26 Mart 2015 Perşembe

26.03.2015 Genel Gündem


26.03.2015

GÜNDEM

200 Km'den Gelen Suriye Füzesini Görmedi Uyudu
Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde, Suriye sınırına yakın boş alanda önceki gece meydana gelen şiddetli patlamanın nedeninin, Suriye'den atılan uzun menzilli füze olduğu ortaya çıktı. Hürriyet'in aldığı bilgiye göre, Reyhanlı'ya düşen füze, Suriye'de rejimin en güçlü olduğu, Akdeniz'e kıyısı bulunan Lübnan sınırına yakın Tartus'tan fırlatıldı. Reyhanlı'da 4'üncü Hudut Bölüğü'nün 200 metre açığına düşen, askeri alanda maddi hasara yol açan ve düştüğü yerde 7 metre derinliğinde çukurun açılmasına neden olan füzenin, taktik balistik füze olduğu anlaşıldı. Suriye'nin elinde uzun menzilli SCUD füzeleri bulunuyor. Reyhanlı'ya düşen füzenin de SCUD olduğu tahmin edilirken, niteliğiyle ilgili çalşmalar sürdürülüyor. Reyhanlı'ya yaklaşık 200 kilometreden fırlatılan füzeyi, Suriye'den olası füze saldırısına karşı Türkiye'nin NATO'dan istediği ve sınırda 3 kentte konuşlanmış Patriot bataryalarından hiçbiri tespit edip yakalayamadı. Hürriyet'in "Genelkurmay açıklamasında da belirtilen füzeye karşı Patriot'lar neden devreye girmedi?" sorusuna yetkililer, "Füze, Adana, Kahramanmaraş ve Gaziantep'te konuşlu Patriot füzesavarları radar kapsama alanları dışında kalan bir bölgeye düşmüş" yanıtını verdi. Genelkurmay Başkanlığı'nın konuyla ilgili dün yaptığı açıklamada ise Reyhanlı'ya düşenin füze olduğu vurgulandı ancak tipi belirtilmedi. Açıklamada şöyle denildi: "Suriye Ordusu ile muhalif gruplar arasında meydana gelen çatışmalar esnasında, Suriye Ordusu tarafından muhaliflere yapılan ağır silah atışları esnasında, bir adet roket-füze, Hatay-Reyhanlı ilçesi merkezinin hemen doğusunda yer alan Cüdeyde Mahallesi yakınına düşmüştür. Olayda herhangi bir can kaybı olmamış, bununla birlikte roket-füzenin patlaması sonucu meydana gelen cam kırıklarından 5 vatandaşımızın hafif şekilde yaralandığı bilgisi alınmıştır. Söz konusu roket-füzenin düştüğü mevki, 2'nci Hudut Alayı (Hatay) 2'nci Hudut Taburu (Narlıca) 4'üncü Hudut Bölüğü'nün (Reyhanlı) 200 metre kadar batısıdır. Bu nedenle, patlama sonucu etrafa yayılan taş ve toprak parçalarının tesiri ile anılan bölüğün ziyaretçi salonunun tavanı çökmüş, bina camları kırılmış, iki askeri aracın kaporta ve karoserinde hasar meydana gelmiştir. Merminin düştüğü yerde 15 metre genişliğinde, 7 metre derinliğinde bir çukur oluştuğu belirtilmiştir. Angajman kuralları çerçevesinde, Hatay-Yayladağı Dağardı Hudut Karakolu'nda konuşlu 2 adet 155 mm. Fırtına Obüsü ile 25 Mart 2015 saat 05.25'te, Suriye'de rejime ait bir topçu mevzine atış yapılarak karşılık verilmiştir. Gelişmeler dikkatle takip edilmekte olup, topraklarımıza mermi düşmesi durumunda, angajman kuralları çerçevesinde misliyle mukabelede bulunulmasına devam edilecektir."
Hürriyet


Işid'le Savaş Pkk'yı Meşrulaştırıyor
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Çözüm Süreci tartışmaları sürerken PKK ile ilgili uyarıda bulundu. Özel, PKK'nın ve Suriye'deki uzantısı PYD'nin uluslararası arenada IŞİD'le savaşan 'meşru bir güç' olarak görülmeye başladığını vurguladı. Almanya merkezli Mönch Grubu'na ait Savunma ve Havacılık Dergisi'nin sorularına verdiği yazılı yanıtta, Türkiye'nin yakın coğrafyasındaki risk ve tehditlere ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Özel, "Bulunduğumuz coğrafyada konvansiyonel bir harbin yaşanma riskinin henüz ortadan kalkmadığını söylemek yanlış olmayacaktır" dedi. Bölgede ortaya çıkan terör örgütlerinin Türkiye'ye etkileri hakkında tespitlerini de paylaşan Özel, şöyle devam etti: "Irak ve Suriye'de yaratılan ortam DEAŞ'ın (IŞİD) giderek güçlenmesine, bütün dünyadan birçok radikal savaşçının bölgeye akmasına ve PYD/PKK'nın terör örgütü kimliğinden ziyade DEAŞ (IŞİD) ile savaşan meşru bir güç olarak bölgede görülmesine yol açmaktadır. Bölücü terör örgütü, Irak ve Suriye'de yaşanan gelişmeler doğrultusunda elde ettiği kazanımları artırmaya çalışırken aynı zamanda kendisini ve diğer ülkelerdeki uzantılarını masum göstererek farklı bir algı oluşturmaya çalışmaktadır. Türkiye'nin sınır güvenliği için 2013 ve 2014 yıllarında kurulan iki hudut özel harekât komando taburuna bu yıl bir tabur daha eklenecek. Sınır birlikleri güçlendirilecek ve yasal yetkileri yeniden düzenlenecek. Orta vadede sınır sorumluluğu muharip tugaylardan devralınacak ve 317 sınır karakolu tek bir komutanlık altında birleştirilecek."
Hürriyet


EKONOMİ

Gram Altın 99, 6551-99, 7511
ABD Doları 2, 5864-2, 5882/ 
Euro 2, 8402-2, 8431/ 
İngiliz Sterlini 3, 8531-3, 8570

5 Yıllık İzin Ücreti Haktır
Danıştay 8. Dairesi, kamuda çalışan işçilerin yıllık izin ücretleriyle ilgili bir davada, çarpıcı bir karara imza attı. Danıştay, 1995 yılından bu yana kamuda çalışan işçilerin işlerden ayrılması halinde sadece "Son hizmet yılı ve bir önceki yılda kullanılmayan yıllık izin ücretlerini ödenmesini" öngören, Maliye Bakanlığı'nın genelgesini iptal etti. Avukat Emre Baturay Altınok, bu kararla işten ayrılan kamu işçilerin dava açarak, geçmişe dönük yıllık izin ücretlerini talep edebileceğini söyledi. TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü'nde çalışan üç işçi, 8 Şubat 2012'de işinden ayrıldı. İşçiler, işten ayrıldıktan sonra idareye başvurarak, "kullanılmayan tüm izin ücretlerini" talep ettiler. Ancak TÜBİTAK işçilere, "Son hizmet yılı ile bir önceki yılda kullanılmayan yıllık izin ücretlerini ödenebileceğini", daha önceki yıllara ait ücretlerini ödemeyeceğini bildirdi. TÜBİTAK, bu kararına gerekçe olarak da Maliye Bakanlığı'nın Bütçe ve Kontrol Müdürlüğü'nün genelgesini gösterdi. Bunun üzerine işçilerin avukatı Altınok, söz konusu genelgenin iptal edilmesi talebiyle Danıştay'a dava açtı. Danıştay 8. Dairesi de oy birliği ile söz konusu genelgenin iptaline karar verdi. Geçen hafta taraflara tebliğ edilen kararda, yıllık ücretli izin hakkının kullanmaktan vazgeçilmeyecek Anayasal bir hak olduğuna dikkat çekilerek, şöyle denildi: "Hizmet akdinin sona ermesi artık izin hakkının kullanılmasına olanak bulunmaması nedeniyle daha önce kullanılmayan yıllık izinlere ait ücretin, bu ücrete ilişkin zamanaşımı süresi olan akdin feshi tarihinden geriye doğru beş yıl içerisinde kalmak kaydıyla iş akdinin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden ilgiliye topluca ödenmesi yasal bir zorunluluk olup, dava konusu genelge ile iş akdi sona eren kamuda görevli bulunan işçilere sadece ayrıldıkları yıl ile bir önceki yıla ait izin ücretinin ödenebileceği şeklinde getirilen sınırlayıcı düzenlemede hukuka uygun bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle Maliye Bakanlığı'nın genelgesinin iptaline karar verildi." Avukat Altınok, Danıştay'ın kararının kamu çalışanları açısından son derece önemli olduğunu belirterek, "Bu, dava konusu genelgeye dayanarak kendilerine ödeme yapılmayan tüm çalışanların yıllık izin ücreti hakkını koruyan bir karardır. İş sözleşmesinin sona ermesinde bu yana 5 yıl geçmemiş olan ve dava konusu genelge uyarınca işten ayrıldığı yıl ile bir önceki yıl dışındaki yıllık izin ücretleri ödenmeyen çalışanlar dava açarak içeride kalan kalan izin ücretlerini tamamını alabilirler" dedi.
Hürriyet

Moody's'ten Bankalara İkinci Uyarı
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's bankacılık sektörünü uyardı. Moody's'in raporunda bankacılık sektörünün görünümünün kurlardaki oynaklık ve ekonomik büyümedeki yavaşlama nedeniyle negatif olduğunu belirtildi. Rapor bu nedenle sektördeki büyüme imkânlarının ve krediler için borçlanma olanaklarının azalacağı uyarısında bulundu. Geçen yıl 20 Mart'ta da Moody's yayımladığı raporla 10 Türk bankasını negatif izlemeye almıştı. Kuruluş geçen yılki değerlendirmesinde de büyümedeki yavaşlık, borçlanma maliyetlerinin artması ve siyasi gelişmelerin yarattığı belirsizlik ortamı nedeniyle bu kararı aldığını belirtmişti. Ardından da geçen yıl haziranda 11 Türk bankasının notunu indirmişti. Moody's hafta içi yayımladığı ayrı bir raporunda ayrıca dolardaki değerlenme nedeniyle Türkiye'nin en kırılgan ülke olarak değerlendirildiğini belirtmişti. Moody's, Türkiye'nin kredi notu ve görünümü için bu yılın ilk gözden geçirmesini 10 Nisan'da yapacağını açıkladı. Moody's'in raporu piyasalar kapalıyken açıklanmış olsa da bankalararası piyasada bugün valörlü işlemlerde dolar 2.5830 liraya yükselerek serbest piyasa kapanışı olan 2.5740 lirayı aştı. Dolar güne 2.55 lira seviyelerinden başlamış gün içinde 2.5496 liraya kadar inmişti. Moody's Türkiye bankacılık sektörü üzerine değerlendirme raporu yazdı. Raporda, KOBİ ve tüketici kredileri kaynaklı sorunlu kredilerde artış beklendiği belirtilerek şu noktalar vurgulandı: Sorunlu kredi oranının yüzde 3-4 'lere yükselmesini bekliyoruz. l Bankaların varlık kalitesinin hala iyi olduğunu hatırlatıyoruz. Ancak bunu kredilerdeki yavaşlama ve yüksek enflasyon ile gerileyen karların dengelemesini bekliyoruz. Türk bankalarının ayrıca yükselen borçlanma maliyetleri nedeniyle daralan net kar marjı baskısıyla karşı karşıya kalacağını düşünüyoruz. 2015 için kredi büyümesinin yüzde 14-17 ile ılımlı düzeyde artmasını bekliyoruz.
Hürriyet

Hükümet Emekliye Müjde Hazırlıyor
Hükümet, iş yeri açan Bağ-Kur emeklilerinden sosyal güvenlik destek primi kesilmemesi için çalışma yapacak. Elde edilen bilgiye göre hükümet, bunun yanı sıra 2000'den sonra emekli olanlara yönelik intibak düzenlemesi yapılması, yaşı ilerlemesine rağmen prim gün sayısı dolmadığı için emekli olamayanlar için bir düzenleme yapmaya hazırlanıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, bazı gazetecilerle sohbetinde, emeklilerle ilgili çalışmaları bulunduğunu, Çalışma Bakanı olarak Bakanlar Kurulu'na 10 ayrı başlıkta sunum yaptığını söyleyen Çelik, "Emeklilerin bazı beklentilerini karşılayacak hazırlığımız var. Bunlardan hangileri seçim beyannamesine girer, Başbakan'ın takdiridir" dedi. CHP'nin emekliye 2 ikramiye vaadinin ütopik olduğunu da ifade eden Çelik, "Biz açıkları kapatmaya çalışırken, geriye dönüş olmaz. Emekliler arasındaki farkı kapatmak için çalışıyoruz. 2000'den sonraki emekliler için de intibakı gerektiren durumlar var. Muhalefetin vaatleri 'denize düşen yılana sarılır' misali, bitişin, çaresizliğin ürünü, istismara dönük vaatler" diye konuştu. Rekabet Kurulu, Kayseri Fırıncılar ve Uncular Odası ile Türkiye Ekmek Üreticileri Federasyonu hakkında soruşturma açtı. Karara göre, söz konusu kurum, fırıncıları belli fiyatın üzerinde satış yapmaya zorladığı için soruşturmaya tâbi tutulmasına karar verdi. Soruşturma sonunda, ekmek üreticisinin kendi fiyatını belirleme serbestliğine müdahale edilip edilmediği tespit edilecek. Bilgi ve İhbar Merkezi'ne geçen yıl 35 bin 171 kayıp telefon ihbarı yapıldı. 2013 yılında ise 33 bin 296 kayıp ve çalıntı telefon ihbarı yapılmıştı. Mahkeme kanalıyla 2013 yılında 39 bin 528 cihazın elektronik haberleşme bağlantısı kesilirken, geçen yıl bu rakam 41 bin 860'a ulaştı. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) verilerine göre yerli cep telefonu üretmek için yapılan başvuru sayısı yüzde 135 arttı. 2014'te yerli üreticiler, 1 milyon 633 bin yerli telefon üreteceğini taahhüt etti.
Türkiye

Lloyd's Rötuşuna Babacan Tepkisi
Ak Parti, torba yasa kapsamında dünyaca ünlü sigorta devi Lloyd's'a Türkiye'nin kapılarını açmaktan son dakikada vazgeçti. Ak Partili milletvekillerinin sigorta sektöründe yerli şirketler aleyhine bir durum oluşturacağı yönündeki endişeleri üzerine, Lloyd's'a ilişkin iki madde önergeyle teklif metninden çıkarıldı. Düzenlemenin korunması için son dakikaya kadar grup kurmaylarıyla görüşmeler yapan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, çabası sonuçsuz kalıp madde metinden çıkarılınca sinirlenerek Meclis'ten ayrıldı. TBMM Genel Kurulu, önceki geceki mesaisiyle, 35 bini bu yıl kullanılmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı'na 47 bin öğremen kadrosu ihdas edilmesini öngören ve evlilik yaşının düşürülmesi için çeyiz-konut desteği getiren torba kanun teklifinin 15 maddeden oluşan 1. bölümünü kabul etti. Ak Parti'nin önergeleriyle bu bölümdeki beş madde metinden çıkarıldı. Tekliften düşürülen 3 madde ile, "kâr dağıtımına bağlı vergi kesintisi oranlarını halka açık anonim şirketler için farklı oranlarda belirlemeye Bakanlar Kurulu'nun yetkili olması; sermaye şirketlerinin birleşme, devir ve bölünme işlemlerine taraf olmalarından kaynaklanan sermaye artırımlarının, indirim hesaplamasında dikkate alınmaması; kâr dağıtımına bağlı vergi kesintisi oranlarını, halka açık anonim şirketler için farklı oranlarda belirleme konusunda Bakanlar Kurulu'na yetki verilmesi" öngörülüyordu.
Milliyet

Temettünün Adı Yetti
Turkcell 5 yıl aradan sonra yatırımcılarına kâr payı dağıtmaya hazırlanıyor. Turkcell'in ana hissedarlarından TeliaSonera, diğer ortaklarla birlikte Turkcell'in bugün yapılacak olan Genel Kurul toplantısında 3.93 milyar lira tutarın temettü dağıtımının teklif edilmesi konusunda anlaştıklarını açıkladı. Açıklamada Turkcell Holding oylarıyla gerekli çoğunluğun sağlanabildiğine dikkat çekilerek temettü teklifi nin kabul edilmesinin beklendiği ifade edildi. Açıklamanın ardından güne yüzde 5 yükselişle 13.65 liradan başlayan Turkcell hisseleri, şirketin bir diğer ortağı olan AlfaGroup tarafından yapılan açıklama ile en yüksek 13.85 liraya kadar çıktı. Turkcell'in toplam piyasa değeri temettü açıklamalarının ardından önceki kapanışa göre 1 milyar 650 milyon lira artarak 30 milyar 250 milyon liraya yükseldi. Kapanışta Turkcell'in piyasa değeri 30 milyar 140 milyon lira olarak gerçekleşti. Turkcell'de hissedarlar arasındaki anlaşmazlık nedeniyle 2011 yılından bu yana genel kurul toplantısı yapılamıyor ve temettü dağıtılamıyordu. Turkcell'de TeliaSonera'nın doğrudan ve dolaylı yoldan yüzde 37.3, Çukurova Grubu'nun yüzde 13.76, Altimo'nun yüzde 13.22 hissesi bulunuyor. Şirketin hisselerinin yüzde 35.88'i halka açık. Turkcell'e yakın kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Turkcell İletişim'in yüzde 51 hissesine sahip bulunan Turkcell Holding ortakları bugün yapılacak Genel Kurul'a temsilci gönderilmesi konusunda anlaşma sağladı. Alfa Group da gelişmelerle ilgili olarak "Bu kâr payı anlaşması Turkcell'deki konuların iyileştirilmesine yönelik ilk küçük olumlu adımdır ancak Turkcell'deki açmazı çözmemektedir. Hisseleri satın almaya yönelik yaptığımız teklifl e şirketteki açmazın hızlı biçimde çözülmesini ve Türk hükümetinin Türk şirketlerindeki yabancı yatırımcılara kucak açmasını ümit ediyoruz" açıklamasını yaptı.
Vatan

12 Yıldır Biriktirdiğimiz Rezervi 4 Ayda Tüketmek İstiyor
Başbakan Ahmet Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun vaatlerine cevap verdi. Davutoğlu, Türk-İş Konfederasyonu'nu ziyaretinin ardından yaptığı konuşmada, "Kılıçdaroğlu, SSK Genel Müdürü olarak, o günkü politikaların mesulü olan birisi, rahat bir şekilde halka dönüp 'size iki maaş vereceğim, bunu da noterlikten tasdik'. Verirsin de, kimin cebinden veriyorsun? Nasıl veriyorsun?" diye sordu. Davutoğlu, şunları kaydetti: "90'lı yılların başlarında da 'iki anahtar vereceğiz' diyorlardı hatırlarsanız. Tabii Sayın Kılıçdaroğlu için çok kolay. O vereceği paraları, Hazine'de, Türkiye'nin rezervinde biriken paraları o biriktirmedi. Kendisini şimdiden miras yemeye hazır bir mirasyedi şeyinde 12 yıllık iktidar sonrasında biriktirdiğimiz rezervleri, Kılıçdaroğlu gelip 4 ayda tüketmek istiyor. 90'lı yılların başlarında sıfır açıkla aldığı SSK'yı nereye getirdiği belli, nasıl devrettiği belli ve hâlâ biz onları nasıl ele aldığımız hususunun da herkesin dikkatlerine sunuyorum. Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti: "Kılıçdaroğlu'nun dediği düzenlemeler hayata geçse 25 milyar Türk liralık ek açık gündeme gelecek. Nereden çıkacak bu 25 milyar Türk Lirası? Birisi bize bağış vermeyecek, birisi gelip kaynak aktarmayacak. Bütün bunlar, bir sonraki neslin cebinden harcanmış olacak.
Akşam

DÜNYA

Neden Düştü..
Alman havayolu devi Lufthansa'ya bağlı Germanwings şirketinin 24 yaşındaki Airbus A320 tipi yolcu uçağının önceki gün neden düştüğüne dair sır perdesi henüz kalkmadı. Almanya'nın Düsseldorf kentine gitmek üzere İspanya'nın Barcelona kentinden önceki gün 10.01'de havalanan 144 yolcu, 6 mürettebat taşıyan uçak önceki gün Fransız Alpleri'ne çakılmıştı. Fransa İçişleri Bakanı Bernard Cazeneuve, önceki gün bulunan karakutulardan birinin kokpit ses kayıt cihazı olduğunu, zarar görmekle birlikte verilerin elde edilebileceğini belirtti. Bulunan karakutu analiz için Paris'e gönderildi. Uçuş verilerinin kayıtlı olduğu diğer karakutu da dün bulundu. Ancak bunun ciddi zarar gördüğü, hafıza çipinin yerinden çıktığı ve kayıp olduğu belirtildi. Alman N24 televizyon kanalının bilim uzmanı Mick Locher de, kaza öncesinde pilotların uçağı kontrol altına almayı denemiş olabileceğini söyledi. Buna göre uçağın çarpışma hızının saatte 740 km olabileceği belirtildi. Fransız Le Point dergisine göre uçağın enkazı iki km2'lik alana yayıldı. Şimdiye kadar tespit edilen en büyük insan bedeni parçası, bir evrak çantası büyüklüğünde. Havacılık uzmanları düşüşle ilgili dört senaryo üzerinde duruyor. Kabin basıncı düştü: Pilotlar, yangın veya kabin basıncının ani düşüşü nedeniyle görev yapamaz hale gelmiş olabilir. Bu durumda pilotlar ya da otomatik pilot kabin basıncını ayarlamak için alçalmayı seçmiş olabilir. Finlandiyalı Havacılık Ajansı Genel Müdür Henttu Trafi, havacılık çevrelerinden aldığı bilgiye göre kokpit seslerini kaydeden karakutudaki ilk bilgilere göre kokpit sessizdi, bu da pilotların baygın olabileceğine işaret ediyor olabilir. Fransa Sivil Havacılık Güvenliği İçin Tahkik ve Analiz Bürosu (BAE) Direktörü Remi Jouty, uçağın parçalarının çok küçük olması nedeniyle yapılan 'havada infilak' yorumların mesafeli. Jouty'e göre yüksek hızda sert bir zemine çarpan uçakların parçaları bu kadar küçük olabiliyor. Jouty'e göre 'iki motorun birden durup durmadığını' söylemek için de henüz erken. BAE'ye göre uçak son ana kadar uçtu. Uçuşun herhangi bir aşamasında hava durumunun olumsuz olduğuna yönelik bir veri yok. Bilgisayar sistemi çöktü: Kokpit bilgisayar sisteminin çökmüş olabilir. Bunun pilotların uçağın kontrolünü yitirmesine yol açmış olabileceği belirtiliyor. Geçtiğimiz 5 Kasım'da İspanya'nın Bilbao kentinden Almanya'nın Münih kentine giden Lufthansa uçağı bilgisayar tarafından bin metre alçalmaya zorlanmış, ancak bu durumu pilotlar engellemişti Zehirli gaz ihtimali: Focusonline sitesinde yer alan senaryoya göre kokpite zehirli gaz sızması sonucunda pilotlar bilincini kaybetmiş olabilir. Sabotaj iddiası: Uçak bir terörist saldırı sonucu düşürülmüş olabilir. Ancak hem ABD hem de Fransa uçağın düşmesine terörist saldırının yol açtığı seçeneği ihtimalinin düşük olduğunu bildirmişti.
Hürriyet

Husiler Aden'de Başkan İse Kayıp
Yemen'de bazı askeri birliklerin desteği ile başkent Sana'dan sonra Taiz'i ele geçiren Şii Husilerden oluşan Ensarullah Hareketi, dün Lahic'i kontrol altına alıp liman kenti Aden'e dayandı. Aden'de Suudi Arabistan'ın desteği ile yeni bir yönetim tesis etmeye çalışan Devlet Başkanı Abdurabbu Mansur Hadi kayıplara karıştı. Şiiliğin Zeydi koluna mensup olan Husilerin örgütü Ensarullah, Yemen devrik lideri Ali Abdullah Salih'e bağlı olduğu söylenen askeri birliklerin desteğinde dün önce Lahic, ardından Aden'in 50 km kuzeyindeki El Enad Askeri Üssü'nü ele geçirdi. Çok sayıda füze ve mühimmatın bulunduğu bu üssü 20 Mart'a kadar ABD kullanıyordu.Silahların Hadi yanlısı güçlerce yağmalandığı iddia edildi. Dün akşama doğru Husilerin Aden'in bazı bölgelerine girdiğine dair haberler geldi. Hadi'nin Sünni aşiretlerle organize ettiği Halk Savunma Komiteleri'nin kentin girişindeki mevzilerden çatışmadan çekildiği belirtilmişti. Güneyin 1990'daki birleşme öncesinde olduğu gibi bağımsızlığını savunanlar ise Aden'i Husilere teslim etmeyeceklerini kaydetti. Akşam saatlerinde Husilerin, Aden Havaalanı'nı ele geçirdiği haberi geldi. Hadi'nin nerede olduğu ise bilmeceye dönüştü. Yemen Dışişleri Bakanı Riyad Yasin Abdullah, Hadi'nin hala Yemen'de olduğunu söyledi. Bir yardımcısı Hadi'nin yurtdışına kaçtığı iddialarını reddedip "Devlet Başkanı, Aden içinde güvenli bir yerde" derken, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki, Hadi'yle temas kurduklarını söyledi. Psaki, Hadi'nin Aden'deki konutundan ayrıldığını doğrularken, yurt dışına kaçıp kaçmadığıyla ilgili soruya "Hadi'nin, şu anda bulunduğu yerle ilgili yorum yapmayacağım" yanıtını verdi. Ensarullah Hareketi'ne göre Hadi deniz yoluyla ülkeden kaçtı. Savunma Bakanı Mahmud el Subeyhi ve yardımcısını Lahic'te ele geçirip Sana'ya götüren Husiler, Hadi'nin yakalanması için 100 bin dolar ödül koydu. Subeyhi, Hadi'nin istifasının ardından Husilerin ilan ettiği güvenlik konseyinde yer almıştı. Hadi istifasını geri çekip Aden'e üstlenince Subeyhi de saf değiştirmişti. Yemen'e dış müdahale çağrıları da arttı.
Hürriyet

Abd Başkanı'nı Koch Biraderler Seçecek
ABD'de önümüzdeki yıl yapılacak başkanlık seçimlerine kimlerin aday olacağı spekülasyonları devam ederken muhafazakar kanat Beyaz Saray'ı geri almak için kesenin ağzını açtı. Ülkenin en zengin iş adamlarından Charles ve David Koch'un 2016'daki başkanlık ve kongre seçimleri için 900 milyon dolar harcamayı planladıkları ortaya çıktı. Ocak ayında kendileri gibi düşünen 300 kadar destekçiyle üç günlük bir seminerde bir araya gelen iki kardeş bu bağış miktarıyla en az Demokrat Parti ve Cumhuriyetçi Parti kadar güçlü hale gelmiş olacak. Cumhuriyetçi Parti son kongre seçimlerinde 657 milyon dolar, Demokrat Parti 800 milyon dolar harcamıştı. Koch kardeşler muhafazakar görüşlerine rağmen Cumhuriyetçi Parti'den bağımsız hareket ediyor. Nitekim bağış toplantısına Cumhuriyetçi liderlerden kimse davet edilmedi. Ancak 2016 seçimlerine aday olabileceği konuşulan Senatör Marco Rubio, Rand Paul ve adaylığını önceki gün açıklayan Senatör Ted Cruz burada potansiyel bağışçılarla bir araya geldi.
Milliyet

Esad İdlib'e Klor Gazı Yağdırdı
Suriyeli muhalifler, Esad rejiminin İdlib'in Binnis kasabasına düzenlediği hava saldırılarında klor gazı kullandığını iddia etti. Saldırı muhaliflerin İdlib'e doğru ilerleyişinin ardından geldi. Suriye Genel Devrim Konseyi'nden (SRGC) yapılan açıklamada da, helikopterle Binniş kasabasına 'klor gazlı' saldırı düzenlendiği, saldırıdan etkilenen çoğu çocuk 20 kişinin Sahra Hastanesi'ne kaldırıldığı kaydedildi. Gazlardan etkilenenlerin çoğu kadın ve çocuklardı. Suriye'de rejim güçlerinin elinde bulunan İdlib şehrine muhalifler saldırılarını yoğunlaştırdı. Muhalifler kent çevresinde bulunan altı mevziyi ele geçirdiklerini duyurdu. Suriye'nin kuzeybatısında bulunan Halep'e 60 kilometre mesafedeki İdlib'i kuşatmaya alan muhalifler kentin batı ve doğusundaki bazı dışı mahallelerinde kontrolü sağladı. Şehir merkezindeki rejime bağlı askeri noktalar da yoğun top atışı altında tutuluyor. Beş bin civarında silahlı muhalifin katıldığı saldırıda, İdlib'in kuzeyinde bulunan Ram ve Kale, batısında bulunan Sevemia bölgesindeki inşaat ve gaz fabrikaları muhaliflerin kontrolüne geçti. Öte yandan, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) Dera kırsalındaki Busra eş-Şam'ı ele geçirdi. Dera ilinde Esad yönetiminin kontrolü altında bulunan son merkez olan Busra eş-Şam Kalesi ve çevresini ele geçirilmesinin ardından Esad yönetiminin Suriye-Ürdün sınırındaki geçiş kontrolünü tamamen kaybettiği, Esed güçlerinin elindeki Süveyda kenti ile Nasib Sınır Kapısı arasındaki bağlantının da kesildiği bildirildi. Operasyonda, aralarında Hizbullah militanlarının da bulunduğu 20 kişi öldürülürken 16 Esad gücü de esir alındı.
Star

Cameron'ın Kızından Açlık Grevi Tehdidi
Dünyanın birçok ülkesinde beğeniyle izlenen motorlu taşıtlarla ilgili ünlü program 'Top Gear'ın popüler sunucusu Jeremy Clarkson'ın BBC tarafından isten çıkarılacağı iddia edildi. Clarkson geçen hafta programın sunucularından birine yumruk attığı gerekçesiyle görevden uzaklaştırılmıştı. Clarkson'ın görevinden uzaklaştırılması büyük ses getirirken, Clarkson'ın komsusu İngiltere Başbakanı David Cameron onun "görevinin basına dönmesini istediğini" belirtmiş, 11 yasındaki kızı Nancy Gwen'in de onun için açlık grevi yapmaya çalıştığını" açıklamıştı.
Akşam

POLİTİKA
'Kırmızı Çizgimiz Değil'
HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oluşturulmasına karşı çıktığı, Abdullah Öcalan'ın ise ısrarla istediği İzleme Kurulu'unun HDP'nin kırmızı çizgisi olmadığını belirterek, "Kırmızı çizgiyi bir şart olarak kimsenin önüne bir engel koymayız, yeter ki süreç ilerlesin" dedi. Demirtaş, Erdoğan'ın süreçte izlenen yönteme yönelik eleştirisini ise, "Barış süreci umurunda değil" sözleri ile yanıtladı. Demirtaş, dün Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAF-FED) Genel Merkezi'ni ziyaret ederek, KAF-FED Genel Başkanı Yaşar Aslankaya ile seçim işbirliği görüşmeleri kapsamında bir araya geldi. Demirtaş bir gazetecinin 'İzleme Kurulu'na ilişkin sorusunu, "Bizim kırmızı çizgimizden öte barış mevzularının olmazsa olmazıdır; yoksa HDP'nin kırmızı çizgisi değildir. Biz bir kırmızı çizgiyi bir şart olarak kimsenin önüne bir engel koymayız, yeter ki süreç ilerlesin" diye yanıtladı. Demirtaş, İzleme Kurulu'nun İmralı'ya gitmeden önce PKK'nın kongresini toplayıp toplamayacağına yönelik soruya ise, "Sayın Cumhurbaşkanı buna karşı olduğunu söyledi, fakat hükümet izleme kurulunu devreye sokacak bir iradeyi gösteriyorsa bu sürecin ilerlemesi konusunda mesafe kat etmesini kolaylaştırır" yanıtını verdi. Demirtaş, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek arasındaki tartışmayı ise "Yolsuzluklar, rüşvetler, adam kayırmalar; sokakta gençleri zulümle, işkence ile katletmeler, adaletsizlikler, demokrasiyi katleden yasalar; bütün bunlar Türkiye'nin meseleleridir ve asıl AKP'nin içinde tartışılan şeyler bunlardır, bunlar da giderek ciddi bir ayrılığa, ciddi bir yarılmaya dönüşebilir. Bu Türkiye için de hayırlı olur" diye konuştu. Demirtaş, Erdoğan'ın açıklamalarının milliyetçi oylara yönelik olup olmayacağına yönelik bir soruya ise, "Olabilir fakat ülkenin milliyetçileri de afedersiniz aptal değil herhalde" yanıtını verdi.
Milliyet

Mirası Yemeye Hazır Mirasyedi
Başbakan Ahmet Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun emeklilere dini bayramlarda çift maaş vereceğine ilişkin noter onaylı sözünü, eski Başbakan Tansu Çiller'in "çift anahtar" vaadine benzeterek, "Dediği düzenleme yapılsa 25 milyar ek açık olur. İki maaş vereceğim diyor, verirsin de kimin cebinden veriyorsun" dedi. Davutoğlu, kıdem tazminatı konusunda da özel bir düzenlemenin şu anda söz konusu olmadığını belirtti. Davutoğlu, dün Türk-İş Başkanı Ergün Atalay'ı makamında ziyaret etti. Dvutoğlu ziyaretinin ardından basın toplantısı düzenledi. Kılıçdaroğlu'nun SSK Genel Müdürlüğü dönemine atıfta bulunan Davutoğlu, "90'lı yılların en önemli temsilcisi olan Kılıçdaroğlu, o günkü politikaların mesulü olan birisi olarak çok rahat bir şekilde 'size 2 maaş vereceğim' diyor. Bunu da noterden tasdik ettiriyor. Verirsin de kimin cebinden, nasıl veriyorsun. 90'lı yıllarda da iki anahtar vereceğiz diyorlardı. Sonra iki anahtar geri alındı. İnsanlar çalışacak yer bulamadı, 2001'de ekonomik krize sürüklendi. Kılıçdaroğlu için kolay, vereceği paraları hazinede, rezervdeki paralar. O biriktirmedi. Kendisi şimdiden miras yemeye hazır bir mirasyedi şeyinde" dedi. Emeklilerle ilgili iktidarın da çalışması olduğunu açıklayan Davutoğlu, "Yapılacak düzenlemelerle ilgili kamuoyunu bilgilendireceğiz. Kılıçdaroğlu'nun dediği düzenleme olsa; 25 milyar lira ek açık olacak. Nereden çıkacak bu para. Bağış vermeyecek kaynak aktarmayacak. Bir sonraki neslin cebinden harcanacak. 12 yıllık iktidar döneminde biriktirilenleri, tüketmek istiyorsunuz. Buna izin vermeyiz" dedi. Öte yandan Davutoğlu, 2010 KPSS sorularının çalınmasına ilişkin, "Çalınan sorularla elde edilen makamlar aynen GDO'lu ürünler gibidir. Bir sürü insanın hakkına, hukukuna tecavüz edeceksiniz kendi yakınınızı, tanıdığınızı bu sorularla bir yere getireceksiniz ve bu yolla devleti denetim altına almaya çalışacaksınız, işte bizim tam da 'paralel çete' dediğimiz bu" diye konuştu.
Milliyet

'Biz Parsel Parsel Görkemleştiriyoruz'
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin Türkiye'nin en büyük ve en nitelikle fuar merkezi iddiasıyla Gaziemir'de yaptığı yeni fuar alanı olan 'Fuar İzmir', kapılarını Türkiye'nin en büyük ihtisas fuarı MARBLEUluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı'yla açtı. Açılışa katılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na gösterilen ilgiden izdiham oluştu. Kılıçdaroğlu, açılıştaki konuşmasında özetle şunları söyledi: "Kocaoğlu dedi ki, 'fuar alanını almak için geldim tek tek görüştüm, parsel parsel satın aldım. Bir de Ankara'yı düşünün 'parsel parsel' lafı size bir şeyler hatırlatıyor herhalde. Hükümet sözcüsü ne diyordu? 'Onu çok iyi tanırım. Ankara'yı parsel parsel sattı' diyor. Evet birileri yönettiği kenti parsel parsel tezgahlıyor, birileri yaşadığı kenti parsel parsel görkemleştiriyor. Farkımız bu. İstanbullu nefes almak için Beşiktaş, Kadıköy, Sarıyer'e gider."
Vatan

Amerika'da, Fransa'da Diktatörlük Mü Var?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin 2023 hedeflerine ulaşabilmesi için başkanlık sistemine ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Erdoğan, dünyanın en gelişmiş ülkelerini bir araya getiren "G-20" üyesi 20 ülkeden 10'unun başkanlık sistemiyle yönetildiğine de dikkat çekerken, "Bunlar bu işi bilmiyor mu? Amerika'da diktatörlük mü var? Meksika'da diktatörlük mü var? Arjantin'de diktatörlük mü var? Brezilya'da diktatörlük mü var? Fransa'da diktatörlük mü var? Onlar diktatör olmuyorlar da Türkiye'de niçin diktatörlük olsun" değerlendirmesini de yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Pazarcılar, Meyveciler ve Sebzeciler Federasyonu'nun ATO Congresium'da dün düzenlediği "Pazarcı Esnaf Buluşması" etkinliğine katıldı. Erdoğan burada yaptığı konuşmada şunları söyledi: G-20'nin içerisindeki ülkelerin en ileri olanlarının 10 tanesine başkanlık sistemiyle yönetiliyor. Bunlar bu işi bilmiyor mu? Bunlar başkanlıkla yönetiliyor da bize ne oluyor? Biz niye bu konuda hayır diyoruz? Bu adımı atmamız lazım. Hepsinden önemlisi başlattığımız ve başarıyla bugünlere getirdiğimiz değişim sürecini yeni bir aşamaya geçirmemiz gerekiyor. Biz buna yeni Türkiye diyoruz.
Akşam

SPOR

Eurocup'ta ilk turun ardından oynadığı 8 maçta da yenilmeden çeyrek finale yükselen Pınar Karşıyaka, 10 farklı kaybettiği maçın rövanşında İspanya'nın Gran Canaria takımına İzmir'de de 75-74 yenildi, Avrupa'ya veda etti. Tur için 11 farka ihtiyacı olan Kaf-Kaf, aslında maça çok hızlı girdi. Temsilcimizin ilk 10 sayısının tamamı Dixon'dan geldi, Diebler da ona eşlik edince 15-11'de fark 4'e yükseldi. Ancak işi bir anda bitirme isteği, telaşlı hücumları beraberinde getirdi. Temsilcimize oranla bu seviyelerde çok daha tecrübeli isimlerden kurulu İspanyollar da bu hatayı affetmedi, boyalı alanı Tavares ile çok iyi kullandıkları ilk periyot 19-19 bitti. O telaş, o acelecilik maç boyunca da kendisini gösterdi. Özellikle hücumda bir türlü ritmini bulamadı Karşıyaka, bir tek Dixon ile skor üretebildi. ABD'li 18 sayı sığdırdı devreye ama onun dışında hiçbir silah işlemedi, üstüne üstlük fauller de (6-11) girmedi. Savunmada da, yapılan adam değişiklikleri hep aleyhimize sonuç verdi, İspanyollar soyunma odasına 41-32 galip gitti. Diebler'ın üçlüğüyle başladığımız 3. çeyreğin başında Tavares'in faul problemine girmesi, Palacios'un kıpırdanmasını sağladı, Kaf-Kaf, 46-35 geri düştüğü maçın 29. dakikasında skoru 55-51 yaptı. Ancak çeyreğin son 15 saniyesinde top bizdeyken ve bir basket çok şeyi değiştirecekken Soner'in boyalı alana girdikten sonra turnike yerine üçlük arayışı, Barış'a geçirilmek istenen topun kaybedilmesi ve potamızdaki son saniye üçlüğün sebebi yine telaştı! Son periyotta tek kozu vardı ekibimizin, oyunu karambole getirmek, baskı ile rakibi bunaltmak Bunu da yaptı aslında, art arda top çalıp 71-67 öne geçti 36. dakikada. Ancak bir türlü son darbeyi vuramadı rakibine, Kendall büyüyü bozdu Gran Canaria zor olanı başarıp kazandı Arena'da.
Milliyet

G.Saray'da cumartesi günü dananın kuyruğu kopacak. Lütfi Kırdar'daki mali kongre öncesi eski başkan Ünal Aysal ve başkan Duygun Yarsuvat dönemlerine ait hesaplar üyeler tarafından ibra için oylanacak. Genel kurulda her iki başkanın dönemlerinin ayrı ayrı oylanması planlanıyor. Bu durumda Aysal'ın ibra edilmeme ihtimali var. Ancak kulislerde ibra için çeşitli pazarlıklar yapıldığı ileri sürüldü. Ünal Aysal'ın ibra edilmemesi için eski başkanlardan Adnan Polat'ın başını çektiği önemli bir grup çalışma sürdürüyor. Yönetime yakın gruplar ise Aysal ile görüşerek, söz verdiği mali yardımı istediler. Eğer Aysal 15-20 milyon euro civarında bir yardım yaparsa başkanın ibra edilmesi yönünde oy kullanılacak. Aksi takdirde Polat gibi Aysal da ibra edilmeyen başkan olarak tarihe geçecek. Aysal döneminde borçlar 356 milyon liradan 711 milyon liraya çıkarken, hisse satışı ve bedelli sermaye arıtışından 1 milyar 53 milyon lira nakit girişi sağlanmıştı. Üyeler Aysal'dan hesap sorulmasını istiyor. Yarsuvat döneminde ise borç 811 milyon liraya yükseldi. Kongre üyeleri, Yarsuvat'a ibra edecek. Ancak Aysal'ın durumu kulübe yapacağı para yardımına bağlı olacak.
Star

Beşiktaş'ın soyunma odası koridoru görüntülerine, Fener'den aynı şekilde yanıt geldi. Görüntülerle oynandığını vurgulayan Sarı-Lacivertliler, koridordaki ham görüntülerin yanı sıra Biliç'le ilgili bir görüntü dosyası sundu. FB TV'deki sunumda şu ifadeler yer aldı: "Gündem değiştirme ve kendi taraftarlarına yenilgiyi unutturmak için bir takım açıklamalarda bulunuyor." "Olimpiyat'taki ilk maçta Biliç Alper'i sindirmek, oyundan düşürmek için fiziki müdahalede bulundu. Alper, Bilic'e cevap vermezken, Beşiktaş Teknik Direktörü el ve kol hareketlerine devam etti. Olcay'ın kırmızı kartı sırasında sahaya giren Biliç, Emre ve Alper'e doğru çok ağır sözler söylemiştir. Emre ve Alper bu sözlere cevap vermezken, tacizleri devam etmiştir. " "Son maçta ise Beşiktaş'ın hocası tribünleri tahrik için su şişesi atar gibi hareketlerde de bulundu. Emenike kenara doğru koşarken, Emenike'nin yoluna çıkarak kendisine hareket yapmasını bekliyor. Emenike'den umduğunu bulamayan Alves ve İsmail Kartal'a hareketler yapan Bilic, umduğunu bulamayınca bu kez Emre'nin annesine Hırvatça küfür etti. " "Beşiktaş TV, Emre'nin koridordaki sözlerini keserek yayınladı. Emre burada BJK TV'de iddia edildiği gibi 'b.k' kelimesini kullanmıyor, Biliç'in menajere 'jebem ti majku" diyerek 'anneme niye küfür ediyor' sorusunu yöneltiyor. Biliç Arsenal maçında da sahada benzer tahrikleri yaparken tribüne gönderilmişti. Biliç aynı Biliç ama Avrupa'da hakem farkı var."
Star

F.Bahçe-Beşiktaş derbisinin ardından önceki gün Fikret Orman, Fırat Aydınus ve yardımcılarıyla ilgili çok ilginç bir iddiayı ortaya atmıştı. Başkan Orman, Akşam'da da gündeme getirilen, "4. hakem Deniz Çoban, Aydınus'a 'Küfür var, Emre'yi at' dedi" iddialarını dile getirirken, şok bir açıklamada bulunmuş ve "Kayıtlarda var. 4. hakem Çoban, 'Hocam küfür var, kırmızı kart' diyor. Aydınus ise, 'Sen işine bak' cevabını veriyor. Yazılı olarak kayıtların incelenmesini isteyeceğiz" ifadelerini kullanmıştı. Peki bu başvuraya Türkiye Futbol Federasyonu ne yanıt verecek, nasıl bir gelişme olacak? AKŞAM bu konuda yetkililerle görüşmelerde bulunurken "kara kutu" denen telsiz konuşmalarının Süper Lig'de kayıt altına alınmadığı bilgisine ulaştı. Federasyon tarafından böyle bir uygulama yapılmazken, telsiz konuşmaları devre arasında Antalya seminerinde gündeme getirilmiş ve deneme amaçlı olarak kullanılacağı bilgisi verilmişti. Ancak bu konuda resmi herhangi bir adım atılmadığı gibi Süper Lig'de maçlarda böyle bir uygulama da söz konusu olmadı. Ancak Türkiye'de kara kutu cihazından sadece UEFA'nın görevlendirdiği bazı hakemlerde bulunuyor. O isimler ise FIFA kokartlı Cüneyt Çakır, Hüseyin Göçek, Tolga Özkalfa ve Halis Özkahya. Bu hakem ve yardımcıları dışında diğer Türk hakemlerde telsiz kayıtları bulunmuyor. UEFA, first ve elit listede bulunan hakemlerin yönettiği tüm maçlarda bu uygulamayı şart koşarken, kayıt cihazlarından diğer hakemlere TFF tarafından verilmediği belirtiliyor. MHK'nın sipariş edilen cihazların gelmemesi nedeniyle henüz tüm hakemlere bu cihazları veremedeği ifade ediliyor. UEFA, 3 hakemin yönettikleri maçlardaki kayıtları gerektiğinde kutuyu açıp, dinleyebiliyor ve o maçla ilgili bilgiler alıyor. Kayıt aletini hakemler açmıyor ve belli görevlilerde bulunan cihazlarla bu kara kutular dinleniyor. Özel kara kutular tartışma yaratan ve gerekli hallerde kullanılması için uygulamaya konulurken, FIFA kokartını kaybeden Fırat Aydınus'ta böyle bir aletin olmayışı nedeniyle Beşiktaş'ın amacına ulaşması da şu anda imkansız gözüküyor.
Akşam


--
Yeni Toplum Dergisi - yenitoplumdergisi@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme