23 Mart 2015 Pazartesi

23.03.2015 Genel Gündem


23.03.2015

GÜNDEM

7 Yıldır Komada Olan Binbaşı Şehit Düştü
Erzincan'da PKK'nın 2008'de gerçekleştirdiği ve 9 askeri şehit ettiği mayınlı saldırıda ağır yaralanan Jandarma Binbaşı Yılmaz Tankül (40), 7 yıldır yoğun bakım ünitesinde tedavi gördüğü GATA'da önceki gün şehit oldu. Erzincan'ın Kemah İlçesi Sarıyazı köyüne gelen teröristlerin erzak alıp ayrıldığı ihbarı üzerine Piyade Tabur Komutanlığı ile Kemah İlçe Jandarma Komutanlığı'na bağlı birlikler, 11 Ağustos 2008 sabahı bölgeye gitmişti. Köylülerle görüşüp bilgi alan Tabur Komutanı Kurmay Yarbay Mikdat Şamdancı ile Kemah İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Yılmaz Tankül'ün de yer aldığı askeri birlik dönüş yolunda teröristlerce döşenen uzaktan kumandalı mayın patlatılmıştı. Saldırıda Kurmay Yarbay Mikdat Şamdancı, Uzman Jandarma Çavuş Selim Kabataş, Uzman Jandarma Çavuş Gökhan Kuvat, jandarma erler Aydın Emer, Önder Muratoğlu, Adem Bilaloğlu, Murat Atsen, Abdurrahman Bolat ve Barış Demir şehit olurken, o dönemde Yüzbaşı rütbesinde olan Yılmaz Tankül ile jandarma er Ali Üzüm yaralanmıştı. Ankara'ya götürülerek GATA'da yoğun bakımda tedavi altına alınan Yüzbaşı Tankül, komadayken Binbaşı rütbesine yükselmişti. Binbaşı üniformasını hiç giyemeyen ve yaklaşık 7 yıldır yoğun bakım ünitesinde tedavisi süren Tankül'ün durumu önceki gün ağırlaştı. Müdahalelere rağmen kurtarılamayan Tankül dün şehit oldu. Genelkurmay Başkanlığı resmi internet sitesinde Binbaşı Yılmaz Tankül'ün şehit olmasıyla ilgili Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel'in başsağlığı mesajı yayımlandı. Şehit Binbaşı Yılmaz Tankül'ün cenazesi dün uçakla memleketi Afyonkarahisar'a getirildi. Sultandağı ilçesine bağlı Yakasenek köyündeki cenaze töreninde gözyaşları sel oldu. Şehidin eşi Halime Tankül, kızı Beyza ve oğlu Burak Eren Tankül töreni gözyaşları içinde takip etti. Yılmaz Tankül'ün ailesinin üçüncü şehidi olduğu belirtildi. Şehidin merhum annesi Pakize Tankül'ün dedesi Ali Tankül ile baba Mehmet Tankül'ün dedesi Mehmet Tankül'ün Çanakkale Savaşları'nda şehit olduğu öğrenildi. Eşi ve kızının da saf tuttuğu cenaze namazının ardından Tankül köy mezarlığında taprağa verildi.
Milliyet


Hdp'ye Destek Mesajı
Avrupa'da yaşayan Türk vatandaşlarının hazırladığı Avrupa Postası'na konuşan Tekin, "Avrupa Alevi Birlikleri Fefederasyonu (AABF) seçimlerde HDP'yi destekleyeceklerini ve bir milletvekili kontenjanı verildiğini açıkladı. CHP'nin seçimlerde Avrupa'da yaşayan adaylara yönelik bir kontenjanı var mı? sorusu üzerine şunları söyledi: "AABF'nin ve diğer Alevi örgütlerin kararlarına saygımız büyüktür. Bizler çoğunluğun demokrasisini değil, çoğulcu demokrasiyi tarihimiz boyunca savunduk. Bu nedenle, HDP'nin güçlenmesi, özgürlükten ve eşitlikten yana olan örgütlerin temsilcilerini Meclis'e taşıması bizleri ancak mutlu eder. CHP olarak adaylarımızın büyük çoğunluğunu ön seçimle belirleme kararı aldık. Ön seçim demek; CHP'nin savunduğu değerleri benimsemiş, gerek Avrupa'dan gerek Türkiye'den her adaya kapımız açık demektir."
Vatan

Davullu Zurnalı Nevruz Coşkusu
Yurdun dört bir yanında kutlanan nevruz renkli görüntülere sahne oldu. Çok sayıda vatandaş kutlamalarda bir araya geldi. İstanbul'daki nevruz kutlamalarının adresi Zeytinburnu Kazlıçeşme Meydanı oldu. Sabah erken saatlerinde polis, alanı bariyerlerle çevirdi. Ekipler, TOMA (Toplumsal Müdahale Aracı) araçlarını alanda hazır bekletti. Diyarbakır'da, yüz binlerce kişinin katıldığı tarihi Nevruz kutlamasında ise ilk kez havadan görüntüleme aracı 'Dron' kullanıldı. Demokratik Toplum Kongresi (DTK) tarafından alınan araç 900 metre yüksekliğe çıktı. Kutlama alanının havadan görüntü ve fotoğraflarını çeken Dron, kutlamanın kuş bakışı görüntülerini kaydetti. Dron havada yaklaşık 25 dakika kaldı.
Akşam

EKONOMİ

Gram Altın 96, 5795-96, 5806
ABD Doları 2, 5795-2, 5806/ 
Euro 2, 7830-2, 7861/ 
İngiliz Sterlini 3, 8473-3, 8498


Fıtch Bir Gece Ansızın Gelebilir
Kredi dereceleme kuruluşu Fitch'in cuma gecesi açıkladığı Türkiye'nin kredi not görünümü değerlendirmesi, ülkemizde yaşanan ekonomik durgunluğun ve politik krizin tescili bir bakıma. Notun düşme potansiyeli politikadan, yükselme potansiyeli reform ve düşük enflasyondan geçiyor. Fitch'in her yıl yaptığı değerlendirmenin iki belirgin açısı var; biri, yaşanan politik gelişmelerin not düşüşüne yol açabilecek önemli üç potansiyel faktörden ikisi haline gelmiş olması. Diğeri ise potansiyel olarak not artışına yol açacak ve bununla Türkiye'nin daha ucuza borçlanmasına kapı açacak olan işlerin arasında enflasyonu düşürmenin ve reformların yine sayılmış olması. Fitch, durağan olan görünümde hiç değişikliği yapmadan hemen not indirimine neden olacak üç olumsuz unsur arasında bu yıl, iki politik ve yönetişim sorununa işaret ediyor. Biri, küresel yatırımcının risk iştahında dalgalanmalara karşı ekonomik tamponlarını zayıflatan unsurların; politika itibarı ve uyumundaki erozyonun devam etmesi. Bunun bugünkü adı; eski itibarından eser yok ve kötüye gidiyor. Beştepe ayrı, hükümet ayrı, işini yapması beklenen Merkez Bankası ve BDDK gibi kurumlar ayrı yerde. Diğeri ise giderek değişken politika oluşturulmasına yol açan, kamusal etkinliği azaltan ve aynı zamanda görece zayıf bir iş ortamına neden olan temel kamu kurumlarının kalitesindeki bozulma. Bunun bugünkü adı da; kurallar ve kurumların işlemiyor olması, keyfi yönetim demek. Bu iki unsurun yaşadığımız politik krizin, güçler ayrılığının fiilen işlemez hale gelmesinin, kurumların ve kuralların çökmesi ile yakından ilgisi var. Fitch'in işaret ettiği; bunların ekonomik işleyişe, pratiğe belirgin biçimde yansıması halinde hiç beklemeden notun indirilebileceğidir. Son yaşananlarla ilgili durum saptaması da Fitch'in metnine girmiş. Hükümet iç kamuoyuna son bir ayda yaşanan 'kur artışının pariteden olduğu' hikâyesini anlatıyor; hatta 'art niyetli kredi dereceleme kuruluşları hakkımızda olumsuz değerlendirme yazıyor' da diyebilir. Ancak Hazine'nin para ödeyerek kredi dereceleme notu ve değerlendirme istediği kuruluş olan Fitch, açık biçimde şunu yazmış; 'Türkiye'de politika tutarlılığı ve itibarının, aynı kredi notuna sahip grupta yer alan ülkelere göre daha zayıf olduğu dikkate alınıyor. Faiz indirimlerinin hızlandırılması yönünde Merkez Bankası üzerindeki politik baskı, düşük petrol fiyatlarının olumlu etki ile küçülen cari açığı maskeledi ve TL dolara karşı yılbaşına göre yüzde 10 düştü'. Başbakan Davutoğlu'nun bu aybaşında New York'ta yatırımcılarla yaptığı toplantılardan birinde, bir kadın fon yöneticisinin sorduğu art arda sorularıyla Başbakan'ı epeyce terlettiğini anlattı kaynağım. Sorular da Beştepe'nin Merkez Bankası üzerinde kurduğu faiz baskısı ve hükümetin ekonomi politikasının nerede durduğu üzerineymiş.
Hürriyet

Şirketlere 'Tasarım' Destekleri Geliyor
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından İzmir'de gerçekleştirilen bu yılın ilk 'İnovasyon Haftası' etkinliği, yoğun katılımla gerçekleşti. Ar-Ge, tasarım, inovasyon ve markanın Türkiye'nin ihracatı açısından oldukça önemli olduğunu anlatan TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, yaptıkları etkinliklerle bu alanlardaki bilinci geliştirmek istediklerini belirtti. Ar- Ge destekleri konusunda iyi bir mesafe kaydettiklerini ifade eden Büyükekşi, şimdi tasarımda da benzer desteklerin verileceğini açıkladı. Büyükekşi, "Şirketlere tasarım merkezleri konusunda önemli destekler verilecek. Ekonomi Bakanlığı da bunu destekliyor" dedi. Turkey Discover the Potential logosu ile ilgili çalışmalara hız vereceklerini dile getiren Büyükekşi, logonun yurt dışındaki tanıtımı ile ilgili çalışmalara başladıklarını, yıllık bütçe oluşturacaklarını söyledi. Yurt dışında hangi ülkelerde ve hangi mecralarda tanıtım yapacakları konusunda çalışma yürüttüklerini kaydeden Büyükekşi, 1 ay içerisinde bu alanda faaliyetlere başlayacaklarını aktardı. Logo tanıtımı konusunda benzerlerinden tamamen ayrı bir proje yürüttüklerinin altını çizen Büyükekşi, şöyle konuştu: "Bu bütçe ile hangi ülkelerde, ne yapacağımıza karar vereceğiz. Tv reklamlarından gazete ilanlarından o ülkedeki fiyat faaliyetlerine kadar planlamalar yapacağız. Her ülkeye ayrı bir hedefle gireceğiz. Bir ülkede turizm ilanları verirken bir diğerinde Türkiye'deki eğitimi ön plana çıkartacağız. Bir diğerinde ise Türkiye'deki yatırım olanaklarını anlatan ilanlar vereceğiz." Büyükekşi, ayrıca yurt dışında 20 bin Türk markası hedefleri olduğunu kaydetti. Türk malı kalitesinin Avrupa, ancak fiyatının Çin fiyatı olmasının ve bununla övünülmesinin yanlış olduğunu belirten Büyükekşi, "Bu tutum yanlış. Biz demeliyiz ki, 'Kalitemiz Avrupa standartlarıyla yarışır, fiyatlarımız da Türk fiyatıdır.' Ancak böyle hedeflere ulaşabilir" diye konuştu. Büyükekşi, Çin'de 3-4 dolar olan bir ürünün Türkiye'de 7-8 dolar olması gerektiğini kaydetti.
Türkiye

Mucit Teşviki Geliyor
Maliye Bakanlığı, Ar-Ge (araştırma ve geliştirme) yapan veya yazılım geliştirenlerden, bu faaliyetleri sonucunda ortaya koydukları buluşları satması, kiralaması veya devretmesi durumlarında Katma Değer Vergisi (KDV) almayacak. Buradan elde edilen kazançların yarısı ise kurumlar ve gelir vergisinden istisna tutulacak. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, her alanda Ar-Ge ve yenilik ile yazılım faaliyetleri yürütenleri desteklemeye devam ettiklerini bildirdi. Bu faaliyetlerin, gerek katma değeri yüksek üretimin artması, gerek markalaşmanın sağlanması, gerekse de ihracatı artırarak, cari açığa çözüm olması açısından son derece önemli olduğunu vurgulayan Şimşek, yapılmayanı yapan, yüksek katma değerli ekonomiye geçişi hızlandıranlara desteklerinin süreceğini ifade etti. Bu desteklerle Türkiye'nin uluslararası rekabetçiliğinin artacağına dikkati çeken Şimşek, şunları kaydetti: "2014 Şubat'ta yürürlüğe giren kanunla, ortaya yeni şeyler koyan, kaliteli işler yapan vatandaşlarımızı desteklemeyi amaçladık. Bu kanunla, Ar-Ge yapan veya yazılım geliştirenlerden, ortaya koydukları buluşları satması, kiralaması, devretmesi durumlarında KDV alınmaması ve buradan elde edilen kazançların yarısının kurumlar ve gelir vergisinden istisna tutulmasını sağladık. Şimdi ise geçen yıl kanunla yaptığımız düzenlemenin hayata geçmesi için gereken tebliğ hazırlandı. Bu tebliğ, söz konusu kanunun nasıl uygulanacağını ortaya koyuyor . Tebliğin yürürlüğe girmesiyle mucitlerimiz, elde ettikleri kazançlarda ciddi bir vergi avantajına sahip olacak." Türkiye'nin 2023 hedefleri doğrultusunda, üretim ve ihracatın yüksek katma değerli bir yapıya kavuşması gerektiğinin altını çizen Şimşek, ülkedeki Ar-Ge harcamalarının son 10 yılda önemli oranda arttığını söyledi. Buna karşın, patent, markalaşma ve ticarileştirme konularında ilerleme ihtiyacının devam ettiğine işaret eden Şimşek, bunu sağlamak için de hükümet olarak çeşitli tedbirler aldıklarını ifade etti. Şimşek, istisnadan yararlanacaklarda, ilgili faaliyetleri Türkiye'de yapmaları şartı arayacaklarını kaydetti.
Milliyet

İki Petrol Devi Daha Karadeniz'e Geliyor
Petrol ve doğalgaz arama faaliyetlerini artıran Türkiye enerji şirketlerinin radarına girdi. Shell ve Malezyalı Petronas'ın ardından iki dünya enerji devi daha Karadeniz'e petrol ve doğalgaz aramak için geliyor. Avusturya enerji devi OMV Türkiye'ye gelmek için gün sayarken, ABD'li Exxon'un da Shell'in arama sonuçlarının ardından geleceği öğrenildi. Edinilen bilgilere göre her iki şirket de Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ile ortaklık formülü üzerinde duruyor. Hem petrol hem de doğalgaz araması gerçekleştirilmesi planlanıyor. Petrol Ofisi'ni de bünyesinde bulunduran OMV şirketinin Romanya'da çalışma yürüttüğünü ifade eden enerji yönetiminden üst düzey bir yetkili "Şile'nin doğusunda Orta Karadeniz'e yakın bir bölgede de yatırım yapmayı planlıyorlar. Sondaj çalışmalarından gelecek haberlerin ardından rezervin ekonomik olmasıyla birlikte yatırım gerçekleşir" diye konuştu. Daha önce Güneydoğu Anadolu ve Trakya Bölgeleri'nde arama faaliyetleri için TPAO ile görüşen Exxon Mobil'in Shell'in sondajından elde edilecek sonuçlara göre hareket edeceği ifade ediliyor. Yatırım miktarı ise henüz netlik kazanmış değil. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'ndan edinilen bilgilere göre Shell'in Şile'deki sondaj çalışmalarının tamamı 6 bin 440 metre. 5 pakette rezerv test edilecek. İlk etapta 2 bin 200 metre derinliğe inilmesi planlanıyor. 2016 yılı için planlanan Karadeniz'deki petrol arama faaliyeti bu yıl başlarken, dünyanın önde gelen enerji şirketleri de bölgeyi mercek altına almış durumda. Shell'in arama gemisi Şile'nin 100 kilometre açıklarında petrol ve gaz arayacak. 200 milyon doların üzerinde olacak yatırımla 2 bin 200 metre derinliğe kadar inilecek. Barbaros Hayreddin Paşa gemisi burada 2013 yılında sismik çalışma yapmıştı. Çalışmada petrol ve gaza ilişkin jeolojik yapı tespit edilmişti.
Star

'Okulunu Yarı Yolda Bırakan Kızlar' Kategorisinde Ab Şampiyonu Olduk
Avrupa Komisyonu'nun 'Avrupa'da Eğitimi Erken Terk Durumu Raporu' Türkiye'nin yapılan tüm kampanyalara rağmen kız çocuklarının eğitiminde yeterli başarıyı sağlayamadığını ortaya koydu. Rapora göre Türkiye'de kız öğrencilerin yüzde 40'ı eğitimi erken terk ediyor. Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Avrupa Komisyonu'nun raporundan derlediği verilere göre, 2013'te Türkiye'de kız öğrencilerin yüzde 39,9'u lise ve dolayısıyla yükseköğrenim aşamalarına geçemeden eğitim sürecini terk etti ya da bırakmak zorunda kaldı. Eğitimin ileri aşamalarına devam edemeyen bu gençlerin büyük çoğunluğu iş bulmakta da zorlanıyor. Türkiye erkek öğrenciler açısından da umut vermiyor. Kız öğrencilere göre daha avantajlı olsalar da erkek öğrencilerde de mevcut durum korkutucu. Erkek öğrenciler de yüzde 35 olan terk oranıyla Türkiye açık ara Avrupa birincisi olarak öne çıkıyor. Eğitimi erken terk etme oranında Türkiye'nin ardından ikinci olan İspanya'da bile kız çocukların eğitimi erken terk oranı, Türkiye'nin oranına kıyasla 20 puan daha düşük. AB-28 ortalaması ise yüzde 10.2 ile Türkiye'nin dörtte biri düzeyinde. Kız öğrencilerin eğitimi erken terk oranı yüzde 2.6 ile en düşük Slovenya'da kaydedildi. Türkiye'de kız öğrenciler erkek öğrencilere göre eğitim açısından dezavantajlı durumundayken Avrupa ülkelerinde ise tam tersi yaşanıyor. Bulgaristan ve Çek Cumhuriyeti hariç Avrupa ülkelerinin tümünde erkek öğrenciler okulu daha erken bırakıyor. 28 üyeli AB'de 18-24 yaş aralığındaki, ortaokul diploması ile yetinmek zorunda kalan genç erkeklerin ortalaması yüzde 13,6 olurken, kızlarda bu oran yüzde 10.2 düzeyinde bulunuyor.
Vatan

Türkiye A.Ş. Modeli Ekonomiyi Uçurur
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Bir iş adamı gibi bu ülkenin yönetilmesini istemez misiniz? Benim derdim, bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa Türkiye de öyle yönetilmelidir" sözlerine iş dünyasından tam destek geldi. Bürokratik engellerin Türkiye'nin ayağında pranga olduğuna vurgu yapan iş dünyası "Bunu aşmanın en önemli yolu şirketlerde olduğu gibi hızlı karar alma mekanizması yani Başkanlık sistemidir" diyor. Bu konuda bürokratik engellere dikkat çeken Atlasjet Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ersoy, "Hızlı karar alamıyoruz. Başbakan'ın talimatının gerçekleşmesi bile bir hayli zaman ve emek gerektiriyor. Bu da hızlı olanın kazandığı günümüzde hepimize kaybettiriyor" dedi. Ersoy, şunları kaydetti: "Bizler şirket yönetirken birimlerin başındaki yöneticileri performansına göre değerlendiriyoruz. Başarısız yöneticileri eliyoruz. Anonim şirketlerinde şirketin yönetim kurulunun oy çokluğuyla karar alınıyor ve hızlıca hayata geçiriliyor. Bunu ülke yönetiminde de başarabilirlerse ayakta alkışlarız." Ülkenin her biriminin tıpkı şirketlerdeki gibi profesyonel yöneticiler tarafından idare edilmesinin başarıyı artıracağını dile getiren İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, Türkiye'nin bu konuda Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ülkelerini örnek alabileceğini söyledi. Dubai, Katar, Abu Dabi gibi emirliklerin şirket gibi yönetildiğini hatırlatan Akyüz, "Ortadoğu'da gelişmiş emirliklere baktığımızda şirket gibi yönetildiğini görüyoruz. Bu ülkelerde eğer bir birimin toplumun faydası olmadığı görülüyorsa daha kar getiren başka birimler kuruluyor. Biz şirketimizi yönetirken oğlumuz bile olsa başarılı değilse onu yönetimde tutmuyoruz. Ülke yönetiminde de başarılı isimler tutulacak. Böylece çok daha verimli yönetilebiliyor" dedi.
Akşam

DÜNYA

Sessiz Diye Tercih Edilmiş
ABD'nin, Adana'daki İncirlik Üssü'ne füze yüklü İnsansız Hava Aracı (İHA) Predator konuşlandırılması talebini Türk tarafına aktarırken ilginç bir gerekçe gösterdiği ortaya çıktı. Hürriyet, ABD Merkezi Kuvvetler Komutanı (CENTCOM) Orgeneral Lloyd Austin'in 11 Mart'ta Genelkurmay Karargâhı'nda Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Genelkurmay Harekât Başkanı Korgeneral Erdal Öztürk ve istihbarat başkanlığı yetkilileriyle yaptığı görüşmenin ayrıntılarına ulaştı. Edinilen bilgiye göre, Orgeneral Austin, olası bir Musul operasyonunda IŞİD'in hem Irak hem de Suriye'deki kritik mevzilerine yönelik hava operasyonlarının örgütün moral ve motivasyonunu bozmak için son derece önemli olduğunu söyledi. Koalisyon güçlerinin IŞİD mevzilerine yönelik hava operasyonlarında çoğunlukla F-16'ların kullanıldığını belirten Austin, yaptıkları tespitler ve yerel istihbarat kaynaklarından aldıkları bilgiler doğrultusunda IŞİD militanlarının F-16'ların çıkardığı ses nedeniyle bulundukları bölgelerden kaçmaya başladıklarını, bundan dolayı örgüte istenilen düzeyde kayıp verdirilemediğini savundu. Austin kritik mevzilere "Hellfire (Cehennem Ateşi)" füzesi yüklü sessiz Predator'larla saldırılması için Türkiye'den İncirlik Hava Üssü'nü bu İHA'lara açmasını talep etti. Hükümetin onayından sonra füze yüklü iki Predator'un kısa süre içinde İncirlik'e konuşlanması bekleniyor. Uzunluğu 8.22 metre, kanat açıklığı 14.8 metre olan Predator'lar 2 adet AGM-114 Hellfire füzesiyle yüklü olduğu halde 1020 kilo ağırlıkla havalanabiliyor ve 7 bin 620 metre yüksekliğe kadar çıkabiliyor. ABD'nin Kasım 2011'de Türkiye'nin verdiği izinle Adana'daki İncirlik Hava Üssü'ne yerleştirdiği silahsız dört adet 'Predator' tipi insansız hava aracından (İHA) birinin, 17 Mart'ta Lazkiye'nin kuzeyindeki Bin Hadi bölgesinde Suriye ordusu tarafından düşürüldüğü iddia edilmişti. Suriye'nin resmi haber ajansı SANA "Suriye hava savunması, düşman ABD keşif uçağını kuzey Lazkiye'de düşürdü" iddiasında bulunurken, devlet televizyonunda İHA'nın vurulma anının ve enkazının görüntüleri yayınlanmıştı. Türk askeri kaynaklar düşen ABD'ye ait Predator'un İncirlik'ten silahsız olarak kalktığını doğrulamıştı.
Hürriyet

Husiler Taiz 'de Kontrolü Ele Geçirdi
Geçtiğimiz hafta cuma namazında bir Şii camiine yönelik IŞİD'in üstlendiği intihar saldırıları sonucu yaklaşık 150 kişinin öldüğü Yemen'de, Husiler, ülkenin üçüncü büyük kenti Taiz'de kontrolü ele geçirdi. Taiz Uluslararası Havalimanı'nı ele geçiren, Devlet Başkanı Abdurabbu Mansur Hadi'ye bağlı güçlerle savaşan Husiler, Vadi'l Kadı bölgesinde bulunan yargı binalarında ve kentin başka noktalarında da kontrolü sağladı. Husilerin önceki gün yaklaşık 20 askeri araçla hiçbir direnişle karşılaşmadan Taiz'e girdiği haberleri gelmişti. Taiz, Husilerin kontrolü altındaki başkent Sanaa ile Hadi'nin geçici olarak yönetim merkezi ilan ettiği Aden arasında yer alıyor. Şii Ensarullah Hareketi'nin lideri Abdülmelik el-Husi de El Kaide ve IŞİD'e karşı Husilere seferberlik çağrısı yaptı. Washington, ülkede görev yapmakta olan 100 askerini geri çekti. Askerler, ABD'nin bölgedeki insansız hava aracı (İHA) saldırılarında kritik bir rolü olan el-Anat Üssü'nde görev yapıyordu. ABD'nin bu adımı, El Kaide'nin cuma günü üssün yakınlarındaki el-Huta kentini ele geçirmesinin ardından geldi.
Hürriyet

Tampon Kent Ele Geçirildi
İran destekli Şii mezhepli Husiler dün sabah saatlerinde Taiz Havaalanı ve Vadi'l Kadı bölgesinde bulunan yargı binalarını kontrol altına aldıktan sonra ülkenin üçüncü büyük kenti olan Taiz'ini tamamen ele geçirdi. Yemenli yetkililere göre, devrik Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih Taiz'i ele geçirerek Aden'e ilerleyen Husiler güçlerine destek verdi. Husiler, yaklaşık 20 askeri araçla hiçbir direnişle karşılaşmaksızın Yemen'in güneyindeki Taiz kentine girerken, özel kuvvetlere ait kıyafetler giyen Husilere bağlı yaklaşık 400 kişilik silahlı grup, Sana'dan Taiz Havaalanına getirildi. Silahlı güçler, Aden ve Dali kentlerine doğru ilerlerken Zimar kentini de ele geçirdi. Ülkenin kuzeyindeki başkent Sana ile Yemen'in güneyindeki büyükşehir Aden arasında geçiş noktası konumundaki 615 bin nüfuslu Taiz kenti kuzeyi kontrol eden Husiler ile güneye egemen olan merkezi yönetim ve Sünni aşiretler açısından stratejik önemde. 2014 yılında başkent Sana, Amran ve Hudeyde kentlerini ele geçirerek kuzeyden güneye doğru yayılmacı bir strateji izleyen Husiler Taiz'den sonra, Cumhurbaşkanı Abdurrabbu Mansur Hadi'nin Husilere karşı geçici olarak yönetim merkezi ilan ettiği Aden kentini ele geçirmeyi hedefliyor. Husilerin Taiz'deki varlığını protesto etmek için Özel Kuvvetler Karargahı önünde toplanan göstericilere, Husiler gerçek mermi ve göz yaşartıcı gazla müdahale etti. Müdahale sırasında gerçek mermilerin isabet ettiği 1 kişi öldü, 10 kişi yaralandı. Atılan gazdan etkilenen onlarca kişi de zor anlar geçirdi. Silahlı kişilerin kenti terk etmesini isteyen göstericiler "Bugünden sonra Husilere hayır" şeklinde sloganlar attı. Yemen Cumhurbaşkanı Mansur Hadi'nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni göreve çağıran mektubu üzerine konsey, dün toplanma kararı aldı. Çağrıya ABD'den de destek geldi. Cumhurbaşkanı Hadi, BMGK'ya yazdığı mektupta başkent Sana'nın kontrolünü kazanan Şii Husilerin, "meşru yönetime ve ülkedeki barış ve huzur ortamına zarar vererek Yemen'i böleceğini" ifade etti. Mansur Hadi, BMGK üyesi ülkelere "mümkün olan her yolla bu saldırının durması için acil müdahale çağrısı" yaptı. Olayların bitmek bilmediği ülkede, Cuma günü başkent Sana'da Şiilerin toplandığı iki camiye DEAŞ intihar saldırıları düzenlemişti. 137 kişinin hayatını kaybettiği salrdırıda, 345 kişi de yaralanmıştı.
Star

Danimarka'ya Nükleer Tehdit
Moskova, NATO'nun 2010 yılında aktif hale getirdiği füze savunma kalkanına karşı muhalefetini bir kez daha alevlendirdi. Rusya'nın Kopenhag Büyükelçisi Mikhail Vanin, Danimarka'nın füze kalkanına dahil edilmesi halinde, Moskova'nın 'hedefi' haline geleceğini öne sürdü. Vanin, Jyllands-Posten gazetesi için kaleme aldığı makalede, "Danimarkalıların ABD öncülüğündeki savunma kalkanına dahil olmaları halinde karşılaşacakları sonuçları tam olarak anladıklarını düşünmüyorum. Eğer bu olursa Danimarka savaş gemileri, Rus nükleer füzelerinin hedefi haline gelecek" diye yazdı. Danimarka geçen yaz, kalkan projesine, füzeleri izleme kapasitesi artırılmış radarlarla donatılan bir ya da iki adet fırkateynini dahil etme sözü vermişti. Vanin'in sözleri, Kopenhag yönetiminde tepkiye yol açtı. Dışişleri Bakanı Martin Lidegaard, Vanin'in açıklamasının 'kabul edilemez' olduğunu belirtirken, Büyükelçi'nin 'kırmızı çizgiyi aştığını' söyledi. Parlamento Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Mette Gjerskov da, Vanin'in gereksiz yere Danimarka'yı tehdit ettiğini, çünkü füze kalkanının saldırı değil savunma amaçlı olduğunu, dahası Rusya'yı hedef almadığını ifade etti.
Vatan

Daeş'in 'Tıp Bayramı'
Türkiye üzerinden Suriye'ye giden ve hala haber alınamayan 3 İngiliz kız çocuğunun ardından bu kez tıp öğrencisi 9 İngiliz vatandaşı genç, yine aynı şekilde Suriye'ye gitti. Gençlerin DAEŞ'e bağlı hastanelerde çalıştıkları tahmin ediliyor. İngiliz Guardian gazetesinin haberine göre Sudan'da eğitim gören dördü kadın 9 İngiliz genç tıp öğrencisi 12 Mart'ta İstanbul'a geldi. Ertesi gün otobüsle sınıra giden öğrenciler, daha sonra Suriye'ye geçti. Doktorlardan Lena Maumoon Abdulkadir sınırı geçerken kardeşine WhatsApp'ten "Merak etme, Türkiye'deyiz. Suriye'deki yaralılara yardım etmeye gidiyoruz" mesajı atınca ailesi harekete geçerek derhal Türkiye'ye geldi. Haberde, öğrencilerin aileleriyle görüşen CHP Hatay milletvekili Mehmet Ali Edipoğlu'nun da şu açıklamalarına yer verildi: "Şu anda DAEŞ kontrolündeki Tel Abyad'da olduklarını tahmin ediyoruz. Oradaki çatışmalar çok şiddetli. Tıbbi yardıma ihtiyaç var. Ancak benim ve ailelerin görüşü, bu gençlerin kandırıldığı ve beyinlerinin yıkandığı yönünde."
Akşam

Abd'nin 'İran Ajanları' İstanbul'da
ABD'nin 2006 yılından sonra Türkiye'deki İranlıları izlemek amacıyla İstanbul'da bulunan başkonsoloslukta "İran izleyicileri" adlı bir bölüm açtığı ortaya çıktı. ABD Kongresi Araştırmalar Merkezi tarafından hazırlanan "İran" raporunda yer alan bilgiye göre, "İran İzleyicileri" birimi sadece İstanbul'da değil, Bakü, Frankfurt, Londra ve Aşkabat'ta da kuruldu. ABD, İran dışında yaşayan İranlıları doğrudan izlediğini itiraf ederken raporda, "ABD Dışişleri Bakanlığı 2006'dan bu yana İran'ın çevresindeki ülkelerde Farsça konuşan diplomat sayısını, İranlıların ABD'deki demokrasi programlarına katılımının sağlanması için artırıyor" değerlendirmesi yapılarak şöyle denildi: "İranlı gurbetçi nüfusu barındıran ya da İran'a yakın olan temsilciliklere "İran izleyicileri" pozisyonu eklenmiştir."
Akşam

POLİTİKA

Haberdar Ama Mutabık Değil
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Dolmabahçe'de hükümet ile HDP cephesinin ortak basın toplantısına ve o toplantıda HDP tarafının açıkladığı 10 maddeye gösterdiği tepki tartışılıyor. Erdoğan'ın süreçle ilgili bilgi sahibi olduğu konusunda herkes hemfikir. Ancak Cumhurbaşkanı'na yakın isimlere göre Erdoğan, atılan adımlar konusunda mutabık değil. İşte Dolmabahçe açıklaması ve 10 madde konusunda Saray-Başbakanlık cephesinde yaşananlara dair 10 soru ve 10 yanıt: Dolmabahçe açıklaması ne zaman planlandı? Hükümet ile Kürt cephesinin ortak açıklama yapması, 6-7 Ekim olaylarından sonra revize edilen yol haritasının önemli duraklarından biri olarak tasarlanmıştı. Çözüm çerçeve yasası Meclis'ten çıktıktan sonra atılacak adımdı. Aslında ne zaman açıklanacaktı? 4 Şubat 2015 için planlanıyordu. Kandil'in itirazları nedeniyle bir trafik yaşandı ve 14 ya da 15 Şubat'ta yapılması kararlaştırıldı. Ancak Kandil planları bir kez daha bozdu ve açıklama 24 Şubat'a kaydı. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 2 Mart'ta Bakanlar Kurulu toplantısının ardından, "4 Şubat'ta açıklanması gereken bu 10 madde neden 24 Şubat'ta açıklandı" sorusuyla, açıklamanın planlanan tarihini duyurdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan da 14 Şubat günü Meksika dönüşü, "Doğrusu bu açıklamayı Cuma günü (14 Şubat) bekliyordum. Olmadı. Bugün- yarın böyle bir açıklama gelebilir" sözüyle haberdar olduğunu gösterdi. HDP ile pazarlıkta hükümet, açıklamanın Erdoğan Meksika'dan dönmeden önce yapılmasını tercih etmişti. Açıklama metni değişti mi? Arınç, iki haftalık gecikmenin, içerikle ilgili pazarlıklardan kaynaklandığını ima ederek, metnin yüzde 60'ının değiştiğini açıkladı. HDP lideri Selahattin Demirtaş ise açıklamanın özünün yüzde 100 korunduğunu, içeriğinin yüzde 1 bile değişmediğini söyledi. Toplantının formatı değişti mi? Evet. Başlangıçta, Sırrı Süreyya Önder'in Öcalan'ın açıklamasını okuması, ardından hükümet adına Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'ın mutabık kaldıklarını ifade eden kısa bir konuşma yapması öngörüldü. Ancak son formatta Önder, Kürt cephesinin, Akdoğan hükümetin pozisyonunu ortaya koyan açıklamalar yaptı. İzleme Komisyonu nereden çıktı? Öcalan'ın taleplerinden biri olarak görüşmelerde gündeme geldi. 10 maddenin hayata geçirilmesi için müzakerelerin İmralı'da başlaması öngörülüyordu. İzleme Komisyonu da 'hakem heyet' olarak düşünüldü. Tarafların taahhütlerini ve adımlarını izleyecek olan Komisyon'un bazen İmralı'ya gidip müzakerelere tanıklık etmesi de konuşulmuştu. İzleme Komisyonu'nu kim belirleyecek? Kimler olacak? HDP, Akil İnsanlar Heyeti üzerinden Öcalan'ın bir seçim yapmasını; hükümet ise listeye son şeklini Başbakan'ın vermesini istedi. Akdoğan ile HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan'ın 12 Mart gece yarısına kadar TBMM'de yaptıkları görüşmenin ardından Buldan, 16 kişilik olası heyetin profilini açıkladı. HDP kanadından o gece sadece Kadir İnanır'ın ismi teyit edildi. Akdoğan ise "Bunlar külliyen yalan ve uydurma" çıkışını yaptı. Ancak Akdoğan 17 Mart'ta İmralı Heyeti Ada'ya gidip geldikten sonra heyet çalışmasını doğruladı. Sonrasında Kadir İnanır, Ahmet Taşgetiren, Deniz Ülke Arıboğan ve Avni Özgürel'in isimleri komisyon üyeleri olarak sızdı. Gelişmelerden Cumhurbaşkanı'nın haberi yok muydu? MGK'nın son toplantısı, Dolmabahçe açıklamasından 2 gün sonra, 26 Şubat 2015'te Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda yapılmıştı. Erdoğan başkanlığındaki kurul, Çözüm Süreci'yle ilgili brifing aldı. Erdoğan 9 Mart'ta da Bakanlar Kurulu'na başkanlık etti. Bu toplantıda da süreçte gelinen aşama görüşüldü. Hükümet Sözcüsü Arınç, toplantıdan sonra, "Nisan ayında böyle bir kongrenin toplanacağını ve bu 10 madde içerisinde yer alan hususu gerçekleştireceğini düşünüyoruz" dedi. Ardından 2 devlet günü daha gerçekleşti. Erdoğan hem Başbakan'dan hem MİT Müsteşarı Hakan Fidan'dan bilgi aldı. Fidan, Erdoğan ile en son Nevruz'dan 4 gün önce, 17 Mart'ta görüştü. Erdoğan hükümetle mutabık mı? Bütün veriler, Erdoğan'ın bilgilendirildiğini gösteriyor. Erdoğan'a yakın bir kaynak, Cumhurbaşkanı'nın bütün olup biteni bildiğini ancak mutabık olmadığını söyledi. Erdoğan, Öcalan'ın ve HDP'nin sürekli yeni şartlar koşmasından ve her istediğini elde etmesinden memnun değil. Aynı kaynağa göre, Erdoğan kamuoyu önünde söylediklerinin aynısını ikili görüşmelerde hükümete de iletti ancak hükümet süreci aynı şekilde devam ettirdi ve Erdoğan da Fidan olayında olduğu gibi konuyu kamuoyunun önünde tartışmaya açtı. Milliyetçi oylar için danışıklı dövüş mü? Erdoğan'ı yakından tanıyan herkesin ortak yanıtı "hayır." Cumhurbaşkanı bu tür konularda düşüncesini açıkça ifade eden bir lider. Fidan'ın adaylık süreci de bunu göstermişti. Şimdi ne olacak? Arınç'ın çıkışı, AK Parti'nin gençlerinin tepkisini çekti. Görüştüğümüz AK Partililerin çoğu, "Fidan olayında olduğu gibi Erdoğan'ın dediği olacak" görüşünde. Zaten AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal da komisyonun kurulduğunun henüz deklare edilmediğini, kurulacağının da kesin olmadığını söyleyerek 'geri adım' sinyalini veren ilk AK Partili oldu.
Hürriyet

Bir Mesaj Daha
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 10 maddelik Dolmabahçe açıklamasına "Kabul edilemez" diyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı önceki gün eleştirmişti. Arınç, "Bu beyanları kendi düşünceleridir. Hükümetimizin yürüttüğü süreç sorumluluk olarak hükümetimizin üzerindedir. Habersiz sayılması mümkün değildir Cumhurbaşkanımız her şeyi çok iyi bilmektedir" demişti. Arınç dün yaptığı yeni açıklamayla kendi pozisyonuna 'açıklık' getirdi. Ankara'da Hacı Bayram Konferans Salonu'nda İslam Dünyası Semineri'nden çıkışta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Arınç şöyle konuştu: "Biz her zaman görüşüyoruz. Gazetelerin, basınımızın, 'bir ayrılık mı var, farklılık mı var?' diye sormasını garip karşılamam. Olan bitenler herkesin gözü önünde oluyor ama ben bir hükümet üyesiyim. Benim bir başbakanım var ve bu hükümet 7 aydan beri ülkeyi yönetiyor. İnşallah 2 ay sonra seçimlere gideceğiz ve 7 Haziran'dan sonra da yine Sayın Davutoğlu liderliğindeki hükümetimiz görevine devam edecek. Dolayısıyla ben bir bakan olarak hepimizin başbakanı Sayın Davutoğlu'nu yıpratacak, kamuoyunda yıpranmasına yol açabilecek her türlü tehlikeye karşı savunurum. Çünkü hükümetimiz, partimiz seçime giriyor. Seçime girerken güçlü bir görüntü, güçlü bir hükümet, güçlü bir karar mekanizmasının olmasını halkımız arzu eder ve bilir. Esasen buna gölge düşürmeye de kimsenin hakkı yoktur. Muhalefetin ekmeğine yağ sürecek hiçbir davranışta hiçbirimiz bulunmamalıyız. Ben bunları söyledim genelde herkes tarafından da çok olumlu karşılandı. Bizim Sayın Cumhurbaşkanına sevgimizde, saygımızda hiçbir eksilme olmaz. Yıllardır siyaset arkadaşıyız, 12 yıl başbakanlığımızı yaptı. Çok başarılı bir seçimle de halkımızın seçtiği cumhurbaşkanı oldu. Elbette onun seçimleri, onun gösterdiği yol, verdiği işaret bizim için çok önemlidir. Ama, hükümetimizin de sorumluluğu vardır. Hükümetimizin hem Meclis içerisinde denetime karşı, hem de halka karşı bir sorumluluğu vardır. Ülkeyi yöneten hükümetse, hükümetin alacağı kararlarda, hükümetin yaptığı icraatlarda elbette çok güçlü olması ve bu gücünün de halk tarafından bilinmesi gerekir. Dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanımızın ikazlarına, irşadlarına, önerilerine, tekliflerine, yeri geldiği zaman da eleştirilerine şüphesiz ihtiyacımız var. Ancak eleştirileri mekanizmasının gazetecilere karşı, ekran önünde, itham edercesine veya hükümeti güçsüz göstermek şeklinde bir kısım insanlar tarafından anlaşılabilecek şekilde yanlış anlaşılmalara yol açmaması lazım. Dolayısıyla dünkü konuşmalarımın iyi niyetli bir çaba olarak görülmesini ben şahsen istiyorum. Bazıları farklı anlamış olabilir. Dün bence hükümetimizle Sayın Cumhurbaşkanımızın ilişkilerinin en iyi şekilde süreceği konusunda bir örnek oldu. Herkes çok mutlu olsun, cumhurbaşkanımızı seviyoruz, onun gücünü biliyoruz, onun yapacağı hizmetlerin de farkındayız ama unutmayın bu ülkede bir hükümet var. Ve bu hükümet seçime gidecek, bu hükümet inşallah 7 Haziran'dan sonra da daha güçlü olarak yoluna devam edecek. Bu gücümüzün de herkes tarafından bilinmesi lazım." Birkaç genç milletvekili dışında, AK Parti'nin etkili isimleri başta olmak üzere milletvekilleri gelişmelere karşı pozisyonlarını göstermekten kaçındı. Yaşananlar bugün Çankaya Köşkü'nde yapılacak Bakanlar Kurulu'nda da ele alıncak.
Hürriyet

Aday Listesinde Final Heyecanı
AK Parti'de, 7 Haziran seçimleri için hummalı bir çalışma yürütülürken, gözler Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında bugünden itibaren "liste kampı"na girecek olan A Takımı'na odaklandı. Dün, AK Parti Genel Merkezi'nde Seçim Beyannamesi üzerinde son rötuşları yapan Davutoğlu, bu kez kurmaylarıyla Üst Komisyon toplantılarına başlıyor. Bugünden itibaren iki haftalık süreçte 550 milletvekili adayından oluşacak liste şekillenecek. Alt ve Ara Komisyonlarda yapılan elemelerin ardından, kalbur üstünde kalan isimler arasından son seçimler yapılacak. AK Parti'yi ve Türkiye'yi 2019'a taşıması öngörülen yeni kadro, Anayasa'dan başkanlık sistemine, çözüm sürecinden paralel yapıyla mücadeleye kadar tarihi süreçleri yönetecek isimlerden oluşacak. AK Parti'de bugüne kadar hassas bir eleme süreci işletildi. Aday adaylığı başvuruları sonrası "temayül yoklaması" yapılarak, 6 bin 223 kişi önce teşkilata soruldu. Temayülü geçen aday adayları bu kez Ankara ve İstanbul'da 12 komisyon tarafından tek tek "mülakat"tan geçirildi. Mülakatlar sırasında "kamuoyu araştırmaları" yapılırken, "STK'ların ve kanaat önderlerinin görüşleri" alındı. "Teşkilat tarafından hazırlanan karneler" değerlendirildi. Bu çalışmalar sırasında Genel Başkan Yardımcıları Mustafa Şentop, Süleyman Soylu, Mehmet Ali Şahin ve Genel Sekreter Haluk İpek başkanlığında 4 Ara Komisyon da bir hafta süreyle 2 bine inen aday adaylarını tek tek değerlendirmeye aldı. Komisyonlar, dün itibarıyla raporlarını oluşturarak belirlenen isimleri Üst Komisyon'a sunma noktasına getirdi. Üst Komisyon, hangi isimlerin, nerelerden aday gösterileceğini de belirleyecek. Bülent Arınç, Ali Babacan, Mehmet Ali Şahin, Cemil Çiçek, Haluk İpek gibi isimlerinin de olduğu 68 kişi üç dönem kuralına takıldığı için aday olamayacak.
Akşam


SPOR

Trabzonspor, Akhisar'ı 2 golle geçip, Avrupa iddiasını sürdürdü: 2-0. 10'da Özer'in vuruşu savunmadan sekti, Deniz önüne düşen topa sert vurdu, top direkte patladı. 26'da Mehmet Ekici'nin ceza alanı içine gönderdiği topa, Cardozo topuğuyla dokundu ve takımını öne geçirdi: 1-0. 29'da Aytaç Kara'nın vuruşu auta gitti. 42'de Mehmet Ekici ceza yayının gerisinden vurdu. Emrah'ın müdahale ettiği top direkten döndü. 54'te Mehmet Ekici sert vurdu, kaleci tehlikeyi kornerle savuşturdu. 63'te Bilal'in pasını alan Lua Lua şutunu çekti, kaleci Hakan kornere çeldi. 64'te Lua Lua'nın gol girişimi, autla sonuçlandı. 67'de Özer ortaladı, Fatih'in müdahalesi ile top Deniz'in önüne düştü, onun vuruşu ağlara gitti: 2-0. 71'de Fatih ortasını yaptı, Deniz penaltı noktası üzerinden şutunu çekti ancak kaleci gole izin vermedi. 90+5'te Cardozo'nun vuruşunu Kadir çizgiden çıkarttı.
Star

Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında oynanan derbinin en önemli hikayelerinden biri sakatlıklar oldu. İlk şoku Sarı-Lacivertli takım yaşadı. Gökhan Gönül ısınma hareketleri sırasında sakatlanınca maça başlayamadı. Deneyimli futbolcunun yerine Mehmet Topuz görev yaptı. Derbinin ilk yarısında bir pozisyonda sakatlanan Meireles, Emenike'nin sahayı terk etmesiyle yaşanan olayın ardından 35. dakikada yerini Sow'a bıraktı. Fener'de maçı tamamlayamayan 3. isim Dirk Kuyt oldu. 49. dakikada adalesinde yaşadığı sorun nedeniyle Hollandalı futbolcu oyuna devam edemedi ve yerini Diego'ya bıraktı. Beşiktaş'ta ise ilk sakatlığı kaleci Tolga Zengin yaşadı. 41. dakikada bir topa kafa ile müdahale eden deneyimli eldiven 44. dakikada gözyaşları arasında kenara alındı. Kontroller sonrası sağ arka adalesinde yırtıktan şüphe edilen Tolga'nın sezonu kapatabileceği belirtiliyor. Beşiktaş'ta Cenk Gönen de sakatlığı nedeniyle kadroda yer almadığı için kalan dakikalarda kaleyi genç Günay Güvenç korudu. Beşiktaş'ta sakatlanan son isim Tolgay Arslan oldu. Emre Belözoğlu ile hava topunda kafa kafaya çarpışan genç futbolcu sedyeyle kenara alınırken gözyaşlarını tutamadı. Maçtan sonra Tolga ile hastaneye götürülen Tolgay'ın durumu çekilen beyin tomografisinin sonuçlarına göre netleşecek.
Star

Fenerbahçe, zirve yarışındaki kritik maçta Beşiktaş'ı Saracoğlu'nda devirdi: 1-0. 19'da Alper'in ara pasında Necip'ten seken topu kapan Emenike kaleciyle karşı karşıya kaldı. Ancak topu üstten auta yolladı. 20'de Caner sağda boş durumdaki Kuyt'ı gördü. Onun çaprazdan vuruşu savunmadan kornere çıktı. 21'de Caner ortaladı, Alves'in kafa vuruşu auta çıktı. 40'ta Emenike, Mehmet Topal'a nefis bir pas attı. Bu oyuncunun vuruşu kaleciden döndü. 57'de Alper auta yolladı. 61'de Sosa'nın soldan kullandığı korner atışında Ersan kafayı üstten dışarı vurdu. 68'de Caner'in ortasında topu düzeltip, rakibini ekarte eden Sow'un şutu, kaleci Günay'dan döndü. 79'da Alper'in uzaktan sert şutu auta gitti. 80'de Demba Ba kaleciyle karşı karşıya vurdu, Volkan'dan döndü, Oğuzhan'ın vuruşu üsten auta çıktı. 90+1'de Webo'nun pasında, Sow sert bir vuruşla fileleri sarstı: 1-0
Star

50. Avrupa Karate Şampiyonası dün tamamlandı Şampiyonada tam altı final oynayıp, altın madalya alamayan Ay-Yıldızlılar son gün fırtına gibiydi. Dilara Bozan, Rabia Küsmüş ve Gizem Şahin'den oluşan Kata Takımımız Almanya'yı finalde 5-0 yenerek şampiyon oldu Enes Erkan, Yaser Şahintekin, Serkan Yağcı, Rıdvan Kaptan, Gökhan Gündüz, Ziya Yaşar ve Emre İpek'ten oluşan erkek takımımız ise Fransa'yı 3-2 mağlup ederek ülkemize altın madalya gururu yaşattı Erkekler katada Orçun Duman, Arslan Çalışkan ile Ali Sofuoğlu'ndan oluşan takımımız Fransa'ya karşı 4-1 kaybetti. 2 Dünya 2 de Avrupa Şampiyonluğu'nun yanına bir de takım şampiyonluğu ekleyen Enes Erkan, duygularını şöyle dile getirdi: "Önceki gün finalde kaybettim ve İstiklal Marşı'nı dinlettiremedim, çok üzüldüm. Spor Bakanımız Sayın Akif Çağatay Kılıç da buradaydı. Takım finalinde arkadaşlarımızla birlikte Bakanımıza şampiyonluk sözü vermiştik. Onu yerine getirdik. Çok mutluyum. İnşallah Avrupa Oyunları'nda bireysel olarak da altın alacağım."
Akşam


--
Yeni Toplum Dergisi - yenitoplumdergisi@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme