3 Temmuz 2015 Cuma

03.07.2015 Genel Gündem

GÜNDEM

Yakalama Kararı
Hakkâri Çukurca'da 28 Mayıs 2009 günü Han Tepe Bölgesi'ne düzenlenen operasyon sırasında 20'nci Jandarma Sınır Tugayı 8'inci Komando Bölüğü'ne bağlı 7 asker, mayına basarak şehit oldu. Genelkurmay Askeri Savcılığı, Tümgeneral Gürbüz Kaya ve Tuğgeneral Zeki Es'in de aralarında bulunduğu 6 sanık hakkında dava açtı. Genelkurmay Askeri Mahkemesi'ndeki yargılamada Tümgeneral Gürbüz Kaya, Bölük Komutanı Yüzbaşı Nurettin Altay, emekli Kurmay Albay Rıza Atilla Erdoğan ve Kurmay Albay Hakan Alaçam beraat etti. Mahkeme, mayın döşediği iddia edilen Uzman Çavuş Fatih Taylan Çeker'e 'emre itaatsizlikte ısrar'dan 4 ay hapis cezası verdi. Mahkeme daha sonra bu cezayı 3 ay 10 güne düşürdü ve erteledi. Mahkeme, mayın davasının bir numaralı sanığı Zeki Es'e ise 'Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüyle birlikte iki kişinin yaralanmasına neden olmak'tan 6 yıl 8 ay hapis cezası verdi. Temyiz incelemesini yapan Askeri Yargıtay 1'inci Dairesi, Es'e verilen cezayı onadı. 9 Temmuz 2014 tarihli kararda, Zeki Es'in Tuğgeneral rütbesinde, terörle mücadele etkin görev alan bir tugayın komutanı olduğu belirtilerek, "Sanığın, Ottawa Sözleşmesi'ne ilişkin yasaklamaları içeren emirlerden haberdar olmadığı iddiası inandırıcılıktan uzaktır" denildi. Askeri Yargıtay'ın onama kararından sonra Es'in cezaevine girmesi bekleniyordu. Ancak aradan geçen süreye rağmen Es'in teslim olmadığı ortaya çıktı. Bunun üzerine Askeri Savcılık Es hakkında yakalama kararı çıkarttı. Es'in avukatı Yurdakan Yıldız ise "Zeki Bey cezaevine girmedi, nerede olduğunu bilmiyorum" dedi. Yıldız, müvekkilinin adil yargılama hakkının ihlal edilmesi nedeniyle Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunduklarını ancak henüz görüşülmediğini söyledi.
Hürriyet 



'Utanç Müzesi Olana Kadar Biz Buradayız'
Sivas'a 2 Temmuz 1993 tarihinde, Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri kapsamında kente gelen davetlilerin konakladığı Madımak Oteli'nin ateşe verilmesi sonucu 33 aydın ve 2 otel görevlisi ile 2 eylemci olmak üzere toplam 37 kişinin öldüğü olayların 22'inci yılı binlerce kişinin katılımıyla anıldı. Alevi Dernekleri öncülüğünde çeşitli siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarından oluşan gruplar, Seyrantepe Mahallesi üzerinde toplandıktan sonra Ethembey Parkı önünde toplanarak yürüyüşe geçti. Yaklaşık 15 bin kişilik kortej 3 kilometrelik yürüyüş ardından kent meydanı üzerinden Atatürk Caddesi'ni izleyerek eski Madımak Oteli'nin bulunduğu bina önüne geldi. Ellerinde olayda yaşamını yitirenlerin fotoğraf, pankart ve dövizleri taşıyan grup, 'Sivas'ın ışığı sönmeyecek', 'Sivas'ın hesabı sorulacak' sloganları attı. Olayda yaşamını yitirenlerin aileleri ile milletvekilleri otel binasının önüne geldi. Burada bazı aileler içeriye girip anı köşesi önüne giderken, diğerleri tepki göstererek, bina 'Utanç Müzesi' yapılıncaya kadar içeri girmeyeceklerini söyledi. Bunun üzerine içeri girenler de dışarı çıktı. Madımak Oteli önündeki anma etkinliği saygı duruşu ile başladı. Olayda hayatını kaybedenlerin isimleri tek tek okundu. Kortejde bulananlar ise 'Burada' diyerek karşılık verdi.
Vatan


EKONOMİ

Gram Altın 102, 7159-100, 7874                        
ABD Doları 2, 6844-2, 6858/ Euro 2, 9746-2, 9813/İngiliz Sterlini 4, 1899-4, 1951                  


60 Milyon Euro İçin Değer Mi?
AB Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker'in bir kapalı toplantıda "Yunanistan masadan kalktığı 26 Haziran gecesi aramızdaki fark sadece 60 milyon Euro'ydu" dediğine ilişkin haber Atina'da şok etkisi yarattı. Politika haber sitesine göre Juncker, Avrupa Halkçı Partisi'nin medyaya kapalı bir toplantısında "Yunan tarafı anlaşmak istemiyordu. Son gün aramızdaki görüş ayrılığı sadece 60 milyon Euro içindi ve aniden masadan kalktılar" dedi. Haberi dün akşam saatlerine kadar hükümet de yalanlanmadı. Dün gün boyunca bazı haber siteleri ve TV kanalları bir yandan kapalı bankaları ve ATM'lerdeki kuyrukları gösterirken bir yandan da "60 milyon Euro için değer miydi?" sorusunu gündeme getirdi. Pazar günkü referandum öncesi halk 2. Dünya Savaşı'ndan sonraki süreçten bu yana ilk kez bu denli ikiye bölündü. Referandum ilanının yapıldığı cuma geceyarısından bir hafta sonra 'Nai-Evet' 'Oxi-Hayır' yanlıları, ülkenin yakın geçmişinde eşi görülmemiş şekilde birbirlerine 'biz ve öteki'ler gözüyle bakıyor. 'Hayır'cıların gözünde 'Evet'çiler 'kreditörlerin maşaları', 'Evet'çilerin gözünde 'Hayır'cılar ise, 'drahmiyi hazırlayan lobiciler.' Sosyologlara göre, bu kutuplaşmada Yunan halkının 41 yıl sonra ilk kez referandum için sandığa gidecek olmasının da etkisi var. Halkın iki cepheye ayrılması endişe verici bir fenomen. Referandum öncesindeki bu atmosferden dolayı Başbakan Aleksis Çipras dün "Milli beraberliğimizi gözbebeğimiz gibi korumalıyız" demek ihtiyacını hissetti. Yunanistan'da kamuoyu araştırmaları yayınlanmıyor. Bazı çevrelere göre bunun nedeni medya kuruluşlarının ödeyecek parası olmaması. Ancak Hürriyet, kamuoyu araştırmaları yapan kaynaklarla görüştü. Kaynaklar "Her gün her saat durum değişiyor. 'Evet' ile 'Hayır' dün itibariyle başabaş" dediler. BNP Paribas bankası adına yapılan ve medyaya sızan ankete göre 'Evet' geçen salıya kadar 4 puan önde idi. Başbakan Alekis Çipras dün gece Antena televizyonunda "Kreditörler ile anlaşmazlık noktaları az ama özdü" dedi. "Referandumda Hayır çıkması Avrupa'ya güçlü baskı demektir. "Hayır" ne kadar yüksek çıkarsa o kadar iyi anlaşma sağlayacağız" diyen Çipras "Referandumdan 48 saat sonra anlaşma sağlanacağını tahmin ettiğini" söyledi ve "Hayır"ın Avrupa'da deprem yaratacağını öne sürdü. Savunma Bakanı Panos Kammenos'un Çipras'ın yanında "Yaşadığımız bu zor saatlerde, silahlı kuvvetlerimiz, ülke içinde istikrarın teminatıdır" demesi büyük tepki yarattı. Haber siteleri, bu açıklamayı 'Şok ve korku', 'Kammenos ne demek istiyor' ve 'Tedirginlik yaratan açıklama' başlıklarıyla duyurdu. Kammenos dün akşam açıklamasını yumuşatmaya çalıştı.
Hürriyet

Zirvede 'Seçim' Endişesi
Türkiye'nin dönem başkanlığını yaptığı G20 bünyesindeki B-20'nin dönem başkanlığını yapan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, dönem başkanlığını Türkiye'ye doğrudan yabancı yatırımcı çekmek için fırsata çevirmeye çalıştıklarını söyledi. "Davos işin sosyetesi" diyerek iş dünyasını B20 etkinliklerine davet eden Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin 14-15 Kasım'da G20 zirvesine ev sahipliği yapacağına işaret ederek bir hükümet kurulmazsa erken seçimin aynı döneme denk geleceğine dikkat çekti. Dünyanın önde gelen yaklaşık 20 işadamı ve ekonomisti ile birlikte Londra'da Galler Prensi Charles'ın ev sahipliğini yaptığı "Sürdürülebilir Gelişme ve Altyapı Finansmanı" toplantısına katılan Hisarcıklıoğlu, B20 dönem başkanlığı çerçevesinde attıkları adımları Hürriyet'e anlattı. B20 platformunda ABD ve Avrupalıların çok etkili olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, Türkiye'deki şirketlerin küreselleşmek zorunda olduğunu anlattı. Küresel şirket sayısının bir elin parmaklarını geçmeyeceğini anlatan Hisarcıklıoğlu, "Davos'a gidiyorlar ama Davos işin sosyetesi. Uluslararası alanda iş yapacak şirketler B-20'de yok. Oysa G20 aracılığıyla hükümetlere doğrudan ulaşmayı sağlayan, parlamentoları etkileyebilen bir platform. Şirketler, sadece Ankara'yı etkilemeyi bırakıp küresel düşünmeliler" diye konuştu. Dönem Başkanı olduktan sonra 5 kıtada 13 toplantı organize ettiklerini vurgulayan Hisarcıklıoğlu şöyle konuştu: "Amaç büyük şirketlerinin, dünya devlerinin CEO'larını Türkiye'ye getirmek. Türkiye'yi bir yatırım alanı olarak tanıtmak. 20-25 milyar dolar olan yabancı yatırım 10-15 milyar dolara geriledi. İşsizlik bu nedenle arttı. Doğrudan yabancı yatırımlar ne kadar azsa istikrarsızlık o kadar artıyor. Dış risklere karşı daha dayanıklı olmak için daha çok yatırım çekmeliyiz." Türkiye'deki siyasi ortamı da değerlendiren Hisarcıklıoğlu, siyasi tablodan bir hükümet çıkmasının önemine işaret ederken, "Bugünlerde erken seçim konuşuluyor. Bir hükümet kurulmazsa ve seçime gidilirse o seçim kasım ortalarında olacak gibi görünüyor. Ancak Türkiye 14-15 Kasım'da Antalya'da G20 Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne ev sahipliği yapıyor. Dünya liderleri burada, dünya ekonomisinin yüzde 85'inin temsilcisi buraya geliyor ve sen buna değil, seçime odaklanıyorsun. Bu zirveye geçici bir hükümetle ev sahipliği yapmak iyi olmaz."
Hürriyet

Cep'e Tablete Zam, Yerliye Selam
Cep telefonunda uzun zamandır konuşulan ancak seçimler nedeniyle ertelenen ithalata vergi tartışması yeniden gündeme geldi. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, gelecek ay gümrük vergilerinde özel tedbirler alınacağını açıkladı. Zeybekci, "Cep telefonu, tablet bilgisayar gibi ürünlere ilişkin vergilerde düzenleme olacak" dedi. Zeybekci, gelecek bir-iki ay içerisinde çok önemli sektör gruplarının da özel tedbirle karşılaşacağını ifade etti. Zeybekci, "Özellikle elektrik-elektronik, cep telefonu, tablet gibi ürün gruplarında uygulamayı göreceğiz. Bu ürünlerde yerli üretimi koruma adına böyle adımlar atılacak" diye konuştu. Zeybekci, yapılanın bir vergilendirme olmadığının da altını çizerek, "Bu içerideki üretimi teşvik eden, rekabet gücünü artıran bir uygulama. Cep telefonlarını yerli üretime aldığınız zaman daha cazip hale getiren, onu vatandaşımızın kullanımına daha ucuz sunan bir uygulama. Üçüncü ülkelerden bahsediyorum, yerli üretimi engelleyen, Türkiye'ye cep telefonu, tablet, gerekse bazı bilgisayar ve iletişim cihazlarında Türkiye'ye ihracat yapmaları kaydıyla verilen destekler ve teşvikler var. Türkiye'deki üretimin canlanması, alternatif hale gelmesini engelleyici noktada verdikleri destekler var. Yaptıkları destekleri ülkeye giren haksız rekabetin üzerine vergi olarak koyuyoruz ve ürün fiyatlarında Türkiye'de bunun üretilmesini sağlayacak cazibeyi sağlamaya çalışıyoruz" açıklamasını yaptı.
Milliyet

'Borç İçin İmza Atacağıma Kolumu Keserim'
Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varufakis, Yunanistan'ı kurtarma programının tarihte uluslararası düzeyde en büyük başarısızlık olduğunu savunarak, "Borcun yeniden düzenlenmesini kapsamayan bir anlaşmayı imzalamaktansa kolumu kesmeyi tercih ederim" dedi. Bloomberg televizyonuna konuşan Varufakis, Yunan Başbakan Aleksis Çipras gibi, pazar günü alacaklıların şartlarının oylanacağı referandumda 'evet' çıkarsa istifa edeceğini söyledi. Sandıktan 'hayır' çıkmasını beklediğini belirten Varufakis, bu durumda müzakerelerin süreceğini, bir anlaşma olacağını ancak bu anlaşmanın alacaklıların önerdiğinden farklı olacağını iddia etti. 5 Temmuz'daki referanduma kadar bankaların kapandığı Yunanistan'da ATM'lerden çekilebilen paranın 60 euro ile sınırlandırıldı. Varufakis 60 euro almak için kuyrukta bekleyip beklemediğine ilişkin bir soru üzerine, eşiyle çok yoğun olduklarını ve bir toplantıdan ötekine koştuklarını belirterek, "Bunu kişiselleştirmeyelim. Bunu yapmayan belki tek Yunan biziz. Son zamanlarda çok kısıtlı bir yaşam sürüyoruz" dedi. Dayanışma adına kuyrağa girip girmeyeceği sorulan Yanis Varufakis, konuyu değerlendireceğini söyledi.
Milliyet

E-Arşiv Fatura İle Fatura Ve Posta Ücreti Kasada Kalacak
Ekonomi alanında uzun süre gündemde kalması beklenen ve e-dönüşümün bir parçası olan E-Arşiv Fatura uygulaması; denetim, tasarruf, işlem hızlılığı ve hızlı bilgi akışını beraberinde getiriyor. Maliye Bakanlığı'nın önemli miktarda tasarruf edilmesini öngördüğü uygulamanın özellikle internet üzerinden satış yapan şirketlerin iş yapış şekillerini değiştirmesi bekleniyor. 2014 yılı cirosu 5 milyon TL ve üzerinde olan e-ticaret siteleri, 1 Ocak 2016 tarihine kadar e-Arşiv Fatura uygulamasına geçmek zorunda. E-dönüşümün öncü kurumu TÜRKKEP, Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) Denetim ve Uyum Yönetimi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen izin doğrultusunda e-Arşiv Fatura hizmeti sunmaya başlayarak e-dönüşüme katkı sağlıyor. Başvuru belgelerinin ve GİB sisteminde tutulan kayıtların uygunluğu neticesinde, 'e-Arşiv Özel Entegrasyon Test Planı'nda yer alan testleri başarılı şekilde tamamlayan TÜRKKEP, servisleri arasına E-Arşiv Fatura hizmetini de eklemiş bulunuyor. E-Fatura ve e-Defter ile birlikte E-Arşiv Fatura uygulamasının; denetim, tasarruf, işlem hızlılığı, verimlilik ve daha hızlı bilgi akışını beraberinde getirmesi bekleniyor. 2014 yılı cirosu 5 milyon TL ve üzerinde olan e-ticaret siteleri, 1 Ocak 2016 tarihine kadar e-Arşiv Fatura uygulamasına geçmek zorunda. Bu tarihten önce e-Fatura, e-Arşiv Fatura başvurularını ve fiili geçiş hazırlıklarını tamamlamaları gerekiyor. EFatura mükelleflerinden gönüllü olarak e-Arşiv Fatura göndermek isteyenler ve gönüllü olarak e-Faturaya geçerek e-Arşiv Fatura düzenlemek isteyenler bu uygulamadan faydalanabiliyor. Faturaları 10 yıl boyunca fiziki ortamda saklamak zorunda olan işletmeler, GİB tarafından tebliğ edilen 433 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile tüm faturalarını elektronik ortamda muhafaza edebiliyorlar. Kurumlar, kâğıt fatura basımı, postalanması ve arşivlenmesi gibi gider kalemlerinden kurtuluyorlar.
Star

4.5 Milyar Dolarlık Kaynak Stop Etti
ABD ihracat ve ithalat bankası Eximbank, Kongre'deki Cumhuriyetçilerin 30 Haziran'da dolan yetki yasasını yenilememeleri nedeniyle çalışmayı durdurdu. Banka, 2010-2014 yılları arasında ABD'den ithalat yapan Türk Hava Yolları, Pegasus, Star Rafineri gibi Türk şirketlere 4 milyar 480 milyon dolar değerinde destekte bulunmuştu. Al Monitor'ün haberine göre, Banka tarafından Ortadoğu'da son dört yılda yapılan en büyük üç desteği Türkiye alırken, Körfez ülkeleri de bankanın faaliyetlerini durdurması nedeniyle büyük zorluklar yaşayacak. Bankanın son dört yıla ait performans raporları, bankanın en fazla destek verdiği şirketleri de detaylandırıyor. Buna göre Türk şirketleri en çok Cumhuriyetçileri rahatsız eden Boeing ve General Electric gibi firmalardan yapacakları alımlar için destekler aldı. Türk Hava Yolları, Güneş Ekspres Havacılık ve Pegasus, havacılık şirketi Boeing'ten yapacakları alımlar için 3 milyar 196 milyon değerinde teminat, borç ve destek aldı. Star Rafineri ise petrol ve doğalgaz alanındaki çalışmaları için EximBank'tan 641 milyon dolar değerinde destek elde etti. Türkiye'den çeşitli enerji üretim ve dağıtım şirketleri de General Electric'ten yaptıkları çeşitli ithalatlar için yardımlar aldı.
Vatan

DÜNYA

Ortadoğu'da Başka Erdoğanlar İyi Olur
İsrail'in 2009-2013 arasında Washington Büyükelçiliği görevini üstlenen Michael Oren'ın, büyükelçiliği döneminde yaşadığı olayları ele aldığı, geçen hafta çıkan kitabı "Müttefik" (Ally), Türkiye ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hakkında da çarpıcı bilgiler içeriyor. Gezi olaylarından yaklaşık bir yıl önce Obama ve Netanyahu arasında geçtiği öne sürülen konuşmaya dair Hürriyet'e bir açıklama yapan ABD Ulusal Güvenlik Sözcüsü Mark Stroh, Obama'ya atfedilen bu sözleri doğrudan yalanlamadı. Beyaz Saray, Oren'in kitabını satmaya çalışan bir politikacı olduğunu hatırlatıyor. ABD Başkanı Barack Obama'yı Filistin davasına sahip çıkmak ve İsrail'in güvenliği pahasına İran'la bir nükleer anlaşma yapmaya çalışmakla suçlayan kitap ABD'nin de tepkisini çekiyor. İsrail'de Kulanu (Hepimiz) Partisi'nden milletvekili seçilen Oren, kitabında, 31 Mayıs 2010'da İsrailli komandoların uluslararası sularda gerçekleştirdiği bir baskınla dokuz kişinin ölümüne neden olan Mavi Marmara olayı ve Türkiye-İsrail ilişkilerinde sonrasında yaşananlara dair ayrıntıları aktarıyor: "ABD'nin iyi niyet gösterisi de Türk-İsrail ilişkilerindeki gerilemeyi yavaşlatamamıştı. AB'ye kabul edilme konusunda yıllar süren başarısız isteklerin ardından Türkiye, İsrail'le olan dostluk bağlarını engelleyen stratejik bir yönelimle Ortadoğu ve İslami köklerine dönmüştü. (…) Bunların hiçbiri (2010-2014 arası Türkiye'nin Washington Büyükelçisi) Namık Tan ve beni beraber çalışıp bir yeni bir gelişme ummaktan alıkoymadı. Bu umutlar, 22 Mayıs'ta (2010) Mavi Marmara'nın İstanbul'daki beş protesto gemisiyle buluşmasında azaldı. Gazze'deki Hamas yetkilileri filoyu karşılamak için büyük bir çadır kurmuşlardı. İki gün sonra Büyükelçi Tan'dan şaşırtıcı bir telefon aldım. "Filo İsrail'in Aşdod limanına yanaşabilir mi" dedi. "Kızılay'ın temsilcileri orada buluşup insani yardımları alıp Gazze'ye transfer edebilirler mi?" İsrail hükümeti kabul etti. Ama Tan, 40 saat içinde yeniden telefon etti. Erdoğan'ın anlaşmadan vazgeçtiğini söyledi. Filo, planlandığı şekilde ilerleyecekti. (…) Beni şaşırtmasa da ABD yönetiminin filoya gösterdiği reaksiyonu hayal kırıklığıyla karşıladım Ve özel kuvvetlerimiz kendilerini savunmak için öyle davranmış olsalar da, kesin olan, Mavi Marmara'da bir şey yanlış gitti. (…) Geleneksel öğlen yemeğinde (5 Mart 2012'de Obama ve Netanyahu arasında Beyaz Saray'da gerçekleşen toplantı), İsrail ekibi ılımlı Suriye muhalefeti için daha fazla ABD yardımına ve Mısır'daki Müslüman Kardeşler için daha az destek sunulmasına ihtiyaç olduğunu söyledi. Obama da 2010'daki filo olayı nedeniyle İsrail'in Türkiye'den özür dilemesi isteğini tekrar dile getirdi. Obama Türkiye'nin güçlü lideri için "O 16'ncı yüzyılda yaşamıyor. Ortadoğu'da bir sürü başka Erdoğanlar olması iyi olur" dedi."
Hürriyet

Pilot: Yanlış Pedalıçektim
Tayvan'da şubat ayında 43 kişinin ölümüne yol açan uçak kazasının pilot hatasından kaynaklandığı ortaya çıktı. Yerleşim birimleri ve otoyola teğet geçerek nehre düşen uçağın pilotunun, yanlış pedalı çekerek uçağın motorlarından birini durdurduğu anlaşıldı. Karakutularda pilotun bunu geç fark ettiği ve son sözlerinin "yanlış taraftaki pedalı çekmişim" dediği açıklandı. 41 yaşındaki kaptan pilot liao Jian-Zong da ölenler arasındaydı.
Türkiye

Işıd, Mısır'da İlk Kez Toprak Elde Etti
Sina'da, IŞİD terör örgütünün Mısır kolunun önceki gün başlattığı ve çoğu asker en az 70 kişinin ölümüne sebep olan koordineli saldırıların boyutu büyüyor. Suriye, Irak ve Libya'da toprak kazanımları elde eden IŞİD, ilk kez Mısır'da bir kasabanın kontrolünü ele geçirdi. Gelişmeler hakkında ilk resmi açıklamayı yapan Başbakan İbrahim Mehleb, Mısır'ın 'resmen savaş halinde olduğunu' söyledi. Ordudan yapılan açıklamada ise, "Silahlı kuvvetler, teröre karşı acımasız bir savaş yürütmektedir. Bu kara terörü kökünden sökmek için gereken tüm istek ve kararlılığa sahibiz. Sina terörden temizlenene kadar durmayacağız" denildi. Mısır ordusu, başarılı bir operasyonla militanların püskürtüldüğünü duyursa da bölgeden gelen haberler aksini gösterdi. Yerel gazeteciler ve bölge sakinlerinin aktardıklarına göre, IŞİD militanları Sina'daki Bedevi kasabası Şeyh Zuveyd'i ele geçirdi. Yollara mayın döşeyen militanların Mısır güçlerinin yaklaşmasını engellediği belirtildi. Güvenlik güçleri ile militanlar arasındaki çatışmalar sürerken, IŞİD'in kısa bir süre içerisinde Sina'daki bir diğer kasaba olan El Ariş'i de ele geçirebileceğinden endişe ediliyor. Kasaba sakinleri El Ariş ile Şeyh Zuveyd arasındaki yolun bloke olduğunu, çatışmalar sonucunda çok sayıda sivilin öldüğünü aktarıyor. Bir jandarma albayının AFP'ye yaptığı açıklamaya göre, militanlar Şeyh Zuveyd'de çatılara çıkarak karakola roket güdümlü el bombaları atmaya başladı. Kent sakini Ayman Mohsen yaşananları "Saatler boyunca militanlar ellerini kollarını sallyarak sokaklarda dolaşıp mayın döşedi. Zuhour'daki ordu kampına roket güdümlü el bombaları ve mermi yağdırdılar" şeklinde anlattı. Daily News Egypt'e konuşan Albay Muhammed Soliman, kasabanın düştüğünü reddederken telefonla yaptığı açıklamada, "Kuşatma altındayız, militanlar kentin içine girmiş değil. Kent militanların eline düşseydi sizinle konuşamazdım" ifadesinde bulundu. Ancak Sina merkezli gazeteci Mustafa Singer ise "Şeyh Zuveyd'in güvenlik güçlerinin kontrolünden çıktığını" belirtti. Singer'e göre, karakol ve üslerde sıkışmış durumda olan güvenlik güçleri merkezden destek talebinde bulundu. Ancak kentin etrafına mayınlar döşendiğini hatırlatan Singer, önceki gece saat 02.00 sularında yapılan son çağrıya rağmen ek birliklerin gelmediğini aktardı. Mısır'da Bedevi yerleşimlerinin bulunduğu çöl bölgesi Sina'da, Müslüman Kardeşler kökenli Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin 2013 yılında darbeyle görevden alınmasının ardından, radikal İslamcı gruplar askeri hedeflere saldırılarını artırmıştı. Ensar Beyt el-Makdis adlı bir grup IŞİD'e bağlılık bildirerek "Sina Devleti" adını almıştı.
Milliyet

230 Milyon Çocuk Çatışma Bölgelerinde Büyüyor
Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu'nun (UNICEF) 2015 yılı raporuna göre, şu an yaklaşık 230 milyon çocuk silahlı çatışmanın yaşandığı bir bölgede büyüyor. 21 milyon çocuk ise Suriye, Irak, Güney Sudan, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Yemen'de savaş ve çatışmalardan etkilenmiş durumda. "Cepheler Arasındaki Çocukluk" adını taşıyan rapora göre, dünyada her 10 çocuktan biri silahlı çatışmaların yaşandığı bir bölgede hayatını sürdürüyor. Bu rakam da 230 milyon çocuk anlamına geliyor. Raporda çocuklara karşı işlenen suçların 'korkunç' boyutlara ulaştığı, IŞİD ve Boko Haram gibi radikal İslamcı terör örgütlerinin uluslararası toplumun dikkatini çekme adına çocuklara yönelik bilinçli ve sürekli hak ihlallerinde bulundukları vurgulanıyor. Raporda, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana hiç bu kadar çok çocuğun başka ülkelere sığınmak zorunda kalmadığı aktarılıyor. UNICEF çocuklar için 3 milyar dolar yardıma ihtiyaç olduğunu ve bunun bir rekor olduğunu belirtiyor. Yardım için ihtiyaç duyulan 3 milyar doların üçte ikisinin diğer ülkelerden, geri kalanının ise bağışçılardan sağlanması hedefleniyor.
Milliyet

Cunta Raydan Çıktı
Mısır'daki cunta rejimine bağlı güçlerin başkent Kahire'nin batısında yer alan 6 Ekim semtinde bir eve düzenlediği silahlı baskında öldürülen İhvan üyesinin sayısı 13 oldu. İhvan saldırı ile ilgili açıklamasında, darbe rejimine karşı mücadelenin kendileri açısından farklı bir boyut kazandığını ima etti. İhvan "Liderlerimize yapılan suikast eylemleri, ülkeyi, zulüm görenlerin öfkesinin kontrol altına alınamayacağı yeni ve tehlikeli bir aşamaya götürüyor ve bu saldırı bir dönüm noktası" denildi. İhvan'ın internet sitesinde yayımlanan açıklamada, "Tüm dünya, Sisi'nin Mısır'ı sürüklediği bu durumdan sorumludur. Bu suikast eylemi, Mısır'daki durumu sabote edecek çok tehlikeli bir durum oluşturuyor. Tüm dünyayı bundan sorumlu tutuyoruz" denildi. Açıklamada ayrıca "Sisi toplu katliamlar yapmakla yetinmedi, onurlu insanların evlerine baskın düzenlemeye başladı" ifadeleri kullanıldı. Sina'da DEAŞ tarafından yapılan saldırılardan Mısır ordusunun ve darbe yönetiminin sorumlu olduğu iddia edildi. Mısır yönetimine yakın El Vatan gazetesi, eve düzenlenen silahlı baskını doğruladı. Darbe yönetimi ise, öldürülen 13 İhvan liderinin güvenlik güçlerine karşı silahlarla karşılık verdiğini öne sürdü. Mısır'daki İhvan'ın sözcüsü Muhammed Muntaser ise, darbe yönetiminin iddialarını yalanlayarak, 6 Ekim semtinde toplanan 13 İhvan liderinin hiçbir silah taşımadıklarını ve hapishanelerde haksız suçlamalarla tutuklananların ailelerine Ramazan ayı kapsamında yardım kampanyası düzenlemek amacıyla toplandıklarını savundu. Muntaser öldürülen kişilerin daha önce hapishanelerde bulunan tutukluların ailelerine yardım etmek amacıyla bir heyet kurduklarını ve bu kapsamda çalışmalara başladıklarını söyledi. İstanbul'da bulunan İhvan yöneticisi Abdulsettar Kasim ise öldürülenlerin arasında eski parlamento üyelerinin, tutuklanan İhvan üyelerini mahkemelerde savunan avukatların bulunduğunu dile getirdi. Ölenler arasında eski parlamento üyesi ve İhvan teşkilatının avukatı olarak tanınan Naser Hafi de bulunuyor. Kasim, söz konusu silahlı baskının, askeri darbe yönetiminin İhvan'a düzenlediği saldırılarının kapsamında yapıldığını, amacının teşkilata darbe indirmek olduğunu savundu. Mısır'daki cunta hükümeti İhvan'a yönelik saldırıları artıracağı düşünülen 'sözde' teröre karşı mücadele kanun tasarısını onadı. Düzenlediği askeri darbenin ardından Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan Sisi, Başsavcı Hişam Barakat'ın suikastle öldürülmesinin ardından teröre karşı birtakım tedbirlerin alınmasını istemişti. Kanun, Bakanlar Kurulu'nun ardından "Cezaların hızlı şekilde verilmesi ve adaletin sağlanması amacıyla terörist gruplar için caydırıcı olacak bazı önlemler alındı. Bu kapsamda terörle mücadele kanun tasarısı onaylandı" açıklamasıyla duyuruldu.
Star

Obama'dan Kürtlere Ağır Silah Ambargosu
İngiliz Daily Telegraph gazetesi, Washington yönetiminin, Arap müttefiklerinin Irak'ta Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) militanlarına karşı savaşan peşmerge güçlerine doğrudan ağır silah göndermesini engellediğini iddia etti. Gazetenin dün manşetinde yer alan, savunma editörü Con Caughlin imzalı haberde, ABD liderliğindeki uluslararası koalisyona destek veren Arap ülkelerinin IŞİD'le daha etkin mücadeleye yönelik planlar çerçevesinde Kürt güçlerine ağır silah göndermek istedikleri ve bu konuda ABD Başkanı Barack Obama'yla görüştükleri belirtildi. Gazeteye konuşan Arap yetkililer, müttefiklerin tüm çabalarına karşın Obama'yı ikna girişimlerinin başarısız olduğunu söyledi. Haberde Beyaz Saray'ın silah yardımlarının Bağdat'taki merkezi hükümet üzerinden yapılmasını istediği, bu nedenle peşmergeye doğrudan yardıma karşı çıktığı kaydedildi.Gazete peşmerge güçlerinin, Suriye'deki Kürtlerin desteğiyle IŞİD'i Erbil'den uzaklaştırdığını ve Irak'ın kuzeydoğusunda kontrolü yeniden sağladığını hatırlattı. Haber şöyle devam ediyor: "Ancak bunu eldeki derme çatma silahlarla yapıyorlar. Birkaç Avrupa ülkesi de Kürtler için milyonlarca Sterlin değerinde silah satın aldı, onları silahlandırmak istedi. Ancak IŞİD'e karşı askeri operasyonları yöneten Amerikalı komutanlar silah transferini engelliyor." Haberde Beyaz Saray'ın tüm itirazlarına karşın en az bir Arap ülkesinin peşmergeye silah göndermeyi planladığı vurgulandı, ancak bu ülkenin adı verilmedi.
Vatan

POLİTİKA

'Koalisyon İki Partiye De Yarar'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Kanal 7 televizyonunda özetle şunları söyledi: (Meclis başkanlığı seçimi MHP ile koalisyonun işaret fişeği mi?) Hiçbir parti iç işine karışmadık, kendimize güvendik. Diğer partilerle hiçbir temas olmadı. CHP, kendi dışında tüm partilerin iç işine karıştı. MHP, tüm kapıları kapattı, o da rol biçti. HDP savaş retoriğini terk etmedi. Baykal'ın Cumhurbaşkanı ile görüşmesi üzerine spekülasyonlar yapıldı. Baykal'a da biz kendi adayımızı destekleyeceğiz dedim. Meclis başkanlığı ve koalisyon süreçleri ayrıdır. MHP bize destek de olmadı. Kendi başarısızlıklarını kimse başka partiye yüklemesin. MHP'nin mesajı bize değil CHP'ye idi. 'Siz de Ekmeleddin Bey'e destek verin' mesajı ilettiler, . HDP, 50 oy verdik dedi, neden 50 oy, 259 oluyor bizi geçeceklerdi. (Erken seçim mi, koalisyon mu?) Erken seçime gitmek için başlarsanız yola başarılı olamazsınız. Kimle hangi zamanda hangi ilkeler çerçevesinde olur bunlar zaman konusu. Millet bize hükümet kur dedi. Konuşuruz, uzlaşı meselesidir. Uzlaşamazsak gerekçesi biz olmayız. (Cumhurbaşkanı koalisyonla ilgili görüşünü paylaştı mı?) Her konuyu görüşürüz, kanaatlerini beyan etmiştir. Nihayetinde Cumhurbaşkanıdır. Koalisyon görüşmelerinin bir unsuru değildir. (Bakanlıkların paylaşılması) Koalisyonu güç paylaşımı olarak görmemek lazım, o ikinci aşama. Neleri öncelik olarak alacağınızın tespiti lazım. Önce ilkesel çerçeve sonra adalet esasına dayalı güç paylaşımı. Dönüşümlü Başbakanlık, yüzde 50- 50 bakanlık dağılımı kusura bakmasınlar, matematiğe mantığa aykırı. Milletin vermediği hiçbir şeyi biz vermeyiz. Uzlaşmacıyız diye koalisyona muhtaç değiliz, en az muhtaç olan biziz. (MHP mi CHP mi? Camii cemaatinin CHP'ye sıcak bakmadığı iddiaları var) Camii cemaatini karıştırmamak lazım. Her partiden mensup olur. Öyle kaygımız yok. Şu anda temel kaygımız hükümetsiz durumdan çıkarmak. İyi işlerse koalisyon iki partiye de yarar. İki parti de istifade eder. Olumsuz olursa sorumlusu kim diye bakar millet. (Onlar istiyor mu Ak Parti ile sizce?) Ya CHP ya MHP, diğer alternatifleri birer birer tükettiler, biz görüşmeden tükettiler. 45 günlük süre var. Süreden ziyade hayır önemli. Bayrama yetişeceğiz diye acele etmeyiz. Yavaş gitmek de acele etmek de doğru değil. (Suriye'deki gelişmeler) Sınırda belli yapıların oluşmasına da izin vermeyiz. Kürt koridoru bağlamında söylemiyorum. Kürtler söz konusu olduğunda ayrıştırıcı dili kabul etmem ama PKK ve PYD arasındaki ilişkiyi alırsak Türkiye'yi tehdit ederse kayıtsız kalmayız. DEAŞ'e de kayıtsız kalmayız. PYD en başında itibaren DEAŞ ile yan yana yaşadılar. 28-30 Mayıs arasında Suriye rejimi Haseke'de DEAŞ ile bir araya gelerek ılımlı muhalefete karşı anlaşmaya vardılar. Sınır hattında belli tedbirler aldığımız doğrudur. Zaten tezkere geçen sene çıktı. Önce DEAŞ, sonra rejim ve tehdit niteliği olursa PYD ve her türlü gelişmeye karşı hazırlıklarımızı sürdürdük. Türkiye'ye yönelik güvenlik saldırısı olursa yarını da beklemeyiz 1 dakika sonra karşılığını veririz.
Milliyet

Masayı Deviren Taraf Olmayız
CHP yönetiminin, TBMM Başkanlığı seçiminde Ak Parti'nin adayı İsmet Yılmaz'ın ipi göğüslemesinden dolayı hayal kırıklığı yaşadığı belirtiliyor ancak bu durumun, 7 Temmuz Salı günü başlaması öngörülen hükümet kurma görüşmelerinde partinin tutumunu değiştirmeyeceğinin altı çiziliyor. Alınan bilgilere göre, CHP kurmayları, CHP'nin içinde bulunduğu bir koalisyon olasılığının azaldığını değerlendiriyor ancak koalisyon görüşmelerinde, şimdiye kadar takınılanı yapıcı tavrın sürdürülmeye devam edileceğine işaret ediyor. Kulislere göre, parti yönetimi koalisyon müzakerelerini, "14 ilkemiz çerçevesinde müzakerelerimizi gerçekleştireceğiz. Görüşmelerde masayı deviren taraf olmayacağız. Çözümsüzlüğün adresi olmayız" ilkesi etrafında yürütecek. Öte yandan parti içinde hükümet kurma görevi Başbakan Ahmet Davutoğlu'ndayken, bir Ak Parti-CHP koalisyonu kurulmasının olasılığının çok düşük olduğu, ancak görev Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na geldiğinde görüşmelerin seyrinin değişebileceğine inanan bir grup da bulunuyor. CHP'de, seçim yenilgisini değerlendiren bir grubun Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın yanlış tercih olduğunu, MHP'den oy alamayacağı bilinmesine karşın aday yapılmasını eleştirdiği öğrenildi. Bu tezi dillendiren grup, Baykal isminin Ağustos 2014'teki Cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde MHP'ye iletildiği, ancak MHP'den gelen, "oy vermeyiz" yanıtı üzerine adayın değiştirildiği iddiasını gündeme getiriyor. Ancak, parti içinde Kılıçdaroğlu'nun da aralarında bulunduğu bir grup ise, aday tercihinin seçim yenilgisinde etkili olmadığını, MHP'nin kim aday olursa olsun böyle bir tavır takınacağına işaret ediyor.
Milliyet
'Kimsenin Aklına İhtiyacımız Yok'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli TBMM Başkanlığı seçiminin son turunda 'geçersiz' oy kullandırarak Ak Parti'li İsmet Yılmaz'a Meclis başkanlığı yolunu açtığı yorumlarına yazılı bir açıklamayla yanıt verdi. Bahçeli şunları söyledi: "Ne ibretliktir ki, HDP'yi yok saymamızdan rahatsız olanlar bizi eleştiri yağmuruna tutmaktadır. Herkes meşrebine ve mayasına uygun konuşmaktadır. Ekranlarda, gazete köşelerinde, uzatılan mikrofonlarda bize demokrasi dersi vermeye cüret edenler önce vicdan, aidiyet ve ahlak imtihanından geçmeyi denemelidir. Bizim kimsenin aklına ihtiyacımız yoktur. Şimdi kalkıp bayrağa sarılı şehit naaşlarını, hıçkıra hıçkıra ağlayan şehit analarını, bir uzvunu kaybetmiş muhterem gazilerimizi unutalım mı? Emzikli bebeklerin vücutlarında açılan kurşun deliklerini aklımızdan çıkaralım mı? Köy ve karakol baskınlarını, yol kesmeleri, pusu kurmaları, mayınlı saldırıları olan olmuş bir kere diyerek hafızamızdan silelim mi?"
Vatan

SPOR

Transferde bir süredir sessiz kalan Galatasaray bombaları art arda patlattı.. Fransız Lionel Carole'nin işini bitiren Cim-Bom uzun süredir üzerinde çalıştığı ve geçtiğimiz günlerde anlaşma sağladığı Lukas Podolski'yi de bugün KAP'a bildirecek. Sarı-kırmızılı ekip Podolski'nin transferi için İngiliz kulübü Arsenal'a bonservis olarak 2.5 milyon euro ödeyecek. 3 yıllık anlaşma sağlanan 30 yaşındaki futbolcu her sezon için net 3.2 milyon euro kazanacak. Podolski'ye ayrıca maç başı ve başarı bonusları da verilecek. Antalya'da tatilini sürdüren Podolski Istanbul'a gelip sağlık kontrolünden geçtikten sonra Galatasaray'ın Avusturya'daki kampına katılacak. Alman golcünün menajeri Nassim Touihri de Podolski'nin Arsenal'den ayrılacağını doğrularken, ''Wenger ile oldukça düzgün bir görüşme gerçekleştirdik. Lukas'ı kadroda tutmak istedi ancak oynama garantisi vermedi. Biz de bu nedenle değişiklik konusunda anlaştık'' ifadelerini kullandı. Galatasaray Podolski'nin dışında Fransa'dan bir de sol bek kadrosuna kattı. Teknik direktör Hamza Hamzaoğlu'nun istedigi Lionel Carole'nin de işi bitirildi. Cim-Bom 24 yaşındaki Fransız sol bek için Troyes Kulübü'ne 1.5 milyon euro bonservis bedeli ödeyecek. Galatasaray genç sol bek ile de 700 bin euro garanti ücret karşılığında el sıkıştı. Genç futbolcu ile 4 yıllık anlaşma yapıldığı bildirildi. Fransa Ligue 2 ekiplerinden Troyes da Lionel Carole transferi için Galatasaray ile anlaşmaya vardıklarını duyurdu. Kulübün resmi internet sitesinden yapılan açıklamada, "Galatasaray ile Troyes, Carole için anlaşmaya vardı. Oyuncu önümüzdeki günlerde sağlık kontrolünden geçecek" cümleleri kullanıldı.
Milliyet

Beşiktaş'ta forvet arayışları kapsamında sona gelinen Mitroglou transferinde yönetimde kriz çıktı. Başkan Fikret Orman'ın geçen sezondan beri takımda görmek istediği Yunan golcünün transferine karşı çıkan yöneticiler olduğundan görüşmelerde pürüz çıktı. Siyah-Beyazlılar, geçen sezonu Olympiakos'ta kiralık olarak geçiren 28 yaşındaki golcüyle senelik 2 milyon euro karşılığında anlaşma sağlamıştı. İkinci Başkan Ahmet Nur Çebi, konuya ilgili şunları söyledi: "Demba Ba'nın yerine orayı dolduracak ve O'nu aratmayacak bir oyuncu bakıyoruz. En az Demba Ba kalitesinde bir oyuncu almalıyız. İnişleri çıkışları olan değil, sürekliliği olan bir forvet almalıyız. Bu yüzden de santrfor işi biraz uzayabilir. Kostas Mitroglou konusunda ise yönetim içinde ve teknik kadroda fikir ayrılıkları var. Tam bir karar vermedik. Farklı alternatiflere de bakıyoruz." Çebi, "Geldiğimiz nokta gösteriyor ki, iki yıldır yaptığımız planlamalar büyük ölçüde doğru çıktı. Siz hiç yıllardır bu kadar çok futbolcuya sürekli tekliflerin geldiğini gördünüz mü? Ve hala da teklifler geliyor. Hepsini kabul etmemiz mümkün değil. O zaman takımı yeniden kurmamız gerekir. Demba Ba ve Atınç gitti. Artık Ersan dışında başkası gitmez" dedi.
Star

Fener bir bomba daha patlattı; Portekizli kanat oyuncusu Nani'nin transferini bitirdi. Sarı-Lacivertliler dün gece resmi siteden "Fenerbahçe Futbol AŞ, Nani'nin transferi için kulübü ve kendisi ile görüşmelere başlandığını bildirdi. Nani, 5 Temmuz Pazar günü İstanbul'a gelecek, sağlık kontrolünden geçecek ve görüşmeler İstanbul'da devam edecek" açıklamasını yayınladı. Nani ile 4 yıllık sözleşme imzalayacak olan Fener, primler hariç Portekizli yıldıza sezon başı 3.6 milyon euro garanti para ödeyecek. 28 yaşındaki yıldız, maç başı 20 bin euro'nun yanı sıra, 50 maçı geçmesi halinde ekstra 1.5 milyon euro; ayrıca Şampiyonlar Ligi'nde tur ve Türkiye Ligi'nde şampiyonluk primi de alacak. Kanarya, Manchester United'la ise 7 milyon sterline el sıkıştı. Öte yandan Nani, Portekiz medyasına verdiği röportajda, "Seni en çok zorlayan stat hangisi?" sorusuna, "Şampiyonlar Ligi maçına çıktığım Beşiktaş'ın stadını söyleyebilirim" yanıtını verdi. Nani 15 Eylül 2009'da İnönü'de United'ın 1-0 kazandığı maçta asist yapmıştı. Adı Luis Carlos Almeida da Cunda olan Portekizli yıldız, ablası küçükken kendisine "Nani" dediği için bu lakabı kullandığını söyledi.
Star

F.Bahçe Ülker, Olympiakos'tan yeni transferi Yunan oyun kurucu Kostas Sloukas ile dün sözleşme imzaladı. Ülker Sports Arena'da düzenlenen törenle kendisini 3 yıllığına sarı-lacivertli formaya bağlayan 25 yaşındaki guard, "Buraya gelerek kariyerimdeki en önemli adımlardan birini attım. Transferimde Obradovic'in de büyük etkisi var. Takım için elimden gelen her şeyi yapacağım, her pozisyonda savaşacağım, takım her şeyin üzerindedir ve takımın başarısı için buradayım" ifadelerini kullandı. F.BAHÇE Menajeri Ömer Onan ise kendisine gelen transfer sorularıyla ilgili, "Semih Erden'i istemiyoruz diye bir açıklama yapmadık. Kontratı bitti ve gelişen transferlere göre kararımızı vereceğiz. Karşıyaka'dan Bobby Dixon'ı transfer etmek istiyoruz. Ufak tefek pürüzler kaldı" şeklinde konuştu.
Vatan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme