16 Mart 2015 Pazartesi

16.03.2015 Genel Gündem


16.03.2015

GÜNDEM

Öcalan Görüntülü Mesaj Veremeyecek
İmralı Cezaevi'nde bulunan Abdullah Öcalan'ın Nevruz'da görüntülü mesaj yayınlaması yönündeki talepler yerine gelmedi. HDP heyetinin hükümet yetkilileri ile yaptığı görüşmede gündeme gelen görüntülü yada sesli mesaj talebi uygun görülmeyince mesajın daha önceki Nevruz'da olduğu gibi yazılı mesaj olması kararlaştırıldı. Öcalan ile önceki gün görüşen HDP heyetinden İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Med Nuçe TV'ye detayları anlattı. Önder, Öcalan'ın Dolmabahçe Sarayı'nda ortak açıklanan deklerasyonu ile ilgili net bir değerlendirmede bulunduğunu ve bunun tarihi bir anlama sahip olduğunu anlattı. Önder şöyle dedi: "Nitelikli bir müzakereye tam anlamı ile kapı açtığını, bu anlamda yapılan bu ortak açıklamanın öneminin herkes tarafından iyi kavranması gerektiğini, 10. maddede bir anlamda soyutlama ile ifade edilen başlıkların Türkiye'nin demokratikleşmesi için tarihi bir fırsat ve nitelik içerdiğini buna herkesin bu anlamı ve önemi bilerek yaklaşması gerektiğini, özellikle devletin ve hükümetin bunun anlamını çok derinlikli olarak kavraması gerektiğinin önemini, ciddiyetini vurguladı. Bizleri ve açıklamada emeği geçen herkese teşekkür etti." Abdullah Öcalan'ın 'Nevruza dönük tarihi bir mektubu kaleme aldığını' belirten Önder, şöyle devam etti: "İçeriğine dair bir şey söyleyemem şu anda doğru olmaz. Ama niteliğine dair kendisinin yaptığı değerlendirmeyi paylaşabilirim sizinle. O da şudur; barışa giden yolun teorik, pratik, ve nitelik bakımından bütün detaylarının ulusal olarak yer alacağı, bir anlamda hem ülkemiz için hem bölgemiz için kıymetli bir yol haritası ve yepyeni bir perspektif içereceğini söyleyebiliriz." Görüşme sırasında Abdullah Öcalan'a, Nevruz için yazdığı mektubun önceki iki mektuptan farkının ne olduğunu sorduğunu anlatan Önder, "Bana 'Daha öncekiler bir barış çağrısıydı, bu mektup demokratik bir cumhuriyet için ve bu cumhuriyetin inşası için hepimize hayati önemde lazım olan ve evrensel olan bir perspektif verecektir' dedi" diye konuştu.
Vatan


Ygs Öğrencileri De Velileri De Terletti
Üniversiteye girişte birinci aşama olan YGS yapıldı. YGS, Türkiye'de tüm il ve bazı ilçe merkezleriyle KKTC'nin başkenti Lefkoşa'da, 171 sınav merkezinde gerçekleştirildi. YGS için 2 milyon 46 bin 583 aday başvurmuştu. YGS'de öğrencilere Türkçe'den 40, tarihten 15, coğrafyadan 12, felsefeden 8, din kültürü ve ahlak bilgisi veya ilave felsefe sorularından 5, temel matematikten 40, fizikten 14, kimyadan 13, biyolojiden ise 13 soru soruldu. Sınav salonlarında giren adaylar sıkı güvenlik önlemlerinden ve üst baş aramasından sonra salonlara alındı. Şanlıurfa'nın Siverek İlçesi'nde 1996 yılında kopya çekildiği iddiasıyla yapılamayan sınavlar 19 yıl aradan sonra ilk kez yapıldı. YGS öncesi nüfus cüzdanını kaybeden ve ehliyetle sınava gelen öğrenciler için nüfus müdürlükleri açık tutuldu. Onlarca aday hayatlarının en önemli sınavı için zamanla yarıştı. 2015-YGS'de sorulan sorulardan rastgele seçilen yüzde 20'si (32 soru) sınavın tamamlanmasından hemen sonra tüm adayların ve ilgililerin erişimine ÖSYM'nin internet sitesinden açıladı. Adaylar, YGS sonuçlarını, T.C. kimlik numaraları ve şifreleriyle ÖSYM'nin www.sonuc.osym.gov.tr internet adresinden öğrenebilecek.
Akşam

EKONOMİ

Gram Altın 98, 2345-98, 3558
ABD Doları 2, 6385-2, 6395/ Euro 2, 7666-2, 7756/ İngiliz Sterlini 3, 8900-3, 8925

Faiz Düşmez Kur Belli Olmaz
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, tam da dünyada doların değer kazandığı dönemde, çıkardığı faiz tartışması geçen hafta durulmuş gibi göründü. Erdoğan adını koymadan, faiz konusunda geri adım atarak; gerekenin yapılmasına ses çıkarmamayı kabul etti. Bu tavırla kur üzerindeki iç baskının yumuşadığı gözlenirken, yurtdışı kaynaklı doların değer kazancı devam etti. Yeni haftaya, duruldu gibi gözükentartışmalar sırasında ulaşılan 2.64 TL'lik dolar kuru ile giriyoruz. Bu haftanın önemi, faizler konusunda hem yurt içi hem yurtdışından kritik karar ve açıklamaların gelecek olması. Yarın Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısının yapılıp, yeni faiz kararı açıklanacak. Çarşamba günü de ABD Merkez Bankası FED'in faiz kararı ve açıklaması gelecek. Piyasalar son gelişmelerden sonra PPK'da herhangi bir faiz kararı alınmasını beklemiyor. Önemli bankacılarla da görüştüm. Cumhurbaşkanı ve bazı bakanların ısrar ettiği faiz indiriminin bu ay yapılmasını beklemiyorlar. Zaten bazı bakanların ağız değiştirip, "şimdi faiz indir demiyoruz" demeye başlamalarına dikkat çekiyorlar. Bir başka deyişle piyasalar faizin inmeyeceğini satın almış durumda. Eğer Merkez Bankası'ndan bir faiz indirimi gelirse, bankacıların deyimiyle "kimsenin doları tutamayacağı" bir ortama girebiliriz. FED'in alacağı karar ve yapacağı açıklama, PPK'nın alacağı karardan çok daha önemli. Türkiye'den bağımsız olarak beklenenler şunlar: Eğer FED'den haziranda faiz artışının başlayacağını gösteren somut bir açıklama gelirse, o zaman dolar yeniden tırmanışa geçer. FED faiz artışını belirsizliğe bırakan bir dil kullanırsa doların değeri fazla değişmez diye tahmin ediliyor. Eğer FED somut olarak faiz artışının yıl sonuna kaldığını gösteren açıklamalar yaparsa, o zaman dolarda değer kaybı yaşanabilir. Türkiye'deki bankacılar, FED'den çıkacak karar konusunda, daha çok mevcut pozisyonu sürdüren bir açıklama bekliyorlar. FED'den artışı yıl sonuna bırakacağı yönünde bir açıklama beklemiyorlar ama haziran için faiz artırımı sinyali gelebileceğini tahmin edenler de var. Türkiye açısından bakacak olursak; piyasaların içeride, özellikle dolar kurunun yönünün yukarı doğru olduğunu yönünde genel bir mutabakat olduğunu görüyoruz.
Hürriyet

10 Milyar Dolarlık Temel
Adını İtalyan besteci Guiseppe Verdi'nin ünlü operasından alan Nabucco boru hattı projesi, Avrupa'nın Sovyet döneminde inşa edilen boru hatlarına olan bağımlılığına karşı alternatif bir rota olarak tasarlanmıştı. Nabucco'nun başlıca doğalgaz kaynağı, Azerbaycan'ın Şahdeniz sahası olacaktı. Ancak Nabucco hayali gerçeğe dönüşmedi. Türkiye ve Azerbaycan ise inisiyatifi ele alarak, Nabucco'yu beslemesi öngörülen Şahdeniz doğalgazıyla alakalı yeni bir boru hattı projesi ortaya koydu. Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) adını alan proje, tıpkı Nabucco gibi Azeri gazını Türkiye üzerinden Avrupa pazarına ulaştırma hedefini taşıyor. Türkiye'nin doğusundan batısına uzanacak bu yeni hattın temeli yarın Kars'ta atılacak. Bu, Avrupa ülkelerinin, Rusya-Ukrayna kriziyle birlikte enerji güvenliğini sağlama amacıyla başladıkları alternatif arayışında önemli bir somut adım. Yaklaşık 9.5 milyar dolara mal olması beklenen 1.850 kilometrelik boru hattı, 31 milyar metreküpe kadar gaz taşıyacak. Hattan Türkiye'ye ilk gaz akışının 2018 yılında gerçekleşmesi öngörülüyor. Hem Türkiye hem de Avrupa ülkeleri, her geçen gün artan enerji ihtiyacını, büyük ölçüde tek kaynaktan, Rusya'dan karşılıyor. Başta Ukrayna krizi olmak üzere yaşanan çeşitli gelişmeler, gazının üçte birini Rusya'dan alan Avrupa'nın gaz tedarikiyle ilgili alternatif arayışını güçlendiriyor. TANAP için bu durum fırsat olabilir mi? Bu sorunun cevabını ilerleyen günlerde göreceğiz. Fakat Türkiye ve Azerbaycan'ın, tam da enerji güvenliği tartışmalarının yoğunlaştığı bu dönemde TANAP'ın temelini atacak olması dikkat çekiyor. TANAP, Azeri doğalgazını Türkiye üzerinden geçecek yaklaşık bin 850 kilometrelik boru hattı ile Avrupa'ya ulaştıracak. Projenin ilk etabında yıllık 10 milyar metreküp (bcm) Azeri gazı Avrupa'ya, 6 bcm ise Türkiye'ye ulaştırılacak. Yarın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev'in temelini atacağı TANAP, Güney Koridoru'nu oluşturacak hatlar arasında gerçekleşmeye en yakın hat olarak gösteriliyor. Şu anda toplam doğalgaz ithalatımızda yüzde 9 olan Azerbaycan'ın payı, TANAP'ın ilk aşamasının sonuçlanmasıyla beraber yüzde 15'e yükselecek. Ancak, TANAP'la ilgili düşündürücü bir nokta ise Türkiye'nin boru hattı ile aldığı en ucuz gaz olan Azeri gazının, TANAP ile sisteme pahalı girecek olması. Türkiye, döşenecek doğalgaz borusundan kullanımı için Eskişehir ve Trakya'dan gaz alacak. Türkiye, TBMM'de onaylanan anlaşmaya göre her bin metreküp gaz için Eskişehir'de 79 dolar, Trakya'da 102 dolar taşıma bedeli ödeyecek. BOTAŞ, eğer ek yatırım yaparak gazı kendi sistemi üzerinden taşısaydı, 13 dolar taşıma bedeli ödeyecekti. Diğer yandan Türkiye, TANAP'ın yüzde 30 hissedarı olacağı için, taşıma bedelinin yüzde 30'u Türkiye'de kalacak. Yani Türkiye, paçalda ödediği 90 doların 27 dolarını geri almış olacak.
Hürriyet

Türk Ekonomisi Sağlam Fitch'ten Korkmayın!
Kredi derecelendirme kuruluşları arasında bu yıl ilk gözden geçirmeyi cuma günü Fitch yapacak. Ekonomistler, kredi notunda ve görünümünde herhangi bir değişiklik beklemiyor. 2012 yılı kasım ayında Türkiye'nin kredi notunu "yatırım yapılabilir" seviyeye çıkaran Fitch, bu yıl ilk gözden geçirmesini 20 Mart Cuma günü yapacak. En son değerlendirmesini geçen yıl ekim ayında yapan kuruluş, Türkiye'nin "BBB-" olan yatırım yapılabilir kredi notununda değişikliğe gitmemiş ve "durağan" olan görünümünü korumuştu. Ziraat Yatırım Ekonomisti Bora Tamer Yılmaz, Fitch'in gelecek hafta pozitif açıklamalarda bulunacağını ifade etti. Beş konunun öne plana çıkabileceğini aktaran Yılmaz, "Kamu maliyesi, kurumsallaşma, cari açık ve enflasyonun pozitif; özel sektörün döviz borcu ve büyüme ise risk olarak görülebilir" dedi. Yılmaz, şöyle devam etti: "Cari açığın bu sene yüzde 5'in de altına inmesi bekleniyor. Bu yalnızca petrol fiyatlarındaki düşüşten kaynaklanmıyor. Merkez Bankası'nın enflasyon görünümü ile uyumlu para politikası ve cari açığa karşı uyguladığı kredi politikası da Türkiye'nin makro göstergelerini destekliyor. Türkiye'nin dış borcu özel sektörde. ABD Merkez Bankası'nın (FED) parasal genişleme uygulamasıyla özel sektörün dolar cinsinden borcu yükseldi. FED'in para politikasını normalleştirmeye başladığı süreçte ise dolar güçleniyor. Bu sebeple kur dinamikleri özel sektör üzerinde risk oluşturmakta. Fitch'in bu konuya bağlı risklere değinmesi beklenebilir. Potansiyel büyümeyi artırıcı yapısal reformlara duyulan ihtiyaca da dikkat çekeceklerdir." IHS Global Insight Türkiye Ekonomisti Andy Birch ise TL'nin değerinde gerileme olduğunu, bu durumun Fitch'in açıklamasında olumsuz bir durum teşkil edebileceğini, ancak cari açıktaki gerilemenin bu olumsuluğu dengeleyebileceğini dile getirdi.
Türkiye

Sunta'nın İsim Babası Global 'Yıldız' Olacak
Hayatımızın hemen her yerinde kullandığımız ama "Acaba kim yapmıştır, bunun markası ne?" sorusunu pek sormadığımız sunta, Mdf yani tahta işinden milyar dolarlık bir grup nasıl çıkar? Kuruluşu 45 yıl öncesinde tahta ticaretine dayanan bu şirket şimdilerde kendi liginde dünya sıralamasında ilk 10'da. Global oyuncu olmanın gereklerini yerine getirmek için de şimdilerde 500 milyon dolarlık yurtdışı yatırıma hazırlanıyor. Romanya, Bulgaristan, Hırvatistan ve Rusya'da yatırım planlıyor. Bu grubun hikayesi oldukça ilginç. Hikaye suni tahtaya bir diğer ifadeyle 'Suni'nin 'SUN'u ile Tahta'nın 'TA'sı yani "SUNTA"ya dayanıyor. Kocaeli'ye üs kuran Yıldızlar Yatırım Holding'in İcra Kurulu Başkanı Hakkı Yıldız, babaları Fehmi Bey'in öncülük ettiği girişimle ilgili olarak şunları söylüyor: "Biz son kullanıcıya hitap etmiyoruz. Ancak evinizin her yerinde aslında biz varız, bizle kapıyı açıyorsunuz, bastığınız yerde de biz varız. Ama hep işin perde arkasındayız." 1970'lerde kurulan "Suni Tahta Sanayi AŞ"nin ortaklarından olan grup İngilizce'de partical Board (Yonga Levha) adlı üründeki pazar hakimiyeti sonrası, şirketin isminden yola çıkarak Türkçe'ye "sunta" kelimesini jenerik olarak eklenmesine yol açmış.
Milliyet

Kriz Görüntüsü Oluşturmak İçin Çalışıyorlar Ama Nafile
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ekonomide kriz görüntüsü oluşturmak ve kendilerini birbirine düşürmek isteyenlerin başarılı olamayacağını belirterek, "Ama nafile. Bunların hepsi koskoca bir hiç. Bunları başaramazlar" dedi. Balıkesir'de 'Ekonomi Ödülleri 2015' törenine katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, firmaların emeklerinin karşılığını bulup Balıkesir'in çok daha büyük yatırımlara ev sahipli yapmasını diledi. Balıkesir'in sanayiden turizme kadar birçok alanda ülke ekonomisine ciddi katkılar yaptığını ifade eden Erdoğan, sonuçlandırılan hizmetleri devreye almaktan büyük mutluluk duyduğunu dile getirdi. Birilerinin kriz çıkarma çabalarıyla Türkiye'yi eski kötü günlerine döndürme gayreti içine girdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan "Bu süreçte, açık konuşayım, karşımıza inanın, dış güçler kadar, içerideki maşaları da çıktı" dedi. Erdoğan şunları söyledi: "Kimi zaman darbe söylentileri, kimi zaman kapatma davalarıyla ortaya çıktılar. Kimi zaman siyasi, kimi zaman ekonomik, kimi zaman sosyal kriz çıkarma çabalarıyla Türkiye'yi eski kötü günlerine döndürme gayreti içine girdiler. Hatırlayın. Gezi'den, 17, 25 Aralık teşebbüsüne kadar, son yıllarda yaşadığımız bütün hadiselerin gerisinde hep aynı maksat vardır. Şimdi de döviz, faiz, manipülasyonla, fısıltıyla, MİT müsteşarıyla aynı yöndeki gayretlerini sürdürüyorlar. Ekonomideki belirsizlik, bir kriz görüntüsü oluşturmak için özellikle çalışıyorlar. Ama nafile. Bunların hepsi koskoca bir hiç. Bunları başaramazlar. Bundan sonra da başaramayacaklar. Biz ne zaman, nerede ne yapacağımızı çok iyi biliriz. Dışarıdan birileri köşelerinde bir şeyler yazıyorlar. Bunların hiçbirisi aklımıza girmez. Biz ne yaptığımızı, nasıl çalıştığımızı aldığımız neticelerle ortaya koyuyoruz. Filanca iş adamın, filanca holdingin, filanca üst aklın, filanca köşe yazarlarının yazdığı yazılar, bizim aramızdaki muhabbeti ortadan kaldırmaz. Bunu da böyle bilmeleri lazım."
Star

Piyasada En Kritik Hafta
Piyasaların rahatlaması için geçen haftaki yazımda üç şartın bir araya gelmesi gerektiğini yazmıştım: 1- Cumhurbaşkanı ve siyasi cepheden "güven" açıklamalarının yapılması, 2- İç Güvenlik Yasası'nın "Barış Sürecinin" ruhuna uygun olarak meclisten çekilmesi , 3-IŞİD'e karşı uluslararası koalisyona katılım. Geçtiğimiz bu üç madde için de geçtiğimiz hafta adımlar atıldı ancak bunlar yeterince güçlü ve ses getiren adımlar olmadı. Güven açıklamaları "tatlıya bağlama" seviyesinde kaldı, piyasalar henüz işi tatlıya bağlamış değil. İç Güvenlikte görüşülen ve yasalaşan maddeler kaldı, görüşülmeyenler "komisyona geri çekildi". Tartışmalı olanlar geçmiş oldu. Cumhurbaşkanı onaylayıp, Resmi Gazete'de yayınlandığında yürürlüğe girecekler. Basında yer alan haberlere göre IŞİD konusunda İncirlik'ten bombalamalarda kullanılan Predator'lara izin çıkmış. Yarım ağızla yapılan açıklamalar, gönülsüz atılan bu adımların samimiyeti henüz daha piyasaları ikna etmişe benzemiyor. Cuma günü yeni rekor kıran dolar/TL kurlarında bu "ikna olmayışın" etkisi vardı. Diğer yandan Cuma günü kırılan rekor; bu sefer içeriden kaynaklanmıyor, doğrudan Dolar Endeksi'nin (DXY) 100.18 ile Mart 2013'ten bu yana en yüksek haftalık kapanışını yapmış olmasının payı oldukça yüksekti. Tek başına dolar/TL kurlarına değil, "Sepet Kura" baktığımızda TL'nin yeni yükseklere ulaşmadığını görüyoruz. 5 Mart'ta 2.7620 seviyesine kadar yükselen Sepet Kur, geçtiğimiz Cuma gününü (Euro'nun en son Mart 2013'te gördüğü 1.0463'lere gerilediği bir ortamda) 2.7015 seviyesinden kapattı. Hülâsası Cuma günkü hareket Ocak ayı sonundan bu yana yaşanandan farklı olarak, ilk kez sadece parite hareketinden kaynaklandı.
Vatan

DÜNYA

Nazım'ın Mezarının Bulunduğu Manastır Yandı
Rusya'nın elit mezarlığının bulunduğu Novodeviçi Manastırı'nda dün 21.45 civarında yangın çıktı. Manastırın çan kulesini alevler sardığında itfaiye gelebildi. Tadilatta olan çan kulesinin ahşap iskelesinde başladığı sanılan yangına onlarca itfaiye ekibi müdahale etti. Moskova'nın bir çok semtinden görünen yangının çıktığı Novodeviçi Manastırı'nın bahçesindeki mezarlıkta ünlü şair Nazım Hikmet'in mezarı da bulunuyor. Yangının çıktığı kuleden Nazım'ın mezarına kadar olan mesafe yaklaşık 200 metre. Rus yetkililer yangının mezarlığı tehdit etmediğini açıkladı. Ünlü besteciler Vladimir Mayakovsky, Sergey Prokofyev, Dimitri Şostakoviç'in yanı sıra, ünlü yönetmen Sergey Ayzenştayn, Sovyetler Birliği eski Devlet Başkanı Nikita Kuruşçev ve ünlü yazar Nikolay Gogol'ün mezarları da burada bulunuyor.
Hürriyet

'Esad'la Görüşmek Zorunda Kalacağız'
Suriye'de Irak ve Şam İslam Devleti'nin (IŞİD) varlığı, ABD hükümetinin Devlet Başkanı Beşar Esad'a yönelik tutumunda yumuşamaya neden oluyor. CIA Başkanı John Brennan'ın "Suriye hükümetinin çökmesini görmek istemiyoruz" açıklamasının ardından bu defa da ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, "ABD, eninde sonunda Esad'la müzakere etmek zorunda kalacak" dedi. Amerikan CBS televizyonuna konuşan Kerry'nin, Esad'ın tüm meşruiyetini kaybettiği ve koltuğundan inmesi gerektiği yönündeki ABD'nin bu zamana kadar sürdürdüğü pozisyonu tekrarlamaması da dikkat çekti. Kerry, ABD'nin, 2012'deki uluslararası konferansla başlayan Cenevre 1 süreci kapsamındaki müzakerelere başından beri istekli olduğunu söyledi. Kerry, Suriye Devlet Başkanı Esad'ı müzakerelere zorlamak için müttefiklerinden baskı beklediklerini de sözlerine ekledi. Suriye'deki duruma askeri bir çözüm olmadığı konusunda genel bir kanaat oluştuğunu anlatan ABD Dışişleri Bakanı, "Esad rejimini müzakerelere çekmek için, Esad'a, herkesin siyasi bir çözüm bulmayı ve onun müzakereler konusundaki hesabını değiştirmeyi istediğini açıkça göstermeliyiz" dedi. CIA Başkanı John Brennan'ın IŞİD ve Nusra Cephesi gibi cihatçı grupların Şam'a ilerlemesinden çekindiğini söylemesi ABD'nin Esad politikasının değişmeye başladığı yorumlarını getirmişti.
Hürriyet

Netanyahu İlk Kez Kaybedebilir İsrail'de Yarın
Yarın sandığa gidecek olan İsrail'de, bir önceki seçimde hep aynı analizler yapılmıştı: "Kazanan belli, asıl soru Başbakan Binyamin Netanyahu'nun kimlerle koalisyon kuracağı." Ancak şimdi ilk kez kimin başbakan olacağı önceden kestirilemiyor. Seçim döneminde, son haftaya girildiğinde anketlerde büyük bir şok yaşandı; Başbakan Netanyahu'nun partisi Likud, merkez sol koalisyon "Siyonist Birliği" (SB) karşısında tökezlemeye başladı. 13 Mart'ta açıklanan son ankette, Likud ile SB arasındaki sandalye farkı 6'ya çıktı. SB, Hatnuah partisi lideri Tzipi Livni ile İşçi Partisi lideri Isaac Herzog'un 2014 sonunda seçimlerde birleşme kararı alması ile oluştu. Birçok hükümette önemli görevler üstlenen Livni'nin aksine düşük profilli bir siyasi olan eski avukat Herzog, merkez solu hayata döndüren isim haline geldi. Netanyahu'nun yaşadığı düşüş, kendi hataları sonucunda başına geldi. ABD Başkanı Barack Obama ile anlaşamayan Netanyahu, Washington ile ipleri gerdi, İran müzakereleri sürecini yönetemedi, Avrupa Birliği ile Filistin nedeniyle ilişkiler bozuldu. Netanyahu'nun başbakanlığı döneminde rekor seviyelere ulaşan hayat pahalılığı halkı isyan ettirdi. Kiralar fahiş seviyelere fırladı, öğrenciler prefabrik evlere yöneldi, temel gıdaların fiyatları lüks tüketim seviyesine çıktı. Ülkenin zenginliğine rağmen sağlık sektörü her 1000 kişiye bir doktor düşecek şekilde geriledi. Netanyahu, sorunlara çözüm üretmek yerine kendisini "İsrail'in hayatta kalabilmesi için var olan tek seçenek" olarak sunmaya çalıştı. Sürekli İran nükleer tehdidine atıfta bulundu, solun ülkeyi IŞİD'e teslim edeceğini savundu, dünyayı kendine karşı komplo kurmakla suçladı. Hayat pahalılığı ve dış dünyada yalnızlığa karşı çözüm isteyen halk için bu yeterli olmadı. Netanyahu'ya son darbeyi vuran olay, geçen perşembe günü Kanal 10'da gerçekleşen seçim münazarası oldu. Seçimde yer alan tüm parti liderleri münazaraya katılırken Netanyahu programa çıkmayı reddetti. Gerekçesi ise karıştığı birçok skandalı ortaya çıkaran gazeteci Raviv Drucker'in soru soracak olmasıydı. Netanyahu, münazara yerine Kanal 2'de tek başına konuşmayı seçerken İşçi Partisi lideri Herzog, halkın aklında olan sorulara tek tek yanıt vererek puanları topladı. Ertesi sabah çıkan anketlerde Netanyahu'nun partisi açık ara geriye düştü. Jerusalem Post gazetesinin anketine göre, İsraillilerin yüzde 72'si değişim istiyor, halkın büyük çoğunluğu ülkenin kötü bir yöne gittiğini düşünüyor. Halkın yüzde 48'i Netanyahu'nun bir kez daha başbakan olmasını istemezken, bu soruya olumlu yanıt verenlerin oranı yüzde 41. Başbakan'ın kendini öne çıkaran bu politikası nedeniyle seçimlerde bir bakıma "Netanyahu'nun karakteri oylanacak" deniliyor.
Milliyet

Türkiye'den Musul İçin Büyük Hamle
Musul Valisi Esil Nuceyfi, Türkiye'nin Musul'u kurtarma operasyonunda görev alacak Sünni güçlere çeşitli kamplarda askeri eğitim vermeye başladığını bildirdi. Nuceyfi, "Türkiye'den gelen askeri uzmanlar, güçlerimize kamplarda askeri eğitim veriyor. Türkiye, bu konuda her gün daha iyi bir rol alıyor. Ancak Musul operasyonuna katılıp katılmayacağı, koalisyon güçleriyle yapacağı görüşmelere bağlıdır. Türkiye'nin bu operasyona katılması çok önemlidir" dedi. Türkiye'den silah talep ettiklerini ifade eden Nuceyfi, "Irak Başbakanı Haydar el-İbadi ve Irak Savunma Bakanı Halit el-Ubeydi aracılığıyla Türkiye'nin eğitim alan güçlerimize silah göndermesini istedik. Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın Irak ziyareti sırasında da taleplerimizi ilettik. Türk yetkilileri eğitim alan güçlerimize silah gönderme sözü verdi ama bunun ne zaman, nasıl ve miktarının ne olacağı hakkında net bir bilgi vermedi" açıklamasında bulundu. Vali Nuceyfi, Musul operasyonunda Şii milislerden çok Sünni güçlerin görev almasını istediklerini dile getirerek, "Musul Valiliğine bağlı polis güçleri, Heşdi Şabi (Halk Toplulukları) ve ülkenin çeşitli bölgelerinde eğitim alan Irak ordusuna bağlı askerler operasyon için hazırlık yapıyor. Bu güçlerin toplam sayısı 20 bine yakın. Irak askerlerin elinde ağır silahlar var. Bu yüzden saldırıyı ilk onlar başlatacaktır. Daha sonra kurtarılan bölgelerin güvenliğini Musul polisi sağlayacak. Ancak Şii milislerden oluşan Heşdi Şabi'nin bu operasyonda yer almasını iyi görmüyoruz. Uzak bölgelerden gelen mezhepçi güçler, operasyon sırasında Musul halkının duygularını incitebilir" dedi. Nuceyfi, Irak merkezi hükümetinin, Musul polisinin eğitimi konusunda hiçbir yardımda bulunmadığını ileri sürdü. Operasyonun ne zaman başlayacağı hakkında net bir tarih veremeyeceklerini belirten Nuceyfi, "Önümüzdeki ay olabilir. Daha fazla gecikmesini istemiyoruz" dedi. Erbil Yönetimi, DEAŞ'ın peşmergeye karşı klor gazı kullandığının kanıtlandığını bildirdi. DEAŞ'ın, içinde 20 teneke kloz gazı olan araçla 23 Ocak'ta peşmergeye yönelik gerçekleştirdiği intihar saldırısından sonra olay yerindeki toprak ve elbiselerden numunelerin AB tarafından sertifika almış güvenilir bir laboratuvarda incelendiği ve sonuçlara göre klor gazına rastlandığı belirtildi. Öte yandan, İngiliz Daily Mail'in haberine göre DEAŞ ajan oldukları gerekçesiyle 9 kişiyi daha infaz etti. Kerkük'te ise DEAŞ'ınn elinden alınan Türkmen köyü Beşir'de 16 Türkmen'in cesedinin bulunduğu bir toplu mezarın ortaya çıkarıldığı belirtildi.
Star

İstihbarat Erken Geldi 3 İngiliz Sınır Dışı
DEAŞ'A katılmak üzere İstanbul'a gelen 3 İngiliz vatandaşı, ülkelerinin istihbarat paylaşımı ile gözaltına alınıp geri gönderildi. İngiltere'den İspanya'ya geçip oradan 13 Mart'ta Sabiha Gökçen Havalimanı'na inen, yaşları 17 ile 19 arasında değişen Gafur H, Muhammed N. ve Muhammed H. havalimanında 'riskli yolcular üzerinde inceleme yapan' polislerce farkedildi. Yolcular arasından alınan ve mülakatta tutarsız cevaplar veren 3 genç gözaltında tutuldu. Ardından İngiltere ile irtibata geçildi. İngiliz polisi, kimlik bilgileri ve fotoğraflarını gönderdiği 3 gencin DEAŞ'a katılabilecek 'riskli vatandaşlar' listesinde bulundukları bilgisini paylaştı. Gençler, aynı gün İngiltere'ye gönderildi. Daha önce İngiltere'den İstanbul'a gelen 3 genç kız Suriye'ye geçmişti. 3 kızın girişleri geç bildirilince yakalanmaları mümkün olmamıştı. Bu geçiş de İngiltere basınında Türkiye'nin zaafı gibi sunulmuştu. Londra polisinin açıklamasında ise 'Türkiye'nin sınırdışı ettiği 3 genç 14 Mart'ta İngiltere'ye döndü. Londra'da bir karakolda gözaltında tutuluyorlar' denildi. Üç gencin iadesi İngiltere basınında da geniş yer buldu. Times, Independent, Telegraph, BBC ve Daily Mail haberi manşetlerine taşıdı. Öte yandan STAr'ın sorularını yanıtlayan üst düzey bir güvenlik görevlisi "Yaşları küçük bu insanlar neden DEAŞ gibi bir terör örgütünü kurtuluş olarak görüyor. Bunlar neden entegre olmuyor. Bunu sorgulamaları lazım. Kaynak ülkelerin yabancı savaşçılar konusunda tedbir alması gerekiyor. Türkiye'nin bu sorunla tek başına mücadelesi mümkün değil. Ortada uluslararası bir kaçakçılık şebekesi var, çökertilmesi lazım" dedi.
Star

POLİTİKA

Artık Kürt Sorunu Yok
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, "Karşımızda tüm umudunu sokak olaylarına, vandalların eylemlerine, çözüm sürecinin başarısızlığa uğramasına bağlamış bir hastalıklı zihniyet var. Buralarda bizim, bu terörle mücadelede neler kaybettiğimiz belli. Bunu bilmeyenimiz var mı? Hâlâ bakıyorsunuz, varsa yoksa Kürt sorunu. Kardeşim ne Kürt sorunu, artık böyle bir şey yok" dedi. Balıkesir'de Ekonomi Ödülleri Töreni'ne katılan ve toplu açılışlar yapan Erdoğan, özetle şunları söyledi: "Karşımıza dış güçler kadar içerideki maşaları da çıkıyor. Kimi zaman darbe söylemleriyle, kimi zaman parti kapatma davalarıyla ortaya çıktılar, kimi zaman siyasi, kimi zaman ekonomik, kimi zaman sosyal kriz çıkarma çabalarıyla Türkiye'yi eski, kötü günlerine döndürmenin gayreti içine girdiler. Hatırlayın, Gezi'den 17-25 Aralık darbe teşebbüsüne kadar, son yıllarda yaşadığımız hadiselerin gerisinde hep aynı amaç var. Şimdi de dövizle, faizle, manipülasyonla, fısıltıyla, MİT Müsteşarı ile ellerine ne geçerse onunla aynı yöndeki gayretlerini sürdürüyorlar. Ekonomideki belirsizlik, bir kriz görüntüsü oluşturmak için özellikle çalışıyorlar ama nafile. Bunların hepsi koskoca bir hiç. Bunları başaramazlar, bundan sonra da başaramayacaklar. Biz ne zaman, nerede, ne yapacağımızı çok iyi biliriz. Şunu da söyleyeyim: Dışarıdan birileri köşelerinde bir şeyler yazıyorlar. Bunların hiçbirisi bizim aklımıza girmez. Bizim aklımıza bir şey girer, biz ne yaptığımızı, nasıl çalıştığımızı aldığımız neticelerle ortaya koyuyoruz. Filanca işadamının, filanca holdingin, filanca üst aklın veya filanca köşe yazarlarının yazdıkları yazı veya yazılar bizim aramızdaki muhabbeti ortadan kaldırmaz. Bunu da böyle bilmeleri lazım. Birilerinin köşelerinde 11'inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, şahsım ve Başbakan Ahmet Davutoğlu ile ilgili yazdıklarını görüyorsunuz. Dertleri, 'Acaba biz bunları birbirine düşürebilir miyiz?' Boşuna uğraşmayın. Bunları yapamazsınız, bunları başaramazsınız. Bunlar boş, nafile şeyler. Eğer üreteceğiniz, yapacağınız bir şey varsa gelin, yarışın içine girin ve bu yarışta yerinizi alın. Yapacağınız bir şey varsa bu. Çok açık söylüyorum, 40 çürük yumurtadan bir sağlam yumurta çıkmaz, bunun böyle bilinmesi lazım. Hâlâ bunlar buradalar, böyle yürünmez, ülkeye zarar veriyorsunuz. 2005'te, Diyarbakır konuşmamda bunu açıkladım. Ne dedim? Bu ülkede her etnik unsurun kendine has sorunları var. Dün Roman kardeşlerimle yaptığım buluşmada da söyledim. Roman kardeşlerimin de sorunu var. Türk'ün de sorunu var, Laz'ın da sorunu var, Abaza'nın da sorunu var. Boşnak'ın da sorunu var. Hepsinin sorunu var. Ama bu sorunları gidermek kimin görevi, şüphesiz ki hükümetlerin, yönetimlerin görevi. Bunları yapıyor muyuz, yapıyoruz. Kardeşim neyin eksik senin? Bir Kürt olarak sen bu ülkede Cumhurbaşkanı oldun mu, oldun. Başbakan çıkardın mı, çıkardın. Bakan çıkardın mı, çıkardın. Devletin en üst kademelerine yönetici gönderdin mi, gönderiyor musun, var. Türk Silahlı Kuvvetleri'nde var mısın, var. Ne istiyorsun daha? Ne istiyorsun? Allah aşkına bizden farklı neyiniz var. Her şeye sahipsiniz. Yıllar yılı yolunuz yoktu yolunuzu yaptık. Havaalanı yapıyoruz Hakkâri'ye, havalanı yaptırmıyorlar. Bunları biz yaptık. İşadamlarının, müteahhitlerin makinelerini yakıyorlar. Niye yakıyorsun. Hani hizmet istiyordun. Iğdır'a yaptık havalimanı, Ağrı'ya yaptık havalimanı, Kars'a havalimanı Bu devlet bir ayrım yaptı mı? Batı'ya ne yaptıysa Doğu'ya da Güneydoğu'ya da aynısını yaptı, yapıyor. Kardeşlerim dert başka. Biz ret politikalarını ayaklarımızın altına aldık. Kardeşlerim biz asimilasyon politikalarını ayaklarımızın altına aldık. Biz inkâr politikalarını ayaklarımızın altına aldık. Çünkü biz şunu söyledik: Yaradılanı yaradandan ötürü sevdik, seviyoruz, seveceğiz."
Hürriyet

Gezi'de Ölenler Ülkenin Geleceği İçin Bedel Ödedi
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Birileri gençleri ayırıyor 'bizim gençler, onların gençleri' diye ben buradan bütün gençlere söz veriyorum: hiçbir ayrım yapmayacağım" dedi. CHP Ankara Gençlik Kolları'nın düzenlediği, "Onurlu Yaşa"yanlar Konseri Ankara Arena'da gerçekleştirildi. Etkinliğe CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı İrfan İnanç Yıldız da katıldı. Etkinlikte, hayatlarını kaybeden Ahmet Atakan, Ethem Sarısülük, Berkin Elvan, Ali İsmail Korkmaz, Medeni Yıldırım ve Abdullah Cömert'in aileleri de yer aldı. Konserde gençlere seslenen Kılıçdaroğlu, "Ben de yürekten inanıyorum, devrim şehitleri ölümsüzdür" dedi. Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: "Sevgili gençler güzel eğlenin, hayatın bütün renklerini tadın, gelecek sizindir, umudumuz sizsiniz, Türkiye'nin geleceği sizsiniz. Türkiye'nin vicdanı, ideali, umudu sizsiniz. Birileri gençleri ayırıyor, 'bizim gençler, onların gençleri' diye ben buradan bütün gençlere söz veriyorum: hiçbir ayrım yapmayacağım. Bütün gençleri bağrıma basıyorum. Gezi'nin gençleri bedel ödediler, o bedel sizin geleceğiniz için ödenen bir bedeldir. O bedel Türkiye'nin geleceği için ödenen bir bedeldir. O nedenle Gezi'nin gençleri bu ülkenin onurudur, o nedenle diyoruz ki: Gezi'nin gençliği dünyadaki onurumuzdur. Gençleri unutmamızın en güzel göstergesi işte karşımızdadır, 'Denizlere sözümüz, devrim olacak' diyor. Nasıl unutmadıysak asla unutmayacağız ve unutturmayacağız."
Milliyet

Merve Kavakçı İçin Özür Diledi
Başbakan Ahmet Davutoğlu, AK Parti İstanbul Kadın Kolları kongresinde, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit tarafından Meclis'ten kovulan başörtülü eski milletvekili Merve Kavakçı olayını hatırlattı. Davutoğlu, özetle şunları söyledi: Eski Türkiye'de benim makamımda oturan bir başbakan milletin oyu ile Meclis'e gelmiş bir kadın milletvekiline erkekleri tahrik ederek 'Bu hanıma haddini bildirin' dedi. Kürsünün önüne erkekler birikmişti, sanki Çanakkale geçilmez dermiş gibi. Halbuki o vekil Çanakkale'yi temsil ediyordu. Yeni Türkiye'de başı kapalı kadınlarımız onurla Meclis'e girebiliyorsa bu AK Parti'nin başarısıdır. Biliyorum ki kadınlarımızın emeği erkeklerimizinki gibi azizdir. Onların alın teri erkeklerinki kadar azizdir. Bir başbakanın "Bu kadına haddini bildirin" sözünden dolayı bütün kadınlarımızdan onun adına da özür diliyorum. Bir daha bu ülkede hiçbir başbakan bir kadın için böyle bir ifade kullanmayacaktır." "Hepimiz imtihan halindeyiz en büyüğü de çözüm süreci ile olan imtihandır. Silahları terk etme çağrısıyla ileri bir aşamaya geldik. Gelin İstanbul'un her semtinden bir barış grubu oluşturalım. Annelerin barışı. İstanbul'dan hareket edecek olan bu barış kervanı, Türkiye'yi kuşatsın."
Vatan

SPOR

Aslında maç fena başlamadı Fenerbahçe adına. İlk 20 dakika etkili bir oyun ve arkasında iyi bir seyirci desteği vardı. 11. dakikada Emre, Sow'un önüne bıraktı. Senegalli, Kuyt'ı gördü ama Hollandalı ağır kaldı. Emenike, bu ara topu alıp alıp gidiyordu. En etkili maçlarından birini çıkarıyordu kanatta ama yine sonuç yoktu. 31. dakikada net bir boşluk buldu sarı lacivertliler. Kuyt, sağ kanattan içeri çevirdi. Daha önce bu tip pozisyonlarda sayısız golü olan Diego, bomboş pozisyonda topu ıskaladı. Bu pozisyon maçın kırılma anı oldu. 6 dakika sonra Dünya'nın en iyi kalecisinin bile çıkaramayacağı bir top gönderdi köşeye Petrovic ve takımını öne geçirdi: 1-0 Golü yedikten sonra adeta durdu Fenerbahçe. Emre - Diego ikilisinde ısrar Mesut Bakkal'ın işini kolaylaştırmıştı. Çabuk çıkan takımı, orta sahayı da ele alınca net fırsatlar yakaladı. Sakatlanan Egemen de çıkınca iyice moral motivasyon düştü konuk ekipte İkinci yarı aynı kadro ile çıktı Fenerbahçe. Ağırlaşan zeminde adeta batıyordu sarı lacivertliler. Diego-Alper değişikliği sarı lacivertlileri hayata döndürdü. İkinci yarıdaki ilk atak bu değişiklikten sonra geldi. El Kabir net bir pozisyonu kaçırdı. Birkaç dakika sonra Caner ortaladı. M.Topal kafayı vurdu ve skoru eşitledi: 1- 1 71. dakikadaki bu golün ardından Webo hamlesi geldi İsmail Kartal'dan. Konuk ekip yüklenmeye başlasa da golü bulan Gençlerbirliği oldu. Caner ve Volkan'nın anlaşmazlığında araya sızan El Kabir 87'de takımını öne geçirdi: 2- 1 Son dakikada Webo'nun kafası, altın değerindeki puanı getiremedi sarı lacivertlilere.
Milliyet

Galatasaray-Başakşehir maçı sonrası soyunma odası koridorlarında meydana gelen olaylar sonucu Sarı-Kırmızılı ekip ve 3 futbolcu Hukuk Kurulu tarafından PFDK'ya sevk edilecek. Hakem ve temsilci raporlarında, yaşanan olaylar sırasında yumruklaşma olmadığı, Muslera'nın saldırı girişimi yaptığı, Chedjou ve Sabri'nin rakip futbolculara ve teknik heyete küfrettiği belirtildi. Hakem Bülent Yıldırım ile temsilciler Ertuğrul Arslan, Levent Kalkan ve Alaaaddin Özcan'ın raporunda olay şöyle anlatıldı: "Çıkış tüneline yakın bölgede kaleci Muslera, Başakşehir yardımcı antrenörü Erol Bulut'un üzerineyürüdü, vurma girişiminde bulundu. Ancak herhangi bir fiziki temas gerçekleşmedi. Sadece itiş kakış olarak gelişti." "Chedjou ile rakip oyuncular arasında küfürleşmeler oldu. Sabri koşarak geldi, olaylara dahil oldu ama fiziki teması yoktu. Rakip oyunculara küfür etti. Abdurrahim Albayrak ve Abdullah Avcı ise kendi ftubolcularını bu kargaşa içerisinden alarak soyunma odasına gitmelerini sağladılar.." Bu raporlar doğrultusunda G.Saray ve 3 oyuncu, PFDK'ya sevkedilecek.
Star

F.Bahçe'de sezon başında transfer edilen ancak bugüne kadar beklentileri karşılayamayan Diego Ribas, Gençlerbirliği karşılaşmasında isyan etti. Sarı-Lacivertliler'in Brezilyalı oyuncusu, 59'uncu dakikada kenara alınınca geçen haftaki Galatasaray derbisinde olduğu gibi Başkent'te de kendisini ilk 11'de sahaya süren Teknik Direktör İsmail Kartal'a tepki gösterdi. Değişiklik tabelasında Alper Potuk'la değiştirileceğini görünce sinirli bir şekilde kenara doğru yürüyen Sambacı'nın ortaya doğru Portekizce küfürler ettiği görüldü. Diego yedek kulübesine girerken de Kartal'ın yüzüne doğru sert bakışlar attı ancak Sarı-Lacivertli takımın hocasının küfürlerle yaptığı tepkiye duymamazlıktan gelerek yerinde oturmaya devam ettiği gözlendi. Brezilyalı yıldız, bu sezon ilki 2. haftadaki Trabzonspor maçında olmak üzere 12 kez ilk 11'de forma giydi, 6 müsabakada ise sonradan oyuna dahil oldu. 4 özel ve 4 Türkiye Kupası maçında da ilk 11'de görev yapan Diego, ligde forma giydiği 18 karşılaşmada hiç gol atamadı, 3 asist yaptı. Hayal kırıklığı yaratan Sambacı'nın kupada 2 golü. özel maçlarda ise bir golü bulunuyor.
Star

Beşiktaş bu sezon ilk kez 5 golle kazandı. Son 3 maçta oynanan kötü futbolların ardından Kartal için bu sonuç çok önemli. Öyle ahım şahım bir Beşiktaş yoktu sahada aslında. Ama biraz coşku ve biraz da şansla fark geldi. Sahaya çift forvetle çıktı Kartal. Mustafa 9'da golünü attı ama öncesinde partneri Ba ofsayta yakalanmıştı. 13'te Mustafa tekrar şans yakaladı, bu kez de son vuruşu iyi yapamadı. 25'TE ise Töre'nin 30 metreden attığı şutta top Anıl'dan sekti, aşırtma oldu, kaleci Gökhan çıkaramadı: 1-0. 33'TE Olcay, son çizgide Caner'den topu çaldı, ardından düşürüldü, penaltıyı kazandırdı. Atışı kullanan Ba da yine kaçırmadı: 2-0. 36'DA ilk atağını yaptı Erciyes, Mandjeck'in kafasında top dışarı gitti. 45'te ise 3-0'ı Ba'nın süper hareketleriyle buldu Beşiktaş. Necip'in uzun pasını olağanüstü kontrol eden Ba, tekte pası verdi, Olcay da tekte vurdu, golü yaptı. 48'DE muazzam bir frikikle farkı 2'ye indirdi Erciyes. Drenthe 35 metreden öyle bir falso verdi ki; top, direğin 5 metre dışına açılıp kaleye döndü ve tam çatala gitti: 3-1. 70'TE kader anı yaşandı. Edinho vurdu, top üst direkten döndü, skor 3-2 olmadı. 73'te yakın mesafeden golü kaçıran Mustafa, 77'de ise Motta'nın ortasında ağları buldu: 4-1. Maça noktayı ise Motta koydu. Sambacı'nın 79'daki şutunda top M.Akgün'e çarptı, kaleciyi yanılttı: 5-1. 83'TE Oğulcan'la 2. kez direğe takılan Erciyes'ten alınan 3 puan Kartal'ı tekrar lider yaptı. Fark ise Beşiktaş'a çok ihtiyaç duyduğu özgüveni getirdi.
Vatan


--
Yeni Toplum Dergisi - yenitoplumdergisi@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme