21 Mayıs 2015 Perşembe

Andrei Tarkovsky - Bir Delinin Haykırışı

İNSANOĞLU DİNLE
Domenico burada, Bagno Vignoni'nin delisi.
Hayır, onun deli olmadığını biliyorum.
Öyleydi, bunu anlayacaksın.
O burada Roma'da, bir gösteri için.
Üç gündür konuşmalar yapıyor.

Nasıl gidiyor?
Kalbin nasıl?
Bilmiyorum, sınıra dayandım.
İçimde hangi atam konuşuyor?
Hem aklımda hem de bedenimde…
Aynı anda ayrılamam.
Bu yüzden tek kişi olamıyorum.
Kendimi aynı anda sayısız şey olarak hissedebiliyorum.

Yüksek Şatodaki Adam(1964) Romanı...

1956 yılı beş ağustos sabahı reichsmarshal herman göring, miami, florida'da bulunan devasa luftwaffe üssünden kuzeye uçtu. iyi bir ruh haliyle uyanmamıştı; küçük doktor'un almanya ve alman işgali altındaki bütün toprakların şansölyesi olarak tayin edilmesine dair yakın zaman ait bir anı tıpkı demir bir ütü gibi zihninde duruyordu. göring, sonuçta ingiltere'yi mağlup eden ve savaşı kazanan benim bombardıman uçaklarımdı; propaganda bakanlığı işe yaramayan ama modaya uygun bir heyecanla insanları kışkırtıp üzerlerine suç atmaktan başka bir şey yapmamıştı, insanın üzerinde düşünmeden edemiyor diye aklından geçirdi.

altındaki manzarada virginia gau akıp gidiyordu; göring'in r-15 messerchmitt roketi onu siyah noktaları; yani tarlalarda tanrının emri bir ruh hali içinde sonsuz ve dairesel alanlarda çalışan köleleri görebileceği kadar alçaktan uçuyordu. insanda aklına ve iyi duygularına hitap ediyordu ama bu gün onu hiçbir şey neşelendiremezdi.

15 Mayıs 2015 Cuma

15.05.2015 Genel Gündem



15.05.2015 Cuma
GÜNDEM

'Siz Bizi Anlamakta Zorlanıyorsunuz' 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün Van'da vatandaşlara seslendi. Erdoğan, özetle şunları söyledi: "Ah benim Kürt kardeşlerim, canım kardeşlerim biz size sevdalıyız. Ama siz bizi anlamakta zorlanıyorsunuz. 7 Haziran bir kırılma noktasıdır. Terörü arkasın alanlar mı kazanacak yoksa bu millete sevdalı olanlar mı kazanacak, bu bakımdan çok önemli. Birileri benim Kuran'ın Kürtçe mealini sizlerle paylaşmamdan rahatsız oldular. Onların rahatsızlığını aslında bizatihi Kuran'ın kendisinden kaynaklandığını biliyorum. Zerdüştlük dinini kendilerine din edinenlere sizlerin gerekli cevabı vereceğini biliyorum. Seçimde proje diye bula bula Diyanet'i kapatmayı bulmuşlar. İstiyorlar ki camiler cemaat sahipsiz kalsın." "Dikkat ederseniz Türkiye'yi dolaşıyor, milletimle buluşuyorum. Yeni Türkiye vizyonunu, başkanlık sistemi teklifimi anlatıyor ve bunun için destek istiyorum. Herhangi bir parti ismi zikretmeden, seçimden sonra bu vizyonu hayata geçirmek üzere diyorum ki 400 milletvekili istiyorum. Bu vizyonu kim hayata geçirecekse onu istiyorum. Durmadan muhalefetteki partiler YSK'ya müracaat ediyorlar. Ne diyorlar? Bu cumhurbaşkanı meydanlara çıkmasın diyorlar. Hele hele terör örgütü desteği olan parti var ya iki defa başvurdu, iki defa ret cevabı aldı. Yahu okuyun anayasayı. Cumhurbaşkanının önünü kesemezsiniz. Çıkar meydanlarda konuşur. Yeter ki meydanlarda konuşulacak insan bulsun. Benimle uğraşıyorlar, ya benimle ne işiniz var? Türkiye'nin yeni sisteme ihtiyacı olduğundan bihabersiniz. 5 tane koyun verin bunlara kaybedip gelirler."
Vatan

8 Mayıs 2015 Cuma

08.05.2015 Genel Gündem



08.05.2015

GÜNDEM
  
İbreti Âlem Olsun Diye İstifa Etsin
Seçim kampanyasını Tunceli ve ilçelerinde sürdüren HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Diyanet İşleri Başkanı'nın makam aracını iade ettigini hatırlatarak şöyle dedi: "Diyanet İşleri Başkanı'nın, ibreti alem olsun diye istifa etmesini bekliyoruz. Kendini harcatmasın, 3 günlük dünyadır hepimiz öleceğiz. Başkan bu saatten sonra Alevilerden, Sunnilerden ve herkesten özür dileyerek istifa etmelidir." Demirtaş, "Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde, Lahey Adalet Divanı'nda yargılanabilme ihtimalleri çıktı. Şimdi iktidardan düşerlerse bu dosyalar önüne konulacak" dedi. Bir-iki gün içerisinde ordunun Suriye'ye gireceğine dair ellerinde bilgi ve belge olmadığını ifade eden Demirtaş, "İnşallah kimse böyle bir çılgınlığa cesaret etmez" dedi. Demirtaş, Erdoğan'ın mitingde Kürtçe Kuran-ı Kerim meali ile konuşmasına ilişkin de "Elinde Kuran- ı Kerim'i kendi siyasi amaçlarına alet etmek için, tıpkı Muaviye gibi, onun üzerinden hile yaparak oy devşirmeye çalışıyor. Siirt'te Kürtçe Kuran'ın meali var ya elinde tutuğu, bir vakfın bastığı Kuran-ı Kerim'dir. Diyanet İşleri Başkanlığı, Kuran'ın Kürtçe mealini basma kararı almış. Ama bir örnek sadece Diyarbakır mitingine yetişsin diye Cumhurbaşkanı'nın eline vermişler" dedi.
Milliyet

7 Mayıs 2015 Perşembe

07.05.2015 Genel Gündem



07.05.2015

GÜNDEM

Ben Emirleri İcra Ettim
Bayrampaşa Cezaevi'nde 19 Aralık 2000 tarihinde yapılan ve 12 kişinin ölümü 29 kişinin de yaralanması ile sonuçlanan "Hayata Dönüş" operasyonunu yöneten dönemin Jandarma Özel Harekat Birlik Komutanı Albay Yusuf Burhan Ergin, operasyondan 15 yıl sonra ilk kez konuştu. Pek çok mahkumun kimyasal silahla yakıldığı iddialarıyla ilgili Ergin, envanter dışında patlayıcı bir silah ve göz yaşartıcı gaz dışında herhangi bir kimyasal madde kullanılmadığını savundu. Bakırköy 13 Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın dünkü duruşmasına, tutuksuz sanıklar Tuncay Köken, Sultan Dal, Hayrettin Çiftçi, Bilal Akşit ve Vedat Ceylan ile avukatları ve müşteki avukatları katıldı. Operasyon nedeniyle 39 jandarma er hakkında 5 yıl önce, 29 kez 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın tanığı ve aynı operasyonla ilgili bu yıl açılan davanın 157 sanığından biri olan Albay Yusuf Burhan Ergin, 4 Mayıs 2015 tarihinde talimatla Bodrum Ağır Ceza Mahkemesi'nde ifade verdi. 39 jandarma eri hakkında açılan davanın tanığı olarak dinlenen Ergin, "Bu olayla ilgili hakkımda iddianame hazırlandığını öğrendim. Tanıklık yapmak istiyorum" dedi. Operasyon tarihinde Albay rütbesi ile Jandarma Özel Harekat Birlik Komutanı olarak görev yaptığını söyleyen Ergin, F tipi cezaevlerine geçmemek için ölüm oluru yapan mahkumların cezaevi idaresini ele geçirdiklerini savunarak "İdarenin herhangi bir tasarrufu yoktu" iddiasında bulundu. Mahkûmların 24 saat esasına göre gardiyanları tuttuğunu iddia eden Ergin, "Rehin tutmalarının nedeni, herhangi bir müdahale ihtimaline karşı ellerinde koz bulunmasıydı. Bu olaylar sonucunda mahkûmların F Tipi Cezaevi'ne nakli için operasyon kararı alındı" dedi. Alınan operasyon kararını icra ettiğini belirten Ergin, operasyon öncesinde mahkûmların elindeki rehinleri 'salimen' aldıklarını, mahkûmların elinde silah bulunduğunu, adli tutuklular bölümünde silahlı mafya çatışmaları yaşandığını söyledi. Ergin "Cezaevine silah sokmak çok kolaydı" dedi. Operasyona birliğinin alay düzeyinde katıldığını, operasyondan yaklaşık bir hafta önce İstanbul'a geldiklerini, Jandarma Genel Komutanlığı'nın takdir ettiği görevleri yaptığını belirten Ergin, katılanlar avukatının sorusu üzerine şu bilgileri verdi: "Cezaevinin tamamına bizim birliğimiz müdahale etti. Operasyonda kadro silah ve teçhizatı kullandık. P-90 bizim kadro silahımızdır ancak operasyonda kullanılmamış olması gerekir. Av tüfeği vardı. O da gaz fişeği atmak için kullanılan bir silahtır. 12 kişi öldü. Envanter dışında patlayıcı bir silah kullanılmadı. Göz yaşartıcı gaz dışında herhangi bir kimyasal madde kullanmadık. Yaklaşık 12 saat sürdü." Ergin, ifadesine "Operasyonda ölenler olmuştur. Bu yüzden başarı sağlayıp sağlamadığı konusunda bir şey diyemem. Cezaevinde otorite sağlanmıştır. Nakiller gerçekleşmiştir. Ancak terör örgütü lider kadrolarının sebep olduğu garip sahipsiz insanlarımızın hayatını kaybetmesi üzüntü vericidir" diye devam etti. Ergin, katılanlar vekilinin, Adli Tıp Kurumu raporlarına göre mermi çekirdeği ile öldüğü, 50 kişinin de silahla yaralandığının hatırlatılması üzerine "Yaralanmalar bizim tarafımızdan yapılmamıştır. Kendileri tarafından yapıldığını düşünüyorum. Cezaevi içerisinde her yer açıktı. Kimin nereden ateş ettiğinin tespiti mümkün değildir" diyerek kendini savundu. İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanı'nın emriyle operasyonun yapıldığını söyleyen Ergin, "Oraya yapılan müdahalede temel konu hiç kimsenin hayatını kaybetmemesi idi. Ancak maalesef ölümler engellenemedi" dedi.
Milliyet

6 Mayıs 2015 Çarşamba

06.05.2015 Genel Gündem



06.05.2015 Çarşamba

GÜNDEM

YSK'dan Erdoğan İtirazına Ret 
HDP, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın seçim yasalarını ihlal ettiği iddiasıyla Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK) başvurdu. YSK'dan, "Cumhurbaşkanlığı makamının uyarılmasını" isteyen HDP'ye ret yanıtı geldi. HDP başvurusunda şöyle dedi: "Sayın Cumhurbaşkanı, uzunca bir süredir anayasal tarafsızlığına ve tarafsızlık yeminine aykırı olarak iktidar partisi yöneticisi gibi davranmakta, devletin ve dolayısıyla halklarımızın olanaklarını kullanarak açılışlara katılmakta, mitingler düzenlemekte, partimiz ve Eş Genel Başkanımız Sayın Selahattin Demirtaş ile diğer muhalefet partileri ve genel başkanlarının aleyhine açıklamalarda bulunmakta, kutsal dini duyguları istismar edecek biçimde dini semboller kullanmaktadır. Erdoğan seçim takviminin başladığı 10 Mart tarihinden itibaren değişik illerde toplu açılış törenleri adı altında, halka açık 7 miting gerçekleştirdi. Tamamı TRT başta olmak üzere televizyon kanallarının büyük çoğunluğunda canlı yayınlanan siyasi içerikli mitinglerde, AKP'yi işaret eden siyasi propaganda yapmış, 400 vekil için oy istemiş, partimiz başta olmak üzere muhalefet partilerini hedef göstererek, suçlayıcı, karalayıcı, seçmen tercihlerini yönlendirme amaçlı ifadeler kullanmıştır. 'Gönlümde yatan bir parti var' diyerek, uzunca bir süre genel başkanlığını yaptığı iktidar partisi AKP'yi açıkça seçmenlere işaret etmiştir. Yüksek Seçim Kurulu'nun, seçimin düzen içinde ve dürüstlük ilkelerine uygun olarak yapılmasının sağlanması amacıyla, Cumhurbaşkanlığı makamının uyarılması ve yayın ilkelerine uygun davranılmasının da sağlanması, gerekli önlemleri almasını ve sonucu hakkında partimizin bilgilendirilmesini umuyoruz."
Hürriyet

5 Mayıs 2015 Salı

05.05.2015 Genel Gündem

05.05.2015

GÜNDEM

 Denetim Ve Güç Kullanımı Önemli
ABD Büyükelçisi John Bass, 7 Haziran öncesi önemli mesajlar verdi: "Gazetecileri desteklemek önemli. Başkanlık konusunda önemli olan, böyle bir değişim yaşanacaksa Türk insanına rağmen değil, onlarla birlikte yaşanması. Seçmenler kişilere güven duymazsa seçimde alaşağı ederler. Çözüm Süreci çatışmaya dönüşmemeli." ABD'nin Ankara Büyükelçisi John Bass, kritik 7 Haziran seçimleri öncesinde özgür ve adil seçim vurgusu yaptı. Bass, dün Diplomasi Muhabirleri Derneği üyesi gazetecilerle bir araya geldi. Bass, özetle şu mesajları verdi: "3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü günüydü. Bu görüşmeyi bugün yapmamız tesadüf değil. Birçok ülkede birçok gazeteci mesleğini yerine getiremiyor. Endişemiz bundan kaynaklanıyor. Başkan Obama'nın da söylediği gibi gazeteciler bize hem ülkemiz hem kendimiz hem de hükümetimiz hakkında gerçeği bilme fırsatı verir. Bu da bizi daha güçlü hale getirir. Bu nedenle nerede çalışıyor olurlarsa olsunlar gazetecileri desteklemenin çok önemli olduğuna inanıyoruz ki görevlerini devam ettirebilsinler. Bütün NATO müttefiklerimizde olduğu gibi Türkiye'deki seçim kampanyasını da ilgiyle izliyoruz. Pek çoğunuz bana 'Seçimlerde kimi destekliyorsunuz' diye sormak isteyebilirsiniz. Benim cevabım, 'Türk insanını destekliyoruz' olacak. Bu seçimin özgür, rekabetçi ve adil bir ortamda geçmesini isteyen herkesi destekliyoruz. Tüm seçmenlerin bilgiye erişimlerinin sağlanarak, bilinçli ve bilgilenmiş seçimler yapmaları gerektiğine inanıyoruz. (Başkanlık sistemi) Bu, Türk vatandaşlarının karar vereceği bir konu. ABD'nin vereceği bir karar değil. Tartışmanın kalitesi ve ne kadar bilginin vatandaşlarla paylaşıldığı, bu kararların anayasa çerçevesinde mi, referandumla mı alınacağı; bence burada önemli olan böyle bir değişim yaşanacaksa Türk insanına rağmen değil, onlarla birlikte yaşanması. Sistem, işin en temel parçası değil. Fakat temel özgürlüklerin altının çizilmesi önemli. Söz konusu sistemlerin ne noktaya kadar denetim ve güç mekanizmalarına izin verdiği önemli. Bu da yönetimin herhangi bir kolunun orantısız bir güç kullanmasını önler. Biz bu tip şeylere bakarız. Umarım Türk vatandaşları da bunlara bakar. Demokratik toplumlarda, siyasi sistemi sağlamak önemlidir. Hükümet işi, yargı yönetimi, kamu hizmetlerinin sağlanması, bunlar hem hükümet kurumlarına hem de yürütme görevinde bulunan kişilere halkın güvenini arttıracak şekilde yürümeli. Seçmenler kişilere güven duymazsa seçimde alaşağı ederler. Suriye'de Türkiye ve ABD yakından çalışmaya devam ediyor. Burada müzakere edilmiş bir çözüme ihtiyacımız var. Bu müzakerenin de ana konusu Esad'ın nasıl görevden uzaklaştırılacağı. Bu sorunun askeri bir çözümü yok. Suriye ve Irak konusunda da iki ülkenin Esad'ın gitmesi ve Suriye'nin geleceğinde yer alamayacağı konusunda uzlaşısı var. Esad bütün meşruiyetini kaybetti. (Türkiye ve IŞİD'in birbirlerine müdahale etmediği iddiaları) Bu gerçekten karışık bir sorun. Örgüt kendisini Irak ve Suriye coğrafyasında gösteriyor. Sınır kontrollerinin geliştirilmesi, güçlendirilmesi ve sıfır yabancı savaşçının sınırı geçmesi sağlanmalı. Hükümetler yabancı savaşçıların geçişini hızlı bir şekilde önleyecek cevapları bulmak zorunda.
Hürriyet

4 Mayıs 2015 Pazartesi

04.05.2015 Genel Gündem



GÜNDEM 

Soma Ve Ermenek Mahcubiyetim 
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, "6 yıllık bakanlığım döneminde, en başarısız ve en eksi olduğumuz tarafımız, Soma ve Ermenek'teki maden kazaları oldu. Olaylar benim ve bakanlığımın mahcubiyetidir" dedi. Ekonomi Muhabirleri Derneği üyeleri ile bir araya gelen Yıldız, şunları söyledi: Şu veya bu nedenle davalar devam ettiği için fazlaca bir şey söyleyemem ama bunlar tabii afetlerden değil, kusurlardan oldu. O yüzden bakanlığımız dönemindeki en kötü işlerimizin bunlar olduğunu söyleyebilirim. Zihnimden bu olaylar çıkmaz. Onlar beni arıyor, ben onları arıyorum. Bir kısım problemleri oluyor. O ilişkiyi istismar eden siyasi anlayışlar oluyor. Onların ihtiyaçlarının karşılanmadığı yazıldı. 160 bin lira aile başına yardım yapıldı, iki ev verildi. Ama bu para da ev de onların acılarını azaltamaz. Kimse bana oradaki acıyı tarif etmesin. Allah bir daha öyle acı vermesin. Bir bakan göreve geldiği zaman istifasının ve o görevde bulunmayacağının bilincindedir. Eğer kolayın bu olduğuna inansak bunu kabul edecek irade üçlü kararnamedir. Bakanlar Kurulu'na arz ettim, 'böyle bir sorumluk oluşuyorsa karar neyse onun uygulanmasından yana olduğumu' söyledim. Bu işlerin bir yandan da doğru yürütülmesi gerekir. İstifa kültürünün siyasette belli imkanlarda olması gerektiğine inanırım. Ama karar verici de onlardır. (Başkanlık sistemi) Eninde sonunda başkanlık sistemine geçilmesi gerektiğine inanıyorum. Gelişen dünya yapısı içinde Türkiye hedeflerine başkanlık sistemi ile ulaşacak. Bir kafa karışıklığı var. Başkanlık sistemi dışarıdan gelmeyecek, altyapısı belli.
Hürriyet

3 Mayıs 2015 Pazar

03.05.2015 Genel Gündem



03.05.2015 Pazar

GÜNDEM 

Soma Ve Ermenek Mahcubiyetim 
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, "6 yıllık bakanlığım döneminde, en başarısız ve en eksi olduğumuz tarafımız, Soma ve Ermenek'teki maden kazaları oldu. Olaylar benim ve bakanlığımın mahcubiyetidir" dedi. Ekonomi Muhabirleri Derneği üyeleri ile bir araya gelen Yıldız, şunları söyledi: Şu veya bu nedenle davalar devam ettiği için fazlaca bir şey söyleyemem ama bunlar tabii afetlerden değil, kusurlardan oldu. O yüzden bakanlığımız dönemindeki en kötü işlerimizin bunlar olduğunu söyleyebilirim. Zihnimden bu olaylar çıkmaz. Onlar beni arıyor, ben onları arıyorum. Bir kısım problemleri oluyor. O ilişkiyi istismar eden siyasi anlayışlar oluyor. Onların ihtiyaçlarının karşılanmadığı yazıldı. 160 bin lira aile başına yardım yapıldı, iki ev verildi. Ama bu para da ev de onların acılarını azaltamaz. Kimse bana oradaki acıyı tarif etmesin. Allah bir daha öyle acı vermesin. Bir bakan göreve geldiği zaman istifasının ve o görevde bulunmayacağının bilincindedir. Eğer kolayın bu olduğuna inansak bunu kabul edecek irade üçlü kararnamedir. Bakanlar Kurulu'na arz ettim, 'böyle bir sorumluk oluşuyorsa karar neyse onun uygulanmasından yana olduğumu' söyledim. Bu işlerin bir yandan da doğru yürütülmesi gerekir. İstifa kültürünün siyasette belli imkanlarda olması gerektiğine inanırım. Ama karar verici de onlardır. (Başkanlık sistemi) Eninde sonunda başkanlık sistemine geçilmesi gerektiğine inanıyorum. Gelişen dünya yapısı içinde Türkiye hedeflerine başkanlık sistemi ile ulaşacak. Bir kafa karışıklığı var. Başkanlık sistemi dışarıdan gelmeyecek, altyapısı belli.
Hürriyet

2 Mayıs 2015 Cumartesi

02.05.2015 Genel Gündem


02.05.2015 Cumartesi
GÜNDEM 

Taksim'e Çıkış Yok 
İstanbul, 1 Mayıs İşçi Bayramı'nda yine olağanüstü bir gün yaşadı. Kent genelinde yaklaşık 21 bin, Taksim ve civarında ise 10 bin polis görev yaptı. THY'den kiralanan uçaklarla dün sabaha karşı çeşitli illerden takviye polisler getirildi. Taksim ve çevresindeki yollar, ara sokaklar gece bariyerlerle kapatıldı. Anadolu Yakası'ndan geçeceklere karşı Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin Beşiktaş ve Mecidiyeköy çıkışları çekicilerle kapatıldı. Taksim Meydanı'na ilk olarak sabah saat 06.30'da Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar gelerek Cumhuriyet Anıtı'na çelenk koydu. Daha sonra 1 Mayıs 1977'de hayatını kaybedenlerin anısına Türk-İş, Hak-İş ve bazı sendikalardan küçük gruplar Kazancı Yokuşu'na karanfil bıraktı. Taksim'de anma yapmak isteyen sendikalar toplanma yeri olarak Beşiktaş Meydanı'nı adres gösterdi. Fulya'dan Beşiktaş'a yürüyen gruba polis müdahale etti. Kaçan 2 kişi, bir işyerine sığındı. Daha sonra dışarıya çıkan bu 2 kişi ile çevredeki 5-6 kişilik grup arasında kavga çıktı. 2 gösterici kaçmaya başladı. Ancak polislerce yakalanan göstericilerden biri, sivil giyimli kişilerce dövüldü. DİSK'in önceki 1 Mayıs kutlamalarının aksine üyelerine genel merkez önünde değil, Beşiktaş ve Şişli meydanlarında toplanma çağrısı yapması üzerine bu bölgeler de polis tarafından kuşatıldı. Beşiktaş Meydanı ve Barbaros Bulvarı kapatıldı. DİSK Başkanı Kani Beko ve KESK Başkanı Lami Özgen'in de aralarında bulunduğu 1 Mayıs Tertip Komitesi'nin üyelerinden oluşan bir grup, CHP ve HDP'den milletvekilleri Beşiktaş Meydanı'na geldi. HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, Meclis tarafından kendisine tahsis edilen kırmızı plakalı makam otomobiliyle Beşiktaş'a ulaştı. İlerleyen saatlerde yaklaşık 1000 kişilik grup kortejler oluşturarak Taksim'e çıkmak için bekledi. Polis ekipleri ise TOMA'larla grubun etrafını sardı. Bu sırada DİSK Başkanı Kani Beko ve diğer sendika üyeleri ile milletvekilleri, kitleye yürüyüş izni için polislerle görüştü. Ancak polis müdürleri, "Temsili olarak küçük bir grubun Taksim'e çıkmasına izin verebiliriz" dedi. İstanbul Valiliği yetkilileriyle görüşmesinden de sonuç alamayan Kani Beko, gruba açıklama yapacağı sırada, kalabalığın içinden bazı kişiler polise taş attı. Yaşanan gerginliğin ardından polis sert müdahalede bulundu. Gruba gaz bombası atıldı, TOMA'dan tazyikli su sıkıldı. Bu sırada bir gösterici yolun ortasında baygınlık geçirdi. Beşiktaş'ın ara sokaklarında kovalamaca uzun süre devam etti. Bazı göstericiler CHP Beşiktaş İlçe Başkanlığı'na kaçtı. Polis de grubun arkasından giderek ilçe binasına gaz sıktı. Nefessiz kalan partililer dışarıya kaçtı. Bazı partililer baygınlık geçirdi.
Hürriyet

1 Mayıs 2015 Cuma

01.05.2015 Genel Gündem


01.04.2015 Çarşamba
GÜNDEM 

Hainler Sahnede 
Terör örgütü DHKC militanı 2 kişi dün saat 12.30'da Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na avukat cübbesiyle geldi ve avukatların aranmadan geçtiği bölümden girdi. Berkin Elvan ve Gezi Parkı soruşturmalarını yürüten Memur Suçları Bürosu Savcısı Mehmet Selim Kiraz'ın 6. kattaki odasına çıktı. Savcının odasına silahlar ve bombayla girip kapıyı kilitleyen Bahattin Doğruyol ve Şafak Yayla, Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın ağzını koli bandıyla kapatıp ellerine plastik kelepçe taktı. Bağırışmalar üzerine adliyede görevli özel güvenlikler içeri girmek isteyince militanlar iki el ateş etti. Saat 12.36'da örgütün sosyal medya hesaplarından savcının rehin alındığı açıklandı ve savcının başına silah dayanmış fotoğraşarı da paylaşıldı. Özel harekat polisleri adliye binasına geldi, çevre binaların çatılarına keskin nişancılar yerleştirildi. Örgütten yapılan açıklamada, 5 maddelik taleplerinin yerine getirilmesi için 15.36'ya kadar bekleyeceklerini, süre sonunda savcıyı öldüreceklerini duyuruldu. Talepler arasında, Berkin'i vuran polislerin canlı yayında itirafta bulunmaları, polislerin halk mahkemelerinde yargılanmaları, Berkin için yapılan eylemlere katıldıkları için işten atılanların geri alınmaları, 3 saatin sonunda eylemcilerin güvenle binadan ayrılmasının sağlanması, İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, Sezgin Tanrıkulu, Çağdaş Hukukçular Derneği'nden bir avukatın da arasında bulunduğu heyetle bağlantı kurmak istedikleri yer aldı. Adliye giriş-çıkışlara kapatılırken, Kiraz'ın odasının bulunduğu 6. kat boşaltıldı. Alt ve üst katlarda yoğun güvenlik önlemi alındı. Polisin müzakere timi ile İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok ve Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Mustafa Çalışkan adliyeye geldi. Başsavcılığın çağırısı üzerine adliyeye gelen İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal da müzakerelere katıldı. Eylemcilerin talebi üzerine Berkin Elvan'ın babası Sami Elvan da geldi. Eylemcilerin görüşmek istediği Sami Elvan, rehin alınan savcı Mehmet Selim Kiraz'ın odasının bulunduğu kata çıkartıldı. Saat 15.00'ten itibaren adliyede çalışan personel güvenlik gerekçesiyle paydos ettirilerek binadan dışarıya çıkartıldı. Eylemciler, Berkin Elvan'ın öldürülmesi olayına karışan polislerin isimlerinin canlı yayında açıklanmasını istediler, diğer taleplerinde pazarlık yapabileceklerini ileterek 19.50'ye kadar süreyi uzattılar. Gerekirse kendilerini feda edeceklerini de söyleyen teröristler "Son 10 dakika. Açıklamayı yapmazsanız savcıyı öldüreceğiz" dediler. Emniyet yetkilileri, bu açıklamayı yapmalarının mümkün olmadığını iletti. Görüşmeleri yürüten Ümit Kocasakal, Sami Elvan, avukat Şükriye Erden saat 20.15'te aşağı indiler. Polis katı boşalttı. Saat 20.24'te önce büyük bir patlama duyuldu, ardından peş peşe silah sesleri gelmeye başladı. Çatışma devam ederken 10 dakika sonra bir patlama daha duyuldu. Teröristler kapının arkasına barikat kurduğu için polisin içeri girmesi güç oldu. Saat 20.44'te silah sesleri kesildi, ardından 6. kata sedye götürüldü. İki terörist çatışmada ölürken ağır yaralı olan Savcı Kiraz hastaneye götürüldü. Başında ve sırtında kurşun yaraları olan Savcı Kiraz hemen ameliyata alındı. Ancak kurtarılamadı. Hastaneden yapılan açıklamada, "Geldiğinde kalbi ve solunumu durmuştu. Ameliyata aldık, geri döndürmeye çalıştık. Ancak tüm müdahelelelere rağmen kurtaramadık" denildi.
Hürriyet

Mit Başka İşle Uğraşırsa Savcı Odası da Basılır 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın rehin alınmasına, "Bir ülkenin Milli İstihbarat Teşkilatı, vazifesi olmayan işlerle uğraşırsa, savcıların odası da davulla zurnayla basılır" diye tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, krize ilişkin Twitter hesabından, "Savcının göz göre göre rehine alınmasını izleyen hükümet ve istihbarata sormak istiyorum" diyerek şu soruları yöneltti: "Bayrak, şama, silah, plastik kelepçe gibi eylem araçları ile adliyeye nasıl girildi? Bu malzemelerin adliyeye sokulmasında elektrik kesintisi etkili mi olmuştur? Yoksa elektrik bu iş için kasıtlı mı kesilmiştir? Jeneratör devredeyse, bu malzemelerin içeri sokulmasında kimler yardım etmiştir? Hükümetin kesinti sonrası 'Terör saldırısı olabilir' açıklaması, rehin alma olayında parmağı olduğunun göstergesi midir? Ülke güvenliği ve bütünlüğünü sağlamak görev tanımınızda var mıdır?"
Hürriyet

Tedbirler Alınacak 
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın rehin olması olayıyla ilgili olarak, şunları söyledi: "Biz devlet olarak bu saldırıyı sadece değerli savcımıza yönelik değil, aynı zamanda Türk yargısına, Türk demokrasisine, Türkiye'deki bütün vatandaşlarımıza dönük bir saldırı olarak görüyoruz. Şu an itibarıyla kahraman bir savcımızın şehit düşmesine yol açan bu terör eylemi karşısında, bütün bu farklılıkların unutulup omuz omuza verme vaktidir. Bundan sonra emniyet birimlerimizce daha etkin bir şekilde denetlenmesi ve belki de doğrudan emniyet birimlerimizce sağlanması konusunda da gerekli tedbirler alınacak. Kılıçdaroğlu'nun tweetleri son derece provokatiftir. Hükümeti suçlamak için böyle bir yaklaşım sergiliyor. Kılıçdaroğlu, dünyadaki olaylardan ders almalı. İnsan canını kurtarmak için yapılan çabalara destek olmalıydı. Teröristleri sıradan eylemci gibi göstermeye çalıştı. Bütün bu açıklamalara rağmen yine de Sayın Kılıçdaroğlu'na da sesleniyorum, Gün teröre karşı bir olma günüdür."
Hürriyet