9 Temmuz 2015 Perşembe

09.07.2015 Genel Gündem


09.07.2015
GÜNDEM

Polise Faturalı Hackerlık Hizmeti
Baskıcı rejimlere, muhalif kişilerin bilgisayar ve cep telefonlarını uzaktan kontrol etmeye yarayan ürünler sattığı için uluslararası insan hakları örgütleri ve internet aktivistlerinin hedefi olan İtalyan hacker şirketi Hacking Team, kimliği meçhul kişiler tarafından hack'lendi ve bütün sırları internete düştü. Şimdiye kadar inkâr ettiği halde şirketin Sudan gibi diktatörlükle yönetilen ülkelere bile rejim karşıtlarını izlemeye yarayan bilgisayar korsanlığı programları temin ettiği, firmadan Türk hükümetinin de 4 yıldır hizmet satın aldığı ortaya çıktı. ABD'nin Annapolis kenti ve Singapur'da da şubesi olan, 40 kişinin çalıştığı şirketin internete yüklenen 400 GB'lık e-postalarında, Türk polisi ve şirketin teknik elemanları arasında yüzlerce yazışma açığa çıktı. Firmanın, üçüncü kişilere ait bilgisayar ve akıllı telefonların içine sızdığında, bu cihazların kameralarını, ses kayıt cihazlarını 'RCS' denilen bir sistemle uzaktan kontrol etme özelliğine sahip virüs programını, aralarında Türkiye, Suudi Arabistan, Sudan, Rusya gibi ülkelere sattığına dair güçlü işaretler olduğu internet aktivistlerince uzun süredir dile getiriliyordu. ABD'de de FBI, DEA, Savunma Bakanlığı gibi resmi kuruluşlara hizmet verdiği bilinen şirketin pazartesi günü hack edilen yazışmalarında şüpheler doğrulandı. Hürriyet'in uluslararası araştırmacı gazetecilik örgütleriyle yürüttüğü endeksleme çalışması sonucu derlediği belgelere göre, Hacking Team ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nün bilişim suçlarıyla mücadele biriminde çalışan polisler arasında yapılan yazışmalar 2011'e uzanıyor. 2013'ten beri adı Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı olan birimde çalışan polisler, virüs göndermek için şirketin teknik sorumlularından yardım alıyorlar. Polisin şirkete 17 Aralık 2013'ten hemen önce gönderdiği bir talepte, hazırlanan sahte bir web sitesine yönlendirilecek hedef kişinin cihazını kontrol etmek için bir kod yazılması isteniyor. Ancak talep biraz daha komplike. Çünkü polis, virüsün sadece belli ülkelerdeki belli IP'leri etkilemesini istiyor. www.yuruyus. com adresli web sitesi için 'sessiz yükleyici' yollanıyor. Hacking Team 'Exploit Scenario' başlıklı bu dosyayı 17 Aralık 2013 günü kapıyor. Hacking Team, polise özel donanımlı bilgisayarlar da sağlıyor. Ancak Ocak 2014 tarihli bir e-posta alışverişinde şirketin 27 Kasım 2013'te Emniyet Genel Müdürlüğü adresine gönderdiği, network enjektörü bir dizüstü bilgisayarın Türkiye'de gümrüğe takıldığı anlaşılıyor. Şirket 600 Euro'luk fatura yolluyor ve polisler bilgisayarı gümrükten çıkarmaya çalışıyorlar.
Hürriyet


 'Avrupa Birliği Hata Yapıyor'
11'inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Almanya'nın etkin gazetelerinden Süddeutsche Zeitung'a yaptığı açıklamada Türkiye'nin AB üyelik süreci ile Suriye ve bölgedeki gelişmelere dair açıklamalarda bulundu. Deutsche Welle Türkçe'nin haberine göre Gül, şunları söyledi: "Beni en çok üzen, AB'nin Türkiye'yi stratejik bir kazanç, merkezi bir ortak olarak görmemesidir. Bunun büyük bir hata olduğunu düşünüyorum. AB küresel bir aktör olmak istiyorsa tam da Türkiye gibi bir ülkeye ihtiyacı var." Türkiye'nin yabancı savaşçıların göçüne karşı harekete geçebilmek için her tür bilgiye ihtiyaç duyduğunu söyleyen Gül, bu bilgileri vermeyip de eleştirenlerin dürüstçe davranmadığını söyledi. Gül, Türkiye'nin IŞİD saldırısı altındaki Kobani'ye niye müdahale etmediği sorusunu da, "Türkiye'nin BM yetkisi olmadan bir ülkeye müdahalede bulunma hakkı ve yükümlülüğü bulunmadığı, ancak Kobani'deki katliama karşı dolaylı yollardan çok yardım yaptığı" diye yanıtladı.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 100, 0552-100, 2058                        
ABD Doları 2, 6855-2, 6888/ Euro 2, 9749-2, 9796/İngiliz Sterlini 4, 1256-4, 1363                  

Hep Birlikte Mi Kovacaklar
Euro masasında çıkış kumarı ne yazık ki Yunanistan Başbakanı Çipras'ın sandığı gibi gitmedi. Referandum kartı işe yaramadı. Önceki gün yapılan Euro Bölgesi liderler toplantısında Yunanistan'a 'el mi yaman, bey mi yaman?' denildi; reddettiği anlaşmayı kendi elleriyle yazarak Avrupa Komisyonu'na getirmesi istendi. AB'deki politik ve ekonomik tercihler, vicdani ve insani terazinin üzerinde seyrediyor. 'Hayır' çıkan referandum sonrasında top Euro Bölgesi'nin liderlerine geçti. Onlar da Salı akşamı şu reçeteyi koydular Çipras'ın önüne; 'hafta sonuna kadar kendi teklifinizi getirin, referandum öncesinde Troyka'nın size sunduğu ama referandumda reddettiğiniz anlaşmayı esas alın. Borç silme diye bir beklentiniz olmasın, olmayacak'. Çipras, referandum kazancıyla çıktığı Euro Bölgesi liderlerinin önünde, reddettiği üçüncü anlaşmadan belki de daha acısını yutmak zorunda kalacağı bir pozisyonla imtihan ediliyor olacak. Bu teklif, Cumartesi maliye bakanlarınca (Euro Grup) incelenecek. Pazar günü de AB- 28 yani tüm Avrupa Birliği liderlerince değerlendirilecek. Bugüne kadar ortak paraya dahil ülkelerin (Euro Bölgesi-19 ülke) liderleri ile yapılırken, en geniş kapsamda AB-28 liderlerinin toplanması epey manidar. Yunanistan'la ilgili potansiyel bir radikal karar alınabileceği iması demek bu. Daha açık yazalım; Yunanistan'ın Euro Bölgesi dışına alınması, yani Euro'dan kovulması için karar alınabilir. Peki, bugüne dek Yunanistan'ın Euro içinde kalmasını cansiperane savunan ülkeler şimdi neden vazgeçmiş olsunlar? Tek bir nedenle, Yunanistan artık Euro için fazlasıyla istikrarsızlık kaynağı. Yani tüm ortak parayı aşağı çekiyor. Bu yüzden Euro dışına 'park etmesi' daha arzu edilir hale gelmiş olabilir. Çünkü Yunanistan, kuruluşunun en başında nihai hedef olarak siyasi birlik hedefleyen Avrupa Birliği gibi bir çatı altında iken, birliğin sağladığı program koşullarını ulusal egemenlik mesajı çıkan bir referanduma götürmüş oldu. Kredi alanın referanduma götürmesi ve bunu demokratik meşruiyetle, ulusal egemenlikle konumlandırmasına karşılık; borç verenlerin de kendi ülkelerinde demokratik seçimle geldikleri ve Yunanistan'a borç verilen vergi mükelleflerinin parasının hesabını verdikleri hesaba katılırsa Euro masasındaki restleşmede elin yükseltilmesi kaçınılmazdı. Avrupa için hangisi daha büyük risk? Kemer sıkma programları altındaki ülkelerin Yunanistan gibi referanduma giderek bu çatıyı sarsmaları ve Euro'nun ortak para olarak yakın geleceğini çökertmeleri mi? Yoksa bir ülkenin çıkması mı? 2011'e göre öncelikler değişti, sorunların bir bölümü yeni bir raya sokulduğu için Avrupa'nın seçim seçenekleri de değişti. Devasa bir kredi ve borç silmeli üçüncü bir kurtarma paketinin yapılarak, potansiyel diğer ülkeleri kapıya dizmek daha büyük bir kabus haline geliyor. Yunanistan'a sağlanan kredilerin vadelerini değiştirmek, bir bölüm anapara borcunu silmek yapılamayacak bir kolaylık değildi. En başından bu yola gidilebilirdi. Ancak bunun referandum sonrası hiç de oluru kalmamış görünüyor. Çünkü diğer Akdeniz borçlularına 'yol açılması' istenmiyor. Bu, belki de Yunanistan'ın Euro'dan çıkmasından daha tehlikeli görülmeye başlanmış olmalı.
Hürriyet

Memura Tek Yön
Ağustos ayında başlayacak toplu görüşmeler öncesinde açıklanan memur sendikaları üye sayıları; Memur-Sen'in 13 yılda üye sayısında görülen çarpıcı artışı ortaya koydu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre, 2002'de üye sayısı sadece 41 bin olan Memur-Sen'in şu anda 836 bin üyesi var. Aynı dönemde KESK'in üye sayısı ise 262 binden 236 bine düştü. Türkiye Kamu- Sen'in üye sayısı da 329 binden 445 bine çıktı. Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı Hacı Bayram Tombul üye sayılarındaki artışı 'memur sayısındaki artışa' bağlarken; "Diğer sendikalarda niye aynı artış yok" sorusuna "Demek ki üyelerine çok birşey yapmamışlar" yanıtını verdi. CHP'li İzzet Çetin ise geçtiğimiz aylarda "iktidar işe alma, terfi ve tayinde Memur-Sen üyeliğini şart koşuyor" iddiasında bulunmuştu. Açıklanan rakamlara göre, memurlar için kurulmuş 10 konfederasyon şu an için aktif durumda. Sıralamada birinciliği Memur-Sen alırken, ikinci sırada Türkiye Kamu-Sen, üçüncü sırada KESK bulunuyor. Bu konfederasyonlar dışında Birleşik Kamu-İş'in 57 bin 365 üyesi, Cihan Sendikaları Konfederasyonu'nun 29 bin üyesi, Tüm Memur Sendikaları Konfederasyonu'nun da 8 bin 338 üyesi bulunuyor. Bağımsız Kamu Görevlileri Sendikaları Konfederasyonu'nun üye sayısı ise 4 bin 360. Konfederasyonların üye sayıları ise, Memur-Sen'in 2002'den bu yana üye sayısını 20 kat arttığını gösterdi. 2002 yılında üye sayısı sadece 41 bin 817 olan Memur- Sen'in üye sayısı, 2003'te 98 bin 146'ya çıktı. 2004'te 137 bin 937'ye çıkarken, aynı dönemde KESK'in üye sayısı 297 bin 114, Kamu-Sen'in üye sayısı da 343 bin 921 oldu. Sonraki yıllarda da üye sayısındaki katlamalı artıran Memur-Sen, 2009'a gelindiğinde Türkiye'deki en büyük memur konfederasyonunu oldu. Bu tarihte Memur-Sen'in üye sayısı 376 bin 355 olurken; Kamu-Sen'in üye sayısı 375 bin 990'da kaldı. KESK'in üye sayısı ise 224 bin 413'e düştü. 2010 yılında üye sayısını 392 bin 171'e çıkaran Memur-Sen son 5 yılda da üye sayısını önce 515 bin 378'e, daha sonra 650 bin 328'e çıkardı. 2013 yılında Memur- Sen'in üye sayısı 707 bin 652 olurken; 2014 yılında da bu rakam 762 bin 659 oldu. Kısa sürede Türkiye'nin en büyük memur konfederasyonuna dönüşen Memur-Sen'in, son imzaladığı toplu sözleşme tartışmalara neden oldu. 2014 yılında memurlara sadece seyyanen zam yapılması, enflasyon farkı verilmemesi yönündeki toplu sözleşmeye imza atan Memur-Sen'in tavrı nedeniyle, memurların ortalama 900 TL kayıp yaşadığı ileri sürüldü.
Hürriyet

Geri Sayım Başladı
Referandumda "Hayır" oyu çıkmasının ardından Yunanistan krizine çözüm için trafik hızlandı. Avrupalı liderler, Yunanistan'dan yeni bir kurtarma başvurusu yapmasını isterken, Atina, söz konusu başvuruda bulundu. Avrupalı liderler, pazar günü de yeni bir zirvede konuyu ele alacak. Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras da, Avrupalıları çözüm konusunda istekli olmaya çağırırken "Birileri bize tünelin ucunda ışık olduğunu göstermeli" ifadesini kullandı. Yunanistan için bir araya gelen euro bölgesi liderleri, somut bir reform teklifi getirmesi çağrısında bulunurken, pazar günü ikinci bir toplantı kararı da aldı. AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, Yunanistan'ın euro bölgesinin kurtarma fonu olan Avrupa İstikrar Mekanizması'na (ESM) başvuracağını, talebi acil olarak değerlendireceklerini söyledi. Tusk, pazar günü tüm AB liderlerinin katılacağı zirvede Yunanistan'ın durumunu netleştirmeye çalışacaklarını belirterek, "Yunanistan'ın sadece 4 günü kaldı" dedi. Alman Başbakanı Angela Merkel de, pazar gününün, Yunanistan'ın kurtarma programı açısından "Evet" ya da "Hayır" anlamına geldiğini söyledi. Merkel, borç silinmesinin söz konusu olmadığını belirtti. Yunan hükümetinin, bu çağrının ardından ESM'ye üç yıllık program için başvuru yaptığı bildirildi. Euro Grubu Başkanı Jeroen Dijsselbloem'un sözcüsü, konunun Euro Çalışma Grubu'nda ele alınacağını bildirdi. Aleksis Çipras, Avrupalı liderlere "güvenilir" ve kabul edilebilir reform planları sunacaklarını belirtirken, ülkenin euro'dan çıkartılma ihtimalini de ima ederek "Avrupa'nın bölünmesine izin vermeyin" ifadesini kullandı. Çipras, Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı konuşmada ülkesinin bir "deneme tahtasına" döndürüldüğünü de kaydederek, bunun sonucunda bir başarı elde edilemediğini söyledi. Başbakan, "Komşularımızdan, bizi içinde bulunduğumuz krizden çıkaracak, tünelin ucundaki ışığı gösterecek çözümler bekliyoruz" dedi. Donald Tusk ise, pazar günkü toplantının, Yunanistan'ın euro'dan çıkarılmaması için "son şans" olduğunu söyledi. Tusk, anlaşmazlık olması durumunda da bunun "Yunanistan'ın iflasına ve jeopolitik problemlere neden olacağını" hatırlattı.
Milliyet

Bakan Yıldız: Düşen Petrol Fiyatları Piyasaya Yansıyacak
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, düşen petrol fiyatlarının piyasaya yansıyacağını söyledi. Borusan EnBW Enerji'nin Koru Rüzgar Enerji Santrali (RES) ile Mut RES yatırımlarını devreye alması, Bandırma RES'in ise kapasite artışını tamamlaması nedeniyle düzenlenen toplantıda gazetecilerin petrol fiyatlarındaki düşüşün iç piyasaya ne zaman yansıyacağına ilişkin gazetecilerin sorusu üzerine Yıldız, 57- 58 dolar bandında olan ham petrol varil fiyatının geçen aya göre yüzde 5-6 düştüğünü söyledi. Bunun 3 gün faz farkı ile piyasaya yansıyacağını bildiren Yıldız, "Petrol ürünlerinde, benzinde, mazotta ve motorinde bunlara mutlaka yansımalarını göreceğiz. Çünkü otomatik fiyatlama mekanizması var. Özellikle son 3 ayın da en düşük fiyatını yaşıyoruz şu anda. Bunu tüketici bir ülke olarak sevindirici buluyorum" şeklinde konuştu. Petrol fiyatları eğer 50 dolar bandında kalırsa Türkiye'nin geçen yıla göre 13 milyar dolar daha düşük bir fatura ödeyeceğini bildiren Yıldız, petrol fiyatlarının makul seviyede kalmasının Türkiye'nin makro ekonomik büyüklükleri açısından son derece önemli olduğunu dile getirdi. Bir soru üzerine Türk Akımı ile ilgili de konuşan Yıldız, 13 Haziran'da Bakü'de bazı kararların alındığını, bunlarla ilgili müzakerelerin devam ettiğini ifade etti. Rusya Enerji Bakanı Aleksandr Novak ile dün 2 kez görüştüklerini açıklayan Yıldız "Henüz sonuca ulaşmış değiliz. Aramızdaki pürüzler tamamen kaldırılmış sayılmaz, ama ümitliyiz" dedi. Yıldız, Rusya'nın Bulgaristan ayrımından itibaren 265 kilometrelik Trakya'ya giren hattın koordinatlarını verdiğini söyledi. Bir kısım eksiklikler olmasına rağmen çalışmaları aksatmaması için Rusya'ya fizibilite izni verdiklerini aktaran Yıldız, bunu son derece önemsediklerini, Rusya'nın da bundan dolayı müteşekkir olduğundan bahsettiğini anlattı. Fizibilite izninin çalışmaların önünü açacak bir izin olduğunu vurgulayan Yıldız, "Bunu olumlu bir gelişme olarak söylüyorum" dedi.
Star

Güvenli Bölge Tamam İncirlik'e Sınırlı Onay
Washington hattında 2 yıldır devam eden Suriye müzakerelerinde dün ilk somut sonuçlar alındı. Obama'nın DEAŞ ile mücadele Özel Temsilcisi John Allen ile Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu, son 2 günde toplam 10 saat süren kıran kırana müzakerelerin ardından, "Kazan Kazan" prensibine uygun olarak anlaşmaya vardı. Buna göre, Türkiye ABD'nin silahlandırılmasını talep ettiği 2 Predatör'ün İncirlik'i operasyonel amaçlı kullanmasına izin verdi. Buna karşılık ABD ise İncirlik'i kullanacak bu insansız hava cihazlarının, Türkiye'nin talep ettiği şekilde, DEAŞ ve Esad terörüyle mücadelede kullanılacağını taahhüt etti. Edinilen bilgiye göre, 2 Predatör aynı zamanda, Kırşehir'de eğitilen Eğit-Donat savaşçıları sahaya indiklerinde, DEAŞ ve Esad teröründen kurtardıkları bölgelerin korunması amacıyla da hizmet verecek. Kaynaklar, Predatörlerin, "Havadan güvenlik şemsiyesi" oluşturarak, Türkiye'nin talep ettiği 'Güvenli Bölge'ye de yumuşak geçiş sağlayacağını vurgularken, "Türkiye, güvenli bölgeyi hem sınırlarını terörden kurtarmak hem de yeni mülteci akınlarını önlemek amacıyla istiyordu. Ancak bunun için sürekli Rusya ve Çin tarafından veto edilen BM kararı gerekiyor. Varılan anlaşma ile kurtarılan bölgelerin yeniden DEAŞ ya da Esad Rejimi'nin eline geçmesi önlenecek. Bu bir anlamda Güvenli Bölgeye geçiş sağlayacak 'Güvenlik Şemsiyesi' oluşturacak" açıklamasını yaptı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, anlaşmanın yakın olduğunun sinyalini 2 hafta önce yaptığı bir açıklamada vermişti. Eğit-donat programı kapsamında Kırşehir'de eğitilmesi öngörülen Suriyeli muhaliflere sahada hava desteği sağlanması konusunda ABD ile prensipte anlaşıldığını söyleyen Çavuşoğlu, "Eğit-donat programındaki güçlere hava desteği konusunda ABD ile bir iş birliği var mı?" sorusuna, "Elbette, havadan desteklenmeleri gerekiyor. Bu olmazsa programın amacı ne" yanıtını vermişti. Çavuşoğlu, bu desteğin İncirlik Hava Üssü'nden kalkacak silahlı İnsansız Hava Araçları'nın da dahil olup olmadığı sorusuna ise "Bunlar teknik detaylar. Prensipte anlaşma var. Nasıl olacağı konusu, ordunun sorumluluğundadır" demişti.
Star

Petrol Fiyatları 55 Dolara İndi
Petrol fiyatları Yunanistan'da referandumdan 'hayır' çıkması ve Çin piyasalarında yaşanan çalkantıdan dolayı yeniden 55 dolarlar seviyesine doğru inişe geçti. Brent petrolün varilinin fiyatı dün 55.88 dolara kadar geriledi. Brent petrolün varil fiyatında yılbaşından bu yana yaklaşık yüzde 7'lik kayıp yaşandı. ABD ham petrolü de yüzde 8'e varan kayıpla 52.22 dolara düştü. Brent türü ham petrolün varil fiyatı, ay başından bu yana Yunanistan'a ilişkin gelişmelerin yanı sıra, Çin'in büyümesine yönelik endişelerinin artması ve İran'la devam eden nükleer müzakerelerle düşüş trendine girmişti.
Vatan

DÜNYA

'Soykırım Demem, Anma Törenine Gelirim'
Bosna Savaşı'nda 8 bin Boşnak erkeğin öldürüldüğü ve iki uluslararası mahkemenin soykırım olarak tanımladığı Srebrenica katliamının 20'nci yıl dönümü yaklaşırken, Sırbistan Başbakanı Aleksandar Vuçiç, vahşetin yaşandığı kasabada önümüzdeki cumartesi düzenlenecek anma törenine katılacağını söyledi. Sırbistan hükümeti Srebrenitsa kasabasında yaşananları soykırım olarak nitelendirmiyor. Vuçiç, "Barışmaya ve diğer halkların kurbanları önünde başımızı eğmeye hazır olduğumuzu göstermenin zamanıdır. Bu yüzden Sırp hükümeti oybirliğiyle, başbakan olarak benim 11 Temmuz'da Sırbistan Cumhuriyeti'ni Srebrenitsa'da temsil etmeme karar vermiştir. Şartlar izin verirse Sırbistan'ı temsil edeceğim" dedi. İngiliz Reuters ajansının haberine göre Vuçiç "şartlarla" ilgili olarak şöyle konuştu: "Şartlarla ilgili konuşurken, (Srebrenitsa belediye başkanı) Camil Durakoviç, kurbanların anneleri ve başkanlığın Müslüman üyesinin pozisyonlarını düşünüyordum." Bununla birlikte Vuçiç'in ziyareti eski Yugoslavya cumhuriyetleri arasında içsavaş sonrası uzlaşma açısından önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. Sırbistan eski Cumhurbaşkanı Boris Tadiç 2010 yılında katliamın 15'inci yıl dönümüne katılmıştı. Ancak Vuçiç, şiddetin çoğunu alevlendiren "Büyük Sırbistan" ideolojisiyle daha fazla ilişkilendiriliyor. Vuçiç, 1993'te kurulan radikal milliyetçi Sırp Radikal Partisi'nde görev yapmıştı. Bu parti 2008'de bölündü. Ayrılanlarla birlikte hareket eden Aleksandar Vucic Sırp İlerici Partisi'nin oluşumunda yer aldı. Bu parti, merkez sağ ve AB yanlısı bir çizgiyi benimsemişti.
Hürriyet

'Oruç Yasağına Dair Afiş Yok'
Türkiye'de Çin'deki oruç yasağına ilişkin yayılan haberlerin ardından birçok bölgede protesto gösterileri düzenlenirken, Çin, 1 Temmuz'da yaptığı açıklamada bu protestoların "yabancı basının gerçeği yansıtmayan" haberleri neticesinde olduğunu ve iki ülke ilişkilerinin önemli olduğu mesajını vermişti. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Çunying, Türkiye ile iyi ilişkiler geliştirmek istediklerini ifade etmişti. Devletin resmi ajansı Anadolu Ajansı ise dün Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde başkent Urumçi ve Uygurların en yoğun olduğu bölgelerden Kaşgar'da ramazan izlenimlerine dair haber paylaştı. AA'nın izlenimleri özetle şöyle: "Sincan Uygur Özerk Bölgesi başkenti Urumçi ve Kaşgar'da yapılan gözlemlerde, bölgede süregelen yoğun güvenlik önlemlerinin günlük yaşamın bir parçası haline geldiği görüldü. Halk oruç yasağına ilişkin sorulara açık yanıt vermekten kaçınırken, camilerde ibadetler sürüyor. Uygur bölgelerinde ülkenin geri kalanından farklı olarak yoğun güvenlik önlemleri hakim. Güvenlik güçlerinin çok sayıda noktada otomatik silahlarla nöbet tuttuğu kent merkezinde, terörle mücadele önlemleri adı altında ticari taksilerde şoförlerin saldırıya uğrama riskini önlemek adına, yanlarındaki koltuğa erkek yolcu oturmasına izin verilmiyor. Bölgede fotoğraf ve görüntü alınması güvenlik güçleri tarafından hoş karşılanmıyor. Halkın endişeli tavrı ve tepkisi, fotoğraf çekilmesini oldukça zorlaştırıyor. Urumçi'nin merkezinde bulunan Büyük Pazar bölgesindeki Kuruk Köprü Camisi'nde öğle namazında her yaştan Uygur görülebilirken, sakallı Müslümanlar ile çocukları da ibadet ediyor. Vakit namazları dışında arzu edenler camiye gelip Kuran-ı Kerim okuyor. Uygurlara bölgede dini inançlara yönelik kısıtlama olup olmadığı konusunda sorular sorulduğunda, tedirgin bir yüz ifadesiyle olumsuz yanıt vermekten kaçınıyorlar. Halka açık alanlarda oruç yasağına ilişkin somut bir bildiri ya da afiş tespit edilemezken, soru yöneltilen bazı esnaf ve vatandaşlar kısa yanıtlarla da olsa oruç tuttuklarını ifade ediyorlar. Diğer yandan, Çin'de geçen yılın başında yürürlüğe giren terörle mücadele yasasının ardından bazı konularda yasakların gündeme geldiği ifade ediliyor ve bu yasaklara dair afiş ve broşürler Urumçi'de birçok bölgede görülüyor. Bazı Kaşgar Uygurları, oruç yasağı ya da bir kısıtlama ile karşılaşıp karşılaşmadığının sorulması üzerine, özel işletmelerde bir kısıtlama olmadığını bildiklerini, devlet dairelerinde ise yasak uygulandığı konusunda yakınlarından aldıkları bilgiler bulunduğunu belirtiyor.
Hürriyet

Tayland, Doğu Türkistanlı Mültecileri Çin'e İade Ediyor
Bir yıldan fazla süredir Tayland'da tutulan 250 civarındaki Doğu Türkistanlı mülteci, Çin'e iade ediliyor. Hayatlarını kurtarmak için Çin zulmünden kaçan yüzlerce mültecinin Tayland yönetimi tarafından iadesine karar verildi. Mülteciler, dün gece Bangkok'ta askeri havalimanında Çin'e iade için bekletiliyor. Ellerinde pasaportları olmayan mültecilerin iade sürecini takip eden iki Cansuyu İnsan Hakları takipçisi Bilal Değirmenci ve Bayram Köksal da, Tayland polisi tarafından takibe alındı. Cansuyu Derneği'nden yapılan açıklamada, "Sürece müdahil olmaya gayret eden arkadaşlarımıza Allah'tan yardım diliyoruz. Asli görevleri olan insan hakları takibini yapmakla görevli arkadaşlarımıza eziyet eden Tayland polisinin tavrı kabul edilemez. Arkadaşlarımız, iltica hakkından mahrum edilen Doğu Türkistan vatandaşlarının hayatlarından endişe içinde olduklarını ifade ediyor. Çin'e iade edilen Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin idam edilme tehlikesi yüksektir. Cansuyu heyeti, son iade edilen otobüsün yanındaydı. Otobüste 25 kadın ve 2 çocuk bulunuyordu. Kadınlar ve çocuklar ağlayarak tekbir getiriyorlardı" ifadelerine yer verildi.
Türkiye

Maraş'taki Alman Patriot Sistemi Hack'lendi Mi?
Almanya'da aylık yayınlanan kamu sektörü dergisi Behörden Spiegel, Türkiye'deki Alman Patriot hava savunma sisteminin kısa bir süreliğine hack'lendiğini iddia etti. Dergiye konuşan Alman kaynaklar, Kahramanmaraş'ın Suriye sınırında konuşlandırılan Patriot ve iki radar ile altı ateşleyiciden oluşan sisteminin, "açıklanamayan" komutları uyguladığını söyledi. Dergini kaynakları bunun sebebinin sisteme girmeyi başaran bir hacker saldırısı olduğunu belirtti. Alman Savunma Bakanlığı ise Die Welt gazetesine gönderdiği açıklamada, hacker saldırısının olduğuna dair hiçbir kanıt bulunmadığını ve böyle bir saldırının "son derece ihtimal dışı" olduğunu bildirdi. Behörden Spiegel'ın kaynakları ise hackerların sisteme girmek ve ekipmanı kontrol edebilmek için ancak iki olası yolu kullanmış olabileceğini söyledi. Birinci ihtimal hackerların, füze kontrol sistemi ile ateşleyici arasındaki bilgi değiş-tokuşunu sağlayan, bu iki birim arasındaki bağlantıyı kuran Sensör-Ateşleyici-Enteroperabilite (SSI) sistemine girmeyi başarmış olması. İkinci ihtimal ise hackerların füzelerin amaçlanan hedefe yönlendirilmesini sağlayan bilgisayar çipinin programını ele geçirmesi. Kaynaklar, Patriot füzelerinin boş çiplerinin Asya'da üretildiğini vurguluyor. Amerikan üretimi Patriot sistemi, Türkiye'nin talebi üzerine 2013'te sınıra konuşlandırılmıştı. Geçen ay Almanya Patriot sistemlerini ABD, İtalya ve Almanya tarafından ortak üretilen MEADS (Medium Extended Air Defence System) hava savunma sistemi ile değiştirmeyi planladığını açıklamıştı. Bu değişimin Almanya'ya 4 milyar dolara mâl olması bekleniyor. Haberi yayımlayan Behörden Spiegel dergisi, ana olarak federal, eyalet ve yerel bazdaki devlet çalışanları için yayımlanıyor. Derginin üyeleri arasında yabancı diplomatik misyonlar, sendikalar, ticaret odaları da bulunuyor.
Milliyet

Amerikan Kara Kuvvetleri İki Yılda 40 Bin Asker Azalacak
Dünyanın en büyük ordusuna sahip ABD, askeri gücünde önemli bir azalmaya gidiyor. Fransız haber ajansı AFP'ye açıklama yapan bir savunma yetkilisi, önümüzdeki iki yıl içerisinde Amerikan ordusunun ülke topraklarında ve denizaşırı görevlerde yer alan 40 bin askeri azaltacağını belirtti. 2017 yılı için öngörülen bütçede planlanan kesintilerde Amerikan ordusunun 450 bin askere inmesi planlanıyor. USA Today gazetesi, 2013'teki bütçe tartışmalarında Pentagon'un (Savunma Bakanlığı) 450 binin altında askerle 'savaş kazanılamayacağı' görüşünü öne sürdüğünü hatırlattı. Irak ve Afganistan savaşlarının en hararetli zamanlarında Amerikan ordusunda kadın ve erkek, toplam 570 bin asker vardı. Asker sayısının önemli oranda azaltılması, 2014'ün başlarında tekrar gündeme gelmişti. Dönemin Savunma Bakanı Chuck Hagel, Amerikan ordusuna büyük mali külfet getiren iki savaşın ardından personel sayısının 450 bine düşürülmesini önermişti. Söz konusu planın hayata geçirilmesiyle, Amerikan kara kuvvetlerindeki asker sayısı 1940'tan sonraki en düşük düzeyine inecek. İkinci Dünya Savaşı öncesinde 267 bin olan Amerikan askeri sayısı seferberlikle bir yılda 1 milyon 460 bine yükselmişti. 11 Eylül 2001 saldırılarından bir yıl önce ise bu sayı 480 bin civarındaydı. Nihai çekilme planlarının 2016'ya ertelenmesi nedeniyle Afganistan'da halen 10 bin ABD askeri görev yapıyor. Irak'ta 3 bin 500 kadar Amerikan askeri, IŞİD'e karşı Irak ordusunun eğitilmesinde görev üstlendi. Suriyeli ılımlı muhaliflerin Türkiye ve Ürdün'deki eğitimlerinden de ABD askerleri sorumlu. Önceki gün Savunma Bakanı Ash Carter, eğit-donata sadece 60 muhalifin katıldığını açıklamıştı. AFP'ye konuşan yetkili, ordu için çalışan 17 bin sivilin de işten çıkartılacağını belirtti. USA Today'ın ele geçirdiği bir belgeye göre işten çıkarmaların en öncelikli hedefi tasarruf Gazeteye göre işten çıkarmalar ve kesintiler bu hafta kamuoyuna açıklanacak.
Milliyet

'Kurbanlar Karşısında Saygıyla Eğileceğim'
Sırbistan Başbakanı Aleksandar Vuçiç, Srebrenitsa katliamının 20. yıl dönümü nedeniyle hafta sonunda Bosna'da yapılacak törene katılacağını açıkladı. Başbakan Vuçiç yaptığı açıklamada, 'Srebrenitsa'da cumartesi günü düzenlenecek törende kurbanlar karşısında saygıyla eğileceğini' söyledi. Vuçiç, 8 bin Müslümanın katledilmesini ise "Sırp halkından bazı kişilerin yaptığı münferit bir suç" olarak tanımladı. Srebrenitsa soykırımının 10'uncu yıl dönümünde düzenlenen anma törenlerine dönemin Sırbistan Cumhurbaşkanı Boris Tadiç de katılmıştı. Bosna Savaşı sırasında, Birleşmiş Milletler'in (BM) 'güvenli bölge' ilan ettiği Srebrenitsa, 11 Temmuz 1995'te Ratko Miladiç'e bağlı Sırp birlikleri tarafından işgal edilmişti. İşgal üzerine BM bünyesindeki Hollandalı askerlere sığınan sivil Boşnaklar, daha sonra Sırplara teslim edilmişti. Otobüs ve kamyonlara bindirilen Boşnaklardan 8 bin 372'si götürüldükleri ormanlık alanlarda, fabrika ve depolarda katledilmişti. Cesetler daha sonra toplu mezarlara gömülmüştü.
Vatan

POLİTİKA

Koalisyon Olmazsa
Ankara kulislerinde, bir yandan koalisyon hükümeti seçenekleri tartışılırken diğer yandan olası bir erken seçimde partilerin alacağı pozisyonlar masaya yatırılıyor. Kasım ayında yapılabilecek olası erken seçim için 4 senaryo kulislerde konuşuluyor. AK Parti bir yandan koalisyon için dört komisyonu çalıştırırken bir yandan da 'erken seçim' olasılıklarını değerlendiriyor. Erken seçim için 2016 Mart ayı telaffuz edilse de kasım ayı daha doğru seçenek olarak değerlendiriliyor. AK Parti, 15-16 Kasım tarihlerinde G-20 zirvesi olduğu için 8 ya da 22 Kasım'ı tercih ediyor. Kulislerde en çok dile getirilen 'Kasım senaryoları' şöyle: Tüm partilerin aldıkları oy oranına göre temsil edildiği 'geçici seçim hükümeti' gerçekte hiçbir partinin içine tam olarak sinmiyor. Bu hükümette MHP'nin HDP ile birlikte yer almasının zorluğu nedeniyle böyle bir yapının kurulamayacağı yorumları yapılıyor. Kurduğu özel bir ekiple, erken seçim olması durumunda neler yapması gerektiğine ilişkin çalışmalara başlayan AK Parti, esas olarak kendisinin azınlık hükümetinde seçime gitme hesapları yapıyor. AK parti, bu noktada MHP'nin, içinde HDP'nin olduğu bir geçici seçim hükümetinde yer almayı istemeyecek olmasına güveniyor. MHP'nin, HDP'liler anayasa gereği kurulacak hükümette kırmızı plaka almasın diye, AK Parti ile böyle bir işbirliğine gidebileceği ifade ediliyor. Bu seçimin tarihini Meclis belirleyeceği için Kasım'dan sonraya öteleme imkânı da doğabilecek. AK Parti'de 7 Haziran seçimlerinde özellikle 20 kadar ilde yapılan liste yanlışlarının en az 20 milletvekili kaybettirdiği hesabı yapılıyor. Her ilin dinamikleri ayrı ayrı çıkartılıyor. Kıl payı kaybedilen illerin yanı sıra, kıl payı kazanılan illerin de profilleri çıkartılıyor. AK Parti, küskün Kürtleri geri kazanmayı da bu çalışmanın bir ayağı olarak sürdürüyor. Bu sayede erken seçimde 276 milletvekilinin üstüne çıkılması hedefleniyor. Düşük bir oyla kaybedilen illerle ilgili plan, kıl payı kazanılan milletvekilliklerinin kaybedilmesi riskini de beraberinde getiriyor. Bu nedenle partiler, 'milim' hesaplar yapıyor. AK Parti'nin 276 vekili çıkartabilmek için en az yüzde 45 oy alması gerektiği belirtiliyor. AK Partinin bunu şansa bırakmamak için Saadet Partisi ile seçim ittifakı yapabileceği konuşulurken, SP-BBP ittifakına giden yüzde 2'lik oyun kazanılması hesap ediliyor. Erken seçimin kendileri açısından daha başarılı sonuç doğurmasını planlayan muhalefet de boş durmuyor. MHP, hiçbir partiyle ortak yapı içerisinde görülme planı yapmazken, CHP'nin HDP ile 'güçlü olunan illerde güçlü olanın adayını desteklemek' mantığından hareket ederek, seçim ittifakına gidebileceği de iddia ediliyor. İşbirliğinin, iki partinin daha güçlü gelmesi sonucu doğuracağını öne sürenler bulunuyor. Ancak, her iki ittifak hesabının da "Dimyat'a pirince giderken, evdeki bulgurdan olmak" sonucu doğuracağını dile getirenler de az değil.
Hürriyet

'Divan'da Uzlaşıldı Gözler Erdoğan'da
TBMM Genel Kurulu dünkü oylama sonucu, Meclis Başkanı İsmet Yılmaz'ın önerisi doğrultusunda TBMM Başkanlık Divanı'nın 18 kişiden oluşmasını kabul etti. Divan'ın üye sayısı konusunda yaşanan krizin bu şekilde aşılmasının ardından, partilerin gruplarında belirlediği aday listeleri bugün Genel Kurul'da okunup oylanacak. Böylece hükümeti kurma görevlendirmesi için Cumhurbaşkanı'nın şart koştuğu Başkanlık Divanı oluşumu tamamlanacak. Divan'ın oluşumuyla birlikte yeni hükümet arayışları için Anayasa'nın 116. Maddesi'ndeki hüküm uyarınca 10 Temmuz itibarıyla 45 günlük süre işlemeye başlayacak. Bu çerçevede 23 Ağustos'a kadar yeni bir hükümetin kurulamaması durumunda Cumhurbaşkanı'nın kararıyla seçimlerin yenilenmesi gündeme gelebilecek. Başkanlık Divanı seçiminin ardından bugün gözler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'da olacak. Erdoğan, yarınki Bosna Hersek ziyareti öncesi Başbakan Ahmet Davutoğlu'na hükümet kurma görevini verebileceği gibi, Türkiye'ye dönüşünü de bekleyebilir. TBMM Başkanlık Divanı'nın üye sayısı konusunda yaşanan kriz, Yılmaz'ın önerisi yoluyla çözüldü. Yılmaz, önceki günkü Danışma Kurulu'nda MHP dışındaki partilerin dile getirdiği eğilim doğrultusunda Divan'ın 18 üyeden oluşmasına ilişkin dün Genel Kurul'a öneri sundu. Bizzat yönettiği Genel Kurul'da öneri üzerine söz isteyen olup olmadığını soran Yılmaz, hiçbir partinin talebi olmaması üzerine önerisini oya sundu. Yapılan işari oylamada MHP çekimser kalırken, Yılmaz'ın önerisi Ak Parti, CHP ve HDP'li vekillerin oylarıyla benimsendi. Buna göre, divanda başkan dahil, bir başkanvekili, dört katip üye ve iki idare amiri olmak üzere Ak Parti sekiz, bir başkanvekili, iki katip üye, bir idare amiri olmak üzere CHP dört, bir başkanvekili, bir katip üye ve bir idare amiri olmak üzere de MHP ve HDP de üçer üyelik ile temsil edilecek.
Milliyet

Kritik Virajı Kazasız Aştık
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, milletvekilleri ile birlikte iftar yemeklerine devam ediyor. Alınan bilgilere göre milletvekillerine "MHP'nin itibarsızlaştırılması için profesyonelce senaryolar kurgulandığı yönünde ciddi duyumları var" diyen Bahçeli, Meclis Başkanlığı seçimini buna örnek gösterdi. Bahçeli, Meclis Başkanlığı seçiminde partisine tuzak kurulduğunu, HDP ile CHP'nin bu tuzağa düştüğünü, MHP'nin de kavgaya dahil edilmek istendiğini söyledi. MHP'nin Baykal'ı destekleyeceğini açıklamış olsaydı HDP'li 40 vekilin geçersiz veya boş oy kullanıp Ak Parti adayını seçtirip, tuzağı hayata geçirmiş olacaklarını iddia eden Bahçeli, "Ama izlediğimiz stratejiyle oyun bozuldu. Hem Ak Parti adayı seçilecekti, hem de bizim ısrarla içinde olmadığımızı söylediğimiz yüzde 60 blok içine fiilen dahil olunacaktı. Bununla beraber yoğun taaruz başlayacaktı. İhanet olarak gördüğümüz çözüm sürecini savunan HDP ile aynı safta gösterip, 'hani siz bir arada olmayacaktınız. Ne oldu da bir araya geldiniz?' diye propaganda yapacaklardı. Bugünkü eleştiriler olmayacak, böyle diyeceklerdi. Öyle de olsa böyle de olsa merkezinde MHP'nin yer aldığı kumpas kurulmaya çalışılıyor" dedi. Bahçeli, MHP'siz Meclis'in hayata geçirilmek istendiğini belirterek, şunları kaydetti:"MHP'siz Meclis'i sağlayacak profesyonel senaryonun köşetaşlarını döşüyorlar. 2011 seçimi öncesinde MHP'ye tuzaklar kuruldu. Karargaha yönelik kaset operasyonuyla çökertilmek istendi. MHP, BOP gibi uluslararası senaryoların hayata geçirilmesinde ayakbağı olarak görülüyor. Anayasa ve sistem değişikliği başta olmak üzere birçok şeyi gerçekleştiremiyorlar. Ancak MHP izlediği strateji ile kritik virajı kazasız belasız aştı. Eğer çıkmaz sokağa girseydik bugün çok yoğun taarruz altında olurduk." Öte yandan MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, Hürriyet gazetesinde dün kullanılan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çay içerken çekilmiş fotoğrafının, daha önce çekildiğini bildirdi. Yalçın, açıklamasında "Bu fotoğraf, bir arşiv fotoğrafıdır. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin daha önce çekilmiş bir fotoğrafıdır. Bu görüşme sırasında Genel Başkanımız niyetli olduğu için çay içmemiştir. Görüşmede hiç kimseye çay ikramı yapılmamıştır. Bu fotoğraf üzerinden tezvirat yapanlar kendi durumlarını bir daha gözden geçirmelidir" ifadesini kullandı.
Milliyet

'Şimdi Seçim Konuşulmamalı'
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, dün NTV'de katıldığı programda tekrar seçime gidilmeden yeni hükümetin kurulmasını temenni ettiğini söyledi. Işık, şöyle konuştu: "Süreç, Meclis başkanlık divanından sonra başlıyor. Kaldı ki partilerin kendi aralarında görüşmeye başlaması için Sayın Cumhurbaşkanı'nın görev vermesi de beklenmez. 4 parti kendi aralarında görüşebilir, konuşabilir. İlla resmi görevlendirme yapılmasını beklemek gerekli değil. Başkanlık divanının oluşması, yeni hükümet için resmi süreci başlatıyor. Temennim tekrar seçime gitmeden yeni hükümetin kurulması. Burada bir hükümetin çıkması için her parti üzerine düşeni yapmak durumunda. Milli irade tecelli etmiş. Mesajı her partinin çok iyi alması ve hükümet oluşumunu bir an önce gerçekleştirmesi gerekiyor. Türkiye'nin şu anda seçimi konuşması doğru değil. AK Parti'siz koalisyon mümkün değil, koalisyonda kimin ağırlık kazanacağı da son dakikaya kadar netleşmez. Sebebi de partilerin önceliklerini, kırmızı çizgilerini masaya koyması."
Vatan

SPOR

Yeni sezon hazırlıkları kapsamında Hollanda'da kamp yapan Trabzonspor'un sabahki çalışmasında Rumen oyuncu Alexander Bourceanu sakatlandı. Deniz Yılmaz'ın da bir ay sahalardan uzak kalacağı açıklanırken, üst üste yaşanan sakatlıklar Teknik Direktör Şota Arveladze'yi üzdü. Çift kale maçta Yusuf Erdoğan ile girdiği ikili mücadelede ayağı çime takılan Bourceanu, sağ dizinden sakatlandı. Acı içinde yerde kalan tecrübeli oyuncunun başına tüm teknik heyet ve futbolcular toplandı. Kulüp doktoru olmadığı için ilk kontrol doktor olan genel sekreter Köksal Güney tarafından yapıldı. Ayağının üzerine basamayan Bourceanu, fizyoterapist ve masör eşliğinde saha kenarına getirildi. Futbolcu, özel bir araca bindirilerek otele getirildi. Kulüpten ise oyuncunun durumu ile ilgili "Oyuncumuzun bileği burkulmuş ve buna bağlı ağrısı devam etmektedir. Bourceanu'nun idmanlara ne zaman çıkacağına teknik heyet karar vercektir" denildi. Öte yandan ardı ardına yaşanan sakatlıklar bordo-mavili takımın teknik patronunu düşündürmeye başladı. İlk olarak Deniz Yılmaz, ayak parmağından sakatlandı. Genç forvetin 1 ay sahalardan uzak kalacağı açıklandı. Sefa Yılmaz ve Aytaç Kara da sakatlıkları nedeniyle 2 gündür antrenmanlarda yer almadı. Bu futbolcuların tedbir amaçlı dinlendirildikleri belirtildi.
Milliyet

DEMBA Ba'yı 13.5 milyon euro karşılığında Çin'in Shanghai Shenhua takımına sattıktan sonra forvet arayışlarına başlayan Beşiktaş için sürpriz bir iddia ortaya atıldı. İspanyol ve İngiliz medyası, Siyah-Beyazlılar'ın Arsenal'in gözden çıkardığı Kosta Rika'lı Joel Campbell için düğmeye bastığını yazdı. Her iki ülke basınında çıkan haberlerde Kartal'ın 23 yaşındaki golcü için İngiliz kulübüne 5 milyon euro teklif ettiği kaydedildi. Beşiktaş ile Arsenal arasında yapılan pazarlıkların olumlu sürdüğü ve Campbell transferinin kısa zamanda sonuçlanabileceği belirtiliyor. Önceki gün yaptığı basın toplantısında "Mustafa, Cenk ve Ömer'in farklı yönleri var ama bizim istediğimiz gibi değiller. Santrforumuzun golcülüğünün yanında hava hakimiyeti ve top saklama özelliği de olacak" diyen Teknik Direktör Şenol Güneş'in yönetimden istediği oyuncunun Kosta Rika'lı olduğu öğrenildi. Bir diğer forvet adaylarından Chelsea'li Remy ile el sıkışıldı. Daily Star'ın haberinde Fransız golcü için Siyah-Beyazlılar'ın Chelsea ile 9 milyon euro satın alma opsiyonundan 1 senelik kiralık olarak anlaştığı belirtildi. Öte yandan scout ekibinden Gökhan Keskin, Gremio'dan Luiz Rhodolfo ile el sıkıştı. Bakary Kone de yedekte tutuluyor. Teknik Direktör Şenol Güneş'in bu konuda Başkan Orman'la görüşüp, kararını vereceği ifade edildi.
Star

Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, başta Fenerbahçe olmak üzere rakiplerin yaptığı transferleri eleştirdi. Divan Kurulu'nda konuşan Özbek "Biz şampiyon takımız. Rakiplerimiz hüsrana uğramış, hoca değiştiriyor, futbolcu satıyorlar. Tasviye halindeler. Taraftardan gelecek reaksiyonları engellemek üzere alelacele, ne kadar doğru olduğu tartışılan transferler yapıyorlar. Biz eksiklerimizi gördük, ona göre transferler yapıyoruz" dedi. Mevcut omurganın üzerine birkaç takviye daha yaparak yine şampiyon olcaklarını iddia eden Özbek "Onların Avrupa maçları Temmuz'da, bizimki Eylül'de başlıyor. Transferde acelemiz yok. Podolski'de aceleci davranmadık. Yoksa 3-4 milyon euro daha fazla ödeyecektik" dedi. Özbek, 11 Temmuz'da yapılacak Olağanüstü Genel Kurul'da borçların yapılandırılması ve kaynak bulmak için yetki isteyeceğini belirtti. Cim-Bom'un başkanı "Galatasaray'ın çalışmaya, üretmeye ve kaynak yaratmaya ihtiyacı var. Galatasaray'ın gayrımenkullerini satmak veya peşkeş çekmek amacım yok. Ben kulübün sahip olduğu varlıkları en iyi şekilde değerlendirmesini sağlamaya çalışıyorum. Galatasaray'a yeni gayrımenkuller kazandırmak istiyorum. Kendi başarımı kulübe kazandıracağım kaynaklarla ölçeceğim, kupalarla değil" dedi.
Star

Barcelona, flaş transferi Arda Turan'ı, kulübün resmi sitesinde yayınlanan röportajla da taraftarlara tanıttı. Milli yıldız "Barcelona'nın parçası olmak çok fazla anlam ifade ediyor. Hayallerimin gerçekleşmesi, kariyerimin zirvesi Benim için her şeyi ifade ediyor. Barça'da oynamak için rekabete hazırım. Yeteneklerime ve takım arkadaşlarıma çok güveniyorum. Adapte olmamda bana çok yardımcı olacaklarına eminim" diyerek şöyle devam etti: "Barça'nın değerleri onu diğer takımlardan çok farklı bir noktaya koyuyor. Saha içi ve dışında, ülke içinde ya da dışında her zaman bir takım. Barça'nın ve Enrique'nin tutkulu bir sistemi var. Amacım burada oynamaktı. Hiçbir zaman yılmadan, kendime ve takım arkadaşlarıma güvenerek sonuna kadar mücadele eden bir yapım var. Bu sisteme her gün biraz daha adapte olabilmek için her şeyimle çalışacağım. Messi dünyanın en iyisi. Aynı takımda oynamak bir onur." "İdolüm Maradona'ydı ama kariyerini sürdüren oyuncular arasında tabi ki İniesta. Hayalim gelecek sezon tüm kupaları kazanmak. Gelecek sezon neden 6 kupayı da kazanmayalım? Barcelona'yı seviyorum. İstanbul'da doğdum ve denizle büyüdüm. Şimdi her sabah kalktığımda aynı duyguları yaşayacak olmak büyük şans. Rakitic ile aram çok iyi. Her maç sonu genellikle onunla konuşuruz." Arda, İspanyol basınına da hiçbir takıma kiralık gitmek istemediğini söyledi. Enrique de Arda'nın gönderilmesine karşı çıktı.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme