkaç haftada yukarı yönlü bir baskı oluştuğunu vurgulayan Mallinson, bu durumun geçici olduğunun ve fiyatların yeniden düşüşe geçeceğinin altını çizdi. Energy Aspect'in petrol analisti Virendra Chauhan da son haftalardaki fiyat artışının talep kaynaklı olduğunu ifade ederek, "Mart ayından sonra rafinerilerin bakım çalışmaları günlük 5 milyon varillik bir talep kesintisine neden olacak. Çalışmaların nisan ve mayıs aylarında devam etmesiyle talep daha da azalacak. Petrol fiyatlarında düşüş bekliyoruz" dedi.
Vatan

İş Dünyasının Erkek Patronları Kadınları Yönetime Çağırıyor
Kadınların son yıllarda hiç olmadığı kadar sosyal yaşamda, siyasal hayatta ve iş dünyasında yer bulması işadamları tarafından takdir görüyor. İş dünyasının önde gelen erkek liderleri, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle kadınların iş hayatındaki yeriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. İstihdamda eşitlik bir yana patronlar artık yönetimde daha fazla kadın görmek istiyor Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker, Ülker'de kadın çalışanların desteğinin, hizmetinin her zaman çok olduğunu ve kendilerinin de onlara daima minnettar olduklarını söyledi. Topkapı'da ilk bisküvi fabrikaları kurulduğunda, otomasyonun olmadığını belirten Ülker, "Onların işe alışık marifetli elleriyle, hızlı hızlı yaptıkları paketleme bugün bile efsane gibi anlatılır. Ben de çocukluğumdan biraz hatırlarım elleri makine gibi çalışırdı" dedi. O günlerden bu günlere hep birlikte kadın çalışanlarıyla birlikte çoğalarak geldiklerini aktaran Ülker, şöyle konuştu: "Üretimden pazarlamaya, satıştan dağıtıma toplam 15 bin 500 kadın çalışanımız işimizi daha mükemmel hale getirmek için emek harcıyor. Yani çalışanlarımızın yüzde 32'si kadın. Hedefimiz bu oranı yüzde 50'ye çıkarmak."
Akşam

DÜNYA

Mısır'da İdamlar Başladı
Mısır'da darbeyle görevinden uzaklaştırılan ve hapse atılan Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'yi desteklerken şiddet olaylarına karıştığı ileri sürülen kişilerden biri dün idam edildi. Müslüman Kardeşler Teşkilatı'nın üyesi olmadığı belirtilen Mahmud Hasan Ramazan'a verilen idam cezasının uygulanmasıyla Mısır'da ilk kez bir darbe karşıtı idam edilmiş oldu.Dönemin Genelkurmay Başkanı Abdülfettah El Sisi, 3 Temmuz 2013'te ülkede süren Mursi karşıtı gösterileri bahane edip yönetime el koyarak Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'yi devirmişti. Darbe sonrasında Mursi destekçisi Müslüman Kardeşler taraftarları eylem başlatırken ülkenin çeşitli yerlerinde sokak olayları çıkmıştı. 5 Temmuz 2013'te İskenderiye'de yaşanan olaylar sırasında darbeye karşı çıkan bir grup, darbe yanlısı olduğu söylenen iki genci çatıdan aşağıya atmıştı. Çatışmalarda toplam 18 kişi ölmüştü. Tutuklanan onlarca kişi hakkında 'kasten adam öldürmek, silah bulundurmak, İhvan'a üye olmak, vatandaşları korkutmak, kamu kurumlarının çalışmasını engellemek' iddialarıyla dava açılmıştı. Yerel mahkeme, 19 Mayıs 2014'te sanıklardan Mahmud Ramazan'ı idama mahkum etmişti. İçişleri Bakanlığı sözcüsü Hani Abdüllatif, dün yerel saatle 07.00'de asılarak gerçekleşen idamın 'darbe sonrasında şiddet eylemlerine karışanlara yönelik ilk infaz olduğunu' belirtti. Olayın ardından yayınlanan görüntülerde Ramazan'ın beline El Kaide bayrağı sıkıştırdığı görülmüştü. Reuters'a konuşan güvenlik kaynakları, radikal dinci olarak tanımladıkları Ramazan'ın resmen Müslüman Kardeşler üyesi olmadığını belirtti. Bizzat eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi, idam cezası öngören ağır suçlamalarla karşı karşıya. Müslüman Kardeşler liderlerinden Muhammed Bedie, dört kez ömür boyu ve bir idam cezasına çarptırılmıştı. Ancak idam cezası geri çevrilmişti.
Hürriyet

Boko Haram Işid'e Biat Etti
Nıjerya'da kızları kaçırıp, öğrencileri katletmeleriyle adını duyuran radikal İslamcı örgüt Boko Haram, Irak ve Suriye'de ele geçirdikleri bölgelerde "hilafet ilan ettiklerini" açıklayan terör örgütü Irak Şam İslam Devleti'ne biat ettiklerini duyurdu. Örgütün Twitter hesabından dün yayınlanan ses kaydında Boko Haram lideri Ebubekir Şekau, IŞİD lideri Ebu Bekir El Bağdadi'yi kastederek "Halifeye biat ediyoruz. Ona zorlukta ve kolaylıkta kulak verecek ve itaat edeceğiz. Tüm Müslümanları bize katılmaya çağırıyoruz" dedi. Ses kaydıyla resmen Bağdadi'ye biat ettiklerini açıklayan örgütün IŞİD'in Nijerya kolu olacağı belirtiliyor. İsmi "Batılı tarzda eğitim haram" anlamına gelen Boko Haram, kuzeyde hükümeti devirip İslami bir ülke kurmak için savaşıyor. 2002'den kurulan örgüt, 2009'dan beri okullar, kiliseler ve Hıristiyan köylerinin yanı sıra, Müslüman köylerine de saldırılar düzenliyor. Nijerya ulusal müfredatını Batılı ve günah olarak değerlendiren Boko Haram militanları bir okula gece baskını yapıp 59 öğrenciyi katletmişti. Geçen yıl da örgüt, 200'den fazla kız öğrenciyi kaçırmıştı. Örgütün en son dün, Nijerya'nın kuzeydoğusunda Maiduguri'de düzenlediği dört bombalı saldırıda en az 50 kişi öldü.
Hürriyet

Irkçı Bozuk Baskıcı
Adalet Bakanlığı'nın Ferguson polisinin uygulamaları hakkındaki soruşturması sonrasında South Carolina eyaletinde mitingde konuşan ABD Başkanı Barack Obama, polisin siyahilere karşı ırkçı davrandığı tespitini içeren raporun "bozuk ve ırk ayrımcılığı içeren bir sistemi" ortaya koyduğunu söyledi. Obama, Ferguson polisinin "baskıcı ve taciz eden" davranışlar sergilediğini, soruşturmacıların sadece polislerin e-postalarına baktıklarında bile önyargıları görebilmesinin dikkat çekici olduğunu kaydetti. Bakanlığın raporunda görülen ırk ayrımcılığı uygulamalarının aslında sadece Ferguson'a mahsus olmadığını belirten Obama, "Bunun ülke genelinde yaşananların tipik örneği olduğunu düşünmüyorum ama bu izole bir vaka da değil" dedi. Hükümet ve toplumların Afrikalı Amerikalılar ile güvenlik Abirimleri arasındaki benzer problemlerle yüzleşmesi gerektiğine inandığını anlatan Obama, ülkedeki bazı toplumlarla güvenlik birimleri arasındaki güven sıkıntısına işaret etti. Obama, teşkilatların hesap verebilirliği ve sadece belirli kesimleri değil tüm halkı koruması noktasında bazı eksiklikler bulunduğu görüşünü dile getirdi. Raporda, Ferguson polisi ve belediye çalışanlarının e-postalarında Obama'ya karşı bile ırkçı e-postalar yer aldığı belirtilmişti. Bu e-postalardan birinde Obama'nın çok uzun süre başkanlık yapamayacağı, çünkü bir "siyahinin dört yıl boyunca sabit işte kalmasının mümkün olmadığı"nın yazıldığı görülmüş, başka bir mailde Obama'nın şempanze olarak gösterildiği ortaya çıkmıştı. ABD Adalet Bakanı Eric Holder da Bakanlık olarak Ferguson'daki polis teşkilatında reforma gidilmesi için tüm yetkilerini kullanacaklarını belirterek, gerekirse tüm polis teşkilatını boşaltmaya dahi hazır olduklarını kaydetti.
Türkiye

Cameron Teke Tek Tartışmadan Kaçtı
İngiltere'de 7 Mayıs'taki genel seçimlere iki ay kala Başbakan David Cameron'ın televizyonlardan canlı yayınlanacak seçim tartışmasına katılma tavrı siyaseti ikiye böldü. İngiltere'de BBC, ITV, Sky ve Channel 4'dan oluşan televizyon kanalları yüksek reyting oranlarına ulaşması beklenen tartışma programları serisi planladılar. Anketlerde zor durumdaki Başbakan David Cameron, yedi partinin liderinin de katılacağı 90 dakikalık tek bir programa katılacağını duyurdu. Muhalefetteki İşçi Partisi lider David Miliband, Başbakan'ı teke tek tartışmaya çağırarak "Onunla her yerde, her zaman, her şekilde tartışırım. Kafasını eğip saklanmayı bıraksın" tepkisini gösterdi. Cameron'ın kendisini zorlayabilecek teke tek tartışmaya çıkmama kararı İngiliz siyasetinin bir bölümünde destek görürken, ağırlıklı görüş Başbakan'ın demokrasinin olmazsa olmazı özgür bir tartışma ortamından kaçtığı şeklinde Cameron'ın güçlü konumda girdiği 2010 seçimleriden önce dönemin başbakanı Gordon Brown ve Liberal Demokratların lideri Nick Clegg'le canlı tartışma programına katıldığı hatırlatılıyor. Leeds Üniversitesi'nde yapılan araştırmaya göre 2010'daki tartışma, ilk kez oy kullananların yüzde 50'sinin tercihini etkilemişti. Cameron'ı haklı bulanlar ise 2010'a kadar İngiliz televizyonlarında seçim öncesi canlı tartışma geleneğinin olmadığını vurguluyor. Cameron gibi Muhafazakar Parti'den Margaret Thatcher da iktidarı boyunca seçim tartışmalarını 'başkan seçilen Amerikan geleneğine ait olduğunu' öne sürerek reddetmişti. Fakat önceki gün açıklama yapan Sky ve Channel 4 kanalları, sadece Miliband ve Cameron'ın katılacağı son bir tartışma programı düzenleme isteklerini yinelediler.
Milliyet

Komşu Sınırı Astı
Yunanistan'ın yeni seçilen aşırı milliyetçi parti üyesi Savunma Bakanı, Kardak adalarına çelenk atarak başlattığı kışkırtıcı faaliyetlerine devam ediyor. Yunanistan'la daha çok Ege semalarında yaşanan "hava sahası" krizi bu kez Akdeniz'e (Antalya- Kaş civarı) kaydı. Genelkurmay'ın açıklamasına göre Yunan savaş uçakları ile, bir helikopter Türkiye hava sahasını toplam 12 dakika 52 saniye boyunca taciz etti. Yunanistan'ın devam eden kışkırtıcı tutumuna Dışişleri Bakanlığı'ndan yanıt geldi. Yapılan açıklamada sert ifadelere yer verildi: Göreve geldiğinden beri Türkiye'ye yönelik kışkırtıcı bir tutum izlediği görülen Yunanistan Savunma Bakanı'nın Ege'de gerginliği artırıcı son faaliyetleri ve ifadelerini kabul edilemez buluyor; Yunan Hükümeti'ni bu sorumsuz davranışları bir an evvel kontrol altına almaya ve aklı selime davet ediyoruz. Bu durumun, iki ülke ilişkilerinin geliştirilmesi ve Ege'deki sorunların halli için ortaya konan çabalara zarar vereceği de ortadadır.
Akşam

Thy'yi Çekemediler
THY'nin Nepal'in başkenti Katmandu'da pistten çıkan yolcu uçağının dün başlatılan kurtarma çalışmaları ilginç görüntülere sahne oldu. Fotoğraflarda, Hindistan'dan gönderilen yardım ekibinin 'Göbeklitepe' adlı uçağı ilkel yollarla bir kamyona yüklemeye çalıştığı görüldü. Airbus A330 tipi devasa uçağın halatlarla kamyona bağlanması dikkat çekti. Uçağın toprak zeminden çıkarılıp kurtarılmasının ardından havalimanı uçuş trafiğine açıldı. Bunun üzerine THY, Katmandu seferlerine yeniden başladı.
Akşam

POLİTİKA
Fıtratta Yok
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, düşen askeri uçaklarla ilgili, "Yeni uçaklar almanız gerek. 'Kaza oldu, pilotlar öldü, bu işin fıtratında varmış' Yok efendim, bu işin fıtratında yoktur" dedi. Abdullah Gül'ün adaylığı konusuyla ilgili de, "AKP, öyle anlaşılıyor ki Davutoğlu'ndan çok memnun değil, yeni alternatif arayışlarına girmişler" diyen Kılıçdaroğlu, gazetecilerin sorularına özetle şu yanıtları verdi: "(İstanbul Milletvekili Umut Oran'ın Twitter'dan aldığı döküm) Bir dönem eski Genel Başkan Deniz Baykal'ın İsviçre'de banka hesaplarının olduğu da söylendi. Başvuruldu, böyle bir hesabın olmadığı ortaya çıktı. Bu iddiayı ortaya atanlar utandı mı, Allah'tan korktular mı bilmiyorum. Umut Oran'la ilgili gerçekten özür dileyerek söylüyorum ama çok aşağılık ifadeler, iftiralar atıldı, o da ilgili kurumlara başvurdu. Bakın bizim tavrımız demokratik bir tavır. Atılan bir iftirayı açıkça çürütebiliyoruz, yargıya başvurabiliyoruz. Başvurmakta da kararlıyız. Bu iftiraları atanlardan hesabını soracağız. Benim merak ettiğim şu: Benzer iddialar AKP yöneticileri hakkında ortaya konulduğunda neden onlar ilgili kurumlara başvurmuyorlar? Çünkü iddiaların doğru olduğunu onlar da biliyorlar. İftiralar bize atıldığında biz bunu bütün belgeleriyle, dokümanlarıyla kanıtlıyoruz ve bunların yalan olduğunu söylüyoruz. (Konya'da düşen askeri uçak ve F-4'ler hakkında) Bir şehit babasının söylediği cümleyi asla unutmayalım, 'Kendinize kaçak saray yaptıracağınıza yeni uçak alın' diye. Eski uçaklarla pilotları uçuruyorsunuz sonra kazalar oluyor, sonra bunu da işin doğasına bağlıyorsunuz. Hayır işin doğasında değil bu. Sizin kendi ordunuzun ihtiyaçlarına uygun yeni uçaklar almanız gerekiyor. 'Kaza oldu, pilotlar öldü, bu işin fıtratında varmış.' Yok efendim, bu işin fıtratında yoktur. İşin fıtratında olan insanın aklını kullanmasıdır. Bunlar akıllarını kullanmak istemiyorlar, halkı kandırmak istiyorlar. (Başbakan Davutoğlu'nun CHP'ye kapatma davasıyla ilgili 'Mağduriyet edebiyatı yapmasınlar, biz böyle bir şeye geçit vermeyiz' sözlerinin anımsatılması üzerine) Onun geçit verip vermemesi, bizim için çok önemli değil, biz hakkımızı her yerde, her ortamda ararız. Yapılan baskıları gayet iyi buluyoruz."
Hürriyet

Ala'dan 'Törensel Devir' Vurgusu
İçişleri Bakanı Efkan Ala, bakanlık görevini İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Sebahattin Öztürk'e devretti. Ala'nın, yaptığı konuşmada, "törensel" vurgusu yapması dikkati çekti. Ala, şunları söyledi: "Bir yılı aşkın süredir yürüttüğümüz İçişleri Bakanlığı görevini, dün, seçim mevzuatı gereği sonlandırmış bulunuyorum. 7 Mart itibarıyla da Sebahattin Öztürk bey görevi devralmıştır. Şu anda yerine getirdiğimiz husus törensel kısmıdır" dedi. Genel seçimlerden önce Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanlarının görevden çekilmesine ilişkin anayasa hükmünün altının boşaldığını savunan Öztürk ise, "İnşallah anayasa değişikliği ile seçim zamamındaki bu değişikliklerin de bir şekilde önü alınmış olur ve gerçekten işin aslı sahibi tarafından yürütülmesi sağlanmış olur" diye konuştu. Lütfi Elvan, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı görevini Feridun Bilgin'e devretti. "Gece gündüz demeden koşarak çalıştık. Hep ilerlemeye çalıştık" diyen Elvan, bu görevi layık gördükleri için 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu ile kendisine her konuda destek olan eşi ve çocuklarına teşekkür etti. Bilgin ise bakanlık koltuğuna oturmasını sağlayan Anayasa hükmününün değiştirilmesini temenni etti. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da görevini Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kenan İpek'e devretti. Bozdağ, devir-teslim töreninde, "Türk tarihinde iz bırakmış, Türk demokrasisini ileri noktalara taşımış, Türkiye'de değişim ve dönüşümleri yapmış, olmazları başarmış, Erdoğan gibi büyük bir liderin, devlet adamının yol arkadaşı olmayı, onunla beraber Türk milletine, devletine şerefle hizmet yapmayı nasip ettiği için rabbime sonsuz şükürler ediyorum" dedi. Görevi devralan İpek ise "Bundan sonra yapacağımız çalışmaları yargı reformu strateji belgesinde birlikte hazırladık. İnşallah çok yakın tarihte Bakanlar Kuruluna geçtikten sonra yol haritasında aynı zamanda takvimlendirerek bundan sonra 4 yıl içerisinde Türk yargısında ve adalet sisteminde yapılması gerekenleri hep beraber yapacağız. Türk milletinin yüzde 20'sinin yargıya güvendiği bir ortamı biz kabul edemeyiz" dedi.
Milliyet
Başkanlık Yeni Anayasa Demek
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan toplu açılış törenine katılmak için gittiği Gaziantep'te coşkuyla karşılandı. Başbanlık sisteminin, hem yönetim geleneğine hem de günün şartlarına uygun olduğunu dile getiren Erdoğan, "Belediye Başkanlığı görevimden başlayarak, bilhassa da Başbakanlığım döneminde şunu yaşadım. Davul sizin boynunuzda, sorumluluk sizin üzerinizde ama tokmak başkasının elinde. Böyle bir şey olur mu" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1960 Anayasası ile kurulan mevcut sistemin, 1980 Anayasası ile iyice yerleştiğini belirterek, "Ne kadar tadilat yaparsanız yapın, ne kadar değişiklik yaparsanız yapın, sistemin ruhundaki çarpıklığı düzeltemiyorsunuz. Bir yamalı bohça, bununla bir yere varamıyorsunuz. Birçok anayasa değişikliği yaptık. Pek çok yasayı değiştirdik. Pek çok kurumun yapısını değiştirdik. Ama nafile, olmuyor" diye konuştu. Başkanlık sisteminin yeni anayasa anlamına geldiğini, yeni anayasanın ise önceden beri verdikleri bir söz olduğunu belirten Erdoğan, Meclis'teki şartların bunun gerçekleşmesine izin vermediğini söyledi. Başbakan olduğu dönemde, 2011 seçimlerinden sonra Meclis'te komisyon kurduklarını, milletvekili oranları yüzde 60 olmasına karşın bu komisyonda yüzde 25 ile temsil edildiklerini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti: "Derdimiz üzümü yemekti, bağcıyla işimiz yoktu. Milletçe üzümü yiyelim istedik ama karşı durdular. Yani 320 milletvekili olan o zaman bizim partimiz 3 kişiyle temsil ediliyor, 30 milletvekili olan o da 3 kişiyle temsil ediliyor. Bu kadar fedakârlık yaptık." Biz Türkiye'yi yeni anayasasına kavuşturmak için tüm gücümüzle çalıştık. Netice alamadık çünkü diğerlerinin öyle bir derdi, amacı yok. Onlar 'nasıl olur da suçu diğer tarafın üzerine atarak bu işin içinden sıyrılırız' bunun derdine düştüler. 7 Haziran'da seçim var mı? Bu seçimde Türkiye'yi, yeni Türkiye hedeflerini, yeni anayasasına, başkanlık sistemine, çözüm sürecini güçlendirerek kavuşturmak için hazır mıyız? Kardeşlerim, 400 milletvekilini verin ve bu iş huzur içinde çözülsün."
Akşam

SPOR

Ceza hukuku üzerine Türkiye'nin en iyi isimleri arasında gösterilen ve kriminoloji (suç bilimi) üzerine de çalışmaları bulunan Galatasaray Başkanı Prof. Dr. Duygun Yarsuvat, Fenerbahçe derbisini MİLLİYET'e değerlerdirirken, bunu mesleki tecrübeleriyle açıkladı. Yarsuvat, bu tezini ise şöyle savundu: "Ceza hukukçusuyum ancak bunun yanında kriminoloji ile de ilgileniyorum. Bundan dolayı istatistiği de bilirim. Bu yüzden istatistiklere de pek inanmam. Yenersek yeneriz, kaybedersek de kaybetmişizdir. Bunu yıllara bağlamanın ve bunun psikolojik olarak olumsuz etki yaratacağını düşünmek doğru değildir." Takıma ve teknik kadroya güvendiğini tekrarlayan Başkan Yarsuvat, derbi maçların her sonuca açık olduğunu ancak kaybetmelerinin dünyanın sonu olmayacağını belirtti. Centilmenlik mesajları ile Türk Futbolu'nda yeni bir dönemin başlamasında önemli bir rolü bulunan Yarsuvat, şöyle devam etti: "Rekabet bu şekilde anlam kazanır. Burada kulüpler kadar medya da dikkatli hareket etmeli. Yeni bir sayfa açmak istiyorsak futbolun bir temaşa sporu olduğunu unutmadan hep beraber hareket etmeliyiz. İnanıyorum ki o zaman güzellikleri konuşacağız. Zaten benim hayalim Kadıköy'e başkan olarak değil, bir taraftar olarak gitmek ve Galatasaraylı taraftarlarla beraber maçı izlemek."
Milliyet

Ülkemizde son zamanlarda sıkça rastladığımız kadına şiddet ayıbı basketbola da taşındı. İstanbul Üniversitesi'nin ABD'li basketçisi Shenise Johnson'ın geçen hafta gittiği gece kulübünde menajeri Serdar Çevirgen tarafından yumruklandığı gündeme bomba gibi düştü. 1 hafta önce kulübüyle sözleşmesini feshedip ülkesine dönen Johnson'ın davası adliyeye taşındı. Johnson'ın menajerlik şirketi Sports International Group bir açıklama yaptı ve Johnson'ın Çevirgen'den aldığı darbe sonucunda yüzüne dikiş atıldığı belirtildi, Çevirgen'ın FIBA'ya şikayet edildiği kaydedildi. Çevirgen, kendini şöyle savundu: "Durup dururken bana yumruk attı ve yere düştüm, dudağım patladı. Olayın şahiti var." İstanbul Üniversitesi BGD İcra Kurulu Başkanı Işık Eyigüngör kavga ile ilgili, "Olay, adli bir vaka. Kulübümüzle alakası yok. Vuran da ondan davacı, o da vurandan davacı" ifadelerini kullandı. Shenise Johnson'la yollarını ayırdıklarını da vurgulayan Eyigüngör, ABD'li yıldızın takıma geri dönmesinin söz konusu olmadığını sözlerine ekledi.
Star

Süper Lig'de nefesler tutuldu, gözler 19.00'da oynanacak derbiye çevirildi. Lider Galatasaray, şampiyonluk yolunda belki de en kritik maçta 4 puan gerisinden gelen Fenerbahçe'ye konuk olacak. Karşılaşma Kanarya açısından büyük önem taşıyor. Çünkü mücadeleyi Aslan kazanırsa fark 7 puana çıkacak ve Sarı-Lacivertli ekip zirve mücadelesinde çok ağır bir yara alacak. Beraberlik 2. sırada yer alan Beşiktaş'ın işine yararken, G.Saray da 4 puanlık farkı korumuş olacak. Fener kazanırsa zirve ile fark 1'e inecek ve şampiyonluk yarışı kıran kırana devam edecek. Maçtan galibiyetle ayrılırak bir rakibini yarış dışı bırakmaya çalışacak olan Galatasaray, kazanamazsa da en azından berabere kalarak avantajını korumaya çalışacak. Kadıköy'de son 15 sezonda Galatasaray karşısında 3'ü kupa, 15'i lig olmak üzere 18 maçta hiç yenilmeyen F.Bahçe, sahaya bunun verdiği psikolojik üstünlükle çıkacak. Cim-Bom her ne kadar deplasmanda rakibini yenemese de Beşiktaş ve Fener'e karşı oynadığı son 6 derbinin 5'ini kazandı. Fener, Aslan'a karşı bu dönemde attığı 33 golün 16'sını ilk yarım saatte buldu. G.Saray'da Duygun Yarsuvat başkan, Hamza Hamzaoğlu da teknik adam olarak ilk Fenerbahçe derbilerine çıkacak. Fener'in başkanı Aziz Yıldırım 48 derbi heyecanı yaşarken, 20 galibiyet sevinci tattı, 16 maçı da kaybetti. Teknik Direktör İsmail Kartal ise bu sezon Galatasaray'a karşı Süper Kupa'da 0-0 berabere kaldı, ligdeki maçı 2-1 kaybetti.
Star

Beşiktaş'ta yönetim futbol takımına yakın markaj uyguluyor Son 2 haftada Eskişehir ve Balıkesir ile oynanan maçlarda 5 puan kaybedilmesinin ardından hafta içinde başkan Fikret Orman, "Bu durum takımımıza yakışmıyor. Bu kalitedeki takımın daha iyi konsantre olması lazım. Oyuncularla daha fazla ilgilenmemiz lazım" derken, ikinci başkan ve futbol komitesi başkanı Ahmet Nur Çebi de "Futbolcularımız zor bir dönemden geçiyor. Onların yanında olmamız gerek" ifadelerini kullanmıştı. Şampiyonluk yarışındaki rakipler; F.Bahçe ile G.Saray'ın karşılaşacağı haftada Medicana Sivas maçının mutlaka kazanılması gerektiğinin farkında olan Orman ve Çebi, futbolcuların bu kritik maça tam anlamıyla odaklanmaları için adeta seferberlik ilan etmiş durumdalar. Önceki gün hem Orman hem de Çebi, takımın yaptığı antrenmanı birlikte seyretmişlerdi. AYNI ikili, dün de yöneticiler Mete Vardar, Metin Albayrak, Yalçın Kaya Yılmaz ve Hakan Özköse'yi de yanlarına alıp takımla beraber Sivas'a uçtular. Orman ve Çebi, belki de ilk defa takım otobüsüne bindiler ve futbolcularla aynı otelde konakladılar.
Vatan


--
Yeni Toplum Dergisi - yenitoplumdergisi@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme