1 Haziran 2015 Pazartesi

01.06.2015 Genel Gündem


01.06.2015

GÜNDEM

'Bulursa İstifa Edeceğim'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT'de gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Erdoğan özetle şu mesajları verdi: (CHP lideri'nin altın kaplamalı klozet kullanma eleştirilerinin sorulması üzerine): Çok açık net söylüyorum. Eğer ana muhalefet başındaki zat dürüstse namusluysa genel sekretere talimat vereceğim. Gelsin, Cumhurbaşkanlığı külliyesini dolaşsın. Herhangi bir lavaboda, tuvalette, klozette altın kaplama bulacak mı? Böyle bir şey bulamazsa kendisi bu görevi bırakmaya var mı? Bulursa ben Cumhurbaşkanlığı görevini bırakacağım. Bunu televizyondan haykırıyorum. Siyaset dürüst yapılır. (Başkanlık sistemi sorusu üzerine): Meydanlarda beklediğimiz gibi bu konu tartışılmadı. Seçim arifesinde çok daha farklı oturmalıydı. Muhalefet hiç girmek istemiyor. Onların işine gelmiyor. Böyle bir sayının oluşması onları ciddi rahatsız ediyor. Geleceği noktasında onları tedirgin ediyor. Anayasa değişikliği olmadı, referandum meselesi. Başkanlık sistemi istikrarı getirecektir. (Kendi yetkinizi artırmak için mi istiyorsunuz? sorusu): Başkanlık sisteminin de bir sınırı var. Biz totaliter rejimin özlemi içinde değiliz. Şahsımla alakalı bir beklentim yok. Başkanlık sistemi benim meselem değil. Tek derdim ülkem. Ülkem çok çabuk sıçramalı. Bizim sistemi gözden geçirmemiz lazım. Mevcut parlamenter sistemle bu yürümez. (Paralel yapının muhalefetle birlikte hareket etmesi sorusu): Bazı TV kanallarında 17-25 Aralık sonrası ve öncesi diye kıyaslar yapılıyor. Bunu izleyince bu nasıl siyaset diyorsunuz? Bu ülkede siyasetin çivisi bu tür siyasetçiler nedeniyle çıkmış. Siyasetçi dürüst olacak yalan söylemeyecek. Ana muhalefetin başındaki kişi yalanın üstüne yalan söylüyor. Sen bir defa bu partinin başına kendi genel başkanını ipe götürecek kasetle geldin. Sayın Baykal benimde bildiğimi Başbakan açıklamalı diyor. Bunu yayından kaldırtan benim. (MİT TIR'larının durdurulmasıyla ilgili hesap sorma sorusu) Ajan casusluk faaliyetine o gazete de (Cumhuriyet Gazetesi) girdi. O rakamları nereden aldın. Avukatlara talimatı verdim. Davayı açtım. Üst akıl böyle talimat veriyor. Bu konu yargıda. Ben davamı açtım. Türkiye'nin imajına gölge düşürmek istiyorlar. Özel haberi yapan bunu bedelini ağır ödeyecek. Böyle bırakmam. Türkmenleri yalnız bırakamazdık. yıl belediye başkanlığı yaptım. Belediye başkanlığının Florya'daki muhteşem resmi konutunda yaşamadım. Ben Burhaniye'deki o evde yaşadım. Başbakan oldum aynı şekilde resmi konutta yaşamadım. 12 yıl Keçiören'de Subayevleri'nde kirada oturdum. Şimdi resmi konuttayım. Böyle bir sürecimiz var. Bu konuda gurur, kibir bunların düşmanı olan birsiyim. (HDP'nin parti olarak seçime girmesi Tehdit mekanizmasını aşırı şekilde kullanıyorlar. Güneydoğulu kardeşlerime sesleniyorum. Bize göre oy namustur. İnönü'nün bir ifadesi var ya "Namuslular namussuzlar kadar cesur olmadığı sürece başarıyı yakalayamaz" olay bu. Biz emniyet, güvenlik, jandarma, asker her türlü tedbirimizi aldık.
Milliyet



Gezi Hatırası
Taksim'de bulunan Gezi Parkı'ndaki ağaçların Topçu Kışları ve alışveriş merkezi projesi nedeniyle sökülmek istenmesiyle başlayıp tüm Türkiye'ye yayılan Gezi eylemlerinin dün ikinci yıl dönümüydü. Polis sabah saatlerinden itibaren Taksim'e çıkan yolları kapattı, metro da Osmanbey, Taksim ve Şişhane duraklarına uğramadan sefer yaptı. Ardından da Gezi Parkı'na girişler kapatıldı. Parkta bulunan herkes dışarı çıkarıldı. Öğlen saatlerinde Gezi eylemlerinde öldürülen gençleri anmak için Taksim Dayanışması öncülüğünde bir grup İstiklal Caddesi'ne geldi. Taksim Dayanışması'ndan Mimar Mücella Yapıcı, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, ÖDP Genel Başkanı Alper Taş ile Berkin Elvan'ın annesi Gülsüm Elvan, sanatçılar Ferhat Tunç, Şebnem Sönmez'in de aralarında olduğu yaklaşık 300 kişi 'Her yerdeyiz' yazılı pankartın arkasında toplandı. 'Her yer Taksim her yer direniş', 'Devrim şehitleri ölümsüzdür' sloganları atan grup 'İsyanımız ikinci yılında, acılar kalbimizde umudumuz ile birlikte' yazılı dev bir pankart açtı. Ellerinde karanfillerle Taksim Meydanı'na yürüyen grubun önü, Fransız Konsolosluğu'na yaklaşık yüz metrelik mesafede polis tarafından kesildi. Avukat Can Atalay, polis yetkilileriyle görüşerek, Gezi Parkı girişine karanfil koyarak ölenleri anmak' istediklerini söyledi. Polis izin vermedi. İstiklal Caddesi üzerinde oturan grup, konuşmalar yapıldıktan sonra karanfilleri bırakıp dağıldı. Yapıcı, "Bugün bizi Gezi'ye sokmayabilirsiniz, ama unutmayın gün gelecek devran dönecek, hesap verecekler" dedi.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 101, 9896-101, 0856
ABD Doları 2, 6632-2, 6647
Euro 2, 9158-2, 917
İngiliz Sterlini 4, 0702-4, 0740                  

3. Köprüde 3 Firma Zorda..
Yapımı devam eden 3. köprü ve Kuzey Marmara Otoyolu projesi kapsamında yol, tünel ve hafriyat işleri yapan 3 ayrı taşeron firma iflas erteleme istedi. Taşeron firmaların mali yapılarındaki bozulmaya, dolar kurundaki yükseliş ve bunun sonucunda artan maliyetlerin sebep olduğu belirtiliyor. Üç ayrı mahkemede görülen dosyalarda firmaların talebi olan tedbir kararları verildi; kayyum atamaları yapıldı. Söz konusu firmalardan biri Kocaelispor'un eski başkanı İbrahim Saral'a ait. IC İçtaş-Astaldi ortaklığı ile yapılan 3. köprü projesi kapsamında bir çok taşeron firma hafriyat, tünel ve yol işlerini üstlendi. Taşeron firmalardan üçü bozulan mali yapılarını düzeltemeyince mahkemeye başvurma yoluna gitti. Geçtiğimiz günlerde iflas erteleme talebinde bulunan firmalardan biri ESA İnşaat Taahhüt Ticaret Limited Şti. oldu. 25 yıla yakın bir süreden beri tünel ve hafriyat işlerinde çalışan şirket 3. köprünün Anadolu ayağında Beykoz Poyrazköy'de hafriyat işleri yapıyor. Şirket bu bölgedeki çalışmasını önümüzdeki yıl tamamlamayı planlıyor. Ancak geçtiğimiz yılın sonundan itibaren yükselme eğilimine giren dolar kuru ESA İnşaat'ın mali dengesini bozdu. Borca batık duruma gelen şirket, hacizlere karşı korunmak ve faaliyetlerini sürdürebilmek için mahkemeden tedbir talebinde bulundu. İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yapılan başvuruda, kurlardaki artışın şirketin mali yapısını bozduğuna işaret edildi. Dava başvuru dilekçesinde, ortaya çıkan ek finansman ihtiyacının da yüksek faizlerle karşılanmak durumunda kalındığına işaret edildi. Mahkeme geçtiğimiz 18 Mayıs'ta şirket hakkında tedbir kararı verdi; 2 kişiyi kayyum atadı. Ali Güngör'ün kurucusu olduğu ESA İnşaat bugüne kadar bir dizi büyük projede yer aldı. Şantiyelerinde bine yakın kişinin çalıştığı şirket en son Mecidiyeköy- Kağıthane Metrosu projesinin de bir bölümünü üstlendi. ESA İnşaat'ın avukatı Ersin Sevindik, Hürriyet Dünyası'nın sorusu üzerine yaptığı açıklamada "Müvekkil firma leasing firmaları ile anlaşma sonucu iş makineleri kiraladı. Borç ödemesi döviz olarak yapılmaktaydı. Kur artınca ödeme sıkıntısı yaşadı. Firmanın mevcut işleri devam ediyor. Kurda yaşanan belirsizlik firmayı bu yola sevk etti" dedi. İflas erteleme talebi ile mahkemenin yolunu tutan bir diğer şirket ise İSDEM Yapı İnşaat Tur. Nak. San. Ve Tic. Ltd. Şti. oldu. 3. köprü projesi kapsamında Riva-Hüseyinli arasında otoyol işi yapan İSDEM Yapı geçtiğimiz yıl 37 milyon lira ciro elde etti. 2002'den beri faaliyette olan İsmail Demir'e ait İSDEM Yapı borca batık duruma gelince iflas erteleme talebinde bulundu. Gebze 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen davada tedbir kararı geçtiğimiz 20 Nisan günü çıktı. Mahkeme, tedbir kararı ile birlikte 2 kişilik denetim kayyumu atadı.
Hürriyet

Cepte "Numara" Çeviren Tazminat Ödeyecek
Numara taşımada vatandaşı koruyan yeni düzenlemeler geliyor. Düzenlemeyle GSM operatörleri numara taşımada yaşanacak gecikmelerden sorumlu olacak. Tüketiciler habersiz yapılan numara taşımalarda 4 bin liraya kadar tazminat talep edebilecek. Önümüzdeki dönemde yapılması düşünülen düzenlemeyle numara taşıma başvurusu yapan ancak belirlenen süre içerisinde taşıma işlemi gerçekleşmeyenler tazminat alabilecek. Süreç abonenin GSM operatörüne yapacağı taleple başlayacak. Bireysel aboneler en fazla 500 lira olmak kaydıyla günlük 5 lira, kurumsal aboneler ise bin lirayı geçmemek kaydıyla günlük 10 lira alabilecek. Abonelere GSM operatörü tarafından ödenecek tazminat, hem banka hesap numaralarına hem de operatörün bayi veya abone merkezi tarafından elden verilebilecek. Ayrıca faturalı abonelerin borçları üzerinden ve faturasız hatlara da TL yükleyerek bu tazminat ödenebilecek. Numara taşıma işlemini yapan bayi veya abone merkezinin göndermesi gereken bilgileri merkez operatöre göndermemesi durumunda ise aboneler bu bayilerden tazminat talep edebilecek. 2008 yılında başlayan numara taşıma uygulamasının ilk zamanlarında yoğun olarak karşılaşılan abonenin isteği dışında yapılan taşıma işlemlerine de tazminat cezası getirilecek. Genellikle bazı bayiler tarafından taşınan numara sayısı kadar prim almalarından kaynaklanan bu sorun tamamen ortadan kaldırılacak. Talep olmaksızın numarası taşınan vatandaşlar bir defaya mahsus olmak üzere operatöre yapacakları taleple 4 bin liraya kadar tazminat alabilecek. Kurumsal abonelerin alacağı miktar ise maksimum 8 bin lira olarak belirlenecek. Aboneyi mağdur eden bu gelişmeler üzerine yapılan talepler sonrası operatör veya bayiler tarafından 15 gün içerisinde söz konusu tazminatın ödenmeye başlanması gerekecek. Düzenlemelerin önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi bekleniyor. Danimarka, İspanya, Slovakya, Portekiz, İtalya ve İngiltere'nin aralarında bulunduğu birçok ülkede uygulanan bu uygulamalarla AB mevzuatına uyum sağlanması amaçlanıyor.
Türkiye

Tarladan Markete Yüzde 500 Zam
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, sebze ve meyvelerde üretici ile market arasındaki fiyat farkının yüzde 500'e ulaştığını açıkladı. Bayraktar, kuru incirde üretici ile market fiyatları arasındaki farkın yüzde 498'i geçtiğini söyledi. Bayraktar, üretici ile market arasında mayıs ayında, maydanozda yüzde 437.2, nohutta yüzde 181.3, pirinçte yüzde 142.7, zeytinyağında yüzde 85.2 ve sütte yüzde 178.8 fark oluştuğunu kaydetti. Bayraktar, kuru incirin 6, maydanozun 5.4, salatalığın 4.9, kabağın 4.6, karpuzun 4.4, sivri biberin 4.2, kuru kayısının 3.1, marulun 3.1, domatesin ise 3 katı fiyata satıldığını belirterek, şunları söyledi: "Bu kadar fahiş fiyat farkı olur mu? Üreticide 5 lira 50 kuruş olan kuru incir, markette 32 lira 90 kuruş. Tarlada demeti 17 kuruş olan maydanoz, markette 91 kuruşa satılıyor. 34 kuruşluk salatalığın fiyatı 1 lira 66 kuruşa, 49 kuruş olan kabağın fiyatı 2 lira 26 kuruşa, 55 kuruş olan karpuzun fiyatı 2 lira 43 kuruşa, 55 kuruş olan sivri biberin fiyatı ise 2 lira 30 kuruşa çıkmaktadır. Bu düzene son verilmeli, aradaki zincir kırılmalı, fiyat makası daralmalı, üretici kazanmalı, tüketici de fahiş fiyata ürün tüketmemeli." Marketlerdeki fiyatı bir ara 5 liraya yükselen, halen 2 ila 3 lira arasında fiyatlarla satılan patates tarlada 70 kuruşa alıcı bekliyor. Ödemişli üretici Mustafa Abacı, "Fiyat tartışması var ama biz de 70 kuruşa alıcı bulamıyoruz" dedi. Ödemiş Ziraat Odası Başkanı Ahmet Kocaağa da fiyat artışına, tüccarların stokçuluğunun neden olduğunu, yüksek fiyatın üreticiye kazanç getirmediğini söyledi.
Milliyet

Kıbrıs Enerji Saçıyor
Rum Enerji, Ticaret, Sanayi ve Turizm Bakanı Yorgos Lakkotripis, sorunsuz bir Kıbrıs'ın Doğu Akdeniz'de rolünün daha güçlü olacağını belirterek, "Kıbrıs sorunu adil, yaşayabilir ve fonksiyonel biçimde çözülürse, yatırımcılar ülkeye gelecek. Hepimiz inanılmaz kazanç sağlarız. Enerji, ekonomi, turizm alanlarında, bütün alanlarda çok büyük karımız olur" dedi. Doğalgaz'ın da barış aracı olmasını dileyen Lakkotripis, "Doğalgaz savaş aracı olmamalı. Sadece Kıbrıs'ın doğalgazı değil, Akdeniz'in doğalgazı geleceğe gitmemiz için bir teşvik olacaktır" dedi. Güney Lefkoşa'daki Bakanlık Ofisi'nde Milliyet'in sorularını yanıtlayan Bakan Lakkotripis, Kıbrıs'ta liderler arasında başlayan görüşmelerden 'temkinli bir biçimde umutlu' olduğunu söyledi. Lakkotripis, "Kıbrıs sorununu çözmeyi başarırsak düşünün bu bölgede nasıl bir istikrar olacak. Kıbrıs büyük bir rol oynayacak bölgede" diye konuştu. Rum Enerji Bakanı, "Kıbrıs'ta çok büyük bazı yatakların olduğunu" ifade ederek, "Bulduğumuz yataklar, Kıbrıs'ın elektrik üretimi için 200 yıl yeter. Tabii aramaların devam etmesini bekliyoruz. Daha fazla hidrokarbon bulunmasını bekliyoruz" dedi. Doğalgaz üretimine 2018 veya 2020'de başlamayı hedeflediklerini anlatan Lakkotripis, "Ümit ederim ki Kıbrıs sorunu çözülür. Eğer çözülmezse, Kıbrıs Cumhuriyeti egemenlik haklarını kullanmaya devam eder. Bir çözüm bulalım, bütün hakları verilecek Kıbrıslı Türklerin. Çözümü mutlaka bulmalıyız. Sadece doğalgaz için değil, tüm doğal zenginliklerin nasıl yönetileceği belirlenecek o zaman" dedi. Doğalgazın sıvı veya elektrik olarak Türkiye üzerinden Avrupa'ya pazarlamasının siyasi riskler taşıdığını öne süren Lakkotripis şöyle devam etti: "Türkiye üzerinden ihracat olasılığını incelemek için Kıbrıs sorununun çözülmesi gerekiyor. Bazıları doğalgazın Türkiye üzerinden Avrupa'ya gitmesine daha iyi diyebilir. Ama bunun yapılması için çok detaylı bir teknik inceleme gerekir. Doğalgaz Türkiye'nin sahillerine kolay gidebilir, ama ondan sonra nasıl Avrupa'ya götürülecek. Eğer bu seçenek mümkünse, bu seçeneği teknik ve ekonomik olarak da incelemek gerekir." Mısır, İsrail ve Ürdün ile çok iyi ilişkileri olduğunu bildiren Rum Bakan Lakkotripis, "Bu ülkelerin Türkiye'ye karşı saldırgan bir tutum içerisinde olmadığını" ileri sürdü. "Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin birlikte hareket etmeye yönelik anlaşma yapmalarının Türkiye karşı bir tehdit olmadığını" söyleyen Lakkotripis, şunları söyledi: "Bu neden tehdit olsun ki? Türkiye doğru davrandığında ilişkilerimiz onlar ile de olabilir. Eğer Türkiye'nin Mısır, İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs ile ilişkisi kötüyse, herkes suçlu mu? Türkiye mi haklı? Mısır, Arap dünyasında bir lider. Bizi siyasi, ekonomik ve ticari bakımdan Mısır ilgilendiriyor. Kıbrıs kendi seçimini yapıyor. Aynı şekilde Türkiye de kendi seçimini yapıyor."
Milliyet

Babayiğit Meydana Çıkıyor
Menzili arttırılmış yerli elektrikli otomobil projesinde yeni bir aşamaya geçildi. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, "Evvelki gün hayırlı bir imza attık. İnşallah yerli otomobilin startını veriyoruz" dedi. Işık, Gölcük Şehitler Mahallesi'ndeki seçim bürosu açılışında yaptığı konuşmada, savunma sanayinde yapılan yerli ürünler hakkında bilgi verdi. Şimdi sıranın yerli otomobilde olduğunu vurgulayan Işık, şöyle devam etti: "İnşallah yakında kamuoyuna açıklama yapacağız, evvelki gün hayırlı bir imza attık. İnşallah yerli otomobilin startını veriyoruz. 2020'den önce artık sizler de bir Türk markasıyla yola çıkacaksınız. Hayırlı olsun. Bizim milliyetçilik anlayışımız bu." Işık, iktidarları döneminde asgari ücrette yapılan iyileştirmelerden bahsederek, "Asgari ücretin artması için gece gündüz çalışıyoruz ama ekonomi kanunla yönetilmez, ekonomi akılla yönetilir. Siz eğer üretimi artırmadan, siz eğer yatırımları artırmadan bir anda 'asgari ücreti arttıracağım' derseniz artan asgari ücret olmaz, artan işsizlik, yoksulluk ve kayıt dışılık olur. Onun için asgari ücretin artmasını isteyen bütün işçi kardeşlerim, AK Parti'ye destek vermeye devam etsin" şeklinde konuştu.
Vatan

İstikrar Sürsün, Gerisini Bize Bırakın
Türkiye perakende sektörünün 110 üst düzey ismi her yıl Perakende Liderler Konferansı'nda buluştu. Soysal Danışmanlık tarafından her yıl farklı bir ülkede düzenlenen konferans, 10. yılında 28-30 Mayıs 2015 tarihleri arasında dünya perakendesinin başkenti olarak kabul edilen Londra'da düzenlendi. Patronlar, dünyadaki devam eden krize rağmen Türk firmaların satışlarının beklenenden de iyi olduğuna dikkat çekti. "Seçimlerin satışlar üzerinde şu ana kadar negatif bir etkisini görmedik" diyen Ziylan Grup Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ziylan "Geçmişteki istikrarsızlıkları gördük. Dolayısıyla istikrarın önemini çok iyi biliyoruz. Mesela genç neslin birçoğu koalisyon nedir bilmiyor. Seçim sonucunda koalisyon beklemiyorum. Ben yine istikrar, tek başına iktidar bekliyorum. Biz sanayici olarak devlete 'Bize istikrar sağla, gerisini bize bırak' diyoruz. Seçimlerden tek başına iktidar çıkacaktır. Onun için endişeli değilim. 4 yıl önümüzde seçimsiz dönem var. Artık büyümeye odaklanacağız. Hükümet de işine odaklanacak. Güzel günler bizi bekliyor" dedi. Orka Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu ise şunları söyledi: "Kendi firmamız için satışlar bu yıl beklenenin üzerinde olumlu. Seçimlerin sektör üzerinde etkisi yok. Seçim sonrasında piyasalarda çok olumlu bir hava olacaktır. İstikrarın süreceğini düşünüyorum. Biz bu yerlere kolay gelmedik. Türk firmaların yurtdışında 3 bin mağazası var." Derimod'un Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Zaim de "Bu genel seçime girerken, ülkede aşırı bir gerginlik yok. Gerginlik olmaması da seçimlerin perakendeye bir etkisi olmaması anlamına geliyor. Bu bile bizim sektörümüz açısından pozitif bir etki aslında" ifadelerini kullandı.
Akşam

DÜNYA

Ab'den Rusya'ya 'Kara Liste' Tepkisi
Ukrayna'da yaşanan kriz nedeniyle uzun süredir pamuk ipliğine bağlı seyreden Avrupa Birliği – Rusya ilişkileri Moskova'nın 89 Avrupalı isme ülkeye giriş yasağı koymasıyla yeniden gerildi. Rusya, listenin Brüksel tarafından Rus yetkililere uygulanan yaptırım listesine tepki olarak devreye sokulduğunu belirtirken AB sert tepki verdiği listeyi, "tamamen keyfi ve haksız" olarak tanımladı. Rusya'nın listeyi hangi kriterler bazında ve ne tür yasal temellere dayanarak oluşturduğunun açık olmaması Avrupa kanadının üzerinde en çok durduğu unsuru oluşturuyor. Rusya'nın AB Daimi Temsilcisi Büyükelçi Vladimir Chizhov, "Ne Rus yasaları ne de uluslararası angajmanlar bu listeyi kamuya açık hale getirmemizi gerektirmiyor" dedi. AB, Ukrayna krizi bağlamında üst düzey Rus yetkililerin çoğunlukta olduğu 151 kişiye Birlik ülkelerine seyahat yasağı ve mal varlıklarının dondurulması uygulamalarını içeren yaptırım uyguluyor. Bu yaptırımların hangi nedenlerle uygulandığı ve dayandığı hukuki temeller ise detaylı şekilde açıklanıyor. Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier liste için, "Bu tür giriş yasaklarını telaffuz etmenin bile çok akıllıca olduğunu düşünmüyorum" derken Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Martin Schulz, Rusya'nın adımının karşılıklı güven ve yapıcı diyalog çabalarına zarar verdiğini belirtti. Rusya tarafından listeye alınan isimlerin ise bu durumdan "onur duyduklarını" söylemek mümkün. AP'nin İsveçli üyelerinden Anna Maria Corazza Bildt, korkmaktan çok onur duyduğunu ve listeye alınmasının aynı yolda devam etme kararlılığını artırdığını belirterek, "Eğer Kremlin beni ve meslektaşlarımı ciddiye alıyorsa bu iyi bir iş yaptığımız anlamına gelir" dedi. Listedeki isimlerden olan eski Çek Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Karel Schwarzenberg de "Listedeki diğer isimleri gördüğümde son derece saygın bir kulüp olduğunu anladım. Bunu bir ödül olarak değerlendiriyorum" ifadelerini kullandı.
Hürriyet

Başkan Yardımcısı Biden Bir Çocuğunu Daha Kaybetti
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın 46 yaşındaki oğlu Beau Biden cumartesi günü beyin kanserine yenik düştü. İlk eşi ve kızını 1972 yılındaki bir trafik kazasında kaybeden Biden, böylece bir çocuğunun daha ölüm acısını yaşadı. Delaware eyaletinde 2006'dan itibaren iki dönem başsavcı seçilen Beau Biden, önümüzdeki yıl valilik yarışına girmeye hazırlanıyordu. 2010 ve 2013'te iki kez sağlık sorunları yaşayan genç politikacı en son 19 Mayıs'ta hastaneye kaldırılmıştı. Beau Biden, cumartesi akşamüstü ailesinin yanında son nefesini verdi. Başkan Yardımcısı'nın ofisinden yapılan açıklamada "O, beyin kanseriyle hayatının her günü gösterdiği fazilet, cesaret ve güçle mücadele etti.  Tanıdığımız en düzgün insandı" ifadeleri kullanıldı. Başkan Barack Obama da Biden ailesinin yakın dostları olduğunu hatırlattığı mesajında "Michelle ve ben bu akşam yastayız" dedi. Çocuklarına düşkünlüğüyle tanınan Joe Biden için oğlunun ölümü ilk aile trajedisi değildi. 1972'de ilk kez senatör seçildikten yalnızca birkaç hafta sonra ilk eşi Neilia Hunter ve üç çocuğu Noel alışverişine giderken trafik kazası geçirmişti. Henüz 29 yaşında olan Biden'ın eşi ve bir yaşındaki kızı bu kazada ölmüş, iki oğlu ise ağır yaralanmıştı. Biden bu dönemde "Delaware kendine yeni bir senatör seçebilir. Ama çocuklarımın başka bir babası yok" diyerek istifa etmeyi düşünmüştü. Daha sonra Senato'da kalmaya ikna olan Biden, yeni görevi için hastanede, henüz taburcu olmayan oğlu Beau'nun yanında yemin etmek zorunda kalmıştı. Biden bu günleri daha sonra "Eğer oğullarımın her ihtiyacına konsantre olursam belki kara delikte kaybolmam diye düşünüyordum" sözleriyle tarif edecekti. Kariyeri boyunca her gün Washington'da işi bittikten sonra trenle Delaware'deki evine dönen Biden, oğullarının bakımını kimseye bırakmak istememişti. Kazanın ardından insanların neden intihar ettiğini anladığını söyleyen Biden, hem kendini hem de ailesini halen evli olduğu ikinci eşi Jill Biden'ın kurtardığını söylemişti.
Milliyet

Hava Saldırılarında 136 Sivil Yaşamını Yitirdi
Suriye'de Devlet Başkanı Beşar Esad'a bağlı ordu birliklerinin çeşitli kentlerde muhaliflerin kontrolünde olan bölgelere varil ve vakum bombasıyla düzenlediği saldırılarda 136 sivilin yaşamını yitirdiği bildirildi. Suriye İnsan Hakları Örgütü (SNHR), Halep'te 90, İdlib'te 20, başkent Şam'ın banliyölerinde 9, Haseke'de 8, Dera'da 4, Humus'ta 3 ve Deyrizor'da 2 olmak üzere toplam 136 sivilin öldüğü belirtildi. Hayatını kaybedenler arasında 14 çocuk ve 7 kadın olduğu aktarıldı. Açıklamada, orduya ait savaş uçaklarının Halep ve çevresinde pazar ve sivil yerleşim yerlerine yoğun bir şekilde saldırdığı kaydedildi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Halep'teki olayın, 2015'te en fazla sivilin öldüğü hava saldırısı olduğunu aktardı. Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura, Suriye ordusunun Halep'te pazar yerine düzenlediği varil bombalı saldırıyı 'vahşet' olarak nitelendirdi.
Milliyet

1 Milyon Türkmen'i Ölümden Kurtardık
Eski Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Semir Hafız, Suriye'deki Türkmenler için yola çıkan tırların durdurularak sonrasında olaya ait olduğu belirtilen fotoğrafları yayınlanarak Türkiye'yi teröre destek veren bir ülke olarak gösterilmek istendiğini belirtti. MİT tırlarına ait olduğu belirtilen fotoğrafları ve buna ilişkin haberleri değerlendiren Hafız, "Türkiye, terör örgütü DEAŞ ile işbirliği içindeymiş gibi gösterilmeye çalışılıyor. Asıl insanlık suçu, tırların durdurulması ve bunu suç olarak göstermek. Bu Türkmenlere ölün demektedir" dedi. Hafız, Türkmenleri, Türkiye'in Suriye'deki sağ kolu olarak nitelendirerek, "Türkmenler için yola çıkmış tırları durdurup daha sonra da olaya ilişkin fotoğrafların yayınlanmasındaki amaç, Türkiye'ye ihanettir, Türkiye'yi teröre destek veren ülke olarak göstermektir. Türkiye'nin Suriye'deki Türkmenleri koruması hakkıdır. Gönderilen yardımı durdurmak ve DEAŞ ile ilişkilendirmek ise tamamen yanlış" diye konuştu. Söz konusu tırların Suriye'deki Türkmen Dağı'na ulaşma hedefiyle yola çıktığının altını çizen Hafız, "Suriye Türkmenleri, rejimin saldırılarına karşı kendilerini, Türkiye'nin yardımlarıyla koruyabiliyor. Türkiye'nin yardımları olmasaydı 30 bin olan şehit sayımız şimdi bir milyona ulaşmıştı. Türkiye, Türkmenlere, her zaman gıda, ilaç ve insani yardım yolladı. Ancak hükümete yapılan darbe girişimi ve sonrasında Türkmenlere mühimmat konusunda yardımlar gecikti. Bunun acısını Saray'da, Acısu'da Türkmen gençlerini şehit vererek ödedik. Bu haberler ile hükümeti itham edenler, Esad rejiminin döktüğü kana ortak olmuştur" dedi.
Star

Karadeniz'de Abd-Rus Gerilimi
Kırım'ın Ukrayna'dan tek taraflı bağımsızlık ilan ederek Rusya'ya bağlanmasının ardından Moskova ile Washington arasında başlayan kriz hafta sonunda Karadeniz'de az kalsın sıcak çatışmaya dönüşüyordu. Rus basınına konuşan Kremlin kaynakları, ABD'nin Karadeniz'e konuşlandırdığı USS Ross füze destroyerinin cumartesi günü Rusya'nın karasularını ihlal ettiğini söyledi. Gemi mürettebatının 'provokatif' ve 'saldırgan' bir tutum sergilediğini öne süren Rus yetkililer, Kremlin'in Kırım'da konuşlandırdığı Sukhoi-24 tipi savaş uçaklarından bir tanesini hemen bölgeye sevkettiğini belirtti. Adı açıklanmayan Rus kaynakları, savaş uçağının 'Amerikalılara sınır ihlalini engellemek için gereken her türlü adımın atılacağını' gösterdiğini vurguladı. Olayın medyaya yansımasının ardından bir açıklama yapan Pentagon sözcüsü Eileen Lainez, USS Ross'un olay sırasında uluslararası sularda seyrettiğini ve rutin görevini icra ettiğini belirterek iddiaları yalanladı. Rus Savunma Bakanlığı ise resmi açıklama yapmaktan kaçındı.
Vatan

Ya Başını Açarsın Ya 'Kola'yı Açarız
ABD İslam karşıtlığı bu kez yerden 30 bin feet yüksekte yasandı. ABD'nin saygın üniversitelerinden birinde dinler arası diyalog programı başkanı olan Tahera Ahmad isimli başörtülü kadın, Amerikan United Havayolu şirketine ait uçakla seyahat ederken ayrımcılığa maruz kaldığını ifade etti. Ahmad, sosyal medyadan yaptığı açıklamaya göre, uçaktaki içecek servisi sırasında, hostesten istediği diyet kolanın kendisine kapağı açık bir şekilde servis edilmesine tepki göstererek "hijyenik sebeplerden dolayı" kapağı kapalı bir kutu kola getirilmesini istedi. Buna karsı ise hostes, "sana kapağı kapalı kutu kola veremem, bu yüzden sana içecek yok" diye karşılık verdi. Hostes kapalı cola getirme yetkisinin olmadığını öne sürdü. Bu sırada, yanındaki yolcuya ikram edilen kapalı kutu içerisindeki birayı işaret eden Ahmad, neden sadece kendisinin bu duruma maruz kaldığını sorması üzerine hostes, "sen bunu silah olarak kullanmadan ben açayım" tepkisini verdi. Ahmad, yolculardan birinin "evet bunu silah olarak kullanabilirsin, kes sesini" dediğini anlatarak diğer yolcuların da sessiz kaldıklarını belirtti. Sosyal medyada yürütülen kampanyada havayollarının Ahmad'dan özür dilemesi istenirken şirkete protesto çağrıları yapılıyor.
Akşam

POLİTİKA


Siz Kim, Türkmenlere Yardım Etmek Kim
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin Kazlıçeşme'de düzenlediği mitingde Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yüklendi. Bahçeli, "Kimin silahlarını hangi odaklara, vekaleten nerelere taşıyordunuz? Selefi gruplarla bağlantınız nedir? Türkmenlere yardım ettiniz de elinizi mi tuttuk. Siz kim Türkmenlere yardım etmek kimdir?" dedi. Bahçeli, şöyle konuştu: "Diyorlar ki Cumhurbaşkanı'na hakaret ediliyormuş. Bu da yasalara aykırıymış. Biz bir Cumhurbaşkanı'na hakaret etmeyiz. Gelenek ve siyasi duruşumuzun temelinde devletin başıyla kavga etmek yoktur. Fakat ilk önce Erdoğan Cumhurbaşkanı olmayı öğrenecek. Cumhurbaşkanı gibi davranacaktır. Muhaliflerine gelince hukuk diyen, kendisine gelince guguk anlayan Erdoğan ya cumhurbaşkanı ya da cumhurçıbanı olacaktır. Artık Erdoğan ve Davutoğlu kürsülerde düet yapmaya başlamışlardır. Erdoğan fetih şöleninden ziyade devlet imkanlarını seferber ederek AKP'nin mitingini yapmıştır. Hukuk bir kez daha ayaklar altına alınmıştır. Kuvvetler ayrımı, Cumhurbaşkanlığı makamı bir kez daha ağır yara almıştır. Erdoğan seyyah gibi dolaşmaktadır. Davutoğlu ise sarayın kapısına bağlıdır ve etkisi sıfır hükmündedir. Yeniden diriliş, yükseliş adı altında yapılan şölen bir defa İstanbul'u yok saymaktır. Ecdadımızın kemikleri sızlatılmıştır Bizans'ın son kalıntıları neyin fethini kutlamaktadır? Müslüman kanı dökmek, varlığımızı tüketmek için asırlardır vahşet planları yapan Vatikan'a özenen, örnek gösteren Erdoğan neye ve kimlere hizmetle görevlidir? Davutoğlu dün Ankara'da gaflete düşmüş ve bize devlet dersi vermeye kalkışmıştır. Suriye'deki terörist gruplara silah sevk eden bir işbirlikçinin haddi değildir. Davutoğlu MİT TIR'larıyla ilgili fotoğraflara casusluk diyor. Erdoğan hesabını soracaklarını ifade ediyor. Dahası ikisi birden MİT TIR'larıyla Bayır Bucak Türkmenleri'ne yardım götürdüğünü söylüyorlar. Oysa gerçekler farklıdır. Türkmenler bunu yalanlamıştır. Başbakan gazete ilanıyla başbakan aransa senin gibisi bulunamayacaktır. Şimdi doğruyu söyle, kimin silahlarını, hangi odaklara, vekaleten nerelere taşıyordunuz? Türkmenlere yardım ettiniz de elinizi mi tuttuk? Siz kim Türkmenlere yardım etmek kimdir? Davutoğlu devletin haysiyetini iki paralık etmesinin altından nasıl kalkacaktır? TIR'ların durdurulmasından sonra Türkmenler büyük kayba uğradı diyen Davutoğlu, Türkmeneli kan ağlıyor haberin var mı? Erdoğan ve Davutoğlu'na sorarım Kerkük'te Musul'da Türkmenler katliama maruz kalırken nerelerdeydiniz? Kimin sıra gecelerinde sazlı sözlü eğlencelere dalmıştınız? Hangi ajan provokatörlerin himayesindeydiniz? Türkmen kanı eline bulaşan Barzani'ye hangi maksatla silah gönderiyordunuz? PKK'yı Kobani'ye geçirirken hiç mi arlanmıyordunuz? Amacınız daha fazla Türkmen'in ölmesi, işkence görmesi miydi? MİT TIR'larıyla insani yardım malzemesi gönderiyoruz dediler, ancak TIR'dan vahşet planları çıktı. Türkmen açtır, açıktadır. Sayın Başbakan kimlere ne verdiğinizi, kimlerin kılıcını salladığınızı açıklamazsan, kazanacağın yeni sıfatlarla serokluğu bile çok ararsın. İlk kez doğru söylüyorlar. MHP düşerse Türkiye düşecektir. Türklük uçuruma yuvarlanacaktır. Buna izin veremeyiz. Teslimiyete rıza gösteremeyiz. Soysuzlara sövenlere Türkiye'yi bırakamayız."
Hürriyet

Mitingdeki Türk Bayrağı Normalleşme
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, mitinglerinde Türk bayraklarının görünür olmasına atıfla, "Mitinglerimize 'Türk Bayrağı getirilemez' gibi yaklaşımımız yoktu. Açıklamalarımız cesaretlendirmiş insanları. Bu, Kürt hareketinin normalleşmesi" dedi. Hürriyet Ankara Bürosu'nun pazar kahvaltısına konuk olan Demirtaş, şunları söyledi: Türkiye'nin her konuda normalleşmesi gerekiyordu. Normalleşmemiş alanlardan biri de Kürt sorunuydu. İnsanlar, Türkiye'de Kürtlerin varlığını kabul ediyor, bundan rahatsızlık duymuyordu fakat PKK, Öcalan ve silah mevzusu da kolay kolay normalleşecek bir şey değildi. Artık silahların devre dışına çıkacağına inanmamız lazım. Herkes bu savaşlardan acı çekerek çıktı. Mezarlar hepimizin mezarları, cenazeler hepimizin cenazeleri. Uzun süredir arzu ettiğimiz bir şeydi ancak başaramıyorduk. Ağırlıklı olarak bizden kaynaklı bir daralma, eksiklik de vardı. Ama konjonktürün de etkisiyle o alan bize açıldı. Cumhurbaşkanlığı seçimiyle birlikte bir boşluk yakalayabildik, kendimizi anlatabildik. Bundan geri gidiş mümkün değil. Hiçbir talebimizden vazgeçmeden ortaklaşmaya çalıştık, başardık. Kürtler tam da bunu istiyordu, 'Biz birlikte yaşamak istiyoruz ama bunu Türkiye'ye anlatamıyoruz' diyorlardı. Ben 8 Haziran sabahı çıtanın bunun gerisine düşeceğini sanmıyorum. İlkesel bir durumdur. İlerler ama gerilemez. Herkes 8 Haziran'daki söylemimize bakacak. Aynı şeyi söylemeye devam ediyor muyuz, etmiyor muyuz? Bu çok önemli, 8 Haziran'da da aynı şeyleri söylemeye devam edeceğiz. Gerçekten Öcalan şu anda kendisine ihanet edildiğini düşünüyorsa, hemen heyetimizi Ada'ya gönderelim. Ve Öcalan ne söylüyorsa kamuoyuna açıklayalım. Yalçın Akdoğan da gelsin. Madem Öcalan ile farklı düşünüyoruz, neden yapmıyorlar? Çünkü aynı düşünüyoruz. Öcalan'la ilgili olumlu değerlendirmelerinden gocunmuyorum. Kendileri de İmralı'daki görüşme tutanaklarını, Öcalan'ın kitaplarını okuyor ve hepsi biraz 'Apocu' olmuşlar gördüğüm kadarıyla. Herkeste 'Oyum çalınacak' korkusu var. Biz de dünyanın 10 ayrı ülkesinde 'server' kiraladık, müdahale edemesinler diye. Veriler orada toplanacak, YSK açıkladığında da otomatik karşılaştırılacak. Başbakan Davutoğlu ile Kobani için görüştüğümde 'Silah gönderin, gönderemiyorsanız da silah geçişine izin verin' demiştim. Bana 'Bu savaş suçu olur' demişti. Biz bu görüşmeyi yaptığımızda Suriye'ye TIR'lar gitmeye devam ediyordu üstelik. Onlar için Kobani 'Düştü düşecek' bir yerdi. Şimdi hikâye anlatıyorlar."
Hürriyet

Terör Sonunda Bize Döndü
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Adana'da durdurulan MİT TIR'arı aramalarında çekildiği iddia edilen mühimmat fotoğraflarıyla ilgili, "Oradaki yoksullara, çatışmalarda yaralananlara elbette yardım götürülebilir ama ilaçların altına bombaları gizleyerek ve sonra bunu inkâr ederek, inkâr ettikten sonra, belgeler ortaya çıktıktan sonra, kabul ederek bir zikzak çizerseniz bu Türkiye Cumhuriyeti'ne yakışmaz" dedi. Kılıçdaroğlu, Atatürk'ten bu yana CHP Genel Başkanlarının portrelerini çizen Ressam Yaşar Çallı'nın Emek Mahallesi'ndeki atölyesini gezdi. Çallı'nın çalışmaları hakkında bilgi alan Kılıçdaroğlu, bitme aşamasına gelen genel başkan portreleri yanında da fotoğraf çektirdi. Kılıçdaroğlu, genel başkanların resimlerinin bittikten sonra CHP Genel Merkezi'nde sergileneceğini bildirdi. "Dünkü fetih kutlamalarında TSK'dan da askerler vardı, ne düşünüyorsunuz?" yönündeki bir soru üzerine Kemal Kılıçdaroğlu, "O konulara girmiyorum. Özellikle, özel bir tartışmanın içerisine girmek istemiyorum. Bu ülkenin işsizlik, yoksulluk sorunu var. Dünya kadar borç batağına batmış vatandaşlarımız var. Benim derdim onlar, ben onlarla ilgileniyorum" yanıtını verdi. Adana'da durdurulan MİT TIR'ları aramalarında görüntülendiği ve Suriye'ye götürüldüğü öne sürülen mühimmatlara ilişkin fotoğrafları yayımlayan Cumhuriyet gazetesi hakkında açılan soruşturma ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun silahlara ilişkin "yardımlar Bayırbucak Türkmenlerine gidiyordu" açıklamalarının sorulması üzerine ise Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: "Önce Cumhuriyet gazetesinin hakkını teslim edelim. Gerçekten de olağanüstü bir habercilik görevi yerine getirdi. O TIR'ların içinde, hükümet bir açıklama yapıyordu, 'insani yardım' diye. Ben de hep şunu söylüyordum; 'İnsani yardım nasıl olur da halktan gizlenir. Tam tersine, medya eşliğinde insani yardım götürülür. Kimlere yardım ediyorsanız, o yardımları verirsiniz.' Ama gerçek ortaya çıktı, bütün görüntü ve belgelerle, silah gidiyor. En sonunda itiraf ettiler, 'evet silah gidiyor ama biz bu silahları Türkmen kardeşlerimize gönderiyorduk.' Oysa Türkmenler açıklama yaptılar, 'hayır biz herhangi bir silah almadık' diye. Biz CHP olarak Türkmen kardeşlerimize iki kez TIR'larla insani yardım götürdük, kamplara götürdük, onları dağıttık. Onların sorunlarını dinledik, bizim yaptığımız gibi yapabilirlerdi. Beni kaygılandıran ve asıl üzen taraf, hukukun üstünlüğünü benimsemiş, anayasasında 'hukuk devleti' yazan bir ülkenin bu tür ilişkilere, yani örtülü ilişkilere girmiş olması. Bu Türkiye Cumhuriyeti'ne yakışmıyor." Oradaki yoksullara, çatışmalarda yaralananlara elbette yardım götürülebilir ama ilaçların altına bombaları gizleyerek ve sonra bunu inkâr ederek, inkâr ettikten sonra, belgeler ortaya çıktıktan sonra kabul ederek bir zikzak çizerseniz bu Türkiye Cumhuriyeti'ne yakışmaz. Geçmişimize, tarihimize yakışmaz. Çok büyük bir ayıptır. Söyledim yine söylüyorum; Suriye'de dökülen kanların ana sorumlularından birisi bu iktidardır. Hepsinin eli kanlıdır. Orada Müslüman kanı dökülüyor, bunlar ellerine silah veriyorlar. Komşudaki yangın bize sıçradı. Reyhanlı'daki, Cilvegözü'ndeki, Niğde'deki olaylar bu yansımaların sonucudur. Ayrıca şu var; biz silah gönderdik ne oldu? IŞİD gitti bizim Musul Konsolosluğumuzu bastı, 49 vatandaşımızı rehin aldı. Ne oldu, bir şey mi yapıldı? Hayır. Sonuçta, terör bize döndü. O nedenle hükümet, umarım dünya kamuoyu önünde daha zor duruma düşmez."
Milliyet

Biri Türk Ulusalcı Diğeri Kürt Ulusalcı
Başbakan Ahmet Davutoğlu, partisinin Diyarbakır mitinginde on binlere seslendi. Konuşmalarından HDP'yi ve CHP'yi eleştiren Başbakan Davutoğlu, "CHP-HDP ve MHP soruyor. Biri Türk ulusalcısı diğeri Kürt ulusalcısı. Israil'de neden büyükelçiliğimiz yok diyorlar" dedi. Başbakan şunları söyledi: "Demirtaş bir ABD'ye gitti. Döndü geldi lobilerin diliyle konuşmaya başladı. Biz kimsenin diliyle konuşmayız. Biz adaletin diliyle Hz. Süleyman'ın diliyle konuşuruz. Kılıçdaroglu diyor ki; 'Suriyelileri geri gönderelim' gönderelim dedikleri arasında Kürtler de var. Siz Demirtaş'ın dönüp Kılıçdaroglu'na 'sen kimi nereye gönderiyorsun' dediğini gördünüz mü? Bu nasıl Kürtlere sahip çıkmak? Mazlum ve masum bir tek Türkmen'i, bir tek Kürt'ü, bir tek Arap'ı dahi zalime teslim etmedik, etmeyeceğiz, ne IŞİD'e ne Esed'e. IŞID'e yardım ettiğimiz iddiasıyla Türkiye'yi karalamaya çalışıyorlar. İki yıl IŞID'le yan yana yasayan onlardır. Hiçbir terör örgütüne yardım etmedik, etmeyeceğiz" "Barajı geçemezsek 8 Haziran'da söyle olur böyle olur diyorlar. Yüreğinize korku salanlara karsı basınız dik olsun. Bir daha 6-7 Ekim olaylarının yaşanmasına izin vermeyiz. Bu tehditlere hiçbir zaman demokrasiden, kamu düzeninden taviz vermeyeceğiz."
Akşam


SPOR

Anadolu Efes, playoff çeyrek final serisinin 2. maçında Trabzonspor Medical Park'ı 77-59 yenmeyi başardı, durumu 2-0 yaptı. İlk maçı baştan sona çok üstün oynayan Efes, belki alınan farklı galibiyetin de etkisiyle bu kez daha yumuşak başladı. Karadeniz ekibinde de Velickovic maça iyi girince, uzun süre takımını oyunda tutmayı başardı. Efes ilk maçta yabancı rotasyonuna takılan ismi Janning'in üçlükleriyle rakibine yanıt verip, ilk çeyreği 21-16 önde kapadı. Ancak Karadeniz ekibi, Ivanov ile Alper'in sayılarıyla arayı kapatıp 47. dakikada 35-31 öne geçmeyi başardı. Tempoyu bulamadığı için hücumda organize olamayan Efes'te, Heurtel sorumluluk aldı, 6-0'lık seriyle ev sahibi devreyi 37-35 galip tamamladı. İkinci yarıya savunmada çok kararlı başladı Efes, Doğuş-Birkan ikilisinin baskısı rakibin oyun kurmasını zorlaştırdı. Son hücumda Alper'den gelen üç sayılık basket dışında rakibine koca periyotta 8 sayı attıran Efes, hücumda da play-off ile birlikte gaza basan Saric ve Cedi'nin sayılarıyla 19 sayı farkı yakaladı, son periyota girilirken skoru 59-46 yaptı. Son periyodun başında bu kez Krstic sahne aldı. Topu tecrübeli oyuncusuna geçiren lacivert-beyazlı ekip, rakip uzunların da yorgunlukla düşen savunmalarına karşı kolay basketler buldu, farkı bir kez daha 20 sayı üzerine çıkardığı maçı 77-59 kazanarak, final yolunda büyük avantaj yakaladı.
Milliyet

Mahmut Uslu'dan Fernandao konusunda Bursaspor Başkanı Recep Bölükbaşı'na yanıt. Uslu, Basketbol Federasyonu seçimleri sırasında Brezilyalı oyuncunun işinin hafta başında bitebileceğini açıklarken, Bölükbaşı, "Böyle bir söz söylediyse adam değil" ifadesini kullanmıştı. Uslu bu söz üzerine yaptığı açıklamada, "Sayın Başkanın söylediği o cümleler güzel değil. Ayın 9'undan sonra cevabı vereceğiz. Yaklaşık 35 yıldır hem antrenörlük hem yöneticilik tecrübem var. Herhalde onun da 25 senelik var. Ayın 9'undan evvel hiçbir oyuncuyla görüşmeyeceğimizi biliyor. Tahminim o kendi seyircisine ve taraftarına mesaj vermek istedi. Çünkü ayın 31'ine kadar opsiyonları vardı ve doldu. Kulübüyle görüşebiliriz, bir engel yok" dedi. Uslu, transfer için kolları sıvadıklarını ve 8 oyuncu alacaklarını söyledi. Öte yandan Fernandao ise İnstagram hesabından eşiyle birlikte bir fotoğrafını yayınlarken, "Let's go İstanbul" diye yazdı. "Haydi İstanbul'a gidelim" anlamına gelen bu ifade ile Sambacı, bir bakıma Fener'e gideceğini de teyit etmiş oldu.
Star

Spor Toto Süper Lig'de 2014-2015 sezonunu şampiyonu Galatasaray kupasını Türk Telekom Arena'da yapılan görkemli törenle aldı. Kutlamalar Florya Metin Oktay Tesisleri'nde başladı. Sarı-Kırmızılı futbolcular tesislerden üstü açık otobüsle yola çıktı. Araç Bakırköy Sahil Yolu, Yedikule, Vatan Caddesi ve Haliç Köprüsü'nden Mecidiyeköy'e alkışlar ve konvoy eşliğinde geldi. Galatasaray'ı taşıyan otobüs Mecidiyeköy'de eskiden Ali Sami Yen Stadı'nın bulunduğu yerde bir süre durdu. Futbolcuların "Burası Ali Sami Yen, buradan çıkış yok" tezahüratlarına otobüs çevresindeki binlerce taraftar da eşlik etti. Kafile daha sonra Etiler üzerinden Arena'ya geldi. Buradaki törende önce Galatasaray'ın bu sezon çeşitli branş ve kategorilerde derece alan sporcuları podyuma çıkartılarak alkışlatıldı. Alpay, Gökhan Keser, Gripin ve İrem Derici konserleriyle Sarı-Kırmızılı tribünleri coşturdu. Ardından kupa törenine geçildi. TFF 1. Başkanvekili Servet Yardımcı'nın verdiği kupa kaptan Selçuk İnan'ın ellerinde yükseldiği sırada Arena'yı dolduran 50 binden fazla taraftar "Şampiyon Galatasaray" tezahüratları ile İstanbul semalarını inletti. Coşku, futbolcuların kupa ile attıkları şampiyonluk turunda zirve yaptı.
Star

Galatasaray'ın Hollandalı yıldızı Wesley Sneijder'den ezeli rakibi Fenerbahçe'ye sert gönderme Florya'daki medya gününde "Asla Fenerbahçe forması giymem" diyen Sneijder, dünkü kutlamalarda eline mikrofonu aldı ve Fenerbahçeliler'i kızdıracak ifadeler kullandı. Sniper, G.Saraylı taraftarların Mustafa Sandal'ın "Beni ağlatma" şarkısını Fener için uyarladığı "Fener ağlama" bölümünü kendi sesiyle söyleyerek, tribünleri coşturdu. Kupa seramonisine Hollanda bayrağı ve techno müzik eşliğinde gelen Sneijder, "Taraftara çok teşekkür ederim. Müthiş bir atmosfer vardı. Fenerbahçe'ye 2 gol atmak bu sezon unutamadığım bir andı. 4. yıldızı alan ilk takım olduk, çok mutluyuz" ifadelerini kullandı. Emre Çolak, ise "Benim üçüncü şampiyonluğum oldu. İnşallah bu günleri yine yaşarız. Hamza hocamıza ve taraftarımıza sonsuz teşükkürler" şeklinde konuştu.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme