15 Mart 2015 Pazar

15.03.2015 Genel Gündem


15.03.2015

GÜNDEM

Danıştay 'A Öksüz Kız Çağrısı
Yavruyken doğada bulunan, bir süre sokaklarda oynatıldıktan sonra Hayvan Koruma Derneği'nin (HAYKOD) özel koruması altına alınan ayı Meyvan'ın kaderini Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu belirleyecek. 26 yıl önce şehit olan bir askerin kurtardığı ayı Meyvan için 7 yıldır devam eden hukuk savaşında son sözü Danıştay söyleyecek. 26 yıldır Meyvan'a bakan HAYKOD Yönetim Kurulu Başkanı Hayriye Erkök ise Meyvan'ın kalbinin "nakil hazırlıklarına", kendi kalbinin ise "evlat acısına" dayanamayacağını söyledi. 26 yıl önce Hakkari-Yüksekova'daki bir çatışma esnasında annesi vurulan yavru ayıyı er Mehmet buldu ve adını, Kürtçe "öksüz kız çocuğu" anlamına gelen "Meyvan" koydu. 6 gün sonra terhis olan Mehmet'in Meyvan ile birlikte bindiği ve koruma aracı eşliğinde Yüksekova'dan ayrılan Ankara otobüsü yolda pusuya düşürüldü. Evine dönen 9 erle birlikte Mehmet hayatını kaybederken, ertesi gün Meyvan, şarampole yuvarlanıp kısmen yanan aracın bagajından çıkarıldı. Meyvan, Mehmet'in cebinden çıkan mektupta yazan "Canım anam, ölürsem ağlama sakın. Sana emanetimdir Hakkari dağlarının küçük öksüzü Meyvan" sözleri nedeniyle Ankara'ya gönderildi. Aile tarafından Yenimahalle Şentepe'de terk edilen ve bir süre sokaklarda oynatılan Meyvan'ı HAYKOD sahiplendi. 7 yıl önce Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP), Meyvan'ın Ankara'daki barınaktan alınarak Bursa Karacabey'deki Ayı Rehabilitasyon Merkezi'ne götürülmesi için dava açtı. İki dernek arasında kavga konusu olan ve son yıllarda kanser tedavisi gören Meyvan'ın, bakıcılığını yapan HAYKOD Yönetim Kurulu Başkanı Hayriye Erkök'ten (85) alınıp Karacabey'e gönderilip gönderilmeyeceği Danıştay'ın kararı neticesinde belirlenecek.
Hürriyet


Adalet Uğruna 330 Km
"Türkiye adaletini arıyor" sloganıyla hukukçular 6-12 Nisan tarihleri arasında Bursa'dan İzmir'e yürüyecek. 330 kilometrelik yolculuk için Bursa Barosu Başkanı Ekrem Demiröz, "Yargıya güven toplumda yüzde 20'nin altına düştü. Hukukun bağımsız olmadığına ilişkin sorun, artık paneller ve sempozyumlarla çözülemez. Asıl hedef, siyasetin yargının üzerinden elini çekmesi. Biz, herkesin hukuk önünde eşit olduğu bir Türkiye'yi hedefliyoruz" dedi. 5 Nisan Avukatlar Günü'nde, "Türkiye adaletini arıyor" sloganıyla Bursa'da hukukçular öncülüğünde miting düzenlenecek, ertesi gün İzmir'e 330 kilometrelik 'Adalet yürüyüşü' başlatılacak. Bursa Barosu, İzmir Barosu ve Türkiye Barolar Birliği'nin (TBB) işbirliğiyle Bursa'dan İzmir'e yapılması planan yürüyüş, vatandaşların da katılımıyla 12 Nisan Pazar günü tamamlanacak. Aynı gün, İzmir'de de adalet çağrısıyla miting yapılacak. Proje ile Türkiye'de her kesimden bireyin yargının bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü taleplerinde birleşmesi amaçlanıyor. Bursa Barosu Başkanı Ekrem Demiröz, "Türkiye adaletini arıyor" sloganıyla bu yılın başından bu yana her kesimin yargının bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğünün yeniden tesisi paydasında buluşabilmesi için çalışma yürütüyor. Hukukçu akademisyenler, hakim, savcı, avukat ve yüksek yargıçların dahil olduğu girişimin hedefi, yargının yeniden inşası, adalete güvenin sağlanması ve bu mesajın verilmesi. Hiçbir siyasetçinin yer almadığı girişim, proje ve çalışma sürecinde Bursa'daki sendikalar, odalar ve birçok sivil toplum kuruluşundan destek sağladı. Çok sayıda baro da girişime destek veriyor. Demiröz 'Adalet yürüyüşü'ne ilişkin Hürriyet'e şunları söyledi: "Yargıya güven toplumda yüzde 20'nin altına düştü. Hukukun bağımsız olmadığına ilişkin sorun, artık paneller ve sempozyumlarla çözülemez. Asıl hedef, siyasetin yargının üzerinden elini çekmesi. Biz, herkesin hukuk önünde eşit olduğu bir Türkiye'yi hedefliyoruz. Herkes için adalet istiyoruz. 5 Nisan'da Bursa'da miting yapıyoruz. 6 Nisan sabahı İzmir'e 330 kilometrelik adalet yürüyüşünü başlatıyoruz. 12 Nisan Pazar günü İzmir'de olacağız. İzmir'de de 12 Nisan'da büyük miting yapılacak. Bu bir başlangıç olacak." TBB Başkanı Metin Feyzioğlu da spora başladığını ve yürüyüş ayakkabılarını aldığını belirterek "Yargıya siyasetin müdahalesi, namuslu, çalışkan ve fedakar hukuk insanlarına en büyük haksızlıktır. Türkiye'nin namuslu hakim, savcı, avukat sayısı namussuzundan çok daha fazladır. Bu bizim en önemli güvencemizdir" açıklamasını yaptı. YARSAV Başkanı Murat Arslan ise 'Yeni Türkiye'nin inşasının yargı üzerinden yapıldığını savunarak "Ben bu platformu umut bayrağı olarak görüyorum" dedi. Yargıçlar Sendikası Başkanı Mustafa Karadağ da, "Kimse hukuktan kahramanlık beklemesin. Eğer halk istemezse demokrasi de hukuk da gelmez" uyarısında bulundu.
Hürriyet

Biri Tetikçi, Diğeri Kirli
Akşam'ın "Kumpasa Özel Kurye" haberinin ardından İstanbul Başsavcılığı harekete geçti. Savcılık Adli Tıp'ta dönen paralel oyunları ortaya çıkarmak için soruşturma başlattı. Adli Tıp Kurumu'nun 'Dursun Çiçek'in eli ürünüdür' dediği İrtica İle Mücadele Eylem Planı belgesini İstanbul Teknik Üniversitesi inceleyecek. Akşam'a konuşan Emekli Albay Dursun Çiçek, "İrticayla Mücadele Eylem Planı'nın inceleyen herkese, o raporun altında imzası olan uzmanlara dava açacağız" dedi. Çiçek açıklamalarında şunları söyledi: "Tahliye olmamamız için bile kumpas kurdular. Son dakikada dilekçe toplayarak süreci durdurmaya çalıştılar. Bu süreçte İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu büyük bir dirayet gösterdi. Hadi Bey kendi şifresini kullanarak dosyaları mahkemelere göndererek tahliye kararı çıkardı." "Bu işin peşini bırakmamak için hukuk okuyorum. Ergenekon'un en önemli belgesi dedikleri bu fotokopi parçasını bağımsız bilirkişiler inceleyecek. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bu fotokopi parçasını önümüzdeki günlerde İstanbul Teknik Üniversitesi'nde inceleyecek. İTÜ, Ergenekon ve Balyoz davalarında incelediği belgelerde bağımsız bir şekilde rapor hazırladı. Şimdi bu belgeyi inceleyecek. TÜBİTAK inceleyecekti ama orada virüsler temizlenince uzman kalmadı. Bu virüsler temizlenince kurumlarda uzman kalmadı."
Akşam

EKONOMİ

Gram Altın 98, 2345-98, 3558
ABD Doları 2, 6385-2, 6395/ Euro 2, 7666-2, 7756/ İngiliz Sterlini 3, 8900-3, 8925

Kimseyi Dışarıda Bırakmadan Büyümeliyiz
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Cansen Başaran Symes, iş dünyasının yüksek motivasyonla çalıştığını ancak bunun yeterli olmadığını belirterek, "Şirketler ve ülkeler ne kadar çok ve ne kadar kesintisiz büyürse büyüsün, bu büyüme eğer her kesimi veya şirketteki herkesi kapsamıyorsa gerçek refah getirmiyor" dedi. Türkiye'nin de sürdürülebilir büyüme hedefinin yanı sıra kapsayıcılığı da öne alması gerektiğini kaydeden Cansen Başaran Symes, "Kimseyi dışarıda bırakmadan büyümemiz lazım. Bu kapsamda kadının konumunun güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Gelir dağılımı eşitliğinin sağlanması için daha çok çaba gösterilmeli. Biz TÜSİAD olarak önümüzdeki dönemde girişimcilik ve KOBİ'lere yönelik projeler gerçekleştiriyoru" diye konuştu. Bu yıl 4'üncüsü gerçekleştirilen Uludağ Ekonomi Zirvesi'nin ikinci gününde 'Liderin Sürdürülebilirlik Ajandası' başlıklı panelde konuşan Cansen Başaran Symes, "Türkiye'nin ve şirketlerin her türlü kaynağı son derece verimli kullanması gerekiyor. Bu noktada da sürdürülebilirlik devreye giriyor. İş dünyası işlerini sorumlu bir şekilde yönetmeyecek kadar zengin değil" dedi. Avea CEO'su Erkan Akdemir moderatörlüğünde gerçekleşen panelde Eczacıbaşı Holding Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Borusan Holding CEO'su Agah Uğur, Yaşar Holding Başkanı İdil Yiğitbaşı ve TAV CEO'su Sani Şener de sürdürülebilirlik konusundaki öncelikli gündemlerini paylaştılar. Bu yılın sonunda Paris'te Birleşmiş Milletler'in sürdürülebilirlik zirvesi gerçekleştireceğini hatırlatan Bülent Eczacıbaşı da, ülkelerin sürdürülebilirliğe bakış açısının şirketlerin de bu alandaki faaliyetlerini etkilediğini belirterek, "Sürdürülebilirlik her kesimin gündeminde olunca fark yaratma fırsatı doğuyor. Şili'de güneş enerjisi yatırımları bir yılda yüzde 26 arttı. Almanya da bu konuda iyi örnek. Türkiye bu ülkeler gibi öncü ülkelerden biri olabilir" diye konuştu.
Hürriyet

Avm Ekonomisiyle Hedefe Varamayız
Türkiye'nin en önemli sanayicilerinden birinin kızı o. Şu anda 5 bin kişinin çalıştığı köklü bir yapının direksiyonunda. İstanbul'da daha önce birkaç kez bir araya geldiğimiz Kale Grubu Başkanı Zeynep Bodur Okyay ile bu kez Çan'da babasının 58 yıl önce kurduğu fabrikada beraberdik. Eşi Kale Teknik Grup Başkanı Osman Okyay ile birlikte hem ülke ekonomisinin, hem de Kale Grubu'nun dününü, bugünü ve yarınını konuştuk. Çocukluğunun geçtiği her karışını bildiği fabrikada bambaşka bir Zeynep Hanım vardı karşımda. Nedeni belki de şu sözlerinde gizliydi: "Her gelişimizde çocukça bir heyecan, bir eve dönüş duygusu verir. Burası bizim hatıralarımızın yuvası. Her baktığımda duyduğum gurur artar. Sanayinin gücüne, üretmenin hazzına inancım yükselir." Zeynep Bodur-Osman Okyay çifti İbrahim Bodur'dan aldıkları sanayi bayrağını taşımak adına birçok yatırıma soyunmuş durumda. Zeynep Hanım tam bu noktada, "Bizim mayamızda sanayi aşkı var. Hiçbir zaman rant peşinde kolay kazanç peşinde koşmadık. Bu iktidar döneminde geride kalan sürede çok önemli saha çalışmaları yapıldı, artık Türkiye'nin büyük bir sanayi hamlesi yapması lazım. Hizmet ve inşaat sektörleri elbette büyüyecek ama biz AVM ekonomisiyle hedeflerimize ulaşamayız" diyor. Türkiye'de sanayinin katma değerini yükseltirken Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'ya katkısını da bugün yüzde 15.3 olan düzeyinden yüzde 20'nin üzerine çıkartmak gerektiğine dikkat çeken Zeynep Bodur Okyay, aksi takdirde orta gelir tuzağı konusunu daha uzun yıllar konuşmaya devam edeceğimizi belirtiyor. AB içinde üyelerin sanayi/ GSYH oranı yüzde 15'ken Almanya'da yüzde 22 olduğunu da hatırlatan Bodur, "Sanayinin yarattığı farka bakın. Türkiye'nin bulunduğu zor coğrafyada maruz kaldığı bütün meydan okumalara cevap verebilmek için bölgesinin Almanya'sı olması lazım. Türkiye'nin 500 büyük şirketinin toplam karı (9 milyar dolar/2013) Apple'ın bir çeyrek karının (2014/4-18 milyar dolar) ancak yarısı ediyorsa durup düşünme vakti geçmiş, hareket zamanı gelmiştir" diye konuştu.
Hürriyet

9 Milyon Emekliye Müjde Gibi Karar
Elazığ'da 2000 yılında emekli olan Haci Uçar tarafından avukatı aracılığı ile açtığı yaşlılık aylıkları hesaplama sistemi davasını kazanması 9 milyondan fazla emekliye umut oldu. Uçar'ın avukatı, müvekkilinin açtığı dava nedeniyle aylık 300 liradan fazla maaşında eksik hesaplanma olduğunun tespit edildiği ve geçen süre içerisinde toplamda 37 bin lira alacaklı olduğunun Yargıtay tarafından emsal teşkil edecek şekilde karara bağlandığını söyledi. Davanın 5 yıl sürdüğünü ve pek çok hesaplama tekniği nedeniyle bilirkişilere gittiğini belirten avukat Kemal Çelebi, "İnanıyoruz ki bakanlığımız Yargıtay'ın işaret ettiği hususları gözeterek, Türkiye'deki diğer emeklilerimizin dava açmasına imkân vermeyecek şekilde düzenlemeye gitmesi en uygun yol olacaktır" dedi. Emsal teşkil eden dava nedeniyle her işçinin maaşlarına farklı oranlarda yansıma olabileceğini belirten avukat Çelebi, "Bir işçi aylık 300, 400 hatta 500 lira bile fark alabilir. Sadece maaşlarına fark işlemeyecek, geçmişe yönelik tüm kayıplarını faizi ile birlikte geri alma imkânları olabilecek. Yargıtay bu kararı verdiği için temyize gidilse bile değişme ihtimali çok zayıftır. Bu kararla yaklaşık 9-10 milyon emeklinin bu haktan yararlanacağını düşünüyoruz" diye konuştu. 31 Aralık 1999 tarihine kadar yaşlılık aylıkları hesabında kat sayı esasına dayalı gösterge sistemi uygulanmaktayken, 4447. sayılı yasa ile anılan maddede değişiklik yapılması sonucu 1 Ocak 2000 tarihinden itibaren kat sayı esasına dayalı gösterge sistemi yürürlükten kaldırıldığını hatırlatan Avukat Çelebi şöyle devam etti: "Buna göre 2000 yılı sonrası emekli olanların yaşlılık aylıklarının hesabında çalışılan süre gelişme hızı, ödenen prim ve sair gibi unsurların gözetildiği ve emeklilerin lehine olan yeni hesaplama sistemi göz önüne alınması gerekmektedir. Bugüne kadar 2000 yılından sonra emekli olanların yaşlılık aylıklarının hesabında yeni sistem gözetilmeyip eski sisteme göre uygulama yapıldığından bu durum milyonlara emeklinin mağduriyetine yol açmıştı."
Türkiye

Yabancı Yatırımcı 'Bankaları' Sattı
Borsanın piyasa değerinin yüzde 30'unu oluşturan Türkiye'nin en büyük bankaları 1 yılda aldıkları dolar bazında yüzde 16.2'lik primi 2.5 ayda geri verdi. Dolardaki hareketle birlikte yabancıların satış yapması hisselerdeki düşüşte etkili oldu. Ocak ayında 483 milyon dolarlık alım yapan yabancılar, şubatta rüzgarın terse dönmesiyle satışa geçerek 474 milyon dolarlık hisse sattı. Martta da satışlar devam ediyor. Ata Portföy Genel Müdürü Mehmet Gerz, "Tüm finansal piyasalar FED'den ilk faiz artışını fiyatlama sürecinde" diyor. Yani dolar yükseliyor ve karşısında her şey düşüyor. Gelişmekte olan ülke para birimleri, euro ve petrol Gerz, "Politik baskıdan dolayı Merkez Bankası gerekse bile faiz artıramaz algısının güçlendiğini ve Türk piyasasında ciddi yabancı çıkışına neden olduğunu" söylüyor. Bütün gelişmekte olan para birimleri karşısında dolar değer kazanırken kuşkusuz Türkiye'nin bundan etkilenmemesi beklenmiyor. Yabancı çıkışları gerçekleştiğinde ise kuşkusuz bankalar ilk akla gelen hisselerden. Mart ayı içinde en dikkat çeken satış ise Citigroup'un Akbank'taki yüzde 9.9'luk payını satması oldu. Borsadaki 16 banka 2014'te 17 milyar TL net kâr açıkladı. Toplam kâr bir önceki yıla göre yüzde 10 azaldı. Analistler, bu gerilemeyi zaten bekliyorlardı. Kârlılıktaki gerilemenin Yapı Kredi, Halk Bankası ve Bank Asya'nın kâr düşüşlerinden kaynaklandığını hemen belirtelim. Bu üç bankayı ayırdığımızda bankaların kârı yüzde 9 artıyor. Yapı Kredi'nin özel durumu olduğu da unutulmamalı. Zira kurum 2013'te aktif satışından ötürü olağanüstü kâr elde etti. Bir seferliğine yaşanan yüksek artışın ardından geçtiğimiz yıl olağanüstü bir gelir gelmedi. Banka bir önceki yıl yüksek kâr açıklamış olması sebebiyle kârlılığında yüzde 73 gerileme yaşamış oldu.
Milliyet

Toki'den Kayaşehir'de 539 Lira Taksitle Konut
Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), İstanbul Kayaşehir'de bin 500 konutu satışa çıkarıyor. Söz konusu konutların bin 100'ü orta gelir grubuna, 400'ü ise alt gelir grubuna satılacak. 23 Mart'ta başlayacak ve 30 Nisan'a kadar sürecek başvurular Halk Bankası şubelerinden alınacak. Kura yöntemiyle satılacak konutların fiyatı 108 bin-398 bin lira aralığında olacak. Taksitler ise 539 liradan başlayacak ve peşinata göre değişiklik gösterecek. 1+1'den 4+1'e alternatifler içeren projede, 96, 108 ve 120 ay vade seçeneği bulunuyor. Yeni konutlarla ilgili basın toplantısı düzenleyen TOKİ Başkanı Ergün Turan "TOKİ olarak amacımız hiç konut sahibi olmayan vatandaşlarımızı ev sahibi yapmak. Bu nedenle her iki gelir grubuna dönük başvuru kabul koşullarımızın başında başvuru sahibinin kendisine, eşine, velayeti altındaki çocuklarına ait tapuda kayıtlı bağımsız herhangi bir gayrimenkulün bulunmaması şartı yer alıyor. Başvuru sahibinin İstanbul'da en az 2 yıl ikamet ediyor olması lazım" dedi. Turan "Alt gelir grubu konut satışında ise bunlara ek olarak hane halkı net gelirinin 3.700 liradan az olması ve 25 yaşını doldurmuş olması koşulları gerekiyor. Konut kuraları 6-7 Mayıs tarihlerinde noter huzurunda yapılacak" dedi. Turan, vatandaşların 2+1 plandaki konutlara yüzde 12 peşinatla 658-777 lira arasında değişen taksitlerle kavuşabileceğini anlattı. Alt gelir grubunda kuraya katılmak isteyen vatandaşların 2 bin lira müracaat ücreti yatırması gerektiği bilgisini veren Turan, peşinatları ise sadece kurayı kazananların yatıracağını ifade etti. 2+1 plandaki 134 bin 570 liralık bir daire için yaklaşık 16-17 bin lira peşinat yatırdıktan sonra vatandaşların 658 liralık taksitlerle ev sahibi olabileceğini vurgulayan Turan, kuraya katılan vatandaşlar, şayet kazanamazlarsa yatırdıkları 2 bin liralık kura ücretinin 11 Mayıs'ta iade edilebileceğinin altını çizdi. 2+1 alt gelir grubuna hitap eden konutlarda vatandaşların temmuzdan itibaren oturmaya başlayabileceklerini belirten Turan, vatandaşların taksitleri konutlarda oturmaya başladıktan sonra ödemeye başlayacağını kaydetti.
Star

Bir Rafineri Daha
Türkiye Petrolleri (TP) Genel Müdür Vekili Besim Şişman, Hatay'ın Dörtyol ilçesi civarlarında rafineri kurmayı planladıklarını açıkladı. Şişman, TP'nin 2023 stratejik vizyonu doğrultusunda Türkiye'nin 10 dünya markasından biri olmayı hedeflediklerini ve bu vizyon dahilinde de kamu paydaşları ile yapılacak değerlendirmelerin ardından Hatay Dörtyol civarında bir rafineri kurmak istediklerini söyledi. Rafinerinin kurulacağı bölgenin Ceyhan Limanı'na yakın olabileceğini anlatan Şişman, bu sayede TP'nin stratejik ve ekonomik öneminin artacağını ifade etti. TP'nin dünya markası olması hedefinin bir parçası olarak halka arzın da planladığını dile getiren Şişman, "Bu, Türkiye'nin gördüğü en büyük halka arzlardan biri olacak. Şirketi hak ettiği en yüksek değerden piyasaya çıkarmamız lazım fakat petrol fiyatlarının durumu gözönüne alındığında bu süreç hemen olmayacak" dedi. TP'nin küresel çapta rekabet düzeyinin artırılması için tıpkı rakipleri gibi borsada işlem gören, daha bağımsız bir şirket yapısına kavuşmasını arzu ettiklerini belirten Şişman, şöyle konuştu: "Bunun için bizim yapmamız gereken yapısal dönüşümleri hayata geçirmeye başladık. Ancak bu TP'nin kendi başına karar verebileceği bir durum değildir. Yüksek Planlama Kurulu ve Özelleştirme İdaresi Kurulunun alacağı kararlar bu yönde atılacak adımların çerçevesini belirleyecektir. Yine aynı şekilde halka arzın Borsa İstanbul'da mı yoksa başka bir borsa da mı olacağı hususu bu kurulların takdirleri yönünde olacaktır. Biz tüm planlamalarımızı Türkiye'nin bu süreçlerden en üst seviyede fayda sağlayabilmesi üzerine kurguluyoruz." TP'nin hali hazırda Irak, Rusya, Azerbaycan gibi ülkelerde çalışmaları bulunduğunu anımsatan Şişman, Malezya, Afganistan, Latin Amerika ülkeleri ve Afrika'da ise çeşitli projelerin değerlendirme aşamasında olduğunu söyledi. Şişman, özellikle Afrika'daki projelere özel önem verdiklerini dile getirerek, uluslararası yatırımların şirketin ajandasında önemli bir yer tuttuğunu kaydetti.
Vatan

DÜNYA

Cıa: Suriye Hükümetinin Çökmesini İstemiyoruz
ABD Merkezi Haber Alma Teşkilatı'nın (CIA) Başkanı John Brennan, New York Dış İlişkiler Konseyi'nde yaptığı konuşmada, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın devrilmesi halinde yerine kimin geleceği konusunda endişe taşıdıklarını söyledi. Brennan, ünlü gazeteci Charlie Rose'un "Esad hükümetinin çökmesi halinde yerine kimin geleceği konusunda endişe taşıyor musunuz?" sorusuna "Bu meşru bir endişe" cevabını verdi. Suriye'de IŞİD ve El Nusra Cephesi gibi 'aşırı unsurların' bazı bölgelerde egemen olduğunu ifade eden Brennan, "Yapmak istediğimiz son şey onların Şam'a ilerlemesine izin vermek" dedi. Amerikan gizli servisi başkanı Brennan, ABD'nin Şam hükümetinin ve siyasi kurumlarının çökmesini istemediğini de sözlerine ekledi. CIA Başkanı, "Rusya, ABD, koalisyon ülkeleri ve bölge devletleri, hiçbirimiz, Suriye hükümetinin ve siyasi kurumlarının çökmesini görmek istemiyoruz" diye konuştu. Esad'ın sorunlu bir yönetim gösterdiğini de kaydeden CIA Başkanı Brennan, "Bu nedenle Suriye muhalefeti içinde aşırıcı olmayan güçleri desteklemek önemli" dedi. John Brennan, Amerikan hükümetinin, Esad'ın Suriye'nin geleceğinde rol almasına karşı olan duruşunu hatırlatmakla birlikte ABD Başkanı Barack Obama yönetiminin ve diğer hükümetlerin Suriye'de temsilci bir hükümetin kurulacağı siyasi çözümden yana olduğunu vurguladı.
Hürriyet

'Kızım Elıf Ne Olursun Dön'
Münih yakınlarındaki Neuried kentinde yaşayan ve Landsberg am Lech kentinde bir arkadaşını ziyaret edeceğini söyleyerek çıktıktan sonra bir daha geri dönmeyen 16 yaşındaki Elif Öskürci'nin bulunması için ailesi kampanya başlattı. Tüm aile onu bulmak için seferber oldu. Facebook'ta kardeşleri "Findet Elif" (Elif'i bulun) adlı bir sayfa açtı. Alman polisi ve istihbaratı Elif Öskürci'nin uçakla Münih'ten İstanbul'a uçtuğundan emin. Öskürci'nin Suriye'ye savaşa gittiğine inanılıyor. Onun Suriye'de terör örgütü Irak-Şam İslam Devleti'ne (IŞİD) katılmış olacağı ve hatta bir IŞİD üyesi teröristle evlenmiş olabileceği tahmin ediliyor. Modern bir ailede yetiştiği belirtilen Elif Öskürci'nin nasıl radikalleştiği sorusu ise büyük bir bilmece. Ailesi Türk gelenek ve göreneklerine bağlı, ama Batılı yaşama da tamamen uyum sağlamış bir aile olarak biliniyor. Çevresinin anlattığına göre o da modern bir çocuktu. Facebook'ta "Elif'i bulun" sayfasında da onun bu değişimi fotoğraflarla belgeleniyor. Bu fotoğraflarda Elif Öskürci'nin saçlarını sarıya boyattığı, diline de piercing yaptığı görülüyor. Ancak ne olduysa bir yıl önce oldu. Kızını bulmak için Türkiye'ye giden baba Atila Öskürci'ye Gaziantep'te ulaştık. Oldukça üzgün ve yorgun düşen baba, kızının Facebook ve internet üzerinden radikal çevrelerin tuzağına düşmüş olabileceğini söyledi. Üç çocuk babası Öskürci, kızının her genç kız gibi normal yetiştiğini, Suriye'ye gideceğini hiç hissettirmediğini anlattı. Kızı kaybolalı 14 gün olduğunu söyleyen baba, "Türkiye'den çıkmış olabileceğini sanıyoruz. Çünkü Türkiye'de olsaydı, şimdiye kadar ortaya çıkardı. Polis arıyor. Biz arıyoruz. Bütün korkumuz Suriye'ye geçmiş olabileceği" dedi. "Kızınızı bulmadan dönmeyecek misiniz?" sorusuna hüzünlü baba, "Döneceğim. Orada iki çocuğum daha var. Elif ortancaydı. Ama ne zaman dönerim bilmiyorum. Şimdi halen arıyoruz" dedi ve kızına şu çağrıyı yaptı: "Kızım Elif, ne olur dön. Yokluğuna dayanamıyoruz."
Hürriyet

Eğit-Donat Mayısa Ertelendi
Türkiye ve ABD'nin ılımlı Suriyeli muhalifler için ortaklaşa yapacağı "eğit-donat" programının başlaması planlanandan iki ay ertelendi. Programının Nisan sonu-Mayıs başı başlaması kararlaştırıldı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç, daha önce yaptığı açıklamada, programın 1 Mart'ta başlayacağını duyurmuştu. Konunun ABD Merkezi Kuvvetler Komutanı Orgeneral Lloyd Austin'in geçen çarşamba günü Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel'i ziyareti sırasında ayrıntılı şekilde ele alındığı öğrenildi. ABD'nin eğitim verilecekler arasında Türkmenlerle birlikte Kürtlerin de olmasını istediği ancak Türk tarafının bu kişilerin PKK ve Suriye kolu PYD ile bağlantısı olabileceği gerekçesiyle çekimser davrandığı ileri sürüldü. Türk yetkililer sorunun aşıldığını, MİT'in, eğit-donat programına katılması düşünülen ağırlıklı Türkmenlerden oluşacak ılımlı Suriyeli muhaliflerin seçimine başlanıldığını söylediler. Askeri kaynaklar, Austin'in ziyareti sırasında IŞİD'le mücadelede silahlı insansız hava aracı Predator'ların İncirlik'e yerleştirilmesi konusunda askerler arasında mutabakata varıldığını doğruladılar. Ancak aynı kaynaklar, "Hellfire (Cehennem Ateşi)" füzesi taşıyan iki Predator'ın İncirlik'e gelmesi için hükümet onayının şart olduğuna dikkat çekti.
Hürriyet

Skandal Tutuklama
Charlıe Hebdo saldırılarının ardından düşünce özgürlüğü tartışmasında şampiyonluğu kimseye bırakmayan Fransa skandal bir adım attı. İsrail karşıtı karikatürleri nedeniyle karikatürist "Zeon" tutuklandı. 2009 yılındaki Gazze saldırıları sırasında çizdiği ve bir kız çocuğunun bıçakla öldürüldüğünün resmedildiği karikatür nedeniyle tutuklanan Zeon, kişisel blogundan "Neredesin Charlie?" diye seslendi. Çizdiği bir karikatür yüzünden evinden sabah saatlerinde 4 polis tarafından alınarak savcı karşısına çıkartılan Fransız karikatürist ile ilgili Fransa ve Avrupa basınının sessizliği dikkat çekti. Zeon, İsrail karşıtı karikatürleriyle tanınıyor. Filistin'deki gösterilerde Zeon'un karikatürlerinin taşındığı afişler kameralara yansıyor.2009 senesinde, Gazze'ye yapılan saldırılar sırasında çizdiği bıçak gibi Filistinli bir çocuğun göğsüne saplanmış İsrail haritası yüzünden LICRA (Irkçılık ve Antisemitizme karşı uluslararası lig) tarafından mahkemeye verilen ve 2013 senesinde beraat eden Zeon yine aynı karikatür yüzünden bu seferde BNVCA (antisemitizm gözlem bürosu) tarafından mahkemeye verildiğini yazdı.
Star

Örs-Çekiç Endişesi!
ABD Centcom Komutanı General Llyod Austin ve beraberindeki heyet geçtiğimiz pazartesi günü Ankara'ya geldi. Dışişleri ve askeri yetkililerin katıldığı toplantılarda önümüzdeki aylarda yapılması planlanan 'Musul saldırısı' konusunda Türkiye'nin alacağı rol masaya yatırıldı. Eski bordo bereli ve güvenlik strateji uzmanı Metin Gürcan, yapılan toplantının perde arkasını ve uzlaşmaya varılan konuları www. al-monitor.com sitesinde kaleme aldı. Gürcan yazısında, Süleyman Şah Türbesi'nin tahliyesi, ABD ile eğit - donat konusunda yapılan anlaşma, Irak ordusuna askeri teçhizat malzemesi yardımı gibi gelişmelerinin art arda yaşandığına dikkat çekti. Gürcan'la yazdığı makaleyle ilgili konuştuğumuzda Türkiye'nin endişelerini de sorduk. Gürcan, Musul'a askeri birlik göndermeyeceğimizi ancak Türkiye sınırında IŞİD ile çatışma riskinin oluşabileceğini söyledi: "Buna askeri terminolojide çekiç- örs taktiği denir. Şöyle açıklayayım, güneyden Irak, IŞİD'e Musul'da vuracak. Burada çekiç, Irak güçleri. Ancak Musul'a vurulan darbenin etkili olması için kuzeyin sert bir platform ile kapatılması gerekiyor yani örs olması gerekiyor. Kuzey tarafında da Türkiye bulunuyor. Çekiç darbesi ile Musul'dan kaçan IŞİD'liler Türkiye sınırından geçememeli. Aksi halde çekicin etkisi olmaz ve IŞİD lastik top gibi kaçar durur. İşte bu durum bizim sınırımızda çatışma riskini artırıyor."
Vatan

Fransa 'Dayak' İstiyor!
Okullarda dayak atmanın bir disiplin yöntemi olarak görülmesi daha çok doğu toplumlarına özgü bir uygulama olarak bilinir ancak bugünlerde Fransa'da "çocuklara okulda dayak atılmalı mı atılmamalı mı?" sorusu tartışılıyor. Ülkede en son yapılan anketlerden birinde halkın yüzde 70'i dayağa "evet" dedi. Bu "disiplin" yöntemine olumlu bakanlar arasında hem sosyalistler hem sağcılar var. 5 Mart'ta Avrupa Konseyi Fransa'nın okullarda dayak konusundaki yasalarının "yeterince açık, bağlayıcı ve net olmadığını" kaydetmişti. Fransa'da ebeveynlere "çocuklarına disiplin uygulama hakkı" tanınıyor. Ancak Fransız yasaları okullarda ya da benzer kurumlarda dayak cezasını yasaklıyor. Aralarında Almanya, Hollanda, İspanya'nın da yer aldığı birçok ülkede çocuklara tokat ve dayak atmak tamamiyle yasaklanmıştı. İngiltere benzeri kimi AB ülkelerinde ise Fransa'yla aynı yasalar uygulanıyor veya somut yasalar bulunmuyor.
Akşam

POLİTİKA

İmralı'ya Beş Yeni Mahkûm Gönderiliyor
Çözüm sürecinde önemli dönemece girilirken tarihi Nevruz için gözler İmralı'dan Abdullah Öcalan'ın yapacağı görüntülü silahsızlanma çağrısına çevrildi. Kandil, devlet heyeti ve hükümetle yapılan görüşmeler ardından HDP heyeti tam kadro olarak İmralı'ya gitti. Heyet İmralı yolundayken Öcalan'ın yanındaki beş mahkum adadan alınarak başka cezaevlerine nakledilirken yerine Diyarbakır ve Nazilli'den 5 mahkum gönderileceği bildirildi. HDP heyeti, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ile bir araya geldikten sonra heyet üyelerinden İdris Baluken ve Ceylan Bağrıyanık önceki gün Kandil'e gitti. Kandil'deki görüşmenin ardından da Baluken, Bağrıyanık, Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder ve Hatip Dicle dün İmralı'ya gitti. Alınan bilgilere göre, 21 Mart'ta Diyarbakır'da görüntülü ve sesli mesajın netleşmesi için HDP heyeti Öcalan ile uzun bir görüşme yaptı. Görüşmelerin ana gündemini örgütün silah bırakması oluştururken hükümetin 21 Mart'ta Öcalan'ın silah bırakmaya yönelik mesaj vermesini istediği öğrenildi. Öcalan'ın Nevruz'da silahsızlanma konusunda net bir çağrı yapması durumunda izleme heyetinin hemen çalışmaya başlayacağı, İmralı'da sekretaryanın eş zamanlı olarak kurulacağı ve müzakerelere resmen geçileceği önerisi hükümet tarafından HDP heyeti aracılığıyla Kandil ve İmralı'ya bir süre önce aktarılmıştı. Örgüt yönetimi, sekretarya oluşturulması sonrasında müzakerelere geçilmesi halinde Öcalan ile aracısız bir şekilde doğrudan iletişim kurma talebini bir kez daha gündeme getirirken, talep yine hükümete aktarıldı. Öcalan'a sekreterya görevi yapacak olan üç ismin; Nazilli cezaevinde yatan PKK'nın eski "Ortadoğu ve Suriye" sorumlusu Ömer Hayri Konar ile örgütün cezaevi sorumlularından Nasrullah Kuran ve Diyarbakır cezaevinde yatan örgütün cezaevi sorumluları arasında bulunan Sait Yıldırım olduğu ileri sürüldü. Diğer iki kişinin ise daha önce Adalet Bakanlığı'na ismi verilen PKK üyesi olan ve müebbet ağır hapis cezası almış olan; Çetin Arkaş, Nait Özkılıç, Hüseyin Yıldırım, Nedim Özalp, Yaşar Cinbaş, Nihat Ekmez, Şakir Akkurt, Lokman Laçin, Mustafa Okçul arasından seçildiği öğrenildi. İmralı'dan dönen Önder, Öcalan'ın 28 Şubat'ta hükümet ile HDP tarafından Dolmabahçe'de açıklanan müzakere taslağını, "nitelikli bir müzakere sürecine kapı aralayacak" nitelikte olduğunu söylediğini aktardı. Önder, görüşmede görüntülü mesajın da konuşulduğunu belirterek, "Sayın Öcalan Nevruz'da kapsamlı bir değerlendirme yapacağını ve bu mektubunu bizim aracılığımızla bütün Türkiye halkları ve dünya kamuoyu ile paylaşacağını belirtti" dedi.
Milliyet
Ak Parti Varsa Çözüm Süreci Var
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, çözüm sürecine ilişkin yaşanan tartışmalara değinirken "Burada başkalarını dinlemeyin, kimin ne dediğinin önemi yok. Bizi dinleyin, hükümet ne diyor. Spekülasyonlara iltifat etmeyin. Yok öyle oldu, böyle oldu. Herkes bir şey uyduruyor. Bakın, milletten hiçbir şey kaçırılamaz" dedi. Akdoğan, ANFA'da düzenlenen, Ak Parti Ankara İl Teşkilatı Mahalle Başkanları Toplantısı'nda güncel konulara ilişkin çarpıcı açıklamalar yaptı. Akdoğan'ın değerlendirmeleri özetle şöyle: Burada geri adım yok. Komisyona geri çekildi, pazartesi komisyonda diğer çekilecek maddeler de görüşülecek. Ama bu hayati bir konudur. Bütün partiler ittifak halinde 'istemezuk' diyorlar. Bunun neresine karşısınız, molotof yasaklanmasın mı jandarma paketine mi karşısınız? Jandarma düzenlemesi son dönemlerin en büyük sivilleşme hamlesidir. Darbeler dönemini kapatacak ve vesayet odaklarının nüfusuna son verecek bir adımdır. Bu kadar önemli bir düzenlemedir. Emniyet'in yeniden yapılandırılması, hayati bir düzenlemedir. Bu tarihi bir adımdır, düzenlemedir ve inşallah gerçekleşecektir. Burada iyi niyetli olarak söyleyecek sözleri varsa onu da grup başkanvekillerimize söylerler. Çözüm sürecinde kritik bir aşamaya geldik. Burada başkalarını dinlemeyin, kimin ne dediğinin önemi yok. Bizi dinleyin, hükümet ne diyor. Spekülasyonlara iltifat etmeyin. Herkes bir şey uyduruyor. Bakın, milletten hiçbir şey kaçırılamaz. Artık yatırım yapan, hizmet eden devlet, baskı yapan zulüm eden örgüt. Vatandaş bunu artık görüyor. Mensubiyet bağını, aidiyet bağını daha da güçlendirmek durumundayız. İnşallah 7 Haziran seçimlerinde yüzde 50'yi Ankara olarak devireceğiz, gümbür gümbür sandıklardan çıkacağız. Seçim sandıkta kazanılır. Medya ile değil insan ile kazanılır. Birileri diyor ki, 'Şu parti barajı geçmezse şöyle olur, şu geçerse böyle olur.' Hiçbirinin önemi yok. Eğer Ak Parti güçlü bir şekilde varsa çözüm süreci var. Yeni anayasa yapılabilir. Ak Parti yoksa, güçlü değilse bunların hiçbiri olmaz. Bu sürecin sahibi biziz. Biz güçlü olursak bu süreç başarıya ulaşır, o zaman yeni anayasa yapılabilir. Bu yüzden kimin ne olduğunun önemi yok, bizim ne kadar güçlü olduğumuzun önemi var.
Milliyet

Chp Müze Olarak Devam Etsin
Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Cumhuriyet Halk Partisi'nin kapatılmasına kesinlikle karsı olduklarını belirterek "CHP gibi darbeci ve demokrasi düşmanı partinin varlığı müze olarak devam etsin, halkın ziyaretine açık tutulsun ki AK Parti'nin kıymeti artsın. Zaten bu gidişle Kemal Kılıçdaroglu paralel yapıyla işbirliğine girdiği için kendi kendine bu partinin kapısına kilit vuracak" dedi. Adana'da konuşan Bakan Çelik, "CHP gibi bir demokrasi düşmanı partinin varlığı devam etsin ki AK Parti'nin kıymeti artsın" ifadelerini kullandı. Hiç kimsenin CHP'yi kapatmak gibi bir düşünceye ayıracak vakti ve enerjisi olmadığını vurgulayan Çelik, "Bu partiyi biri kapatacaksa eğer, paralel yapıyla işbirliğine girdiği için Kemal Kılıçdaroglu kapatacak. Zaten bu gidişle Kılıçdaroglu kendi kendine bu partinin kapısına kilit vuracak. Her hâlükârda kalması lazım, müze gibi durması lazım" ifadelerini kullandı.
Akşam
SPOR

Türkiye Basketbol Ligi'ndeki derbi heyecanında Galatasaray Liv Hospital, Beşiktaş Integral Forex'i 65-64 yenmeyi başardı, 22. haftada 12. galibiyetini aldı. Beşiktaş, yeni antrenörü Dettmann ile ilk maçında Pınar Karşıyaka önünde şuta dayalı sisteminden istediğini almıştı. Galatasaray maçına da iki üçlükle başladı siyah-beyazlılar ama rakibin yaptığı baskı, özellikle Carter'ın Reynolds'ı düzenden çıkarması skorda sıkıntı yaşamalarını sağladı. 5'te 4 üç sayı isabeti bulduğu ilk çeyreği 16-15 önde kapasa da, bu sıkıntıdan bir türlü kurtulamadı Beşiktaş. G.Saray ise tempoyu kontrol etmeyi başardı, boyalı alandaki üstünlüğüyle, devreyi 30- 23 önde tamamladı. Kerem'in sakatlanması ile boyalı alanda bir kişi daha azalan G.Saray önünde Beşiktaş Armstrong'u kullanmaya başladı, ancak sarı- kırmızılılar'ın 4 kısalı sisteminde Micov önemli işler yapıp, son çeyreğe konuk takımın 47- 43 önde girmesini sağladı. Son çeyreğin başında Young'ın da teknik faul aldığı pozisyonda 5'leyerek kenara gelişi, Galatasaray'da tek uzun olarak Erceg'i bırakmıştı. Beşiktaş bir kez daha Armstrong ile oynadı, 47-47'de rakibini yakaladı. Ancak Dettmann, ABD'li uzununu maç sonuna saklamak için kenara aldı. Yanlış bir zamanlamaydı, Galatasaray öne fırladı. Beşiktaş yine üçlüklerle maça ortak oldu ama son dakikaya girilirken Kerem'in kaçırdığı boş turnike kırılma anıydı. Son hücumda Ergin Ataman takımına faul yaptırmadı, 3 sayı gerideki Beşiktaş beraberliği getirecek atışı da buldu, ancak top çemberi geçmedi, ribaunt sonunda bulunan sayı sadece skoru belirledi.
Milliyet

Kasımpaşa Başkanı Hilmi Öksüz, Konya Torku maçında yaşanan fair-play olayının Beşiktaş'a cevap niteliğinde olduğunu söyledi. Öksüz, "Biz böyle bir galibiyete karşı çıktığımız için talimat verip rakibin gol atmasını sağladık. Bunu yapmasaydık o galibiyeti içimize sindiremezdik. Ama Beşiktaş geçen sene benzer bir olayda bizim 3 puanımızı aldı" dedi. Öksüz şunları söyledi: "Konya'da şeref tribünündeydim. Babel bir anda yerde kaldı. Top boştaydı, Donk vurdu ve gol oldu. Hakem golü verdi, tabelaya gol işlendi. Aslında o anda rakip oyuncuların dopu dışarı atması gerekiyordu. Top oyunda olduğu için gol de nizamiydi. Fakat biz böyle bir golü kabul edemezdik ve gerekeni yaptık." "Geçen sene Beşiktaş'ın yaptığına bir gönderme olabilir burada. Biz 2-1 öndeyken Donk sahaya giren başka bir topa elindeki topu fırlatmıştı. Beşiktaş kazandığımız bu maçı iptal ettirdi. Maçın tekrarını istediler ve 3 puan kaybettik. Onlar bu Galibiyeti İçlerine Sindirdi. Ama Biz Yapamazdık Ve Yapmadık Da. Şota'nın İstifası Bizi Üzdü."
Star


Galatasaray Teknik Direktörü Hamza Hamzaoğlu, Başakşehir karşısında alınan beraberlikte faturayı kendine kesti. Hamzaoğlu, "Tabiri caizse, yolunda giden bir şeyi bozduk" derken, "Maça iyi başladık. Selçuk ve Umut'la golleri bulduk ama daha sonra yaptığımız bir değişiklikle her şey tersine döndü. Bu maçın tek sorumlusu benim. Kimseye bir şey söyleyecek durumda değilim" ifadelerini kullandı. Aslan'ın teknik patronu şöyle devam etti: "2-0'dan sonra sahada kim olursa olsun oyunu bu duruma getirmememiz gerekirdi. Bunu ayrıca değerlendireceğiz. Maçın böyle olmasında en büyük etken bendim, bunu üzülerek söylüyorum. Yasin aslında çıkaracakken iyi oynamaya başladı. Dzemaili'yi Fener maçında değerlendirememiştik. Onu da görelim istedik. İçimiz acıyarak değiştirdik Yasin'i. Kontrollü olmayı istedik. Ama beklediğimiz sonucu alamadık." Asla hedefimizden şaşmadık. Maçtan sonra da arkadaşlarımızla konuştuk. İnşallah sezon sonunda kararlı bir şekilde hedefimize ulaşacağız. Çok daha hırslandık diyebilirim. Ama kazanacağımız bir maçı berabere bitirdik ve onun üzüntüsü var üzerimizde. Bu maçın neden bu noktaya geldiğinin farkındayız. İşler kötü giderken önce kendimi sorgularım. Maç sonu tünelde olanlar fazla büyütülmeyecek olaylardı."
Star


Zirvedeki koltuğundan inmek isteyen G.Saray evinde Başakşehir karşısında 2-0 öne geçmesine rağmen skoru koruyamadı ve maç 2-2 tamamlandı. Geçtiğimiz hafta Kadıköy'den mağlubiyetle dönen sarı-kırmızılılar bu haftada kendi evinde iki puan kaybederek 4. yıldız yolunda ağır bir yara aldı. BURAK'IN yokluğunda Umut forma şansı bulurken ona, Bruma, Yasin ve Sneijder üçlüsü destek olmakla görevliydiler. Ofansif olarak güçlü gözüken G.Saray, Abdullah Avcı'nın çok iyi alan kapatan neredeyse hiç boşluk vermeyen Başakşehir'i karşısında oldukça tutuk başladı maça. Daha ilk dakikada Visca'nın ortasını Mossoro ıskalamasa net bir gol pozisyonuydu. 23'te bu sefer Visca kendi vurdu, Muslera zorlukla çeldi. İlk yarının son dakikasında Sabri'nin ortasına harika bi vole vuran Selçuk jeneriklik bir gole imza attı ve takımını soyunma odasına 1-0 önde götürdü. İkinci yarı golle başladı. Yasin sol çizgiden şık çalımlarla içeri girdi. Yerden öyle bir pas çıkardı ki al da at dercesine, Umut da topu boş kaleye yuvarladı: 2-0. 65'te Yasin bu defa kendi harika vurdu, Volkan parmaklarının ucuyla kornere çelmeyi başardı. 72'de Muslera, Mahmut'un karşı karşıya kaldığı pozisyonda farkın azalmasına engel odu. 80'DE Bruma'nın yaptığı faul sonrası kazanılan serbest vuruşta, penaltı noktası üzerinde iyi yükselen eski G.Saraylı Mehmet Batdal kafayla topu ağlara yolladı: 2-1 . 85'te Visca soldan sert vurdu. Muslera'nın çeldiği top kısa düştü. Tamamlayan Cenk Enver takımına beraberliği getirdi: 2-2.
Vatan


--
Yeni Toplum Dergisi - yenitoplumdergisi@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme