11 Temmuz 2015 Cumartesi

11.07.2015 Genel Gündem


GÜNDEM 

RTÜK Krizi Derinleşiyor 
Meclis'te, Başkanlık Divanı'ndaki üye krizinin ardından başgösteren RTÜK üyeliği krizi derinleşiyor. TBMM Başkanı İsmet Yılmaz dün partilere bir yazı göndererek, boşalan RTÜK üyeliğinin kime verileceği konusunun "kura" ile değil "Genel Kurul'da seçim yoluyla" yapılacağını bildirdi. Yılmaz, RTÜK üyeliği için MHP ve HDP'nin birer aday göstermelerini istedi. MHP ise anayasada seçilecek üye sayısının iki katı aday bildirmek zorunluluğu bulunduğunu belirterek Yılmaz'a yazısını iade etti. Yılmaz'ın nasıl bir yol izleyeceği merak konusu olurken, MHP ve HDP'den ikişer isim bildirmelerini istemesi bekleniyor. TBMM Başkanlık Divanı'nın önceki akşam gerçekleştirilen toplantısında RTÜK üyeliği masaya yatırıldı. TBMM'deki milletvekili sayısı eşit olduğu için boşalan RTÜK üyeliğinin HDP'ye mi, MHP'ye mi verileceği konusunda "kura" sistemi mi, "Genel Kurul'da seçim" yöntemi mi uygulanacağı konusunda partiler farklı tutum sergiledi. Ak Partili üyelerin bir kısmı kura çekilerek sandalyenin hangi partiye verileceğinin belirlenmesini isterken, bir kısmı da genel kurulun bu konuda belirleyici olmasını istedi. HDP ve CHP kura çekilmesini istedi. MHP'li üyeler ise, Siyasi Partiler Kanunu'nun 35. maddesine göre, sandalye sayısının eşit olması durumunda kimin ana muhalefet olacağını belirlemek için oy oranına bakılması gerektiğini belirtti. Görüşleri alan Yılmaz, seçimin salı yapılacağını ve kararını partilere bildireceğini iletti. Yılmaz, dün partilere gönderdiği yazıda ise, şaşırtıcı bir işleme imza attı. Yılmaz, MHP ve HDP'ye RTÜK için hakları olan birer üyelik için ikişer isim bildirmelerini istedi. Yılmaz'ın şaşırtan talebi ise Ak Parti'den boşalan ve MHP'ye mi HDP'ye mi verileceği belli olmayan 3. üyelik için her iki partiden birer isim bildirmesini istemesi oldu. Anayasa ve TBMM İç Tüzüğü'ne göre siyasi partiler seçilen her bir RTÜK üyesi için ikişer aday göstermesi gerekiyor.
Milliyet


Danıştay, Saraya İtirazı Haklı Buldu 
Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) alanının, Cumhurbaşkanlığı Sarayı yapılabilmesi için 'T.C. Başbakanlık Gazi Yerleşkesi (OGM) Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı' ilan edilmesine ilişkin 2012/3074 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali hakkında 5 meslek odasının itirazını, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kabul etti. Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Ziraat Mühendisleri Odası, Peyzaj Mimarları Odası, Çevre Mühendisleri Odası Ankara Şubesi ve Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi Meclis Kararına ve Başbakanlığa dava açmıştı. Danıştay 14'üncü Dairesi'nin yürütmeyi durdurma kararı vermemesi üzerine 5 meslek odası, Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna itiraz etmişti. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu meslek odalarını haklı buldu, oy çokluğu ile itirazlarını kabul etti. Kararla ilgili yazılı açıklama yapan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, "Kaçak Sarayın kaçacak yeri kalmadı, karar büyük yerden" dedi. "Kaçak Saray acilen boşaltılmalı ve Cumhurbaşkanlığı Çankaya'ya taşınmalı. Bu ülkede hukuk yeniden inşa edilecekse, öncelikle Atatürk Orman Çiftliği'nde herkesin gözü önünde yapılan bu hukuksuzluğun sonlanması lazım. Karar, AOÇ'un taşıdığı değerler, 1. derece doğal ve tarih SİT alanı özellikleri, Atatürk'ün vasiyeti ve şartlı bağışına ilişkinde ders niteliğinde 13 sayfalık bir karar. Hukuk kararlarına herkes uymak zorunda" diye konuştu.
Vatan

Bombacı Mitinge Böyle Girmiş 
Diyarbakır'da HDP'nin 5 Haziran günü düzenlediği seçim mitingi sırasında, 4 kişinin ölümü, 100'den fazla kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan bombalı saldırıyı gerçekleştirdiği gerekçesiyle tutuklanan 20 yaşındaki Orhan Gönder'in alana giriş görüntüleri ortaya çıktı. 7 Haziran seçimleri öncesi Diyarbakır İstasyon Meydanı'nda düzenlenen mitingde, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın konuşma yapmaya hazırlandığı sırada, art arda iki patlama meydana gelmişti. Küçük çaplı patlamanın ardından, alanın kenarında bulunan trafonun olduğu bölgede ikinci ve büyük bir patlama meydana gelmiş ve 4 kişi hayatını kaybetmişti. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin yaptığı çalışmada bombayı koyduğu gerekçesiyle aranan Orhan Gönder, Gaziantep'te yakalandı. Diyarbakır'a getirilen Gönder, sorgusunun ardından sevk edildiği mahkemede tutuklandı. Diyarbakır'daki bombalı saldırıdan 2 gün önce kaldığı otelde, asker yoklaması kaçağı olduğu gerekçesiyle polis tarafından işlem yapıldıktan sonra serbest bırakılan Orhan Gönder'in miting alanı girişinin görüntüleri ortaya çıktı. IŞİD üyesi olduğu belirtilen Gönder'in olay günü bombayı miting alanına yerleştirdikten sonra ayrıldığı ve alan yavaş yavaş dolmaya başlarken saat 14.33'de yeniden miting alanına geldiği ortaya çıktı. Patlama ise saat 17.50'de, Selahattin Demirtaş kürsüye çıkmaya hazırlanırken oldu. İkinci kez geldiği alana Ofis Semti tarafından giren Orhan Gönder'in polis kontrol noktasına girdikten sonraki görüntülerinde, kadrajdan çıktığı anda yere bir şey düşürdüğü ve eğilip aldıktan sonra yoluna devam etmesi yer aldı.
Vatan

EKONOMİ 

Gram Altın 99, 7501-99, 8607                             
ABD Doları 2, 6670-2, 6692/ Euro 2, 9725-2, 9779/İngiliz Sterlini 4, 1379-4, 1479  
                
Rusya Etkisi 
Türkiye'nin cari işlemler açığı mayısta, Rusya'daki kriz nedeniyle azalan turist sayısı ve düşen bavul ticaretinin etkisiyle beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Mayıs ayında 3.6 milyar dolar olması beklenen cari açık geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9.4'lük yükselişle 342 milyon dolar artarak 3 milyar 994 milyon dolar oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından açıklanan cari işlemler açığı, Ocak-Mayıs döneminde ise geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 9 azalarak 18.55 milyar dolara ulaştı. Bunun sonucunda, 12 aylık cari işlemler açığı 44 milyar 687 milyon dolara yükseldi. 12 aylık cari açık nisanda 44 milyar 345 milyon dolar düzeyindeydi. Ekonomistler, Gümrük Bakanlığı'nın Haziran dış ticarete ilişkin öncü verilerinin cari açıktaki düşüş eğiliminin devam edeceği sinyali verdiğini belirterek, cari açıktaki bozulmanın kalıcı olmasını beklemiyor. Merkez Bankası açıklamasında, "Ödemeler dengesinde dış ticaret açığının bir önceki yılın aynı ayına göre 127 milyon dolar azalarak 5.37 milyar dolara gerilemesine rağmen, hizmetler dengesinden kaynaklanan net gelirlerin 272 milyon dolar azalarak 2.14 milyar dolar ve birincil gelir açığının 147 milyon dolar artarak 814 milyon dolar gerçekleşmesi cari açığın artmasında etkili oldu" denildi.
Hürriyet
 
Anne Sütü Çılgınlığı 
Son yılların yeni çılgınlığı anne sütü, ham petrolden 400 kat, demir cevherinden ise 2 bin kat daha pahalıya alıp satılabiliyor. ABD'de 1 litresi yaklaşık 135 dolardan satılan anne sütü, giderek büyüyen bir sektör yarattı. Anne sütü satışları ilk başta bebekler düşünülerek başlasa da, anne sütünün bilinen faydaları nedeniyle artık yetişkinler de internet üzerinden sipariş ediyor. Formda kalmak ya da bağışıklık sistemini güçlendirmek isteyen yetişkinler arasında anne sütü içme çılgınlığı giderek yaygınlaşıyor. Uzmanlar ise bazı özel internet siteleri ve sosyal medya aracılığıyla yapılan satışlar her geçen gün artarken, giderek büyüyen bu pazarın regüle edilmesi gerektiği uyarısında bulunuyor. Anne sütünün bebekler için benzersiz yararları olduğu öteden beri biliniyor. Kimi toplumlarda "sıvı altın" diye anılan anne sütü, bugünlerde bu tanımlamayı haklı çıkaracak şekilde, pazarlanan pahalı bir ürün haline geldi. ABD'de anneler sütünü satmak için veya anne sütü satın almak için internet üzerinden bir araya geliyor. İnternet üzerinden satışı yapılan anne sütünü, genellikle çocukları için yeterli süte sahip olmayan aileler satın alıyor. Ancak bu grubun dışında kanser hastaları ve spor meraklıları da ürünü satın alan kitleler arasında yer alıyor. Özellikle fitness fanatikleri arasında anne sütü içenlerin sayısı giderek artarken, anne sütünün hem bağışıklığı, hem kondisyonu artırdığına inanılıyor. Anne sütü almak isteyenler, internette süt sağan anneler ile eşleşerek, kimi zaman yarım litresine 200 liraya kadar para verebiliyor. Konuyla ilgili bir haberde, espriyle karışık "Artık spor salonunda yanınızdaki vücut geliştiricinin içtiği kremsi beyaz şey protein içeceği yerine anne sütü olabilir" ifadeleri yer alıyor. New York Times'ta yer alan bir habere göre, ABD'de Prolacta Bioscience isimli firma 46 milyon dolarla sadece bu amaçla kuruldu. Firma yüzlerce kadından artık sütleri alıyor, bu sütler daha sonra prematüre bebekler için yüksek proteinli gıdaya dönüştürülerek satışa sunuluyor. 'Only the Breast' adlı site ise annelere rekabetçi bir fiyata süt alma imkânı sunduğu iddiasında bulunurken, sütünü satan birçok annenin de evlerinden çalışarak ek gelir sağladıklarını ifade ediyor. Sitede, sütünü satmak ve satın almak isteyenler ikiye ayrılırken, bunların altındaki değişik kategoriler dikkat çekiyor. Siteden bir örnek verecek olursak, "35 yaşında üç çocuk annesi, fazladan taze, besleyici ve lezzetli sütünü satıyor! Sütleri son iki hafta içerisinde sağdım ve hemen derin dondurucuya koydum. Şu an satılık yaklaşık 4.5 litre sütüm var ve her hafta 2.5 litre süt sağıyorum. Ancak gerekirse daha fazla sağabilirim. İçki kullanmıyorum, sigara içmiyorum ve herhangi bir ilaç almıyorum. Mümkün olduğunca organik besleniyorum. 1 litresi için 83 dolar istiyorum. Ciddi bir alıcıysanız pazarlık yapabilirim" şeklindeki bir ilan, sitede bulunan milyonlarca ilandan yalnızca biri
Hürriyet

Bir Devir Sona Eriyor 
Türkiye'de ilk olarak 3 Mart 1982'de kullanılmaya başlanan ve kısa sürede ülkenin tüm şehirlerinde halkın işlek olduğu cadde ve sokaklara kurulan ankesörlü telefonlar tarihe karışmaya başladı. Bir zamanlar önünde uzun kuyrukların oluştuğu ankesörlü telefonları genç nesil nasıl kullanılacağını bile bilmiyor. Eskiden herkesin cebinde acil durumlar için jeton, telefon kartı gibi ankesörlü telefonlardan iletişimi sağlayacak ödeme aracı bulunurken şimdi herkes cep telefonu ile dolaşıyor. İşte Türkiye'de haberleşmenin tarihi: Ekim 1840: Bugünkü Türk Telekom'un temeli Postahane-i Amirane adıyla Sultan Abdülmecit tarafından atıldı. Ağustos 1847: İlk telgraf hattı İstanbul-Edirne arasında döşenmesine başlandı. Temmuz 1881: İstanbul Soğukçeşme'deki Posta ve Telgraf Nezareti binasıyla Yeni Cami'deki postane arasında tek telli bir telefon çekildi. Mayıs 1909: İlk manuel telefon santrali, İstanbul Büyük Postane binasında kullanıldı. Eylül 1926: İlk otomatik telefon santrali, 2000 hatlık kapasiteyle Ankara'da hizmete girdi. Kasım 1973: İlk otomatik teleks santrali kuruldu. Mart 1982: Şehirler arası ve milletler arasına açık ankesörler kurulmaya başlandı. Haziran 1984: Ankara, İstanbul ve İzmir'de elektronik mektup hizmeti verilmeye başlandı. Aralık 1984: Türkiye'nin ilk sayısal telefon santrali, Ankara Kavaklıdere'de hizmete verildi. Nisan 1985: Türkiye fiber optik kablo ile tanıştı. Ekim 1986: Mobil telefon, Ankara ve İstanbul'da; çağrı cihazları da Ankara, İstanbul ve İzmir'de hizmete verildi. Aralık 1988: İlk olarak Ankara, Çankaya'da Kablo TV hizmeti verilmeye başlandı. Şubat 1994: Türkiye GSM teknolojisiyle tanıştı. Nisan 1995: Türk Telekomünikasyon kuruldu. Temmuz 1996: Türkiye'nin ikinci uydusu TÜRKSAT 1C uzaya fırlatıldı. Nisan 1998: GSM lisansı, 25 yıllığına Turkcell ve Telsim şirketlerine devredildi. Ağustos 1998: TTNet ulusal internet altyapı ağına ilişkin sözleşme imzalandı. Ocak 2001: TÜRKSAT 2A uydusu Güney Amerika'daki Kourou Üssü'nden uzaya fırlatıldı.
Türkiye

Her Markaya Ayrı Yol Haritası Geliyor 
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Turquality kapsamında desteklenmeyi talep eden hizmet sektörü kuruluşlarının kapsamlı bir değerlendirmeye tabi tutulacağını belirterek, "Seçilen kuruluşların eksik yönleri tespit edilecek ve stratejiler belirlenecek. Daha sonra her marka için ayrı ayrı 'Markalaşma Yol Haritası' oluşturulacak" dedi. Zeybekci, döviz kazandıran hizmet sektörünün Turquality programı kapsamına alınmasının uluslararası perspektifli bir kurumsal dönüşüm programı olduğunu belirtti. Programla hizmet sektöründe faaliyet gösteren küresel Türk markaları oluşturmayı hedeflediklerini anlatan Zeybekci, "Program kapsamında desteklenmeyi talep eden aday kuruluşlarımız detaylı bir değerlendirme sürecine tabi tutulacak. Seçilen kuruluşların eksik yönleri tespit edilecek ve bu doğrultuda stratejiler belirlenecek. Daha sonra her marka için ayrı ayrı 'Markalaşma Yol Haritası' oluşturulacak" diye konuştu. Uluslararası rekabet gücünün geliştirilmesine yönelik stratejilerin, hizmet sektöründe, mal ihracatına nazaran daha fazla önem arz ettiğini vurgulayan Zeybekci, "Hizmet sektörlerinin destek kapsamına alınmasında uygulanacak programın önümüzdeki 4 - 5 yıllık dönem içinde ilk olumlu sonuçlarının elde edilmesi, sonraki dönemlerde ise sonuçların olumlu etkilerinin artarak sürmesini öngörüyoruz" diye konuştu.
Milliyet

Yunanistan İçin Kritik Haftasonu 
AB Liderleri'nin perşembe gününe kadar süre tanıdığı Yunanistan, perşembe akşamı 12 milyar Euro'luk tasarruf tedbirlerini içeren yeni teklifini sundu. Yunanistan'ın reform karşılığında mali yardım önerisini değerlendirecek olan kreditör kurumların liderleri de dün bir telekonferans gerçekleştirirken, gözler şimdi haftasonu yapılacak kritik toplantılara çevrildi. Bugün Euro Bölgesi maliye bakanları Yunanistan'ın teklifini incelemek için toplanacak. Pazar günü de AB liderleri Yunanistan'la ilgili kararlarını verecek. Eurogroup Başkanı Jeroen Dijsselbloem, Euro bölgesi maliye bakanlarının acil fonlama için Yunanistan'ın verdiği önerilerin değerlendirmek üzere yarın yapılacak toplantıda 'önemli bir karar' alabileceklerini belirtti. Dijsselbloem gazetecilere "Yunanistan'da büyük bir desteğin olması öneriye güvenilirliği artırıyor ama buna rağmen taslağı dikkatle inceleyip rakamların tutup tutmadığına bakmamız gerekiyor" dedi. Eurogroup bakanları bugün Brüksel'de Türkiye saati ile 16.00'da toplanmayı planlarken, taslağı bu toplantıdan önce gözden geçirecekleri belirtiliyor. Euro bölgesi liderleri Pazar günü yapacakları toplantıda bakanların vardığı sonuçları değerlendirecek. Hükümetin yeni reform paketi, 12 milyar Euro'luk tasarruf tedbirlerini içeriyor. Bu teklifte pazar günü yapılan referandumda Yunanlıların reddettiği teklife göre, 4 milyar Euro daha fazla bir teklif sunulmuş oluyor. Yeni hazırlanan öneri paketine göre, Yunanistan 2018 yılına kadar borçlarını karşılayabilmesi için 53.5 milyar Euro'luk bir yardım talebinde bulunuyor. Bunun karşılığında Atina, Yunan adaları için vergi indirimlerini yavaş yavaş kaldırma ve nakliyat firmalarına uygulanan vergi oranlarını artırma sözü verdi.
Star

Barajlar Da Doldu Pervaneler De Döndü 
Türkiye bu yılı yağışlı ve bol rüzgarlı geçiriyor. Barajlarda doluluk yüzde 80'i aşarken, bazı bölgelerde hortuma kadar varan sert rüzgarlar, elektrik üreticisinin yüzünü güldürdü. Rüzgar potansiyeli yükselince özellikle Ege ve Marmara'da yer alan rüzgar enerjisi santrallerinde (RES), verimlilik arttı. Bu yılın ilk 6 ayında 430 megavat üretim gerçekleştirildi. Ege ve Marmara'daki bazı santrallerde üretim geçen yıla göre yüzde 16'ya varan artışlar yaşadı. Ancak verim alamayan santraller de oldu. Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Serdar Ataseven, yılın ilk yarısındaki sert iklim geçişlerinin elektrik üretimini nasıl etkilediğini şöyle anlattı: "2014 yılında mevsim normallerinde seyreden hava sıcaklıkları ve rüzgar olduğu için rüzgar enerjisinden elektrik elde eden şirketlerin verimleri beklentinin üzerine çıkamadı. 2015 yılının ilk yarısında 2014'e göre bazı bölgelerde üretim daha iyi oldu. Bu verimlilik, şirketlerin türbinlerinin bulunduğu sahaya göre değişim gösteriyor. Orta Ege, Akdeniz, İç Ege ve Güney Marmara'da geçtiğimiz yıl rüzgar potansiyeli düşüktü. 2015 yılında bu bölgelerdeki rüzgar verimi artış gösterdi. Özellikle Ege ve Marmara'da yatırımları olan bazı firmaların ilk altı ayı daha iyi geçirdiklerini söyleyebiliriz." Yüksek rüzgar potansiyelinin elektrik üretimine katkısının yanı sıra dezavantajlarının bulunduğunu da anlatan Ataseven, "Genel anlamda bu yılın ilk yarısındaki rüzgar veriminin iyi olmasına karşılık bazı durumlarda rüzgarın hortuma dönüşecek şekilde dengesizliği, inşa halindeki santralleri olan firmalar için zorluk yaşattı. Rüzgarın özellikle Ege ve Marmara'da sert esmesi bir taraftan bazı yatırımcıların yüzünü güldürse de diğer taraftan inşa halinde olan ve inşaat sürecini tamamlamaya çalışan firmalar için de zorlu koşullar oluşturdu. Nakliye ve kurulum esnasında sert esen rüzgarın, yoğun yağışın oluşturduğu koşullar kurulum süreçlerini etkiledi. Bu da 2015 yılındaki kurulu gücün istenen noktanın biraz altında gerçekleşmesine neden oldu. Aslında tek sebebin iklim koşulları olduğunu söylemek doğru olmaz. İzin süreçlerinde karşılaşılan sorunların da etkili olduğunu belirtmek gerekir."
Vatan

SİYASET/POLİTİKA

Bürokrasi Durmaz 
Başbakan Ahmet Davutoğlu, geçici hükümetin yaptığı üst düzey atamalarla ilgili eleştirilere "Hükümet oluşum sürecinde, daha önceki hükümet görevini sürdürürken işler durmaz, bürokrasi durmaz. Gerekli olmayan hiçbir atama yapılmamıştır. Eğer yanlış atama olduğu iddia ediliyorsa, inşallah hükümet ortaklığı kurulduktan sonra ele alınır konuşulur" diye yanıtı verdi. Srebrenitsa Katliamı'nın 20'nci yıldönümü için Bosna Hersek'e giden Davutoğlu, hareket etmeden önce Atatürk Havalimanı'nda gündemdeki konulara ilişkin özetle şunları söyledi: "Biz hükümet ederken Türkiye'yi bir an bile sahipsiz bırakmayız. Bütün bürokrasiye net bir mesaj da gönderdim. İşi aksatan tek bir bürokrat olursa gereği yapılır. Geçmişte yaşadık, hükümet kurma geciktiği zaman ekonomik siyasi bürokrasi durur. Ama ülkenin işleri beklemez. Defansif olmadan söylüyorum. Hükümet ettiğimiz her an, hükümet etmenin gereği neyse onu yaparız. Kılıçdaroğlu'nun benimle ilgili endişelenmesine gerek yok. Önce kendi partisiyle ilgili kaygılarını gidersin. Biz başka partilerin içişlerine müdahil olmadık. Onun da bizim Sayın Cumhurbaşkanımızla ilişkilerimiz, başka husus konusunda kaygı beyan etmesini doğru görmüyorum. Cumhurbaşkanlığı makamını hükümet kurma müzakerelerinin maddesi haline getirmemek lazım. Bütün partilerle de görüşeceğiz. Ama yoğunluğu iki partiye vererek netice almaya çalışacağız." BAŞBAKAN Davutoğlu, Bosna Hersek'te ilk olarak Kovaçi Şehitliği'ni ve Aliya İzzetbegoviç'in kabrini ziyaret etti. Daha sonra Hünkar Camisi'nde cuma namazı kılan Davutoğlu'na vatandaşlar da yoğun ilgi gösterdi. 'Ahmet' isimli Boşnak bir bebeği kucağına alan Davutoğlu, makam aracına kadar adaşıyla yürüdü.
Hürriyet

Başbakan Yardımcısı Olmayabilirim 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, koalisyonu kim kurarsa kursun kurulacak hükümetin 4 yıl görev yapacak bir reform hükümeti olması gerektiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, önceki gece eski müftü, CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes'in organize ettiği iftar programında, din adamları ile gazetecileri ağırladı. Kılıçdaroğlu, gazetelerin Ankara temsilcileriyle sohbetinde şunları söyledi: "Ben koalisyonun 4 yıllık süre için kurulması gerektiğini düşünüyorum. Neleri yapıp, neleri yapmayacağınızı, parlamentoda nelerle karşılaşacağınızı birbirinize samimi olarak aktarmanız gerekiyor. Yıllardır biriken sorunlar var. Ekonomide var mı, var. Kura ve işsizliğe bakın, sosyal yaşamda uyuşturucu gibi ciddi sorunlar var, dış politikada sorunlar var. Gidin sanayicilere bakın, Mısır'ın ro ro seferini iptal etmesinden tutun, Suriye'ye kadar Elbette gönül ister ki kısa sürede çözelim, yeniden seçime gidelim, ama bunların hiçbiri kısa sürede çözülecek değil. (Dönüşümlü Başbakanlık) Niçin olmasın? (Bunu şart koşacak mısınız) Karşı tarafı dinlemeden tek boyutlu, baştan koşul koymanın çok tutarlı olmadığını düşünüyorum. Belki onlar bize çok daha güzel öneri getirecekler. Aynen öyle iyimserim, karamsar değilim. Umutluyum ama zor olduğunu düşünüyorum. Zorluğun birden fazla nedeni var. Bir, geçmişte AKP ile CHP arasında güvensizlik temelinde yaşanan ilişkiler var. Bize güvence verilmeli. İki, Türkiye'nin dışı politikadan kaynaklanan sorunlarını inşa eden kim? Mevcut iktidar. Suriye'den Mısır'a kadar, dış politikanın değişmesi lazım. Nasıl değişecek? 'Söz, dış politikamızı tümden değiştireceğiz' diyecek mi, onu bilmiyoruz. Dışişleri Bakanlığı'nın bizde veya diğer koalisyon ortağında olmasının hiçbir önemi yok. Sorunların çözümüne kilitlenecek; Dış politikada yeni bir eksen, hat oluşturmada mevcut iktidar söylemlerimize 'evet' diyecek mi? 'Evet' dedikten sonra ha bizde olmuş ha onlarda. Sorunun çözümünde aktör olacak, temelinde değil. Biz 14 ilkeyi açıkladık. Siyasette devletin yönetiminde kurucu irade dışındaki bütün alanları her zaman görüşebilirsiniz, tartışabilirsiniz. Hukukun üstünlüğü diyoruz; bunun kırmızı çizgiyle alakası var mı? Yargının bağımsızlığı, evrensel bir alandır. Bunun kırmızı çizgisi olmaz. Onlar 'hayır yargı eskiden olduğu gibi bağımlı olacak' derse olmaz. Cumhurbaşkanı ile ilişkiler konusunda daha önce Sayın Abdullah Gül, Ahmet Necdet Sezer, Süleyman Demirel nasıl yaptıysa aynısını yapacağız, sadece seçim yöntemi değişti, başka bir şey değişmedi ki. Ayrıca oyu o dönem yüzde 52 idi, şimdi yüzde 40. Ne olacak, ayrılacak mı? 'Siz anayasadaki tarafsızlık ilkesine yüzde 52 ile uymuyorsunuz, yüzde 40 ile uyacaksınız' olmaz. Cumhurbaşkanı anayasadaki ilkelere uymak zorunda. Cumhurbaşkanı ile görüşme yapmak, görüşmenin yeri konusu, onların hepsi çözülür. Siyasi partiler anlaşırlarsa eskiden olduğu gibi parlamento cumhurbaşkanını seçebilir, bir engel değil ki. Başbakan ben olsam Bakanlar Kurulu için Saray'a gitmem. Bakanlar kaçak binada toplanmaz. Dünyayı güldürüyoruz kendimize. Cumhurbaşkanı neyi kilitleyecek? 2001'deki gibi bir ekonomik kriz olmaz. Başbakan başbakanlığını yapmalı, Cumhurbaşkanı da Cumhurbaşkanlığını. (Başbakan Yardımcısı olarak gider misiniz?) Niye olayım? Belki olmam. CHP ortaklık kurdu diye illa Başbakan Yardımcısı olacağım diye bir şey yok."
Hürriyet

Bahçeli, Kapıyı Aralık Bırakacak 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, salı günü görüşmeye gelecek olan Başbakan Ahmet Davutoğlu'na koalisyon için CHP ve HDP'yi ilk adres olarak gösterecek. MHP'nin durduğu yeri kesin bir dille anlatacak olan Bahçeli, "Çözüm süreci sonlanmalı, 17- 25 Aralık yolsuzluklarının hesabı sorulmalı, Cumhurbaşkanı anayasal sınırlara çekilmeli" şartlarını sıralayacak. Bahçeli, diğer partilerden olumlu sonuç alamamaları ve MHP'nin kırmızı çizgilerini kabul etmeleri halinde koalisyona girebileceklerini ifade edecek. MHP kulislerinden yansıyan ilk bilgi, Davutoğlu heyetinde hangi makamı temsil eden isimlerle gelirse o isimlerle karşılama yapacağı yönünde. Buna göre Bahçeli'nin görüşme heyetini, bir TBMM Grup Başkanvekili, MHP Genel Sekreteri ve karşı heyet sayısı kadar genel başkan yardımcısından oluşturması bekleniyor. Bahçeli'nin koalisyon konusunda bugüne kadar kamuoyuna açıkladığı görüşlerini aynen Davutoğlu'na aktaracağı MHP yöneticileri tarafından dile getiriliyor. Koalisyonda uyuma dikkat çekecek olan Bahçeli'nin geçmişteki koalisyonlardan örnekler vereceği, bu doğrultuda ilk ortaklık arayışının Ak Parti, CHP ve HDP arasında olması gerektiğini işaret edeceği vurgulanıyor. Ak Parti-HDP, Ak Parti-CHP ve Ak Parti-CHP-HDP seçeneklerinin denenmesini isteyecek olan Bahçeli'nin, MHP'nin neden ayrık duruş sergilediğini ise kırmızı çizgilerini anlatarak açıklayacağı ifade ediliyor. "Çözüm süreci sonlanmadan, 17-25 Aralık yolsuzluklarından ucu kime dayanırsa dayansın hesap sorulmadan, Cumhurbaşkanı Erdoğan anayasal sınırlarına çekilmeden" MHP ile bir koalisyon kurulamayacağını, millete meydanlarda bu yönde söz verdiğini dile getirecek olan Bahçeli, kapıyı ise tam kapatmayacak.
Milliyet

DÜNYA 

Amerikalı Yerlilerden Özür Diledi 
Papa Françesko, Amerika kıtasının sömürgeci güçler tarafından fethi sırasında Katolik Kilisesi'nin buradaki yerli halka karşı işlediği suç ve günahlardan dolayı af diledi. Bir haftalık Güney Amerika turuna çıkan Papa, Bolivya'da ülkenin ilk yerli Devlet Başkanı Evo Morales'in de iştirak ettiği yerli liderlerin katıldığı toplantıda konuştu. Papa, Latin Amerika'da Katolik din adamlarının geçmişte "Tanrı adına Amerika'nın yerli halkına karşı büyük günahlar işlendiğini" kabul ettiğini belirterek, bu günahlardan dolayı af diledi ve bunu "kederle" dile getirdiğini söyledi. Françesko'nun konuşması, kendisini dinleyen kalabalık tarafından coşkuyla alkışlandı. Yerli liderlerinden Adolfo Chavez, "Özürleri kabul ediyoruz. Papa Françesko gibi birinden daha ne bekleyebiliriz? Artık yeni bir sayfa açma ve yeni bir başlangıç için birlikte çalışma zamanı" yorumunu yaptı. Papa 2'nci Jean Paul de 1992 yılında Dominik Cumhuriyeti'ne yaptığı ziyarette Katolik Kilisesi'nin bölgedeki 500 senelik varlığı süresince kıtanın yerli halkının çektiği "acı ve çile" nedeniyle özür dilemişti. Papa 16'ncı Benedikt ise 2007 yılında Brezilya'yı ziyareti sırasında Katolik Kilisesi'nin yerli halkı Hıristiyanlaştırması mücadelesini savunması nedeniyle eleştirilmişti.
Hürriyet

Rakka'yı Da Hendek Ve Mayınla Çeviriyor 
ABD öncülüğündeki koalisyonun, IŞİD'in işgal ettiği Suriye'nin Rakka şehrini yoğun bir şekilde bombalaması terör örgütünü panikletti. YPG ile Burkan El Fırat Güçleri'nin de şehre yaklaşması üzerine terör örgütü, saldırıları engellemek ve kaçmak isteyenleri önlemek için Rakka'nın etrafına hendek kazmaya başladı. Örgüt ayrıca Rakka ile Irak'ın Musul şehri arasındaki yola da mayın döşüyor. Irak güvenlik güçlerinden bir kaynak, hendek kazma ve mayın döşeme emrinin, öldüğü bilinen IŞİD'in lideri Ebubekir Bağdadi tarafından verildiğini iddia etti. IŞİD'in lider kadrosu, koalisyon uçakları günde 15-20 defa bombaladığı Rakka'da yaşıyor. Örgütü bombalamalardan sorumlu tuttuğu Kürtleri de şehirden çıkmaları için 48 saat süre verdi. Ayrıca örgüt, Musul'u yönetme konusunda fikir ayrılığı yaşandığı ve bazı yöneticilerin infaz edildiği kaydedildi. Öte yandan Irak'ta bomba yüklü araçla düzenlenen saldırı, Irak güçleri ve El-Haşdu'ş Şabi ile IŞİD militanları arasında çıkan çatışmalarda 72 kişinin öldüğü, 24 kişinin yaralandı açıklandı.
Türkiye

21 Milyon ABD'linin Bilgileri Çalınmış 
ABD'nin federal kurumlarında çalışan devlet görevlilerinin özel bilgilerinin çalındığı siber saldırının boyutuyla ilgili yeni bilgiler geliyor. Washington yönetimine bağlı Personel Yönetim İdaresi (OPM) nisan ayında kaynağı açıklanmayan bir siber saldırıya uğramıştı. Saldırıyı araştıran OPM yetkilileri, 21 milyon 500 bin kişinin mağdur olduğunu belirtti. Bilgisayar korsanlarının federal kurumlarda halen görev yapan personelinin yanı sıra eski çalışanların da kişisel verilerini ele geçirdiği açıklandı. Federal kurumlarda çalışmak üzere başvuruda bulunan milyonlarca kişinin kayıtları da hackerların eline geçti. Ayrıca hükümet kurumlarına dışarıdan hizmet veren şirketlerin yetkilileri ve yakın çevrelerine ait bilgiler de siber saldırganların eline geçti. Kimi Amerikan vatandaşlarının parmak izleri bile çalınırken milyonların ikamet adresi, sosyal güvenlik kimlik numarası, doğum, telefon, sağlık kayıtları, mali duruma ilişkin bilgiler ve sabıka kaydı gibi en özel bilgileri artık güvende değil. FBI Başkanı James Comey saldırıyı 'çok büyük bir sorun' sözleriyle tanımladı.
Milliyet

20 Yıldır Dinmeyen Acı: Srebrenitsa 
Avrupa'da, II. Dünya Savaşı'nın ardından yaşanan en büyük insanlık trajedisi olarak kabul edilen Srebrenitsa'daki soykırımın üzerinden 20 yıl geçti. Soykırımda hayatını kaybeden kurbanlardan kimlik tespiti yapılan 136 kişinin cenazeleri geçtiğimiz gün başkent Saraybosna'ya ulaştı. Visko'dan Saraybosna'ya getirilen cenazeler bugün Potoçari Anıt Mezarlığı'nda toprağa verilecek. Srebrenitsa'da öldürülen 1300'den fazla kişinin cenazesi ise hala kayıp. Bugünkü törende oğlunu defnetmeye hazırlanan Fatima Alyiç, "Oğlumun başını babasının ve kardeşinin önünde kesmişlerdi" dedi. Sırpların Srebrenitsa'yı ele geçirmesinin ardından "Ölüm Yolu" olarak da bilinen orman yoldan şehri terk eden erkeklerle birlikte giden iki oğlunu ve eşini camdan izlediğini aktaran Alyiç, "Herkes kaçıyordu. Potoçari'deki sokaklar sanki insanlardan oluşan bir nehir gibiydi. Oğullarımı ve eşimi bir daha göremedim. Kravitsa'da öldürüldüler. Cemal ve diğer oğlum Şeval bekardı. Bana onları hatırlatacak torunum bile yok" dedi. 1995'in Temmuz ayında Srebrenitsa'da Sırplar tarafından II. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da yaşanan en büyük soykırım gerçekleştirildi. Sırp kuwetleri Srebrenitsa'da beş gün içinde 8.372 Boşnak'ı öldürdü, yüzlerce kadına ve küçük yaştaki kız çocuğuna tecavüz etti. Bir gün içerisinde 20.000'in üzerinde mülteci Srebrenitsa'dan zorla çıkarıldı. 1992-95 yılları arasında sistematik olarak yürütülen büyük çaplı bir etnik temizliğe maruz kalan Bosna'nın doğu yakasında Sırp kuwetleri Boşnaklara karşı her türlü savaş suçunu işledi. Sırp saldırılarından kaçan binlerce Boşnak, BM tarafından "güvenli bölge" ilan edilen ve 400 Hollandalı barış gücü askeri tarafından korunan Srebrenitsa'ya sığındı. Sığınmacılardan yaklaşık 25.000'i, barış gücü askerlerince Srebrenitsa'ya birkaç kilometre mesafedeki Potaçari'de bulunan bir akü fabrikasına yerleştirildi. Fabrikadaki savunmasız binlerce Boşnak, Hollandalı askerlerce 11 Temmuz 1995'te Ratko Miladiç, nam-ı diğer "Sırp Kasabı", komutasındaki Sırp askerlerine teslim edildi. Askerler 12 yaş üstü tüm erkekleri bir yana ayırdı. Kadınlara tecavüz edildi, erkekler ise kamyon ve otobüslere doldurularak ölüme götürüldü.
Star

Youtube Yıldızı Merkel'e Karşı 
Almanya Başbakanı Angela Merkel, siyasi kariyerinin en ilginç röportajlarından birisini verdi. 61 yaşındaki siyasetçi dün akşam başkent Berlin'deki başbakanlık binasında, video paylaşım sitesi YouTube'un fenomen isimlerinden Florian Mundt'un, namı diğer LeFloid'in sorularını yanıtladı. LeFloid'in Merkel'e yönelttiği sorular Twitter'da '#NetzFragtMerkel' hashtag'i altında toplandı. Mundt, takipçilerini bu hashtag üzerinden sorular göndermeye çağırmıştı. Sorular siyasi, toplumsal ve özel olmak üzere geniş bir yelpazeye yayıldı. Eşcinsel evlilikler, marihuananın yasallaştırılması, telif hakları, Yunanistan krizi ve referandum öne çıkan başlıklar olurken Merkel'e özel sorular yöneltenler de oldu, örneğin 'Uzaylılara inanıyor musunuz', 'Özel hayatınızda internete giriyor musunuz, giriyorsanız ne yapıyorsunuz', 'Çocuğunuz olmadı mı, yoksa siz mi istemediniz' gibi sorular. Bir kullanıcı Merkel'e, baş parmaklarını birleştirerek eliyle yaptığı ünlü üçgen hareketinin kendisine gizemli illuminati topluluğunun gücünü verip vermediğini bile sordu. Hükümet sözcüsü Christiane Wirtz, soruları LeFloid'in kendisinin seçtiğini, Başbakanlık Basın Merkezi'nin, genç yıldızın pazartesi günü YouTube kanalından yayınlayacağı röportaj videosunun oluşturulması ve montajında etkisinin olmayacağını söyledi.
Vatan

SPOR 

Beşiktaş eski göz ağrısı Quaresma'yı yeniden gündemine aldı. Siyahbeyazlılardan 3 sezon önce kavgalı bir şekilde ayrılan Portekizli yıldız, Porto'yla ipleri koparması üzerine menajerler tarafından siyah- beyazlılara önerildi. Beşiktaş'ta yeniden forma giymek isteyen Quaresma'nın geleceğinde Başkan Fikret Orman'ın kararı belirleyici faktör olacak. Beşiktaş'tan ayrıldığı dönemde siyah-beyazlı kulübün başkanı Orman'la gergin bir dönem yaşayan ve Samet Aybaba'nın da kadroda istemediği Portekizli oyuncu için Fikret Orman'ın geçmişte yaşananlar nedeniyle kararsız kaldığı ve söyledikleri yüzünden net bir tavır takınmadığı belirtildi.Quaresma'nın yıllık 1.5 milyon avro istediği öğrenildi. Yıldız oyuncu, dün Porto'nun Hollanda kampına gitmeyerek kulübüyle bağları da koparmış oldu. Dinamo Moskova kulübünün de tecrübeli ismi istediği öğrenildi. Transfer çalışmalarını sürdüren Beşiktaş'ta Teknik Direktör Şenol Güneş, stopere yapacağı takviye için Pedro ve Milosevic'in durumunu görmek istiyor. 2 futbolcuyu ikinci kamp dönemine kadar görmek istediğini belirten Güneş'in daha sonra stoper sayısında karar vereceği belirtildi.
Türkiye

Fenerbahçe çok istediği dünya yıldızı için tam anlamıyla dünyaları harcadı ama henüz resmi imzayı attırmadı. Londra'da sağlık kontrolünden geçen Robin van Persie, sarı-lacivertlilerle el sıkışsa da imza öncesi klasik yıldız kaprislerinden geri kalmadı. Sportif Direktör Giuliano Terraneo'nun "Konuşmamız gereken detaylar var. Onları da sonuca bağlayınca imza tarihi netleşecek" demesi üzerine konuyu biraz kurcaladık. İstanbul'dan gelen "Beşiktaş bastırıyor. Fiyatı yükselterek Fenerbahçe'ye yılın çalımı atacaklar" iddialarının asılsız olduğu hemen ortaya çıktı. Evet, Beşiktaş'ın Van Persie hayali kurduğu bir gerçek, Hollandalı ile Fenerbahçe arasında ufak pürüzler olduğu da doğru! Ancak hiçbiri transfere engel değil. Robin van Persie'nin Fenerbahçe'de birkaç özel talebi var. Bunlardan birisi kişisel fizyoterapistini İstanbul'a getirmek. Diğeri ise Boğaz'da oturmak! İlk talebe Teknik Direktör Vitor Pereira onay vermedi. Portekizli hoca, takım içinde kimseye özel muamele olamayacağını belirterek Van Persie'nin bu talebini geri çevirdi. İkinci istek de yönetimden veto yedi. Kulübün gösterdiği evlerde oturması halinde her hangi bir ücret ödemeyecek olan Hollandalı, menajerinin tavsiyesi üzerine İstanbul Boğazı'nı gören bir ev talebinde bulunup, kirayı da kulübün ödemesini arzu edince, Başkan Yıldırım'dan "Hayır" cevabı geldi. Zira Fenerbahçe 3+1 yıllık anlaşma sağladığı ve yıllık 6.5 milyon avro garanti para ödemeyi göze aldığı dünya yıldızından böyle basit konular için vazgeçmeye, hele ki ezeli rakibi Beşiktaş'a kaptırmaya niyetli değil. RVP, bu hafta içinde Saracoğlu'nda düzenlenecek muhteşem bir törenle sarılacivertli formayı sırtına geçirecek.
Türkiye

Cim-Bom'un yeni transferi Lukas Podolski, sarı-kırmızılı taraftarın kendisine zaman tanımasını istedi. Bild gazetesine konuşan Alman futbolcu, taraftarın kendisini havalimanında karşılamalarının harika olduğunu belirterek, "Binlerce taraftarın havalimanında beklemeleri inanılmaz. Bu taraftarlara hayal kırıklığı yaşatmak istemiyorum" dedi. İnsanların, başka bir lige, başka bir ülkeye gittiğinde kendisinden harikalar beklediğini dile getiren Podolski, "Biraz zamana ihtiyacım var. Son aylarda eksikliğini yaşadığım oyun ritmini yakalamam gerektiği için bu coşkuyu biraz frenlemem lazım" diye konuştu. Alman oyuncu, "Galatasaray'da ilk 11'de yer almak 2016 Avrupa Şampiyonası'na katılma şansınız için ne kadar önemli?" sorusuna, formda olduğunda milli takıma katkı verebileceğini ifade etti. Tecrübeli futbolcu, transferi için Almanya Milli Takımı Teknik Direktörü Löw ile konuşup konuşmadığına ilişkin soruya şu cevabı verdi: "Milli Takım Teknik Direktörü ile düzenli temastayım. Bir dönem o da İstanbul'daydı, Fenerbahçe'yi çalıştırdı. Ancak o kadar çok deneyimim var, kimseden tavsiye almama gerek yok. Kararları ben veririm. Galatasaray'dan emindim. Bundan dolayı oradayım. Sonuçta tercihimle yaşamak zorundayım; kulüple, şehirle, taraftarla, her şeyiyle, risklerle de"
Milliyet

MHK Başkanı Yusuf Namoğlu şok bir kararla istifa etti ve yeni dönemde görev almayacağını açıkladı. Yeni yapılan federasyon seçimlerinden sonra Başkan Yıldırım Demirören'le bir görüşme yapan Namoğlu, kendisine önerilen göreve devam etme teklifini kabul etmedi ve aktif bir görevde bulunmayacağını federasyon yetkililerine iletti. Namoğlu'nun TFF'nin istediği Uilenberg ile devam edilmemesini talep ettiği, beğenmediği isimlerin kurula alınmasına karşı çıktığı, TFF'nin 8-10 hakeme görev bıraktırma istediği, bu nedenlerde kriz çıktığı belirtiliyor. MHK başkanlığı için Mustafa Çulcu ve Kuddusi Müftüoğlu'nun ismi geçiyor.
Star

Arda Turan, Nou Camp'ta 5 yıllık imzayı attı, resmen Barcelona'lı oldu. İmza töeninde konuşan yıldız futbolcu 2002'de top toplayıcı olduğu Galatasaray- Barcelona maçındaki anısını gülerek anlatırken, " O maçta Luiz Enrique'nin attığı gol ofsayttı ve biz karşılaşmayı kaybetmiştik. O maçı iyi hatırlıyorum. Galatasaray'da top toplayıcı iken Luis Enrique'nin gol attığı maçta kenardaydım. Şimdi buradayım ve Enrique de hocam" dedi. Milli yıldız özetle şunları söyledi: "Bundan sonra örnek olmak için en iyi Arda'yı izlettireceğim. Artık en üst seviyedeyim. Atletico'da Avrupa'nın en iyi kupalarının maçlarını oynadık. Şimdi dünyanın en büyük takımında, bu oyunu en iyi oynayan takımındayım. Çok başarılı olup, hem ailemi, hem sevdiklerimi mutlu etmek, gururlandırmak istiyorum." "Luiz Enrique anlaşmadan sonra beni arayıp tebrik etti. Fatih Hocam çok mutlu oldu. Barcelona hep hayalimdeydi. Hayatımda en çok olmak istediğim yerdeyim şu an. Atletico'da takım arkadaşlarım da bilirler, hatta beni arayıp böyle şakalar yaptılar. Burada sadece kendim için oynamıyorum, ülkemi temsil ediyorum. Gerekeni en güzel şekilde yapacağım. Ülke bayrağı her formadan değerlidir. Burada, Galatasaray ile karşılaşabiliriz. Bu beni duygusallığa itebilir."
Star


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme