15 Temmuz 2015 Çarşamba

15.07.2015 Genel Gündem


15.07.2015

GÜNDEM

Saray'da Makam Turu
Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) arazisine yapılan Cumhurbaşkanlığı Sarayı hizmet binalarının kapısını geçen hafta basına açan Cumhurbaşkanlığı, bu kez Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın makamının bulunduğu Temsil Binası'nı tanıttı. Basın mensuplarını tavan yüksekliği 8 metre olan makam odasında Erdoğan karşıladı ve tek tek tokalaştı. Odaya girer girmez tüm çevremizi bir tütsü kokusu kapladı. Bu kokunun ne olduğunun sorulması üzerine Erdoğan, "Buhur" yanıtını verdi ve ekledi; "Havayı düzenliyor." Tek tanrılı dinlerden beri ateşte yakılarak elde edilen buhur kokusu, makam odasında özel bir makine aracılığı ile elde ediliyor. Çalışma masasının hemen yanındaki makineden sürekli buhur kokusu verilirken, aynı makineden özel kütüphanede de bulunuyor. Erdoğan, "Külliye'de en beğendiğim yer kütüphanem, sizi oraya götüreyim orası daha sıcak" diyerek basın mensuplarını kendisi için özel olan bu alana götürdü. Makam odası ve kütüphane arasındaki koridorda asılı hat tabloların sorulması üzerine ise Erdoğan, "Hayrünnisa Hanım sağolsun zamanında almıştı. Biz de devam ettik" yanıtını verdi. Erdoğan, kütüphaneyi "Külliye'de en çok huzur bulduğum yer. İlk kez görüyorsunuz" diye tanıtırken, duvardaki Arapça, "Allah'ın yardımı seninle olsun" yazısı dikkat çekti. Kitapların hepsinin kendine göre özel olduğunu belirten Erdoğan, özel camekanlar içinde sergilenen kitaplarla ilgili de bilgi verdi: "Bunlar el yazması, Etnoğrafya Müzesi'nden geldi. Tezhibiyle, hattıyla çok farklı. Minyatür çalışması." Erdoğan, Saray'daki kongre merkezinde 2 bin 300 kişi kapasiteli Türkiye'nin en büyük opera sahnesinin yapılacağını da söyledi. Erdoğan'ın makam odasının bulunduğu 2. katın koridor duvarlarında onlarca hat asılı. Bunlardan en dikkat çekeni ise, İslamiyet'te resim yasak olduğu için Hz. Muhammed'in fiziki özelliklerini tasvir eden Hilye'ler.
Hürriyet


Dershane Sistemi Yeni Kaosa Gebe!
Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) dershaneleri kapatan yasal düzenlemeyi iptal eden kararının ardından gözler bundan sonraki süreçte kapanan, özel okula dönüşen ve dönüşmeyi bekleyen kurumların durumlarının ne olacağına çevrildi. Mahkemenin gerekçeli kararı henüz açıklanmadığı için ne Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) ne de dershanelerin yol haritası net değil, ancak dershaneciler kararın gecikmeli gelmesi nedeniyle yaşanan mağduriyetlerin yeni mağduriyetlere dönüşmesinden endişeli. Veliler ve öğrenciler de kafaları karıştıran karar nedeniyle kayıt yaptırdıkları, "dönüşüm okullarının" telefonlarını kilitledi. AYM, geçtiğimiz yıl mart ayında çıkan ve dershanelerin kapatılmasını düzenleyen yasayı iptal etti. AYM'nin kararı çok sayıda dershane tarafından beklenen bir karar olduğu halde, gecikmeli olarak gelmesi eleştirilere neden oldu. Tüm hazırlıklarını dershanelerin eylülde tamamen kapanması üzerine yapan dershane yöneticileri de, gerekli denetlemeleri yaparak kurumların özel okullara dönüşümüne ruhsat veren MEB de, henüz yol haritasını belirlemiş değil. Herkes AYM'nin gerekçeli kararını açıklamasını bekliyor. Ancak sistem şimdilik kilitlenmiş görünüyor. MEB yetkilileri, dün sabah saatlerinde "acil" olarak toplandı ve bundan sonraki süreçte neler yapılabileceğine ilişkin bir eylem planı oluşturma konusunu gündemine aldı. Ancak AYM'nin yasayı tümüyle mi, kısmi olarak mı iptal ettiği netleşmediğinden bakanlığın çalışmaları da alternatifli olarak hazırlandı. Kapanan, dönüşen ve dönüşmeyi bekleyen dershanelerle dershane öğretmenleri, tatildeki öğrenciler ve veliler MEB'den gelecek açıklamayı bekliyor. Dershanelerin özel okula dönüşümü ile ilgili yasa, henüz taslak halinde TBMM'de görüşülmeye devam ederken, MEB istatistiklerine göre Türkiye'de 3 bin 858 dershane hizmet veriyordu. Yasa, Meclis'ten geçtikten sonra, 14 Mart 2014'te Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yasal düzenlemenin ardından nisanda henüz dönüşüm şartları bile olgunlaşmadan 236 kurum kapandığını ilan etti. 236 kurumun, çıkacak gerekçeli karara göre yeniden dershane olarak açılabilmesi gündeme gelebilecek. Ancak bu kurumların yeniden finansman sağlama konusunda nasıl bir planlama yapacağı bilinmiyor. Yasanın iptal isteminin AYM'de görüşüldüğü ilk gün olan 7 Temmuz itibarıyla 2 bin 288 dershanenin özel okula dönüşüm programına müracaat ettiği açıklandı. Bunlardan 2 bin 259'u dönüşüm programına alındı. Dönüşüm programına başvurduğu halde kabul edilmeyenlerle dönüşüme başvurmayan dershane sayısı toplamda bin 363 oldu. Yasaya göre kapanmayı bekleyen bin 363 dershane AYM'nin kararıyla kurtuldu. Bu kurumlar dershanecilik hizmeti vermeye devam edebilecek. Ancak AYM, MEB'in yeni bir yasal düzenleme yapması yönünde karar vermişse ve MEB dönüşümde ısrar ederse dönüşüm programına alınması beklenen ilk kurumlar da bunlar olacak. Dönüşüm için başvuran ve MEB'in denetiminden geçerek ruhsat almaya hak kazanan 829 dershanenin de durumu net değil. 829 kurumun 727'si temel lise, 91'i özel ortaokul, 6'sı özel ilkokul, 3'ü özel Anadolu lisesi, 2'si ise özel okul öncesi eğitim kurumu olarak hizmet vermeye başladı. 829 dershanenin, özel okula dönüşmesi nedeniyle, dershane ruhsatları iptal edildi. Edinilen bilgiye göre birçoğu, çıkacak kararın içeriğine göre yeniden dershane ruhsatı alabilmek için MEB'e başvuracak. Mahkeme kararının ardından bu kurumların yeniden dershane olmak için başvuru haklarının olup olmadığı MEB'in gerekçeli kararı gördükten sonra yapacağı çalışmanın sonuçlarına bağlı olacak. Temel liseye veya diğer özel okullara dönüşen 829 kuruma kayıt olan öğrencilerin çoğu ödemeler için senet imzaladı. Hatta Anadolu liselerinden bile özel temel liselere nakil yaptıran öğrenciler oldu. Mahkemenin kararı ve MEB'in tutumuna göre velilerin öğrencilerini eski okullarına döndürmek isteyebileceği belirtiliyor. Dershanelerden çok daha yüksek ücretler alan özel temel liselerin ücret iadesi yapıp yapmayacağı ise bilinmiyor. Dönüşüm programına alınan 2 bin 259 dershane için ne yapılacağı da bilinmiyor. Bir yandan dershane ruhsatı ile çalışan bir yandan da özel temel lise ruhsatı alacak bu kurumlar, karardan sonra dershane ruhsatları ile çalışmaya devam edebilir. Dönüşüm için yaptıkları başvuruyu geri çekebilir ve MEB'in yol haritasını görmeyi bekleyebilir. Bu kurumların bazılarına verilen teşvikler olduğu, bazılarının kurumlarında yapacakları değişikliklerin temini için bankalardan kredi çektikleri biliniyor. MEB'in yeni bir dönüşüm yöntemi belirlememesi durumunda, idari işlemin mahkemeye de taşınabileceği belirtiliyor.
Milliyet

Rtük'te Dengeler Değişti
7 Haziran seçimlerinden sonra Meclis'te olduğu gibi Radyo Televizyon Üst Kurulu'nda da (RTÜK) dengeler değişti. Kurulda bir üyelik kontenjanı AK Parti'den muhalefete geçti. HDP ve MHP'nin 80 milletvekili olduğu için üyeliğin hangi partiye verileceği tartışması seçimle çözüldü. TBMM Genel Kurulu, RTÜK'e 3 üye seçimi için dün Başkanvekili Naci Bostancı başkanlığında toplandı. CHP ve HDP grup başkanvekilleri üçüncü üyelik için kura çekilmesini istedi. AK Parti ve MHP ise bu talebe karşı çıktı. HDP'li Meclis İdare Amiri Sırrı Süreyya Önder seçim uygulaması ile anayasanın çiğnenmiş olacağını savunarak, "Ben bir kere anayasayı çiğnedim 12 yıl ceza aldım" dedi. AK Parti Grup Başkanvekili Doğan Kubat ve MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural ise üyenin seçim ile belirlenmesi gerektiğini söyledi. Konuşmalardan sonra RTÜK'te boşalan üç üyelik için seçim başladı. AK Parti adayı İlhan Yerlikaya 327 oy, Murat Zelan 19, MHP adayı Hayati Bice 28 oy, Esat Çıplak 368 oy aldı. 3. üye için ise MHP'nin aday gösterdiği Arif Fırtına 295 oy, İsmail Yolcu 4 oy; HDP'nin aday gösterdiği Filiz Koçali 157 oy, Nevruz Uğur ise 5 oy aldı. Böylece RTÜK'ün boşalan 3 üyeliğine İlhan Yerlikaya, Esat Çıplak ve Arif Fırtına getirildi.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 97, 8155-97, 9078                             
ABD Doları 2, 6314-2, 6341/ Euro 2, 8968-2, 9000/İngiliz Sterlini 4, 1207-4, 1259                   

Suriyeliler İçin Tekstil Kent Önerisi
Türkiye İş Kadınları Derneği (TİKAD) Başkanı Nilüfer Bulut, Türkiye'deki Suriyeli mülteciler için kalıcı çözümler üretilmesi gerektiğini açıkladı. "Bu konuda iş dünyasına büyük görev düşüyor" diyen Nilüfer Bulut, "Urfa Belediyesi ve AFAD ile görüşmeler yaptık. Devletin ailede her bir kişiye verdiği 85 liralık desteği sürüyor. Bizler bunlar dışında kalıcı çözümler üretilmeliyiz. Bölgede bu kişiler kısa eğitimlerden geçirilip yeni kurulacak üretim tessilerinde çalışabilirler" dedi. Geçen hafta katıldığımız Fikir Sofrası'nın Şanlıurfa'daki iftarında değerlendirmelerde bulunan Nilüfer Bulut, Suriyelilere yönelik hizmet veren derneklerle buluştu. Suriyelilerin kaldığı yerleri ziyaret eden Bulut, şu değerlendirmeyi yaptı: "İlk gelenler geçici olarak geldiklerini düşünüyorlardı. Ama öyle olmadı. 2011'den beri 2 milyon savaş mağduru Türkiye'ye sığındı. Avrupa'da bu rakam 200 bin bile değil. Suriyeli sığınmacıların 300 bine yakını devlet tarafından oluşturulan kamplarda yaşıyor. Diğerleri ise farklı şekilde kendilerine bir hayat kurmaya çalışıyorlar. Suriyeliler'in en kalabalık olduğu şehir ise Şanlıurfa. Şanlıurfa'da 550 bine yakın Suriyeli var, biz de TİKAD olarak bu nedenle ilk ziyaretimizi Şanlıurfa Suruç'taki kamplara yaptık ve gördük ki devlet oradaydı ancak bu süreçte yalnızca devlet değil, STK'ların da iş dünyasının da sorumluluk alması gerektiğine inandık. En çok da kadınlar ve çocuklar mağdurdu. Çalışmalarımızı barınma, giyinme, beslenme, sağlık ve hijyen konusunda yoğunlaştırdık yani öncelik temel ihtiyaçlardı. Daha sonra ise eğitim konusunda ve kadınların el becerilerinin geliştirip istihdama katılmasını sağlamak konusunda çalıştık. 21. yüzyılda her şeyin değişim ve dönüşüm gösterdiği, tüketimin, israfın ne yazık ki çok yüksek olduğu bir ortamda Türkiye'nin büyük bir seferberliğe ihtiyacı var. TİKAD, olarak bu konuda çalışmalarımız devam ediyor, yakın zaman da çocuk doktorları, eğitmenlerle tekrar Şanlıurfa'ya gideceğiz. Bizler biraz da olsa insanca yaşam sağlama çabası içerisindeyiz."
Hürriyet

İkinci 500'ün Kârı 10 Yılın Zirvesinde
Türkiye'nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu, net faaliyetleri ve faaliyet dışı gelirleri sayesinde kârlılıkta son 10 yılın zirvesine çıktı. Şirketlerin 2014 sonuçlarına göre belirlenen listenin zirvesinde, geçen yıl "ilk 500"ün 492'ncisi olan Hekimoğlu Un Fabrikası aldı. Şirket, 212.6 milyon liralık 'üretimden satış' ile birinci oldu. İkinci sırada 211.9 milyon lira üretimden satış yapan ORMA Orman Mahsulleri yer aldı. Şirket, bir önceki yıl 184'üncü sıradaydı. BASTAŞ Başkent Çimento da listenin üçüncü sırasında yer aldı. İhlas Holding şirketlerinden İhlas Gazetecilik 459, İhlas Ev Aletleri de 484'üncü sıradan listeye girdi. İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşunda, 2014'te Faiz Amortisman ve Vergi Öncesi Kâr 8.9 milyar lira olarak hesaplandı. 2014'te yüzde 5.6'ya yükselen satış kârlılığı, son 10 yılın en yüksek oranı olarak kaydedildi. En büyük 500 Büyük Sanayi Kuruluşu da, ilk 500 gibi üretim dışı faaliyetlerden; yani menkul kıymet ve diğer yatırım araçlarından önemli miktarda gelir elde etti. Üretim faaliyeti dışındaki net gelirler 2013 yılında yüzde 153.2 azalırken, 2014'te yüzde 219.3'lük artışla 736.5 milyon liraya yükseldi. Bu tutar, 2012 yılındaki 1.2 milyar liralık üretim faaliyeti dışı gelirin oldukça altında kaldı. Söz konusu kuruluşların önemli sıkıntılarından biri, borç-özkaynak dağılımı oldu. Bir önceki yıl topam varlıklar içerisinde borçlarının oranı yüzde 61.2'ye kadar çıkan İkinci 500'ün öz kaynak kullanımı, yüzde 39.8'e ulaştı. Bu da borç bağımlılığının sürdüğünü gösterdi. 2014 verilerine göre ikinci 500'de kâr eden şirket sayısında belirgin artış görüldü. İkinci 500 içinde 2014 yılında kâr eden kuruluş sayısı 426, zarar eden kuruluş sayısı ise 74 oldu. 2013 yılında, 377 kuruluş kâr, 123 kuruluş zarar ettmişti. Araştırma, geliştirme ve yeniliğe yatırımlar 3'te bir oranında arttı. 500 şirket 2000 yeni işe alım yaparken, ihracatlarının yerinde saydığı dikkat çekti.
Türkiye

Derviş'in Fikri Komşu'nun Zikri
Yunanistan ile Avrupa Birliği'nin (AB) üzerinde anlaştığı 86 milyar euro'luk 3. kurtarma paketi, öngörülen devasa özelleştirme programı nedeniyle 2001'de Türkiye'nin uyguladığı Kemal Derviş programını hatırlattı. Türkiye, o dönemde özelleştirmeleri 'paketler' halinde yaparken, Yunanistan'ın en değerli kamu malları ise bir fonda toplanarak satılacak. Yunanistan'ın 50 milyar euro'luk bu fona müdahale edememesi akıllara Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş döneminde dış borçlar için kurulan Düyun-u Umumiye'yi getirdi. Eğer AB ile varılan anlaşma onaylanırsa Yunanistan Atina Uluslararası Havalimanı, 39 bölgesel havalimanı, petrol şirketi Hellenic Petroleum, piyango şirketi, banka, otoyol ve liman gibi özelleştirmeleri yapmak durumunda. Ancak dev fonda toplanacak varlıklar haraç mezat satılmayacak. AB, IMF ve Avrupa Merkez Bankası'ndan oluşan Troyka bu şirketleri kârlı hale getirilip, değerlerinin artması sağlayacak. Satıştan gelen gelirin bir kısmı 323 milyar euro'yu bulan Yunan borçlarını öderken, ülkedeki bankalara ve yatırımlara da kaynak olacak. Ancak bu süreçlerde Yunanistan'ın söz hakkı yok. Peki, 2001 krizi sonrası özelleştirmelere başlayan Türkiye'de süreç nasıl işlemişti? Dönemin Devlet Bakanı Kemal Derviş'in hazırladığı, 'Güçlü Ekonomiye Geçiş' programında, kamu kuruluşlarının özelleştirilmesi büyük yer tuttu. Programda, ekonomide rekabet ve etkinliği artırmak için özelleştirmelerin "hızla" yürütülmesinin önemine işaret edildi. Türk Telekom, Tüpraş, THY, Erdemir, Tekel, Şeker Fabrikaları, TEAŞ ve TEDAŞ acil özelleştirme kapsamına alındı. 2001'de Petrol Ofisi'nin yüzde 51 ile Tüpraş'ın yüzde 31.5'i satıldı. Petrol Ofisi'nin 2002'de tamamen satılması, birkaç ay sonra da Tüpraş'taki kamu payının yüzde 50'nin altına indirilmesi hedeflendi. THY'nin halka arzı için 2002 seçildi. Doğalgaz dağıtım şirketlerine öncelik verilirken, Eti Krom gibi önemli maden kuruluşları listeye alındı. Erdemir'in İsdemir ile birleştirilerek satılması planlanan programa göre özelleştirme hem bütçe için gelir, hem de personel harcamalarının düşürülmesinin yoluydu. Derviş'in çizdiği özelleştirme programı, büyük oranda Ak Parti döneminde hayata geçti. Tekel'in alkollü içkiler bölümü ile bazı doğalgaz dağıtım şirketleri 2004'te elden çıkarıldı. 2005'te Türk Telekom ile Tekel'in sigara bölümü satıldı. 2006'da ise Tüpraş ile Erdemir satıldı. 2008'de Petkim, aynı dönemde TEDAŞ bünyesindeki elektrik dağıtımı özelleştirildi.
Milliyet

Fırsat Kapısı Açıldı Dev Rakip Uyandı
Batılı devletler ile İran arasında varılan anlaşma, Türk iş dünyasında heyecan yarattı. İran'ın, nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanmayı taahhüt etmesiyle, bu ülkeye yönelik ambargonun kalkacak olması, ticaret ve yatırımlarda adeta patlamaya yol açacak. Türkiye bu süreçte yakın komşuluk avantajını değerlendirme arayışında olurken, 80 milyonluk dev ve bakir bir pazar olan İran, dünyadaki büyük yatırımları çekerek Türkiye'ye rakip olabilecek. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız da anlaşma ve olası sonuçlarına ilişkin olarak söyledi: "İran ile nükleer anlaşmayı son derece olumlu bir gelişme olarak görüyorum, nihayetlendiğinde etkisi ortaya çıkacaktır. İran'da yatırıma dönüşmeyen birçok kalem vardı onların da önü açılmış olacak. İran'ın kabiliyetlerini, öncelikle bölge daha sonra da dünya için sunmak dünyadaki petrol fiyatları açısından da son derece önemli olacaktır." Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Twitter hesabından, "İran nükleer anlaşması Türk ekonomisi için çok iyi bir haber, iki ülke arasındaki ticaret ve yatırımları artıracaktır" diye yazdı.
Milliyet

Yabancı Akaryakıtçılara Epdk'dan İhtar
epdk Başkanı Mustafa Yılmaz son zamanlarda özellikle bazı yabancı menşeili dağıtım şirketlerinin benzin ve motorin fiyatlarının tespitinde kar marjında artışa gittiğini, Kanun ve Kurul Kararı ile belirlenen çerçeveye uygun olmayan bir şekilde fiyat belirlemeye başladıklarını tespit ettiklerini açıkladı. Başkan Yılmaz Petrol Piyasası Kanununa göre benzin ve motorin fiyatlarının en yakın serbest piyasalardaki fiyat oluşumuyla uyumlu olması gerektiğini vurguladı. Fiyatların Kanundaki kriterlere uygun oluşmadığı durumlarda EPDK'ya tavan fiyat belirleme yetkisi verildiğini hatırlatan Başkan Yılmaz "EPDK'nın bu yetkiyi nasıl kullanacağı "Akaryakıt Fiyatlarının Takibine İlişkin Kurul Kararı" ile ortaya konulmuş olup, akaryakıt şirketlerinden bu karardaki yapıya uygun hareket etmesini bekliyoruz. Biz sektörün şeffaf, liberal ve rekabetçi yapısının korunması için üzerimize düşeni yapmaya daima hazırız. Ancak tüketicinin mağdur edilmesine de asla seyirci kalmayız" dedi. EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, daha fazla kâr elde etmek için Kanun ve Kurul Kararı ile belirlenen çerçeveye uygun olmayan fiyatlandırmalara kayıtsız kalmayacaklarını vurguladı. Başkan Yılmaz "Bu konuda yazılı uyarılarımızı yaptık. Özellikle yabancı menşeili olan bu şirketlere kâr marjlarını gözden geçirerek mevzuatta belirtilen kriterlere uygun hale getirmesi yönünde ihtarda bulunduk. Gerekli adımların atılmaması durumunda kurumumuz kanun ile kendisine verilen yetki çerçevesinde işlem yapacaktır" ifadesini kullandı.
Star

İstihdamı Iskalayarak Kârlılık Rekoru Kırdılar
İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) "Türkiye'nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu" araştırmasının 2014 yılı sonuçları açıklandı. İSO İkinci 500 Sanayi Kuruluşu'nda 2014 yılında yüzde 5.6'ya yükselen satış kârlılığı, son 10 yılın en yüksek oranı olarak kaydedildi. 2014 yılında aktif ve özkaynak kârlılıklarında da 10 yılın en iyi rakamları yakalandı. Kâr eden kuruluş sayısı 426'ya yükselirken, yaratılan yeni istihdam sayısı 2 binin altında kalması dikkat çekti. İkinci 500'te ilk sırayı, 212.6 milyon liralık üretimden satışı ile 2013 yılı çalışmasında Birinci 500 içinde 492'nci sırada bulunan Hekimoğlu Un Fabrikası aldı. İkinci sırada 211.9 milyon liralık üretimden satışıyla, bir önceki yılki sıralamada 184'üncü olan ORMA Orman Mahsulleri yer alırken, onu 211.8 milyon liralık üretimden satışı ile BAŞTAŞ Başkent Çimento izledi. İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu'nun üretimden satışları 2014 yılında yüzde 12.9'luk artışla 71.8 milyar lirayı buldu. Esas faaliyet kârı yüzde 15'lik artışla 6.2 milyar lira oldu. Faaliyet kârı yüzde 6.4'den yüzde 7.5'e çıktı. İkinci 500'ün geçen yıl dikkat çeken mali göstergelerinden biri de üretim faaliyetleri dışındaki gelirlerindeki artış oldu. Üretim faaliyeti dışındaki net gelirler 2013'de yüzde 153.2 oranında azalırken, 2014'te yüzde 219.3'lük artışla 736.5 milyon liraya yükseldi. İkinci 500, bilanço büyümesini daha çok öz kaynaklarıyla gerçekleştirdi. Bu da finansal kaldıraç oranının iyileştiğini gösterdi. 71 yabancı sermaye paylı kuruluşun toplam üretimden satışlar içindeki payı, 2013 yılına göre 1.2 puan artarak yüzde 14.7 oldu. İsminin açıklanmasını istemeyen firma sayısı 41'e çıktı. 275 şirket karını, 187 şirket ise ihracatını açıklatmadı. Çalışan sayısını kapatan şirket sayısı da 206 oldu.
Vatan

DÜNYA

Ahraru'ş Şam'a İkinci Ağır Darbe
Suriye'nin kuzeyindeki İdlib'e bağlı Selkin'de , El Kaide bağlantılı Ahraru'ş Şam'ın karargahını hedef alan saldırıda örgütün tepe isimlerinden Ebu Abdurrahman lakaplı Muhammed el-Esad'ın da aralarında bulunduğu altı militan öldü. Geçtiğimiz hafta, yine İdlib'e bağlı Eriha'daki bir camiye düzenlenen intihar saldırısında El Kaide'nin Suriye kolu El Nusra Cephesi'nin üst düzey isimlerinin de aralarında bulunduğu 15 kişi ölmüştü. Her iki saldırının da IŞİD tarafından düzenlendiği düşünülüyor. Eylül ayında Hatay'a bağlı Reyhanlı'nın yanıbaşındaki Ram Hamdan'daki Ahraru'ş Şam karargâhı hedef alınmış, örgütün lideri Hasan Abud'un aralarında bulunduğu 45 kişi ölmüştü. Örgütün dış ilişkiler sorumlusu Labib en-Nahhas geçtiğimiz hafta ABD'li Washington Post gazetesi için kaleme aldığı yazıda ABD yönetiminden yardım istemişti.
Hürriyet

Anlaşmaya Uyarsa İran'a Yaptırımlar Kalkar
ABD Başkanı Barack Obama, İran'ın anlaşmanın yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde nükleer programından dolayı hem ABD hem de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından konulan yaptırımların kaldırılacağını söyledi. Beyaz Saray'da yardımcısı Joe Biden ile dün sabah erken saatlerde yaptığı açıklamada Obama, taraflar arasında varılan anlaşmanın, "Amerikan diplomasisinin gerçek ve anlamlı değişimi beraberinde getirebileceğini" gösterdiğini ifade etti. Akşam saatlerinde, anlaşmaya tepki gösteren İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yla görüşen Obama, müttefikine güvence verdi.Beyaz Saray'dan yapılan açıklamaya göre, Obama Netanyahu'ya Tahran'la varılan anlaşmanın İsrail'in ulusal güvenliğine yönelik tehditlerin gözardı edilmesini beraberinde getirmeyeceğini söyledi. Öte yandan ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi dün yapılan İran oturumunda Cumhuriyetçiler, Obama'yı İran'ın nükleer silah elde etmesine göz yummakla suçladı.
Hürriyet

'3 Rahip Katili Bıçak İstanbul'da Çıktı'
Suriye'de 2 yıl önce kaçırılan Süryani Ortadoks Metropoliti Yuhanna İbrahim, Halep-İskenderun Rum Ortodoks Kilisesi Metropoliti Pavlus Yazıcı ve 3. bir Hristiyan rahibin kafalarını kesmekle suçlanan Çeçen Magomet Abdurakmanov ile Ahmad Ramzanov sadece terör örgütü üyeliğinden mahkum oldu. 3'ü Türk 5 sanıklı davanın gerekçeli kararında dehşet detaylar yer aldı. İstanbul'da 2 yıl önce yakalanan 2 Çeçenin saklandığı evde çıkan kıyafetle bıçağın, katliam videosundakilerle benzer olduğu tespit edildi. Adalet Bakanlığı 3 rahibin katliyle ilgili yargılama talebini, "Türkiye zarar görmedi" gerekçesiyle reddetmiş, olay meclise taşınmıştı. 2 Çeçen 7,5 yıl hapis cezası aldı, yaklaşık 2 yıl sonra serbest kalacaklar. 4 Temmuz 2013'te İstanbul Bağcılar'da gözaltına alınan Magomet Abdurakmanov, Suriye'de savaşırken yaralandığını belirterek "Hıristiyan din adamlarının kafalarını kesmiş değilim. El Kaide üyesi olsam Türk istihbaratı bana yardım etmezdi. Suriye'deyken Türkiye'den bize silah, para, araba yardımı yapılıyordu" iddiasında bulundu.
Hürriyet

Işid, Felluce'de Sivilleri Canlı Kalkan Yaptı
Irak ordusu iki gün önce başlatılan "Anbar operasyonu" çerçevesinde ilerlemeye devam ediyor. Ülkenin üçte birini oluşturan ve terör örgütü IŞİD'in elindeki eyaleti kurtarmak için 10 binden fazla Irak güvenlik gücünün ilerleyişi devam ediyor. Operasyonun başlamasının ardından çok sayıda sivilin eyalete bağlı Felluce ilçesinden kaçmak istediği ancak militanların izin vermediği bildirildi. Sivilleri canlı kalkan olarak kullanmaya hazırlanan IŞİD ayrıca ilçedeki camileri ve bazı yolları havaya uçurarak sivillerin şehri terk etmesini engelliyor. Felluce'deki cami, yerleşim yerleri ve devlet dairelerine mayın döşeyen militanların savunmaya geçtiğini açıklayan Şii milislerden oluşan Haşdi Şabi (Halk Topluluğu) sözcüsü Ahmet el- Esedi, "Felluce'ye yakınlığımız bir mermi mesafesinde. İlçede örgütün esareti altında çok sayıda aile bulunuyor. Felluce'den bazı vatandaşlar bizi arayarak güvenlik güçlerinin saflarına katılmak istediklerini söyledi" dedi. Anbar ile Felluce arasındaki IŞİD'i besleyen koridoru ele geçirdiklerini açıklayan Esedi, "Bu bölgelerin kurtarılması önümüzdeki birkaç gün içerisinde de olabilir daha da uzun sürebilir. Operasyonun gücüyle eşdeğer çok sayıda modern silahlarla donatıldık" dedi. Bu arada ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri IŞİD'e büyük darbe vurdu. Koalisyona ait savaş uçakları Ramadi'ye bağlı Barvana, Tikrit ilinin kuzey bölgeleriyle Diyala kentinin etrafında bulunan IŞİD hedeflerine hava saldırısı düzenledi. 100 değişik bölgeye yapılan bombardımanlarda 61 IŞİD militanı öldü, onlarcası yaralandı. 30. Tugay'a bağlı birlikler ise Anbar'da IŞİD'e yönelik başlatılan operasyonda 22 militanı öldürdü.
Türkiye

Tarihi Uzlaşma İle İran 'Geri Dönüyor'
İran ve Avrupalı güçler arasında 12 yıl önce başlayan; ABD, Rusya ve Çin'in katılımı ile devam eden nükleer müzakerelerde nihai anlaşmaya dün varıldı. Avusturya'nın başkenti Viyana'da gerçekleşen 18 günlük son maratonda, Avrupa Birliği'nin (AB) arabuluculuğu ile yürütülen süreçte uzlaşma sağlandı. ABD, Rusya, Çin, Fransa, İngiltere ve Almanya'nın İran ile uzlaştığı bu anlaşma, 1979 yılında gerçekleştirilen İran İslam Devrimi'nin ardından Batı ile ilk resmi yakınlaşma olarak da kayda geçti. Ortadoğu'da önemli değişim potansiyeline sahip anlaşma kapsamında ABD, AB ve Birleşmiş Milletler'in (BM) İran'a uyguladığı yaptırımlar, Tahran'ın uzun vadeli olarak nükleer programını sınırlaması karşılığı kaldırılacak. İran anlaşmanın altı ay içerisinde uygulamaya sokulabileceğini duyurdu. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif ile düzenlediği basın toplantısında, "Bu anlaşma tüm dünya için bir umut işareti" dedi. Zarif ise "tarihi" olarak nitelediği anlaşmanın, uluslararası sorunların çözümü konusunda yeni bir ufuk ortaya koyacağını ifade etti. Zarif, "Anlaşma hiç kimse için mükemmel değil ama başarabildiğimiz buydu ve hepimiz için önemli bir başarı" dedi. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise televizyonlarda canlı yayınlanan açıklamasında, 'kazan-kazan' sayesinde en sonunda karşılıklı güvenin artacağını söyledi. Ruhani, İran'ın dünya güçlerinin anlaşmaya uyduğu sürece ihlalde bulunmayacağını belirtti. İran'ın asla nükleer silah peşinde olmadığını, kitle imha silahlarının dinen yasak olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı, komşu ülkeleri de "İsrail'in propagandasını görmezden gelmeye" çağırdı, İran'ın bölgede istikrardan yana olduğunu söyledi.
Milliyet

Ankara Nükleer Anlaşmadan Memnun
Türkiye, P5+1 ülkeleri ile İran arasında İran'ın nükleer programına ilişkin anlaşmaya varılmasını memnuniyetle karşıladı. Dışişleri Bakanlığı'ndan dün yapılan açıklamada, İran'ın nükleer programına ilişkin sorunun çözümü için diplomasiyi tek seçenek olarak gören Türkiye'nin, müzakerelerin "kapsamlı ortak eylem planı" adı verilen bir anlaşma üzerinde mutabakatla sonuçlanmasını memnuniyetle karşıladığı belirtildi. Başbakan Ahmet Davutoğlu ise "anlaşmayı şu sözlerle değerlendirdi: "Bizim pozisyonumuz bugünden değil, 5 sene önce 2010'da böyle bir anlaşmanın işareti bile ufukta gözükmezken yaptığımız diplomatik çabalarda da açık ve belliydi. O dönemde bir anlamda Tahran Anlaşması'nın zeminini hazırlamış Dışişleri Bakanı olarak herkesçe malumdur. Nerede ve kimin elinde olursa olsun nükleer silahlara karşıyız. Ayrıca İran'a yönelik ambargoların ortadan kalkması da bizim için olumlu bir gelişmedir." 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, anlaşmaya varılmasını 'Soğuk Savaş' döneminin sona ermesinden bu yana diplomasinin elde ettiği en büyük zaferlerden biri olarak nitelendirdi. Yazılı bir açıklama yapan Gül, "Bu diplomatik zaferin bölgedeki diğer meselelerin çözümü için de örnek teşkil edeceğini ve kolaylaştıracağını düşünüyorum" dedi.
Milliyet

Tayland Ölüme Gönderdiği 109 Uygur'un Peşine Düştü
Tayland geçtiğimiz hafta Çin'e gönderdiği, kelepçelenip başlarına çuval geçirilen ve şuan nerede oldukları bilinmeyen 109 Uygur'un akıbetini öğrenmek için Pekin'e bir heyet gönderdi. Tayland Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Anusit Kunakorn önderliğindeki delegeler, Çin'e geçen hafta gönderilen 109 Uygur'un durumunu kontrol etmeye gidecek. Delegeler, bugünden itibaren üç gün boyunca her bir Uygur'un ne durumda olduğunu kontrol edip verilen sözlere uygun şartlar oluşturulup oluşturulmadığı denetleyecek. Ayrıca Pekin'den mevcut durumu tüm dünyaya açıklamaları istenecek.
Star

POLİTİKA
Pkk Silah Bırakmalı
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, "PKK kesinlikte Türkiye'ye karşı silah bırakmalıdır" dedi. Demirtaş, dün gece Habertürk TV'de gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Demirtaş şunları söyledi: "PKK'yı tehdit olmaktan çıkarmanın yolu müzakeredir. Bizim çağrımıza kalmış olsa sabah kalkar akşama kadar çağrı yaparım. Çağrıyla olacak iş değil. Partilerin yaptığı çağrı vicdan rahatlatmadır. Toplumu kandırmadır, başka bir şey değil. Buradan çağrı yapıyorum: PKK kesinlikte Türkiye'ye karşı silah bırakmalıdır. İnanarak, yürekten söylüyorum laf olsun diye değil. Ama benim çağrım çözüm değil ki. Kim yaparsa bırakacak Abdullah Öcalan. O da hangi şartlarda yapacağını açıkladı. Dolmabahçe mutabakatı bunun içindi. KCK son açıklamasında bunu ifade ediyor." Demirtaş, koalisyon görüşmelerine ilişkin de şöyle konuştu: "Bize göre Türkiye bir hükümet kurmalı. Bizim üç temel ilkemiz var: Demokrasi, adalet ve barış. Türkiye'de bir hükümet kurulacaksa bu ilkelere azami uygun olsun istiyoruz. Şu anda AKPCHP daha büyük olasılık olarak görülüyor. Koalisyon kurar ve HDP'nin bu ilkelerine temas eden bir programla çıkarlarsa böyle bir hükümetin çalışmasını kolaylaştırırız. AKP-MHP de buna dahil. Düşmanlık yapma meşruiyetini sorgulama hakkımız yok."
Hürriyet
Temas Sürecek
Başbakan Ahmet Davutoğlu, MHP ile görüşmelerinin "dostane ve samimi" bir havada geçtiğini ifade ederek "Hükümet ortaklılığında bulunmamama yaklaşımını ifade ettiler. Ortaklık çalışması içinde değiller. İhtiyaç olması halinde tekrar bir araya geleceğiz. Türkiye'nin şartları diyaloğu sürdürmeyi gerekli kılıyor. Kritik dönemlerde herkesin her opsiyona açık olması lazım, bizim tutumumuz da açık" dedi. Davutoğlu, dün MHP ile Meclis'te yaptığı ilk tur koalisyon görüşmesinin ardından Ak Parti Genel Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Genel Başkan yardımcıları Beşir Atalay, Ekrem Erdem, Öznur Çalık, Genel Sekreter Haluk İpek ve Antalya Milletvekili Lütfi Elvan katıldı. Davutoğlu, basın toplantısında özetle şunları söyledi: Takip ettiğiniz gibi bütün yoğunluğu ile görüşmelerimiz devam ediyor. Misafirperverlik ve sıcak ortam için teşekkür ederim. CHP heyeti ile aynısını vurgulayarak söyleyeyim son derece dostane ve samimi bir ortamda görüştük. Siyasi kültür açısından önemlidir. Karşılama, sohbet, konuların akışı bağlamında, Bahçeli için de geçerli istifade ettiğim son derece bir güzel görüşme oldu. 7 Haziran tablosunda üzerimize düşen sorumlulukları kendisi ile paylaştım. Kendisi de Cumhurbaşkanı'nın verdiği görev hayırlı olması temennisinde bulundular. 1 saat 44 dakika görüşüldü. İyi hesaplamışsınız. 4 dakika fazla eksik yorumlarını gördüm. Hediye de verdi, çini hediyesi verdi. Fotoğrafçıların da girişi oldu onları düşerseniz 1 saat 40 dakika oldu. Ama hesap ederek saate bakarak konuşmadık. Saat taşımıyorum. Adaletli bir şey oldu. Ak Parti ziyareti bağlamında adaletli oldu. Çok konu konuştuk Suriye, Irak politikaları, Türkiye'deki gelişmeler çok samimi bir ortamdı. Müteşekkir ve mutluyum. Türkiye'nin bir an önce sağlıklı ve güçlü bir hükümet kurma zorunluluğu ve ihtiyacı içinde olduğunu söyledik. Bahçeli kendi tutumlarını son derece açık ve şeffaf değerlendirmede bulundu. 7 Haziran'dan sonra birçok vesileyle dile getirdiği şekliyle hükümet ortaklılığında bulunmamama yaklaşımını ifade ettiler. 7 Haziranı böyle yorumladıklarını, kendilerinin başarı dilediklerini kendilerinin hükümet ortaklığı konusunda böyle bir ortaklık çalışması içinde olmadıklarını ifade ettiler. MHP ve Bahçeli'nin kendi tutumları için saygı duyuyoruz. Bundan sonrası ile ilgili de görüş paylaştık. Arkadaşlarımızın temas içinde olmasının faydalı olacağı noktasında mutabık kaldık. Gelişmelerle bağlantılı olarak tekrar bir araya gelme konusunda bir mutabakat oldu, ihtiyaç olması halinde bir yaklaşımımız oldu. Tabii bu tutuma saygı göstereceğiz ama Ak Parti'nin tutumuna bakıldığında bütün partilerle görüşeceğiz ve bir hükümet ortaklığı kurulana kadar da partilerle eşit mesafeyi koruyacağız. Türkiye'nin şartları diyalogu sürdürmeyi gerekli kılıyor. Bu istişarelerin devamında herkes fayda görüyor. Bundan sonraki gelişmeler çerçevesinde arkadaşlarımız arasında hem de ihtiyaç duyulması halinde ki ihtiyaç duymamız doğaldır, Bahçeli ile bayram sonrası ikinci görüşme için gelme imkanımız var.
Milliyet
Suçu Kabul Edenle Abd Usulü Pazarlık
Adalet Bakanlığı, "ceza yargılamalarında işyükünün azaltılması ve alternatif çözüm yöntemlerinin geliştirilmesi" amacıyla sürpriz bir kanun taslağı hazırladı. Taslakta ABD'de olduğu gibi şüphelinin suçunu kabul etmesi halinde cezanın "pazarlık" usulüyle belirlenmesine ilişkin düzenlemeler yer alıyor. Taslakta ayrıca halen üst sınırı 3 ay olan suçlarda uygulanan önödemedeki sınır 2 yıla çıkarılarak şüphelilere "öde-kurtul" imkanı getiriliyor. 32 maddeden oluşan "Ceza Muhakemesinde İş Yükünün Azaltılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" taslağı 10 Temmuz 2015 tarihinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına görüşlerini bildirmeleri için gönderildi. Taslakla, Ceza Muhakemesi Kanunu'na "basit yargılama" başlığıyla yeni bir düzenleme getiriliyor. Buna göre, üst sınırı 5 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarla ilgili olarak savcı basit yargılamayı uygulayabilecek. Bu usulün uygulanabilmesi için suçun şüpheli tarafından işlendiği hususunda yeterli şüphe bulunması, şüphelinin savcının huzurunda suç işlediğini kabul etmesi ve pazarlığa onay vermesi gerekecek. Mahkeme basit yargılama sonucu şu yaptırımlardan birine veya birkaçına hükmedecek: Cezanın alt sınırının yarısını geçmemek kaydıyla bir yıla kadar hapis cezası. Seçimlik ceza olarak hapis ve adlî para cezası öngörülmesi halinde, yüz seksen güne kadar adlî para cezası. Cezanın ertelenmesi. 30 günden 730 güne kadar kamuya yararlı bir işte çalışma. 30 günden 1 yıla kadar bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulma, belirlenen bir süreyle belirli yer ve bölgelere gitmeme, belirli mercilere düzenli başvurma, suçun işlenmesiyle bağlantılı meslek veya sanatın icrasının yasaklanması, suçun işlenmesiyle bağlantılı ehliyet veya ruhsatın geri alınması. Suçtan doğan zararın, aynen iade, önceki hale getirme veya tazmin suretiyle giderilmesi. Pazarlık usulünün kapsamına yaralama, sarkıntılık, reşit olmayanla cinsel ilişki, cinsel taciz, tehdit, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, nefret ve ayırımcılık, haberleşmenin engellenmesi, hakaret, hırsızlık, mala zarar verme, dolandırıcılık, çevrenin kirletilmesi, imar kirliliğine neden olma, müstehcenlik ve Cumhurbaşkanına hakaret gibi çok sayıda suç girecek. Mahkeme bu kararını dosya üzerinden verecek, sadece gerek görmesi halinde faili dinleyebilecek. Mahkemenin, basit yargılama usulünü kabul etmemesi halinde soruşturmaya devam edilecek. Bu durumda şüphelinin suçu kabul ettiğine ilişkin beyanı dosyadan çıkarılacak. Pazarlık usulü, iki veya daha fazla kasıtlı suç işleyenler ile suçu meslek edinen kişilere uygulanmayacak. Taslağın gerekçesinde bu düzenlemenin Anglo-Amerikan sistemindeki "ceza veya dava pazarlığı" usulünden esinlenerek hazırlandığı belirtildi. Gerekçede benzer yöntemlerin Almanya, İtalya ve Fransa başta olmak üzere pek çok Avrupa Konseyi ülkelerinde de uygulandığı ifade edildi.
Milliyet
'Liderler Ülke Geleceğini Düşünerek Adım Atmalı'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün akşam Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile iftarda bir araya geldi. Koalisyon görüşmelerinde liderleri ülkenin geleceğini düşünerek adım atmaya çağıran Erdoğan'ın canlı yayında yaptığı açıklamalardan satır başları şöyle: Bu mübarek ayda millet olarak kapı komşularımızdan başlayarak dünyadaki ihtiyaç sahiplerine yardımcı olduk, dertlere derman olmanın çabası içinde olduk. Ne yazık ki Suriye gibi birçok ülkede Ramazan ayı acı haberler geldi. Biliyorsunuz cumartesi günü insanlık tarihinin en yüz kızartıcı olaylarından biri olan Srebrenitsa katliamı anıldı. Bizim dünyamızda farklı bir yeri var. Maalesef ders çıkarılmadığını görüyoruz. Srebrenitsa katliamı uluslararası aczin ifadesidir. Ders alınmayan tarih tekerrür eder. Uluslararası toplumun irade boşluğunu 20 yıl önce Bosnalılar ödedi, şimdi de Suriyeliler ödüyor. Suriye başta olmak üzere bugün de benzer olaylar vuku buluyor. Bugün Suriye'de 300 bin Suriyeli hayatını kaybetmiştir. 4 milyon kişi ülkesini değiştirmiştir. 2 milyonu bizim ülkemize geldi. 6 milyon Suriyeli de ülke içinde yer değiştirmek zorunda kaldı. Bundan 20 yıl önce milletimiz Bosna savaşı sırasında nasıl seferber olduysa şimdi tüm mazlumlar için seferber oluyor. Yeni katliamların yaşanmasını istemiyorsak başta BMGK olmak üzere uluslararası toplum inisiyatif almalıdır. Türkiye'nin son 12 yılı devletle milleti barıştırma, arayı kaynaştırma, kırılan gönüllerin onarıldığı, helalleşmenin sağlandığı bir dönem oldu. Cumhuriyetimizin 2023 yılında ülkemizi çok daha farklı yere, özellikle de 100. Yılında, ulaştırmak istiyoruz. Zaman öldüren değil, zamanının kıymetini bilen, onu en iyi şekilde değerlendiren gençlik yetiştirme zamanıdır. Biz kardeşlik iklimini geliştirmek için çabalıyoruz. Paralel ihanet çetesinin neden olduğu tahribatın sarılması gerekiyor. Himmet ve hizmet diyerek aldıkları paraları nereye harcadıklarını gördük. Kumar masalarına, şatafata harcadılar. Geleceğimizin teminatı binlerce gencimiz, bu örgütün elinde ülke ve millet karşıtı bir konuma sürüklendi. Bu paralel örgütün işlediği cürümlerin izole edilmesi konusunda sizlerin daha iyi çaba sarf etmesi gerektiğini düşünüyorum. Dün (gün) itibarıyla başlayan, bugün (dün) de devam eden koalisyon görüşmelerinin sağlıklı şekilde yürütülmesini ve hayırlı bir neticeye ulaşmasını temenni ediyorum. Suriye, Irak, Yunanistan, Ukrayna gibi komşularımızdaki durum ortadayken, Meclis'teki tüm siyasi parti genel başkanlarının, ülkenin geleceğini düşünerek adım atmaları gerekiyor. Siyaset, özü itibarıyla bir uzlaşma sanatıdır. Siyasilerin görevi, taktik manevralarla millet iradesine çalım atmak değil, bilakis sandıkta tecelli eden karara tabi olmak, onu hayata geçirmektir.
Vatan

SPOR

Barcelona'ya 41 milyon euro gibi önemli bir bedelle transfer olarak tarihe geçen Arda Turan için yeni teknik direktörü Luis Enrique konuştu. 2015-16 sezonu çalışmalarına önceki gün başlayan Katalan devinin başarılı çalıştırıcısı düzenlediği basın toplantısında Arda'nın transferine geniş yer ayırdı. İlk olarak milli futbolcunun kaliteli bir isim olduğuna değinen Enrique, "Arda, La Liga'yı tanıyan bir futbolcu. Yeteneklerinden, kalitesinden kimse şüphe duymamalı. Herkesi çalımlayabilecek, herkesi geçebilecek bir potansiyeli var. Topu aldığı zaman kaybetmiyor, topu almak çok zorlaşıyor. Eminim, Arda bize güç katacaktır" ifadelerini kullandı. Barcelona'nın transfer yasağından dolayı 6 ay Arda'nın kenarda beklemek zorunda kalmasını da yorumlayan başarılı antrenör, "6 ay boyunca bir takıma gitmesini tercih etmem. Burada olmasını isterim. Ben bu transferden çok memnunum" diye konuştu. Kulüp başkanına da teşekkür eden Enrique, "Arda Turan transferiyle alakalı başkana teşekkür ederim. Bir teknik direktör olarak sezonun programını ben yapacağım. Arda bizim anahtarımız olacak. Arkadaşları ve soyunma odasını tanıma sürecinden geçiyor" dedi.
Milliyet

Galatasaray, yeni sezon hazırlıkları kapsamında Avusturya temsilcisi Josko Ried ile oynadığı özel maçı 3-2 kazandı. Keine Sorgen Arena'da oynanan maça sarı-kırmızılı takım; Eray, Tarık, Koray, Dany, Carole, Sinan Gümüş, Emre Çolak, Jem, Furkan, Olcan ve Berk İsmail 11'i ile çıktı. İkinci yarıda kaleci İsmail Çipe, Bilal Kısa, Sabri, Sercan Yıldırım, Yekta, Umut Gündoğan ve Yavuzhan da forma giydi. Genç kaleci İsmail'in hatalarıyla Avusturya takımı 53 ve 59'da 2 gol buldu. 80'de Bilal hazırladı; Carole ortaladı, Sercan dokundu: 2-1. Carole 4 dakika sonra sol çaprazdan ceza sahasına girip 2-2 yaptı. 90+2'deki serbest vuruşta Bilal topu filelere gönderip skoru belirledi: 3-2. 89. dakikada bir ikili mücadele sırasında rakibiyle çarpışan Sercan kısa süreli bilinç kaybı yaşadı. Tecrübeli oyuncunun durumunun iyi olduğu açıklandı.
Star

Robin Van Persie rüya gibi bir imza töreniyle, Fenerbahçeli oldu. Saracoğlu'nda 15 bini aşkın taraftar önündeki törende Hollandalı futbolcu konuşmasına Türkçe "Merhaba Fenerbahçe" sözüyle başlayıp yine Türkçe "Teşekkürler Fenerbahçe" diye bitirdi. Yıldız oyuncu, imza töreninde ve basın toplantısında şunları söyledi: "Türkçe'yi en kısa sürede öğreneceğim. Adaptasyon için bu çok önemli. Umarım bir sene sonra burada Türkçe basın toplantısı düzenleriz. Kazanabileceğimiz kadar fazla kupayı almak için her şeyi yapacağım. Bu kalabalığı görünce şampiyon olursak ne olacağını bilemiyorum. Birlikte başaralım diyorum." "Türkler tam bir futbol tutkunu. Onların bu tutkusunu hep sevdim. Ben burada çok istekliyim ve çok açım. Benimle ilgili birçok transfer dedikodusu çıktı. Ancak bana büyük kulüp olduğunu en çok hissettiren Fener oldu. 3 yıl buradayım." "Belki daha da fazla kalırım. Kendimi geliştirmek için bir kaç haftaya ihtiyacım var. Taraftarı mutlu edebilmek için her şeyi yapacağım. Tabi ki kaçıracağım da ama atmak için hep vuracağım. Bizi bekleyen iki ön eleme turu var. Ajax da rakibimiz olabilir. Bu hocayla ve bu kadroyla Devler Ligi'ne kalırız."
Star

2012 Londra Olimpiyat Oyunları 1500 metre finalinde 2. olan Gamze Bulut'a iyi haber geldi. Altın madalya kazanan bir diğer milli atlet Aslı Çakır Alptekin'in CAS'taki itirazının reddedilmesi durumunda dahi 2. olan Bulut'un 'temiz' olduğunun anlaşılması üzerine altın madalyanın Türkiye'de kalacağı kesinleşti. BİYOLOJİK pasaport verilerinde sapma beklenen ve bu yüzden sürekli takip edilen Bulut'un Uluslararası Atletizm Federasyonu (IAAF) tarafından yapılan değerlendirmede 'sorunsuz' görülmesi altın madalyanın 3. olan Bahreyn'li Meryem Yusuf Cemal'e gitmesini engelledi. Başka bir deyişle Alptekin'le ilgili kararın açıklanmasına sayılı günler kala Bulut, Türkiye'nin atletizmdeki ilk altın madalyalı sporcusu olmak üzere.. düzenlenen 2012 Olimpiyat Oyunları'nda Türkiye 1500 metre finalinde Alptekin 4.10.23'lük derecesiyle 1., Bulut 4.10.40'la 2. olarak Türk spor tarihinde en büyük başarılardan birine imza atmışlardı. Ancak bir yıl sonra IAAF, Alptekin'in biyolojik pasaportunda doping şüphesi uyandıracak sapmalar tespit edildiğini belirterek spordan men etmişti. Alptekin bunun üzerine CAS'a başvurarak itirazda bulunmuş ve haziran ayının ilk haftasında açıklanması beklenen karar 20 gün ertelenmişti. CAS'IN kararını kısa bir süre içerisinde kamuoyuna duyurması beklenirken, konuyla ilgili hukukçuların verdiği bilgilere göre biyolojik pasaport itirazlarına CAS'ta bugüne kadar sporcu lehine çıkmış herhangi bir karar olmadığı da gelen bilgiler arasında.
Vatan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme