22 Mart 2015 Pazar

22.03.2015 Genel Gündem


22.03.2015

GÜNDEM

Silahla Sürdürülemez
Abdullah Öcalan, 28 Şubat'ta yapılan 10 maddelik Dolmabahçe Deklarasyonu'ndaki 'İlkesel mutabakat' şartıyla "PKK'nın Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı silahlı mücadeleyi sonlandıracağı" mesajı verdi. 2012 sonbaharında resmen başlayan Çözüm Süreci'nin Abdullah Öcalan imzalı ve 5 sayfalık 3'üncü Nevruz mektubu, dün Diyarbakır Nevruz Meydanı'nda okundu. Yaklaşık 1 milyon kişinin katıldığı belirtilen ve büyük bir kısmı sağanak yağmur altında geçen Nevruz kutlamalarında Öcalan'ın mektubunun Kürtçesini Pervin Buldan, Türkçesini ise Sırrı Süreyya Önder okudu. Öcalan, mektubunda, "Deklarasyon gereği ilkelerde mutabakat oluşmasıyla birlikte PKK'nin Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı yaklaşık 40 yıldır yürüttüğü silahlı olan mücadeleyi sonlandırmak ve yeni dönemin ruhuna uygun siyasal ve toplumsal strateji ve taktiklerini belirlemek için bir kongre yapmalarını gerekli ve tarihi görmekteyim" dedi. Öcalan, aralarında Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'ın da olduğu AK Parti tarafıyla HDP'nin İmralı Heyeti'nin birlikte yaptığı Dolmabahçe Deklarasyonu'nda da mutabakatın sağlanmak üzere olduğunun işaretini verdi. Öcalan, "Umarım ilkesel mutabakata en kısa sürede varıp parlamento üyeleri ve İzleme Heyeti'nden teşkil edilen bir Hakikat ve Yüzleşme Komisyonu'ndan geçerek bu kongreyi başarıyla realize etme durumunu yaşarız. Bu kongremizle birlikte artık yeni dönem başlamaktadır" dedi. Öcalan, mektubunda 21 Şubat'taki Süleyman Şah Operasyonu'na da 'Eşme ruhu' nitelemesiyle yer verdi. Hükümetin operasyona ilişkin "Hiçbir merciden izin ve yardım alınmamıştır" açıklamalarının aksine Öcalan, "Eşme ruhunu halklarımız arasında yeni tarihin sembolü olarak selamlıyorum" diyerek Süleyman Şah Operasyonu'nda YPG'nin rolü olduğu vurgusu yaptı. Süleyman Şah'ın naaşı YPG kontrolündeki Suriye Eşmesi bölgesine nakledilmişti. Öcalan'ın mektubunun diğer detayları özetle şöyle: "Ülkemiz halklarının, demokrasi, özgürlük, kardeşlik ve onurlu barışı için yürüttüğümüz mücadele bugün tarihi bir eşiktedir. 40 yıllık hareketimizin acılarla dolu geçen bu mücadelesi boşa gitmediği gibi aynen sürdürülemez bir aşamaya da varmış bulunmaktadır. Tarih ve halklarımız bizden dönemin ruhuna uygun bir demokratik çözümü ve barışı talep etmektedir. Bu temelde tarihi Dolmabahçe Sarayı'nda, hepimizce resmen ilan edilen 10 maddelik deklarasyon temelinde yeni bir süreci başlatma görevi ile karşı karşıyayız. Bu yeni dönemde, Türkiye Cumhuriyeti dahilinde özgür ve eşit Anayasal yurttaşlık temelinde demokratik kimlik sahibi demokratik toplum olarak, barış içinde ve kardeşçe yaşama sürecine giriyoruz. Böylelikle 90 yıllık Cumhuriyet tarihinin çatışmalarla dolu geçmişini aşıp gerçek barış ve evrensel demokrasi kriterleri ile örülmüş bir geleceğe yürüyoruz Artık gün acımasız ve yıkıcı tarihi sonlandırıp gerçek geçmişimize uygun barış, kardeşlik ve demokrasiye geçiş yapma günüdür. Ulus-devletleri, demokratik siyasetle aşarak açık demokratik kimliklerle bir ortaklaşmaya geçmenin mecburiyetidir. Bunun için ulus devletleri kendi içinde demokratik siyasetle demokratik ortaklaşmanın yeni bir türünü gerçekleştirmeye ve yine ulus-devletleri kendi aralarında Ortadoğu'nun demokratik ortak evini inşa etmeye çağırıyorum."
Hürriyet


EKONOMİ

Gram Altın 96, 5795-96, 5806
ABD Doları 2, 5795-2, 5806/ 
Euro 2, 7830-2, 7861/ 
İngiliz Sterlini 3, 8473-3, 8498

Silikon Vadisi'ne İhracatçı Üssü
Türkiye'de ihracatta katma değeri arttırmak için Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından başlatılan inovasyon atağının ilk somut adımı Silikon Vadisi'nde Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), TİM, TEB ve İntel'in birlikte kurduğu Tjump İnovasyon Merkezi ile atıldı. THY'nin San Francisco'ya direkt uçuşların da nisanda başlayacağını açıklayan TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, inovasyonun hızlanması için Ekonomi Bakanlığı destekli Tasarım Merkezleri'nin de kurulacağını söyledi. Türkiye'nin kilo başına ihracat rakamı 1.6 dolar. Bu rakam Avrupa'da yaklaşık 3.5 dolar. Bunu arttırmanın yolu ise inovasyondan geçiyor. 2023 yılında 500 milyar dolar ihracat hedefleyen TİM, bu nedenle son yıllarda inovasyon çabalarını arttırdı. Çünkü yıllık ihracatı 150 milyar dolar civarında olan Türkiye'nin merdivenleri atlayarak çıkması gerekiyor. TİM, bu amaçla inovasyon fikrinin yaygınlaşması için iki yıldır İnovasyon Haftaları'nı düzenliyor. İstanbul merkezli haftaların bir de Anadolu buluşmaları var. İzmir bu buluşmalara ikinci kez ev sahipliği yaparken TİM Başkanı Büyükekşi ve İzmir toplantılarının ev sahibi Sabri Ünlütürk gelişmeleri değerlendirdi. Büyükekşi, ihracatın ağırlıklı bölümünü oluşturan bazı sektörlerde kilo başına fiyatın 0.60-0.70 dolar seviyesinde olduğunu hatırlatarak, "İnovasyon etkinliğimiz için İzmir'e bu yıl 4600 katılımcı başvurmuş. Başvuranların yüzde 8'i akademisyen" diyor. Ege İhracatçı Birlikleri Başkanı Sabri Ünlütürk ise 'girişimci toplantısına' 400 kişinin başvurduğunu ekleyerek "Sadece 100'ünü kabul edebildik" diyor. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, geçen yıl projelendirdikleri San Francisco Silikon Vadisi'ndeki "inovasyon merkezinin" kısa süre önce açıldığını açıklıyor. Tjump adını verdikleri merkezde sadece Türk girişimcilerine değil, her ülkeden girişimcilere imkân sağlayacaklarını söylüyor. Büyükekşi, "ODTÜ Merkezi'nden 100 milyon dolarlık şirketler çıktı. Şimdi hedef milyar dolarlık şirketler" diyor. Aynı zamanda THY Yönetim Kurulu Üyesi de olan Büyükekşi, San Francisco'ya direkt uçuşların da nisanda başlayacağını açıklıyor. Büyükekşi, Ekonomi Bakanlığı'nın Türkiye'nin tasarım ve sanayide tanıtımını yapmak için yeni bir bütçe oluşturduğunu, bir ay içinde açıklanacak bu yeni proje ile tüm alanlarda "tasarım merkezlerinin" destekleneceğini ifade ediyor. 10 kişiyi aşan tasarım merkezleri destek kapsamına alınacak. Büyükekşi ayrıca Türk malı imajı için de 5-6 ülkede tanıtım kampanyaları yapacaklarını açıklıyor. Sabri Ünlütürk ise Türk malına ilişkin yeni bir imaj yaratması gerektiğine değiniyor ve "İhraç ürünlerinde bir Türk fiyatı oluşturmak gerek. Bazı ürünlerde var. Türk malı imajı yaratılması gerek" diyor.
Hürriyet

Borsa Ve Altına İlgi Artabilir
Piyasalar önemli gündem konularından güçlenerek çıktı. FED, Merkez Bankası toplantısı ve Fitch kredi notu değerlendirmelerini bir anlamda virajlar kazasız geçildi. Borsa alımlarla karşılaşırken, döviz kurlarında düşüş, altın fiyatlarında yükseliş görüldü. Gündemde olağan dış bir gelişme olmazsa bu görünümün önümüzdeki hafta da etkisini sürdürmesi beklenebilir. Bir süredir düşüş trendinde olan ve destek seviyelerine gerileyen borsa ve yeni zirveler deneyen döviz kurları piyasaya yeni alıcı çekmiş görülüyor. Bu aşamada borsadaki yükseliş ve döviz kurlarındaki düşüş tepki hareketi olarak görülse de önümüzdeki hafta gündemin sakin olması olumlu havanın devamı konusunda iyimserliğe neden oluyor. Ancak olumlu seyrin devamı piyasaları taşıyacak yeni beklenti ihtiyacının karşılanmasına bağlı olacak. Son günlerde döviz kurlarını öne çıkaran piyasalar önümüzdeki hafta ilgisini daha çok borsa ve altına çevirebilir. Borsada geçen hafta vurgu yaptığımız tepki alımlarının devamı için 82.800-83.000 seviyelerinin geçilmesi önemli olacak. Sonraki dirençler 84.000-84.500 ve 87.500 seviyelerinde. İlk destekler ise 81.000 ve 80.000 seviyesinde bulunuyor. 80.000 seviyesinin üzerinde çıkış hareketi gücünü koruyacaktır. Endekste direnç seviyelerinde kâr satışları görülse de tepki yükselişi bir süre daha etkisini sürdürebilir. Dolar/TL'de ise FED etkisiyle doların dış piyasalardaki değer kaybı iç piyasalara da yansıma gösterdi. İç piyasalardaki daların yükseliş veya düşüş hareketi gücünü önemli ölçüde dışarıdan alıyor. Avrupa Merkez Bankasının düşük faiz ve parasal genişleme politikasına karşılık FED'in küçük ve yavaş da olsa faiz artırım beklentisi doların dış piyasalarda daha fazla değer kaybının önündeki en önemli engel olarak görülüyor. Dolar/TL'de, 2.56 seviyesinin üzerinde çıkış trendi korunurken dirençler 2.61 ve 2.65 seviyelerinde. Yeni bir çıkış hareketi için 2.65 seviyesinin geçilmesi önemli olacak.
Hürriyet

Türk Sineması Böyle Film Görmedi
Kültür Bakanlığı'nın sinema, televizyon, dizi, yayıncılık ihracatında 1 milyar dolar seviyesine ulaşabilmek için dağıttığı hibeler sayesinde çekilen filmlerin sayısı katlanarak büyüyor. Sinema sektörüne yeni yüzler, yeni yönetmen ve yapımcılar kazandırmak amacıyla dağıtılan hibeler diğer yandan da hayal kırıklığına neden olan projeleri beyaz perdeye çıkarıyor. Kültür Bakanlığı Sinema Denetleme Kurumu verilerine göre, 2013 yılında gösterime giren 85 yerli uzun metraj filmin 26'sına yani yüzde 30'una devlet destek verdi. 2014'te ise 168 Türk filmi sinemada izleyicilerle buluştu. Kaç adet filmin devlet desteği aldığı henüz açıklanmasa da bu rakamın 50'yi geçmesi bekleniyor. Geçtiğimiz yıl gişede rekor hasılat ve izleyici rakamlarına ulaşan filmler çıkartan Türk sineması, sadece birkaç salonda gösterime giren, 1.000 kişinin bile izlemediği onlarca filme de tanıklık etti. Hayal kırıklığına neden olan filmler arasında yalnızca 12 seyirciyi sinemaya çekerek 72 TL gişe hasılatı elde edebilen 'Rüzgârla Bir' en dikkat çeken yapıt oldu. Türkiye'nin ilk animasyon filmi Uzay Kuvvetleri 2911'i ise sadece 522 kişi izledi. 2 hafta gösterimde kalan ve 90 salonda izleyici ile buluşan film 3 bin 805 TL hasılat elde edebildi. Bir film için azami 700 bin liraya ihtiyaç duyulduğunu belirten uzmanlar, gişede hayal kırıklığına uğrayan filmlerin düşük bütçeli yapımlar olduğuna dikkat çekiyorlar. Bu filmlerin büyük bölümü ise ya devlet desteği ya da banka kredisi ile çekiliyor. 'Sonsuz' filminde ve nisan ayında vizyona girecek 'Sonsuz Bir Aşk'ta başrol oynayan, yaz aylarında çekilecek yeni bir filmde de yönetmen koltuğuna oturmaya hazırlanan aktör Ferhat Gündoğdu, devlet desteğinin sinema sektörü için çok önemli olduğunu fakat doğru projelerin desteklenmediğini ifade etti. Gişede başarısız olan filmleri izlemediğini fakat desteklerin yanlış projelere kaymış olması ile başarısız filmlerin çekilebildiğini söyleyen Gündoğdu, "Maalesef kaliteli filmlerimiz sinemada seyirci toplayamıyor. Küfür ile güldüren filmlerin gişede daha başarılı olduklarını görüyoruz. Eminim ki gişede başarısız olmuş fakat senaryo ve oyuncularıyla başarılı filmler de vardır. Fakat devlet desteğini alarak başarısız projeler sinema perdesine çıkabiliyor" dedi.
Türkiye

1.500 Türk'e Beyin Göçü Daveti
Dünyanın farklı ülkelerinde çalışan alanında uzman Türk bilim adamları yurda dönüyor. 2007-2014 yılları arasında toplam 545 araştırmacı yurda dönerken, yeni başvuruların olduğu öğrenildi. TÜBİTAK tarafından başlatılan program kapsamında çok sayıda kişi ile de temasa geçildi. ABD ve Avrupa'da toplam 12 noktada 'Hedef Türkiye' çalıştayı düzenlendi. İki kıtada yaklaşık 1.500 nitelikli Türk bilim insanına ulaşıldı. Dünyanın farklı ülkelerinde görev yapan deneyimli bilim insanlarına ulaşılmasına yönelik çalışmalar devam ediyor. TÜBİTAK'tan edinilen bilgilere göre bilim insanları Türkiye'nin davetini kabul etmek için dünyanın önde gelen bilişim şirketleri ve üniversitelerini bıraktı. Almanya, Kanada, Avusturya, İngiltere, İtalya, Avustralya, Japonya, Çin, Güney Kore, Danimarka, Hollanda, İspanya, İsrail ve Bosna Hersek'ten dönüş başvurusunda bulunan araştırmacılar, genellikle ODTÜ ve Bilkent Üniversitesi'ni tercih ediyor. Sabancı ve Abdullah Gül Üniversitesi de tercih edilen okullar arasında yer alıyor. Alınan bilgiye göre TÜBİTAK tersine beyin göçü için birtakım çalışmalar yürütüyor. 2010 yılında uygulamaya konulan program kapsamında araştırmacıların istihdam edilmesi durumunda burslarının kesilmesi kuralı değiştirilerek kısmi bursiyerlik uygulaması kaldırıldı. Araştırmacıların istihdam edilmeleri durumunda burslarının tam olarak ödenmesine devam ettirilmesine karar verildi. Ayrıca doktoralı araştırmacıların yanı sıra lisans ve yüksek lisans mezunlarının da programdan yararlanması sağlanarak araştırmalarına 25 bin TL'ye kadar araştırma desteği verildi. 2014 yılında program kapsamında hak kazandırma sistemi getirildi.
Star

İstanbul'un Gürültü Haritası Çıkarılacak
Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, gürültünün önlenmesine yönelik çalışmalar yaptıklarını, İstanbul'un gürültü haritası çıkarılacağını söyledi. Güllüce, Anadolu Aslanları İşadamları Derneği'nde (ASKON) düzenlenen 'Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 2015 Beklentileri ve Gelecek Vizyonu' konulu toplantıda yaptığı konuşmada, gürültünün önlenmesine yönelik çalışmalar yaptıkları bilgisini vererek, İstanbul'un gürültü haritasının çıkarılacağını söyledi. Daha sonra sorunu olduğunu düşündükleri başka şehirlerle ilgili de harita çıkaracaklarını anlatan Bakan İdris Güllüce, 10-15 şehir üzerinde çalıştıklarını ve bitmek üzere olduğunu dile getirdi. Tapuda günlük 40 bin işlem yapıldığını, ortofoto uçuşlarının bu yaz sonu bitebileceğini belirten Güllüce, ondan sonra yurtdışından alınan bir yazılımla bunların hayata geçeceğini söyledi.
Star

Türkiye-Ukrayna İşbirliğine Turkcell'den 3g'li Katkı
Turkcell'in Ukrayna'daki yatırımları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Ukrayna ziyaretinin önemli başlıklarından biri oldu. life:)'ın, Ukrayna'daki 3G ihalesinde yatırıma en elverişli frekansları içeren 1 numaralı lotu kazanmasının ardından, lisans için gerekli ödeme 19 Mart'ta yapıldı. Bu dönüm noktası, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ziyareti sırasında, iki ülke liderinin bir araya geldiği görüşmede tarihe not düşüldü. Görüşmede, Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça, Turkcell iştiraki life:)'ın 3 milyar 355 milyon Ukrayna Grivnası değerindeki 3G lisansı ödemesini temsil eden sembolik çeki, Ukrayna Başbakan Yardımcısı Gennadiy Zubko'ya sundu. Törende Turkcell Yönetim Kurulu Üyesi Bekir Pakdemirli ve Turkcell Genel Müdür Vekili İlker Kuruöz de hazır bulundu. Turkcell'in, Türk iş dünyasının bayrağını Ukrayna'da gururla dalgalandırdığını vurgulayan Akça, Ukrayna iletişim sektörü için bir kilometre taşı olan yatırımla ilgili olarak şu mesajı verdi: Türkiye ile Ukrayna arasındaki bağları daha da kuvvetlendirecek olan 3G yatırımımızın, ülkemizin bölgesel liderliği açısından da önemli bir gelişme olduğuna inanıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımıza, her iki ülkeye de hayırlı olmasını dilediğimiz bu yatırım için çıktığımız yolda desteğini bizden esirgemediği için teşekkürlerimizi sunarız."
Akşam

DÜNYA

Papa, Mafyanın İnine Gitti Napolili Anneler Ağlamasın
Katolik dininin ruhani lideri Papa Françesko, dün polisin bile zaman zaman girmeye çekindiği mafyanın etkin olduğu İtalya'nın Napoli kentinin Scampia semtinde kalabalığa hitap ederek annelerin gözyaşlarının dindirilmesini istedi. Camorra mafya çetelerinin çatışmalarına sahne olan Scampia'daki konuşmasında Papa, halkı; gençleri, yoksul ve zayıfları uyuşturucu trafiği ve diğer suçlarla sömüren organize suç örgütlerine tepki göstermeye çağırdı. Mafya üyeleri ve işbirlikçilerine çağrıda bulunan Papa, "Sevgi ve adalete yönelin. Dürüstlüğe dönmek mümkündür. Napolili annelerin gözyaşları, sizden bunu istiyor" diye konuştu. Papa ayinden sonra aralarında transeksüel, eşcinsel ve AIDS hastası da bulunan 120 kadar kadın ve erkek mahkumla Giuseppe Salvia cezaevinde öğle yemeği yedi. Papa ile yemek yiyen mahkumların kura ile seçildiği belirtildi. Papa daha önce de mafya üyelerinin işledikleri suçlarla kendilerini kiliseden aforoz ettiğini belirterek, suç işlemeyi bırakmaları halinde onları memnuniyetle karşılayacağını söylemişti. Scampia'da uyuşturucu alenen satılırken, gençler arasındaki işsizlik yüzde 40'ın üzerinde. Uyuşturucu dışında Napoli mafyasının en büyük gelir kapısı zehirli atıkların bu bölgede yakılarak imha edilmesi. Bu nedenle kanser vakalarına da daha sık rastlanıyor.
Hürriyet

Alman İstihbaratına Sulu Sabotaj
Alman İstihbarat Teşkilatı'nın (BND) başkent Berlin'de inşası devam eden merkezini 3 Mart'ta su basmıştı. Şimdi binanın sulu bir sabotaja maruz kaldığı iddia edildi. Der Spiegel'in haberine göre kimliği belirsiz kişi veya kişiler, binanın su vanalarını sökerek suyu kasten açık bıraktı ve 2 bin metrekarelik alan su altında kaldı. O tarihten beri hem BND hem de iç istihbarattan sorumlu Anayasayı Koruma Teşkilatı elemanları, binadaki vanaları kim veya kimlerin açtığını soruşturuyor. Özel güvenlik şirketi tarafından güvenliği sağlanan birçok binanın bulunduğu kampüse sadece 118 elektronik kartla girilebiliyor. Soruşturmayı yürüten yetkililer, BND'nin hedefli bir saldırıya maruz kalmış olabileceğini belirtiyor. Mart ayı başında çıkan haberlerde binaya hırsızların girdiği, vana ve armatürleri çaldığı öne sürülmüştü. Ancak binada kullanılan armatürlerin, işlevsel standart parçalar olduğu, dolayısıyla hırsızlar için maddi bir anlamı olmayacağı yorumları yapılmıştı. 10 bin litre suyun boşa aktığı belirtildi
Hürriyet

Rusya Kırım'ı Askerî Ve Nükleer Üs Yaptı
Kırım'ın Rusya'ya ilhakını sağlayan anlaşmanın imzalanmasının üzerinden tam bir yıl geçti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, özel plan ve gayretleriyle 21 Mart'ta yapılan anlaşma Kırım'ın temellerini yerinden oynattı. Bir yılda yarımadanın sosyal, siyasi ve ekonomi hayatında büyük değişiklikler oldu. Ancak Moskova, Kırım'daki en büyük değişikliği askerî alanda yaparak, bölgeyi askeri ve nükleer üs haline getirdi. Kırım'da şu anda 25 bini aşan Rus askerinin yakında 40 bin olması bekleniyor. Rusya, Kırım'daki birliklerini yeni tanklar, gemiler ve uçaklarla takviye etti. Stratejik Balbek Hava Üssü'ne yeni sistemler eklendi. Sivastopol Limanı'nı üs olarak kullanan Rus Donanması savaş gemileriyle takviye edildi. Kırım Tatar Türklerinin lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu da, Rusya'nın Kırım'da nükleer faaliyetlerde bulunduğunu ileri sürdü. Yalta yakınlarında, Kızıltaş köyünün bulunduğu yerdeki Sovyetler Birliği'nin eski nükleer tesislerine Rusya'nın yeniden nükleer silahlar yerleştirmeye başladığını söyleyen Kırımoğlu, "Aldığımız bilgiye göre, Ruslar bölgede gece gündüz inşaat çalışmasında bulunarak yeniden bir nükleer depo yapıyorlar. Kırım'a şu anda nükleer silah ve roketler yerleştirildi. Topraklarımız hızla nükleer silah üssüne dönüşüyor" diye konuştu. Kırım'a nükleer silah konuşlandırıldığı iddiaları Moskova yönetimince yalanlanmadı. Moskova yönetimi Kırım'da ayrıca, Türkleri derinden etkileyen icraatları uygulamaya koydu. Rusça, Ukraynaca ve Tatarca ülkenin resmî dili olarak kabul edilmesine rağmen, okullarda Rusça zorunlu, diğer diller seçmeli ders oldu. Birinci sınıf öğrencilerinin kitaplarına İncil'den bölümler eklendi. Rus işverenler bölgeye akın etti. Rus zenginler bakir Kırım topraklarını satın almaya başladı. Kırım Türklerinin lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu'nun vatanına girişi yasaklandı. Kırım Tatar Milli Meclisi'nin faaliyetleri durduruldu.
Türkiye

Suriye'de Kanlı Nevruz
Suriye'nin Haseke kentinde, Nevruz kutlamalarının yapıldığı alana düzenlenen saldırıda, ölü sayısının 37'ye yükseldiği, yaralı sayısının 96 olduğu bildirildi. Haseke kentindeki Mufti bölgesinde, Nevruz kutlamalarının yapıldığı Şehitler Meydanı'na dün düzenlenen saldırıda hayatını kaybedenlerin sayısı 37'ye ulaştı. Olayda yaralanan 96 kişiden 20'sinin durumunun ağır olduğu, bu nedenle ölü sayısının artabileceği ifade edildi. Suriye Genel Devrim Konseyi (SRGC) önceki akşam olayda 30 kişinin hayatını kaybettiğini, onlarca kişinin yaralandığını açıklamıştı. Söz konusu patlamanın gerçekleşme şekline ilişkin 3 iddia ortaya atıldı. SRGC söz konusu olayın, intihar eylemcisinin üzerindeki bomba yüklü kemeri patlatmasıyla, Suriye İnsan Hakları Örgütü (SNHR) patlayıcı yerleştirilen 2 motosikletin infilak etmesiyle, SANA ise bomba yüklü 2 aracın infilak etmesi sonucu gerçekleştiğini öne sürdü. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) hükümeti, 37 kişinin ölümüyle sonuçlanan Suriye'nin Haseke ilindeki nevruz kutlamalarına yönelik terör saldırısını kınadı. BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon da yaptığı açıklamada, Nevruz kutlamaları sırasında Haseke kentinde düzenlenen bombalı saldırıları kınadı.
Star

Bush'un Yalanı
ABD'nin 2003 Irak işgali öncesinde hazırlanan istihbarat raporunda, Saddam Hüseyin yönetiminin kitle imha silahı ürettiği iddiasının teyidi için yeterli delil olmadığına dair dönemin ABD Başkanı George Bush ve yönetimine bilgi verildiği resmen kanıtlandı. Bush yönetiminin, Irak'ta kitle imha silahı ürettiği iddiasına dayanak gösterdiği ve ABD Kongresi'nden Irak'ı işgal etmek için yetki almakta kullandığı istihbarat raporunun gizliliği kaldırıldı. Vice News'ün, CIA'den edindiği raporda yer alan istihbarat birimlerinin değerlendirmesinde, Saddam yönetiminin kitle imha silahı üretme programı yürüttüğü iddialarına ilişkin kilit konularda bilgi eksikliği olduğu vurgulanıyor.
Akşam

Daeş'in Kaynağı Avrupa'nın Tavrı
Düşünce kuruluşu Alman Marshall Fonu'nun düzenlediği Brüksel Forumu'nda "Yeni Terörizm Dalgasıyla Mücadele Etmek" konulu oturumda konuşan AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, bazı katılımcıların İslam ve terörü özdeşleştiren kavramlar kullanmasına tepki gösterdi. Bozkır, "İslami terör ya da İslam devleti gibi ifadeler kullanmak doğru değil çünkü bu şekilde bir şeyleri yanlış ifade ediyoruz ve İslam dünyasının kendisini kötü hissetmesine neden oluyoruz" uyarısında bulundu. Bakan Bozkır, DAEŞ ile mücadelede örgütün 15-30 bin militanını etkisiz hale getirmenin "aspirin tedavisi" olduğunu ve "antibiyotik tedavisinin" bu terörü besleyen kaynakları ortadan kaldırmayı gerektirdiğini söyledi. Bozkır "Kaynak, büyük ölçüde, çok sayıda insanın kendini öteki hissettiği Avrupa. Eğer Avrupa daha kapsayıcı olursa ve diğer dinlere ve etnik gruplara kapıları kapatmazsa bu insanların geleceğe umutla bakmalarını sağlarsa antibiyotik tedavisi yapmış olur" dedi.
Akşam

POLİTİKA
Başınıza Yıkarız
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Nevruz Bayramı'nda düzenlenen MHP 11. Olağan Büyük Kurultayı'nda yaptığı konuşmada "AKP-PKK koalisyonu, Nevruz'u bölücülüğün günü haline getirmektedir. Nevruz kirletilmekte, hain pazarlıklara paravan yapılmaktadır. Türkiye'yi bölmek için yola çıkan hıyanet cephesini buradan uyarıyoruz. Hain hesapları, sinsi tuzakları Erdoğan, Davutoğlu ve militanlarının başına yıkarız" dedi. Bahçeli, Arena Spor Salonu'nda dün düzenlenen Kurultay'da özetle şunları söyledi: "Vatan nedir bilmeyen, ruhsatlı Türk düşmanlarının Çanakkale edebiyatı yapması kirli sicillerini aklamaya yetmeyecektir. Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu'nu havaya uçurup korkakça kaçanların, Çanakkale kahramanlarından bahsetmeleri yüzsüzlüğün zirvesidir. Serok Ahmet'e göre vatan kaybı başarıdır. 17-25 Erdoğan'a göre toprak kaybı kutlanması gereken bir zaferdir. Bunlar Çanakkale'de olsalardı, tek kurşun atmadan vatanı teslim ederdi. Milli Mücadele yıllarında yaşalardı, işgalcilere bin takla atar, bayraklarını sevinçle sallarlardı. Bunlar Damat Ferit'e bile rahmet okutur, Ali Kemal'i bile aratırlardı. Zira bunlarda milli namus yoktur, milli haysiyet kadavra halindedir. Recep Tayyip Erdoğan'ın zalimlere hizmet ettiği çok açıktır. Türk kültürünün eşsiz bir veçhesi olan Nevruz Bayramı'nın kimler tarafından kundaklandığı ortadadır. AKP-PKK koalisyonu, Nevruz'u bölücülüğün günü haline getirmektedir. Biz bugün buradayız ve Nevruz'da 11. Olağan Büyük Kurultayımızı yapıyoruz. Ne var ki, Diyarbakır'da ihanet mektupları okunmaktadır. Türkiye'nin kuyusu kazılmaktadır. Nevruz kirletilmekte, hain pazarlıklara paravan yapılmaktadır. Ne ibretliktir ki, bölücü hainler Nevruz Bayramı'nı da sahiplenmektedir. AKP de bu şirrete payanda oluyor. PKK'nın siyasi kolu, AKP'nin klonlanmış ve kopyalanmış hali BDP, gün aşırı İmralı'dadır. Ankara-İmralı- Kandil arasında ihanet mesaisi vızır vızır işlemektedir. Türkiye pazarlık masasındadır. Türk Milleti böylesi bir çürümüş iktidarı hiç görmemiştir. 10 maddelik 'Bölünme Manifestosu' ile ihanet resmiyet kazanmıştır. Ortak açıklamayla AKP ile PKK eşitlenmiştir. İmralı canisinin dikte ettiği bu 10 madde, Türkiye'nin bölünmesinin yol haritasıdır. AKP hükümeti, Türkiye'nin bölünmesi için PKK ile resmi söz kesmiştir. Yeni anayasa, AKP–PKK siyasi birlikteliğinin ihanet sertifikası; Dağ-Ada ve Saray'da ikmal edilmiş eşkıya fermanı olacaktır. Erdoğan'ın başkanlık ihtirasları ile PKK'nın Türkiye'yi bölme emelleri kesişmiştir. 'Meksika Modeli, Türk Tipi Başkanlık' derken 4 parçalı Kürdistan küresel güçlerin teşvikiyle Erdoğan ve Öcalan'a çözülme şartnamesiyle ihale edilmiştir. Erdoğan'ın meydan meydan dolaşarak 'Yeni anayasa için 400 milletvekili' çığırtkanlığı yapmasının arkasında yatan da budur. Şimdi de Öcalan'ın emri doğrultusunda İzleme Heyeti kurulmuştur. 63'lükler arasından bazı yozlaşmış isimler, PKK tayfası olarak yeniden tedavüle çıkmışlardır. Sözde sanatçılar, sözde gazeteciler, Yeşilçam kalıntıları, PKK'nın boğazda demlenen adamları, para içinde yüzen elemanları hangi film fırıldağı çevireceklerdir? Namertler, nankörler, nimet bilmeyenler bize neyi anlatacaklar? BDP'liler 16 kişilik İzleme Heyeti'nin oluşturulduğunu geçtiğimiz günlerde açıklamışlardır. Çözülmeye memur edilmiş, meşrebi ve mizacı bulanık bir başbakan yardımcısı, bunu hemen yalanlamış ve uydurma olduğunu söylemiştir. Çok geçmeden Erdoğan'ın dizinin dibinden ayrılmayan aynı kişi, İzleme Heyeti'nde 5-6 kişinin yer alacağını itiraf ve ifade etmiştir. Erdoğan ise 'İzleme Heyeti'nden haberim yok' demektedir. Siz bakmayın Erdoğan'ın bu kaçak güreşmesine, siz inanmayın sahte sözlerine. Erdoğan'ın izni ve icazeti olmadan PKK heyeti kurulmaz, kurulamaz. Doğu'da Kürt sorunu yaygarası koparan, Batı'da 'Ne Kürt sorunu kardeşim' diyen bu Erdoğan'dır. Mısır'da İhvancı, Erbil'de peşmergeci, İmralı'da peşkirci, Brüksel'de AB'ci, ABD'de BOP'çu, tarihte mandacı, Erivan'da diasporacı, Moskova'da Şangay'cı, Kıbrıs'ta Rum'cu, Kandil'de işbirlikçi, Ankara'da 36 etnik tetikçi aynı kişidir. Erdoğan her şey olmuştur, her şeye gönül vermiştir ama bir tek Türk olamamış, bir tek Türklüğü içine sindirememiştir. Erdoğan devamlı çark etmektedir. Türk ordusuna alçakça kumpas kurulurken suç ortaklığı yapan, darbe davalarının savcısıyım diye ortaya çıkan Erdoğan'ın, şimdilerde 'Aldatıldık, yanıltıldık' sözleriyle pişmanlık duyması, münafıklık ve ikiyüzlülüktür. Paralel Yapı dedikleri AKP'nin eseridir. 12 yıl birbirlerinin gölgesi ve paraleli olanlar, karanlık bir yolda beraber yürümüşlerdir. Hükümetin, Rektörlük ve güvenlik güçlerinin ihmali ve aymazlığı sonucu Fırat evladımız katledilmiştir. Hepsinin eline Fırat'ın kanı bulaşmıştır. Kimsenin şüphesi olmasın, hesabı bir gün çok ağır bir biçimde sorulacaktır. Bölünme tehlikesi kapıdadır. Sözün bittiği yere gelinmektedir. Bugüne kadar hain tahrikler ve saldırılar karşısında bağrımıza taş bastık, bir kardeş kavgasına sürüklenmemek için azami özen gösterdik. Öfkemizi bastırdık, dişimizi sıktık, sabrettik ve bekledik. Ama şimdi bıçak kemiğe dayanmıştır. Türkiye'yi bölmek için yola çıkan hıyanet cephesini buradan uyarıyoruz: Demokratik meşruiyet anlayışımızı teslimiyetle karıştırmayın. Sorumlu duruşumuzdan meydanı boş sanmayın. Vatan ve millet aşkımızı, Türkiye sevdamızı sınamaya asla kalkışmayın. Hain hesapları, sinsi tuzakları Erdoğan, Davutoğlu ve militanlarının başınıza yıkarız. Milliyetçi Ülkücü Hareket, kutsal vatan için her fedakarlığı göze almıştır. 7 Haziran seçimleri Türkiye'nin kurtuluşu için son şanstır. AKP sandığa gömülmezse, Türkiye'nin geleceği sönecektir. İslam dininin haram ve günah saydığı her kepazeliği yapan ama yine de iman bahsinde mangalda kül bırakmayan din tüccarlarına artık kimse aldanmayacaktır. AKP-BDP-PKK ve küresel şarlatanlara karşı 'Bizimle Yürü Türkiye'."
Hürriyet

Sorumluluk Hükümetindir
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Barış Kenti Kudüs" zirvesinin ardından Erdoğan'ın İzleme Heyeti ile ilgili sözlerine yönelik değerlendirmesinin sorulması üzerine çarpıcı açıklamalar yaptı. Arınç, "Cumhurbaşkanımızın sözlerini yorumlayacak, eleştirecek, eksik veya fazla bulacak bir konumda değiliz. Bunu bir nezaketsizlik olarak kabul ederim" dedi. Altı maddelik Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Sağlanması Kanunu'nun çıktığını anımsatan Arınç, "Kanun neyi öngörmüşse hükümetimiz onu yerine getirecektir. Dolayısıyla Çözüm Süreci konusunda bugüne kadar atılan adımların bir noktası da İzleme Heyeti'nin oluşturulmasıdır. Hükümetimiz bunu faydalı görmektedir. Ülkeyi yöneten hükümettir. Erdoğan, Çözüm Süreci'ni başlatan, bugüne kadar sürdüren kişidir" dedi. Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugün yapılanlardan ve yarın geleceğimiz noktadan Cumhurbaşkanımızın habersiz sayılması mümkün değildir, her şeyi çok iyi bilmektedir ve Başbakanımız haftalık görüşmelerinde, MGK toplantılarında veya ne zaman emretmişse kendisine bilgi sunulmaktadır. MİT Müsteşarı ile görüşmelerinde, Başbakanımız ile görüşmelerinde, Çözüm Süreci'nde aktör olan bakan arkadaşlarımızla görüşmelerinde bu konular kendilerine etraflıca arz edilmektedir. Dolayısıyla bu konuşma, yani 'ben bundan hoşlanmadım' veya 'bu hoşuma gitmedi', 'ben bunu soğuk karşıladım', 'bunu sıcak karşıladım' şeklindeki beyanları kendi hissi beyanlarıdır, kendi düşünceleridir. Hükümetimizin yürüttüğü süreç, sorumluluk olarak hükümetimizin üzerindedir. Bu konuşmaları, kendi özgün düşünceleri olarak kabul edebiliriz ve buna da saygı duyarız ama siz de soruyorsunuz, ben de yapılan yorumlardan, verilen cevaplardan görüyorum ki Cumhurbaşkanımızın bu tür konuşmaları eleştirilere yol açabilir, bu haksız veya haklı eleştiriler sebebiyle Cumhurbaşkanımız üzülebilir, yıpranabilir. Dolayısıyla sadece bu olayda değil, bundan önceki başka olaylarda da Cumhurbaşkanımızın düşüncelerini ekran önünde ifade etmesi ve bununla hükümetimizi belki de eleştiriyor noktaya gelmesi hükümetimizi de elbette yıpratabilir. Dolayısıyla bu konuşmaları, kendi düşünceleri olarak Başbakanımıza doğrudan iletmesi, zaman zaman Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda da toplantılar yaptığımıza göre, hükümetimize yöneltmesi mümkündür. Ama kendi düşüncelerini ekran önünde bir eleştiri olarak getirmesinden ben şahsen, hükümetimiz adına değil ama Cumhurbaşkanımızı çok sevdiğimiz için onun yıpranabileceği düşüncesiyle bunu uygun görmediğimi ifade etmek zorundayım. İzleme Komitesi'ne ihtiyaç olduğunu, bunun faydalı sonuçlar verebileceğini düşünüyoruz hükümet olarak ve uygulamakta kararlıyız. Sadece bu değil, bunun arkasından çok daha önemli yenilikler gelecektir. Bu konuyu da Çözüm Süreci içerisinde yer alan aktörlerle dürüst ve birebir ilişkilerimizi götürmek mecburiyetindeyiz. Mesela eğer konuşma olmasaydı İmralı'dan Nevruz dolayısıyla verilen mesaj acaba nasıl olabilecekti? Ben şimdi o mesajın içerisindeki çok olumlu noktaları düşünerek bunun çok daha iyi olabileceğini, çok daha ileri bir aşamayı hedef gösterebileceğini de tahmin ediyorum. Ancak verilen mesaj bu haliyle bile olumludur, ümit vericidir. Artık silah bırakılması, Türkiye'ye yönelik hiçbir eylem yapılmaması, Türkiye'de kamu düzeninin artık yüzde yüz sağlanması noktasında bu mesajın verilmesini bile Çözüm Süreci'nde hükümetimizin bir başarısı olarak görüyorum." Arınç, "Bu tür konuşmaların akıllarda, kafalarda, zihinlerde bir tereddüt oluşturmaması gerekir. Başbakanımız veya hükümetimiz üzerinde tercihleri farklı olduğu için tepki göstermek yerine, bunların bizzat ifade edilmesinin veya hükümetin sorumluluğunu bilerek, Cumhurbaşkanımızın buna yönelik konuşmalar yapmasının daha doğru olacağını düşünüyorum ve kendisinden bunu
Milliyet

'Süpürge' Yamasıyla Depolayıp Sildiler
Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da aralarında bulunduğu devlet erkanına verilen kriptolu telefonları dinledikleri iddiasıyla 28 kişi hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle hazırladığı fezlekenin ayrıntıları gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcısı Ali Çalık tarafından hazırlanan ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilen Fezlekede, dinlenen telefonlara ait log kayıtlarının nasıl silindiği anlatıldı. TİB'de görevli şüphelilerin, TÜBİTAK'taki şüphelilerden aldıkları kriptolu telefonların IMEI numaralarını TİB'in asıl dinleme sistemine girmeden dinledikleri, "süpürge" isimli bir programın içine TİB'in normal işleyişi dışında olan bir program ekledikleri anlatıldı. Fezlekede, suç tarihinde TÜBİTAK'ta görev yapan şüphelilerin, devletin üst düzey yetkililerine verilen kriptolu telefonların yazılımını yaptığı, yazılımları yapılan kriptolu telefonların TÜBİTAK tarafından teslim edildiği, kriptolu telefonların IMEI numaralarının da TİB'de görevli şüphelilere bildirildiği iddia edildi. TİB'de görevli şüphelilerin, bildirilen IMEI numaralarını, adli ve istihbari tüm dinlemelerin yapıldığı KUBİK ve HİTAP veri tabanına girmeden dinledikleri ve dinlenen kriptolu telefonların ses kayıtlarını başka bir yerde depoladıkları öne sürülen fezlekede, depolanan ses kayıtlarının log kayıtlarının silindiği, ancak TİB'in bilgisayarlarının veri tabanlarında yaptırılan incelemede, silinmiş haldeki bir kısım dosyaların kurtarıldığı kaydedildi. Fezlekede, TİB'de depolanan ses kayıtlarına ilişkin logların nasıl ve kimler tarafından silindiği şu şekilde anlatıldı: "TİB Başkanvekili Osman Nihat Şen, Bilgi Sistemleri Daire Başkanı İlhan Elieyioğlu, Teknik İşletme Daire Başkanı Barış Yaslan, Hukuk İşleri Daire Başkan Vekili Adil Biçer ve Bilgi Sistemleri Daire Başkanlığı Veri Sistemleri Veri Tabanları Koordinatörü Halil Çiçek'in, TİB'de depolananan ses kayıtlarını ve bunlara ilişkin uygulama loglarının silme işlemini gerçekleştirdikleri tespit edilmiştir. Şüpheli Yunus Şahin'in TİB envanterinde bulunmayan ve kullanılmayan programları 'baslh_ history' ve "audit log' arşiv sunucusuna eklediği, şüpheli Ali Osman Tekin'in TİB sistemlerinde kullanılan 'tib_utils. jar' programı parçacığına 26 Nisan 2014'te gerçekleşmek üzere zaman ayarlı olarak zararlı kod parçacığı ekleyerek, yazılım ve uygulamalarının işlem göremez hale gelmesi, silinmesi, değiştirilmesi ve bozulmasına neden olduğu, şüpheli Hamza Demirezen'in yetkili olduğu sunucular üzerinde kendisine ait kullanıcı hesabının 'hash_history' dosyalarını bazı sunuculardan tamamen veya kısmen sildiği, Ali Osman Tekin'in '10.50.36.55 IP' adresli sunucuda yer alan 'süpürge' programı içerisinde TİB'in normal işleyişi dışında olan fazla kod parçacığını eklediği tespit edilmiştir.
Milliyet

'Kardeşlik Türküleri Söyleyelim'
Başbakan Ahmet Davutoğlu eşi Sare Davutoğlu ile birlikte Abdi İpekçi Spor Salonu'nda düzenlenen 'Biz Birlikte Türkiye'yiz Bahar Şöleni'ne katıldı. Törende konuşan Davutoğlu, "Bugün çözüm süreciyle aslında hedef edindiğimiz, çözüm süreciyle gerçekleştirmeye çalıştığımız ana gaye ülkemizin birliği, vatandaşlarımız kardeşliği ve bütün vatanımızın dirliğidir" dedi. "Eski türküleri bir kenara bırakalım. Artık kardeşlik türküleri söyleyelim" diyen Davutoğlu şunları söyledi: Artık sadece muhabbet diliyle konuşalım. Nefreti, nefret kültürünü, şiddeti, silahı ebediyen toprağa gömelim. Gençlerimiz toprağa gömmektense silahları toprağa gömelim. Şehit annelerimizin acısını, Diyarbakır annelerinin acısını, Cumartesi annelerinin acısını ebediyen toprağa gömelim. Bir daha kalkmamak üzere toprağa gömelim. Buradan bir kez daha hükümetimiz adına devletimiz adına kararlılıkla vurguluyorum; çözüm süreci ne pahasına olursa olsun mutlaka başarıya ulaşacaktır. Tekrar önemli bir aşamaya gelmiş olan çözüm sürecinde aynı şeyi söylüyoruz. Gerçekleştirmek istediğimiz şey açıktır. Şiddeti ebediyen toprağa gömüp, bahar gününde muhabbet çiçeklerini gençlerimize kutlu bir mesaj olarak iletmek. Bugün bir partinin Ankara'da başka bir partinin Diyarbakır'da yaptığı gibi sadece bir mahalleye söylemiyoruz. Nevruz bütün halkların bayramıdır diyoruz. Nevruz, Türklerin, Kürtlerin, Acemlerin, bütün kadim halkların bayramıdır diyoruz. 2005'de sayın Cumhurbaşkanımız, Diyarbakır'da konuşma yaptıklarında Türkiye'de birçok demokratik hak yoktu. Orada o konuşmada sayın Cumhurbaşkanımız yeni bir dönemin önünü açtı. Bu ülkede etnik kimliğinden dolayı hiç kimseye ayrımcılık yapılmayacağının net ifadesini ortaya koydu" Kimse taktik manevralarla çözüm sürecini, günlük siyasete alet etmesin. Türkiye'nin batısına, ortasına, kuzeyine giderek bir takım düşmanlıkları körüklemesin. Türkiye'nin doğusuna, Güneydoğusuna giderek 6-7 Ekim olayları gibi yeni şiddet çağrıları yapmasın. İşte bu bahar bayramında, bu güzel günde tekrar tekrar aynı çağrıda bulunuyoruz. Artık yeni şeyler söylemek vaktidir.
Vatan

'Gündem Yıkıldı Muhalefet Sıkıldı'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Denizli'de Çınar Meydanı'nda düzenlenen Toplu Açılış Töreni'ne katıldı. 21 Mart Dünya Ormancılık Günü vesilesiyle Denizli'de oluşturulan 10 bin ağaçlık Cumhurbaşkanlığı Hatıra Ormanı'nın hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, Türkiye'yi 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri yapacaklarını söyledi. "Yakın çevremizdeki özellikle çatışmaları, ekonomimizdeki küçük dalgalanmaları öne sürüp, felaket tellallığı yapıyorlar" diyen Erdoğan şöyle konuştu: "Sizin güzel ifadeleriniz var; Arkideş, memleketin hayrına yaptığınız bir şey yok. Bari milletin önünde dinelmeyin. Zaten buncacık cürmünüz va, onu da böyle yere harcamayın. Seçimlere kalmış şurada 2,5 ay. Ne bir projeleri var ne bir gayretleri Varsa yoksa, 'Cumhurbaşkanı şunu dedi, hükümet bunu yaptı'. Siz ne yapacaksınız? İş oraya gelince, işi hemen o meşhur Denizli türküsüne çeviriyorlar. 'Asmam yıkıldı, suyu sıkıldı. Bugün goca gızı görmedim canım sıkıldı. Rahmetli Özay Gönlüm bunları görse, bu türküyü şöyle söylerdi: 'Gündem yıkıldı, muhalefet sıkıldı. Bugün cumhurbaşkanını görmediler, canları sıkıldı." Konuşmasında 7 Haziran seçimi ve başkanlık sistemine de değinen Erdoğan şunları söyledi: "Cumhurbaşkanı olarak 7 Haziran'da seçime girmiyorum ama Türkiye için hedeflerimi ifade ediyorum.. Biz tribünde seyirci olamayız. Yeni Türkiye'nin inşası için de başkanlık sistemine ihtiyacımız var. Benim milletime teklifim açık, ben şu parti, bu parti için demiyorum, gelin 400 milletvekili verin, bu dönem, bu işi parlamento bitirsin diyorum. Bu mesele başka türlü hallolmayacak. Yeni anayasa konusunda zaten her partinin hazırlığı mevcut. 400 milletvekili. 7 Haziran'da bu mesele de çözüldü mü Türkiye yeni anayasasına kavuşacak demektir." Erdoğan, açılış sonrası valiliğe giderken Doktorlar Caddesi'nde diş hekimi Deniz Demirci, el kol hareketi işareti yaptığı iddiasıyla gözaltına alındı. Muayenehanesinde cumhurbaşkanı koruma polislerince gözaltına alınan Demirci, karakola götürüldü, ifadesi alındıktan sonra bırakıldı.
Vatan


SPOR
Türkiye Basketbol Ligi 23. hafta mücadelesinde Beşiktaş Integral Forex, İstanbul Büyükşehir Belediyesi karşısında büyük bölümünü geride götürdüğü maçı uzatmada 81-77 kazandı, rahat bir nefes aldı. Ev sahibi maça hızlı başladı, Stephason ile boyalı alanı iyi kullandı, ilk periyodu 23-15 önde kapadı. İkinci yarıda Markota ile etkili hücum performansını devam ettiren ve 26-17'de farkı 9'a yükselten Belediye, Reynolds'ı durduramasa da devre sonunda da 35-31 üstün olan taraftı. Vujacic ve Jenkins'in üçlükleriyle arayı açan ve son çeyreğe 53-48 galip giren Belediye karşısında, Kerem'in oyun kurucu oynadığı bölümde 2 numaraya geçen ve sayılarıyla takımını ayakta tutan Reynolds, bir kez daha sahne aldı, farkı 1 sayıya indirdi. Jenkins ile dışarıdan skor bulmayı sürdüren ev sahibi 38. dakikada 69-62 yaptı. Reynolds'ın basket sonrası, rakip topu oyuna sokarken çaldığı top ve Kerem'in sayısı 71-71'de denge getirirken, önce Johnson, Vujacic'i blokladı, daha sonra Reynolds boş turnikeyi kaçırdı, normal süre berabere tamamlandı. Uzatmada iyi savunma yapan Beşiktaş maçı kazandı.
Milliyet

Trabzonspor'da olağanüstü kongre kapıya dayandı. Yargıtay'ın yerel mahkemenin kararını onaylaması ile süreç başladı. Yönetim karar düzeltme talebinde bulunacak. Buradan netice çıkmazsa yazılı karar kulübe geldiği andan itibaren yönetim 45 gün içerisinde kongre kararı almak zorunda. Bu durumda kongrenin mayıs-haziran döneminde yapılması bekleniyor. Yönetim kongre yapmazsa Dernekler Kanunu hükümleri devreye girecek. Yani kulübe kayyum atanacak. Ancak Yargıtay'ın kararı sonrası genel kurul yapılması bekleniyor. Sebahattin Çakıroğlu başkan adaylığını daha önce açıklamıştı. Celil Hekimoğlu ve Emin Kahraman da aday olduklarını ifade ettiler. Son açıklamayı ise Metin Atasoy yaptı. Son kongrede 723 oyla önemli bir başarı sağlayan Atasoy, başkan olma arzusunun hiç bir zaman bitmeyeceğini belirtirken, "Öncelikle benim aday olma ve başkanlık onurunu yaşama arzumda eksilme olamayacağı; aksine katkımın olacağına inandığım anda, sorumluluktan kaçamayacağım sadece duygularımın değil aklımın da gereğidir" dedi.
Star

G.Saray, Kasımpaşa'yı yıktı: 2-3. 14'te Umut Bulut çıkardı, Yasin vurdu top üst direkte patladı. 15'te Adem karşı karşıya pozisyonda vurdu, Muslera gole izin vermedi. 16'da Adem indirdi, Hakan'dan seken topa Castro vurup fileleri havalandırdı: 1-0. 30'da Olcan topu kontrol edemeyince mutlak bir pozisyon kaçtı. 33'de Sneijder vurdu, Ertaç'ta kaldı. 37'de Tunay'ın çaprazdan şutunda top üstten dışarı çıktı. 42'de Scarione'nin pasında Tunay gelişine vurup topu ağlara yolladı: 2-0. 45'te Sneijder nefis vurdu, Ertaç kornere çeldi. 49'da Burak'ın topuk pasında Umut vurdu, top üstten dışarı gitti. 50'da Castro'nun şutunda top defanstan kornere çıktı. 51'de Adem'in kafa şutunda Muslera'nın çeldiği top üst direkten geri geldi. 52'de Yasin'in ortasında defanstan seken topu Selçuk ağlara gönderdi: 2-1. 55'te defansın arkasına sarkan Yasin'in ortasında Umut Bulut affetmedi: 2-2. 62'de Veysel karşı karşıya pozisyonda topu Muslera'ya teslim etti. 65'te Umut ortaladı, Burak kafayla topu ağlara yolladı: 2-3. 80'da Babel ceza alanı dışından kaleyi yokladı ancak top üstten dışarı gitti.
Star

G.Saray Teknik Direktörü Hamzaoğlu, Abdurrahim Albayrak'ın fenalaşmasıyla ilgili yorum yaparken, kendi halini de dile getirdi: "Tansiyonu çıkmıştı. Düşürdüler. Tekrar çıktı. İnşallah bir şey olmaz. Ondan önemli bir şey yok. Biz de yakında fenalaşacağız. Bizim sorumluluğumuzu kim alacak? Abdurrahim Ağabey'e geçmiş olsun. İnşallah bir daha sıkıntı yaşamaz. Çünkü daha önce de oldu. Fazla sıkıntı yapıyor kendisi. Önemli bir maçtı. Bunun gibi maçları bundan sonra da yaşacağız belki ama bizimle beraber diğer takımlar da yaşayacaklar Oyuncularımızın ilk yarıda golü yedikten sonra dağılmamaları gerekiyordu. Biz de kenardan müdahale edemedik. Sesimizi sahaya duyuramadık. Mecburen devre arasını beklemek zorunda kaldık. Ne yapmamız gerektiğini konuştuk. Kendi başına koşan oyuncular vardı. Herkes elinden geleni yapmaya çalışıyordu ama bireysel olarak yapmaya çalışıyordu. Aynı şeyi düşünüp, birlikte hareket etmemiz gerektiğini, neler yapmamız gerektiğini konuştuk devre arasında. 2. yarıda uyguladılar bunu. Sahada inandılar, teslim olmadılar."
Akşam
      
--
Yeni Toplum Dergisi - yenitoplumdergisi@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme