7 Mayıs 2015 Perşembe

07.05.2015 Genel Gündem



07.05.2015

GÜNDEM

Ben Emirleri İcra Ettim
Bayrampaşa Cezaevi'nde 19 Aralık 2000 tarihinde yapılan ve 12 kişinin ölümü 29 kişinin de yaralanması ile sonuçlanan "Hayata Dönüş" operasyonunu yöneten dönemin Jandarma Özel Harekat Birlik Komutanı Albay Yusuf Burhan Ergin, operasyondan 15 yıl sonra ilk kez konuştu. Pek çok mahkumun kimyasal silahla yakıldığı iddialarıyla ilgili Ergin, envanter dışında patlayıcı bir silah ve göz yaşartıcı gaz dışında herhangi bir kimyasal madde kullanılmadığını savundu. Bakırköy 13 Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın dünkü duruşmasına, tutuksuz sanıklar Tuncay Köken, Sultan Dal, Hayrettin Çiftçi, Bilal Akşit ve Vedat Ceylan ile avukatları ve müşteki avukatları katıldı. Operasyon nedeniyle 39 jandarma er hakkında 5 yıl önce, 29 kez 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın tanığı ve aynı operasyonla ilgili bu yıl açılan davanın 157 sanığından biri olan Albay Yusuf Burhan Ergin, 4 Mayıs 2015 tarihinde talimatla Bodrum Ağır Ceza Mahkemesi'nde ifade verdi. 39 jandarma eri hakkında açılan davanın tanığı olarak dinlenen Ergin, "Bu olayla ilgili hakkımda iddianame hazırlandığını öğrendim. Tanıklık yapmak istiyorum" dedi. Operasyon tarihinde Albay rütbesi ile Jandarma Özel Harekat Birlik Komutanı olarak görev yaptığını söyleyen Ergin, F tipi cezaevlerine geçmemek için ölüm oluru yapan mahkumların cezaevi idaresini ele geçirdiklerini savunarak "İdarenin herhangi bir tasarrufu yoktu" iddiasında bulundu. Mahkûmların 24 saat esasına göre gardiyanları tuttuğunu iddia eden Ergin, "Rehin tutmalarının nedeni, herhangi bir müdahale ihtimaline karşı ellerinde koz bulunmasıydı. Bu olaylar sonucunda mahkûmların F Tipi Cezaevi'ne nakli için operasyon kararı alındı" dedi. Alınan operasyon kararını icra ettiğini belirten Ergin, operasyon öncesinde mahkûmların elindeki rehinleri 'salimen' aldıklarını, mahkûmların elinde silah bulunduğunu, adli tutuklular bölümünde silahlı mafya çatışmaları yaşandığını söyledi. Ergin "Cezaevine silah sokmak çok kolaydı" dedi. Operasyona birliğinin alay düzeyinde katıldığını, operasyondan yaklaşık bir hafta önce İstanbul'a geldiklerini, Jandarma Genel Komutanlığı'nın takdir ettiği görevleri yaptığını belirten Ergin, katılanlar avukatının sorusu üzerine şu bilgileri verdi: "Cezaevinin tamamına bizim birliğimiz müdahale etti. Operasyonda kadro silah ve teçhizatı kullandık. P-90 bizim kadro silahımızdır ancak operasyonda kullanılmamış olması gerekir. Av tüfeği vardı. O da gaz fişeği atmak için kullanılan bir silahtır. 12 kişi öldü. Envanter dışında patlayıcı bir silah kullanılmadı. Göz yaşartıcı gaz dışında herhangi bir kimyasal madde kullanmadık. Yaklaşık 12 saat sürdü." Ergin, ifadesine "Operasyonda ölenler olmuştur. Bu yüzden başarı sağlayıp sağlamadığı konusunda bir şey diyemem. Cezaevinde otorite sağlanmıştır. Nakiller gerçekleşmiştir. Ancak terör örgütü lider kadrolarının sebep olduğu garip sahipsiz insanlarımızın hayatını kaybetmesi üzüntü vericidir" diye devam etti. Ergin, katılanlar vekilinin, Adli Tıp Kurumu raporlarına göre mermi çekirdeği ile öldüğü, 50 kişinin de silahla yaralandığının hatırlatılması üzerine "Yaralanmalar bizim tarafımızdan yapılmamıştır. Kendileri tarafından yapıldığını düşünüyorum. Cezaevi içerisinde her yer açıktı. Kimin nereden ateş ettiğinin tespiti mümkün değildir" diyerek kendini savundu. İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanı'nın emriyle operasyonun yapıldığını söyleyen Ergin, "Oraya yapılan müdahalede temel konu hiç kimsenin hayatını kaybetmemesi idi. Ancak maalesef ölümler engellenemedi" dedi.
Milliyet



Tır Savcılarına Tutuklama
1 Ocak 2014 tarihinde Hatay'da, 19 Ocak 2014 tarihinde ise Adana'da Suriye'ye 'mühimmat ve silah' taşıdıkları iddiasıyla TIR ve otobüslerde özel yetkili Adana Cumhuriyet Savcıları tarafından arama yaptırılması istenmesi tartışmalara neden olmuş, görevli dört savcının önce başka yerlere atamaları yapılmış, daha sonra açığa alınmışlardı. Dönemin Adana Cumhuriyet Başsavcısı Süleyman Bağrıyanık, Başsavcı Vekili Ahmet Karaca, savcılar Aziz Takçı ve Özcan Şişman hakkında soruşturmalar sürerken, TIR'ları arayan askerler hakkında da 'casusluk' suçlaması ile dava açılıp, celseler gizli yapılmaya başlanmıştı. Bu arada HSYK'nın dört savcı hakkındaki incelemeleri tamamlandı ve usul gereği tutuklanma istemleri olay yerine en yakın yer olan Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Bu mahkeme de dört savcı hakkında tutuklama için yakalama kararı verdi. Öte yandan ilin en yüksek rütbeli komutanı olması nedeniyle Adana eski İl Jandarma Komutanı Albay Özkan Çokay hakkında da yine HSYK tarafından talep edilen tutuklama istemi, Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edildi. Suriye'ye giden TIR'ların aranmasıyla ilgili haklarında tutuklama kararı verilen 5 şüpheliye 'cebir ve şiddet kullanarak T.C. hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini kısmen veya tamamen yaptırmayı engellemeye teşebbüs etmek, devletin güvenliğine ve siyasal faaliyetlerine ilişkin bilgileri temin edip ifşa etmek' suçlaması yönetildi.
Vatan


Ekonomi
Nükleer Sır
Türkiye'nin Rusya ile imzaladığı ikili bir anlaşmayla yapımına giriştiği Mersin Akkuyu'daki nükleer santralın üzerine bir sır perdesi indi. Hükümetin isteği üzerine projeyle ilgili bir çalışma yapan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), geçen yıl bulgularını bir rapor haline getirip hükümete sundu. Hükümet, uluslararası birçok benzer çalışmanın aksine raporu kamuoyundan gizledi. Devreye mahkeme girdi. Enerji Bakanlığı'ndan bu raporun temin edilmesini istedi. Ancak Bakanlık, sır gibi sakladığı raporu mahkemeye vermeyi de reddetti. UAEA müfettişlerinin Akkuyu projesiyle ilgili raporu, hükümete 24 tavsiye ve 15 öneride bulunuyordu. Ve uzun süre hazırlığı yapılan çalışma, UAEA temsilcileri tarafından 20 Şubat 2014'te Enerji Bakanlığı Müsteşarı Metin Kilci ile Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Başkanı Zafer Alper'e elden teslim edildi. Türkiye ve UAEA arasında varılan anlaşma uyarınca sadece Türkiye'nin açıklamaya yetkili olduğu "Entegre Nükleer Altyapı Gözden Geçirme" (INIR) misyon raporunu, 7 Aralık 2014'te ilk olarak Hürriyet gündeme getirdi. Ancak Türk Hükümeti, UAEA'dan benzer bir INIR raporu almış Polonya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Belarus gibi ülkelerin aksine raporu yine kamuoyundan gizlemeye devam etti. Konunun mahkemeye gitmesi ise aralarında İçel Tabipler Odası, Ekoloji Kolektifi Derneği, Mersin Barosu Başkanlığı'nın da bulunduğu 86 tüzel ve gerçek kişinin Akkuyu Nükleer Güç Santralı projesi için 1 Aralık 2014'te verilen ÇED Olumlu Kararı aleyhine açtığı yürütmeyi durudurma talebi davasıyla oldu. Çevre Bakanlığı'nı ÇED raporu için dava eden avukatlar, mahkemeden Enerji Bakanlığı'nın gizlediği INIR raporunu da temin etmesini istediler. Mersin 1. İdare Mahkemesi, talebi olumlu buldu. Ve 23 Mart 2015 tarihli bir ara kararla, TAEK, Gülnar İlçe Jandarma Komutanlığı, Mersin Büyükşehir Belediyesi gibi kurumlardan talep ettiği bilgi ve belgelere ek olarak, Enerji Bakanlığı'ndan da bu raporu göndermesini istedi. Ancak bakanlığın Nükleer Enerji Proje Uygulama Dairesi Başkan Vekili Sibel Gezer'in 27 Nisan 2015'te hazırladığı, Bakanlığın Hukuk Müşavirliği tarafından Mersin'deki mahkemeye 4 Mayıs 2015'te ulaştırılan cevapta ise mahkemenin talebi reddedildi. Ve Gezer'in yazısında aynen şöyle denildi: "Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından hazırlanan Entegre Nükleer Altyapı Gözden Geçirme Raporu'nun 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20'nci maddesi uyarınca mahkemelerle paylaşılmaması hususunda gereğini arz ederim."
Hürriyet

'Metsamor'a Karşı Birlikte Yürüyelim'
Enerji Bakanı Taner Yıldız, Ermenistan'ın Metsamor nükleer enerji santralının işletim süresini 2026 yılına kadar uzatılmasını eleştirerek, "Çevrecilerin Türkiye'deki projelere göstermiş oldukları hassasiyeti, hemen Iğdır'da sınıra 16 km uzaklıktaki Metsamor Nükleer Santralı'na göstermemelerini anlamıyorum. 30 yıllık ömrünü çoktan tamamlamış bu santral. Mesela Iğdır'da hep birlikte bir çevre yürüyüşü düzenleyelim" dedi. 21. Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı ICCI-2015'in dün düzenlenen açılışında konuşan Bakan Yıldız, Ermenistan'ın Türkiye sınırındaki Metsamor nükleer enerji santralının riskleri ve dolan ömrüyle beraber Uluslararası Atom Enerji Ajansı'nın direktiflerine aykırı olarak çalışmasını doğru bulmadıklarını belirterek, "Yalnızca enerji ihtiyacı var diye bir nükleer santral burnumuzun dibinde çalıştırılamaz. Bununla alakalı girişimlerimizi yaptık. Ermenistan'ın savunması ise 'Eğer bu nükleer santral durursa elektriksiz kalırız.' Mutlaka farklı çözümlerin olduğu kanaatindeyim" şeklinde konuştu. Yıldız, şöyle konuştu: "Özel olarak çevrecilerin Taksim'de bir kısım ağaçları bahane ederek gösterdikleri hassasiyeti, Iğdır'a 16 kilometredeki Metsamor nükleer enerji santraline göstermemelerini anlamıyorum. Ben arkadaşlarıma bir tavsiyede bulunuyorum. 30 yıllık ömrünü çoktan tamamlamış. Çevreyi bu kadar seviyorsunuz, bu takdir edilecek bir şey. 1980 yapımı, ömrünü tamamlamış bir santral var ve bu Iğdır'a 30, sınıra 16 kilometrelik bir yerde bulunuyor. Iğdır'da hep beraber Metsamor santrali ile alakalı bir çevre yürüyüşünde bulunalım. Neden hassasiyetinizi orada da göstermiyorsunuz?" Yıldız, enerji tesisleri kurulurken ihtiyaç duyulan arazi miktarları arasında bir karşılaştırma da yaptı. Yıldız, aynı miktarda elektriği üretmek için nükleerde 1-4 kilometrekare arasında değişen arazi yeterli olurken, güneş santrallarında bunun 20-50 kilometrekareye çıktığını söyleyerek, şöyle konuştu: "Kaplasın; Türkiye yer problemi yok. Ama alan ne kadar genişlerse - ki biz rüzgarla güneşin önünü sonuna kadar açmaya kararlıyız - muhatap o kadar artıyor. Buna karşın yenilenebilir kaynakların önünü açmamız gerekiyor."
Hürriyet

2 Milyon Yazar Kasa İçin Değişim Zamanı
Kayıtdışı ekonomiyle mücadele planı çerçevesinde, yurt çapında 3100 sayılı kanuna tabi tüm mali yazarkasalar yeni nesil olarak tabir edilen cihazlarla değiştirilecek. Dönüşüm kapsamında, yaklaşık 2 milyon yazarkasa yerini, yeni nesil cihazlara bırakacak. 2 milyon cihazın dönüşüme girmesiyle yaklaşık 2 milyar TL'lik bir pazarın oluşması bekleniyor. Bu kapsamda, ödeme kaydedici cihazlar sektöründe faaliyet gösteren Panaroma Bilişim Teknolojileri (PBT) ve yazarkasa üreticisi Olivetti, dönüşüm sürecinde esnaf ve işletmelere yönelik yeni nesil ürünlerini tanıttı. Yeni nesil yazarkasa Olivetti PBT900'ün tanıtımında konuşan PBT Genel Müdürü Burak Ceylaner, "Bu değişim sayesinde, yeni nesil yazarkasalarımız esnafın 'sağkolu' olacak. Esnafımız, Olivetti PBT900 ile yeni yasanın getirdiği yükümlülüklere, mevcut düzenini hiç bozmadan uyum sağlayabileceği gibi ek gelir imkânları da elde edebilecektir" diye konuştu. Bu yılın sonuna kadar 2 milyon cihazın değiştirilmesinin gerektiğini belirten Ceylaner, "Bu zorlu bir süreç. Talebi öne çekmeye çalışacağız. 300'ü aşkın noktada servis hizmeti vereceğiz. Yüzde 35 pazar payı hedefliyoruz. Bu payla 700 bin adet satış yakalamaya çalışacağız. Cihazın satış fiyatı 1.000 TL'nin altında olacak" dedi. Banka POS'u kullanan yazarkasa mükelleflerinin Olivetti PBT900'ü aldıklarında, mevcut banka POS cihazını kullanmaya devam edebileklerini kaydeden Ceylaner, şöyle konuştu: "E-Fatura ve E-Arşiv gibi EDevlet uygulamalarına şimdiden uyumlu olan ürünün eczane, perakende, otopark gibi sektörel uygulamalarla entegrasyonu da sağlanabilecek." Olivetti Başkan Yardımcısı Aldo Pirronello ise, ürünlerindeki tasarımı Türk iy e'de k i müşterilerin görüşlerinin oluşturduğunu kaydetti.
Türkiye

Otomotiv Rekor Tazeledi
Otomotiv satışları, bu ayın sonunda düzenlenecek İstanbul Autoshow öncesinde kendi şovunu yaptı ve yeni bir rekora imza attı. Otomobil ve hafif ticari araç satışları, 2015'in ilk 4 ayında yüzde 57'lik büyümeyle, tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı ve 264 bin 850 adet oldu. Geçen ay toplam pazar yüzde 72 artışla 91 bin 602 adet oldu. Otomotivciler, yılın ikinci yarısında değişiklik olmaması durumunda, yıl sonunda yeni bir rekor gelebileceğini belirtiyor. Otomotiv Distribütörleri Derneği'nin (ODD) verilerine göre, Türkiye'de bu yılın ocak-nisan döneminde otomobil ve hafif ticari araç toplam satışları, tüm zamanların rekorunu kırdı. Geçen yılın ocak-nisan dönemine göre yüzde 57.11 artan satışlar, 264 bin 850 adet oldu. Bu da, bugüne kadar söz konusu ilk 4 aylık dönemde en yüksek satış anlamına geliyor. Nitekim, bundan önce aynı dönemde en yüksek satış rakamına 2011 yılında ulaşılmış ve toplam satış 259 bin 182 adet olmuştu. Yine bu yılın ilk 4 ayında binek otomobil satışları, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 49.26 artarak 197 bin 202 adede, hafif ticari araç satışlarıysa yüzde 85.54 artışla 67 bin 648 adede ulaştı. Nisan ayında otomobil ve hafif ticari araç pazarı 91 bin 602 adede ulaşırken, geçen yılın aynı ayına göre yaklaşık yüzde 72 artış gösterdi. Geçen ay otomobil satışları, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 64.16 artışla 70 bin 211 adet oldu. Hafif ticari araç satışlarındaki artış, geçen ay tavan yaptı ve 2014'ün aynı ayına göre yüzde 103 artarak 21 bin 391 adede ulaştı. Bu yılın ilk 4 ayındaki satışlarda, dizel otomobillerin payı yüzde 59.44'e gerilerken, otomatik şanzımanlı otomobillerin payı yüzde 47.35'e çıktı. Bu yılın ocak-nisan dönemindeki toplam pazarda Volkswagen liderliği göze çarparken, nisan ayında ilk 4 aylık toplama göre sıralamalarda ufak değişimler gerçekleşti.
Milliyet

Patatese Ayar
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, enflasyona katkısı yüksek olan gıdada ürün ve miktar bazında bazı ürünler için ithalat izni verilebileceğini söyledi. "Somut olarak adım atmasak bile gelişmeler enflasyonu aşağı çekecek" diyen Zeybekci, şöyle devam etti: "Bugün ortaya çıkan enflasyon rakamlarıyla yıl sonu enflasyonunu öngörmek yanlış olur. Neden? Bugün normal bir zaman değil. Bugün matematik değerler, spekülasyon ve seçim rahatsızlığından kaynaklanan değerleri tam bu noktada alıp çarparsanız enflasyonu yüzde 6.3 ya da yüzde 6.8'e gelebilir. Bu matematik olarak doğrudur ama siz bunu Mayıs ya da Haziran ayı rakamlarıyla aldığınız zaman 2015 yılı enflasyon hesaplamaları için çok daha farklı rakamlar ortaya çıkacaktır." Zeybekci, gıda fiyatlarındaki artışa karşı bazı tedbirlerin alınacağını ama genel olarak ithalatı serbest bırakmayacaklarını belirterek, "2014'te kuru fasulye ile ilgili inanılmaz spekülatif bir hareket oldu. Tarım Bakanlığı ile de görüşerek kuru fasulyenin ithalatına izin kararı aldığımız anda fiyatı inanılmaz düştü. İstediğimiz noktaya geldiğinde biz daha ithalat yapmamıştık" dedi. "Piyasayı rahatsız eden fiyatları yerleri gördüğümüzde müdahalemiz olur" diyen Zeybekci, "Ürün ve miktar bazında, iç üreticiyi rahatsız etmeden bazı gıda ürünleri için ithalat izin verebilir, bu tür kararlar alabiliriz. Yani tek tek ürünleri belirleyip, miktarını hesaplayarak yaparız bunu. Bu karar her an olur" diye konuştu. Nihat Zeybekci, şöyle uyardı: "Üreticinin elinden 1 liraya çıkıp, tüketicinin eline 5 liraya varan patatesi, eline alanların elinde patlatacak, onlara dünyanın kaç bucak olduğunu gösterecek noktaya gelmiş bulunuyoruz."
Vatan

Ak Gıda'nın Yüzde 80'i Satıldı Yıldız'ın Payı % 10'a İndi
Yıldız Holding'in iştiraki Ak Gıda'nın yüzde 80 hissesi Fransız Groupe Lactalis'e satılırken; satış sonrası Yıldız'ın şirketteki payı yüzde 10'a geriledi. Ak Gıda'dan KAP'a yapılan açıklamada, daha önce halka arz yoluyla pay satısı yapacağını açıklayan şirket ortakları Yıldız Holding, Mustafa Latif Topbas, Eaton Capital Fund, Ahmet Afif Topbaş, Zeki Ziya Sözen ve Firdevis Çizmeci'nin halka arz işlemini iptal ettiği ve paylarını Groupe Lactalis firmasına blok satış yoluyla satmaya karar verdikleri belirtildi. Açıklamada, taraflar arasında bir hisse satış sözleşmesi imzalandığı belirtilerek; bu çerçevede 6-8 Mayıs tarihlerinde planlanan talep toplama işleminin ve halka arzın iptal edildiği belirtildi. Yıldız Holding CFO'su Cem Karakaş ise Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Ak Gıda'nın yüzde 80 hissesinin Lactalis'e satıldığını; Yıldız Holding'in şirkette yüzde 33 olan payının satış işlemi sonrası yüzde 10'a düşeceğini söyledi._320 milyon lira sermayesi bulunan şirkette, halka arz planları kapsamında yüzde 45 hissenin 5.78-6.92 lira fiyat aralığından halka arz edilmesi planlanıyordu. Buna göre, halka arzdan 832-996 milyon lira gelir elde edilmesi beklenirken; şirketin halka arz sonrası piyasa değeri de 1.85-2.21 milyar lira aralığında fiyatlanmıştı.
Akşam

Dünya
Kuzeyden, Güneyden Silah Yardımı Arttı
Suriye'de çok önemli bir dönüm noktasından geçiyoruz. Rusya'nın ve İran'ın varlığına rağmen. Çünkü bölük bölük gruplar varken artık hepsi birlikte bir operasyon merkezi kurdular. Birlikte İranlılara karşı savaşıyorken Dera'da püskürttüler, güneyde. Halep üzerine vurulan kuşatmayı da kırdılar. Cisr eş-Şuğur'da (25 Nisan'da muhaliflerin kontrolüne geçti) çok çok önemli bir stratejik kazanım elde ettiler. Şam-Halep otoyoluna hâkim olan tuğla fabrikasını ele geçirdik. Çok stratejik bir önemi vardı. Bir hafta önce. Ondan sonra rejim Halep'ten çekilmeye başladı. Milli müzeyi boşalttı. Merkez Bankası'nı boşalttı. Devletin önemli kurumlarını boşaltıyor. O yüzden rejm şu anda Halep'i kuşatıyorken, kuşatılmış hale düştü. Güneyden ve kuzeyden ciddi çekilmeler var. Rejim, Şam'a ve Lazkiye'ye doğru çekiliyor. Şimdi rejim kendi halkına karşı başlattığı savaştan sonra ve devlet kurumlarını kendi uçaklarıyla bombaladıktan sonra İran'ın dahil olmasıyla birlikte içeriden çökmeye başladı. Çünkü rejime sadık olan generaller, İran'ın varlığına karşı çıktılar. Örneğin Rüstüm Gazali. Bu kişi Esed'in en sadık istihbarat başkanıydı. Kendisi Deralı. (İran Devrim Muhafızları Komutanı) Kasım Süleymani Dera'ya girdikten sonra karşı çıktı ve Esed'in başka istihbarat birimleri tarafından işkence edildi. En son zehirli iğneyle öldürüldü. Şu anda rejimin ani çöküşü, hiç istenmeyen bir senaryoya götürecek bizi. Rejim çöktüğü yerlerde hemen IŞİD'i çağırıyor. Rejimin ani çöküşünü önlemek için güvenli bölgeleri inşa etmemiz lazım. Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) tarafından karasal koruma olacak. Bir de rejim uçaklarını geri püskürtecek hava savunması demek. Bununla beraber bizim geçici hükümetimiz hemen içeri girip hizmete başlayacak. Güvenli bölge konsepti bu. Biz bununla 6 amaç elde etmiş olacağız. 1- Sivil yönetimi gerçekleştirmiş oluruz. Asker grupların sivil yönetime karışmasını engellemiş oluruz. 2- Mültecilerin civar ülkelerden dönmelerini sağlamış oluruz. 3- İnsani yardım akışını kolaylaştırmış oluruz. 4- Şam'a doğru ilerlerken kontrollü bir şekilde ilerlemiş oluruz. Böylece Esed sonrası geçiş döneminde Libya gibi, Yemen gibi veya Somali gibi senaryoları aşmış oluruz. 5- Aşırı grupların boşluktan yararlanmalarını önlemiş oluruz. Ve en önemlisi günlük bazda verilen kayıpların, ölümlerin önüne geçmiş oluruz. ('Somut olarak Türkiye'nin verdiği destek size nasıl bir momentum kazandırdı, sorusu üzerine') Sadece Türkiye değil, güney cephesi ve kuzey cephesine eşzamanlı olarak gelen silah yardımlarını artırmaları son savaşa yansıdı. Esad, Şam'a ve sahile çekiliyor. Şam'da bile şu anda çökmeye başladı. Şam'ın yüzde 30'u Guta bölgesi halen ÖSO'nun elinde. Guta'da kuşatmanın kırılması Şam'ın düşmesi demek. Hedefimiz Humus, Hama'ya ilerlemek. Şam'a doğru ilerlemek. Lazkiye'de savaş olmaz. Önemli olan Şam'ı ele geçirip geçiş hükümeti kurmak. Sonra bir geçiş adaleti olur. Ama Şam'ın kuşatılmasından önce bu güvenli bölgelerin yaratılması lazım. Boşluktan aşırı grupların yararlanmaması lazım.
Hürriyet

Almanya'da Yeni Aşırı Sağcı Örgüt
Almanya'da camilere ve mülteci yurtlarına terör saldırıları planlayan aşırı sağcı bir terör örgütü ortaya çıkarıldı. Bavyera Asayiş Şubesi yönetiminde Kuzey Ren Vestfalya, Saksonya, Rheinland Pfalz ve Mecklenburg Vorpommern eyaletlerinde yapılan baskınlarda üçü erkek, biri kadın dört kişi gözaltına alındı. Şimdiye kadar bilinmeyen Old School Society (OSS- Eski Ekol Derneği) adlı terör örgütü elebaşlarının Selefilere ait camilere, mülteci yurtlarına saldırılar için bomba yapımında kullanılan malzemeler tedarik ettiği belirlendi. Aramalarda patlayıcı madde ve terör eylemi planlarıyla ilgili önemli deliller bulundu. Şüphelilerin ilk terör saldırısını yakın bir zamanda yapmayı planladığı da belirtildi. OSS'nin kasım 2014'te kurulduğu tespit edildi. Aramada örgütün amblemi ve bayrağı bulundu. Bayrağın üzerinde eski Alman harfleri ve bir tank yer alıyor. Slogan olarak ise 'Bir kurşun yetmez' yazıyor. "Başkan" ve "Başkan Yardımcısı" lakaplarını kullanan Augsburglu Andreas H.'nin (56) örgütün lideri, Markus W.'nin (39) ise yardımcısı olduğu belirtiliyor. Bochumlu Olaf O. (47) ve Denise G. (22) ise yönetici. Almanya'da neo-Nazi Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) isimli bir örgüt 9 Türk, 1 Yunanlı esnaf ile bir Alman polisi öldürmüştü. Örgütün geriye kalan tek üyesi Beate Zschaepe ise iki yıldır yargılanıyor.
Hürriyet

Makedonya'yı Gizli Kaset Ayağa Kaldırdı
Balkanlar ülkesi Makedonya'da dört yıl önce 22 yaşındaki bir protestocunun ölümü hükümetin başına yeniden bela oldu. Muhalefetteki sosyal demokratların lideri Zoran Zaev, önceki gün yasadışı yollardan elde edildiği öne sürülen gizli görüşme kayıtlarını kamuoyuna açıkladı. Kayıtlardan Başbakan Nikola Gruevski'nin içişleri bakanı, istihbarat örgütü şefi ve yakın çevresiyle Martin Neskoski'nin ölümünü örtbas etmenin yolları üzerine konuştuğu anlaşılıyor. Neskoski, 2011'de seçimlerden sonra düzenlenen kutlamalarda bir polis tarafından dövülerek hayatını kaybetmişti. Aylardır benzer kayıtları servis eden Zaev; Başbakan'ın gazeteciler, yargıçlar, yabancı büyükelçiler ve bakanlar dahil 20 bin Makedon'u usulsüz yollardan dinlediğini öne sürüyor. 2014 seçimlerini boykot eden Zaev siyasete müdahaleyi ortaya koyan kayıtların kaynağını açıklamazken hükümet, 'darbe girişimi' iddiasında bulunuyor. İçişleri Bakanı Gordana Jankuloska, Zaev'in iddialarını 'canavarca' olarak nitelendirip muhalefeti siyasi amaçlarını gerçekleştirmek için 'genç bir adamın ölümünü istismar etmekle' suçladı. Son yıllarda Makedonya'nın içinden geçtiği en ciddi siyasi krizde; Başbakan Gruevski muhalefetin dile getirdiği bütün iddiaları reddediyor. Gruevski'ye göre 'yabancı ajanlar' gizli kayıtları servis ediyor ve Zaev de darbe hazırlığında Fakat Makedon halkı Zaev'in iddialarına destek veriyor. Önceki gece başkent Üsküp'te binden fazla kişi hükümet binası önünde toplanarak Neskoski'nin ölümü ve yayınlanan kayıtlardaki konuşmaları protesto etti. Polisle göstericiler arasındaki çatışmalarda 38 polis ve 1 protestocu yaralandı; 30 kişi de gözaltına alındı. İçişleri Bakanı Jankuloska altı polisin hastaneye kaldırıldığını belirterek 'polise vahşice saldırıldığını' iddia etti. Makedonya'nın kırılgan demokrasinin önündeki en önemli sorunlardan biri olan yolsuzluk da mevcut krizi körüklüyor. Yine muhalefetin iddiasına göre, Başbakan otoban inşaatı için Çinli bir firmadan 20 milyon euro rüşvet alarak ülke tarihinin en büyük yolsuzluğuna imza attı. 2004'te üyelik için AB'ye başvuran; 2005'te müzakarelerin başladığı Makedonya'daki karışıklık Brüksel tarafından endişeyle takip ediliyor. AB'ye uyum için yürürlüğe konulan reform sürecinin, özellikle yargı bağımsızlığı ve seçimlerin adilliği konusunda işe yaramadığı Zaev'in yayınladığı kayıtlarla ortaya çıkmıştı.
Milliyet

İtalyan Meclisi İstikrarı Seçti
Uzun yıllardır siyasi istikrarsızlıkla mücadele eden İtalya, koalisyon yerine tek parti iktidarını destekleyen ve kısa süreli hükümetlerin önünü kapatan yeni seçim yasasını mecliste kabul etti. Türkiye'de bir dönem büyük krizlere neden olan ve şuan 7 Haziran'da yapılacak genel seçimler öncesi çokça tartışılan koalisyon hükümetlerini, İtalya'da koalisyonu önlemeye yönelik yasayı ve bugün yapılan İngiliz seçimlerini uzmanlara sorduk. Konuya ilişkin Star'a konuşan İngiltere'deki İşçi Partisi üyesi Yusuf Çiçek, "Şuan İngiltere'de halk sandığa gidiyor. Anketler koalisyon hükümetine gidileceğini gösteriyor. Bu bizim için sorun değil, çünkü bizim oturmuş bir sistemimiz var. Ancak her ülke için bunu söyleyemeyiz. İtalya'daki seçim kanunu bu açıdan farklı değerlendirmeliyiz. Neredeyse tamamı koalisyon olmak üzere 69 yılda 63 hükümetin kurulduğu İtalya'da koalisyonlar istikrarsızlığa neden oluyorsa bunu önlemeye yönelik kanunun çıkması normaldir. Unutmayalım ki yasalar şartlardan doğar" açıklamasında bulundu. Türkiye'de koalisyon tartışmalarına destek veren Batı ve Avrupa'nın İtalya'daki yeni seçim kanunu nasıl değerlendirdiğini sorduğumuz AB Uzmanı Can Baydarol ise, "Koalisyonların ekonomik istikrarsızlığa etkisi açık. İtalya'nın ekonomisinin kötü olması AB'ye de zarar verir, dolayısıyla Batı kanunu demokratik bulmasa da buna tepki vermeyecektir" dedi. Siyaset Bilimci Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu ise İtalya'daki seçim kanunun yeni bir şey olmadığını Yunanistan'daki seçim kanunuyla benzerlik gösterdiğini ve İtalyan meclisinin 'istikrarı' tercih ettiğini söyledi. Prof. Dr. Kalaycıoğlu, "Yeni kanunla temsilden çok fazla ödün verilmeyecek. Sadece hükümetin daha hızlı ve kolay çalışması sağlanacak. Temsil adaletiyle hükümet istikrarı arasında bir tercih yapılmalıydı, İtalyanlar istikrarı seçti" yorumunda bulundu. İngiltere'deki seçimlere ilişkin 'İngiltere'yi zor bir süreç bekliyor' diyen Prof. Dr. Kalaycıoğlu, "Seçimlerde sürpriz bir durum yaşanmaması halinde hiçbir partinin tek başına hükümeti kuramayacağı kesin görünüyor. Muhafazakar Parti ve İşçi Partisi'nden hangisi önde bitirirse hükümeti o kurmaya çalışacak ve meclisteki diğer küçük partilerden biriyle bunu yapmak zorunda. Ancak bu zor görünüyor" dedi.
Star

İngiliz Barajı
İngiltere bugün genel seçimler için sandık basına gidiyor. Partiler, parlamentonun alt kanadı Avam Kamarası'na gidecek 650 milletvekilinin belirleneceği seçimlerde, 326 milletvekili çıkarabilmeyi hedefliyor. Fakat herhangi bir partinin mutlak çoğunluğu sağlaması çok düşük bir olasılık. Bu da, muhtemel koalisyon hükümetlerini gündeme getiriyor. Ülkenin önde gelen kamuoyu araştırma şirketlerinden YouGov'a göre ülkede seçim öncesi ve seçim sonrası tablo daha önce hiç bu kadar belirsiz olmamıştı. İngiltere'de seçim barajı yok ve dar bölge sistemi uygulanıyor. Daha önce en fazla 11 milletvekili çıkaran, Nicola Sturgeon liderliğindeki İskoç Ulusal Partisi (SNP) hızlı bir yükseliş gerçekleştirdi ve simdi vekil sayısını en az 40'a çıkartıp 3. parti olmayı hedefliyor. Eğer hedefine ulaşırsa bu sandalyelerin tümünü İsçi Partisi'nden almış olacak. Son anketler, Muhafazakâr Parti ve İsçi Partisi'nin basa bas gittiğini gösteriyor. Buna göre, Basbakan David Cameron'un lideri olduğu Muhafazakâr Parti % 34, Ed Miliband liderliğindeki İşçi Partisi %33, Nigel Farage'ın liderliğindeki Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi (UKIP) %14 ve iktidar ortağı Nick Clegg'in basında olduğu Liberal Demokratlar %8 oy oranına sahip.
Akşam

Obama Uğradı
Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani'nin ABD Başkanı Barack Obama ile Beyaz Saray'daki görüşmesi önceki gün gerçekleşti. Ziyaret öncesi özellikle Kuzey Irak basını, Barzani'nin danışmanlarına dayanarak görüsmede Irak'ta kurulacak Kürt devletinin ele alınacağını, hatta Barzani'nin "Kürt devleti dosyasını Obama'nın önüne koyacağını" yazmıştı. Ancak görüşmede ağırlıklı olarak terör örgütü DAES'le mücadelenin ele alındığı açıklandı. Beyaz Saray'da yapılan ve Obama'nın kısa bir süreliğine katıldığı toplantıda, ABD tarafı, birleşik ve federal bir Irak'tan yana olan tavırlarının değişmediğini yineledi. Barzani'nin Obama ve Başkan Yardımcısı Joe Biden ile görüşmesinden sonra Beyaz Saray'ın Ulusal Güvenlik departmanının resmi Twitter hesabından atılan bir tweette, "Obama görüşmeye uğradı (droped by)" ifadesi kullanıldı. Görüşmenin ardından ABD Ticaret Odası'nda konuşan Barzani "Beyaz Saray'daki görüşmelerimiz çok başarılı geçti. Peşmerge, DAES'in yenilmez olduğu masalını sona erdirdi" dedi.
Akşam

POLİTİKA

Erdoğan'ı Ysk Uyaramaz
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın 'toplu açılış törenleri', meydanlarda muhalefete yönelttiği eleştiriler ve televizyonlardaki canlı yayınlar, "Seçimler adil koşullarda yapılmıyor, Cumhurbaşkanı tarafsız davranmıyor, anayasayı çiğniyor" eleştirilerine yol açarken, Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK) yapılan başvurular sonuç vermedi. 'Seçimin dürüstlük ilkelerine uygun olarak yapılmasının sağlanması, Cumhurbaşkanlığı makamının uyarılması ve yayın ilkelerine uygun davranılması' talebiyle yapılan başvuruları YSK'nın, "Aday da değil siyasi parti de. Bu konuda yetkim yok" diyerek reddetmesi, "Seçim kampanyasında Cumhurbaşkanı'nı kim denetleyecek" tartışması başlattı. Erdoğan'ın seçim yasaklarını ihlal ettiği ve uyarılması talebiyle yapılan başvuru sayısı dün 15'e ulaşırken, YSK'nın yetkisi konusunda hukukçular şu değerlendirmeleri yaptılar: Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Devrim Güngör: Anayasaya göre cumhurbaşkanı tarafsız olmakla yükümlüdür. Bu nedenle seçimlere yönelik propaganda faaliyeti yürütemez. seçim sonuçlarını etkileyebileceğinden tarafsızlıkla bağdaşmaz. Cumhurbaşkanı siyasi açıdan sorumsuz olup, hukuki açıdan ise görevi ile ilgili olarak sadece vatana ihanetten sorumlu tutulabilmektedir. YSK'nın cumhurbaşkanını seçim yasaklarını ihlal ettiği için uyarması kanaatimce mümkün değildir. Ancak yayın kuruluşları yayın ilkeleri ışığında denetlenebilir. HDP Mardin Milletvekili adayı ve anayasa hukukçusu Prof. Dr. Mithat Sancar: Burada talep edilen, Cumhurbaşkanı'nın denetlenmesi ve yaptırım uygulanması değildir. YSK, seçimlerin eşit ve tarafsız biçimde gerçekleşmesini sağlama görevini yerine getirmelidir. Sayın Erdoğan'ın cumhurbaşkanı sıfatıyla siyasi içerikli, seçimlerde seçmenin oyunu etkilemeye dönük konuşmalar yaptığı son derece aşikar. Bunun devlet imkânlarıyla yapılıyor olması ve kamu görevlilerinin, valilerin katılmak zorunda kalması da adil ve tarafsız seçim ilkesini ihlal etmektedir. Bu nedenle YSK, devlet imkânları ile mitingler, açılışlar yapılmasını ve TV'de yayınlanmasını engelleyecek tedbirler alabilir. Yaptırım Cumhurbaşkanı'na değil yayıncı kuruluşlara uygulanır. CHP'nin YSK temsilcisi Mehmet Hadimi Yakupoğlu: Anayasa'nın 79. maddesi, seçimin düzeni ve dürüstlüğüyle ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma görevini YSK'ya vermiştir. Seçim döneminde yayınların denetim yetkisi de YSK'dadır. Ancak YSK, bugüne kadar Cumhurbaşkanı'yla ilgili başvuruları 'Cumhurbaşkanı sorumsuz. Aday da siyasi parti de değil, konuşmalarını denetleyemeyiz' diye reddetmiştir. Bu noktada bir anayasal boşluk yoktur. Cumhurbaşkanının yanı sıra AKP sözcüsü gibi konuşan akademisyenlerin konuşmaları da YSK'ca denetlenmeli ve yayıncı kuruluşlara yaptırım uygulanmalıdır. Cumhurbaşkanı vatana ihanet dışında her türlü suçu işleme özgürlüğüne sahip. Ona kimse hesap soramıyor.
Hürriyet

Çıbanın Başı Kaçak Sarayda
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Kuran ile kürsüye çıkmasına sert tepki göstererek, "Siirt'te yüce kitabımız Kuran'ı alıp kürsüye çıkması, tarihte eşi olmayan bir istismar felaketidir. Kuran'la büyüyen, ayetlerle dalga geçenlere kol kanat gerer mi? Müslüman Türk milleti bu riyakârlığı affetmez, kul unutsa da Allah bağışlamaz. Rüşvet ve yolsuzlukla kirlenmiş ellerin Kuran'a uzanması, günahkârlığın ötesinde münafıklık alametidir. Türkiye, besmele ile soygun yapanları ilk kez görmüştür" dedi. Geçen pazar günü partisinin seçim beyannamesini açıklayan Bahçeli, dün seçim gezilerine de Çankırı, Kastamonu ve Sinop'tan başladı. Özetle şu mesajları verdi: Milletimiz kutuplaştırılmaktadır. Sorumlu suçlu AKP'dir, çıbanın başı kaçak ve karanlık saraydadır. Erdoğan başkanlık sistemini kabullendirmek için uğraşmaktadır. Erdoğan alenen Türkiye'nin karşısına geçmiştir. Anayasal yetkilerini, anayasal düzeni yıkmak için kullanmaktadır. Saray merkezli ihanet seansları olağanüstü sıklaşmıştır. Erdoğan PKK takviyeli başkanlık rüyasını gerçeğe dönüştürmek istemektedir. Erdoğan, AKP'nin fiili eş genel başkanı gibi siyaset yapmaktadır. Düzmece açılışları bahane ederek muhalefete çatmakta, başkanlık propagandası yapmaktadır. Anayasayı defalarca ihlal etmiştir, tarafsızlığını kaybetmiştir. Tükenmişliğini örtbas etmenin çabasındadır. Oy dilenciliğine soyunmaktadır. Türk milleti 7 Haziran'da başkan, diktatör, kral, sultan, şah, emir seçmeyecektir. Erdoğan'a makam, mevki ihdas edilmeyecektir
Hürriyet

Özgürlük Dediler Sokağa Çıkılmıyor
Seçim kampanyasını Çanakkale mitingiyle sürdüren CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu Cumhuriyet Meydanı'nda yaklaşık 10 bin kişiye "8 Haziran'da yaşanacak bir Türkiye'yi inşa etmeye hazır mıyız?" diye sorarak konuşmasına başladı. Borç batağındaki vatandaşları hapisten kurtaracağını, yoksulluğunu bitireceğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Oy vermeye giderken CHP'ye oy vermemiş bir vatandaşı da sandığa götürün" dedi. CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun mesajları özetle şöyle: 13'üncü yılın sonunda 6 milyon 200 bin işsizimiz var. 17 milyon yoksulumuz var. Yasakları bitireceğiz dediler, ancak, neredeyse sokağa çıkmak yasak. Yeni bir başlangıç yapacağız. Yeni bir sayfa açacağız. Artık şikayetten bıktık. Artık Türkiye'nin sorunlarını çözme vakti. Biz CHP olarak buna talibiz. Yetkiyi verin, Türkiye'yi 21. yüzyılın en görkemli ülkesi yapalım. Türkiye'nin sorunlarını eğer bir parti çözecekse o partinin adı CHP'dir. Hiç kimsenin etnik kimliğini, hiç kimsenin inancını, yaşam tarzını siyasete malzeme etmeyeceğiz. Herkesin değerlerine saygılı olacağız. Çanakkale'deyiz tarihi bir kentteyiz. Burası tarihimiz için önemli bir kent. Şehitleri ve gazileri hiç unutmadık, unutmayacağız. Çanakkale'de savaşanlar, şehit olanlar, gazi olanlar bize güzel bir Türkiye bıraktılar. Biz de çocuklarımıza, torunlarımıza güzel bir Türkiye bırakmak zorundayız. Çanakkale Cumhuriyet Meydanı'ndan 77 milyon yurttaşıma sesleniyorum: Biz güzel şeyler yapmak zorundayız. Huzurlu bir Türkiye'yi yeniden inşa etmek zorundayız. 7 Haziran'da sandığa gideceğiz. Yeni bir başlangıç yapalım. Emin olun 7 Haziran'da altı okun altına basacağınız her 'evet' mührü güzel bir Türkiye'ye, yaşanacak bir Türkiye'ye 'merhaba' olacaktır. Kılıçdaroğlu, Ayvalık ilçesindeki mitingde güvenliği sağlayan polislere, "CHP bile olsa iktidarın değil halkın polisi olun" diye seslenerek şöyle konuştu: "Gencecik çocuklarımıza, delikanlılara sert davranmayın. Onlar çocuklarımız, gençlerimiz. Bağırabilirler, taşkınlık yapabilir, yürüyebilirler. Polislerin zor şartlar altında görev yaptığını biliyorum. '3600 gösterge talebimiz var' diyorlar, sözüm söz onların bu taleplerini yerine getireceğiz."
Milliyet

Tusiad, Chp Ve Hdp'yi Parlatma Yarısında
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ağrı Doğubayazıt'tan gerçeklesen Kanal7-Ülke TV ortak yayınında gündeme ilişkin açıklamalar yaptı. Davutoğlu'nun açıklamalarından satırbaşları söyle: Bugün 20'nci mitingimiz tamamlandı. Doğu bölgemiz çok canlı. Herkesin özellikle çözüm sürecini ne kadar çok benimsediğini görüyorum. Ben miting alanında karsımdaki topluluğu kalabalık anonim olarak görüyorum ve bana ne demek istiyorlar diye düşünüyorum. Iğdır'da bayrak üzerine konuşurken, Türk bayrakları ve AK Parti bayraklarıyla coşkulu bir sahne vardı. Burası herkesin vatanıdır. Biz tek bayrak diyoruz. Asgari ücretin 1500 TL'ye çıkması durumunda kayıt dışı çalışanların sayısı artar. AK Parti gitsin de ülke batarsa batsın diyen bir medya var Türkiye'de. Açık söyleyeyim Dogan medyasıdır bunlar. Bu medya, bu vaatlerin arkasında duruyor. TÜSIAD yarın çıksın 'Asgari ücret 2 bin TL olsun' desin. TÜSIAD açıklama yapsın, 'bunlar gayet akılcı politikalardır' diye. Bizim yaptığımız şeye 'popülizme düşmeyin' diye çağrıda bulunanların simdi sesleri çıkmıyor. Bir taraftan Kılıçdaroglu'nu parlatıyorlar, bir taraftan HDP'yi parlatıyorlar. Anketleri en iyi değerlendiren partiyiz. AK Parti'den böyle bir kayma bekleyenler hayal kırıklığı yasayacaklar. Son iki-üç haftadır bizim oy eğrimiz yukarıya doğru takip ediyor. Simdi de 2011 seçimlerinin çıtasına yakın bir yerdeyiz daha da yukarısına çıkacağımıza eminim. HDP bizdeki rakamlarda barajın çok gerisinde. O tür hayaller içerisinde olmamalılar. Esed gittikçe geriye gidiyor. Artık savaşacak asker bulamıyor. Bir zalim rejimin yasaması mümkün değil. Tarih kendi halkına zulmedenleri öğütür.
Akşam

SPOR

Euroleague'in 15. yılı etkinlikleri kapsamında Fenerbahçe Ülker'in maçlarına ev sahipliği yapan Ülker Sports Arena'da düzenlenen basın toplantısında basketbol dünyasının önemli isimleri buluştu. Toplantıya THY Euroleague CEO'su Jordi Bertomeu'nun yanı sıra THY Genel Müdürü Temel Kotil, Fenerbahçe Ülker Başantrenörü Zeljko Obradovic, Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürü İrfan Önal ile eski Yunan basketbolcu Theodoros Papaloukas katıldı. Bertomeu, geride bıraktıkları 15 yılda önemli aşama kaydettiklerini belirterek, yeni ortakları Kültür ve Turizm Bakanlığı'na teşekkür etti. THY'nin bu 15 yılın gerçekleşmesinde büyük katkısı olduğunu anlatan Bertomeu, "Temel hedefimiz taraftar sayımızı artırmak. Bu sürede iki milyarı geçen taraftar sayısını rekor olarak yakaladık. Bu sürede 2010 yılında çok önemli bir an yaşadık ve THY isim sponsorumuz oldu. Bu 2020'ye kadar devam edecek. Umut ediyorum ki bir muhteşem 15 yıl daha birlikte olmaya devam ederiz" ifadelerini kullandı. Euroleague'de en fazla şampiyonluk kazanan antrenör unvanına sahip olan Fenerbahçe Ülker Coachu Zeljko Obradovic "Euroleague hayal ve rüyayla başladı. Sonunda da rüya gerçek oldu. NBA ile rekabet etmenin çok zor olduğunu biliyorum ama hedef bu olmalı. Gelecek için çok sıkı çalışmak gerekiyor" dedi. Madrid'de düzenlenecek Dörtlü Final'e ilişkin ise Obradovic, "Tahminde bulunmak çok zor. Yapabileceğimizin en iyisini yapacağız. En büyük favorilerden biriyle yarı finalde oynayacağız. Madrid'e turist olarak değil basketbol oynamak için gidiyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
Milliyet

Beşiktaş'ın penaltı isyanı antrenmanda da devam etti. Trabzonspor deplasmanında iki pozisyonda penaltı kararı bekleyen ancak hakem Cüneyt Çakır'ın devam dediği pozisyonlar hafızalardaki yerini korurken, dünkü antrenmana Olcay Şahan'ın penaltı isyanı damga vurdu. Antrenmanın son bölümünde çift kale maç yapılırken, Demba Ba'nın pembe takımı ile Gökhan Töre'nin yeşil takımı karşı karşıya geldi. Maç sırasında Gökhan'ın takımı 4-3 öndeyken, rakip takımdan Sosa yapılan bir müdahale ile yerde kaldı. Karşılaşmanın hakemliğini yapan Teknik Direktör Biliç'in yardımcısı Jurcevic devam kararı verince, Demba Ba'nın takımında yer alan Olcay Şahan, "Bu da mı penaltı değil! Maçlarda vermiyorlar, bari burada penaltımızı verin" diye sitem etti. Jurcevic daha sonra penaltı kararını verince gurbetçi futbolcu da rahat bir nefes aldı. Penaltıyı pembe takım gole çevirince durum 4-4 oldu. Karşılaşma böyle bitince penaltı atışlarına geçildi. Pembe takımdan Ersan Gülüm atışı kaçırdıktan sonra yeşil takımdan Atınç'ın atışı gol olunca Gökhan Töre ve arkadaşları 7-6'lık skorla galip geldi. Kazanan takım daha sonra hep birlikte sevinç pozu verdi. Bu arada idmanı Gemlik Beşiktaşlılar Derneği'nden gelen taraftarlar da izledi ve tesislere dikilmek üzere zeytin fidanı verdi.
Star

Duygun Yarsuvat ile Aziz Yıldırım'ı ilk kez bir araya getirecek olan panel G.Saray Başkanı'nın vazgeçmesi nedeniyle ertelendi. Bugün Çağlayan Adliyesi'nde 13.30'da başlaması planlanan "Sporda Şiddet ve Kulüpler Kanun Tasarısı Taslağı" panelinde ikiliyi bir araya getirmekten alıkoyan kararda Dursun Özbek'in etkisi olduğu öğrenildi. BUNA göre başkan adaylarından Dursun Özbek dün yaptıkları toplantıda Yarsuvat'ın panele katılmasının G.Saray'a zarar vereceği kararına vardı. Zirvede Yarsuvat'tan, Yıldırım ile birlikte panele katılmaması gerektiği fikri de ortaya atıldı. Özbek'in ise başkana "Bu panelin konusu olan şike ve şiddet, G.Saray'ın gündeminde olmaz. Katılmanızı camia ve taraftarımız olumlu bulmuyor" uyarısında bulunduğu öğrenildi. Taraftarların da Yıldırım ile bir araya geleceği için tepkisini çeken Yarsuvat, Özbek'in isteği sonrasında katılmaktan vazgeçti. Bu yaşananların ardından Aziz Yıldırım ile Duygun Yarsuvat buluşması bir kez daha gerçekleşememiş oldu. İstanbul Barosu'ndan yapılan açıklamada ise F.Bahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın geçirdiği rahatsızlık, G.Saray Başkanı Duygun Yarsuvat'ın da kadın basketbol takımının maçı için Kayseri'de bulunacak olması nedeniyle panelin ertelendiği duyuruldu.
Vatan

Basın Sözcüsü Metin Albayrak, oynadıkları güzel futbolla şimdiden gönüllerin şampiyonu olduklarını, artık sıranın bu gururu gerçekte de yasamaya geldiğini söyledi: "Takımımız, sezon basından beri yasadığı sıkıntılara rağmen oynadığı futbolla ve mücadelesiyle gönülleri fethetti. Gönüllerin şampiyonluğunu gerçekte de istiyoruz. Şampiyonluk yolunda avantaj bizim elimizde ve tüm maçlarımızı kazanırsak hedefe ulaşacağız. Bu konuda çok temkinliyiz. Her maç çok önemli ve her haftanın ayrı bir hikayesi var. Trabzonspor karşılaşmasından sonra Gaziantepspor mücadelesine konsantre olduk. Yönetim, oyuncular ve teknik heyet olarak kenetlenmiş durumdayız. İşin bilincindeyiz. Durumun elimizde ve kontrolümüzde olduğunu biliyoruz. Rakiplerimizin durumuna değil, tamamen kendi isimize bakıyoruz. Lideriz ve sezon sonunda aynı yerde tamamlayıp şampiyonluğu ilan etmek istiyoruz.
Akşam

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme