3 Nisan 2015 Cuma

03.04.2015 Genel Gündem

03.04.2015

GÜNDEM

Zafiyet Kuşkusu
Emniyet birimlerinden edinilen bilgiye göre MİT, Emniyet istihbarat ve terör birimlerinin takibinde olan DHKP-C'li Elif Sultan Kalsen, 2014 yılının başında izini kaybettirdi. Yurtdışında olduğu değerlendirilen Kalsen'le ilgili MİT, geçen yıl mart, nisan ve haziran aylarında üç uyarı yazısını güvenlik birimleriyle paylaştı. Yazıda Kalsen'in yasadışı yollardan yurda giriş yaptığı ve başta ABD hedefleri olmak üzere eylem gerçekleştireceğinin değerlendirildiği notu iletildi. Ardından 81 il emniyet müdürlüğü ile güvenlik birimleri Kalsen konusunda uyarıldı. Sultanahmet Meydanı'ndaki Turizm Şube Binası önünde 6 Ocak'ta polise yönelik bombalı saldırıyı Kalsen'ın yaptığı iddia edildi. Ancak saldırganın Dağıstanlı Diana Ramazanova olduğu ortaya çıktı. İstanbul Taksim Meydanı'nda 30 Ocak'ta polise silahlı saldırı sonrasında da Kalsen'in ismi gündeme geldi. Kalsen'in, takside ki parmak izinden tespit edildiği öne sürüldü. Emniyet'in 11 Ocak tarihli uyarısında Kalsen'in İstanbul'dan Ankara'ya geçtiği belirtildi. İstanbul ve Ankara Emniyeti, 5 acil yazıyla Kalsen konusunda uyardı. İstanbul polisi, Taksim saldırısından önce Ankara'ya, "Kalsen'in 11 Ocak itibariyle Ankara'da bulunduğu, ABD çıkarlarına karşı bir intihar saldırısı gerçekleştireceği" bilgisini geçti. Ankara Emniyeti de tüm birimlerini uyardı. İstanbul polisinin Ankara'ya, Ankara polisinin de İstanbul'a geçtiğini belirttiği Kalsen'in yakalanması için her iki kentte 100'e yakın adrese baskın yapıldı ancak bulunamadı. 19 Mart 2013'te Adalet Bakanlığı ile AK Parti Genel Merkezi'ne bombalı ve LAW silahıyla saldırı oldu. DHKP-C'li failler Hasan Biber, Muharrem Karataş ve Murat Korkut kayıplara karıştı. Yurt dışına kaçan Karataş, 21 Eylül 2013'te Türkiye'ye dönerek Dikmen'de Emniyet Genel Müdürlüğü ve ek binalarına roketli saldırı düzenledi. Karataş, kaçarken polisle çatışmada öldürüldü. İstihbarat takibinde olduğu belirtilen Fırat Özçelik de 1 Ocak 2015'te Dolmabahçe Sarayı'nın önündeki polis noktasına bombalı saldırı girişimi sırasında yakalandı. Örgüt üyelerinin bilinmesi ve takipte olmasına rağmen yakalanamaması, eylemlerin önlenememesi istihbarat açısından soru işaretlerini de beraberinde getirdi. 17 Aralık operasyonunun ardından Emniyette başta terör ve istihbarat olmak üzere tüm birimlerde yapılanmaya gidildi. Bu dönemde Türkiye'nin istihbarat çalışmaları açısında önemli yeri olan ve 'İstihbari bellek'in silindiği iddia edildi.
Hürriyet

Okmeydanı'nda Şafak Operasyonu
Çağlayan Adliyesi'nde savcı Mehmet Selim Kiraz'ın şehit olması ve iki DHKP- C'linin öldürülmesi ve önceki gün aynı örgütün bir üyesinin Vatan Emniyet Müdürlüğü'ne saldırı düzenlemesinin ardından dün sabaha karşı polisler Okmeydanı'nda DHKP-C'ye yönelik daha önceden belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenledi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Okmeydanı'nda sabah saat 04.00 sıralarında pek çok adrese operasyon yaptı. Baskınlara özel harekât ve çevik kuvvet polisleri ile havadan polis helikopteri destek verdi. Operasyon nedeniyle Okmeydanı ara sokaklarına "akrep" ismiyle bilinen zırhlı araçlar ile TOMA'lar konuşlandırıldı. Polislerin sokak başlarında ellerinde uzun namlulu silahlarla nöbet tuttuğu görüldü. Öte yandan polis ekipleri 3 katlı Gençlik Federasyonu Derneği binasına girmek için itfaiyenin merdiven araçları bölgeye çağırdı. Bu arada operasyonu görüntüleyen gazeteciler bir süre sonra bölgeden uzaklaştırıldı; operasyonun detayı ile ilgili bilgi verilmedi. Polis baskın yapılan İdil Kültür Merkezi binasında ve diğer adreslerde aramalarını sürdürürken, operasyonda çok sayıda kişi de gözaltına alındı. Polis ekipleri, geniş güvenlik önlemleri altında yaptığı 5 saatlik aramaların ardından Okmeydanı'ndan ayrıldı. Operasyonda 24 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi. Polislerden alınan bilgiye göre operasyon DHKP-C örgütüne yönelik gerçekleşti. Gençlik Federasyonu Derneği, İdil Kültür Merkezi, Okmeydanı Haklar ve Özgürlükler Derneği'nin de aralarında bulunduğu 38 adrese eş zamanlı operasyon düzenlediği kaydedildi. Emniyet yetkilileri operasyonda 2 ruhsatsız tabanca, otomatik av tüfeği, sinyal kesici cihaz, çok sayıda mermi ve örgütsel doküman ele geçirildiği bilgisini verdi. Yine Emniyet yetkililerinin iddiasına göre Özel Harekât ekipleri, Gençlik Federasyonu Derneği'nin 3 katlı binasında, çelik plakalarla duvara sabitlenerek güçlendirilmiş 11 farklı çelik kapıyla karşılaştı. Verilen bilgiye göre daha sonra itfaiye ekiplerinin desteğiyle pencere demirlerini kesilerek ikinci ve üçüncü kata girildi. Polisler, bine içerisinde duvarları, zemini ve tavanı çelik levhalarla kaplı bir oda da bulduğunu, odada çok sayıda doküman ve sinyal kesici cihaz ele geçirildiğini iddia etti. Sabah yapılan operasyonda gözaltına alınan 24 kişi ile İstanbul Adalet Sarayı, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve Adli Tıp Kurumu önünde yaşanan olaylarda gözaltına alınan 49 şüphelinin de aralarında bulunduğu toplam 73 kişinin emniyetteki işlemlerinin devam ettiği öğrenildi.
Milliyet

Köydeki Cenazeye Tepki Gösterildi
Berkin Elvan soruşturmasını yürüten Savcı Mehmet Selim Kiraz'ı şehit eden ve yapılan operasyonda ölen DHKP-C'lilerden Bahtiyar Doğruyol'un cenazesi Ankara Karşıyaka Mezarlığı'nda defnedildi. Doğruyol için Batıkent Cemevi'nde yapılacak cenaze töreninin ailenin isteği üzerine iptal edildiği öğrenildi. Şafak Yayla'nın cenazesi ise memleketi Giresun'un Çanakçı İlçesi'ne bağlı Karabörk köyünde toprağa verildi. Yayla'nın köyde defnedilmesine karşı çıkan bir grup, cenaze evini taşladı. DHKP-C'lilerden Doğruyol'un cenazesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü'ne ait cenaze aracıyla önceki gece Ankara'ya getirildi. Batıkent Cemevi'nde Doğruyol için düzenlenecek cenaze töreni ailenin isteği üzerine iptal edildi. Karşıyaka Mezarlığı morgunda tutulan Doğruyol'un cenazesi yapılan işlemlerin ardından ailesi ve akrabalarına teslim edildi. Kılınan cenaze namazının ardından Doğruyol'un cenazesi Karşıyaka Mezarlığı'nda defnedildi. Doğruyol'un mezarında örgütü simgeleyen kırmızı bayrak açıldı, marşlar söylendi. Cenaze defnedilirken, görüntü almak isteyen basın mensuplarına tepki gösterildi. Cenazeye katılanların bir bölümü, gazetecilere, yaklaşmamaları için taş attı. DHKP-C'li Yayla'nın cenazesi ise İstanbul'da annesi Aysel Yayla ve yakınları tarafından teslim alındı. Bir minibüsle memleketi Giresun'un Çanakçı ilçesine getirilen cenazeyi taşıyan araç, ilçe merkezindeki tepkiler nedeniyle bir müddet burada bekledi. Cenaze daha sonra Karabörk köyüne ulaştı. Cenazenin köyde defnedilmesini istemeyen yaklaşık 20 kişilik grup "Terörist buraya defnedilmesin, kimsesizler mezarlığına gömülsün" diye bağırarak cenaze evini taş yağmuruna tuttu. Bu sırada aralarında daha önce DHKP- C örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle bir süre cezaevinde tutuklu kaldığı öğrenilen Yayla'nın ağabeyi Bulut Yayla'nın da bulunduğu bazı yakınlarıyla gruptakiler arasında sözlü tartışma yaşandı. Cenaze töreni sırasında yolun karşısında bekleyen grup, İstiklal Marşı okuyarak, çeşitli sloganlar attı. Gruptakilerden bazılarının bu sırada yine taş atması üzerine güvenlik önlemi alan jandarma ekipleri, müdahale ederek gruptakileri uzaklaştırdı. Yayla, yakınlarının katıldığı törenle evinin yakınında toprağa verildi.
Milliyet


Polisler: Çarşı'dan Şikayetçi Değiliz
Çarşı davasına dün İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Sekiz tutuksuz sanık ve avukatlarının katıldığı duruşmaya Avrupa Uluslararası Af Örgütü'nden Barbara Neppert ve Almanya'da futbol davalarında uzman 2 kadın avukat da izleyici olarak katıldı. İlk duruşmada ifadeleri alınmayan 8 sanığın ifadeleri alındı. Sanıklardan Ayhan Güner, "Dolmabahçe'deki Başbakanlık Ofisi'ni basma" ve "darbecilik" iddialarını kabul etmezken tam tersine polisin kendilerinden aracılık yapmalarını istediğini: "Spor polis büroya bizzat gittim. Başbakanlık binasının oraya gitmem istendi. Tüm emniyet amirleriyle görüştüm, arabuluculuk yaptım. Taraftar arasında 'abi' olarak görüldüğüm için bunu yaptım, polis bize teşekkür etti, çay kahve ikram etti. Başbakanlık bürosunu bastılar iddiası tamamen yalandır. O taraftaki tüm insanlar Beşiktaş'a yönlendirildi. Burada 35 kişi yargılanıyor, ben 32'sini daha önce hiç görmedim. Burada Çarşı ve sokaktaki insanın mücadelesi itibarsızlaştırılıyor. Çarşı grubu darbeci değildir. Gezi rönesanstır, Çarşı da Michelangelo'sudur" İfade veren diğer sanıklardan Hakan Boran "Ben darbeci değilim. Olaylar esnasında Beşiktaş'ta bulunmamın nedeni Beşiktaş'ın benim yaşam alanım olması. Taksim'e hiç çıkmadım" dedi. Diğer sanıklar da suçlamaları reddetti. İddianamede Çarşı Grubu'ndan şikayetçi olan dört polis memuru mahkemede şikayetçi olmadıklarını söyledi. Polis memuru İsmail Koyutürk, olaylar sırasında Çarşı Grubu'yla karşılaşmadıklarını belirtirken, "Ben Beyoğlu SDP binasının yakınlarında başka bir olayda yaralandım. Çarşı ile ilgili ifademiz alınmadı. Şikayetçi değilim" dedi. Müşteki polisler Rasim Sümer, Hanifi Karadağ ve Ahmet Özen Çarşı grubuyla bir problemlerinin olmadığını ve şikayetçi olmadıklarını belirttiler. Mahkeme mütalaasını hazırlaması için dosyanın duruşma savcısı Abdullah Mirza Coşkun'a gönderilmesine karar verdi. Duruşma 26 Haziran'a ertelendi.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 99, 9529-100, 1518
ABD Doları 2, 5886-2, 5928/ Euro 2, 8161-2, 8196/ İngiliz Sterlini 3, 8398-3, 8482     

Affedilir Gibi Değil
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Slovenya, Slovakya ve Romanya'yı kapsayan resmi seyahatinin Bükreş durağından İstanbul'a dönerken terörle ilgili değerlendirme sonrası, 3 ülkeyle ekonomik ilişkiye değindi: - 3 ülkede de çok başarılı ikili ve heyetler arası görüşmelerimiz oldu. Bu ülkelerle siyaset alanında düşünce ayrılığımız yok. Avrupa Birliği'nde (AB) bizi destekliyorlar. Uluslararası kurum ve kuruluşlarda hemen hemen müşterek görüşlere sahibiz. 3 ülkeyle de ticari ilişkimizin artmasını bekliyorum. Mevcut rakamlardan örnek verdi: - Slovenya ile 1 milyar 50 milyon dolar, Slovakya ile 1.4 milyar dolar, Romanya ile de 6.5 milyar dolarlık ticaret hacmimiz var. Romanya ile daha önce varılan mutabakatı anımsattı: - Romanya ile aramızdaki dış ticareti büyütmemiz lazım. Daha önce 10 milyar dolara çıkarmak gibi bir hedef koymuştuk. Bu konudaki kararlılık sürüyor. 3 ülkede Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) önderliğinde düzenlenen iş forumlarında verdiği mesaja işaret etti: - İşadamlarımızın söz konusu ülkelerdeki işadamlarıyla işbirliklerini artırması, ülkemize çok şey kazandırır. Ardından Türkiye genelinde yaşanan elektrik kesintisiyle ilgili soruya yanıt verdi: - Aslında elektrik kesintisi sonrası çok uzun sürmeden adım adım sistem yeniden devreye girdi. Ama A'dan Z'ye herşey gözden geçirilecek. Yaşananın kesintiden çok "sistem çökmesi" olduğuna vurgu yaptı: - Ne olursa olsun yaşanan affedilir bir olay değildir. Türkiye gibi bir ülkede böyle bir olay yaşanmamalıdır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın seyahatine eşlik eden bakanlar arasında yer aldığına dikkat çekti: - Enerji Bakanımızı gezimizin Slovakya durağındaki görüşmelerimizi tamamladıktan sonra Türkiye'ye gönderdim. Kendisi sistem çökmesinin nedenleri üzerine çalışmalarına başladı. Türkiye'nin elektriğinin yönetildiği bazı merkezler olduğunu vurguladı: - Türkiye'nin belli yerlerinde sistemin yönetildiği merkezler var. Bu merkezlerden birinden mi çökme kaynaklandı, yoksa daha değişik şeyler mi oldu, bunların hepsi araştırılacak. Sonra ekledi: - Bunun failleri kimdir, nereden kaynaklanıyor. Bunların hepsi gözden geçirilecek. Bakalım yapılan araştırmadan nasıl bir gerekçe çıkacak? Fail ya da failler bulunursa hesap sorma yöntemi ne olacak?
Hürriyet

Veresiye Satıp Peşin Alıyoruz
Türkiye'nin ihracatı yılın ilk üç ayını yüzde 7 kayıpla geçirirken daha büyük bir kaybı satışta yaşıyor. İhracatçılarımız üç ayda yaptığı 37.1 milyar dolarlık ihracatın sadece 3.5 milyar dolarını peşin alabildi. İhracatın yüzde 65'i olan 24 milyar dolarlık ihracatın karşılığını ise ancak mal teslim edildiğinde alacak. Öyle ki Türkiyeli ihracatçı bu ödemeyi alabilmek için ortalama en az üç ay bekliyor. Türkiye'nin ithalatında ise durum tam tersi. Yaptığımız 52.3 milyar dolarlık ithalatın 27.6 milyar dolarını yani yüzde 53'ünü peşin ödedik. Mal tesliminde yapacağımız ödeme sadece 12.1 milyar dolar. Dış ticarette başlıca dört çeşit ödeme yöntemi bulunuyor. İhracatçının ve ithalatçının risklerine göre de ödeme yöntemleri sıralanıyor. İhracatçı için en güvenilir ödeme yöntemi elbette peşin satış. İkincilik ise vesaik teslimli ve akreditif ödeme olarak belirleniyor. Vesaik teslimli ödeme ihraç edilen malı ithalatçının teslim alması için belgenin para yatırıldığında verilmesi. Yani para yatmadan ihracatçının bankası ithalatçıya teslim belgelerini iletmiyor. Bu da ihracatçıya güvence sağlıyor. Akreditif ödeme yöntemi ise ödemenin belirli şartların yerine getirilmesinden sonra yapılmasına ilişkin ihracatçıya bir çeşit teminat sağlanması. Bunun da uluslararası kuralları bulunuyor. Elbette mal tesliminde ödeme ihracatçı için en riskli yöntem olarak kabul ediliyor. İthalatçı için ise bu tam tersi yani en riskli yöntem peşin ödeme yöntemi. İşte Türkiye bu riskin tam ortasında. İhracatın çoğunluğunu mal tesliminde ödeme şekliyle gönderilirken, ithalat ise tam tersine peşin yapılıyor. Türkiye üç ayda 37.1 milyar dolarlık ihracat yaptı. Bu ihracatın 24 milyar doları mal teslimli ödeme, 3.5 milyar doları peşin. Yani ihracatımızın yüzde 65'i büyük risk altında yapıldı. Çünkü mal tesliminden sonra ihracatçının parasını alabileceği kesin değil. Zaten bu yöntemde ihracatçı ortalama en az 3 ay paranın ödenmesini bekliyor. Uzmanlar bu yöntemin ithalatçının güçlü ihracatçının zayıf olduğu durumda tercih edildiğini vurguluyor. 53.3 milyar dolarlık ithalatın ise 27.6 milyar doları peşin yapıldı. Böylece Türkiye ithalatında tüm riskini üstlendi.
Hürriyet

Türkiye İslami Finansta Küresel Merkez Olacak
Son yıllarda küresel ölçekte hızla gelişen İslami finans sisteminde Türkiye'nin de büyük oyuncu olması bekleniyor. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor's'un (S&P) İslami Finans Direktörü ve Global Başkanı Mohamed Damak, küresel sukuk ihracının 2015'te yaklaşık 115 milyar dolar seviyesinde olmasını öngördüklerini, Türkiye'nin küresel sukuk ihracındaki payının ise yüzde 3 olduğunu belirtti. Damak, "Türkiye bu alanda büyüyor. Son yıllarda sadece devletin değil, aynı zamanda finansal kuruluşların da sukuk ihracı yaptığını gördük. İlerleyen zamanda Türkiye'de bazı şirketlerin de yatırımcı tabanını genişletmek amacıyla sukuk piyasasına başvurduğunu görebiliriz. Türkiye'de katılım bankacılığının payı yüzde 5. Fakat İslami bankacılığa olan ilgi de artıyor. Ziraat Bankası ve Halk Bankası'nın katılım bankaları kurması bekleniyor. Bu girişimler Türkiye'de İslami bankacılığı güçlendirilebilir. Türkiye'nin ekonomik büyümesi olumlu. Ekonomik büyümenin finansmanında İslami finansman enstrümanları da tamamlayıcı alternatif olarak kullanılabilir." Dubai'nin bölgede sukuk ihracı konusunda önemli bir yer edindiğini belirten Damak; Türkiye'nin, bölgesinde TL cinsinden tahvil ihraçlarında öncü olabileceğini kaydetti. S&P'nin ocak ayındaki araştırmasına göre, geçen yıl gerçekleşen tahvil ihracında yüzde 57'lik paya sahip Malezya'yı, yüzde 10'luk payla Suudi Arabistan ve yüzde 5 ile Birleşik Arap Emirlikleri takip etmişti. Sukuk ihraçlarında geçen yıl Endonezya yüzde 4, Türkiye yüzde 3, Katar yüzde 3, Bahreyn yüzde 2 paya sahip olmuştu.
Türkiye

Cumartesi Para İstemeyin 'Kara Gün'ü Telafi Edelim
İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, 31 Mart Salı günü ülke çapında yaşanan elektrik kesintisinin yol açtığı muhtemel üretim kaybının, sendikaların ve işçilerin sağduyu göstererek, Cumartesi günü yapılacak fazla çalışmayla kapatılabileceğini bildirdi. Demirtaş yaptığı açklamada, kesintiden kaynaklı taahhütlerin gecikmesi durumunun sorun edilmeden telafi edilebileceğini belirtti. Sendikaların anlayışı, işçilerin firmalara desteğiyle Cumartesi çalışılarak ekonomideki kaybın telafi edilebileceğini dile getiren Demirtaş, şunları kaydetti: "Ekonomik krizlerde, Türk işçisi sendikanın aldığı zammı uygulamadı, 'ekonomi sıkıntıda, biz bu zammı istemiyoruz' dedi. Yani bilinçli sendikalarımız ve çalışan kitlemiz var. Bu konuda bütün işçilerimiz, çalışanlarımız, 'cumartesi günü çalışıyoruz ve ücret almıyoruz, çalışmadığımız günün üretim eksiğini tamamlayacağız' diyebilir. Tüm taraflara bu konuda çağrıda bulunuyorum."
Vatan

7.5 Milyar Liralık Paketle 120 Bin Kişiye İs Kapısı Açılıyor
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türk ekonomisinde 'doping' etkisi yaratacak 'İstihdam, Sanayi Yatırımı ve Üretimi Destek Paketi'ni açıkladı. 'Süper paket'e göre 120 bin kişi fidan dikimi basta olmak üzere 'toplum yararına isler 'de çalıştırılmak için ise alınmaya başlandı. Davutoğlu, "daha çok destek, daha çok yatırım, daha çok is" sloganıyla açıklanan paketin, emeklilere sağlanan imkanlarla birlikte 7.5 milyar liralık bir maliyet oluşturduğunu vurguladı. Emeklilere sağlanan imkanın 4.7 milyar TL, 120 bin istihdamın da 1 milyar TL'lik maliyeti olacağını kaydeden Davutoğlu, "Ancak üretimin artmasına vesile teşkil edilecektir. Bütün bu toplam maliyet, 2015'te milli gelirin yaklaşık 0,2'si civarındadır. Bütçemiz üzerine de ekonomik dengeler üzerine olumsuz etkisi olmayacak" diye konuştu.
Akşam

DÜNYA
Nükleerde Tarihi Uzlaşma
İsviçre'nin Lozan Kenti'nde P5+1 (ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa ve Almanya) ülkeleri ile Tahran Yönetimi arasında sekiz gündür aralıksız süren müzakereler, dün akşam saatlerinde bir sonuca ulaştı. Ve tarafların kendi kendilerine belirledikleri 31 Mart tarihi aşıldığı halde, 30 Haziran 2015'e kadar nihai bir anlaşmaya kavuşması beklenen mutabakat çerçevesi ortaya çıktı. Anlaşma, İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif ve AB'nin Dış Politika Temsilcisi Mogherini'nin ortak basın toplantısında duyuruldu. Daha sonra gazetecilerin karşısına geçen ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, "Nihai anlaşma, sözlere değil kanıtlara dayalı olacak" dedi. İran, elindeki santrifüjleri 3'te 2 azaltacak. Böylece sayı 19 binden 6104'e düşecek. Bunların da 10 yıl boyunca sadece 5060'ı zenginleştirme faaliyetinde bulunacak. İran, 15 yıl boyunca elindeki uranyum stoklarını yüzde 3.67'den fazla zenginleştirmeyecek. İran elindeki 10 bin kg düşük zenginleştirilmiş uranyumu azaltıp, 15 yıl boyunca sadece yüzde 3.67 zenginleştirilmiş olarak 300 kg uranyum bulunduracak. İran 15 yıl boyunca yeni zenginleştirme tesisi kurmayacak. İran'ın şu anda 2-3 ay olan, nükleer silah için malzeme edinme süresi bir yıla uzatılacak. Ve bu süre en az 10 yıl boyunca geçerli olacak. İran, Fordo tesisinde en az 15 yıl uranyum zenginleştirmeyecek. İran, Fordo'yu barışçıl alanlarda çalışan bir tesise dönüştürecek.İran, sadece Natanz'da uranyum zenginleştirme faaliyeti yürütecek. Natanz'daki 1000 adet 2. nesil santrifüjleri sökecek ve bunları 10 yıl boyunca UAEA'nın gözetiminde tutacak. Arak'taki ağır su reaktörü de yeniden tasarlanacak. UAEA'nın Natanz, Fordo dahil İran'ın tüm nükleer tesislerine düzenli erişimi olacak. İran, UAEA'ya geniş teftiş yetkileri tanıyan Ek Protokolü uygulamayı kabul etti. UAEA'nın İran'ın anlaşmaya uyduğunu doğrulamasının ardından ABD ve AB'nin nükleer program ilişkili yaptırımları askıya alınacak. İhlal olursa yaptırımlar anında yeniden devreye girecek. BM Güvenlik Konseyi'nden çıkan tüm yaptırımlar da İran'ın anlaşma şartlarını yerine getirmesinin hemen ardından kaldırılacak.
Hürriyet

Erivan'a 'İnkâr Yasası' Jesti
Kıbrıs Rum yönetimi, Ermeniler'in sözde soykırım iddialarının 100'üncü yıldönümü dolayısıyla Ada'yı ziyaret eden Ermeni Meclis Başkanı Galust Sahakyan'a, 'inkâr yasası' jesti yaptı. Rum vekiller, Sahakyan'ın Meclisi ziyareti sırasında soykırım iddialarını reddedenleri cezalandıran yasa tasarısını oy birliğiyle onayladı. Rum Meclisi 1975 yılında kabul ettikleri ve 1982 yılında da genişlettikleri 'Ermeni soykırım yasasına' inkâr cezası maddesi ekledi. Yasaya göre, Ermeni iddialarını reddedenler 5 yıl hapis veya 10 bin Euro para cezasına çarptırılacak. Eski yasa, iddiaların uluslararası mahkemeler tarafından tanınması halinde, cezayı öngörüyordu. Rum Meclis Başkanı Yannakis Omiru, "Ermenistan bizim tarihi bağlarımız olan kardeş ülkelerden. Rum ve Ermeni halklarının kaderleri ortak. Kıbrıslı Rumlar da 1974'te Türklerin kurbanı oldu. 24 Nisan'ı milli anma günü de ilan ettik" dedi. Ermenistan Meclisi de 24 Mart'ta Pontuslu Rumların ve Süryanilerin soykırıma uğradığını kabul eden bir karar almıştı. Ermeni soykırım iddialarını 22 ülke tanıdı. ABD resmi olarak tanımıyor, ancak ülkeyi oluşturan 50 eyaletten 43'ü soykırım iddialarını kabul etti. Soykırım iddialarını reddedenleri cezalandıran ülke sayısı Rum Yönetimi ile birlikte 4'e ulaştı. İsviçre, Yunanistan ve Slovakya, ceza yasalarını 2006'da kabul etti. Fransa'da ise tasarı Fransa Anayasa Mahkemesi tarafından reddedilmişti.
Hürriyet

Tunus, Şam İle Diplomatik İlişkileri Tekrar Kuruyor
Tunus Dışişleri Bakanı Tayeb Baccouche, birkaç gün içinde Suriye'de tekrar "konsolosluk ya da diplomatik temsilcilik" açacaklarını duyurdu. Kararın, hem ülkedeki Tunuslu siviller hem de savaşçıların durumunu izlemek üzere alındığı aktarıldı. Beşar Esad rejiminin de Tunus'a "elçi ya da diplomatik temsilci" göndermesi bekleniyor. Baccouche, "Suriye ile ilişkileri bozmanın Tunus'un çıkarına olmadığını düşünüyoruz" dedi. 6 bin Tunus vatandaşının Suriye'deki cihatçı örgütlere katıldığı düşünülüyor. Tunus, Şam büyükelçisini sivil ölümlerinin artmasına tepki olarak 2012'de geri çekmişti. Öte yandan Türkiye sınırındaki İdlib kentini ele geçiren El Kaide'nin Suriye kolu El Nusra bölgenin şeriatla yönetileceğini duyurdu.
Milliyet

ABD'DE TÜRKİYE LEHİNE ERMENİ TASARISI
ABD'de Cumhuriyetçi Florida Milletvekili Curt Clawson, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleştirilmesi konusunda ABD Başkanı Obama'ya çağrıda bulunulan, 1915 olaylarıyla ilgili karar tasarısı hazırladı. İran, Rusya ile ilişkilerini derinleştirdiği ortamda ABD'nin gücü azalırken, Avrupa ile Ortadoğu arasındaki coğrafi pozisyonunun Türkiye'yi bölgedeki aşırılıklarla mücadelede önemli partner haline getirdiği belirtilen tasarı metninde "Temsilciler Meclisi, ABD Başkanına, gelecek 100 yılda tarafsız, yapıcı ve kalıcı Türk-Ermeni ilişkilerinin oluşturulması için Kongre üyeleri ile Türkiye ve Ermenistan temsilcilerinden oluşan bir görev gücü belirlemesi çağrısında bulunuyor" denildi. İlerleme için, Türk Enstitüsü Başkanı Derya Taşkın, "Böyle bir tasarı ilk defa sunulması açısından tarihi bir olay. Tasarının Türkiye'nin yararına olması ve ABD'deki Türkiye'nin öneminin altı çizilmesi bizim için sevindirici" dedi.
Star

Washington'dan Filistin'e Set!
Filistin, Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne önceki gün resmen üye oldu. Israil aleyhine savaş suçu davaları açmaya hazırlanan Filistin, Israil işgalinin sona ermesi için BM Güvenlik Konseyi'nin tarih belirlemesini talep etti. ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi ise, "Filistinlilerin UCM'ye katılmaya ve Roma Statüsü'nü yerine getirmeye uygun nitelikte olmadığına inanıyoruz" dedi. Bunun yanında, UCM'de Israil'e karsı eylemlerde bulunulmasına karsı olduklarını ifade eden yetkili, tüm tarafları, tansiyonu azaltmak ve iki devletli çözümü ilerletebilecek bir yol bulabilmek için işbirliği içinde birlikte çalışmaya çağırdıklarını kaydetti. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Israil'in, Filistin'in malvarlığıyla ilgili dayatmalarını kabul etmeyeceklerini belirterek "Vergi transferini dondurmayı sürdürdüğü durumda UCM'ye başvuracağız" dedi.
Akşam

Es-Sebab Üniversite Baştı 147 Ölü
Kenya'nın doğusunda maskeli silahlı Es Şebab militanları bu kez Garissa kentindeki üniversiteyi hedef aldı. Kampusa giren saldırganların etrafa rastgele ateş açması sonucu 147 öğrenci hayatını kaybetti. Güvenlik güçlerinin operasyonunda, saldırganlardan 4'ü öldürülürken, 500 öğrencinin ise kurtarıldığı öğrenildi. Sabah saatlerinde el bombası atılarak başlayan olayda üniversiteye saldıranların beş kişi olduğu bildirildi. Saldırıyı El Kaide bağlantılı İslamcı Es-Sebab örgütü üstlendi. Es Sebab'ın askeri sözcüsü Seyh Abdiasis Ebu Musab, "İnsanları ayırdık ve Müslümanları serbest bıraktık. Binanın içinde birçok Hristiyan'ın cesedi var. Aynı zamanda birçok Hristiyan'ı canlı tutuyoruz. Çatışma sürüyor" dedi. Kızılhaç 50 öğrencinin kaçmayı başardığını bildirdi.
Akşam

POLİTİKA

Özel Güvenlik Kaldıralım Korkar Kaçar
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Slovenya, Slovakya ve Romanya gezisinin son durağı Bükreş'ten dönüşte, Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın öldürülmesi ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne saldırıyı, "çözüm sürecine darbe" olarak değerlendirirken, özel güvenlik sistemine de yüklendi. "Adliye Sarayı'nda, hastanelerde, stadyumda özel güvenlik olur mu? Bunlar müdahale edemez, korkar kaçar. Özel güvenlik sisteminin tümüyle kaldırılmasını arkadaşlara teklif edeceğim" diyen Erdoğan özetle şunları söyledi: Ben yıllardır avukatların üstünün aranmasını savunuyorum. Bunları söylediğimiz zaman bize diğer siyasetçiler hep saldırmışlardır. Nitekim bugün de işi avukatlara "Cübbelerinizi çıkarın ve rahat rahat içeri girin, size kimse bir şey yapamaz" noktasına getirmişlerdir. Artık adalet saraylarına, avukatların aranarak girmesi lazım. Diğer görevliler de aranmalı Cübbeli olanlara müdahale edildiği zaman ana muhalefet partisi yırtınıyor, "Cübbeli olanlara nasıl müdahale edersiniz?" diye Oradaki özel güvenlik de büyük ihtimalle tabii buna böyle bakıyor. Özel güvenlik teşkilatlarının gözden geçirilmesi lazım. Büyük ihtimalle hükümet konuyu masaya yatıracaktır. Bence tarihi bir karar olacaktır. Belki de ama bunu bir tavsiye olarak da söylemiş olabilirim. Yani, Türkiye'nin bir Emniyet teşkilatı var. Türkiye Cumhuriyeti, Emniyet teşkilatıyla, polislerimizle veya değişik bir şekilde yine Emniyet teşkilatı adalet saraylarına yönelik bir koruma teşkilatını kendisi kurmalıdır. Özel güvenlik kaldırılmalıdır. Çünkü, özel güvenlik teşkilatlarının birçok yerde hangi amaçla kimler tarafından, nasıl kuruldukları hepsi soru işaretidir. Üzerinde hassasiyetle durulmalıdır. Herkes X-Ray'den geçmek dahil aranmalı. Özel güvenlik bir kenara konulmalı. Sadece adalet saraylarında değil, birçok kurumda artık özel güvenlik bana göre tarih olmalıdır. Hatta stadyumlarda, hastanelerde görev tümüyle polislere bırakılmalı. Hastanelerde de zaman zaman mafyanın birçok teşebbüsleri oluyor. Onun için oralarda taşın altına vücudunu koyacak insanlara ihtiyaç var. Emniyet teşkilatımız deneyimiyle, tecrübesiyle bu işleri yapacak güç ve kabiliyettedir.
Hürriyet

Arınç: Montaj Usulü Başkanlık Sistemi Olmaz
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Türkiye'de başkanlık sisteminin altyapısı olmadan kurulamayacağını belirterek "Üçüncü dünya ülkelerinden başkanlık sistemini alıp da bir şekilde monte edecek halimiz yok. Montaj usulü başkanlık sistemi olmaz" dedi. BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Arınç, çözüm sürecinde izleme heyetinin görev ve usullerinin Başbakanlık tarafından belirlendiğini söyledi. Arınç "Şimdi isimlendirme aşamasındayız. O zaman bazı isimler telaffuz edilmiş ama onların kendisiyle görüşülmemişti. Şimdi o kişilerle görüşülüyor. Akil insanlar heyetinden olmak üzere bir izleme heyetimiz olacak" dedi. Arınç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da heyet konusunda tatmin olduğunu belirterek "Sayın Cumhurbaşkanımızla Sayın Başbakanımız görüştüler. Yapmak istediğimizi tekrar kendilerine anlattılar. O da bu konudan mutmain oldu" ifadelerini kullandı. Arınç, başkanlık sistemine ilişkin olarak da "Altyapısı olmadan bir başkanlık sistemi olmaz. Yani birileri diyorsa ki "Meksika'da var, Arjantin'de var, Paraguay'da var, Bolivya'da var, orada var, burada var. Biz bunların hepsinden kendimize göre bir şeyler alalım. Ona göre bir başkanlık sistemi getirelim." Bu, çok doğru olmaz. Üçüncü dünya ülkelerinden, dördüncü dünya ülkelerinden başkanlık sistemini alıp da bir şekilde monte edecek halimiz yok. Montaj usulü başkanlık sistemi olmaz" dedi.
Milliyet


SPOR

Galatasaray'da mali tablonun bozukluğu önümüzdeki ay yapılacak ve yeni başkanın seçileceği kongreyi de etkiliyor. Sarı kırmızılı camianın farklı görüşteki önde gelen üyelerinin başkanlık için kapısını çaldığı beş önemli isim, bu tarihi öneriyi geri çevirdi. Sarı kırmızılı kulübün eski başkanları Faruk Süren ile Ünal Aysal başta olmak üzere, Galatasaray Sportif A.Ş. Yönetim Kurulu üyesi Ali Dürüst, Hakan Üstünberk ve Muharrem Yılmaz, 23 Mayıs tarihinde gerçekleştirilecek olan kongrede başkan adayı olmaları için teklif aldı. Ancak beş kilit isim de görev almayı düşünmediklerini belirterek, yapılan teklifleri kendilerince sundukları çeşitli nedenlerle geri çevirdi. TEKLIF götürülen her bir ismin kendisine göre çeşitli ret sebepleri olsa da Galatasaray'da başkanlık görevi ateşten bir gömlek olarak görülüyor. Çünkü kulübün mali tabloları hiç parlak değil ve kimse de içinden çıkılması zor görünen bu zorluğun altına girmek istemiyor. 23 Mayıs'ta sarı kırmızılı koltuğa oturacak başkan ve yönetiminin kısa vadeli ödemeleri yapabilmesi için tam 150 milyon dolarlık bir kaynağı da bulması gerekiyor. Çünkü kulübün vergi, futbolcu ve kredi ödemeleri için mayıs sonundan itibaren 4 aylık dönemde bu parayı mutlaka ödemesi lazım. Aksi takdirde sıkıntı büyüyecek. Duygun Yarsuvat yönetiminin de görev süresinin bitimine kadar 30 milyon dolarlık bir ödemeyi gerçekleştirmesi gerekiyor. Şu anda Galatasaray'da başkan yardımcılığı görevini yürüten Dursun Özbek ile Abdurrahim Albayrak, mali açıdan bir çok sorunun çözülmesinde önemli rol oynadıkları biliniyor. Başkan adaylığını kısa bir süre içinde resmen açıklayacak olan Dursun Özbek, üyelerin karşısına 3 yılı kapsayan ve oldukça konuşulacak projelerle çıkmaya hazırlanıyor. Dursun Özbek, dışında Galatasaray'ın başkanlık koltuğuna daha önce de adaylıklarını koyan ancak kaybeden Adnan Öztürk ve Turgay Kıran bir kez daha aday olacaklar.
Hürriyet

Galatasaray'da mayıs ayında gerçekleştirilecek genel kurul öncesi, seçim çalışmaları her geçen gün hızlanıyor. Kongrenin belirleyici isimlerinden biri olan eski başkan Ünal Aysal, seçimde aday olmayacağını açıklayarak, kritik bir adım attı. "Nihai kararımı 10 Nisan'da vereceğim. Kongrede iyi bir ekibi destekleyeceğim" diyen Aysal'ın Dursun Özbek'i işaret ettiği belirtiliyor. Öte yandan, İnan Kıraç ve çevresinden de olumlu destek görmeyen Dursun Özbek, liste hazırlıklarında yön değiştirdi. Özbek'in listesini güçlendirmek adına Prof. Dr. Ahmet Özdoğan başta olmak üzere, Turgay Kıran ve Mehmet Helvacı'ya da yöneticilik teklif etmeyi planladığı öğrenildi. Özbek, Aysal'dan da ikna konusunda yardım alacak. Dursun Özbek'in seçimdeki rakibi Adnan Öztürk de liste çalışmalarını sürdürüyor. Faruk Süren'in aday olmayacağını açıklamasından sonra, eski başkanın kongrede Öztürk'e destek vereceği belirtiliyor. Son mali kongrede "Şikecilere destek olanları ibra etmem" çıkışıyla dikkat çeken Mustafa Cengiz de adaylığını açıkladı.
Star

Beşiktaş İkinci Başkanı Ahmet Nur Çebi ve Basın Sözcüsü Metin Albayrak medya mensupları ile yemekte buluştu. Biliç'in West Ham ile gizlice anlaştığı iddialarına cevap veren Çebi, "Bizi bırakıp gideceğini sanmıyorum. Giderse de hocasız kalmayız" dedi. Çebi lig için "81 puanla ligi tamamlar ve şampiyon oluruz" derken, Albayrak da Beşiktaş tarihinin en anlamlı şampiyonluğuna ulaşacaklarını iddia etti. Çebi şöyle konuştu: "Biliç ile her iki tarafında 500 bin Euro fesih bedel hakkı var. Gitmek isteyeceğini de düşünmüyorum. Lig bittiğinde 81 puanla şampiyon oluruz. Çocuklar da bunu inşallah başaracaklar. Haziran'ın 1 ve 7'si arası ameliyathane açık. Sakatlıkla ilgili suç kimde ona bakacağız. Sadece doktora bağlamak çok yanlış. Zemin olabilir, antrenman teknikleri olabilir, futbolcunun kendisi olabilir"şeklinde görüş belirtti Albayrak ise şunları söyledi: "Şampiyon olursak tarihimizdeki en anlamlı ve önemli şampiyonluğu kazanacağız. Çünkü bu sezon ne stadımız var ne de bizi Osmanlıspor, Konya ve Başakşehir haricinde stadına isteyen var. Maddi durumlar, takımın yaşadığı sakatlıklar, yaptıkları mücadele ortada. Bu yüzden bu sezon şampiyon olursak anlamı çok değişik olacak. İnşallah yeni stadımızda şampiyon olarak oynamaya başlarız."
Star

Şampiyonluğun şifresi: Duran top!!! Siyah-Beyazlılar, bu sezon duran toptan gol bulma konusunda çok büyük sıkıntı çekti. Geride kalan 25 haftada Beşiktaş, tam 123 kez korner kullandı. Kartal, bu kornerlerin sadece birinde skoru değiştirdi. O gol de ligin 2. haftasında Ç.Rize önünde Olcay'ın ayağından geldi Tehlikeli noktalardan da 24 kez serbest vuruş imkanı bulan Siyah- Beyazlılar, bunda da pek başarılı olamadı. Akhisar maçında Sosa, Birliği önünde de Demba Ba rakip ağları frikikten havalandırdı Slaven Bilic, dünkü idman öncesi duran toplar konusunda oyuncularına uyarılarda bulundu. Her maçın zorlu geçeceğini futbolcularına söyleyen Hırvat Hoca, "Kalan 9 haftada her şeyimizi sahaya vermeliyiz Ligdeki her takımın bir hedefi var. Bu yüzden her maçımız zor geçecektir. Sıkıntıya düştüğümüz anlarda da duran toplar önemli olacak Duran toplarda sıkıntı yasadık. Antrenmanlarda daha fazla çalışıp, maçlarda da duran toplardan goller bulmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı. Her idmanda futbolcularına duran top çalıştırması yaptıracak olan Bilic, Sosa, Gökhan Töre ve Oguzhan ile özel olarak görüştü Takım boyunun kısa olduğunu üç yıldıza ifade eden Hırvat Hoca, "Zora giren maçlarda kilidi siz çözmelisiniz. Takımın boyunun kısa olduğunu biliyorum. Full konsantrasyon ile topu öldürücü noktaya göndermelisiniz" dedi
Akşam

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme