7 Nisan 2015 Salı

07.04.2015 Genel Gündem

07.04.2015

GÜNDEM

Pankartlar Size Sayın Valim
Kıyafeti yüzünden sınıfta Yalova Valisi'nin hakaretine maruz kaldıktan sonra 'saygı' yürüyüşünde kalp krizi geçirerek ölen öğretmen Halil Serkan Öz için dün okullarda eylem vardı. Öğretmenler "Bak bugün de yönetmeliğe aykırı davrandık, derslere girmedik. İstifa etmeni bekliyoruz", "Serkan öğretmen kefen giydi, yönetmeliğe uygun mu?" yazılı pankartlar taşıdı. ÖĞRETMEN Halil Serkan Öz'ün (42), Yalova Valisi Selim Cebiroğlu'nun sınıftaki azarından sonra kendisi için düzenlenen 'öğretmene saygı' yürüyüşünde ölümünün ardından valiye 'istifa' çağrıları yükseliyor. KESK'e bağlı Eğitim-Sen, Türkiye Kamu-Sen'e bağlı Türk Eğitim-Sen ve Eğitim-İş üyeleri, ülke genelinde dün ilk derse girmedi. Pankartlarda Vali Cebiroğlu'na, "Dilenci değil öğretmeniz", "Onurlu insanlar bir halat için intihar ediyor, sen istifa etmiyorsun", "Ben ne insanlar gördüm üstlerinde elbise yok, ne elbiseler gördüm içinde adam yok" diye seslenildi. Öğretmenler, 'Mesleğimiz onurumuzdur, öğretmenime dokunma' yazısının bulunduğu kokart taktı. Birçok ilde veliler de protestoya destek verirken Eğitim-Sen Yalova Şubesi üyeleri tebeşir ve kravat bırakıp oturma eylemi yaptı. Şube Sekreteri Arzu Ege, "Bir hafta boyunca onurumuzu çiğnetmeyeceğiz diyerek kokart takıyoruz" diye konuştu. İzmir'de ise Eğitim-İş, Eğitim- Sen ve Türk Eğitim-Sen üyesi öğretmenler, okula ders saatinde gitti ancak ilk ders öğretmenler odasından çıkmadı. Bursa'da da ilk derse girmeyerek Necatibey Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde toplanan öğretmenler adına konuşan Eğitim-Sen Bursa Şube Başkanı Güney Özkılınç, "Vali derhal istifa etmelidir" dedi.
Hürriyet

Gelecek 10 Yıl 2015-2025

Analiz
Bu çalışma; Stratfor'un yayınladığı beşinci "10 Yıllık Gelecek" çalışmasıdır. 1996 yılından beri, ilki o yıl olmak üzere, sonu sıfır ve 5 ile biten yıllarda, bu tür bir çalışma yaparak, 10 yıl için öngördüklerimizi gözden geçirip gelecek 10 yıla ilişkin tahminlerimizden oluşan bir rapor yayınlıyoruz. Bir önceki çalışmamızda; Avrupa'nın ekonomik krizin üstesinden gelemeyeceğini, Çin'in ekonomik büyüme hızının yavaşlayacağını ve Amerika ile cihatçılar arasındaki savaşın evrileceği yönü doğru tahmin etmiştik. Ayrıca bazı hatalarımız da olmadı değil; mesela 11 Eylül'ü ve daha da önemlisi Amerika'nın 11 Eylül'e vereceği cevabın büyüklüğünü tahmin edemedik. 2005'te yayınladığımız raporda ise; Birleşik Devletlerin sıkıntılar yaşayarak Islam Dünyasında konuşlandırdığı birliklerini geri çekmek zorunda kalacağını öngörmüştük. Çin'in zaaflarını erken döneminde farketmiş, ancak yine de Birleşik Devletlerden daha büyük bir ekonomi haline geleceğini öngörmüştük. Herşeyin ötesinde, objektif kriterlere göre oluşturduğumuzu düşündüğümüz yöntemleri kullanarak Birleşik Devletleri her zaman en kalıcı güç olarak değerlendirmiştik.

Kerkük Türkmenlerinden Ahvali Şerait bir Şiir

Güle naz
Bülbül eyler güle naz
Girdim dost bahçesine
Ağlayan çok gülen az.
Yüz aya değer
Hüsnün yüz aya değer
Ay var bir güne değmez
Gün var yüz aya değer.
Oku yara,
Aç kitap oku yara.
Sinemde yer kalmadı,
Meğer ok, oku yara.
O yar gözün
Kim görüp o yar gözün?
Aslan gücünden düşse
Karınca oyar gözün.
Ne çaram var

6 Nisan 2015 Pazartesi

06.04.2015 Genel Gündem



06.04.2015

GÜNDEM

Romeo'yla Veda
Meclis, 24'üncü yasama döneminde 4 yılı yüksek gerilim, çetin kavgalar, hakaret ve küfürlerle geçirirken, finali karşılıklı jestler ve duygusal bir vedayla yaptı. Son çalışmasını cumartesi gecesi İş Sağlığı Yasası'yla yapan Meclis Genel Kurulu, Meclis Başkanı Cemil Çiçek'in verdiği milletvekillerinin özlük haklarıyla ilgili yasa teklifini ise muhalefet partilerinin çekinceleri nedeniyle sonuçlandırmadı. 24'üncü dönemde 421 yasa yapan Genel Kurul, toplamda 3 bin 850 saat çalıştı. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda özel bir oturum yapacak olan Meclis, sonrasında yeni milletvekilleriyle 7 Haziran'daki seçim sonuçlarının ilanından sonraki 5'inci günde saat 15.00'te toplanacak. Yasama döneminin son oturumuna CHP'li Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlık etti. Tüm partilerin grup başkanvekillerinden övgüler alan Mumcu'ya AK Parti yönetimi de zarif bir sunumla çiçek takdim etti. AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, "Zarafetinizi ve inceliğinizi hiçbir şeyin tamamlayamayacağını biliyoruz ama Meclis'in zarafetini göstermek için şimdi buradan bir arkadaşımız size çiçek takdim edecek" sözleriyle Mumcu'ya jest yaptı. Mumcu da "Bu sözlerin beni ne kadar derinden duygulandırdığını da bilmenizi istiyorum. TBMM'nin bundan sonra ve her zaman evrensel hukuk ilkelerinin uygulamalarına sahne olduğu, fiziki şiddet eylemlerinin değil, fikirlerin özgürce ortaya konulduğu bir yer olmasını temenni ediyorum" diye konuştu. Partilerin grup başkanvekilleri de iyi dileklerle veda ettiler. AK Partili Bostancı, diyalektik felsefeden, Shakespeare'den, Mevlana'dan ve bazı düşünürlerden yaptığı alıntılarla muhalefetten de alkış aldı. "Başlangıç ve bitiş birbirinin kardeşidir. Buna 'diyalektik' diyorlar" diyen Bostancı, şunları söyledi: "Zıtlar bir birlik oluşturur. Shakespeare'in Romeo ve Juliet'te ölümsüz bir repliği vardır. Romeo, Juliet'in balkonuna gelir, uzun uzun konuşur, vaktin nasıl geçtiğini bilemezler, sonuçta sabah olurken Juliet der ki: 'Romeo, çok geç oldu, artık git.' Romeo tan yerine bakar, der ki: 'Vakit o kadar geç ki artık erken sayabiliriz.' Vaktin çok geç olduğu, erken saydığımız zamanlarda birlikte çalıştık. Mevlana'ya diyorlar ki: 'Bu kadar okudun, bu kadar öğrendin. Sonuçta ne öğrendin?', 'Haddimi bilmeyi öğrendim' diyor Mevlana. Şöyle Meclis'e baktığımda aslında herkesin halk çocuğu olduğunu görüyorum. Evet, ben de postacı Osman'ın çocuğuyum. Babam mektup dağıtırdı, annem Ümmi Elif Hanım'dı. Aslında benim hikâyem buradaki herkesin hikâyesi. Aklıma vekil olmak gelmezdi bile. Bırakın vekil olmayı, arabamın olacağını bile düşünmezdim. Ama Cumhuriyet ve demokrasi -işte borçlu olduğumuz budur arkadaşlar- milletin çocuklarını buraya taşıyor. Milletin içinden geldiğimiz için kesinlikle bu milletin birliği, dirliği ve geleceği için dövüşeceğiz, kavga edeceğiz, müzakere edeceğiz, uzlaşacağız. Her şey o diyalektiğin içinde ama birlikte koşmaya devam edeceğiz." MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, "Yanlışı def edelim diye gayret ettik. Hepimizin araması gereken husus, iyide ve güzelde buluşmak, diyalog ve uzlaşmadır" derken, CHP Grup Başkanvekili Levent Gök de "Sesimizin en yüksek çıktığı anda dahi, bizim taleplerimiz Türkiye içindi. Hep birlikte bir gemide gidiyoruz, arzumuz bu geminin batmamasıdır. Bu şiddetin bir daha olmaması, temel arzumuzdur. Her şeyi konuşarak ve uzlaşma kültürüyle çözmeliyiz" görüşünü dile getirdi.
Hürriyet

5 Nisan 2015 Pazar

05.04.2015 Genel Gündem

05.04.2015 Pazar

GÜNDEM

Söyleyin Valiye Oğlum Öldü 
Yalova Valisi Selim Cebiroğlu, geçen hafta cuma günü Termal Fen Lisesi'ne yaptığı ziyarette iddiaya göre kılık kıyafetinden dolayı matematik öğretmeni Halil Serkan Öz'ü (42) öğrencilerinin önünde, "Bu saç-sakal ne? Ne biçim öğretmensin? İnsanlar dışarıda görseler seni dilenci zanneder" diye azarlayarak sınıftan kovdu. Vali Cebiroğlu, okul idarecilerini de tersleyerek, öğretmen hakkında soruşturma açılmasını istedi. Önceki akşam Eğitim-Sen, Türk Eğitim Sen, Eğitim-İş Sendikası ve Aktif Eğitim Sendikası üyeleri 'Öğretmene Saygı Yürüyüşü' düzenleyerek Vali Cebiroğlu'nu protesto ettiler. Bir haftadır vali ile yaşadığı diyaloğun etkisinde kalan Eğitim-Sen üyesi Öz, yürüyüşte rahatsızlanınca Yalova Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. İlk müdahalenin ardından Bursa'daki özel bir hastaneye sevk edilen Öz, yolda yaşamını yitirdi. Eşinden boşandıktan sonra anne ve babası ile kalan Öz'ün cenazesi dün, Merkez Camisi'ne getirildi. Kılınan namazın ardından 3 bin kişinin oluşturduğu kortej eşliğinde, omuzlarda taşınan cenaze, Yalova Valiliği önünden geçerken alkışlı protesto bulunuldu ve 'Vali istifa' sloganı atıldı. Öz'ün cenazesi Şehir Mezarlığı'nda toprağa verildi. Eğitimciler, valiyi yargıya şikâyet edeceklerini söyledi. Baba Kemal Öz ise acısını sitemkâr sözlerle ifade etti: "Oğluma doyamadan gitti. Siz söyleyin o Yalova Valisi'ne oğlum öldü. Anarşist oğlum öldü, rahat etsin. Öğretmenden anarşist olur mu? Bir haftadır üzüntüden kahroldu. En son kalpten gitti." Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin de Öz için Twitter başsağlığı mesajı yayımladı. Cenazeye katılan CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce kendisinin de fizik öğretmeni olduğunu hatırlatarak "Bu, sıradan bir kalp krizi değildir. Bu devlet eliyle işlenmiş bir cinayettir" diye konuştu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da aileyi arayarak başsağlığı diledi.
Hürriyet

4 Nisan 2015 Cumartesi

04.04.2015 Genel Gündem

04.04.2015 Cumartesi
GÜNDEM

Atama Meşru Değil 
İstanbul Üniversitesi'nde yapılan seçimde 1202 oyla 1'inci olan, YÖK tarafından Cumhurbaşkanlığı'na yollanan listede ise 2'nci sırada yer alan Prof. Dr. Raşit Tükel, atamanın ardından "Seçilmemiş adayın rektör atanmasını meşru kabul etmiyoruz" dedi. İÜ İstanbul Tıp Fakültesi, İhsan Şükrü Aksel Toplantı Salonu'nda basın açıklaması yapan Tükel, şunları söyledi: "Bu antidemokratik şartlarda yapılan seçim 12 Mart'ta sonuçlandığında en yüksek oyu aldığım, en yakın adayla aramda yaklaşık 300 oy fark olduğu ortaya çıktı. Bunun arkasından YÖK'ün sıralamasını bekledik. 20 Mart'ta YÖK açıklamasını yaptı. Sıralamayı değiştirmişti. Gerekçesini sorduk. Sıralama değiştirmenin neye dayandığını, hangi bilimsel, nesnel ölçüte göre bunun yapıldığını sorduk ancak yanıt alamadık. Aslında bu ilk değildi. Şimdiye kadar diğer üniversitelerde de bu sorunlar hep oldu. Bir seçim niye yapılır? Bir seçimin sonucuna bağlı kalmayacaksınız, sandığın, oy verenlerin iradesine bağlı bir atama yapmayacaksanız seçimi niye yaparsanız? Bunları sorduk. 25 Mart'ta da bu görüşlerimizi Beyazıt Meydanı'nda kamuoyuyla paylaştık. İlk aşamadan itibaren geri adım atmadık. Seçimin sonucuna göre atama yapılması gerekliliğini vurguladık. Bunun dışındaki her türlü atamanın meşru olmayacağını vurguladık. Bütün bu seçim sürecinin son aşamasında, ikinci sırada olan, 300 oy gibi yüksek bir oyla geride olan adayın rektör olarak atandığı bilgisini aldık. Sandığın iradesinin bir kez daha yok sayıldığı şu ana kadar sadece oy verenlerin değil, duyarlı bizi destekleyen kamuoyunun beklentisine sandığın iradesine saldırı olarak bunu değerlendirdik. Üniversiteler yalnız değil. Önümüzdeki görev bundan sonra bu mücadeleyi yükseltmek."
Hürriyet

3 Nisan 2015 Cuma

03.04.2015 Genel Gündem

03.04.2015

GÜNDEM

Zafiyet Kuşkusu
Emniyet birimlerinden edinilen bilgiye göre MİT, Emniyet istihbarat ve terör birimlerinin takibinde olan DHKP-C'li Elif Sultan Kalsen, 2014 yılının başında izini kaybettirdi. Yurtdışında olduğu değerlendirilen Kalsen'le ilgili MİT, geçen yıl mart, nisan ve haziran aylarında üç uyarı yazısını güvenlik birimleriyle paylaştı. Yazıda Kalsen'in yasadışı yollardan yurda giriş yaptığı ve başta ABD hedefleri olmak üzere eylem gerçekleştireceğinin değerlendirildiği notu iletildi. Ardından 81 il emniyet müdürlüğü ile güvenlik birimleri Kalsen konusunda uyarıldı. Sultanahmet Meydanı'ndaki Turizm Şube Binası önünde 6 Ocak'ta polise yönelik bombalı saldırıyı Kalsen'ın yaptığı iddia edildi. Ancak saldırganın Dağıstanlı Diana Ramazanova olduğu ortaya çıktı. İstanbul Taksim Meydanı'nda 30 Ocak'ta polise silahlı saldırı sonrasında da Kalsen'in ismi gündeme geldi. Kalsen'in, takside ki parmak izinden tespit edildiği öne sürüldü. Emniyet'in 11 Ocak tarihli uyarısında Kalsen'in İstanbul'dan Ankara'ya geçtiği belirtildi. İstanbul ve Ankara Emniyeti, 5 acil yazıyla Kalsen konusunda uyardı. İstanbul polisi, Taksim saldırısından önce Ankara'ya, "Kalsen'in 11 Ocak itibariyle Ankara'da bulunduğu, ABD çıkarlarına karşı bir intihar saldırısı gerçekleştireceği" bilgisini geçti. Ankara Emniyeti de tüm birimlerini uyardı. İstanbul polisinin Ankara'ya, Ankara polisinin de İstanbul'a geçtiğini belirttiği Kalsen'in yakalanması için her iki kentte 100'e yakın adrese baskın yapıldı ancak bulunamadı. 19 Mart 2013'te Adalet Bakanlığı ile AK Parti Genel Merkezi'ne bombalı ve LAW silahıyla saldırı oldu. DHKP-C'li failler Hasan Biber, Muharrem Karataş ve Murat Korkut kayıplara karıştı. Yurt dışına kaçan Karataş, 21 Eylül 2013'te Türkiye'ye dönerek Dikmen'de Emniyet Genel Müdürlüğü ve ek binalarına roketli saldırı düzenledi. Karataş, kaçarken polisle çatışmada öldürüldü. İstihbarat takibinde olduğu belirtilen Fırat Özçelik de 1 Ocak 2015'te Dolmabahçe Sarayı'nın önündeki polis noktasına bombalı saldırı girişimi sırasında yakalandı. Örgüt üyelerinin bilinmesi ve takipte olmasına rağmen yakalanamaması, eylemlerin önlenememesi istihbarat açısından soru işaretlerini de beraberinde getirdi. 17 Aralık operasyonunun ardından Emniyette başta terör ve istihbarat olmak üzere tüm birimlerde yapılanmaya gidildi. Bu dönemde Türkiye'nin istihbarat çalışmaları açısında önemli yeri olan ve 'İstihbari bellek'in silindiği iddia edildi.
Hürriyet

2 Nisan 2015 Perşembe

02.04.2015 Genel Gündem


02.04.2015

GÜNDEM

Tanıdık İsimler
Savcı Mehmet Selim Kiraz'ı şehit eden DHKP-C'li Şafak Yayla ile Bahtiyar Doğruyol'un, 'pasif eylemci' olarak istihbarat ve terör birimlerinin takibinde olduğu ortaya çıktı. Şafak Yayla'nın ağabeyi Bulut Yayla ve akrabası olduğu öne sürülen Mehmet Yayla da MİT ve istihbaratın hazırladığı 104 kişilik eylemci listesinde. Berkin Elvan soruşturmasını yürüten Savcı Mehmet Selim Kiraz'ı İstanbul Adalet Sarayı'ndaki odasında rehin alarak şehit edenlerden Şafak Yayla (24), canlı bomba olarak eylem hazırlığında olduğu iddiasıyla Ocak 2013'te İstanbul'da gözaltına alındı ve cezaevine konuldu. Diğer terörist Bahtiyar Doğruyol (28) ise DHKP-C'lilerin eğitim gördüğü Yunanistan'daki Lavrion Kampı'na gitmeye çalışırken Edirne'de yakalandı. Bir süre Edirne F Tipi Cezaevi'nde yatan Doğruyol da Tekirdağ F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne nakledildi. Bahtiyar Doğruyol ve Şafak Yayla'nın yolu bu cezaevinde kesişti. Aynı koğuşta değillerdi ancak aynı havalandırmaya çıktılar ve burada görüştüler. 'DHKP-C örgüt üyeliği, örgüt faaliyetlerinde bulunmak, örgüt propagandası, örgütsel doküman dağıtmak, hazırlamak ve bulundurmak'la suçlanan Doğruyol 1.5 yıl önce, Yayla ise 1 yıl önce cezalarını tamamlayarak cezaevinden çıktı. Doğruyol ile Yayla, DHKPC içindeki faaliyetlerine devam etti. Silahlı, bombalı eylemlere katılmayan her iki şüpheli, MİT, istihbarat ve terör polisinin takibindeydi. 'Pasif eylemci' konumunda bulunan 2 şüphelinin Emniyet'in takibinde olmasına rağmen bu eylemi nasıl düzenledikleri araştırılıyor. MİT, Emniyet İstihbarat ve terör birimlerinin DHKP-C örgütüne yönelik yaptığı istihbari çalışma sonucunda hazırlanan 104 kişilik eylemci listesinde Şafak Yayla, 'pasif eylemci', ağabeyi Bulut Yayla da 'canlı bomba' olarak yer aldı. Bulut Yayla, 31 Mayıs 2013 tarihinde Yunanistan'dan Türkiye'ye girerken Edirne'de yakalandı. Bulut Yayla'nın Yunanistan'daki bomba ve silahlı saldırı eğitimi aldıktan sonra Türkiye'ye geldiği ve Ankara'da canlı bomba eylemi yapmayı planladığı belirtildi. ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'ne canlı bomba saldırısında bulunan DHKP-C'li Ecevit Şanlı ile aynı dönemde yurtdışına kaçtığı belirlenen ağabey Yayla, o tarihte tutuklandı. 2014'te tahliye olan Yayla'nın, bir dönem DHKP- C Okmeydanı alan sorumlusu olduğu, 1 Şubat 2013'te ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'ne düzenlenen saldırının ardından ABD'nin terör listesine alındığı kaydedildi. Polis kaynaklarının Şafak Yayla'nın akrabası olduğunu öne sürdüğü, aile avukatlarının ise "İlgileri yok" dediği Mehmet Yayla ise 30 Temmuz 2013'te Yunanistan'dan Türkiye'ye botla geçerken Sakız Adası açıklarında yakalandı. Şişme botta 100 kilo patlayıcı ve silah ele geçirildi. 19 Mart 2013'te Ankara'da Adalet Bakanlığı ve AK Parti Genel Merkezi'ne düzenlenen eş zamanlı saldırılarda yer aldığı şüphesiyle aranan Hasan Biber ile aynı botta yakalanan Mehmet Yayla, halen Yunanistan'da hapiste. Yapılan otopsinin ardından teröristlerin cenazeleri yakınlarına teslim edildi. Yenibosna'daki Adli Tıp Kurumu'ndan TOMA eşliğinde çıkarılan cenazeler, İstanbul Valiliği'nin güvenlik gerekçesiyle Gazi Cemevi'nde yapılacak cenaze törenine izin vermemesi nedeniyle memleketlerine yollandı. Şafak Yayla'nın cenazesi Giresun, Çanakçı, Karabörk Köyü'ne gönderilirken Bahtiyar Doğruyol'un cenazesi ise Ankara Karşıyaka'ya gönderildi. Şafak Yayla'nın otopsisine katılan Avukat Özgür Yılmaz cesette silahın dayanarak ateş edilmesinden oluşan bitişik atış izi de olduğunu söyledi. DHKP-C üyesi 20 'canlı bomba' eylemcisi, uluslararası düzeyde aranıyor.
Hürriyet

1 Nisan 2015 Çarşamba

01.04.2015 Genel Gündem

01.04.2015 Çarşamba
GÜNDEM 
Hainler Sahnede 
Terör örgütü DHKC militanı 2 kişi dün saat 12.30'da Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na avukat cübbesiyle geldi ve avukatların aranmadan geçtiği bölümden girdi. Berkin Elvan ve Gezi Parkı soruşturmalarını yürüten Memur Suçları Bürosu Savcısı Mehmet Selim Kiraz'ın 6. kattaki odasına çıktı. Savcının odasına silahlar ve bombayla girip kapıyı kilitleyen Bahattin Doğruyol ve Şafak Yayla, Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın ağzını koli bandıyla kapatıp ellerine plastik kelepçe taktı. Bağırışmalar üzerine adliyede görevli özel güvenlikler içeri girmek isteyince militanlar iki el ateş etti. Saat 12.36'da örgütün sosyal medya hesaplarından savcının rehin alındığı açıklandı ve savcının başına silah dayanmış fotoğraşarı da paylaşıldı. Özel harekat polisleri adliye binasına geldi, çevre binaların çatılarına keskin nişancılar yerleştirildi. Örgütten yapılan açıklamada, 5 maddelik taleplerinin yerine getirilmesi için 15.36'ya kadar bekleyeceklerini, süre sonunda savcıyı öldüreceklerini duyuruldu. Talepler arasında, Berkin'i vuran polislerin canlı yayında itirafta bulunmaları, polislerin halk mahkemelerinde yargılanmaları, Berkin için yapılan eylemlere katıldıkları için işten atılanların geri alınmaları, 3 saatin sonunda eylemcilerin güvenle binadan ayrılmasının sağlanması, İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, Sezgin Tanrıkulu, Çağdaş Hukukçular Derneği'nden bir avukatın da arasında bulunduğu heyetle bağlantı kurmak istedikleri yer aldı. Adliye giriş-çıkışlara kapatılırken, Kiraz'ın odasının bulunduğu 6. kat boşaltıldı. Alt ve üst katlarda yoğun güvenlik önlemi alındı. Polisin müzakere timi ile İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok ve Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Mustafa Çalışkan adliyeye geldi. Başsavcılığın çağırısı üzerine adliyeye gelen İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal da müzakerelere katıldı. Eylemcilerin talebi üzerine Berkin Elvan'ın babası Sami Elvan da geldi. Eylemcilerin görüşmek istediği Sami Elvan, rehin alınan savcı Mehmet Selim Kiraz'ın odasının bulunduğu kata çıkartıldı. Saat 15.00'ten itibaren adliyede çalışan personel güvenlik gerekçesiyle paydos ettirilerek binadan dışarıya çıkartıldı. Eylemciler, Berkin Elvan'ın öldürülmesi olayına karışan polislerin isimlerinin canlı yayında açıklanmasını istediler, diğer taleplerinde pazarlık yapabileceklerini ileterek 19.50'ye kadar süreyi uzattılar. Gerekirse kendilerini feda edeceklerini de söyleyen teröristler "Son 10 dakika. Açıklamayı yapmazsanız savcıyı öldüreceğiz" dediler. Emniyet yetkilileri, bu açıklamayı yapmalarının mümkün olmadığını iletti. Görüşmeleri yürüten Ümit Kocasakal, Sami Elvan, avukat Şükriye Erden saat 20.15'te aşağı indiler. Polis katı boşalttı. Saat 20.24'te önce büyük bir patlama duyuldu, ardından peş peşe silah sesleri gelmeye başladı. Çatışma devam ederken 10 dakika sonra bir patlama daha duyuldu. Teröristler kapının arkasına barikat kurduğu için polisin içeri girmesi güç oldu. Saat 20.44'te silah sesleri kesildi, ardından 6. kata sedye götürüldü. İki terörist çatışmada ölürken ağır yaralı olan Savcı Kiraz hastaneye götürüldü. Başında ve sırtında kurşun yaraları olan Savcı Kiraz hemen ameliyata alındı. Ancak kurtarılamadı. Hastaneden yapılan açıklamada, "Geldiğinde kalbi ve solunumu durmuştu. Ameliyata aldık, geri döndürmeye çalıştık. Ancak tüm müdahelelelere rağmen kurtaramadık" denildi.
Hürriyet