14 Mart 2015 Cumartesi

14.03.2015 Genel Gündem


14.03.2015

GÜNDEM

Bunların Niyeti Kötü
Kozmik Oda ve Arınç'a suikast olarak bilinen soruşturmanın takipsizlik kararıyla kapatılması, o günlerde yaşananları gün yüzüne çıkardı. Konuşmak için soruşturmanın tamamlanmasını bekleyen dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan'a "Soruşturmacıların niyeti kötü" dediğini anlattı. Kendilerinin bunu kanıtlayan verileri siyasetçilerle paylaştığını anımsatan Başbuğ, niyetin TSK'yı faili meçhul cinayetlerle ilişkilendirecek deliller bulmak olduğunu ifade etti. İstanbul'da görüştüğümüz Başbuğ, 61 sayfalık takipsizlik kararı ile soruşturma sürecinde aldığı notları okuyarak hazırlanmıştı. Görüşmeye basında çıkan haberlerle Kozmik Oda soruşturmasındaki kritik gelişmeler arasındaki paralelliğe dikkat çekerek başladı: " 20 Ocak 2010'da, yani Seferberlik Tetkik Kurulu'nda aramanın bittiği gün, Taraf Gazetesi Balyoz ile ilgili o ünlü haberini yaptı. 25 Şubat 2013 günü savcılık Seferberlik Tetkik Kurulu'nda kasaya konulan imajı istedi. Aynı gün Taraf Gazetesi 2010'da Arınç'a suikast iddiasının ardından Cumhurbaşkanlığı'nda gerçekleştirilen toplantımızı haber yaptı. 14 Eylül 2013 günü Zaman'da 'Kozmik oda soruşturması derinleştiriliyor' haberi çıktı, 19 Eylül 2013'te ikinci bir arama tesadüf mü?" Başbuğ, takipsizlik kararını inceledikten sonra haklı çıktıklarını gördüğünü belirterek şu tespitleri yaptı: "1 - O dönem savcıya operasyonun gerekçesini sorduk. Terörle Mücadele Şubesi'nin telefonuna ABD'den gelen bir ihbar olduğunu iddia etmişlerdi. Şimdi takipsizlik kararından görüyoruz ki, HTS kayıtlarına göre TEM telefonunu o saatte arayan olmamış. 2 - İddianın önemli bir kaynağı da bir kağıt parçasıydı. Polisler 'Yutmaya çalıştı' dediler. Albay yutmadığını söyledi. Kriminal incelemede yazının onlara ait olmadığı anlaşıldı. İfadeleri bile alınmadan serbest bırakıldı. Takipsizlik kararından anlaşılacağı üzere akla mantığa aykırı işler. 3 - Bir erin babasıyla konuşurken 'Belge yakıyoruz' dediği iddia edildi. Kararda böyle bir görüşmenin de olmadığı görülüyor." 19 Aralık günü başlayan sürecin 26 Aralık'tan itibaren kendilerine yansıdığını anımsatan Başbuğ, gelişmeleri şöyle anlattı: "26 Aralık 2009 günü bize geldiler. 'Hakim kararı lazım' dedik. Hakim kararı aldılar. Gece hakim geldi. Genelkurmay'a davet ettim. 'Yaptığınız yanlış, girmenize müsaade etmeyiz' dedik. 27 Aralık'ta Başbakan'dan randevu aldık. Hakimden o görüşmenin sonucunu beklemesini istedik. Her adımı dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Işık Koşaner Paşa ile birlikte sevk ve idare ettik. Başbakan'a da birlikte gittik. Bütün verileri Başbakan'a ve yanındaki ilgili bakanlara anlattık. 'Örtbas etmeye çalışmıyoruz, çekinmiyoruz ama yasal olarak buraya girilmesi doğru değil' dedik. Başbakan mahkeme kararına uyulmasını istedi. Aynı gece arama başladı. Biz yine de hukuki itirazlarımızı yaptık. Hatta Adalet Bakanlığı'na başvurarak 'Kanun yararına bozma' istedik. İstihbarat Başkanımız İsmail Hakkı Pekin, Çukurambar'da yakalanan subaylarla ilgili çok detaylı bir araştırma yaptırdı. HTS kayıtlarından, görev çizelgelerinden o gün attıkları her adımı çıkardı. Bir subayı takip ettikleri anlaşıldı. Bunların hepsini siyasilere anlattık ve suikast iddiasının tutarsızlığını gösterdik. Başbakan'a 'Bu soruşturmayı yapanların niyeti kötü' dedim. Bu arada izlenen subay da daha sonra çok onurlu davrandı. Bir subay gibi durdu. Haksız yere izlemeye alındığını, haksızlığa uğradığını da açıkladık. "
Hürriyet



Paketin Tamamı Çekilsin
TBMM'de tartışma ve kavgalara neden olan 'iç güvenlik paketi'nin çoğunlukla nüfusla ilgili düzenlemeleri içeren 63 maddesi İçişleri Bakanı Sebahattin Öztürk'ün talebiyle önceki gün İçişleri Komisyonu'na geri gönderilmişti. TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Oğuz Kağan Köksal, "Tamamı komisyona geri çekilmedi. Görüşülmeyen maddeler geri çekildi. Bu maddelerin çoğunluğu nüfusla ilgili maddeler. Komisyonda biraz daha görüşülüp madde sayısı düşürülecek" dedi. Hükümetin bu hamlesine muhalefetten tepki geldi. CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, "İktidar ilk 67 maddede arzuladığı ve diğer maddelerle kamufle ettiği arzusunu bir şekilde gerçekleştirdiği olanağını gördüğü anda tasarıyı geri çekerek, siyaseten dolandırıcılık yapmıştır. Kabul edilen maddelerin kanunlaşması amaçlanmaktadır. Arkadan dolanarak bir yasayı geçirme çabası içinde olacaklarını zannediyorlarsa yanılıyorlar" dedi. MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu ise paketin 63 maddesinin İçişleri Komisyonu'na geri verilmesini şöyle değerlendirdi: "MHP'nin Meclis Genel Kurulu'nda İçtüzük'ten kaynaklanan haklarını kullanarak yapmış olduğu etkili muhalefet sonuç doğurmuştur. Yapılması gereken bu tasarının tamamiyle Genel Kurul gündeminden çekilmesidir." HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'sa şunları söyledi: "Hükümetin yanlıştan dönme şansı var. Tasarının birinci bölümündeki, güvenlik maddeleri için tekriri müzakere şansı var. HDP olarak, hükümete, çözüm sürecinin hassasiyetini de dikkate alarak, ilk 15 maddede değişikliğe gitmesinin tarihi bir sorumluluk olduğunu hatırlatıyoruz. Ulusal ve uluslararası hukuk yollarını da sonuna kadar kullanacağız."
Vatan

Köye Dönüş Tamam Sıra Eve Dönüşte!
Terörün onlarca yıldır açtığı yaralar, çözüm süreciyle birlikte birer birer sarılıyor. Güvenlik nedeniyle boşaltılan "köylere geri dönüş"ün sağlanmasının ardından gözler, dağa çıkanların "eve dönüş"üne odaklandı. Devlet, tıpkı köylerini boşaltmak zorunda kalanlar gibi, dağdan inecek olanlar için de sosyal ve ekonomik programları hızla devreye sokacak. Terör sorunu nedeniyle Doğu ve Güneydoğu'daki 14 ilde, 62 bin 448 hanenin bulunduğu köy ve mezra boşaltılmıştı. 386 bin 360 kişi de, evlerini barklarını bırakarak çeşitli yerlere göçtü. Bölgede yaşanan terör olaylarının azaltılması ve çözüm sürecinin devreye sokulmasıyla birlikte, güvenliğin sağlandığı yerlere hızla geri dönüşler sağlandı. "Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi" sayesinde çeşitli sosyal ve ekonomik imkanlar sağlanan vatandaşlardan 188 bin 861'i köylerine geri döndü. 28 bin 384 hanede yeniden hayat başladı. Yıllardır yürütülen "köye dönüş" projesinin ardından gözler bu kez "eve dönüş"e odaklandı. Silah bırakma aşamasına gelinen süreçte, dağdan inenlerin uyum ve rehabilitasyonu için hazırlık yapılıyor. Silahlarını gömerek dağdan ineceklere, sadece psikolojik değil, ekonomik destek de sağlanacak. Yeniden dağa çıkışın önünü kesmek için dağdan inenlere iş imkanları ve teşvikler öngörüldü. İçişleri'nden Aile ve Sosyal Politikalar'a, Çalışma ve Sosyal Güvenlik'ten Gençlik ve Spor'a kadar ilgili bakanlıkların devrede olduğu bu süreçte, valilikler, belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve üniversiteler işbirliği yapacak.
Akşam


EKONOMİ

Gram Altın 98, 2345-98, 3558
ABD Doları 2, 6385-2, 6395/ Euro 2, 7666-2, 7756/ İngiliz Sterlini 3, 8900-3, 8925

Kâbus Geri Döndü
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile görüşmesiyle gerilimin azalacağı umuduyla son iki günü sakin geçiren dolar dün özellikle küresel piyasalarda doların hızla değer kazanmasıyla yeni tarihi zirvesi 2.6481 liraya yükseldi. Ancak Türk Lirası yüzde 2'yi aşan düşüş ile dünyada dolara karşı en fazla değer kaybeden para birimi olarak tüm ülkelerden ayrıldı. Bu durum salı günü toplanacak Merkez Bankası Para Politikası Kurulu ile de alakalı. Merkez Bankası'nın faiz indirmesi öngörülmese de piyasada "ya olursa" endişesi hakim. Oysa pazartesi günü Başbakan Davutoğlu'nun önce kendisinin ardından da Erdoğan'ın Başçı ile görüşeceğini açıklaması geçtiğimiz haftayı zirvede kapatan dolar kurunda yükselişi yavaşlatmıştı. Piyasa görüşmelerin olumlu geçtiği izlenimi edinmiş, ardından yapılan açıklamaları da ılımlı değerlendirmişti. Önceki gün dolar kuru 2.58 lira seviyelerine kadar gerilemişti. Her şey gelecek haftaki Para Politikası Kurulu, Amerikan Merkez Bankası (FED) toplantısı ve kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'in gözden geçirmesine endekslenmişti. Dün de dolar 2.59 lira seviyelerinden açılırken ardından hafif hafif yükselişe başladı. Ancak öğle saatleriyle birlikte tırmanış hızlandı. Yeni tarihi zirve ise saat 15.50'da 2.6481 ile geldi. Reuters'e konuşan Societe Generale Stratejisti Bernd Berg, TL'deki değer kaybı için, "Piyasada bir dolar hareketi görüyoruz. Hedge fonlar kadar gerçek para hareketlerinden de muazzam bir dolar talebi var. Dolar her yerde değer kazanıyor ancak kısa vadeli finansmana en çok ihtiyaç duyan para birimleri en çok değer kaybını yaşıyor" dedi. Bankacılar, Çin para birimi yuanda günlük işlem bandının yüzde 2'den yüzde 3'e çıkartılabileceğine ilişkin söylentilerin de küresel ölçekte doları değerlendirdiğini belirttiler. Öte yandan 890 milyar dolarlık Norveç Ulusal Fonu, Türkiye tahvil piyasasındaki yatırımlarının ağırlığını azaltacağını açıkladı. Açıklamada Türkiye ağırlığının daha Milli Gelir Ağırlıklı Barclays Endeksi'ne göre 1 ile çarpılan Türkiye pozisyonunun 0.5'e indirildiği belirtildi.
Hürriyet

Euro-Dolar Toto Oynanıyor
Türkiye ekonomisinin aktörlerini buluşturan Uludağ Ekonomi Zirvesi dün başladı. Zirve'nin açılış konuşmasını Başbakan Yardımcısı Ali Babacan Amerikan Merkez Bankası'nın (FED) faiz artışı beklentisine ilişkin her haberinin finansal göstergelerde ciddi değişiklikler yarattığını belirterek "Döviz hareketliliğini yönetmek zor. Bunun da en önemli etkisini Euro/ dolar çarpraz kurunda görüyoruz. Çok yüksek bir volatilite var ve yönetmesi de zor bir konu. Bu nerede ne zaman durur bununla ilgili herkes bir piyango çekiyor, bir rakam söylüyor. Euro/dolar toto oynanıyor bugünlerde" diye konuştu. Türkiye'de de dolardaki yükselişin Türkiye'ye özel bir dalgalanma olmadığını vurgulayan Babacan "Belki içimizdeki tartışmalar TL'deki dalgalanmanın boyunu artırdı" dedi. Babacan konuşmasının ardından katıldığı bir televizyon programında da, "Sadece ve sadece Merkez Bankasının kurla ilgili söylediklerine bakın, başka hiçbir kurumumuzun teknik altyapısı yok. Bu konuda başka hiç kimsenin, böyle bir analiz kabiliyeti de yok" diye vurguladı. Babacan, Merkez Bankası'nın bağımsız olduğunu ve hükümet ile belirlenen hedeflere ulaşmak için araç bağımsızlığına sahip olduğunu belirterek, para politikasının daha öngörülebilir olmasına ihtiyaç duyulduğunu söyleyerek "Şu anda para politikaları konusundaki öngörülebilirlik üzerinde çalışmamız gerekiyor. Para politikalarıyla ilgili belirsizlikleri aşmamız gerekiyor. Para politikalarının sorumlusu Merkez Bankası. Tabii ki hükümet genel çerçeveyi çiziyor. Hedefler hükümet ve Merkez Bankası tarafından birlikte belirleniyor. O hedeflere ulaşmak için Merkez Bankası'nın araç bağımsızlığı var, Merkez Bankası'nın hareket alanı var ve bağımsız davranıyor. Şu anda ihtiyaç duyduğumuz daha çok öngörülebilirlik. Merkez Bankası tarafından ve mümkün olursa sadece Merkez Bankası tarafından iyi bir iletişim ve bu iletişim doğrultusunda güven uyandıran uygulamalar. Bu ayağı da daha sağlam yapıya kavuşturduğumuzda Türkiye için endişe edilecek bir şey yok." Babacan, kur ve Merkez Bankası'nın alacağı tedbirler konusunda iletişimin Merkez Bankası'ndan yapılması gerektiğini vurguladı. Babacan, "Merkez Bankası adına farklı kaynaklardan gelen açıklamalar ya da 'kur şöyle, böyle' bunların dikkate alınmaması gerekiyor" dedi. Merkez Bankası'nın da resmi bir kur hedefinin olmadığını belirten Babacan, dalgalı kur mekanizmasının bulunduğunu, kendilerinin de enflasyon hedeflerinin olduğunu söyledi. Babacan, şöyle devam etti: "Demiş ki Merkez Bankası ve hükümet ortaklaşa bir enflasyon hedefi koymuş. Bu hedef de yüzde 5. Bu yıl belki zor ama gelecek yıl biz bunun ulaşılabilir olduğunu düşünüyoruz. Merkez Bankası için kur neden önemli? Enflasyonu etkilediği için önemli ve hala yüzde 15'lik bir geçişkenlik var. Geçişkenlik sıfırlanmış değil Türkiye'de. Ekonomimiz büyüdükçe, güçlendikçe ve Türk Lirasının uluslararası kabulü yayıldıkça, bu geçişkenlik belki azalacak. Ama şu anda hala yüzde 15'lik geçişkenlik var. Bu ne demek? Türk Lirası yüzde 10 değer kaybettiğinde, bu enflasyonumuzu 1.5 puan artırıyor. Yani 'Türk Lirası değer kaybetti, iyi oldu.' Merkez Bankası bunu diyemez çünkü enflasyona bakmak zorunda. Enflasyon hedefini tutturabilmek açısından kurla ilgili yorumları olabilir, zımni yorumları olabilir ya da kuru artı ya da eksi yönde etkileyebilecek politikaları ortaya çıkabilir. Onun için ben hep şunu tavsiye ediyorum: Sadece ve sadece Merkez Bankasının kurla ilgili söylediklerine bakın, başka hiçbir kurumumuzun teknik altyapısı yok. Bu konuda başka hiç kimsenin, böyle bir analiz kabiliyeti de yok. Ortaya saçılan, konuşulan farklı kur rakamları tamamen insanların şahsi rakamlarıdır, kendi gönlünden geçendir ya da ekran başında iki tane çarpma bölme yapıp bir excel tablosu yapıp sözüm ona analiz ile tamamen kişisel rakamlarıdır. Dolayısıyla hiçbirine itibar edilmemesi lazım."
Hürriyet

Sms'li Tebligat Dönemi Başlıyor
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yapılacak kanun değişikliğiyle Gelir İdaresi Başkanlığı'nın (GİB) tebligatlarını mükelleflere artık elektronik ortamda göndereceğini bildirdi. Şimşek, "Bu sayede hız, etkinlik ve verimlilik artacak, tebligatların ulaşım sorunu ortadan kalkacak ve sadece bu iş için harcadığımız yıllık yaklaşık 100 milyon lira devletin cebinde kalacak" dedi. Yapılacak kanun değişikliğiyle tebligatlarda elektronik sisteme geçileceği bilgisini veren Şimşek, şunları kaydetti: "Gelir İdaresi Başkanlığımız, tebligatlarını mükelleflere artık elektronik ortamda gönderecek. Şu anda kullandığımız internet vergi dairesi içinde her mükellefin bir hesabı olacak ve tebligatlar, bu sistem üzerinden ulaştırılacak. Buraya bir tebligat yapıldığında, mükellefin sisteme kayıtlı cep telefonuna ve e-mail adresine de bir bildirim gidecek. Mükelleflerimiz böylece, sistem üzerinden kendilerine bir tebligat geldiğinden haberdar olacak. Mükelleflerimiz, tebligata baktığı zaman GİB'in bundan otomatik haberi olacak ve böylece tebligatın kişiye iletildiğinden emin olunacak. Ayrıca, mükellef buraya baksın veya bakmasın, belirli bir gün sonra tebligat yapılmış sayılacak." e-Tebligat uygulaması ile gönderimlerle ilgili her aşamanın kayıt altına alınacağını da anlatan Şimşek, bu sayede GİB ve mükellef açısından ispat yükümlüğünün de kolaylaşacağını söyledi.
Milliyet

'Aşırı Değerli Tl En Büyük Hata'
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, "Aşırı değerli TL bu ülkenin yapabileceği en büyük hatalardan biridir. Aşırı değerli TL'den bahsediyorum, değerinde olan TL'den değil. Aşırı değerli TL olduğu zaman bu ülkede sanayi, üretim yapmak istemez. İthalat daha kolay hale gelir" dedi. Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (MÜSİAD) 15. Ekonomi Basını Başarı Ödülleri töreninde konuşan Zeybekci, ABD'nin parasal daralmaya gitmesiyle gelişmekte olan ülkelerin bundan etkilenmesinin normal olduğunu belirterek, şöyle dedi: "Euro 2014 Haziran ayından itibaren dolar karşısında yüzde 28.1, Türk Lirası yüzde 23.5 değer kaybetti. Beklenen, öngörülebilen, hesaplanabilen bir dalgalanma yaşıyoruz. Türkiye de bu dalgalanmaya karşı dünyada doların değer kazanmasını engelleyeceğim diye bir tepki verme durumunda değildir. Akıllı bir şekilde süreci yönetmemiz gerekiyor." Bazılarının istikrardan rahatsız olduğunu söyleyen Zeybekci, "Kriz tellallarına ekmek yok. O kriz tellalları dünyanın neresinde olursa olsun olağanüstü hal yaratarak kırılma anlarında farkı almaya programlanmışlardır. Türkiye'ye de bunu yapmak istiyorlar. Endişeye gerek yok" dedi. Kurdaki oynaklık nedeniyle vatandaşın cebinden 54 milyar lira para çıktığı söylemlerine cevap veren Zeybekci, "TL değer kazanırken vatandaşın cebine para mı girdi?" diye sordu. Türkiye'deki ekonomik başarılarda Merkez Bankası'nın büyük payı bulunduğunu aktaran Zeybekci, "Merkez Bankamızın hukuken olan bağımsızlığıyla bugüne kadar bizim asla tartışmamız olmamıştır. Sorumluluklarıyla ilgili zaman zaman belki bazı şeyler olmuş olabilir ama milletimizin, reel sektörümüzün taleplerini de hiç kimse kulak ardı etmesin. Etmeyeceğiz de Biz daha çok üretmek, daha çok istihdam sağlamak için yarışacağız" değerlendirmesini yaptı. MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak, cari açığı azaltmak hedefiyle piyasayı soğutma tedbirlerinin ekonomik büyümeyi yavaşlattığını belirterek, "Büyümedeki hız kaybı, daha yumuşak planlanamaz mıydı?" diye sordu. Olpak, şunları söyledi: "Öncelikli Dönüşüm Programı'ndaki yapısal reformların bir an evvel hayata geçirilmesi, Türkiye ekonomisi için elzemdir. Türkiye'nin, sanayi sektöründen hizmet sektörüne hızlı bir şekilde kayan ekonomisi, yeniden sanayi eksenini ağırlık merkezine almalı ve 'kur-faiz-enflasyon' üçlüsüne bağımlı ekonomik yapıdan, 'verimli üretim' odaklı modele geçiş sağlanmalıdır. Doların ihracata ve piyasaya olumsuz etkisi çok uzatılmadan hafifletilmelidir" 2019'da, genel, yerel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin aynı yılda yapılacağına işaret eden Olpak, "Bir Anayasa değişikliğiyle, milletvekilliği seçimlerini tekrar 5 yılda bir yapabilirsek, kesintisiz 5 yıllık seçimsiz dönemlerle devam edip işimize odaklanabiliriz" dedi.
Milliyet

Döviz Her Ülkede Dalgalandı Euro-Dolar Totosu Oynanıyor
Uludağ Ekonomi Zirvesi'nin gündemi dünyada yaşanan dalgalanma oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Merkez Bankası politikalarını eleştirmesi nedeniyle kurun arttığını savunanlara Uludağ'dan yanıt veren Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, dolardaki artışın hemen hemen her ülkede ve her yatırım aracına karşı yaşandığını söyledi. Babacan, "Avrupa deflasyon sürecine girdi, dünyada dalgalı bir dönem yaşanıyor. Öyle ki, dünyada ekonomi yöneticileri Euro-dolar totosu oynamaya başladı. Bunu Avrupa Merkez Bankası Başkanı dahil, Amerikan Merkez Bankası Başkanı dahil, bütün teknik ekipleri dahil, nerede nasıl duracağını bilen yok. Dünyada böyle bir belirsizlik ortamı var şu anda" dedi. Babacan, kurdaki dalgalanmanın Türkiye'ye özel olmadığını vurgulayarak, "Bir kaç hafta içerisinde kurda dalgalanmalar oldu. Biraz da içimizdeki bu tartışmalar kurdaki bu dalgalanmayı biraz arttırdı. Her ülkede piyasa hareketleri yaşandı. Bize özel bir dalgalanma değildi. Şundan emin olun ki Brezilya'dan tutun da Hindistan'a kadar, Meksika'ya kadar her ülkede bu piyasa hareketleri yaşandı. Sadece bize özel bir dalgalanma değildi" dedi. Soruları da yanıtlayan Babacan "Ekonomik, finansal açıdan baktığımızda, bir yıl öncesi ile bugün arasında eğer Türkiye'nin bir kredi değerlendirmesi yapılacak olursa bu yıl, bir yıl önceye göre çok daha iyi noktadayız" dedi. Babacan 'çözüm süreci' konusunda ise "Bunun ekonomik sonuçlarından çok ümitliyiz" açıklaması yaptı. Babacan bir soru üzerine "Sadece ve sadece Merkez Bankası'nın kurla ilgili söylediklerine bakın, başka hiçbir kurumumuzun teknik altyapısı yok. Bu konuda başka hiç kimsenin, böyle bir analiz kabiliyeti de yok" dedi. Özel sektörü her türlü seneryoya karşı hazırlıklı olmaya da çağıran Babacan "ABD Merkez Bankası Başkanı Yellen'a 'Sizden daha yol gösterici, yön verici ve daha iyi bir iletişim politikası bekliyorum. Çok fazla sürpriz yapmayın' dedim" açıklaması da yaptı. Erdoğan-Başçı görüşmesine de değinen Babacan "Bunun daha sık olması gerektiği konusunda Cumhurbaşkanımızın görü- Sayın Cumhurbaşkanımız, Erdem Bey'e alo dese, 10 dakika sonra orada" diye konuştu.
Star

Üretim Yapan Kobi'lere Özel Büyük 'Destek Paketi' Geliyor
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Tüm Sanayici ve İş Adamları Derneği (TÜMSİ- AD) Genel Başkanı Yaşar Doğan ve beraberindeki heyeti kabul etti. KOBİ'lerin ekonominin lokomotifi olduğunu ifade eden Işık, KOBİ'lerin markalaşma ve kurumsallaşma süreçlerine yoğun destek vereceklerini söyledi. Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında ekonomi değerlendirme toplantısı yapıldığını hatırlatan Işık, toplantıda ele alınan konulardan birisinin KOBİ'ler olduğunu belirtti. Işık, "KOBİ'lerin inovatif yaklaşımlarını çok önemsiyoruz, bunun için pek çok destek programı yürütüyoruz. Sanayiye yönelik ciddi destek paketi, özellikle imalat sanayindeki KOBİ'leri güçlendirecek çalışmayı yapıyoruz. Üretim yapan KOBİ'lere yönelik önemli destekleri vermeye başlayacağız" değerlendirmesinde bulundu.
Akşam

DÜNYA

Yallah Bacım
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun önceki gün yaptığı açıklamada İngiltere'den Türkiye'ye gelerek Suriye'nin IŞİD'in kontrolündeki Rakka kentine geçen 3 İngiliz kıza yardım eden bir kişinin gözaltında olduğunu ve bu kişinin Kanada istihbarat servisine çalıştığını açıklamasının ardından söz konusu ajanın görüntüleri ortaya çıktı. A Haber'in yayınladığı görüntülerde kızlar bir araçtan çıkarken kendisi de bavullarını bagajdan indiren şüpheli, genç kızları başka bir araca bindiriyor. Gaziantep'te ajanın kendi kamerasından elde edildiği ifade edilen görüntülerde şüphelinin konuşmaları da duyuluyor. Kızları getirdiği taksiden inen ajan, İngilizlere "Yallah Sis (İngilizce Sister'ın kısaltılmışı)" (Yallah Bacım) diyerek otomobilden inmelerini söylüyor. İngilizce konuşan ajan, kızlara acele etmelerini söylerken, etrafta çok polis olduğunu belirtiyor. Aracının "Bir saatte orada (Suriye) olursunuz. Ben otogara gidiyorum. Urfa'ya dönüyorum" diye konuşuyor. Kızlara pasaportlarını veren adam, "Bize dua edin" diyor. Öte yandan kamera görüntülerinden İstanbul'da 3 İngiliz kızın yanı sıra 8 İngilizin daha bindiği saptandı. 12'nci kişi ise onlara rehberlik yapıyordu. Polis incelemesi sonrasında rehberin kim olabileceği konusunda 3 isim belirlendi ve bu isimlerin Şanlıurfa'da olduğu saptandı. Üç şüpheli takibe alındı. İngilizlere rehberlik eden kişinin Muhammed al Rashad olduğu netleşti. Takip edildiğini anlayan Rashad'ın yetiştirilmiş bir ajan olduğuna kanaat getirildi. Rashad, 28 Şubat günü Topçu Meydanı'nda yakalandı. Al Rashad'ın yapılan üst aramasında kendi adına kesilmiş 12 otobüs bileti, farklı kişilere ait kimlik belgeleri, kendisinin ve bir İngiliz'e ait pasaport, İngiltere'den farklı kişiler tarafından adına gönderilmiş paraların yazılı olduğu banka dekontları, uçak bagaj fişleri ile çok sayıda doküman ele geçirildi. Rashad'ın geçirdiği kişileri, kimliklerini görüntüleyerek Kanada'ya gönderdiği belirlendi. Kişi başına 800 ile 1500 dolar alıyordu. Rashad, 2009 yılında Lazkiye'de bulunan Teşrin Üniversitesi'nden diş hekimi olarak mezun olmuştu. Rashad, askerden kaçtığını, ailesinin ise rejim karşıtı olduğu gerekçesiyle öldürüleceğini duyduğunu anlattı. Ürdün'de Fransa, Kanada ve ABD Büyükelçilikleri'ne iltica başvurusunda bulunan Rashad bir süre sonra gittiği Suriye'nin Rakka kentinden Kanada'ya bilgi aktarmaya başlamıştı.
Hürriyet

Obama'ya Yakın Düşünce Kuruluşu Abd'nin Akp'ye Yatırımı Karşılıksız Kaldı
ABD'nin etkili düşünce kuruluşlarından Center for American Progress (Amerikan İlerlemesi Merkezi) (CAP), Beyaz Saray'ın Türkiye ile olan ilişkilerini gözden geçirmesini önerdi. CAP'ın yayınladığı 'ABD-Türkiye Ortaklığı; Bir adım ileri, üç adım geri' başlıklı Michael Werz ve Max Hoffman imzalı raporda ABD Başkan Obama'nın 2009'da Türkiye'ye yaptığı stratejik yatırımın karşılığını bulmadığı savunuldu. TBMM'de yaptığı konuşmada Obama'nın, bu yatırım yoluyla iki ülke ilişkilerinin üzerinde durduğu üç sütunu güçlendirmeye çalıştığı belirtildi. Bu sütunlar, "Türkiye'nin 'kuvvetli, canlı, laik bir demokrasisi' olması ve hukukun üstünlüğüne bağlılığı, NATO'daki önemli rolü ve AB üyeliği için çabası. Ve Obama'nın ABD'nin İslam dünyasındaki imajını onarma çabalarının parçası olarak Türkiye'nin potansiyelinin Ortadoğu ve daha geniş Müslüman dünya için bir model olmaya hizmet etmesi" olarak tanımlandı. Ancak Obama yönetiminin Türkiye'ye yaptığı yatırımın karşılıksız kaldığı iddia edildi.
Hürriyet

Küstah Çağrı
Avrupa Parlamentosu'nun "İnsan Hakları ve Demokrasi 2013 yıllık Raporu"nun kabul edilen karar metninde, Avrupa Birliği ülkelerine, Ermeni iddialarını tanıma çağrısı yapıldı. Metnin 77. maddesinde, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarının bu yıl 100. yıl dönümü olduğuna dikkat çekilerek, üye ülkeler ve AB kurumlarının soykırım iddialarının tanınmasına katkı sağlaması gerektiği belirtildi. AP kararında, Ermeni iddialarının yanı sıra AB'nin üçüncü ülkelerle, serbest ticaret iş birliği de aralarında olmak üzere yapacağı bütün anlaşmalara tartışmasız ve geri dönülmez bir şekilde insan haklarına saygı şartını koyması talep edildi. Kararda, AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliği'nin, Avrupa güvenlik stratejilerini belirlerken, insan hakları odaklı kriz önleme mekanizması oluşturması ve AB'ye üye ülkelerin göçmen ve mülteci kabulleri için ortak standartları daha güçlü bir şekilde oluşturarak hayata geçirmeleri istendi. AP'deki en büyük siyasi grup olan Avrupa Hristiyan Demokratlar grubunun çatı örgütü Avrupa Hakları Partisi (EPP) de geçtiğimiz haftalarda AP'nin Brüksel'deki oturumunda, Türkiye'ye benzer bir çağrıda bulunmuştu. EPP, Türkiye'nin tarihi ve geçmişiyle yüzleşmesi gerektiğini savunmuş, 24 Nisan'ın da "Ermeni Soykırımını Anma Günü" ilan edilmesini istemişti.
Türkiye

Endonezyalılara 10 Bin Dolarlık Işid Teklifi
Gaziantep şehrinde Suriye tarafına geçmek isterken yakalanan Endonezyalıların ifadeleri, IŞİD'in internet üzerinden aileleri çekme taktiklerini gözler önüne serdi. 11 çocuk, 3 kadın ve 2 erkekten oluşan 16 Endonezyalı'nın, Gaziantep Emniyet Müdürlüğü Yabancılar Şubesi'ndeki işlemleri dün gün boyu sürdü. İnternet üzerinden konuştukları IŞİD militanlarının ayda 10 bin dolar önerdiği Endonezyalı aileler, bir tur şirketi aracılığıyla Türkiye'ye geldi. İstanbul'da bir otelde konaklayan Endonezyalılar, önceki gün erken saatlerde, tur görevlilerine haber vermeden otelden ayrıldı. Otobüsle İstanbul'dan Gaziantep'e gelen Endonezyalılar sınırı geçecekken ihbar üzerine yakalandı. Dün Cakarta'da bir açıklama yapan Endonezya Dışişleri Bakanı Retno Marsudi, geçen hafta bir tur grubuyla geldikleri Türkiye'de kaybolan 16 Endonezyalının halen kayıp olduğunu bildirdi. Marsudi, işlemleri bittikten sonra sınırdışı edilecek 16 Endonezyalı hakkında ise Türkiye'nin açıkladığı bilgileri doğruladı. Endonezya makamlarına göre 200 ila 300 vatandaşları IŞİD'e katılmak için ülkeyi terk etti.
Milliyet

Öğretmene Başörtü Yasağına İptal Kararı
Almanya'da, Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde 2003'ten beri yürürlükte olan ve öğretmenlerin başörtü takmasını yasaklayan kanun iptal edildi. Federal Anayasa Mahkemesi dün açıkladığı kararında, okul huzurunun bozulacağı konusunda "yeterli ve somut" bir tehdit oluşturmaması durumunda, başörtü takmanın yasaklanamayacağına hükmetti. Devletin tarafsız olma zorunluluğuna dikkat çeken Mahkeme, yasağın 'anayasaya uygun şekilde sınırlandırılmasına' karar verdi. Okullarda başörtüsü takmayı yasaklayan karara, eyalette görevli iki öğretmen itiraz etmişti. Almanya'da okullarda öğretmenler için başörtüsü yasağı ilk kez 2003'te Kuzey Ren Vestfalya'da uygulanmış, bu kararın ardından birçok eyalet de okullarda başörtüsünü yasaklamıştı. Mahkeme, Kuzey-Ren Vestfalya Okul Yasası'nda Hristiyan dinine ait sembollerin okullarda gösterilmesinin istisna olarak görüldüğü maddeyi de iptal etti. "Hıristiyanlık ile Batı kültürü, eğitim değerleri ve gelenekleriyle ilgili sembollerin" ayrıcalıklı olarak değerlendirilmemesi gerektiği belirtilen kararda Anayasa'ya göre tüm dinler için din özgürlüğünün geçerli olduğu kaydedildi. Almanya'da bazı eyaletlerde, haç ve rahibe kıyafetleri gibi Hıristiyanlık sembolleri yasaklanmazken, aynı eyaletlerde başörtüsü ve kipa (Musevilerin dini şapkası) gibi diğer dinlere ait sembollere izin verilmiyor. Kararı manşetten duyuran Die Tageszeitung (TAZ), "PEGİDA bayram edecek" başlığı attı. TAZ, İslam ve göçmen karşıtı topluluk PEGİ- DA'nın kararı çarpıtarak, Almanya'nın İslamlaştığına delil olarak kullanacağını belirtti. Kararın okuldaki tarafsızlığı baltaladığını söyleyen Alman Öğretmenler Birliği Başkanı Josef Kraus, "Bazı Hıristiyan ebeveynlerin çocuklarının başörtülü biri tarafından eğitilmesini istememesinden korkuyoruz" dedi. Müslümanlar Merkez Konseyi Genel Sekreteri Nurhan Soykan ise "Yasağın kalkması Almanya'nın genelini kapsamıyor olsa da olumlu bir mesaj oldu" dedi. Kuzey Ren Vestfalya, 4 milyon Müslümanın yaşadığı Almanya'daki en kalabalık eyalet.
Milliyet

İzlanda, Balığı Ab'ye Tercih Etti
İzlanda 6 yıl önce yaptığı Avrupa Birliği üyelik başvurusunu tamamen geri çekti. İzlanda Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Hükümet, İzlanda'yı artık aday ülke olarak görmemektedir ve bundan sonra AB'den bu karara uygun davranmasını talep etmektedir. Buna ilaveten yeni politikanın, önceki hükümetin AB katılım müzakerelerinde verdiği taahhütleri hükümsüz kıldığını vurgulamaktadır" ifadesi kullanıldı. AB üyeliğine 16 Temmuz 2009'da başvuran İzlanda, katılım müzakerelerine 1 yıl sonra başlasa da 2013 yılında yapılan genel seçimlerde AB üyeliğine karşı çıkan sağ yelpazeden Bağımsızlık Partisi ve İlerleme Partisi'nin koalisyon kurup iktidara gelmesiyle tablo değişti. Brüksel'in, 13 Eylül 2013'te AB üyelik müzakerelerini askıya alan İzlanda'yı bu kararından döndürme çabaları sonuçsuz kaldı. Schengen Bölgesi'ne dahil olan İzlanda, AB ile müzakerelerde en büyük anlaşmazlığı balıkçılık konusunda yaşadı. AB yetkilileri, aşırı avlanmakla suçladıkları İzlanda'dan sıkı kotalar kabul etmesini isterken, İzlanda balıkçılık konusunda daha tecrübeli olduğunu ve AB'nin kendi uygulamalarını esas alması gerektiğini savunuyordu. Kuzey Atlantik ve Kuzey Buz Denizi arasındaki 320 bin nüfuslu ada devleti İzlanda, AB'nin kutup stratejisi açısından büyük önem taşıyor.
Akşam

POLİTİKA

Şu Anda Aktif Siyasetin İçinde Yokum
11'inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bundan sonra da bütün birikimini devlet, millet ve halk için vermeye devam edeceğini belirterek "Şu anda aktif siyasetin içerisinde olmayacağım" dedi. Cuma namazını İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü'ndeki Fatih Ormanı Camisi'nde kılan Gül, çıkışta gazetecilerin gündeme ilişkin sorularına şu yanıtları verdi: Hayrünnisa Gül'ün Çankaya Köşkü'nden veda ederken 'Bundan sonra asıl intifadayı ben başlatacağım' demesi hatırlatılarak 'Siyaseten önümüzdeki günlerde intifada başlatmayı düşünüyor musunuz, yoksa siyaseten sadece emekli misiniz bundan sonra?' diye sorulması üzerine) Bu mu sorun? Çok güzel soru sordun. Bravo, tebrik ederim seni. ◊ (Siyasete geri dönmesiyle ilgili) Benimle ilgili söylenenler ve yazılanlar tamamen kendi bilgim dışında. Arkadaşlarla oturup konuşmuşluğumuz veya herhangi bir görüşmüşlüğümüz bu konularla ilgili söz konusu değil. Bunlar tamamen benim dışında gelişen şeyler. Cumhurbaşkanlığı sürem bitip Ankara'dan ayrılırken de bu tip aktif siyasete katılıp katılmayacağıyla ilgili sorularla karşılaştım. O günkü söylediklerim bugün de benim için geçerlidir. Dolayısıyla şu anda böyle bir düşüncem yok. Bunu zaten değişik vesilelerle sorulduğunda da hep söyledim. Şüphesiz ki ben AK Parti'nin kurucusuyum. AK Parti'nin içeride, dışarıda milletimize yaptığı çok güzel hizmetleri arkadaşlarımızla yaptık. Bundan sonra da bütün birikimimi devletim, milletim, halkım için şüphesiz ki vermeye devam edeceğim. Sadece bütün bunları kendime saklayacak halim yoktur. Bunun için sadece siyasetin içerisinde olmak da gerekmiyor. Arkadaşlar sorumluluklar aldılar, devam ediyorlar. Onların hepsinin başarılı olmasını istiyorum. Dolayısıyla onların başarısı millete hizmettir. Ben de yeri geldiğinde şüphesiz ki üstüme düşenleri, görüşlerimi, fikirlerimi paylaşarak yardımcı olmaya çalışırım. Tekrar söylemek istediğim şey, bu tip sorulara daha önce nasıl cevap verdiysem, bugünkü cevabım da o şekilde. Dolayısıyla şu anda aktif siyasetin içerisinde olmayacağım."
Hürriyet

Chp'ye Ağır Bir Saldırı Var
Sosyalist Enternasyonal Genel Sekreteri Luis Ayala, dün Ankara'ya gelerek son dönemde CHP'ye yönelik bazı medya kuruluşlarında dile getirilen iddialara yönelik kurumsal desteğini iletti. Ayala, CHP'li Umut Oran ile birlikte, sırasıyla CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, CHP'li Levent Gök ve TBMM Başkanı Cemil Çiçek ile görüştü. Kılıçdaroğlu'nun "CHP tarihinde ilk defa partimize ve bir milletvekiline yönelik bu denli ağır bir saldırı yapılıyor. Saldırılar iktidarın 7 Haziran seçimleri öncesi ne denli korktuğunu bize gösteriyor. Zaten korkmakta haklılar. Çünkü iktidara gelince bu karalama kampanyasını gerçekleştirenlerden hesabını soracağız" ifadelerini kullandı. Kılıçdaroğlu'nun Oran'ı kastederek Ayala'ya "Yanınızda silahı olmasa da bir terörist oturuyor. Dikkatli olun" diyerek espri yaptı. Ayala gazetecilere yaptığı açıklamada ise, "Son dönemde üyelerimize karşı çok ciddi saldırılar yapıldığını görüyoruz ve bundan büyük bir endişe duyuyoruz. Kılıçdaroğlu'na ve Oran'a karşı gerçekleştirilen acımasız saldırıları kastediyorum" ifadelerini kullandı.
Milliyet
Beraberliğinizi Muhafaza Edin
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Suriye'de başlayan rejime dönük protestoların 4. yıldönümünde Suriye Ulusal Koalisyonu ve Geçici Hükümet temsilcileriyle dün Ankara Palas'ta bir araya geldi. Görüşmeye, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay da katıldı. Davutoğlu akşam saatlerinde İstanbul'da bulunan Katar Emiri Şeyh Temim Bin Hamed El Sani'yle kaldığı Zorlu Center Raffl es Hotel'de görüştü. Görüşme 45 dakika sürdü. Suriye Ulusal Koalisyonu ve Geçici Hükümet temsilcilerine seslenen Davutoğlu şunları söyledi: Kim ne derse desin sizler bizim öz kardeşlerimizsiniz. 4 yıllık acılardan sonra Suriye halkı bugün ikili tehdit altında. Bir taraftan kendi halkına barbarca zulmeden bir rejim diğer taraftan da bu rejimle uzun süre işbirliği yapıp, daha sonra Suriye halkına zulmederek, İslam'ın o izzetli ismine de zarar veren DEAŞ adlı bir örgüt. Dünyanın her yerinde BM Genel Sekreteri'ne açık bir şekilde şunu ifade ettim; Suriye halkı bu iki kötü alternatifin kıskacı altında ezilmemelidir. Her zaman üçüncü ve gerçek bir alternatif vardır. O da barışçıl bir ortamda bütün Suriyelilerin kardeşçe yaşadığı Suriye inşa edilmesidir. Siz Suriye Ulusal Koalisyonu olarak yeni Suriye'nin temsilcilerisiniz. Son dönemde Suriye Ulusal Koalisyonu'nun etkisini kırmaya ya da temsil gücünü zayıflatmaya dönük çalışmalar olduğunun farkındayız. Bu çalışmalar karşısında da Suriye halkının güvenini sarsmamanız, temsil kabiliyetini sürdürebilmeniz için birliğinizi ve beraberliğinizi korumanız büyük önem ifade ediyor. Emin olunuz ki sadece Suriye halkı değil, bütün Ortadoğu halkları kendilerine yeni bir rota çizeceklerdir. Şah Fırat Operasyonu'nu yaparak 21 Şubat'ı 22 Şubat'a bağlayan gece, bu kutsal mekanı Türkiye sınırına yakın yine kardeş Suriye topraklarında Eşme'ye taşıdık. Bu operasyon esnasında Suriye Ulusal Koalisyonu'nun verdiği desteğe teşekkür ediyoruz. Bizim için Suriye Ulusal Koalisyonu, Suriye halkının meşru temsilcisi olduğu için, bu taşıma işleminden Suriye Ulusal Koalisyonu Başkanı Halid Hoca'ya sizler adına o zaman da bildirimde bulunduk. Bundan sonra da Süleyman Şah ve onun mekânı, sizlere emanettir. Davutoğlu'ndan sonra söz alan Suriye Ulusal Konseyi Başkanı Halid Hoca, 2011'de gösterilerin 6 ay boyunca barışçıl mermi atılmaksızın başladığını belirterek, "Şu anda bizler son aylarda İran kuvvetlerinin Suriye'yi işgal etmesi ile karşı karşıyayız. Aynı zamanda DEAŞ gibi gruplar ile Kasım Süleymani (İran Devrim Muhafızları Kudüs Kuvvetleri Komutanı) gibi gruplara karşı da mücadele yürütmeye başladık" dedi.
Milliyet


SPOR

THY Euroleague TOP 16 F Grubu'nda mücadele eden Fenerbahçe Ülker, 10. maçında 8. galibiyetine Olimpiakos deplasmanında 73-64'lük skorla aldı, büyük avantaj yakaladı. Galibiyetin liderliği getireceği, oynanacak bir CSKA-Olimpiakos maçının olduğu ve iki rakibe karşı da ikili averaj üstünlüğü düşünülürse ilk ikiyi 'çok büyük bir çılgınlık' yapmazsak garanti hale getireceği bir maçtı Yunanistan'daki Olimpiakos mücadelesi. Yani final gibiydi. O finali kusursuz oynadı temsilcimiz, ayakta alkışlanacak bir mücadele örneğiyle bitirdi. Tam 13 maçtır sahasında kaybetmeyen bir takımdı Olimpiakos, en kötü ihtimalle son çeyreklerde ağırlığını hissettirip, rakibi teslim almayı bilmişti. Ama o Olimpiakos'un son çeyrekte sadece 14 (yarısı son dakikalarda faullerden geldi) sayıda kaldığını söylemek, sanırım mücadele dozunu anlatmak için yeterli. Hücumda da bir süper yıldız izledik dün, zaman zaman kızmıştık Goudelock'a yedirdikleri için ama belki de düne kadar yaptığı tüm savunma hatalarını Olimpiakos'a attıklarıyla telafi etti. 7'da 6 ile oynadı 3 sayı çizgisinin gerisinden 24 sayıya ulaştı. Bjelica da 16 sayı ile destek verince hücumu adeta iki oyuncu taşıdı. Ancak Olimpiakos deplasmanında kazanmak için atmak yetmeyecekti, savunma gerekliydi, Fenerbahçe onun da kralını yaptı. Önce Bogdanoviç, ardından da Zisis, rakibin beyni Spanoulis'i potaya baktırmadı. Ribauntlardaki müthiş üstünlük, top kaybı sayısının en az seviyede tutulması, özellikle 8 faul kaçırdığımız ilk yarıda sadece 4 top kaybı yapılarak, rakibe hiç hücum ribaundu şansı tanınmayarak kontrolün elde tutulması, 'üst düzey' bir takımın yapacaklarıydı. Maç sonunda ikili averaj hesabıyla yapılan faullere rağmen Olimpiakos'u 64 sayıda tutan, CSKA gibi bir devin ardından Olimpiakos'u da deplasmanda devirerek, iç saha yenilgilerinin rövanşını alan, Euroleague'de arka arkaya 9. dış saha maçını kazanırken, galibiyet serisini de 7 maça çıkaran F.Bahçe, dünkü performansıyla ayakta alkışlanmalı. Belki henüz çok yol var ama, her şey öyle güzeldi ki dün, insan söylemeden edemiyor, bu yolun sonu Madrid'deki Final-Four olmalı.
Milliyet

Dört büyüğün formasını giyen, Trabzon ve G.Saray'da gol kralı olan Burak Yılmaz, Fatih Terim'den sonra gelen İtalyan teknik adamlar yüzünden duvara çarpmış gibi olduklarını belirterek, "Korkusuz ve hücum oynatan Terim ve öncelikle gol yememeyi amaçlayan İtalyan hocalar. Bu geçiş bizi olumsuz yönde etkiledi. Mancini nedeniyle şampiyonluk gitti. Prandelli kalsaydı kesinlikle liderliği ele geçiremezdik" dedi. Burak şunları söyledi: "Sezon başındaki 4. yıldız koreografisi bizlerin ne kadar şampiyonluğa inandığını gösterir. Ancak işler o koreografiden sonra kötü gitmeye başladı. 'İnsanlar bizim hakkımızda ne düşünür' dedik. Üzerimizde baskı oldu. Bu hafta maçı kaybetmiş olabiliriz ama şampiyonluğa olan inancımızı kaybetmedik. Gol olmayan vuruşumda devre arası o kadar şiddetli vurmadım nasıl top oraya gitti falan demiştim. Belki göz yanılmasıdır, belki de farklı bir şeydir." "Mancini ile şampiyonluğu kaybettik. Fatih hocadan sonra bir İtalyan hocaya geçmek, siyahla beyaz gibiydi. Umut'la daha rahat oynuyorum. Olumsuzlukta Burak- Selçuk deniliyor. Kırıldım ama teklife rağmen gitmedim.Drogba öğretmen gibiydi. Sneijder'ın şutları mükemmel. Şampiyonluk kesinlikle Türk futbolcu ile gelir. UEFA Kupası böyle alındı. Abdurrahim Ağabey çocuk gibidir. O da bizim galibiyetimize sevinir. Milli Takım'da şanssızlıklar yaşadık. Hollanda'yı bu kez yeneceğiz."
Star

Spor Toto Süper Lig'in 24. haftasında oynanan Torku Konyaspor-Kasımpaşa maçı, Türk futbol tarihine geçecek bir Fair Play olayına sahne oldu. 19. dakikada Kasımpaşalı Ryan Babel'in sakatlanması üzerine, Konyaspor'dan Hasan Kabze ceza sahasına yakın bir yerde topu bıraktı. Yeşilbeyazlı diğer futbolcular da oyuna devam etmedi. Kasımpaşalı Donk ise bu sırada önünde bulunan meşin yuvarlağı kaleye gönderdi. Kaleci Kaya'yı aşan top ağlarla buluştu: 0-1. Konyasporlular'ın itirazının ardından, Kasımpaşalı futbolcular, gol sonrası santra yapılır yapılmaz, Teknik Direktör Şota Arviladze'nin talimatıyla oyunu bıraktı. Tek başına orta sahadan kaleye giden Konyasporlu Hasan Kabze, meşin yuvarlağı ağlara göndererek beraberlik golünü attı: 1-1. Devam eden maçın 38. dakikasında ceza sahasında Veysel'in topu eliyle kontrol ettiği gerekçesiyle hakem penaltı noktasını gösterdi. Hasan Kabze, skoru belirleyen golü kaydetti: 2-1.
Star

Kasımpaşa Teknik Direktörü Şota Arveladze, Süleyman Seba Sezonu'na yakışır bir hare kete imza attı Torku Konyaspor-Kasımpaşa karşılaşmasının 19. dakikasında Ryan Babel yerde kaldı. Konyaspor kalecisi Kaya Tarakçı Babel'in tedavisi için topu dışarı vurdu. Ama takım arkadaşı topu göğsüyle kontrol etmek istedi Ancak sonrasında topu bıraktı. Ama Kasımpaşalı Ryan Donk, seken topu aldı ve ağlarla buluşturdu Hakem Mete Kalkavan da orta noktayı gösterdi Konyasporlu oyuncular, Donk'a büyük tepki gösterdi. Futbolcular, Hollandalı oyuncunun üzerine yürüdü Konyasporlu taraftarlar ıslıklarla Ryan Donk'u protesto etti. Bu sırada devreye Teknik Direktör Şota Arveladze girdi Taraftarlara dönen Gürcü Hoca, "Tamam. Halledeceğim" diye bağırdı. Şota, oyuncularına da "Bırakın golü atsınlar. Kimse müdahale etmesin" dedi Santra sonrası topu alan Hasan Kabze'ye hiçbir Kasımpaşalı futbolcu müdahale etmedi. Tecrübeli oyuncu da topu Ertaç'ın koruduğu kaleye bıraktı. Taraftarlar, Şota'yı ayakta alkışladı. Torku Konyaspor Teknik Direktörü Aykut Kocaman da Gürcü teknik adam teşekkür etti Şota Arveladze yaptığı bu hareketle, yıllarca unutulmayacak Fair-Play davranışına imza atmış oldu Bu müthiş olayın yaşandığı karşılaşmayı Torku Konya 2-1 kazandı. Boş kaleye golü atan Hasan Kabze, 40'da da penaltı vuruşundan ağları sarstı ve Yeşil-Beyazlılar'a kritik 3 puanı getirdi. Konyalı Torje, 88'de kırmızı gördü Puanını 28'e yükselten Konyaspor, 10. sıraya yükseldi. Kasımpaşa ise 29 puanda kaldı ve 9. sırada yer aldı. Konyaspor Teknik Direktörü Aykut Kocaman, "Şota'ya teşekkür ediyorum. Çok önemli bir iş yaptı. Bu üç puana çok ihtiyacımız vardı. Çok iyi oldu" dedi
Akşam


--
Yeni Toplum Dergisi - yenitoplumdergisi@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme