31 Temmuz 2015 Cuma

31.07.2015 Genel Gündem


GÜNDEM

 'Çocuğumu Niye Koruyamadınız?'
Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde önceki gece PKK'lı teröristler tarafından şehit edilen polis memuru Mehmet Uyar'ın (30) aynı zamanda meslektaşı olan hamile eşinin ve annesinin feryatları yürekleri dağladı. Rahatsızlanan şehit eşi hastaneye kaldırıldı. Önceki gece devriye görevi yaparken, bir vatandaşın soru sorması üzerine araçtan inen polis memuru Uyar'a, teröristler uzun namlulu silahlarla ateş açtı. Hain saldırıda Mehmet Uyar ile birlikte orada bulunan Osman Caran ve İbrahim Turan adlı vatandaşlar da yaralandı. Polis memuru Uyar Selahaddin Eyyubi Hastanesi'nde şehit olurken, Osman Caran da Bölge Araştırma Hastanesi'nde yaşamını yitirdi. İbrahim Turan'ın tedavisi ise sürüyor. Şehit polis Uyar için dün ilk tören Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü önünde düzenlendi. Törene Vali Hüseyin Aksoy, Emniyet Müdürü Dr. Halis Böğürcü, askeri ve sivil erkan, şehit polisin Manisa'dan gelen babası Hüseyin, annesi Meryem Uyar ile Çınar İlçe Emniyet Amirliği'nde görev yapan 4 aylık hamile eşi Nedime Uyar ve meslektaşları katıldı. 4 aylık hamile olan ve törene üzerinde İngilizce 'Merhaba anne' yazılı bebek resimli tişörtle katılan şehit eşi Nedime Uyar, tabuta bakarak gözyaşı döktü. Şehidin babası Hüseyin, annesi Meryem ve eşi Nedime Uyar'ı Vali Hüseyin Aksoy, Emniyet Müdürü Halis Böğürcü ve komutanlar teselli etti. Emniyet Müdürü Böğürcü törende yaptığı konuşmada, polis Uyar'ın şehit edilmesiyle ilgili Çınar ilçesinde düzenlenen operasyonlarda 13 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Vali Hüseyin Aksoy da vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü hedef alan terör eylemlerinin son günlerde artarak devam ettiğini söyledi. Törende dua edilmesinin ardından, Uyar'ın tabutu meslektaşlarının omzunda cenaze aracına taşındı. Cenaze arabası tören alanından ayrılırken şehit polis memurunun eşi Nedime Uyar ise arkasından bakarak gözyaşı döktü. Hıçkırıklara boğulan şehit annesi Meryem Uyar ise tabutun arkasından "Niye koruyamadınız çocuğumu?" diyerek feryat etti. Törenin ardından şehit polisin cenazesi askeri uçakla Uşak'a oradan da memleketi Salihli'ye gönderildi. Polis memuru Uyar'ın ölüm haberiyle, baba ocağı Salihli ilçesi bir hafta aradan sonra yine hüzne büründü. Geçen hafta da Salihlili Astsubay Başçavuş İsmail Yavuz. Lice'de şehit olmuştu. Şehit Uyar'ın ailesinin evi ve mahalle Türk bayraklarıyla donatıldı. Şehidin kız kardeşi Ummuhan Pınar, "Ağabeyimin eşi Nedime Uyar ile iki gün önce konuştum. Tayinleri Salihli'ye çıkmıştı. Kısa bir süre sonra geleceklerdi" dedi. Uyar'ın cenaze namazı Salihli'deki Hamidiye Camii'nde kılındı. Ağabeyinin tabutuna kapanan astsubay Murat Uyar, "Ben senin evini taşıyacaktım tabutunu taşımak nasip oldu" dedi. Törene katılan Ak Parti İstanbul Milletvekili Uğur Işılak'a da tepki gösterildi. Şehidin cenazesi, Salihli Asri Mezarlığı'nda toprağa verildi.
Milliyet

30 Temmuz 2015 Perşembe

30.07.2015 Genel Gündem


GÜNDEM

Diyarbakır'da 1 Polis Şehit 
Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde dün Ağrı Dağı eteklerindeki Yaygınyurt köyü yakınında konuşlanan jandarmalara, bir grup PKK'lı terörist tarafından ateş açıldı. Çatışmada 1'i ağır 3 asker yaralandı. Operasyonlarda 2 PKK'lı öldürüldü. Diyarbakır Çınar'da devriye görevi yapan polis otomobiline silahlı saldırıda 1 polis ile 2 vatandaş yaralandı. Polis memuru Mehmet Uyar hastanede şehit oldu. Erzurum Horasan'dan görevli olduğu 9. Kolordu Komutanlığı 34. Mühimmat Bölüğü'ne gitmek için yola çıkan Astsubay Üstçavuş Nazım Altun'un otomobili sabah arıza yaptı. Altun'a, bir otomobilden ateş açıldı. Saldırganlara karşılık veren Altun, sağ böbreğine isabet eden bir kurşunla yaralandı. Evli ve 3 aylık bebeği olan Altun önce Horasan Devlet Hastanesi'ne ardından da Erzurum'a götürülerek tedaviye alındı. Genelkurmay 'terör örgütü saldırısı' derken Erzurum Valisi Ahmet Altıparmak, Twitter'dan "Horasan'da bir TSK mensubu personelimiz silahla yaralanmıştır, terör saldırısına bağlı bir yaralanma olmadığı değerlendirilmektedir" duyurusu yaptı. Batman Sason'da, Kelhasan köyü ile Binoni Mezrası arasında, korucuları taşıyan aracın geçişi sırasında, yol kenarındaki çilek kasalarının içine yerleştirilen bomba, teröristlerce uzaktan kumandayla patlatıldı. Saniye farkıyla ölen, yaralanan olmadı. Hakkâri Yüksekova'da önceki gece 22.15'te adliye lojmanları ile merkeze 2 kilometre uzaklıktaki Esentepe Mahallesi'nde polislerin kaldığı TOKİ konutlarına teröristlerce roketatarlı saldırı düzenlendi. Bitlis Tatvan'da 2 zırhlı polis aracına mayınlı ve silahlı saldırı düzenlendi. PKK'lı teröristlerin yaralı olarak kaçtıkları belirtildi.
Hürriyet
 

29 Temmuz 2015 Çarşamba

29.07.2015 Genel Gündem


GÜNDEM

'Milletin de Arslan'ı' 
PKK'lı teröristlerce önceki akşam otomobilinde uğradığı silahlı saldırıda şehit düşen Malazgirt İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Arslan Kulaksız'ı, aynı saldırıda kolundan yaralanan eşi Sibel Kulaksız asker selamıyla uğurladı. Muş'ta düzenlenen askeri törende Kulaksız'ın bayrağa sarılı naaşı, katafalka konulurken, eşi Sibel ile kızı İrem (15) de hazır bulundu. Sibel Kulaksız, tören sırasında taktığı eşinin şapkasını daha sonra kızı İrem'e verdi. Kızıyla birlikte eşinin tabutuna sarılan Sibel Kulaksız "Benim aslanım adı gibi, aslan gibi, Peygamberimizin yanında şimdi. Hiçbir düşmanı güldürmeyeceğiz. Gülemeyecekler. O benim Arslan'ım, bütün milletin Arslan'ı, bütün vatanın Arslan'ı" dedi. Daha sonra Amasya'ya götürülen cenazeyi Merzifon 5'inci Ana Jet Üst Komutanlığı Askeri Havaalanı'nda Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Abdullah Altay da karşıladı. Cenaze, konvoy eşliğinde baba evinin bulunduğu Ortaova Köyü'ne getirildi. Sibel Kulaksız, "Arslanımı köye Arslanlar gibi getirdim" diyerek gözyaşı döktü. Şehidin cenazesi ikindi vakti kılınan cenaze namazı sonrası Merzifon Hava Şehitliği'nde toprağa verildi. Acı haber dün verilen anne Nevriye (83) ve emekli madenci baba Ömer Kulaksız (85), Ortaova köyünde taziyeleri kabul etti. Binbaşının şehit olduğu saldırıyla ilgili 14 kişi gözaltına alındığı açıklandı. Binbaşının, ağabeyi Dursun'un 1990'da Çeltek Kömür Madeni'ndeki grizu patlamasında öldüğü, üniversite öğrencisi oğlu Dursun Burak Kulaksız'a (22) ağabeyinin adını verdiği belirtildi. Kulaksız'ın, Facebook'taki paylaşımları da dikkat çekti. Kulaksız, 22 Kasım 2011'de Mardin'de şehit edilen arkadaşı Astsubay Oktay Aydoğan'la ilgili 'Ezanlar susmayacak, bayrak inmeyecek, son ocak sönene son nefer düşene kadar. Şehitlerimizi unutmadık ruhlarınız şad olsun" yazmıştı.
Hürriyet

28 Temmuz 2015 Salı

28.07.2015 Genel Gündem


GÜNDEM

Işid Baskını
Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube (TEM) ekipleri, IŞİD'e Türkiye'den katılımların merkezi konumundaki bölge olarak sürekli gündeme gelen Hacıbayram Mahallesi'ne operasyon düzenledi. TEM polisinin şafak vakti, daha önce belirlenen ve IŞİD ile bağlantılı oldukları değerlendirilen 40 adrese yaptığı baskın öncesi mahalle ablukaya alındı. Takviye kuvvetler, mahallenin giriş-çıkışlarını kapatırken, çatışma ihtimaline karşı da özel harekât polisi, zırhlı araçlarla mahallede konuşlandırıldı. Polis helikopterinin de havadan destek verdiği operasyonda, 500 polis görev aldı. IŞİD militanlarının Türkiye'den Suriye'ye geçişlerde kullandığı ve yurtiçindeki aktif elemanlarının da kaldığı değerlendirilen hücre evlerin bulunduğu adreslere yapılan baskınlarda çoğu Suriyeli 11'i yabancı uyruklu 15 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerin örgüte yardım, yataklık, eleman kazandırmanın yanı sıra sosyal medya sorumluluğu ile propagandalarını da yürüttükleri belirlendi. Sosyal medyayı aktif kullanan şüphelilerin IŞİD propagandasının yanı sıra tehdit mesajları da yayınladıkları ileri sürüldü. Gözaltına alınan şüphelilerin, IŞİD'in merkezi konumundaki Rakka'da bulunan örgütün üst düzey yöneticileriyle sürekli bağlantılı oldukları ve talimat aldıkları da iddia edildi. Operasyonda bir adet ruhsatsız pompalı tüfek, bir adet kurusıkıdan bozma tabanca ve çok sayıda örgütsel doküman ele geçirildiği belirtildi.
Hürriyet

27 Temmuz 2015 Pazartesi

27.07.2015 Genel Gündem


GÜNDEM

Türkmen Çığlığı
Suriye'nin kuzeyindeki Azez-Cerablus arasında insani nedenlerle oluşturulması öngörülen güvenli bölge, Türkmen köyleri üzerindeki IŞİD ve PYD tehdidinin bertaraf edilmesinde de etkili olacak. Türkmenler, Suriye'de oldukça dağınık bir coğrafyada yaşıyor. Nüfuslarının 3'te 2'si, Rakka'nın kuzeyinde yoğunlaşıyor. PYD, geçen ay Arapların yanı sıra Türkmen köylerinin bulunduğu Tel Abyad'ı IŞİD'ten alarak, Kürt nüfusun yaşadığı Cezire ile Kobani (Ayn el Arab) bölgelerini birleştirmişti. Ardından Tel Abyad'taki Türkmenler 'bölgeyi terk etmeleri, aksi takdirde koalisyon uçaklarının hava saldırısı düzenleyeceği' tehdidiyle zorla göç ettirilmeye başlandı. Sadece Tel Abyad'ın 20 kilometre güneyindeki Hammam Turkuman ve Al Iveyyid köylerinden yaklaşık 750 kişi, Türkiye'ye ve Rakka'nın çeşitli bölgelerine göç etti. PYD, şu anda da Türkmenleri zorla göç ettirmeye devam ediyor. Rakka'ya bağlı Tel Abyad ve Ayn İssa beldelerinin arasındaki Suluk bölgesinin batı kısmı ve Kobani-Rakka merkez arasındaki Sırrın beldesinde bulunan Türkmen köyleri IŞİD'in elinde bulunuyor. Rakka'nın kuzeyinde bunun dışında kalan bölge ise PYD'nin kontrolünde. PYD kaynakları, Telabyad'ı alan PYD'nin Suriye'nin kuzeyindeki ilerleyişinde sıradaki hedefin Rakka iline bağlı Sırrın olabileceğini belirtiyor. PYD'nin buradan sonra da Cerablus'a sıçrayarak, Kobani ile Afrin 'kantonlarını' birleştirmeyi amaçladığı tahmin ediliyor. Sırrın, Kobani-Rakka merkez arasında, Fırat'ın doğu kıyısında yer alıyor. Hem Sırrın hem Cerablus çevresi Suriye Türkmenleri'nin en yoğun yaşadığı bölgelerden biri. Bu bölgelerin de PYD'nin eline geçmesi halinde Türkmenler, yeni ve çok daha büyük bir tehcir dalgasıyla karşılaşacaklarından endişe duyuyor. Türkmenler, Türkiye'nin Suriyeli sığınmacıların barınma alanı olarak insani nedenlerle uzun süredir üzerinde durduğu Suriye rejimi uçuşlarına yasak güvenli bölgenin, Türkmen nüfus üzerindeki IŞİD ve PYD tehdidine karşı önemli bir işlev göreceğini düşüncesinde. Suriye Türkmen Meclisi üyesi ve Suriye Türkmenleri Derneği Şanlıurfa Şube Başkanı Ekrem Dede, tehcirin uluslararası arenada duyulmasını engellemek için halkın Türkiye'ye değil, iç göçe zorlandığını ve bazı köylerin boşaltıldıktan sonra halkın bir daha geri dönmesini engellemek için dozerlerle yıkıldığını söyledi. "Suriye'nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturulmasını özellikle istiyoruz" diyen Dede, güvenli bölgenin hem burada yaşayan Türkmenlerin gelecekte maruz kalabilecekleri tehcire karşı önlem olacağını, hem de Rakka'daki Türkmenleri PYD tarafından IŞİD'in eline sürülmekten kurtaracağını dile getirdi. Dede, "Şimdiye kadar güvenli bölge oluşturulmuş olsaydı Türkmenler Türkiye'deki kamplar yerine bu bölgedeki yerleşimlerde kalacaktı, hem de IŞİD tehlikesinden uzak olacaktı" dedi.
Hürriyet

Bomba Yüklü Araçla Hain Tuzak!
Diyarbakır'ın Lice ilçesinde askeri aracın geçişi sırasında bomba yüklü araç patlatıldı, olayda 2 asker şehit oldu, 4 asker de yaralandı. Bölgede PKK'lıların yakalanması için operasyon başlatıldı. Lice ilçesine bağlı Kayacık mahallesi yol ayrımında önceki gece saat 22.30 sıralarında yakılan araçla ilgili olay yerine giden askerlere pusu kuruldu. Jandarma personelini taşıyan zırhlı araçlar Fis Ovası Arıklı köyü yol ayrımında geçerken, teröristler yola döşedikleri patlayıcıları ve park halindeki bomba yüklü aracı infilak ettirdi. Patlamada Jandarma Kıdemli Başçavuş İsmail Yavuz (37) ve Jandarma Uzman Çavuş Mehmet Koçak (39) şehit oldu, yaralanan 4 asker hastanede tedaviye alındı. Genelkurmay Başkanlığı'ndan saldırıya ilişkin olarak yapılan açıklamada, önceki akşam saat 22.30 sıralarında, bir grup PKK'lının Diyarbakır-Bingöl karayolunu Kayacık köyü yol ayrımında kestiği ve üç aracı yaktığı ihbarı üzerine, önce iki jandarma özel harekat timinin, takviye olarak da dört jandarma komando timinin, altı zırhlı kobra aracıyla bölgeye sevk edildiği belirtildi. Açıklamada, şunlar kaydedildi: "Unsurlarımız olay yerine geldiği sırada, bölücü terör örgütünce önceden haince bir şekilde planlanmış bomba yüklü bir araç ile aynı noktada yere döşenmiş el yapımı patlayıcının teröristler tarafından patlatılması sonucu, bir zırhlı kobra aracı devrilmiştir. Zırhlı kobra aracında bulunan kahraman bir astsubayımız ve bir uzman jandarma çavuşumuz şehit olmuş, bir jandarma astsubay ile iki uzman jandarma çavuş ve bir jandarma uzman onbaşı yaralanmıştır. Bölgede geniş çaplı operasyonlara başlanmıştır." Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şehit olan Mehmet Koçak ve İsmail Yavuz'un ailesine başsağlığı telgrafı gönderdi.
Milliyet

26 Temmuz 2015 Pazar

26.07.2015 Genel Gündem


GÜNDEM

Mesajı Aldık Kandil'i Vurduk 
Başbakan Ahmet Davutoğlu şunları söyledi: Suriye'de 3'üncü, Irak'ta 2'nci dalga operasyonları başlatma talimatı verdik. Kararlığımızdan kimsenin şüphesi olmamalıdır. Bu operasyon kararı askeri yetkililer, emniyet görevlileri, Bakanlar Kurulu'nda ve Milli Güvenlik Kurulu'nda yaptığımız görüşmeler çerçevesinde hayata geçirilmiştir. Hükümet görüşmeleri sürerken nereden talimat aldıkları belli üç terör örgütü birden harekete geçirilmiştir. Bu operasyonların birinci amacı demokrasimizin korunmasıdır. Suruç katliamı Türkiye ve Türk demokrasisine yönelikti. Bunun faili DEAŞ'tı (IŞİD). Bunu bahane ederek kaos çıkarmaya çalışan PKK'dır. Demokrasi ve özgürlük alanları korunacaktır. Üç terör örgütünün de DHKP-C'nin de Kandil'in de ne yaptığını biliyoruz. DHKP-C ile PKK arasında son dönemde ortaya çıkan terör işbirliğinin de farkındayız. Bu terör örgütlerinin karargâhları, Türkiye'ye dönük planlama yaptığı bütün mekânlar, Türkiye'de kullanmak için depoladıkları bütün silahlar, yok edilene, tasfiye edilene kadar bu operasyonlar gerekirse sürer. Ne zaman biz tehdidin mahiyetinde bir azalma olduğunu veya yok olma tonunda olduğunu görürsek o zaman tekrar değerlendirme yaparız. 3'üncü dalga bu kapsamdaki bütün hedeşeri kapsamaktadır. Sizi ve sizin arkanızda, sizi kullanan çevrelerin hesapları başarıya ulaşmayacaktır. Bütün bu suçlarınızın karşılığını mutlaka ödeyeceksiniz. Onun için hiçbir şekilde Türkiye'yi tehdit etmeye kimse yeltenmemelidir. Nihayet Türkiye dışındaki bütün çevrelere dost ve müttefik ülkelere, Türkiye'ye hasmane tutum içinde olması, muhtemel çevrelere de aynı kararlılık içinde sesleniyorum. Türkiye'nin dostluğu kıymetlidir. Eğer hasmane tutumla karşılaşırsa mukabelesi de şiddetli olur. Tahammülümüzün sınırlarını kimse zorlamamalıdır. Bu açıdan eminim yürütülen operasyonlarla dost ve müttefiklerimiz bir kez daha Türkiye'nin gücünden emin olmuşlardır. Bu noktasal bir operasyon değildir, bir süreçtir. Türkiye'yi tehdit sürdüğü sürece de devam edecektir, tehdit unsurları bir şekilde Türkiye'ye başkaldırdıklarında da en sert şekilde mukabele edecek şekilde hazırlıklarımız vardır. 7 Haziran'dan bugün kadar eylem türleri itibariyle 121 silahlı saldırı, 15 adam kaçırma, 16 yol kesme, 59 araç yakma, 53 patlayıcı madde atma, 17 haraç alma dahil 281 terör eylemi yapılmıştır. Yine aynı dönemde 5 güvenlik görevlimiz asker ve polisimiz şehit edilmiştir. 3 asker ve 50 polisimiz yaralanmış, 1 polisimiz kaçırılmış, 4 vatandaşımız katledilmiş, 10 vatandaşımız yaralanmıştır. Türkiye'de sanki yönetim boşluğu varmış gibi kamu düzenini hedef almışlardır. Kimse milletin aklıyla vicdanıyla basiretiyle alay edemez. Hem çatışmasızlık diyeceksiniz, hem de ülke huzuru için görev yapan polislerimizi kalleşçe katledenlere sessiz kalacaksınız öyle mi? Siz sessiz kalabilirsiniz ama devlet sessiz kalmaz. Kamu düzeni söz konusu olduğunda faili meçhuller üzerinden Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da vatandaşlarımıza terör estiren bu çevrelere kesinlikle alanı boş bırakmışız. Türkiye demokratik hukuk devletidir ve hukuk devleti dışına çıkan her eylem mutlaka cezalandırılacaktır, hiçbir suç da faili meçhul bırakılmayacaktır. Kimin burada parmağı varsa hepsinin hesabı sorulur. Türkiye'nin bir cangıl, kuralsızlar ülkesi haline dönüştürülmesine izin vermeyiz. Biz Çözüm Süreci çalışmalarımızdan taviz vermeyeceğiz. HDP yetkilileri sürekli çatışmasızlıktan bahsediyorlar, artık karar verme vaktidir. Silah mı demokrasi mi? Şiddet mi barış mı?"
Hürriyet

25 Temmuz 2015 Cumartesi

25.07.2015 Genel Gündem


GÜNDEM

Torba Operasyon 
İstanbul merkezli olarak aralarında Ankara, Antalya, Bursa gibi kentlerin de olduğu 16 il, dün güne terör operasyonlarıyla başladı. İstanbul'da IŞİD üyelerine yönelik operasyon Başakşehir, Bağcılar ve Pendik ilçelerinde gerçekleştirildi. Özel Harekât Timleri, Başakşehir'de Suriye'deki savaşa gönderilmek üzere tutulan yabancı uyruklu 30 kişiyi gözaltına aldı. Diğer adreslerdeki baskınlarda IŞİD'in Türkiye'deki kilit isimlerinden Çeçen Abdullah Abdulaev ile geçmişte El Kaide davalarında adı geçen Halis Bayancuk'un da aralarında bulunduğu 6 kişi yakalandı. Bayancuk'un eşi de gözaltına alındı. Bu 6 kişinin yabancı savaşçıların yurtdışından getirilmesi ve Suriye'ye gönderilmelerini organize ettikleri belirtildi. Adreslerde pompalı tüfekler ve tabancalar ele geçtiği de öğrenildi. Polis, DHKP-C üyelerine yönelik Çekmeköy, Sultangazi, Bağcılar, Esenyurt ve Maltepe'de baskınlar düzenledi. Polisin bir süredir canlı bomba olarak aradığını açıkladığı DHKP-C'li Günay Özarslan'ın gizlendiği Bağcılar, Yenimahalle Bülbül Sokak'taki evde çatışma çıktı. İddiaya göre polis eve girmek istediği sırada Özarslan pencereden ateş açtı. Birinci katta bulunan evin kapısını kırarak içeriye giren Özel Harekât Timleri, Özarslan'ı evin salonunda vurarak öldürdü. Evde bulunan ve diğer odalarda yatan ev sahibi Mehmet Canpolat ve eşi Gül Canpolat iki çocuğuyla birlikte yara almadan kurtuldu. Aile karakola götürüldü. Öldürülen Özarslan'ın Canpolat Ailesi ile yakınlığı olduğu ve zaman zaman evlerinde kaldığı öğrenildi. Evdeki aramada tabanca bulundu. Polisin iddiasına göre; örgüt canlı bombalarını gizlemek için bir süredir farklı bir taktik uyguluyordu. Canlı bombanın hücre evleri yerine, örgüt üyelerinin tanıdığı, örgütle bağı olmayan, Emniyet'te herhangi bir kayıtları bulunmayan ailelerin yanında misafir olarak kalmaları sağlanıyordu. Çatışmanın çıktığı evdeki aile de böyle bir aileydi. Polise göre aile Özarslan'ın sol görüşlü biri olduğunu biliyordu ancak örgütün canlı bombası olduğundan bihaberdi. Polisin tespitlerine göre, örgütten 22 suç kaydı bulunan ve hakkında arama kararı bulunan Özarslan 'örgüt üyeliği' suçlamasıyla 2010'da cezaevine girdi. 2014 yılının haziran ayında Bakırköy Kadın Cezaevi'nden tahliye edilen Özarslan'ın bir yıldır işsiz olduğu belirtildi. Özarslan'ın hiç evlenmediği ve ailesinden kopuk olarak yaşadığı öğrenildi. Özarslan'ın ağabeyi Hüseyin Özarslan'ın da cezaevinde olduğu belirtildi. Çatışmanın ardından polis ekipleri Bülbül Sokak'ın giriş ve çıkışlarını kapattı. Olay yerine gelen Özarslan'ın avukatları Özgür Yılmaz, Ebru Timtik ve Oya Baydak ise evde inceleme yapmak istedi. Eve alınmayan Özarslan'ın yakınları ve avukatları ile polisler arasında gerginlik yaşandı. "Adalet istiyoruz" diye slogan atan avukatlardan Özgür Yılmaz, "Günay bizim müvekkilimizdir. Öldürüldüğü yere girmemiz gerekiyor. Belki içeride delil karartılıyor. Bizi içeriye sokmayan polisler suç işliyor" dedi. Polislerin çekilmesinin ardından avukatlar ve basın mensupları çatışmanın yaşandığı eve girdi. Avukat Yılmaz, evde yaptığı ilk inceleme sonrası "Burada bir çatışma yaşanmamıştır. Polisler sabah saatlerinde, ev halkı içerdeyken, kapıyı kırarak içeri girmişlerdir. Müvekkilim Günay'ın odasına gelen polisler infazı gerçekleştirmiştir. Odada üç adet kurşun deliği bulunuyor. Delikler Günay'ın öldüğü yerin hemen arkasında. Yani kurşunların hepsi Günay'a doğru sıkılmış. Bir tane de karşı binanın penceresinde kurşun izi var. Yani Günay karşılık vermemiş" dedi. Özarslan'ın avukatlarından Ebru Timtik ise evin içerisini kamerayla görüntüleyerek "Bu infazın peşini bırakmayacağız" ifadesini kullandı. Çatışmanın yaşandığı apartmanda yaşayanlar, olayı "Sabah 05.30 sıralarında yüksek bir sesle uyandım. İlk önce ne olduğunu anlamadım" diye anlattı. Terörle Mücadele ekiplerinin hedefinde, sadece IŞİD VE DHKP-C yoktu. PKK, gençlik yapılanması YDG-H ve MLKP örgüt üyeleri de polisin hedefindeydi. Helikopter destekli operasyonda, Sultangazi, Şişli, Sarıyer, Maltepe, Esenyurt, Küçükçekmece'deki adreslerde baskınlar düzenlendi, 66 kişi gözaltına alındı.
Hürriyet

24 Temmuz 2015 Cuma

24.07.2015 Genel Gündem


GÜNDEM

Önce Kaza İhbarı, Sonra Çapraz Ateş
Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesinde önceki gün iki polisin kaldıkları evlerinde şehit edilmelerinin ardından dün Diyarbakır'da iki polis saldırıya uğradı. Şehitlik semtinde devriye görevi yaparken teröristlerce çapraz ateşe tutulan iki trafik polisi ağır yaralandı. Polislerden Tansu Aydın kurtarılamayarak şehit düşerken hayati tehlikesi devam eden Ali Karahan, yaşam mücadelesi veriyor. Olay dün saat 15.00 sıralarında Şehitlik Semti'nde meydana geldi. Kaza ihbarı alıp Şehitlik Semti'nde Dedaş Mevkii'ndeki DSİ Kavşağı'na giden polis ekibi, bir otomobilin çöp konteynerine çarptığını gördü. Trafik aracından inen polisler inceleme yaparken, 30 metre uzaklıktan peş peşe ateş açıldı. Göğüs ve başlarına isabet eden kurşunlarla ağır yaralanan Tansu Aydın ile Ali Karahan, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Doktorların tüm çabasına karşın yaralı polislerden Tansu Aydın şehit oldu. Ağır yaralı polis Ali Karahan'ın tedavisi sürüyor. Diyarbakır valiliği saldırıyı maskeli iki teröristin yakın mesafeden tabancayla gerçekleştirdiğini açıkladı. Valilikten yapılan açıklamaya göre, çöp aracının karıştığı trafik kazasıyla ilgili tutanak tutan İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğüne bağlı ekibe 14.43'te saldırı gerçekleştirildi. Açıklamada "Ara sokaktan çıkan ve ilk belirlemelere göre siyah tişörtlü 20-25 yaş grubunda bulunan maskeli iki terörist tarafından yakın mesafeden tabancayla saldırı düzenlenmiştir. Silahlı saldırı neticesinde ekipte bulunan polis memurları Aydın kafasından, Ali Karahan ise ayak ve kasık bölgesinden yaralanmıştır. Hastaneye kaldırılan yaralı polis Tansu Aydın şehit olmuştur. Diğer yaralı memurun tedavisine devam edilmektedir" denildi.
Milliyet

23 Temmuz 2015 Perşembe

23.07.2015 Genel Gündem


GÜNDEM

O Da 'Terör Nitelikli Şahıs'
Suruç Amara Kültür Merkezi'ndeki canlı bomba saldırısını, Adıyaman nüfusuna kayıtlı Şeyh Abdurrahman Alagöz'ün (20) yaptığı kesinleşti. Olay yerinden bulunan ceset parçaları ile Alagöz'ün ailesinden alınan DNA örnekleri eşleşti. 32 kişinin öldüğü saldırı sonrası olay yerinde bulunan ceset parçalarından bir kafatasının yarısı ile kol, DNA incelemesi için Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. Şüpheli Alagöz'ün ailesinden de doku örnekleri alındı. Yapılan karşılaştırmada doku örnekleri eşleşti ve canlı bombanın Adıyaman Üniversitesi Makine Mühendisliği öğrencisiyken IŞİD'e katıldığı iddia edilen Şeyh Abdurrahman Alagöz'e ait olduğu kesinleşti. Emniyet birimlerinden, Alagöz'ün, ağabeyi Yunus Emre Alagöz ile birlikte 2014'te Adıyaman'dan ayrıldığı, önce Gaziantep ve Kilis'e geçtikleri bilgisi alındı. Emniyet, aradığı iki kardeşin izine Ocak 2015'te tekrar rastladığında Şeyh Abdurrahman ve Yunus Emre Alagöz Suriye'de IŞİD'e katılmışlardı. Suriye'de bomba eğitimi aldıkları değerlendirilen Alagöz ile ağabeyi Yunus Emre Alagöz'ün daha sonra yasadışı yollardan Türkiye'ye giriş yaptıkları belirlendi. Ailenin başvurusu üzerine her iki kardeşin de emniyette 'terör nitelikli kayıp' olarak kayıtlarının bulunduğu bildirildi. Baba, kasımdan sonra çocuklarından haber alamayınca hem Adıyaman Emniyet Müdürlüğü'ne hem de Cumhuriyet Başsavcılığı'na ikinci kez başvurdu. İki kardeşin bilgileri, UYAP ve GBT'de (Genel Bilgi Taraması) arama kayıtlarına girdi. Bu arama kaydı olduğu sırada canlı bomba Alagöz'ün iki kez Adıyaman'a giderek ailesiyle görüştüğü de ortaya çıktı. Alagöz'ün arandığı süreçte Gaziantep ve Kilis'te kaldığı belirlendi. Alagöz ile HDP Diyarbakır mitinginde bombalı saldırı düzenleyen Orhan Gönder'in aynı gruba bağlı oldukları, aynı dönemde Suriye'ye geçerek IŞİD'e katıldıkları bilgisine de ulaşıldı. Gönder'in Gaziantep'te kaldığı hücre evine baskın yapıldığı, ancak Alagöz'ün bulunamadığı öğrenildi.
Hürriyet

22 Temmuz 2015 Çarşamba

22.07.2015 Genel Gündem

GÜNDEM

Her Bedeli Öderiz 
Adıyaman'da teröristlerin açtığı ateş sonucu önceki gün şehit olan Jandarma Uzman Onbaşı Müsellim Ünal için dün Adıyaman İl Jandarma Komutanlığı'nda tören düzenlendi. Törene Başbakan Ahmet Davutoğlu, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, İçişleri Bakanı Sebahattin Öztürk, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Abdullah Atay, Emniyet Genel Müdürü Celalettin Lekesiz, Şanlıurfa Valisi İzzettin Küçük, Adıyaman Valisi Mahmut Demirtaş, CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba da katıldı. Törende konuşan Davutoğlu, şunları söyledi: "100 sene önce bu topraklarda Çanakkale Savaşı'nda ya da Sarıkamış'ta kimileri soğuktan donarak, kimileri bir adım ötesindeki şehitliğe doğru kahramanca yürürken bugün huzurunda bulunduğumuz Müsellim kardeşimizle aynı makamdır. Yüceler yücesi bu makam, Çanakkale şehitleri için hani Bedrin aslanlarıyla mukayese eder, Mehmet Akif Ersoy; aynen Müsellim kardeşimiz de Bedrin aslanlarıyla birlikte haşrolacaktır. Onların akıbeti cennettir, onların akıbeti Hz. Muhammed'ın yanıbaşıdır. Çanakkale Savaşı'nda, Sarıkamış dağlarında şehit olanlar, dışarıdan gelen işgalcilere karşı, müstevlilere karşı vatan toprağını korudular. Bu şehit kardeşimiz ise doğrudan gelmeyen yabancı müstevlilerin dolaylı maşalarına karşı bu toprağı korudu. Bu dolaylı maşalar da bilsinler ki, bölücü terör örgütü de arkasındaki güçler de bilsinler ki, 78 milyonun son ferdine kadar bu şehidimizin üstüne örttüğü şu al bayrağı bu semalarda ebediyen dalgalandırmak için her türlü fedakârlığı yapmaya hazırdır. 78 milyonun kardeşliği için çalışıyoruz. Bir tarafta Suruç'taki saldırı, diğer tarafta Adıyaman'dan gelen şehadet haberi, yüreğimizi dağladı." Törenin ardından Ünal'ın cenazesi, toprağa verilmek üzere memleketi Kayseri'ye gönderildi. Davutoğlu ise çatışmada yaralanan Jandarma Başçavuş Yunus Vatandaş ile Jandarma Uzman Onbaşı Tanju Gülen'i ziyaret etti. Davutoğlu'nun konvoyunda trafik kazası meydana geldi. Kazada yaralanan olmadı.
Hürriyet

21 Temmuz 2015 Salı

21.07.2015 Genel Gündem


GÜNDEM

Türkiye'ye Bomba 
Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde Amara (Güneş) Kültür Merkezi'nin bahçesinde dün saat 11.50 sıralarında, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu mensubu yaklaşık 300 kişi 'Kobani'nin yeniden inşası' konusunda basın açıklaması yaparken, büyük bir patlama meydana geldi. 18 yaşlarında olduğu sanılan bir kadın canlı bombanın yol açtığı patlamada, aralarında canlı bombanın da bulunduğu 10'u kadın 21'i erkek 31 kişi yaşamını yitirdi, 104 kişi yaralandı. Korkunç patlama, kamerayla saniye saniye tespit edildi. Buna göre, basın açıklamasının sürdüğü sırada, kalabalığın tam ortasında meydana gelen patlamayla, ortalık bir anda savaş alanına döndü. Patlamanın şiddetiyle çevredeki binaların camları da kırıldı. Suruç Belediyesi'ne ait araçlardan Türkçe ve Kürtçe "İkinci bomba ihtimali var" denilerek halkın patlamanın meydana geldiği çay bahçesi çevresinden uzaklaşması istendi. Bu arada eş zamanlı olarak Kobani merkezde de patlama meydana geldiği, ölen ve yaralananlar olduğu belirtildi. Sağlık Bakanlığı, patlamanın ardından olay yerine 33 ambulans, 3 UMKE ekibi ile helikopter ambulans sevk etti, çevre illerdeki hastanelerin yoğun bakım üniteleri de alarma geçirildi. Katliamda 23 kişi olay yerinde, 8 kişi hastanelerde hayatını kaybetti. 104 yaralıdan 34'ü ayakta tedavi görüp taburcu edilirken, Şanlıurfa ve çevre illerdeki hastanelerde tedavisi süren 20 yaralının hayati tehlikesi devam ediyor. İlçede kan bağışı ve olası ikinci bir patlama ihtimali anonslarının ardından Suruç'taki esnaflar kepenk kapattı. Devlet hastanesinde kan bağışı kuyrukları oldu. Bu arada yaralılar hastaneye taşınmaya çalışılırken, kültür merkezi bahçesinde bulunan çok sayıda cesedin üzerine gazete kâğıdı örtüldü. Jandarma da olay yerinin çevresinde güvenlik önlemi alarak polis ekiplerine destek verdi. Olay yerindeki cesetler otopsi için Gaziantep Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. Kültür merkezinde uzman ekiplerin incelemeleri gece boyu sürdü. Patlamayla ilgili soruşturmayı 4 savcı yürütüyor. Kanlı saldırıyı düzenlediği belirlenen canlı bomba kadının MİT'in, "canlı bomba veya bombalı eylem yapabilir" uyarısı yaptığı 3 kadın eylemciden biri olma ihtimali bulunduğu belirtiliyor. IŞİD'in eylem talimatı verdiği 3'ü kadın 7 militanın Türkiye'ye sızdığı ve eylem hazırlığında olduğu bilgisinin, 22 Haziran ve 3 Temmuz'da, devletin güvenlik güçleri arasında paylaşıldığı öğrenildi. Polis ve jandarmayla 7 militanın bilgilerinin paylaşılması üzerine birçok ilde operasyon düzenlendi, 97 kişi gözaltına alındı ancak eylemcilere ulaşılamadı. MİT'in bilgi notunda, IŞİD'in, haziran başında eylem alanlarını genişletme kararı aldığı, karar doğrultusunda koalisyon güçlerine destek veren Türkiye, Mısır, Ürdün gibi ülkelere militanlarını göndererek eylem talimatı verdiği belirtildi. Saldırının ardından Ankara'dan bölgeye istihbarat, terör, olay yeri inceleme, kriminal ve bomba uzmanlarından oluşan ekip gönderildi. Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu üyesi gençlerin ilçeye gelişiyle birlikte bölgede üst düzey güvenlik önlemleri alındığı öğrenildi. İlçe giriş ve çıkışında kontrol noktası oluşturan güvenlik birimlerinin, arama ve kimlik kontrolleri yaptığı kaydedildi. Patlamanın meydana geldiği kültür merkezinde de polis ekibinin görevlendirildiği öğrenildi. Tüm bu güvenlik önlemlerine rağmen canlı bombanın nasıl "gözden kaçırıldığı" araştırılıyor. Saldırganın önceden gelip eyleme hazırlandığı ihtimali üzerinde duruluyor.
Hürriyet
 

20 Temmuz 2015 Pazartesi

20.07.2015 Genel Gündem

GÜNDEM

3. İnönü Savaşı
Eskişehir'in İnönü ilçesine kurulacak olan çimento fabrikası, bayram günü köylüleri isyan ettirdi. İnönü ilçesi ve çevresindeki köyler ile Bilecik'in Bozüyük ilçesi ile ona bağlı Kandilli, Kovalca ve Karaağaç gibi çevre köylerden çok sayıda kişi, İnönü'de buluştu. "Bayramlaşmayı bıraktık eyleme geldik" diyen köylüler, 300'den fazla traktör ve araçlarla ilçe merkezinde tur attı. İnönülüler Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği'nin organize ettiği eyleme katılanlar daha sonra çimento fabrikasının yapılacağı yere gitti. Köylüler, halay çekip sloganlar atarak, çimento fabrikasını protesto etti. Köylüler, atalarından devraldıkları tabiatı çocuklarına bırakmaya çalıştıklarını söyledi. Bölgenin en verimli arazilerinin ve ovasının tam ortasına yapılmak istenen çimento fabrikasının, birinci sınıf tarım arazilerini yok edeceğini belirten köylüler, on binlerce insanın bundan zarar göreceğini de ifade etti. Çimento fabrikasının kurulacağı bölgede Türkkuşu Genel Müdürlüğü'ne bağlı İnönü Eğitim Merkezi bulunuyor. Hafif uçakların iniş-kalkışı ve sportif amaçlı her türlü uçuş, atlayış eğitimlerinin verildiği ve dünyada hava akımı en uygun mekanlardan birisi olarak bilinen İnönü'ye yapılacak çimento fabrikasının, bu eğitimleri de aksatacağı belirtiliyor.
Hürriyet

19 Temmuz 2015 Pazar

19.07.2015 Genel Gündem


GÜNDEM

20 Yıl Aradan Sonra Ortaya Çıkan Liste!
İçişleri Bakanlığı'nın 20 yıl önce "devlet sırrı" gerekçesiyle mahkemeye göndermediği "PKK ilişkili sakıncalı işadamları listesinin", Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı arşivlerinde "Müteahhit Çizelgesi" adıyla yer aldığı ortaya çıktı. Listenin ortaya çıkış süreci şu şekilde gelişti: Yeni Yüzyıl Gazetesi, 26 Eylül 1995'te, Tansu Çiller başbakanlığındaki 50. hükümette Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olan Ziya Halis'le ilgili "Çalışma Bakanı'na PKK suçlaması", "Ziya Halis'in adı İçişleri Bakanlığının PKK ilişkili sakıncalı işadamları listesinde yer alıyor" başlıklarıyla haber yayımladı. Halis'in açtığı davada İçişleri Bakanlığı, Başbakanlık genelgesi ve MİT Kanunu uyarınca alınan duyumlar ve Genelkurmay Başkanlığı'nca intikal ettirilen bilgiler doğrultusunda raporun hazırlandığını, ancak bilgi ve belgelerin devletin güvenliğine ve yüksek menfaatine ilişkin olması nedeniyle mahkemeye gönderilemeyeceğini bildirdi. 1995'teki dava sürecinde mahkemeye gönderilmeyen bu rapor, 1990'lı yıllarda işlenen faili meçhul cinayetlerle ilgili soruşturma kapsamında Jandarma Genel Komutanlığı'ndan soruldu. Dönemin Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanı (emekli) Tümgeneral Mehmet Çörten, Jandarma Genel Komutanlığı Adli Müşavirliği'ne verdiği yanıtta, söz konusu raporun komutanlık tarafından hazırlanmadığını, istihbarat başkanlığı arşivinde yapılan araştırmada içerik açısından raporla benzerlik gösteren "Müteahhit Çizelgesi" başlıklı "gizli" gizlilik dereceli 14 sayfalık çizelgenin bulunduğunu söyledi. Çörten, çizelgede 220 kişinin isminin yer aldığını, 26 Eylül 1995'teki Yeni Yüzyıl gazetesinde yer alan haberdeki 176 kişinin isminin ilk 106'sı aynı sıra ile olmak üzere tamamının adının da çizelgede yer aldığını kaydetti.
Milliyet

18 Temmuz 2015 Cumartesi

18.07.2015 Genel Gündem


GÜNDEM

Kaderin Cilvesi 

Daha önce 2009'da ve 2013'te peş peşe terfi alan 1'inci Ordu Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak ile Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, bu yılki YAŞ'ta Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na en yakın iki isim olarak öne çıkıyor. Ancak Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na yükselen orgeneral, 2 yıl sonra zorunlu olarak emekli olacak, Genelkurmay Başkanlığı'na yükselemeyecek. SURİYE sınırındaki gelişmeler nedeniyle büyük öneme sahip Yüksek Askeri Şûra'nın (YAŞ) bu yılki yaz dönemi çalışmaları, geçmiş yıllarda olduğu gibi 1-4 Ağustos tarihleri arasında yapılacak. Olağanüstü bir gelişme olmadığı takdirde, yasa gereği bu yıl emekliye ayrılacak olan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel'in yerine Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi Akar gelmesi bekleniyor. Akar'ın boşaltacağı Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na yapılacak atama ise YAŞ'ın üst şifrelerinde önemli bir konuma sahip. Bunun nedeni, yapılacak atamanın TSK'nın üst kademesinin geleceği açısından belirleyici bir etki yaratacak olması. Kara Kuvvetleri'nde en kıdemli orgeneral Ege Ordusu Komutanı Orgeneral Galip Mendi. Eski teamüller işleseydi, 2012 YAŞ'ında orgeneralliğe yükselmiş olan Orgeneral Mendi'nin kıdemi itibarıyla Kara Kuvvetleri'nin başına gelmesi gerekirdi. Ancak son yıllarda teamüller önemli ölçüde esnetildiği için orgenerallikte son yılına giren Mendi'nin, bu yıl görev süresi dolacağı için emekliye ayrılacak olan Orgeneral Abdullah Atay'ın yerine Jandarma Genel Komutanı olması bekleniyor. Ege'ye ise bu yıl 'or' olacak komutanlardan birisinin gelebileceği belirtiliyor. Bu durumda Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na yakın iki isim bulunuyor. Bunlar, her ikisi de 2013 YAŞ'ında orgeneralliğe birlikte terfi etmiş olan mevcut 1'inci Ordu Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak ile Genelkurmay İkinci Başkan Orgeneral Yaşar Güler. 2013'te Çolak birinci, Güler ise ikinci sırada terfi etmişti. Keza 2009'da tümgenerallikten korgeneralliğe terfi ederken de yine Çolak birinci, Güler de ikinci çıkmıştı. Buradaki ilginç durum, bu iki isimden Kara Kuvvetleri Komutanı olacak ismin Genelkurmay Başkanlığı yolunun kapanabilecek olması. Çünkü kuvvet komutanlığında görev süresi 2 yıl. Orgeneral Hulusi Akar ise yaş durumu nedeniyle 2019 yılına kadar 4 yıl Genelkurmay Başkanlığı yapabilecek. Bu durumda 2013 devresinden olup bu yıl Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na yükselen orgeneral, 2 yıl sonra zorunlu olarak emekli olacak. Buna karşılık bu yıl Kara Kuvvetleri Komutanı yapılmayan diğer orgeneral, 2 yıl sonra zorunlu olarak emekli olan devre arkadaşının yerine gelebilecek. Bu atama onun iki yıl sonra Akar emekli olduğunda Genelkurmay Başkanlığı'nı ondan devralmasının da önünü açabilecek. Bir başka anlatımla, teorik açıdan bakıldığında bu yıl Kara Kuvvetleri Komutanı olmamak ileride Genelkurmay Başkanlığı'na yükselebilmek bakımından daha şanslı bir seçenek olarak beliriyor. 

Hürriyet 

17 Temmuz 2015 Cuma

17.07.2015 Genel Gündem


GÜNDEM

Mustafa Akaydın'a 10 Milyonluk Fatura
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde 100. Yıl Spor Kompleksi ve A-Kent toplu taşıma ücretlendirme sisteminde yüklenici firmaya kesilen gecikme cezası tahakkuk ettirilmediği, yüzde 2'lik pay alınmadığı ve sisteme ilişkin yargı kararı uygulanmadığı iddiasıyla başlatılan üç ayrı incelemede CHP Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın'ın kamuyu 9 milyon 332 bin 752 lira ve 190 bin dolar zarara uğrattığına karar verildi. Sayıştay'ın 2010/147 no lu kararına göre, Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne ait hizmet binası inşaatı sürerken, yüklenicinin kusuru olmaksızın Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla spor komplekslerinin yapılması hukuken imkansız hale getirildi. Meclis kararı karşısında açılan tazminat davası sonucunda yüklenici firmaya belediye bütçesinden 4 milyon 960 bin 663 lira ödendi. Bu durum da kamu zararı oluşturdu. Bu zarardan Akaydın'ın yanı sıra kararda oyu bulunan meclis üyeleri de sorumlu tutuldu. Aynı konuda 2011'de açılan dava sonucunda da "yersiz şekilde" belediye bütçesinden 558 bin 119 lira ödenmesi nedeniyle yine kamu zararı oluştu. Sonraki yıl açılan davada da 354 bin 981 liralık ödemeyle kamu zarara uğratıldı. Akaydın'ın 2010 yılında A-Kent ile ilgili toplu taşıma ücretlendirme otomasyonu ve araç takip sistemlerinin yazılımı, montajı ve işlettirilmesi işinde de yükleniciye kesilen gecikme cezasının tahakkuk ettirilmemesi nedeniyle 190 bin dolar zarar oluştu. Sistemle ilgili 2011'de açılan davada yüklenicinin genel para toplanma hesabındaki usulsüz kullanımına faiz işlettirilmemesi de 18 bin 13 lira kamu zararına neden oldu. Ayrıca, A-Kent ile ilgili yine aynı yıl açılan davada yargı kararının uygulanmaması sonucu 1 milyon 259 bin 820 liralık gelir kaybedildi. Otomasyon sisteminin uygulanmasında yerel yönetime aktarılacak yüzde 2'lik payın verilmemesi nedeniyle de 2012'de açılan dava sonucunda belediyenin 2 milyon 181 bin 156 lira zarar ettiği belirlendi. Sayıştay, soruşturma sonucunda 9 milyon 332 bin 752 lira ile 190 bin doların Mustafa Akaydın'a hüküm tarihinden itibaren işleyecek faizleriyle ödettirilmesine oy birliğiyle karar verdi.
Milliyet

16 Temmuz 2015 Perşembe

16.07.2015 Genel Gündem

GÜNDEM

Kışlaya Vize
Danıştay 6'ncı Dairesi, Gezi Parkı'na Topçu Kışlası yapılmasını, ağaçların kesilmesini içeren ve bu nedenle Türkiye çapında eylemleri ateşleyen Taksim Yayalaştırma Projesi'ne ilişkin geçen yıl verdiği iptal kararını, örneğine çok az rastlanır şekilde karar düzeltme aşamasında oyçokluğu ile kaldırdı. Danıştay, yeni bir bilirkişi görevlendirilerek keşif ve inceleme yapılmasını istedi. Karara, Başkan Habibe Ünal ve üye Ünal Demirci muhalefet etti. Onama kararında imzası olan Daire Başkanı Ünal, karar düzeltme talebinin reddini istedi. Topçu Kışlası Projesi'nde, Gezi Parkı'ndaki ağaçların kesilmesi gündeme gelince, Mayıs 2013 sonunda Gezi eylemleri başladı. İstanbul 1. İdare Mahkemesi, "Beyoğlu İlçesi, Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi"ne ilişkin imar planı değişikliklerini, 6 Haziran 2013 tarihinde iptal etti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin temyizi üzerine Danıştay 6'ncı Dairesi, 29 Nisan 2014 tarihinde mahkemenin iptal kararını onadı. Ancak İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 6'ncı Daire'ye karar düzeltme talebiyle başvurdu. Yapısı ve üyeleri değiştirilen Danıştay'da, 6'ncı Daire'nin, karar düzeltme talebini 31 Mart'ta oyçokluğuyla kabul ettiği ortaya çıktı. Buna göre Danıştay 6'ncı Dairesi, daha önce Taksim Yayalaştırma Projesi'ne ilişkin verdiği iptal kararını kaldırdı ve davanın esasına girdi. Daire, İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin verdiği iptal kararını oy çokluğuyla bozdu. Danıştay 6'ncı Dairesi'nin bozma kararında, "İstanbul 1'inci İdare Mahkemesi'nce uzman yeni bir heyetle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması ve İstanbul 6'ncı İdare Mahkemesi'nin daha önce verdiği yürütmeyi durdurma kararının kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği" belirtildi. Bu kararla Taksim Topçu Kışlası için hem "Tarihi kışlalar taşınmaz kültür varlığı denilerek" korunması gerektiğinin altı çizildi hem de iptal kararı kaldırılıp yeni bilirkişi incelemesiyle karar verilmesi talep edilerek, projenin önü açıldı. Plan notlarında birinci grup taşınmaz kültür varlığı olarak Taksim Kışlası'nın yer alması gerektiği vurgulanan kararda, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Kanunu'nun 6. maddesinde 'tarihi kışla'ların korunması gereken taşınmaz kültür varlıkları olduklarının "hiçbir yoruma mahal bırakmayacak şekilde açıkça belirtildiği" vurgulandı. Danıştay kaynaklarının verdiği bilgiye göre, kanundaki değişiklik nedeniyle istinaf mahkemelerinin fiilen yürürlüğe girmesiyle artık Danıştay'da karar düzeltme yolu ortadan kalkacak. Ancak şu anda istinaflar yürürlüğe girmediği için geçiş sürecinde Danıştay daireleri fiilen karar düzeltme talepleri üzerine dosyaları yeniden inceliyorlar. Karar düzeltme taleplerinin yüzde 99'u reddediliyor. Yüzde 1 gibi çok küçük bir oranda bu başvurular heyet değişikliği, daire değişikliği gibi hallerde kanundaki şartların taşınması halinde kabul ediliyor.
Hürriyet

15 Temmuz 2015 Çarşamba

15.07.2015 Genel Gündem


15.07.2015

GÜNDEM

Saray'da Makam Turu
Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) arazisine yapılan Cumhurbaşkanlığı Sarayı hizmet binalarının kapısını geçen hafta basına açan Cumhurbaşkanlığı, bu kez Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın makamının bulunduğu Temsil Binası'nı tanıttı. Basın mensuplarını tavan yüksekliği 8 metre olan makam odasında Erdoğan karşıladı ve tek tek tokalaştı. Odaya girer girmez tüm çevremizi bir tütsü kokusu kapladı. Bu kokunun ne olduğunun sorulması üzerine Erdoğan, "Buhur" yanıtını verdi ve ekledi; "Havayı düzenliyor." Tek tanrılı dinlerden beri ateşte yakılarak elde edilen buhur kokusu, makam odasında özel bir makine aracılığı ile elde ediliyor. Çalışma masasının hemen yanındaki makineden sürekli buhur kokusu verilirken, aynı makineden özel kütüphanede de bulunuyor. Erdoğan, "Külliye'de en beğendiğim yer kütüphanem, sizi oraya götüreyim orası daha sıcak" diyerek basın mensuplarını kendisi için özel olan bu alana götürdü. Makam odası ve kütüphane arasındaki koridorda asılı hat tabloların sorulması üzerine ise Erdoğan, "Hayrünnisa Hanım sağolsun zamanında almıştı. Biz de devam ettik" yanıtını verdi. Erdoğan, kütüphaneyi "Külliye'de en çok huzur bulduğum yer. İlk kez görüyorsunuz" diye tanıtırken, duvardaki Arapça, "Allah'ın yardımı seninle olsun" yazısı dikkat çekti. Kitapların hepsinin kendine göre özel olduğunu belirten Erdoğan, özel camekanlar içinde sergilenen kitaplarla ilgili de bilgi verdi: "Bunlar el yazması, Etnoğrafya Müzesi'nden geldi. Tezhibiyle, hattıyla çok farklı. Minyatür çalışması." Erdoğan, Saray'daki kongre merkezinde 2 bin 300 kişi kapasiteli Türkiye'nin en büyük opera sahnesinin yapılacağını da söyledi. Erdoğan'ın makam odasının bulunduğu 2. katın koridor duvarlarında onlarca hat asılı. Bunlardan en dikkat çekeni ise, İslamiyet'te resim yasak olduğu için Hz. Muhammed'in fiziki özelliklerini tasvir eden Hilye'ler.
Hürriyet

13 Temmuz 2015 Pazartesi

13.07.2015 Genel Gündem

GÜNDEM

Önleyici Dinleme İle Dövmüşler
Polis Başmüfettişi Zeki Acar'ın hazırladığı disiplin soruşturması raporunda üniversite öğrencisi Tevfik Caner Ertay'ın cep telefonunun önleyici dinleme kapsamında takip edildiği ve saklandığı yerin de böyle bulunduğu ifade edildi. Kanıt olarak eski İstihbarat Şube Müdürü Mustafa Arık'ın ifadesi gösterildi. Arık, ifadesinde, "Ertay'ın iletişim aracına önleme amaçlı iletişime müdahalenin yapıldığını, yer tespitiyle ilgili bilgilerin yardımcısı Ahmet Bilici tarafından ilgili birimlere bildirilmiş olduğunu" söyledi. Polis Mevlüt Saldoğan da Terörle Mücadele Şubesi'nden (TEM) Komiser Yardımcısı Murat Umutlu'yu kastederek "Arkadaşlar Tevfik Caner otoparkın içinde saklanıyormuş, onu bulup gözaltı yapacağız, talimat bu şekilde" dediğini anlattı. Raporda Ertay'ın çevik kuvvetin müdahalesine ve darbına maruz kaldığı, eski otoparka sığındığı, polisin çekilmesini beklediği anlatıldı. Yarım saat sonra binaya TEM polisleri Adem Arslan, Ahmet Kızıl ve İzzet Erkan'ın gelip Ertay'ı yakaladığı ve 'darp ederek' eski otoparkın avlusuna indirdikleri belirtildi. Avluda Murat Umutlu ile polisler Mevlüt Saldoğan, Ömer Faruk Albayrak, Emre Koç, Mehmet Nuri Eliaçık ve Adil Çavdar'ın beklediği kaydedilerek, "Bu noktada üçüncü darp olayının yaşadığı iddiasının mevcut olduğu" ifade edildi. Gözaltı aracıyla hastaneye götürülen Ertay'ın iddiaya bakılırsa Saldoğan, Albayrak ve Koç tarafından hakaret ve tehdide uğradığı anlatıldı. Son olarak aracın AKP il binasının önünde durdurulduğu, eski Emniyet Müdür Yardımcısı Mustafa Aygün ile şube müdürleri Mustafa Arık, Ayhan Karayel ve Halil Kısalar'ın burada beklediği ve dördüncü darbın bu anda gerçekleştiğinin iddia edildiği vurgulandı. Raporda, "Darp eyleminin de vatandaşın canını koruma görevini yasalarla üstlenmiş olan görevliler tarafından hiçbir mukavemet yaşanmaksızın yakalandıktan sonra ve tekerrür halinde gerçekleştirildiği ve sorumlu amirlerin de bilgisinin bulunduğu öğrenilmiştir" denildi. Arslan, Erkan ve Kızıl'a 'Emniyet binalarına getirilenleri dövmek'ten 12 ay süreli, 4 polis hakkında 'amirlerden bilgi saklamak'tan 4 ay kısa süreli, Aygün, Karayel ve Umutlu hakkında ise 'Hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak'tan 16 ay süreli kıdem durdurma cezası talep edildi. Rapor, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı'na da gönderildi.
Hürriyet

12 Temmuz 2015 Pazar

12.07.2015 Genel Gündem

12.07.2015 Pazar
GÜNDEM 

Dualarla Son Yolculuğa 
12 Eylül Askeri Darbe döneminin Hava Kuvvetleri Komutanı ve 5 kişilik Milli Güvenlik Konseyi’nin son üyesi emekli Orgeneral Tahsin Şahinkaya (90) için Üsküdar Selimiye’deki 1. Ordu Komutanlığı’nda dün saat 10.00’da askeri tören düzenlendi. Ardından Şahinkaya’nın naaşı Selimiye Camisi’ne götürüldü. Şahinkaya’nın öğle namazının ardından kılınan cenaze namazına eşi Sema Şahinkaya, kızı Sevgi Kartal, oğlu Serdar Şahinkaya, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın Öztürk, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Orhan Karabulut, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak, kuvvet komutanlıkları mensupları, eski Başbakan Bülend Ulusu da katıldı. Şahinkaya, namazın ardından Karacaahmet’te toprağa verildi. Bülend Ulusu, “Çok sevdiğim bir arkadaşımdı. 2 sene boyunca kuvvet komutanlıklarını birlikte yaptık. Kendisiyle zaman zaman görüşüyorduk. Allah gani gani rahmet eylesin” dedi. Prof. Dr. Celal Şengör de “Çok yakın dostumdu. Eğer ben herhangi bir başarı kazandıysam inanın bu Hava Kuvvetleri sayesindedir. Onu yapanlar da bu büyük insanlardı” diye konuştu. Şahinkaya, perşembe günü tedavi gördüğü GATA’da hayatını kaybetti.
Hürriyet

11 Temmuz 2015 Cumartesi

11.07.2015 Genel Gündem


GÜNDEM 

RTÜK Krizi Derinleşiyor 
Meclis'te, Başkanlık Divanı'ndaki üye krizinin ardından başgösteren RTÜK üyeliği krizi derinleşiyor. TBMM Başkanı İsmet Yılmaz dün partilere bir yazı göndererek, boşalan RTÜK üyeliğinin kime verileceği konusunun "kura" ile değil "Genel Kurul'da seçim yoluyla" yapılacağını bildirdi. Yılmaz, RTÜK üyeliği için MHP ve HDP'nin birer aday göstermelerini istedi. MHP ise anayasada seçilecek üye sayısının iki katı aday bildirmek zorunluluğu bulunduğunu belirterek Yılmaz'a yazısını iade etti. Yılmaz'ın nasıl bir yol izleyeceği merak konusu olurken, MHP ve HDP'den ikişer isim bildirmelerini istemesi bekleniyor. TBMM Başkanlık Divanı'nın önceki akşam gerçekleştirilen toplantısında RTÜK üyeliği masaya yatırıldı. TBMM'deki milletvekili sayısı eşit olduğu için boşalan RTÜK üyeliğinin HDP'ye mi, MHP'ye mi verileceği konusunda "kura" sistemi mi, "Genel Kurul'da seçim" yöntemi mi uygulanacağı konusunda partiler farklı tutum sergiledi. Ak Partili üyelerin bir kısmı kura çekilerek sandalyenin hangi partiye verileceğinin belirlenmesini isterken, bir kısmı da genel kurulun bu konuda belirleyici olmasını istedi. HDP ve CHP kura çekilmesini istedi. MHP'li üyeler ise, Siyasi Partiler Kanunu'nun 35. maddesine göre, sandalye sayısının eşit olması durumunda kimin ana muhalefet olacağını belirlemek için oy oranına bakılması gerektiğini belirtti. Görüşleri alan Yılmaz, seçimin salı yapılacağını ve kararını partilere bildireceğini iletti. Yılmaz, dün partilere gönderdiği yazıda ise, şaşırtıcı bir işleme imza attı. Yılmaz, MHP ve HDP'ye RTÜK için hakları olan birer üyelik için ikişer isim bildirmelerini istedi. Yılmaz'ın şaşırtan talebi ise Ak Parti'den boşalan ve MHP'ye mi HDP'ye mi verileceği belli olmayan 3. üyelik için her iki partiden birer isim bildirmesini istemesi oldu. Anayasa ve TBMM İç Tüzüğü'ne göre siyasi partiler seçilen her bir RTÜK üyesi için ikişer aday göstermesi gerekiyor.
Milliyet

10 Temmuz 2015 Cuma

10.07.2015 Genel Gündem

GÜNDEM
Görev Onda
Fedakârlığa Hazırız
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun hükümeti kurmak için görevlendirilmesinden hemen önce partisinin beklenti ve taleplerini dört maddede özetledi. PKK'nın lağvedilmesini, çözüm sürecinin rafa kalkmasını ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın anayasal sınırlarına çekilmesini isteyen Bahçeli, 17-25 Aralık yolsuzluk iddialarının hesabının sorulması gerektiğini kaydetti. Bahçeli, dünkü yazılı açıklamasında, siyasi dokusu birbirine uygun partilerin koalisyon kurması gerektiğini belirtirken, Türkiye'nin bugünkü badirelerden çıkarılması için sorumluluk mevkiinde bulunanların elbirliğiyle hareket etmesinin mecburiyet olduğunu kaydetti. MHP'yi uzlaşmaz ve oyunbozan şeklinde göstermeye çalışanların kendi siyasi geçmişlerini sorgulamasını isteyen Bahçeli, "Özellikle TBMM Başkan seçiminde partimizin doğru ve isabetli tercihini AKP'ye destek olarak yorumlayan zekâ ve samimiyet özürlülerinin ciddiye alınacak herhangi bir yanları da bulunamayacaktır" dedi. Koalisyonun öncelikle AKPHDP, değilse AKP-CHP ve kafi gelmezse AKP-CHP-HDP arasında kurulması gerektiğini belirten Bahçeli, Türkiye'de şayet siyasi bunalım doğarsa bundan bu üç parti ve seçim hesabı yaparak ikbal ve koltuğunu emniyete almaya çabalayan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sorumlu olacağını kaydetti. "Artık kaybedecek bir saniyemiz bile yoktur" diyen Bahçeli, derhal ve acilen diyalog ve mutabakat zeminleri oluşturularak Türkiye'nin güçlü bir hükümete kavuşturulması gerektiğini söyledi. Talep ve beklentilerini "PKK'nın lağvedilmesini, çözüm sürecinin rafa kalkması, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın anayasal sınırlarına çekilmesi ve 17-25 Aralık yolsuzluk iddialarının hesabının sorulması" başlıkları altında sıraylayan Bahçeli şöyle devam etti: "MHP, bu dört maddeye hürmetle beraber riayet ve refakat gördüğü takdirde Türkiye'nin siyasi istikrarsızlık yaşamaması için beklenilen fedakârlıkları çekinmeden gösterecektir. İhtiyaç duyulan hoşgörü ve diyalog atmosferi demokratik sabır ve uzlaşma dinamiklerinin aktif hale getirilmesiyle kalıcı sonuçlarını kısa zaman içinde verecektir. Bize göre doğal ve doğru olanı da budur" ifadelerini kullandı.
Milliyet

9 Temmuz 2015 Perşembe

09.07.2015 Genel Gündem


09.07.2015
GÜNDEM

Polise Faturalı Hackerlık Hizmeti
Baskıcı rejimlere, muhalif kişilerin bilgisayar ve cep telefonlarını uzaktan kontrol etmeye yarayan ürünler sattığı için uluslararası insan hakları örgütleri ve internet aktivistlerinin hedefi olan İtalyan hacker şirketi Hacking Team, kimliği meçhul kişiler tarafından hack'lendi ve bütün sırları internete düştü. Şimdiye kadar inkâr ettiği halde şirketin Sudan gibi diktatörlükle yönetilen ülkelere bile rejim karşıtlarını izlemeye yarayan bilgisayar korsanlığı programları temin ettiği, firmadan Türk hükümetinin de 4 yıldır hizmet satın aldığı ortaya çıktı. ABD'nin Annapolis kenti ve Singapur'da da şubesi olan, 40 kişinin çalıştığı şirketin internete yüklenen 400 GB'lık e-postalarında, Türk polisi ve şirketin teknik elemanları arasında yüzlerce yazışma açığa çıktı. Firmanın, üçüncü kişilere ait bilgisayar ve akıllı telefonların içine sızdığında, bu cihazların kameralarını, ses kayıt cihazlarını 'RCS' denilen bir sistemle uzaktan kontrol etme özelliğine sahip virüs programını, aralarında Türkiye, Suudi Arabistan, Sudan, Rusya gibi ülkelere sattığına dair güçlü işaretler olduğu internet aktivistlerince uzun süredir dile getiriliyordu. ABD'de de FBI, DEA, Savunma Bakanlığı gibi resmi kuruluşlara hizmet verdiği bilinen şirketin pazartesi günü hack edilen yazışmalarında şüpheler doğrulandı. Hürriyet'in uluslararası araştırmacı gazetecilik örgütleriyle yürüttüğü endeksleme çalışması sonucu derlediği belgelere göre, Hacking Team ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nün bilişim suçlarıyla mücadele biriminde çalışan polisler arasında yapılan yazışmalar 2011'e uzanıyor. 2013'ten beri adı Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı olan birimde çalışan polisler, virüs göndermek için şirketin teknik sorumlularından yardım alıyorlar. Polisin şirkete 17 Aralık 2013'ten hemen önce gönderdiği bir talepte, hazırlanan sahte bir web sitesine yönlendirilecek hedef kişinin cihazını kontrol etmek için bir kod yazılması isteniyor. Ancak talep biraz daha komplike. Çünkü polis, virüsün sadece belli ülkelerdeki belli IP'leri etkilemesini istiyor. www.yuruyus. com adresli web sitesi için 'sessiz yükleyici' yollanıyor. Hacking Team 'Exploit Scenario' başlıklı bu dosyayı 17 Aralık 2013 günü kapıyor. Hacking Team, polise özel donanımlı bilgisayarlar da sağlıyor. Ancak Ocak 2014 tarihli bir e-posta alışverişinde şirketin 27 Kasım 2013'te Emniyet Genel Müdürlüğü adresine gönderdiği, network enjektörü bir dizüstü bilgisayarın Türkiye'de gümrüğe takıldığı anlaşılıyor. Şirket 600 Euro'luk fatura yolluyor ve polisler bilgisayarı gümrükten çıkarmaya çalışıyorlar.
Hürriyet

8 Temmuz 2015 Çarşamba

08.07.2015 Genel Gündem


GÜNDEM

İlk Oturumda Aç Kapa!..
TBMM Başkanı İsmet Yılmaz seçilmesinin ardından ilk oturumunda CHP'li Mahmut Tanal ve Musa Çam'ın tepkisi ile karşılaştı. Başkanlık Divanı'ndaki yerine ilk defa oturan Yılmaz'a Meclis Genel Sekreteri İrfan Neziroğlu mikrofon sesini açma konusunda yardımcı oldu. Bu sırada TBMM oturumunu eline tokmağı alarak açmak isteyen Yılmaz'ı, Neziroğlu ikaz ederek gongu çalması gerektiğini hatırlattı. Yılmaz'da tokmağı bırakarak gongu çalarak oturumu açtı. Yılmaz, 25. Dönem Başkanlık Divanı oluşmadığı için Genel Kurul oturumunu kapatacağına yönelik sözler söylerken CHP sıralarında oturan 17 CHP'li milletvekili tepki gösterdi. Bu sırada CHP'li Mahmut Tanal ve Musa Çam, Başkanlık Divanı oluşumunda yaşanan gecikme için tepkilerini sürdürürken İsmet Yılmaz, tepkiler arasında oturumu kapatarak dışarı çıktı. Mahmut Tanal ise "Allah belanızı versin, meclisi çalıştırmıyorsunuz" diye bağırdı. Tanal, boş olan Ak Parti sıralarını da gazetecilere göstererek, "Hep diyoruz ya Ak Parti'lilerin aldığı para haram, işte görün, sıraları bomboş" dedi. Çam da, "Bir aydır Meclis'i çalıştırmıyorlar. Meclis'i çiftliğe çevirdiler" diye tepki gösterdi.
Vatan

7 Temmuz 2015 Salı

07.07.2015 Genel Gündem


GÜNDEM

Yorgun Askerler Suçlu Çıktı
Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde 14 Temmuz 2011'de 13 askerin şehit edildiği saldırıdan sonra Silvan 4. Taktik Jandarma Alay Komutanı Albay Mehmet Murat Toprak, 4. Taktik Jandarma Tabur Komutanı Binbaşı Milbay Şahin, 1. Bölük Komutanı Üsteğmen M.Emin Karagöz ve 2. Bölük Komutanı Üsteğmen Necmettin Erdoğan hakkında 'İhmal suretiyle görevi kötüye kullanmak'tan iki yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Komutanlar tutuksuz yargılandıkları davada geçtiğimiz günlerde beraat etti. Diyarbakır 7. Kolordu Askeri Mahkemesi verdiği beraat kararının gerekçelerini açıkladı. Gerekçeli kararda, 13 askerin ihmal sonucu öldüğüne dair, sanık ve mağdur ifadelerine, bilirkişi raporu ve savcılık görüşüne yer verildi. Anlatım ve belgelere göre askerler çok yorgun, uykulu olmalarına rağmen operasyona götürüldü. Mahkeme, Albay Toprak'ın birliğin plan dışında bir yerde kalmasını üst komutanlığa bildirmemesinin 'ihmali davranış' olarak nitelendirdi ancak şu gerekçeyle ceza vermedi: "Birliğin yerinin bildirilmemesi nedeniyle sonucun meydana geldiğini ileri sürmek hukuken mümkün değildir." Mahkeme kararında ayrıca sanık Binbaşı Milbay Şahin'in 9 kusurunun tespit edildiği bilgisine de yer verildi. Tüm bu bilgilere karşın mahkeme sanıkların beraatine hükmetti. Kararda yer alan ihmallerden biri üslenme yapılan Şorik Tepe'nin korunaklı olmaması. Ancak kararda, bu eksikliğin personelin iyi gözetleme yapması ve silahların verimli kullanılmasıyla kapatılabileceği belirtildi.
Vatan

İstihbaratın 1 Numarası Bombalı Minibüsü Anlattı
Eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun, Sıhhiye'deki çok katlı otoparkta, 11 Eylül 2007'de bomba yüklü minibüs bulunmasına ilişkin davada 21 yıl 10 hapis cezasına çarptırılan İdris Nakçi'nin avukatının "yargılamanın yenilenmesine" yönelik talebi kapsamında Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ne ifade verdi. Avukatı Refik Ali Uçarcı ile sabah saatlerinde Ankara Adliyesine gelen Uzun'un ifadesi, kapalı oturumda alındı. Uzun, daha sonra adliyeden ayrıldı. Nakçi'nin avukatı Faruk Duran, "Onun anlatımları doğrultusunda, belki de soruşturma genişleyecektir" dedi. Sıhhiye'deki çok katlı otoparkta, 11 Eylül 2007'de cep telefonu düzenekli bomba yüklü minibüs bulunmasının ardından 4 kişi hakkında dava açılmıştı. Mahkeme, sanıklardan İdris Nakçi'yi, ''PKK terör örgütü üyesi olmak'' ve ''tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurmak ve taşımak'' suçlamalarından toplam 20 yıl 11 ay 20 gün hapis cezasına mahkum edilmişti. Sanıklardan Ali Sayan ''PKK terör örgütü üyesi olmak'' suçlamasından 8 yıl 9 ay, Alpaslan Özkan ise aynı suçlamadan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılırken, Mustafa Bayar'ın beraatına karar vermişti. Sabru Uzun, yazdığı kitapta, bomba yüklü minibüsün "polis haber elemanı" tarafından çok katlı otoparka getirildiğini iddia edince, halen cezaevinde bulunan Nakçi'nin avukatı Duran, müvekkilini mahkum eden Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesine "yargılamanın yenilenmesi" başvurusunda bulunmuştu. Uzun, olayın failinin emniyet teşkilatı içinde örgütlü Gülen cemaati mensubu polisler olduğunu iddia etti. Uzun'un iddiasına göre dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a düzmece bir suikast planı olan olayda bomba yüklü minibüs Emniyet İstihbarat Dairesi'nin kapalı garajında bekletildikten sonra 11 Eylül'de bulunmak üzere bir polis tarafından otoparka götürüldü. Olayda kullanılan bir polis muhbirine de 30 bin dolar ödeme yapıldı.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 100, 7088-100, 8356                        
ABD Doları 2, 6790-2, 6818/ Euro 2, 9602-2, 9633/İngiliz Sterlini 4, 1752-4, 1856                  

'Hayır'lı Olmadı
Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras'ın referandumdan çıkan 'hayır' yanıtının ülkenin elini güçlendireceği yönündeki tezi sonucunun üzerinden 48 saat geçmeden çökme sinyalleri veriyor. Almanya referandum öncesi sert tavrından bir santimetre bile geri adım atmadığını net ortaya koyarken AB'deki genel kanı diğer 18 Euro Bölgesi'ni ikna etmek durumunda olanın Yunanistan olduğu yönünde. Maliye Bakanı Yanis Varufakis'in istifası memnuniyetle karşılansa da Atina'nın talep ettiği yapılandırma ve 'saç tıraşı' konularında yeşil ışık yakılacağına dair en küçük bir olumlu sinyal bile gelmiyor. Yunan halkının seçimine saygı göstermekle birlikte 'hayır' cevabını Pirus Zaferi olarak gören Brüksel, tavır değiştirmemesi halinde Çipras açısından çok zor şartlarda geçmesi beklenen yeni müzakerelere başlanabilmesi için yeni önerileri bekliyor. Brüksel yeni önerileri beklerken Almanya'dan gelen ilk sinyaller ise Atina'nın işinin çok zor olacağının kanıtı niteliğinde. Sabah saatlerinde Almanya Maliye Bakanlığı Sözcüsü Martin Jaeger, borçlarda kesintiye gidilmesinin söz konusu olmadığının altını çizerken Paris'te Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ile bir araya gelen Almanya Başbakanı Angela Merkel, Yunan halkının kararına saygı duyduklarını belirtmekle birlikte yeni bir yardım programını görüşmek için gerekli şartların oluşmadığını söyledi. Yunanistan'dan acilen yeni öneriler beklediklerini ifade eden Merkel, "Şimdiye kadar birçok kez dayanışma gösterdik. Yaptığımız son öneri cömertti. Her ülke sorumluluğunu üstlenmeli" dedi. Hollande da görüşmelere kapının açık olduğu mesajını yineleyerek, "Çipras hükümeti şimdi Euro Bölgesi'nde kalma isteğini kanıtlayacak inanılır ve ciddi önerilerle gelmeli" dedi. Hollande, hem Yunanistan hem de Avrupa için acil bir durumun söz konusu olduğunun altını çizdi. Yunanistan ile ilgili süreçte gözlerin çevrildiği ana kurumlardan olan Avrupa Merkez Bankası (ECB), Atina'dan gelen çağrılara ragmen Yunan bankalarına yönelik devrede tuttuğu Acil Likidite Desteği'nin (ELA) seviyesinde değişikliğe gitmedi. ECB kredi sağlanmasının yeterli teminat halinde mümkün olduğunu ancak bunun Yunanistan'daki mali durumun kötüleşmesi nedeniyle zayıfladığını belirtti.
Hürriyet

Hisse Başına 75 Kuruş
HSBC'nin global olarak başlattığı ikinci yeniden yapılanma programı kapsamında Türkiye'deki biriminin satış sürecinde son dönemece girildi. Bu süreçte ilgili bankalar arasından Hollanda merkezli ING Grubun 9 Haziran'da verdiği teklifle öne çıktığı, anlaşmanın çok yakında sağlanabileceği belirtiliyor. Hürriyet hali hazırda Türkiye'de faaliyette olan ING Bank'ın teklifine ilişkin yeni detaylara ulaştı. ING Bank'ın HSBC Türkiye için hisse başına 75 kuruş teklif verdiği öğrenildi. Buna göre anlaşmada farklı koşulların gündeme gelmemesi durumunda 3 milyar TL'nin (1.1 milyar dolar) biraz üstünde özkaynağı bulunan HSBC Türkiye'nin 2 milyar 250 milyon TL (yaklaşık 850 milyon dolar) civarında bir değere satılabileceği tahmin ediliyor. Ancak nihai fiyatın müzakereler sonucunda netleşmesi bekleniyor. HSBC'nin global faaliyet raporunda yer alan bilgiye göre, HSBC Türkiye'nin geçen yılki zararı 64 milyon dolar oldu. Aynı dönemde bireysel bankacılık tarafındaki zararı 155 milyon dolar olarak gerçekleşti. Türkiye Bankalar Birliği'nin verilerine göre, HSBC'nin 2014 Mart ayında 316 olan şube sayısı 2015 Mart itibariyle 291'e gerilerken, aynı dönemde 5 bin 967 olan personel sayısı da 5 bin 536'ya indi. Türkiye pazarına 2007 yılında Oyakbank'ı satın alarak giren ING ise, 2015 Mart itibariyle toplam 319 şube ile faaliyet gösteriyor. Geçen hafta Reuters da, konuya yakın kaynaklara dayandırdığı bir haberde, HSBC'nin görüşmelerini tek bankaya indirdiğini ve bu bankanın ING olduğu bilgisi yer aldı. HSBC Türkiye ile ING'nin yanı sıra Bahreyn merkezli Arab Banking Corporation (ABC) ve Fransa merkezli BNP Paribas'nın bağlayıcı olmayan teklif verdikleri bilgisi daha önce kamuoyuna yansımıştı. HSBC'nin Türkiye birimini alması durumunda 2008 yılında Hollanda hükümetinden yardım almak zorunda kalan ING için bir geri dönüş niteliğinde olacak. AB kuralları devlet desteği alan bankaların bazı varlıklarını satmasını gerektirirken ve yeni satın almalar yapmasını da engelliyordu. ING üzerindeki bu blokaj Mayıs ayında kalkmıştı. ING CEO'su ve Yönetim Kurulu Başkanı Ralph Hamers analistlere yaptığı açıklamada, halen faaliyet gösterdikleri ülkelerdeki varlıklarını satın almalar yoluyla artırmak istediklerini söylemişti.
Hürriyet

Turkcell Ve Aselsan 5g'de Güçlerini Birleştirdi
5. nesil mobil iletişim teknolojileri alanında Türkiye'nin yazılım ve donanım Ar-Ge kapasitesini güçlendirecek en somut adım Turkcell ve Aselsan'dan geldi. Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu ve Aselsan Genel Müdürü Faik Eken, yapılacak çalışmaların kapsamına ilişkin bir çerçeve anlaşması imza attı. İş birliğinin ana hedefi, Türkiye'nin 5G teknolojisinde üretici ülke haline getirilmesi. Bu plan doğrultusunda iki yerli marka 5G yol haritası üzerinde çalışmaya başlayacak. Uluslararası standartlaşma süreçlerine birlikte katılım sağlayacak olan Turkcell ve Aselsan, geliştirilecek ürünlerle yerel ve uluslararası pazarlarda ticari başarı için ortak çaba sarf edecek. Hedeflerinin Türkiye'nin 5G'de merkez üs haline getirmek olduğunu dile getiren Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu, "Öncülüğümüzü ve yeni nesil mobil iletişim teknolojilerini Türkiye ile tanıştırma konusundaki liderliğimizi 5G'de de sürdürmek Turkcell için olmazsa olmaz nitelikte. İmzaladığımız çerçeve metin ile uzun soluklu bir çalışmanın ilk adımını atmış olduk" dedi. Aselsan Genel Müdürü Eken de askeri teknolojilerde elde ettikleri teknoloji ve bilgi birikimini ULAK projesi ile 4G'de hayata geçirdiklerini ifade etti. Eken, "Aselsan, bu birikimini 5G gibi kritik teknolojik alanlarda da değerlendirerek, ülkemizin teknolojik altyapı ihtiyaçlarının milli olarak karşılanmasını hedeflemektedir" diye konuştu.
Türkiye

Maraşlı Yerli Yerinde, Yalovalı Göçmen
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2014 yılı doğum yeri istatistiklerini açıkladı. Buna göre, Türkiye'de ikamet eden Türk vatandaşlarının yüzde 65.5'i doğduğu ilde, yüzde 31.3'ü ise başka bir ilde ikamet ediyor. Bir başka ifadeyle her 10 kişiden 3'ü doğduğu ilden farklı bir yerde yaşıyor. Doğduğu ilde ikamet eden nüfus oranı en yüksek il yüzde 90.4'le Kahramanmaraş. Bu ili yüzde 89.7 ile Şanlıurfa ve 89.6'yla da Adıyaman izledi. İkamet ettikleri ilde doğan kişilerin oranının en düşük olduğu il yüzde 30.4 ile Yalova oldu. Yalova'yı sırasıyla yüzde 42.9 ile Kocaeli ve yüzde 43.7'yle Tekirdağ izledi. İstanbul'da yaşayan ama doğum yeri farklı olanlar arasında Sivas doğumlular ilk sırada yer alırken, bunu, Ordu ve Tokatlı doğumlular izledi. Ankara'da, ilk sırada doğum yeri Çorum olanlar geliyor. İzmir'deyse en çok Manisa doğumlular bulunurken, bu ili yurtdışı ve Erzurum doğumlular takip etti. Türkiye'de oturan Türk vatandaşlarının doğum yerleri incelendiğinde yüzde 9.5'inin İstanbul doğumlu olduğu görüldü. Ankara yüzde 4.3 ile ikinci sırada yer alırken, Ankara'yı yüzde 3.3'le İzmir, yüzde 2.8'le Konya ve Şanlıurfa izledi. Türkiye'de ikamet eden ancak yurtdışında doğan T.C. vatandaşlarının, doğdukları ülkelere göre dağılımı incelendiğinde, ilk sırada yüzde 37.6 ile Bulgaristan doğumlular var.
Milliyet

Kadın Girişimciler İçin Kamp
İş dünyasında kadın girişimcilerin sayısı hızla artıyor. Dünyada ve ülkemizde ekonomik kalkınmanın yolu girişimcilikten geçerken kadınların güçlendirilmesinin bir yolu da yine girişimcilikten geçiyor. Bu bilinç doğrultusunda hem ekonomik kalkınma hem de kadınların güçlendirilmesi amacıyla TÜBİTAK, Marmara Teknokent A.Ş (MARTEK A.Ş) ile Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) işbirliği ile kadın girişimciler kampı düzenleyecek. 31 Ağustos- 4 Eylül 2015 tarihlerinde gerçekleşecek kadın girişimcilik kampına 'Bir Fikrim Var' diyen tüm kadın girişimciler davetli. TÜBİTAK MARTEK ve KADEM işbirliğinde gerçekleştirilecek olan kadın girişimciliği kampı ile kadınlarımızın girişimcilik yeteneklerinin arttırılması, girişimcilerin teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirlerini katma değer ve nitelikli istihdam yaratma potansiyeli yüksek teşebbüslere dönüştürebilmeleri amacına hizmet ediyor. Bu amaca yönelik olarak TÜ- BİTAK MARTEK ve KADEM işbirliğinde gerçekleştirilen girişimcilik kampı üç aşamalı olarak gerçekleşecek. Birinci aşamada Ar-Ge, bilim, teknoloji ve yenilik içeren iş fikri projelerinin başvuruları 31 Temmuz 2015 tarihine kadar kabul edilecek. İkinci aşamada TÜBİTAK MARTEK hakemlerinin yapacağı değerlendirmeler sonucunda finale kalan 30 proje seçilecek. Üçüncü aşamada finale kalan projeler kampa davet edilecek ve 31 Ağustos- 4 Eylül 2015 tarihleri arasında girişimciler için fikirden plana, plandan teşebbüse uzanan yolda bir platform oluşturularak beş gün boyunca eğitim, tecrübe paylaşımı ve uygulamalar yapılacak. Kamp sonrasında belirlenecek olan bir tarihte seçilecek başarılı projelere, ulusal ve uluslararası resmi kurum ve kuruluşlar tarafından verilen finansal desteklerden birini almaya hak kazanılması halinde, proje başına 25 bin lira ilave destek verilecek. "İnovasyonda Kadın" temalı girişimcilik kampına Ar-Ge, bilim, teknoloji ve yenilik içeren bir iş fikrine sahip tüm kadın girişimciler
Star

Sen Taş Atarsan O Da Taş Almaz
Türkiye büyüme ile ilgili ciddi tehditler yaşarken, Çin'in Sincan Uygur Bölgesi politikalarına yönelik gösterilerin yöntemindeki hatalar, hesapta olmayan bir krizin tetikleyicisi oldu. Türkiye zaten Rus turist sayısındaki düşüşten dolayı parlak bir turizm sezonu geçirmiyorken, Uzakdoğu'dan da tur iptalleri başladı. Asıl kötü haber Çinli mermer alıcısından geldi. Türkiye'nin mermer ihracatının neredeyse yarısını yaptığı Çin'deki alım heyetleri Türkiye ziyaretlerini iptal etmeye başladılar. Demokrasilerde protestoların bir hak olduğunu belirten İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kahyaoğlu, "Ancak bunun dozunun kaçırılması ve saldırı şeklini alması doğru değil" dedi. Sultanahmet'teki eylemlerde Çinli zannedilerek Koreli bir gruba saldırıda bulunulduğunu, Çin Restoranları'nın taşlandığını ve insanlara saldırıldığını hatırlatan Ali Kahyaoğlu, "Tepkiyi bu şekilde göstermek olumsuz sonuçlara da neden olabiliyor. Sağduyulu olmalıyız. Bu tür sorunlar devletlerarası görüşmelerle çözümlenebilir. Cumhurbaşkanımızın 28 Temmuz'da Çin'e gideceği belirtiliyor. Bu tür sorunlar orada masaya yatırılır ve çözüm yolları aranır. Hükümetimiz bu konuda gerekli girişimleri yapacaktır. Sokak eylemleri ve saldırıların oradaki insanlara faydası olmayacağı gibi, kendi ülkemize de zararı oluyor" diye konuştu. Türk doğal taş sektörünün en çok ürün sattığı ülkelerin arasında Çin Halk Cumhuriyeti'nin ilk sırada geldiğini belirten Kahyaoğlu şunları söyledi: "Son zamanlarda ihracatta yüzde 45'lere varan gerileme yaşanıyordu. Eylemlerin ve saldırıların başlamasının ardından, alım yapmak için Türkiye'ye gelecek olan Çinli firmalar da bir bir randevularını iptal etmeyle başladılar. İhracatçılarımızdan sürekli şikayetler geliyor. Bu şekilde devam ederse bu ülkeye yapılan ihracatın durma noktasına gelmesinden endişeliyiz. Sağduyulu ve dikkatli olmalıyız. Tepkimizi daha demokratik yöntemlerle ortaya koymalıyız."
Vatan

DÜNYA

Dünyada Ses Getirdi
Çin'in batısındaki Şincan Uygur Özerk Bölgesi'nde Pekin yönetiminin Uygur Türklerine yönelik baskıcı uygulamaları ve sonrasında yaşananlar dünya basınında yankı buldu. Amerikan CNN, yerel yönetim ve okulların internet sitelerinde bölge sakinlerinin ramazan dolayısıyla dini vecibelerini yerine getirmemelerinin istendiğini belirtti. İngiliz BBC de bölgede kontrol noktalarının kurulduğuna dikkat çekti. CNN'in haberinde Pekin'in Uygur Türklerine ramazanda baskı uyguladığına yönelik suçlamaları reddettiği açıklamasına rağmen yerel yönetimlerin ve okulların internet sitelerinde, öğrenci, devlet memuru ve Çin Komünist Partisi üyelerinin ramazan dolayısıyla dini vecibelerini yerine getirmemeleri istendiğine yer verildi. Örneğin Şincan'ın Jinghe bölgesindeki Gıda ve İlaç Yönetimi, çalışanlarından Komünist Parti ilkelerine uyacakları, öğrencilerin oruç tutmayacağı, dini etkinliklere katılmayacağına dair yazılı taahhütte bulunmalarını istiyor. Amerikan yayın kuruluşu, Türkiye'de Doğu Türkistan'daki olaylarla ilgili Çin hükümetine karşı düzenlenen protestolar ile Pekin'in vatandaşlarına bu gösterilerden uzak durmalarına dair uyarılarına da yer verdi. BBC de haberinde Pekin yönetiminin Şincan Uygur Özerk Bölgesi'nde bazı yerlerde Uygur Türklerinin bıçak taşıması ve kadınların peçe takmalarını yasakladığını belirtti. İngiliz yayın kuruluşu bölgede yollarda ve alışveriş merkezlerinde kontrol noktalarının kurulduğunu duyurdu. Gerilimden ötürü Şincan'da son yıllarda yüzlerce kişinin hayatını kaybettiğine dikkat çeken BBC, Çin hükümetinin şiddetten cihatçı grupları sorumlu tuttuğu, Uygur gruplarının ise huzursuzluğun Pekin yönetiminin baskıcı politikalarından kaynaklandığına dair görüşlerini aktardı. Çin Dışişleri Bakanlığı, ülkenin batısındaki Şincan Uygur Özerk Bölgesi'nde herhangi bir "etnik sorun" olmadığını ileri sürdü. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Çunying, başkent Pekin'de gazetecilere yaptığı açıklamada, Uygurların Çin'deki 56 etnik azınlıktan biri olduğuna dikkati çekerek, Şincan'da yaşayan 10 milyonu aşkın Uygur'un mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamlarını devam ettirdiğini iddia etti. Sözcü Hua, bu kişilerin anayasanın teminat altına aldığı din ve inanç özgürlüğüne sahip olduğunu öne sürdü.
Hürriyet

Müzakerede Kritik Gün
Nükleer müzakerelerin sona ermesine bir gün kala dün Almanya ve Birleşmiş Milletlerin (BM) beş daimi üyesi ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa'nın oluşturduğu P5+1 grubu ile İran'ın dışişleri bakanları, Avusturya'nın başkenti Viyana'da yeniden bir araya geldi. 10 gündür süren görüşmelere AB yetkilileri de katıldı. Dünya güçleri, yaptırımların kaldırılması karşılığında İran'ın nükleer programını atom bombası elde edemeyecek seviyeye geriletmesini, İran ise nükleer programının tamamen barışçıl olduğunu savunurken yaptırımların kaldırılmasını istiyor. İngiliz Reuters ajansına dün konuşan ismini açıklamayan bir Batılı yetkili, "İranlılar, balistik füze yaptırımlarının kaldırılmasını istiyor. Nükleer mesele ile balistik füzeyi birlikte değerlendirecek neden olmadığını söylüyor. Ancak bizim tarafta bu yönde istek yok" dedi. İranlı bir yetkili ise İran'ın hakları konusunda ısrar ettiğini söylerken "BM yaptırımları kalkarken balistik füze yaptırımı dahil tüm yaptırımlar kaldırılmalı" dedi. 27 Temmuz'dan beri Viyana'da olan ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, nükleer müzakerelerle ilgili nihai tarih olan 7 Temmuz'a kadar anlaşmaya varılamaması halinde masayı terk edeceklerini söyledi. Müzakerelerin yürütüldüğü Coburg Oteli'nin önünde basın toplantısı düzenleyen Kerry, samimi ilerleme kaydettiklerini ancak halen anlaşmaya ulaşma noktasında olmadıklarını belirterek "Anlaşmaya hiç bu kadar yakın olmadık. Ancak henüz ihtiyacımız olan noktada değiliz. Çok zor sorunlar var. Bu yüzden müzakereler her iki yöne de gidebilir. " dedi. Gazetecilerin, İranlı yetkililerin "Tahran için 7 Temmuz'un nihai tarih olmadığını, müzakerelerin 9 Temmuz'a uzayabileceği" yönündeki açıklamalarını hatırlatması üzerine Kerry, "Tüm tarafların söyleyeceği tarih 7 Temmuz. Evet son gün 7 Temmuz" dedi. Görüşmelere katılan üst düzey bir Alman yetkili de Fransız AFP ajansına yaptığı açıklamada, müzakerelerin çökebileceği uyarısında bulundu. Öte yandan Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu yetkililerinin Tahran'da, İranlı muhattaplarıyla olası bir nükleer anlaşmanın askeri boyutlarına dair görüştükleri belirtiliyor.
Hürriyet

Suriyeli Muhaliflerden Kıran Kırana Savaş
Suriye'de muhalifler bir taraftan Halep'teki oprerasyona devam ederken diğer taraftan da Lübnan sınırına yakın Zebadani bölgesinde çetin bir mücadele veriyor. Muhalifler sadece Esad rejinime karşı değil aynı zamanda Hizbullah ve İranlı Şii milislerle de savaşıyor. Halep vilayetini ele geçirmek için 20 bin kişilik güçle operasyon başlatan muhaliflerle rejim güçlerinin yoğun hava saldırılarına rağmen 2 noktada devam ediyor. Şam Cephesi'nin basın sorumlusu Yasir Ebu Ammar, Halep'in Fethi ile Ensar al- Şeria operasyon merkezince koordine edilen operasyonların Cemiyetu'z Zehra ile Bilimsel Araştırmalar Merkezi bölgesinde devam ettiğini söyledi. Muhaliflerin Lübnan sınırına yakın son kalesi olan Zebadani ise Hizbullah ve rejim güçleri tarafından kıskaca alındı. Muhalifler kente hafta sonu 130 hava saldırısı yapıldığını açıkladı. Muhalif Suriye İnsan Hakları Gözlemevi son çatışmaların Cumartesi günü Hizbullah ve Suriye Ordusu'na bağlı 14 kişi ile 11 muhalifin öldüğünü söyledi.
Star

'F-16'lar Ürdün'e Konuşlandırılsın'
Irak ile ABD arasında yılan hikayesine dönen 'F- 16 satışıyla ilgili çarpıcı bir iddia ortaya atıldı. Irak Parlamentosu'ndaki Şii Bloğu'na bağlı vekillerden Abid İsavi, Washington'ın teslimatını sürekli ertelediği F-16 tipi savaş uçaklarının Irak dışındaki bir üste konuşlandırılmasını istediğini öne sürdü. İsavi, ABD'nin teslim edeceğini açıkladığı ilk parti F- 16'ların, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) militanlarına karşı yürütülen operasyonlara Ürdün topraklarındaki bir askeri üsten katılmalarını istediğini belirtti. ABD'nin Irak Büyükelçisi Stuart Jones, Irak'ın satın aldığı 36 adet F-16'nın 3 tanesinin bu yaz sonuna kadar teslim edilmesinin planlandığını duyurmuştu. Jones, uçaklar için ABD ordusunun yeni üsler açmayacağını, bunun yerine Bağdat'ın kuzeyindeki Balad Üssü'nün kullanılmasının planlandığını kaydetmişti. ABD'li yetkililerin, F-16'ların geçen yazdan bu yana ülkenin üçte birlik bölümünde kontrolü ele geçiren IŞİD militanlarının eline geçmesinden endişe ettikleri için uçakların teslimatını geciktirdikleri söyleniyordu. Militanlar son aylarda Irak ordusuna ait Amerikan yapımı binlerce araç ile yüklü miktarda mühimmatı ele geçirmişti. Bağdat'a teslim edilecek F- 16'ları kullanacak Iraklı pilotlar ABD'nin Arizona eyaletinde eğitiliyordu. Pilotlardan birisi, geçen ay eğitim uçuşu sırasında uçağının düşmesi sonucu hayatını kaybetmişti.
Vatan

İngiliz Polisine Işid Tepkisi
İngiltere'nin başkenti Londra'da cumartesi günü Parlamento Meydanı'nda üzerinde Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütü bayrağıyla dolaşan bir kişi yerel basında tartışma yarattı. İlk olarak Güney Kore merkezli bir turist forumunda görüntüleri paylaşılan adam, parlamento binası yakınlardaki caddede bir süre yürüdü. Omuzlarında yine elinde IŞİD bayrağı olan küçük bir kız çocuğunun bulunduğu görülen kişi bir süre sonra polis tarafından durduruldu, ancak gözaltına alınmadı. Olayı duyuran İngiliz gazeteleri, polisin IŞİD taraftarı olduğu ortada olan bir kişiyi gözaltına almamasına tepki gösterdi. Gelen tepkiler üzerine bir açıklama yapan Londra Polis Teşkilatı, her ne kadar üzerinde bir terör örgütüne ait bayrak bulunsa da adamın yasalara aykırı bir eylemde bulunmadığını, bu nedenle de tutuklanmadığını duyurdu. Olayın Londra'yı kana bulayan 7 Temmuz 2007'deki bombalı saldırıların yıldönümü öncesinde yaşanması dikkati çekti. Express gazetesi, İngiliz yönetiminin yakın zamanda terör saldırısı yaşanması ihtimalinin artması nedeniyle ülkedeki terör alarmı seviyesini 'kritik' düzeye çıkarmaya hazırlandığını yazdı. Hükümet yetkililerinin konuyla ilgili iç istihbarat servisi MI5 yöneticileriyle bir araya geldiği belirtiliyor. Güvenlik kaynakları, başta IŞİD militanları olmak üzere teröristlerin olası hedefleri arasında Londra ve Manchester kentlerinin yanı sıra Batı Midlands bölgesini gösteriyor.
Vatan

POLİTİKA

Millet Dedi Ki
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya'da Kepez İlçe Teşkilatı'nın Kent Ormanı'nda önceki akşam düzenlediği iftar yemeğine katıldı. Şahin, tek başına iktidarı kaybeden partisiyle ilgili ilginç değerlendirmelerde bulundu. Siyasetle ilgili genellikle futboldan yola çıkılarak çözümleme yapılırken Şahin bu kez bir araç örneğini tercih ederek konuşmasında şunları söyledi: "Seçmen sandıkta dedi ki bize, 'Yola çıkarken bize ne söylediyseniz onları yeniden bir hatırlayıp gözden geçirin. Biz demokrasi, adalet, kalkınma ve dürüstlüğü esas alan dört hususu vadederek yola çıktık. Siyasetin özgürlük alanını genişlettik. Şu anda yanılmıyorsam 21 başörtülü milletvekili var Meclis'te. Bize seçmen diyor ki, 'İçinizde hata yapanlar var ise bunları derhal bünyenizden uzaklaştırmalısınız.' Bize millet 7 Haziran seçimlerinde bunları hatırlattı. 2011'de oy verenlerin 7 Haziran'da niçin oy vermediğini araştırdık. 10 bine yakın denekle bir araştırma yapıldı. Milletin beklentilerini yeniden gözden geçirerek son seçimde oy vermemiş olanların gönüllerini yeniden kazanacağız. Bize seçmen dedi ki, 'Sizin arabanın çekişinde düşme var. Şöyle buji, platin ayarını filan bir yaptırın. Belki vantilatör kayışı gevşemiş olabilir. Karbüratörü de bir temizleyin. Araba sağa sola da çekiyor. Bir rot balans ayarı da yaptırın' dedi 7 Haziran'da seçmen. 'Sizin egzozdan birtakım çatlak sesler geliyor. Bir egzozu da tamir ettirin' dedi. Biz bu mesajları aldık. Biz samimi olarak koalisyonun kurulmasını arzu ediyoruz. Bizimle koalisyon kuracak olan siyasi parti bizden yararlanır. Çünkü 13 yıldır Türkiye'yi idare ediyoruz. Tabii ki koalisyon ortağımız olacak siyasi partinin de kendi programı, projeleri olacaktır. Ondan da yararlanacağız. Bir kıskançlık içinde olmayacağız. Biz kurulması için elimizden gelen çabayı göstereceğiz."
Hürriyet

Divan Krizinde 'Taktik' Savaşı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hükümeti kurma görevini vermek için oluşumunu şart koştuğu Meclis Başkanlık Divanı muamması sürüyor. MHP'nin HDP'den 1 fazla üyelik talebi nedeniyle yaşanan krizde iki parti arasında uzlaşma sağlanamazsa, Meclis'in kilitlenmesi, divanın oluşamamasına bağlı olarak da görevlendirme ve koalisyon görüşmelerinin bayram sonrasına kalması ihtimali gündeme gelecek. TBMM Başkanı seçiminin ardından çalışmalarına ara veren Meclis Genel Kurulu, alınan karar uyarınca bugün 15.00'te toplanacak. Meclis Başkanlık Divanı oluşmadığı için Genel Kurulu TBMM Başkanı İsmet Yılmaz açacak. Genel Kurul yarın UNILEF tezkeresini ele alacak. Tezkere görüşmeleri öncesi dışarıdan Milli Savunma Bakanlığı'na atanan Vecdi Gönül yemin edecek. Meclis'te bugün gözler Genel Kurul öncesi Yılmaz'ın başkanlığında toplanacak Danışma Kurulu'nda olacak. Partilerin grup başkanvekilleri ya da temsilcilerinin katılacağı toplantıda, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hükümet kurma görevini vermek için oluşumunu şart koştuğu Meclis Başkanlık Divanı'nın üye sayısının ne olacağına ilişkin yaşanan kriz aşılmaya çalışılacak. CHP kendisine 4, HDP 3 üye düşecek şekilde Divan'ın geçen dönem olduğu gibi 18 üyeden oluşmasını isterken, MHP ise TBMM Kanunlar ve Kararlar Daire Başkanlığı'nın hazırladığı dağılıma göre kendisine HDP'den 1 fazla üyelik düşmesini sağlayacak 17 üyeli divanı savunuyor. Ak Parti ise 19 üyeli divan önermekle birlikte 18 üyeli divana da itiraz etmiyor. Kulislere yansıyan iddiaya göre, Yılmaz sayı krizinin aşılması için MHP'ye, "17 üyeli divan istiyorsanız, 1 üye kura ile belirlenir" görüşünü iletecek. MHP'nin kuraya itiraz etmesi halinde ise, 21. dönemde 85'er milletvekiline sahip olan DYP ile ANAP arasında da benzer sorunun yaşandığını, o dönem Meclis'in üniversitelerden görüş olarak kura yöntemine karar verdiğini anımsatacak. Kura işine sıcak bakmayan MHP ise Siyasi Partiler Kanunu'nun (SPK) 35. maddesi çerçevesinde oy oranı dikkate alınarak kendisine 1 fazla üyelik isteyecek. Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamazsa kriz grup önerileri yoluyla Genel Kurul'a taşınacak. Grup önerilerinin görüşmelerinin taktik savaşının parçası olması bekleniyor. Genel Kurul 15.00-19.00 saatleri arasında çalıştığı için, kavgalı geçmesi beklenen grup önerileri görüşmelerinin bir sonuca bağlanamadan Genel Kurul'un kapanması gündeme gelebilecek. Ancak CHP ve HDP'nin Başkanlık Divanı oluşumunu geciktirebilecek bu duruma karşı grup önerisi vermeyerek Genel Kurul'un karar almasının önünü açabileceği belirtiliyor.
Milliyet

Grup Serbest Kalacak Dediler
CHP'nin TBMM Başkanı adayı Deniz Baykal, TBMM Başkanlığı seçiminin ardından dün CNN Türk yayınında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Baykal, şunları kaydetti: Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığım görüşmeyi gerçek niteliği ile önce kendi partime sonra da Türkiye'ye anlatmak ihtiyaç oldu. Genel Başkan bana, Meclis Başkanlığı'na kimlerin müracaatta bulunduğunu söyledi, bunların hiçbirisinin olmayacağını söyledi, 'Siz, bizim adayımızsınız' dedi. Görüşmede, Meclis Başkanlığı pazarlığı yapıldığı yönünde asılsız karalamalar yapıldı. Benim aklımdan görüşmek bile geçmezken, bir gece saat 12.00'ye yakın bir saatte bir telefon geldi. 'Cumhurbaşkanı, sizinle meclisin geçici başkanı olarak bulunduğumuz durumu istişare edecekler' dediler. Genel başkanla görüşmeliyim dedim, cumhurbaşkanlığı programında resmi olarak ilan edilmesi gerekir dedim. Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın uygun olmayacağını, daha uygun bir mekan bulunması gerektiğini söyledim. Genel Başkanı aradım, üç kez çaldırdım. Cumhurbaşkanlığı yetkililerine 'Ulaşamadım, sabah ola hayrola' dedim. Benim aradığım telefon sabit telefonuymuş, onu kullanmıyormuş. Özel Kalem Müdürü'nü aradım, temas kurmamız lazım dedim. İlk reaksiyonu, Saray'da olmasın oldu. Tereddüt olmadığını söyledim. 'Aleyhinizde kullanırlar, bunu istismar ederler' dedi. Haklı çıktı. Genel başkan, 'Açıklama yaparken koalisyon konuştuğunuz izlenimi vermeyin' dedi. Cumhurbaşkanlığı yetkililerine, 'neden acele ediyorsunuz, yarın da olabilir' dedim. Onlar, 'Yarın önemli bir konuşma yapacak. Bu konuşmadan önce sizinle konuşmak istiyor' dedi. Genel Başkan hoşlanmadı bu işten. 'Aleyhine bunu kullanırlar' dedi. Genel Başkan 'gitme' deseydi, bir an bile tereddüt etmez, hiç kuşkum yok gitmezdim. Ben çıkardım hangi numarayı aradığımı gösterdim. Yanlış muamele olunca tepem attı. Erdoğan'a 'Her bir araya gelişimizde kıyamet kopuyor, şimdi de kopacaktır. Hatırlar mısınız bir kere daha buluştuk, orada pazarlık yapıldığına inananlar var' dedim. 'Boşver. Bırak ne halleri varsa görsünler' dedi. Cumhurbaşkanı ile yaptığım görüşmenin benim aday olmamı ortadan kaldırdığı yorumlarını okuyunca aday olmaya karar verdim. O sözün bir itham içerdiğini gördüm, o iddianın sahipleriyle hesaplaşmak istedim. Ben, bunu ahlaki meydan okuma olarak yaptım. Muhalefet partileri CHP'ye ortak aday çıkarma konusunda bir öneride bulunmamıştır. Gelse bırakırdım. 3. tura gireceğimiz gece, MHP'den 'HDP'nin destek vereceğini ifade etmesi halinde oy vermeyiz' dendi. Ekmeleddin Bey, Kemal Bey'i ziyaret ettiği zaman, 'Adaylar azalınca gereği yapılır' dedi. O ana kadar Baykal nasıl aday olur diye bir şey yok. Gece bizim bir grup başkanvekilimiz, MHP'nin bir resmi yetkilisinin, 'Bir sorun, sıkıntı yok, Baykal seçilebilir çünkü biz serbest bırakacağız grubu' dediğini evime gelerek bana söyledi. (Israrlı sorular üzerine MHP Grup Başkanvekili Halaçoğlu ile CHP Grup Başkanvekili Gök'ün görüştüğünü anlattı) Tarihi bir hayal kırıklığıdır. MHP'nin CHP ile birlikte başkan seçme arayışı yoktu, dayatma içindeydi. Bahçeli'nin anlayışı bu süreci yönlendirmiştir. Yeni bir siyaset dönemi açma şansı ortadan kalkmıştır. Anamuhalefeti etkisizleştirmek, anamuhalefetin yönlendirici, belirleyici bir rol oynayabileceği gerçeğinin ortaya çıkmasını Türkiye için elzem de olsa partisi açısından yararlı görmeyen bir anlayış yapabilir bunu.
Milliyet

Yılmaz Ve Erdoğan'a Gecikme Tepkisi
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, dün TBMM'de düzenlediği basın toplantısında. Hükümet kurma görevinin hala hiçbir partiye verilmediğini belirterek, Cumhurbaşkanının görevini yapmadığını savundu. Meclis Başkanlık Divanı'nın oluşturulmasının da geciktirildiğini, Danışma Kurulu'nun toplantıya çağrılmadığını ifade eden Gök, "Meclis, iktidardan düşmüş bir partinin geçici hükümetiyle sürdürülmek ve çalışmalar bu şekilde AKP'nin oldu bittiye getireceği bir sürece yayılmak istenmektedir" dedi. Gök, şöyle konuştu: "Sayın Meclis Başkanı'na sesleniyorum; derhal Başkanlık Divanı'nın ve komisyonların oluşumunu sağlayınız. Meclis, çalışma düzenine henüz geçememiştir. Her türlü gecikme, Meclis Başkanlığı'nın da saygınlığını gölgeler. AKP'den olmayan bir Meclis Başkanı seçilmesi yönündeki CHP'nin izlediği tutumun ne kadar haklı olduğunun görüldüğü günleri yaşıyoruz. Elbette bundan, Meclis Başkanlığı'nı, oy vermemek suretiyle AKP'li bir üyeye altın tepside sunan bir diğer partinin de çıkaracağı dersler vardır. Bu tablodan onlar da sorumludur." Gök'ün açıklamalarının ardından, TBMM Başkanı Yılmaz'ın bugün saat 13.30'da TBMM Danışma Kurulu'nu toplantıya çağırdığı haberi geldi. Parti gruplarına gönderilen yazıya göre, toplantının tek gündemi, "TBMM Başkanlık Divanı üye sayısı ve görev dağılımı."
Vatan


SPOR

Türk futbolunun göğsü kabardı Barcelona'da yönetim 10 üyesiyle Ramon Adell başkanlığında toplandı. Bu toplantıdan, Arda Turan transferine onay çıktı. 2 saatten fazla süren toplantı sonrası yapılan duyuruda Arda'nın 18 Temmuz'daki başkanlık seçimi beklenmeden transfer edilmesi kararı çıktı. Barcelona'nın, Atletico'ya Arda için 34 milyon Euro bonservis ödeyeceği öğrenildi. Katalanlar, Devler Ligi çeyrek ya da yarı finaline çıkar, lig şampiyonu olursa Arda için 7 milyon Euro daha verecek. Yıllık ücret ve menajer parasıyla Arda'nın maliyeti 100 milyon Euro olacak. Barcelona'dan yapılan duyuruda ilginç bir madde de yer aldı. Buna göre 17 Temmuz tarihinde Barcelona kulübüne başkanlık edecek kişinin onayının da alınması şartı getirildi ve onaylanmaması halinde Barcelona'nın 20 Temmuz tarihine kadar Arda Turan'ın tekrar Atletico Madrid'e satılması hakkı tanındı. Arda'nın transferine başkan adaylarından üçü onay verirken biri ise gerek olmadığını düşünüyordu. Barcelona başkanı iken yaklaşan seçimler nedeni ile görevinden istifa eden Bartomeu, Arda'nın teknik direktör Luis Enrique'nin isteği üzerine transfer edilmesini istemiş ve bu operasyonun hemen yapılmasını talep etmişti. Barcelona Kulübü'nün 17 Temmuz 2015 Cuma günü yapılacak seçimin ardından belli olacak yeni başkanı Arda'yı istemediği takdirde transferden vazgeçme hakkına sahip olacak. Barcelona Kulübü'nün seçilecek olan yeni başkanı, milli yıldız Arda Turan'ı 20 Temmuz günü saat 00:00'a kadar yüzde 10 indirimle 30.6 milyon Euro bonservis karşılığında Atletico Madrid Kulübü'ne geri satabilecek.
Hürriyet

DEMBA ve Atınç Nukan'ı 18.5 milyon euroya satan Beşiktaş, kadrosunu takviye için arayışlarını sürdürüyor. Önce İngiltere'ye giderek Loic Remy için Chelsea ile masaya oturan Başkan Fikret Orman, birkaç önce uçtuğu Rusya'da da Douglas Teixeira ve Balazs Dzsudzsak için görüşmelerde bulunuyor. Orman'ın Teknik Direktör Şenol Güneş'in ilk tercihi olan 27 yaşındaki Brezilyalı stoper Teixeira için Dinamo Moskova ile el sıkıştığı bildirildi. Kartal'ın Başkanı'nın, Douglas Teixeira için 4 milyon euroya ikna ettiği Rus kulübünü 28 yaşındaki Macar sol açık Dzsudzsak için de anlaşmaya çalıştığı kaydedildi. Bu arada Chelsea'de Falcao transferi sonrası Loic Remy'nin de Beşiktaş'a yeşil ışık yaktığı iddia edildi. Yönetimin, Rusya'dan Teixeira ve Dzsudzsak'ı, Ada'dan da Remy'yi kadrosuna katıp Şenol Güneş'e "Üçlü paket hediyesi" olarak sunacağı ifade ediliyor.
Star

Arda Turan, Türk futbol tarihinin en büyük transferine imza attı. Milli yıldız, 34 milyon euro bonservis bedeli karşılığı Atletico Madrid'den Barcelona'ya transfer oldu. Katalan kulübünde 18 Temmuz'da yapılacak başkanlık seçimlerine kadar yönetimde bulunan idari kurulun, dün yaptığı olağanüstü toplantı sonrasında, transfere oybirliğiyle onay verdiği duyuruldu. Arda, Rüştü Reçber'den sonra Barcelona'da forma giyen ikinci Türk oyuncu oldu. Arda'yı 5 yıllığına kadrosuna katan Barcelona, sezon içinde elde edilecek başarıların şartlarına bağlı olarak Atletico'ya 7 milyon euro daha ödeyecek. Geçici yönetim, bonservis bedelinin yüzde 10'unu seçime kadar ödeyecek. Geri kalan kısım ise yeni başkan tarafından 20 Temmuz tarihinden itibaren 24 saatlik süre zarfında yapılacak. Barcelona Teknik Direktörü Luis Enrique'nin özel isteğiyle takıma dahil edilen Arda'nın sezon başına net 7 milyon euro kazanacağı iddia ediliyor. Atletico Madrid, Arda'nın satışından gelecek 34 milyon euro'nun yüzde 5'ini (1.7 milyon euro) Galatasaray'a ödeyecek. Başkent ekibi, milli yıldızı 2011'de 12 milyon euro'ya renklerine bağlamıştı. Galatasaray'ın yanı sıra, Fenerbahçe de Arda için kutlama mesajı yayınlarken; milli yıldızın menajeri Ahmet Bulut "Bu hafta imza töreni olacak. Yaklaşık 1.5 aydır Barça ile görüşüyoruz. Kiralanacağını düşünmüyorum ama teknik olarak mümkün. Bu konuda kimseyle görüşmedik" açıklamasını yaptı.
Star

Şota Arveladze, "Trabzonspor Teknik Direktörü" unvanıyla yaptığı ilk basın toplantısında camiadan destek istedi. Gürcü hoca, "42 yaşındayım. Uzun yıllar Trabzon'a hizmet etmek istiyorum. Bırakın çalışalım 25 sene Alex Ferguson gibi de burada bırakalım" dedi. Transfere de değinen Şota," Kesinlikle şampiyonluk yarışının içinde olmak istiyoruz. 2-3 transfer yapıp güçlenerek yolumuza devam edeceğiz. Forvet transferi de düşünüyoruz. Hemen fayda sağlayacak çok kaliteli bir oyuncu arıyoruz" diye konuştu. Trabzon'un hocası, rakiplerin Podolski ve Nani transferlerinin kendisini endişelendirmediğini de belirtirken "Hücum oynayacağız ve çok gol atmaya çalışacağız. Her yerde 1 numara olmaya çalışacağız" dedi.
Star

y