25 Mart 2015 Çarşamba

25.03.2015 Genel Gündem


25.03.2015

GÜNDEM

İkisine Birden Soruşturma
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç'la Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in karşılıklı yaptığı açıklamaların ardından yapılan suç duyuruları üzerine yargı harekete geçti. Ankara Mimarlar Odası, Halkın Kurtuluşu Partisi, Dikmen Vadisi Barınma Hakkı Bürosu'ndan Tarık Çalışkan, üç vatandaş, bir avukat, CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, hem Arınç hem Gökçek hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurwusunda bulundu. Başsavcılık, suç duyurularını işleme koyarak, soruşturma başlattı. Ankara'yı parsel parsel sattığını iddia ettiği Gökçek'le ilgili bildiği 100 başlığı seçimden sonra açıklayabileceğini söyleyen Arınç'la ilgili suç duyurularındaki "suçu bildirmeme, kamu görevlisinin suçu bildirmemesi, suçluyu kayırma" suçlarını işlediği iddialarıyla başlatılan soruşturma, milletvekili dokunulmazlığı nedeniyle Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosu savcılığı tarafından yürütülecek. Soruşturma sonucunda, dokunulmazlığının kaldırılması istemiyle fezleke hazırlanarak TBMM'ne gönderilebileceği gibi takipsizlik kararı da verilebilecek. Gökçek'le ilgili suç duyurularında geçen "görevi kötüye kullanmak, zimmet, nüfus suistimali yoluyla suç ve çıkar ilişkileri içinde haksız kazanç sağlamak, 3628 sayılı Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Kanunu'na muhalefet" suçlarından başlatılan soruşturma ise Memur Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülecek. Savcılık, Gökçek hakkındaki soruşturmayı yürütebilmek için İçişleri Bakanlığı'ndan soruşturma izni isteyebileceği gibi Arınç'ın Gökçek hakkındaki "paralel yapı" iddialarıyla ilgili açıklamasını ciddi bularak, birim değiştirme kararıyla soruşturma dosyasını Anayasal Suçları Soruşturma Bürosu'na da gönderebilecek. Bu durumda savcılar Gökçek hakkındaki soruşturmayı izin almadan da doğrudan yapabilecek. CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran da, konuyu TBMM gündemine taşıdı. Oran, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, "Arınç'ın sözleri üzerine Mülkiye müfettişlerine, Başbakanlık Teftiş Kurulu'na Gökçek'in tüm işlemlerinin incelenmesi talimatı verecek misiniz?, Gökçek'in de 'paralel soruşturmasına' katılması için savcılığa ihbarda bulunacak mısınız?" soruları soruldu.
Milliyet



EKONOMİ

Gram Altın 97, 7748-97, 8864
ABD Doları 2, 5564-2, 5574/ 
Euro 2, 7923-2, 7959/ 
İngiliz Sterlini 3, 7978-3, 8062

Merkez Kâra 'Kur'uldu
Merkez Bankası dolar kurundaki yükseliş sayesinde yine kâr rekoru kırdı. 2014 yılında 8 milyar 641 milyon lira kâr elde eden Merkez Bankası tüm zamanların rekorunu kırdığı 2011'i de geçmiş oldu. 2011 yılında 8 milyar 565 milyon lira kar elde etmişti. 31 Aralık 2013'te 2.1343 lira olar dolar kuru 31 Aralık 2014'te 2.3311'e yükseldi. Türk Lirası karşısında yüzde 9.2 değer kazanan dolar Merkez Bankası'na yaradı. Döviz rezervleri ve Türk Lirası işlemler nedeniyle elde ettiği faiz gelirinin katkısıyla 8.5 milyar liralık kâra ulaşan Merkez Bankası'nın Kurumlar Vergisi rekortmeni olması da bekleniyor. Merkez Bankası'nın 1 milyar 527 milyon lira vergi ödemesi öngörülüyor. Merkez Bankası 2013 yılında 5 milyar 28 milyon lira kâr elde etmişti. 2014 yılında elde ettiği kârı yüzde 72 artırmış oldu. 2011 yılında 8.5 milyar lira ile rekor kâr elde etmişti. 2012 yılında ise kârı düşmüş ve 4.3 milyar lira olmuştu. Merkez Bankası'nın 8.6 milyar liralık kârı için 1.5 milyar liralık vergi ödeyeceği tahmin ediliyor. Ödenecek bu vergi ile kurumlar vergisinde şampiyonluğa aday. Geçen yıl 5 milyar liralık kâr için 889.8 milyon lira vergi ödenmiş, bu vergi ile de kurumlar vergisi rekortmeni olmuştu. 2011 yılında 8.5 milyar liralık kâr için 1 milyar 448 milyon lira, 2012 yılında ise 743 milyon lira vergi ödemişti. Merkez Bankası 2000, 2001, 2011 ve 2014 yılında kurumlar vergisi rekortmeni olmuştu. 2014 yılı dolarda rekorların kırıldığı yıl oldu. 2014 yılının ilk ayları 17-25 Aralık operasyonlarıyla hareketli başladı. Piyasalarda yaşanan dalgalanmalar nedeniyle Para Politikası Kurulu olağanüstü toplanarak faizleri artırmıştı. Yılın ilk aylarında yüksek giden dolar kuru yaz aylarında sakinleşti. Ancak yıl sonuna doğru yine hareketlendi. Merkez Bankası'nın pasif kalemine göre tedavüldeki para 85 milyar 118 milyon lira. Tedavüldeki para geçen yıl 74.8 milyar liraydı. İşçi dövizleri de 5 milyar 846 milyon lira oldu. İşçi dövizleri bir önceki hesap döneminde 11 milyar 320 milyon liraydı. Merkez Bankası'nın genel kurulu 9 Nisan perşembe günü yapılacak.
Hürriyet

'Numara Taşıma'da Nüfusumuzu Geçtik
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Feridun Bilgin, mobil numara taşımadaki artışa dikkati çekerek, "Bugüne kadar toplam 80 milyon numara taşıma işlemi gerçekleştirildi" dedi. Sabit telefon abone sayısının geçen yıl, bir önceki yıla göre yüzde 7 azalarak 13.5 milyondan 12.5 milyona gerilediğini belirten Bilgin, "Buna karşılık mobil telefon abone sayısı 72 milyona yaklaştı. 2008'de 6 milyon olan geniş bant internet abone sayısı, geçen yıl sonu itibariyle 41.3 milyona yükseldi. 2013'te 49.3 milyon olan 3G mobil abone sayısı, geçen yıl 58.3 milyona çıktı. Mobilde internet trafiğindeki artış oranı da daha hızlı. Sabit bant internet kullanım miktarı geçen yıl yüzde 39 artarken, mobildeki söz konusu artış yüzde 109 oldu ve 295 bin TByte olarak gerçekleşti" diye konuştu. Sektördeki büyümeye bağlı olarak işletmecilerin gelirleri de artış gösterdi. 2013 yılında 18.8 milyar lira olan mobil işletmecilerin net satış gelirleri, yüzde 9'luk artışla 2014 yılında yaklaşık 20.4 milyar lira olarak gerçekleşti.
Türkiye

Konut 'Sakin Liman' Yatırıma Devam
Türkiye genelinde şubat ayında 95 bin 21 konut satıldı. Geçen yılın aynı ayına göre konut satışları yüzde 15 artış gösterdi. Özellikle döviz kurunun dengesiz bir yol izlemesi ve faiz tartışmalarının gölgesinde artan satışlar sektörde yüzleri güldürdü. Türkiye İstatistik Kurumu şubat ayı konut satış verilerine göre İstanbul 17 bin 690 konutla en yüksek paya sahip oldu. İstanbul'u, 11 bin 63 konut satışıyla Ankara, 5 bin 850 konutla İzmir izledi. Konut satış sayısının düşük olduğu iller sırasıyla 6 konut ile Hakkari ve Ardahan, 29 konut ile Bayburt oldu. Sektörde özellikle ilk defa satılan konutlarda da artış yaşanması şubatın önemli bir verisi olarak kabul ediliyor. Türkiye genelinde 40 bin 662 konut şubatta ilk defa satıldı. İlk defa satılan konut sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6.8 arttı. Toplam konut satışları içinde ilk satışın payı yüzde 42.8 oldu. İkinci el konut satışları ise geçen yılın aynı ayına göre, yüzde 22.1 artış göstererek 54 bin 359 oldu Uzmanlar, artan satışların temelinde banka faizlerinin 0.85 - 0.90 aralığında seyretmesinin etkili olduğu görüşünde. Faizin düşük seyri alıcıları seçim öncesi satış ofislerine yönlendiriyor. Bunun yanında sektör, 'bankacılık konut faizini yeniden düzenlemeli' önerisini yapıyor. Türkiye genelinde ipotekli konut satışları şubatta, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 53.6 artış göstererek 36 bin 952'ye yükseldi. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışın payı yüzde 38.9 oldu. İstanbul 7 bin 886 ipotekli konut satışı ve yüzde 21.3 payla ilk sırayı aldı. Toplam konut satışları içerisinde ipotekli satış payı en yüksek il yüzde 58.5 ile Artvin oldu. Geçen yılın şubat ayında yabancıya 1071 konut satılmıştı. 2015 Şubat ayı verilerine göre yabancıya satış da artıyor. Bu ay satış 1369 olarak gerçekleşti. Şubatta ilk sırayı 466 konut ile İstanbul aldı. İstanbul'u sırasıyla 356 konut satışı ile Antalya, 106 konut satışı ile Bursa, 77 konut satışı ile Yalova, 75 konut satışı ile Muğla ve 65 konut satışı ile Aydın izledi.
Milliyet

4 Büyükler Varını Yoğunu Satsa Borç Bitmiyor
Futbol kulüpleri son birkaç yıldır mali açıdan sorunlu dönemler geçiriyorlar. Artan transfer harcamaları, bilet ve forma satışlarının beklentileri karşılamaması ve sponsorluk-reklam gelirlerinin yetersizliği kulüpleri zarara iterken, günden güne büyüyen borç tutarları ile birlikte artan finansman giderleri zararları daha da kalıcı hale getirdi. Borç tutarı açısından 840 milyon lira ile Galatasaray ilk sırada yer alıyor. Venbey Yatırım ve Menkul Değerler Baş Ekonomisti Semra Demircioğlu'nun yaptığı analize göre dört kulübün de aktif toplamları toplam borçlarını ödemede yetersiz kalıyor. Diğer bir deyişle, kulüpler ellerinde bulundurdukları tüm varlıkları satsalar bile borçlarını ödeyemeyecek durumdalar. Futbol kulüpleri özel hesap dönemine göre 31 Kasım 2014'te sona eren 2014-2015 mali yılının ilk yarısında hasılat bakımından lider 154 milyon lira ile Galatasaray. Galatasaray'ı 130 milyon lira ile Fenerbahçe, 113 milyon lira ile Beşiktaş ve 54 milyon lira ile Trabzonspor izliyor. Geçen sezonun ilk altı aylık dönemi ile karşılaştırıldığında Beşiktaş gelirlerini yaklaşık yüzde 50 artırmış durumda. Kulübün bu sezon EUFA Avrupa Ligi'ndeki başarılı performansı yayın gelirlerine, forma satış gelirlerine ve bilet satış gelirlerine olumlu yansımış durumda. Liverpool'u eleyerek son 16'ya kalan kulübün kasasına UEFA'dan 750 bin Euro ve 70 bin kişinin izlediği maçtan 5 milyon lira para girmiş oldu. Yayın gelirleri de dikkate alındığında kulübün kasasına toplam 10 milyon lira kadar gelir aktarılmış oldu. Kulüp, Club Brugge'a elenerek sadece çeyrek final biletini kaybetmiş olmakla kalmadı, bir anlamda da mali durumunu toparlama şansını kaçırmış oldu. Yine geçen sezonun ilk altı aylık dönemi ile karşılaştırıldığında Galatasaray'ın gelirleri yüzde 30, Trabzonspor'un yüzde 11 artarken, Fenerbahçe'nin ise yüzde 7 azaldı. Her dört kulüp de 2014-2015 mali yılının ilk yarısını zararla kapadı. Galatasaray'ın zararı 72 milyon, Fenerbahçe'nin 82 milyon, Beşiktaş'ın 32 milyon, Trabzonspor'un ise 18 milyon lira.
Star

Kriz Senaryosu İçinde Olanlara Uyarı
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Konya'da 13. Uluslararası Tarım, Tarımsal Mekanizasyon ve Tarla Teknolojileri Fuarı'nın açılışını yaptı. Fuar alanında toplanan vatandaşlara hitap eden Davutoğlu "Birileri, şu veya bu kriz senaryoları hesabı içinde olabilir. Birileri değişik spekülasyonlarla Türkiye'de siyasi istikrarı bozacak çalışmalar içinde olabilir. Ama biliniz ki AK Parti kadroları ve hükümetimiz omuz omuza çok güçlü bir geleceğe yürümeye kararlıdır ve 7 Haziran seçimleri yeni bir bereket döneminin başlangıcı olacaktır " dedi. AK Parti'nin, 12 yıllık iktidarında, tarımda olağanüstü hamleler gerçekleştirdiğini anlatan Davutoğlu, Türkiye'nin tarımda dünyada en büyük 7. üretici ülke, Avrupa'da ise en büyük tarım üreticisi konumunda olduğunu söyledi. Davutoğlu, son 12 yılda, Konya'da ve bütün Türkiye'de bereketli bir tarım dönemi yaşandığını dile getirerek, 2002'de 1.8 milyar lira olarak verilen tarımsal desteğin, 2015'te 10 milyar liraya yükselerek, yaklaşık 5 kat arttığını bildirdi. Son 13 yılda, tarımda çiftçiye verilen karşılıksız hibe desteğinin 70 milyar liraya ulaştığını dile getiren Davutoğlu, bunun bereketli toprakların çiftçilere yanısıyan ürünleri ve semerisi olduğunu belirtti. Üretimden hasada, işlemeden satışa kadar her aşamada üreticinin desteklendiğini anlatan Davutoğlu, 52 adet yeni desteğin başlatıldığını da söyledi.
Star

Büyüme İçin Belediyeler Hızlı Borçlandırılıyor
Kredi derecelendirme kuruluşu Standard& Poor's (S&P), Türkiye'de hükümetin, ekonomik büyümeyi desteklemek için yerel yönetimleri borçlanmaya teşvik edeceği öngörüsünde bulundu. S&P'nin Orta ve Doğu Avrupa'daki Yerel Yönetim ve Belediye Borçlanmaları Raporu'nda, 2015 yılında Orta ve Doğu Avrupa'daki yerel yönetim ve belediyelerin brüt borçlanmalarında yüzde 12'lik bir artış bekleniyor ve bu brüt borçlanmanın 7 milyar euro seviyesini aşacağı öngörülüyor" uyarısı yapıldı. Bölgedeki yerel yönetim borçlanmalarındaki artışta, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Romanya ve Türkiye'deki borçlanmaların başı çektiğine işaret edilen raporda, şu noktaların altı çizildi: "Türkiye'de hız kazanan yerel yönetim borçlanmalarındaki artışı da hesaba katıyoruz. Türkiye'de merkezi hükümetin, ekonomik büyümeyi desetkelemek için yerel yönetimleri borçlanmaya teşvik edeceğini düşünüyoruz. Sonuç olarak, Türkiye'deki yerel yönetim borçlanmalarının 2015'te yüzde 16 dolayında artışla, 2013'te ulaşılan tarihi zirve olan 1.9 milyar euroya ulaşacağını tahmin ediyoruz."
Vatan

DÜNYA

Sır Gibi 8 Dakika
İspanya'nın Barcelona kentinden Almanya'nın Düsseldorf şehrine giden Airbus A320 tipi uçak, Fransa'da Alp Dağları'na düştü. Alman havayolu şirketi Lufthansa'ya bağlı Germanwings adlı şirkete ait olan uçaktaki 144 yolcu ve 6 mürettebattan kurtulan olmadı. Germanwings CEO'su Thomas Winkelmann, uçağın 10.45'te, yani yolculuğun en yüksek irtifası olan 11 bin metreye ulaştıktan bir dakika sonra alçalmaya başladığını söyledi. 8 dakika boyunca uçak irtifa kaybetti. A320'nin dakikada bin metre alçaldığı belirlendi. 10.47'de hava kontrol kulesi uçakla telsiz bağlantısını kaybedince acil durum alarmı verdi. 10.53 ise uçağın düştüğü anlaşıldı. Fransa Sivil havacılık otoritesi, uçağın imdat çağrısı yapmadığını açıkladı. Fransa İçişleri Bakanı Bernard Cazeneuve 'uçağın karakutularından birinin bulunduğunu ve derhal inceleneceğini' söyledi. Kazanın nedenine dair resmi bir açıklama olmasa da Alman RTL televizyonuna konuşan bir uzman, ani basınç düşüşü sonucu pilotların bayılmasıyla uçağın kontrolden çıkarak Alplere çakıldığı ihtimalinin ağır bastığını kaydetti. Görgü tanıkları, A320'nin sıradışı bir şekilde çok alçaktan uçtuğunu anlattı. Şirket temsilcileri, pilotun deneyimi ile ilgili sorulara da uçağın pilotunun 10 yılı aşkın ve 6 bin saatlik uçuş tecrübesine sahip olduğu cevabını verdiler. Uçağın arızalı olduğuna yönelik Alman basınındaki iddialar da şirket tarafından reddedildi. Uçakta, 67 Alman, 45 İspanyol, 1 Belçikalı, 1 İtalyan ve 1 Hollandalının bulunduğu belirtiliyor. Ölenlerin arasında en az 16 çocuk ve 2 de bebek bulunuyor. Ancak Germanwings'in yolcu listesini "gizlilik" nedeniyle açıklamadı. Germanwings CEO'su, "Önce ailelerine bildireceğiz" derken, Düşen uçakta 39 Türk soyadlı kişinin bulunduğunu iddiası, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşolu tarafından yalanlandı. Çavuşoğlu "Vatandaşlıktan çıkarılan 50 yaşındaki Muradiye Lohman adında bir kadın hayatını kaybetti. Evlenmeden önceki soyadı Çelik olan Muradiye adında bir soydaşımızın olduğunu tespit ettik. Yolcu listesini kontrol ettik. Bir de Yasmin adında bir yolcu var ama Türk olup olmadığını bilmiyoruz" dedi.
Hürriyet

En Vahşi Ölüm Geri Geldi
ABD'nin Utah eyaletinde, zehirli iğneyle idamda kullanılan ilaçların sağlanamaması durumunda ölüm cezasının idam mangası tarafından infaz edilmesine karar verildi. Vali Gary Herbert'in idam mangası tasarısını onaylamasının ardından Utah, kurşuna dizme yönteminin uygulanacağı tek eyalet oldu. Herbert'in 'dehşet verici' bulduğu idam mangası yöntemi sadece gerekli ilaçların sağlanamaması durumunda uygulanacak. İdam mangası tartışması geçen yıl Oklohama'da bir mahkumun zehirli iğneyle 40 dakika boyunca can çekişmesinin üzerine patlak vermişti. Bloomberg Business'a konuşan Ohio State Üniversitesi'nden Profesör Jonathan Groner, "İdam mangasıyla öldürülmek hızlı bir yöntem. Kurşun kalbe girdiğinde bilinç kaybolur ve kişi acı çekmeyi bırakır" diyerek kurşuna dizme yöntemini savundu. İnsan hakları dernekleri ise idam mangasını 'barbarca' buluyor. Utah'ta 2004'e kadar zehirli iğne ile idam mangası arasında seçim yapma hakkı tanınıyordu. Eyalette idam mangası tarafından infaz edilen son mahkum, 2010'da Ronnie Le Gardner olmuştu. İşte tartışmalı yöntem hakkında detaylar: Mahkum ahşap bir panelin önünde bulunan sandalyeye bağlanıyor. Sandalyenin etrafına, kurşunların odada sekmemesi için kum torbaları yerleştiriliyor. Kalbe hedef noktası konuyor. Kalpten vurulmak beyinden daha hızlı öldürdüğü için tercih ediliyor. Mahkum iki dakikada son sözlerini söylüyor. Beş nişancı sandalyeden sekiz metre uzakta, ellerinde 30 kalibrelik Winchester tüfekleriyle yerlerini alıyor. Nişancılar gönüllü memurlardan seçiliyor. Mahkumun suçu işlediği bölgede çalışanlara öncelik veriliyor. Nişancıların kimlikleri asla açıklanmıyor. Hatta mahkumu kimin öldürdüğünün anlaşılmaması için içlerinden birinin silahı kuru sıkı oluyor. Eyalette son 40 yıl içinde yapılan infazlar planlandığı gibi sonuçlandı. Ancak 'Ölüm Bilgi Merkezi' adlı dernek, idam mangası cezasının, mahkumun hareket etmesi veya nişancıların hedefi ıskalaması durumunda daha uzun ve acılı bir ölüm ihtimali yarattığına dikkat çekiyor. İlaçla zehirlenmede olduğu gibi organlar hasar görmediği için idam mangasıyla infazın ardından organ bağışı yapılabiliyor.
Milliyet

Işid Çocuk Militanlarla Ordusunu Büyütüyor
Suriye İnsan Hakları İzleme Örgütü, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütünün çocuk militan sayısını artırmayı sürdürdüğünü duyurdu. Örgüt önceki gün yaptığı açıklamada, IŞİD'in Suriye'deki eğitim kamplarına son 3 ayda 400 çocuğun daha gönderildiğinin belirlendiğini belirtti. İzleme örgütünün başkanı Rami Abdulrahman, bir bölümü ailelerinin onayı alınmadan kamplara gönderilen çocuklara silah ve yakın dövüş eğitimi verilirken, 'beyinleri yıkanarak' soğukkanlı birer katile dönüştürüldüklerini söyledi. Abdulrahman, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Irak ve Suriye'de sürdürdükleri hava operasyonlarının IŞİD'e önemli darbe vurduğunu, saldırılar nedeniyle katılımcı sayısında düşüş yaşandığını kaydetti. Abdulrahman, Türkiye'nin Suriye sınırında artırdığı denetimler sayesinde örgüte yabancı militan katılımının da düşmeye başladığını ifade etti. Abdulrahman, bu yıl başından bu yana IŞİD saflarına katılan yetişkin sayısının 120 civarında kaldığını sözlerine ekledi.
Vatan

Gelibolu Matarasının 20 Yıllık Hikayesi
Matematik Profesörü Haluk Oral'ın 1990'lı yılların başında Çanakkale'de 200 dolara satın aldığı antika mataranın hikayesini 20 yıllık bir çalışmanın sonucunda ortaya çıkarttı. Tarih meraklısı bir koleksiyoncu olan Oral, koleksiyonunun en değerli parçalarından birisi olan mataranın sahibi bulmak için internette araştırma yapmaya başladı. Araştırmaları sonucunda mataranın 7 Ağustos 1915'te Çanakkale'deki çatışmalarda ölen Avustralya askeri Üsteğmen Burdett Philip Nettleton'a ait olduğunu belirledi. Oral, matarayı konu alan bir yazısı aracılığıyla, Nettleton'la aynı yerde çarpışan bir Türk askerinin torununa ulaştı. İzzettin Çalışlar adlı adam, Oral'a dedesinin Nettleton'un ölümünün ardından üzerinden çıkan günlüğünü sakladığını, dahası defteri kendi anılarını yazmak için kullandığını söyledi. Oral, yıllar süren uğraşları neticesinde Nettleton'ın bugün hayatta olan akrabalarını buldu. Geçen hafta Canberra kentinde düzenlenen Çanakkale Savaşı konulu konferansta Oral ve Nettleton'ın kardeşi Don'un torunları bir araya geldi. Nettleton'ın akrabaları, Oral'ın çalışmaları sayesinde üsteğmenin nerede öldüğünü ve nereye gömüldüğünü öğrendi. Sarah, Louise ve Burdett Nettleton kardeşler yakın zamanda Çanakkale'ye gelerek, üsteğmenin gömülü olduğu yeri ziyaret etmeyi planladıklarını söyledi.
Vatan

Köstebek
ABD ile İran arasında yürütülen nükleer müzakerelere karşı olan İsrail'in, görüşmeleri gizlice dinleyip bilgi sızdırdığı açıklandı. Amerikan Wall Street Journal gazetesine konuşan üst düzey ABD'li yetkililer İsrail'in İran'la nükleer müzakerelerin yapıldığı toplantıları gizlice dinlediği ve elde ettiği bilgileri ABD Kongresi üyeleriyle paylaştığını söyledi. Habere göre İsrail, gizlice dinlediği görüşmelerden elde ettiği bilgileri ABD Başkanı Barack Obama'nın müzakere yanlısı politikasına karşı olan cumhuriyetçi Kongre üyelerine servis ederek süreci baltalamayı amaçladı. Haberde İsrail'in müzakereleri ve görüşmelere katılan ABD'li ve Avrupalı diplomatları 2014'te dinlemeye aldığı da belirtiliyor ve şöyle deniyor: "ABD istihbarat birimleri İsrail'in gönderdiği mesajları ele geçirince, Beyaz Saray casusluk operasyonunu öğrenmiş oldu. İsrailli yetkililerin paylaştığı bilgiler sadece kapalı kapılar ardında konuşulan şeylerdi." Haberde ABD'li yetkilileri asıl rahatsız eden şeyin casusluk faaliyetinden çok, ele geçirilen bilgilerin olası bir anlaşma ihtimalini zayıflatmak amacıyla ABD'li yasama organlarına sızdırılması olduğu da ifade ediliyor. İsrail'in aşırı sağcı siyasetçisi Avigdor Lieberman ise iddiaların asılsız olduğunu öne sürdü. Lieberman, İsrail'in istihbarat faaliyetinin bulunduğunu ancak bunun asla ABD'ye yönelik kullanılmadığını iddia etti.
Akşam

POLİTİKA

İkisi de Yanlış
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek arasındaki atışmalar hakkında ilk kez konuştu. Arınç ve Gökçek'in açıklamalarının yanlış olduğunu belirten Davutoğlu, "Her iki açıklama da partimizin kuralları ve disiplini açısından yanlıştır. Gerekli uyarılarda bulundum, bulunacağım" dedi. Davutoğlu, gündeme ilişkin şunları söyledi: "AK Parti kuralları belli, sağlam kurallar ve kurullar zeminine oturmuş bir partidir. Farklı kanaati olan bütün arkadaşlar, bu zeminlerde görüşlerini dile getirebilirler. Bu anlayış dışında kuvvetli bir parti disiplini de vardır. Hiçbir zamanda bu disiplinden feragat edilmemiştir. Her iki açıklama da partimizin kuralları ve disiplini açısından yanlıştır. Sayın Arınç ile açıklama sonrası bir araya geldik, kendisiyle konuştuk. Görüşlerimi kendisine aktardım. Gerekli uyarılarda bulundum, bulunacağım. Seçimlere giderken, partimizin itibarını sarsıcı polemiğe giren kim olursa olsun gerekli disiplin işlemlerini yaptıracağız. Kimsenin ayrımcılığı yoktur. Bu açıdan partimizin ve yarından (bugün) itibaren genel merkezdeki aday adayları çalışmalarını sürdüreceğim. Bu çerçevede genel başkan yardımcıları ve MYK ile görüşürüz. Yürütülecek her türlü polemik gerekli işlemlere tabii tutulacaktır. (Cumhurbaşkanı ile görüş ayrılığı söylentileri) Merak ediyorsanız söyleyim, dün (önceki) gece de ailecek bir aradaydık. Cumhurbaşkanıyla bizim buluşmamız olağanüstü bir durum değildir. Dostluğu geçmişe dayanan yakın arkadaşlar olarak da her zaman görüştük, görüşürüz. Dün de görüştük, cumartesi de görüşeceğiz. Benim için devlet mahremiyettir. Konuştuklarımız Cumhurbaşkanımız ile benim aramdadır. Sadece kamuoyunun bilmesi gereken konular varsa onlar açıklanır. Son 7 ay içinde de bu anlamda Cumhurbaşkanımızla herhangi bir iletişim sıkıntısı hiçbir zaman yaşamadım. Bilgilendirme eksiklikleri olmuşsa giderilir. Ama ne Sayın Cumhurbaşkanımız ne ben Türkiye'nin siyasi istikrarına, özellikle seçimlere giderken, gösterdiğimiz hassasiyette hiç tereddüt etmeyiz. Gereken adımları istişare içinde atarız. Hükümet ve cumhurbaşkanı arasında görüş ayrılığı var görüşüyle kaos ortamı yaratmasın. Bizim için çözüm süreci stratejik tercihtir. Tarihimizin en önemli adımlarından, geleceğimizi teminat altına alacak olan en önemli dayanaklardan biridir. Stratejik hedef noktasında bir farklılık yok, atılacak adım noktasında farklı kanaatler dile getirilebilir. Çözüm sürecinin başarıyı ulaşması ve Türkiye gündemden tümüyle düşmesi, silahların gömülmesine, tümüyle terk edilmesine bağlıdır." Konya'daki programı sonrası Ankara'ya dönen Başbakan Davutoğlu, 23.05'te Başbakanlık Konutu'nda Melih Gökçek'le bir araya geldi. Görüşme yarım saat sürdü.
Hürriyet

Namusluysan Niye 8 Haziran'ı Bekliyorsun
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında yaptığı açıklamayla ilgili, "Suç ortaklığı ağır ağır çıkıyor ortaya. Birbirlerini suçlamaya başladılar. Önümüzdeki süreçte bunu göreceğiz" dedi. Grup toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi:, "Açıkça 'Yolsuzluk yapmıştır, birilerine parsellemiş, satmıştır' diyor. Ama işin bir garip tarafı var. Diyor ki 'Gökçek ile ilgili 100 konuyu 8 Haziran'dan itibaren, ömrüm vefa ederse konuşmak isterim.' Sorum şu: Ahlaklıysan, kul hakkı yemekten korkuyorsan, dürüst ve namuslu bir insansan neden 8 Haziran'ı bekliyorsun? Bir hükümet, Hükümetin Sözcüsünü düşünün, televizyonların başına geçiyor, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ile ilgili en ağır suçlamalarda bulunuyor. Biz bunu dile getirdiğimiz zaman koruyorlardı. Sen bunların tamamını biliyordun da neden bugüne kadar konuşmadın, hangi gerekçeyle sustun? Yolsuzluk yapana, bu kadar ağır eleştiriler getirdiğin bir adama hangi gerekçe ile sahip çıkıyorsun? Sana dokundu, 'İstifa et' dedi diye mi? Bunlar ülkeyi yönetemezler. Bütün bu gelişmeler yaşanırken bir kişi hiç konuşmuyor, kayıp. Kim? Ahmet Davutoğlu, yani Ahmet Kayıpoğlu. Ahmet Kayıpoğlu'na sormak isterim: Erdoğan Merkez Bankası Başkanı'nı suçladı, vatan haini ilan etti. Niye konuşmuyorsun? Ben bu kürsüde 77 milyon yurttaşın fişlendiğini açıkladım. Tık yok. Konuşmuyor. Tam kayıp oldu. Hiç yok ortada. İzleme Heyeti dolayısıyla yine Arınç'la aralarında tartışma geçti, onda da biraz omurga eksikliği var çünkü sonradan 'Efendim bizim Cumhurbaşkanı'na saygımız var' diye hafif kıvırmaya başladı. Ama atı alan Üsküdar'ı geçti. Ağızdan bir söz çıktığı andan itibaren siz o sözünüzün esirisiniz artık. Ondan vazgeçemezsiniz. Vazgeçerseniz itibar kaybedersiniz. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilktir, Hükümetin Sözcüsü, Bakanlar Kurulu toplantısından sonra medyanın önüne çıkıp açıkça suçluyor. Bizim Davutoğlu'ndan yine haber yok. Grubu vardı, oradan da arazi oldu. Dört bakanla ilgili de oylama vardı, oradan da arazi oldu, yurtdışına gitti. Neden arazi oluyorsun? Çünkü sen ülkeyi yönetemiyorsun. Çünkü sen vesayet altındasın. Vesayet altında birisi koskoca Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetemez. 12 Eylül sonrasında siyaset, liderlerin iki dudağı arasında kilitlendi. Milletvekillerini liderleri belirliyor; yasama organı, yürütme organının arka bahçesi haline geldi. CHP ise uzun yıllar sonra ilk defa 55 seçim çevresinde önseçim yapıyor. Yaklaşık 1 milyon kişi sandığa gidip oyunu kullanacak. Milletvekilini, milletin kendisi seçer. Kuralımız budur. Diğer siyasi partilere de çağrıda bulunuyorum: Siz neden gereğini yapmıyorsunuz? Millete güvenmiyor musunuz? Ben güveniyorum. Bizim görevimiz bütün siyasi partilere örnek olmak. Bunu sürdüreceğiz. Bu ülkeye birinci sınıf demokrasi gelinceye kadar sürdüreceğiz."
Hürriyet

Dengelere Dikkat Etti
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 11. Olağan Büyük Kongre'de partinin en önemli karar organı olan Merkez Yönetim Kurulu'na Oxford ve Boston üniversitelerini bitirmiş genç ve eğitimli isimleri alırken, anayasa, devletler hukuku alanlarında uzman tecrübeli akademisyen ve bürokratlara da yer verdi. Teşkilatların taleplerine de kulak veren Bahçeli, geçmişte il başkanlığı veya Ülkü Ocakları Başkanlığı yapmış isimleri MYK'ya taşıyarak, parti içindeki dengeleri de korudu. Bahçeli, yüzde 54'ünü değiştirdiği MYK'da, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın yanı sıra aldıkları eğitimle dikkati çeken isimleri yönetime aldı. Bahçeli'nin MYK'ya taşıdığı isimlerden en dikkat çekici olanları; Boston'da doktora yapmış ve DPT uzmanlığından ayrılarak kendi hukuk bürosunu kuran Oğuz Turhan ile Oxford'da post doktora yapan ve hukuk alanında uluslararası tahkim denetçiliği görevini yürüten Alper Çağrı Yılmaz. TBMM'deki yeni anayasa için oluşturulan uzlaşma komisyonunda MHP'ye anayasa hukuku açısından teknik destek sunan Mehmet Parsak da, MHP'nin önem verdiği isimlerin başında geliyor. Bahçeli, iki başdanışmanını da yönetime taşıdı. Doktor olan Ahmet Selim Yurdakul ile Bahçeli'nin kendi kurdurduğu think tank kuruluşu TASAV'ın başında olan eski Çevre Bakanlığı Müsteşarı İsmail Faruk Aksu uzun zamandan beri MHP liderini kendi alanlarında bilgilendiriyorlardı. Bahçeli, kongre öncesinde teşkilatlardan MYK'da görmek istedikleri isimleri bildirmelerini istedi. Partiye eğitimli ve akademik çevreyi taşırken, yıllardır partiye hizmet eden teşkilat dengesini de korumak isteyen Bahçeli, eski il başkanı veya belediye başkanlarından Seyit Ahmet Göçer, Hikmet Bekil, Abdurrahman Başkan, Ahmet Bukan, Uğur Bektaş, Osman Ertuğrul gibi isimleri MYK'ya aldı. Bahçeli, Başbuğ Pınarbaşı, Selçuk Senirli gibi işadamlarını da yönetime aldı. Bahçeli, Kadın Kolları Başkanı Nevin Taşlıçay'a da MYK'da yer verirken, yönetime taşıdığı kadınlar arasında seçim bölgesi Çorum'da dikkat çekici çalışmalar yürüten ve hukukçu kimliği ile gelecek vaat eden Aybüke Topçubaşı Ekici de bulunuyor. Bahçeli, MYK'yı yarın toplayacak. Bahçeli'nin başlangıcında kısa bir değerlendirme yapacağı toplantıda, genel başkan yardımcıları, genel sekreter ve genel sekreter yardımcılarından oluşan Başkanlık Divanı belirlenecek. Başkanlık Divanı'nda radikal bir değişiklik beklenmiyor. Toplantı öncesinde Genel Başkan Devlet Bahçeli ve MYK üyeleri, Anıtkabir'i ve ardından Alparslan Türkeş'in anıt mezarını ziyaret edecek.
Milliyet

Mahkemede Konuşursam Bakalım Kim Zararlı Çıkacak
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile girdiği polemiğin ardından Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun "ikisi de yanlış yaptı" sözlerine "Kendimi tutamadım, üzgünüm" diye yanıt verdi. Arınç, dün TBMM kulisinde yaşananları detaylı şekilde açıkladı. Arınç, yaşananları şu sözlerle anlattı: "Bakanlar Kurulu sonrası açıklama yapmak üzere ayrılırken, her zamanki gibi 'Sayın Başbakanım şu şu konularda açıklama yapacağım ne dersiniz?' diye sordum. Gökçek'in tweetleri konusunda konuşmama başlarken ifade ettiğim şekilde 'Onu muhatap almıyorum diyebilirsin veya onun yeri burası değildir diyebilirsin. Esasen yaptığ ı çok çirkin bir şey. Ben de kendisini ikaz edeceğim.' dedi. Özel hayatıma giriyor, kişilik haklarıma saygısızlık ediyor. Bir insanın özel hayatına girilmesi, eşinden damadından çocuğundan bahsedilmesi ve üstelik utanmadan benim çocuklarımın torunlarımın sünnetine geldiğinde burada çekilen fotoğrafları da adeta suç delili olarak tweet'leri arasında koyan insana birşey söylemem gerekir diye düşündüm." "Sayın Başbakanımızın düşüncesine katılamadığım için gerçekten üzgünüm. Onun bana verdiği cevap hiç önemli değil. Dava açabilir başka şeyler de yapabilir, kuştan korkan darı ekmez. Mahkemeler yabancı olduğumuz yerler değil. Melih Gökçek o çirkinliği, edep dışı hareketi yapmış olmasaydı, ben bir şeyler söylemek ihtiyacı duyacak mıydım, en azından siz bir şeyler sormayacaktınız." Seçim öncesi "Ak Parti'de bir kavga var" denilmesini istemediğini belirten Arınç şunları söyledi: "O beni diyelim ki çok ağır eleştirmişti, beni şu veya bucu olmakla suçlamıştı. Ben de aynı kanaldan kendisine cevap verdim ve ağır eleştiride bulundum. 'Hayır bunlar hakarettir' diyorsa istediği mahkemeye gidebilir. Ama o mahkeme açılır ve o mahkemede de bazı şeyler sorulur ve cevaplandırmam da istenirse, o zaman davayı açan mı davalı mı bu işte zararlı duruma düşer, herkesin bunu bir düşünmesi lazım." Gökçek'le biz kan davası içinde olmadıklarını ifade eden Arınç "Adaylığına karşı çıktıktan sonra bile kendisini destekledim, çünkü partimin kararıydı. Eşimle çocuklarımla birlikte oy da kullandım."
Milliyet

İzleme Heyeti Oluşursa Görüşmeler Devam Eder
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile hükümet arasında kırılma olduğunu öne sürdü. Avrupa'dan uydu aracılığı ile yayın yapan Med Nuçe kanalının yayınına bağlanarak soruları yanıtlayan Demirtaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son 1 haftada yaptığı açıklamaların son derece bilinçli olduğunu söyledi. Demirtaş, şöyle konuştu: "Cumhurbaşkanı ile hükümet arasında danışıklı dövüşün bir plan program içinde sürdürüldüğünü düşünmedik değil. Köklü bir kırılma yaşanıyor. Başbakan ve ekibi çözüm sürecindeki, İmralı'ya giden ekip tartışmalara hakimler. Gözlemci heyet bir sonraki ziyarete gidecekti. Mutabakata varıldı. Ama cumhurbaşkanı, 10 maddeye de, gözlemci heyetine, hepsine karşı olduğunu ifade etti. Ayrı bir duruş söz konusu. Bu tartışma kimi muhatap alacağımız konusunda kaos ortaya çıkarıyor. Cumhurbaşkanının dediği mi egemen olacak, önümüzdeki günlerde gözlemci heyeti İmralı heyeti ile giderse her şey ortaya çıkacak. Hükümet, izleme heyetini tartışıyor; cumhurbaşkanının tavrını hükümet diskalifiye etmiş görünüyor. Hükümet izleme heyetini oluşturursa görüşmeler devam eder. Biz kriz olmaması için çaba harcarız."
Vatan

SPOR

Avrupa'nın 2 numaralı kupası Eurocup'ta Banvit, tarihi bir başarı yakaladı, Paris Levallois'yi 2 farklı yenilginin rövanşında 75-71 kazanarak adını yarı finale yazdırdı. İlk maçta rakibi karşısında iyi savunma yapan temsilcimiz, aynı başarıyı Bandırma'da da tekrarlamak için maçın başında gereken mesajı verdi, daha ilk çeyrekte yapılan 4 blok ve rakibe tanınan sadece 8 sayı şansı 10 dakikada 9 sayılık farkı getirdi. Ancak ikinci çeyrekte konuk takım istediği tempoya ulaştı. Dışarıdan art arda üçlükler bulan Paris, özellikle Oniangue ile etkili olup, arayı kapatmaya başladı. Bir de art arda top kayıpları gelince, maç ortaya geldi, temsilcimiz devreyi 34-32 galip bitirebildi. Neyse ki, ikinci yarıda yeniden savunma sertleşti, ribaunt hakimiyeti de Banvit'e geçti. Rakibin ikili oyun sonunda, ters taraftaki adamı bularak attıkları şutlardaki yüzdelerinin düşmesi, bu çeyrekte 13 sayıda kalmalarına neden olurken, son periyoda da 49-45 girildi. Maxim'in ardından Şafak'ın bulduğu üçlük, temsilcimize hayat öpücüğü gibiydi. Rakip Christmas ile üçlükleri sıralarken, Rowland'ın da devreye girişi Banvit'i ayakta tuttu, bitime 49 saniye kala 68-59 ile fark 9'a yükseldi. Ancak hakemlerin Green'in tuzağına düşerek çaldıkları üç atışlık faulün ardından, bir de Banvit en son yapılacak işi yaptı, Christmas'tan bir üçlük daha yerken bir de faul yaptı. Neyse ki, bu hücumların dönüşlerinde yapılan taktik faullerde Mejia, bitime 2 saniye kala bilerek kaçırdığı faulü kadar hata yapmadı, 49 saniyede 12 sayı yemeyi başaran (!) ekibimizi tura taşıdı.
Milliyet

Beşiktaş'tan Emre Belözoğlu'na sert tepki. Derbide yaşananlar üzerine dün toplanan siyah-beyazlı yönetim, durum değerlendirmesi yaptı. Başkan Fikret Orman toplantı sonrası basının karşısına çıkarak çarpıcı açıklamalar yaptı. Orman, "UEFA'da ve ligde iki tane önemli maçımız vardı ve ikisini de kaybettik, inanılmaz üzüntülüyüz. Yapacağım açıklamaların Fenerbahçe maçı ile hiçbir ilgisi olmadığını açıklamak isterim. Bu bir maçtır. 90+2'de futbol şansı onlara güldü" derken Emre Belözoğlu için şunları söyledi: "Pazar ya da pazartesi günü konuşabilirdik. Ama sinir sistemimiz yerinde değildi. Toplantıyı ve açıklamayı bugüne bıraktı. Elimizde her şeyin kayıtları var. Talimat verdim bu akşam (dün akşam) BJK TV'de yayınlanacak. Bizim derdimiz milli olmuş bir oyuncuyu karalamak olabilir mi? Ancak milli formayı giymiş, orada kaptanlık yapmış böyle bir oyuncunun da o ağırlıkta davranması lazım. Nedir bu ya, küfür kıyamet. Çok ayıp!.. Bu davranışlar ne spor ahlakına ne de insan ahlakına sığmaz." "Bir taraftar küfür ediyor, kulübe 200 bin lira ceza geliyor, tribün kapanıyor. Oyuncu küfür ediyor, bir şey yok. Biz nasıl kimseye küfür etmiyorsak, kimse de bize küfür edemez. Burası büyük bir camia, taraftarlarımızdan bu konu ile alakalı inanılmaz tenkit görüyoruz. Bir takımın kaptanı denebilecek bir kişi geliyor, dünyanın neresinde görülmüş? Bunun zıttı, Beşiktaşlı bir oyuncu, Fenerbahçe'nin hocasına gitse küfür etse, koridorlarda tehdit etse, ne hissederlerse onu hissediyoruz."
Star

İsmail Kartal, derbi kralı oldu. Fenerbahçe Teknik Direktörü'nün bu sezonki dev maç karnesi son 5 sezonun en iyisi Kartal yönetimindeki Sarı-Lacivertli ekip 4 derbinin 3'ünü kazanırken, 1 yenilgiyle 9 puan topladı. Kanarya bu sezon Beşiktaş'ı 1-0 ve 2-0'lık skorlarla geçti. Galatasaray'a ilk yarıda 2- 1 mağlup olurken, 2. devredeki karşılaşmada ise sahada 1-0 galibiyetle ayrıldı. Ligde 34 maçlık bölümlerde bundan önce Christoph Daum böyle bir başarı yaşadı. Alman teknik adam 2009-10 sezonunda yine 3 derbi galibiyetine imza atmıştı. Fenerbahçe, Daum'dan sonra göreve gelen Aykut Kocaman ve Ersun Yanal ile bu başarının uzağında kaldı. Geçen sezon Yanal 1 galibiyet, 2 beraberlik ve 1 yenilgiyle 5 puan toplayabilmişti. Kocaman ise ilk sezonunda 8, ikinci sezonunda 5, üçüncü sezonunda da 6 puanda kalmıştı. Bu arada 2011-12 sezonuda Süper Final'de ise Kocaman 4 derbide 2 galibiyet, 1 beraberlik, 1 mağlubiyetle 7 puan aldı.
Star

Beşiktaş Başkanı Fikret Orman'dan olay açıklamalar. Yönetim toplantısı sonrası konuşan Orman, çok ağır ifadeler kullandı: "Maçın sonucu ne olursa olsun bazı konulara açıklık getirmeliyim Hakem maçı yönetmek için değil, vaziyeti idare etmeye, kendi hesabını yapmaya gelmiş. Bütün kararları 'Ne şama dokunsun ne şişe dokunsun' diye almıştır. O 29 numaralı oyuncu formasını çıkartıyor, sahayı terk ediyor Oyuncu dışarı çıkıyor, teknik heyet müdahale ediyor, formasını giyip içeri giriyor. Bunların hepsi birer kural hatası, hakem hatası neyse Kural diyor ki '1 oyuncu hakemin iradesi olmadan sahadan çıkamaz, giremez' 20 numaralı oyuncu hiçbir spor ahlâkına uymayacak, camiaya yakışmayacak şekilde gelip büyük bir camianın hocasına bütün gözlemcilerin, hakemlerin, temsilcilerin önünde küfrediyor. Görmüyorlar, gözlerinde tavuk karası varmış Gökhan Töre'yi Erciyes maçında atmışlardı. Fener'e karşı oynamamıştı. Bu bir değil, iki değil, 10-20 defa küfrediyor. Bütün herkes görüyor. Kayıtlarda var Deniz Çoban, 'Hocam küfür var, kırmızı kart' diyor, 'Sen işine bak' cevabını alıyor. Bunları yazılı olarak isteyeceğiz Kamuoyu önünde bu kadar edepsiz şeyler cezasız kalmayacak İkisi için de PFDK ve TFF'ye başvuracağız. Yeter artık. Kaleci kaptan olmadığı halde cezas sahasını terk ediyor Bizim 3. kalecimizle de kavga ediyor. Kural 'Sarı' diyor Ama yok. Dünyanın hiçbir literatüründe böyle hakemlik yok. MHK'ye sesleniyorum. Bu hakemin cezasız bırakılmaması lazım. Biz onun cezasını verecek değiliz. Gereğinin yerine getirilmesini istiyoruz. A Milli olmuş ve kaptanlık yapmış birisinin de o ağırlıkta hareket etmesi lazımdır Küfür, kıyamet nedir bu! Ayıp! Ne spor ahlâkına ne de insan ahlâkına yakışır. Şimdi bir açıklama yapacak 'Öyle demedim, böyle demedim' diye. Bu orada kalmaz. Kimse bize küfredemez. Hesabını verecek."
Akşam


--
Yeni Toplum Dergisi - yenitoplumdergisi@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme