5 Haziran 2015 Cuma

05.06.2015 Genel Gündem

05.06.2015

GÜNDEM

Sandık Harekatı
Siyasi partilerden bağımsız, tamamen gönüllülük esasıyla demokratik, adil ve temiz seçim hedefiyle kurulan Oy ve Ötesi Derneği ile Türkiye'nin Oyları Platformu, pazar günü yapılacak seçimlerde herkesi oy vermeye ve oyuna sahip çıkmaya davet ediyor. Türkiye'nin Oyları'nın sözcüleri Işık Sedef Gürbüz, Murat Şahinoğlu ve Volkan Tokman, çalışmaları hakkında Hürriyet'e bilgi verdi. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 3 bin 500 kişiyle görev yapan Türkiye'nin Oyları Platformu, 7 Haziran için çok sayıda STK ve dernekle işbirliği içinde gönüllü sayılarını on binlere ulaştırdı. Herhangi bir partinin tarafı olmadıklarını ifade eden Gürbüz, özetle şunları söyledi: "Seçim sonuçlarının doğruluğunun ne kadar önemli olduğu yerel seçimlerin yenilendiği Yalova ve Ağrı'da belli oldu. Türkiye'nin Oyları'nın analiz ekibi 1500 kişiye ulaştı, müşahit sayımızı ise on binlerle ifade ediyoruz. Gönüllülerimiz, pusulalarda mühür var mı, imzalar tamam mı, mühür ilçeye mi ait, geçersiz oy varsa nedenleri yazılmış mı; bunları denetleyip merkezde toplayacak. Sandık başına gitmeden önce yaptığımız önerilerin başında, mutlaka el fenerlerini yedek pilleriyle bulundurmaları, müşahit kartlarını unutmamaları geliyor. Her partiden müşahit kartı almaya çalışıyoruz. Biz bir taraf değiliz. Oy hangi partiye verilmiş olursa olsun vatandaşın her bir oyunun sandık sonucuna yansıması için çalışıyoruz. 65 ilde müşahidimiz olacak. Müşahitlerimiz sandık başında duracak. Sandık kurullarına, başkanlarına yardımcı olacak. Usulsüzlük durumunda müdahale edecek, gerekli yasal işlemleri başlatacak. Sayıma şahitlik edip tutanakların bir kopyasını bize gönderecekler. Bir sıkıntı olursa avukatlarımızı acil hattımızdan arayacaklar. Pazar gecesi saat 22.00 gibi tutanaklarımızı partilere gönderebileceğimizi düşünüyoruz. İlk 36 saat içinde analiz ekibi, bilgisayar başında olacak. Bu ekip, bir saatte binlerce oyun güvenliğini sağlayabilir. Tutanaklarımızı SEÇSİS'in kayıtlarıyla karşılaştıracağız. Sivil inisiyatif olduğumuz için görevimizi ilçe seçim kurullarında bırakmak zorundayız. Aslında bu iş ameliyatı yapıp, pansuman yapılmamasına benziyor. Bu nedenle tek isteğimiz, oyların güvenliğine bıraktığımız yerden doğru devam edilmesi. İtiraz için oluşturduğumuz dayanakları kamuoyu, partiler ve bağımsız adaylarla paylaşacağız." Gönüllü ve bağımsız sekiz arkadaş olarak 2013 Aralık'ta yola çıkan ve şeffaf, demokratik seçim bilincinin yerleşmesi için çalışmalarını yürüten Oy ve Ötesi Derneği sözcüsü Sercan Çelebi de çalışmalarını şöyle anlattı: "Türkiye'nin 45 ilinde 171 ilçede 60 bine yakın gönüllünün yeri belli. Başından beri tarafsızlık, bağımsızlık ve hukukun üstünlüğü çerçevesinde çalışmalar yapıyoruz İlk aşamada, eğitimli gönüllü müşahitlerimiz sandıkların başında uzlaşmacı bir tavır ve yönetmeliğe hâkimiyetleriyle partilerden bağımsız görev yapacak. Oyların işlenmesi, hata gördüklerinde yasalara uygun tutanak altına alınması ve analiz edilmesi, oy kullanma süresince devam edecek. İkinci aşama olan birleştirme tutanakları bölümünde, Türkiye'nin dört bir yanında ilçe seçim kurullarında tutanaklar SEÇSİS'e girilecek. Sandıklardaki arkadaşlarımızın, tutanakların kopyaları kendi sistemimize girilecek ve SEÇSİS ile eşzamanlı sayım yapabileceğiz. Bu eşzamanlı sayımla, 8 Haziran günü sandıklardaki olası farkları belirlemiş olacağız. Bazen siyasi partilerin görevli gönderemediği yerlerde eğitimli ve sürece hâkim müşahitlerimizi oralarda görevlendirerek denge yaratmaya çalışıyoruz. İki büyük seçimde 45 bin gönüllümüz görev aldı. Sayımız şimdi 60 bine dayandı. Bizler sandık başına mücahit değil müşahit gönderiyoruz. Yasalar tek dayanağımız. Oy kullanmak birinci önceliğimiz. İkinci konu sandığa sahip çıkmak. Bireyler kendilerini yakın gördüğü partiler üzerinden de müşahitlik yapabilirler. Biz seçim sonucu yayınlamayacağız, misyonumuz bu değil. İtiraz edilmesi gereken durumlar olursa pazartesi günü bu durumları gerekli mecralara ileteceğiz."
Hürriyet



Davutoğlu: Nesne Değil Özne Olun
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan MİT'in yaptığı bir operasyonu paralelle iş tutarak dünyaya göstermenin gayretinde olanların bulunduğunu söyleyerek, "'İçinde silah olmadığını söyleyen Erdoğan' diyor. Var veya yok, koyalım bir kenara. Bir defa sen o kadar basın ahlakından uzaksın ki Bir defa bu casusluktur, bu ajanlıktır" dedi. Erdoğan, Sivas'ta özetle şunları kaydetti: Bu memlekette her seçim bir bakıma Kurtuluş Savaşı'dır. DP'nin iktidara geldiği seçimleri bu millet kurtuluş günü olarak ilan etmiştir. Arkasından 27 Mayıs darbesi geldi. 70'lerin kara günlerine şahit olduk. Rahmetli Özal'la bir parça nefes alan bu millet, 90'lı yıllarda yeniden krize boğuldu. Milletimiz bu koalisyon dönemini 2002'de bizimle sona erdirdi. Pazar günü bir seçim. Bunun arifesindeyiz. Yine bir kurtuluş savaşının içindeyiz. Biz yeni Türkiye'nin inşaası için canla başla çalışırken karşımızda bir eski Türkiye koalisyonu var. Batman'da pankart açıyorlar. "Barajı aşamazsak meskenimiz dağlardır" diyorlar. Çünkü bunlar dağdan yönetiliyor. Bunlar silahı bırakmadılar. Biz analar ağlamasın diye çözüm sürecini yürütürken bize demediklerini bırakmayanlar şimdi gidip anaları ağlatanların kendileriyle al takke ver külah birlikte yol yürüyorlar. Hayatta bir araya gelebilecekleri düşünülmeyenler şimdi bir araya geliyor. Paralel yapı denen ihanet şebekesi Suriye'ye gönderdiğimiz yardımlar için bizi dünyaya düşman ilan ederken desteği bunlardan alıyor. Bir gazete utanmadan diyor ki, 'İçinde silah olmadığını söyleyen Erdoğan' diyor. Var veya yok koyalım bir kenara. Sen o kadar basın ahlakından uzaksın ki bu ülkede MİT'in yaptığı bir operasyonu paralelle iş tutarak dünyaya göstermenin gayretine giriyorsun. Bu casusluktur, ajanlıktır. Yargıya suç duyurusunda bulunduk, gereği yapılacaktır. Pazar günü ben inanıyorum ki eski Türkiye koalisyonunun bittiği gün olacaktır. Milletin aleyhine ne varsa onun yanında yer alıyorlar. Kurtuluş Savaşı'nda olduğu gibi düşman ülkeye girse ve dese ki 'Erdoğan'ı düşürmek içim geldim' inanın onları ellerinde çiçeklerle karşılarlar. Millet ne istiyorsa onun karşısında yer alıyorlar. Millet dinine, Diyanet'ine sahip çıkıyor. Bunlar ne diyor 'din derslerini yasaklayacağız' diyor. Diyanet'i kaldıracağız diyor terör örgütünün arkasında olduğu parti. Dinsiz bir millet yaşayabilir mi? İmam hatipleri kapatmanın hesabını yapıyorlar. Danıştay bir karar açıkladı. Düz liselerde de başörtülü olarak okumanın önünü açtı. Düz liselerde de Kuran-ı Kerim serbest mi? Şimdi HSYK bir karar açıkladı. 'Yargıda başörtülü olarak görev yapabilirsiniz' Ey Allahım sen nelere kadirsin. Nereden nerelere geldik. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. HDP'nin başındaki bile ezan okunurken sustu be. Nerelerden nerelere geldik. HDP'nin başındaki Taksim'i Kabe olarak gösteriyor. Biz Yeni Türkiye'yi inşa edelim derken bunlar bize Menderes'in, Mursi'nin idamını hatırlatıyor. Dün mandayı, himayeyi savunanlarla bugün o manşetlerden medet umanlar arasında fark var mı? Biz Türkiye'yi güçlendirmenin zenginleştirmenin çabası içindeyiz. Bunlar bir kriz çıksa da Türkiye batsa havasında. Biz yeni anayasa diyoruz onlar darbe anayasasını savunuyor. Başkanlık sistemi değil, ülkemizin 70 yılının 40 yılını heba eden mevcut koalisyon sistemini istiyor. MHP'ye gönül verenlere sesleniyorum. Bunlar Türkeş'e de ihanet ediyorlar. Türkeş, başkanlık sistemini olmazsa olmaz bir şart olarak "9 Işık" adlı eserinde yazıyor. Pensilvanya, Kandil, Gezi, Ermeni diasporası birleşmiş milliyetçi iddiasındaki partiyi de peşlerine takmış eski Türkiye koalisyonuna devam ediyor. Biz ne düşünüyorsak onu söylüyoruz. Ne söylüyorsak onu yaşıyoruz.
Milliyet


Manda Heveslileri Sandıkta Yenilecek
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yapımı tamamlanan tesislerin açılış törenine katılmak için gittiği Sivas ve Manisa'da vatandaşlara hitap etti. Erdoğan, "Manda heveslilerini, tek parti özlemiyle yanıp tutuşanları, milleti bölmenin, ülkeyi parçalamanın hesabını yapan üst aklı bir kez daha mağlup etmek için pazar günü milletimizi sandığa davet ediyoruz" dedi. Yeni Türkiye'nin inşa ederken karsılarında eski Türkiye koalisyonu olduğunu söyleyen Erdoğan, "Musluklardan kan akıtan bir partiyle milliyetçi olduğu iddiasındaki parti kol kola girdi. Batman'da pankart açıyorlar, 'Barajı astık astık, asamadık, meskenimiz dağlardır' diyorlar" diye konuştu. Erdoğan konuşmalarında, "Pennsylvania'daki ihanet şebekesiyle Kandil'deki kan tüccarı da yoldaş oldu " ifadelerini kullandı.
Akşam

EKONOMİ

Gram Altın 101, 0594-101, 1289
ABD Doları 2, 6698-2, 6711/ Euro 2, 9945-2, 9965/İngiliz Sterlini 4, 1013-4, 1047                  

'Utanç' Uyarısı
Uluslararası Çalışma Örgütü'nden (ILO) Türkiye'ye kötü haber var. ILO'nun Cenevre'de yapılan yıllık toplantılarında, Türkiye iş güvenliğinde ILO sözleşmelerini imzaladığı halde uygulamayan 25 ülke arasına girdi. 10 Haziran'da da Türkiye'nin durumu yapılacak toplantıda tüm ILO üyeleri tarafından değerlendirilecek. Değerlendirmenin ardından Türkiye'nin hemen hemen her yıl işçi haklarına yönelik eksik uygulamları nedeniyle girdiği 'utanç listesi'ne yine dahil olma riskiyle karşı karşıya. İşçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan ILO, her yıl Cenevre'de toplanan Uluslararası Çalışma Konferansı'nda uluslararası asgari çalışma standartlarını ve ILO'nun genişletilmiş politikalarını masaya yatırıyor. Ayrıca ILO sözleşmelerini imzalayan ülkelerin durumunu mercek altına alıyor ve ILO koşullarına uymadığı belirlenen 25 ülkeyi "kısa listeye" (Short list) alıyor. Bu kapsamda geçtiğimiz günlerde çalışmalarına başlayan konferansta, Türkiye'nin de kısa listeye girmesine karar verildi. Maden faciaları ve arka arkaya yaşanan iş kazalarının söz konusu kararın en önemli nedeni olduğuna vurgu yapılırken; Türkiye'nin listeye 155 sayılı iş güvenliği sözleşmesine uymadığı için giren tek ülke niteliğinde olduğu belirtiliyor. Türkiye'nin kısa listenin ardından ILO'dan uyarı veya kınama alabileceği 'utanç listesi'ne girme ihtimali bulunuyor. İlk olarak 10 Haziran'da Türkiye'dek iş güvenliği uygulamaları ve sorunları ILO'da tartışılacak. Yetkililer daha sonraki aşamaları ise, "Bu konunun konferansta görüşülmesi, bu alanda hükümetin önlem almasına yönelik tavsiyeleri içeren bir dizi kararın benimsenmesi ile neticelenecektir. Hükümet ise konuyla ilgili çalışmalarını raporlayacak. Bu raporun son teslim tarihi 1 Eylül 2015. Uzmanlar Komitesi, bu raporu bu yılın kasım-aralık ayında inceleyecek" olarak açıklıyor.
Hürriyet

Yunanistan'ı Yine Imf Kurtardı
Yunanistan dün (Perşembe) akşam Uluslararası Para Fonu (IMF) sayesinde bir ay içinde ikinci kez temerrüte düşmekten kurtuldu. Bugün (Cuma) IMF'ye 305 milyon Euro borç ödemesi yapması gereken ve parası olmayan Yunanistan, Fon'un tarihinde sadece 1 kez uyguladığı bir "kolaylık" sayesinde hem borcunu ödemedi hem de temerrüt ilan etmekten kurtuldu. Yunanistan Merkez Bankası, IMF'ye Haziran ayı içinde dört taksitte ödemesi gereken toplam 1.6 milyar Euro'yu Haziran sonunda tek taksitte ödemesi talebinde bulundu. IMF bu talebe olumlu baktı. IMF, sadece 35 yıl önce (1980) Zambia'nın bir ay içindeki borç taksitlerini tek kalemde ödemesini kabul etmişti. IMF, geçen mayıs ayında da kendisine ait olup Yunan Merkez Bankası'nda teminat hesabı olarak yatan 650 milyon Euro ile Yunanistan'ın taksit ödemesini kabul etmişti.
Hürriyet

Denge Hareketi..
Bir yanda Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) 'parasal genişleme sürecek' açıklaması bir tarafta ABD'den gelen karışık veriler dün Türkiye piyasalarında hareketli saatler yaşattı. Euro'nun dolara karşı önceki günkü ECB'nin açıklamasıyla son 6 yılın en güçlü yükselişini yaşaması ve doların 6 para birimine karşı değerini gösteren endeksin gerilemesine karşı Türk Lirası dünün ilk saatlerinde değer kaybetti. Dolar önce 2.70 lirayı aştı ardından yönünü aşağıya çevirdi. Bir günde neredeyse 5 kuruş oynadı. Saxo Capital Markets Strateji Uzmanı Cüneyt Paksoy seçimden önceki son haftada seçim riski almak isteyenlerle almak istemeyenler arasındaki dengenin kurulması çabası yüzünden Türkiye'de doların yurtdışına paralel hareket izlemediğini vurgulayarak "Ne zamanki denge kuruldu, dolar da Türk Lirası karşısında değer kaybetmeye başladı" dedi. Doların Euro, Japon Yeni, İngiliz Poundu, Kanada Doları, İsveç Kronu ve İsviçre Frangı'na karşı değişimini gösteren Dolar Endeksi güçlenen Euro yüzünden dün sabah 95'in altında işlem görürken Türkiye'de bambaşka saatler yaşandı. Önceki gün 2.68 liranın altına düşen dolar dün güne 2.69 seviyelerinden başladı. Ve hemen ardından yükselişini sürdürdü saat 11 civarında 2.70 liranın üzerine çıktı. Dolar 12 Mayıs'tan sonra ilk kez 2.70 lirayı aştı. Ancak bu seviyeler kalıcı olmadı ve öğleden sonra düşüş hızlandı. 2.70 lirayı aşan dolar bir kaç saat içinde 2.66'nın altına kadar geriledi. Dolar dün tüm dünya para birimlerine karşı değer kaybetti. Paksoy, Türk Lirası'nın bu karışık hareketini şöyle değerlendirdi: "Seçim yaklaşırken içeride volativite oldukça yüksek. Piyasada seçim riski almak istemeyenlerle, riski alanlar arasındaki denge kuruluyor. Bu yüzden Dolar Endeksi'nin gevşemesine Türk Lirası önce karşılık veremedi. Çünkü piyasada denge kurulmaya çalışılıyordu. Denge kurulduktan sonra ise Türk Lirası da yurtdışına paralel hareket etmeye başladı. Fiyatlama normale döndü. Seçime doğru gidişte bu hareketler normal karşılanmalı. Seçime kadar 2.65-2.70 lira arasında dolar görebiliriz. 2.70 liranın üzerine çıkarsa biraz stres fiyatlanıyor diyebiliriz. Seçim sonrasında piyasa olumlu karşılarsa 2.60 liranın altı bile mümkün."
Hürriyet

Koalisyon İhtimali Bile Yabancıyı Korkutuyor
Türkiye pazar günü sandık başına gidiyor. Yabancı yatırımcının gözü kulağı 3 gün sonra sandıktan çıkacak sonuçta. Türkiye'nin yarım asrının koalisyon hükümetleriyle âdeta heba edildiğine dikkat çeken analistler, seçimlerde koalisyonun ihtimal dahilinde olmasının bile yatırımcıları ürküttüğüne dikkat çekiyorlar. Tek parti iktidarları döneminde büyüme gösteren Türkiye'nin koalisyon dönemlerinde yerinde saydığını belirten analistler seçimlerin Türkiye'nin geleceğine damgası vuracağını ifade ediyor. Sadece Türkler değil yabancı akademisyenler de benzer öngörülerde bulunuyor. "Eğer AK Parti tek başına hükümet kuramazsa, Türk piyasalarının tepkisi oldukça kötü olur. TL tepetaklak olabilir, borsa düşebilir ve sermaye girişi kesilebilir" diyen IHS Global Insight Türkiye Ekonomisti Andy Birch, Türkiye'nin koalisyonla yönetilmede iyi bir geçmişe sahip olmadığını ve bu durumun endişe verici olduğunu söyledi. Birch, "Seçimlerin ardından hükümet kurulumu tartışmalı ve uzun sürerse, istikrarsızlık ortaya çıkabilir, ülkenin dış hesaplarındaki hassas durum ele alındığında cari açık büyüyebilir" dedi. Berenberg Türkiye Ekonomisti Wolf-Fabian Hungerland ise seçimden büyük çoğunlukla olmasa bile tek partili iktidar çıkmasını beklediklerini belirterek, herşeye rağmen bir koalisyon oluşursa, etkilerinin yabancı yatırımcılar tarafından dikkatle izleneceğini ifade etti. AK Parti hükümetinin seçimlerden tek başına iktidar çıkması durumunda piyasanın ılımlı ve pozitif reaksiyon göstereceğini dile getiren Hungerland, "İktidar içindeki bazı sıkıntılara rağmen, Türkiye yatırımcılar tarafından yürütme kararlılığına sahip ülke olarak görülmeye devam edecektir" dedi. Hungerland, Türkiye'nin, ABD Merkez Bankası'nın (FED) bu yılın sonunda yapacağı düşünülen faiz artırımından kısa vadede en az hasarla çıkabilmesi için yabancı yatırımcıları "korkutup kaçırmaması" gerektiğini söyledi. Orta vadede para politikasının daha şeffaf hale gelmesi ve düşük nitelikli kredi büyümesinin azaltılması gerektiğine de dikkat çeken Wolf-Fabian Hungerland, bu iki maddenin Türk ekonomisini daha sağlam hale getireceğini ve en sonunda TC Merkez Bankası'nın enflasyonu düşürebilmesine imkan sağlayacağını vurguladı.
Türkiye

'Yeni Türkiye'ye Er Ya Da Geç Alışacaklar'
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Allah korusun, siyasi istikrar zemini bir gevşerse Türkiye'de, bir sarsıntı olursa, onun üzerine ekonomik başarıyı inşa etmek mümkün değil. Bu yeni Türkiye'ye alışacaklar, er ya da geç alışacaklar" dedi. Babacan, dün Fox TV'de katıldığı programda gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Yapısal reformların, gelecek dönemde Türkiye'nin en önemli konusu olduğunu vurgulayan Babacan, şöyle devam etti: "Allah korusun, siyasi istikrar zemini bir gevşerse Türkiye'de, bir sarsıntı olursa, onun üzerine ekonomik başarıyı inşa etmek mümkün değil. Çünkü zemin çürükse eğer, binayı nasıl inşa ederseniz en ufak depremde o bina yıkılır. Siyasi istikrar da her şeyin zemini, onu sağlam tutmalıyız. Özgün duruşumuz, iradeli duruşumuz bazılarının belki oyun planını bozuyor. Onun için Türkiye aleyhtarı yazılan çizilen şeyler çoğalıveriyor son 2 yıldır. Türkiye'nin güçlenmesinden kimsenin korkmaması gerekiyor. Türkiye prensipli hareket eden bir ülke, kimseye zarar vermez. İnsanlık için temel hak ve özgürlükler için mücadele eden bir ülkeyiz. Bu yeni Türkiye'ye alışacaklar, er ya da geç alışacaklar." Babacan, piyasa analizlerine bakıldığında seçim sonrası en kuvvetli ihtimalin tek parti hükümeti olduğunu söyledi. "Koalisyon ihtimali de yok demek mümkün değil" diyen Babacan, anket sonuçlarının koalisyonu gösterdiği dönemlerde piyasa göstergelerinin hep kötüye gittiğini ifade etti. Anket ve kamuoyu yoklamaları tek parti hükümeti ihtimalini yüksek gösterdikçe, piyasaların iyileştiğine işaret eden Babacan, "Piyasaların beklediği en olumlu senaryo tek parti hükümeti. Koalisyon Türkiye için iyi şeyler getirmez, koalisyon demek, vasatta buluşmaktır, vasatta buluşmak da vasat sonuçlar getirir" dedi. "Ak Parti ve CHP ya da Ak Parti ve MHP güçlü bir koalisyon kursa, ekonomide dengeler nasıl olur" sorusu üzerine Babacan, o ihtimali düşünmek bile istemediklerini, bu durumun Türkiye'ye zaman kaybettireceğini, geçmişte de bunun yaşandığını dile getirdi. Babacan, "8 Haziran'dan itibaren ne yapacaksınız" sorusuna, "Türkiye'nin istikrarla yola devamı için seçimi başarıyla geçirelim, ondan sonrasını o gün düşüneceğiz" karşılığını verdi. Burada Türkiye için ne yapılacağının çok önemli olduğunu, kendilerinin de geleceğe dönük çok detaylı bir dokümantasyon hazırladıklarını anlatan Babacan, "Bu programın uygulaması çok önemli, uygulanırsa işin başında kim olursa olsun, Türkiye yükselmeye devam eder" dedi.
Milliyet

3. Havaalanı'na Seul Ve Kopenhag Desteği
İstanbul'ayapılacak 3. Havaalanı yapan İGA Havalimanı İşletmesi A.Ş., Güney Kore'nin başkent Seul'dan açılan kapısı Incheon Uluslararası Havalimanı İşletmesi ve Kuzey Avrupa'nın en önemli aktarma merkezlerinden Kopenhag Uluslararası Havalimanı ile danışmanlık hizmeti anlaşmasına imza attı. Önümüzdeki beş seneyi kapsayacak danışmanlık projesi; strateji ve iş planı geliştirme, insan kaynakları ve organizasyonel gelişim, deneme operasyonları aracılığıyla operasyonel hazırlık ve 2017'de planlanan açılışından sonraki ilk üç yıl yeni havalimanının operasyonu ile ilgili danışmanlık hizmetini içeriyor. 2014 senesinde 45.5 milyon yolcu ağırlayan Incheon Havalimanı ve 25.6 milyon yolcu ağırlayan Kopenhag Havalimanı, anlaşma kapsamında bir araya gelerek deneyimlerini, becerilerini ve uzmanlıklarını İstanbul Yeni Havalimanı'nın başarısı için seferber edecek. Yeni işbirliği konusunda açıklama yapan İGA Havalimanı İşletmesi A.Ş. CEO'su Mertol Genç "Bizim önceliğimiz en üst düzey yolcu konforunu sağlarken dünya çapında örnek alınacak bir proje yaratmak" dedi. Incheon Uluslararası Havalimanı İşletmesi CEO'su Park Wan Su ise yaptığı açıklamada "Yeni Havalimanı, ölçeği ve değeri sebebiyle Incheon Havalimanı için de son derece önemli ve etkileyici bir proje. Bu yeni havacılık merkezinin inşaatına ve faaliyetlerine katkıda bulunmak için elimizden gelenin en iyisini yapmaya kararlıyız. Incheon Havalimanı'nın inşaat ve işletme konusunda sahip olduğu deneyim sayesinde İstanbul Yeni Havalimanı ile bir kez daha tarih yazılacak. Ayrıca bu proje, Incheon Havalimanı'nın yurtdışındaki faaliyetlerine yönelik yeni yatırımları için bir üs görevi görecek" dedi. Kopenhag Havalimanı CEO'su Thomas Woldbye ise "Uluslararası havalimanları geliştirmek konusunda köklü bir deneyimimiz var. İstanbul'a uluslararası ölçekte rekabetçi bir havalimanı inşa etme ve işletme çalışmalarına katkıda bulunmayı hedefliyoruz" açıklamasında bulundu.
Star

DÜNYA

'Türk Askeri Katar'da Üs Kuracak'
ABD merkezli Al Monitor internet sitesi, Türkiye ile Katar arasında mart ayında yapılan askeri işbirliği anlaşmasına dikkat çekerek, Türkiye'nin Katar'da daimi askeri üs kurmaya hazırlandığını yazdı. Anlaşma askeri eğitim, savunma sanayi, ortak askeri tatbikat ve istihbarat paylaşımını kapsıyor. Ancak Al Monitor'a göre en çok dikkat çeken madde tarafların birbirlerinin topraklarında asker konuşlandırmasına izin verilmesi. Metin Gürcan imzalı haber-analizde Meclis Dışişleri Komisyonu'nun, ABD ile yapılan Eğit-Donat mutabakatıyla Katar'a Türk askeri yerleştirilmesi arasında bağlantı olmadığını açıkladığı hatırlatıldı. Eğit-Donat hariç tutulduğunda Türkiye ile kuracağı askeri ittifakın, Katar'a, savunma sanayi kapasitesini artırma, ordusunu eğitme, ABD'ye olan askeri bağımlılığını azaltarak savunma ortaklarını çeşitlendirme, İran'ı dengeleme ve Türkiye üzerinden NATO ile daha sağlam işbirliği kurma imkanı verebileceği yorumları yapıldı. Monitor'a göre; 'Ciddi bir askeri gücü olmayan Katar'ın Körfez bölgesindeki caydırıcılık açığını Türkiye ile yapılacak bir askeri ittifak ve gerekirse Türkiye'nin askeri gücü ile doldurmaya istekli olduğu görülüyor. Güvenlik kaynakları Türk ordusunun böyle bir hassas konuda hem ulusal hem de uluslararası hukuk kurallarına sıkı sıkıya bağlı kalmak istediğine de vurgu yapıyor. Kaynakların altını çizdiği bir diğer husus da bu görevi başta ABD olmak üzere Körfez bölgesindeki müttefiklerle ve NATO ile yakın işbirliği içinde yürütmenin önemi.' Yazıda Türk ordusunun Katar'a göndereceği ilk birliğin küçük bir deniz unsurunu, istihkam ve özel kuvvetler timlerini içerdiği belirtildi. Al-Monitor, adını vermediği 'iyi konumdaki bir kaynağa' dayanarak, Türk ordusunun üssün açılması için acele etmediğini, 7 Haziran seçimlerinin sonucunu beklediğini iddia etti. Türk askerinin 19 Ağustos 1915'te Katar'dan çekildiği de hatırlatıldı.
Hürriyet

Ukrayna'ya Savaş Geri Döndü
Ukrayna'da çatışmaları sona erdiren 12 Şubat Minsk Ateşkes Anlaşması sonrasında gerginlik yeniden yükseldi. Merkez Kiev yönetimi ile Rusya yanlısı ayrılıkçı milisler Donetsk bölgesindeki Marinki kasabası için savaşmaya başladı. Başta ABD yönetimi olmak üzere batılı devletler çatışmaların yeniden başlamasından Rusya'yı sorumlu tutarken, Moskova ise Ukrayna yönetiminin ağır silahları ilk kullanan taraf olduğunu öne sürdü. Rusya yanlısı ayrılıkçı Donetsk grubundan Eduard Basurin, 14 muhalif ile beş sivilin öldüğünü açıkladı. Ukrayna'da savaşın yeniden başlamasından ABD yönetimi de endişelerini dile getirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Marie Harf, doğrudan Rusya'yı suçlayarak, "Ateşkesin bozulmasından Rusya yönetimi ve Donetsk ayrılıkçıları sorumludur. Gerilimi Rus tarafı tırmandırmıştır" açıklamasında bulundu. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise ateşkesin bozulmasından Ukrayna'yı sorumlu tuttu. Lavrov, "Minsk anlaşmaları Kiev yönetiminin tavrı yüzünden tehdit altında. Ukrayna yönetimi Minsk görüşme masasında üzerine aldığı sorumluluklardan kaçmak için yeni savaşı bile göze alıyor" dedi. Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko da Rusya'nın Ukrayna doğusuna 9 bin asker konuşlandırdığını iddia ederek "Rusya ülkemizi işgal edebilir" diye konuştu.
Hürriyet

Darbeciye Desteğin Karşılığı 8 Milyar Euro
Almanya'nın Mısır'daki darbe yönetimine verdiği destek karşılıksız kalmadı. Mısır yönetimi 8 milyar euroluk rüzgâr santrali ihalesini Alman Siemens firmasına verdi. Söz konusu anlaşma, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi ve Almanya Başbakan Yardımcısı Sigmar Gabriel'in katıldığı 2. Almanya Mısır Ortak Ekonomi Komitesi toplantısı sonrası iki ülke yetkililerince imzalandı. Anlaşmaya göre Siemens, Mısır'da 12 adet rüzgâr parkı (600 adet rüzgâr gülü) ve 3 adet gaz santrali kuracak. Siemens firmasından yapılan açıklamada da firma tarihinde tek seferde alınan en büyük işin bu anlaşmayla üstlenildiği ifade edildi. Gabriel ise, Almanya'nın Mısır ile sadece ticaret yapmak istemediğini bunun yanında Mısır'ın zorlu demokrasi yolunda kendilerine yardım etmek istediğini belirtti.
Türkiye

Kadınlar İçin Latin Amerika Ayağa Kalktı
Ataerkil yapının etkisindeki Latin Amerika'da kadın cinayetlerine karşı geniş katılımlı gösteriler düzenlendi. "Ni Una Menos" (Bir Kadın Daha Eksilmesin) kampanyası için en büyük gösteri Arjantin'in başkenti Buenos Aires'te yaşandı. "Maçoluk öldürür", "Bu kadar ölüm yeter" pankartlarını taşıyan yüzbinler sayıları giderek artan ve vahşileşen kadın cinayetlerine karşı çıktı. Arjantin son dönemde öğrencilerinin gözleri önünde kocası tarafından bir öğretmenin boğazının kesilmesi, 14 yaşındaki bir kızın hamile kaldığı için ölümüne dövülmesi ve eski sevgilisinin bir kadını Buenos Aires'te güpegündüz sokak ortasında bıçaklamasıyla sarsılmıştı. Gösteriye destek veren kadın örgütü La Casa del Encuentro'dan Fabiana Tunez AFP'ye "Sosyal ve siyasal anlamda bir değişim anı yaşıyoruz" dedi. Futbol yıldızı Lionel Messi ve Arjantin Devlet Başkanı Cristina Kirchner da gösterilere Twitter'dan destek verdi. Kirchner, erkek egemen kültürü ve kadını aşağılayan televizyon programlarını da eleştirdi. Arjantin'de 100'den fazla yerleşim biriminde sokağa çıkan göstericilere ek olarak Şili, Meksika ve Uruguay'da da protesto düzenlendi. Şili'nin başkenti Santiago'daki gösteride kadınlar protesto için yere yattı. Arjantin dahil 16 Latin Amerika ülkesinde, kadın cinayetlerine diğer cinayetlere oranla daha ağır ceza verilmesini sağlayan yasalar mevcut. Fakat kadın hakları örgütleri ve feministler, uygulama aşamasında sorun yaşandığını belirtiyor. Meksika'da her gün ortalama yedi kadın katlediliyor.
Milliyet

Sınırda Mülteci Dramı
Suriye savası Türkiye sınırına taşınıyor. DAES saldırıları nedeniyle Halep'ten sonra Rakka'nın kuzeyindeki Türkmen köyleri de hareketlendi. 15 bin Türkmen Akçakale Sınır Kapısı'na yürümeye başladı. Kapıda bekleyenler içeri alınmaya başlandı. PKK terör örgütünün Suriye kolu YPG'nin geçtiğimiz haftalarda DAES'in elindeki Tel Abyad Kasabası'na karsı başlattığı saldırılar Türkmenleri kötü etkiledi. Koalisyon ve rejim uçaklarının günlerdir bombardımanını sürdürdüğü kasaba ve çevresinde yasayan Türkmenler, Türkiye sınırına doğru harekete geçti. Doganiye, Damısliye ve Aziziye bölgelerinde yasayan yaklaşık 15 bin Türkmen, DAES tarafından YPG ile savaşa zorlanırken, YPG ise kendilerine karsı savaşan Türkmenleri 'ailelerini katletmekle' tehdit ediyor. YPG'nin saldırdığı Tel Abyad üzerindeki baskıyı hafifletmek ve YPG'nin güçlerini bölmek için Suriye'nin güneydoğusundaki Haseke kentine saldıran DAES militanları kentteki YPG kontrol noktalarına intihar saldırısı düzenledi. Kent merkezindeki hapishane binasının DAES kontrolüne geçtiği bildiriliyor.
Akşam

Şarbon Rezaleti Büyüdü..
ABD ordusunun, su ana kadar 17 eyaletteki 51 laboratuvar ile 3 ülkedeki tesislere yanlışlıkla canlı şarbon bakterileri gönderdiği belirtildi. ABD Savunma Bakanı Yardımcısı Robert Work, Pentagon'da düzenlediği basın toplantısında, canlı şarbonların yanlışlıkla gönderildiği eyalet sayısının 17, laboratuvar sayısının ise 51'e yükseldiğini kaydetti. "Kamuya yönelik bilinen bir riskin bulunmadığına" işaret eden Work, şimdiye kadar mikrobun birine bulaştığına dair de bir belirti olmadığını dile getirdi. ABD Savunma Bakanlığı, geçen hafta, Utah eyaletindeki Dugway'de bulunan orduya ait araştırma tesisinde şarbon bakterilerinin dikkatsizlik sonucu 9 eyaletteki laboratuvarlar ile Güney Kore'deki Osan Hava Üssü'ne yollandığını açıklamıştı.
Akşam

POLİTİKA
Chp'ye Gelir Görevi Verir
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, önceki gün eşi Selvi Kılıçdaroğlu ile birlikte miting dönüşü uçakta Hürriyet'e konuştu. "Seçimlerin ardından hükümeti kurma görevini almanız gerekirse, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile 'kaçak saray' olarak nitelendirdiğiniz Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki buluşmanız nasıl olur?" sorusu üzerine "Büyük bir olasılıkla Erdoğan kendisi gelip CHP Genel Merkezi'nde görevi tebliğ edebilir" dedi. Programına dün Ankara ve Hatay'da devam eden CHP lideri, uçakta ve mitinglerinde şunları söyledi: ('Olası Başbakanlığınızda, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı nasıl bir yaşam bekler' sorusuna) Kaçak sarayda kâbus gören bir insan olsun, istemem. Her şeye rağmen Erdoğan için insani olarak düşünüyorum. Şimdilik bunun dışında da bir değerlendirme yapmayayım. İktidar kanadında bir dağılma, bozulma bir şaşkınlık, bir korku görüyorum. O kadar ki kendilerini anlatmak için başka aktörlere başvurma ihtiyacı duyuyorlar. Acizlik içindeler. Bu tablo AKP'nin artık Türkiye'yi yönetemeyeceğini çok net ve açık olarak ortaya koyan bir tablo. Kimin ne söylediği, ne yaptığı belli değildir. O kadar büyük bir çaresizlik yaşıyorlar ki camilerde miting yapmaya başladılar. Bu, yenilgiyi kabul etmenin ve son çırpınışlarının göstergesidir. İktidarda kalmak için her değeri ayaklar altına aldılar. Kendisini ifade etmekten korkan, çekinen, vesayeti kabul eden, özgür iradesini beyan etmekten çekinen birisi Türkiye Cumhuriyeti'ne başbakanlık yapamaz. Türkiye Cumhuriyeti büyük, güçlü bir devlettir. Büyük ve güçlü bir devleti yönetmek için kararlı ve tutarlı bir iradeye ihtiyaç vardır. Davutoğlu'nun böyle bir iradesi yoktur, olmadı da zaten bugüne kadar. Baştan Erdoğan'ı reddedip 'Siyasete sen bulaşma ben tek başıma mücadele edeceğim' deseydi, ülkeyi yönetmek konusunda kararlı bir iradesi olduğunu söyleyebilirdik. Birisinin iradesi altında icranın başında oturulamaz. Yoksulluğu nasıl bitireceğiz, işsizliği nasıl bitireceğiz diyorlar mı? Devletin nasıl yönetileceğini, verginin nasıl toplandığını, bütçenin nasıl yapılacağını ben bilirim, onlar bilmez. Devleti yönetmeyi bilirim. Ama onlar kul hakı yer, ben kul hakkı yemeyi bilmem.
Hürriyet

Akp Kontak Kapatacak
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 7 Haziran seçimleri öncesinde son mesajını memleketinde verirken, "AKP 4 gün sonra kontak kapatacak. Ya helalin ya Bilal'in yanında olun" dedi. 7 Haziran milletvekili seçimleri için ilk mitingini Çankırı'da gerçekleştiren Bahçeli, dün memleketi Osmaniye ve ardından Adana'da seçmenle buluşarak toplam 54 miting yapmış oldu. Bahçeli, şunları kaydetti: MHP'nin yürüyüşü her gün hızlanıyor. Bugüne kadar imal edilmiş iftiraları pimi çekilmiş bomba gibi üzerimize fırlattılar. Dedikodu yaptılar, tezviratlara umut bağladılar. Algı operasyonlarıyla içimizi karıştırmayı denediler. Mitinglerimizi sabote etmek için planlar yaptılar. Sabrımızı test ettiler. Peki, sorarım sizlere; başarabildiler mi? Elbette hayır. MHP kolay lokma değildir. . Bu Davutoğlu alem birisi. Son günlerde eli ayağına dolaştı. Dili peltekleşti, beti benzi sarardı. Giden Başbakanlığa mı üzülsün, kaybettiği itibarına mı yansın? Hep dedim ya, Allah kimseyi Davutoğlu'nun durumuna düşürmesin. Merak ediyorum, Başbakanlığı, boşbakanlığa çevirmesinin vebalini nasıl kaldıracak? Akşam yastığa başını koyduğunda acaba huzurlu uyuyabiliyor mu? Yoksa bu işe nereden girdim, Erdoğan'ın tuzağına nasıl düştüm diye geceler boyunca kafasını duvarlara mı vuruyor? Ağzından çıkan hezeyan dolu sözler ne denli korktuğunun işareti. Bu devran 4 gün sonra bitecek. 4 gün sonra Türkiye küllerinden doğacak. Haramzadelerin muhafızlığını üstlendiği AKP kervanı 4 gün sonra kontak kapatacak. Davutoğlu ve hükümeti, Erdoğan'ın ahlaksız takviye ve müdahalelerine rağmen sandıkta kayıp düşecek. Mutlaka sandıklara sahip çıkınız. Sandık yolsuzluğuna, oy hırsızlığına teşebbüs eden şaibeli yüzlere karşı uyanık olunuz. Sandıklarda oyun olmadıktan sonra AKP gidiyor. AKP'yi en yakın deliğe süpürüp atın. Yüce Divan'dan kaçırılan dört eski rüşvetçi bakandan, villalarda eritilen hırsızlık hasılatından ve faillerinden hesap soracaksınız. Ya helalin ya da Bilal'in yanında duracaksınız. Müslüman cinayetlerine mihmandarlık yapan içimizdeki Haçlı bakiyelerini unutmayınız. AKP, PKK, HDP-İmralı canisi arasında kurulan al ver sürecini unutmayınız. Hesap günü yaklaşıyor. Milliyetçi Hareket'in tek başına iktidarı ufukta görünüyor. Bugüne kadar Türk demokrasi tarihinde her zihniyet tek başına iktidarla denenmiştir. Milliyetçiler hariç. Liberaller, sosyal demokratlar, din istismarcıları tek başına iktidarla denenmiştir. Tek başına iktidara gelmemiş olan yegâne siyasal hareket milliyetçilerdir. Adana'da durdurulan MİT TIR'larında silah çıktı. Erdoğan ve Davutoğlu'nu birden korku sardı. Çünkü bir buçuk yıldır Türkmenlere yardım amacıyla gönderildiğini savunuyorlardı. Suçüstü yakalanma telaşıyla alçaldıkça alçaldılar, casusluğu bırakmadılar, iyice çamurlaştılar. Türkmenlere yardım yalanına kim inanır. Utanmadan MİT TIR'larını çarpıtıyorlar. 'Davutoğlu'na soruyorum, kaçma, korkma, açıkla, bu silahları kimin namına hangi mihraklara gönderdiniz. Neyi gizliyorsunuz.
Milliyet

SPOR

FIFA'nın eski üst düzey yetkilisi Chuck Blazer'ın ardından bir itiraf da FIFA eski başkan yardımcısı Jack Warner'dan geldi. ABD'li Chuck Blazer'in 2010 Dünya Kupası için rüşvet almayı kabul ettiklerini itiraf etmesiyle birlikte yaşanan şok gelişmeler zincirine bir halka daha eklendi. FIFA eski başkan yardımcısı ve CONCACAF eski başkanı Jack Warner ülkesi Trinidad Tobago'da katıldığı bir televizyon programında soruşturma açısından önemli itiraflarda bulundu. Interpol'ün hakkında kırmızı bülten çıkarttığı Warner, "Artık kimse için sır saklamayacağım. Ancak hayatımdan endişe ediyorum. Ölüm bile yuvarlanarak gelen çığı durduramayacak. Ok yaydan çıktı artık. Geri dönüş yok. Ne olacaksa olsun" dedi. Warner, Blatter'in, finansal işleri nasıl yürüttüğüne dair belgeleri kamuoyuna açıklayacağını belirtirken, "Blatter'in nasıl düştüğünü herkesten iyi biliyorum" dedi. "BAY yüzde 10" olarak anılan ve 1998 ve 2010 dünya kupaları için rüşvet aldıklarını itiraf eden Blazer'in itirafları, Blatter'in istifasının nedeni olarak gösteriliyor. Bu arada Blatter'in tıpkı Blazer gibi FBI ile anlaşarak görevi bıraktığı da iddia ediliyor. Soruşturmadan korkan Blatter'in gizli tanık olacağı da muhtemel senaryolar arasında yer alıyor.
Hürriyet

Fenerbahçe'de teknik adam arayışlarında sona yaklaşıldı. Birçok hoca ile görüşen sarı-lacivertliler, Luciano Spalletti ile büyük ölçüde anlaşma sağladı. Ancak yine de kesin karar verilmedi. Yönetim bir yandan Arjantinli hoca Bielsa ile de görüşmelerini sürdürürken, Başkan Aziz Yıldırım'ın Mircea Lucescu için de girişimde bulunduğu öğrenildi. Rumen hocanın daha önce kapısını çalan ancak istediği yüksek ücret nedeniyle geri adım atan Fenerbahçe Yönetimi'nin şansını bir kez daha deneme kararı verdiği ve Lucescu'dan gelecek yanıta göre hareket edeceği belirtildi. Yıldırım'ın Türkiye'yi yakından tanıyan Lucescu ile başarının daha kolay yakalanacağı görüşünde olduğu, bu yüzden hoca konusunda temkinli adımlar atıldığı, işin aceleye gelmesinin istenmediği kaydedildi. Fenerbahçe'de her konuda el sıkışılan Spalletti'nin oyun tarzı konusunda bazı çekincelerin oluştuğu ancak yine de ibrenin İtalyan hocadan yana ağır bastığı bildirildi. Yönetim, teknik adam konusunda son ana kadar bekleyecek. Bu yüzden en ince ayrıntıya kadar her şey düşünülüyor. Gelecek olan teknik adamın ülkeye uyumu, karakteri ve oyun tarzı başta olmak üzere birçok etken masaya yatırılıyor. Fenerbahçe kararını muhtemelen önümüzdeki hafta verecek.
Milliyet

Yeni sezonda yepyeni bir kadro oluşturmayı planlayan Fenerbahçe transfer çalışmalarına hızlı başladı. Bursaspor'lu Fernandao'yu bitiren Sarı-Lacivertli ekip, Timsah'ın sağbeki Şener Özbayraklı ile de el sıkıştı. Milli Takım için dün İstanbul'a gelen Yeşil-Beyazlı futbolcu önce Fenerbahçe Sportif Direktörü Terraneo ile bir görüşme gerçekleştirdi. Zirveden anlaşma çıktığı belirtilirken, Fener'in Şener'i Bursaspor'dan koparmak için sözleşmesindeki "5 milyon liraya serbest kalır" maddesini kullanacağı belirtildi. Genç oyuncu ile de yıllık 1.3 milyon eurodan, 3+1 yıllık anlaşma sağlandığı öğrenildi. Şener'in, Galatasaray ile oynanan kupa finalinden sonra takım arkadaşları ile "Hakkınızı helal edin. Fener'le görüşmeye gidiyorum" diyerek vedalaştığı belirtildi. Fenerbahçe'nin yıllık 2,5 milyon dolar karşılığı 3 yıllık anlaşma sağladığı Fernandao ise, kupa finali sonrası instagram hesabı üzerinden Bursaspor camiasına veda etti. Brezilyalı golcü mesajnda, takım arkadaşlarına, ailesine ve Bursaspor taraftarlarına teşekkür ederken "Bugün hayatımda bir sayfa kapanıyor. Yolumu aydınlatan Tanrı bana ve aileme en iyi yeri gösterecektir" ifadelerine yer verdi.
Star

Türkiye Futbol Federasyonu ve Kulüpler Birliği Vakfı arasında, Türk futbolunun bundan sonraki yol haritasında Süper Lig A.Ş'nin kurulması yolunda, iyi niyet protokolü imzalandı. Riva'da gerçekleştirilen mutabakat zaptı töreninde konuşan TFF Başkanı Yıldırım Demirören, sözlerine Türkiye Kupası'nı kazanan Galatasaray'ı tebrik ederek başlarken, Türk futbolunda milat olacak bir anlaşma imzaladıklarını ifade etti. İyi niyet protokolü yaptıklarını Demirören şunları söyledi: "Federasyonun biliyorsunuz yüzde 10 ve artı yüzde 2 payı vardı. Bunu yüzde 4'e düşürüyoruz. Gelen gelirlerden yüzde 8 kulüplerimizin dağıtımı artacak. Mühim olan kulüplerin yaşayabilmesi. Türk futbol tarihinde milat dönemi olan bir imzayı attık. Bunun aynısını 1. Lig kulüpleriyle de yapacağız." Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı Göksel Gümüşdağ da, "2017 yılında yayın ihalesini kanundaki değişiklikten sonra Kulüpler Birliği Vakfı yapacak. Bizimle işbirliği yapan Demirören'e teşekkür ediyoruz" dedi. 7 maddelik mutabakat zaptında; Süper Lig A.Ş'nin kurulması, bu şirketin yurt içi ve yurt dışı her türlü ticari gelirlerinin, marka değerini ifaden eden her türlü sponsorluklarının, gelirlerinin ve yayın haklarının, şirket tarafından organize edilerek pazarlanması ile bedellerinin kendi aralarında şu anda mevcut kriterlere göre dağıtılmasının kararlaştırıldığı ifade ediliyor. Süper Lig A.Ş Yönetim Kurulu, vakıf tarafından 5, TFF tarafından atanacak 3 kişiden oluşacak.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme